Yüzde 50 ‘F Tipi’ Ne Mi?

Başbakan Erdoğan: “Geri kalan yüzde 50 bize niye oy vermiyor, araştırıyoruz.” dediğinde aklıma pek çok çözüm (AKP dışındaki partilerin kapatılması, diğer partilere verilen oyların geçersiz sayılması vs.) gelmişti. Ancak bunu hiç düşünmemiştim doğrusu. Ne zaman ki çoluk-çombak toplanmaya, muhalefet belediyelerine ‘çete operasyonları’ yapılmaya başlandı ve CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce hakkında: “Hükümeti yıpratıcı davranışlarda […]


Başbakan Erdoğan: “Geri kalan yüzde 50 bize niye oy vermiyor, araştırıyoruz.” dediğinde aklıma pek çok çözüm (AKP dışındaki partilerin kapatılması, diğer partilere verilen oyların geçersiz sayılması vs.) gelmişti. Ancak bunu hiç düşünmemiştim doğrusu.

Ne zaman ki çoluk-çombak toplanmaya, muhalefet belediyelerine ‘çete operasyonları’ yapılmaya başlandı ve CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce hakkında: “Hükümeti yıpratıcı davranışlarda bulunduğu” için fezleke düzenlendi; “Evreka!” dedim. Tüm muhalifler ‘F Tipi tehciri’ne mi tabi tutulacak yoksa? Aman yanlış anlaşılmasın; kastım F tipi cezaevi!..

Eğer öyle olacaksa büyük durgunluk yaşayan inşaat sektörü epey canlanacak demektir. İster misiniz yeni cezaevi ve adliye sarayı yapacak ‘hayırseverler’ çıksın ve devlet de onlara üstün hizmet madalyası versin?

* * * *

Yine de enseyi karartmayalım; bu işin böyle gitmeyeceğini, yüzde 50’nin F tipine tıkılamayacağını en önce projenin asli sahipleri biliyor.

Klâsik Bizans entrikasını oynadılar, son perdeye geldiler… Türkiye’deki “düşünce ve ifade özgürlüğü, tutukluluk halleri” için toplu ağlama seansları düzenlemeleri bundan.

Hedefi seç… Çatışma çıkar… Çatıştırdığın tarafları sırasıyla: “Ah yavrum!” diye dizine oturt… Sonra sorunu çözen ‘kahraman’ ol… O ülkeden alacağını da al ve git…

Muhteremler, “Yeni Türkiye”yi yaratmak için önlerindeki engeli çoktan belirlemişti: Türk milliyetçileri, Atatürkçüler… 2. Cumhuriyetçi’lerin yanına siyasal İslâmcı’ları da katıp bunları bir güzel dövmeye, hapse tıkmaya soyundular. Bir yandan meyveyi olgunlaştırdılar; öte yandan başladılar beklemeye… Sandılar ki herkes tası-tarağı toplayıp yanlarına kaçacak ya da: “Biz ettik siz etmeyin.” diye yalvaracak!..

Yem atıyorlar şimdi: “Ama bu kadar da olmaz ki!” diye ve tabi iktidara da “Uslu durmazsan…” sopası sallamış oluyorlar…

Yerse… Yiyenler var ki siyasal İslâmcılar: “ETÖ’cüler Washington ve Brüksel’i kuşatıp kulis yapıyor.” feryadıyla büyük bir arsızlığa imza atıyor.

Dün “Ankara’nın şerrinden, Washington-Brüksel’in şefaatine sığınan” sanki rahmetli babammış gibi, bugün birilerinin “Yeni Ankara’nın şerrine” karşı aynı yolculuğa çıkmasını kınıyor, kızıyorlar.

Böyle yapanlar varsa, bence de ayıp ediyorlar. Birincisi klâsik tuzağa düştükleri için. İkincisi, şunu anlamadıkları için: onlar da bu saldırıların ters tepmeye başladığını, korku duvarının yıkıldığını ve T. C. Devleti’ne sahip çıkanların daha bir bileylenip kenetlendiğini gördü. Şerden hayır çıkması bu olsa gerek!..

* * * *

ABD ve AB’ye güven Türkiye’de dibe vurmuş durumda. Ne yapsalar kâr etmiyor. Ama yeni pazarlama teknikleri geliştiriyorlar, onu da belirteyim. Şimdi “NATO’yu sevdirme” kampanyası başlatacaklarmış. Emperyalizmin Başbakan Erdoğan’dan beklediği en acil ve önemli iş buymuş. Bilgi ve dikkatlerinize sunulur!..

* * * *

Ve tarihten bir not: 1919’da işgâl kuvvetleri yüzlerce, hatta binlerce insanı yargılamak istiyordu. İngiliz komiser yardımcısı Webb bu insanların cezalandırılmasının, Türklerin toptan idamını gerektireceğini hatırlatarak şu ‘çözüm’ü önerdi:

“Türklerin tamamını cezalandırmak için Osmanlı Devleti’ni parçalayalım… Kişisel düzeyde de ibret olmak üzere yüksek memurları yargılamakla yetinelim…”

Silivri’den kucak dolusu sevgiler,

Müyesser YILDIZ
10 Aralık 2011

Yazar

Milli Düşünce Merkezi

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.