<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeni Ufuk arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/yeni-ufuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/yeni-ufuk/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Nov 2024 15:28:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Ziya Gökalp belgeseli</title>
		<link>https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ufuk]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48718&#038;preview=true&#038;preview_id=48718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Ufuk dergisinin Ziya Gökalp'in vefatının 100.yılı için hazırladığı Büyük Mürşit Ziya Gökalp belgeseli 9 Kasım 2024 Cumartesi günü Ankara'da gösterilecek. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/">Ziya Gökalp belgeseli</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fziya-gokalp-belgeseli%2F&amp;linkname=Ziya%20G%C3%B6kalp%20belgeseli" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fziya-gokalp-belgeseli%2F&amp;linkname=Ziya%20G%C3%B6kalp%20belgeseli" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fziya-gokalp-belgeseli%2F&amp;linkname=Ziya%20G%C3%B6kalp%20belgeseli" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fziya-gokalp-belgeseli%2F&amp;linkname=Ziya%20G%C3%B6kalp%20belgeseli" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fziya-gokalp-belgeseli%2F&#038;title=Ziya%20G%C3%B6kalp%20belgeseli" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/" data-a2a-title="Ziya Gökalp belgeseli"></a></p><p>Yeni Ufuk dergisi Büyük Türkçü Ziya Gökalp&#8217;in vefatının 100.yılında bir belgesel hazırladı.</p>
<p><em>Büyük Mürşit Ziya Gökalp</em> belgeseli, 9 Kasım Cumartesi günü saat 20.00&#8217;de Tarihi Türk Ocağı Binası&#8217;nda gösterilecektir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-48720" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/FB_IMG_1730905002973-819x1024.jpg" alt="" width="819" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/FB_IMG_1730905002973-819x1024.jpg 819w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/FB_IMG_1730905002973-240x300.jpg 240w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/FB_IMG_1730905002973-768x960.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/FB_IMG_1730905002973.jpg 1080w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/">Ziya Gökalp belgeseli</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ziya-gokalp-belgeseli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Yeni Ufuk’ların Çoban Ateşi!</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Feb 2024 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Töre devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ufuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46629&#038;preview=true&#038;preview_id=46629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biliyorum ki Türk vatanında daha yüz binlerce Hasanlarımız, Alplerimiz, Erenlerimiz, Şeydalarımız, Ayşelerimiz, zarif Marallarımız, Güllülerimiz, Okur ve yazar kızlarımız, onurlu, doğunun kanını taşıyan gençlerimiz var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/">‘Yeni Ufuk’ların Çoban Ateşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-coban-atesi%2F&amp;linkname=%E2%80%98Yeni%20Ufuk%E2%80%99lar%C4%B1n%20%C3%87oban%20Ate%C5%9Fi%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-coban-atesi%2F&amp;linkname=%E2%80%98Yeni%20Ufuk%E2%80%99lar%C4%B1n%20%C3%87oban%20Ate%C5%9Fi%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-coban-atesi%2F&amp;linkname=%E2%80%98Yeni%20Ufuk%E2%80%99lar%C4%B1n%20%C3%87oban%20Ate%C5%9Fi%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-coban-atesi%2F&amp;linkname=%E2%80%98Yeni%20Ufuk%E2%80%99lar%C4%B1n%20%C3%87oban%20Ate%C5%9Fi%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-coban-atesi%2F&#038;title=%E2%80%98Yeni%20Ufuk%E2%80%99lar%C4%B1n%20%C3%87oban%20Ate%C5%9Fi%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/" data-a2a-title="‘Yeni Ufuk’ların Çoban Ateşi!"></a></p><h2><b>Beşinci Denizli Seferi</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz hafta sonu (23-25 Şubat 2024) Denizli’deydik. Yeni Ufuk Dergisi’nin 10’uncu yıl kutlamaları için davetliydik. Kutlamalarda Türkçülüğün Esasları’nın 100’üncü yılı teması da vardı. Geçtiğimiz aylarda Töre Devlet Yayıncılık yeniden hayata geçirilmiş ve Türkçülüğün Esasları prestij baskı olarak çıkarılmıştı. Hem bugünkü harflerle hem eski Türkçe ile 1923 adet ve seri numaralı olarak basıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, Prof. Dr. İskender Öksüz, Yağmur Tunalı, Ahmet Zeki Bulunç, Prof. Dr. Konuralp Ercilasun, Hamdi Ünal ve ben gittik. Ankara’dan, İstanbul’dan, İzmir’den hocalar ile Türk Dünyası’nın çeşitli beldelerinden fikir ve mücâdele adamları vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cuma günü akşama doğru Denizli’ye vardık. Doğrudan Dergi binasına vardık. Dergi dediysem yanlış anlaşılmasın. Aslında Büyük Atatürk’ün işaret ettiği çoban (Yörük) ateşlerinden birisinin yandığı ocaklardan. Hem de her geçen gün harlanan bir ocak. Ateşin sıcaklığı tâ uzakları ısıtıyor. Alevin sarı kızıl renkleri ve ocakta</span> <span style="font-weight: 400;">Türk Milleti için </span><i><span style="font-weight: 400;">“pişen yüreklerin” </span></i><span style="font-weight: 400;">çarpıntısı oralardan duyuluyor. Öyle olmasa o uzaklardan beş yüze yakın genç ateşe koşarlar mıydı? Ki onlar ateşi harlandırmaya gelmişlerdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumartesi günü, Pamukkale Üniversitesi salonunda, iki oturumluk Türk Dünyası paneli yapıldı. Salon tıka basa doluydu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk oturumu zarif, bilgi dolu, duygu yüklü sakin üslubuyla Ahmet B. Ercilasun Hoca yönetti. Zafer Karatay Kırım’ı, Ahmet Zeki Bulunç Kıbrıs’ı, Işık Sadıkahmet Batı Trakya’yı, Hamit Göktürk Doğu Türkistan’ı anlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. İsmail Türkoğlu’nun yönettiği ikinci oturumda Akil Semedbeyli Azerbaycan Türklüğünün geçmişini ve geleceğini konuştu. Mehmet Tütüncü Irak Türklerini, Rahim Cavadbeyli Güney Azerbaycan’ı (İran Türkleri), Tarık Sülo Cevizci Suriye Türklerini anlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci gün Türk Gençliği paneli yapıldı. Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın yönettiği panelde İskender Hoca, Prof. Dr. Sönmez Kutlu, Prof. Dr. Vahit Türk, Prof. Dr. Nadim Macit ve Prof. Dr. Konuralp Ercilasun konuştular. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarihe not düşen bu konuşmalar inşallah kaydedilmiştir. Sonra, tam yirmi üç yazar kitaplarını imzaladı. Yağmur Tunalı ve Metin Turhan Ankara’dan, Hayati Özkaya Adana’dan, Ülkü Demiray Niğde’den, Kemal Beyatlı İstanbul’dan gelmişti. Denizli’nin Hasan Ağabeyi (Kallimci) ve Sedat Serdaroğlu da oradaydı. </span></p>
<h2><b>Ateşe odun atma </b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Akşam, yüreklerin piştiği ocağa odun atma zamanıydı. İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den, Konya’dan… Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençler, Atatürk’ün dediği gibi </span><i><span style="font-weight: 400;">kıvılcım olarak geldiler, ateş olarak döneceklerdi. </span></i><span style="font-weight: 400;">Ocak’tan ruhlarını beslediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce konuşmalar yapıldı. İlk olarak Yeni Ufuk Genel Yayın Yönetmeni Berkan Sözer ve Mütevelli Heyet Başkanı Uğur Baş konuştular. Derginin ve Mefkûre Mektebi’nin kavaklıktaki sohbetlerle başlayan hikâyesini anlattılar. İki Bayram ağabeyleri (Kiriş ve Eskin), sevgili Nuri Serbes ile Mahmut ve Ayşe Yaraş’la başlayan kartopunun nasıl büyük bir çığa döndüğünü anlattılar. Ufukları 360 derece ve Türk Dünyasına bakıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Dünyasının Denizli’deki Ocak’la ilk tanışıklığım 2014 yılındaydı. Yeni Ufuk Dergisi’nin birinci yılında Sadi Ağabey’le (Somuncuoğlu) gitmiştik. Mütevâzı bir düğün salonu, 30-40 genç ve bir o kadar da dinlemek için gelmiş orta yaşın üstünde büyükleri vardı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabah kahvaltısında da sohbete gelmişlerdi. Sadi Bey’le ayrı oturdular. Daha sonraları, “Ondan duyduğumuz bir söz hayatımızı değiştirdi. Biz bu yola o söz üzerine girdik.” dediler. (Bunu, katıldığım her toplantıda duydum. Anlayacağınız üzere vefa her zaman hâkim duygu.) Bu söz </span><i><span style="font-weight: 400;">Milliyetçilik yarı zamanlı olmaz</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve </span><i><span style="font-weight: 400;">mutlaka eğitim </span></i><span style="font-weight: 400;">idi. Bu sözler kıvılcımı körüklemiş ve ateşi yakmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(Mefkûre Mektebi’nden Alperen Yüksel,</span><i><span style="font-weight: 400;"> Sadi Bey’in ardından yazdığı ağıtta,</span></i><span style="font-weight: 400;"> “</span><i><span style="font-weight: 400;">Harladığı ocakta binlerce yürek pişti / Bu yürekler milletin imdadına yetişti.” diyordu (Yeni Ufuk Dergisi, Mayıs 2022, s 21</span></i><span style="font-weight: 400;">)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İskender Hoca da lise yıllarından bu yana ateşe odun taşıyanlardandı. O latif üslubuyla salonu güldüren bilgeydi. Gençlere </span><i><span style="font-weight: 400;">siz yoksanız biz, biz yoksak siz yoksunuz </span></i><span style="font-weight: 400;">diyerek milletin devamlılığına vurgu yaptı. Gençlere siz çok önemlisiniz diyordu.</span></p>
<h2><b><i>On yılda binlerce genç…</i></b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Berkan, benden de bir konuşma yapmamı istedi. Ne konuşsam diye düşünürken imdadıma bize refakat eden Hasan (Okyay) yetişti. Kahvaltıda sohbet ederken söyledikleri anahtar cümlelerdi. Hem de 10’uncu yıl kutlanıyordu ya. Atatürk’ün 10’uncu Yıl Nutku kılavuzum oldu. O da yüreği Türk diye atan bir bilgeydi çünkü. Hem de tarihin en büyüklerinden birisi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salon, </span><i><span style="font-weight: 400;">ülküsünün ardından koşar adım gidenlerle </span></i><span style="font-weight: 400;">doluydu. En yaşlımız Ahmet Bican Hoca’dan ve üniversite birinci sınıf öğrencilerine kadar her yaştan inanmış insanlar vardı. Genci yaşlısı, kadını erkeği ve yaptığı sözlük çalışmasından ötürü armağan alan ilkokul öğrencisi Işınsu oradaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salon, tam da Atatürk’ün, </span><i><span style="font-weight: 400;">“On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dediği gibiydi. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Az zamanda çok ve büyük işler” </span></i><span style="font-weight: 400;">yapmışlardı. Temelin harcı Türk’e ve Türklüğe aşkla karıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak </span><i><span style="font-weight: 400;">yaptıkları kâfi değildi</span></i><span style="font-weight: 400;">. Daha yapacaklarımız</span> <span style="font-weight: 400;">vardı</span><i><span style="font-weight: 400;">. </span></i><span style="font-weight: 400;">Çünkü büyük Atatürk’ün talimatı böyle. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Çünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz” </span></i><span style="font-weight: 400;">diyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Türk Dünyasının denize ve batıya açılan kapısı. Bu kapının her zaman açık ve güven içinde olması gerekiyor. Salondakiler ve salonda ol(a)mayan gençlerimiz de Türk Milleti’nin aydınlık yüzü. Onların da mutlu, huzurlu, bilgiyle dolu ve geleceğe güvenle gitmesi şart. Çünkü bu kapı onlara emanet edilecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada da Gazi Paşa’nın, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Geçen zamana nispetle, daha çok çalışacağız. Daha az zamanda, daha büyük işler başaracağız. Bunda da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. </span></i><b><i>Çünkü Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.</i></b><i><span style="font-weight: 400;">” </span></i><span style="font-weight: 400;">sözleri akla geliveriyor.</span></p>
<h2><b><i>“Birinci vazife”</i></b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">O zaman </span><b>bizim ve gençlerin görevi, düşünce farklılarının ayrılıklara dönüşmesine izin vermeden, tam zamanlı Türk Milleti için çalışmak</b><span style="font-weight: 400;"> gerekiyor. Tıpkı üniversiteyi bitirmiş Hasan’a, emekli polis olan babanın mesleğini düşünüyor musun? dediğimde aldığım cevap gibi… Hasan soruma </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hayır. Düşünmüyorum. Çünkü işimize mâni olur.” </span></i><span style="font-weight: 400;">cevabını vermişti. Hasan’ın sihri ikinci sorunun cevabındaydı. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ailenin işi mi aksayacak?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sorusuna, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hayır, Dergi’nin işleri”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Sadi Bey’in </span><i><span style="font-weight: 400;">“Tam zamanlı milliyetçilik”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sözleri on yıl sonra Hasan’da hayat bulmuştu. Salon Hasanlarla doluydu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorum ki Türk vatanında daha yüz binlerce Hasanlarımız, Alplerimiz, Erenlerimiz, Şeydalarımız, Ayşelerimiz, zarif Marallarımız, Güllülerimiz, Okur ve yazar kızlarımız, onurlu, doğunun kanını taşıyan gençlerimiz var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onlar, “</span><i><span style="font-weight: 400;">kudret</span></i><span style="font-weight: 400;">(lerini)</span><i><span style="font-weight: 400;"> damarlarındaki asil kanda</span></i><span style="font-weight: 400;">(n)</span><i><span style="font-weight: 400;">” </span></i><span style="font-weight: 400;">alıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir kıvılcımı büyük bir çoban ateşine çeviren </span><i><span style="font-weight: 400;">nefesi</span></i><span style="font-weight: 400;"> üfleyen Sadi Ağabeyimin aziz ruhu şad olsun. 28 Şubat 2022’de ilahi çağrıya uymuştu. Tanrı Dağı’nda dostlarına kavuşmuş ve onlarla Türk Milleti için sohbet ediyordur.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/">‘Yeni Ufuk’ların Çoban Ateşi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-coban-atesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yeni Ufuk”un Onuncu Yılına Bazı Notlar</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Berkan Sözer]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Konuralp Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Sadi Somuncuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Ufuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46623&#038;preview=true&#038;preview_id=46623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim öğretim sistemlerinin temelinde bu şuuru vermek vardır. Bu temelde aksama olursa her şey aksar. Kültür deyince edebiyat merkezdedir. Dolayısıyle dil merkezdedir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/">“Yeni Ufuk”un Onuncu Yılına Bazı Notlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar%2F&amp;linkname=%E2%80%9CYeni%20Ufuk%E2%80%9Dun%20Onuncu%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Baz%C4%B1%20Notlar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar%2F&amp;linkname=%E2%80%9CYeni%20Ufuk%E2%80%9Dun%20Onuncu%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Baz%C4%B1%20Notlar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar%2F&amp;linkname=%E2%80%9CYeni%20Ufuk%E2%80%9Dun%20Onuncu%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Baz%C4%B1%20Notlar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar%2F&amp;linkname=%E2%80%9CYeni%20Ufuk%E2%80%9Dun%20Onuncu%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Baz%C4%B1%20Notlar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar%2F&#038;title=%E2%80%9CYeni%20Ufuk%E2%80%9Dun%20Onuncu%20Y%C4%B1l%C4%B1na%20Baz%C4%B1%20Notlar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/" data-a2a-title="“Yeni Ufuk”un Onuncu Yılına Bazı Notlar"></a></p><p>Zaman akıp gider ve hayat durmadan devreder. Bakılacak husus, bizim bu akışta nasıl devam edeceğimizdir.  Her nesil, bir sonrakini geçmişin birikimiyle hazırlar. Yeni zamanın şartları ve getirdiklerine göre şekillendirerek hazırlar. Âletler, kıyafetler, görüntüler, yollar, evler değişir; ruh değişmez.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her nesil kendi devrini yaşarken, cedlerinin, asıl manasında tarihinin devamcısıdır. Şuur buradadır. Öğrenecektir, bilecektir. Fikirler buradan çıkar. Tarihten kopuk fikirler köksüzdür. Her fikir bir uzun geçmişin doğurduğudur. En aykırı görünenler bile böyledir. </span><b>Marx</b><span style="font-weight: 400;">’ın teorisinin tek başına materyalistlik değil, </span><i><span style="font-weight: 400;">tarihî maddecilik</span></i><span style="font-weight: 400;"> olması en dikkate değer örneklerdendir.</span></p>
<h2><b>Tarih belirleyicidir</b></h2>
<p><b>Yahya Kemal</b><span style="font-weight: 400;">’e</span> <span style="font-weight: 400;">Fransa’da Türkiye’nin nüfusu sorulur. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Biz yüz milyonuz” </span></i><span style="font-weight: 400;">der. Yüz yıl öncenin dünyasında yüz milyon bugünün milyarı kadar büyük bir rakamdır. O tarihte bütün Avrupa kıtasının nüfusu bu civardadır. Şaşırır ve itiraz ederler: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bu rakamı nasıl söylersiniz</span></i><span style="font-weight: 400;">?” derler. Cevabı muhteşemdir: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Biz ölülerimizle beraber yaşarız.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet tarih şuuru, modern sosyolojinin gen teorilerinden önce bunu söyler. Genlerimiz ve cedlerimizle yaşarız. </span><b>Yahya Kemal</b><span style="font-weight: 400;">, bu sözle, Türklerin özellikle bu kesintisiz akışı yaşayarak yeni hayatlarına devam ettiklerini söyler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu devamı kültür devamlılığıyla birleştirmek şuurlanmak demektir. Tabii olan atalarına(milletine) ve tarihine bağlılık ancak kültürle mümkündür. Tarihi ve milleti yapan kültürdür. Eğitim öğretim sistemlerinin temelinde bu şuuru vermek vardır. Bu temelde aksama olursa her şey aksar. Kültür deyince edebiyat merkezdedir. Dolayısıyle dil merkezdedir. Her tür bilme ve bilişin dilden geçtiğini bilenler önce dil şuurunu edindirmeyi ve oradan her alana yayılmayı esas alırlar.</span></p>
<h2><b>“İki Gözüm Türkçe”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kitabımın ikinci baskısı Bilge Kültür Sanat Yayınları’ndan 24 Şubat’ta çıktı. Döne döne Türkçesizliğin bizi perişan edişi üzerinde duruyorum. Konuyu açmaya ve anlamaya yardımcı olacak bir anekdotu şöyle veriyorum : “</span><i><span style="font-weight: 400;">Nihat Sami Banarlı merhum anlatır. Bir Türk hoca, Paris’te Fransız profesör dostunun bir talebesini imtihanına şahit olur. Hatırımda kaldığına göre bu bir fizik imtihanıdır. Öğrenci, bütün soruları bildiği halde hocası ‘geçemediniz” der. Çocuk çıkar ve bizimki sorar: “</span></i><span style="font-weight: 400;">Neden geçemez dediğinizi merak ettim.</span><i><span style="font-weight: 400;">” Der ki: ‘</span></i><span style="font-weight: 400;">Dostum, mutlaka fark etmişsinizdir, bir yerde affedilmeyecek bir Fransızca hatası yaptı.’</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu cevabın nasıl bir şuurun eseri olduğu üzerinde düşünmek gerek. Uzağında kaldığımız bir dil sevgisinin saygı duyulacak bir örneğidir. Biz bunu şu halimizle anlayamayız. O dil anlayışından ve bilgisinden, milliyetçiliğinden uzağız. (…)Hiçbir Fransız, dilini doğru dürüst öğrenmeden liseden mezun edilmez. Üniversite sıralarında da bu dil dikkati devam eder. Bütün hayatında ana dili bir barajdır. Her zaman karşısına çıkacak ve düzgün yazamadığı, düzgün konuşamadığı takdirde ona kapılar açılmayacaktır. Bu dil şuuru dünyanın her yerinde Fransızlığı ve Fransızca’yı diri tutmuştur. Eski sömürgelerde bile Fransızca konuşulmasına devam edilmesi bu şuurun etkisiyledir. Bizden aldıkları Fas, Tunus, Cezâyir’de Arapça’nın hâkim kültür dili olmasına rağmen Fransızca’nın canlılığını koruması <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/iki-gozum turkce/" target="_blank" rel="noopener">düşündürücüdür</a>.”</span></i><span style="font-weight: 400;">(</span><span style="font-weight: 400;">74.-75. sayfalar)</span></p>
<h2><b>“Yeni Ufuk”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu satırları hatırlatma gereğini duyuşumun ayrıca güzel bir sebebi var. 24 ve 25 Şubat’ta kalabalık bir yazar heyetiyle Denizli’deydik. </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeni Ufuk </span></i><span style="font-weight: 400;">dergisi etrafında toplanan bir grup idealistin başarısını kutlamak için davet edilmiştik. </span><b>Uğur Baş, Nuri Serbest</b><span style="font-weight: 400;"> ve </span><b>Berkan Sözer</b><span style="font-weight: 400;">’in başlattığı bir hareket bu. Yıllar önce Ankara’da </span><i><span style="font-weight: 400;">Millî Devlet</span></i><span style="font-weight: 400;"> gazetesini çıkarma fikrini görüşmek üzere geldiklerinde görüştüğümüzden beri irtibattayız. Rahmetli </span><b>Sadi Somuncuoğlu</b><span style="font-weight: 400;">’nun işaretiyle </span><b>Ahmet Bican Ercilasun, İskender Öksüz, Hakan Paksoy  ve Konuralp Ercilasun</b><span style="font-weight: 400;">’la beraber ilerlemelerini belli aşamalarda gözlemleyenler arasındayız. Kendilerine inanan bir grup insanla beraber, aralarında topladıkları mütevazı paralarla muazzam işler başardılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu isimlerin gayretiyle girişilen ve yürüyen hareketin onuncu yılını kutladık. On yılda bütün Türkiye’ye yayılan, programlı eğitim öğretim çalışmalarıyla belli merkezlerde insan yetiştirme faaliyetlerini sürdürüyorlar. Kurumlaşma yolunda ileri adımlar attıklarını gördük. Yayıncılığı Töre Devlet yayınlarını canlandırdılar.  </span><b>Ziya Gökalp</b><span style="font-weight: 400;">’ın Türkçülüğün Esasları’nın yüzüncü yılında numaralı nefis bir prestij baskısını yayınladılar. Başka eserler de yayınladılar. 2024 yılı içinde bir belgesel çekiminin hazırlığındalar. Yani sinema sektörüne de bir yönüyle dâhil oluyorlar. </span></p>
<h2><b>Hayalleri olanlar için yollar açık</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Paramız yoksa hayal kurmayalım demiyorlar. Hayallerini finanse edecek imkânları inançlı yürüyüşleri yaratıyor. Hayallerini sınırlamadan gerçekçi hareket ediyorlar. Son faaliyetleri bize bir bakıma geldikleri yeri görme imkânı da verdi. Kapalı devre çalışmalarını halka açtıkları iki günlük program yaptılar.  Paneller, görüşmeler ve kalabalık bir yazar grubunun imza günü son yıllarda pek rastlamadığımız bir güzelliği duyurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu derece büyük organizasyonların aksayan tarafları olur. Çünkü yapılmamış, denenmemiş işlerdir. Bütünü itibariyle başarılı bir işti. Evvela bu kadar insanı bir araya toplama becerikliliği her şeyin üstündedir. En zoru budur. Sonra organizasyonun detaylandırılması gelir. Burada bazı hataların ve hatta yanlışların olması kaçınılmazdır. Böyle bir geniş, büyük ve ilk faaliyet için keyfe keder hususlardır. Adını andığım arkadaşlarımızı ve onlara inanan heyecanlı gençliği tebrik ediyorum. Sık sık gözlerimi yaşarttılar.</span></p>
<h2><b>Sonrası önemlidir</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Eminim bir sonraki faaliyet daha iyi olacaktır. Bu kadar kalabalık bir heyeti faaliyetlere katmak zordur. Benim fikrime göre, bu kalabalık kadro ile toplanmak yuvarlak yıldönümlerinde tekrarlanabilir. Diğer yıllarda, buraya çağrılan ve eklenecek diğer değerli isimlerle zamana yayılan ve devamlılığı sağlayan bir faaliyet programı düşünülebilir. Tek veya iki, üç, dört kişiden başlayarak duruma ve konuya göre on kişiye kadar çıkan uzmanlar, özellikle kültür adamları ve sanatçılar, öncü kişilikler programa dâhil edilebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesele öğrenci ağırlıklı gençlerin yetişmesidir. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde </span><i><span style="font-weight: 400;">Mefkûre Mektebi</span></i><span style="font-weight: 400;"> adıyla devamlı eğitim veriyorlar. Muazzam bir iştir. </span><b>Berkan Sözer</b><span style="font-weight: 400;"> dostumla bu hususu Denizli’de de konuştuk. Bu gençlere ne verileceği önemlidir. Bir heyecan verildiği görülüyor. İlk şart budur ve olmazsa olmazdır. Bu devam ettirilecektir. Kalıcılığı ve ağacın meyveye durmasını sağlayan dediğimiz gibi kültürdür. Burada problemimiz var. Yeterince başarıldığı söylenemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni Ufuk için bunun anlaşılabilir tarafı vardır. Henüz bu meselenin tam kavranmadığı açık.  Esasen, içinde bulunduğumuz milliyetçilerin ve genel olarak toplumun yarasıdır. Bu zayıflık giderildiği ölçüde başarı gelecek ve büyüyecektir. Onun için de önce dile önem vereceğiz. Önce Türkçe, sonra Türkçe ve muhakkak Türkçe.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/">“Yeni Ufuk”un Onuncu Yılına Bazı Notlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-ufuklarin-onuncu-yilina-bazi-notlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
