Tarihi, dönemlere ayırmak şart mı? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış

DUYURU   • 523’üncü Bilgi Şöleni: Yaşadığımız su sıkıntısı ve su politikalarımız   • 522’nci Bilgi Şöleni: Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılar meselesi

Tarihi, dönemlere ayırmak şart mı?

Fransız yazar Jacques Le Goff’un kaleme aldığı, Ali Berktay’ın çevirmenliğini yaptığı bu eser, tarih tasniflendirmesine farklı bir bakış açısı getirmiştir.

13 Aralık 2020
Necdet Cura
Tarihi dönemlere ayırmak şart mı? -Jacques Le Goff

Sürekli tasnifleniyor olsa da her dönemde tarihin yeniden yazılması fikri sık sık tekrarlanmaktadır.  Hatta akademik camiada belli başlı konuların tasnifi meselesi bugün bile parçalıdır ve bu konuda bir birlik sağlanması zordur.[2]

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın dilimize kazandırdığı, orijinal dilinde “Faut-il Vraiment Découper L’Histoire en Tranches?” isimli eser, Ali Berktay’ın çevirisiyle 2016 yılından beri Türkçe olarak okunabilmektedir. Fransız yazar Jacques Le Goff’un bu eseri; teşekkür, giriş, ön söz hariç toplam 8 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler sırasıyla: “Eski dönemlendirmeler”,  “Orta Çağ terimi sonradan ortaya çıkmıştır”, “Tarih, Eğitim, Dönemler”, “Yeniden doğuşun (rönesansın) doğuşu”, “Günümüzde rönesans”,  “Orta Çağ’ın “karanlık çağ” haline gelişi”, “Uzun Orta Çağ”, “Dönemlendirme ve kaynakça” başlıklarından oluşmaktadır.

Kitap, sadece kuru bilgiyle okuyucuya bilineni zikretmemiş; var olanı, bilineni ve en önemlisi de zihin dünyamızda kurduğumuz genel kalıpları ve kabulleri sorgulatmıştır. Böylece tarihçilikte çok büyük bir eksik olarak gördüğüm “eleştirel düşünce” meselesine de yönelmiş ve okuyucunun zihninde pencereler açmıştır.

Kavramsal düşüncenin ön planda tutulduğu kitapta, tarihçinin tabiri caizse “silahı ve alet/edevatı” olan “zaman”, “geçmiş”, “modern” gibi kavramlara dair düşündürmüştür. Bu yolla bugün yerlerden göklere çıkartılan rönesans ve reform olgularını gözden geçirmekle kalmayıp modern dünyanın temellerine de dokunmuş, onların doğuşuna yer vermiştir.

Son zamanlarda İsrailli tarihçi/fikir adamı Yuval Noah Harari’nin kitaplarıyla gündeme gelen, “Tanrı insan” figürüne de değinen kitapta yer alan, “Michelet tarafından “modern dünyaya geçiş” olarak tanımlanan Rönesans, Paganizme, zevke, tenselliğe, özgürlüğe geri dönüşe işaret etmektedir”[1]  ifadesi, insanın merkeze alınması ve kolektif, kalabalık akıldan bireyci sistematiğe geçişi göstermesi açısından son derece değerli bir yorumdur.

Hiç şüphesiz, tarihi dönemlendirme işi, kişinin tâbi olduğu toplum ve zihin dünyasındaki büyük olaylarla şekillenmektedir. Bu durum da bizleri olayların göreceli olduğu düşüncesine sevk etmektedir. Bu noktada kitap, diğerlerinden ayrılmaktadır. Yazar, okuyucuya ara ara sorduğu sorularla ve sunduğu yeni düşüncelerle “tarihin kendi içinde bir sürekliliği olduğunu, keskin kopuşların olmadığını” işaret eder ve bilhassa 15. yüzyılın üzerinde durur.[4]

“Orta Çağ’ın “karanlık çağ”  hâline gelişi” isimli bölümde, bütün bu fikirleri saçtıktan sonra kısaca toparlar ve vurucu bir cümleyle bölümü bitirir: “Şu hâlde, tarihin dönemlendirilmesine ilişkin bir sonuç ortaya çıkıyor. Kopuşlara az rastlanıyor. Şu veya bu ölçüde uzun, şu veya bu ölçüde derin değişim, dönüşüm, iç rönesans daha olağan model olarak karşımıza çıkıyor.” [5] 

Kitapta en çok hoşuma giden bölümlerden biri “Uzun Orta Çağ” oldu. Bu tarifi de gayet beğendim. Eğer, tarihi bir bütün olarak okursak, olayları parça parça almayız ve zihnimizdeki yapbozlar birbirini tamamlar. Türkiye’de güncel siyasi tartışmaların gereksizliği ve kısırlığını da göz önüne alırsak herkesin kendi mahallesinde/ideolojisinde bir tarih perspektifi geliştirdiğini, bu durumun da zamanla toplumu kutuplaşmaya sevk ettiğini anlayabiliriz. Bunun altında yatan nedenlerden biri de kitabın da üstüne basa basa vurguladığı “tarihi kısım kısım değil, bir bütün hâlinde okuyun” çağrısının dayandığı sorundur. Bu kitabın bilhassa Türk okuyucusunda bu duyguyu uyandırmasını canıgönülden isterim.

Zamanın kavramlarından biri olan[6] küreselleşme, kapitalist sistem, ekonomik yapı hakkında söz eden  Lee Goff, coğrafi keşiflerle sömürgeciliğin başladığını ve zamanla(bu zaman yüzyıllar alır) kapitalizmin doğup yeşerdiğini, büyüdüğünü ifade eder.

Kitap tarihi dönemlendirmelerde keskin kopuşların olmadığı, zamanın bükülemeyeceği  gibi düşüncelerini bir çekiç gibi okuyucunun akıl kütüphanesine vurur. Bunun yanında o şaşalı, muhteşem, harikulade Rönesans ve Reform Çağı için bir yandan sanatsal, fikri, kültürel üretimin olduğunu ama bir yandan da cadı avı[7] diye adlandırılan sürecin başlamasının da  bu zamana denk geldiğini ifade eder. Ben bunu batı medeniyetinin kendince yaptığı bir itiraf olarak değerlendiriyorum.

Yazar, bütün bu değerlendirmeleri ve görüşlerini aktarırken kendi kültüründen ve literatüründen birçok isme atıfta bulunur. Kısaca isimlere göz atacak olursak, Charles C. Man,  Jerome Baschet, Jean-Claude Bonne, Pierre-Olivier Dittmar, Etienne Gilson, Jean Delumeau, Erwin Panofsky gibi isimler ile karşılaşırız. yazarın atıf yaptığı bu isimleri zaman zaman eleştirmesi, zaman zaman takdir etmesi ama en önemlisi fikirlerine yer vermesi bilimin ilerlemesi için çok kıymetlidir.

Zamana ve onun da ötesinde her şeye hükmetme hırsı ve arzusu ile dolu olan insan, takvimlerle ve yapay dönemlendirmelerle -en azından zihninde- bugün ve ondan evvelki dönemler için bunu başarabildi. Bu hırsı ve arzusu olayları daha kolay algılamasının ve  yol aldığı zamana hükümran olabilmesinin de bilimsel anlamda bir sorun yarattığı metodolojisi, tasnif düşüncesine gönül verenlerin hâlâ aklında ise; sahi tarihi, dönemlere ayırmak şart mı?

[1]Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Lisans Öğrencisi

[2] Bu konulaya örnek olarak Orta Çağ’ın bitimi ve Yeni Çağ’ın başlangıcı verilebilir. Bu dönemi Avrupa’daki Tarih yazımı 1492 Amerika’nın keşfi olarak alırken, Türk tarihçiliği 1453 İstanbul’un fethini almaktadır.

[3] Le Goff, Jacques(2020) Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı?, (Çev. Ali Berktay), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, syf  34

[4]Le Goff, Jacques(2020) Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı?, (Çev. Ali Berktay), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, syf 71

[5]Le Goff, Jacques(2020) Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart Mı?, (Çev. Ali Berktay), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, syf  72

[6] Bu kavramlardan bazılarının(ekonomik kavramlar) insanlığın tarıma geçmesiyle beraber kullanılmaya başladığı malumdur. Fakat mesele bunların temellerinin ne zaman atıldığı ve ne denli geliştiğidir.

[7] Ülgen, Pınar(2019) Kadınlar ve Cadılar, Yeditepe Yayınları, İstanbul, syf 16

 

Yorum yapın!

Comment *

Peki ben ne yapabilirim?
Bizi okuyor, beğeniyor ve “Peki ben ne yapabilirim?” diye soruyor musunuz? Bağış yaparak bizi destekleyebilirsiniz. Bağışlarınızla faaliyetlerimiz daha sık, daha geniş ve daha etkili olacaktır. TIKLAYINIZ!

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları