<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>liyakat arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/liyakat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/liyakat/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2026 16:23:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Gücü verdiklerimiz sorumluluktan kaçamazlar</title>
		<link>https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 19:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[BASKI]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[doğruluk]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyetsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyet]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[otokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[otoriterlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[talimat]]></category>
		<category><![CDATA[tek adamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yetki]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=54742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğruların yerini talimat alınca işler kolaydır. Kim ne derse desin! Ne olursa olsun, ne diyeceğini, nasıl davranacağını bilirsiniz. Kıyamet de kopsa doğru tektir: Efendimin dediği. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/">Gücü verdiklerimiz sorumluluktan kaçamazlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar%2F&amp;linkname=G%C3%BCc%C3%BC%20verdiklerimiz%20sorumluluktan%20ka%C3%A7amazlar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar%2F&amp;linkname=G%C3%BCc%C3%BC%20verdiklerimiz%20sorumluluktan%20ka%C3%A7amazlar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar%2F&amp;linkname=G%C3%BCc%C3%BC%20verdiklerimiz%20sorumluluktan%20ka%C3%A7amazlar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar%2F&amp;linkname=G%C3%BCc%C3%BC%20verdiklerimiz%20sorumluluktan%20ka%C3%A7amazlar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar%2F&#038;title=G%C3%BCc%C3%BC%20verdiklerimiz%20sorumluluktan%20ka%C3%A7amazlar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/" data-a2a-title="Gücü verdiklerimiz sorumluluktan kaçamazlar"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Yalanlardan dolayı bir türlü düzlüğe çıkamıyoruz. Yönetenler halka her zaman doğruyu söyleyemeyebilirler. Fakat söyledikleri doğru olmalıdır. Yoksa dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi yalanlar toplumu zehirler.</p>
<p>Evet, hakikati aramıyoruz. Doğru da değiliz, doğrudan yana da görünmüyoruz. Bu sahtelik bizi toptan zehirlemiş görünüyor. İyilerin, doğruların sesi de argo tabirle gargaraya getirilince veya bastırılınca olan oluyor. <em>“Bu böyle gitmez! Sonu bataktır”</em> diyenleri duymamıştık, duymuyoruz. Maalesef, aynı yerden işaret alanlar devlette ölçü-ayar-sıra-saygı bırakmadılar. Koro halinde “<em>Haysiyet cellatlığına</em> <em>devam ediyorlar”  </em>diyenlere “<em>Şurada yanlışınız var</em>” bile diyemeyecek haldeyiz.</p>
<h2>EFENDİM NE DERSE O</h2>
<p>Devlet hayatında olmayacak iş, kuralların askıya alınmasıdır. Ehliyetsizliğin kök salmasıdır. Ehliyetsizi bir yere getirenin durumu önemlidir. Bilgisizliği, yetersizliği olabilir. Yanılarak da yanlış seçim yapabilir. Bizde şimdi yaşanan bunlar değildir. Psikolojik sebeplerle seçilmiş ehliyetsizliğin tercih edildiği yerdeyiz ve burada kök salan başka bir şeydir. <em>Otokrasi, tek adamcılık, otoriterlik</em> gibi adlandırmalarla konuşur hale geldik.</p>
<p>Her deneni yapacak adam arıyoruz. O tip adamlar kanuna-ölçüye bakmaz.  İş bilmeyebilir. Daha vahimi bildiğini inkâr edenlerden olabilir. İşe konanlardan bilenin, bilmeyenin yapacağı bellidir: Ne denirse o. Doğruların yerini talimat alınca işler kolaydır. Kim ne derse desin! Ne olursa olsun, ne diyeceğini, nasıl davranacağını bilirsiniz. Kıyamet de kopsa doğru tektir: Efendimin dediği.</p>
<p>Sanırsınız ki bu şaşmaz sadakattir. Yalancının mumu yatsıya kadarsa bunlarınki de bir başka gücün öne geçmesine kadardır. Bu da bilinir. Bilindiği halde, gelen giden böyle tipler arar.</p>
<h2>MEHMET ÖZEL ÖRNEĞİ</h2>
<p>Aralarında rahmetli Güzel Sanatlar Genel Müdürü <strong>Mehmet Özel</strong> gibi olanlar da çıkar. Her gelene hemen nüfuz eder ve 30 yıl yerlerinde kalırlar. Günahını almayalım, <strong>Mehmet Özel</strong>, hiç olmazsa efendi değişince yeni efendiye göre projeler hazırlar ve gün geçirmeden takdirlerine sunardı.</p>
<p>1996’da Rahmetli <strong>Âgâh Oktay Güner</strong> kısa süreliğine Kültür Bakanı olmuştu. Kapalı Spor Salonu’nda <em>Türk Devletleri Kurultayı</em> vardı. Öğle yemeğine Denizciler Caddesi’nde bir lokantaya gittim. <strong>Mehmet Özel </strong>de bir grupla yemekteydi. Uzaktan gördü ve hemen kalkarak geldi. “<em>Yağmurcuğum, Âgâh Bey gibi bir kültür adamı başımıza geldi. Gözümüz aydın!”</em> dedi.  Nereden biliyorsa <strong>Âgâh Bey</strong>’le yakın olduğumu öğrenmişti. Yemeği daha fazla zehirlememesi için hemen araya girdim ve “<em>Evet öyle ama maalesef</em> <em>Âgâh Bey’le aramız bir süredir limoni!</em>” dedim. Saniye sektirmeden kalkıp gidişini hiç unutmuyorum.</p>
<h2>“BU İŞLER BÖYLEDİR”</h2>
<p>Tekrar edeceğim: Bugünden bakınca <strong>Mehmet Özel</strong> yine iyi örnek sayılabilir. Adam epeyce mesai harcıyordu. Bilmesi, öğrenmesi gerekiyordu.</p>
<p>Bugünküler tek kanallı. İçlerinde bilmez ki doğruyu yanlışı ayırsın, diyeceklerimiz çoğunluktadır. Talimat beklerler. Oysa devlet öyle bir aygıt değildir. Her dişlinin yerli yerince çalışması için bazı temel konularda bilen lazımdır. Sadece bilmek de değil kurallara uymak, yetki ve sorumlulukla hareket etmek lazımdır. Esasen kurallar ortadayken talimat bekleyen devlet görevlisi olamaz. Ancak seçenekli durumlarda ve uygulamanın detaylarında yoruma ve belki talimata ihtiyaç duyulur. O kadardır. Verilen talimat üzerinde düşünmeden uygulayan da <em>devlet adamı</em> değil, <em>devlet memuru</em> profiline bile uymaz.</p>
<h2>DEVLETİN İSKELETİ BÜROKRASİ</h2>
<p>12 Eylül İhtilâli’nde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ndeydim. Yeni memur olmama rağmen birçok komisyonda çalıştım. Hepsinde de yanlış bildiklerine karşı çıkanlar oldu. Üst rütbelilerin seslerini yükseltmelerine rağmen itiraz ettiklerimiz ve sonuç aldıklarımız çoktur. Bunlardan bir kısmı <em>Kavga Günleri</em> kitabımda örnek olarak var. Çünkü biz devlet memurluğunu kuralları uygulamak ve uygulanmasını gözetmek olarak öğrenenlerdik. Korku ve endişesine yenilenler, güce bakanlar elbette her zaman çok çıkar. Namusunu gözetenler de bu topraklarda eksik olmaz.</p>
<p>O zaman namuslu insanlardan bazıları hak ettikleri unvanlardan mahrumiyet bedelini yaşadılar. İçeri alınanlar, suçlu suçsuz demeden yatanlar, işkence görenler ve ceza alanlar elbette içimizi dağlardı. Yalnız, ihtilâl şartlarında bile memuriyetin gereğini yaptığı için başına iş gelenler nadirdi. Onlar da her zaman kesin inançlıların, ele geçirdiği güçle efelenen olmamış ve görmemişlerin hücumuna uğramışlardır. Yoksa askerler de iş bilenleri ararlardı.  Kenara koydukları iş bilenleri gerektiğinde çağırır ve faydalanırlardı.</p>
<p>Yaşadığımız ağır ihtilal günleriyle bugünü karşılaştırmak elbette akıl kârı değil. Değil de insan yaşadıklarını seçerek de olsa yaşatır ve yeni zamanlarla kıyaslamaktan geri duramaz.</p>
<p>Diyeceğim o ki devletin iskeleti bürokrasidir. Rûhu da koyduğunuz ilkelerle yaşar. <strong>Montesquieu </strong>“<em>Kanunların Rûhu</em>”ndan bahseder. Devletlerin rûhu apayrı bir meseledir.  Şimdi belki unuttuğumuz bunlardır. Değiştirildiği sanılan, aslında askıya alınan veya bozulan bu değişmeyecek olanlardır. Hatırlıyor ve hatırlatıyorsak bozulma ve bozgun bozulacak demektir. Hiç şüpheniz olmasın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/">Gücü verdiklerimiz sorumluluktan kaçamazlar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/gucu-verdiklerimiz-sorumluluktan-kacamazlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</title>
		<link>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 19:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[batılılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük diplomatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[devlet projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Diplomasi]]></category>
		<category><![CDATA[Dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[hariciye]]></category>
		<category><![CDATA[Kriz]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[modernleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Monşer]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Strateji]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<category><![CDATA[Tecrübe]]></category>
		<category><![CDATA[yenileşme]]></category>
		<category><![CDATA[yetişmiş insan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir ülkenin yetişmiş insanlarını kenarda tutma lüksü yoktur! Bizim bu stratejik coğrafyada hiç yok. Ortadoğu kaynıyor. Ateşin kenarında görünsek de tam ortasındayız. Kritik durumlarda ülkeyi bâdireden çıkaracak fikirleri bütün cepheleriyle monşerlerden duyarsınız. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/">“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&amp;linkname=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmonserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var%2F&#038;title=%E2%80%9CMon%C5%9Fer%E2%80%9Dlere%20%C5%9Fiddetle%20ihtiyac%C4%B1m%C4%B1z%20var" data-a2a-url="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/" data-a2a-title="“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Türk diplomatları için <em>Monşer</em> tabiri zaman zaman kullanılırdı. İlk kullanılışı Tanzimat değişimleriyle gelen yenileşmeye karşı çıkanların toplu hücumlarının parçasıdır.</p>
<p>İmparatorluğumuz çatırdarken dünyanın gidişine ayak uydurabilmek için giriştiğimiz reformların temelinde ona göre insan yetiştirme vardır. Hâriciyemiz baştan ayağa yenilenmiştir. Büyük insanlar yetişmiştir. Yüksek başarılar elde edilmiştir. Osmanlı Türkiyesi, Alman birliğini sağlayan <strong>Bismarck</strong>’ın zirveleştirdiği diplomasi çağında diplomasisiyle öne çıkan bir ülkedir. Osmanlı Türkiyesinin son büyük adamları, sadrazamları (başbakanları) batı başkentlerinde büyükelçilik eden <strong>Büyük Reşid Paşa</strong>, <strong>Keçecizade Fuad Paşa</strong> ve <strong>Mehmed Emin Âlî Paşa</strong>’lardır. Onlar da monşerlerimizdi.</p>
<h2>YENİLEŞME, DEVLET PROJESİDİR</h2>
<p>Tanzimat’ın mimarı <strong>Büyük Reşid Paşa</strong>’dır. <strong>2. Mahmud</strong>’un onayıyla hazırlamıştır. Onun vefatı üzerine <strong>Abdülmecid</strong> imzalamıştır. Sonra gelen bütün padişahlarımız, <strong>Abdülaziz</strong> de, <strong>2. Abdülhamid</strong> de, <strong>4. Mehmed Reşad</strong> da, <strong>5. Mehmed Vahideddin</strong> de aynı programı devam ettirmişlerdir. Merkezde eğitim öğretim(maârif) hayatını düzenleme vardır. Eğitim öğretimde mollalar egemendir. Direnmişlerdir. Devlet projesine karşı yoğun propaganda sırasında <em>Monşer</em> tabiri de zamanla kolay yayılmıştır. Cumhuriyet’in tamamladığı reformları hazırlayan Tanzimat ve devamı Meşrutiyet bu şartlar altında gelmiştir.</p>
<p>Bu vesileyle hatırlatalım: Padişahlar içinde batıcılık bakımından en çok hücuma uğrayanın <strong>2. Abdülhamid</strong> olduğunu bugünün <em>monşer</em> dalgacıları bilmezler. Despotluğunu konuşuyoruz. Bu tarafı daha önemlidir. En fazla batılı manada okul açan odur. Teknik elemanları, sosyal alanın uzmanlarını, öğretmenleri yetiştiren mektepleri açan, <em>monşer</em>leri yetiştiren <em>Hariciye</em>’yi, dünyanın en iyi kurmaylarını yetiştiren askerî mektepleri güçlendirmeye devam eden odur.  <strong>Mustafa Kemal</strong> ve diğer büyük paşalar o mekteplerden yetişti.</p>
<p><em>Monşer</em>, Fransızca’nın diplomasi ve dünya dili olduğu zamanlarda bizde de yerleşen bir kavram. “<em>Azizim, dostum</em>” demektir.  <em>Monşer</em>, hali-tavrı ve yaşayışıyla batılı gibidir. Onun için yadırganır.  <strong>Ömer Seyfeddin</strong>’in <em>Efruz Bey</em>’i gibi edebiyatta da alaycı bir dille anlatılanlar onlardır. Hariciyecilerimize has bir sıfat haline gelmesi sonraki zamanlardadır. Düpedüz yaftalamadır<em>. Monşerler</em> diyenler, Türk toplumuna yabancı, üstten bakan, biraz snopça bir tipi anlar ve anlatırlar.</p>
<h2>YAZ BOZ DÖNEMİNDE MONŞERLER</h2>
<p>Son iktidarımız, yakın geçmişin hemen her şeyini değersizleştirme döneminde <em>Monşer</em> tabirine çok sıkı sarıldı. Bilinen mana yanında daha kuvvetle hakaret gibi kullanılır oldu. <strong>Halil Akıncı</strong> gibi hariciyeciler kendilerine <em>Monşer</em> diyerek bir tür ters algı yarattılar. Yergi dozunun onların kullanışıyla biraz düştüğü söylenebilir. İktidarın karalamaları sonunda da ters bir sonuç doğdu. Monşerliği olumlu manada anlayan ve kullananlar çoğaldı.</p>
<p>Bu tabire takılarak esastan uzaklaşmak olmaz. Bakılacak devletin işleyişi ve hayatımızdır. Devlet algısı ve kurumlar sık değişti. Tanzimat’tan beri geleneği devam eden üç kurumumuz vardı. <em>Ordu, Maliye</em> ve <em>Dışişleri.</em> Son dönemde üçünün de yeri sarsıldı. Özellikle Dışişleri artık fikir üreten, siyasete yol gösteren, devletin önünü açan bir kurum değildir. Bu acı gerçeği acı acı her gün söylesek yeridir. Başka türlü bu yanlış yoldan dönemeyiz</p>
<p>Değişenler sadece kurumlar olmaz. Bıçaklar hemen insana döner. Öyle oldu. Kurumlarla beraber yetişmiş insanları dışarı atmaya başladık. Tanıdığım eski büyükelçileri düşünüyorum. İçlerinde dünya çapında isimler var. Büyük diplomatlar, yani birilerinin şom ağızlarında &#8220;<em>Monşerler</em>&#8220;. Hepsi de emekli.</p>
<p>Devlet, yetiştirdiği değerlerle yürür. O değerlerin emekliliği yoktur. Her zaman hizmetlerine, fikirlerine ihtiyaç vardır. Türk devlet geleneği de bu akılla işler. Yaşı gelen ayrılır. Tamam da dünyanın bu krizli çağında tecrübeye her zamandan daha çok ihtiyaç duyulur. ABD’ye, Rusya&#8217;ya, İngiltere&#8217;ye, Fransa&#8217;ya, Almanya&#8217;ya bakın böyledir. İran, diplomasisiyle ayakta. Mesela, <strong>Kisinger</strong> yaşasa <strong>Trump</strong> gibi bir kaçığa rağmen Amerika’nın diğer Ortadoğu büyükelçileriyle beraber mutlaka devrede olurdu.</p>
<h2>MONŞERLERİ KINAYAN ASIL KINANACAKLAR</h2>
<p>Hiçbir ülkenin yetişmiş insanlarını kenarda tutma lüksü yoktur! Bizim bu stratejik coğrafyada hiç yok. Ortadoğu kaynıyor. Ateşin kenarında görünsek de tam ortasındayız. Kritik durumlarda ülkeyi bâdireden çıkaracak fikirleri bütün cepheleriyle <em>monşer</em>lerden duyarsınız. Dosyaları bilirler. Tecrübeleri vardır. Sizi kurtarırlar.</p>
<p><em>Monşer </em>düşmanlığı, yetişmiş insan düşmanlığına dönüşmemeliydi.  Sonucu gördük: Katar’da üç şehit verdik. Yere bırakılarak kılınan şehit cenazeleri görüntüsü yürekleri dağladı. Orada doğru dürüst bir büyükelçimiz olsa bunu yaşamazdık. Orada cenaze kılınacaksa bizim usullerimize göre kılınırdı. Çünkü şehitler bizim. İlgili ülke buna saygı gösterir. Diyelim ki bizim gibi kılınması isteğiniz kabul edilmedi, o zaman orada cenaze namazı kılınmazdı: “<em>Müsaade buyurun, burada kılınmasın! Memleketimize götürülecek ve nasıl olsa ayrıca namazları kılınacak..”</em> der ve suhuletle meseleyi hallederdiniz.</p>
<p>Monşerler iyi yetişmiş insanlarımızdır. Değerlerimizdir. Onlara, bilenlere ihtiyacımız var. Yaşananlar, bize bu gerçeği bütün gücümüzle haykırmak gerektiğini söylüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/">“Monşer”lere şiddetle ihtiyacımız var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/monserlere-siddetle-ihtiyacimiz-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Değer etiketli değersizlik zindanı</title>
		<link>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[değerler sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[değersizlik]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Düzensizlik]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[emanet]]></category>
		<category><![CDATA[gösterişçilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kavga]]></category>
		<category><![CDATA[kurallar]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[maslahat]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[NASS]]></category>
		<category><![CDATA[Ritüel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52816</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&amp;linkname=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeger-etiketli-degersizlik-zindani%2F&#038;title=De%C4%9Fer%20etiketli%20de%C4%9Fersizlik%20zindan%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/" data-a2a-title="Değer etiketli değersizlik zindanı"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Etrafımız ateş çemberi. Biz birbirimizle kıyasıya kavgadayız. Gücü ele geçiren ötekinin tepesine biniyor. Hak hukuk hak getire.</p>
<p>Ramazan’dayız. Her tarafta din sosu, din etiketi, dinden görünme yarışı. Ama ortada dinden eser yok. Evet, yok. Din değerler sistemidir. <em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat </em>istenen değerlerdir. Bunlar yoksa her tarafı camilerle donatsanız ve içini doldursanız da din yoktur. Bir ay değil on bir ay oruç tuttuğunuzu zannederek belli bir süre aç kalsanız da yoktur.</p>
<p><em>Emanet, adalet, liyakat, meşveret ve maslahat</em> dinin temelidir. Peşinde koşulacak bunlardır. İyilik esastır. <em>Namaz, oruç</em> gibi ritüeller araçtır. Bunlar iyiyi ve iyiliği yerleştirmek için ruh ve kafa disiplini sağlarsa maksada uygundur. Değilse dönüp bakmak lazımdır. Benim, tanıdıklarımdan, okuduklarımdan, öğrendiklerimden anladığım budur.</p>
<p><em>Adalet</em> (hak gözetmek), <em>emanet</em> (güvenilir olmak), <em>ehliyet</em> (iş bilenleri göreve getirmek), <em>maslahat </em>(kamu yararını gözetmek), <em>meşveret</em> ( danışarak iş yapmak) din düşüncesi üzerinde çalışanların ittifak ettiği hususlardır. İslâm’ın evrenselliğini zirveleştiren her düşünceye uyan ölçülerdir.</p>
<h2>“SEN DERVİŞ OLAMAZSIN!”</h2>
<p>Tasavvuf erbabının bu temelden giderek ölçüleri daha rafinedir. <strong>Yûnus</strong> dilince “<em>Derviş gönlü baş gerek”</em>tir.  “<em>Derviş gönlü taş gerek”</em> şeklinde söylemek yaygındır. “<em>Taş”</em> demeye de yorum bulunur. Fakat doğrusu <em>baş</em> olmalıdır. <em>Baş</em>, aynı zamanda <em>yara</em> demektir. İçten çıkan bir yara. Yaranın baş vermesi de o. “<em>Derviş gönlü dertli-yaralı gerek”</em> manasındadır.</p>
<p>Şiirin tamamında <em>derviş </em>âdetâ tarif edilir. Bu tarifte bildiğimiz din ritüelleri değil, hâl ve tavır anlatılır. Çünkü asıl olan hayattır. Din diliyle söylersek “<em>amel</em>”dir. Davranışlarınızla değerlendirilirsiniz. Hayatınıza ne yansıtıyorsanız osunuz. Ne dediğiniz değil, ne ettiğiniz önemlidir: <em>“Dilin ile şakırsın/Çok maniler dokursun/Vara yoğa kakırsın/Sen derviş olamazsın!”</em>.</p>
<p>Bugünkü gösterişçilik sekiz yüz yıl önce de vardır. Camiye gider, etrafına tafralanır. Camide müşteri bekleyen Hoca kılıklı ona namazla övünmeyi öğretmiştir. O namazın namaz olmayacağını bilmez ki düşünsün! Biraz derine dalanlara o kürsülerden neler neler söylenmiştir. <strong>Yûnus</strong>’a da çokça ok atılmıştır. Onlara da seslenir:  “<em>Bir kez gönül kırdın ise/Bu kıldığın namaz değil!”</em> Gelin de bizim Müslümanlığımızla kıyaslayın!</p>
<p>Bizim cami kürsüsünde, mihrapta, minberde ne göreceğinizi, ne duyacağınızı bilemezsiniz. Son yıllarda günah işlememek için camiye gitmediğini söyleyenleri duyuyor, görüyoruz. Vaazda hutbede duydukları insanları dehşete düşürüyor. Din din olmaktan çıkınca haliyle cami de cami olmaktan çıkar. Orada mıyız? Evet, “<em>Günah işlememek için camiye gitmiyorum”</em> diyenlerin gün günden artan sayısı bize bu yolda olduğumuzu gösteriyor.</p>
<h2>“HÂLİMİZ YAMAN”</h2>
<p>Dervişliğe, bilgeliğe soyunmak “<em>Her dem Sırat’tan geçmektir”</em>. Onu geçtik, biz ölçüleri yüzünden bile yaşasak yeter! Ölçüler yoksa manasızdır. Çürük ceviz bile değildir. Çürük cevizin ceviz olmak isterken yolu kesilmiştir.  O yoldayken tamamlanmamıştır. Bizim dindarlığımızın kabuğundan bile bahsetmek gün günden güçleşiyor.</p>
<p><em>Müslümanım </em>diyenlere bakın anlarsınız.  İran’a bakın anlarsınız. Arap ülkelerine bakın anlarsınız. Türkiye’ye bakın anlarsınız. Anlarsınız.</p>
<p>Bitmeyen kavgalar içindeyiz. Kavga konuları da tamamen kişilerin dürtüleriyle ilgilidir. Her kavganın altından cebi-midesi, koltuğu-pozisyonu çıkar. Dinin saydığımız kurallarının askıya alınmasının üzerinden asırlar geçmiştir. Objektif-pozitif kurallar da kâfir işidir ve zaten tukakadır. Başıboş topluma din diyerek kendi nefsinin yularını takma derdindedir.</p>
<p>Doğrular güven içindedir. Bunlar korkaktırlar. Onun için başka düşünceye tahammülleri yoktur. Hayat hakkı tanımazlar. Hâkim din anlatılarına bakın istisnası hemen hemen yoktur. Bizdekilerin çoğu da bu köktenci körlüğün ya içinde ya da bir tık gerisindedir. Şu veya bu<em> vesayet</em>ten şikâyetle ömür geçirenler fırsat ele geçince vesayet üstüne vesayet bindirirler. Gidene rahmet okuturlar. Görür ve yaşarsınız.</p>
<h2>GÖRDÜK VE YAŞADIK</h2>
<p>“<em>Nass var!”</em> diyene karşı söz söyleyemeyen Türkiye, neler kaybettiğini görmedi. Bu bizdeki şimdilik daha hafif olanı. <em>Türk Müslümanlığı</em> ne kadar aşağı düşse de yine diğerlerine göre iyi durumda sayılır deyip rahatlayamayız.</p>
<p>Kendine göre yeni bir din uyduranların bitmeyen darbelerine muhâtabız. Saysanız yüzlerce din anlayışı bulursunuz. Her biri diğerinin düşmanıdır. “<em>Allahü ekber</em>” diyerek birbirlerini boğazlayan kütleler maalesef bugün istisna(marjinal) değildir.</p>
<p>Dinlerinde bilmek değil kendilerine tabi olmak esastır. Yüzünden Kur’an oku, yeter. Allah o dîni sanki papağana gönderdi. Anlamana gerek yoktur. Anlama ve anlatma tekeli –verirseniz- onlardadır. Tanrı adına hüküm verme hakkı ellerine geçerse yandınız. Din yalnız onların dediğidir. Çünkü benlikleri dinleridir. Bu kendini dayatmalardan din ve iyilik gelir mi?</p>
<p>Kendilerine de gelmeyeceğini hayat bize gösteriyor. Yanıltanların yanılgısı dehşettir. Görüyoruz. Aklı, kurumları ve kuralları kovarsanız, güderim zannedersiniz ama aslında güdülürsünüz. Düzensizlik düzen olmaz. Üç buçuk Yahudi her yerde tepenize biner, adım atamaz hale getirir. Bari bunu görerek uyansak!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/">Değer etiketli değersizlik zindanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deger-etiketli-degersizlik-zindani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki tarzı hükûmet</title>
		<link>https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Terfi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51436&#038;preview=true&#038;preview_id=51436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurumların başına kimleri getiririz? Bu sorunun tek cevabı yok. Devleti,millete hizmet eden örgüt diye görüyorsanız cevap başka; yiyip içeceğimiz yer diye bakıyorsanız başka. Hem de bambaşka.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/">İki tarzı hükûmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiki-tarzi-hukumet%2F&amp;linkname=%C4%B0ki%20tarz%C4%B1%20h%C3%BCk%C3%BBmet" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiki-tarzi-hukumet%2F&amp;linkname=%C4%B0ki%20tarz%C4%B1%20h%C3%BCk%C3%BBmet" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiki-tarzi-hukumet%2F&amp;linkname=%C4%B0ki%20tarz%C4%B1%20h%C3%BCk%C3%BBmet" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiki-tarzi-hukumet%2F&amp;linkname=%C4%B0ki%20tarz%C4%B1%20h%C3%BCk%C3%BBmet" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiki-tarzi-hukumet%2F&#038;title=%C4%B0ki%20tarz%C4%B1%20h%C3%BCk%C3%BBmet" data-a2a-url="https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/" data-a2a-title="İki tarzı hükûmet"></a></p><p>Devlet; milletin teşkilatı, millete hizmet eden örgüt, milleti yaşatan örgüt… Milletin diğer milletler arasında, milletler dünyasında hayatiyetini devam ettirecek, diğer milletlerle iş birliğinde ve rekabette güçlü kılacak örgüttür.</p>
<p>Bu bir anlayış, bir görüş. Devleti bundan farklı anlayan görüşler de var.</p>
<p>Devlet bizim ve arkadaşlarımızın günlük ekmeğini, yatacak yerini temin ettiği yer. Gelir kapısı. Tabii yalnız ekmekle yaşanmayacağı gibi yalnız yatakla da barınılmaz. Niçin benim adamlarım ejder meyvesi yiyip Londra veya New York’un en güzel caddelerindeki malikânelerde barınmasın? Bu görüşe göre devlet,afiyetle yenilecek yerdir. Halktan alıp biz yandaşlara sunan sofradır.</p>
<p>Kurumların başına kimleri getiririz? Bu sorunun tek cevabı yok. Devleti,millete hizmet eden örgüt diye görüyorsanız cevap başka; yiyip içeceğimiz yer diye bakıyorsanız başka. Hem de bambaşka.</p>
<p>Diyelim bir sefaret. Bir büyükelçilik. Birinci görüşe göre uluslararası ilişkileri ve diplomasiyi iyi bilen, uluslararası toplantılarda, sohbet ve tartışmalarda ülkeyi utandırmayacak- tersine, bize husumet besleyenleri utandıracak- birilerini ararsınız. “Bilen” dediysem o bilgi, kitaplardaki hatta sınıflardaki bilgiden ibaret değildir. Böyle bilgi gereklidir ama yeterli değildir. Araba kullanmayı, trafik kurallarını kitaplardan okuyabilir, sınıfta bir hocadan dinleyebilirsiniz. Fakat F1 pilotu olmanız için bu bilgilere ilaveten on yıllarca direksiyon sallamanız, daha önce nice yarışlara katılmanız gerekir. Büyükelçi hariciyenin F1 pilotudur ve yetişmesi F1 pilotundan kolay değildir.</p>
<p>Eğer maksat millete hizmet ise.</p>
<h2>Tayin terfi işleri</h2>
<p>Yok adamımızın rızkını teminse kriterler farklıdır. O ne bilir, ne yapabilir diye değil, münhal makam var mı diye bakarsınız. Patagonya sefareti? Daha yeni mi tayin ettik? Hay Allah. Peki Takunya? Yakında boşalacak. Takunca bilmiyor mu? Zarar yok. Hiç mi dil bilmiyor, bakın bakalım eşi çat pat biliyorsa ona da tercüman kadrosu açarız. Tamam mı? Ha bir de iyi dil bilen birini de yanında tayin edin. Olur a bir yerde dinlemesi veya konuşması gerekir.</p>
<p>Takunya da mı dolu? O zaman sefir değil de Tenvirat Genel Müdürü yapalım. Nere mezunu arkadaşımız? Çocuk psikolojisi uzmanı mı? Olsun canım, Tenvirat’ta tonla mühendis var. O tepeden onları idare eder. Hem tenvirat olmadan, karanlıkta, çocuk psikolojisi yapılmaz ki. Değil mi?</p>
<p>Birincide makamlara gerekli nitelikte adam bulmakta sıkıntı çekersiniz. Hem o yerin akademik bilgisine sahip olacak, hem de becerisine. O meslekte yıllanmış olacak, pişmiş olacak. Hele makam, her ülkede geçerli bir mesleğin makamıysa giderlerse gitsinler stratejisiyle elinizdekileri yurt dışına kaçırmış da olabilirsiniz. Velhasıl makamlara adam yetiştirmekte zorlanırsınız.</p>
<p>İkincide problem bunun tam tersidir. Adamlara makam yetiştiremezsiniz. Devletin makamları sizin adamlara yetmez. Siz iktidarsanız yandaşınız çoktur. Diploma ve tecrübe de söz konusu olmayacağından adamlarınızın talebi her zaman makam arzından kat kat fazladır.</p>
<h2>Daha daha farklar</h2>
<p>Birinci tip devlette, kendini işe adamış bir sürü deli vardır. Zor bir gelişme karşısında hemen davranır. Talimat beklemez. Çünkü önemli olan millete hizmettir. Acil gelişmeye acil tepki gerekir.</p>
<p>İkincide önemli olan kurum değildir. Önemli olan bize o kurumu, o makamı sunan veli nimetimizdir. Dolayısıyla ani olaylara tepkimiz ağırdır. Önce sorar, sonra talimata göre hareket ederiz.</p>
<p>Birinci tip devlette, başarısız yönetici, başaramadığını görür ve istifa eder. Ne yapacağı, neyi yapamadığı, başarının ve başarısızlığın şartları bellidir.</p>
<p>İkinci tipte velinimetinin tayini ile gelen, neyin başarı, neyin başarısızlık olduğunu pek bilmez. Bu önemli de değildir. O yüzden ikinci tip devletlerde kurumların başına ne gelirse gelsin, yöneticilerin istifa ettiği görülmez. O makam bir lütuftur. Lütfa sırt çevrilmez. Ancak müteşekkir kalınır.</p>
<h2>İki devler karşı karşıya</h2>
<p>Millete hizmet eden insanlarla, milletin hizmet ettiği insanlar arasındaki asıl fark, devletler karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkar.</p>
<p>İkisi de millete hizmet eden devlet teşkilatlarında rekabet çetindir. Uzun sürer. Belki bir orta yolda anlaşılır. Belki anlaşılmaz ve çekişme sürer gider.</p>
<p>İkisi de yeme peşindeki devlet teşkilatları birbirini hemen anlar, kolayca anlaşır. İş birliği yapıp kendi servetlerinden karşıdakine sunup karşılığında onlardan da bir şeyler alırlar. “Sen benim sırtımı kaşırsan ben de senin sırtını kaşırım.” felsefesi daha ilk birkaç saatte hâkim olur. Anlarlar birbirlerini ve anlaşırlar. “Yeme sırası bizde” felsefesi milletler arası barış için çok elverişlidir.</p>
<p>Sıkıntı zıt değerlere sahip kadrolar karşılaşınca çıkar. Ne yapacağını bilen, mesleğinde pişmiş ekip ikinciyi paralar, ufak parçalara ayırıp kuş yemi yapar. Bu sebepledir ki yiyicilerden kılavuz tutan milletlerin burnu krizden kurtulmaz.</p>
<p>İyi ki bizde “yeme sırası bizde” ve “biraz da biz yiyelim” anlayışı hâkim değil. Ya olsaydı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/">İki tarzı hükûmet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/iki-tarzi-hukumet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50171&#038;preview=true&#038;preview_id=50171</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab">Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&#038;title=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab" data-a2a-title="Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab">Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hokkabaz</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selçuk Erenerol]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 12:45:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[Goebbels]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ulusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49993</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir süredir yaşadıklarımız tam olarak budur: Değerlerini yitiren bir yığın haline gelmek.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab">Hokkabaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2F%3Fp%3D18861%26%23038%3Bpreview%3Dtrue%26%23038%3Bpreview_id%3D18861%23new_tab&amp;linkname=Hokkabaz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2F%3Fp%3D18861%26%23038%3Bpreview%3Dtrue%26%23038%3Bpreview_id%3D18861%23new_tab&amp;linkname=Hokkabaz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2F%3Fp%3D18861%26%23038%3Bpreview%3Dtrue%26%23038%3Bpreview_id%3D18861%23new_tab&amp;linkname=Hokkabaz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2F%3Fp%3D18861%26%23038%3Bpreview%3Dtrue%26%23038%3Bpreview_id%3D18861%23new_tab&amp;linkname=Hokkabaz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2F%3Fp%3D18861%26%23038%3Bpreview%3Dtrue%26%23038%3Bpreview_id%3D18861%23new_tab&#038;title=Hokkabaz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab" data-a2a-title="Hokkabaz"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab">Hokkabaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/?p=18861&#038;preview=true&#038;preview_id=18861#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Helalen tayyiben</title>
		<link>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umay Gökçe Lilith]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 16:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ehliyet]]></category>
		<category><![CDATA[fırıldak]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[mülakat]]></category>
		<category><![CDATA[öğretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48938&#038;preview=true&#038;preview_id=48938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ehliyet nedir? Sürücü belgesi mi? Son yıllarda bizleri kendilerinden mahrum bırakan kavramlardan biri bu. Peki diğerleri?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/">Helalen tayyiben</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&amp;linkname=Helalen%20tayyiben" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhelalen-tayyiben%2F&#038;title=Helalen%20tayyiben" data-a2a-url="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/" data-a2a-title="Helalen tayyiben"></a></p><p>Geçtiğimiz günlerde ziyarete gittiğim bir evde, Kanal 7 televizyonu açıktı. O anki programda, adının Necmettin Nursaçan olduğunu sonradan öğrendiğim bir hoca, canlı yayında seyircilerin sorularına cevap veriyordu. Torpil ile ilgili soru karşısında epey bocaladı (<a href="https://www.youtube.com/watch?v=yCIflaF7vpI">https://www.youtube.com/watch?v=yCIflaF7vpI</a> (01:04:08)). Soru sahibi net cevap istediğini söyledi ama hoca epeyce geveledi ve sonunda “Helaldir ama hoş değildir.” gibi bir şeyler söyledi, “habis” dedi. Yani “helalen tayyiben” değilmiş! Habis olan, hoş olmayan bir şey nasıl helal olabilir ben de onu anlayamadım. Anlayan bilen varsa şöyle beri gelip bana da bir anlatıversin. Torpil yani kayırma; hak etmediği bir şeye hak eden başka birinin yerine sahip olmak değil mi? O zaman bu da kul hakkına girmez mi?</p>
<p>Daha önce de AKP Adıyaman milletvekili Mehmet Metiner; &#8220;AKP&#8217;li bakan ve vekil yakınlarının KPSS&#8217;siz torpille üst düzey devlet kadrolarına atandığı&#8221; yolundaki iddiaları, &#8220;Biz inançlı insanlarız değil mi; Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede &#8216;akrabalarını koru kolla&#8217; ayeti okunur&#8221; sözleri ile savunmuştu. Demek ki biz cühela takımının bilmediği çok şey var. Bizim oralarda da bir laf vardı; “Hocalar, yerini bulur da yer!” derdi büyüklerimiz. Yani yedikleri haklara, yaptıkları haksızlıklara, yolsuzluklara kılıfları hazırdır.</p>
<h2>Anlamını unutmaya başladığımız kelimeler</h2>
<p>Liyakat, ehliyet: Bu iki kelimenin sözlükte ortak bir anlamı var; yeterlilik. Son yıllarda bizleri kendilerinden mahrum bırakan kavramlardan ikisi. Ehliyet denince ilk akla gelen sürücü belgesi. Bu şekliyle çok kullanılıyor; alırken, değiştirirken devlete para kazandırdığı için olsa gerek genelde gündemde. Biz cahil takımı liyakat ve ehliyeti eğitimle elde edilir zannediyoruz. Hâlbuki öyle bir şey yok. Bazı insanlar, doğuştan liyakatlidir. Öyle yaratılmış; âdeta ellerinde ehliyetleriyle doğmuştur onlar. Bu sebeple okulmuş, üniversiteymiş onlar için çok gerekli değildir. Sadece ellerinde bir diploma olsun diye herhangi bir üniversitenin herhangi bir bölümünü açıktan bile bitirseler yeterlidir. Hani bazı lüzumsuzlar diploma diye tutturuyor ya bazen o sebepten…</p>
<p>Kendilerindeki cevheri fark etmeyenlere zorla fark ettirirler. Özgüven tavandadır. Her dönemde, her kurumda onlara uygun, onlara layık boş, yüksek mevkide, bir pozisyon mutlaka vardır. Yoksa da bu kudretten liyakatli kişiler için âdeta yaratılır. Oda beğenmezler, onlar için özel odalar ayarlanır; avam takımı sıkış tepiş odalara tıkılırken onlar, kendi seçtikleri mobilyalarla donatılmış odalarında, hak ettikleri şekilde, yayıla yayıla oturur. Bazı gariban kendini bilmezler de bu liyakatli değerlerin iş yapmadığından; atacakları bir imzayı bile kendilerine attırdıklarından yakınır. Bilmezler ki onların çok iş yapmasına hatta hiç iş yapmasına gerek yoktur; varlıkları yeter, varlıklarıyla kurumuna değer katarlar. Bu değerli elemanlar, her devrin adamı olup her devirde gemilerini yürütür; kendilerini çok güzel pazarlar. Seçim zamanı kazanması için çalıştıkları kişi kazanamazsa hemen kazanan tarafta yerlerini alırlar. Onlara “fırıldak” der bazıları ama işin aslı öyle değil tabii. Onlar sahip oldukları değerden hiç kimsenin hiç bir kurumun mahrum kalmasını istemedikleri için kâh orada kâh buradadır…</p>
<h2>Mülakat ne demek?</h2>
<p>Bir hafta önce öğretmenler gününü kutladık. Taze öğretmenler, yeminlerini etti. Ondan on gün kadar önce de mülakat mağduru öğretmenlerin görüntüleri haber sitelerine, sosyal medyaya düştü. Yazılı sınavdan yüksek puan alan ve mülakatları gayet iyi geçen öğretmen adayları, başarılı olmalarına rağmen mülakatta elendiklerini ağlayarak anlatıyordu. Mülakat ne demek? Bir işe girecekler arasında o iş için en uygunu seçmek diye tanımlayabiliriz. Ama işte, neye göre en uygun? Yazılı sınavda yüksek puan alman önemli değil. Senin girdiğin mülakata giren, o göreve senden daha çok layık olan, layık olarak doğan kişiler varsa o görev onların hakkıdır. Bu kural her yerde aynıdır. Eğitim fakültesini yüksek dereceyle bitirip kamu personeli seçme sınavından da yüksek puan alsan bile mülakatta yerler seni. Mülakat diye yazılır ama herkes farklı okur, farklı anlamlandırır. Gariban avam takımı mesela, “bizden olanlar ve olmayanları seçme işlemi” diye anlar. Hâlbuki öyle değildir. Doğuştan yetenekli, liyakatli, ehliyetli doğup eğitim hayatında çok başarılı olamamış ama o işe gerçekten layık olan hak eden (!) kişileri seçmektir mülakat. Adam kayırmacılık filan diye el âlemin günahını almaya gerek yok…</p>
<p>Allah’ın lütfu olan, her devirde gemisini yürütebilen bu maharetli kimselerin değerini bilmezsek taş oluruz maazallah. Belki dünya bile bu değerlerin yüzü suyu hürmetine dönüyordur ne malum!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/">Helalen tayyiben</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/helalen-tayyiben/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>180 yıl önceden gelen uyarı</title>
		<link>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2023 18:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[Risale]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onun Müntehabât-ı Âsâr (eserlerden seçmeler) adlı kitabı ölümünden sonra oğlu tarafından bastırılmış. Eserin içinde bir yazı var ki sanki bugünün siyasilerine hitap ediyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/">180 yıl önceden gelen uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&#038;title=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/" data-a2a-title="180 yıl önceden gelen uyarı"></a></p><p>180 yıl önce. 1840’lar, 1850’ler. Tanzimat döneminin önemli devlet adamlarından biri olan Sadık Rifat Paşa 1807-1857 yılları arasında yaşamış. Hariciye nazırlığı ve elçilikler yapmış. Döneminin devlet adamlarına da çekinmeden diyeceğini demiş.</p>
<p>Onun <strong><em>Müntehabât-ı Âsâr</em></strong> (eserlerden seçmeler) adlı kitabı ölümünden sonra oğlu tarafından bastırılmış. Eserin içinde bir yazı var ki sanki bugünün siyasilerine hitap ediyor. Yazının başlığı şöyle: <strong><em>İdâre-i Hükûmetin Bazı Kavâid-i</em></strong> <strong><em>Esâsiyyesini Mutazammın Risale.</em></strong> Başlığı bugünkü Türkçeye şöyle aktarabiliriz: Hükümet yönetiminin bazı temel kuralları hakkında risale.</p>
<p>Yeni Türk edebiyatı hocamız Mehmet Kaplan, asistanları İnci Enginün, Birol Emil ve Zeynep Kerman’la birlikte büyük işler yapmışlar. Bunlardan biri de her biri 600-800 sayfa tutan, beş ciltlik <strong><em>Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi</em></strong>. Sadık Rifat Paşanın yazısını da birinci ciltten okudum.</p>
<p>Bakalım Paşa, 280 yıl kadar önce neler yazmış. Bugünkü Türkçeye aktararak ve sadeleştirerek veriyorum:</p>
<p><strong>&#8220;Her devlet ve hükümetin hayatının esası ve bekası adalettir; çöküşünün ve yok olmasının esası ise zulümdür…</strong> Hükümetler halk için vardır, yoksa halk, hükümetler için yaratılmış değildir. Hükümet etmenin ilk şartı, adalet, sorumluluk ve kanunlara riayettir.</p>
<p><strong>Devlet ve asker, rical (devlet adamları) ile, rical ise mal ile bulunur. Mal da ahali ve tebaadan hasıl olur. Ahali ise adalet ve hakkaniyet ile düzenli hâle gelir…</strong></p>
<p><strong>Gaddar bir yönetim, hasımlarından çok kendi tebaasından çekinmelidir…</strong></p>
<p>Servet sahipleri tam bir güven hissine sahip olurlarsa para ve sermayelerini yatırım için kullanırlar ve bundan da devlet ve millet mamur hâle gelir. Eğer güven bulamazlarsa sermayelerini yatırım için kullanmazlar ve sadece korumaya çalışırlar. Bundan da umumi bir fayda elde edilemez.</p>
<p>Yönetim işlerinde en zararlı şey, mühim işlerin düzenlenmesindeki kararsızlıktır. Hükümetten zuhur eden pek çok fenalık, kötü tedbirlerden veya iyi tedbirlerde sebat edilmemesindendir…</p>
<p>Beşer tabiatına aykırı olan hüküm ve madde, sürekli olarak cari ve payidar olamaz. Velev bir vakit için cari olsa bile ancak cebrî kuvvetle devam eder; kuvvet ortadan kalkınca mahvolur. Tabiata aykırı olan şey de hiçbir zaman iyi olamaz…</p>
<p><strong>Sefahat ve ihtişamın artması bir devletin son bulmasına ve yıkılmasına yol açar. Çünkü devletlerde sefahat ve israf, maliyenin kuvvetini yok eder; mali kuvvet yok olunca da o hükümetin itibarına halel gelir… </strong>(Allah Allah, biz itibardan tasarruf olmayacağını öğrenmiştik.)</p>
<p>Bir hükümette ki fazilet ve adalet yoktur, onda hürriyet ve refah bulunması mümkün değildir…<strong> Zulüm hükümleri, düşmanlık tohumları eker ve onu da isyan biçer… İnsanların kalplerinde, bir devlet hakkında kin ve nefret oluşması, karışıklık ve fitnenin ortaya çıkmasına yol açar. Bu hâl de çoğunlukla yönetici ve avenelerinin halkı aşağılamasından ve halka hakaret etmesinden kaynaklanır… </strong>Fitneyi harekete geçiren şey, yöneticilerin insanlar hakkında kindar davranmaları ve yumuşamamalarıdır… <strong>Böyle devletlerde kötü</strong> <strong>adamlar iş başına getirilir ve övülür; iyi adamlar ise terk edilir ve yerilir.&#8221;</strong></p>
<p>Rahmetler olsun Sadık Rifat Paşa! O zaman da mı böyle yöneticiler varmış?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/">180 yıl önceden gelen uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu tek adamlık değer bırakmaz</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38602&#038;preview=true&#038;preview_id=38602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi partilerde, devlette tek adam rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit tek adamlık rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&#038;title=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/" data-a2a-title="Bu tek adamlık değer bırakmaz"></a></p><p>Siyaset kültürümüz problemlidir. Her alana yayılan sahteliğin zirvesi siyasettedir. Doğru. Yalnız o siyasetçiler gökten inmedi. Başka bir toplumdan da gelmediler. Biz ne isek onlar da odur. Konu açıldığında “<em>Tayyip Bey bizim ortalamamızdır</em>” diyorum. “<em>O kadar mı?”</em> diyenlere, “<em>Evet o kadar”</em> diyorum.</p>
<p>Kendine yontma, “<em>Bize de mi bu kural?”</em> diyen bir insan profili siyasete ve hayatımıza hâkimdir. Bu ahlak bozukluğunu görmez ve konuşmazsak dar geçitten geçemeyiz. Dün ahlâkımız daha az bozuktu ama bozuktu. Bugün büsbütün bozulmuştur. Bunu en basit yoldan nasıl anlayacağımız bellidir. Hükûmetimizin herhangi bir üyesi, bürokratı, partilisi sözle, hal diliyle durmadan bize bunu söylüyor. <strong>Nebâtî </strong>Bakan, bizde kanun kural olmadığını elin adamlarına bile ilan etti, daha ne olsun!  Tekrar edeyim, Paris’te onu dinleyenlerin “<em>Bizde ahlâk aramayın!”</em> şeklinde anlayacakları kesindir.</p>
<p>Siyaset bizde eskiden de sıkıntılıydı. Doğru. “<em>Hân-ı yağmâ</em>”ya imrenen, kıskançlıkla karışık ”<em>devlet malı deniz..”</em>  öfkesine katılan halk ve okumuşların çoğunluğuydu. Ancak ahlâklı kalmakta direnen bir halk kitlesi her zaman vardı ve küçük bir aydın grubuyla sigortamızdı. Bu güzel insanlar hala var. Fakat vurgunculuk kaleyi ele geçirdi. Dünle taban tabana zıt bir durumdur.  Ölçü tanımamanın temel uygulama ve tek kural haline geldiği bir uçurumun kenarındayız. Bizim gibi köklü tarihi olan memleketler için dehşetli bir mağlubiyettir.</p>
<p>Evet, eskiden de arızalar vardı ama bozulmanın bu derecesi yenidir. Geçmişi bugünle kıyaslayarak geldiğimiz felaketli durumu anlayacağız. Çıkış yollarını konuşmak memleketin âcil meseleleri arasında belki ilk sıradadır. Bana siyasetin geldiği durumu yazdıran da her şeyimizi ipotek altına alan bu kültür bırakmayan ortamdır.</p>
<h2><strong>Yeniler bilmezler</strong></h2>
<p>Eskiden de lider ağırlıklı siyasetin muhtelif arızalarını yaşardık. Kitle partilerinde halka hoş görünme kılıfı altında kendilerini kollayanlar çoğunlukta görünürdü. Particilik, kasaba anlayışında, hizmetten ziyade menfaat paylaşımını esas alan bir uğraştı. Yani, bir zamanların yaygın tabiriyle “<em>düzen bozuktu</em>”.</p>
<p>Buna rağmen, eskinin sağlam kalan tarafları vardı. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu ön seçimle listeye girerlerdi. Halk delegeleri, delegeler de milletvekili adaylarını seçerlerdi. Zamanla bu sistemin bozulduğunu da gördük.  <em>Delege pazarları</em> oluşmaya başladı. Seçimin adalet ölçüsü zedelendi. Her türlü bozulma, demokrasinin tabana yayılmasını tamamiyle ortadan kaldırmasa da çok engelledi. Sağ iktidarların bu bozulmada başı çektiğini bilmek lazımdır. Gittikçe çoğalan dinin siyasette kullanılmasıyla bozulma son noktaya vardı. Paradoksa dikkat edilmiştir: Din düzelteceği yerde bozucu rol oynuyorsa düşünmek lazımdır. O din din değildir. Din kılıfıyla bir sömürme düzeni kılavuzudur.</p>
<h2><strong>Eskiyi hatırlayalım</strong></h2>
<p>Belli alanlarda liyakate dikkat edilirdi. Yüksek bürokraside yeter sayıda yetişmiş insan istihdam edilirdi. Çok zaman siyasi eğilim gözetmeksizin ehliyetli kimselerin seçildiğini bilirdik. Özellikle üç kuruma titizlenilirdi. Kim gelirse gelsin, <em>Dışişleri, Maliye</em> ve <em>Ordu</em>’da özel ölçülere dokunulmazdı. Şimdiki yönetime kadar bu üç kurumun geleneği iki asırdır bozulmadan gelmiştir. Bunun yanında Planlama gibi uzman kuruluşların yeri de ayrıydı. Belli sayıda üst bürokratla devlet idaresinin sağlam yürütülmesine çalışılırdı. <strong>Demirel</strong> merhumun, “<em>Ben Türkiye’yi 40 kişiyle idare ederim”</em> deyişi bu seçilmiş insanları işaret eder.</p>
<p>Siyasette de bazı ölçüler gözetilirdi.   Milletvekili listeleri oluşturulurken kimlerin bakan olabileceği konuşulurdu. Frenklerin “<em>ministrable</em>” dedikleri bakanlık edebilecek insanların listeye konmasına çalışılırdı. Eğer ön seçimlerde bakanlık edebilecek özellikte kimseler listeye girememişse liderlerin belli bir yüzdeyi geçmeyecek kontenjanlarında böyle isimlere yer verilirdi. Az da olsa, memleketin ilimde, kültürde-sanatta öne çıkmış bazı isimleri de siyasetin anlattığım ön hazırlığına sokulmadan seçilecek yerlere konur ve Meclis’e girerlerdi.</p>
<h2><strong>Liderler tek adam değildi</strong></h2>
<p>Disipliniyle tanınmış MHP’de istişare ve yönetim organlarının yetkiyle çalıştığını söylemek bazıları için şaşırtıcı gelebilir. <strong>Nevzat Kösoğlu</strong> “<em>Çok demokrat bir partiydik</em>” derdi. <strong>Âgah Oktay Güner</strong> de aynı kanaati söylerdi. Yakında ebediyyete uğurladığımız <strong>Sadi Somuncuoğlu</strong> anlatırdı: <strong>Türkeş</strong> gibi bir lider,  Adana yerine Ankara’dan aday olmak istemiş ama heyetin çoğunluğu “<em>Adana’ya vefasızlık etmiş oluruz.”</em> diyerek kabul etmemişti. Parti içi demokrasinin çarpıcı bir örneğidir.</p>
<p>Şimdi partilerde, devlette <em>tek adam</em> rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit <em>tek adamlık</em> rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir. Sistemlerini ölçülerle donatanlar devamlılığı sağlarlar. Konulmuş veya kendi koydukları kurallara önce kendileri uyarlar.  Kabul edilmiş ölçülere uymayanlara saygı duyulmaz.</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim: <strong>Tayyip Bey</strong>’in kullandığı yetkilerin birçoğu Padişahlarımızda yoktu. Ve Padişahlar kanun nizam gözeten insanlardı.  Bunları bilmezsek konuşamaz ve bataktan kurtulamayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu kuyudan çıkacağız</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Fetö]]></category>
		<category><![CDATA[hasan sabbah]]></category>
		<category><![CDATA[hitler]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[nebati]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38518&#038;preview=true&#038;preview_id=38518</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşin başı tepedekine bağlılıktır. İnsanlar çaresiz kalırmış, olsun! Çaresiz kalsınlar ki tâbi olsunlar. “Sadakat isterim” diyenin sesi kulaklarda çınlarken başka sese gerek yoktur. Sonra olan olur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/">Bu kuyudan çıkacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&#038;title=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/" data-a2a-title="Bu kuyudan çıkacağız"></a></p><p>Son yazılarımda yeni dönemin arızalı alışkanlıklarının <em>kültürleşmesi</em> tehlikesinden bahsediyorum. Parti içi demokrasi meselesi ve milletvekili seçimi de onlardandır. Totaliter eğilimlerin gitgide arttığını görüyor, yaşıyoruz. Şu şartlarda bir kişinin yazıp çizdiği bir listeden iyilik beklenmez. O seçilenler milletin vekili olmaz, sahibinin elemanı olur. Böylelikle, milletvekilliği şerefini geçtik, giderek insan haysiyetine ters bir ortam doğmasına şaşılmaz.</p>
<p>Nitekim geldiğimiz yer orasıdır. Çoğunlukla patronun dediği, yaptığı-ettiği doğrudur diyenler siyasettedir. Parti iktidarda ise bakanlık, vekillik, danışmanlık, yüksek memuriyet, çok maaşlılık ve alabildiğine geniş imkân tarlası onlar içindir. Muhalefet partisinde iseler, vekillikler, yöneticilikler ve öne çıkma imkânları onlar için kullanılır. Bu sistemsiz sistemde baraj sorusu “<em>Ben bilmem Reis bilir”</em> dir.  Ve alınacak karşı tutum da kesindir: Haklı haksız, doğru yanlış demeden Genel Başkanın muhaliflerini topa tutmak.</p>
<h2><strong>Ne yapacağını o bilir</strong></h2>
<p>Böyle böyle kurallar rafa kalkar. <strong>Nebâtî</strong>’nin Fransa’da açık ettiği de bu kuralsızlıktır. İşin başı tepedekine bağlılıktır. İnsanlar çaresiz kalırmış, olsun! Çaresiz kalsınlar ki tâbi olsunlar. “<em>Sadakat isterim”</em> diyenin sesi kulaklarda çınlarken başka sese gerek yoktur. Sonra olan olur. Herkesin bir hayatı ve bu hayatın devamı için işe-aşa ihtiyacı var. Evlâd ü ıyal derdi benim diyene diz çöktürür. Kanun-kural, ölçü-ahlak dağılır, <em>bozulma</em> sosyal <em>bozgun</em>a dönüşür. Sadece yetişkinlerin değil, evde okulda çocukların karşısına bu tepedekinin iki dudağı arasından çıkanın kanun olduğu fikri çıkar. Bu durumda iyi olmaya ve iyi yetişmeye gerek kalmaz. Eğitim öğretim görevlileri de dersi, öğretmeyi bırakır, “<em>Kralın alkışçısı</em>” nesiller için çalışır. Gittiğimiz yol budur.</p>
<p>Efendiler, bilesiniz ki bu çıkmaz yoldur. Tarihte yaşanmış benzerlerine bakınız, hepsi lanetle anılır. Çünkü insan ne kadar kolaycı olursa olsun iyiye ve güzele meyillidir. Değer arar. Bu <em>alkışçılık</em> en yüksek değer kaynağı dini kullanmaya başlasa bile değersiz ve ömürsüzdür. Kofluk, boşluk, tekdüze insan ve davranış bekleyen anlayışın iflası için düşmana ihtiyacı yoktur. Çöküşü kendindendir ve kesindir. Fakat bize düşen bu duruma düşmemektir. Düştüysek yıkımı ağırlaşmadan dönecek-döndürecek akıl ve şuura varmaktır.</p>
<p>Kişiye tapınmaya doğru giden yol, yaratılan illüzyona rağmen 21. asır çocuğuna saçma gelir. Uyaranları bol bir dünyada o tür bir bağlanmanın gereksizliği-geçersizliği kolayca anlaşılır. Doğru fakat buna rağmen aldatma devam ettirilebilir. Bu da daha derin kayıplara yol açar: İnsanlar, önce dine soğuklaşır, sonra topluma, millete… Manasızlaşan hayatın mana kazanması için oraya buraya savrulmalar başlar. Memleket içinde bu savrulmayı önleyecek sağlam bir toplum yapısı da kalmayacağı için önlenemez bir yıkıma düşülür. Sağlam insan yetiştirme merkezleri, kendini koruyabilen insan ve gruplar varsa dönüş mümkündür.</p>
<p>Şu var ki, sosyolojik olaylarda başlayan süreç işler. Sembolle anlatırsak, ekilen yanında ayrık otu, diken, zehirli bitki de toprağa verilen sudan faydalanır. Daha fenası, buğday değil ayrık otu iyidir diyen yeni bir çiftçi tipi çıkmasıdır. O takdirde yanlış ekim fark edilmez. Bilinen her şeyi tersine çevirecek bu illüzyona inanılmışsa o zaman vay halinize! Bizdeki durum biraz böyledir.</p>
<h2><strong>Din alanı karanlık</strong></h2>
<p>Toplumlar Batısıyla Doğusuyla bu durumlara düşerler. <strong>Hasan Sabbah</strong>’ın <em>Haşhaşiliği</em> ile <strong>Hitler </strong><em>Nazizmi</em>nin, <strong>Hülâgû</strong> zulmüyle <strong>Stalin</strong> kıyıcılığının farkı sadece kullandıkları âletlerde ve devirlerinin şartlarındadır. Engizisyon gibi saçmalıklar bizde yaşanmadı, yaşanmaz diyenler yanıldıklarını anlarlar. Bir bakarsınız, <em>El-Kaaide, İşid, Taliban, İhvan</em> ve benzerleri pıtırak gibi biter ve bu çağın öldürücü silahlarını din adına kullanırlar. Doğu ve İslamiyet adına ahkâm kesen dinden geçinenler, bizde din savaşları yaşanmadığı zannıyla övünürler. Yeni dünyanın anarşizmini temsil eder hale gelen din grupları birbirini boğazlarken bunu söylemeleri ayrı bir garabettir.</p>
<p>Türkiye, binlerce yıllık inanış geleneği ve bin yıllık Müslümanlık tecrübesiyle bunları yaşamaya uzak diyebilmek isterdim. Yine de Türkiye’de bu anlayış yerleşemez, kültürleşemez diyebiliyorum.  Ama tehlike de kapıda. Yansımaları can yakıyor.  Ülkemiz, bin yılın tersine bir gidişin uygulama alanı haline geldi. Gün günden kötüye giden bir kabuk dindarlığının ve kendi keyfi için dini kullanmanın varacağı yer <em>İşid</em>’den farklı olmayabilir. Bu durumda, bilenlerin, görenlerin tartışacağı konu belli: Türkiye’de sayılarını bilmediğimiz tarikat görünüşlü yapılar, cemaatler, <em>İşid</em> ve benzerlerinin sadece bir adım gerisindedir.</p>
<p>Bu yolda yürüyen siyasetle durum iyice ciddîleşti. <em>Fetö</em>’den sonra değişen bir şey yok. Yarattıkları illüzyon ve hipnoz kanımızı emiyor. Kolay kolay Türkiye’de bunlar olmaz diyenler de “<em>Acaba?”</em> demeye başlayabilirlerdi. Şükür ki oraya varmayacak.  Bu çıkmaz yolun sonuna geldik. Yalnız, bu duruma düşmenin acısını da unutmuyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/">Bu kuyudan çıkacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
