Yakarış

Bu gelimli gidimli dünyadan, son ucu ölümlü dünyadan kimler geldi, kimler geçti… Göğü çadır, güneşi mızrak eyleyen Oğuz Han geçti. Altay’dan kopup gelen Bumın Kağan, İstemi Han geçti. Kırk yiğidiyle Çin kapısına dayanan Kür Şad geçti.


Ulu Tanrı, yüce Tanrı! Görklü, görkemli Tanrı! Başlangıcı yok, sonu yok kadir Tanrı! Ey övdüğüm bir Tanrı!

Şu sonsuz evreni yok mesabesinde bir zerreden sen yarattın. Nice gökleri, nice yıldızı, nice gezegeni sen yarattın. Gezegenler içinde dünya denen yerküreyi sen yarattın. Gündüzü güneşle, geceyi ayla, yıldızla bezedin. Yeri dağlarla berkittin, denizlerle sularla serinlettin. Sudan nice hayatlar, nice canlar fışkırdı. Dallar yaprağa, çiçeğe durdu; ağaçlar tomurcuğa, meyveye durdu. Börtü böcek başını kaldırdı, çiçeğe baktı. Tırtıl kozadan çıktı, kanat açtı. Kurbağa sıçradı, keler taşa tırmandı, kuş kanat çırptı. Ceylan seğirtti, aslan koşuya kalktı.

Ulu Tanrı, yüce Tanrı! Görklü Tanrı, görkemli Tanrı!

Üstte mavi göğü, altta yağız yeri sen yarattın. İkisinin arasında kişioğlunu sen türettin. Kişioğlunun üzerine atam Oğuz’u sen oturttun.

Muhammed oğlu Hüseyin oğlu Mahmud Kâşgarî Atam der ki:

Yüce Tanrı Türk burçlarında doğdurdu devlet güneşini / Onların ülkeleri etrafında döndürdü göklerin çemberini / Onlara ad verdi Türk diye / Ülkelerin idaresini verdi mülk diye / Onları görevlendirdi halk üzre / Onları kuvvetlendirdi hak üzre.

Önü yok, sonu yok kadir Tanrı! Ey övdüğüm bir Tanrı!

Bu gelimli gidimli dünyadan, son ucu ölümlü dünyadan kimler geldi kimler geçti… Dem ile Havva geçti, Allah’ın dostu İbrahim geçti, Tur dağında Tanrı’nın sözünü işiten Musa geçti, Hastalara şifa veren İsa geçti. Allah’ın sevgili kulu, adı görklü Muhammed geçti, elinde Zülfikar tutan, Hayber kal’asını vurup alan Ali geçti.

Bu gelimli gidimli dünyadan, son ucu ölümlü dünyadan kimler geldi, kimler geçti… Göğü çadır, güneşi mızrak eyleyen Oğuz Han geçti. Altay’dan kopup gelen Bumın Kağan, İstemi Han geçti. Kırk yiğidiyle Çin kapısına dayanan Kür Şad geçti On yedi erle taşra çıkan İlteriş Kağan geçti, Bilge Tunyukuk geçti. Ak boz atına binip boğa gibi yağı üstüne çöken Köl Tigin geçti, onun ağabeyi, akıllı Bilge Kağan geçti.

Satuk Buğra Han, Alp Aslan, Fatih Sultan geçti. Türk yiğitler saymakla tükenesi değil. Nice ozan, nice Sinan geçti. “Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Turan” diyen ozan geçti.

Bir Mayıs sabahı Karadeniz’den güneş gibi doğan, Türk’ü bir daha Ergenekon’dan çıkaran mavi gözlü kahraman geçti. Türk milleti onu atası belledi, ona şükran duydu Tanrım! Üstümüzde mavi gök, altımızda kara yer, geleceğe umutla bakıyoruz Tanrım! Burada nice şehidin hatırası var, dostu var, arkadaşı var, senin bağış pınarından içmeye geldik, bağışla Tanrım!

“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz” diyen ozan bizim ozanımız; ülkü yolunda önümüze düşen Kazganoğlu Alparslan bizim başbuğumuz. Türkmen ağası Dündar, ülkücüler bilgesi Galip bizim büyüğümüz. Ülkü Ocaklarını başlatan, Millî Düşünce Merkezini kuran Somuncuoğlu Sadi bizim öncümüz. Onları, bizi, hepimizi bağışla Tanrım! Biliyorum, biliyoruz, senin bağış pınarının suyu berrak ve bereketli; izin ver, pınarının suyunu kana kana içelim Tanrım! Kevserini doya doya içelim, didarını doya doya görelim Tanrım! Senden geldik, sana döneceğiz, bağışla bizi Tanrım!

Yüce Tanrım, hani diyordun ya, “Benim bir ordum vardır; onları Türk diye adlandırdım ve doğuya yerleştirdim.”; işte şimdi onlar için sana ellerimizi kaldırıyoruz. Türk’ün önünü aç Tanrım! Sen birsin ve kadirsin, Türk’ün yolunu aç Tanrım! Türk’ün önünde duran tepegözleri devir Tanrım!

Ama her şeyden önce… Türk’e akıl fikir ver; güç ver, şuur ver! Dirlik düzenlik ver!

Ulu Tanrı, yüce Tanrı! Görklü, görkemli Tanrı! Başlangıcı yok, sonu yok kadir Tanrı! Ey övdüğüm bir Tanrı! Senin katına geldik, sana yakarıyoruz, yakarışlarımızı işit, dualarımızı kabul et Tanrım!

Kabul et, kabul et, kabul et Tanrım!

 

 

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

1 Yorum

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar