<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rte arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/rte/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/rte/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Feb 2024 17:41:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</title>
		<link>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46492&#038;preview=true&#038;preview_id=46492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetenlerin, kurallara ve yeminlerine uymamakla milletin namusunu ve şerefini lekelediklerini görmek zorundasınız. Görmek yetmez, söyleyeceksiniz. Yola gelmelerini ihtar edeceksiniz. Bu da yetmez. Düzelmiyorlarsa başınızdan atacak bir namus göstereceksiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/">Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&amp;linkname=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk%2F&#038;title=Milletin%20%C5%9Eerefine%20Dolanan%20Hukuksuzluk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/" data-a2a-title="Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk"></a></p><p>Yaşı otuzun altında olanlar, hep <b>Erdoğan</b>’ı başta gördüler. Devlet idaresi her zaman böyle belirsizliklerle yürür zannedebilirler. İşler, baştakinin nasıl olduysa inandığı veya inandığını zannettiği doğrulanmamış doğru dayatmasına göre, dünyanın tersine şekillendiğini sananlar bile olur. En azından, bu kesin inancın hayatta ve hatta yaradılışta karşılığını görmekte zorlanırlar.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayal kurgusu, hayatı yıkar hale gelir, görürler. Buna rağmen yıkanın sebep olduğu bu bozgunu fark etmediğine veya fark etmeyeceğine akıl erdiremeyebilirler. Dedim ya, yeni nesiller bu işler öteden beri hep böyle olur zannedecek derecede düşünceden uzaklaştıkları bir psikolojik kabule düşürülmüş olabilirler. Onlara bir açıklamada bulunmak gerekiyor. Böyle bir görevimiz ve borcumuz da var.</span></p>
<h2><b>Eskiyi kötüleyenler kötülüklere battılar</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de her zaman sürprizlere açık bir hayatımız oldu. Fakat sürprize açık olmayan, tanımlanmış, keyfîliğe imkân vermeyen, tam uygulanamasa da büyük ölçüde kurallarla çerçeveli bir yaşama düzenimiz vardı.</span> <span style="font-weight: 400;">Hiçbir devlet yetkilisinin müdahale edemeyeceği, değiştiremeyeceği özel alanlarımız vardı. Kabul edilmiş haklarımız vardı. Sonuna kadar eleştirme hakkımız vardı. Usulünce hesap sorma hakkımız vardı. Biz halktık ve seçtiklerimiz bize bağırıp çağıramazlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eskiyi kötüleyenlere bakmayınız. Şimdi var olan kötülüklerin birçoğu eski hayatımızda yoktu. Olanlar da bu kadar yaygın değildi. Yolsuzluk, hırsızlık, yağma gibi yüz kızartıcı işlerin normal kabul edilmesi söz konusu olamazdı. Bunlar lanetlenen işlerdi. Kanun önünde de, vatandaş önünde de suçtu. Her yerde ve her zaman olduğu gibi suç işleyen olurdu fakat er geç cezalandırılacağı inancı vardı. Bu, eskiyle yeninin çok temel bir farkı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Eski asırlardan gelen “</span><i><span style="font-weight: 400;">Devletin malı deniz, yemeyen domuz”</span></i><span style="font-weight: 400;"> tekerlemesi-deyimi yiyicileri hicveden ağır bir cümledir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Böyle gelmiş böyle gider</span></i><span style="font-weight: 400;">” cümlesinin kabullenilmiş çaresizliğe benzer duygusuyla birleşince yükü daha da ağırlaşır. Buna rağmen bu sözde de bir yergi vardı. </span></p>
<h2><b>Vatandaş azarlanamaz</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadığımız yakın dönemlerle kıyaslayarak gidelim:  Yeri gelince her zaman eleştirmekten geri durmadığımız </span><b>Demirel, Ecevit </b><span style="font-weight: 400;">ve</span><b> Özal</b><span style="font-weight: 400;">, kendilerine en ağır sözlerle yüklenenlere karşı “</span><i><span style="font-weight: 400;">devlet düşmanı, şunun bunun adamı</span></i><span style="font-weight: 400;">” deseler kıyamet kopardı. Böyle bir sıfat yakıştıranlar halkı karşısında bulur ve bir daha böyle bir söz edemeyecek hale getirilirlerdi. Merak ediyorsanız daha ilerisini de söyleyeyim, Başbakana karşı dava açabilir ve haklıysak kazanabilirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi başka bir yere geldik. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de akıl almaz işler oluyor</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyecek halimiz kalmadı.  Eskiden hiç rastlanmayacak veya on yıllarda bir görülecek işler artık bir günde ve hatta saatler içinde oluyor. Çünkü yeni siyasilerimizin ve onlara uyan veya uymadığını göstermeyen-gösteremeyen toplumun akla düşman akılsızlığı temsil eder hale gelişi bizi şaşkınlaştırdı.  Her zaman yazıyorum, yaşadığımız yeni tip bir cinnettir. Bazı örnekler gerçekten kan dondurur mahiyettedir. </span></p>
<h2><b>Hani Anayasa?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kökten bozulma sürecini hatırlayalım: </span><b>Erdoğan </b><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı olunca, parti genel başkanı gibi hareket etmeye devam etti. Anayasa&#8217;ya göre, Cumhurbaşkanı tarafsızdı. Parti siyaseti yapamazdı, yaptı. Madem o anayasaya uymuyor, biz anayasayı ona uyduralım demek gibi, olmaz-olamaz bir işe giriştik. Partili Cumhurbaşkanlığına geçtik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alışan duramaz. Kanun nizam dinlememenin sonu yoktu. İhlaller çorap söküğü gibi geldi. Anayasa&#8217;ya bir defa değil, defalarca uyulmadı. Anayasa&#8217;da ve kanunlarda yeni rejime göre değişmesi gereken maddeler vardı. Onları “</span><i><span style="font-weight: 400;">kullanmak için</span></i><span style="font-weight: 400;">” değiştirmediler. Evet utanarak söylüyorum, kullanmak için değiştirmediler. Mesela, tarafsız Cumhurbaşkanı için düşünülen sorumsuzluk maddesi hâlâ duruyor. Onun Anayasa’ya konuş sebebi belli: Eski sistemde, temsil makamındaki Cumhurbaşkanı, partiler üstü, yukarda bir yerde konumlandırılmıştı. Sıkı bir zırhla korunur ve hakkında ileri geri konuşulamazdı. Konuşulursa suç olurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle, herkese eşit mesafede duracak, koruyucu-kollayıcı bir Cumhurbaşkanımız yok artık. Şimdiki partili ve diğerlerinin amansız rakibi.  Ağız dalaşından, hakarete kadar her şey var. Cumhurun başı her istediğini herkese söylüyor. Tuhafı şu ki kimse ona aynı sözlerini tekrar veya iade yoluyla bile cevap veremiyor. Verirse eski Cumhurbaşkanı tarifine göre düzenlenmiş ve değiştirilmemiş maddeye göre hemen dava açılıyor. Sonsuz yetki, sıfır sorumluluk hali böyle doğdu, böyle yaşanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilelim ki hayatımızı boğan bir iştir. Yönetenler, girdikleri bu yoldan dönemeyebilirler. Bu değneksiz gezer hale geldikleri köyde efelenme rahatlığından dönmek istemeyeceklerdir.  Biz döndüreceğiz. </span></p>
<h2><b>Dönülecek yol</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yol felaketlidir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Faiz sebep..</span></i><span style="font-weight: 400;">” demek otoyolda tersten seyretmeye çalışmak gibi bir şeydi. Bu tersliği biz mahkum edemeyince, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ben neymişim be Abi!?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> görmemişliğinin şehvetiyle her alana yayıldı. Bunu görmezlikten gelemeyiz. Yaz-boza giden bu keyfilik, güç gösterme çocukluğunun sonucudur. Felaket sebebidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her işi tek kişiye vererek uçacağımızı söyleyenlere kanmamız bu yolu açtı. Görülmemiş bir rejime geçişi kabul ettik. Kanunu-nizamı gözeten, temsil eden bir Cumhurbaşkanımız vardı. Şimdi her şey iki dudağının arasında bir tek adamımız var. Bırakın 21. asrı, belki devletler tarihinde pek görülmemiş bir iştir. Türk tarihinde eşi benzeri değil, izi yoktur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altı yılda üç kat fakirleşmemiz bu keyfilikle geldi. Çıkacağımız dehliz budur. Beni günlük siyasetin çekişmeleri, şu parti bu parti değil bu ilgilendiriyor. Başımıza gelenlerin sebebi içine düştüğümüz keyfiliktir. Biz partisiz gözler, memleket dertlileri görecek ve söyleyeceğiz. Şu gelen seçimler bu bozgunu yavaşlatmak ve mümkünse durdurmak için önemlidir. Türkiye’yi tek adamdan kurtarmak ve kurallı-kurumlu, başı sonu belli bir rejime dönmek ana meseledir.</span></p>
<h2><b>Cumhurbaşkanı yemini</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Niye böyle olduğunu anlamak için hadi onu da hatırlatayım: Anayasayı açın ve Cumhurbaşkanı yeminini okuyun! Orada tarafsız bir Cumhurbaşkanı göreceksiniz. Erdoğan Meclis’te o yemini okudu. Anayasa’nın 103. maddesinde yer alan o metnin sonu şöyledir:  &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;"> …üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.&#8221;</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hususu sessiz geçemeyiz. Cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri veya başka yetkililerin yemini </span><i><span style="font-weight: 400;">“namus ve şeref üzerine</span></i><span style="font-weight: 400;">”dir.  Yeminlerine göre kurallara uymayı namus ve şeref meselesi saydıklarını ilan ederler. Namus ve şerefleri üzerine yemin edenler, namus ve şereflerini koruyabiliyorlar mı?  Bakacağımız ve sorgulayacağımız bir mesele de budur. Kendi namus ve şereflerini düşünüp düşünmediklerini yapıp ettiklerinden gördüğünüz kadarıyla anlarsınız. Bunu onlara hatırlatmak ve kurallara, hakka-hukuka uymalarını istemek hem hakkınız, hem vazifenizdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dahasını söyleyeceğim: Yönetenlerin, kurallara ve yeminlerine uymamakla milletin namusunu ve şerefini lekelediklerini görmek zorundasınız. Görmek yetmez, söyleyeceksiniz. Yola gelmelerini ihtar edeceksiniz. Bu da yetmez. Düzelmiyorlarsa başınızdan atacak bir namus göstereceksiniz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşulacak ana konu,  bu hak-hukuk ve namus-şeref meselesidir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/">Milletin Şerefine Dolanan Hukuksuzluk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milletin-serefine-dolanan-hukuksuzluk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elbette kötü gidişin dönüşü var</title>
		<link>https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jan 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[AKP rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46377&#038;preview=true&#038;preview_id=46377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böyle gitmeyeceği açık. Az gayretle bile bu yoldan döneceğiz ve yıkım ekibini de bataktan çıkaracağız. Nasıl olacağını bize tarihin doğru konuşan ağzı ve çağın aklı söyleyecek. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/">Elbette kötü gidişin dönüşü var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Felbette-kotu-gidisin-donusu-var%2F&amp;linkname=Elbette%20k%C3%B6t%C3%BC%20gidi%C5%9Fin%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%20var" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Felbette-kotu-gidisin-donusu-var%2F&amp;linkname=Elbette%20k%C3%B6t%C3%BC%20gidi%C5%9Fin%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%20var" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Felbette-kotu-gidisin-donusu-var%2F&amp;linkname=Elbette%20k%C3%B6t%C3%BC%20gidi%C5%9Fin%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%20var" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Felbette-kotu-gidisin-donusu-var%2F&amp;linkname=Elbette%20k%C3%B6t%C3%BC%20gidi%C5%9Fin%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%20var" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Felbette-kotu-gidisin-donusu-var%2F&#038;title=Elbette%20k%C3%B6t%C3%BC%20gidi%C5%9Fin%20d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC%20var" data-a2a-url="https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/" data-a2a-title="Elbette kötü gidişin dönüşü var"></a></p><p>Memlekette nelerin nasıl konuşulduğuna bakan halimize acır. Bir kaynaktan üflenen yelle sallanışımız içimizin boşaldığını göstermese de bitmeyen bir sonbahar algısında suyumuzun çekildiğine işarettir. Bilesiniz ki düşünmeyi unutanlar için hayat suyu uzaklardadır.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Talimatla hareket eden askerin bile akılsız, düşüncesiz yol yürümesi mümkün değildir. Üstlerine uyan, o emrin kılı kırk yararak alınmış karar sonucunda geldiğini bilir. Askerliğin keyfilik kaldırmayacağı açıktır. Can pazarıdır. Devlet yönetimi de aynı titizliği ister. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne çare, bizim devlet hayatımızda o akıl yürütmenin süreçleri bir bir rafa kaldırıldı. Durum daha ağır bir sıfatı hak ediyor da dilim varmıyor.</span></p>
<h2><b>“Emir büyük yerden” değil</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Memleket batağa saplanırken, şu reisin,  bu başkanın ağzına bakanlarımız nelere yol açtıklarını hala düşünmüyorlar.  Devlet bürokrasi demektir. Kararlar alttan üste olgunlaşarak verilir. Biz o kademeleri kaldırdık ve her masada oturan bir merkezden gelecek talimata bakar hale geldi. Yıkımlar böyle hızlandı. Sosyal sermayemizi dondurduk ve talimatla hareket eden cemaat ve camialar meydan aldı. O cemaat yapılanmalarının bizi getirdiği yer dehşettir. Aklı ve düşünceyi toptan reddederek kayıtsız şartsız itaatle </span><b>Hasan Sabbah</b><span style="font-weight: 400;">’ın, Haşhâşîliğin yeni versiyonlarıyla yerleşen bir kör itaatin yıkıcı ellerde boğazımızı sıkmaya başladığını fark etmez haldeyiz. Uyuşturulduğumuz kesin. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağırarak çağırarak korkutmayı meslek edinenler kayıtsız şartsız peşlerine takılan gözü kararmış kalabalıklar buldular. Tanrı adına konuşan cami adamının herzelerini din zannedenler de buraya eklendiler. Her biri birinin kolu kanadı arasına sığınmak zorunda kalan milyonların nereye aktığını görüp gösterecek akla yer bırakmayan kör tapınıcılık kol geziyor.</span></p>
<h2><b>Tapınmanın böylesi</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tapınıcılıkta hiçbir ölçü yoktur. Bildiğiniz insanlık değerlerinin buldozerlerle yıkılmış yapıları moloz halindedir. Çünkü hak hukuk gözetmek bu tapınıcılığı yıkar. Yaradılışın kanunları da bu tersine gidişe uymaz. Şeytana pabucunu ters giydirenlerin ilk yapacakları o kanunları koyan Tanrı’yı kendilerinin temsil ettiğini kabul ettirmektir. Gerisi kolaydır. İnsan denen mahlûkun “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ne olacağım?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> endişesinde kıvranışını, o en zayıf noktasını yakalar ve oradan vururlar: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Tanrı benimle. Sen de benimle olursan kurtulursun!</span></i><span style="font-weight: 400;">” derler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğer kabul ederseniz, bir de bakarsınız ki bildiğiniz, alıştığınız her şey değişmiş. Kanun nizam kalmamış. Tam bir anarşi hali. Balık bulanık suda avlanır hükmü hükmünü sürdürüyor. O Tanrı adına konuşanlar tam olarak bunu yapıyor. Ortaçağ Batı Kilisesi de bunu yapıyordu. Şimdi bu iletişim çağının imkânlarıyla bizim dincilerin yaptığı da yeni versiyonu. Keskin ve abartılı bulunacağını bildiğim halde sarsmak için böyle söylediğimi düşünenler düşünsünler. </span></p>
<p><b>Mithat Cemal Kuntay</b><span style="font-weight: 400;">’ın o mısraı bu duruma ses yükseltir: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bir Tanrı yeter kendine bin Tanrı yaratma!”</span></i></p>
<h2><b>Düşünmediğimiz için kolay aldatılıyoruz</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Memleketin asıl dertlerinin kaynağında bu var. Onun için aldatıldıkça aldatılıyoruz. Onun için kolay yalan söyleniyor. Onun için hak hukuk gözetmemek kanun haline geliyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">“O ne derse o</span></i><span style="font-weight: 400;">” dediklerimiz yüzünden sürünüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her gün “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bu da olur mu?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyeceğiniz videolar yayınlanıyor. Merdiven altında değil, meydanlarda, hatta devlet mekanizmalarında bu türlü gündem dışı gündemler hayatımızı zehirliyor. Onun için hayatı konuşamıyoruz. Dünyayı konuşamıyoruz. Başımıza gelenleri anlayamıyor ve sürüklendikçe sürükleniyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her şeyi bir kenara bırakalım, bir yere bakalım: Bu memlekette </span><i><span style="font-weight: 400;">adalet</span></i><span style="font-weight: 400;"> var mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruları soran varsa da cevap veren yok. Cambaza baktıracak propaganda üretim merkezleri gündemleri tayin ediyor. Bu ortamda, böyle bir gündem yaratmanın mantığını biri bana anlatabilirse.. diyemiyorsunuz. Sesiniz hançerenizde boğuluyor. Hadi bu kaotik ortamda bulunmadığımızı farz edelim: Hukukumuzun yerlerde süründüğünü kabul etmeyecek bir akıl sahibi var mı?</span></p>
<h2><b>“Böyle gelmiş böyle gitmez”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Dostlar! Net görünen manzara şudur: Türkiye&#8217;de kanunlar var: Hâkim gücün istediği ölçüde ve istediği şekilde uygulanıyor. Türkiye&#8217;de Anayasa var: Askıda. Gücü olan uymuyor. Devlet yönetme usullerini, binlerce yıllık anlayış ve teâmülleri elinin tersiyle itebiliyor. Beğenilmeyen her kural da istendiğinde askıya alınıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demek ki, Türkiye&#8217;nin meselesi kural koymak değildir. Kurallara uymamak belasında kıvranıyoruz. Türk Tarihi&#8217;nin binlerce yıllık parlak dönemlerinde töreye, hukûka, geleneğe, teâmüllere bağlılık esastır ve kesindir. Bugün yaşadığımız bunun tersidir. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Şimdiki rejimin özelliği hukuksuzluk ve keyfîliktir</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyenlere kolayına itiraz edilemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemen herkes de bu görüşteyken nasıl oluyorsa </span><i><span style="font-weight: 400;">“böyle geldi, böyle gider” </span></i><span style="font-weight: 400;">havasında bir vurdumduymazlık içindeyiz. Bilelim ki kendiliğinden düzelecek hali yoktur. İstediği gibi hareket edenlere ses çıkarmazsak onlar kendilerini kontrol edemezler. İştahla bu yaz-boza ve yalnız kendilerini düşünmeye, ülkeyi batağa saplayacak yollarda yürümeye devam ederler. Keyfîliği normalleştiren bizim bu tepkisizliğimizdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumda, dünyanın en iyi kanunlarını ve Anayasasını yapsanız ne olur? Konuşacaksak bunu konuşalım!</span></p>
<h2><b>Bu tekliğin mantığı yok</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı’nın yürütmenin başında Başbakan gibi de konumlandığı bu yeni rejimde her yetki tek elde toplanıyor. Yetki tam, sorumluluk yok.  Kuvvetler ayrılığı zaten can çekişiyordu, tam mânâsıyle bitti. “</span><i><span style="font-weight: 400;">12 Eylül rejiminin bazı uygulamaları daha feci örneklerle geri dönecek”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyenler eksik söylediklerini gördüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilenler,  “</span><i><span style="font-weight: 400;">12 Eylül’de hukuk bu derece vesayet altında değildi</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyorlar. Yaşadıklarımızı hatırlayınca ben de bu düşünceye katılıyorum. O zaman ihtilâlcilerin istediği çok şey, bürokrasiden ve mahkemelerden dönerdi. Şimdi tek merkeze bağlı açık bir vesayet, kanunlarla da desteklendi. Feci sonuçlarını gördük, görüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Getirdiği krizleri gördüğümüz halde buna razı mıyız? Soracağımız ve cevabını arayacağımız soru budur.</span></p>
<h2><b>Referandumlarla gelen yıkımlar</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu duruma birden bire gelmedik. 2010 referandumu Türkiye’yi kökten bozmanın miladıdır. O tarihten sonra olanlara bakın, apaçık göreceksiniz. Göreceğimiz bir husus çok can yakıcıdır: Cemaat iktidar kavgası, prensip, kanun kural kavgası değildi. Benzer usullerle egemenlik kavgası yürüttükleri görüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Referandumda şehvetle yazan, konuşan, etmedik laf, suçlama bırakmayarak haysiyet celladlığı edenler, bu sefer de yeni el değiştirme teşebbüsünü -biraz mahcubane de olsa- destekleme telaşına düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bendeniz de bir kere daha kendimi test etmiş oldum. Okumuşlarımız taraf olduklarında bu kadar yıkıcı olabiliyorlar. Yıktıklarını bir daha.. bir daha yıkmaktan çekinmiyorlar. Yarın olacakları hiç mi hiç düşünmüyorlar. Hakikate yüz çeviriyorlar. Anlama kabiliyetleri körleniyor. Ve ortalık bugünlerin Ankara havası gibi sisli-puslu hale getirilince adalet duygusu da gözler önünde doğranıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavga Günleri&#8217;nde yazdım. Keşke yanılsaydım da şimdi zevkle özür dileseydim. Maalesef yanılmadım, yanılmamışım. Bu kötü gidişin akla mantığa sığar tarafı yok. Din, cami, cemaat eksenli göründüğüne bakmayınız, manadan eser yok. Ruhu zaten yok. Ömrünü, tarihten kopuşla, cehalet ve uyuşuklukla biz uzattık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle gitmeyeceği açık. Az gayretle bile bu yoldan döneceğiz ve yıkım ekibini de bataktan çıkaracağız. Nasıl olacağını bize tarihin doğru konuşan ağzı ve çağın aklı söyleyecek. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/">Elbette kötü gidişin dönüşü var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/elbette-kotu-gidisin-donusu-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye Yüzyılı&#8217;: Egemenlik el değiştiriyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye yüzyılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41218&#038;preview=true&#038;preview_id=41218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Yüzyılı hedefi aynı zamanda menzil (!) yolculuğundaki son adım gibi. Bu açıdan açıklamalar özel bir ilgiyi hak ediyor. Yirmi yıllık AKP iktidarının yaptıkları ve yaşattıkları bunu mecbur kılıyor. Dolayısıyla bu uzun konuşmanın satır aralarına bakmak gerekiyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/">&#8216;Türkiye Yüzyılı&#8217;: Egemenlik el değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor%2F&amp;linkname=%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99%3A%20Egemenlik%20el%20de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor%2F&amp;linkname=%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99%3A%20Egemenlik%20el%20de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor%2F&amp;linkname=%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99%3A%20Egemenlik%20el%20de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor%2F&amp;linkname=%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99%3A%20Egemenlik%20el%20de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor%2F&#038;title=%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99%3A%20Egemenlik%20el%20de%C4%9Fi%C5%9Ftiriyor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/" data-a2a-title="‘Türkiye Yüzyılı’: Egemenlik el değiştiriyor"></a></p><p>AKP Genel Başkanı Erdoğan adını <em>Türkiye Yüzyılı</em> koydukları yeni programını açıkladı. Bu programla da yeni seçim dönemine girildiği anlaşılıyor. Geçmişte kullandığı <em>çıraklık, kalfalık </em>ve <em>ustalık dönemi </em>kavramının yerini <em>Türkiye Yüzyılı </em>almış görünüyor.</p>
<p><em>Türkiye Yüzyılı</em> hedefi aynı zamanda <em>menzil</em> (!) yolculuğundaki son adım gibi. Bu açıdan açıklamalar özel bir ilgiyi hak ediyor. Yirmi yıllık AKP iktidarının yaptıkları ve yaşattıkları bunu mecbur kılıyor. Dolayısıyla bu uzun konuşmanın satır aralarına bakmak gerekiyor.</p>
<p>Geçen haftaki yazımın başlığı <em>Muhafazakâr Devrimcilik</em> ve <em>Türkiye Yüzyılı </em>idi<em>.</em> <em>Türk Devrimine karşı yeni bir hareketin başladığını</em> belirtiyordum. <em>Arkasına saklanılan hedefi de çok güzel: Türkiye Yüzyılı</em> demiştim. Bu sefer de arka plana bakmaya çalışacağım.</p>
<p>Aslında çok güzel ve ilk bakışta karşı çıkılması zor bir kavram gibi görünüyor. Ondan dolayı bakış açısı biraz daha farklılaşmalı. Farklılaşmalı ki yapılmak istenen daha iyi anlaşılabilsin. Bu açıdan kullanılan kavramlar kadar kullanılmayanlara da dikkat etmek gerekiyor.</p>
<p>Ayrıca; ekonomi, eğitim, sağlık, güvenlik veya savunma gibi sahalardaki hedefler doğru olmakla birlikte bunlar her yönetim kadrosunun hedefleridir. Doğrudur ve haklıdır ama sıradandır. Yüzyılı üzerinde mühür vurabilmek için başka hedefler olmalıdır. Bu açıdan da konuşmaya başka pencereden bakılmalıdır. Ki bu bakışta yirmi yılda yaşadıklarımız kılavuz olacaktır.</p>
<h2><strong>Menzil’de değişen bir şey yok</strong></h2>
<p>Konuşma yaklaşık bir buçuk saat kadardı. Merak edip baktım, 6108 kelime. Bir kere Türk geçiyor. O da Türk Silahlı Kuvvetleri derken. Bu da bize egemenliğin sahibi mi değişiyor dedirtiyor.</p>
<p>Bunu düşündüren başka ifadeler de var. Konuşmanın sonuna doğru <strong><em>yeni bir millî mutabakat zemini </em></strong>çağrısı var<strong>. </strong>Peki, Türk Milleti arasında millî bir mutabakat yok mu da bu çağrı yapılıyor? Elbette var. Son yirmi yılda bir hayli zayıfla(tıl)mış olsa da var. Zayıflamış olanın güçlendirilmesi arzu ediliyorsa, bozan nasıl düzeltecek? Bu sorunun cevabı seçim sandığında.</p>
<p>Bizim sorumuzsa, <strong>başka bir millî mutabakat mı aranıyor?</strong> Cevabın ipuçları da konuşmada.</p>
<p>Konuşmanın başlarında <em>“Cumhuriyetimiz … geçmişinin önemli bir kısmında, kendi içinde barışık yaşayamadı.”</em> hükmü var. Siyasi ideolojisini bu kabul üzerine kuran bir düşünce, suçu Cumhuriyet’in üzerine atamaz. Zaten varlığı bu küslük üzerine. Hep Cumhuriyet’in yanlış temeller üzerine kurulduğunu söyleyegeldi. Cumhuriyet’in yanlışlığı da, <em>“Red, inkâr ve asimalasyon politikaları” </em>uygulaması ve <em>“tek bir etnisite üzerine kurulmuş” </em>olmasıydı(!) <em>“Hâlbuki Türk, Kürt, Çerkez, Laz…</em> <em>yaşıyor” </em>sözlerini hep duyduk. Bu sayı bazen 27’ye bazen de 36’ya çıktı.</p>
<p><em>Türkiye Yüzyılı</em> konuşmasında da var. <em>“Türkiye Yüzyılı;</em> <em>Kimlik siyaseti yerine birlik siyasetini, Kutuplaştırma siyaseti yerine bütünleştirme siyasetini… İnkâr siyaseti yerine kucaklama siyasetini… Tahakküm siyaseti yerine özgürlük siyasetini… Nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini ikame etmenin adıdır.” </em></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti kimlik siyaseti gütmedi. Ama egemenliğin sahibini de çok açık ortaya koydu. İtiraz da egemenliğin sahibine edilmekte. Yani itiraz -aynı zamanda inkâr- <em>Türk</em> adına. Kimliğe. Bu itirazla da tam bir kimlik siyaseti yapılıyor. Eşit yurttaşlardan oluşan Türk Milleti yerine grupların eşitliği getirilmek isteniyor. <em>Türkiye Yüzyılı</em> açıklamalarında da tam olarak bu var.</p>
<p>(İronik olanı da <em>‘nefret siyaseti yerine sevgi…’</em> den bahseden Erdoğan, daha iki hafta önce gençlere; “<em>‘Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.’<strong> Bu anlayışla bu yolda yürüyoruz.” </strong></em>demişti<strong>.)</strong></p>
<p>AKP Genel Başkanı, <em>“Yönetim sistemini değiştirerek,</em> <em>iki asırlık arayışa cevap verecek bir büyük reformu hayata geçirdik” </em>derken de bu tartışmanın Tanzimat’ın başlangıcında olduğunu işaret ediyor. Bu sözler, 16 Nisan 2017 referandum günü akşamında yaptığı açıklamayla aynı. Yani değişen bir şey olmadığının da başka bir göstergesi.</p>
<h2><strong>Yüzyılın sahibi nasıl bir Türkiye olacak?</strong></h2>
<p>Konuşmanın başında <em>ahidleşmek ve</em> “<em>Cumhuriyetimize adını veren cumhurun, yani halkımızın, siyasetin de, yönetimin de, ekonominin de <strong>asli öznesi olma</strong> <strong>konumunu</strong> güçlendirmenin kavli için bir araya geldik.” </em>ifadeleri vardı. Öncelikle bu halkın adı Türk’tür. Türk halkı siyasetin de, yönetimin de ekonominin de <strong>zaten</strong> <strong>asli öznesidir</strong>. Bunun aksini söylemek ırkçılıktır. Kimlik siyasetidir. Millî mutabakatımızın zayıflamasının sebeplerinin en başında bu anlayış gelmektedir.</p>
<p><em>Türkiye Yüzyılı </em>konuşmasının sonunda “<em>Bu vatan, bu ülke, bu bayrak, bu devlet <strong>hepimizin” </strong></em>dendi. Ve bitiş cümlesi daha özeldi: <em>“<strong>Bu gelecek hepimizin ortak geleceği.” </strong></em>İki kelime, <strong><em>hepimizin</em></strong> ve <strong><em>ortak</em></strong> çok önemli. Özellikle seçildiği anlaşılıyor. <strong><em>‘Hepimizin’</em> </strong>adı ne, kimler dahil ortaya konmuş değil. <strong>‘<em>Ortaklık’</em> </strong>kiminle ve nasıl olacak, bu da belli değil. Fakat açık bir husus var ki Türk, ‘<strong><em>hepimizin’</em></strong> içindeki unsurlardan sadece birisi. <em>Türkiye Yüzyılı</em>’nda yeni anayasa için çağrı da yapılıyor. Görülen, yeni anayasadan Türk adını çıkarma planları yeniden ısıtılıyor.</p>
<p>Konuşmanın sonunda her zamanki gibi <em>“Tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak, hep birlikte Türkiye’yiz” kavilleşmesi</em> ve <em>ahidleşmesi </em>vardı. Bu ahidleşme ve kavilleşmeye MHP Genel Başkanı da ayakta iştirak etti. Cumhurbaşkanı’nın bizzat daveti üzerine ayağa kalkması protokol gereğidir elbette. Ama <em>Türkiye Yüzyılı</em> hakkındaki düşüncelerinin kamuoyuna açıklanması da bir zarurettir.</p>
<p>Son sözler Türk tarihinin tartışmasız en büyüklerinden birisi olan Atatürk’e aittir. “<em>Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez … Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır.”</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/">&#8216;Türkiye Yüzyılı&#8217;: Egemenlik el değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’</title>
		<link>https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Dindar nesil]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[muhafazakarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<category><![CDATA[Tügva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41142&#038;preview=true&#038;preview_id=41142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anlaşılan o ki muhafazakâr devrimcilikle Türk Devrimine karşı yeni bir hareket başlıyor. Karşı devrimciliğin yeni bir elbise giydirilmiş hâli.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/">‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili%2F&amp;linkname=%E2%80%98Muhafazak%C3%A2r%20Devrimcilik%E2%80%99%20ve%20%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili%2F&amp;linkname=%E2%80%98Muhafazak%C3%A2r%20Devrimcilik%E2%80%99%20ve%20%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili%2F&amp;linkname=%E2%80%98Muhafazak%C3%A2r%20Devrimcilik%E2%80%99%20ve%20%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili%2F&amp;linkname=%E2%80%98Muhafazak%C3%A2r%20Devrimcilik%E2%80%99%20ve%20%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili%2F&#038;title=%E2%80%98Muhafazak%C3%A2r%20Devrimcilik%E2%80%99%20ve%20%E2%80%98T%C3%BCrkiye%20Y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1%E2%80%99" data-a2a-url="https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/" data-a2a-title="‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’"></a></p><p>Siyasi literatürümüze ‘Muhafazakâr Devrimci’ kavramı da girdi. AKP Genel Başkanı Erdoğan, TÜGVA (Türkiye Gençlik Vakfı)’nın genel kurulunda yaptığı konuşmada kullandı. Yeni kavram, AKP’nin kuruluş yıllarındaki ‘Muhafazakâr Demokrasi’ iddiasının yanında yerini aldı.<a href="https://millidusunce.com/muhafazakar-demokras-dn-syaset/" target="_blank" rel="noopener"><i>(Muhafazakâr demokrasi, din, siyaset ve İslam</i></a> başlıklı yazım 2013 Kasım’ında MDM internet sitesinde yayımlandı. <i>Türkiye’nin Rotası </i>kitabımda da ilk makale olarak yer aldı. Muhafazakâr demokrasi incelemesi AKP’nin iki yayını* üzerinden yapılmıştı.)</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhafaza etmenin kelime anlamı korumak, saklamak. Muhafazakâr tutucu, muhafazakârlık tutuculuk anlamları da var.  Ancak muhafazakâr biri, toplumda dindar veya dinî değerlere önem veren bir kişi olarak algılanıyor. Dolayısıyla muhafazakârlık dinî değerleri korumayı önceleyen bir düşünce olarak yerleşmiş durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhafazakârlığı birey olarak uyguladığınızda bir problem çıkmaz. Çünkü kişi sadece kendi egemenlik alanında hareket etmektedir. Bir başkası bu davranıştan etkilenmez. Ancak bu bireyden çıkıp topluma uygulanmaya başladığında problemler yaşanmaya başlar. Artık başkalarının davranışlarına müdahale başlamıştır. Yani insanlar bir başkasının düşüncelerine göre davranmaya yönlendirilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP, ilk yıllardaki iki yayınıyla bu konudaki düşüncelerini açıklamış. </span><b><i>Dinin</i></b> <b><i>jeopolitik yapıdaki stratejik önemini </i></b><b>vurgulayarak </b><b><i>buna göre politikalar üretmekten</i></b><b> bahsediyor.</b> <b>Bununla da </b><b><i>bölgesel güç olunacağı</i></b><b> iddiasında. </b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Toplumsal birlik ve beraberliğin tesisinde, asayişin ve güvenliğin temininde insanların ahlâk ve fazilet ekseninde bilinçlendirilmesi; her türlü aşırılık, zulüm ve terörist faaliyetlerden arındırılması sürecinde inancın önemli bir işlevi vardır.” </span></i><span style="font-weight: 400;">ifadesi de bu iki yayındaki cümlelerden</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Terörle mücadelede de dinin etkili olacağını düşünülmüş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin doktora tezindeki Cumhuriyet ile ilgili düşünceler de dikkat çekici.  “</span><i><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet kurulurken … sıklıkla başvurulan … din, iktidar sağlamlaştıktan sonra sistemli bir şekilde kamusal alanın dışına itilmiş, baskılanmış, ötekileştirilmiştir.” </span></i><span style="font-weight: 400;"> Tezin (kısa) başlığı da manidar</span><i><span style="font-weight: 400;">: “</span></i><a href="https://millidusunce.com/milli-gorusten-muhafazakar-demokrasiye/" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Millî Görüşten Muhafazakâr Demokrasiye</span></i></a><i><span style="font-weight: 400;">.”</span></i></p>
<h2><b>Muhafazakârlık ve devrimcilik(!)</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">TDK, devrimi belli bir alanda </span><i><span style="font-weight: 400;">hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik, ihtilal, inkılap</span></i><span style="font-weight: 400;"> olarak tanımlıyor. Devrimci de bunları yapan kimse elbette.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soru hemen kendini gösteriyor. Muhafazakâr devrimci neyi muhafaza edip neyi değiştirecek? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kavramı ortaya atan AKP Genel Başkanı Erdoğan, kavramı “</span><i><span style="font-weight: 400;">Millî ve manevî değerlerimize tavizsiz şekilde sahip çıkan; haklarımızı, menfaatlerimizi her şartta koruyan yanımızla muhafazakârız … demokrasi, hak ve özgürlüklere, her alanda devrim niteliğinde adımlar atan; dünyadaki zulme ve adaletsizliklere itiraz eden yanımızla da devrimciyiz … kendi medeniyetinin değerlerinden yana olarak … geliştiren ve atılım içinde olan gerçek bir devrimciliktir bu. Muhafazakâr devrimcilik işte budur.” </span></i><span style="font-weight: 400;">diyerek tanımlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bahsedilen </span><i><span style="font-weight: 400;">haklar ve menfaatler </span></i><span style="font-weight: 400;">devletin ve milletinse korunması zaten yöneticinin görevi. Cevaptaki belirtici unsur </span><i><span style="font-weight: 400;">millî ve manevi değerler </span></i><span style="font-weight: 400;">olarak öne çıkıyor</span><i><span style="font-weight: 400;">.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhafazakâr devrimcinin kim ve nasıl biri olduğunu anlamak için TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu’ndaki konuşmaya bakmak gerekiyor. Çünkü ilk olarak orada kullanıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TÜGVA, Türkiye Gençlik Vakfı’nın kısaltılmışı. Daha önceki Millî Gençlik Vakfı’nın 21’inci yüzyıl versiyonu.</span></p>
<h2><b>Düşmanlık üzerine kurulan devrimcilik</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel kurul konuşmasından bazı cümleler: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;"> “81 vilayetteki tüm yapılanmasıyla birlikte her geçen gün daha iyiye, daha güzele gitmek suretiyle gençliğimizin -hep söylüyorum ya, birileri rahatsız oluyor- dindar bir nesil olarak geleceğe hazırlanmasında TÜGVA’nın konumu çok çok önemli.” </span></i><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“İyi ki sizler gibi ülkemizi huzuru kalple emanet edeceğimiz kadrolara sahibiz. Sizleri görünce Üstat gibi diyoruz ki ‘Surda bir gedik açtık. Mukaddes mi mukaddes ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es.’  </span></i><b><i>Ne diyor İslam</i></b><i><span style="font-weight: 400;">? ‘Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.’</span></i><b><i> Bu anlayışla bu yolda yürüyoruz.”</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> </span></i></p>
<p><b>Öncelikle, </b><b><i>Ey düşmanım</i></b><b> diyen İslam değil Necip Fazıl. </b><span style="font-weight: 400;">Bunun açıklanması </span><b>dil sürçmesiyle bile olsa gençlere verilen mesaj ürkütücü boyutta. </b><span style="font-weight: 400;">Ülkenin (veya davalarının (!) ) emanet edildiği gençlik kendileri dışındakilere düşman diye bakacak. İlişkilerini de bu düşmanlık üzerinden kuracak. Benzer konuşmalar hep yapıldı.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’nin manevi dünyasını gölgeleyen bu zincirlerden kurtulduğunu </span></i><span style="font-weight: 400;">ve</span><i><span style="font-weight: 400;"> kendi yaklaşımlarımızı kendi tekliflerimizi … milletimizin takdirine sunuyoruz. Türkiye yüzyılının inşası konusunda en çok siz gençlere güveniyoruz.” </span></i><span style="font-weight: 400;">En çok da ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">muhafazakâr devrimcilere’ </span></i><span style="font-weight: 400;">güvendiğini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişten örnek de veriliyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bizim gençliğimiz hep Ayasofya’nın açılması, inançlarımız ve değerlerimiz üzerindeki baskıların kalkması, bu özlemle, bu mücadeleyle geçti … Ama Rabbim bu açılışı bize nasip etti”. </span></i><span style="font-weight: 400;">Bu cümlelerin ardından gelen</span><b><i> “Bunun daha gerisi de olur mu, olur. Yeter ki biz bir olalım…” </i></b><span style="font-weight: 400;">sözleri </span><b>Cumhurbaşkanlığı sitesinde yer almıyor</b><span style="font-weight: 400;">. Belli ki bazı cümle ve sözcükler siteden özenle ayıklanmış.</span></p>
<h2><b>Biraz da karşı devrimcilik</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı’nın Azerbaycan’dan dönerken uçakta söylediği bir söz var ki doğrudan 1923’ten sonraki devrimleri işaret ediyor:</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Yakıp yıkan, taş üstüne taş koymayan sözde devrimciliğin aksine; geliştiren ve atılım içinde olan gerçek bir devrimciliktir bu.” </span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’nin parti programında </span><b>“</b><b><i>Cumhuriyetin temel nitelikleri korunarak devlet yönetiminin esas hükümlerine yer verilecektir</i></b><b>. Kuvvetler ayrımı ilkesi hassasiyetle uygulanacaktır. Yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında ve denge denetim sağlanacaktır.”</b> <span style="font-weight: 400;">ifadeleri hâlâ duruyor. Tam tersi gerçekleşen bu cümleleri kaldırmaya da gerek duymuyorlar. Uyan da okuyan da yok zaten. Olsa bile fiilî durumlar alışılmış hâllerden.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anlaşılan o ki muhafazakâr devrimcilikle Türk Devrimine karşı yeni bir hareket başlıyor. Karşı devrimciliğin yeni bir elbise giydirilmiş hâli. Güzel de bir hedefin arkasına saklanılmış: Türkiye Yüzyılı. Ama unutulmasın ki düşmanlıklar üzerine kurulan bir dava hedefine ulaşamaz. Velev ki ne kadar güzel cümlelerle anlatılırsa anlatılsın. Bir gün mutlaka yenilecektir.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/">‘Muhafazakâr Devrimcilik’ ve ‘Türkiye Yüzyılı’</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/muhafazakar-devrimcilik-ve-turkiye-yuzyili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anketler ve anketçiler</title>
		<link>https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anket]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mansur yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetyçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[rte]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40765&#038;preview=true&#038;preview_id=40765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamuoyu araştırma şirketleri dürüst olmak zorundadır. Çünkü sonuçları çarpıttıkları hissi doğarsa insanlar onlara iş vermez. Toptan müşteri, öğrenmek istediğini doğru aksettirmeme ihtimali bulunan bir firmaya neden gitsin? </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/">Anketler ve anketçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanketler-ve-anketciler%2F&amp;linkname=Anketler%20ve%20anket%C3%A7iler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanketler-ve-anketciler%2F&amp;linkname=Anketler%20ve%20anket%C3%A7iler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanketler-ve-anketciler%2F&amp;linkname=Anketler%20ve%20anket%C3%A7iler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanketler-ve-anketciler%2F&amp;linkname=Anketler%20ve%20anket%C3%A7iler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fanketler-ve-anketciler%2F&#038;title=Anketler%20ve%20anket%C3%A7iler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/" data-a2a-title="Anketler ve anketçiler"></a></p><p>Evet, anketlere güveniyorum. Anket tekniğine uygun yapılmışlarsa güveniyorum. Bir de hesaplanan hata sınırlarının bilincinde olarak güveniyorum. Geçen haftaki yazımda anketlerin hata sınırlarını hesaplayabildiğiniz bir <a href="https://www.calculator.net/sample-size-calculator.html" target="_blank" rel="noopener">sitenin adresi</a>ni vermiştim. Orada, bizde en sık yapılan 2.000- 3.000 kişilik anketlerin hata sınırlarının %2 civarında olduğu görünüyor. Gerçi içinde bulunduğumuz siyasî şartlarda %2 hata da önemli. Fakat iktidar koalisyonu ile muhalefet koalisyonu arasındaki fark, bu sınırdan daha çok açıldı. Millet İttifakı-Cumhur İttifakı rekabetinde ara 4 puandan fazla açılırsa sonuç belli oldu demektir. Çünkü önde görülende %2 hatalı fazla sayma, arkada görülende %2 hatalı eksik sayma olsa bile artık sonuç değişmeyecektir. Kaldı ki hataların bu kadar ters dizilmesi ihtimali pek düşüktür. Dolayısıyla yapılagelen anketler artık geleceği doğru tahmin ediyor. Ayrıca, birden fazla anket şirketinin, bağımsız anketlerinin sonuçları da bu hata sınırları içinde uyuşuyor. Bu da anketlere güvenmek için başka bir sebep.</p>
<p>Bu bahsettiğim uyumu göstermeyen anketler de var. Diğerlerinden çok farklı sonuçlar ilan edenler. İstatistik bir bilimse bu hâl imkânsıza yakın. O derece uyumsuzluk ya o anketin tekniğe uygun yapılmadığını gösterir yahut da namuslu bir anket olmayıp propaganda amacıyla uydurulduğunu.</p>
<h2><strong>Güven yıllar boyunca kazanılır, bir günde kaybedilir</strong></h2>
<p>Kamuoyu araştırma şirketlerinin toptan ve perakende diyeceğim iki çeşit müşterisi vardır. Toptan müşteri, şirkete başvurur ve “Benim için şu konuyu araştır.” der, ücretini öder. Anket şirketlerinin bir de sipariş üzerine olmayan, mesela ayda bir tekrarladıkları, “Türkiye’nin Nabzı” veya benzer başlıklarla yayımladıkları araştırmaları vardır. Bunlar ücretli abonelerine yollanır. Bir miktarının basına sızması da şirketin reklamı yerine geçer.</p>
<p>Kamuoyu araştırma şirketleri dürüst olmak zorundadır. Çünkü sonuçları çarpıttıkları hissi doğarsa insanlar onlara iş vermez. Toptan müşteri, öğrenmek istediğini doğru aksettirmeme ihtimali bulunan bir firmaya neden gitsin? Perakende müşteri, kamuoyu araştırma bültenlerinin sonucuna güvenmezse neden abone olsun?</p>
<h2><strong>Anketleri mi yasaklasak seçimleri mi?</strong></h2>
<p>Kamuoyu araştırma şirketlerinin ayakta kalması ancak doğru anket yapmalarıyla mümkündür. Tıpkı değerlendirme (rating) şirketlerinin ayakta kalmalarının, doğru değerlendirme yapmalarıyla mümkün olması gibi. Güven, on yıllar boyu doğru çıkan tahminlerle, doğru yapılan anketlerle kazanılır. Bir sapma ile yok olur. Narin bir çiçektir güven.</p>
<p>Anketler yüzünüze gülmüyorsa yapabileceğiniz çok şey yok. Ancak anket yapılmasını yasaklayabilirsiniz. Bu bir önlemdir. Daha köklü önlem, seçim yapılmasını yasaklamaktır tabiatıyla! (Aman ciddiye almayın, şaka yapıyorum.)</p>
<p>Anketler bize toplumun tercihleri, duygu ve düşünceleri hakkında bilgi veriyor. Bu bilgiler elimizdeyken bunlarla ilgisiz, hatta bunlara ters fikirler rahatça söylenebiliyor. Bu garip bir hâl. İnsanlar fizik dünyasının gerçeklerine ters konuşmuyor. Güneşin doğudan doğduğunu söyleyenlerle karşı batıdan doğuyor diyerek karşı çıkılmıyor. Fakat sosyal konularda, elimizdeki ölçme araçlarının gelişmişliğine rağmen, açıkça görünen gerçeğe aykırı tezler rahatlıkla dillendirilebiliyor. Hatta bunlar bazen bilgelik tavrıyla sunuluyor.</p>
<p>Biri ankette açık ara önde görünüyor. Bilge bir tavırla, “O mümkün değil kazanamaz, çünkü falanlar ona oy vermez.” denebiliyor. İyi de oy verecekler de vermeyecekler de o anket sonuçlarının içinde değil mi?</p>
<h2><strong>Milliyetçilik kazandırıyor</strong></h2>
<p>Mesela geçenlerde birileri, milliyetçilik yapan partilerin oyu azalıyor diye bir tez savundu.</p>
<p>Bakınız, AREA şirketi geçen yıl Eylül ayında bir eğilim anketi yaptı. Tek cevap vermek kaydıyla, siyasî eğilimlerini belirtmeleri istenen deneklerin %35,2’si “Milliyetçiyim.”, %33,9’u “Atatürkçüyüm.” diyor. Bu iki ifade bir birine çok yakın değerleri anlatıyor. Milliyetçi olmayan bir Atatürkçülük düşünülemez. Atatürk’ü sevmeyen bir milliyetçi de zor bulunur. İşte bu iki değerin toplamı, üçte ikinin üzerinde. Geri kalan %30’un da milliyetçiliğie veya Atatürkçülüğe karşı olması şart değil. O seçenekler “muhafazakâr” ve “sosyal demokrat” idi. Bir insan aynı anda üç değeri de, hatta dört değeri de sahiplenebilir. Şimdi, önümüzde toplumun bu eğilimi dururken, herhangi bir partinin milliyetçi olduğundan dolayı oy kaybettiğini söylemek mümkün müdür?</p>
<p>Olsa olsa, halk yeterince milliyetçi bulmadığı için oy kaybeden partiler vardır.</p>
<p>Nitekim başlangıçta milliyetçiliği ayaklar altına almaya kalkışanlar, bunun “cıss” olduğunu görünce artık o lafları ağızlarına almaz oldular. Hatta “yerli ve millî” olmaya karar verdiler.</p>
<p>Tabiî siyasette bütün kayıp ve kazançlar tek sebebe dayanmaz. Fakat yukarıdaki iki rakamın toplamını, yani %69,1’i nereye koyarsanız koyun, Türkiye’de, Türkiye’nin kurucu değerinin, Türk milliyetçiliğinin çoğunluk olduğunu görürsünüz. Seçmen milliyetçi ve Atatürkçü olmakta kararlı. Olsa olsa hangi partinin bu değerlere yakın, hangisinin uzak olduğu algısına göre oyunu değiştirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/">Anketler ve anketçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/anketler-ve-anketciler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
