<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>altılı masa arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/altili-masa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/altili-masa/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Jun 2023 06:34:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Siyasetin misyonerleri</title>
		<link>https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Onur Karadayı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 06:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[2023 seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[altılı masa]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerlik]]></category>
		<category><![CDATA[seçim sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz, bir kavga vereceğiz. Kolları sıvadık “Git, kandır ve yok et!” diyenlere “Buradayız, izin vermiyoruz ve sonuna kadar savaşacağız!” diyeceğiz. Bunun için bir yol açmak istiyoruz. Bu kavgayı vermek için yola çıkıyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/">Siyasetin misyonerleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsiyasetin-misyonerleri%2F&amp;linkname=Siyasetin%20misyonerleri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsiyasetin-misyonerleri%2F&amp;linkname=Siyasetin%20misyonerleri" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsiyasetin-misyonerleri%2F&amp;linkname=Siyasetin%20misyonerleri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsiyasetin-misyonerleri%2F&amp;linkname=Siyasetin%20misyonerleri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsiyasetin-misyonerleri%2F&#038;title=Siyasetin%20misyonerleri" data-a2a-url="https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/" data-a2a-title="Siyasetin misyonerleri"></a></p><p>Ülkemiz ilki 14 Mayıs’ta ikincisi de 28 Mayıs’ta olmak üzere iki turlu Cumhurbaşkanlığı seçimini geride bıraktı. Geçen sürede hemen herkesin bu seçime dair beklentileri, ümitleri ve hesapları vardı.</p>
<p>Beklenti içinde olanlar, artık bir istibdat rejimine dönüşmüş, gittikçe daha da otoriter bir hâle gelen 21 yıllık iktidarı demokratik haklarını kullanarak emekli etmek istiyordu. Bunun için ümitle sandık başına gittiler ve oylarını kullanarak üzerlerine düşeni yaptılar. Fakat ne yazık ki bu mücadelelerinde başarıya ulaşamadılar.</p>
<p>Seçim sonrası bu ümit ve beklenti içinde olanlar büyük bir teessür yaşadı. Ümitleri söndü, gelecek kaygıları daha da belirgin hâle geldi ve ülke demokrasisine olan inançları bir kere daha yerle yeksan oldu.</p>
<p>Çünkü demokrasinin gereği diye bildiği seçimle getirdiği iktidarı bir türlü seçimle gönderemiyordu. Hâlbuki bu sefer kazanamaması için önünde hemen hiçbir engel de yoktu. Başarıya, son yirmi bir yılda ilk defa bu kadar yaklaşılmıştı… Fakat yine olmadı.</p>
<p>Peki, neden? Neden olmadı? Seçim niçin kazanılamadı? Bunun sorumlusu kimdi? Nerede yanlış yapıldı? Niye hiç kimse halkın karşısına çıkıp sorumluluğu üstlenmemişti? İnsanlar merak içerisinde etrafına bakınıp bir cevap ararken neden yine cevapsız bırakılıp kaderine terk edilmişti? Öyle ya ümit veren, başarı vaat edenlerin bir başarısızlık karşısında hesap vermesi gerekmez miydi? En çok “demokrat” olanlar en büyük hesabı vermeliydi. Fakat ne hikmetse ortalıkta bu sorulara cevap verecek kimsecikler yoktu. “Plâna sadık kal” ve “Sana söz!” diye verdikleri sözlere umut bağladıklarımız, yenilgi sonrası ortadan kayboldular. Bir plânları mı vardı? Yoksa görevlerinin gereğini yerine mi getiriyorlardı? Sahi, bu kadar bilinmezliğin içerisinde gerçekten bizim bilmediğimiz bir misyonları olabilir miydi?..</p>
<h2><strong>Bir misyona sahip olmak!</strong></h2>
<p>Misyon, göndermek anlamındaki Latince <em>missio </em>kelimesinden gelen, birisine tamamlaması için verilen görev demek.  Misyoner ise bu görevi yerine getirmek için gönderilen kişi.  Aslında misyonerlik faaliyetleri genel manada Hristiyanlığın yayılması için çabalamayı ifade eder. Fakat sadece bundan ibaret değil. Yapılan herhangi bir programı hayata geçirebilmek için uygulamaya konulan önemli de bir yöntem.</p>
<p>Bu yöntemin içerisinde istihbarat çalışmalarından tutun, algı yönetimine; hedefe odaklanmaktan en Makyavelist hırslara varıncaya kadar her türlü erdemli davranışı askıya alan, sadece göreve odaklanan faaliyetler de var.</p>
<p>Peki, bu yöntemleri kullanarak nasıl bir politika izlenebilir? Bu yöntemler ile başarıya ulaşmış somut bir örnek var mı derseniz Hristiyan misyonerliğinin en önemli isimlerinden Pavlus’un metotlarını örnek verebilirim.</p>
<p>Pavlus, yaptığı faaliyetleri aktarırken şöyle diyor: “<em>Ben özgürüm. Kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa’nın denetimi altında olmadığım hâlde, yasa altında olanları kazanmak için yasa altındaymışım gibi davrandım. Tanrı’nın yasasına sahip olmayan birisi değilim, Mesih’in yasası altındayım. Buna karşın, yasaya sahip olmayanları kazanmak için yasaya sahip değilmişim gibi davrandım. Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. <strong>Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum</strong>.  Bunların hepsini müjdede payım olsun diye yaptım.”</em></p>
<p>Görüldüğü üzere önemli bir misyon yüklenildiği zaman hedefe giden yolda her şey mubah hâle gelebiliyor. Amaçlar uğruna her türlü değer kullanılıyor, yıkıma uğratılıyor ve nihayetinde zihinlerde oluşturulan tahribat ile hedef kitle dönüştürülüyor.</p>
<p>Bu cümlelerden de anlaşılacağı üzere kutsal bir amaç iddiasındaki misyoner kullandığı yöntemlerle değerleri aşındırıyor. Böyle olunca da misyonerlik faaliyetleri siyasî bir araç hâline gelerek başka dinleri ve dindarları sindirme, baskılama, zulmetme ve sömürgeleştirme faaliyetlerinin anahtar aracı hâline geliyor. Ekonomik ve siyasi hâkimiyet kurmak için en etkili silah oluyor. İşte bu sebeple bugün misyonerlik faaliyeti denilince büyük çoğunlukta insan onurunu ortadan kaldıran beyin yıkama, sömürgeleştirme, topraklarının elinden gitmesi vb. kötü çağrışımlar beliriyor.</p>
<h2><strong>Türkiye’de misyonerlik</strong></h2>
<p>Durumu günümüze ve ülke siyasetine uyarladığımızda durum aslında bundan pek de farksız değil. İlkesiz siyaset, omurgasız duruş, hedefe giden yolda her şey mubah anlayışı, herkese yaranmaya çalışmak için “her şey” olma ihtiyacı aslında seçimin kaybedilme nedenlerinden de biri.</p>
<p>Altı benzemezin bir araya gelip birbirlerine yılışık pozlar vererek aynı istikametteymiş gibi görünmeleri, ezilenle ezilen, kibarla kibar, kahvehanede masa sandalye deviren, etkiyi fazla görünce mutfaktan çıkıp masalara vurarak tepinen ve nihayetinde su gibi girdiği her kabın şeklini alan taktikleri ise bu sebeplerin en önemlisi. Halkta da bu yüzden bir karşılık bulamadı. Çünkü onların bu ilkesizliği insanların hoşuna gitmedi. Öyle sanıyorum ki <em>halkının görüşlerine, onların taleplerine rağmen</em> kendi adaylığını meşru göstermek için masa oyunlarına başvurmaktan başka türlü de yapılamazdı…</p>
<p>Aslında altı benzemezin hepsi de başarısız değil. En küçük partiler, en büyük başarıyı elde ettiler. Hemen hiçbir şey vermeden güçlerinin kat be kat üstünde vekil alarak dünya siyasî tarihine girdiler. Diplomaside bile bunun bir örneğinin olduğunu pek sanmıyorum. Hiçbir şey vermeden her şeyi istemek, her şeyi almak…Böylece onlar alan olarak, bizim Pavlus ise veren olarak tarihteki yerlerini aldı.</p>
<p>Misyonerler görev verilerek gönderilenlerdi. Pavlus’a bu görevi “git ve anlat” diyerek Hz. İsa vermişti. Pavlus da bu taktikleri uygulayarak başarı elde etmişti. Peki, bizimkisi aynısını uyguladığı hâlde neden başarılı olamadı? Aslında bu cevap çok daha kapsamlı bir yazının konusu. Ben burada genel bir yorum yapacağım.</p>
<p>Kazanamadılar; çünkü bu taktiği uygulayanlar ne Pavlus kadar yetenekli ne onlara bu görevi verenler Hz. İsa ne de görev bilinçleri misyonerler gibi adanmışlık üzerine kurulu.</p>
<p>Hâl böyle olunca mağlubiyet de kaçınılmazdı. Asıl sorun ise neden mağlup olunduğunu hâlâ anlamadan mücadeleye devam mesajları vererek istifa edilmeyeceği ve göreve devam edileceği sinyallerinin verilmesi.</p>
<h2><strong>Siyasetin misyonerleri</strong></h2>
<p>Peki, dönemin Sayın Pavlus’u! Peki, Sayın Kılıçdaroğlu! Öyleyse cevap verin. Madem göreve devam edeceksiniz madem “dimdik ayaktasınız” o hâlde korkmadan, eğip bükmeden cevap da vereceksiniz: Sizin misyonunuz ne? Size bu görevi kim verdi? Sizi kim misyoner diye gönderdi? Belli ki iktidar olmak gibi bir derdiniz, tasanız yok. Belli ki misyonerliğiniz halka rağmen, belli ki şahsî hırsınız ülkenin ve milletin geleceğinin önünde, belli ki hesap vermek gibi bir derdiniz de yok. Konfor alanınızdan müsamere çocukları gibi bağırıp duruyorsunuz. Bunca yıllık yenilgi sonrası, hâlâ aynı ezber nakaratları kendi kendinize tekrar ediyorsunuz. Söyleyin artık! O koltuğu daha ne kadar işgal edeceksiniz? Göreviniz ülkeyi çökertmek mi? Her şeyin müsebbibi olarak gösterebildiğiniz bir iktidarın varlığı, sizin konfor alanınızı mı garanti ediyor yoksa? Demokrat geçinip parti içi demokrasiyi bile sağlayamadan o koltukta nasıl oturabiliyorsunuz? Size bu imkânı kim veriyor?</p>
<p>Sayın Kılıçdaroğlu, siz kimin havarisisiniz?</p>
<h2><strong>Aranan cevaplar</strong></h2>
<p>Evet değerli okur. Sorular çok. El cevap diye söze başlayıp bunlara cevap verecek bir elin parmağını geçecek siyasetçimiz de yok. Bizim misyonerler, görüldüğü üzere aldıkları görevleri yerine getirmeye devam ediyorlar. Farklı farklı ittifaklar içerisinde bile olsalar görünen o ki hepsinin amacı bir. Herkes hâlinden memnun.</p>
<p>Fakat bu satırları yazan ben, buraya kadar okuyan sen, yani biz, yani halk, memnun değiliz. Belli ki bir derdimiz var.</p>
<p>Biz, bir kavga vereceğiz. Kolları sıvadık “Git, kandır ve yok et!” diyenlere “Buradayız, izin vermiyoruz ve sonuna kadar savaşacağız!” diyeceğiz. Bunun için bir yol açmak istiyoruz. Bu kavgayı vermek için yola çıkıyoruz.</p>
<p>Üstelik seninle çok daha güçlü olacağız.</p>
<p>Haberi alınca en hararetli kalemini, çizdiğin karikatürlerini, yazdığın şarkılarını, duygu yüklü şiirlerini, anlatacağın hikâyelerini al da gel. Gelirken hafızanı diri tutmayı ve heyecanını, umutlarını, fikirlerini getirmeyi de unutma.</p>
<p>Bekliyoruz</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/">Siyasetin misyonerleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/siyasetin-misyonerleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başlıksız yazı</title>
		<link>https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[altılı masa]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42991&#038;preview=true&#038;preview_id=42991</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünkü ittifak ortağı liderlerin yakın geçmişte birbirlerine söyledikleri hatırımızdadır. Yakın geçmişte birlikte olanlar bugün karşı durumdalar. Çatlayan testi su tutmaz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/">Başlıksız yazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasliksiz-yazi%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20yaz%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasliksiz-yazi%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20yaz%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasliksiz-yazi%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20yaz%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasliksiz-yazi%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20yaz%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasliksiz-yazi%2F&#038;title=Ba%C5%9Fl%C4%B1ks%C4%B1z%20yaz%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/" data-a2a-title="Başlıksız yazı"></a></p><p>Beş gün içinde (2 – 6 Mart 2023) olan-bitenlerin hikâyesi, her biri yüzlerce sayfayı bulan birkaç kitap doldurur. Netice olarak Türk demokrasi müktesebatına bir bölüm daha eklendi.</p>
<p>Seçim tarihi açıklandı. Siyasetin sıcaklığı giderek artar; söylemler sivrilir, keskinleşir; herkesin taraf olmaya zorlanmasının ötesinde bunu en belirgin ölçüde vurgulaması beklenir. Bu seçim sürecinin öncesiyle ve sonrasıyla, bir de deprem sebebiyle, öncekilerden farklı olacağı belli. Ancak seçim havasının alışıldık gerilimi olacak.</p>
<h3>İlk üç saniye</h3>
<p>İnsanın içgüdüsel yanında ani ve ilk karşılaştığı, gördüğü kişiyle ilgili ilk üç saniyede bir algı oluşur. Bu genellikle doğrudur. Doğal hayattaki hayvanlarda bu refleks belirleyicidir. Bu ilk üç saniyelik okumaya bağlı ilk algı, doğru olmazsa özellikle doğal hayatta ölümcül olabilir. Bu refleks insanın yaratılışında olan fakat sonradan bilgi, kültür ve tecrübeyle zenginleşip şekillenen bir var olma, hayatta kalma ve korunma refleksidir. Bu ya “saldır” ya “kurtul” refleksi, sonradan toplumsal – sosyal yaşama sanatına dönüşür.</p>
<p>Altılı masada olanlara, medyaya yansıyanlara göre kamuoyu refleksi de aynı oldu. Millet ittifakı taraftarlarında şaşkınlık, infial, kızgınlık, öfke, kaygı… ; cumhur ittifakı taraftarlarında memnuniyet, rahatlama, ironik dille ‘olacağı buydu’ havası ve erken zafer belirtileri… Hepsi doğal refleksler. Kitlelerin de kitlesel refleksleri olur. Medyada çoğu ya doğaçlama ve durdurulamayan tepkisel yaklaşımlar ya da içinde bulunduğu grubun genel baskın havasına uygun olarak ‘İlk tepki benden olsun!’ insiyakıyla kısa ama keskin yorumlar yapıldı; alıntı yazı ve videolar hükümlerine kanıt olarak paylaşıldı.</p>
<p>Ben, ‘Dur bakalım neler oldu?’ moduna girip konuyla ilgili yazılı ve görsel medyaya yansıyan gelişmelere kilitlendim. Sisler dağıldıkça görüntünün asli unsurları ortaya çıkmaya başladı. Ancak bu görüntü de görüntüyü yansıtanların algılarına bağlıydı ve yanıltıcı olabilirdi. ‘Şeytan ayrıntıda gizli’. Sonradan ayrıntılar da kırık kırpık ortaya döküldü.</p>
<h3>Peki bunlar niye yaşandı?</h3>
<p>Sonra başa dönüldü. O hâlde tüm bunlar neden yaşandı? Verilen tepkiler orada mı kaldı? Depremin enerjisini büyük oranda boşaltması ve bir kısmını da temasta olduğu yer kabuklarına iletmesine benzer bir durum oldu. Aktarılan bu enerji nerelerde, ne zaman ve hangi ölçeklerde depremler üretir? Bu analojiyi, siyasette yorumlayacaklar çok olacaktır. Şimdilik konumuz değil.</p>
<p>Siyaset doğası gereği çok dinamiktir. Siyasette, hele de demokrasilerde, seçenekler çoktur ya da olması gerekir. Her siyasi parti lideri tarihe iz ve miras bırakacak lider olamaz zaten. Kişilik yapıları, tarzları ve partilerin kurum kültürleri da bazen siyaseten rasyonel olmayan tercihlere yöneltir. Temel inançları, değerleri, ilkeleri örtüşen veya sürtüşen siyasi kurumlar, zaman içinde ittifaklar da kurabiliyor, birbirlerine muhalif de olabiliyor.</p>
<p>Demokrasileri büyük, uzun ırmakların durumuna benzetirim. Bilirsiniz; ırmaklar çıkışlarında genellikle hırçındır, coşkundur. Akış yönünde denize doğru milyonlarca yıl içinde oluşturdukları yataklarında, düzlüğe (delta) ulaşınca kıvrılarak, “S”ler çizerek, yani menderesler oluşturarak; durgun ve dingin akarlar. Olgun, oturmuş, durulmuş, gelişmiş toplumların rejimidir demokrasi. Gidenle gelen iktidarlar arasında temel değerlerde büyük farklar olmaz. Kişiler, hatta demokrasi de kutsallaştırılmaz, zaten olması gereken sistem varsayılır. Ancak toplumsal enerji azalmış yorgun ırmaklara dönmüştür. Azalan toplumsal enerji bilim, teknoloji, sanat, toplumsal organizasyon kapasiteleri ve kurum kültürleriyle, sivil toplum ve meslek kuruluşlarıyla telafi edilir.</p>
<p>Türk demokrasisi gençtir, biraz hırçındır ama olgunlaşmaya doğru önemli yol kat etmiştir. Şahit olduklarımız da bunun örnekleridir. Ancak siyasetin akış yatağındaki gelişmeler mutat sel ve taşkınlar sonrası olan değişikliklerden daha farklı. Seyri izleyeceğiz.  Irmağın deltasına ulaşması misali, siyaset ve demokrasi üç-beş yıl sonrasında; bir sonraki seçimlerden sonra daha dinginleşecek ve yerli yerine oturacaktır. Yaşayanlar görür.</p>
<p>Bugünkü cumhurbaşkanlığı sisteminden aslında iktidar da memnun değildir; sistemi ihya edecek gerekli düzenlemeleri yapmadılar veya yapamadılar ancak bunu konjonktürel olarak dillendiremezler. Çünkü millet ittifakının varlığı sistemi değiştirme temeline bağlı olunca cumhurbaşkanlığı sistemini revize niyetini ikrar etmek, millet ittifakının görüşünü güçlendirir. Biri açıkça ve doğrudan, diğeri ihtiyaten gerekli düzenlemeler için fırsat aramaktadır.</p>
<h3>Her iki taraf birbirine muhtaç</h3>
<p>Millet ittifakı hem cumhurbaşkanlığını hem TBMM çoğunluğunu kazansa bile sistemi değiştireme yönünde öngörülerini kolayca hayata geçiremez. Kısaca Anayasayı, ilgili yasaları buna göre düzenlemek ve sistemi revize etmek için birbirlerine muhtaçtırlar ama her iki taraf da kabul ve ikrar etmez. Neden?</p>
<p>‘Gelişmiş demokrasiler’ denir ve buna Batı ülkelerinden örnekler verilir. Ancak ne demokrasi matematiksel veya fiziksel gerçekliktir ne de somut bir örneği vardır. Her ülkede kendine özgü ancak yine de ortak ilke ve kabullere dayalı sistemlerdir. Her ülkede işlerliği olan bir kimya formülü ya da herkeste aynı etkileri ortaya çıkaracak reçete değildir. Kaldı ki reçetenin de en uygunu kişisel olanıdır. Kısaca tüm ülkelerde dinamik ve değişken olan siyasal, sosyal, kültürel sistem gerçeklikleri ve değerleridir.</p>
<p>Konuya dönersek, süreç devam ediyor. Daha uzun bir yol var. Ve bu yolda depremin yıkıntıları, döküntüleri ve tarifsiz, milyonlarca, ayrı ayrı acıları var. Yıllardır birike-gelmiş büyük, ciddi sorunlar var. ‘Devirmeyen fırtına, ağacı güçlendirir.’ ve ‘Çatlayan testi su tutmaz.’ paradoksunun siyasal gerçeklikteki yerini de göreceğiz.</p>
<p><em>Bugünkü ittifak ortağı liderlerin yakın geçmişte birbirlerine söyledikleri hatırımızdadır. Yakın geçmişte birlikte olanlar bugün karşı durumdalar. </em></p>
<h3>Eski Sistemden Hoşnut muyduk?</h3>
<p><em>Eski sistemden hoşnut değildik. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik ve bunun açmazlarını gördük. Halkın en az yarısı bu sistemden hoşnut değil ve ülkede, başta ekonomi olmak üzere ciddi sorunların kaynağı olarak sistemi ve başındakini görüyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçmeye çalışıyoruz. Ancak iyi şeylere, ne tek başına sistem yeterli ne de takımlar. Birlikte, dengeli ve uyumlu olmaları gerekiyor. Şu da var ki iyi bir sistemde sosyal sermayenin tüm potansiyelinin kullanılması için alan azami ölçülere çıkar. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Millet ittifakı bir yılı aşkın zamandır Cumhurbaşkanlığı sisteminden ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçilmesi temeli üzerinde çalıştı. Cumhurbaşkanı adayını belirlemenin en kolay ve an meselesi olduğunu söyleyegeldi. Ancak masadaki kriz de bu yüzden çıktı. Demek ki hiç oralı görünmeseler de cumhurbaşkanlığı en önemli konuymuş. Üstelik de 7 tane cumhurbaşkanı yardımcılığı ihdas edilecek. İnsan yağmurdan kaçarken doluya tutulduğu hissi yaşıyor ama olsun; bu da demokrasi müktesebatımıza girecek bir tecrübe. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Tabii bir de </em>her iki tarafı, elde ettiği konjonktürel siyasi güçle oluşturmaya çalışan bir başka siyasi parti var. Bu siyasi partinin geçmişini, ideolojisini biliyoruz ve işin içinde olmasına ihtiyatla yaklaşıyoruz, kuşku duyuyoruz.</p>
<p><em>Endonezya’da, bugünkü cumhurbaşkanı Joko Widodo’nun, 2014 yılı seçilmesi sürecinde, uzun yol boyunca, laf olsun kabilinden, şoförüne ‘Ülkede neler oluyor Royadi?’ dediğinde durumu ‘Demokrasi iyi bir şey Pak!’ (pak: beyefendi)’ diye özetlemişti. </em></p>
<p><em>‘Demokrasi iyi bir şeydir!’ </em></p>
<p><em> Arzumuz Türk milletinin kazanmasıdır. </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> </em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/">Başlıksız yazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/basliksiz-yazi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altılı Masa kimi aday göstermeli?</title>
		<link>https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[altılı masa]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı adayı]]></category>
		<category><![CDATA[dp]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[iyi parti]]></category>
		<category><![CDATA[Mansur yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40673&#038;preview=true&#038;preview_id=40673</guid>

					<description><![CDATA[<p>tek bir partinin imkânlarıyla bile Türkiye çapında sağlıklı bir seçim anketi yapılabilir. Burada “imkân”, paradan ibarettir. Yoksa ülkemizde birinci sınıf ölçme yapabilecek anket şirketlerimiz var. Altılı masadaki gibi altı parti bir araya gelirse, onlara anket yaptırmanın çok kolay olması lazım.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/">Altılı Masa kimi aday göstermeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faltili-masa-kimi-aday-gostermeli%2F&amp;linkname=Alt%C4%B1l%C4%B1%20Masa%20kimi%20aday%20g%C3%B6stermeli%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faltili-masa-kimi-aday-gostermeli%2F&amp;linkname=Alt%C4%B1l%C4%B1%20Masa%20kimi%20aday%20g%C3%B6stermeli%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faltili-masa-kimi-aday-gostermeli%2F&amp;linkname=Alt%C4%B1l%C4%B1%20Masa%20kimi%20aday%20g%C3%B6stermeli%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faltili-masa-kimi-aday-gostermeli%2F&amp;linkname=Alt%C4%B1l%C4%B1%20Masa%20kimi%20aday%20g%C3%B6stermeli%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faltili-masa-kimi-aday-gostermeli%2F&#038;title=Alt%C4%B1l%C4%B1%20Masa%20kimi%20aday%20g%C3%B6stermeli%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/" data-a2a-title="Altılı Masa kimi aday göstermeli?"></a></p><p>Anketler doğruyu söyler mi? Söyler.</p>
<p>Daha doğru ifade, “Anketler, tekniğine uygun yapıldığında hata sınırları içinde gerçeği söyler.” Anket sonuçlarının güvenilirliğini ölçen dala istatistik diyoruz. Bu bir bilim. Matematiğin bir parçası. İstatistik yüzde şu kadar olasılıkla bu anketin hata sınırları şudur dediği zaman bir gerçektir. Bir kanaat değil.</p>
<h2><strong>Anket tasarlama motoru</strong></h2>
<p>Anketlerin hata sınırı vardır. Genellikle bu sınır, anket sonuçlarıyla birlikte açıklanır. İşin en güzel tarafı şu: Belli bir hata sınırı içinde kalmak için kaç kişiye soru sormanız gerektiğini hesaplayabiliyorsunuz. Mesela <a href="https://www.calculator.net/sample-size-calculator.html" target="_blank" rel="noopener">bağlantıdaki</a> anketi kaç kişiyle yapmanız gerektiğini gösteren bir hesap makinesi var. Birkaç deneme yapalım. Diyelim ki seçim iki aday arasında geçiyor ve adayların şansı birbirine yakın. Yapacağımız tahmindeki hata, %5’in altında olsun istiyoruz. Makineyi çalıştırıyorum ve sonuçta, rastgele 385 kişiye sormamın yettiğini görüyorum. %5, bizimki gibi yakın marjlarla yürüyecek bir seçim için yeterli değil. %2 hata payı mı istiyoruz? 2401 kişiye sormalıyız. %1 hata payı? Rastgele 9604 kişiye sormak gerek. %1 hata herhâlde Türkiye’nin şu dönemecinde hemen herkesi tatmin eder.</p>
<p>Demek ki tek bir partinin imkânlarıyla bile Türkiye çapında sağlıklı bir seçim anketi yapılabilir. Burada “imkân”, paradan ibarettir. Yoksa ülkemizde birinci sınıf ölçme yapabilecek anket şirketlerimiz var. Altılı masadaki gibi altı parti bir araya gelirse, onlara anket yapmanın/ yaptırmanın çok kolay olması lazım.</p>
<p>Evet, eğer kasten çarpıtılmıyorsa anketler doğru söyler. Ancak bunun da birkaç ölçüsü, birkaç “ancak”ı var. “Tekniğine uygun yapıldığı takdirde” derken bu ancakları kast ediyorum.</p>
<h2><strong>Ancak… </strong></h2>
<p>En önemli ancak, soru sorulan kişilerin rastgele seçilmesidir. Seçim anketi yapıyorsanız ve ülke çapında sonucu tahmin etmek istiyorsanız, ülke çapında seçmenlere rastgele sormalısınız. Rastgelelik şartı yerine getirilmediği zaman yanlış çıkan seçim anketlerinin tarihî hikâyeleri var.</p>
<p>Başka birkaç şart daha var. Mümkünse her sorulandan bir cevap alınmalı. “Oy kullanmayacağım.”, “Kararsızım” da cevaptır. Nihayet, cevap verenin kendisini tehdit altında hissetmemesi, şöyle dersem başıma bir şey gelir diye düşünmemesi; anketörün tercihini hissetmemesi gerekir. Deneklerin az da olsa bir kısmı, çekindiği için gerçek düşüncesinden farklı konuşuyor. Bu sonuncu sapmayı inceleyen hocamız, Duke Üniversitesi ekonomi profesörü Timur Kuran. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan <em>Yalanla Yaşamak/Tercih Çarpıtmasının Toplumsal Sonuçları</em> kitabında bu sapışı anlatıyor. Çare ne? Çare, deneklerin kişisel bilgilerinin açıklanmayacağından emin olmaları.</p>
<h2><strong>Altılı masa kimi aday göstermeli?</strong></h2>
<p>Şimdi gelelim asıl konumuza. Altılı Masa, kimi aday göstermeli? Muhakkak ki kazanabilecek, hatta birinci turda kazanabilecek birini değil mi?</p>
<p>İşte bunu belirlemek için “Kimi cumhurbaşkanı seçersiniz?” diye anket yapılıyor ve Recep Tayyip Erdoğan’dan başka genellikle Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener’in isimleri sıralanıyor. Bu isimler adaylıklarını koyar mı koymaz mı, ben bilemem. Konu o değil. Konu, “Bunlardan her biri adaylığını koyduğunda ne kadar oy alır?” sorusunun cevabını kestirmek.</p>
<p>Hemen bütün anketlerde Mansur Yavaş diğerlerinden avantajlı görünüyor. Hatta Yavaş’la seçim ikinci tura kalmıyor; birinci turda iş bitiyor.</p>
<p>Şimdi bundan sonra kanaat beyanının anlamı var mı? Yok da kanaat beyanları gırla gidiyor. Falanlar ona katiyen oy vermez. Ya filanca oylar ne olacak? Falanların da filanların da oyları o gördüğünüz anket sonuçlarının içindedir. Vermeyecekler ankette de vermemiştir, verecekler vermiştir. Dolayısıyla anket sonuçlarını aldıktan sonra “Ama falancalar…” diye başlayan cümleler kurmanın bir anlamı yoktur.</p>
<h2><strong>Gerçek kanaatlere üstündür</strong></h2>
<p>Hâl böyle ise ve Altılı Masa’nın niyeti gerçekten evvel emirde mevcut iktidarın seçimle gitmesini sağlamaksa, anketlerin gösterdiği sonuçlara göre davranmak zorundadırlar. O sonuçlar, halkın iradesine işaret ediyor. “Olsun, anketler ne derse desin, ben şöyle istiyorum, ben şunu tercih ediyorum!” demek, seçimi iki dereceli hâle getirmek demektir. Hani bazı yerler için üç-dört aday gösterilir, sonra birileri onların kaç oy aldığına bakmaksızın birini seçer; sık sık da en az oy alanını seçerdi ya… Bu KPSS puanına rağmen “mülakatla” adam alma gibi bir davranış. Altılı Masa sakinleri ilk seçmenler, “Müntehibi Evvel”ler, hani seçilecekleri seçecek seçmenler mi? Değiller tabii. İlk seçmen de son seçmen de Türk halkıdır ve o halk anketlerde kimi seçmek istediğini işaret ediyor. Şu hata sınırları içinde… Ve o hata sınırlarının en genişini uygulasanız da sonuç değişmiyor, Mansur Yavaş her seferinde kazanıyor.</p>
<p>Bu bir gerçek ve gerçek ortadayken kanaatin pek anlamı yoktur.</p>
<p>Olsa olsa anketlere güvenmeyebilirsiniz. Orda da haksız çıkarsınız. Veya Mansur Bey aday olmaz ve bu sefer ben haksız çıkarım.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/">Altılı Masa kimi aday göstermeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/altili-masa-kimi-aday-gostermeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
