Yükleniyor...
Servet Avcı Yeniçağ’da yazmış;
“Bu ülkede en çok tecavüze uğramış kavramdır ‘barış’… Hiçbir kural tanımayan, hamile eşlerinin ve çocuklarının yanında insan katledecek kadar alçaklaşanların, her istediklerinde ‘barış’ı pazarlamaya kalkışmaları ne tuhaf…”
Avcı çok haklı… Her gün yüz yüze kalıp da sessizce seyredilen bir gerçeği, insanlığın tükenişini haykırmış!… Doğru da, “tecavüze” uğrayan sadece “barış” olsa!… Ama insanlığın bütün temel değerleri söz konusu ise vaziyet vahim demektir. Aynen “ahlaksızlık” yapıp da “ahlak” tellalı olmak, “vatana severlik” yapıp da “vatan satmak” gibi.
Asırlardır dünyayı sömüren emperyalistlerin sözlüğü böyle diyor. Bunların tuzağına düşenlerin eline bu sözlük tutuşturulmuştur.
Eğitilmişler, terörist olmuşlardır.
Bebeklerden başlayarak herkesi öldürmeyi yol bilirler.
Kısa vadeli çıkar ve sahte hayallerin hırsıyla ülkelerini bölmeyi marifet sayarlar. Büyük işler yaptıklarına inandırılmışlardır.
Sömürgecilerin güdümünde olduklarını, onlara hizmet ettiklerini göremezler. Yandaşlarıyla birlikte ellerindeki terörizmin sözlüğüne göre konuşup, toplumun kafasını karıştırırlar. Ayrı bir dilleri var, ama bunu anlayan pek azdır.
Bazı örnekler verelim de, “bütün yollar Roma’ya [nasıl] çıkar”mış görelim:
Dünya sözlüklerinde (DS) Barış: İki veya daha fazla devlet arasında “savaş” veya “çok önemli bir ihtilafı” sona erdiren anlaşma sonrası ortaya çıkan durum. İsyancılar ve teröristlerle yapılana ise “teslim” görüşmesi denir. Devlet olmanın ilk şartı, devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü korumak ve yaşatmaktır. Bunun için barış önemlidir.
Terörizmin sözlüğünde (TS) Barış, inadına barış, hemen barış: Terör örgütünün istekleri yapılıp; Anadolu’da ‘Özyönetim’ adı altında ayrı bir devlet kurularak terörün ve akan kanın durması haline denir. Örgütün istekleri hemen yapılırsa, ‘barış’ da hemen gelir. İstedikleri yapılmazsa, terör ve öldürme devam eder, barış da olmaz. ‘İnadına terör’, terörün kararlı bir şekilde devam ettirilmesi.
TS Eşitlik: Eşitlik fertlerin veya vatandaşların değil; inanç, mezhep, etnisite, aşiret, aile gibi sosyal ve kültürel toplulukların siyasi eşitliğine denir. Türk de sosyal ve kültürel topluluklardan biridir. Buna göre, vatan da, devlet de, millet de, fertlerin ve vatandaşların değil, bu sosyal gruplarındır. “Türkiye Cumhuriyeti, Türklere göre kurulmuş, diğer sosyal gruplar ortak edilmeyerek inkâr edilmiştir.” Egemenliğin, devlet, millet ve vatanın sosyal gruplar arasında paylaşılmasına eşitlik denir!
TS Kardeşlik: Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Çingen, Gürcü vb. birbirinin kardeşidir. Devletin vatandaş veya Milletin ferdi olmak değil de, sosyal gruplara mensubiyet kardeşliği sağlamaktadır!
TS Çözüm süreci: Örgütün amacına ulaşması için, yetkililerle yapılan görüşme, mutabakat, anlaşmalara göre ayrı, kendi kendini yöneteceği, adına “özyönetim” denilen ayrı bir devletin kurulmasına kadar yapılan çalışmalar demek. Habur, Oslo, İmralı ve Dolmabahçe sarayında belirlenen ve şekillenen, “yeni Türkiye”nin kurulması. Güney ve kısmen Doğu Anadolu’da “Kürdistan”ın kurulması, bunun dışında kalan “Ortak Vatan Türkiye’nin eşbaşkanlık sistemine göre ortaklaşa yönetilmesidir.
TS Demokratikleşme: Vatandaşların olduğu kadar Sosyal grupların da siyasi eşitliği ve küme kimliğiyle ilgilidir. Dil egemenliği belirlediği için her etnik grubun da kendi diliyle eğitim hakkı vardır. Türk Milleti ile her etnik grup eşittir. Demokratikleşme egemenliği bölüşme demektir.
Son sözü BOP eşbaşkanı Erdoğan’a bırakalım; diyor ki: “Terör örgütü askerime, polisime düşman gözüyle bakıyor. Ama biz, onlara, insanları öldürdüğü için suçlu gözüyle bakıyoruz. Neden? Demokrasinin gereği bu.” (14 Ekim 2008, grup konuşması) Demek ki; demokrasi ülkeyi bölene düşman demeye mani imiş! Ama bu amaçla insan öldürmeyi suç sayıyormuş!..
Terör örgütünün tecavüz ettiği 15-20 kavram daha vardır. Bunları çarpıtıp milletimizi aldatarak çok yol aldıklarını belirtmeliyiz. Bunda dış mihraklardan daha çok, yetkililerimizin payı vardır. Bu günlere nasıl geldik, anlaşılıyor değil mi?
Uyan ey ehli vatan!