<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yasa arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/yasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/yasa/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 15:40:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Hülle</title>
		<link>https://millidusunce.com/hulle/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hulle/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53152&#038;preview=true&#038;preview_id=53152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu aklı verenlere de “hukukçu” demiyor muyuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hulle/">Hülle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&#038;title=H%C3%BClle" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hulle/" data-a2a-title="Hülle"></a></p><p>Toplum varsa kanun vardır. İster modern toplumlardaki gibi yazılı ister binlerce yıl önceki gibi sözlü. Toplum varsa dedim, toplum her zaman vardır. İnsan toplumsuz olmaz. Bu başka bahis; bugün kanundan, kuraldan, töreden yazmak istiyorum.</p>
<p>Bir taraftan töreye, kanuna, şeriata nasıl uyulması, itaat edilmesi gerektiğine dair abartılı mı abartılı deyişler, hükümlerimiz var: Şeriatın kestiği parmak acımaz. Hukukun devlet başkanını bile yargıladığı, yargılayabileceği hakkında sayısız anekdotumuz, hikâyemiz var: “İl gider töre kalır!” Demek ki bırakın devlet başkanını, devlet bile yok olabilir ama kanun kalır!</p>
<h2>Hukuk düz olmazsa halk fakirleşirmiş</h2>
<p>Devlet gitse de kanun kalır mı kalmaz mı bilemem ama Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de yazdığına göre kanun giderse devlet kalmaz. Birkaç defa tekrarladığım bin yıllık nasihatını bir defa daha yazayım:</p>
<p><em>“Bu il tutguka köp er at sü kerek<br />
Er at tutguka neng tavar tü kerek</em></p>
<p><em>“Bu neng alguka bir kerek bay budun<br />
Budun baylıkınga törü tüz kodun </em></p>
<p><em>“Bularda biri kalsa törti kalur<br />
Bu törti yime kalsa beglik ulur” </em></p>
<p>Günümüz Türkçesi ile şöyle:</p>
<p>“İl tutmak için çok asker ve ordu gerek.<br />
Askeri beslemek için de çok mal (tavar) ve servet gerek.</p>
<p>“Bu malı elde etmek için halkın zengin olması gerektir.<br />
Halkın zenginliği için doğru kanunlar(töre) konulmalıdır.</p>
<p>“Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır<br />
Dördü birden kalırsa, beylik çözülmeye yüz tutar.”</p>
<h2>Kanunu dolaşmak</h2>
<p>Ekonominin düzelmesi için faizin çıkması, düşmesi falan tamam da asıl ve asıl hukuka, hukuk devletine ihtiyaç vardır diyenler, işte bu bin yıllık gerçeği tekrarlıyor. Yusuf Has Hacib bin yıl önce bunları yazma ihtiyacını duyduğuna göre herhâlde o günlerde de hukuksuzluk tehlikesini hissetti. Yoksa durup dururken neden “Kanunu doğru koymazsan beylik ulur!” gibi yöneticilerin canını sıkacak laflar etsin?  Bin yıl sonra bunları öğrendik ve hukuk devleti olduk, hukuksuz tek adım atmıyoruz ve koyduğumuz hukuk da doğru hukuk, tüz törü değil mi!</p>
<p>Kanunların bir lafzı bir de ruhu vardır. İş “ruha” bırakılmaz, kanun çıkarılırken gerekçesi de yazılır. Tıpkı ilahi kuralların “sebebi nüzul”ü, iniş sebebi gibi. Kanunlar da hazırlanırken, “Şu yasaktır da niçin yasaktır? Şu sınırdır, haddir; niçin sınırlanmıştır, niçin had konulmuştur?” sorularının izahı gerekçeye yazılır.</p>
<p>Kanunları kendimiz yaptığımıza göre kendi koyduğumuz kurallara uymamız gerektiği de muhakkak. Aksi, topluma “Ben seni önemsemiyorum.” deme edepsizliğidir ve cezalandırılmalıdır.</p>
<p>Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu etrafından dolaşma aklını verenlere de “hukukçu” demiyor muyuz!</p>
<h2>Erken seçim hüllesi</h2>
<p>Devlet başkanının seçimle geldiği bütün ülkelerde seçilme sayısı sınırlıdır. Gerçekten seçimle geldikleri ülkeleri kast ediyorum tabii. Yoksa-adı lazımdeğil- seçimi %99 ile kazandıkları, kendilerine emri hak vaki olduğunda yerlerine oğullarının, yine %99 ile “seçildiği” ülkeleri değil.</p>
<p>Seçilme sayısı bizde de sınırlıdır. Bu sınır niçin konmuş? Bir gerekçesi yok mu? Keyfimizden mi anayasayı öyle yapıyoruz? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince o süre sıfırlandı, “reset” edildi, dedi bir hukukçu. Bu “hukuk” ile mesela ceza kanununu değiştirsek değiştirdiğimiz maddeden mahkûm olanları tahliye etmemiz gerekir. O reset ediliyor da bu neden edilmiyor?</p>
<p>Aslında sorulacak soru şu: Sistem değişince adaylık sayısına sınır getirilmesinin gerekçesi de reset mi edildi? Gerekçe hâlâ var ki yeni sistemde de sınır var. İstisnaları ile… Mesela meclis erken seçime giderse cumhurbaşkanı seçimi de yenileniyor ve başkan tekrar aday olabiliyor. Makul. Fakat sırf cumhurbaşkanı tekrar aday olabilsin diye erken seçime gitmek kanuna karşı hile değil mi? Neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? Hülle’yi. Hülle de kanuna, şeriata karşı hiledir.</p>
<p>Eğlenceli bir konu aslında. Hüllenin yaygın anlamını hatırlatarak bitireyim. Efendim şer’î hukuka göre koca karısını bir kere, iki kere boşayıp tekrar alabilir. Amma üçüncü defa boşarsa “Dur bakalım!” deniyor. “Sen bu işi alışkanlık hâline getirdin. Artık aynı kadını alamazsın.” Yüce ulemamız buna çare bulmuş. Kadın başkasıyla evlenip boşanırsa boşanma sayısı “reset” ediliyor. Onun için üçüncü nikâhı isteyen boşama bağımlısı koca, o hanıma uyduruk bir nikah kıydırıyor. Sahte damattan peşin peşin boşama garantisi alarak tabii. Böylece şeriatı aldatıyoruz. Eğlenceli işler. Tıpkı hülleli erken seçim gibi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hulle/">Hülle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hulle/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanunla mı emirle mi?</title>
		<link>https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2024 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46545&#038;preview=true&#038;preview_id=46545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trafik polisini görürsünüz. Ne zaman? Bir büyük adam geçecekse. O zaman o kayıp polis ortaya çıkar ve sokakları, caddeleri trafiğe kapar. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/">Kanunla mı emirle mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanunla-mi-emirle-mi%2F&amp;linkname=Kanunla%20m%C4%B1%20emirle%20mi%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanunla-mi-emirle-mi%2F&amp;linkname=Kanunla%20m%C4%B1%20emirle%20mi%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanunla-mi-emirle-mi%2F&amp;linkname=Kanunla%20m%C4%B1%20emirle%20mi%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanunla-mi-emirle-mi%2F&amp;linkname=Kanunla%20m%C4%B1%20emirle%20mi%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkanunla-mi-emirle-mi%2F&#038;title=Kanunla%20m%C4%B1%20emirle%20mi%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/" data-a2a-title="Kanunla mı emirle mi?"></a></p><p>Birkaç yıl önce Almanya Türk Ocağının daveti üzerine Köln’e gitmiştim. Bu şehre ikinci ziyaretimdi. Köln’ü sevmiştim: Müzelerinin, antikacılarının, sergi salonlarının, kitapçılarının zenginliğini. Tabii bir de hâlâ eski şişesiyle sattıkları “Kolonya”sından olmalı… Fakat en çok şaşırtan ve hoşuma giden şu gözlemimdi: Bir Pazar günü bir engelli, tekerlekli sandalyesiyle tek başına şehrin merkezinde geziyor, vitrin bakıyordu. Tekerlekli sandalyeyle tek başına! Benim Ankara’mda sağlam adam kaldırımlarda yürüyemez; çünkü kaldırıma park etmiş arabalar vardır, mutlaka vardır. Sözde tekerlekli sandalyelerin çıkış ve inişi için yapılmış eğimli bölümler de kapatılmıştır. Siz kaldırımların yayalar için yapıldığını zannediyorsunuz değil mi?</p>
<h2>Kaldırımda yürümek istiyorum!</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Anneler bebeklerini arabaya koyup gezdiremez. Mümkün değildir. Köşelerde karşıdan karşıya geçerken korkarak başınızı tam köşeye park etmiş arabanın kıyısından uzatarak gelen var mı diye kontrol edersiniz. Çünkü kaldırımlara işlemeyen park yasağı, köşe başlarına hiç işlemez. Sokak tek yönlüyse de siz yine ters yöne de bakın. Çünkü bizde tek yönlülüğün tabelaları konur ama işlemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başkentte trafik kuralları ve de trafik polisi yok gibidir. Hiç olmazsa benim oturduğum Gaziosmanpaşa semtinde. Mesela Boğaz Sokak’ın ilk blokunda bir kaldırım kâmilen otomobillerce işgal edilmiştir. Her gün ka</span>ldırım ihlalinden değil, boydan boya işgalinden bahsediyorum; Şeraton’un Lugal Oteli’nin önündeki kaldırımdan. Şehit Ömer Haluk Sipahioğlu Sokağı, eski Noktalı Sokak sözde tek yöndür ama galiba ters yöndeki trafik düz yöndekinden fazladır. Koca Nenehatun Caddesi de tek yönlüdür, caddenin park yasağı olan solu kâmilen park eden arabalarla doludur; tabii sağı da, sonra kaldırımları da… İnsaflı olayım, orda işgal değil ihlal var. Yürüyebilirsiniz ama bebek arabası olmaz. O kadar uzun boylu değil.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Trafik polisini görürsünüz. Ne zaman? Bir büyük adam geçecekse. O zaman o kayıp polis ortaya çıkar ve sokakları, caddeleri trafiğe kapar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözüm trafik polisine ve aslında onun yönetimine. Hırsızı, uğursuzu, teröristi canı pahasına kovalayan polisimize değil. </span></p>
<h2>Trafik denetleme &#8211; vergi toplama</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Çankaya Mahallesi, Gaziosmanpaşa… Elçiliklerin en yoğun olduğu çevreler… Yabancılar hâlimizi ağızları açık seyreder. Bir yabancı usta şoför, bizde trafiğe çıksa muhtemelen ilk saatinde kaza yapar. Bir Amerikan’ın yazılı hakaretini hatırlıyorum, “Park yeri kavramını henüz keşfetmemiş bir millet!”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Durumu yıllar önce Bölge Trafik Denetlemeye, bir e-postayla bildirmiştim. Cevaplarında, trafik yönetmeliğinden bir paragrafı kesip yapıştırmışlardı. Periyodik denetimler yaparlarmış. Otuz senedir buradayım; henüz bu açık ihlallere periyodik denetimle müdahale edildiğine rastlamadım. Belki denetim periyodu elli veya yüz yılda birdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelelim vergi meselesine. İnternet’te Kamu Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ulvi Saran’ın 2020’de  bir grafik var. AB’de ve Türkiye’de toplam vergi tahsilatı içinde dolaylı ve dolaysız vergilerin payı üzerine.</span><span style="font-weight: 400;"> AB’de, dolaylı ve dolaysız vergiler toplam içinde sırasıyla %65 ve %35. Türkiye’de %27 ve %73. 2023 yılında dolaylı vergiler &#8211; moda tabirle &#8211; pik yapmış ve %76’ya yükselmiş. Demek ki devletimizin doğrudan tahsil ettiği vergi oranı %24. AB’de %65! Dolaylı vergi, biliyorsunuz, fiyatın içine gömülen, tahsili için beyan edilmesi gerekmeyen, dolayısıyla fazla bir gayret de istemeyen vergi. Bunda da kaçakçılık yapılır; hizmetlerde daha kolay, mallarda biraz daha karmaşık “kravatsız” alışverişlerde. Eskiden bir dükkândan çıktığınızda fişinizi görmek isteyen denetçiler olurdu. Uzun zamandır onlara da rastlamıyorum. Trafik polisine rastlamadığım gibi. </span></p>
<h2>Devlet zafiyeti</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık kanıksadığımız bu hâlleri tekrar aklıma getiren, Tele1’de geçen hafta yayımlanan, Mehmet Ali Güller’in yönetimindeki bir açık oturum ve orada siyaset bilimci Dr. Haldun Solmaztürk’ün konuşmasıydı. Solmaztürk Paşa, cinayetlerden 2023 depremindeki beceriksizliklere kadar birçok olayı çözümlerken “devlet zafiyeti” teşhisini koyuyordu. Açık oturumda, bildiğimiz fakat kanıksadığımız için pek konuşmadığımız bir gerçek seslendirildi. Avrupa’da birçok devlet hizmetinde, mesela trafikte, polis, mevzuatı uygular. Bizde emri uygular. Trafikten toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kadar kural budur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir de herkese uygulanmaz. Mesela İngiltere’de başbakan, alkollü araba kullanmaktan ceza alır! Kanun uygulanmıştır. Bizde bunu aklınızdan bile geçiremezsiniz. Türkiye’de, yukarıda saydığım trafik ihlallerinin her biri için emir beklenirse o ihlaller otuz yıl da kırk yıl da yapılmaya devam eder. Kanuna saygı sıfırlanır. Çünkü halk her gün kanuna uyulmadığını gözleriyle görür ve kendisi de uymaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın hatırladım: Bir büyük adam Şeraton’a gelecekti ve o gün, bir trafik polisi ekibi, çevredeki bütün yanlış park etmiş arabaları çektirdi. Emir almışlardı zahir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaralarımız çok ve derin. Devlet zafiyetine devam edeceğim. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/">Kanunla mı emirle mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kanunla-mi-emirle-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi diye diye!</title>
		<link>https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37576&#038;preview=true&#038;preview_id=37576</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yara görünüyor, hastalık belli ama bir türlü iyileşmiyor. Yara hep yeniden kanıyor, hastalık nüksediyor. Aslında tedavi belli, ilaç ortada. Reçete yasalarımızda var. Mesele yasaların uygulanmaması.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/">Demokrasi diye diye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-diye-diye%2F&amp;linkname=Demokrasi%20diye%20diye%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-diye-diye%2F&amp;linkname=Demokrasi%20diye%20diye%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-diye-diye%2F&amp;linkname=Demokrasi%20diye%20diye%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-diye-diye%2F&amp;linkname=Demokrasi%20diye%20diye%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-diye-diye%2F&#038;title=Demokrasi%20diye%20diye%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/" data-a2a-title="Demokrasi diye diye!"></a></p><p>Yüz yıldır hatta daha fazla zamandan beri bir türlü bulamadığımız bir yitiğimiz var. Bir türlü bulamadığımız, bulduk sandığımızda aslında aradığımızın o olmadığını düşündüğümüz, hayalimizdekini aramaya<em> devam</em> ettiğimiz demokrasi.</p>
<p>TDK Sözlüğünde demokrasi, <em>“Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi”</em> diye yazıyor. İnternete de sorduğumda<em> “siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi” </em>tanımı karşıma çıktı. Altında da “<em>Oxford Languages sağlayıcısından tanımlar”</em> diye belirtiyordu.</p>
<p>Elbette antik çağlardan beri tartışılan konuya bir çırpıda sonuç bulmak iddiasında değilim. Sadece bazı hususlara dikkat çekmeye çalışacağım.</p>
<h2><strong>Bizim hikâyemiz</strong></h2>
<p>Bugünkü deyişle geçmişte küresel bir güç olan devletimizin hikâyesi. Kurtarmaya çalışırken yıkıntıların arasından üzerindeki tozları silkeleyerek ayağa kalkan, üzerine üşüşen akbabaları defeden ve yeniden kendisine bir devlet kuran milletin hikâyesi. Tabi, küresel güçlerin çöküşü çok da kolay olmuyor. Dile kolay 621 yıl süren bir ömür ve bunun büyük bir kısmı da acuna düzen vermekle geçmiş.</p>
<p>Demokrasi hikâyemiz meşrutiyet diye başlamış. Sonra <em>”Hürriyet, adalet, müsavat </em>(eşitlik)<em>&#8221; </em>diye devam etmiş. 1876 Anayasası’yla, devletin tebaası (uyruk, vatandaş) olanın bilâ istisna Osmanlı olduğunu belirtmiş (M 8), şahsi hürriyetleri sahip ve koruma altında olduğunu hükmetmişiz (M 9-10). Vatandaşların tamamına kanun önünde eşitlik sağlanmış (M 17), yanına da memuriyet için <strong>“<em>devletin lisânı resmîsi olan</em><em>Türkçeyi bilmeleri </em></strong>(M 18)<strong><em>”</em></strong> şartını koymuşuz.</p>
<p><em><strong>Yani devletin adının Osmanlı, sahibinin de Türk Milleti olduğu açık ve net bir şekilde ilân etmişiz. Bu, Osmanlı için hep söylenen çok milletli yapının, sınırları içinde yaşayanlar açısından doğru olmakla birlikte, devletin yapısı için geçerli olmadığının göstergesidir. Osmanlı millî bir devlettir, Türklerin devletidir. Türk Milletinin devletin sahibi olduğuna dair şuuru da anayasada kendini göstermektedir.</strong></em></p>
<h2><em>“Türkiye Devletinin şekli hükumeti, Cumhuriyettir”</em></h2>
<p>İstiklal Harbi’nden çıktığımızda, yani çakalları kovduktan sonra, ilk olarak cumhuriyeti ilan ettik. Artık yönetim şeklimiz cumhuriyettir. Yani halk yöneticilerini belli bir süre için seçerek belirleyecektir. Bu ilkeden hareketle 1924 Anayasası hazırlandı.</p>
<p>1924 Anayasası’nda yine <strong><em>resmî dil Türkçe </em></strong>(M 2), <strong><em>“Hâkimiyet bilâ kaydü şart Milletindir </em></strong>(M 3)<strong>”</strong> ve <em><strong>“Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin yegâne ve hakikî mümessili</strong> </em>(M 4)<em>”</em>dir.</p>
<p><em><strong>“Beşinci Fasıl Türklerin hukuku âmmesi”</strong> </em>başlığını taşımaktadır. Bu bölüm <em>“<strong>Her Türk hür doğar, hür yaşar</strong></em> (M68)<strong><em>”</em> </strong>diye başlıyor. <strong>“<em>Türkler kanun nazarında müsavi </em></strong>(M 69)<strong><em>”</em></strong><em>dir v</em>e <em><strong>“Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle</strong> <strong>(Türk) ıtlak olunur </strong></em>(adlandırılır) (M 88)<em>”</em> demektedir.</p>
<p>1982 Anayasası da aynı hükümleri taşımaktadır. <strong><em>“Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir</em> (M3). <em>Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini … eliyle kullanır </em></strong>(M 6)<strong>”</strong></p>
<p><strong><em>“Herkes, … ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em>(M 10)<em>” </em>ve <em>“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür </em></strong>(M 66)<strong><em>”</em></strong></p>
<p>Aslında bilinmeyenleri yazmadım. Sadece hatırlatma olarak da değerlendirilebilir. Hatta çok sık yazıyorsunuz da denebilir. Hatta zamana zaman ben kendime, <em>“Ya Hû yeter, hep aynı konularda yazıyorsun”</em> diye söylendiğim de oldu. Ama ne yapalım ki millet olarak bu konularda hep tekrara düşmüşüz. Devamlı, yeni anayasa yaparsak demokrasi gelir, adalet sağlanır, eşit oluruz diye konuşmuşuz. <strong>21’inci yüzyılda -taammüden !- yaşatılan bu tekrarlar büyük tehlikeleri beraberinde getirmiştir.</strong></p>
<p>Aslında Atatürk ve arkadaşları meseleyi tamamıyla halletmişler. Son noktayı koymuşlar ve artık yüzyılların eksikliklerini gidermek için çalışmaya, kurulan devleti ayağa kaldırmaya çalışmışlar. Devlet, tıpkı yeni doğan bir insan gibi, önce emeklemiş, sonra ayağa kalkmış ve sonra da yürümeye başlamış. Her anne babanın yeni doğan bebeklerine gösterdiği ihtimamı göstermişler. Hani anne ve babalar, özellikle ilk çocuklarında, iki de bir gidip nefes alıyor mu, dönmüş mü, pozisyonu rahat mı diye bakarlar ya, tıpkı öyle. Onlar da devletin üzerine titremişler<em>. </em><strong>Kolay değil tabi, kurdukları devlet Türk Milletinin kanı pahası… Hem kan akıtmışlar hem de alın teri. </strong></p>
<h2><strong>İyi ama eksik ne?</strong></h2>
<p>Yara görünüyor, hastalık belli ama bir türlü iyileşmiyor. Yara hep yeniden kanıyor, hastalık nüksediyor. Aslında tedavi belli, ilaç ortada. Reçete yasalarımızda var. Mesele yasaların uygulanmaması. Yasalarımız sadece kâğıt üstünde kalıyor. Yasa varmış desinler kabilinden davranılıyor. Ama uygulanmamasının sebepleri sadece siyasi popülizm ve iktidarın korunması değil. İktidar açısından da muhalefet partilerinin önemli bir kesimi için de sebeplerin ideolojik hedefleriyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. Yaptıkları ve söylediklerinden de <strong>baktıkları pencereden görülen millet ve devletin; 1876, 1924 ve 1982 anayasalarındaki Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne benzemediği</strong> anlaşılıyor.</p>
<p>Eğer aynı olsaydı, Cumhurbaşkanı’nın önünde, küçücük bir çocuğun Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanına “<em>Hain</em>” demesine izin verirler ve buna da gülerler miydi?</p>
<p>Lise çağlarımda, Türkiye’nin içinde bulunduğu ayrılık zamanlarında, bırakın Cumhurbaşkanı ve başbakanı bir bakan hakkında bile hakaretamiz ifadeler ağzımızdan çıktığında azar yediğimizi hatırlıyorum. “<em>O bizim başbakanımız / bakanımız. Onlar devlet büyüklerimiz. Bir daha duymayayım.” </em>sözleriyle uyarılırdık.</p>
<p>Bu cümleler, Türk devlet anlayışının bir göstergesidir. Bu bugün çok tartışılan ve aranan değerler eğitiminin önemli bir unsurudur. Aile büyüğüne, mahalledeki amcaya ya da teyzeye, devlet adamına veya millî kahramanlara bakış ve onlarla kurulacak gönül köprüsünü anlatır. Toplumdaki bağlar bu köprülerle kurulur. Milletin de bu ilişkilerin sağlıklı ve sağlam kurulmasına çok ama çok ihtiyacı vardır. Yıkıldığında da yeniden kurmak hiç kolay olmayacaktır.</p>
<p>Eğer aynı olsa CHP Genel Başkanı <em><strong>“Demokratikleşmenin yolu Diyarbakır’da geçer</strong>”</em> der miydi? 1924 Anayasası’ndan kuruluş ayarlarını ortaya koyan cümleleri hatırlatmakta fayda. <strong>“<em>Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, lâik ve inkılâpçıdır. Resmî dili Türkçedir. Makarrı Ankara şehridir.</em></strong>(M 2)<strong><em>” </em></strong></p>
<p>Çok büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz değerlerimiz, ideolojik hedefler uğruna hovardaca harcanıyor. Ancak boşuna bir gayrettir. Yel kayadan ne aparır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/">Demokrasi diye diye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/demokrasi-diye-diye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
