<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mimari arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/mimari/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Apr 2022 17:55:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Bozgun bozanındır</title>
		<link>https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Yayma cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[semiha ayverdi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38900&#038;preview=true&#038;preview_id=38900</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğrusu insan bazen dert anlatma çaresizliğine düşüyor. Çünkü seviye hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti. Bu körlüğe göstermenin, bu darlığa laf anlatmanın zorluğu ortada. Düşünün, o güzelim eserler kör kazmayla yıkıldı, bozuldu ve siz bu derdi anlayacak muhatap bulamıyorsunuz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/">Bozgun bozanındır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozgun-bozanindir%2F&amp;linkname=Bozgun%20bozan%C4%B1nd%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozgun-bozanindir%2F&amp;linkname=Bozgun%20bozan%C4%B1nd%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozgun-bozanindir%2F&amp;linkname=Bozgun%20bozan%C4%B1nd%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozgun-bozanindir%2F&amp;linkname=Bozgun%20bozan%C4%B1nd%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbozgun-bozanindir%2F&#038;title=Bozgun%20bozan%C4%B1nd%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/" data-a2a-title="Bozgun bozanındır"></a></p><p>Eski eserlere ilginin derecesi, tarihe, millete ve insanlığa saygının ölçüsüdür. İyi bir imtihan vermediğimiz konulardandır. “<em>Ecdadımız..”</em> diyerek dolu ağız konuşmaların bilgiye ve görgüye dayanmaması utanacağımız bir ruh sefaletini açığa çıkarıyor. <em>Gösterişçilik, göründüğü gibi olmamak </em>ve hatta dediğinin tam tersini yapmak bu sefaleti gözler önüne seriyor.</p>
<p>Bin yıl egemen olduğumuz coğrafyada güzelliğiyle göz kamaştıran şehirler yarattık. Şehir içinde-dışında kamu hizmeti gören binaların çoğu devlet parasıyla inşa edilmemiştir. İmrenilecek bir iyilik anlayışıyla Padişahtan başlayarak imkânı olanların kurdukları vakıflarca yapılmıştır.</p>
<p>Klasik anlayışa göre “<em>Vakfa dokunan el onmaz!”. </em>Şimdi bu söz unutuldu. Yakınlarda<em>, Fatih Vakfiyesi</em>’nden beddua bölümünü okuyan din görevlisi keşke bu şuurla titreyen anlayışta olsaydı! O zaman, vakıf yağmasına, eski eser yıkımlarına, bozumlarına, kıyımlarına dayanamaz ve onları konuşurdu. Onun derdi, Ayasofya bahanesiyle,  <strong>Sultan Fatih</strong>’in adını da kullanarak, Vakfiyesi üzerinden birilerini dövmekti.</p>
<p>Camiler birilerini övme, diğerlerini suçlama ve nefret sergileme yeri değildir. Siyaset ve karalama yeri hiç değildir. Özürle söyleyeceğim: Birçok bilgisizlik ve birçok yanlış bilme var. Diyanet Reisi’ni bu duruma düşüren kör ideolojinin dinle imanla bağdaşır tarafını bilenlerin konuşmasını beklerim.</p>
<h2><strong>Restorasyon çok yönlü bilgi ister</strong></h2>
<p>12 Eylülde Vakıflarda basın müşaviriydim. Bütün devlet teşkilatlarında olduğu gibi Vakıflar’a da emekli askerlerden yöneticiler tayin ettiler.  Askerler, aylarca süren durum tespitinden sonra: &#8220;<em>Vakıf eserlerimiz yıkıma ve yok olmaya terkedilmiş. Hızla işe girişelim &#8230;&#8221; </em>dediler. Uzmanlar çağırıldı. İçerdeki uygulayıcılarla beraber eski eser tamirinin çok yönlü bilgi-görgü gerektirdiği konuşuldu. Ortak görüşe göre, eski eserler, eskiliği belli olacak şekilde tamir edilmeliydi. Bu işleri yürütecek yetişmiş insanımız azdı.  Askerler &#8220;<em>O halde uzman yetiştirmek için kolları sıvayalım..&#8221;</em> dediler.</p>
<p>Üniversitelerle temasa geçildi. Kamuoyunu uyandırmak ve ülke çapında meseleleri konuşmak için her yıl kutlanacak &#8220;<em>Vakıf Haftası</em>&#8221; ihdas edildi. Restorasyon sempozyumları yapıldı. Sadece eski eserlerin onarımı için çalışacak <em>Vakıf İnşaat </em>adıyla bir şirket kuruldu. İhtilal yönetimi vakıflar için böyle parlak bir dönemi açtı. Üç yıl sonra askerler gittiler. Yağmacı siviller, kaldıkları yerden devam etme eğilimiyle gelip oturdular. <em>Vakıflar, </em>onlar için iştah kabartan bir rant kaynağıydı.</p>
<p>Son yıllarda bunlarla da kalınmadı. Eski eserleri tamir görüntüsü altında tatsızlıklar sıra sıra geldi. Rastgele inşaat yapanlara eski eser tamiri verildi. İçerde dışarda, neredeyse bozmadığımız eser kalmadı. Örnek yüzlerce. Eski Türk yurtlarından bir misal vereyim: Galiba 2014 yılıydı, Üsküp&#8217;te bizimkiler tarafından onarılmış epeyce Türk eseri gördük. <em>Rifaî Dergâhı </em>da bunlar arasındaydı. Belli ki bir kaba el değmiş ve <strong>Yahya Kemal</strong>’in çocukluğunda devam ettiği o güzelim mekânın görüntüsü büsbütün bozulmuştu. Eski halini bilen, <em>Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı</em> Başkanı Mimar <strong>Sinan Uluand’la </strong>beraberdik<strong>.</strong> Çok üzüldü, dayanamadı ve hemen dışarı çıktı.</p>
<p>Bugüne kadar bu rezaletlerin konuşulmaması tarihimize ilgimizin ne durumda olduğunu gösteriyor. 1950’lerde, <strong>Menderes</strong>&#8216;in eski eser kıyımında, <strong>Samiha-Ekrem Ayverdi, Yahya Kemal, Abdülhak Şinasi Hisar, Ahmet Hamdi Tanpınar</strong> gibi büyük isimler feryat etmişlerdi. Bugüne sağlam metinler bıraktılar. Denecek her şeyi dediler. Ne çare, dinlenmediler ve o tarih düşmanlığı edildi. Son yıllarda, çok eski eser onarıldı. Bu eserlerin bozuluşuna ağlayacak kimseler o devlerin kuvvetinde olmasa da şükür ki vardı. Sesleri cılız kalsa da tesirli oldu. Biraz olsun dikkat yaratılmasının önünü açtılar.</p>
<h2><strong>Anlarlar mı?</strong></h2>
<p>Hatırlayın, dünya harikası <em>Sultanahmet&#8217;</em>in pencereleri iskele kurulurken kırılmıştı. &#8220;<em>İskele pencereye tutturulmuştu&#8221;</em>. İşe bakın ki Vakıflar bu iş bilmezliği, saygısızlığı <em>&#8220;pencereler eski değil yeni</em>&#8221; diyerek savunmaya kalkmıştı. Tam <em>merd-i kıptî</em> örneği.</p>
<p>Tarihi yarımadada, <em>Sultanahmet</em> ve <em>Ayasofya</em> siluetini yararak, göğe yükselen minarelere meydan okuyan beton kuleler dikilmişti. Onlar traşlanacaktı, hala duruyor. Yakınlarda, <em>Süleymaniye</em>’nin hemen yanında yine tarihi görüntüyü katledecek bir bina yükselmeye başlamıştı. Hem de <em>İlim yayma Cemiyeti</em> eliyle. Nasıl bir ilim yayılacaksa?! O beton kalıplar cami seviyesine gelince fark edildi. Gelen tepki, her zamankinden yüksekti. Onun için özür dilenir gibi sesler çıktı ve vazgeçildi. Geçen hafta yazdığım “<em>Artık uzmanlık arayacağız.”</em> açıklaması ondan sonra geldi. Bu da bir oyalama ise ne fena!</p>
<p>Doğrusu insan bazen dert anlatma çaresizliğine düşüyor. Çünkü seviye hiç bu kadar yerlerde sürünmemişti. Bu körlüğe göstermenin, bu darlığa laf anlatmanın zorluğu ortada. Düşünün, o güzelim eserler <em>kör kazma</em>yla yıkıldı, bozuldu ve siz bu derdi anlayacak muhatap bulamıyorsunuz. Asıl ağlanacak hal budur. Zavallı memleket!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/">Bozgun bozanındır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bozgun-bozanindir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eski eser onarımı değil katliam</title>
		<link>https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[beton]]></category>
		<category><![CDATA[havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[inşaat]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yapılaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38794&#038;preview=true&#038;preview_id=38794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen her adımında çam deviren kültürsüzlükle, devleti bilmemenin nelere yol açtığını yıllardır yaşıyoruz. Bu açıklıkla konuşmazsak yol bulamayacağımız görülüyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/">Eski eser onarımı değil katliam</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Feski-eser-onarimi-degil-katliam%2F&amp;linkname=Eski%20eser%20onar%C4%B1m%C4%B1%20de%C4%9Fil%20katliam" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Feski-eser-onarimi-degil-katliam%2F&amp;linkname=Eski%20eser%20onar%C4%B1m%C4%B1%20de%C4%9Fil%20katliam" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Feski-eser-onarimi-degil-katliam%2F&amp;linkname=Eski%20eser%20onar%C4%B1m%C4%B1%20de%C4%9Fil%20katliam" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Feski-eser-onarimi-degil-katliam%2F&amp;linkname=Eski%20eser%20onar%C4%B1m%C4%B1%20de%C4%9Fil%20katliam" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Feski-eser-onarimi-degil-katliam%2F&#038;title=Eski%20eser%20onar%C4%B1m%C4%B1%20de%C4%9Fil%20katliam" data-a2a-url="https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/" data-a2a-title="Eski eser onarımı değil katliam"></a></p><p>Betona gömüldük. Son yıllarımızın bizi getirdiği yer iki kelimeyle bu. Yapılıp edilenleri gökten vahiy gelmiş gibi övenlerimiz, övünenlerimiz olsa da bu halimizle b<em>eton gibi sağlam</em> değiliz. Ayrıca, görüldü ki betonun sağlamlığı da sağlamlık değil. Beton gibi dondurulmuş hayatımızın çimentosu dağılıyor. Sebebi bilenler için açık: Bilgiye dayanmayan, kültür zemini ve ahlâkı olmayan hiçbir hareketin, hiçbir işin hayatı iyileştirme ve sağlamlaştırma değeri yoktur. Yaşadıklarımıza bir de böyle bakmak lazımdır.</p>
<p>Baktığınızda memlekete ne güzel eserler kazandırıldı diyebilirsiniz. Doğru gibi görünen bu peşin kabule her yönüyle bakılınca işler değişir. Soru sormak ve cevap aramak lazım: Mesela, diğer ihtiyaçları sıraladığınızda bu yapıları yapmak birinci sırada ve olmazsa olmaz mıydı?  Bomboş yollar, az geçilen köprüler, ıssız havaalanları yapılmasa hayatımızda ne eksilecekti? Sonra yaptığınızı ucuza mı, pahalıya mı mal ettiniz? Milletin parasını doğru mu harcadınız? Bir beşe, ona getirildiyse “<em>Ben şunu yaptım</em>” diyenin çok utanacağı bir sonuç çıkmaz mı? Böyle anlamaya dönük sorular yeterince konuşulmadı.  Bunlar, sorulur, konuşulur.</p>
<h2><strong>Acaba?</strong></h2>
<p>Ekonomik konulara hâkim değilim. Yapılanlara bu sorular ışığında bakılınca yirmi yılın korkunç israflara yol açan bir hovardalıkla anılacağı kesindir. Bilenlerin ortaya koyduğu sonuç budur. Millet kesesinden hovardalığın ölçüsü, ahlâkı olamaz. Meseleye buradan bakılması tabiidir. Ben de bu doğruluk ve kurallara uygunluk boyutuyla meseleyi ele alanlardanım.</p>
<p>İnşaat çılgınlığının nerelere vardığını bilenler bize anlatmalıdırlar. Ölçülebilir, hesaplanabilir ve hesap verilebilir olmayan hiçbir işin devlet hayatında yeri olmaz. Hesap verilebilirlik ortadan kalkmışsa, ilgili kurumlar, başta Meclis, Sayıştay ve nihayet mahkemeler devrede değillerse düşünmek lazımdır.</p>
<p>Bu cümleleri yazmak için masa başına geçmemiştim. Devlet eliyle yaptırılan restorasyonlara dokunduğum yazıya devam edecektim. Sonra hatırladım ki restorasyon da inşaat işinin bir parçası gibi görülüyor.</p>
<h2><strong>Bozan “inşaat furyası”</strong></h2>
<p>Şöyle düşünüldüğü neredeyse açık: Altı üstü tamir işte. Parayı verir yaptırırız. Diğer yapılar gibi kesenin ağzını bol açmayı tabii ki ihmal etmeyeceğiz. <em>‘İnşaatı, özel uzmanlık isteyen tarihi eserlerin tamiri işini bilenler yapar“</em> diyorlar. Hayır, bu işi herkes yapar. Bizim acelemiz var. Yıkılan eserleri kurtaracağız…</p>
<p>Yirmi yılın bakışı buydu. Son yıllarda, eski eser onarımlarında ecdada, tarihe saygısızlık edildiği bazen gündeme geldi. Birileri bu eleştirileri duymuş ve insafa gelmiş olmalı ki “<em>restorasyonlarda artık uzmanlık arayacağız”</em> açıklaması duyuldu. Olan olduktan, güzelim eserler tanınmaz hale getirildikten, bir daha dönülmeyecek kadar bozulduktan sonra neye yarar demeyeceğim. Zarardan dönüleceğinin işaretiyse yine de iyi. İstanbul’u mahvettikten sonra “<em>İstanbul’”a ihanet ettik</em>” denildi ve ihanete devam edildi. Öyle olmayacağını umarım. Kaç türlü ihanetin pençesine düşmüş güzel ülkemin tarihine de ihanet edildi. Kaç türlü ihanete, eski eser onarımının, teknik tabirle <em>restorasyon</em>un da eklenmesine şaşılmaz. Hemen her adımında çam deviren kültürsüzlükle, devleti bilmemenin nelere yol açtığını yıllardır yaşıyoruz. Bu açıklıkla konuşmazsak yol bulamayacağımız görülüyor.</p>
<h2><strong>Yıkılmadık ne kaldı</strong>?</h2>
<p><em>“Uzmanlık arayacağız”</em> diyen ses, yeni yıkımları-zulümleri önleyecekse önemlidir. Yeter ki bilime, bilgiye dönülmüş olsun. Geçen yıl <em>Galata Kulesi</em>’ne buldozerle dalındı, hatırlayın!  Beş yüz yıllık <em>Pirinç Hanı</em>’na çelik kapı takılmasının üzerinden de bir yıl geçti. Biz <em>Pirinç Hanı</em>’nı, yanındaki <em>Ulu Camii</em> ve daha yüzlerce eseri yaptığımızda Amerika henüz keşfedilmemişti. <em>Üsküp, Saraybosna</em> gibi onlarca şehri de o yıllarda kurmuştuk. Ceddimiz yaptı, biz koruyamıyoruz. O yapıcı yüksek kültür seviyesinden bu kültürsüzlük ve saygısızlığa düşmemiz üzerinde düşünmek lazım.</p>
<p>Osmanlı Asırları’ndan önce Selçuklu Türklüğünün kurduğu şehir ve yapılardan bugüne kalanların yeni tamir edilenlerine bakanın yüreği sızlar. Hemen hiçbiri düzgün onarılmamıştır. Konya, Kayseri, Sivas ve Erzurum gibi Selçuklu şehirlerinde harap edilmiş ecdat yadigârlarının cehaletin kör kazmasına kurban edildiğini gördükçe içi kan ağlar. Her yıl, üç beş defa geçtiğim Aksaray Nevşehir yolundaki hanlar yıkılmış-dökülmüş haldeydi. Hüzünle bakardım. Şimdi onlar tamir edildi ve hiç bakamaz oldum.  Ne yazık ki onarılmadılar, yeniden yapıldılar. <em>Alayhan, Ağzıkarahan ve Tepesidelikhan,</em> şimdi -benzerleri yüzlerce tarihi eser gibi- yapıldıkları dönemin özelliklerini yansıtmayan yenilenmiş yapılardır.</p>
<p>Dünya, eskiyi koruma konusunda titizdir. Eski eserlere insanlığın ortak kültürü ve mirası olarak bakılır. Ortak tavırla korumak için sıkça uluslararası toplantılar yapılır. Yanlışlar, doğrular görüşülür. Olacaklar maalesef belli: O mahfillerde, bundan böyle bizim yaptığımız onarımlar yanlışlar arasında sayılmayacak. Restorasyonda hiç yapılmayacak kötü örnekleri verdiğimiz konuşulacak. Çünkü dünyanın büyük küçük birçok ülkesinde böyle bir tarih ve kültür saygısızlığı kabul edilemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/">Eski eser onarımı değil katliam</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/eski-eser-onarimi-degil-katliam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
