<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>9 Eylül arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/9-eylul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/9-eylul/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Sep 2022 18:25:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Tarihle kavgada kaybeden tarih olmaz</title>
		<link>https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[100. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin kurtuluşu]]></category>
		<category><![CDATA[tunç soyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40708&#038;preview=true&#038;preview_id=40708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu kadar kindar bir nesil, ne kadar dindar veya hümanist olursa olsun geleceği kuramaz. Hazır bulacağı geleceği bile böyle bir anlayışla yönetemez. Tıpkı TÖRE Dergisi’ndeki ankete cevap veren gençlerin bugünü yönetemedikleri gibi…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/">Tarihle kavgada kaybeden tarih olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz%2F&amp;linkname=Tarihle%20kavgada%20kaybeden%20tarih%20olmaz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz%2F&amp;linkname=Tarihle%20kavgada%20kaybeden%20tarih%20olmaz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz%2F&amp;linkname=Tarihle%20kavgada%20kaybeden%20tarih%20olmaz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz%2F&amp;linkname=Tarihle%20kavgada%20kaybeden%20tarih%20olmaz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz%2F&#038;title=Tarihle%20kavgada%20kaybeden%20tarih%20olmaz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/" data-a2a-title="Tarihle kavgada kaybeden tarih olmaz"></a></p><p>İzmir Belediye Başkanı’nın 9 Eylül İzmir’in kurtuluş kutlamalarındaki konuşması ve sonrasındaki tartışmalar Türk Milleti arasındaki tarihe ve millî kimliğe bakış farklılıklarını bir kere daha ortaya koydu.</p>
<p>Soyer’in konuşmasındaki <em>yüz yıl önce Türkiye’yi yönetenlerin ihanetini </em>belirten ifadeleri haklıdır. Vahdettin düşmanına <em>hayatım tehdit altında </em>diyerek koruma ve sığınma talep eden bir Türk hakanıdır. Türk tarihinde buna benzer örnek hemen hemen hiç yoktur.  Ama Osmanlı’da tektir. Devletin başkenti ve yurdun birçok yeri işgalden kurtulduğu günlerde bu başvuru yapılmıştır. Hem de iltica talebi işgal kuvvetleri komutanının isteği üzerine bir kere de yazılı olarak tekrar edilir.</p>
<p>Bu hayat endişesi nedendir? Madem bir kesimin ispat etmeye çalıştığı gibi, Gazi Paşa’yı kendi gönderdiyse niçin korkmuş ve kendi mülkü(!) olan devleti bırakıp gitmeyi istemiştir? Bütün dünyaya “Seni vatanı kurtarmak için ben göndermedim mi?” deseymiş ya. Bunu yaptığı takdirde tarih ve millet önünde dönemin en güçlü insanı hâline gelmez miydi?</p>
<p>Hayır, bunu yapmamış ve hayatının tehlikede olduğunu söyleyerek düşmanına sığınmayı tercih etmiştir. <em>“Allah’tan sonra İngilizlere güveniyorum”</em> sözü de Vahdettin’e aittir.</p>
<p>Türk vatanı işgal altındadır. Bırakın vilayet merkezlerini, kazalarda da işgale direnişler başladığı dönemdir. Birçok yerde oluşturulan yapılar devlet gibi davranarak düşmana karşı koyarken, İstanbul’daki yöneticiler işi gücü bırakmış, sadece Mustafa Kemal Paşa’nın bir araya getirdiği milliyetçi harekete karşı açıklamalar yapıyorlardı. Çok da etkililerdi.  İlk meyvelerinden birisini Marmara havalisinde vermişti. Daha 28 Ekim 1919’da Adapazarı, Bolu, Düzce ve Gerede’de isyanlar çıktı. Buna benzer örnekler hep devam etti.</p>
<h2><strong>İzmir’i kurtaranların adı neydi?</strong></h2>
<p>Evet, Soyer’in yöneticilerle ilgili söyledikleri doğru. Ancak konuşmasına dikkat edilince yüz yıl önceki destanın sahibinin adının anılmadığı görülüyor. Konuşmada “<strong><em>Anadolu </em></strong><em>geleceğin Türkiye&#8217;sini inşa etme çağrısını çoktan duymuştu. Babalar işini bıraktı, analar ocağıyla, köylü toprağıyla vedalaştı. Fırıncılar fırınını, terziler makasını, bakkallar dükkanını hiç gözünü kırpmadan bıraktı ve yola çıktı<strong>.  Anadolu </strong>direnmek için hem yardan hem serden vazgeçti.”</em> cümleleri var.</p>
<p><strong>Özellikle ve özenle Anadolu dendiği anlaşılıyor</strong>.  Bu konuşma, Anadolu yerine Türk Milleti konarak yapıldığında hem daha doğru olacaktı hem de daha akıcı bir Türkçe açısından tekrar eden kelime olmayacaktı.</p>
<p>Daha da ilginci, İzmir’in kurtuluşunun 100’üncü yılında İzmir Belediye Başkanı, İzmir’i kurtaran ordunun kimliğinden de hiç bahsetmemişti.</p>
<p>(Allah’tan Avrupa yakasında yaşayan Türkler bu <em>Anadolu insanı/halkı</em> ifadelerine alınganlık göstermiyorlar. Hâlbuki Çanakkale mahşeri, Türk vatanının Avrupa yakasında yaşandı. Kaybettiğimiz eski vatanımız da Avrupa kıtasında. Orada da nice kahramanlık destanı yazıldı. Büyük Kurtarıcımız Atatürk ve birçok arkadaşının memleketi de o kaybettiğimiz vatandaydı.)</p>
<h2><strong>Hep yeniden yaşatılan geçmiş</strong></h2>
<p>Tunç Soyer’in konuşmasına karşı çıkanlar sadece ecdada bu yapılır mı diyorlardı. Konuşma Osmanlı’nın bütün dönemini karalıyormuş gibi değerlendirmeler vardı. Tartışma da bu köklerinden kopuk tarih anlayışı üzerinde devam etti.</p>
<p>Tarih anlayışının köklerden kopukluğu üzerine iki yazım var. <a href="https://millidusunce.com/misak/turksuz-19-mayis-ruhu-ve-tarih-suuru/" target="_blank" rel="noopener">Birisini</a> <em>Türkiye’nin Rotası </em>kitabıma da aldım<a href="#_edn1" name="_ednref1">*</a>. Özellikle TÖRE Dergisi’nin Kasım 1979’daki 102’nci sayısındaki <em>Atatürk’e Dair </em>başlıklı ankete dikkat çekmiştim. Cevaplar 19-24 yaş aralığındaki, farklı fikir gruplarından üniversite öğrencilerine ait. Hepsinin de verdikleri cevaplar <strong><em>Atatürk iyi ama, faka</em></strong><em>t, <strong>lakin</strong>… <strong>şunları da yaptı </strong></em><strong>şeklinde</strong>. Bu tarihle ilişkisi arızalı bir neslin göstergesi. Ve en önemlisi de bu kuşak şu an Türk siyasetini yönetiyor. Hem iktidardalar hem de muhalefette.</p>
<p>Türkiye, 21’inci yüzyıla bu kuşakla girdi. O günün Millî Selamet partilisinin (AKP’yi kuranların ayrıldığı siyasi hareket) ankete verdiği cevap <strong><em>“Atatürk Müslüman halkın karşısına, İslamiyet’in karşısına bir put gibi dikilmiş, onun peygamberleri ve müritleri türemiştir. Kadının bu kadar açılıp saçılması İslamiyet’e karşı her türlü hareket onun bir eseridir. İktidar olacağız ve elbette onun bu kusurlarını ve hakiki çehresini Müslüman halkımıza açıklayacağız. Bu kusurları tamir etmek biz MSP’lilerin en tabii ve ilk vazifesidir.”</em> </strong>şeklindeydi<strong>.</strong></p>
<h2><strong>Ağaç yaşken eğilir</strong></h2>
<p>Ağaç yaşken eğilir; eğilir eğilmesine de bir daha da düzelmez. İyiliğine de eğrilir kötülüğüne de. Ömrün sonuna kadar bu eğrilik devam eder.</p>
<p>Yeni Eğitim Öğretim Yılı açılışı 12 Eylül günü Cumhurbaşkanı tarafından yapıldı. İstanbul’da Arif Nihat Asya Anadolu Lisesi’nde yapılan törende liseli gençlere hitap etti. TV’lerden canlı yayınlanan konuşmada <em>“</em>Her şeyden önce güçlü bir gelecek için geçmişinizi iyi öğrenmeli, iyi tanımalısınız. <em>Hamdolsun Türkiye artık gençlerini tehdit olarak gören eski Türkiye değil, tam tersine bugün gençlerine değer veren bir Cumhurbaşkanı’na, bir hükümete, bir yönetime, bir devlete sahipsiniz. Size binlerce yıllık tarihinizi unutturmaya hatta size kendi ecdadınıza sövdürmeye çalışan köksüzlere lütfen kulak asmayın.”</em> dedi.</p>
<p>Bu ifadeler de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Eylül’deki öğrenci yurtları açılışındaki konuşmasından: <em>“Gençlerimiz, belki bizzat duymamıştır ama orta yaş ve üzeri kuşak çok iyi hatırlar. … Velhasıl yıllarca bu ülkenin insan kaynağını saçma sapan bahanelerle heba ettiler. Ruhlarını sattıkları efendilerine peşkeş çektiler … Bunlar öyle alçak, öyle ahlaksız bir tezgâh kurdular ki kendi çocuklarıyla milletin çocukları arasında devasa bir uçurum oluşturdular.” </em></p>
<p>Bütün bu sözler Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tek başına temsil eden kişinin Cumhuriyet dönemine bakışını ortaya koyuyor. <strong>Belediye başkanının konuşmasında şehrini kurtaran askerin, Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarında da yönettiği milletin adı yok.</strong></p>
<p>Bu kadar kindar bir nesil, ne kadar dindar veya hümanist olursa olsun geleceği kuramaz. Hazır bulacağı geleceği bile böyle bir anlayışla yönetemez. Tıpkı TÖRE Dergisi’ndeki ankete cevap veren gençlerin bugünü yönetemedikleri gibi…</p>
<p>Önümüzdeki seçimler bu açıdan da hayatî önem taşımaktadır.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> Türkiye’nin Rotası, S 221, Pankuş Yayınları 2021 (Türk’süz 19 Mayıs ruhu ve tarih şuuru)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/">Tarihle kavgada kaybeden tarih olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tarihle-kavgada-kaybeden-tarih-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış üretenler korosu</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[100. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin işgali]]></category>
		<category><![CDATA[tunç soyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40697&#038;preview=true&#038;preview_id=40697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih ve objektif gerçek bir kere daha iki taraftan alabildiğine örselendi demeyeceğim, apaçık çiğnendi. Zembereği kurulmuş bir alay insan elde kılıç meydan muharebesine çıktılar. İncir çekirdeğini doldurmaz ezberler tekrarlandı. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/">Yanlış üretenler korosu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&#038;title=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/" data-a2a-title="Yanlış üretenler korosu"></a></p><p><strong>Tunç Soyer</strong>’in konuşması memleket aydını için turnusol görevi gördü. Tartışma bitmedi. <em>Tartışma</em> derken tartışan pek azdı. <em>Sahibinin Sesi Koroları</em>nın yarattığı kakafoniyle kafalarımız şişti. Gerçeği aramayanların sen-ben kavgalarını dinledik, seyrettik. Tarih ve objektif gerçek bir kere daha iki taraftan alabildiğine örselendi demeyeceğim, apaçık çiğnendi. Zembereği kurulmuş bir alay insan elde kılıç meydan muharebesine çıktılar. İncir çekirdeğini doldurmaz ezberler tekrarlandı. Kimin kazandığını merak eden şaşkın seyirciler, garip vatandaşlar yine hayal kırıklığı yaşadılar.</p>
<p>Ben, “<em>Meydanda er yoktu ki kazanan olsun!” </em>dedim. Daha ileri giderek, “<em>Memleket kurtaranları batıranlar konuştu</em>” diyenler de az değildi. Türkiye’nin, -affınıza sığınarak söylemeliyim- bu taş kafalılığa, bu tarihe, bu gerçeğe sırt dönüşe, düşünmemeye, anlamamaya karşı durduğunu yine görmedik.  Evet evet iki taraf da masum değil. Bu tartışmada <strong>Atatürk</strong> ve Cumhuriyet’e bağlı görünenlerin derdinin <strong>Atatürk</strong> ve <em>Cumhuriyet</em> olmadığını bir kere daha gördük. Kendi kurgularına göre bir <em>Cumhuriyet</em> ve <strong>Atatürk</strong> düşündüklerini, daha doğrusu düşünmediklerini, daha doğrusu kullandıklarını gördük. “<em>Kimse kusura bakmasın, öyle bir <strong>Atatürk</strong> de, öyle bir Cumhuriyet de yok!”</em> diyenlerin sesleri de boğuntuya gitti.</p>
<h2><strong>Bilmek ve anlamak lazım</strong></h2>
<p><strong>Tunç Soyer</strong>’in dediklerine karşı çıktıkları zannıyla Osmanlı güzellemesi yapmaya kalkan fırsatçıların durumu da artık belli. Onların anladığı gibi bir Osmanlı yok. Bir daha söylüyorum, <em>öyle bir Osmanlı yok</em>. Osmanlı Hanedanı, bu iki grubun dediği gibi <strong>Mustafa Kemal</strong> <strong>Paşa</strong> ile farklı fikir ve anlayışta değildi. <strong>Mustafa Kemal</strong>’le Osmanlı Sarayı ancak detaylarda farklı düşünür. Çağdaş Medeniyeti edinerek ülkeyi yukarıya taşıma hedefinde bir ve beraberdirler. Dolayısıyla en çok hakaret gören <strong>Vahideddin</strong>’in, güya kendisini savunanlarla hemen hiçbir benzerliği yokken <strong>Sarı Paşa </strong>ile aynı hedefe yürürler. Olsa olsa rejim tercihinde ve krizlerde nasıl hareket edileceğinde farklı düşünürler. Bir sonraki yazımda, yine iki keskin ucu kıyaslamalar yanında, bunu biraz daha açmak ve hükümet edenlerin tarihle bağlarının sağlıksız olduğunu düşündürmek isterim.</p>
<p>Maksadımız olanı biteni anlamak ve anlaşılmasını sağlamak. <strong>Tunç Soyer</strong>’in atalarımıza, tarihe mesafeli olduğu anlaşılıyor. Daha keskin bir görüş ifade etmeyeyim. Yalnız, külahlarımızı önümüze koymamız, düşünmemiz ve tartışmamız için şu hususu olabildiğince net ve keskin söylemem lazım: <strong>Tunç Soyer</strong> ve onun gibiler 1923 öncesini ne biliyor ne de seviyorlar. Konuşması da, savunması da tam bunu gösteriyordu.</p>
<h2><strong>TRT’de Yaşadıklarımdan biliyorum</strong></h2>
<p>“<em>Cumhuriyet’in bürokratik yapısı, hemen bütün Cumhuriyet kurumları Tanzimat eseridir. Mesela Danıştay, Şûrâ-i Devlet(1868)’in yeni adıdır…”</em> deseniz kıyamet kopar. “<em>Polis Teşkilatının kuruluş tarihi 1845’dir”</em> deseniz de taşlanmaktan kurtulamazsınız. Cehaletin kör duvarına çarptığınızı görmekle tıkanır kalırsanız siz de hakikate düşmanlık edersiniz. Sözüm ona İslamcılarımızın yaptığı gibi merdiven altına saklanarak dövüşenlerin bıraktıklarıyla beslenemezsiniz. Sahada olacaksınız, konuşacak, yazacaksınız.</p>
<p>Örneği öylesine vermiyorum. Bunları birebir yaşadım. TRT’de haftada bir yayınlanan <em>Yılmaz Öztuna İle Tarih Konuşmaları</em> (1999-2002)programımız vardı. Üç yıl, çoğunlukla Türk Yenileşme Tarihi’ni, Cumhuriyet’i hazırlayan değişmeleri konuştuk. Kendisini Cumhuriyetçi zanneden güya solcu bir ekibin kolektif çalışmasıyla bu cümleler ve benzerleri ya çıkarıldı ya da bütünüyle yayınlanamaz kararı verildi. “<em>Osmanlı ile Cumhuriyeti niye karıştırıyorsunuz? İkisi bir arada anılamaz..” </em>cümlesini defalarca duydum. Denetim evrakına <em>“Bu program Cumhuriyet düşmanıdır.” </em>yazıldığını da gördüm.</p>
<p><strong>Yılmaz Öztuna</strong> gibi <strong>Atatürk</strong>’ün çok yönlü dehasına inanmış, “<em>Rejim tartışmaları artık ahmaklıktır</em>” diyen dünya çapındaki bir tarihçi ve fikir adamına ve onunla konuşan bana <em>Cumhuriyet düşmanı</em> denildi. “<em>İlber Hoca da dâhil kimleri diyorsanız bir bilim heyetine denetletin.  Mevzuat müsait, isterseniz Tarih Kurumu baksın…”</em> dedim, girmediler. Çünkü dertleri gerçek değil, kendi kurgularını korumaktı.  <strong>İlber Hoca</strong> henüz Ankara’daydı, hemen her akşam beraberdik. O da her hafta benden bu cehaletin zirvesini dinledi.  Dediklerini burada yazamayacağımı tahmin edersiniz.  İsim vermeden söylüyorum, Yayın Denetleme Kurulu’ndaki yönetici ve denetçi arkadaşlarımızla yıllarca süren kavgalarımız kitap olur.</p>
<h2><strong>Tarihle barışmak</strong></h2>
<p>Ben, <strong>Tunç Soyer</strong>’in cümlelerini TRT yıllarında karşılaştığım ve gençliğimden beri tartışmalardan bildiğim cehaletin kör ezberinden farklı görmedim. Şimdi buradan Sayın <strong>Kılıçdaroğlu</strong>’na seslenmek isterim: <em>Helalleşme</em> diyorsanız, önce tarihimizle barışacaksınız. Biz 1923’te yerden bitmedik. Ve Türk İstiklâl Savaşı’nı zavallı <strong>Vahideddin</strong>’e ve etrafındaki üç beş kişiye karşı vermedik.</p>
<p>Aziz <strong>Atatürk</strong>’ün söyledikleri elbette doğrudur. Yeni rejimi yerleştirirken böyle keskin ifadeler kullanılması normaldir. Bunları, doğrusu yanlışıyla bilir ve konuşuruz. Fakat düşmanı denize döküşümüzün 100. yılında, İzmir Belediye Başkanımızın ağzından o yedi dakika iki saniyelik konuşma içinde anlatacağımız bu olamaz.</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu</strong>, helâlleşecekseniz lütfen bu bakışı gözden geçirin! Memleketin geleceği sizin ne düşündüğünüz ve neyi nasıl yapacağınızla doğrudan bağlantılı hale geldi. Türkiye’yi içine düşürüldüğü çıkmazdan kurtarma potansiyelini elde ettiğiniz görünüyor. Açık söylüyorum, bu kafalarla siz de kök ve kör kavgayı devam ettirenler kafilesine katılırsınız. Gerçeğe ve Türkiye’ye yazık olur!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/">Yanlış üretenler korosu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</title>
		<link>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 18:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[ismail kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulun işgali]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40645&#038;preview=true&#038;preview_id=40645</guid>

					<description><![CDATA[<p>"İstanbul'un kurtuluşu 6 Ekim, kim demiş? İzmir'in kurtuluşu 9 Eylül, kim demiş? Ne münasebet. Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki. 2 Mart'ta da aynı şey var..." İ.Kahraman</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/">Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&#038;title=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/" data-a2a-title="Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup"></a></p><p>Bu mektubu 9 Eylül günü yazıyorum. İzmir Alsancak, kordonboyunda insan seli…</p>
<p>Ben de İzmirliyim. Ödemiş doğumluyum. Ödemiş’in girişine yakın bir “İlk Kurşun Tepesi” vardır. Ben bildim bileli, ovanın uzak noktalarından da görünen büyük bir albayrak dalgalanır orada. Yunan işgalinde silahlanan mahallî halkın, efelerin düşmana ilk kurşunu sıktığı tepedir. İzmir’in işgalinden iki hafta kadar sonra. Her sene mayısın son pazarında orada tören yapılır. Ödemiş’in kurtuluş günü ise 3 Eylül’dür; 9 Eylül’den altı gün önce.</p>
<p>Anadolu’nun bir çok şehrinde “ilk kurşun” mevkileri vardır.</p>
<p>Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz…</p>
<p>Kurtuluş günlerini değil, fetih günlerini kutlamaktan yanasınız. Kurtuluş günlerinin kutlanıp kutlanmaması ayrı bir konudur, düşünülebilir. Bizim öğrencilik yıllarımızda şehrin kurtuluşunu canlandırmak için kimi öğrenciler düşman askeri kılığına, kimileri ise Türk askeri kılığına girer, küçük bir vuruşma tertip edilirdi. Artık bu yapılmıyor. Bence de yapılmaması doğru olmuştur. Böyle canlandırmalar basit kaçmaktadır. Onun yerine konuşmalar, konferanslar, fotoğraf sergileri tertip etmek, filmler göstermek, kitaplar tanıtmak daha faydalı faaliyetlerdir. Yalnız siz bu dileğinizi akıllara zarar cümlelerinize girizgâh yaptınız. “Kurtuluş günlerini anmayalım.” mı demek istiyorsunuz, “Kurtuluş savaşı yoktur.” mu demek istiyorsunuz?</p>
<p>&#8220;İstanbul&#8217;un kurtuluşu 6 Ekim, kim demiş? İzmir&#8217;in kurtuluşu 9 Eylül, kim demiş? Ne münasebet. Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki. 2 Mart&#8217;ta da aynı şey var. Ruslar çekildi gitti. Çarpışmadık, dövüşmedik, vuruşmadık.”</p>
<p>Doğu cephesinde işler 1917 Bolşevik ihtilâli sebebiyle farklı gelişti, Çarlık tarihe karışınca Rusya savaştan çekildi. Topraklarımızdan da çekildi. Topraklarımızdan çekilene kadar Rize dağlarında hiç kurşun sıkılmadı mı Ruslara? Karadeniz’in yiğit insanları boyunlarını büküp oturdular mı? Hayret! Peki diğer bölgeler? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun diğer bölgelerinde, özellikle de Batı Anadolu’da neler olup bittiği sır değildir. Çoook kurşunlar sıkıldı! Bizler dedelerimizin, büyükdedelerimizin yaşadıklarını dinleyerek büyüdük. Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz. Çarpışmadık, dövüşmedik, vuruşmadık, diyorsunuz.</p>
<p>Sanki Kurtuluş Savaşımızı, Millî Mücadele’yi küçümsemek ister gibi bir tavrınız var. Hatta yok saymak ister gibi… “Müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler.” Kuvva-yı Milliye demek ki koca bir yalan! Erzurumlu Kara Fatma, Gördesli Makbule, Şerife Bacı, Postlu Mestan Efe, Yörük Ali Efe, Gökçen Efe, dökülen kanlar, toprağa düşen canlar… Kağnılarda, sırtlarda taşınan silah ve cephaneler… demek hepsi masal unsurları! O yılların siyah beyaz fotoğraflarını hiç gördünüz mü? Harıl harıl mermi yapan Türk kadınları vardır meselâ… O mermilerle demek ki tavşan avına çıkıldı.</p>
<p>Sevr haritası gözünüzün önüne geliyor mu? Rengârenktir. İngiliz nüfuz bölgesi, İtalyan nüfuz bölgesi, Fransız nüfuz bölgesi, Ermeni nüfuz bölgesi, Yunanistan’a bırakılan bölge… Anadolu paylaşılmış. Lütfen açıklar mısınız, müstevliler niyetlendiklerinden birkaç kat misli olarak neyi, nereyi aldılar da o yüzden kendi kendilerine çekildiler? İstediklerinden daha bile fazlası olarak ne verdik, nereyi verdik? Kim verdi? Sevr haritasında nereleri vermek zorunda kaldığımız, nereleri ele geçirdikleri, nerelere çöreklendikleri ortadadır. O rengârenk haritadan bugünkü tek renkli Türkiye Cumhuriyeti haritasına nasıl geldik? Kurşun sıkmadan mı? Çarpışmadan, dövüşmeden, vuruşmadan mı? Ben gerçekten sizin ne kastettiğinizi anlamadım. Herhangi bir insan değilsiniz. TBMM’nin eski başkanısınız. O TBMM bir millî mücadele meclisi olarak açılmıştı. Sevr’e “hayır” diyen bir meclis olarak.</p>
<p>Kamuoyunda oluşan infial üzerinde twitter hesabınızdan bir açıklama yapıldı, törendeki konuşmanın bir bölümünün, bütünün bağlamından ayrı olarak haberleştirildiği iddia edildi. Bu açıklama daha da gariptir:</p>
<p>“…. Aynı şekilde yurdumuzu işgal eden ve dört sene topraklarımızda kalan müstevliler, Birinci Dünya Harbi&#8217;ni sonlandırdıkları için İzmir&#8217;i 6 Eylül 1922 Çarşamba günü terk etti. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü ordumuz İzmir&#8217;e girdi. İşgal kuvvetleri 4 Ekim 1923 Perşembe günü İstanbul&#8217;dan ayrıldı, ordumuz ise 6 Ekim 1923 Cumartesi günü İstanbul&#8217;a girdi.”</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandırdılar ve ülkemizi terk ettiler. İşgal kuvvetleri ayrıldı, gitti, ardından ordumuz girdi. Öylesine bir barış ortamı içinde, el sallayarak, bu kadar kaldığımız yeter deyip sonlandırdılar, gemilerine bindiler, gittiler…. (Birinci Dünya Savaşı’nın bitiş tarihi zaten 1922 değil, 1918’dir).  Bunlar ne biçim işgal kuvvetleri imiş ki kendi kendilerine çekilip gittiler, ayrılıp gittiler. Neden geldilerdi madem? Dört yıllık tatbikata mı? Hava değişimi için mi? Anadolu’da o kurşunlar atılmasaydı giderler miydi? O mücadele verilmeseydi… Sakarya, Dumlupınar, Kocatepe, Büyük Taarruz… Hayır efendim, alacaklarını alamadan gitti onlar! Gitmek zorunda kaldılar! Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz. Çarpışmadık, vuruşmadık, dövüşmedik, diyorsunuz.</p>
<p>Sahi siz ne demek istiyorsunuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/">Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9 Eylül’ü bakın nasıl “zorla” kutlardık!</title>
		<link>https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[30 atustos]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40567&#038;preview=true&#038;preview_id=40567</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nasıl doğada her şeyin, bizim zehirli dediğimiz yaratıkların bile bir yararı varsa; bunların da yararlı tarafları var. Onlar olmasa iki gün önce İzmir’de seyrettiğimiz muhteşem manzara oluşur muydu? Allah razı olsun.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/">9 Eylül’ü bakın nasıl “zorla” kutlardık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BC%20bak%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20%E2%80%9Czorla%E2%80%9D%20kutlard%C4%B1k%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BC%20bak%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20%E2%80%9Czorla%E2%80%9D%20kutlard%C4%B1k%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BC%20bak%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20%E2%80%9Czorla%E2%80%9D%20kutlard%C4%B1k%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BC%20bak%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20%E2%80%9Czorla%E2%80%9D%20kutlard%C4%B1k%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik%2F&#038;title=9%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99%C3%BC%20bak%C4%B1n%20nas%C4%B1l%20%E2%80%9Czorla%E2%80%9D%20kutlard%C4%B1k%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/" data-a2a-title="9 Eylül’ü bakın nasıl “zorla” kutlardık!"></a></p><p>Bazıları millî mücadeleyi ve Mustafa Kemal Atatürk’ü küçültmek için hiç harp edilmedi, tek kurşun atılmadı gibi laflar ederler ya. Gerekçeleri de vardır: Bizim Millî Mücadele dediğimiz şey Yunan okul kitaplarında yoktur…” Doğrudur, Millî Mücadele yazmaz; Yunanlılar ona “Anadolu Felaketi” derler.</p>
<p>Nasıl doğada her şeyin, bizim zehirli dediğimiz yaratıkların bile bir yararı varsa; bunların da yararlı tarafları var. Onlar olmasa iki gün önce İzmir’de seyrettiğimiz muhteşem manzara oluşur muydu? Allah razı olsun.</p>
<p>Son zamanlarda şahit olduklarımızın dışında aklımda kalan, bir AKP Milletvekili’nin, “<em>…Biz milli güvenlik akademisinde, oralardaki şehitlikleri dolaştık. Bütün şe­hitlikler temsili. Bunlar çok önemli, anlayış olarak bir yere gelmek istiyorum. Burada Ankara Hükümeti’nin meşruiyetiyle bazı şeyler yapılmış süreç içinde bazı şeyler…” </em>sözlerini hatırlıyorum.  Neydi acaba o bazı şeyler?</p>
<p>Devlet yerine Ankara Hükümeti veya “rejim” demek de yaygın. Değil mi, tek kurşun atılmadıysa, ne şehitliği? Sanki ayrı bir tarih öğretimi var! Gerçekten var; buna inanıyorum. Bu kadar kelli felli insan bu kadar benzer şeyleri tesadüfen mi söylüyor?</p>
<h2>Atılmamış kurşunlar, ölmemiş şehitler</h2>
<p>Bu sözler bana Benedict Anderson’un şu satırlarını hatırlatmıştı:</p>
<p><em>“Modern milliyetçilik kültürünün en çarpıcı sembolleri, Meçhul Asker lahitle­ri ve anıtlarıdır. Geçmiş zamanlarda benzeri bulunmayan bu anıtlara toplumun yönelttiği törenli saygı, kasten boş bırakıldıklarından veya içinde kimin yattığının bilinmemesindendir. Bu modernitenin şiddetini hissetmek için şöyle bir hayal ku­run: Bir işgüzar, lahitte kimin yattığını ‘keşfettiğini’ söylesin veya anıtın içini gerçek kemiklerle doldurmaya kalksın. Bu, zamanımıza ait kutsala hakaret eylemi olurdu! Bu lahitler ölümsüz ruhların ölümlü kalıntılarını taşımasa da millî hayaletlerle do­ludur. (İşte bu yüzden birçok millet, içlerinde bulunmayan sakinlerinin milliyetlerini belirtmeye gerek görmemiştir. Başka kim olabilirler ki? Muhakkak ki Almandırlar, Amerikandırlar, Arjantinlidirler…)”</em></p>
<p>Öyle ya. Mademki şehitlik yapıyoruz, çoğu düştüğü yerde gömülmüş, 9167 şehidimizin kemiklerini toplayıp bunların içine koymalıydık! Değil mi?</p>
<p>Benedict Anderson, Arif Nihat Asya’nın “<em>Bir bayrak rüzgâr bekliyor</em>”unu okumuş gibidir:</p>
<p><em>Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye; </em><br />
<em>Yattığı toprak belli,<br />
Tuttuğu bayrak belli,<br />
Kim demiş meçhul asker diye?</em></p>
<h2>Millî günler devlet zoruyla mı kutlanırdı?</h2>
<p>Sık tekrarlanan bir başka komplo teorisi, millî bayramların ve şehirlerimizin işgalciden geri alınış kutlamalarının devlet zoruyla yapıldığıdır.</p>
<p>Her ülkede komplo teorisyenler çıkabilir, her ülkede olmayacak laflar edilebilir. Mesela, iki dünya harbi de olmamıştır, Amerika kıtası diye bir yer yoktur, keşfi komplodur. Dünya öyle milyarlarca yıl yaşında değildir, altı bin yıl önce yaratılmıştır. Yuvarlak değil düzdür, diyenler bulunabilir. Bunlara önem verilmez. Durumları çok ilerlemişse zorunlu tedaviye başvurulabilir. Fakat böyle tiplerin devletin yüksek kademlerinde görev aldıkları pek görülmez. Onlara, belki birkaç oy getirir diye, büyük âlim falan denilmesine de bizim dışımızdaki dünyada pek rastlayamazsınız.</p>
<p>İki gün önceki yazımda size müttefiklerin 1922 Ağustos’undan Ekim başlarına kadarki bazı raporlarını naklettim. Müttefiklerin yani düşmanlarımızın, o olmayan savaş, uydurma şehitler hakkındaki raporlarını. Birinci elden babaannemim anlattıklarını verdim. Şimdi sıra benim hatıralarımda. 1950’lerde, 1960’larda, İzmir’in kurtuluşunun nasıl kutlandığını anlatmak istiyorum.</p>
<p>29 Ekim gibi millî bayramlarda, biz öğrenciler de resmigeçitlere katılırdık. Askerle birlikte rap rap geçerdik. Bu düzgün geçidi sağlamak için bayramdan önceki beden eğitimi derslerimizde asker gibi yürümeyi talim ederdik.</p>
<h2>Çocukluğumun İzmir’i, 9 Eylül’ü</h2>
<p>Fakat 9 Eylül bayram değildi. Biz o kutlamada geçit falan yapmazdık. Fakat bakın ne olurdu…</p>
<p>7- 8 Eylül günlerinden başlayarak çevre kasabalar ve köyler İzmir’e inerdi. Otellerde yer kalmazdı. 8 Eylül akşamı ve 9 Eylül sabahı, Basmane meydanında yatan köylüleri hatırlıyorum. 9 Eylül sabahı onlar kalkardı. Bütün İzmir ayağa kalkardı ve halk, kordon boyunda resmigeçit yapardı. Göğsü İstiklal Madalyalı gaziler geçerdi; esnaf, köylü geçerdi. Bir kısmının başlarında kalpakları olurdu, Millî Mücadele’ye katıldıkları esvapları giyerlerdi.</p>
<p>Tek resmî katkı, kurtarıcı süvariyi temsilen geçen bir süvari birliğiydi. Mızraklarının ucundaki kırmızı flamaları hatırlıyorum. Bir de atların nallarının, Arnavut kaldırımına çarptıkça çıkardığı kıvılcımları.</p>
<p>Ancak en önemli hatıram seyircilerdi. Kordon’un iki yanında, kaldırımlarda toplanan halkın hemen tamamının gözleri yaşlı olurdu. Bir büyüğüme, niye ağladığını sorduğumda aldığım cevabı unutamam: “<em>Sen bilmezsin, Yunan çok edepsizdir!</em>” Buradaki “edepsiz”, bütün insanlık suçlarını anlatıveren bir kelimeydi.</p>
<p>Hani şu uydurma olan kurtuluşlar vardı ya. İşte o insanlar, o kurtuluşları bizzat yaşamıştı. Yakınlarının katlini, tecavüzleri, süngülenmeleri; evlerinin, tarlalarının ateşe verilişini ve kurtarıcı ordunun gelip düşmanı kovuşunu yaşamışlardı. Bazıları, o madalyalı ve kalpaklı ihtiyarlar gibi, bizzat o ordunun parçasıydı. İşte o gözü yaşlı seyirciye, Turgutlu’dan, Manisa’dan, Salihli’den, köylerden kurtuluşu kutlamak için kopup gelen seyirciye, “Yok olmadı öyle kurtuluş falan!” deseydiniz ne olurdu? Diplomatça ifade edeyim: Böyle lafların o insanlara söylenmesi, söyleyenin sağlığına pek yararlı olmazdı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/">9 Eylül’ü bakın nasıl “zorla” kutlardık!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/9-eylulu-bakin-nasil-zorla-kutlardik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9 Eylül kutlu olsun- kutlayacağız!</title>
		<link>https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Taarruz]]></category>
		<category><![CDATA[büyük zafer]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin kurtuluşu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40558&#038;preview=true&#038;preview_id=40558</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatar Şerafettin Bey’i televizyonlarda defalarca görmüşsünüzdür. Hani bir asker, atından iner ve İzmir Hükûmet Konağı’nın merdivenlerini ikişer üçer koşarak çıkar, balkondaki direkte asılı Yunan bayrağını indirip yerine Türk bayrağını asar ya… Herhalde ta üç gün önce İzmir’i terk ederken bayrağı yanlarına almayı akıl etmemişler!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/">9 Eylül kutlu olsun- kutlayacağız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%20kutlu%20olsun-%20kutlayaca%C4%9F%C4%B1z%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%20kutlu%20olsun-%20kutlayaca%C4%9F%C4%B1z%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%20kutlu%20olsun-%20kutlayaca%C4%9F%C4%B1z%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz%2F&amp;linkname=9%20Eyl%C3%BCl%20kutlu%20olsun-%20kutlayaca%C4%9F%C4%B1z%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz%2F&#038;title=9%20Eyl%C3%BCl%20kutlu%20olsun-%20kutlayaca%C4%9F%C4%B1z%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/" data-a2a-title="9 Eylül kutlu olsun- kutlayacağız!"></a></p><p>Bugün 9 Eylül. Doğup büyüdüğüm şehrin tam 100 yıl önce kurtuluş günü. Hani kutlamayacakmışız ya! İşte o İzmir ve o İzmir’in kurtuluş günü.</p>
<p>Ordu “Akdeniz”e doğru “<em>Şu kopan fırtına Türk Ordusudur ya Rabbi!</em>” dedirten hızla ilerlemektedir ama o hız bile vahşeti, jenosidin âlâsını önlemekte yetersizdir.</p>
<p>Aşağıdaki alıntılarım Profesör Stanford Shaw’un <em>From Empire to Republic</em> (İmparatorluktan Cumhuriyete) adlı dev eserindendir. Türk Tarih Kurumu bu 5 büyük cildin İngilizcesini, 2020’de yayımladığı hâlde Türkçeye hâlâ kazandırılmadı. Shaw’un eseriyle karşılaştırabileceğimiz başka bir eser de yok. Bu vahim ve anlaşılmaz ihmalinin arkasında makul bir sebep varsa o sebebi öğrenmek hakkımızdır diye düşünüyorum.</p>
<h2><strong>Müttefiklerin raporları</strong></h2>
<p>ABD Savaş Gemisi subaylarından Teğmen Barry’den dinleyelim:</p>
<p>“<em>Menem </em>[Menemen her halde.]<em>hâriç bütün şehirler fiilen ya tahrip edilmiş veya hâlen yanmakta. Geri çekilen Yunan Ordusu’nun soygun, yağma, yıkıp yakması anlatılıyor. Araziden geçerken çok sayıda ölü ve yaralı Müslüman gördüm. Arazi mutlak anlamda ıssız; bütün barınma ve beslenme imkânları yok edilmiş. Manisa’nın yüzde 80’i tahrip edilmiş, Kasaba’nın yüzde 90’ı, Salihli’nin yüzde 60’ı. Demiryolu Alaşehir’e kadar sağlam. Gayrı Müslim nüfus İzmir’den tahliye edilmiş…</em>” (USDS Decimal File 867.00/1558)</p>
<p>Ne zaman tahliye edilmiş? Az sonra yazacağım.</p>
<p>İstanbul’dan İngiliz Yüksek Komseri Rumbold, Curzon’a mektubunda, İzmir’den, Sir Harry Lamb’dan ve başkalarından, denize doğru panik içinde kaçan Yunanlıların vahşetini anlatan raporları naklediyor:</p>
<p>“<em>Yunanlıların çekilişleri sırasındaki davranışları konusunda fikir birliği var. Sir Harry Lamb, ‘Yunanlıların yapıp ettikleri her bakımdan iğrenç. ‘ diyor. İki ırk arasında bir tercih yapmak mümkün değil. </em>[Yüce Anglo- Sakson- Germen “aryan ırk”ından değil bunlar ya!]<em> İngiliz malı olan İzmir-Aydın Demiryolu’nu tamamen tahrip ettiler</em>. [Önemli olan bu!]<em> Birçok yerde Türkleri camilere kapatıp sonra camileri ateşe verdiklerinden şüphe yok.</em>”</p>
<p>Profesör Shaw devam ediyor: “<em>Türk karargâhı orduyla birlikte ileri hareket hâlindeydi. 2 Eylül’de Uşak’ta kuruldu. Aynı gün, kaçan Yunanlılar iki şehri de yaktıktan sonra Eskişehir ve Aydın geri alındı. İki gün sonra İsmet Bey, ordusuna, Bursa ve İzmir’i, Yunanlıların bunları da tahrip etmelerini önlemek için bir an önce ele geçirmeye çalışmaları emrini verdi</em>.”</p>
<h2><strong>Babaannemden dinlediklerim</strong></h2>
<p>İzmir kurtuldu ama maalesef Bursa yandı. Şimdi Shaw’u bırakıp birinci elden bir rapora dönelim.</p>
<p>Babaannemden dinledim: Katliam, diri diri yakma, ırza geçme haberleri İzmir’e ulaşmaktadır. İkiçeşmelik’te, mahallenin iki ucunda silahlı gençler, gelecek vahşete direnmek için nöbettedir. Babaannem ve başka birkaç ailenin kadın ve çocukları, bahçesi demir kapılı, görece daha güvenli olduğunu düşündükleri bir eve sığınmışlardır. 9 Eylül sabahı karşı tepelerde, babaannemin tabiriyle “karınca gibi asker” görünür. “İşte!”, diye düşünür babaannem, “Bizi de kesmeye geliyorlar.” ve sessizce ağlamaya başlar. Onlu yaşlardaki babam merdivenlerden kaymakta ve başka yaramazlıklar yapmakta. “Bizi öldürmeye geliyorlar ve sen oynuyorsun!” diye azarlanır. O sırada … Efendi, evinden çıkar ve bağırmaya başlar. Babaannem ne söylediğini anlamaz ve ağlaması artar. O efendi kendi evine girer ve birkaç dakika sonra elinde bir Türk bayrağı ile çıkar ve bayrağı sallamaya başlar. O zaman gözyaşları sevince döner. Gelen Türk süvarisidir.</p>
<p>Gelen Tatar Şerafettin Bey’in müfrezesidir. Az önce Darağacı semtinde, düşmanla çatışan ve zayiat veren müfreze. 6 Eylül’de Yunan terk etmişti ya… Allah Allah!</p>
<p>Tatar Şerafettin Bey’i televizyonlarda defalarca görmüşsünüzdür. Hani bir asker, atından iner ve İzmir Hükûmet Konağı’nın merdivenlerini ikişer üçer koşarak çıkar, balkondaki direkte asılı Yunan bayrağını indirip yerine Türk bayrağını asar ya… Herhalde ta üç gün önce İzmir’i terk ederken bayrağı yanlarına almayı akıl etmemişler! İşte o Tatar Şerafettin Bey’in süvarileridir gelenler. Onun komutanı İşkodralı Fahreddin Paşa’nın süvarileri… Onun da komutanı Selanikli Mustafa Kemal Paşa’nın süvarileri… Ne kadar yalanlamaya, karalamaya çalışsanız da o kurtarıcı ordudur.</p>
<h2><strong>Ne zaman terk ettiler?</strong></h2>
<p>Yine ABD raporları, sivil ve artık sivil kıyafete bürünmüş asker Yunanlının tahliyesinin 2 Ekim itibarıyla muhasebesini veriyor: 221.600 kişi bu tarihe kadar İzmir’den, Urla’dan ve Çeşme’den şehri terk etmiş.</p>
<p>Bir kısım süvari babaannemin sığındığı evin önünden geçer. Kadınlar, atlar içsin diye kovalarla su çıkarırlar. Ve onların hayretli bakışları altında, kovalardan önce süvariler içer…</p>
<p>Şu 6 Eylül’de Anadolu’yu terk eden Yunan kuvvetleri var ya… Biraz daha onlardan söz edeyim (Yine Shaw’dan):</p>
<p>“<em>1922 Eylülünün sonuna kadar Türk Ordusu, aralarında 8 generalin bulunduğu 500 ila 728 Yunan subayını ve 52.000 Yunan askeriyle 42.000 sivili harp esiri olarak tutuyordu. Bunlar arasında Baş Komutan Trikopis ve 2. Ordu Komutanı Diyenis de vardı. İkisi de 2 Eylül gecesi teslim olmuştu. 22 Eylül’de de General Kledas bütün kuvvetleriyle teslim oldu</em>.”</p>
<p>Hani 6 Eylül’de düşman alacağını alıp Türkiye’yi boşaltmıştı ya. Zavallı General Kledas’ın haberi olmamıştı demek.</p>
<p><iframe title="Milliyetçiliğin Altın Çağı Bölüm-2 - Prof. Dr. İskender Öksüz" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/hwr_7Nnn9hg?list=PLgt86PYWsAnVwZwlGDT1M3hlG_JHsyJNH" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/">9 Eylül kutlu olsun- kutlayacağız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/9-eylul-kutlu-olsun-kutlayacagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey Gaziler yol göründü…</title>
		<link>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[amasya tamimi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40536&#038;preview=true&#038;preview_id=40536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişten bugüne farklı siyasi çizgilerde yol alırken, bugün aynı kulvarda yürünmediği takdirde gelecekte kaldırılacak yük daha da ağırlaşacak görünüyor. Hem de bu tehdit geleceğin kaybedilme tehlikesine kadar ulaşabilecek kadar büyük.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/">Ey Gaziler yol göründü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&#038;title=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/" data-a2a-title="Ey Gaziler yol göründü…"></a></p><p>Geçtiğimiz Pazar Sivas Kongresi’nin yıl dönümüydü. <em>Görünen yola çıkan</em> <em>gazilerin,</em> 4 Eylül 1919’da Sivas’ta başlattığı, bir hafta süren ama dünya tarihine geçen bir kongre. Kongrenin delege sayısı çok fazla da değildir. Hatta üçü toplantılara yetişememiştir. Malûm hem yollar hem de dönemin ulaşım araçları bugünkü gibi değildir.</p>
<p>Erzurum’da yapılan Doğu Vilayetleri Kongresi’nin kararları Sivas’ta bütün vatanı kapsayacak şekilde genişletilir. Yüce Türk Milleti için bir kelimeye bile önem vererek çalışırlar. Mesela <em>“Heyet-i Temsiliye, Şarkî Anadolu’nun <strong>heyet-i</strong> umumiyesini temsil eder”</em> yerine <em>“<strong>Vatan-ı</strong> umumiyesini temsil eder”</em> diye değişir.</p>
<p>Özellikle Erzurum kararlarının dördüncü maddesinde <em>“Hükümeti Osmaniye bir tazyik-i düveli karşısında <strong>buraları (doğu vilayetlerini) </strong>terk ve ihmâl etmek ısrarında bulunduğu anlaşıldığı takdirde alınacak idarî, siyasi, askerî vaziyetlerin tayin ve tespiti”</em> ifadesi vardır. “<strong><em>Buraları</em></strong>” kelimesi <em>“<strong>Mülkümüzün</strong> </em>(devlet)<em> <strong>herhangi bir cüzünü</strong> </em>(parçasını)<em> terk ve ihmâl etmek…”</em> olarak değişir.</p>
<p>Kongre’nin ilk işi reis seçmektir. Daha sonra <em>fırkacılık</em> (particilik) ve <em>İttihatçılık yapmayacaklarına</em> dair yemin etme tartışması yapılır. Bu tartışmalarda, Kongre Reisi seçilen Mustafa Kemal Paşa’nın tutanaklardaki cümlesi bugüne önemli bir derstir. <em>“<strong>Gayenin istihsaline kadar cemiyetimiz her türlü fırka fikrinden tamamiyle âzâdedir.</strong></em> <em>Fakat tâ Meclis-i Mebusan’ın küşadına</em> (toplanmasına)<em> kadar siyasiyat ile iştigalden menolunmak doğru değildir. <strong>Herkesin içtihadatını </strong></em>(düşünceler, hükümler)<strong><em> tahdit etmeyelim.</em></strong><em>”</em></p>
<p>Yemin metni Kongre süresince yapılmayacağa göre düzenlenir ve yemin edilir. Daha sonra manda yönetimi de konuşulur. Hepsi de sabırla tartışılmış ve İrade-i milliyeye dayanan harekete karar verilmiştir.</p>
<p>İşgale karşı koyup savaşırken, en zor şartlarda dahi hukuktan ayrılmayan anlayış en başta kendini göstermektedir.</p>
<p>Bundan sonraki aşama Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir ve değişik düşüncelerdeki insanlar bir araya gelmiştir. Yani Büyük dâhi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi  <strong><em>“Kimsenin içtihadatı sınırlanmamıştır”</em></strong> yani <strong>s<em>öz konusu vatandır ve gerisi teferruattır</em></strong><em>.</em></p>
<h2><strong>Yeni yol ama nereye?</strong></h2>
<p>İçinde bulunduğumuz şartlarda da yeni bir yol görünüyor, ama nereye? Elbette kimse bu soruya rahatlığa, huzura dışında bir cevap vermeyecektir. Ancak yirmi yıldır devam eden iktidar bu verdiği bu cevapların hiçbiri de doğru çıkmadı. Hep daha fazla karışıklığa doğru yol aldık.</p>
<p>Tek adam sisteminin başımıza açtığı felaketleri her geçen gün ağırlaşarak hissediyoruz. Eğer, yaklaşan seçimlerde bu sistemin devamı çıkarsa nereye kadar savrulacağımız çok belli değil. Kamuoyu, siyasi magazin programları kıvamında tartışmalarla yönlendiriliyor.</p>
<p>Özellikle ana akım medyada tartışılanlar sadece bugüne ait. Yirmi yıldır her sektörde büyük bir yıkım yaşanıyor. Eğitim çökmüş. Sağlıkta iflasa sürükleniyoruz. TÜİK enflasyonu %80 ama çarşıda %200’e yaklaşmış. Dış meselelerde kurt kapanından kurtulmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Sanki dün hiç yaşanmamış gibi konuşuluyor. Kamuoyu sadece aday kim olacak sorusuna kilitlemiş vaziyetteyiz.</p>
<p>Türkiye’nin, çok çabuk kim aday olacak tartışmasının dışında başka şeyler de yapması gerekiyor. Türk Milletinin geçmişten bugüne gelen siyasi fikir ve duruş farklılıklarının azaltılması gerekiyor. Bunun için yol ve yöntemler geliştirilmesi önem arz ediyor.</p>
<p>Geçmişten bugüne farklı siyasi çizgilerde yol alırken, bugün aynı kulvarda yürünmediği takdirde gelecekte kaldırılacak yük daha da ağırlaşacak görünüyor. Hem de bu tehdit geleceğin kaybedilme tehlikesine kadar ulaşabilecek kadar büyük.</p>
<h2><strong>Yola çıkıştaki kararlılık</strong></h2>
<p>Yazının başlığı içimizi titreten bir marşımızın adı.  Bestesi III. Selim’e ait bir marş. İlk dörtlüğü de “Ey gaziler yol göründü / yine garip serime / dağlar taşlar dayanamaz / benim ah u zarıma” şeklinde. Kıymetli âlim Prof. Dr. Hikmet Özdemir’in <em>Mustafa Kemal’le Anadolu’da Yolculuk </em>kitabının bir bölümünün de başlığı.</p>
<p>Erzurum Kongresi bitmiş, görüşmeler 21 gün daha sürer. Gazi Paşa’nın görüşmeleri yoğun bir şekilde devam etmiştir. Ama Sivas’a gelen delegelerden artık nerede kaldılar serzenişleri kulaklarına gelir. Büyük Atatürk de sabırsızlanmaya başlamıştır. O da geç kaldıklarını düşünmektedir. Hareket hazırlıkları başlar.</p>
<p>Yaylı arabalar kiralanır, otomobiller için benzin temin edilir. Ve yola çıkılır.</p>
<p>Yolda Mazhar Müfit (Kansu) Bey bir şarkı söylemeye başlamıştır. Bunu duyan Gazi Paşa yüksek sesle diye işaret eder. Bu sefer Mazhar Müfit daha yüksek sesle <em>“Ey gaziler Yol Göründü”</em> marşını söylemeye başlar. Beraberindekiler de eşlik ederler.</p>
<p>Hikmet Hoca’nın kitabındaki manzarayı özetlemeye çalıştım. Ben o kısma geldiğimde artık otomobildeydim ve birlikte <strong><em>“dağlar taşlar dayanamaz / benim ah u zarıma”</em></strong> diyordum.</p>
<p>İnternetten <em>“Ey Gaziler Yol göründü” </em>marşını bulun ve bir dinleyin, sanıyorum, siz de o kahramanları hatırlayacaksınız.</p>
<p>Bütün bu tehlikeler karşısında, Türk Milletinin ölümsüz evladı Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivas Kongresi’nde dediği bugüne ışık tutmakta. “<strong><em>Gayenin istihsaline kadar cemiyetimiz her türlü fırka fikrinden tamamiyle âzâdedir.”</em> </strong>deme zamanı gelmedi mi, ne dersiniz?</p>
<p>Bize bu vatanı emanet edenlere selam olsun…</p>
<p><iframe title="Atatürk&#039;ün İzinde: Sivas Kongresi - Prof. Dr. Konuralp Ercilasun" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/QHc7igU8_5w?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/">Ey Gaziler yol göründü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tomris, 3 Eylül&#8217;de sinemalarda</title>
		<link>https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 07:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Massagetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sakalar]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=34441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanlığı ve liderliğiyle adını dünya tarihine yazdırmış büyük komutan Tomris Hatun'un anlatıldığı film, 3 Eylül'de Türkiye'deki sinema salonlarında gösterime girecek.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/">Tomris, 3 Eylül&#8217;de sinemalarda</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftomris-3-eylulde-sinemalarda%2F&amp;linkname=Tomris%2C%203%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99de%20sinemalarda" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftomris-3-eylulde-sinemalarda%2F&amp;linkname=Tomris%2C%203%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99de%20sinemalarda" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftomris-3-eylulde-sinemalarda%2F&amp;linkname=Tomris%2C%203%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99de%20sinemalarda" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftomris-3-eylulde-sinemalarda%2F&amp;linkname=Tomris%2C%203%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99de%20sinemalarda" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftomris-3-eylulde-sinemalarda%2F&#038;title=Tomris%2C%203%20Eyl%C3%BCl%E2%80%99de%20sinemalarda" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/" data-a2a-title="Tomris, 3 Eylül’de sinemalarda"></a></p><p>Kahramanlığı ve liderliğiyle adını dünya tarihine yazdırmış büyük komutan Tomris Hatun&#8217;un anlatıldığı film 3 Eylül&#8217;de, Türkiye&#8217;deki sinema salonlarında gösterime girecek.</p>
<p>Tomris, Akan Satayev tarafından yönetilen 2019 yapımı bir Kazak filmidir. Filmde Massagetlerin kraliçesi ve dünyanın ilk kadın hükümdarı Türk Tomris Hatun ve Pers Kralı Büyük Kiros arasındaki mücadele anlatılıyor. Filmin galası 25 Eylül 2019&#8217;da Kazakistan&#8217;ın Nur Sultan şehrinde gerçekleşti.</p>
<p>Tomris, Fransa’nın 26. L’Étrange Festivali’nde Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda Nouveau Tür Büyük Ödülü’nü aldı.</p>
<p>Filmin yayımlanmış fragmanı:</p>
<div style="width: 1140px;" class="wp-video"><video class="wp-video-shortcode" id="video-34441-1" width="1140" height="641" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/08/q72A7ytUMGvwJ6bB.mp4?_=1" /><a href="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/08/q72A7ytUMGvwJ6bB.mp4">https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/08/q72A7ytUMGvwJ6bB.mp4</a></video></div>
<p><a href="https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/">Tomris, 3 Eylül&#8217;de sinemalarda</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tomris-3-eylulde-sinemalarda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/08/q72A7ytUMGvwJ6bB.mp4" length="11389823" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
