Yeni kitap: Bildiğimiz Bir Şeyler Çal

Yazar ve editörlerimizden Şadiye Okur, Fatma Zehra Okur Cerit ve Alperen Okur ile Orkun Okur, Göktürk Okur ve Uygur Okur’un kısa hikâyelerinin toplandığı kitap “Bildiğimiz Bir Şeyler Çal” KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık) aracılığıyla yayımlandı.


Yazar ve editörlerimizden Şadiye Okur, Fatma Zehra Okur Cerit ve Alperen Okur ile Orkun Okur, Göktürk Okur ve Uygur Okur’un kısa hikâyelerinin toplandığı kitap “Bildiğimiz Bir Şeyler Çal” KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık) aracılığıyla yayımlandı.

Kitaba ismini veren hikâye, insanlar tarafından olumsuz algılanan davranışların aslında herkes tarafından sergilendiğini, ancak bu durumu kimsenin fark etmediğini, farkında olanların da kabullenmek istemediği iddiasında: “Gerçi herkese tepeden bakıyordu çoğu zaman. Ama bunu sinsi bir şekilde yapıyordu. Çünkü onu tanıyanlara soracak olursanız, söyleyecekleri ilk şey alçak gönüllüğü olurdu. Oysa bu, tümden olmasa bile büyük bir yanlış izlenimdi. Sürekli ‘zero’ya oynayan iflah olmaz bir kumarbaz, aylak bir Oblomovken bile insanlara tepeden bakıyordu. Kendine bile… ‘Para önemli değil.’ dendiğinde bıyık altından gülüyor, bir başkasına ‘paradan daha önemli şeyler var.’ derken buluyordu kendini… Kendisinin çektiğini düşündüğü bir acının başkası tarafından anlatıldığını gördüğünde, aynı durumda kendisinin olduğunu rahatlıkla görmezden gelerek alay edebiliyordu. Bu düpedüz iki yüzlülüktü.”

Orkun Okur, kitapta iki hikayesiyle yer alıyor. Hikâyelerinden biri olan “Kara Trende Karantina” iki yıldır yaşadığımız salgından izler taşıyor. “Mahsur” ise trajik bir ıssız ada hikâyesi…

Göktürk Okur’un hikayelerinden biri olan “Kutup Yıldızı”, insanoğlunun Ay’daki ilk temsilcileri Apollo-11 ekibinin alternatif sonunu, Michael Collins’in gözünden anlatıyor. Aynı yazar “301” adlı hikâyesinde, 2014’te yaşanan Soma faciasını maden ocağının içinden anlatmaya çalışmış. “Barış ve Savaş”ta, savaşta ölen iki ağabeyinin ardından annesine bir evlat acısı daha yaşatmak istemediği için, kaçınılmaz bir savaştan, bir ağaç kovuğunda saklanarak kaçmaya çalışan Barış’ın hayatının kısa bir bölümünü görüyorsunuz. “Sisifos” ve “Beyaz Diş” ise iki adamın buhranlarını konu ediniyor.

Şadiye Okur’un yazdığı “Başlangıç”, düzensiz ve berbat bir hayat sürerken, değişim kararı veren heykeltıraş Ozan Balbal’ın hazin hikâyesini anlatıyor. Yazar, “Sesler”de ise kendini dinleyen herkesin duyabileceği seslere kulak veriyor.

Fatma Zehra Okur Cerit’in hikâyelerini okuduğunuzda Anadolu’nun bir köyündeymişsiniz hissine kapılıyorsunuz. “Adam, Kadın ve Çocuk”la birlikte “Yağmur Duası”na çıkıyorsunuz.

Yazar kadrosunun en genç üyesi Uygur Okur, kendini apokaliptik bir dünya içinde bulan bir adamın sekiz gününü anlatıyor.

Alperen Okur’un “Bildiğimiz Bir Şeyler Çal, Monolog, Düşünce, Rüya, Akıl Tutulması, Karanlık” hikâyelerinde kahramanlar, bir şarkı, bir cümle, bir rüya veya bir söz üzerinden iç hesaplaşma peşindeler. “Başka Bir Hayat” dünya dışından bir canlının dünyamızda yaşadıklarını anlatırken, “İntihar Mektubu” ise okuyucuyu, dünyamızda yaşamaya dayanamayan bir adamın son anlarındaki düşünceleriyle yüzleştiriyor.

Kalabalık yazar kadrosu, soyadlarından anlaşılacağı üzere aynı aile üyelerinden oluşuyor… Kardeş gibi büyümüş amca çocukları ve onların halaları. Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık’ın sunduğu imkân neticesinde kitabın bütün hazırlığı da aile içinde yapıldı. Editörlüğünü Alperen Okur’un yaptığı kitabın kapak tasarımını Uygur Okur, mizanpajını Göktürk Okur üstlendi.

Yazar

MDM

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.