<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dış güçler arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/dis-gucler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/dis-gucler/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2023 19:08:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>“Bunu bize kim yaptı?”ya karşı “Neyi yanlış yaptık?”</title>
		<link>https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[dış güçler]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42352&#038;preview=true&#038;preview_id=42352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa bir zamanlar “dış güçler” dermiş. Sonra kendini düzeltmiş. Bizim dışımızdaki Orta Doğu da yanlış soruyu sormuş ve daha vahimi, hâlâ sormaya devam ediyormuş. Bir tek Osmanlı, doğru soruyu soruyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/">“Bunu bize kim yaptı?”ya karşı “Neyi yanlış yaptık?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBunu%20bize%20kim%20yapt%C4%B1%3F%E2%80%9Dya%20kar%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%9CNeyi%20yanl%C4%B1%C5%9F%20yapt%C4%B1k%3F%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBunu%20bize%20kim%20yapt%C4%B1%3F%E2%80%9Dya%20kar%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%9CNeyi%20yanl%C4%B1%C5%9F%20yapt%C4%B1k%3F%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBunu%20bize%20kim%20yapt%C4%B1%3F%E2%80%9Dya%20kar%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%9CNeyi%20yanl%C4%B1%C5%9F%20yapt%C4%B1k%3F%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBunu%20bize%20kim%20yapt%C4%B1%3F%E2%80%9Dya%20kar%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%9CNeyi%20yanl%C4%B1%C5%9F%20yapt%C4%B1k%3F%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik%2F&#038;title=%E2%80%9CBunu%20bize%20kim%20yapt%C4%B1%3F%E2%80%9Dya%20kar%C5%9F%C4%B1%20%E2%80%9CNeyi%20yanl%C4%B1%C5%9F%20yapt%C4%B1k%3F%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/" data-a2a-title="“Bunu bize kim yaptı?”ya karşı “Neyi yanlış yaptık?”"></a></p><p>Lozan’ın gizli maddeleri, İstanbul Boğazı’nın altında yatan 17 trilyon dolarlık Kontoryum, çıkarmamıza engel oldukları daha nice madenler… Mağduruz biz; mağduruz ama intikamımız acı olacak. Bu yıl dünyanın ilk on ekonomisi arasına gireceğiz; Almanya bizi kıskanıyor!</p>
<p>Son yazımda bu zırvaların psikolojisini merak etmiş ve “Bu bizim kültürümüz mü?” diye sormuştum.</p>
<p>Yönetim biliminde, halinizin analizini İngilizce kısaltması SWOT olan bir usulle yaparsınız. Bu kısaltmanın açılımı, Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler’dir. Epey bilinen bir metot. SWOT’un şu andaki konumuzla ne ilgisi va? Şu ilgisi var: SWOT’un dikkat edilmeyen bir tarafı, hâlinizi çözümlerken izlenen sıradır. Önce içinize bakıyorsunuz ve önce içinizdeki gücü tartıyorsunuz: Güçlü Yönler. Bundan sonra yine içinize bakarak Zayıf Yönleri’nizi inceliyorsunuz. Tehditler, yani “dış güçler” bunlardan sonra geliyor. Gayet tabii dış güçler var. Bunlardan bir kısmı gayet tabii kendi çıkarları için size tehdit oluşturacak. Fakat önce kendinize bakın. Çünkü kendinizi düzeltmeniz, “dış güçleri” vazgeçirmenizden daha kolaydır. Yine de devleti yönetenlerin yapması gereken tehditleri en aza, fırsatları en çoğa çıkarmak; dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmaktır; milli çıkarlardan taviz vermeden. Fakat en evvel ve her şeyden evvel iç gücü çoğaltmaktır.</p>
<h2>Osmanlı neyi doğru yapmış?</h2>
<p>On yıllar önce eski dostum  -hâlâ dostum- İlhan Kesici, Bernard Lewis’in bir tespitine dikkatimi çekmişti. Lewis, Osmanlı’nın yönetim biliminin öngördüğü gibi davrandığını söylüyor. Buyurun:</p>
<p>“<em>Bir toplumda bir şeyler ters gidiyor ve kötü gidiş artık inkâr edilemez ve gizlenemez bir şekil almış ve şiddeti artmışsa, sorulabilecek çeşitli sorular vardır. Dün kıta Avrupası’nda bugün de Orta Doğu’da sorulan soru şudur: “Bunu bize kim yaptı?”. Böyle kurgulanan bir sorunun cevabı genellikle kabahati yerli veya yabancı günah keçilerine yükler- yabancılara veya dâhildeki azınlıklara. Tarihlerinde büyük krizle karşılaştıklarında Osmanlılar, farklı bir soru sordular: “Neyi yanlış yaptık?” Türkiye’de bu soru üzerinde tartışma Karlofça Anlaşması imza edilir edilmez başladı ve Küçük Kaynarca’dan sonra daha kökten bir âciliyet duygusuyla devam etti. Bir bakıma hâlâ sürüyor</em>.” (Bernard Lewis, <em>What Went Wrong? Western Impact and Middle Eastern Response</em>, Oxford University Press, 2002, sayfa. 22-23. Türkçesi: <em>Hata Neredeydi? Doğu’nun 300 Yıldır Cevabını Aradığı Soru</em>, Kronik Kitap, 2021.)</p>
<p>Avrupa bir zamanlar “dış güçler” dermiş. Sonra kendini düzeltmiş. Bizim dışımızdaki Orta Doğu da yanlış soruyu sormuş ve daha vahimi, hâlâ sormaya devam ediyormuş. Bir tek Osmanlı, doğru soruyu soruyor. Bazı tarihçiler, Osmanlı’nın aslında 17. asırda bittiğini, fakat dinamik reformlarıyla devletin âdeta yeni baştan kurulduğu kanaatindedirler. Altı asır yaşamak kolay değil. Bunu başka yapan hanedan da tarihte mevcut değil.</p>
<h2>Osmanlı neyi yanlış yapmış?</h2>
<p>Altın soru: “Neyi yanlış yaptık?”. Sormak bile yetiyor. Cevabınız yanlış bile olsa. Lewis devam ediyor:</p>
<p><em>“Neyin yanlış yapıldığı tartışmaları yeni değildir. Osmanlı devletinin ve toplumunun çeşitli iç problemlerini tartışan, sebepler öngören, tedaviler teklif eden, çoğu resmî bürokrasi üyesi uzun bir</em> <em>tezkireciler geleneği vardır. Muhteşem Süleyman’ın sadrazamı Lütfi Paşa, görevden alındıktan sonra, 1541’de böyle bir kitapçık yazmıştı. Kitapta Osmanlı yapısındaki aksamalara âcil tanılar koyuyor ve uygulanması gereken tedaviler teklif ediyordu. Bir başka yazar, Balkan menşeli bir memur olan Koçu Bey, 1630’da devletin hem sivil hem askeri hizmetlerindeki zayıflıklara dikkat çekmiş ve bunlarla başa çıkacak reformlar teklif etmişti. Bu tezkirelerin çoğuna göre, temeldeki hata, İslam’ın ve Osmanlı’nın eski güzel usullerinden sapma; temel çözüm de eski usullere dönme idi. Bu teşhis ve reçete Orta Doğu’da hâlâ geniş kabul görür. “ </em></p>
<h2>Doğru cevaplar da verildi</h2>
<p>Doğru soruya yanlış cevap verilmiş. Tıpkı atalarımızın yaptığı gibi yapmak. Atalarımızın yaptığı atalarımızın zamanında doğruydu. 17. asrın doğruları farklıydı. Bugünün doğruları da 13. asrın doğrularından da 17. asrın doğrularından da farklıdır.</p>
<p>Felsefe terimiyle söyleyeyim, Osmanlı’nın sorusu doğru, fakat verdiği cevap “tümelde” yanlıştı ama “Neyi yanlış yaptık?” sorusu tek tek kurumlar için sorulduğunda “tikelde” doğru cevaplar da bulunmaya başlandı. Bürokraside reformlar, askeriyede reformlar, mühendishaneler, okullar… Ve devleti bunlar yaşattı. Yedi milyon kilometre kareden bugünkü 777 bin kilometrekareye inerek de olsa, Rumeli’de anayurdunun önemli parçasını kaybederek de olsa Türk devleti devam etti.</p>
<p>“Neyi yanlış yaptık?” sorusuyla değil de “Bize bunu kim yaptı?” sorusuyla başlasaydık, Asya’nın ve Afrika’nın çoğu ülkeleri gibi sömürge olurduk.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/">“Bunu bize kim yaptı?”ya karşı “Neyi yanlış yaptık?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bunu-bize-kim-yaptiya-karsi-neyi-yanlis-yaptik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine bakan kazanır</title>
		<link>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[dış güçler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38422&#038;preview=true&#038;preview_id=38422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu yaşıma kadar devlet ve toplum hayatımızın bu kadar değer ve ölçü kaybettiğini görmedim. İşin başı siyasettedir. Siyaset hiç bu kadar şahsiyetsiz bir duruma düşmemişti. Çok eleştirirdik ama milletvekilliği kendi başına bir değerdi. Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir kader mahkûmu değildi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/">Kendine bakan kazanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&#038;title=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/" data-a2a-title="Kendine bakan kazanır"></a></p><p>Problem ‘<em>ben</em>’de başlar ve büyük ölçüde de ‘<em>ben</em>’de biter.  İnsan için de toplum için de bu değişmez. Kendinizi düzeltmeden, görüşülecek-konuşulacak, kısaca muhatap alınacak hale gelmeden içeride-dışarıda yol yürümeniz mümkün değildir. Gücünüzü belirleyen diğer faktörler ve onların ifade edeceği değer bu temel üzerinde belli olur.</p>
<p>Türkiye son yıllarda bu gerçeğin tamamen tersi bir görüntü veriyor. Yöneten ekibin din üzerinden topluma pompaladığı illüzyonu yaşıyoruz. İllüzyon, <em>var gibi görünen aslında yok olan</em> demek. Gösterişçi dindarlığa da yakın duruyor. Uygulaması da ilginç. İllüzyona ve hedeflenen hipnoza(uyutmaya) uygun olarak görünmez-bilinmez güçlerin tartışılmaz gücüne bağlanıyor. Kural tek ve kesin: “<em>O ne diyorsa o”</em>. Bu “<em>o</em>” zamirinden zaman zaman Tanrı da kastediliyor. Dilim varmıyor ama onun ve O’nun beraber gibi anılmasının istendiği de açık. Tıpkı bazı sahte tarikat şeyhlerine ve cemaat liderlerine bağlılıklar gibi din dışı bir durum doğmasına yol açan da bu.</p>
<h2><strong>Konu önemli</strong></h2>
<p>Bu kurgu ve algıyla yaşadıklarımız ortada. Kötü bir şey varsa ve üstü örtülemiyorsa hata ondan ve onlardan değildir. Olamaz çünkü ondan kötülük çıkmaz ve zaten “<em>sorumsuz</em>”dur. O halde karşı taraf, yani bu sorumsuz güce tâbî olmayan şeytanın adamları yapmıştır veya onlar gibi dış güçlerin işidir. Yani yine kural tek: Yanlış mı var, o zaman yapılacak belli, yanlış diyene o yanlışı <em>yansıtmak</em>. Psikoloji bilenler bunun nasıl bir hastalık olduğunu söyleyeceklerdir. Sokak röportajlarında bu kör bağlılığın sesini dehşetle duyuyoruz. Mesela, kötü gücü temsil eden bir siyasetçi nasıl oluyorsa <strong>Tayyip Bey</strong>’in elinden değneği alıyor, bizi herkesle düşman ediyor, zam yapıyor, vergi artırıyor, pahalılık yaratıyor ve daha birçok kötü kötü şeyler yapıyor. Hem de bir kamu kurumuna bile sokulmadığı dönemde. Gel de bu hipnozu anla!</p>
<p>Hayatımızı altüst eden bir mesele olduğu için ben de dokunmak zorunda kalıyorum.  Bu derin ahlâksızlığı gidermek zorundayız. Çünkü hâkim güç, <em>kendine bakmamak ve baktırmamak</em> için akıl almaz işlere girişiyor. Örnek için affımı rica ederim: Hani kendi yataklarında başka biriyle eşine yakalanan çapkın fıkrası var ya durum ona benziyor. Bir taraftan giyinmeye çalışırken, “<em>Aaa! Bunu kim getirmiş buraya? Vay edepsizler!..” </em>dermiş ya&#8230;</p>
<p>Efendiler! Siyaset etmenin, bilinen kuralları tanınmaz oldu. Yaşama kültürünün sıkboğaz edildiğini ve gerçek dışı bir kurguyla rafa kaldırıldığını görüyor, yaşıyoruz. Şu veya bu parti gözetmeksizin bakılacak yerdeyiz. Memleketin aydınlarının, anlayan-dinleyenlerinin,  köylere kadar kanaat önderlerinin görüp göstereceği ve dönülmesine çalışacağı bu akı kara gösteren düşüncedir. Akla mantığa ket vuran bu zehirlenmedir. Günlük politikanın alışılmış görüntülerini, türlü türlü hallerini geçiniz. Gerçekle bağını koparmış bir toplum haline getirildik. Böyle bir ortam yaratıldı ve bunu yeterince konuşamıyoruz.</p>
<h2><strong>Susmak olmaz</strong></h2>
<p>Gördüğümüzü söylemezsek, neme lâzımcılığa devam edersek veya korkar-ürkersek bu gidişin sonu bellidir. Günlük siyasetin oyunları yerinde kalsın. Yaşadığımız kirliliği düzelteceğiz.</p>
<p>Yaşama kültürümüz her türlü değerden boşaltıldı. Dikkatleri devamlı dışa, ötekine çekerek kendi istediklerini yapan bir kurnazlığın kıskacındayız. Böyle bir sahtelik kültür haline gelme tehlikesiyle hayatımızı sardı. Bunları yılgınlıkla-ümitsizlikle söylemiyorum. Görülsün tartışılsın diye söylüyorum. Yoksa yönetme kültürü bin yıllara dayanan koca milletin dünyaya yön vermiş idare anlayışının, devlet geleneğinin hatırlanmasıyla her durumdan çıkılır. Yine çıkacağız. İş ki uyanalım. Bu tersine kurgunun sahteliğine nasıl düştüğümüzü anlamak öncelikli meseledir.</p>
<h2><strong>Sosyal bozgun</strong></h2>
<p>Şu yaşıma kadar devlet ve toplum hayatımızın bu kadar değer ve ölçü kaybettiğini görmedim. Medya ve bürokrasinin ne hale geldiğini ana hatlarıyla yazdım. İşin başı siyasettedir. Siyaset hiç bu kadar şahsiyetsiz bir duruma düşmemişti. Belli ölçüleri kaybolmamıştı. Görgüsü, bilgisi vardı. Çok eleştirirdik ama milletvekilliği kendi başına bir değerdi. Ona göre de itibarı vardı. Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir <em>kader mahkûmu</em> değildi. Partiler elbette önemliydi. Grup kararları alındığı olurdu. Fakat milletin vekili her konuyu değilse de birçok konuyu tartışmakta, farklı düşünmekte ve söylemekte serbestti. Başka türlü orada bulunmasının gereği olmazdı. Fikir söyleyecek, yerine göre itiraz edecek, yanlışların düzeltilmesini isteyecek, seçmenin -milletin- istek ve arzularına tercüman olacak, menfaatlerini gözetecekti.</p>
<p>Milletvekilleri için “<em>Kader mahkûmu</em>” tabiri acı gelebilir. Yazarken kalemime düştü ve doğrusu beğendim. Tâbir eskidir ve acıma duygusuyla beraber düşenin durumunu hafifleten mistik bir bakışı gösterir. İnsanın başına her iş gelir. Kültürümüzün, <em>kınamayacak, ibret alacaksın</em> diyen derinliğinin kucaklayıcı sesini duyurur. Şu var ki onlardan olmamak da aynı tabirin yanarak ihtar ettiği bir husustur.</p>
<p>Belli ki bu konuları daha çok konuşacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/">Kendine bakan kazanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
