<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/gezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/gezi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 18:14:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge Kağan]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürk Anıtları]]></category>
		<category><![CDATA[kültigin]]></category>
		<category><![CDATA[Moğolistan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun kitabeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun yazıtları]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Tonyukuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53147</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab">Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Ftastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis%2F%23new_tab&amp;linkname=Ta%C5%9Ftaki%20s%C3%B6z%2C%20bozk%C4%B1rdaki%20ruh%3A%20Atalar%C4%B1m%C4%B1n%20izinde%20bir%20dirili%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Ftastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis%2F%23new_tab&amp;linkname=Ta%C5%9Ftaki%20s%C3%B6z%2C%20bozk%C4%B1rdaki%20ruh%3A%20Atalar%C4%B1m%C4%B1n%20izinde%20bir%20dirili%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Ftastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis%2F%23new_tab&amp;linkname=Ta%C5%9Ftaki%20s%C3%B6z%2C%20bozk%C4%B1rdaki%20ruh%3A%20Atalar%C4%B1m%C4%B1n%20izinde%20bir%20dirili%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Ftastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis%2F%23new_tab&amp;linkname=Ta%C5%9Ftaki%20s%C3%B6z%2C%20bozk%C4%B1rdaki%20ruh%3A%20Atalar%C4%B1m%C4%B1n%20izinde%20bir%20dirili%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Ftastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis%2F%23new_tab&#038;title=Ta%C5%9Ftaki%20s%C3%B6z%2C%20bozk%C4%B1rdaki%20ruh%3A%20Atalar%C4%B1m%C4%B1n%20izinde%20bir%20dirili%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab" data-a2a-title="Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab">Taştaki söz, bozkırdaki ruh: Atalarımın izinde bir diriliş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/tastaki-soz-bozkirdaki-ruh-atalarimin-izinde-bir-dirilis/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Firûze Kubbeler Diyarı</title>
		<link>https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Nov 2024 17:51:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Aristo]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İskender]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Özbekistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48757</guid>

					<description><![CDATA[<p>Basmacı Hareketi de 1918’de Hokand’da başlamıştır. Basmacıları ben Ege’nin efelerine benzetirim. Çarlık Rusyası devrinde Türk bölgelerinde Çarlık yönetiminin mahallî birimlerinin zulmüne, adaletsizliğine karşı çete faaliyetleriyle baş kaldıranlara bu ad verilirdi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/">Firûze Kubbeler Diyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffiruze-kubbeler-diyari%2F&amp;linkname=Fir%C3%BBze%20Kubbeler%20Diyar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffiruze-kubbeler-diyari%2F&amp;linkname=Fir%C3%BBze%20Kubbeler%20Diyar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffiruze-kubbeler-diyari%2F&amp;linkname=Fir%C3%BBze%20Kubbeler%20Diyar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffiruze-kubbeler-diyari%2F&amp;linkname=Fir%C3%BBze%20Kubbeler%20Diyar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffiruze-kubbeler-diyari%2F&#038;title=Fir%C3%BBze%20Kubbeler%20Diyar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/" data-a2a-title="Firûze Kubbeler Diyarı"></a></p><p>“Makedonyalı kara saçlı genç serdar”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a> buralarda mı seslenmişti adamlarına:</p>
<p><em>Kinus, ne bu dehşet ü kıyamet,</em></p>
<p><em>            S</em><em>öyle, Peridas, nedir bu mahşer?</em></p>
<p>Zaferi kazandıktan sonra… Galip sıfatını giyindikten sonra… Kahraman, sevgili, âşık, asker, halk, herkesin can verdiği, şehrin harabeye döndüğü, önündeki kanlı tabloya bakarken…</p>
<p><em>Peridas: Batlamyus’a sor</em></p>
<p><em>            İ</em><em>skender: Müverrih-i şer!</em></p>
<p><em>            Batlamyus: M</em><em>ûcib ne hakarete apansız? </em></p>
<p><em>                        Tarihi yazan benim, yapan siz!</em></p>
<p><em>            İ</em><em>skender: Efkârımı sen de etme tehyic! Risto, bu nedir?</em></p>
<p><em>            Aristo: Zafer veya hi</em><em>ç!</em><a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><em><sup><strong>[2]</strong></sup></em></a></p>
<p>Bu topraklar mıydı? Bu dağlar, bu vadiler, bu taşlar, bu sular mı gördü Makedonyalı’yı?</p>
<p>Büyük İskender’in Doğu seferinde geldiği son noktanın Fergana Vadisi olduğu söyleniyor.</p>
<p>Milattan önceki zamanlardı.</p>
<p>Fergana Vadisi’nde Chodak (Çadak) dağındayız. Tanrı Dağları’nın bereketli kolları buralar. Çadak çok büyük ve turistik bir köy. Civar şehirlerin yaz sıcaklarında serinlemek için koştuğu mesire yeri, yayla… Ulu ağaçlar, akarsular, şelaleler… Bozkırın ortasında yükselen vaha. Eskiden ticaret kervanları da, ordular da burada mola verirmiş. İskender ordusunun da burada konakladığına eminim.</p>
<p>Şekliyle dikkat çeken iri bir kayanın önüne geldik. Bir mağara girişi, kaya mağaranın ağzına giydirilmiş siperlik gibi, yukarıda duruyor, daha yukarıda yüksek ağaçlar… Kayanın yüzeyi sarmaşığa benzeyen, fakat daha küçük yapraklı bir bitki ile tamamen kapanmış. Yemyeşil bir kaya parçası… Kayanın bütün yüzeyinden, o küçük yaprakların sanki herbirinin damarlarından su sızıyor. Yayvan geniş kaya ıpıslak, görünmez bir pınarı var. Sular şırıl şırıl dökülüyor, döküldüğü yerde küçük bir gölcük oluşmuş. Kayadan durmaksızın ve ince ince akan sularla yüzümüzü yıkadık, içtik. Tatlı ve soğuk bir su. Kışı yaman geçen bu bölgede bu su kışın da donmazmış! Buranın adı <em>Chir Chir Momo</em>. Çirçir Mama. Ağlayan Analar. (Bizdeki a’lar Özbek Türkçesi’nde o yazılıp o ile a arası bir sesle okunuyor). Böyle bir isim olur da efsane olmaz mı? Elbette halk arasında türlü hikâyeler söylenegelmekte. Meselâ… Düşman etrafı sarmış. Erkekler savaşa gitmiş. Analar kız evlâtlarını alıp bu kayanın ardındaki mağaraya saklanmışlar. Erkekler savaştan sağ dönememiş. Kadınlar mağaradan çıkamamış. Gözyaşı olup akmışlar. Gözyaşları pınar olmuş, sel olmuş. Hâlâ akmaktalar… <em>Eşber</em>’deki manzara da bu değil miydi? Başka bir efsaneye göre ise bu taş, sevgilisine kavuşamayıp sonsuza kadar ağlayan bir taşa dönüşen genç bir kızdır. Belki <em>Sumru</em>’dur, belki <em>Rokzan</em>’dır<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a>.</p>
<div id="attachment_48758" style="width: 235px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48758" class="size-medium wp-image-48758" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-1152x1536.jpg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-1536x2048.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2113-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-48758" class="wp-caption-text">Aral&#8217;ın Gözyaşları</p></div>
<p>Makedonyalı İskender’in harabeye döndürdüğü topraklar tam buralar mıydı bilmem ama buralar savaşı ve gözyaşını yakından tanıyan yerler.</p>
<p>Bir buçuk asır kadar devam eden Hokand Hanlığı’nın merkezi olmuş Hokand şehrine geldik. Şehrin girişinde büyük, renkli, resimli bir pano: <strong>Jahon hunarmandlar</strong><strong> shahri Qo&#8217;gonga xush </strong><strong>kelibsiz!</strong> Anlaşılmayan bir kelime var mı? “Cihan hünermendler şehri Hokand’a hoş geldiniz.” Özbekler Q ile başlayıp <em>Kokand </em>yazıp okuyor.  Hatta Qo’qong. Fakat Özbek kardeşlerimiz bilhassa konuşurken her sözü anlamak o kadar kolay değil. Tam anlaşma için birkaç ay gerekli.</p>
<p>Tarihî İpek Yolu üzerinde güzel ve tarihî bir şehir Hokand. Nüfusu ikiyüz binden fazla. Caddeler geniş ve dümdüz… Ya kaldırımlar?! İki yanı ağaçlı, çiçekli çok geniş kaldırımlar… Kaldırımlara imreniyorum. Dikkat çekecek kadar, -dikkat çekecek kadar- temiz kaldırımlar…</p>
<div id="attachment_48759" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48759" class="wp-image-48759 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2032-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-48759" class="wp-caption-text">Holland&#8217;a giriş</p></div>
<p>Hokand Hanlığı Orta Asya’daki Türk hanlıklarından biri idi. Bütün buralar, Fergana Vadisi ve daha fazlası Hokand Hanlığı’nın topraklarıydı. Onsekizinci yüzyılın başlarında kuruldu. Bugünkü Özbekistan toprakları üç hanlık görmüştür: Hive Hanlığı, Buhara Hanlığı (Emirliği) ve Hokand Hanlığı. Birbirleriyle kıyasıya mücadeleden geri kalmayan, iç kavgalardan da kurtulamayan üç devletçik. Hokand Hanlığı önceleri kültür, sanat ve edebiyatta parlak bir devir geçirmişse de siyasî krizlerden yakasını kurtaramamıştır.</p>
<p>Han Sarayı’na gidiyoruz. <em>Han Ordası.</em> Geniş Türkistan Caddesi’nde boylu boyunca uzanmış. Ondokuzuncu yüzyıl eseri. Sarayı Hüdayar Han yaptırdığı için onun adıyla anılıyor. Dikdörtgen biçimli, tek katlı, çok geniş bir alan üzerine yayılmış, dış cephesini baştan başa kaplayan renkli çinileriyle göz kamaştıran bir yapı. Ortada haşmetli taç kapısı, firûze kubbeleri, oymalı ahşap kapıları, ahşap sütunları ve dış cephesi gibi, iç duvarlarını da, tavanlarını da kaplayan mavi-yeşil-sarı çinileriyle Timurlu mimarîsinin belki de son örneği. Hüdayar Han bu sarayı Rus askerlerinin ayak sesleri işitilmeye başlandığı bir dönemde çok büyük bir bütçe ayırarak yaptırdı. Belki de bu muhteşem eser ile hanlığın kaderi değişecek sandı. Değişmedi!</p>
<div id="attachment_48760" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48760" class="wp-image-48760 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2007-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-48760" class="wp-caption-text">Han Ordası</p></div>
<p>Hüdayar Han üç defa tahta geçmiştir. Üçüncüsünde Çarlık Rusyası hakimiyetine boyun eğdi. Aslında Hüdayar Han, hanlığın kaderinden çok kendi kaderini düşünmüş görünüyor. Onun despot ve adaletsiz yönetimine karşı hanlığın her yerinde isyanlar başladı ve sonunda Hüdayar Han Rus askerlerin yardımıyla ülkesinden kaçtı. Ondan sonra hanlık birkaç sene yıkılışın sancılarını çekti, isyanlar birbirini takibetti, çok kan döküldü, nihayet Rusya tarafından ilhak edildi. Sene 1876. İstanbul’da ilk Osmanlı Meclis-i Mebusânı açılıyor, Birinci Meşrutiyet ilân ediliyordu.</p>
<div id="attachment_48765" style="width: 235px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48765" class="wp-image-48765 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-1152x1536.jpg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-1536x2048.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2067-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-48765" class="wp-caption-text">Hüdayar Hanı&#8217;ın tahtı</p></div>
<p>Ruslar Hüdayar Han’ı sürgüne gönderdi. Sonra sürgünden de kaçtı. On sene farklı yerlerde yaşadıktan sonra Herat’a yakın bir köyde yoksulluk içinde öldü.</p>
<p>Takvimler 1917’yi gösterdiğinde ise Çarlık Rusyası yerini Sovyet Rusyası’na bırakıyordu.</p>
<p>Sovyet Rusya’nın da Türkistan illerine göz dikmemesi düşünülemez. Nitekim çok geçmeden Kızıl Ordu bölgede göründü.</p>
<p>Basmacı Hareketi de 1918’de Hokand’da başlamıştır. Basmacıları ben Ege’nin efelerine benzetirim. Çarlık Rusyası devrinde Türk bölgelerinde Çarlık yönetiminin mahallî birimlerinin zulmüne, adaletsizliğine karşı çete faaliyetleriyle baş kaldıranlara bu ad verilirdi. Baskın yapanlar… Sovyet ihtilâlinden sonra da Türkistan’da örgütlenen millî direniş kuvvetlerine “Basmacılar” denmiştir. Yıllarca mücadele ettiler. Gayeleri bağımsız bir Türkistan idi. Olmadı! Olmamasının iki sebebi var sanırım. Birincisi, Basmacılar merkezî bir kumandanlık etrafında birlik olamadılar. İkincisi, Kızıl Ordu karşısında silah güçleri çok yetersiz kaldı.</p>
<p>Sarayda tarihçi olarak görev yapan aksakal Yahyahan Dedeboyef ile binanın bahçesinde karşılaştık, tanıştık. 1918’deki Ermeni saldırısını anlattı bize ayaküstü. Bolşevikler bu bölgeye Taşnakçı Ermeni askerleri sürmüş. Daha Çarlık döneminde bölgeye yerleştirilmeye başlanan, ticaret hayatını büyük ölçüde ele geçirp zenginleşen Ermeniler de onlara destek verince… “En büyük zulüm Hokand’da oldu.” dedi Dedeboyef,  “Şehri yaktılar, 18 bin kişi öldürdüler burada. Ermeniler evi basar, evde anne, büyükanne kim varsa, sorarlardı: <em>Aka kana, Aka kana? </em>Ağan nerde? Yani erkekler nerde? Erkekler evdeyse ve Ermeni askerler onları bulurlarsa götürüp öldürürlerdi. Fergana vilayetinde 80 bin kişi öldürüldü. Osmanlı topraklarında 1915’te olan Ermeni tehcirine misilleme yaptılar. Türk dünyasının gözünü korkutmak için.”</p>
<div id="attachment_48761" style="width: 235px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48761" class="wp-image-48761 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-225x300.jpg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-768x1024.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-1152x1536.jpg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-1536x2048.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2062-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-48761" class="wp-caption-text">Tarihçi Dedeboyef</p></div>
<p>Türk dünyasının gözü korkmadıysa bile… Ne demişti şair Çolpan? <em>“Muhit küçli eken, eğdim boynımnı.”</em></p>
<p>Hüdayar Han Sarayı’ndan sonra Narbuta Bey Medresesi’ne gidiyoruz. Hokand’da bir vakitler var olan 40 medreseden ayakta kalan en büyüğü bu. İki yanında iki firûze kubbe bulunan bir taç kapıdan giriyoruz. Burada karşımıza çıkanlar, hanlığın Hüdayar Han’dan önceki döneminin isimleri. Narbuta Bey onsekizinci yüzyıl Hokand hanlarından biri. Bugün cami olarak da kullanılan medresede halen 80 kadar öğrenci okuyormuş.</p>
<div id="attachment_48762" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48762" class="wp-image-48762 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2080-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-48762" class="wp-caption-text">Nurbatı Bey Medresesi</p></div>
<p>Medresenin hemen yanında firûze kubbeli <em>Modari Han </em>türbesinin de bulunduğu <em>Dahme-i Şâhan</em>… Hanlar mezarlığı. Beni şaşırtan bir kabristan… Kabirlerin üzerinde yarım kubbeler, yarım kubbeli kulübeler… Yıllar önce Amerika’da New Orleans mezarlıklarını görmüştüm, ki şehrin turistik yerlerinden kabul edilir; her bir mezarın üzerinde küçük evler vardır. Mezar taşı yerine pencereli, kapılı, bacalı bir küçük ev! Dahme-i Şâhan bana orayı hatırlattı. Narbuta Bey de burada gömülü. Modari (Maderi) Han, bizim kullandığımız imlâ ile mâder-i han, “hanın annesi” yani, valide sultan demek. Narbuta Bey’in hanımı bu. Narbuta Bey’in küçük oğlu Ömer Han’ın eşi Mohlar Ayim, kayınvalidesi vefat edince onun adına 1825’te yaptırmış burayı. Valide sultan firûze kubbenin altında yatıyor.  Ve o zamandan itibaren han sülâlesinin kadınları buraya defnedilmiş. Kendisi de bir başka beyin kızı olan Mohlar Ayim şair bir hanım. Şiirlerinde en çok kullandığı ve tanındığı isim Nâdire. Ya da Nâdire Begüm. Halk onu güzelliği, şiirleri, devlete hizmetleri yüzünden çok sevmiş ve Nâdire-i Devran diye yüceltmiş. Klasik Özbek edebiyatının çok mühim bir ismi. Kocası Ömer Han da “Emirî” mahlasını kullanan bir şair. Hokand Hanlığı’nın son parlak devri onların zamanında yaşanmış görünüyor. Ömer Han 1822’de otuzlu yaşlarda hastalanıp ölünce oğlu Muhammed Ali Han tahta çıkıyor, annesi Nâdire oğlu çok genç olduğundan hanlık siyasetinde de söz sahibi oluyor. Fakat oğluna pek de söz geçiremediği anlaşılıyor. Kocasından yıllar sonra, 1842’de  Buhara Emirliği’nin saldırısı ve güzelim şehri istila edip yağmalayıp yakmaları sonrası, kendisi de iki oğlu ve bir torunuyla beraber Emir’in emriyle idam edilince o da Maderi Han türbesine gömülmüş.</p>
<div id="attachment_48763" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48763" class="wp-image-48763 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/Dahme-i-Sahan-300x173.jpeg" alt="" width="300" height="173" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/Dahme-i-Sahan-300x173.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/Dahme-i-Sahan.jpeg 540w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-48763" class="wp-caption-text">Dahme-i Şâhan</p></div>
<div id="attachment_48764" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-48764" class="wp-image-48764 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_2083-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-48764" class="wp-caption-text">Dahme-i Şâhan</p></div>
<p>Firûze kubbeler acıların, faciaların da üstünü örter.</p>
<p>Orta Asya’da dört çeşit bina var. İlk bakışta birbirlerinden ayrılırlar. Biri Çarlık Rusyası binaları. Süslü, sanatlı, yuvarlak hatlı, haşmetli taş yapılar.</p>
<p>İkincisi Sovyetler döneminde yapılmış enine boyuna, ama daha ziyade enine yatmış dikdörtgen biçiminde, küçük pencereli, bakımsız kaldığı için çehreleri kararmış apartman blokları ile kamu kurumu olarak yapılmış heybetli, azametli, yine dikdörtgen çizgili çok büyük binalar.</p>
<p>Üçüncüsü bağımsızlıktan sonra yapılmış bol camlı, dikdörtgen olmayı artık umursamayan, her geometrik şekli uygulayan, hatta geometri dışındaki şekilleri de deneyen yüksek binalar.</p>
<p>Dördüncüsü? Dördüncüsü Timurlu mimarîsi. Bu grubu elbette kronolojik olarak ilk sırada söylemem gerekirdi. Ama bilhassa sona bıraktım. Âhirde gelir bezme ekâbir…. Timurlu mimarîsi Orta Asya’ya vurulmuş mühürdür. Bu mühürün rengi firûzedir. Orta Asya firûze kubbeler diyarı.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Yakup Kadri <em>Erenlerin Bağından</em>’da böyle tasvir ediyor ama belki de sarı saçlıydı!</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> Abdülhak Hamid Tarhan, <em>Eşber</em></p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> <em>Eşber</em>’deki iki kadın kahraman</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/">Firûze Kubbeler Diyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/firuze-kubbeler-diyari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben İspanya’dayken</title>
		<link>https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Zehra Okur Cerit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jul 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılık]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47604&#038;preview=true&#038;preview_id=47604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıda okuyacaklarınıza inanamayacaksınız. Avrupa'nın bizden öğreneceği ne çok şey varmış!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/">Ben İspanya’dayken</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-ispanyadayken%2F&amp;linkname=Ben%20%C4%B0spanya%E2%80%99dayken" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-ispanyadayken%2F&amp;linkname=Ben%20%C4%B0spanya%E2%80%99dayken" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-ispanyadayken%2F&amp;linkname=Ben%20%C4%B0spanya%E2%80%99dayken" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-ispanyadayken%2F&amp;linkname=Ben%20%C4%B0spanya%E2%80%99dayken" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-ispanyadayken%2F&#038;title=Ben%20%C4%B0spanya%E2%80%99dayken" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/" data-a2a-title="Ben İspanya’dayken"></a></p><p>Yeşil pasaportu bilmeyen yoktur herhâlde. Devletin, memurlarına ve onların ailelerine yaptığı bir “kıyak”. Belli bir derece/kademeye gelen memurlar almayı hak ediyor. Kendilerinin yanı sıra eşi ve çocukları da bu haktan faydalanabiliyor. Bir ara ilgili ilgisiz herkese yeşil pasaport verildiği ve yeşil pasaportlu olan Türk vatandaşlarına, bazı Avrupa ülkelerinin sorun çıkardığı gibi söylentiler dolanıyordu ama ben inanmadım(!). Çocuklar bu haktan faydalanabiliyor dedim ancak onun da yaş sınırı var. Çocuklar 25 yaşına geldi mi bu hak bitiyor. Bana göre yanlış bir uygulama. Yaş değil de iş sınır olmalı. Anne babası üzerinden bazı sosyal haklar kazanan çocuklar, resmi olarak bir işe başladıktan sonra bu hakları sona ermeli. İş bulamadığı için o yaşlarda ailesinin himayesinde olan pek çok işsizler ordusu neferimiz var. Ailesinin himayesinde kalmak zorunda olduğu sürece sosyal haklarının da devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kız çocukları özelinde şöyle de bir tezat oluşuyor; kız evlenmemiş ve kendine ait bir sosyal güvencesi yoksa anne ya da babası üzerinden sosyal güvencesi vs. devam ediyor ama yeşil pasaport hakkı 25 yaşından sonra yok! Yani bakmakla yükümlü olduğun bir kızın varsa ve yurt dışına çıkmak istiyorsanız ya onu bırakıp gideceksiniz ya da ona vize çıkması için bekleyeceksiniz…</p>
<p>Gerçi yurt dışına çıkıp gönlünce gezebilecek kadar kazanmıyorsan, yeşil pasaport hakkının olması da bir şey ifade etmiyor. Geçtiğimiz yılın sonunda, birkaç arkadaşımla böyle bir hakkımız var bari yararlanalım dedik. O aralar karşımıza tam da bütçemize uygun bir tur çıktı ve hemen kaydolup İspanya’ya gittik, bir haftalığına. Farklı coğrafyalar görmek; farklı insanlar, lisanlar, lezzetler yani farklı kültürlerle tanışmak çok güzel ve benim için heyecan verici bir duygu. Gittiğin ülkedeki insanlar bir tarafa, bir hafta aynı araçta seyahat edip aynı yerlerde konakladığın, birlikte yiyip içtiğin kendi ülkenin farklı şehirlerinden insanları tanıyıp arkadaş olmak da ayrı bir güzellik.</p>
<p>Âdettendir, farklı bir yerlere gezmeye gidip dönene “Yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat” derler. Bu kadar aydır bekliyorum kimsenin benden böyle bir talebi olmadı ama ben yine de gördüklerimle ilgili bir şeyler paylaşmak istedim. Bir kısım kişiler de konuşmalarına sürekli “Ben falan yerdeyken, ben filan yerdeyken” diyerek başlama gereği duyar. Hatta 90’lı yıllarda İstanbul’da ikamet ederken, belediye seçimlerinden birinde, televizyon programlarında bir aday, sürekli “Ben Oslo’dayken” diye cümlelerine başlıyordu ve bu bizim de dilimize dolanmış; uzun bir zaman güldürmüştü bizi. Şimdi ben de “Ben İspanya’dayken” diyerek söze başlıyorum.</p>
<p>Orada ve burada trafik</p>
<p>Kıyaslamayı çok sevmem; hele ülkemi yerip başka ülkeleri yücelten kıyasları hiç sevmem ama yaşanan bazı olaylar insanı ister istemez kıyasa itiyor. Beni tetikleyen de geçtiğimiz günlerde plakaya yazılıp adresime yollanan üç bin küsur liralık trafik cezası oldu. Sebep yaya geçidine yaklaştığında yavaşlamamak, yayaya yol vermemek vb. konuların içeren trafik kanunun bir maddesi. Aslında kurallara da uyarım. Yayalara yol veririm hatta bazen ben dururum yaya geçmemekte inat eder sanırım sağımdan gelen araçlar hızlı geldiği için. Kendim yaya isem de kurallara dikkat ederim. Mesela trafik ışığı bana kırmızı yanıyorsa yol boş olsa bile beklerim. Bazı yayaların bana, deyim yerindeyse “enayi” gözüyle baktığını görsem bile. Turumuzdaki rehberimiz eşi İspanyol olduğu için uzun süredir orada yaşayıp ara ara Türkiye’ye gelen bir hanımdı. Türkiye’deki durumu bildiğinden olsa gerek trafik ışıklarında yayaya kırmızı yanıyorken yol boşsa sürekli uyarıyordu “Sakın geçmeyin, 90 Euro cezası var” diyerek. Peki, bizde var mı böyle bir ceza? Aslında yasalara göre evet ama uygulamada hayır. Orada ve daha önce gittiğim birkaç Avrupa ülkesinde yaya önceliği var ve araçlar yayalar yola adımını attığında hep birlikte duruyor ama yayalar da öyle olur olmadık yerlerde ve özellikle trafik ışıklarında araçları durdurup kendilerini yola atmıyor. Bizde bu öncelik çok farklı algılanmış. Işıkmış, geçitmiş önemli değil. Yüksek refüjlerden atlayan mı ararsın, araca yeşil yanıyorken geçip onlara yol vermedi diye kızan mı! Yaşadığım şehirde, refüjlere yapılmış yüksek çitlerin üstünden geçmeye uğraşan yaşını başını almış insanları sıkça görmek mümkün. Hâlbuki oraya harcadığı gücü iki adım ilerdeki geçide gitmek için harcasa kimse tehlikeye girmeyecek. O kadar çok yaya geçidi var ki ordan burdan atlamaya ihtiyaç yok aslında. Işıkların hemen önünde ve hemen bitiminde bile yaya geçidi var. Diğer şehirlerde durumun çok farklı olduğunu düşünmüyorum. İşte hem kendini hem de diğer insanları fütursuzca tehlikeye atan bu insanlara da gerekli cezalar verilse “tıpkı Avrupa’ki gibi” trafikteki güvenliğimiz artar ve adalet sağlanır. Yasalar karşısında herkes eşit ya!</p>
<p>Ha bir de kendini bazen yaya zannedip yaya geçidinden önümüze atlayan bisiklet ve motosikletler var. Oralarda göremeyip eksikliğini hissettik bunların; gördüklerimizin hepsi araç yolunda seyrediyordu…</p>
<p>İspanyollar bizim renkli çöplerden mahrum</p>
<p>Turumuza uçakla gittik ve Barcelona’ya indik. İnişte de kendini hissettiren kuvvetli bir rüzgâr vardı o gün. Yalnız çok ilginç havada uçuşan rengârenk poşetler, kâğıtlar yoktu. Yazık çok acıdık İspanyollara. Bizim o rüzgârlı havalarda yaşadığımız rengârenk görüntülerden, aniden arabaların camına yapışan poşet ve kâğıtlardan, uçamadıkları için yerlerde bir oyana bir buyana sürünen pet şişelerden mahrumlar…</p>
<p>Her gün öğlen önünden geçmek zorunda kaldığım iki okul var. Yan yana ilk ve ortaokul. Öğle arası olduğu için çocuklar genellikle okul çevresinde sokaklarda kâh oturarak kâh koşturarak bir şeyler yiyip içiyor. Çoğunlukla abur cubur ve “noodle” dedikleri çirkin kokulu, makarnamsı bir yiyecek ve içtikleri şeker dolu içecekimsi şeylerin bütün atıkları, çöpleri yerlerde. Hem de çevrede pek çok atık standı ve çöp konteyneri olmasına rağmen. Gözünün içine baka baka yere atıp bir de şut çekiyor geleceğimizin teminatı çocuklarımız. Yanılıp da laf etmeye kalkarsan cevap vermiyorlar ama bakışlarından “Sana ne?” dediklerini anlıyorsun. Turumuz esansında birçok şehir gezdik ama okullar mı tatildi bilemedim çünkü bu manzaralarla hiç karşılaşmadık. Belki de bu görüntüleri görmeyelim diye okul çevrelerinden özellikle geçirmemiştir rehberimiz, tembihliyse.</p>
<p>Anıtsal yapılardan da mahrumlar</p>
<p>Birçok şehir gezdik demiştim ya. Otobüsümüzün şoförü kadındı. Hem de manken gibi bakımlı, topuklu ayakkabılı bir hanım. Biraz çılgınca kullanıyordu aracı ama kadın diye trafikte taciz eden, sıkıştıran ya da yol vermeyen görmedim. Onu da şöyle çözdüm; tur otobüsü ya içinde turistler var, onların yanında şey yapmayalım demişlerdir.(!) Gerçi şehirlerarası seyahatlerimizde durduğumuz dinlenme tesislerinde de kimse dönüp dönüp bakmadı, otobüsü kadın kullanıyor diye…</p>
<p>Ülkemizde seyahat ederken yerleşim yerine, özellikle şehirlere yaklaştıkça kocaman kocaman reklam tabelaları karşılar bizi. Orada onları göremedik. Yazık ona da üzüldük, insanlar seyahat ederken şehre yaklaştığını anlamıyordur diye. Bir de buralarda bilhassa büyükşehirlerde karşıdan sizi selamlayan, çoğu biçimsiz gökdelenlerden de çok göremedik; bizdekiler gibi yapacak bilgi ve beceriye sahip değiller demek ki!</p>
<p>Hepimizin dikkatini çeken bir şey daha vardı ki son zamanlarda ülke gündemimizi de fazlaca meşgul ediyor. Sokaklarda sahipsiz dolaşan köpekleri bırakın, sokak kedisi bile yoktu. Bir hafta içinde sadece bir kere bir kedicik gördük o kadar. Köpek de çok gördük aslında ama hepsinin tasması sahiplerinin elindeydi. Ee tabii sokak hayvanı olmayınca bizdeki gibi neredeyse her evin önünde görmeye alıştığımız yoğurt kaplarının içinde kokuşmuş yemekler, kurumuş makarna ve pilavlar da yoktu. Bizim insanlarımız yemediği yemekleri çöpe atmıyor, sokaktaki hayvanlara veriyor. Çöpe gitmediği için vicdanlar rahat. Hayvanlar, yesin ya da yemesin o da onların sorunu…</p>
<p>Hiç sokak hayvanı olmamasının sebebini gruptan bir arkadaş, rehberimize sordu. O da “Göremezsiniz, uyutuyorlar çünkü.” dedi. O vakit çok umursamamışım bu lafı. Şimdi bizde de gündeme gelince “Aaa!” dedim.</p>
<p>Avrupa batıyor mu ne!</p>
<p>Zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada ilk sırada olan ülkenin zeytinliklerini otobüsle seyahat ederken gördük. Karşıdan görüntülerine bakılınca anlaşılıyor ki çok özenmişler. Ağaç araları tertemizdi. Ağaçlar da koreografik bir düzen içinde, kendinden emin ve gayet özgüvenli bir şekilde yerleşmiş gibi duruyordu. En azından bende bu duyguyu oluşturdular. Bir de hemen hemen bütün zeytinliklerde güneş panelleri dikkatimi çekti. Merak edip araştırdım. Pek çok sebebi varmış ama sanırım bunlar sulama içindi çünkü çok büyük değillerdi. Kendiliğinden yetişen bir ağaç için de bu kadar uğraşmaya gerek olmadığını bilmiyorlar sanırım…</p>
<p>Sonuçta güzel bir gezi, güzel bir tecrübe oldu. Ancak ilk gittiğimizde havaalanı çıkışındaki kontrollerde, bizim için ayrı bir sıra oluşturdular. Diğerleri fır fır geçerken bizleri biraz daha itinalı kontrol ettiler. Buna biraz alındık. Bir de şehirlerarası dinlenme tesisleri az ve tesislerde bizimkiler gibi onlarca tuvalet yok. Kalabalık da olunca illa kuyruk beklemek zorundasın.</p>
<p>Yazık bu Avrupa’nın durumu çok vahim; daha öğrenecekleri çok şey var! Biz de şunu öğrendik; alış veriş yaparken alacağın şeyin fiyatını asla TL’ye çevirmeyeceksin&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/">Ben İspanya’dayken</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ben-ispanyadayken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BBC Türkçe: Sarı Yelekliler: &#8216;Fransız Baharı&#8217; mı &#8216;faşizmin ayak sesleri&#8217; mi?</title>
		<link>https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 10:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dış Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Gömük]]></category>
		<category><![CDATA[arap baharı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[frans]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gösteri]]></category>
		<category><![CDATA[isan]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Macron]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.com/?p=9801</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fehim Taştekin BBC Türkçe'ye yazdı. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u şaşırtan "Sarı Yelekliler" (Gilets Jaunes) isyanı sürüyor. Talepler ve söylemler tamamen farklı olsa da, partiler üstü ve örgütsüz olmaları nedeniyle isyan kimilerine Gezi Parkı eylemlerini hatırlattı, kimilerine Arap Baharı'nı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/">BBC Türkçe: Sarı Yelekliler: &#8216;Fransız Baharı&#8217; mı &#8216;faşizmin ayak sesleri&#8217; mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi%2F&amp;linkname=BBC%20T%C3%BCrk%C3%A7e%3A%20Sar%C4%B1%20Yelekliler%3A%20%E2%80%98Frans%C4%B1z%20Bahar%C4%B1%E2%80%99%20m%C4%B1%20%E2%80%98fa%C5%9Fizmin%20ayak%20sesleri%E2%80%99%20mi%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi%2F&amp;linkname=BBC%20T%C3%BCrk%C3%A7e%3A%20Sar%C4%B1%20Yelekliler%3A%20%E2%80%98Frans%C4%B1z%20Bahar%C4%B1%E2%80%99%20m%C4%B1%20%E2%80%98fa%C5%9Fizmin%20ayak%20sesleri%E2%80%99%20mi%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi%2F&amp;linkname=BBC%20T%C3%BCrk%C3%A7e%3A%20Sar%C4%B1%20Yelekliler%3A%20%E2%80%98Frans%C4%B1z%20Bahar%C4%B1%E2%80%99%20m%C4%B1%20%E2%80%98fa%C5%9Fizmin%20ayak%20sesleri%E2%80%99%20mi%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi%2F&amp;linkname=BBC%20T%C3%BCrk%C3%A7e%3A%20Sar%C4%B1%20Yelekliler%3A%20%E2%80%98Frans%C4%B1z%20Bahar%C4%B1%E2%80%99%20m%C4%B1%20%E2%80%98fa%C5%9Fizmin%20ayak%20sesleri%E2%80%99%20mi%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi%2F&#038;title=BBC%20T%C3%BCrk%C3%A7e%3A%20Sar%C4%B1%20Yelekliler%3A%20%E2%80%98Frans%C4%B1z%20Bahar%C4%B1%E2%80%99%20m%C4%B1%20%E2%80%98fa%C5%9Fizmin%20ayak%20sesleri%E2%80%99%20mi%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/" data-a2a-title="BBC Türkçe: Sarı Yelekliler: ‘Fransız Baharı’ mı ‘faşizmin ayak sesleri’ mi?"></a></p><style>
       .errordiv { padding:10px; margin:10px; border: 1px solid #555555;color: #000000;background-color: #f8f8f8; width:500px; }#advanced_iframe {visibility:visible;opacity:1;vertical-align:top;}.ai-info-bottom-iframe { position: fixed; z-index: 10000; bottom:0; left: 0; margin: 0px; text-align: center; width: 100%; background-color: #ff9999; padding-left: 5px;padding-bottom: 5px; border-top: 1px solid #aaa } a.ai-bold {font-weight: bold;}#ai-layer-div-advanced_iframe p {height:100%;margin:0;padding:0}</style><script type="text/javascript">var ai_iframe_width_advanced_iframe = 0;var ai_iframe_height_advanced_iframe = 0;var aiOnloadScrollTop="true";var aiShowDebug=false;
		if (typeof aiReadyCallbacks === 'undefined') {
			var aiReadyCallbacks = [];
		} else if (!(aiReadyCallbacks instanceof Array)) {
			var aiReadyCallbacks = [];
		}    function aiShowIframeId(id_iframe) { jQuery("#"+id_iframe).css("visibility", "visible");    }    function aiResizeIframeHeight(height) { aiResizeIframeHeight(height,advanced_iframe); }    function aiResizeIframeHeightId(height,width,id) {aiResizeIframeHeightById(id,height);}</script><iframe id="advanced_iframe"  name="advanced_iframe"  src="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46405041"  width="100%"  height="3600"  scrolling="auto"  frameborder="0"  border="0"  allowtransparency="true"  loading="lazy"  style=";width:100%;height:3600px;" ></iframe><script type="text/javascript">var ifrm_advanced_iframe = document.getElementById("advanced_iframe");var hiddenTabsDoneadvanced_iframe = false;
function resizeCallbackadvanced_iframe() {}</script><script type="text/javascript"></script><p style="display:block !important; visibility:visible !important;margin: -18px 14px 0 0;padding-left: 3px;padding-top:3px;background: white; overflow: hidden; position: relative; line-height:15px;width: fit-content;"><small style="display:block !important;visibility:visible !important">powered by Advanced iFrame</small></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/">BBC Türkçe: Sarı Yelekliler: &#8216;Fransız Baharı&#8217; mı &#8216;faşizmin ayak sesleri&#8217; mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bbc-turkce-sari-yelekliler-fransiz-bahari-mi-fasizmin-ayak-sesleri-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
