<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilinç arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/bilinc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/bilinc/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 16:07:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Anahtarlar sende kalsın, dönüşte alırım</title>
		<link>https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 19:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[atalet]]></category>
		<category><![CDATA[aymazlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[Çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[eylemsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[felaket]]></category>
		<category><![CDATA[idrak]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[insan zihni]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Kossaklar]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[millî namus]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[rejim]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Rus İhtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Selanik]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel kırılma]]></category>
		<category><![CDATA[Titanik]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[yok oluş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selanik’teydi galiba, bir Osmanlı devlet memuru, dairesini ve evini kilitlemiş ve anahtarlarını komşusu gayrı-Türk’e bırakmış. “Döndüğümde senden alırım.” demiş. O anahtarlar şimdi nerededir, o ev ve dairenin başına neler gelmiştir acaba? </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/">Anahtarlar sende kalsın, dönüşte alırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim%2F&amp;linkname=Anahtarlar%20sende%20kals%C4%B1n%2C%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fte%20al%C4%B1r%C4%B1m" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim%2F&amp;linkname=Anahtarlar%20sende%20kals%C4%B1n%2C%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fte%20al%C4%B1r%C4%B1m" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim%2F&amp;linkname=Anahtarlar%20sende%20kals%C4%B1n%2C%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fte%20al%C4%B1r%C4%B1m" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim%2F&amp;linkname=Anahtarlar%20sende%20kals%C4%B1n%2C%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fte%20al%C4%B1r%C4%B1m" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim%2F&#038;title=Anahtarlar%20sende%20kals%C4%B1n%2C%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fte%20al%C4%B1r%C4%B1m" data-a2a-url="https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/" data-a2a-title="Anahtarlar sende kalsın, dönüşte alırım"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Yaşadığımız dünyanın, düzenin, şartların değişmesi; bir felaket, bir yok oluş yönünde değişmesi… Bu kadar büyük bir değişikliğe doğru gidiyorsak hemen farkına varırız, tepki veririz, tedbirlerimizi alırız değil mi?</p>
<p>Değil.</p>
<p>Bu “değil”e örnek diye daha çok Titanik’in batışını anlatırlar. O sırada dünyanın en büyük yolcu gemisi, iki bin küsur kişi taşıyor. Bildiğiniz gibi buz dağına çarpıp batıyor ve bin beş yüz küsur yolcu ölüyor. Gemi buzula çarptıktan ve su almaya başladıktan sonra, ayaklarının altındaki taban eğim alırken… Ne yapmışlar? Geminin muhteşem balo salonunda orkestra çalmaya devam etmiş! Yolcular paniğe kapılmasın diye özellikle çalmaya devam etmişler.</p>
<p>Demek ki insanlar felaketleri öyle çabucak algılayamıyor.</p>
<p>Benim aklımdaki örnek, Titanik’ten çok daha büyük bir felaket. Rumeli’nin kaybı. Osmanlı’nın Anadolu’dan önce hâkim olduğu anayurdu elden çıkarken olan bitenin vahametini anlayıp hemen davranmış mıyız? Bu köşede birkaç kez bahsettiğim Fatih Kerimi’nin <em>İstanbul Mektupları</em>’nda bunun hiç de böyle olmadığını okuyoruz. Şöyle yazıyor Kerimi: “<em>İstanbul’da şimdi hiç kimse kalmamış, yediden yetmişe kadar eli silah tutan herkes askere yazılmıştır, vatan savunmasına girişmişlerdir. Herkes mal mülk ve ailesinden vazgeçmiştir. ‘Ya namus ya ölüm!’ diye meydana atılmışlardır diye düşünüyorduk. Çünkü bizim nazarımızda bugün Türkiye’nin başına gelen haller fevkalade mühim bir tarihî hadise olup altı yüz yıllık muazzam bir devletin haritası ortaya konuluyor. Eğer Türkler şimdi kendi askerî ve millî namuslarını koruyamazlarsa, sonra durumlarının çok kötü olacağı açıktı</em>.” Sonra ne görsün! İstanbul kahveleri tıklım tıklım doludur. “<em>Hepsi de gayet sağlıklı, genç, zinde Türkler. Gayet düzgün giyinmişler. Hepsi de gayet mütekebbirane oturuyorlar</em>.”</p>
<h2><strong>DÖNÜŞTE ALIRIM</strong></h2>
<p>Selanik’teydi galiba, bir Osmanlı devlet memuru, dairesini ve evini kilitlemiş ve anahtarlarını komşusu gayrı-Türk’e bırakmış. “Döndüğümde senden alırım.” demiş. O anahtarlar şimdi nerededir, o ev ve dairenin başına neler gelmiştir acaba?</p>
<p>Bir ülke ölürken öldüğünün farkına varmaz mı? Demek ki varmıyormuş.</p>
<p>Bazen insanlar böyledir. Rahmetli babam ölüm döşeğine yattığında bana son sözleri yazın nerelere gideceği idi. Hadi o hastalığının ölümcüllüğünü bilmiyordu. Ya geride kalanlar. Geride kalanlar da çoğu zaman kaybın kalıcı olduğunu epey bir süre kavrayamaz. Ölenin ardından zaman zaman, “Ona da bir sorayım”… “Ona haber vereyim” gibi düşünceler geçer zihnimizden. Hâlbuki o artık yoktur.</p>
<p>Ölmekte olduğunun şuuruna varamayan insan. Sonun geldiğini anlayamayan imparatorluk. Kaybedildiği anlaşılmayan vatan. Bittiğini fark edemeyen rejim, iktidar, parti…</p>
<h2><strong>KOSSAKLAR ATLARINI EĞERLERKEN</strong></h2>
<p>Aklım Rus İhtilali’ne gitti. Çarın devrilişini, ailesi ve hizmetkârlarıyla birlikte derdest edilişi ve bir yıllık tutsaklıktan sonra topluca öldürülüşlerini, farklı kaynaklardan defalarca okudum. Beni en çok çarpan, dolayısıyla unutmadığım bir ayrıntı da Şubat ihtilalinde sona varılmak üzereyken Çar ile maiyeti arasında birkaç defa tekrarlanan şu konuşma idi:</p>
<p>Çar: Kossaklar nerede? Ne yapıyorlar?</p>
<p>Görevli: Atlarını eyerliyorlar efendimiz.</p>
<p>O atlar o gün bir türlü eyerlenemedi ve neredeyse dört asırlık bir rejim gümbürdeyip gitti.</p>
<h2><strong>İDRAKİN ATALETİ</strong></h2>
<p>Almanya’ya Nazilerin hâkim oluşu da benzer bir aymazlık, bir türlü uyanamama hikâyesidir. Bu Almanlar yalnız Münih birahanelerinin Almanları değildi. Schiller’in, Göthe’nin, Beethoven’in Bismarckların da Almanlarıydı. Fransa’dan sonra kıtanın medeniyet merkeziydi. Rejim, önce demokratik adımlarla, sonra demokrasiyle gelen iktidarın demokrasiyi katletmesiyle değişti. Bu felaketli gidiş, adım adım – şimdi – malum sona doğru yürürken Alman aydınlarını yakalayıp olacakları anlatsanız, muhtemelen size gülüp geçerlerdi.</p>
<p>“Atalet” kelimesi harekete geçmeye karşı direnci, tembelliği anlatır. Daha çok fizik terimidir. Yeni terminolojide “eylemsizlik” deniyor. Aslında eylemsizlik, ataletin kendisi değil, sonucudur. Her ne ise. Fakat bu kelimeler cisimler için kullanılır. Buraya kadar anlattığım cisimlerin değil insan zihninin, idrakin ataleti. Alıştığımız hâl ve gidiş sonsuza kadar öyle devam edecek sanmanın ataleti. Doğduğumuz ülke, devlet ve rejim ne idiyse hep öyle kalacak, tanıdıklarımız hep öylece çevremizde olacak sanmanın ataleti. Belki de öyle olmalarını istediğimiz için öyle zanneder, kendimizi öyle sanmaya ikna ederiz.</p>
<p>Hâlbuki asıl olan eylemsizlik değildir. Asıl olan değişimdir.</p>
<p>Selanik’teki anahtarlar kim bilir kimin elinden nereye gitti. Sevdiklerimiz birer birer yok oldu. Ve Kossaklar bir türlü eyerleyemedi o atları.</p>
<p>Ne demişler, &#8220;<em>Eğer herkes telaş içinde bağıra çağıra, sağa sola koşuştururken siz, sükûnetinizi ve soğukkanlılığınızı korumaya devam ediyorsanız… Olan bitenin farkında değilsiniz demektir.&#8221;</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/">Anahtarlar sende kalsın, dönüşte alırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/anahtarlar-sende-kalsin-donuste-alirim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırların Sırrı &#8211; Dan Brown</title>
		<link>https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:06:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[eleştirel okuma]]></category>
		<category><![CDATA[felsefi analiz]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek benlik]]></category>
		<category><![CDATA[iç yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[metafizik]]></category>
		<category><![CDATA[Sırların Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[spiritüalizm]]></category>
		<category><![CDATA[varoluş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=54181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sırların Sırrı, insanın iç dünyasına yönelerek bilinç, benlik ve gerçeklik kavramlarını sorgulayan spiritüel bir eserdir. Akıcı diliyle farkındalık sunar, ancak derinlik ve somutluk açısından sınırlı kalarak daha çok bir başlangıç metni niteliği taşır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/">Sırların Sırrı &#8211; Dan Brown</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsirlarin-sirri-dan-brown%2F&amp;linkname=S%C4%B1rlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1%20%E2%80%93%20Dan%20Brown" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsirlarin-sirri-dan-brown%2F&amp;linkname=S%C4%B1rlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1%20%E2%80%93%20Dan%20Brown" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsirlarin-sirri-dan-brown%2F&amp;linkname=S%C4%B1rlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1%20%E2%80%93%20Dan%20Brown" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsirlarin-sirri-dan-brown%2F&amp;linkname=S%C4%B1rlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1%20%E2%80%93%20Dan%20Brown" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsirlarin-sirri-dan-brown%2F&#038;title=S%C4%B1rlar%C4%B1n%20S%C4%B1rr%C4%B1%20%E2%80%93%20Dan%20Brown" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/" data-a2a-title="Sırların Sırrı – Dan Brown"></a></p><p>Modern insan, belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok şeye sahip; ancak aynı ölçüde anlamdan uzak bir hayatın içinde savruluyor. Günlük yaşamın hızı, başarı odaklı sistemler ve sürekli dışa dönük bir yaşam biçimi, bireyin kendi iç dünyasıyla kurduğu bağı zayıflatıyor. Bu noktada ortaya çıkan boşluk, çoğu zaman kişisel gelişim ve spiritüel arayışlarla doldurulmaya çalışılıyor.</p>
<p>Spiritüalizm (maneviyatçılık), insan yaşamının yalnızca fizikî boyuttan ibaret olmadığını, bunun ötesinde bir ruh, bilinç veya manevî bir gerçeklik bulunduğunu savunan düşünce yaklaşımı. Bu anlayış, bireyin kendi iç dünyasını keşfetmesini, farkındalığını artırmasını ve evrenle olan görünmeyen bağlarını anlamasını merkeze alır.</p>
<p>Sırların Sırrı, tam da bu spiritüel yaklaşımın içinde konumlanan; okuyucuya aradığı tüm cevapların aslında kendi içinde saklı olduğunu söyleyen bir eser olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Ancak bu tür kitapları değerlendirirken yalnızca ne söylediklerine odaklanmak yeterli değil. Asıl önemli olan, söylediklerini nasıl temellendirdikleri, neyi eksik bıraktıkları ve okuyucuda nasıl bir etki yarattıkları&#8230; Bu yazı, Sırların Sırrı’nı hem içeriği hem de yaklaşımı açısından ele alarak, daha derin bir okuma sunmayı amaçlıyor.</p>
<h2>Konu ve İçerik: Sorularla Başlayan Bir İç Yolculuk</h2>
<p>Kitap, klasik bir anlatıdan ziyade, insanın varoluşuna dair temel sorular üzerinden ilerliyor. Kitabı okudukça şu sorular akılda kalıyor: “Ben kimim?”, “Gerçeklik nedir?”, “Bilinç nedir?”, “Ölüm bir son mudur?”</p>
<p>Kitap, bu sorulara kesin ve katı cevaplar vermekten ziyade, okuyucunun bakış açısını değiştirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Metnin merkezinde yer alan en önemli kavram “gerçek benlik”.</p>
<p>Yazara göre insan, kendini çoğu zaman sosyal rolleri, düşünceleri ve duygularıyla tanımlıyor. Ancak bunların hepsi geçici, asıl “ben”, tüm bu değişken yapıları gözlemleyen bilinç olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşım, bireyin kendini daha geniş bir perspektiften görmesini sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p>Burada ortaya çıkan temel iddia şu: İnsan, düşündüğünden daha sınırsız bir varlık ve bu farkındalık, hayatın tüm deneyimini dönüştürebilir.</p>
<h2>Bilinç ve Ontolojik Yaklaşım</h2>
<p>Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, bilinç kavramına yüklediği anlam. Bilinç burada yalnızca bireyi bir farkındalık hâli olarak değil, aynı zamanda tüm gerçekliğin temeli olarak ele alıyor. Bu yaklaşım, felsefede “ontolojik” (varlığın doğasına dair) bir iddia olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Başka bir ifadeyle kitap, evrenin bilinçten doğduğunu öne sürüyor. Bu oldukça güçlü bir iddia, ancak bu iddia, sistematik bir şekilde kanıtlanmak yerine daha çok iç hislere dayalı doğruluk olarak sunuluyor.</p>
<p>Bu noktada eleştiri kaçınılmaz bir hâl alıyor. Bir düşüncenin güçlü hissedilmesi, onun doğru olduğu anlamına gelir mi? Kitap, okuyucunun bu soruyu sormasını teşvik etmek yerine, onu doğrudan bir kabule yönlendiriyor. Bu da metnin felsefî derinliğini sınırlayan unsurlardan biri hâline geliyor.</p>
<h2>Gerçeklik Algısı: Nesnel mi, Öznel mi?</h2>
<p>Kitapta gerçeklik, sabit bir yapı olarak değil, bilinç tarafından algılanan ve şekillendirilen bir deneyim olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşım, bireye büyük bir özgürlük hissi sunuyor. Çünkü eğer gerçeklik algıya bağlıysa, o zaman değiştirilebilir.</p>
<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım var. Algının esnek olması, gerçekliğin tamamen öznel olduğu anlamına gelmez. Kitap, bu ayrımı yeterince net bir şekilde ortaya koymuyor. Bu durum, okuyucuda hayatın tüm sorumluluğunun yalnızca zihnin dönüşümüyle çözülebileceği gibi bir algı yaratabilir. Oysa insan deneyimi, yalnızca iç süreçlerden değil, aynı zamanda dış dünyanın somut koşullarından da etkilenir.</p>
<h2>Ölüm ve Sonsuzluk: Korkunun Yeniden Tanımlanması</h2>
<p>Kitapta ele alınan bir diğer önemli konu, ölüm kavramı. Ölüm, bir son olarak değil, bilincin farklı bir boyutta devam etmesi olarak yorumlanıyor.</p>
<p>Bu anlatım, psikolojik olarak rahatlatıcı. Ancak burada “metafizik” (fizikî dünyanın ötesine dair) bir iddia söz konusu. Bu tür iddialar, bilimsel olarak doğrulanabilir olmaktan çok, inanç temelli bir yapı taşıyor.</p>
<p>Bu da şu soruyu beraberinde getiriyor. Rahatlatıcı olan bir düşünce, aynı zamanda doğru olmak zorunda mı? Kitap, bu soruya açık bir cevap vermiyor. Daha çok okuyucunun bu düşünceyi benimsemesini kolaylaştıracak bir dil kullanıyor.</p>
<h2>Üslûp: Akıcı ve Yüzey Arasındaki Denge</h2>
<p>Sırların Sırrı’nın en güçlü yanlarından biri, sade ve akıcı dili. Kitap, karmaşık felsefî kavramları basit bir şekilde sunarak geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başarıyor.</p>
<p>Ancak bu sadelik, bazı durumlarda yüzeysel olarak kendini gösteriyor. Kitap, birçok önemli kavramı tanımlıyor ancak bu kavramları derinlemesine analiz etmiyor.</p>
<p>Bu durum, okuyucuda güçlü bir farkındalık hissi yaratırken, aynı zamanda düşünmesini engelleyebiliyor.</p>
<h2>Okuyucu Üzerindeki Etki: Kalıcı Dönüşüm mü, Geçici Farkındalık mı?</h2>
<p>Kitap, okuma süreci boyunca okuyucuda belirgin bir etki yaratıyor. Kişi kendini daha bilinçli, daha farkında ve daha huzurlu hissediyor. Ancak bu etkinin kalıcılığı tartışma açık&#8230;</p>
<p>Bunun temel nedeni, kitabın somut bir yol haritası sunmaması. Okuyucuya neyin farkına varması gerektiğini anlatıyor fakat bu farkındalığın nasıl sürdürüleceği net bir şekilde gösterilmiyor.</p>
<p>Sonuç olarak kitap, bir kapı açıyor, ancak o kapıdan geçmek okuyucuya bırakılıyor.</p>
<h2>Sonuç: Bir Hakikat Arayışı mı, Yoksa Hakikat Hissi mi?</h2>
<p>Sırların Sırrı, okuyucuya önemli bir şey hatırlatıyor. İnsan, yalnızca dış dünyayla değil, kendi iç dünyasıyla da yüzleşmek zorunda. Bu yönüyle kitap, değerli bir başlangıç noktası.</p>
<p>Ancak kitabı “nihai gerçek” olarak görmek, onu olduğundan daha büyük bir yere koymak olur. Çünkü metin, derin bir felsefî sistem kurmaktan ziyade, daha çok bir farkındalık hissi üretiyor.</p>
<p>Bu nedenle kitap, bir “sonuç” değil, bir “başlangıç” olarak değerlendirilmeli.</p>
<p>Ve belki de asıl soru şu: İnsan gerçekten hakikati mi arar, yoksa hakikate ulaştığına inanmanın verdiği huzuru mu? Bu sorunun cevabı, yalnızca bu kitabın değil, insanın kendi yolculuğunun da yönünü belirleyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/">Sırların Sırrı &#8211; Dan Brown</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sirlarin-sirri-dan-brown/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dinden vurulan dünyanın ortasında</title>
		<link>https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 19:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[değer kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[din istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fanatizm]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kötülük]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[kuralsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[mafyalaşma]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Milli eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öncelikle göreceğiz, bizi de dinden vurdular. "Biz kendimizi vuruyoruz" dersek kurtulmak için aklı davet etmeye başlamış oluruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/">Dinden vurulan dünyanın ortasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdinden-vurulan-dunyanin-ortasinda%2F&amp;linkname=Dinden%20vurulan%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20ortas%C4%B1nda" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdinden-vurulan-dunyanin-ortasinda%2F&amp;linkname=Dinden%20vurulan%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20ortas%C4%B1nda" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdinden-vurulan-dunyanin-ortasinda%2F&amp;linkname=Dinden%20vurulan%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20ortas%C4%B1nda" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdinden-vurulan-dunyanin-ortasinda%2F&amp;linkname=Dinden%20vurulan%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20ortas%C4%B1nda" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdinden-vurulan-dunyanin-ortasinda%2F&#038;title=Dinden%20vurulan%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20ortas%C4%B1nda" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/" data-a2a-title="Dinden vurulan dünyanın ortasında"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>İçerde dışarda büyük bir yangın var. Dünya kötülerin elinde ve bakarsan çoğu dinden yürüyor. Kötüler <strong>Trump</strong>’tan, <strong>Netenyahu</strong>’dan ibaret olsa o kadar endişelenmeye gerek yoktu. Onlar gibiler bizde, orada, burada her yerde. Diğerleri de ya vurdumduymaz, ya onlara alkış tutuyor.  <em>“Endişeliler</em>” azdan az. “<em>Endişe</em>”sini sorumluluk duygusuyla birleştirerek konuşan ve hareket edenler ondan da az.</p>
<p>Şimdiki <em>endişe</em>, kötülerden ve kötü gidişten duyduğumuz derin kaygının adı. Bu manada endişeli olanın sustuğu veya susturulduğu yere gelmişsek kötünün yolu açılır. Orada mıyız? Tam öyle değilse de yakınız. İyilerin sesi cılız çıkıyor. Bunda kötülüğün kanun kural tanımazlığının baskıcı rolü büyük. Kötünün kötülüğünü azdıran da zaten kuralsızlık.</p>
<h2>DURUM BU KADAR KÖTÜ MÜ?</h2>
<p>Öyle görünüyor. Ve kötümser mi olmalıyız? Elbette hayır. Bilecek ve anlayacağız. Bilen tedbirini düşünür. Bilerek içeriyi sağlam tutanların gücü topludur. Adalet ve güven varsa belirsizliğe alan kalmaz. İçerde birlik yalnız adaletle sağlanır. Evet, yalnız adaletle&#8230; Sınır aşan sular gibi sınır tanımayan problemler her zaman olur. Bunları idare edebilen akıl, birlik gücüyle kazanır.</p>
<p>Dünya büsbütün akılsız değil. Yalnız, değer çöküntüsü her yerde. İnsanlığın vicdanı, belki daha doğru ifadeyle ahlâkı kovuldu. Başkalarını bakar, görür ve anlarız. Fakat kendimizi anlamakla yetinemeyiz. Gerekeni yapacak bir aklı davet etmek zorundayız. Yönetenlerin dikkati başka yerlerdeyse uyaracaklar olacak. Usulünce söylemek, uyarmak aydının vazgeçilmez işidir. Sorumluluk duyanlar olacak. Sorumluluk duyan susamaz. <strong>Mehmed Emin</strong>’in dediği doğrudur:</p>
<p>“<em>Susarsam sen mâtem et!”</em></p>
<h2>KURALLAR YOKSA ANARŞİ VARDIR</h2>
<p>Çokça tekrar ediyoruz: Bizde bozulma yukardan gelir gibi görünür. Hem öyledir, hem değildir. Çünkü seçtiklerimiz aşağı yukarı bizim ortalamamızdır. Biz öyle olmasak onlar böyle olmazlar demek de doğrudur. Yani, birilerini suçlayarak yanlışlarımızı örtemeyiz.</p>
<p>Gücü verdiklerimiz kurallarla bağlıdır. Başa geçeni, kurallar zinciri bağlar. O zincirden kurtulmak isteyene sistem müsaade etmez. Sistem bozulursa olan olur.  Güçler tek elde toplanır. Yürütmenin unsurları tepedekine bakar. Meclis de karar almak için o tek ele bakar. En fenası adalet mekanizması da o ele bakar hale gelir. Şimdi o duruma yakın düştüğümüzü, gün yirmi dört saat yaşıyoruz.</p>
<p>Talimat almayacak tek güç varsa adalet mekanizmasıdır. Talimata düştüğü algısı oluşmuşsa her türlü kötülük azar. Nitekim azmıştır. Türkiye mafyavari şekillenmelerle sarılmış durumda görünüyor. Yalan talan havada uçuşuyor. Uyuşturucu orta mekteplere kadar girmiş, Millî Eğitim Bakanı kendince din sosu ekleme telaşında. Ve bozdukça bozuyor. Bozuyor, çünkü amaç okutma-öğretme-eğitme ve insan yetiştirme değil, peşine takılacak sürü oluşturmak. Bu türden kaba ideolojik bakışların insanla, fikirle alakası olmaz. Nitekim olmadığı görülüyor.</p>
<h2>YUKARDAKİLER BOZGUNU HIZLANDIRIYOR</h2>
<p>Başa geçirdiklerimiz kuralları istediğinde es geçer görününce aşağıdakiler başka türlü davranır mı? Erkek kadına, hasta doktoruna, öğrenci öğretmenine saldırıyor. Öğretmenler korkuyor, aileler korkuyor. Dövülen dövülene, ölen ölene. Hal böyle olunca ipin ucu bağlanmadan kaçıyor.</p>
<p>Millî Eğitim adıyla yaz-bozdan başı dönen çocuklar da kolaylıkla yıkıma katılıyor. Suça meyilliler artıyor. Mafyaya özenen mi ararsın, çete kurarak uyuşturucu peşinde koşanı mı? Bakanımızın derdi bunlar değil! &#8220;<em>Kâbede hacılar&#8221;</em> tamtamının peşinde kendinden olmayanları nasıl döveceğini düşünüyor.</p>
<p>Millî Eğitim temel olduğu için onu örnek seçiyoruz. Yine düşündürmek için söyleyeceğim, <em>dindar ve kindar</em> insan tipi yetiştirmek isteğini analiz ederseniz iyilik namına kırıntı bulamazsanız şaşırmayın!</p>
<h2>DİN DİYENLERİN DÎNİ</h2>
<p>İşte görüyoruz, din diyenler din dışı işlerle toplumu zehirliyorlar. Dünyadan, tarihten örnek de almıyorlar. Hristiyan engizisyonundan <strong>Humeyni</strong> rejimine din tekeli kuranlar hep bozdular. Zavallı İran&#8217;ın başına gelenlerin sebebi kendileridir. <em>Humeyni rejimi</em>ni din ve dinden zannetme ahmaklığını gösterdiler. Çoğu dinlerinden oldu.</p>
<p>Öyle bir dünyadayız. Hadi <strong>Netanyahu </strong>Yahudi şeriat devletinin başbakanı, baksanıza <strong>Trump</strong> da din fanatiği. Yalnız onlarda kuralların ve kurumların freni var. Bizde dinden görünme bozgunu onlarla kıyaslanamayacak durumda. Bozulmadık tarafımız neredeyse kalmadı. Kimse kimseye güvenemez halde. Gerginlik kol geziyor. Adalet adaletlikten, bakanlık bakanlıktan, cami camilikten, idare idarelikten çıkıyor. Okul okulluktan hayda hayda çıkıyor. <strong>Koca Âkif</strong> yüz yirmi yıl önce &#8220;<em>Nasılsa mektebiniz, tıpkı öyle mâbediniz!</em>” demişti. O paralelliği bütün sefaletiyle yaşıyoruz.</p>
<p>Bu durumda denecek çok açık: Haydut Amerika ve İsrail bölgemizde keyfince kasaplığa girişiyorsa dönüp kendimize bakacağız. Zayıfız. Hadi daha yumuşak söyleyelim, onlar kadar güçlü değiliz. Buraya nasıl geldiğimizi soracağız ve anlayacağız. Öncelikle göreceğiz, bizi de dinden vurdular.</p>
<p>&#8220;<em>Biz kendimizi vuruyoruz&#8221;</em> dersek kurtulmak için aklı davet etmeye başlamış oluruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/">Dinden vurulan dünyanın ortasında</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dinden-vurulan-dunyanin-ortasinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kitlenin Cinneti</title>
		<link>https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selçuk Erenerol]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Sep 2024 17:31:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[cinnet]]></category>
		<category><![CDATA[Gençliğe Hitabe]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deliryum, beyin fonksiyonlarında meydana gelen ani ve anormal değişime bağlı olarak kafa karışıklığı ve çevresel farkındalık eksikliğine yol açan ciddi bir akıl sağlığı bozukluğudur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/">Kitlenin Cinneti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkitlenin-cinneti%2F&amp;linkname=Kitlenin%20Cinneti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkitlenin-cinneti%2F&amp;linkname=Kitlenin%20Cinneti" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkitlenin-cinneti%2F&amp;linkname=Kitlenin%20Cinneti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkitlenin-cinneti%2F&amp;linkname=Kitlenin%20Cinneti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkitlenin-cinneti%2F&#038;title=Kitlenin%20Cinneti" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/" data-a2a-title="Kitlenin Cinneti"></a></p><p>Hukukun ve adalet anlayışındaki yozlaşmanın bir toplum için ne denli felaket anlamına geldiğini uzun zamandır tartışıyoruz. Ülkemizin en muzdarip olduğu konuların başında ilk bakışta ekonomik kriz ve sığınmacı sorunu gelse de bütün bu sorunların peydahlandığı noktanın hukukun rafa kaldırılması olduğunu anlamamız gerekmektedir.</p>
<p>Birçoğumuz için devletin dini ve inancı yalnızca adalettir. Bu her yönüyle ciddiye alınması ve toplum tarafından da içselleştirilmesi gereken bir kavramdır. Hukukun işlemediği ve adalete duyulan güvenin azaldığı yerde hiçbir toplumsal ilişki ayakta kalamaz. Ekonomi ve toplumsal ahlak bozulur. Gerisi ise çorap söküğü gibi gelir ve yozlaşmak artık toplumun her kademesinde sıradan bir etkinliğe dönüşür. Yozlaşanlar ne denli yozlaştığının farkına dahi varamaz hale gelir.</p>
<p>Yozlaşmanın içselleştirildiği bir toplumun hiçbir kademesinde huzur kalmaz. Huzuru olmayan bir toplum kendini ileriye götürmek için sahip olduğu çabayı kaybeder. Yaşamak sadece günü tamamlamaya dönüşür. Günler haftaları kovalar ve ay sonu dışında bir şey düşünülmez olur. Bireysel huzurun kademeli olarak bozulması kitleleri etkiler ve en sonunda toplum bir cinnet sarmalı içerisinde kendini bulur.</p>
<p>Buna sebebiyet vermek vatana yapılabilecek en büyük ihanetlerin başında gelir.</p>
<p>Deliryum, beyin fonksiyonlarında meydana gelen ani ve anormal değişime bağlı olarak kafa karışıklığı ve çevresel farkındalık eksikliğine yol açan ciddi bir akıl sağlığı bozukluğudur.</p>
<p>Akıl tutulması, aklın başka bir aklın yörüngesine girmesi ve etkisi altında kalması; fonksiyonlarını ve zekayı kullanma yeteneksizliğidir. Öznellik ve nesnellik arasındaki ayrımdan aklın işlevini tek yönlü görmek; doğru ve mantıklı düşünememektir.</p>
<p>Yaşadıklarımızın özeti bir yerde budur. Ülkemiz kitlesel bir cinnetin eşiğini çoktan geçmiştir. Haberlerin neredeyse tamamımın üçüncü sayfaya dönüşmesi, sokaklarda yüzü asık insanlarla bir arada olmamız, kaygının ve psikolojik sorunların artmasına bağlı dünyada en çok antidepresan kullanan toplumların başında gelmemiz ve daha nice sonuç bu yürütülen çok başarılı başarısız politikaların eseridir.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki hukuku, adaleti, eşitliği, tarafsızlığı ve toplumsal güveni tesis etmesi ve koruması gereken Adalet Bakanlığı kurumu linç kültürünü dolaylı yoldan savunup destek versin.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki <em>“Bir kereden bir şey olmaz”</em> diyerek tarikat ve cemaat iltisaklı vakıfların çocuk istismarına göz yuman Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olsun.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki dindar ve kindar nesil yetiştirebilmek adına bütün millî değerleri ve ufuk açan öğretimi kenara bırakıp gerçekten uzak bir tarih anlatımıyla çocuklarımıza yön gösteren Millî Eğitim Bakanlığı’na sahip olsun.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki kurucusu tarafından “hıyanet yuvası” olarak adlandırılan ve hukuki sınırlarının net bir şekilde çizildiği bir azınlık kilisesini iç hukuka ve uluslararası antlaşmalara karşı gelerek yanında, bir devlet temsilcisi misali, bulunduran Dışişleri Bakanlığı olsun.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki üretimi, çiftçiyi, hayvancılığı ve sağlıklı gıdaya ulaşımı sağlaması gereken Tarım Bakanlığı ithal ve ucuz ürünü desteklesin.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki onca zorlukla yetiştirilen doktorların şiddet görmesine, yurtdışına gittiklerinde “Bırakın gitsinler” anlayışını benimseyen bir Sağlık Bakanlığı olsun.</p>
<p>Bir ülke düşünün ki müttefiki tarafından askerinin başına çuval geçirildiğinde “Müzik notası mı vereceğim?” diye gazetecilere yanıt veren bir Başbakan&#8217;ı olsun.</p>
<p>Bu liste sayfalarca uzar gider. Zaten sorun da bu siyasal söylemlerin asla sonu gelmiyor oluşudur. Bu ve benzeri söylemlerin tamamı Türk ulusunun zihnine medyatik bir bombalama ile tahribat vermektedir. İç politikamızdaki tüm tutarsızlık aynı şekilde dış politikamıza da yansımaktadır. Bir gün dost olduklarıyla aniden düşman olup bir süre sonra yeniden dost olmaktadırlar.</p>
<p>Genele baktığımızda alınan kararların tamamı ne kadar da dürtüselmiş gibi geliyor değil mi?</p>
<p>Bunun sebebi başarılı başarısız politikalardan geçiyor. Yıllardır hep bir ağızdan seçilen ve atanan kadroların ne denli liyakatsiz oldukları üzerine konuşuyoruz. Bu yöneticilerin birçoğu ardı arkası kesilmeyen ve her seferinde de hakkı verilen fiyaskolara imza atıyorlar. Neredeyse yönetimin noksanlığı konusunda fikir birliğine varacağımız icraatler(!) başarılıyor. Tüm bunların geri planında da toplumun yönetilmeden yönetilmesi amaçlanıyor.</p>
<h3>Nedir yönetmeden yönetmek?</h3>
<p>Bazı ülkelerde çok enteresan bir durum söz konusudur: Hükümet kurulamaz. Bu bazen haftalar, bazen de aylar sürer. Ya kurana kadar çabalarlar ya da yeniden seçime giderler. Peki, demokrasi kavramının nispeten bulunduğu ülkeler nasıl hükümetsiz yönetilir? Oturtulmuş düzenin yarattığı istikrar ile. Ne hikmetse bu ülkelerde hükümetsizlik döneminde dahi hiçbir dış güç halkın refahını elinden almaya çalışmaz. Eğitim aynı şekilde devam eder. Kamu hizmetleri aksatılmadan yürütülmeye çalışılır. Çünkü içselleşmiş bir birliktelik ve birlikte çalışma ve ilerleme anlayışı vardır. Bizim demokrasi anlayışımızdan bu kopartılıp sökülmüştür. Zihnimizde kurumlara bağımlılık artırılmıştır. Kurumların işleyişinin bozulduğu yerde halk artık ne yapacağını bilemez bir hale getirilmiştir. Kamu hizmeti beklediği kurumların işlevsizliğine ve temsilcilerinin fiyaskolarına karşı çıkmak yerine düzelmesini bekler çünkü toplumsal birliktelik yerine akıl tutulması hüküm sürer.</p>
<p>Lider kültü anlayışının çok tehlikeli bir kutbuna düşmüş bulunmaktayız. Sorgulamanın hayatımızın her alanında kısıtlandığını bilmemize rağmen sorgulamıyor ve her seferinde sorunun ana kaynağına dönüyoruz. Bu sarmaldan kurtulmak adına birçoğumuz hiçbir şey yapmadan bekliyoruz. Halbuki halk olmak birlik ve beraberliği temsil eder. Bu başarılı başarısız politikaların yarattığı en büyük sorun birbirimizin tasasına sırt çevirdiğimiz, başkasının mutluluğuna ve başarısına haset duyduğumuz bir iklime mahkum oluşumuzdur.</p>
<p>Sunî gündemlerle yıllardır ilmek ilmek işlenen projelerinin geldiği yerde hukuk tanımazlık, adaletin yok oluşu, bitmiş bir ekonomi, bozulan bir demografik yapı ve belirsiz bir gelecekle ortada bırakılmış bir toplum görüyoruz.</p>
<p>Türk ulusunun özünde bu kitlesel cinnet, deliryum ve akıl tutulmasından kurtulacak güç bulunmaktadır. Durumumuz çaresiz değildir. Üstesinden geldiğimiz zorlukları hatırlamak ve yaratılan sunî kaostan silkelenip kurtulmamız mümkündür.</p>
<p>İnsanlığa unutturulmaya çalışılan adalet duygusu ve hukukun gücü küresel bir salgına evrilmiştir ve yaratılan sunî gündemler tek elden yönetilmektedir. Adaletin ve insanlığın düşmanları kimlerdir ve bu kitlesel cinnetten nasıl kurtulabiliriz?</p>
<p>“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/">Kitlenin Cinneti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kitlenin-cinneti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
