<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yandaş arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/yandas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/yandas/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Jul 2025 18:23:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Düştük elhamdülillah</title>
		<link>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Jul 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[muhalif]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50772&#038;preview=true&#038;preview_id=50772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peki, muhalifler haklı mı? Hiç sanmıyorum. Onlar da hata yapıyor. Sadece bilgisizlikten ve beceriksizlikten yapılanlara bir sebep bulmaya, akıllı bir açıklama getirmeye çalışıyorlar. Aklın olmadığı yerde akıl hayal ediyorlar. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/">Düştük elhamdülillah</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdustuk-elhamdulillah%2F&#038;title=D%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCk%20elhamd%C3%BClillah" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/" data-a2a-title="Düştük elhamdülillah"></a></p><p>Bir hata yapılıyor. Ülkenin ekonomisi dara giriyor. Hata niçin yapılıyor? Demek ki ekonomiyi yönetenin ekonomiden haberi yok. Fakat bildiğini zannediyor. En basit izah bu. Bir sonuca sebep aranırken seçenekler arasında en basiti tercih edilir. Buna bilim felsefesinde Occam’ın Usturası denir. Hatayı izah etmenin en basit seçeneği, yapanın işi bilmemesi, becerememesidir; değil mi?</p>
<p>Fakat biz “siyaset” yapıyoruz! O hâlde işleri karıştıracağız. Önce yandaşların, sonra muhaliflerin açıklamalarını ele alacağım.</p>
<h2>Yandaş der ki: Bilerek yapıyoruz</h2>
<p>Yandaşlar diyor ki:</p>
<p>Bilerek yapıyoruz. Tam on ikiden vuruyoruz. Gerçi dış güçler bize saldırıyor ama zarar yok. Biz on ikiden vurduğumuz için hamdolsun başaracağız.</p>
<p>Şimdi hedefi on ikiden vurmanın da iki yolu var. Birincisi şöyle: İç içe halkalar vardır karşınızda. Ustaysanız, iyi nişancıysanız  oku atarsınız ve o dairelerin tam merkezindeki, en küçük, kıpkırmızı boyalı daireyi vurursunuz. Fakat beceriksizsiniz. Ok atmayı da yay tutmayı da bilmiyorsunuz. Ama her yaptığınızın pek esaslı, pek başarılı olduğunu söylemeniz gerekiyor. Çünkü siz yanılmazsınız. Büyük adamsınız. O zaman oku atarsınız. Ok gider bir yere saplanır. Yandaşlarınız hemen ellerinde fırçalar ve teneke teneke boyalarla koşarlar; okun o düştüğü yerin çevresine halkalar çizerler, saplandığı yere de koyu kırmızı bir daire: İşte gördünüz mü? Ne güzel yaptık değil mi? Dış güçler kudursun; biz bu işi iyi biliriz.</p>
<h2>Sıfr Elhamdülillah</h2>
<p>Okun düştüğü yere halka çizmenin bir başka yolunu Nasrettin Hoca bize öğretmişti. Geçenlerde İbrahim Kiras üstat da yazdı. Hoca eşekten düşmüş. Ahbapları koşuşmuş, “Ne oldu hoca, geçmiş olsun.” demişler. Hocanın cevabı: “Ben zaten inecektim.”</p>
<p>Zaten bilerek yapmasaydı her olan bitenin ardından “hamdolsun, elhamdülillah” der miydi?</p>
<p>Bu noktada aklıma, Suudi Arabistan’da, üniversitede hocalığım sırasında başımdan geçen bir olay geldi. Benim dersimde, kimyada, pek başarılı olmayan bir öğrencime, matematik vize sınavından kaç aldın diye sormuştum. Cevabı unutamam: “Sıfır elhamdülillah”.  Bu benim kulaklarıma biraz garip geldi ama sonra düşündüm; çocuğun söylediği doğruydu. Hayır da şer de Allah’tan geldiği için ve hamd sadece Allah’a mahsus olduğuna göre söylediğinde yanlış bir şey yoktu. “Şükr” demiyordu ki.</p>
<p>Buraya kadar yandaşların anlattıkları, düşündükleri idi. Bunlara ne kadar inanıyorlar; bilemem. Şimdi gelelim muhaliflere.</p>
<h2>Muhalif der ki: Bilerek yapıyorlar</h2>
<p>Muhalifler diyor ki:</p>
<p>Bilerek yapıyorlar. Bakın burada yandaşla muhalif aynı şeyi söylüyor. Fakat ikincisinde açıklamalar farklı. “Ülkenin varlıklarını ucuzlatıp BAE ve Katar’a satacaklar.” “Bol bol dolar aldılar, şimdi kâr edecekler.” “Beş kafadarlar ülkedeki diğer şirketleri de satın alacaklar; onlar nasıl olsa dolar alıyor…”</p>
<p>Peki, ben ne diyorum?</p>
<p>Yandaşları anladık. İktidar ne yaparsa yapsın, onların alkış tutması, helal olsun falan demesi lazım. Bu beklenen bir şey.</p>
<p>Peki, muhalifler haklı mı? Hiç sanmıyorum. Onlar da hata yapıyor. Sadece bilgisizlikten ve beceriksizlikten yapılanlara bir sebep bulmaya, akıllı bir açıklama getirmeye çalışıyorlar. Aklın olmadığı yerde akıl hayal ediyorlar.</p>
<p>Bu pek insanca bir şey. Bakınız nasıl.</p>
<h2>Akıl teorisi</h2>
<p>İki- üç yazımda bir tekrarlıyorum: İnsan bir toplum yaratığıdır. Dolayısıyla beynimizin devreleri doğuştan toplum içinde uyuma, karşımızdakinin duygusunu, hissini anlamaya göre kurulmuştur. Biz kendimizi karşımızdakinin yerine koyup onun nasıl düşündüğüne nüfuz ederiz. Buna psikolojide “Theory of Mind- Akıl Teorisi veya Zihin Teorisi” deniyor. Yanlı anlaşılmasın, psikoloji bilimin teorisi değil, bir insanın diğerinde akıl olduğunu kabul etmesi. Bu kabule teori diyoruz. Karşımızdakinin duyup düşündüğünü anlamak. Muhakkak ki ilişkilerde son derece yararlı bir şey.</p>
<p>Ancak aynı teori bazen bizi yanıltıyor. İşte bu komplo hikâyelerini anlatan ve onlara inananların yanıldıkları gibi. Düpedüz bir hatanın, beceriksizliğin arkasında akıl var sanıyorlar.</p>
<p>Pek aydınlık günlerde değiliz. Neşelenmek zor. Yüzlerinize biraz olsun bir tebessüm getirebilmek için bir başka hikâyeyi anlatayım. İki bilim adamı, Daniel Kahneman ve Amos Tversky, insanların doğal yapılarından ötürü yaptıkları hatalar üzerindeki çalışmalarıyla öne çıktılar. Psikoloji, ekonomi ve istatistik dallarının kesişme noktasında… Davranış Ekonomisi denilen yeni alanı da icat ettiler. Kahneman 2002’de Nobel Ekonomi ödülünü aldı. Tversky birkaç yıl önce vefat ettiği için mahrum kaldı.</p>
<p>İşte bu ikili, bir uluslararası bilim kongresinde çalışmalarını anlatacaklar. Programda isimleri ve bildirilerinin başlığı var. Toplantı başlamadan önce bir başka bilim adamıyla aralarında şu konuşma geçiyor:</p>
<p>&#8211; Konunuz Yapay Zekâ mı?</p>
<p>Cevap veriyorlar:</p>
<p>&#8211; Hayır, tabii aptallık.</p>
<p>___________________</p>
<p>Not: Bu yazıyı 4 Eylül 2023 tarihinde yazmışım. Fakat her nedense yayıma göndermemişim. Baktım. Hâlâ güncel. Takdirinize sunarım. Bu yazıyı yazdıktan 7 ay kadar sonra, 27 Mart 2024’te Kahneman vefat etmiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/">Düştük elhamdülillah</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dustuk-elhamdulillah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</title>
		<link>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[savunma]]></category>
		<category><![CDATA[savunma teknolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37916&#038;preview=true&#038;preview_id=37916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nasıl iktidarın vasıflı bilim adamına, hekime, mühendise ihtiyacı yoksa basınımızın da olumlu haberlere, başarılı gençlere, genç veya yaşlı yenilikçiliklere dair haberlere ihtiyacı yok. Başarı haberlerine ihtiyacı yok. Olumlu gelişmeler, katiyen kötülükler kadar yer bulamıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/">Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&amp;linkname=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpsikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin%2F&#038;title=Psikolojimiz%3A%20Kavga%20%C3%A7%C4%B1karal%C4%B1m%20da%20reyting%20arts%C4%B1n" data-a2a-url="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/" data-a2a-title="Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın"></a></p><p>Geçen yazım insan sermayemizin ülkeyi terk edişiyle ilgiliydi ve gerçekten karamsar bir yazıydı. Fakat karamsar yazmakta haklıyım. Ben hekimleri vurgulamışım. Bunu, yazıya gelen yorumlardan bir kere daha anladım: Mühendisler de ülkeyi terk ediyordu… Ve rakamlar, öyle benim saydığım birkaç zirve örneğin çok ötesinde, binlere, yüz binlere ulaşıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunlarının yarısı yurt dışına gitmiş. Biz ne yapıyoruz? Bu üniversitelerde, sadık adamlarımız rektör olsun diye uğraşıyoruz. Derdimiz bu!</p>
<h2><strong>Tek tük güzel haber de var</strong></h2>
<p>Anlattığım bulutlu hatta karanlık manzaranın, tek tük istisnası var. Hani en karanlık bulutların bile gümüş astarları vardır denir ya…</p>
<p>Mesela bilgisayar- internet oyunları sektöründe Türkiye’de güzel gelişmeler var. Robotikte de… Bunlar hem üniversite mezunlarından hem de daha öğrenciyken meraklanıp bu konularda çalışan gençlerden geliyor. Niçin? Niçini şu: Bu ve buna benzer dallarda dışarıya doğrudan satış mümkün. Bir oyun programı veya bir robot tasarımı maddî değil.</p>
<p>Türkiye’nin maddî üretimde yaptığı bir atılımı var: İHA ve SİHA’lar. Bu bir yenilikçiliktir ve basbayağı başarıdır. Gerçi bunların da müşterisi devlet ama tek başına bu unsur başarıyı açıklamaya yetmez. Diyeceksiniz ki, İHA ve SİHA’ların bütün parçaları veya parçaların çoğu, hele motor gibi kritik olanlar dışarıdan geliyor. Haklı da olursunuz. Fakat bu, başarıyı sıfırlamaz. Ancak o kritik parçaları da bir an önce en yüksek verimlilikle içeride imal etmenin yollarını bulmalıyız.</p>
<p>İHA- SİHA konusunu aylar önce bana, bir okuyucum, yenilikçilikten bahseden bir yazımın altına yaptığı yorumla hatırlatmıştı.</p>
<h2><strong>Stratejik üretim</strong></h2>
<p>Çağımızda imalat, eski önemini kaybetti. Mor İnek ve Fikir Virüsü kitaplarıyla ünlenen, yazıp çizdikleri gerçekten virütik bir popülarite kazanan Seth Godin, eski ve yeni iş şartlarını şöyle bir benzetmeyle anlatıyor: Bir ürünün piyasaya sunulmasında tasarım, imalat ve pazarlamayı üç organ olarak alın. Tasarımı bir insanın sağ kolu, imalatı kafası, pazarlamayı da sol kolu gibi düşünün. Eskiden diyor Godin, kollar aşağıda, kafa yukarıdaydı. Ve şuna benzer bir resim çiziyor: ıIı. Küçük “ı”ları kollar, büyük I’yı kafa olarak düşünün. İlk küçük ı, tasarımı, büyük I imalatı ve ikinci küçük ı, pazarlamayı temsil etsin. Üretimin kıt,  üretenin az olduğu dünyada üretmek, müşteriyi ve ürettiğiniz nesnenin değerlendirilmesini garanti ediyordu. Hani, “Elimi öpene satarım” dünyasıydı o dünya. Şimdi ortam değişti ve Godin’in adamı kollarını yukarı kaldırdı. Artık manzara şöyle: IıI. Tasarım çok önemli. Pazarlama da öyle. İmalatı her yerde yaptırabilirsiniz. iPhone’unuz varsa arkasını çevirip okuyun: “ABD’de tasarlanmış, Çin’de üretilmiştir.” yazısını göreceksiniz. Apple, muhteşem bir pazarlama ve güzel bir tasarımdır.</p>
<p>Fakat bu, her konuda doğru değil. Hele SİHA gibi, Altay tankının, hücum helikopterinin motoru gibi stratejik konularda hiç değil. Bunları bir an önce ve yandaş &#8211; muhalif bakmadan, yurt içinde üretmeliyiz. Onun için de vasıflı mühendislerimizi kaçırmasak iyi olur.</p>
<h2><strong>Mühendisler ve hekimler ülkesiydik &#8211; yandaşlar ülkesi olduk</strong></h2>
<p>Savunma konusundaki malzeme, muhakkak ki stratejik ve piyasa koşullarına tabi değil. Fakat bir ürünü başka etmenler de stratejik yapabiliyor. Batı, üretiminin büyük kısmını Asya-Pasifik havzasına kaydırınca bazı terslikler yaşamaya başladı. Tayvan’da, bir birine komşu iki bilgisayar belleği (RAM) fabrikası yandığında aylarca bellek fiyatlarının yanına yaklaşılamadı. Yonga (çip) üretiminde kullanılan reçineyi üreten fabrikalar, bir tsunamiden sonra devre dışı kalınca çip krizi patladı. Dolayısıyla bu ürünlerin de stratejik olduğuna karar verildi ve mesela <a href="https://www.philips.com.tr/" target="_blank" rel="noopener">Philips,</a> Uzak Doğu’ya gönderdiği üretimini tekrar Hollanda’ya taşıdı.</p>
<p>Geçen yazıma yorum yapan Turgay ve Mülayim mahlaslı okuyucularım da, Hollanda’nın teknoloji atılımını bakınız nasıl yazmışlardı: “[Hollanda’da] Silikon Vadisi’ne benzer bir yer varmış ve de 1000 &#8216;e yakın Türk mühendis orada çalışıyormuş. “ (Turgay).  “Hollanda, dünyanın en büyük çip fabrikasını kuruyor” (Mülayim).</p>
<p>İlber Ortaylı,  epey önce, “Türkiye bir hekimler ülkesidir. Yakında bir mühendisler ülkesi de olacaktır.” demişti. Olduk da. Fakat şimdi su tersine akmaya başladı. Mühendissiz, hekimsiz, fakat bol yandaşlı bir ülke olma yolunda ilerliyoruz.</p>
<h2><strong>İğneyi kendimize</strong></h2>
<p>Nihayet kendime, basına da bir eleştiri yönelteyim. Nasıl iktidarın vasıflı bilim adamına, hekime, mühendise ihtiyacı yoksa basınımızın da olumlu haberlere, başarılı gençlere, genç veya yaşlı yenilikçiliklere dair haberlere ihtiyacı yok. Başarı haberlerine ihtiyacı yok. Olumlu gelişmeler, katiyen kötülükler kadar yer bulamıyor. Dolayısıyla başarılı insanların da şevki kırılıyor. Bu bir negatiflik sarmalı ve belki beyin göçünün ikinci sebebi de bu.</p>
<p>Bir akrabamın, Banu Zorlutuna’nın, yönettiği açık oturum programının arasında, kanal sahibinin onu çağırarak, “Bir kavga çıkart da reytingimiz artsın.” dediğini hatırladım.</p>
<p>Elin adamı, “Ne yapmış?” diye sorarken biz, “Bizden mi?” diye soruyoruz. Yenilikçinin de ne sizden ne de öbürlerinden olmak umurunda değil. Ceketini alıp gidiyor. Hakkaniyetli olayım: Karar, bu eleştiriyi en az hak eden gazete.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/">Psikolojimiz: Kavga çıkaralım da reyting artsın</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/psikolojimiz-kavga-cikaralim-da-reyting-artsin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yankı odaları</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanki-odalari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanki-odalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Twittter]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37622&#038;preview=true&#038;preview_id=37622</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&#038;title=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanki-odalari/" data-a2a-title="Yankı odaları"></a></p><p>İnsanlar, Türk toplumunun birbirini hainleştirmeyen, birbirinden nefret etmeyen günlerine hasret. Rahmetli Demirel’in, rahmetli Erdal İnönü’yü hasta yatağında ziyaret edip ellerini avuçlarının içine aldığı fotoğrafı paylaşıyorlar. Demirel’in, Ecevit fotoğrafı taşıyan çocukla poz verdiği fotoğrafı paylaşıyorlar. İnsanlar, YouTube’da iktidar ve muhalefet liderlerinin televizyonda tartışmalarını seyrediyor. İmrenerek birbirine o bağlantıları veriyor. Ecevit, Çiller, Türkeş, Erbakan, Demirel… Kimse hain değil. Kimse öbürlerinden on arşın daha uzun değil. Kimse kimseyi aşağılamıyor, nefret diliyle ve nefret suratıyla konuşmuyor. “Nefret dili”ni bilirdik de “nefret suratı”nı iktidar siyasilerinden yeni öğrendik.</p>
<h2><strong>Viral saçmalıklar</strong></h2>
<p>İngilizceden ithal bir terim, “<em>echo chamber</em>”: “<em>Yankı odası</em>” veya “<em>aksiseda odası</em>” diye çevirebiliriz. İnsanların mikro cemaatler kurup dünyayı o cemaat içinde düşünülenlerden, konuşulanlardan ibaret saymaları olayına verilen isim. Aşının Bill Gates’in çip takma operasyonu olduğu, Lozan’ın 2023’te yürürlükten kalkacak gizli maddeleri ve daha nice saçmalıklar, herhâlde böyle yankı odalarında kuluçkaya yatıp sonra yumurtadan çıkıyor. “<em>Yankı odası</em>” olup biteni güzel anlatıyor. Siz bir şey söylüyorsunuz veya bugün bizde olduğu gibi bir şeyi bağırıyorsunuz. Bağırdığınız laf, odanın duvarlarına çarpıp size geri dönüyor. “Vay canına” diyorsunuz, “herkes benim gibi düşünüyor!”. Yalnız bu yankı odalarında yankı duvarlardan değil, duvardan farksız yandaşlarınızdan geliyor.</p>
<p>Böyle sapıklıklar bütün toplumlarda meydana gelebilir. Ama şimdikiler farklı, öyle alelade sapkınlıklar değil. Yukarıdaki tarifte “mikro cemaatler” demiştim. İşte bugünküler hiç de mikro değil. Bayağı büyük grupları inandırabiliyor, etkisi altına alabiliyor. Artık bunlar yankı odası değil, yankı salonu veya stadyumu, hatta ülkesi! Hani küçük cemaatlerde kuluçkaya yatıp yumurtadan çıkan saçmalıklar var ya… Bunlar mutasyon geçirmiş, DNA’larına viral bir özellik eklenmiş. Bütün ülkeyi sarıveriyorlar.</p>
<p>Türkiye’nin yankı ülkesi hâline gelişinin iki sürücüsü var. Biri sosyal medya. Fakat dev cemaatlerimizin televizyon kanalları da bir o kadar etkili. Belki yazılı basının da katkısı var.</p>
<h2><strong>Hepsinde aynı yankı</strong></h2>
<p>Tek tek ele alayım. Facebook’ta 5000’e yakın “arkadaşım” var. Facebook, kişi sayfalarını bu sayıyla sınırlıyor zaten. Yeni arkadaşlık istekleri geldikçe tanıyor muyum diye sorgulamıyorum. 5000 kişiyi tanımak ne mümkün. Yeni isteklere, arkadaşlık isteyenle kaç ortak arkadaşımız var diye bakıyorum. Ortak arkadaş sayısı belli bir rakamın üstünde ise kabul ediyorum. Mesela elli veya daha fazla ortak arkadaşımız varsa kabul. Yoksa kabul etmiyorum.  Şu olana bakın: İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p>Twitter bundan çok farklı değil. Kimleri takip edeceğinizi yine siz seçiyorsunuz. Eh düşüncelerini, fikirlerini sevmediklerimi izleyecek değilim değil mi? Zaten insanların takip ettikleri, genellikle onları takip edenlerden çok fazladır. Şimdi baktım, bendeki oran bire kırk dört. Hadi ben ekstra nobranım diyelim ama hüküm genelde doğrudur. Belki bire yirmi falandır. Buyurun size bir başka yankı odası. Tam değil ama neredeyse “kendi çalar kendi dinler” deyiminde tarif edilen hâl bu. Beni izleyenler beni beğenenler zaten. Kapalı devre. Troller hâriç. Onlar maaşlı çocuklar.</p>
<p>Belki bir zamanlar televizyon ve basın daha renkliydi. Hatta aynı gazetede veya aynı kanalda farklı siyasî görüşlere rastlayabilirdiniz. Sonra yazılısıyla, sözlüsüyle yandaş basın doğdu. Geri kalan birkaç gazete ve kanal da muhalif olmayı seçti. Belki de yandaşların yarattığı tekdüzelik ikraha yol açtı ve yandaş olmayanlar muhalefet yapmaya itildi. Bizzat okuyucu ve seyirci tarafından. Muhalefeti yok etmeğe çalışırsanız, yok edemediklerinizi büyütürsünüz. Nadir hâle getirdiğinizin değeri artar. Muhalif basın bu yüzden büyüdü.</p>
<h2><strong>Nefret milleti yok ediyor</strong></h2>
<p>Bakıyorum, hiçbir eve ortadan yayın yapan gazete girmiyor. Yandaş tirajları sert şekilde düştü. Geriye kalanların okuyucuları ancak alışkanlıktan devam ediyor. Gazetelerin tiraj kaybetmesi sadece bu sebebe bağlı değil tabi… İnternet ve televizyonun da etkisi var. En çok satan gazetenin, “<em>1 Milyonu aştık!</em>” diye manşet attığını hatırlıyorum. Geçen asırda. Şimdi bütün gazetelerin tirajlarının toplamı milyonu bulmuyor. Neyse ki internet nüshaları durumu dengeliyor.</p>
<p>Ben pek televizyon seyretmem. Kırk yılda bir bir diziye veya filme bakmak istersem de tabletimi kullanıyorum. Fakat sabah uyanınca ilk işi televizyonu açmak olan yakınlarım var. Onları izliyorum. Hani yüzlerce kanal var ya… Onların arasından sadece bir veya ikisini seyrediyorlar. Benim dostlarım muhalif kanalları izliyor. Diğerleri ne izliyor bilmiyorum. Bu da bir yankı odası değil mi? İnternet televizyonları da pek farklı değil.</p>
<p>Sonuç: İki dev yankı odası. Birbirinden gittikçe uzaklaşan, birbirinden nefrete itilen iki kalabalık cemaat.</p>
<p>Sonra: Hain o hain! Gülüyorsunuz ama diğer cemaat da sizin için aynen böyle düşünüyor. Nefretiniz milleti yok ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanki-odalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
