<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>batılılaşma arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/batililasma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/batililasma/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 17:37:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</title>
		<link>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[batılılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diplomatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[devlet projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[modernleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Monşer]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Strateji]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<category><![CDATA[Tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[yenileşme]]></category>
		<category><![CDATA[yetişmiş insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir ülkenin yetişmiş insanlarını kenarda tutma lüksü yoktur! Bizim bu stratejik coğrafyada hiç yok. Ortadoğu kaynıyor. Ateşin kenarında görünsek de tam ortasındayız. Kritik durumlarda ülkeyi bâdireden çıkaracak fikirleri bütün cepheleriyle monşerlerden duyarsınız. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/">“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&#038;title=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" data-a2a-url="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/" data-a2a-title="“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Türk diplomatları için <em>Monşer</em> tabiri zaman zaman kullanılırdı. İlk kullanılışı Tanzimat değişimleriyle gelen yenileşmeye karşı çıkanların toplu hücumlarının parçasıdır.</p>
<p>İmparatorluğumuz çatırdarken dünyanın gidişine ayak uydurabilmek için giriştiğimiz reformların temelinde ona göre insan yetiştirme vardır. Hâriciyemiz baştan ayağa yenilenmiştir. Büyük insanlar yetişmiştir. Yüksek başarılar elde edilmiştir. Osmanlı Türkiyesi, Alman birliğini sağlayan <strong>Bismarck</strong>’ın zirveleştirdiği diplomasi çağında diplomasisiyle öne çıkan bir ülkedir. Osmanlı Türkiyesinin son büyük adamları, sadrazamları (başbakanları) batı başkentlerinde büyükelçilik eden <strong>Büyük Reşid Paşa</strong>, <strong>Keçecizade Fuad Paşa</strong> ve <strong>Mehmed Emin Âlî Paşa</strong>’lardır. Onlar da monşerlerimizdi.</p>
<h2>YENİLEŞME, DEVLET PROJESİDİR</h2>
<p>Tanzimat’ın mimarı <strong>Büyük Reşid Paşa</strong>’dır. <strong>2. Mahmud</strong>’un onayıyla hazırlamıştır. Onun vefatı üzerine <strong>Abdülmecid</strong> imzalamıştır. Sonra gelen bütün padişahlarımız, <strong>Abdülaziz</strong> de, <strong>2. Abdülhamid</strong> de, <strong>4. Mehmed Reşad</strong> da, <strong>5. Mehmed Vahideddin</strong> de aynı programı devam ettirmişlerdir. Merkezde eğitim öğretim(maârif) hayatını düzenleme vardır. Eğitim öğretimde mollalar egemendir. Direnmişlerdir. Devlet projesine karşı yoğun propaganda sırasında <em>Monşer</em> tabiri de zamanla kolay yayılmıştır. Cumhuriyet’in tamamladığı reformları hazırlayan Tanzimat ve devamı Meşrutiyet bu şartlar altında gelmiştir.</p>
<p>Bu vesileyle hatırlatalım: Padişahlar içinde batıcılık bakımından en çok hücuma uğrayanın <strong>2. Abdülhamid</strong> olduğunu bugünün <em>monşer</em> dalgacıları bilmezler. Despotluğunu konuşuyoruz. Bu tarafı daha önemlidir. En fazla batılı manada okul açan odur. Teknik elemanları, sosyal alanın uzmanlarını, öğretmenleri yetiştiren mektepleri açan, <em>monşer</em>leri yetiştiren <em>Hariciye</em>’yi, dünyanın en iyi kurmaylarını yetiştiren askerî mektepleri güçlendirmeye devam eden odur.  <strong>Mustafa Kemal</strong> ve diğer büyük paşalar o mekteplerden yetişti.</p>
<p><em>Monşer</em>, Fransızca’nın diplomasi ve dünya dili olduğu zamanlarda bizde de yerleşen bir kavram. “<em>Azizim, dostum</em>” demektir.  <em>Monşer</em>, hali-tavrı ve yaşayışıyla batılı gibidir. Onun için yadırganır.  <strong>Ömer Seyfeddin</strong>’in <em>Efruz Bey</em>’i gibi edebiyatta da alaycı bir dille anlatılanlar onlardır. Hariciyecilerimize has bir sıfat haline gelmesi sonraki zamanlardadır. Düpedüz yaftalamadır<em>. Monşerler</em> diyenler, Türk toplumuna yabancı, üstten bakan, biraz snopça bir tipi anlar ve anlatırlar.</p>
<h2>YAZ BOZ DÖNEMİNDE MONŞERLER</h2>
<p>Son iktidarımız, yakın geçmişin hemen her şeyini değersizleştirme döneminde <em>Monşer</em> tabirine çok sıkı sarıldı. Bilinen mana yanında daha kuvvetle hakaret gibi kullanılır oldu. <strong>Halil Akıncı</strong> gibi hariciyeciler kendilerine <em>Monşer</em> diyerek bir tür ters algı yarattılar. Yergi dozunun onların kullanışıyla biraz düştüğü söylenebilir. İktidarın karalamaları sonunda da ters bir sonuç doğdu. Monşerliği olumlu manada anlayan ve kullananlar çoğaldı.</p>
<p>Bu tabire takılarak esastan uzaklaşmak olmaz. Bakılacak devletin işleyişi ve hayatımızdır. Devlet algısı ve kurumlar sık değişti. Tanzimat’tan beri geleneği devam eden üç kurumumuz vardı. <em>Ordu, Maliye</em> ve <em>Dışişleri.</em> Son dönemde üçünün de yeri sarsıldı. Özellikle Dışişleri artık fikir üreten, siyasete yol gösteren, devletin önünü açan bir kurum değildir. Bu acı gerçeği acı acı her gün söylesek yeridir. Başka türlü bu yanlış yoldan dönemeyiz</p>
<p>Değişenler sadece kurumlar olmaz. Bıçaklar hemen insana döner. Öyle oldu. Kurumlarla beraber yetişmiş insanları dışarı atmaya başladık. Tanıdığım eski büyükelçileri düşünüyorum. İçlerinde dünya çapında isimler var. Büyük diplomatlar, yani birilerinin şom ağızlarında &#8220;<em>Monşerler</em>&#8220;. Hepsi de emekli.</p>
<p>Devlet, yetiştirdiği değerlerle yürür. O değerlerin emekliliği yoktur. Her zaman hizmetlerine, fikirlerine ihtiyaç vardır. Türk devlet geleneği de bu akılla işler. Yaşı gelen ayrılır. Tamam da dünyanın bu krizli çağında tecrübeye her zamandan daha çok ihtiyaç duyulur. ABD’ye, Rusya&#8217;ya, İngiltere&#8217;ye, Fransa&#8217;ya, Almanya&#8217;ya bakın böyledir. İran, diplomasisiyle ayakta. Mesela, <strong>Kisinger</strong> yaşasa <strong>Trump</strong> gibi bir kaçığa rağmen Amerika’nın diğer Ortadoğu büyükelçileriyle beraber mutlaka devrede olurdu.</p>
<h2>MONŞERLERİ KINAYAN ASIL KINANACAKLAR</h2>
<p>Hiçbir ülkenin yetişmiş insanlarını kenarda tutma lüksü yoktur! Bizim bu stratejik coğrafyada hiç yok. Ortadoğu kaynıyor. Ateşin kenarında görünsek de tam ortasındayız. Kritik durumlarda ülkeyi bâdireden çıkaracak fikirleri bütün cepheleriyle <em>monşer</em>lerden duyarsınız. Dosyaları bilirler. Tecrübeleri vardır. Sizi kurtarırlar.</p>
<p><em>Monşer </em>düşmanlığı, yetişmiş insan düşmanlığına dönüşmemeliydi.  Sonucu gördük: Katar’da üç şehit verdik. Yere bırakılarak kılınan şehit cenazeleri görüntüsü yürekleri dağladı. Orada doğru dürüst bir büyükelçimiz olsa bunu yaşamazdık. Orada cenaze kılınacaksa bizim usullerimize göre kılınırdı. Çünkü şehitler bizim. İlgili ülke buna saygı gösterir. Diyelim ki bizim gibi kılınması isteğiniz kabul edilmedi, o zaman orada cenaze namazı kılınmazdı: “<em>Müsaade buyurun, burada kılınmasın! Memleketimize götürülecek ve nasıl olsa ayrıca namazları kılınacak..”</em> der ve suhuletle meseleyi hallederdiniz.</p>
<p>Monşerler iyi yetişmiş insanlarımızdır. Değerlerimizdir. Onlara, bilenlere ihtiyacımız var. Yaşananlar, bize bu gerçeği bütün gücümüzle haykırmak gerektiğini söylüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/">“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En uzun hikâyemiz: Modernleşme (1)</title>
		<link>https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aziz Bozatlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2020 13:37:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[batılılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[harf devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=24018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk, Osmanlı’nın son yüz yılında eğitim, hukuk, ekonomi, siyasi vb. konulardaki bölük pörçük yenileşme ve değişim arayışlarını, bir bütünlük içinde ele almış ve her konuyu devrimci bir yaklaşımla sonuca kavuşturarak, yeni bir ülkenin temellerini atmıştır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/">En uzun hikâyemiz: Modernleşme (1)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fen-uzun-hikayemiz-modernlesme-1%2F&amp;linkname=En%20uzun%20hik%C3%A2yemiz%3A%20Modernle%C5%9Fme%20%281%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fen-uzun-hikayemiz-modernlesme-1%2F&amp;linkname=En%20uzun%20hik%C3%A2yemiz%3A%20Modernle%C5%9Fme%20%281%29" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fen-uzun-hikayemiz-modernlesme-1%2F&amp;linkname=En%20uzun%20hik%C3%A2yemiz%3A%20Modernle%C5%9Fme%20%281%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fen-uzun-hikayemiz-modernlesme-1%2F&amp;linkname=En%20uzun%20hik%C3%A2yemiz%3A%20Modernle%C5%9Fme%20%281%29" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fen-uzun-hikayemiz-modernlesme-1%2F&#038;title=En%20uzun%20hik%C3%A2yemiz%3A%20Modernle%C5%9Fme%20%281%29" data-a2a-url="https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/" data-a2a-title="En uzun hikâyemiz: Modernleşme (1)"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-21983 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/Hiçbir-yeni-Türksüz-olmaz.jpg" alt="" width="620" height="360" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/Hiçbir-yeni-Türksüz-olmaz.jpg 620w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/Hiçbir-yeni-Türksüz-olmaz-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" />Ülkemizin gündeminde devasa sorunlar varken, bunların tartışılmasını engellemek için olsa gerek, hep gündemle ilgisi olmayan konular ortaya atılmakta ve özellikle de geçmiş tartışmaya açılmaktadır. Böylece bugünün siyasi tartışmaları ve toplumun kutuplaşması, tarihî olaylar üzerinden derinleştirilmekte, her vesile ile tarihle hesaplaşma zemini yaratılmaktadır.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Sayın İbrahim Kalın’ın sosyal medyada yer alan <em>“Bize yüz elli yıldır modernleşme adı altında başkalarının hikâyeleri anlatıldı. Artık kendi hikâyemizi yazma zamanı geldi.”</em> Söyleminin de bu bağlamda ortaya atıldığını düşünmekle birlikte, birçok yönüyle bitmeyen bir tartışma konusudur.<br />
Her ne kadar 150 yıl ibaresi geçse de kastedilenin kabaca III. Selimle başlayan 1839 Tanzimat Fermanı ile belirgin hâle gelen ve sonrasında hep devam eden<em> “Batılılaşma”</em> serüvenimizdir.</p>
<p>İlber Ortaylı’ya göre <em>“Tanzimat Fermanı;</em> <em>iktisadi bünyesi ve toplum kurumları ile Endüstri Çağı”</em>na ayak uyduramayan bir imparatorluğun aydın ve bürokratlarının iç ve dış baskılar sonunda, yapısal dönüşümün yarattığı buhranlara bir çözüm aramak için zaruri olarak ilan ettiği bir belgedir. Unutmayalım ki Tanzimat: <em>“Osmanlı ticaret, iktisat ve hukukunun Batı&#8217;nın çıkarları doğrultusunda tanzimidir.”[1]</em></p>
<p>Modernleşme çabalarının ilk yüz yıllık dönemi Osmanlıya, sonraki yüz yıllık dönemi de Cumhuriyete ait sayılabilir.<br />
Son yıllarda<em> “Yeni Osmanlıcılık”</em> kavramının öne çıkartılması ve neredeyse yeni bir tarih yazımı yapıldığına bakılırsa, Sayın Kalın tarafından reddedilenin, çok net olmamakla birlikte, modernleşme hikâyemizin sadece Cumhuriyete ait bölümü olduğunu değerlendirmekteyim. Diğer taraftan, Cumhuriyetimizi <em>“Reklâm arası”</em> olarak niteleyen benzeri söylemler, Atatürk ve Cumhuriyet hakkında olumsuz beyanlar ve son olarak da Ayasofya minberinden Atatürk’e lanet okunması ile birlikte değerlendirildiğinde bu tezimiz, daha da ağırlık kazanmaktadır.<br />
Toplumumuz genelde çok yakın geçmişi bile kolayca unutmak eğilimindedir. Hatırlama, ilerlemiş medenî toplumlar ile geri kalmış toplumları birbirinden ayıran temel farktır. Önemli olaylarını hatırlayan toplumlar, sağlıklı tarihî bilgilere sahip oluyorlar. Bizim ise tarihe bakışımız oldukça sorunludur; ya çarpıtıyoruz, ya tarihi olayların yaşandığı dönemi unutarak, günümüz ölçüleri ile değerlendirme hatasına düşüyoruz, ya da tarihten bugünün polemiklerine malzeme devşirmeye çalışıyoruz.</p>
<h2>Batılılaşma&#8230;</h2>
<p>Şimdi gerek Osmanlı ve gerekse Cumhuriyet döneminde toplumumuzdaki bu değişim çabalarına ana hatları ile göz atarak, Batılılaşma serüveninin ne kadar bizim hikâyemiz olduğunu ve/veya olmadığını irdeleyelim.</p>
<p>Batılılaşmak; askerî teknolojiler başta olmak üzere geri kaldığımız her konuda, üstün olan Batı&#8217;yı örnek almak, benimsemek. Dün Batı’dan sadece Avrupa anlaşılırken, günümüzde ABD, Japonya gibi gelişmiş ülkeler de bu kavramın içinde kalırlar.</p>
<p>Ziya Gökalp; Türk toplumu için bir bütün olarak <em>“Türk Milleti, İslam Ümmeti ve Garp Medeniyeti”</em> aidiyetini gerekli görürken, günümüzde toplumumuzun her bir kesimi, birine veya ikisine aidiyeti kendisi için yeterli görmektedir. Bunların bir kısmı da hikâyemize itirazı olanlardır. Gökalp’ın Garp Medeniyetinden<em> “Batı Uygarlığı”</em>nı kastettiğini de unutmamalıyız.<br />
Zaten Bernard Lewis’in de dediği gibi; <em>“İnsanlık tarihinin her döneminde çağdaşlaşma ve benzeri deyimler hep büyüyen hâkim uygarlığın normları, standartları ve yolları anlamına gelmiştir.”</em></p>
<p>İ.Ortaylı Batılılaşma gayretimizi şöyle özetler; <em>“Osmanlının son asrı; toplumun kurumlarıyla, gelenekleriyle devlet adamlarıyla kaçınılmaz bir yapıya doğru ilerlediği, karanlığın ve gafletin yanında fazilet ve aydınlığın ortaya çıktığı, çöküşle ilerleyişin boğuştuğu bir asırdır. Tanzimat Devrinin modern Türkiye’nin oluşumundaki payı büyüktür.” [2]</em></p>
<p>Görüldüğü gibi Osmanlı Batılılaşmasının insan kaynağı ve kurumlar itibarıyla Atatürk devrimlerine bir altlık hazırladığına dikkat çeken Ortaylı, bu amaçla kurulan en önemli kurumun Türk tarihini, Türkçeyi ve bir yabancı dili en iyi şekilde öğreten <em>“Galatasaray Lisesi”</em> olduğunu belirtir.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde ise Batılılaşmanın yerini, Atatürk’ün tanımlaması ile <em>“Çağdaş Uygarlık Düzeyi”</em> almıştır. Atatürk; Osmanlı’nın son yüz yılında eğitim, hukuk, ekonomi, siyasi vb. konulardaki bölük pörçük yenileşme ve değişim arayışlarını, bir bütünlük içinde ele almış ve her konuyu devrimci bir yaklaşımla sonuca kavuşturarak, yeni bir ülkenin temellerini atmıştır. İki dönemdeki gayretleri karşılaştırmak bakımından çarpıcı bir örnek teşkil eden <em>“Harf Devrimi”</em> ne ulaşan sürece ana hatları ile hatırlayalım.</p>
<p>Selçuklu ve Osmanlı döneminde halkın konuştuğu Türkçe’nin bir alfabesi yoktur. Arap alfabesi kullanılmaktadır. Arap harflerinin Türkçenin bünyesine uymadığı, okunmasının güç ve karışık olduğu, daha Tanzimat devrinde ortaya atılmış, 1845’te eğitim işleriyle uğraşmak üzere Maarif Meclisi açılmış, 1851 de o devrin “<em>akademisi</em>” olan “<em>Encümen-i Daniş</em>” kurulmuş ve dil meselesi orada tartışılmıştır.<br />
Münip Mehmet Efendi, Cemiyet-i İlmiye adlı bir bilimsel kurulda, Osmanlıca alfabede düzenleme yapılması gerektiğini anlatarak şunu demiştir; <em>“Okuma yazmanın önündeki en önemli engel, alfabedir. Çünkü bu alfabede, ünlü harfler yoktur. Ünlü harfler olmadığı için, Türkçe sözcükleri yazma olanağı yoktur. Bu nedenle yeni bir düzenleme gerekir…”</em></p>
<p>1911 yılında İstanbul’da bir <em>“Harfleri Islah Komisyonu”</em> kurulmuştur.</p>
<p>Doktor Musullu Davut tarafından, Meclis-i Mebusan’da, Latin Harflerinin kabul edilmesine ilişkin bir tasarı bile verilmiş, ancak sonuç alınamamıştır.</p>
<p>Alfabe konusunda 1913&#8217;te Enver Paşa tarafından “<em>Ordu Elifbası</em>” adıyla bir alfabe hazırlatılarak uygulamaya konulmuş, halk bu alfabeye Enver Paşa’ya izafeten “<em>Enveriye</em>” demiştir.</p>
<p>Yahya Kemal, dil konusundaki çıkmazımızı şöyle özetler; <em>“İstanbul’da iki lisan vardır; Biri yazılıp konuşulamayan, diğeri konuşulup yazılamayan.”</em></p>
<p>1928&#8217;e gelindiğinde okuryazar oranı %4&#8217;tür. Atatürk, gerekli teknik hazırlıkları yaptırdıktan sonra, yüz yıllık bocalama dönemine son noktayı koyar. <em>“Yeni Türk alfabesi üç ay içinde hayata geçirilecektir.”</em></p>
<p>Harf devrimi Cumhuriyetin en önemli devrimi olup, kısa sürede okuryazarlık oranının artmasını sağlamıştır. Bu devrim modern Türkiye’nin önünü açan ana devrimdir. Bu yapılmasaydı bugünkü modern Türkiye olmazdı ve Araplaşma yolunda epeyce mesafe almış olurduk. Cumhuriyet karşıtlarının bu devrimle ilgili<em> “Bir gecede cahil kaldık”</em> iddiaları bir öfkenin ürünüdür ve kasıtlı bir saptırmadır. (Devam edecek)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/">En uzun hikâyemiz: Modernleşme (1)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/en-uzun-hikayemiz-modernlesme-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
