<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>büyük taaruz arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/buyuk-taaruz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/buyuk-taaruz/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 19 Sep 2022 17:34:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Yanlış üretenler korosu</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[100. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin işgali]]></category>
		<category><![CDATA[tunç soyer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40697&#038;preview=true&#038;preview_id=40697</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih ve objektif gerçek bir kere daha iki taraftan alabildiğine örselendi demeyeceğim, apaçık çiğnendi. Zembereği kurulmuş bir alay insan elde kılıç meydan muharebesine çıktılar. İncir çekirdeğini doldurmaz ezberler tekrarlandı. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/">Yanlış üretenler korosu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&amp;linkname=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanlis-uretenler-korosu%2F&#038;title=Yanl%C4%B1%C5%9F%20%C3%BCretenler%20korosu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/" data-a2a-title="Yanlış üretenler korosu"></a></p><p><strong>Tunç Soyer</strong>’in konuşması memleket aydını için turnusol görevi gördü. Tartışma bitmedi. <em>Tartışma</em> derken tartışan pek azdı. <em>Sahibinin Sesi Koroları</em>nın yarattığı kakafoniyle kafalarımız şişti. Gerçeği aramayanların sen-ben kavgalarını dinledik, seyrettik. Tarih ve objektif gerçek bir kere daha iki taraftan alabildiğine örselendi demeyeceğim, apaçık çiğnendi. Zembereği kurulmuş bir alay insan elde kılıç meydan muharebesine çıktılar. İncir çekirdeğini doldurmaz ezberler tekrarlandı. Kimin kazandığını merak eden şaşkın seyirciler, garip vatandaşlar yine hayal kırıklığı yaşadılar.</p>
<p>Ben, “<em>Meydanda er yoktu ki kazanan olsun!” </em>dedim. Daha ileri giderek, “<em>Memleket kurtaranları batıranlar konuştu</em>” diyenler de az değildi. Türkiye’nin, -affınıza sığınarak söylemeliyim- bu taş kafalılığa, bu tarihe, bu gerçeğe sırt dönüşe, düşünmemeye, anlamamaya karşı durduğunu yine görmedik.  Evet evet iki taraf da masum değil. Bu tartışmada <strong>Atatürk</strong> ve Cumhuriyet’e bağlı görünenlerin derdinin <strong>Atatürk</strong> ve <em>Cumhuriyet</em> olmadığını bir kere daha gördük. Kendi kurgularına göre bir <em>Cumhuriyet</em> ve <strong>Atatürk</strong> düşündüklerini, daha doğrusu düşünmediklerini, daha doğrusu kullandıklarını gördük. “<em>Kimse kusura bakmasın, öyle bir <strong>Atatürk</strong> de, öyle bir Cumhuriyet de yok!”</em> diyenlerin sesleri de boğuntuya gitti.</p>
<h2><strong>Bilmek ve anlamak lazım</strong></h2>
<p><strong>Tunç Soyer</strong>’in dediklerine karşı çıktıkları zannıyla Osmanlı güzellemesi yapmaya kalkan fırsatçıların durumu da artık belli. Onların anladığı gibi bir Osmanlı yok. Bir daha söylüyorum, <em>öyle bir Osmanlı yok</em>. Osmanlı Hanedanı, bu iki grubun dediği gibi <strong>Mustafa Kemal</strong> <strong>Paşa</strong> ile farklı fikir ve anlayışta değildi. <strong>Mustafa Kemal</strong>’le Osmanlı Sarayı ancak detaylarda farklı düşünür. Çağdaş Medeniyeti edinerek ülkeyi yukarıya taşıma hedefinde bir ve beraberdirler. Dolayısıyla en çok hakaret gören <strong>Vahideddin</strong>’in, güya kendisini savunanlarla hemen hiçbir benzerliği yokken <strong>Sarı Paşa </strong>ile aynı hedefe yürürler. Olsa olsa rejim tercihinde ve krizlerde nasıl hareket edileceğinde farklı düşünürler. Bir sonraki yazımda, yine iki keskin ucu kıyaslamalar yanında, bunu biraz daha açmak ve hükümet edenlerin tarihle bağlarının sağlıksız olduğunu düşündürmek isterim.</p>
<p>Maksadımız olanı biteni anlamak ve anlaşılmasını sağlamak. <strong>Tunç Soyer</strong>’in atalarımıza, tarihe mesafeli olduğu anlaşılıyor. Daha keskin bir görüş ifade etmeyeyim. Yalnız, külahlarımızı önümüze koymamız, düşünmemiz ve tartışmamız için şu hususu olabildiğince net ve keskin söylemem lazım: <strong>Tunç Soyer</strong> ve onun gibiler 1923 öncesini ne biliyor ne de seviyorlar. Konuşması da, savunması da tam bunu gösteriyordu.</p>
<h2><strong>TRT’de Yaşadıklarımdan biliyorum</strong></h2>
<p>“<em>Cumhuriyet’in bürokratik yapısı, hemen bütün Cumhuriyet kurumları Tanzimat eseridir. Mesela Danıştay, Şûrâ-i Devlet(1868)’in yeni adıdır…”</em> deseniz kıyamet kopar. “<em>Polis Teşkilatının kuruluş tarihi 1845’dir”</em> deseniz de taşlanmaktan kurtulamazsınız. Cehaletin kör duvarına çarptığınızı görmekle tıkanır kalırsanız siz de hakikate düşmanlık edersiniz. Sözüm ona İslamcılarımızın yaptığı gibi merdiven altına saklanarak dövüşenlerin bıraktıklarıyla beslenemezsiniz. Sahada olacaksınız, konuşacak, yazacaksınız.</p>
<p>Örneği öylesine vermiyorum. Bunları birebir yaşadım. TRT’de haftada bir yayınlanan <em>Yılmaz Öztuna İle Tarih Konuşmaları</em> (1999-2002)programımız vardı. Üç yıl, çoğunlukla Türk Yenileşme Tarihi’ni, Cumhuriyet’i hazırlayan değişmeleri konuştuk. Kendisini Cumhuriyetçi zanneden güya solcu bir ekibin kolektif çalışmasıyla bu cümleler ve benzerleri ya çıkarıldı ya da bütünüyle yayınlanamaz kararı verildi. “<em>Osmanlı ile Cumhuriyeti niye karıştırıyorsunuz? İkisi bir arada anılamaz..” </em>cümlesini defalarca duydum. Denetim evrakına <em>“Bu program Cumhuriyet düşmanıdır.” </em>yazıldığını da gördüm.</p>
<p><strong>Yılmaz Öztuna</strong> gibi <strong>Atatürk</strong>’ün çok yönlü dehasına inanmış, “<em>Rejim tartışmaları artık ahmaklıktır</em>” diyen dünya çapındaki bir tarihçi ve fikir adamına ve onunla konuşan bana <em>Cumhuriyet düşmanı</em> denildi. “<em>İlber Hoca da dâhil kimleri diyorsanız bir bilim heyetine denetletin.  Mevzuat müsait, isterseniz Tarih Kurumu baksın…”</em> dedim, girmediler. Çünkü dertleri gerçek değil, kendi kurgularını korumaktı.  <strong>İlber Hoca</strong> henüz Ankara’daydı, hemen her akşam beraberdik. O da her hafta benden bu cehaletin zirvesini dinledi.  Dediklerini burada yazamayacağımı tahmin edersiniz.  İsim vermeden söylüyorum, Yayın Denetleme Kurulu’ndaki yönetici ve denetçi arkadaşlarımızla yıllarca süren kavgalarımız kitap olur.</p>
<h2><strong>Tarihle barışmak</strong></h2>
<p>Ben, <strong>Tunç Soyer</strong>’in cümlelerini TRT yıllarında karşılaştığım ve gençliğimden beri tartışmalardan bildiğim cehaletin kör ezberinden farklı görmedim. Şimdi buradan Sayın <strong>Kılıçdaroğlu</strong>’na seslenmek isterim: <em>Helalleşme</em> diyorsanız, önce tarihimizle barışacaksınız. Biz 1923’te yerden bitmedik. Ve Türk İstiklâl Savaşı’nı zavallı <strong>Vahideddin</strong>’e ve etrafındaki üç beş kişiye karşı vermedik.</p>
<p>Aziz <strong>Atatürk</strong>’ün söyledikleri elbette doğrudur. Yeni rejimi yerleştirirken böyle keskin ifadeler kullanılması normaldir. Bunları, doğrusu yanlışıyla bilir ve konuşuruz. Fakat düşmanı denize döküşümüzün 100. yılında, İzmir Belediye Başkanımızın ağzından o yedi dakika iki saniyelik konuşma içinde anlatacağımız bu olamaz.</p>
<p><strong>Sayın Kılıçdaroğlu</strong>, helâlleşecekseniz lütfen bu bakışı gözden geçirin! Memleketin geleceği sizin ne düşündüğünüz ve neyi nasıl yapacağınızla doğrudan bağlantılı hale geldi. Türkiye’yi içine düşürüldüğü çıkmazdan kurtarma potansiyelini elde ettiğiniz görünüyor. Açık söylüyorum, bu kafalarla siz de kök ve kör kavgayı devam ettirenler kafilesine katılırsınız. Gerçeğe ve Türkiye’ye yazık olur!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/">Yanlış üretenler korosu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanlis-uretenler-korosu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</title>
		<link>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 18:45:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[30 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[büyük taaruz]]></category>
		<category><![CDATA[ismail kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulun işgali]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40645&#038;preview=true&#038;preview_id=40645</guid>

					<description><![CDATA[<p>"İstanbul'un kurtuluşu 6 Ekim, kim demiş? İzmir'in kurtuluşu 9 Eylül, kim demiş? Ne münasebet. Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki. 2 Mart'ta da aynı şey var..." İ.Kahraman</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/">Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&amp;linkname=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsayin-ismail-kahramana-acik-mektup%2F&#038;title=Say%C4%B1n%20%C4%B0smail%20Kahraman%E2%80%99a%20a%C3%A7%C4%B1k%20mektup" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/" data-a2a-title="Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup"></a></p><p>Bu mektubu 9 Eylül günü yazıyorum. İzmir Alsancak, kordonboyunda insan seli…</p>
<p>Ben de İzmirliyim. Ödemiş doğumluyum. Ödemiş’in girişine yakın bir “İlk Kurşun Tepesi” vardır. Ben bildim bileli, ovanın uzak noktalarından da görünen büyük bir albayrak dalgalanır orada. Yunan işgalinde silahlanan mahallî halkın, efelerin düşmana ilk kurşunu sıktığı tepedir. İzmir’in işgalinden iki hafta kadar sonra. Her sene mayısın son pazarında orada tören yapılır. Ödemiş’in kurtuluş günü ise 3 Eylül’dür; 9 Eylül’den altı gün önce.</p>
<p>Anadolu’nun bir çok şehrinde “ilk kurşun” mevkileri vardır.</p>
<p>Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz…</p>
<p>Kurtuluş günlerini değil, fetih günlerini kutlamaktan yanasınız. Kurtuluş günlerinin kutlanıp kutlanmaması ayrı bir konudur, düşünülebilir. Bizim öğrencilik yıllarımızda şehrin kurtuluşunu canlandırmak için kimi öğrenciler düşman askeri kılığına, kimileri ise Türk askeri kılığına girer, küçük bir vuruşma tertip edilirdi. Artık bu yapılmıyor. Bence de yapılmaması doğru olmuştur. Böyle canlandırmalar basit kaçmaktadır. Onun yerine konuşmalar, konferanslar, fotoğraf sergileri tertip etmek, filmler göstermek, kitaplar tanıtmak daha faydalı faaliyetlerdir. Yalnız siz bu dileğinizi akıllara zarar cümlelerinize girizgâh yaptınız. “Kurtuluş günlerini anmayalım.” mı demek istiyorsunuz, “Kurtuluş savaşı yoktur.” mu demek istiyorsunuz?</p>
<p>&#8220;İstanbul&#8217;un kurtuluşu 6 Ekim, kim demiş? İzmir&#8217;in kurtuluşu 9 Eylül, kim demiş? Ne münasebet. Cihan harbi bitti, müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler. Kurşun sıkmadık ki. 2 Mart&#8217;ta da aynı şey var. Ruslar çekildi gitti. Çarpışmadık, dövüşmedik, vuruşmadık.”</p>
<p>Doğu cephesinde işler 1917 Bolşevik ihtilâli sebebiyle farklı gelişti, Çarlık tarihe karışınca Rusya savaştan çekildi. Topraklarımızdan da çekildi. Topraklarımızdan çekilene kadar Rize dağlarında hiç kurşun sıkılmadı mı Ruslara? Karadeniz’in yiğit insanları boyunlarını büküp oturdular mı? Hayret! Peki diğer bölgeler? Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun diğer bölgelerinde, özellikle de Batı Anadolu’da neler olup bittiği sır değildir. Çoook kurşunlar sıkıldı! Bizler dedelerimizin, büyükdedelerimizin yaşadıklarını dinleyerek büyüdük. Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz. Çarpışmadık, dövüşmedik, vuruşmadık, diyorsunuz.</p>
<p>Sanki Kurtuluş Savaşımızı, Millî Mücadele’yi küçümsemek ister gibi bir tavrınız var. Hatta yok saymak ister gibi… “Müstevliler alacaklarının birkaç kat mislini aldı ve öyle gittiler, çekildiler.” Kuvva-yı Milliye demek ki koca bir yalan! Erzurumlu Kara Fatma, Gördesli Makbule, Şerife Bacı, Postlu Mestan Efe, Yörük Ali Efe, Gökçen Efe, dökülen kanlar, toprağa düşen canlar… Kağnılarda, sırtlarda taşınan silah ve cephaneler… demek hepsi masal unsurları! O yılların siyah beyaz fotoğraflarını hiç gördünüz mü? Harıl harıl mermi yapan Türk kadınları vardır meselâ… O mermilerle demek ki tavşan avına çıkıldı.</p>
<p>Sevr haritası gözünüzün önüne geliyor mu? Rengârenktir. İngiliz nüfuz bölgesi, İtalyan nüfuz bölgesi, Fransız nüfuz bölgesi, Ermeni nüfuz bölgesi, Yunanistan’a bırakılan bölge… Anadolu paylaşılmış. Lütfen açıklar mısınız, müstevliler niyetlendiklerinden birkaç kat misli olarak neyi, nereyi aldılar da o yüzden kendi kendilerine çekildiler? İstediklerinden daha bile fazlası olarak ne verdik, nereyi verdik? Kim verdi? Sevr haritasında nereleri vermek zorunda kaldığımız, nereleri ele geçirdikleri, nerelere çöreklendikleri ortadadır. O rengârenk haritadan bugünkü tek renkli Türkiye Cumhuriyeti haritasına nasıl geldik? Kurşun sıkmadan mı? Çarpışmadan, dövüşmeden, vuruşmadan mı? Ben gerçekten sizin ne kastettiğinizi anlamadım. Herhangi bir insan değilsiniz. TBMM’nin eski başkanısınız. O TBMM bir millî mücadele meclisi olarak açılmıştı. Sevr’e “hayır” diyen bir meclis olarak.</p>
<p>Kamuoyunda oluşan infial üzerinde twitter hesabınızdan bir açıklama yapıldı, törendeki konuşmanın bir bölümünün, bütünün bağlamından ayrı olarak haberleştirildiği iddia edildi. Bu açıklama daha da gariptir:</p>
<p>“…. Aynı şekilde yurdumuzu işgal eden ve dört sene topraklarımızda kalan müstevliler, Birinci Dünya Harbi&#8217;ni sonlandırdıkları için İzmir&#8217;i 6 Eylül 1922 Çarşamba günü terk etti. 9 Eylül 1922 Cumartesi günü ordumuz İzmir&#8217;e girdi. İşgal kuvvetleri 4 Ekim 1923 Perşembe günü İstanbul&#8217;dan ayrıldı, ordumuz ise 6 Ekim 1923 Cumartesi günü İstanbul&#8217;a girdi.”</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nı sonlandırdılar ve ülkemizi terk ettiler. İşgal kuvvetleri ayrıldı, gitti, ardından ordumuz girdi. Öylesine bir barış ortamı içinde, el sallayarak, bu kadar kaldığımız yeter deyip sonlandırdılar, gemilerine bindiler, gittiler…. (Birinci Dünya Savaşı’nın bitiş tarihi zaten 1922 değil, 1918’dir).  Bunlar ne biçim işgal kuvvetleri imiş ki kendi kendilerine çekilip gittiler, ayrılıp gittiler. Neden geldilerdi madem? Dört yıllık tatbikata mı? Hava değişimi için mi? Anadolu’da o kurşunlar atılmasaydı giderler miydi? O mücadele verilmeseydi… Sakarya, Dumlupınar, Kocatepe, Büyük Taarruz… Hayır efendim, alacaklarını alamadan gitti onlar! Gitmek zorunda kaldılar! Ama siz “kurşun sıkmadık ki…” diyorsunuz. Çarpışmadık, vuruşmadık, dövüşmedik, diyorsunuz.</p>
<p>Sahi siz ne demek istiyorsunuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/">Sayın İsmail Kahraman’a açık mektup</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sayin-ismail-kahramana-acik-mektup/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
