<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sanayi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/sanayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/sanayi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Feb 2023 19:16:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</title>
		<link>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emirhan Gençay Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 10:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[kakistokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[maraş]]></category>
		<category><![CDATA[nepotizm]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetkililer iktidara gelme hevesi taşıyan partiler eğer gerçek bir yenilik yapmak istiyorlarsa, bataklığın üstünde uçan sinekleri öldürmeyi vaat etmekten öte bataklığı kurutmayı vaat etmelidirler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/">Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&#038;title=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/" data-a2a-title="Deprem Değil, Nepotizm Öldürür"></a></p><h2><strong>DEPREM DEĞİL, NEPOTİZM ÖLDÜRÜR!</strong></h2>
<p>Ülkemiz 6 Şubat 2023 tarihinde büyük bir deprem âfetiyle karşılaştı. Kahramanmaraş merkezli bu depremden 10 ilimiz önemli bir şekilde etkilenirken diğer illerimiz ise sallantıyı ciddi bir şekilde hissetiler. Milletimizin başı sağ olsun(!)Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Bu yazıda depremin özelliklerini vb. uzun uzadıya ele almayacağım. Zira şu sıralar neredeyse  bütün köşe yazılarının konusu depremin kendisini anlatır mahiyette yazılıyor. Bu yazıda ben nacizane deprem öncesi gerçekleşen ama kimsenin hissetmediği büyük bir depremi sizlere tanıtacağım. Zira Kahramanmaraş merkezli bu deprem bir artçı depremdir(bilimsel olarak bahsetmiyorum) bu depremi tetikleyen esas büyük deprem nepotizm (kakistokrasi) merkezli depremidir.</p>
<h2><strong>Dayı da Uncle, Amca da Uncle </strong></h2>
<p>Merak ettiğim bir husustur bu İngilizler neden dayılarına da uncle amcalarına da uncle derler? Hiç anlam veremezdim. Sonra diğer Avrupa dillerinde de bu akrabalık bağının aynı adla kullanıldığını fark ettim. Almancada dayı ve amca onkel, Fransızcada ise oncle şeklinde kullanılıyor. Bu diğer akrabalık bağlarında da böyle teyze ve hala aunt olarak ifade ediliyor. Bu hususta bilhassa klasik (veya eski) İngilizce üzerine biraz araştırma yaptım. Sonuç olarak şunu farkettim. Eskiden İngilizcede bu akrabalık bağlarını ifade etmek için farklı kelimeler varmış. Klasik İngilizce de amca için faedera dayı için ise eam kelimeleri kullanılıyormuş .Sonra zamanla bu kavramlar unutulmuş yerine  uncle kelimesi iki akrabalık bağını ifade etmek için kullanılır hâle gelmiş. Bu kullanımın yaygınlaşmaya başladığı tarih ise dikkatinizi çekerim hemen hemen  sanayi devrimi sonrası yıllardır. Peki sanayi devriminden sonra ne oldu?</p>
<p>+Şehirlerin nüfusu arttı. Sanayi sayesinde  büyük şehirler ve metropoller ortaya çıktı.</p>
<p>+Tren yollarının yapılmasıyla ulaşım sıkıntısı çözüldü.</p>
<p>+İşçi sınıfı ortaya çıktı.</p>
<p>+Mesai, haftalık izin gibi haklar zamanla ortaya çıktı.</p>
<p>+Özellikle Avrupa’dan Dünya’ya apartmanlaşma ve apartman hayatı kavramları yayıldı.</p>
<p>+Yeni bir sosyete kavramı ortaya çıktı.</p>
<p>+Şehir hayatıyla köy hayatı arasındaki fark gözle görülür düzeyde arttı.</p>
<p>Bu yukarıda saydığım bazı değişiklikler, maalesef Türkiye’ye hâlâ daha tam istenilen  mânasıyla (Avrupa’yla aynı seviyeye gelme anlamıyla) gelmiş kavramlar değildir. Peki bunların nepotizm ile alâkası nedir?</p>
<h2><strong><a href="https://sozluk.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">Nepotizm</a>: i</strong><strong>sim, Fransızca népotisme</strong></h2>
<h2><strong>Akraba ve yakın arkadaşları kayırma(</strong><strong>TDK)</strong></h2>
<p>Türk Dil Kurumu’nun tanımını yaptığı nepotizmin, en uygun yaşam alanı sıkı sıkıya girift bir bağ ile bağlanmış aile bağlarıdır. Türkçe de yukarıda karşılaştırılması İngilizce ile verildiğinde Türkçe de akrabalık bağlarını ifade etmek için kullanılan kelime sayısının ne kadar fazla olduğu hemen göze çarpar.</p>
<p>Örneğin: Bibi, hala, teyze, elti, yenge, görümce, birader, ağabey, kayınbirader, dünür, güvey, gelin, bacanak, sağdıç, kuma&#8230;(Bu <a href="https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933425.pdf" target="_blank" rel="noopener">bağlantıdan</a> Türkçe sözlükteki akrabalık adlarının tasnifi adlı Selim Emiroğlu’nun yazdığı makaleye ulaşabilirsiniz.)</p>
<p>Sanayi devrimini hakikaten ülkesinde yaşatmış olan Avrupa’nın lokomotif ülkelerinin (Birleşik Krallık, Almanya, Fransa) konuştuğu dillerde(İngilizce, Almanca ,Fransızca)  akrabalık bağlarını ifade eden kelimelerin bizdekine nazaran sığ olduğu göze çarpar. Bunun nedeni iyi şehirleşmenin ve doğru sanayileşmenin getirmiş olduğu şehirli aile yapısıdır. Bu aile yapısı Avrupa’da ve Amerika’da neredeyse  şu yıllarda 200.Yılına girmiş hâldedir. Bu tip aileler Gündüzleri işe giden ebeveynlerden ve okula giden çocuklardan oluşur .Akşam olduğunda  ise herkes diğer gün için dinlenir ve günlerini genellikle bu şekilde geçirirler. Bu aile yapısı şehirlerde apartmanlarda yaşar ve akrabalarıyla genellikle özel günlerde(dinî bayramlar) buluşurlar.</p>
<p>Peki tüm  bunların nepotizmle ne alâkası var öyle değil mi? Çok alâkası var sayın okuyucu. Senede ancak 2 defa görüştüğün geniş aile bireylerinle kuracağın samimiyetin derecesi, ancak tokalaşma seviyesinde kalacaktır. Senede iki defa görüştüğün kişiyi de kayıracak kadar tanımak mümkün değildir. Medeni  ülkelerde akrabalık bağları yerine güçlü dostluk bağları vardır(comunity amity).Bu dostluk bağları çeşitli düşünce kuruluşları ve klüpler etrafında şekillenir. Ve  bu topluluklara girmenin ve orada yükselmenin belirli şartları ve  liyakat ölçüleri vardır .Bu topluluklarda kişiler belirli vazifeler için hazırlanır veya eğitilirler. O kişiler bir makama oturduğunda, o makamın yükünü artık  omuzlayacak hâle gelmiştirler. Örneğin (Mason locası, Rottary Club, Rotaract Club, Lions Club, Büyük Klüp&#8230;) gibi fikir veya hizmet klüpleri bu amaca hizmet ederler. Türkiye’de ise bu durumun tam tersine aşiret veya Ankara’da dayı(gerçek uncle olmasa da olur ,ama gerçek uncleın ise ne mutlu(!)) ayarlama yolu tercih edilir. Bu durum ise akrabayı araya sokma, kayırma yoludur. Yani nepotizmdir. Soruyorum.</p>
<h2><strong>Temeli Çürümüş  Olan Üç Kelimelik  Kavramın Adı Nedir? Türk Aile Yapısı Doğru Cevap!</strong></h2>
<p><em>Millî Düşünce Merkezi’nin geçtiğimiz aylarda yaptığı şiddet konulu sempozyumunda sunduğum “Aile İçi Şiddetin Domino Etkileri” adlı sunuda bu konuya da dikkat çekmiştim. Sunumumun dosyasını ek olarak yazımın sonunda paylaşacağım. O sunumda bence en önemli konu köy derneklerinin doğurduğu kültürel şiddet ve nepotizm  konusudur. Temeli çürümüş bir bina nasıl ki ilk depremde yerle bir olacaksa Türk aile yapısı da her gün sallanmaktan ötürü elbet bir gün çökecektir. Hatta bu tarih hiç de uzak bir tarih değildir. Ama bu sevinilecek bir durum kesinlikle değildir. Neden mi? Bir binanın çürüdüğü anlaşıldığında o bina boşaltılıp yıkıldığında sonra yeniden yapmak en sağlıklı yoldur .Ama binanın çürüdüğünü fark edip yıkılması için deprem olmasını beklemek ölümcül sonuçlara sebep olur. Bu gün artık görüyoruz ki Türk aile yapısı modern Dünya’ya uygun değildir.</em></p>
<p><em>+Annenin dediği doğrudur</em></p>
<p><em>+Babanın sözü üstüne söz denmez</em></p>
<p><em>+Bizim münasip gördüğümüz en doğru olandır.</em></p>
<p><em>Bu cümlelerin kurulduğu bir ortam gelecekte bilimsel araştırmalar yapacak bireylerin yetişmesinin önüne set çekecektir. Çekmektedir . Hatta çekmiştir. Bu durumdan kurtulmanın ve bu yapının yıkılması için kültürel bir deprem beklemek bu yapının bir daha ortaya çıkamayacak şekilde yok olmasına sebep olabilir. Bizim şu zamanda yapmamız gereken şey Atatürk’ün cumhuriyet devrimlerinde yaptığı gibi ciddi bir kültürel devrim programı oluşturup. Oluşturulan programı ivedilikle gerçekleştirmektir. Atatürk şu sözünde bu konuya önem verdiğini göstermiştir.</em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-42648" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483-300x150.jpg" alt="" width="494" height="247" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483-300x150.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483.jpg 625w" sizes="(max-width: 494px) 100vw, 494px" /></p>
<p>Buradaki sosyete kelimesi bizim anladığımız manada jet sosyete  değil, Türk milletinin şehir kültürünü benimsemesi gerektiğini savunan bir cümledir. Ama maalesef hiçbir parti ya da yetkili bu işi fark etmemektedir. Olsun! Biz enkazdan ceset çıkarmaya alıştık. Bu yapıda çöktüğünde oturur  milletçe yine  ağlarız&#8230;</p>
<h2><strong><em>Özetle</em></strong></h2>
<p>Yazımın giriş paragrafında bilimsel olmayan bir tabirle belirtiğim Kahramanmaraş depremi bir artçı depremdir sözünün ne anlama geldiğini, Millî Düşünce Merkezi’nin kıymetli okuyucuları buraya kadar yazdıklarımdan kanaatimce hissetiler. Nepotizm depremi bizim ülkemizi ilk defa vurmuyor. Çandarlı Halil Paşa’nın akrabalarını devlete sokmasından, 1.Selim’in sırdaşı ve veziri Hasan Can’ın oğlu olan Hoca Sadettin Efendi’nin ilmiyenin başı seçildiğinde önemli yerlere kendi oğullarını ve akrabalarını müderris ve kadılığa atamasından, 2.Mustafa’nın hocası Feyzullah Efendi’yi kayırması bundan sonraysa Feyzullah Efendi’nin ise kazaskerlik ve kadılık makamlarına iki oğlunu getirdiği yılardan  günümüz hükûmetini destekleyenlerin oğullarını, kızlarını ve yeğenlerini bir yerlere yerleştirmesine gelen bilmem kaç yüzyıllık olaylar silsilesinin içindeyiz.</p>
<p>Bu olaylar silsilesinin kesildiği dönemler incelendiğinde ise görürüz ki, ne zaman nepotizm duraklama devrine girmiş, Türk devleti yükseliş veya yeniden kuruluş devrini yaşamıştır. Eğer Çandarlı Halil Paşa idam edilmeseydi Fatih Sultan Mehmet gibi bir lider kendini altın harflerle tarihe yazdıramazdı. Bu gün biz ülkece enkazlar başında bir umut arıyorsak. Nepotizmi duraklama devrine sokmalıyız, hatta nepotizm, bir daha çarklarını bu kadar hızlı döndüremesin diye bir iki yere çomak sokmak zorundayız! Yetkililer iktidara gelme hevesi taşıyan partiler eğer gerçek bir yenilik yapmak istiyorlarsa, bataklığın üstünde uçan sinekleri öldürmeyi vaat etmekten öte bataklığı kurutmayı vaat etmelidirler. Ama şöyle bir gerçek vardır ki bu bataklık bir yerde kurutulsa ,kuruyan bataklığın yakınlarında bir yerde yeniden toprak üstüne sızmaya ve insanları içine çekmeye başlayacaktır. Önemli olan burada devletin bürokrasisini ayakta tutmaktır. Bir sonraki seçimi düşünen hiçbir siyasi yeniden ortaya çıkacak bu bataklıkları görmekte zorluk çekecektir. Çünkü  orman içinde bir bataklığı kurutan siyasi, bataklıkların sadece orman içinde oluşabileceğine inanır. Onu ovada da bataklık  olduğuna ikna etmek için ovadaki bataklıktan gelen sineğin onu sokması gerekir. Bunun yakın dönemdeki en bilinen örneği 15 Temmuz darbe girişimidir. Bu gün FETÖ yok ama başka FETÖ’ ler yok değiller. Ama siyasilerin başka FETÖ’ lerin olduğuna inanması için en iyi ihtimalle bir sinek vızıltısına daha ihtiyaç duyacağa benziyoruz. Hülasa Deprem değil, bina değil  binaların yapımına göz yuman nepotizm öldürür. Ölme artık Türkiyem&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Millî Düşünce Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Şiddet konulu Sempozyumda sunduğum bildiri: <a href="file:///C:/Users/123/Desktop/Sempozyum%20Haz%C4%B1rl%C4%B1k%20Sunumu.pdf">Sempozyum Hazırlık Sunumu.pdf</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/">Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de mühendis olmak</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ülker İmge Koca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2021 07:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diplomalı işsiz]]></category>
		<category><![CDATA[eski nesil]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[katma değer]]></category>
		<category><![CDATA[mühendis]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[statüko]]></category>
		<category><![CDATA[ucuz işçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yeni mezun]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nesil]]></category>
		<category><![CDATA[yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[Z kuşağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=31364&#038;preview=true&#038;preview_id=31364</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türk mühendislerinin alnında Cumhuriyet'in istikbalini aydınlatan ışık parıldar.” – K. Atatürk</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/">Türkiye&#8217;de mühendis olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-muhendis-olmak%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20m%C3%BChendis%20olmak" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-muhendis-olmak%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20m%C3%BChendis%20olmak" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-muhendis-olmak%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20m%C3%BChendis%20olmak" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-muhendis-olmak%2F&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20m%C3%BChendis%20olmak" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyede-muhendis-olmak%2F&#038;title=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20m%C3%BChendis%20olmak" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/" data-a2a-title="Türkiye’de mühendis olmak"></a></p><p>Mühendis, asıl işi problem çözmek olan kişidir. Toplumun ihtiyaçlarına ve sorunlarına aldığı eğitimle cevap vermeye çalışır. En azından olması gereken budur. Peki Türkiye’de mühendislik gerçekten bu mudur?</p>
<p>Hâlihazırda diplomalı işsiz sayısı almış başını gitmişken salgının da etkisiyle bu sayı içler acısı hâle geldi. Mühendisler de bundan nasibini aldı. Tüm suçu salgına yıkmadan önce istihdam/mezun oranına dikkat edilmeden mantar gibi üniversite açmanın etkisini de göz önünde bulundurmak gerekir.</p>
<p>Eğitim ve iş bulma süreci başka bir yazının konusu olsun. Bu yazımızda mühendisin iş hayatında karşılaştığı sorunlardan bahsedelim. Mühendisin çalışma ortamını sanayiden ayrı düşünemeyiz. Dolayısıyla sanayinin durumuna da değinmek gerekecek.</p>
<h2><strong>Acı gerçek işte öğrenilir</strong></h2>
<div id="attachment_31369" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-31369" class="wp-image-31369 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis2.jpg" alt="" width="800" height="533" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis2.jpg 800w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis2-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis2-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><p id="caption-attachment-31369" class="wp-caption-text">Kendisine hedefler koymuş olan her mühendis, yaptığı çoğu işin mühendislikten çok uzak olduğunu görür. İşte bu kocaman bir hayal kırıklığıdır.</p></div>
<p>Öncelikle yeni mezun bir mühendis güç bela iş bulduktan sonra ne gibi dönemlerden geçiyor, göz atalım. Yeni mezun olmuş ve ilk defa bir iş yeri ortamıyla karşılaşan mühendisin tosladığı ilk duvar artık her şeyi kendi başına öğrenmek ve yapmak zorunda olduğudur. Hele ki iş arkadaşları pek de yardımsever insanlar değilse bunu daha çok hissedecektir. Eğer araştırmayı seviyorsa ve kendi başına öğrenmeyi huy edindiyse bu zorluğu göğüsleyebilir.</p>
<p>Karşısına dikilen ikinci duvar ise aldığı eğitimin asla yetmeyeceği gerçeğidir. İş, işte öğrenilir. Okullar mesleğe dair temel bilgileri öğretir, her iş sahasının inceliklerini içeren dersler elbette veremez. Ama en iyi diye nitelendirilen okullar dahi çağın gerektirdiklerini veremeyecek durumda iken, alınan eğitimin yetersizliği iş hayatında kendini apaçık gösterir. Dahası, eğer taze mühendis iş hayatına kaptırır da kendini geliştirmek için çaba göstermezse aldığı eğitim de yavaş yavaş erimeye başlar.</p>
<p>Ancak biraz daha tecrübe kazandıkça öyle bir gerçekle yüzleşir ki, ki âdeta feleğin tokadını yer. Daha önce tecrübe edindiği acı gerçekler yediği bu tokat karşısında fiske gibi kalır. Mesleğini istemeyerek tercih etse de eğitim hayatında az çok çalışmak istediği alanları belirlemiş ve kendisine küçük/büyük hedefler koymuş olan her mühendis iş hayatında mühendislik yapamadığını, yaptığı çoğu işin mühendislikten çok uzak olduğunu görür. İşte bu kocaman bir hayal kırıklığıdır. Bu durumun en büyük sebebi, genç mühendislerin fazla idealist oluşu değil, çoğu iş yerinin kendini geliştirmeye, çıkardığı ürünü iyileştirmeye veya alanında öncülük edecek ürünler ortaya koymaya kaynak ve zaman ayırmak istememesidir. Çünkü eldeki ürün, para kazandırıyor ve çarkları döndürüyorsa yeterli görülür.</p>
<h2><strong>Z kuşağının ikilemi</strong></h2>
<div id="attachment_31367" style="width: 1010px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-31367" class="wp-image-31367 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis.jpg" alt="" width="1000" height="667" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis.jpg 1000w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><p id="caption-attachment-31367" class="wp-caption-text">Sabırsızlık ve statükoculuk ülkenin beyin takımında erozyonun başlıca sebebi oluyor.</p></div>
<p>Meslek hayatına yeni yeni başlayan Z kuşağı, gözlemlediğim kadarıyla, bunu kırmaya istekli. Ancak karşısına iki engel çıkıyor. İlki değişmeye değil “statüko”ya alışmış olan eski nesil, diğeri ise kuşağın özelliği olan sebatkâr olmaması. Eski nesil, Z kuşağı için aslında pek de yaşlı sayılmaz. Kendisinden 5-10 yaş büyük mühendislerin bile değişime direndiğini görebilir. Ancak, özellikle sanayi için, başarı değişime ayak uydurabilmekten, hatta değişimi yönlendirebilmek ve yönetebilmekten geçer.</p>
<p>Z kuşağı hayatın çok daha hızlı aktığı bir dönemde büyüdüğü için değişimi yakalamakta zorluk çekmiyor. Ancak değişimi yakalamak demek her esen yelin peşine takılmak demek de değildir. Eski neslin başardığı ise fırtınalarda dimdik ayakta durmaktır. En sert fırtınalarda yıkılmadan durmayı ve doğru rüzgârla ilerlemeyi bilen mühendislerle, şirketler ve hatta devletler başarıya ulaşır. Eski nesil değişime direnç gösterdikçe yeni nesil de sabırsızlık edip değişime açık yerlere gitmekte buluyor çareyi. Bu yerler de genellikle yurtdışı olarak görülünce nur topu gibi bir sorununuz oluyor: beyin göçü. Sabırsızlık ve statükoculuk ülkenin beyin takımında erozyonun başlıca sebebi oluyor.</p>
<h2><strong>Ya eski nesil mühendisler?</strong></h2>
<div id="attachment_31368" style="width: 810px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-31368" class="wp-image-31368 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis1.jpg" alt="" width="800" height="500" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis1.jpg 800w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis1-300x188.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/muhendis1-768x480.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><p id="caption-attachment-31368" class="wp-caption-text">Tecrübeli mühendisi, sırf kıdemi geldi diye yönetici yapmak bu insanın teknik tecrübelerinden faydalanamamak demektir.</p></div>
<p>Peki, mesleğine yıllarını vermiş, alanında başarılı mühendisler ne gibi sorunlarla karşılaşıyorlar? Aslında tüm sorunların kök sebebi diyebileceğimiz tek bir meseleyle karşılaşıyorlar: kaynak yönetememe. Ülkemiz kaynak yönetiminde sınava girse sınıfta kalır. Kaynak yönetimi, para yönetmek zannedildiği sürece de sınıfta kalmaya devam eder. Hoş, para yönetme konusunda da sınıfı geçemez ya.</p>
<p>Kaynak, hedefe varmak için gereken her türlü insan gücü, enerji, araç-gereç, finansal kaynak, malzeme vs. olarak tanımlanabilir. Ancak ülkemizde para her kapının anahtarı olarak görüldüğü için bu kaynaklar elde edildikten sonra nasıl yönetileceği üzerine fazla düşünülmez. Hâlbuki, özellikle bir ülkenin en büyük zenginliği insandır ve yetiştirmek için bin bir emek harcayıp kaynak ayırdığı insanlardan nasıl faydalanması gerektiğini bilmediği için bu insanları kaybeder. Bu, ülkenin genel gerçeği. Özel sektörden kamu kurumlarına kadar her alanda da aynı durum söz konusu.</p>
<p>Mühendislerde bu, özellikle belli seneyi dolduran mühendisi “yönetici” yapmakla oluyor. Birincisi bu kadar yöneticiye ihtiyaç duyulmayan yerde neden bu kadar çok “yönetici” var? Cevap basit: kariyer planlaması olmadığı için. Bizim kariyer hedeflerimiz hangi sokaktan geçerse geçsin hep yöneticiliğe çıkar. Bu tam bir aptallıktır, en çok da kurumların ve özel sektörün aptallığı. Tecrübeli mühendis ihtiyacı olmamasına rağmen, sırf kıdemi geldi diye yönetici yapmak bu insanın teknik tecrübelerinden faydalanamamak demektir.</p>
<p>Kiminin yere göğe sığdıramadığı, kiminin de yerin dibine soktuğu Batı’nın uygulaması nasıl derseniz tecrübeli mühendisleri yönetici yapmaya sıcak bakmadıklarını söyleyebilirim. Türkiye’de bir kariyer sitesiyle Avrupa genelinde iş ilanı veren bir siteyi kıyasladığımda bu sonucu daha açık görebildim. Türkiye’de mühendis kökenli yönetici ilanı sayısı 10 iken, tüm Avrupa’dan verilen aynı nitelikli ilan sayısı 3’tü. Keza, tanıştığım bir Alman mühendis de Avrupa’da bu tutumun bulunduğunu teyit etti. 70-80 yaşlarında olduğu için yönetici olduğunu düşünmüştüm. Sahada aktif görev yaptığını söyleyince şaşırdım. Sebebini tecrübelerini genç arkadaşlarına aktarmak istemesi olarak açıkladı. Yanında yine kendi yetiştirdiği mühendislerden biri vardı. O da mesleğinin 20. yılındaydı. Kaç nesil mühendis yetiştirdiğini varın siz hesap edin.</p>
<h2><strong>Ucuz etin yahnisi</strong></h2>
<p>İkincisi ise özel sektörün ucuz işçilik tercih etmesi. Ucuz işçilik bu durumda az deneyimli veya deneyimsiz mühendis oluyor. Evet, belki bir tecrübeli mühendis yerine 2-3 yeni mühendis çalıştırırsınız. Ama yapılan işin katma değeri de o oranda düşer. Yeni mühendisleri, tecrübelilerin yanında yetiştiren şirket ve kurumlar bilgiyi geleceğe aktararak kurum hafızası oluşturur. Kurum hafızası demek yapılan işin bir müddet sonra insanlardan bağımsızlaşması, yeni başlayan çalışanların işi daha hızlı öğrenmesi, tecrübelilerin deneyimlerini daha kolay ve kalıcı şekilde aktarabilmesi ve bu sayede iş hacminin ivmeli artması demektir. Köklü kurum ve kuruluşlara baktığınızda tecrübeye yani bilgiye yatırım yaptıklarını göreceksiniz.</p>
<p>Umuyorum ki, her alanda olduğu gibi, mühendislerin de diplomalı işsiz değil, toplumun sorunlarını bilgi ve becerisiyle çözmeye çalışan saygın birer mühendis olarak toplumun bir parçası olduğu günlere tekrar döneriz.</p>
<p>“Türk mühendislerinin alnında Cumhuriyet&#8217;in istikbalini aydınlatan ışık parıldar.” – K. Atatürk</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/">Türkiye&#8217;de mühendis olmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiyede-muhendis-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
