<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ehliyet arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/ehliyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/ehliyet/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Mar 2026 18:24:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Değer etiketli değersizlik zindanı</title>
		<link>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[değerler sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[değersizlik]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[gösterişçilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[maslahat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[NASS]]></category>
		<category><![CDATA[Ritüel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&#038;title=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/" data-a2a-title="Değer etiketli değersizlik zindanı"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Etrafımız ateş çemberi. Biz birbirimizle kıyasıya kavgadayız. Gücü ele geçiren ötekinin tepesine biniyor. Hak hukuk hak getire.</p>
<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. <em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat </em>istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. Bir ay değil on bir ay oruç tuttuğunuzu zannederek belli bir süre aç kalsanız da yoktur.</p>
<p><em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat</em> dinin temelidir. Peşinde koşulacak bunlardır. İyilik esastır. <em>Namaz, oruç</em> gibi ritüeller araçtır. Bunlar iyiyi ve iyiliği yerleştirmek için ruh ve kafa disiplini sağlarsa maksada uygundur. Değilse dönüp bakmak lazımdır. Benim, tanıdıklarımdan, okuduklarımdan, öğrendiklerimden anladığım budur.</p>
<p><em>Adalet</em> (hak gözetmek), <em>emanet</em> (güvenilir olmak), <em>ehliyet</em> (iş bilenleri göreve getirmek), <em>maslahat </em>(kamu yararını gözetmek), <em>meşveret</em> ( danışarak iş yapmak) din düşüncesi üzerinde çalışanların ittifak ettiği hususlardır. İslâm’ın evrenselliğini zirveleştiren her düşünceye uyan ölçülerdir.</p>
<h2>“SEN DERVİŞ OLAMAZSIN!”</h2>
<p>Tasavvuf erbabının bu temelden giderek ölçüleri daha rafinedir. <strong>Yûnus</strong> dilince “<em>Derviş gönlü baş gerek”</em>tir.  “<em>Derviş gönlü taş gerek”</em> şeklinde söylemek yaygındır. “<em>Taş”</em> demeye de yorum bulunur. Fakat doğrusu <em>baş</em> olmalıdır. <em>Baş</em>, aynı zamanda <em>yara</em> demektir. İçten çıkan bir yara. Yaranın baş vermesi de o. “<em>Derviş gönlü dertli-yaralı gerek”</em> manasındadır.</p>
<p>Şiirin tamamında <em>derviş </em>âdetâ tarif edilir. Bu tarifte bildiğimiz din ritüelleri değil, hâl ve tavır anlatılır. Çünkü asıl olan hayattır. Din diliyle söylersek “<em>amel</em>”dir. Davranışlarınızla değerlendirilirsiniz. Hayatınıza ne yansıtıyorsanız osunuz. Ne dediğiniz değil, ne ettiğiniz önemlidir: <em>“Dilin ile şakırsın/Çok maniler dokursun/Vara yoğa kakırsın/Sen derviş olamazsın!”</em>.</p>
<p>Bugünkü gösterişçilik sekiz yüz yıl önce de vardır. Camiye gider, etrafına tafralanır. Camide müşteri bekleyen Hoca kılıklı ona namazla övünmeyi öğretmiştir. O namazın namaz olmayacağını bilmez ki düşünsün! Biraz derine dalanlara o kürsülerden neler neler söylenmiştir. <strong>Yûnus</strong>’a da çokça ok atılmıştır. Onlara da seslenir:  “<em>Bir kez gönül kırdın ise/Bu kıldığın namaz değil!”</em> Gelin de bizim Müslümanlığımızla kıyaslayın!</p>
<p>Bizim cami kürsüsünde, mihrapta, minberde ne göreceğinizi, ne duyacağınızı bilemezsiniz. Son yıllarda günah işlememek için camiye gitmediğini söyleyenleri duyuyor, görüyoruz. Vaazda hutbede duydukları insanları dehşete düşürüyor. Din din olmaktan çıkınca haliyle cami de cami olmaktan çıkar. Orada mıyız? Evet, “<em>Günah işlememek için camiye gitmiyorum”</em> diyenlerin gün günden artan sayısı bize bu yolda olduğumuzu gösteriyor.</p>
<h2>“HÂLİMİZ YAMAN”</h2>
<p>Dervişliğe, bilgeliğe soyunmak “<em>Her dem Sırat’tan geçmektir”</em>. Onu geçtik, biz ölçüleri yüzünden bile yaşasak yeter! Ölçüler yoksa manasızdır. Çürük ceviz bile değildir. Çürük cevizin ceviz olmak isterken yolu kesilmiştir.  O yoldayken tamamlanmamıştır. Bizim dindarlığımızın kabuğundan bile bahsetmek gün günden güçleşiyor.</p>
<p><em>Müslümanım </em>diyenlere bakın anlarsınız.  İran’a bakın anlarsınız. Arap ülkelerine bakın anlarsınız. Türkiye’ye bakın anlarsınız. Anlarsınız.</p>
<p>Bitmeyen kavgalar içindeyiz. Kavga konuları da tamamen kişilerin dürtüleriyle ilgilidir. Her kavganın altından cebi-midesi, koltuğu-pozisyonu çıkar. Dinin saydığımız kurallarının askıya alınmasının üzerinden asırlar geçmiştir. Objektif-pozitif kurallar da kâfir işidir ve zaten tukakadır. Başıboş topluma din diyerek kendi nefsinin yularını takma derdindedir.</p>
<p>Doğrular güven içindedir. Bunlar korkaktırlar. Onun için başka düşünceye tahammülleri yoktur. Hayat hakkı tanımazlar. Hâkim din anlatılarına bakın istisnası hemen hemen yoktur. Bizdekilerin çoğu da bu köktenci körlüğün ya içinde ya da bir tık gerisindedir. Şu veya bu<em> vesayet</em>ten şikâyetle ömür geçirenler fırsat ele geçince vesayet üstüne vesayet bindirirler. Gidene rahmet okuturlar. Görür ve yaşarsınız.</p>
<h2>GÖRDÜK VE YAŞADIK</h2>
<p>“<em>Nass var!”</em> diyene karşı söz söyleyemeyen Türkiye, neler kaybettiğini görmedi. Bu bizdeki şimdilik daha hafif olanı. <em>Türk Müslümanlığı</em> ne kadar aşağı düşse de yine diğerlerine göre iyi durumda sayılır deyip rahatlayamayız.</p>
<p>Kendine göre yeni bir din uyduranların bitmeyen darbelerine muhâtabız. Saysanız yüzlerce din anlayışı bulursunuz. Her biri diğerinin düşmanıdır. “<em>Allahü ekber</em>” diyerek birbirlerini boğazlayan kütleler maalesef bugün istisna(marjinal) değildir.</p>
<p>Dinlerinde bilmek değil kendilerine tabi olmak esastır. Yüzünden Kur’an oku, yeter. Allah o dîni sanki papağana gönderdi. Anlamana gerek yoktur. Anlama ve anlatma tekeli –verirseniz- onlardadır. Tanrı adına hüküm verme hakkı ellerine geçerse yandınız. Din yalnız onların dediğidir. Çünkü benlikleri dinleridir. Bu kendini dayatmalardan din ve iyilik gelir mi?</p>
<p>Kendilerine de gelmeyeceğini hayat bize gösteriyor. Yanıltanların yanılgısı dehşettir. Görüyoruz. Aklı, kurumları ve kuralları kovarsanız, güderim zannedersiniz ama aslında güdülürsünüz. Düzensizlik düzen olmaz. Üç buçuk Yahudi her yerde tepenize biner, adım atamaz hale getirir. Bari bunu görerek uyansak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helalen tayyiben</title>
		<link>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umay Gökçe Lilith]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[fırıldak]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48938&#038;preview=true&#038;preview_id=48938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ehliyet nedir? Sürücü belgesi mi? Son yıllarda bizleri kendilerinden mahrum bırakan kavramlardan biri bu. Peki diğerleri?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/">Helalen tayyiben</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&#038;title=Helalen%20tayyiben" data-a2a-url="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/" data-a2a-title="Helalen tayyiben"></a></p><p>Geçtiğimiz günlerde ziyarete gittiğim bir evde, Kanal 7 televizyonu açıktı. O anki programda, adının Necmettin Nursaçan olduğunu sonradan öğrendiğim bir hoca, canlı yayında seyircilerin sorularına cevap veriyordu. Torpil ile ilgili soru karşısında epey bocaladı (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=yCIflaF7vpI">https://www.youtube.com/watch?v=yCIflaF7vpI</a> (01:04:08)). Soru sahibi net cevap istediğini söyledi ama hoca epeyce geveledi ve sonunda “Helaldir ama hoş değildir.” gibi bir şeyler söyledi, “habis” dedi. Yani “helalen tayyiben” değilmiş! Habis olan, hoş olmayan bir şey nasıl helal olabilir ben de onu anlayamadım. Anlayan bilen varsa şöyle beri gelip bana da bir anlatıversin. Torpil yani kayırma; hak etmediği bir şeye hak eden başka birinin yerine sahip olmak değil mi? O zaman bu da kul hakkına girmez mi?</p>
<p>Daha önce de AKP Adıyaman milletvekili Mehmet Metiner; &#8220;AKP&#8217;li bakan ve vekil yakınlarının KPSS&#8217;siz torpille üst düzey devlet kadrolarına atandığı&#8221; yolundaki iddiaları, &#8220;Biz inançlı insanlarız değil mi; Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede &#8216;akrabalarını koru kolla&#8217; ayeti okunur&#8221; sözleri ile savunmuştu. Demek ki biz cühela takımının bilmediği çok şey var. Bizim oralarda da bir laf vardı; “Hocalar, yerini bulur da yer!” derdi büyüklerimiz. Yani yedikleri haklara, yaptıkları haksızlıklara, yolsuzluklara kılıfları hazırdır.</p>
<h2>Anlamını unutmaya başladığımız kelimeler</h2>
<p>Liyakat, ehliyet: Bu iki kelimenin sözlükte ortak bir anlamı var; yeterlilik. Son yıllarda bizleri kendilerinden mahrum bırakan kavramlardan ikisi. Ehliyet denince ilk akla gelen sürücü belgesi. Bu şekliyle çok kullanılıyor; alırken, değiştirirken devlete para kazandırdığı için olsa gerek genelde gündemde. Biz cahil takımı liyakat ve ehliyeti eğitimle elde edilir zannediyoruz. Hâlbuki öyle bir şey yok. Bazı insanlar, doğuştan liyakatlidir. Öyle yaratılmış; âdeta ellerinde ehliyetleriyle doğmuştur onlar. Bu sebeple okulmuş, üniversiteymiş onlar için çok gerekli değildir. Sadece ellerinde bir diploma olsun diye herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünü açıktan bile bitirseler yeterlidir. Hani bazı lüzumsuzlar diploma diye tutturuyor ya bazen o sebepten…</p>
<p>Kendilerindeki cevheri fark etmeyenlere zorla fark ettirirler. Özgüven tavandadır. Her dönemde, her kurumda onlara uygun, onlara layık boş, yüksek mevkide, bir pozisyon mutlaka vardır. Yoksa da bu kudretten liyakatli kişiler için âdeta yaratılır. Oda beğenmezler, onlar için özel odalar ayarlanır; avam takımı sıkış tepiş odalara tıkılırken onlar, kendi seçtikleri mobilyalarla donatılmış odalarında, hak ettikleri şekilde, yayıla yayıla oturur. Bazı gariban kendini bilmezler de bu liyakatli değerlerin iş yapmadığından; atacakları bir imzayı bile kendilerine attırdıklarından yakınır. Bilmezler ki onların çok iş yapmasına hatta hiç iş yapmasına gerek yoktur; varlıkları yeter, varlıklarıyla kurumuna değer katarlar. Bu değerli elemanlar, her devrin adamı olup her devirde gemilerini yürütür; kendilerini çok güzel pazarlar. Seçim zamanı kazanması için çalıştıkları kişi kazanamazsa hemen kazanan tarafta yerlerini alırlar. Onlara “fırıldak” der bazıları ama işin aslı öyle değil tabii. Onlar sahip oldukları değerden hiç kimsenin hiç bir kurumun mahrum kalmasını istemedikleri için kâh orada kâh buradadır…</p>
<h2>Mülakat ne demek?</h2>
<p>Bir hafta önce öğretmenler gününü kutladık. Taze öğretmenler, yeminlerini etti. Ondan on gün kadar önce de mülakat mağduru öğretmenlerin görüntüleri haber sitelerine, sosyal medyaya düştü. Yazılı sınavdan yüksek puan alan ve mülakatları gayet iyi geçen öğretmen adayları, başarılı olmalarına rağmen mülakatta elendiklerini ağlayarak anlatıyordu. Mülakat ne demek? Bir işe girecekler arasında o iş için en uygunu seçmek diye tanımlayabiliriz. Ama işte, neye göre en uygun? Yazılı sınavda yüksek puan alman önemli değil. Senin girdiğin mülakata giren, o göreve senden daha çok layık olan, layık olarak doğan kişiler varsa o görev onların hakkıdır. Bu kural her yerde aynıdır. Eğitim fakültesini yüksek dereceyle bitirip kamu personeli seçme sınavından da yüksek puan alsan bile mülakatta yerler seni. Mülakat diye yazılır ama herkes farklı okur, farklı anlamlandırır. Gariban avam takımı mesela, “bizden olanlar ve olmayanları seçme işlemi” diye anlar. Hâlbuki öyle değildir. Doğuştan yetenekli, liyakatli, ehliyetli doğup eğitim hayatında çok başarılı olamamış ama o işe gerçekten layık olan hak eden (!) kişileri seçmektir mülakat. Adam kayırmacılık filan diye el âlemin günahını almaya gerek yok…</p>
<p>Allah’ın lütfu olan, her devirde gemisini yürütebilen bu maharetli kimselerin değerini bilmezsek taş oluruz maazallah. Belki dünya bile bu değerlerin yüzü suyu hürmetine dönüyordur ne malum!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/">Helalen tayyiben</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
