<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yüzüncü Yıl arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/yuzuncu-yil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/yuzuncu-yil/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Jul 2025 18:12:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Egemenlik ve cumhuriyet</title>
		<link>https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Nov 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[6 ilke]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45605&#038;preview=true&#038;preview_id=45605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Atatürk’ün konuşmalarına bakıyorsunuz, 100 yıl sonraki hatiplerimizin sözlerine. Galiba bu cumhuriyetle o cumhuriyet aynı cumhuriyetler değil. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/">Egemenlik ve cumhuriyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegemenlik-ve-cumhuriyet%2F&amp;linkname=Egemenlik%20ve%20cumhuriyet" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegemenlik-ve-cumhuriyet%2F&amp;linkname=Egemenlik%20ve%20cumhuriyet" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegemenlik-ve-cumhuriyet%2F&amp;linkname=Egemenlik%20ve%20cumhuriyet" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegemenlik-ve-cumhuriyet%2F&amp;linkname=Egemenlik%20ve%20cumhuriyet" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fegemenlik-ve-cumhuriyet%2F&#038;title=Egemenlik%20ve%20cumhuriyet" data-a2a-url="https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/" data-a2a-title="Egemenlik ve cumhuriyet"></a></p><p>On beş gün aradan sonra merhaba. İzin aldım dediğim yazımda uğradığım, uğrayacağım kapıları saymıştım. Her biri reddedemeyeceğim, kıramayacağım davetlerdi. Dört şehir, sekiz konuşma.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yarım asrı aşkın yoldaşım rahmetli Sadi Somuncuoğlu’na, şehirlerarası vatan kurtarma seferlerinden birinden döndüğünde “Nasılsın?” diye sormuştum. İkimizin de ezbere bildiği şu mısralarla cevap vermişti: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">    </span><em><span style="font-weight: 400;">“Uzak, uzak ülkelerden döndüm seferden;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">    </span><span style="font-weight: 400;">Yaralarım derin fakat mestim zaferden.”</span></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biraz böyle hissediyorum. Yorgunluk doğrudur. Fakat yara ve zafer dersem abartı olur.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne anlattım? Bütün konuşmalar cumhuriyetimizin yüzüncü yılı münasebetiyleydi. Ben de cumhuriyet hakkında konuştum. Yazanlar düşündüklerini yazar, düşündüklerini söyler; doğrudur. Fakat yazmak için, söylemek için de yeniden yeniden düşünmek, fikirleri gözden geçirip bir düzene koymak; fikirler arasındaki hiyerarşiyi, bağlantıları keşfetmek gerekir. Maalesef bu zahmete girilmeden yapılmış konuşmaları, yazılmış yazıları görüyor ve üzülüyorum. Hele ilk bakışta şirin görünen fakat içinde tahribat saklı sözler: “Milletin çeşitliliği… ”Demokratik vatandaşlık”. Orwell’in 1984’ündeki, “Savaş barış demektir.”,”Hürriyet esaret demektir.“ sloganları gibi. Egemenlik, Türk, milliyetçilik, halkçılık, laiklik kelimelerinin çevresinde dolaşarak, onları mümkünse ağza almadan atılan nutuklar. Bir Atatürk’ün konuşmalarına bakıyorsunuz, 100 yıl sonraki hatiplerimizin sözlerine. Galiba bu cumhuriyetle o cumhuriyet aynı cumhuriyetler değil. </span></p>
<h2>Önce egemenlik</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamsızlıklara tepkimden olmalı, konum hep cumhuriyetin ilkeleriydi. Neredeydi bu ilkeler? Cumhuriyetin içindeydi ama biri cumhuriyetten de önceydi: “Hâkimiyet bila kayd-u şart milletindir!“ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!”, dediğimizde, bundan hemen bir dizi sonuç çıkardı. Evvela: Bu milletin bir adı var mıydı? Rahmetli Deniz Baykal, o zaman galiba başbakan olan Erdoğan’a milletin adını sormuştu. O da “Türk” demişti… Evet, hâkimiyet kayıt ve şart olmadan Türk milletinindir. Peki kim Türk&#8217;tür, kim değildir? Cumhuriyet’in 1924 tarihli ilk anayasasının 88. maddesinin birinci fıkrası da bunu belirliyor: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Madde 88:- f1 Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibarıyla (Türk) ıtlak olunur.</span></i><span style="font-weight: 400;">” Türkiye Cumhuriyeti’ni ırkçı bulanlara, moda tabirle “kapak olsun”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">El cevap: “Yalandan kim ölmüş? Hem benim stiftung öyle dememi istiyor. Bakınız Almanya Almanlarındır, Rusya Rusların, Fransa Fransızların, Amerika Amerikanların ama Türkiye Türklerin değildir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletin olunca cumhuriyetten başka şansınız kalmıyor zaten. Padişahlığı muhafaza etseydiniz, halifelikle devam etseydiniz bunların ne fonksiyonu kalacaktı? Egemenlik millette mi, padişahımız efendimizde mi, halife hazretlerinde mi diye sormazlar mıydı? Bunlar olsa olsa konu mankeni olurlardı; nitekim halife için öyle de oldu. 1926’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi şahsiyetinde mündemiç hale gelene kadar. O zaman mesele kalmıyordu. TBMM zaten milletin egemenliğinin tecelli ettiği yerdi. </span></p>
<h2>İlelebet</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyetle demokrasiyle karıştıranları duydum, dinledim. Mutlakiyet, meşrutiyet, cumhuriyet, egemenliğin sahibini belirtir. Nasıl kullanıldığını değil. Halk idaresi, adı üstünde, demos kratus, yani demokrasidir. Mutlakiyet ve meşrutiyette de demokrasi olabilir: Bakınız Birleşik Krallık. Demokrasi olmayan cumhuriyetler de var. Cemahiriyeler de… Demokrasiden epey uzak durup adında “demokratik” geçen devletler de mevcut. Hele son zamanlarda, Fareed Zakaria’nın “Hürriyetsiz Demokrasi” dediği rejimler var. Bunlarda seçim bile yapılıyor. Ama bir aday, oyların tamamını alıyor. O aday ölürse oğlu veya ölmeden önce işaret ettiği büyük adam oyların tamamını alıyor. Bazıları ayıp olmasın diye yüzde 1 veya 2 hain oya izin veriyorlar… </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç: Her cumhuriyet demokrasi değil, her demokrasi de demokrasi değil. Seçim olsa bile. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz yine kendi cumhuriyetimize dönelim. Türkiye Cumhuriyeti’ne… İlelebet pâyidar olana… Türkler devlet kurunca, ilelebet yaşasın istiyorlar. Bakınız, 14 asır önce Bilge Kağan ne diyordu: Üstte gök çökmese, altta yer delinmese, Türk Milleti, senin ilini, töreni kim bozdu? Osmanlı, Devlet-i Ebet Müddet idi. Padişahları da “El muzaffer daima…” 29 Ekim günkü yazılara yapılan yorumlarda birilerinin “ilelebet”e takıldıklarını gördüm. Bütün devletler kıyametle sona erecekmiş. Anlaşılan bizim devletlerden en Müslümanı Bilge Kaan’ın Büyük Türk Hakanlığı. Baksanıza, kıyameti tarif ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ciddiyete avdet edersek: Türk devlet geleneği devletin ebedî olacağını düşünüyor. Öyle de olmuş gibi. Önemli tarihçilerden bazıları Türk devleti Hunlardan beri tek devlettir diyor. Değişiklikler hanedan ve şekil değişikliğinden  ibarettir iddiasındalar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlelebet değil de kıyametle sona erecekse… Eh ben ona da razıyım. Türkiye Cumhuriyeti kıyamete kadar payidar kalacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet yazılarıma devam edeceğim. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/">Egemenlik ve cumhuriyet</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/egemenlik-ve-cumhuriyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşılamaz lider: Atatürk</title>
		<link>https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2023 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45585&#038;preview=true&#038;preview_id=45585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk olmak mümkün değil elbette. Konuşmaya bile gerek yok. Buradaki en önemli husus ikinci olmanın kabul edilmesi. Ölümsüz bir ölümlüyü aşamadıklarını gösteriyor. Elbette aşılamaz. Çünkü o ölümsüz lider, Türk tarihinin en büyüklerinden birisi olan Mustafa Kemal Atatürk. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/">Aşılamaz lider: Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasilamaz-lider-ataturk%2F&amp;linkname=A%C5%9F%C4%B1lamaz%20lider%3A%20Atat%C3%BCrk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasilamaz-lider-ataturk%2F&amp;linkname=A%C5%9F%C4%B1lamaz%20lider%3A%20Atat%C3%BCrk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasilamaz-lider-ataturk%2F&amp;linkname=A%C5%9F%C4%B1lamaz%20lider%3A%20Atat%C3%BCrk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasilamaz-lider-ataturk%2F&amp;linkname=A%C5%9F%C4%B1lamaz%20lider%3A%20Atat%C3%BCrk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fasilamaz-lider-ataturk%2F&#038;title=A%C5%9F%C4%B1lamaz%20lider%3A%20Atat%C3%BCrk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/" data-a2a-title="Aşılamaz lider: Atatürk"></a></p><p>Bu yazı yazılırken Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına girdik. Binlerce şükür olsun. Yurdun dört bir yanında milyonlarca insan elinde bayrak sokaklardaydı. Yurdun dört bir yanından Anıtkabir’e, Ata’sına koştular. Türk Milleti, ona ve mirasına sahip çıktı.</p>
<p>Başka milletler böyle günleri aylar öncesinden hazırlanıp, aylar öncesinden kutlamaya başlarlar. Geleceğe büyük izler bırakırlar.</p>
<p>Peki bizi yönetenler ne yaptı? Koca bir hiç. Programları iptal ettiler. Başkentimiz Ankara’da da uçak gösterileri dışında bir şey olmadı. Daha görkemli gösterileri İstanbul’a aldılar. Bunun bir sebebi olsa gerek.</p>
<p>İptallere bahane Gazze oldu, Filistin oldu. Nihayet, 100. yıl için yapılması gerekeni Gazze için yaptılar ve miting düzenlediler. Mitinge de bütün güçleriyle asıldılar.</p>
<p>Bu mitingin Filistinlilere ne faydası oldu? Cevabı koskoca bir hiç. İsrail saldırıyı mı kesti? Hayır. Gazze’ye insani yardım mı girecek? O da olmayacak. Hastanelerin bombalanması kesiliyor mu? Hayır. Çocuk ölümleri bitiyor mu? Hayır?</p>
<p>Gazze’ye askerî yardım kararı mı alındı? Askerî yardım kararı miting meydanında mı alınır birader diyeceksiniz elbette. Peki, İsrail’e karşı savaşmak için Filistin’e mitingdeki mücahitler (!) mi gidecek? O da olmayacak.</p>
<p>Bütün bunlar olmayacaksa Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, miting meydanındaki vatandaşlarına <em>&#8220;Biz de hazır mıyız, gereğini yapar mıyız?&#8221;</em> sorusunu niçin sorar? Aldığı cevap evet olunca da <em>“(Bu </em>(!) <em>millet</em> … <em>Allah’ın izniyle yapar” </em>diye niçin devam eder?</p>
<h2><strong>Hep aynı nakarat</strong></h2>
<p>Yıktıkları Atatürk Havalimanında yapılan mitingin her bir cümlesi sadece ve sadece toplanan kalabalığı dinamik tutmak için söylenmiş cümleler. Savaşın bitmesine ya da etkisinin azalmasına yönelik hiçbir kelime yok. Filistinlilerin hayrına olacak bir cümle de edilmiyor.</p>
<p>Ancak, <em>&#8220;Netanyahu nasıl terörist ise Hamas da teröristmiş. Yazıklar olsun. Hamas nedir, Hamas kimdir? Bundan bihaber olan bedhahlar, talihsizler var ve <strong>onlara ülkemde oy atanların da şu anda iyi düşünmesi lazım</strong>&#8220;</em> cümleleri doğrudan algı yönetimine yönelik ifadeler.</p>
<p>Mitingdeki seçmenler (!) sloganların ve ideolojik söylemlerin şehvetiyle kendinden geçtiler. Sonra da gönül rahatlığıyla (!) dağıldılar. Ne de olsa Gazze gazasından muzaffer dönüyorlardı(!) Zaferin verdiği huzurla evlerine girdiler(!)</p>
<p>Peki, bu faydasızlık biline biline bu kadar popülist sözler niye? Bir cumhurbaşkanı savaş hâlen devam ederken ve kendi devleti de etkilenecekken, savaşı iç politikada bu kadar niçin kullanır? Savaşın başından beri izlenen politika değişti mi de böyle bir fotoğraf oluşturuldu?</p>
<p>Neticede, İsrail’den mitingin cevabı hiç vakit kaybetmeden geldi. Temsilcilerini geri çağıracaklarını açıkladılar.</p>
<p>Daha önce de İsrail’le ilişkiler benzer şekilde bozulmuştu. Mısır, Suriye, BAE, Suudi Arabistan’la benzeri oldu. Rusya’yla, ABD’yle, AB’yle de yaşandı. Düzeltmek için az gayret sarfetmediler. Önce “Eyyy”lerle bozulan ilişkileri, sonra düzeltmek için hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalışmak… Olmuyor. Bunun zararını Türkiye ve Türk Milleti çekiyor. Bu davranışlar, yapanları küçük düşürüyor. Ama bizi onlar değil, Türk Milleti’ne yaşatılanlar daha çok ilgilendiriyor.</p>
<h2><strong>Olmak ya da olmamak işte mesele bu</strong></h2>
<p><em>‘Cumhuriyeti yanlış kurmuşlar’ … “iki ayyaşın sözü muteber oluyor da…”  “Lozan zafer diye yutturulmaya çalışılıyor” “Lozan güncellenmeli” </em>gibi sözler arşivlerde duruyor. Tekrarları ve benzerleri kitaplara sığmayacak kadar çok. Şimdi ise bunlar hiç söylenmemiş gibi davranılıyor. Rota değişiyor gibi.</p>
<p><strong>Yıllardır ne yapıldıysa yıkılamayan ölümsüz bir ölümlüyü yenemeyince söylem değiştirdiler.</strong> <strong>Ama <em>“Menzil” </em>yani hedef değişmedi<em>.</em></strong></p>
<p>İlk işaret Sabah Gazetesi’nden gelmişti. 30 Ağustos 2023’te manşette, “<em>Büyük Zaferden Küresel Güce” </em>vardı. Altında da <em>“ATATÜRK’ÜN önderliğinde … vatanımızın üstündeki kirli hesapları yırtıp attı. 101 yılda büyük mücadeleler veren cumhuriyetimiz, son yıllardaki projeleriyle bugün sözü dinlenen büyük güç oldu”</em> diyordu. (Atatürk gazetede de büyük harfle. H.P)</p>
<p><em>Menzilin</em> yeni rotasını önce AKP milletvekili Hüseyin Yayman, sonra Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum açıkladı.</p>
<p>Yayman sosyal medyada, <strong><em>“Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur, muasır medeniyetler seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır … Recep Tayyip Erdoğan, ikinci Atatürk’tür” </em></strong>cümlesini paylaştı.</p>
<p>Uçum’un da X’teki paylaşımında, “<em>Son yüzyılda acılarla örülü bir değişim yaşıyoruz. Bu sürecin başında <strong>Atatürk&#8217;ün kurucu lideri olduğu</strong> ve büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz Cumhuriyet&#8217;le, </em><strong><em>yeni bir kuruluş sürecine girdik. Kuruluşumuz son 20 yıldır Recep Tayyip Erdoğan Liderliğinde yeni bir aşamaya geçti</em></strong><em>. <strong>Atatürk&#8217;ün pratiği ve vizyonu olan Ülke Liderliği, Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;la ihya oldu.</strong> <strong>Atatürk’ün kuruculuğa ilişkin felsefesi Başkan R.T. Erdoğan’la yeniden hayat buldu.</strong> <strong>Yürüyüşümüz yılmadan sürüyor.” </strong></em>diyor<strong>.</strong></p>
<p><strong><em>Yeni bir kuruluş dönemi, ülke liderliğinin ihya olması, kurucu felsefenin yeniden ihyası</em> gibi gerçekle hiç ilgisi olmayan </strong>sözlere belki ileride mercek tutarız. Şimdilik sadece süslü ifadeler deyip geçelim.</p>
<h2><strong>Miting meydanındaki cumhur</strong></h2>
<p>Bütün bunlar Cumhurbaşkanı’nın 24 Temmuz 2023 kabine toplantısı sonrasında yaptığı açıklamadaki,<em> <strong>“Zamana ve şartlara göre kullanılan araçlar farklılaşsa da, sonuçta varmak istediğimiz menzil değişmemiştir.”</strong> </em>ifadesiyle daha bir anlam kazanıyor.</p>
<p>Atatürk olmak mümkün değil elbette. Konuşmaya bile gerek yok. Buradaki <strong>en</strong> <strong>önemli husus ikinci olmanın kabul edilmesi</strong>. <strong>Ölümsüz bir ölümlüyü aşamadıklarını gösteriyor</strong>. Elbette aşılamaz. <strong>Çünkü o ölümsüz lider, Türk tarihinin en büyüklerinden birisi olan Mustafa Kemal Atatürk</strong>. Onu aşamayınca etrafı dolaşmaya çalışıyorlar. Bu kadar radikal değişiklik de pek hayra alamet değil sanki. Bize de biraz daha dikkat gerekiyor tabi. Biz de biraz daha düşüneceğiz.</p>
<p>İnançla ilgili sorulara cevap ararken bir yaklaşım vardır. <em>“Fetva sizi tatmin etmiyorsa takvaya müracaat edilmeli” </em>der<em>. </em>Verilen kararda tereddüt edersen vicdanına danış demektir. Tabi bu davranışla ilgilidir. Bu da insanları rahatlatır. Ama bu cümle, aynı zamanda, bizim kültürümüzde kanun ve hukuk arasındaki anlayış farkıyla da ilişkilidir.</p>
<p>TDK sözlüğü kanun için, <em>“Geçerli olan kural, yasa, hukuk”</em> demektedir. Hukuk da “<em>Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü</em>” diye geniş ve daha soyut bir anlamı ihtiva eder.</p>
<p>Bütün bunlar Türk Milletinin bir kısmına, cumhurbaşkanı kanunen cumhurbaşkanımız ama fetva bizi tatmin etmiyor, takva da bunu reddediyor dedirtmeye başladı. Bunun sorumluluğu da böyle düşündürenlere ait.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/">Aşılamaz lider: Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/asilamaz-lider-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzüncü yılımıza nasıl baktığımıza bakış</title>
		<link>https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45581&#038;preview=true&#038;preview_id=45581</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanımız olanlara karşı seyirci görünür, bazıları bunu kabul ettiği şeklinde anlar. Yanılırsınız. Sonunda diyeceği, yapacağı herkesi şaşırtır. Şimdi de bunun bir örneği yaşanıyor: İktidar cenahının karartması ve muhalefetin yokluğu halkın büyük bir kesiminde “iş başa düştü” duygusunu uyandırdı. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/">Yüzüncü yılımıza nasıl baktığımıza bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1za%20nas%C4%B1l%20bakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1za%20bak%C4%B1%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1za%20nas%C4%B1l%20bakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1za%20bak%C4%B1%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1za%20nas%C4%B1l%20bakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1za%20bak%C4%B1%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1za%20nas%C4%B1l%20bakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1za%20bak%C4%B1%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis%2F&#038;title=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1za%20nas%C4%B1l%20bakt%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1za%20bak%C4%B1%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/" data-a2a-title="Yüzüncü yılımıza nasıl baktığımıza bakış"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Osmanlı Türkiyesi de biziz, şimdiki Türkiye de. Cumhuriyet de, meşrutiyet de, mutlakıyet de bizim rejimlerimiz. Rejimler kutsal değildir. Zaman ve zemin meselesidir. Dünyanın durumuna, kendi yapınıza uygun olanı seçersiniz. Biz önce Meşrutiyet&#8217;i, sonra da Cumhuriyet&#8217;i seçtik. İkisine de kötü veya iyi denemez. Nasıl anladığınız ve uyguladığınız önemlidir. İçini nasıl doldurduğunuz önemlidir. Birçok krallığın, şimdiki birçok Cumhuriyet’ten çağın değerlerine daha yakın olduğunu unutmamak lazımdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizim Cumhuriyet’e gelirken gösterdiğimiz olağanüstü irade ve ruh muazzamdır. İşte o ruhu bilmemek olmaz. İddia ile söylenebilir ki, öldü denirken dirilişimizin mucizesini Türk çocuklarına anlatmayı ve yaşatmayı beceremediğimiz için bu haldeyiz.  Her tarafta sahtelikler bunu yapmadığımız için kol geziyor. Onun için, yüzüncü yılımızda soracağımız sorular arasında bakacağımız, ihmale gelmez bir husustur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Can suyumuzu keşfetmemiz böyle mümkün olacak. Yoksa “</span><i><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet fazilettir</span></i><span style="font-weight: 400;">” gibi söyleyenin ağzında mücevher değerindeki bir söz bize düşünce kalp akçe haline gelir. Nitekim o manasızlığa düşmüş görünüyoruz. </span><b>Gâzî</b><span style="font-weight: 400;">, “f</span><i><span style="font-weight: 400;">azilet</span></i><span style="font-weight: 400;">”in ne demek olduğunu bilirdi. Derdi, rejimin adından çok taşıyacağı değerdi. Ona fazileti ancak erdemli insanlar yükleyebilirdi. Kastını böyle anlar ve bu uğurda çalışırsak bizim Cumhuriyetimiz hakikaten erdem yüklü bir rejim haline gelir.</span></p>
<h2><b>Rejime yüklenen mana</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesele rejim meselesi değildir. Ona yüklediğiniz manadır. Bugün, Avrupa&#8217;nın yarısı Meşrutiyet, yarısı Cumhuriyet rejimindedir. Demokrasi ayrı bir şeydir. Cumhuriyet veya Meşrutiyet rejimindekiler daha iyi durumda diyemeyiz. Fakat şunu apaçık bir gerçek halinde bütün dünya bilir ve söyler: İngiltereninki hala en iyi demokrasidir. İngiltere&#8217;de kral, kral(padişah) var, daha önemlisi kraliçe var. Cumhuriyet değil, Meşrutiyet rejimindeler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hadi benim dilime tam yakışmayan sözleri, </span><b>İlber Ortaylı</b><span style="font-weight: 400;">’dan ve </span><b>Celâl Şengör</b><span style="font-weight: 400;">’den almış gibi yaparak konuşayım: Birileri bu gerçekleri bizim cahillere anlatsın! Osmanlı Hanedanı ve entelijansiyasının bu rejim değişmelerini, gelişmeleri yakından takip ettiğini de anlatsın! </span><b>İlber Hoca</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>Celâl Şengör</b><span style="font-weight: 400;">’den başlayarak okuduğunu anlamamış veya okumamış okumuşlarımıza büyük devletin düşerken de büyüklüğünü anlatsın! </span><i><span style="font-weight: 400;">İmparatorluğun En uzun Yüzyılı</span></i><span style="font-weight: 400;">’nı anlatsın! Birilerinin bilmeden, anlamadan övdüğü hakıkaten büyük padişahımız </span><b>2.</b> <b>Sultan Abdülhamid</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;in </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ten daha batıya dönük ve batı hayatına yakın olduğunu anlatsın! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anlatılacak ve anlaşılacak ne çok şey var. </span><i><span style="font-weight: 400;">Ak</span></i><span style="font-weight: 400;">la </span><i><span style="font-weight: 400;">kara</span></i><span style="font-weight: 400;">ya, </span><i><span style="font-weight: 400;">yuh</span></i><span style="font-weight: 400;">la </span><i><span style="font-weight: 400;">alkış</span></i><span style="font-weight: 400;">a sıkışmış hayatımızda eksiklerin acısı yakıcıdır. Cumhuriyet’le Osmanlı’yı kavga ettiren cahilliğin çoraklaştırdığı toprağı yüzüncü yıldan itibaren artık sulayalım. Birileri, Osmanlı idaresinin 100 yıldan fazla bir zamandır yapmak istediği ve yaptıklarının </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;le devam ettirildiğini anlatsın! </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ün, </span><b>3. Selim</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;in, </span><b>2. Mahmud</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;un, </span><b>Abdülmecid</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;in, </span><b>Abdülaziz</b><span style="font-weight: 400;">’in, </span><b>2. Abdülhamid</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;in, hatta </span><b>5. Mehmet Reşad</b><span style="font-weight: 400;">’ın,</span><b> Vahideddin</b><span style="font-weight: 400;">’in tam bir devamı olduğunu anlatsın! Belki tek fark Meşrutiyet ve Cumhuriyet tercihindedir, anlatsın!</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h2><b>Padişahlar yetki devretti</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu saydığım padişahlar, kendi yetkilerini kademe kademe başka kurumlara bırakarak geldiler. Çok önemli bir meseledir. Baştakilerin, hele mutlakıyet rejimine alışmış bir devirde ve toplumda yetki devri kolay iş değildir. Bunu iyi anlamak lazımdır. Şimdikiler onların devrettiği yetkileri de, daha ilerisini de kendilerine aldılar. Geriden geriye düştük. Bu kadar açıktır. Anlatacaklar bunları anlatsın! O, hiç benzemediği halde birilerinin sever görünerek kullandığı, birilerinin </span><b>Atatürk </b><span style="font-weight: 400;">üzerinden söverce yüklendikleri, reddettikleri babaları Osmanlı’yı anlatsınlar. Cumhuriyet, ceddini reddeden nesiller istemez. Atalarını, iyi taraflarıyla kötü taraflarıyla tanıyan ve sahiplenen nesiller ister, anlatsınlar! </span></p>
<p><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">, kendisinden öncekilerin yaptıklarının eksik kalan kısımlarını tamamlamak için fırsat bulmuştur. İstediğini yapacak bir ortam hazırlamıştır. Zor ve zorlu bir iştir. Onda bunu başaracak deha vardır. Zayıflayarak savaşlarla ülkeler kaybettikten sonra, büyük kurtarıcı yeni devletin rejimi ile beraber çok şeyi değiştirmiştir. Eskiden devam edenler daha çoktur. Kurumlarımıza bakanlar bunu anlar. Tarihçiler bize bu açık gerçekleri anlatsınlar.</span></p>
<h2><b>Tarihçi dostlar!</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunları yazmak, anlatmak &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Yağmur kulunuz</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8220;a düşmeyecek kadar çok yönlüdür ve bin bir ayrıntıyla yüklü derin konulardır. Türkiye bu cehaletten kurtulacaksa, önce siz ve sosyal alanların uzmanları konuşacaksınız. Yoksa kula kulluk edenler şimdiki gibi ortalığa karbon saçmaya devam edecekler. Çağdaş köleler, hallerine bakmayıp tarihe, Türklüğe iftira etmeye devam edecekler. &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kula kulluk edenler&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyen cahiller ve gerçek manasında kullar, sakatlanmış psikolojilerini göstermek için meydanı boş bulacaklar. İçler acısı halimiz budur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıkça tekrarlamak da bana düşecekse söyleyeyim: </span><i><span style="font-weight: 400;">Osmanlı </span></i><span style="font-weight: 400;">diyenler </span><i><span style="font-weight: 400;">Osmanlı </span></i><span style="font-weight: 400;">diyerek bir şeyler uyduruyorlar, Osmanlı&#8217;ya, tarihimize iftira ediyorlar. </span><i><span style="font-weight: 400;">Osmanlı</span></i><span style="font-weight: 400;"> ile dediklerinin ve yaptıklarının hiçbir ilgisi yok. Evet yok. Osmanlı anlayışı, yani devletimizin temel görüşü Cumhuriyet’te ve kurucusu </span><b>Mustafa Kemal</b><span style="font-weight: 400;">’de devam etti. Saydığımız padişahlar dünyaya nasıl baktılarsa, dehasının yarattığı farkla </span><b>Gâzî</b><span style="font-weight: 400;"> de öyle bakıyordu. Zaten o devlet anlayışıyla yetişen neslin öne çıkanlarındandır. Yaptıklarına bakın, yakın tarihe bakın anlarsınız. Eleştirilecek hususlar da dâhil aynı görüşün devam ettiğini görürsünüz.</span></p>
<h2><b>Gerçek nerde?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama hayır, biz gerçeği aramıyoruz. Çocukluğumuzda, Toros yaylalarında obalar arasında toplu çocuk kavgaları olurdu. Şimdi biz de kendi mahallelerinden karşıya ok fırlatanlarız. Yaptığımız yalnız bu değilse de çoğunlukla bu. Bunu görecek ve çocuk olmadığımızı fark edeceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet diyenler,  kendi ajandalarını, ideolojik ezberlerini tartıya çıkaracaklar. Bazıları, </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">’ü öyle bir yere sıkıştırıyorlar ki </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;"> gelse ilk önce bunları susturur. Diğerlerinde Osmanlı ve din olmadığı gibi bunlarda da </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;"> yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık gerçeği görmezsek çıkış yolunu bulamayız. Güya seven ve güya nefret eden cahilleriz. Konuşmalarımız, cehaletin gözümüze sokulmuş örneğidir. İbretlik bir iştir. Bilelim ki manzaramız bütünüyle perişanlıktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki ucu söyledim; bir de üçüncüler var. En kalabalık olanlar belki de bu üçüncülüğe düşen Cumhuriyet’i kuran fikri savunduğunu zannedenler. Sözü doğrudan söyleyecek yerdeyiz: Türk diyenlerin de Türk&#8217;ten haberleri yok. Hâlbuki tarihten habersiz olana milliyetçi denemez. Millet, tarihiyle millettir. Memleket, uydurmaların sloganlarına kaldıysa bir adım yol alamayız. Ve bu kadar perişanlık ortasında susamayız. </span><b>Mustafa Kemal</b><span style="font-weight: 400;"> önderliğinde o “</span><i><span style="font-weight: 400;">ilahî kadro</span></i><span style="font-weight: 400;">” susmadı.</span></p>
<h2><b>İki cehalet arasındayız</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükumetimiz Cumhuriyet’in yüzüncü yılını bile bile karartmaya kalktı. Bu açıktır. 28 Ekim’de Gazze mitingi koymakla açık inkârın ötesinde bir iş yaptığımızı bileceğiz. Dünyada ülkesinin, rejiminin yüzüncü yılına karşı böyle davranan bir yönetim örneği arasanız bulamazsınız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka gerçeği söylemenin de tam yeri ve zamanıdır: Bugünkü yöneticilerimiz varlıklarını ve bu makamlara gelişlerini Cumhuriyet’e borçludurlar. Eğer rejim değişmeseydi, devlet başkanlığı makamında Osmanlı hanedanından biri Padişah olarak oturacaktı. Diğerlerinin ancak Başbakan olma ihtimalleri olabilirdi. Bunun imkânsız olmadığı söylenebilir. Fakat Osmanlı hanedanının devam ettiği bir yerde, hele İstiklâl Harbi sonrası dine dayalı dar bir görüşle hareket eden kurgunun bizde iktidar şansı hemen hemen yoktu. Dünyada da yoktu. Vatikan din devleti dışında bir örnek çağdaş dünyada yoktur. İkinci Cihan Harbinden sonra doğan İsrail’i aynı yere koyamayız. Tabii, onların marjinalleri de devlet hayatına hâkim olamaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizde İslam Cumhuriyeti adıyla ortaya çıkanların hali ortada. Dünyanın en yaşanmaz bölgeleri arasında bu ülkeler var. Evet kendisine İslam devleti diyen veya Müslümanım diyen ülkelerin hali içler acısı. Terörle anılır hale geldik. Bu algıyı büyüttüler ve işte görüyorsunuz Gazze’de görülmemiş derecede vahşet, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Bunlar bizi kesecekler..”</span></i><span style="font-weight: 400;"> propagandası üzerinden yürütülüyor ve dünya da buna kolayca kanıyor. Yani mesele sadece bize düşmanlık değil. Biz, biz değiliz.</span></p>
<h2><b>Ya biz?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de dinden uzak din sosuyla diğer Müslüman ülkelere benzemeye hızla gider görünüyoruz. Düşünmeden hareket ediyoruz. Gazze için miting yapmak öyledir. Devlet miting yapmaz. Yapacağı, yapabileceği neyse onu yapar. İncelikle ve ustalıkla yapar. Bağırmakla bir şey halledilmez. Diplomasi ve devlet dili sizi bağlar, baştaysanız bağlamalıdır. İçerde birbirinize söyleyeceğiniz sözleri âleme ilan edemezsiniz. Onları iyice tedirgin edersiniz ve bir haklılık payı da buradan çıkarmalarına yol açarsınız. Gücünüzü zayıflatmışsınız. İçeriniz karışık. Hazineniz tamtakır. Ondan bundan para dilenirken bağırmanız sizi vuracak bir bumerangtır. Ayrıca, kendi devletinin yüzüncü yılına soğuk bakan idareye kimse saygı duymaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şayet maksat ters bir inkılap ise –ki öyle görünüyor- bunu başarmak için şartların uygunluğu ve hiç olmazsa çeyrek </span><b>Gâzî</b><span style="font-weight: 400;"> çapında bir lider profili ve ona uyacak bir kadro gerek. Bugünün dünyasında öyle biri yok. Bizde de yok.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu Cumhuriyet, her şeye rağmen sağlam kalmış bir yaşama kültürünün eşlik ettiği büyük bir mücadeleden sonra kuruldu. Bu yapıyı bozmak mümkün fakat bu şartlarda yıkmanın imkânı yoktur. Sahte din kurgusu ülkeyi sarsa da yoktur. Zaten yıkıcıların yapıcı gücü görülmemiştir. Burada hiç görünmüyor. Bu tozlar bir silkinişte gider. İşaretler şimdi de var. Onu görmek lazım.</span></p>
<h2><b>Bu memleket sürprizlidir</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">100.yılında Cumhuriyet’i anlamak önemliydi. Neleri yaptığımızı ve neleri yapamadığımızı bilmek önemliydi. Böyle bir anlama gayreti görülmedi. Daha açığı, iktidardakiler bir şey yapmamayı seçtiler. Cumhuriyet’in yüzüncü yılında bir hatıra abidesi bile dikilmedi. Dünyanın şaşacağı iş budur. Çünkü böyle yıldönümlerinde normal memleketlerde kutlamalara bile yıllarca hazırlanılır. Bunlar bizde konuşulamadı da. Ya yuh ya alkış kumpanyaları düşünceyi boğdu. Fakat başka bir şey oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanımız olanlara karşı seyirci görünür, bazıları bunu kabul ettiği şeklinde anlar. Yanılırsınız. Sonunda diyeceği, yapacağı herkesi şaşırtır. Şimdi de bunun bir örneği yaşanıyor: İktidar cenahının karartması ve muhalefetin yokluğu halkın büyük bir kesiminde “</span><i><span style="font-weight: 400;">iş başa düştü</span></i><span style="font-weight: 400;">” duygusunu uyandırdı. Cumhuriyet’e ve </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">’e bağlılık katsayısı yükseldi. Bayraklar asıldı, şaşılacak güzellikte gösteriler, kısa filmler, fotoğraflar, resimler, tablolar hazırladılar. Maçlarda pek güzel koreografiler sundular.  Onlarca marş bestelendi. Şahıslar, gruplar nasıl kutlamalar yapacaklarını düşünmeye ve uygulamaya başladılar. Bir heyecan rüzgârı estirmeyi başardılar. Millî gurur ayağa kalktı. Karartanlar böyle de kaybetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük bayramımız kutlu olsun! Türkün büyük Başbuğu aziz </span><b>Atatürk</b><span style="font-weight: 400;">’e, yakın çalışma arkadaşlarına yüzyılımıza hizmeti geçenlere sonsuz şükran ve minnet!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/">Yüzüncü yılımıza nasıl baktığımıza bakış</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yuzuncu-yilimiza-nasil-baktigimiza-bakis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koca çınar</title>
		<link>https://millidusunce.com/koca-cinar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/koca-cinar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Oct 2023 14:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45553&#038;preview=true&#038;preview_id=45553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu toprağın kederli çocukları hep gelip kucağında ağlardı. O koca çınarın kıymetini bilenler, her bir dalı, her bir yaprağı için ne fırtınalara göğüs germiş, ne baltaların önünde durmuştu. O kederli çocuklar güçlerini Cumhuriyet çınarının maziye uzanan köklerinden, umutlarını da göklere uzanan dallarından almıştı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/koca-cinar/">Koca çınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkoca-cinar%2F&amp;linkname=Koca%20%C3%A7%C4%B1nar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkoca-cinar%2F&amp;linkname=Koca%20%C3%A7%C4%B1nar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkoca-cinar%2F&amp;linkname=Koca%20%C3%A7%C4%B1nar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkoca-cinar%2F&amp;linkname=Koca%20%C3%A7%C4%B1nar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkoca-cinar%2F&#038;title=Koca%20%C3%A7%C4%B1nar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/koca-cinar/" data-a2a-title="Koca çınar"></a></p><p><span style="font-weight: 400; font-size: 16px;">Rüzgârlar esti doğudan ve batıdan… Yüz yıllık çınarın yaprakları hışırdadı ilkin, sonra bir türkü yaktı dalından havalanıp uçan kırlangıca. Hüzünlü bir nağme…  Kökleri toprağın derinlerinde, susuzluğunu giderecek kaynağa ulaşmak için kıpırdadı. Nice savaşlar, nice aşklar, nice kederler görmüş gövdesi titredi… Bir şeyler oluyor, bir şeyler değişiyordu. Fark ediyordu yaşlı çınar, birazdan bir fırtına kopacak ve henüz 10 yılını devirmemiş genç fidanlar köklerinden sarsılacaktı. Kök salabilmişlerse toprağa ne âlâ! Ya yarım kalmışlarsa?.. İşte en zoru onlarınki idi. Ya da en kolayı…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sahi, kökleri </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Bu toprak benim!&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> der gibi yol tutmuş, dal budak salmış, toprağın üstünde de altında da ne sevdalar büyütmüş koca koca çınarlar mı şanslıydı, yoksa büyümenin hevesi ile gövdesini zor tutan yeni yetme ağaçlar mı? </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hey gidi gençlik, hey!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye iç geçirdi koca çınar; fırtına öncesinin sessizliğinde, sonbahar güneşinin parlak ışıkları ile dalgalanan âleme bakarak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne çok şey görmüştü bu yaşlı gözleri. Misal bir gün, bir kız çocuğu hıçkırıklarını dizginlemeye çalışarak ona doğru koşmuş, gövdesine sarılınca kırlangıçları ürkütüp kaçıracak kadar kuvvetle bağırıp ağlamaya başlamıştı. Ah bir dili olsa her zerresini titreten küçük kıza teselli verecekti, neler olup bittiğini bilmese de. Neyse ki çocuk onun dinginliğinde aradığı şefkati bulmuş olacak ki sakinleyip rahatlamıştı. Konuşmadan seven bir babaydı şimdi çınar; küçük kızın yüreğine akıtmıştı sevgisini. Çocuk bütün kederini toprağa döküp üzerinde bir şadırvan gibi duran dallara bakmış sonra da var gücüyle yer yer yumrulaşmış gövdesine tırmanmıştı. Şimdi yüreği kederden buruşmuş küçük kız, yeniden çocuktu. Hürriyeti küçük ciğerlerine çekmiş, yüzünde eğreti duran acıyı silip atmıştı. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Sen benim evim olacaksın artık, her gün gelip yabani bir kuş gibi dalına konacağım. Köyüm işte şurada. Her gün gelip buraya çıkacağım ve önce köyüme sonra da köyümün ötesine bakacağım.  Ve bir gün gelecek buralardan gideceğim. Ne için biliyor musun koca çınar?” </span></i><span style="font-weight: 400;">Konuşabilseydi eğer merakla </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;Ne için?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye soracaktı. Onun yerine esen hafif rüzgârı fırsat bilip yapraklarını kıpırdattı. Çocuk sohbetin karşılıklı olduğunu anlamış gibi </span><i><span style="font-weight: 400;">“Doktor olacağım. Hasta anneleri iyileştirmek için. Hem belki o zaman babam da iyileşir. Olmaz mı dersin?”</span></i><span style="font-weight: 400;">. Koca çınar cevap vermek için yeni bir rüzgâr bekledi. Beklediği rüzgâr esmese de konuşmadan anlaşanların diyarında cevabını bir şekilde küçük çocuğa verecekti.  </span><i><span style="font-weight: 400;">“Olmaz mı yaa, küçük kız olmaz mı.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye geçirdi içinden. Çocuk </span><i><span style="font-weight: 400;">“Seni duydum!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye sevinçli bir çığlık attı. Akşam olup çoban köpekleri gördüğü her yabancıya havlarken güç bela indi çocuk, yaşlı çınarın gövdesinden. Büyüyüp genç kız olana kadar da her gün gelip sohbet etti onunla. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doktor olmuş o küçük kız. Geçenlerde, köklerinden birine soluklanmak için çömelmiş bir çiftçi ve sakince koyunlarını güden çobandan duymuştu. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Eee bak yavrucak anasını kurtaramadı ya, Hüseyin Emmi’nin Hanımının derdine derman olmuş. Evladı Ahmet, daha 15 yaşında. Anam ölecek mi diye ağlarken, kurtulacağını duyunca Ayşe Kız’ın ayaklarına kapanmış minnetinden.”</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Biliyordum çocuk, biliyordum. Senin isteyip de başaramayacağın bir şey yoktur bu dünyada. Tepeme tırmanıp, ufka bakışından belliydi.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyerek hatırladı küçük kızı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonra bir gün, elinde tahtadan bir uçak maketiyle bir oğlan çocuğu çıkıp geldi ağlayarak. Çocuğun ağlayışından, kökünden yaprağına hüzün doldu yine koca çınarın. Çınar, henüz altmışlarında ya var ya yoktu. Ama epey güngörmüş sayılırdı yine de. Çocuk elindeki makete bakıp iç çekti. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bir gün dedi, bir gün bu hayalim gerçek olacak. Ve hepinize bulutların üstünden el sallayacağım.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Yapraklarından bir damla çiğ düştü çocuğun yüzüne. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ağlama be koca çınar, göreceksin bak bir gün tam tependen geçeceğim. Rüzgârımdan üşüyeceksin, tüm yaprakların tir tir titreyecek.” </span></i><span style="font-weight: 400;"> Bu inançlı ve inatçı çocuk çınarı gönendirmişti. Yine çobanlardan aldı haberini. O inatçı sarışın çocuk büyümüş bir savaş pilotu olmuştu. Kıbrıs denen yerde büyük kahramanlık gösterip şehit düşmüş, naaşını da getirip ilerideki mezarlığa defnetmişler. Haberi duyunca kuru dalları tutuşmuştu sanki. Yüreği yanan bir ananın acısını taa kökünde hissetti</span><i><span style="font-weight: 400;">. “Ahh be çocuk dedi, ahhh! Hani semadan el sallayıp titretecektin ya beni. Alacağın olsun be çocuk!”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye diye iç çekti günlerce. Öyle kederlendi ki kuşlar bile korkudan yaklaşamadı dallarına. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toprağa cemre düşüp de tabiat yeniden canlanmaya başladığı bir gündü. Bir genç bir kız etrafında on-on beş kızlı erkekli çocukla birlikte gölgesine toplanmıştı. Genç kızın öğretmen olduğunu anlattıklarından anladı. Her bir çocuğu öz evladı gibi sevdiği, tek tek başlarını okşayışından belli idi. Evlerinde bu sevginin binde birini görmeyen çocuklar, öğretmenlerinin yanına kedi gibi sokulmuş, anlattıklarını merakla dinliyordu. </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Bakın çocuklar, şimdi size hiç bilmediğiniz bir hikâye anlatacağım. Gölgesine oturduğumuz bu ağaç var ya bu ağaç. </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Eveet öğretmenim…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Kim tarafından buraya dikildi biliyor musunuz? </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Kim öğretmenim?</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Şimdi size birkaç ipucu vereyim cevabı siz bulun olur mu? Haydi bakalım ilk ipucu: Sarışın, mavi gözlü…</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Çocuklardan biri heyecanla elini kaldırdı. Çocukça bir saflıkla:</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Memmet Emmi mi öğretmenim? </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Öğretmen ve çınar ağacı çocuğun cevabına tebessüm ettiler belli belirsiz. Çocuklar da ne duysalar gülmeye teşne olduklarından dirsekleri ile birbirlerini dürtüp kıkır kıkır gülmeye başladılar. </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Hayır çocuklar. İkinci ipucu geliyor o zaman. “Kurtuluş Savaşı’nda düşmanı kim yendi?”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ellerin hepsi yukarıdaydı bu sefer. “Öğretmenim ben, öğretmenim ben.” diyerek bağrışmaya başladılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Öğretmen çocukların heyecanından bir hayli memnun, o zaman hep beraber söyleyin bakalım kimmiş o?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; </span><i><span style="font-weight: 400;">Mustafa Kemal Atatürk öğretmenim!!!</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Evet benim güzel yavrularım. Mustafa Kemal Atatürk ya… Bu çınar ağacını buraya o dikti. Ve biz yıllar boyu onun göğe uzanan dallarına, nereye kadar uzandığını hâlâ tam bilemediğimiz köklerine bakarak yolumuzu çizdik. Bir gözümüz onun kökleri gibi geçmişe, diğer gözümüzde yaprakları gibi geleceğe baktı. Bu çınar ağacının gövdesinde sizin gibi nice çocuklar hayal kurdu. Niceleri dertlenip ağladı. Nicesi kavga edip kan döktü. Nicesi gelip gövdesine balta salladı. Ama bakın çocuklarım o sapasağlam göklere doğru uzanmaya devam ediyor…”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğretmenin anlattıkları bundan çok daha fazlaydı. Koca çınar gururla dinledi gölgesindeki evlatlarını. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mazinin denizine dalmış anıları toplarken, uzaklardan fırtınanın koptuğunu gördü. Hava iyiden bozmuş, önüne kattığını savurup götüren bir hortum oluşmuştu. Yanındaki hoyrat ağaca baktı hüzünle. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Ah be çocuk, kök salmadın bu toprağa nasıl dayanacaksın şimdi bu fırtınaya?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye seslendi kendi dilince. Genç ağacın dalları çınarın gölgesinden başka bir şey görmediğinden tehlikenin henüz farkında değildi. Umursamaz bir bakış attı yaşlı ağaca. Hortum geldiğinde koca çınarın gölgesine sığınan kurtlar ve kuşlardan başka hiçbir şey kalmamıştı etraflarında. Genç ağaçların kökleri dışarıya çıkmış, her biri birkaç adım öteye savrulmuştu. 100 yılı deviren çınar ağacı ise yorgun fakat dimdik ayaktaydı. Kaç fırtına atlatmış koca gövdesi ve göğe doğru uzanmış dalları nesillere yol göstermeye devam etmeye kararlıydı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">***</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu toprağın kederli çocukları hep gelip kucağında ağlardı. O koca çınarın kıymetini bilenler, her bir dalı, her bir yaprağı için ne fırtınalara göğüs germiş, ne baltaların önünde durmuştu. O kederli çocuklar güçlerini Cumhuriyet çınarının maziye uzanan köklerinden, umutlarını da göklere uzanan dallarından almıştı. “İstikbal göklerdedir.” diyen atasının sözünü dinlemiş, kırılmış fakat hiç boyun eğmemişti. “Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur!” emrine itaat etmiş, şanını, şerefini, marşını dünyaya duyurmuştu. Bu koca çınarın gölgesinde yetişen çocuklar, karda, yağmurda, kavurucu güneşin altında, daima ileriye yürüyeceklerine her gün ant içmiş, bazıları -laf-ı güzaftan saysa da- varlıklarını çoktan Türk varlığına armağan etmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet ağacının gölgesinde büyüyüp, en yüksek dallarına tırmanıp ufka bakan Cumhuriyet çocuklarına selam olsun. Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!</span></p>
<p style="text-align: left;">
<p><a href="https://millidusunce.com/koca-cinar/">Koca çınar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/koca-cinar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüze doğru</title>
		<link>https://millidusunce.com/yuze-dogru/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yuze-dogru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğukan Altıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 20:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk 10. Yıl Nutku’nu şu cümlelerle bitirir:<br />
“Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türk'üm diyene.”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuze-dogru/">Yüze doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuze-dogru%2F&amp;linkname=Y%C3%BCze%20do%C4%9Fru" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuze-dogru%2F&amp;linkname=Y%C3%BCze%20do%C4%9Fru" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuze-dogru%2F&amp;linkname=Y%C3%BCze%20do%C4%9Fru" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuze-dogru%2F&amp;linkname=Y%C3%BCze%20do%C4%9Fru" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuze-dogru%2F&#038;title=Y%C3%BCze%20do%C4%9Fru" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yuze-dogru/" data-a2a-title="Yüze doğru"></a></p><p>Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemâl Atatürk 10. Yıl Nutku’nu şu cümlelerle bitirir:</p>
<p><em>“Türk Milleti! Ebediyete akıp giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türk&#8217;üm diyene.”</em></p>
<p>Kuruluşundan bu yana Cumhuriyet’in onuncu on yılını idrak ediyoruz. Söylemesi kolay, tamı tamına yüzyıl.</p>
<p>Fakat ne yazık ki bu senenin önemini vurgulayan, ‘Cumhuriyet’ temalı etkinliklere rastlamış değiliz.</p>
<p>Bir futbol kulübünün yüzüncü yılı mevzubahis olsa ortalık marştan, konserden, hâtıra objelerden geçilmeyecekken varlık sebebimiz olan Cumhuriyet’e karşı bu boşvermişlik ve umursamazlık hâli insanı derinden üzmektedir.</p>
<h3><strong>10’un kadar olamadık</strong></h3>
<p>Şimdiki zamandan umduğumuzu bulamadığımızda iki yol vardır: Geçmiş zamana gitmek ya da geleceğe bakmak.</p>
<p>Yani bugünden memnun olmadığımızda ya yaşanan iyi şeyleri hatırlarız ya da yaşanacak güzellikleri tahayyül ederiz. Biz ilkini yapalım ve 90 sene önceye gidelim. Cumhuriyet’in 10. yılına.</p>
<p>Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki Cumhuriyet, halk içindir fakat devlete aittir. Ona sahip çıkmak evvela devlete düşer. Bu yüzden olsa gerektir ki 11 Haziran 1933 tarihinde <em>&#8220;Cumhuriyet&#8217;in İlânının Onuncu Yıl Dönümü Kutlama Kanunu&#8221;</em> çıkarılmıştır. Bu Kanun’u ilerleyen süreçte diğer kanun ve kararnameler izlemiştir.</p>
<p>Amaç, ülke genelinde, köylere varıncaya kadar büyük bir erdem olan Cumhuriyet’i kutlamaktır. Bu gaye için Başbakanlığa bağlı, <em>“Kutlama Yüksek Komisyonu”</em> kurulmuştur. Ayrıca, Kutlama Yüksek Komisyonu&#8217;na bağlı, il ve ilçelerde de &#8220;Komite&#8221; ve &#8220;Heyetler&#8221; oluşturularak çalışmalar sürdürülmüştür. Bütün bu çalışmalar için 1933 malî yılı bütçesinden 50.000 TL gibi önemli bir miktarda kaynak ayrılmıştır.</p>
<p>1930’lu yıllar, Cumhuriyet’in amaç edindiği vatandaş profilini inşa etmek için yapılan devrimlerin temelini sağlamlaştırmakla geçmiştir. Bu yıllarda sergilerle, konferanslarla, halk kürsüleri ve afişlerle halkın Cumhuriyet&#8217;in değerlerini, inkılabın getirdiklerini anlaması hedefi ağırlık kazanmıştır.</p>
<p>Onuncu yılın sembolik olarak ve de Cumhuriyet’in geleceği için mühim bir anlam taşıdığını bilen o zamanki devlet erkânı, imkânlar dâhilinde birçok şeyi mümkün kılmıştır.</p>
<p>Bazılarını sıralamak isterim.</p>
<p>Köylü sadece lafta değil eylemde de milletin efendisidir. Cumhuriyet’in kurucuları bu tavırdan hiç taviz vermemiştir:</p>
<ul>
<li>Hazırlanan <em>&#8220;Köy Kutlama Programı&#8221;</em> çerçevesinde üç gün boyunca köylerde konferans verilmiş ve tiyatro gösterileri düzenlenmiştir.</li>
<li>Kutlama Yüksek Komisyonu tarafından hazırlanan ve <em>&#8220;Köylülere Konferans&#8221;</em> adını taşıyan kitapçıklar köylere dağıtılmıştır.</li>
<li>29 Ekim 1933 tarihinden itibaren Yurt adında köylüye yönelik gazete çıkarılmaya başlanmıştır.</li>
<li>Bayram süresince, köylerde yaşayan ve Köy Komitesi’nce seçilen köylü vatandaşlar, kentte konuk edilip ağırlanmışlardır. Bunlardan bazıları törenlerde katılımcı olarak yer almıştır. Örneğin Ankara&#8217;da 600 yaya ve 1000 atlı olmak üzere 1600 köylünün konuk edilmesi için Ankara&#8217;daki bütün ilkokullar 17 Ekim 1933 tarihinden itibaren 20 gün süreyle tatil edilmiştir.</li>
</ul>
<p>Bayrak sadece gönderde değildir; milletin evinde, gönlünün başköşesindedir:</p>
<ul>
<li>Cumhuriyet&#8217;in 10. yılı kutlama programı çerçevesinde 20.000 civarındaki köye Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından Türk bayrağı gönderilmiştir.</li>
</ul>
<p>Sokaklar, caddeler 10. yıla hazırdır:</p>
<ul>
<li>Bayram süresince, meydanları ve duvarları süslemek üzere Yüksek Komisyon tarafından hazırlanan 25 resimli ve yazılı afiş serisinin her birinden 8 bin adet bastırıldıktan sonra bütün yurda dağıtımı yapılmıştır.</li>
</ul>
<p>Aydınlar, çok şey borçlu olduğu Cumhuriyet’i yalnız bırakmamıştır:</p>
<ul>
<li>Kutlama Yüksek Komisyonu, ülkenin bütün fikir ve sanat çevrelerini göreve çağırarak, inkılabın yüksek anlamını ve ilk on yıldaki atılımları anlatacak söylev, piyes ve şiirlerin yazılmasını istemiştir. Bu amaçla yazılan bütün eserlerden de posta ücreti alınmamıştır.</li>
</ul>
<p>Atılan toplar, insanları Cumhuriyet’in ilân edildiği vakte götürmektedir:</p>
<ul>
<li>Cumhuriyetin onuncu yıl dönümüne özgü olmak üzere, topçu kıtası bulunan yerlerde ve donanmanın belirli gemilerinden Cumhuriyet’in Büyük Millet Meclisince kabul edildiği 29 Ekim günü saat 20.30’da 101 adet top atışı yapılmıştır.</li>
</ul>
<p>Anlı şanlı üniversitelerimize duyurulur:</p>
<ul>
<li>İstanbul Üniversitesinde <em>‘Cumhuriyet ve İnkılaplarımız’ </em>konulu halka açık konferanslar verilmiştir.</li>
</ul>
<p>Türk’ün Türk’e propagandası yeterli değildir. Türk’ün gücünü, Atatürk dehasını ve Cumhuriyet mucizesini cümle âlem duymalıdır. Disney Plus rezaletine ses çıkarmayanlara ve geçen on’ca yıldan sonra 10 kat daha güçlü olması gereken Türk Dışişleri’ne hassaten hatırlatılır:</p>
<ul>
<li>Kutlama Yüksek Komisyonu yabancı ülkelerdeki radyo, gazete gibi yayın organlarından yararlanarak yeni Türkiye’yi bütün dünyaya anlatabilmek amacıyla girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimlerin sonunda bazı yabancı dergiler özel ekler çıkarmıştır. Ayrıca, başta Bükreş olmak üzere, Vaşington, Peşte, Varşova, Stockholm, Londra, Kahire, Bern, Lahey radyolarında özel programlar düzenlenmiştir.</li>
</ul>
<p>Onuncu yılında 3 gün kutlanan bayram yüzüncü yılında en az 30 gün kutlanmalıdır. Henüz geç değildir, herkes bu uyuşukluktan bir silkinmelidir.</p>
<p>Kutlama yapmamak için deprem felâketini öne süreceklere şimdiden sorarım: Altından kalkılamayacak asıl yıkım bizi biz yapan Cumhuriyet’i sahipsiz bırakmak değil midir?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuze-dogru/">Yüze doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yuze-dogru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aziz Türk Milletine</title>
		<link>https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43581&#038;preview=true&#038;preview_id=43581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde seçim mitinglerinde yaşanan saldırılara ilişkin kamuoyu duyurusudur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/">Aziz Türk Milletine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faziz-turk-milletine%2F&amp;linkname=Aziz%20T%C3%BCrk%20Milletine" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faziz-turk-milletine%2F&amp;linkname=Aziz%20T%C3%BCrk%20Milletine" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faziz-turk-milletine%2F&amp;linkname=Aziz%20T%C3%BCrk%20Milletine" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faziz-turk-milletine%2F&amp;linkname=Aziz%20T%C3%BCrk%20Milletine" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faziz-turk-milletine%2F&#038;title=Aziz%20T%C3%BCrk%20Milletine" data-a2a-url="https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/" data-a2a-title="Aziz Türk Milletine"></a></p><p>Aziz Türk milleti,</p>
<p>Türkiye, 28 Haziran 1923 tarihinden bu yana ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk milletine bahşettiği en kutlu haklardan biri olan demokratik seçim hakkını kullanmaktadır. Aradan geçen bir asrın ardından, nihayet 14 Mayıs 2023’te de aynı demokratik hakkın gereğini yerine getirerek biri cumhurbaşkanlığı, diğeri milletvekilliği olmak üzere iki seçme hakkını kullanacaktır.</p>
<p>Bütün propaganda süreci boyunca her kesimden beklenen, bu seçimin bir demokrasi şölenine çevrilmesidir. Toplumu kamplara ayıracak eylem ve söylemlerden uzak durulmalı, seçimin yalnızca belli bir süre milletten alınan yetkiyi yine milletin faydası, huzuru, refahı, birlik ve beraberliği için kullanılması bilinciyle hareket edilmelidir.</p>
<p>Ancak 7 Mayıs 2023 tarihinde Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum ziyareti öncesi ve sırasında yapılanlar, Ata İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Dr. Sinan Oğan’ın Van ziyareti sonrasında Diyarbakır Silvan güzergâhında yapılanlar, demokrasimizin güzelliğine ne yazık ki gölge düşürmüştür.</p>
<p>Bugün öncelikle Türkiye’nin ikinci yüzyılının başlangıcını yönetmeye talip siyasetçilerimizden beklenen, tüm dünyaya adaletli ve ahlâklı bir yarışın nasıl yapılacağının gösterilmesidir. Başta Türk milleti olmak üzere bütün dünyaya ayrışma yerine birliği, kavga yerine rekabeti, gözyaşı yerine gülümsemeyi, endişe yerine umudu, kargaşa yerine huzuru, ölüm yerine yaşamı koyduğunuzu göstermek zorundasınız. Bunu aziz vatanın dünkü emanetçilerine de bugünkü emanetçisi Türk halkına da yarınki emanetçilerine de borçlusunuz. Bu, büyük Türk milletine karşı vazgeçilmez vazifenizdir.</p>
<p>Bugün Kocatepe’nin mukaddes bağrında yatan Halime ile 8 yaşındaki kızı Zeynep’ten aldığınız şerefli emaneti, aynı şerefle yarınlarda doğacak Zeyneplere teslim etmelisiniz.</p>
<p>Ata’nın onurlu mirası demokrasiye, milletin pak oylarına sahip çıkmak, omzunuzda sorumluluk, boynunuzda borç ve vicdanınızda kutlu bir yüktür. Hakkını verin!</p>
<p>Aziz Türk milleti,</p>
<p>Bütün bunlarla birlikte yasadışı şekilde Türk vatandaşı yapılan yüz binlerce sığınmacı da Türk milletinin kaderini tayin etmeye ortak edilmiştir. Onun için senin görevin, dün Kurtuluş Savaşı’nda yere düşen bayrağı nasıl kaldırdıysan, 15 Temmuz’da sokağa saçılan devleti nasıl topladıysan, 6 Şubat depremlerinde devletten önce kardeşlerini enkazdan çıkarmaya, yaralarını sarmaya koştuysan, bugün de provokasyonlara, bölücülüğe, ayrıştırma ve kamplaştırma çabalarına fırsat vermeden birlik ve beraberlik içinde, kol kola, omuz omuza, çiğnenmek istenen demokrasimize, dolayısıyla egemenliğimize sahip çıkmaktır.</p>
<p>Unutma ki, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
<p>Millî Düşünce Merkezi</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/">Aziz Türk Milletine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/aziz-turk-milletine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet’in ilanını yaşayanlar: Hükümet kurulamıyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Nov 2022 11:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1923]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[Kabine]]></category>
		<category><![CDATA[Nazmi Kal]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41524</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Ekim günü gene sorun çözülememişti. Devletin iki gün hükümetsiz kalışı Atatürk’ün asıl düşüncesini gerçekleştirmesine olanak sağladı. 28 Ekim gecesi Çankaya gene önemli kararlar arifesindeydi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/">Cumhuriyet’in ilanını yaşayanlar: Hükümet kurulamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20H%C3%BCk%C3%BCmet%20kurulam%C4%B1yor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20H%C3%BCk%C3%BCmet%20kurulam%C4%B1yor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20H%C3%BCk%C3%BCmet%20kurulam%C4%B1yor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20H%C3%BCk%C3%BCmet%20kurulam%C4%B1yor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor%2F&#038;title=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20H%C3%BCk%C3%BCmet%20kurulam%C4%B1yor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/" data-a2a-title="Cumhuriyet’in ilanını yaşayanlar: Hükümet kurulamıyor"></a></p><p>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılını yaşıyoruz. Günümüzde Cumhuriyet’in ilanına tanık olmuş kişileri bulabilmek artık olanaksız.</p>
<p>1973’te yani Cumhuriyet’in 50. yılında Cumhuriyet’in ilanını yaşamış kişiler aramızda idiler. O yıllarda televizyonda yapımcı idim. O günleri gazeteci, politikacı olarak yaşamış kişilerin anılarına dayanarak bir televizyon programı hazırlamıştım.</p>
<p>Cumhuriyet’in 50.yılında hazırladığım bu programda İsmet İnönü, 2. Dönem Ergani Milletvekili İhsan Hamit Tigrel, Milletvekili Hikmet Bayur, Milletvekili ve General Fahrettin Altay, Gazeteciler Münir Müeyyet Bekman ve Mecdi Sadrettin Seyman, 1923’te TBMM’de zabit kâtibi olarak görev yapan Ord. Prof. Dr. Hıfsı Veldet Velidedeoğlu gibi cumhuriyetin ilanı günlerinin öncesini ve sonrasını yaşamış kişilerle konuşmuştum.</p>
<p>Bu konuşmaları yazı dizisi haline getirdim ve yayımlıyorum.</p>
<p><strong>Nazmi Kal: </strong>Ekim ayı sonlarına doğru kabine buhranı neden ortaya çıktı? Fethi Okyar kabinesi neden istifa etti?</p>
<p><strong>İhsan Hamit Tigrel: </strong>İkinci Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923&#8217;te toplandı. Meclis&#8217;in toplandığı zaman başbakan o günkü tabirle icra vekilleri heyeti reisi Rauf Bey idi. Rauf Bey bir gün sonra 13 Ağustos 1923&#8217;te bu vazifeden çekildi. Rauf Bey istifa ettikten sonra icra vekilleri heyeti başkanlığına Gazi&#8217;nin en yakın arkadaşı Fethi Bey getirildi. Fethi Bey aynı zamanda dahiliye vekilliğini de yürütüyordu. Fethi Bey’in iş başına geldikten bir müddet sonra Halk Fırkası içinde bir muhalefet belirdi. Muhalefetin sebebi kabinenin tutucu, o zamanki tabirle muhafazakar vaziyette olmaları ve yeni kabinenin daha ilerici bir görüşle hareket edeceği noktasından endişe etmeleri idi. Mecliste bir hizip gittikçe kuvvetlenmeye ve tesirini arttırmaya muvaffak oluyordu. Fethi Bey’in icraatından memnun görünmeyerek onu yıpratmaya gayret ediyorlardı.</p>
<p>Fethi Bey’i pek rahat bırakmıyorlardı. Muhtelif vesilelerle dahiliye bakanı sıfatı ile Fethi Bey’e sorular tevcih ediyorlardı. Bu durum karşısında Fethi Bey bütün mesaisini başbakanlıkta toplamak için dahili vekaletinden çekildi. Bir mesele ortaya çıkmıştı, dahiliye vekili kim olacaktı?</p>
<p>Halk Fıkrası grup idare heyeti toplandı. Dahiliye vekaletine Gazi Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın arzu etmediği, beraber çalışmayı muvafık görmediği bir zatı aday gösterdi. Dahiliye vekaletinin açılmasından -ki  bu hadise zannederim dahiliye vekaletinden Fethi Bey’in istifası tarihi 25 veya 24 Ekim tarihidir- üç gün sonra Fethi Bey’in başbakanlıktan da istifası gerektiği neticesine varıldı. Fethi Bey’in istifasından sonra yeni vekiller heyetinin kimlerden teşekkül edeceği düşünülmeye başlandı. Bir neticeye varılamıyordu. Grup idare heyeti toplandı. Gazi&#8217;nin fikrini alalım, dedi. 28 Ekim tarihinde cereyan ediyor bu hadise. Gazi&#8217;yi grup idare heyeti oturuma davet etti. Gazi Mustafa Kemal Paşa gruba gitti. “Serbest bırakın, arzu edenler listelerini tanzim etsinler.”dedi.</p>
<p><em>(Evet Fethi Okyar kabinesi istifa etmişti. Atatürk, &#8220;Muhteris hizbi hükümet teşkilinde tamamen serbest bırakıyoruz. Arzu ettikleri zevattan, arzu ettikleri gibi bir heyetivekile teşkil ederek memleketin mukadderatını idare edemelerinde bir beis görmüyoruz.&#8221; diyordu.  Ama bir türlü hükümet kurulamıyordu. Memleketin 2 gün hükümetsiz kalışı Atatürk’ün harekete geçmesine yetti.)</em></p>
<p><strong>Kal: </strong>Buhranın nedeninin biraz daha açar mısınız?</p>
<p><strong>Tigrel: </strong>Bu buhranın kaynağı hükümet teşkilinin meclisin intihabıyla olmasındandır. Birinci Büyük Millet Meclisi&#8217;nden çıkardığı bir kanunla -numarası galiba 3’e 3 tür- vekiller heyeti yahut bugünkü terimle bakanlar kurulu ayrı ayrı, meclis tarafından seçilen vekillerden teşekkül ederdi. Başbakan ayrı seçilir bakanlar ayrı ayrı seçilirdi. Dolayısı ile birbiriyle anlaşmayan, anlaşması mümkün olmayan, Atatürk ile fikirleri bağdaşamayan insanların bakan olduğu çok vakidir.</p>
<p><em>(Rejim bir halk rejimi idi. Ama adı açıkça belli değildi. Hükümdarsız bir halk cumhuriyeti olmak bakımından bu rejim elbette bir Cumhuriyet&#8217;ti fakat bu nokta Anayasa&#8217;da belirsizdi. Gazi ise hem meclis, hem hükümet hem de meclisi oluşturan tek partinin başkanıydı.</em></p>
<p><em>Hükümet istifa ettikten sonra Mustafa Kemal “Muhteris hizbi hükümet teşkilinde tamamen serbest bırakıyoruz. Kamilen arzu ettikleri zevattan arzu ettikleri gibi bir heyet-i vekile teşkil ederek memleketin mukadderatını idare eylemelerinde bir beis görmüyoruz.” dedi ve odasına çekildi.)</em></p>
<p><strong>Kal: Atatürk bu yetkiyi verdiği halde ve bunu açıklıkla belirttiği halde neden hükümet kurulamıyordu?</strong></p>
<p><strong>Tigrel: </strong>Hükümet kurulamamasının sebebi hükümet kurulması selahiyetinin doğrudan doğruya mecliste olması idi. Yani meclisin seçimi ile kabine teşkil olunuyordu. Şimdiki gibi başbakan seçmiyordu. Kabineye almak istenilen o listedeki mebuslar arasında bir ahenk yoktu bazıları kabul etmiyor filan olursa ben olmam, ben bu kabineye giremem filan gibi mazeretler beyan ediyorlardı bu sebeple listeyi tamamlamak  imkanı hasıl olmuyordu. Atatürk büyük nutkunda bunu ifade etmektedir. Gazi her zaman olduğu gibi ileriyi daima düşünür hadiselerden memleket hesabına faydalanmak yolunu bilen ve takdir eden büyük bir şahsiyetti. Hükümet tertibinin kurulamamasından faydalanmak istemişti. O zaman herkesi, umumi efkarı olsun, meclisi olsun endişeye sevk eden bu buhran benim kanaatime göre Atatürk için endişe şöyle dursun memnuniyet verici bir hadise oldu. Çünkü Atatürk bu durumdan istifade ederek öteden beri düşündüğü cumhuriyet rejimini kurmanın zamanı geldiğini meclise ve halka anlatmak istemişti. Dahiliye bakanlığına, vekilliğine filanın gelmesini istemedi onun yerine kendi yakınlarından birisi dahi getirilmiş olsaydı gene aynı hadise olacaktı. Çünkü Atatürk artık o sıralarda cumhuriyeti ilan etmek, hükümete kati bir şekil vermek kararında bulunuyordu ve bundan faydalandı.</p>
<p><em>(28 Ekim günü gene sorun çözülememişti. Devletin iki gün hükümetsiz kalışı Atatürk’ün asıl düşüncesini gerçekleştirmesine olanak sağladı. 28 Ekim gecesi Çankaya gene önemli kararlar arifesindeydi.)</em></p>
<p><strong>Kal: </strong>Sayın Bekman gazeteci olarak olan bitenden haber alabiliyor muydunuz?</p>
<p><strong>Münir</strong><strong> Müeyyet Bekman: </strong>Kısmen alabiliyorduk. Akşam Çankaya’da Atatürk’ün misafirleri varmış ve İsmet Paşa ile beraber o tasarı görüşülmekte imiş. Atatürk açıklamış yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz diye. Hatta bir kanun tasarısı hazırlamışlar Sorduk mebuslara, muhalifler ne diyor, diye.  Önemi yok, dediler. Ne derlerse desinler.</p>
<p><em>(28 Ekim gecesi her zamanki gibi Atatürk planlarını Çankaya Köşkünde hazırlayacak. Mecliste uygulayacaktı. O gece yakın arkadaşları Kemalettin Sami, Halit Paşa ve Millî Müdafaa Vekili Kazım’ı (Dirik) yemeğe davet etti. Her zaman olduğu gibi İsmet İnönü de o gece davet edilenler arasında idi. </em><em>İnönü bütün geceyi Atatürk ile birlikte geçirdi.)</em></p>
<p><strong>Kal: Sayın İnönü, Cumhuriyet&#8217;in ilanına karar verdiğiniz  o geceyi anlatır mısınız?</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-41525 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/11/11-300x240.png" alt="" width="300" height="240" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/11/11-300x240.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/11/11.png 720w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><strong>İsmet İnönü: </strong>28 Ekim akşamı Atatürk bizi Çankaya’da toplamıştı. Yemek hep beraber yendi. Atatürk ertesi günü Cumhuriyet&#8217;in ilan olunacağını söyledi. Bunu söyledikten sonra herkes ayrıldı. Atatürk bana kalmamı söyledi. Hiçbir konuşma olmadan masanın başına yan yana oturduk. Evvela kanun metnini görüştük. Her madde üzerinde tabiatıyla eski ve yeni arasında bir mukayese yapıyordu. Atatürk neticeyi dikte ediyordu bense yazıyordum. Bu suretle çerçeve tamamlandıktan sonra tekrar okudum Atatürk dikkatle dinledi, düşündü. Hazırlık tamam, dedi. Ve bana ayrılmak üzere izin verdi. Zaten köşkte misafir idim. Odama çekildim. Ertesi sabah metni bir kere daha gözden geçirdik ve beraberce meclise gittik. Kanunu müzakereyi bekledik.</p>
<p><strong>Kal: </strong>Cumhuriyet&#8217;le ilgili anayasa değişikliğinin mecliste kabulünden endişeleri, kuşkuları var mıydı?</p>
<p><strong>İnönü: </strong>Atatürk kesin kararlıydı. Mutlaka çıkaracaktı. Kuşkuları, neticeden yoktu.</p>
<p>Cumhuriyet, 28 Ekim akşamına kadar ve Lozan Muahedesi&#8217;ni Atatürk’ün da imzalamasından sonra umumi olarak herkesin zihninde olmuş bir haldeydi. Cumhuriyetin aleyhinde bulunanlar zayıf bir ümitle yalnız Büyük Millet Meclisi hükümeti devam ediyor, şeklini kurtarmaya çalışıyorlardı. Bir tek ümit uzatılmasında, sürüklenmesinde idi. Atatürk bunu önlemek için kesin karar vermişti. Cumhuriyetin ilanı zaten umumi vicdanda olgun bir hale geldikten sonra bir emri vakiin kanunla kararlaştırılması şeklinde bir muamele idi. Bu kolaylığa gelmişti ve ancak bir oyunla tehir olunabilirdi. Buna mani olmak lazımdı.</p>
<p>Dediğim gibi Cumhuriyet zaten umumi vicdanda olgun bir hale gelmişti. Yalnız oyun ile Büyük Millet Meclisi Hükümeti vaziyetini sürüklenmesine ümit bağlayanlar vardı. Bu oyunu önlemek lazımdı kuşkusu bundan ibaretti Atatürk’ün.</p>
<p><em>(Atatürk ile İsmet İnönü’nün birlikte hazırladıkları tasarı 1921 Anayasası&#8217;nın hükümetin kurulmasına ilişkin maddesinin değiştirilmesi tasarısıydı. Ertesi gün 29 Ekim 1923 günüydü</em>.)</p>
<p><strong>Münir</strong><strong> Müeyyet Bekman: </strong>Basın mensupları 28 Ekim gecesi Çankaya’da bir toplantı olduğunu biliyordu. Ancak o gece Cumhuriyeti&#8217;n ilanına karar verildiğinden haberi yoktu. Onu ancak ertesi günü yani Halk Fırkası&#8217;nın öğleden evvel ve öğleden sonra yaptığı toplantı neticesinde öğrendik.</p>
<p>29 Ekim günü Halk Fırkası&#8217;nın öğleden sonra yaptığı son toplantıda karar kesinleşti. Toplantı 5.30&#8217;da bitti. Biraz daha aydınlandık. Kanun metni hazırlandı meclise geldi. Mecliste de acele karar isteği ile o zaman ki adıyla komisyona havale edildi. Şimdiki adıyla anayasa komisyonuna, komisyon da uzun sürmedi. Müzakeresi meclise intikal etti ve mecliste okundu, hararetli konuşmalar oldu. Bazı muhalif mebuslar müzakerenin acele yapılmamasını istiyorlardı. Bu teklif rağbet görmedi. Cumhuriyetin ilanını isteyen hatiplerin hepsi konuşmalarını, “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleri ile bitiriyorlardı.</p>
<p>Cumhuriyet; alkışlarla, &#8220;Yaşasın Cumhuriyet!&#8221; sesleri ile gerçekleşti. Ertesi günkü bütün gazeteler manşet halinde Cumhuriyet&#8217;in ilanını bildirdiler. Ankara bütün gece şenlik yaptı. Cumhuriyet&#8217;in ilanı sevinçle karşılandı. Beklenmekte idi ve istenmekte idi.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ilk kabinesi şöyle kuruldu:</strong></p>
<p>Başvekil: İsmet İnönü &#8211; Malatya</p>
<p>Şer’iye Vekili: Mustafa Fevzi Efendi &#8211; Saruhan</p>
<p>Erkanıharbiyei Umumiye Vekili: Fevzi (Çakmak)Paşa &#8211; İstanbul</p>
<p>Dahiliye Vekili: Ferit (Tek) Bey &#8211; Kütahya</p>
<p>Maliye Vekili: Hasan Fehmi (Ataç) Bey &#8211; Gümüşhane</p>
<p>Müdafaai Miliye Vekili: Kazım (Özalp) Paşa &#8211; Karesi Balıkesir.</p>
<p>İktisat Vekili: Hasan (Saka) Bey &#8211; Trabzon</p>
<p>Adliye Vekili: Seyit Bey.İzmir.</p>
<p>Maarif Vekili: Safa (Özler) Bey &#8211; Adana</p>
<p>Nafia Vekil: Muhtar (Cilli) Bey &#8211; Trabzon</p>
<p>Sihhiye Vekili: Refik (Saydam) Bey &#8211; İstanbul</p>
<p>İmar-İskan Vekili: Mustafa Necati (Uğural) Bey &#8211; İzmir</p>
<p><strong>Not:</strong> Bu yazı dizisi, Nazmi Kal’ın TRT’de yayımlanan ‘Cumhuriyeti Yaşayanlar’ belgeselinin metinlerinden bölümlerdir. “Atatürk’ün Bilinmeyen Anıları” kitabına da alınmıştır.</p>
<p>Yazı, seri olarak devam edecektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/">Cumhuriyet’in ilanını yaşayanlar: Hükümet kurulamıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-hukumet-kurulamiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet&#8217;in ilanını yaşayanlar: Adım adım Cumhuriyet&#8217;e doğru</title>
		<link>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2022 08:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1923]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk Cumhuriyet'i ilan edecekti. Ancak uygun zaman ve zemin arıyordu. Biz şimdi biraz daha gerilere gidelim ve olayları kısaca hatırlatalım.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/">Cumhuriyet&#8217;in ilanını yaşayanlar: Adım adım Cumhuriyet&#8217;e doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20Ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20Cumhuriyet%E2%80%99e%20do%C4%9Fru" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20Ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20Cumhuriyet%E2%80%99e%20do%C4%9Fru" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20Ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20Cumhuriyet%E2%80%99e%20do%C4%9Fru" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru%2F&amp;linkname=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20Ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20Cumhuriyet%E2%80%99e%20do%C4%9Fru" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru%2F&#038;title=Cumhuriyet%E2%80%99in%20ilan%C4%B1n%C4%B1%20ya%C5%9Fayanlar%3A%20Ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20Cumhuriyet%E2%80%99e%20do%C4%9Fru" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/" data-a2a-title="Cumhuriyet’in ilanını yaşayanlar: Adım adım Cumhuriyet’e doğru"></a></p><p>Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yılını yaşıyoruz. Günümüzde Cumhuriyet’in ilanına tanık olmuş kişileri bulabilmek artık olanaksız.</p>
<p>1973’te yani Cumhuriyet’in 50. yılında Cumhuriyet’in ilanını yaşamış kişiler aramızda idiler. O yıllarda televizyonda yapımcı idim. O günleri gazeteci, politikacı olarak yaşamış kişilerin anılarına dayanarak bir televizyon programı hazırlamıştım.</p>
<p>Cumhuriyet’in 50.yılında hazırladığım bu programda İsmet İnönü, 2. Dönem Ergani Milletvekili İhsan Hamit Tigrel, Milletvekili Hikmet Bayur, Milletvekili ve General Fahrettin Altay, Gazeteciler Münir Müeyyet Bekman ve Mecdi Sadrettin Seyman, 1923’te TBMM’de zabit kâtibi olarak görev yapan Ord. Prof. Dr. Hıfsı Veldet Velidedeoğlu gibi cumhuriyetin ilanı günlerinin öncesini ve sonrasını yaşamış kişilerle konuşmuştum.</p>
<p>Bu konuşmaları yazı dizisi haline getirdim ve yayımlıyorum.</p>
<h2>Adım adım Cumhuriyet&#8217;e doğru</h2>
<p>Atatürk Cumhuriyet&#8217;i ilan edecekti. Ancak uygun zaman ve zemin arıyordu. Biz şimdi biraz daha gerilere gidelim ve olayları kısaca hatırlatalım.</p>
<p>2 Ağustos 1923’te ikinci Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarına başladı. Meclis çalışmalarına başlamadan önce önemli birçok sorunlar açıklığa kavuşmuştu. 1 Kasım 1922’de padişahlık kaldırıldı. 17 Kasım 1922 tarihinde padişah İngilizlere sığındı. 18 Kasım 1922’de Abdülmecit halife seçildi. Yeni halifenin göreve başlamasında yapılan dualar Türk tarihinde ilk kez Arapça yerine Türkçe yapıldı. Bununla Türk devletinin temel yapı taşlarından biri olan Türkçenin hayatımızdaki yeri ve önemi anlatılmak isteniyordu. Bu, çok önemli bir olaydı. 2 Ekim 1923’te başka bir mutlu olay yaşandı. O gün yabancı işgal kuvvetleri İstanbul’u terk ettiler. Artık Türk topraklarında hiçbir yabancı asker kalmamıştı.</p>
<p>Bu ayın en önemli olayı Ankara’nın başkent oluşudur. 9 Ekim’de İsmet İnönü ve 14 arkadaşı Ankara’nın başkent olması için bir önerge hazırladılar. Önerge kabul edildi. Ekim ayında önemli başka olaylar gelişiyordu. Zaman bir şeylere gebeydi.</p>
<p>Cumhuriyet’i ilan etmek için Atatürk yeni milletvekillerinin düşüncelerini öğrenmek istiyor, nabız yokluyordu. Görüştüğü kişilerden biri de Fahrettin Altay idi.</p>
<p><strong>Nazmi Kal: </strong>Sayın Altay, Cumhuriyet&#8217;in ilanından önce Atatürk ile konuştunuz mu?</p>
<p><strong>Fahrettin Altay: </strong>Atatürk bana, “Cumhuriyet konusunda ne düşünüyorsunuz, reyiniz ne?” dedi.</p>
<p>Ben, “Cumhuriyet yönetimindeyiz zaten, millî hükümetin mahiyeti bu değil mi?” dedim.</p>
<p>&#8220;Hayır, Cumhuriyet&#8217;te değiliz, Birinci Büyük Millet Meclisinde saltanat müessesesi duruyor. Saltanat düşmüş değildir, saltanat müessesini düşürmek için meclisin cumhuriyetin ilanı lazımdır, cumhuriyet ilan olunursa saltanat müessesesi doğal olarak düşer. Bu konuda sizin fikriniz nedir?&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Elbette bu fikirdeyim, hep bu fikre hizmet ediyoruz.” dedim.</p>
<p>“O hâlde komutayı bırakmayın.” dedi.</p>
<p>Yeni ordu teşkili işleri vardı. Ordunun başında kaldım. Ankara’ya gitmedim. Bu arada cumhuriyet ilan edildi, zaten cumhuriyet ilan edilmiş gibi bir şeydi. Bu yüzden cumhuriyeti ilan eden mecliste bulunmadım.</p>
<p><strong>Kal: </strong>Karşı olanlar var mıydı?</p>
<p><strong>Altay: </strong>Sonradan kendine katılan bazı kumandanların aksi fikirde olduklarını işitmiştim ama pek iyi bilmiyorum. Cumhuriyet&#8217;in ilanında Atatürk’ün ordusu müttehit (birleşmiş) bir fikirde idi. Bütün kumandanlar efradına varana kadar hepsi Atatürk ne derse o olsun fikrinde idiler. Cumhuriyet&#8217;in ilanının doğru olup olmadığını kimse münakaşa etmiyordu. Atatürk böyle istiyor böyle olsun, fikri yürüyordu. Ekim ayı içinde olaylar hızla gelişiyordu. Genç aydınlardan kurulu 11 Ağustos 1923&#8217;te ilk toplantısını yapan ikinci meclis verimli çalışıyordu. Ama daha verimli çalışma olanaklarını engelleyen bir eksiklik vardı. Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesi gerekliydi.</p>
<p><em>(İkinci Meclis bir Reform Meclisi olacaktı. Gerçekten de öyle oldu. Kısa sürede çok önemli kararlar alındı. 9 Eylül 1923&#8217;te Halk Fıkrası resmen kuruldu. 6 Ekimde Türk ordusu İstanbul’a girdi. Artık vatanda tek düşman askeri kalmamıştı. Bu ayın en önemli kararlarından biri Ankara’nın başkent olması ile ilgiliydi. 9 Ekim’de İsmet İnönü ve 14 arkadaşının bir önergesi ile Ankara’nın Başkent oluşu kabul edildi.)</em></p>
<p><strong>Nazmi Kal: </strong>Gazeteciler olup bitenden haberdar mıydılar? Atatürk’ün kafasından geçen cumhuriyet düşüncesi dışarıya yansımış mıydı?</p>
<p><strong>Mecdi Sadrettin Sayman (Gazeteci): </strong>Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştı. Mürahhaslarımız Ankara’ya dönmüş ve Ankara’da siyasi çalışmalar önemli safhalar arz edercesine gelişmişti. Kurtuluş hareketini hazırlayan ve destekleyen Büyük Millet Meclisi tarihi  kararlar vermiş bulunuyordu ve bu tarihi kararlar devam edeceğe benziyordu. Çankaya köşkünde Büyük Millet Meclisi başkanına ait tahsis edilmiş İstasyon&#8217;daki binada çeşitli temaslar ve toplantılar oluyordu. Fakat basın temsilcisi olarak böyle bir toplantının mahiyeti hakkında bir türlü hakikate yakın tahminlerde bulunamıyorduk. Haber alamıyorduk, her şey gizli tutuluyordu. Esasen Büyük Millet Meclisi çevrelerinde birkaç mümtaz sima hariç çoğunluk da bizler gibi meraktaydı. O tarihlerde politikacılar 3-5 yerde görünebiliyorlardı. Bunlardan biri şimdi müze olan Birinci Büyük Millet Meclisi binası ve koridorları, ikincisi Karaoğlan’da merkez kıraathanesi, Ulus meydanında Taşhan Oteli&#8217;nin karşısında İstanbul Lokantası ki bu lokanta bir katlı taş binadan ibarettir. Mebuslar buralara devam ederlerdi. O zaman daha ne bir siyasi kulüp ne de siyasiler için toplanabilecek bir salon ve imkanlar vardı. Ne çare ki buralarda karşılaştığımız mebuslar dahi yakın günlerin olaylarını bizden fazla bilmiyorlardı ve bir çoğu da belki de farkında değildi. Meclisin loş koridorunda Saruhan mebusları ile karşılaştım. İçlerinde merhum Mustafa Necati, sonra Milli Eğitim Bakanı olmuştu, &#8220;Ne var ne yok, sizlerden bir şey öğrenemiyoruz demek ki gazetecilerimizin haber alma tarafları biraz zayıf.&#8221; diye bir çıkışta bulundu. Bu benim için bir ikaz oldu.</p>
<h2>Atatürk ilk kez cumhuriyet fikrini açıklıyor</h2>
<p><em><strong>Mecdi Sadrettin Sayman (Gazeteci): </strong></em>Viyana&#8217;da intişar eden Neue Press&#8217;in temsilcisi Mösyö Lazar benden türlü konulara ait bilgi istemişti. Bu arada ve söz arasında aynı gün öğleden sonra Gazi Paşa tarafından kabul edilmek şerefine nail olacağını da söylemişti. Bana ısrarla Paşa&#8217;ya hangi meseleler üzerinde sualler sorayım, bilgi rica edeyim, diye sormuştu. Gazi Paşa&#8217;ya sorabilirsiniz demiştim: Türkiye’nin idare şekli kati suretle tayin edilmiş midir? Yoksa bir tekamül bahis konusu mudur? Hükümet merkezi neresi olacaktır?</p>
<p>Bu konuları dikkatle not eden meslektaş benden ayrılarak kaldığı Taşhan Oteli&#8217;ne gitti. Saat 16.00&#8217;da onu Büyük Millet Meclisi&#8217;nde Gazi Paşa&#8217;nın odasına girerken gördüm. Meclis toplantı halindeydi. Hararetli konuşmalar salon dışına aksediyordu. Yarım saat kadar geçmişti. Kapı açıldı önde Viyanalı gazeteci arkasında görüşme sırasında tercümanlık yapan Hamdullah Suphi soyadı sonradan Tanrıöver üstadımız çıktılar. Mösyö Lazar Meclis bahçesinde koluma girerek heyecanla aldığı beyanatın ana çizgilerini bana anlatmaya başlamştı. Bir aralık cebinden notlarını çıkarmak  ihtiyacını duydu. Ve adımlarını kısaltarak bilhassa hükümet merkezine dair Gazi Paşa’nın söylediğini aynen okudu. Beyanat şöyle bağlanıyordu: Ankara Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin merkezidir.</p>
<p>Bu ifadenin önemi beni cezbetmişti. Sordum, demek cumhuriyeti telaffuz etti. Cevap aldım hem de kaç defa ısrarla hem de kaç defa. Meclise koştum Hamdullah Suphi Bey’i bularak sordum. Konuşmalarda Gazi Paşa cumhuriyetten bahsetti mi, diye. O da tekrarladı hem de kaç defa kaç defa. İçim rahatlamıştı öğrenmek istediğim tamamlanmıştı. Postaneye koştum. Telgrafımı yazmaya başladım. Telgrafımda son günlerde Ankara’daki yoğun çalışmalardan bahisle başlamıştım. Bugünlerde mühim kararların verileceğini tebaruz ettirmiştim. Cumhuriyete temas ederek cumhuriyet ilan edilmesi ihtimalini bilhassa işaret ettim. Fakat düşündüm benim bu telgrafım gece yarısı İkdam’a  varacak. İkdam&#8217;da gece sekreterliği yapan arkadaş belki bunu neşretmekten çekinecek, patronu uyandıramayacak. Yazı işleri müdürünü bulamayacak ve ertesi güne talik edecek diye bir endişeye kapıldım. Mösyö Lazar’a Gazi Paşa&#8217;nın verdiği beyanattan bir iki canlı cümle kattım. &#8220;Bugün Viyanalı gazeteciyi kabul eden Gazi Paşa muhtelif mevzulara temas ederken ez cümle demiştir ki” diye beyanattan 5-10 satırı ekledim.  Telgrafı Yusuf Efendi&#8217;ye verdim, kelimeleri saymaya başladı . Hiç unutmam hala gözümde canlanır. Yusuf Efendi cumhuriyet kelimesine gözü takılınca gözlüğünü biraz oynattı kalemi elinden bıraktı. Gişenin ufak deliğinden yüzüme bakmaya başladı. Bir şey söylemeye cesaret etmedi. Yani bir iftihar, bir sual, hayır hiçbir şey demedi fakat ifadesinde hepsi vardı. Sonra anladı ki ben bunları düşünerek, bilerek kağıda döktüm. Kelimeleri saydı ve makbuzu hazırladı. O gün cebimde o telgrafın parasını ödeyecek kadar para yoktu. Bu telgraf buradan 22 Eylül&#8217;de çekilmişti. Avusturyalı gazeteciyi Atatürk o gün kabul etmişti ve İkdam&#8217;ın 23 Eylül 1923 tarihli nüshasında bu haber intişar etmişti. İstanbul’da büyük bir şaşkınlık büyük bir hayret ve büyük duygular uyandıran bu haber üzerine İstanbul gazetelerinin buradaki temsilcilerine telgraflar yağdırdıklarını hatırlarım. Cumhuriyet&#8217;in ilan edileceği haberini ilk defa veren gazeteci olarak mutluyum.</p>
<p><strong>Not:</strong> Bu yazı dizisi, Nazmi Kal’ın TRT’de yayımlanan ‘Cumhuriyeti Yaşayanlar’ belgeselinin metinlerinden bölümlerdir. “Atatürk’ün Bilinmeyen Anıları” kitabına da alınmıştır.</p>
<p>Yazı, seri olarak devam edecektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/">Cumhuriyet&#8217;in ilanını yaşayanlar: Adım adım Cumhuriyet&#8217;e doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-ilanini-yasayanlar-3-adim-adim-cumhuriyete-dogru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen</title>
		<link>https://millidusunce.com/ogretmen/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ogretmen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şerif Tahsin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2022 16:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[100 bin atama]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında yüz bin öğretmen atayarak yüzleri güldürün.<br />
Eğitim için kaynak ayırmayın, gelecek yıllarda ekonomiye can suyu olacak zihinler için neyiniz var neyiniz yoksa verin.<br />
Çünkü emin olun, ne verirseniz ileride daha fazlasını alacaksınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ogretmen/">Öğretmen</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&#038;title=%C3%96%C4%9Fretmen" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ogretmen/" data-a2a-title="Öğretmen"></a></p><p>Yaşam yolculuğunun henüz başındaki bireyi, konuşmalarıyla etkileyebilecek ve ona yapıp ettikleriyle rol model olacak kaç kişi vardır şu hayatta?</p>
<p>Zannımca çok kişi yoktur ve bunlar bir elin parmak sayısı kadardır. Ve kabul edersiniz sanıyorum, parmakların çoğunu da bir öğretmen sembolize eder.</p>
<p>Hayatta hedeflediği noktalara ulaşmış, derin iç huzura sahip kişilerin yaşam öykülerine göz atın lütfen. Hepsinin ortak noktası kendilerine dokunan bir öğretmenin olmasıdır. Söz konusu öğretmenlerin ortak noktası ise icra ettikleri mesleği belirli sınırlara hapsetmemeleri ve karşısına çıktığı öğrencilere çıkacakları hayat yolculuğunda içtenlikle arkadaşlık etmeleridir.</p>
<p>Eğitim hayatı sınavlardan, sıralamalardan, alınan puanlardan ibaret değildir. Bir insanlaştırma süreci olarak eğitim, toplumdaki ilişkilerin sağlıklı şekilde sürmesi ve millî hafızanın muhafazası için de gereklidir. Bana kalırsa eğitimin bu yönü daha da önemlidir.</p>
<p>Bu söylediklerim, bize öğretmenin sadece öğretmediğinin onun daha da fazlasını yaptığının/yapabileceğinin göstergesidir.</p>
<h3><strong>Şanlı miras</strong></h3>
<p>Cumhuriyet kurulurken hatta kurulması dâhi şüpheliyken Maarif Kongresi toplanmış, sözü edilen bu kongrede millî eğitimin temelleri atılmıştır. Çünkü Atatürk’e göre millî eğitim, bağımsızlık savaşı kadar mühimdir. Kongreye, yurdun her tarafından gelen 250’den fazla kadın-erkek öğretmen katılmıştır. Bu tarihî hadiseyi dönemin gazetesi Hâkimiyet-i Milliye şöyle kayda geçirmiştir:</p>
<p><em>“Mustafa Kemal Paşa, üçüncü Yunan taarruzunun en ateşli zamanında muallim ordusunun gelecek vazifesiyle meşgul bulunuyor. Bu asil ve yüce örnek Türk tarihinin benzeri ender bulunan kıymetli hatıralarından biri olacaktır.”</em></p>
<p>Böyle bir mirasa sahip olarak gelinen duruma üzülmemek elde değildir.</p>
<p>Bugün bakıyoruz. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılından gün aldık.  Ortada, elle tutulur bir reçete yok. Eğitimin hiçbir paydaşı gelinen noktadan memnun değil. Gidilecek noktadan da habersiz.</p>
<p>Öğretmenlere bakalım:</p>
<p>Ekonomik olarak müşkül durumdalar. Kuşkusuz öğretmenlik ve para yan yana gelmeyecek kavramlar. Para için öğretmenlik yapılmaz ya da öğretmen olmak maddî refahın garantisi değildir. Ama yine de bunlar bir öğretmen maaşının yoksulluk sınırının altında olmasını gerektirmez.</p>
<p>Bir defa öğrencilerin saygı, sevgi, ait olma, bilme ihtiyacının karşılanabilmesi ve en sonunda kendini gerçekleştirebilmesi için önce, ona bunları sağlayacak olan kişinin -en azından- temel ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. Akıl ve bilim bunu emreder. Atıf yapmaya çalıştığım Maslow’un ihtiyaçlar piramidine göz atarsanız beni teyit edeceksinizdir.</p>
<p>Yine öğretmenlerimiz, ‘Cahil kesimin ferasetine güveniyorum.’ denilerek cehaletin kutsanmasından, mesleklerinin tabiri caizse ayağa düşürülmesinden hoşnut değiller.</p>
<p>Kısa sürede, çok da demokratik sayılmayacak bir biçimde hazırlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu memnuniyetsizlikle karşılıyorlar. Kariyer basamağını tırmanmak ve maaşlarında bir miktar yükselme görmek için sınava girmek istemiyorlar.</p>
<p>Öğrencilerin durumuna göz atalım:</p>
<p>Eğitim hayatlarının 4 ya da 5 şık arasına sıkışmasından bıkmış durumdalar. Veliefendi Hipodromu’ndaki at yarışlarından farksız bir şekilde tasarlanan eğitim sisteminden ciddî anlamda muzdaripler.</p>
<p>Hafta içi tam günü okulda geçiren öğrencilerin çoğu mevcut ekonomik darboğazdan dolayı yemek yeme imkânına sahip değil. Hadi zihinlerini bir şekilde doldururuz fakat ne yazık ki karınlarını doyuramıyoruz.</p>
<p>Velilerin hâli de farksız:</p>
<p>Çocuklarının nitelikli eğitime erişmesi için çabalamaktan yorgunlar. Madden ve manen yaşadıkları zorlukların haddi hesabı yok.</p>
<p>Bizi yönetenlere ve yönetmeye adaylara sesleniyorum:</p>
<p>Ülkece koyulan hedeflerin gerçekleşme yolunun okul sıralarından geçtiğinin ayırdında olun.</p>
<p>Ekranlara çıkın, sokaklara inin ve millî eğitim politikanızı anlatın.</p>
<p>Okulların sadece öğretim alanı değil aynı zamanda yaşam sahası olduğu gerçeğiyle yüzleşin.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında yüz bin öğretmen atayarak yüzleri güldürün.</p>
<p>Eğitim için kaynak ayırmayın, gelecek yıllarda ekonomiye can suyu olacak zihinler için neyiniz var neyiniz yoksa verin.</p>
<p>Çünkü emin olun, ne verirseniz ileride daha fazlasını alacaksınız.</p>
<p>Hayatta nasıl ki ekilen biçiliyorsa, küçük hayat sahaları olan sınıflar ve okullara da ne kadar önem verirsek ileride ancak o kadar değerlenebileceğiz.</p>
<p>Bir seslenişim de öğreteceği her harf için 40 yıl kölesi olacağımız öğretmenlerimize:</p>
<p>Bileğinizin değil ama bilginizin gücüne inanın.</p>
<p>Döktüğünüz akıl terlerine sahip çıkın.</p>
<p>Ebedî liderimiz, yeni nesilleri size emanet etti, bunu hiçbir zaman unutmayın!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ogretmen/">Öğretmen</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ogretmen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüzüncü yıl</title>
		<link>https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şerif Tahsin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 09:03:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tabiri caizse Cumhuriyet yüz’üldü yüz’üldü kuyruğuna gelindi. Ya yüz yıl öncesini hatırlayıp ayağa kalkacağız ya da mevcut korku ve baskı iklimine teslim olup yok olacağız! Yüz’üncü yılda ikinci ihtimale boyun eğersek çocuklarımızın yüz’üne artık nasıl bakarız, bilemiyorum.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/">Yüzüncü yıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yil-2%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yil-2%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yil-2%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yil-2%2F&amp;linkname=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyuzuncu-yil-2%2F&#038;title=Y%C3%BCz%C3%BCnc%C3%BC%20y%C4%B1l" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/" data-a2a-title="Yüzüncü yıl"></a></p><p>Yeni bir yaşa adım atarken geride bıraktığımız senelerin muhasebesini yaparız genelde.</p>
<p>“Neydim, ne oldum ve ileride ne olacağım?” deriz kendi kendimize.</p>
<p>Mâlumunuz Türkiye Cumhuriyeti de 100. yaşı için aylar hatta günler sayıyor.</p>
<p>Devletler de insanlar gibi doğuyor ve yaşıyorlarsa aynı tür bir muhasebenin onlar için de gerektiği aşikârdır.</p>
<p>Evet, muhasebe yapılmalı.</p>
<p>Pekiyi, bunu yapmak kime düşer?</p>
<p>Tabii ki devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese.</p>
<p>Ee ben de bir denemede bulunmak isterim mümkünse.</p>
<p>İlk sorumuzla başlayalım: Neydi?</p>
<p>Cevaplayalım, dilimiz döndüğünce.</p>
<p>Savaşı mecbur kalınmadıkça cinayet gören, eski bir düşmanı tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen bir lidere sahipti.</p>
<p>Emperyalizme karşı savaş kazanılmış ve mazlum milletlere örnek olunmuştu.</p>
<p>Savaş sadece cephede kazanılmamış, eğitim ordusu için tüm imkânlar seferber edilmiş ve bilimin ışığında yol alınmıştı.</p>
<p>Yargı bağımsızdı, kula kulluk eden yoktu.</p>
<p>Hâkimiyet, anayasadaki ifadesiyle bila kaydü şart milletindi.</p>
<p>Belki madden çok zengin değildi ama manevî birikimi hesap dahi edilemezdi.</p>
<p>Birlikten kuvvet doğardı.</p>
<p>Basın hürdü ve emekçileri gururlu.</p>
<p>Farklılıklar zenginlikti, ayrılık ve aykırılık sebebi değil.</p>
<p>Demokrasiye darbe vurulan dönemler olmuştu ama nihayetinde sandık galip gelmişti.</p>
<p>Ne mutlu Türk’üm diyeneydi.</p>
<p>Ağacın yeşili sevilirdi, doların değil.</p>
<p>Çalmak değil çalışmak, bölmek değil bölüşmek esastı.</p>
<p>Kamuya alımlarda liyakat gözetiliyordu.</p>
<p>İtiraz edenler çoğunluktaydı.</p>
<p>Kimsesizlerin kimsesiydi Cumhuriyet.</p>
<p>İkinci soru: Ne oldu?</p>
<p>Milat vermek pek doğru olmaz ama zaman geldi bize bir hâller oldu.</p>
<p>Okuduğunu anlayamayan, anladığını anlatamayan nesiller yetişti.</p>
<p>Kurucu ilkelerimizden, bizi biz yapan değerlerden uzaklaşıldı.</p>
<p>Hizmette yarışması gerekenler hezimette yarışmaya başladı.</p>
<p>&#8220;Ayşe tatile çıksın&#8221;dan, “İşgaliniz bizi bağlamaz, bir gece ansızın geliriz&#8221;e savrulundu.</p>
<p>Tek’likten güç doğmaya başladı.</p>
<p>Parmakla gösteriliyorken parmakla gösterir duruma düştük.</p>
<p>Milyonlarca kişinin girdiği  sınavların sorularına sahip çıkılamadı, gençlerin sorunlarına duyarsız kalındı.</p>
<p>Milletin iradesine askerler değil, siviller zarar vermeye başladı.</p>
<p>Amaç olması gereken demokrasi araç olarak kabul edildi.</p>
<p>Dinleyenler azaldı ve her ağızdan ses çıkageldi.</p>
<p>Çok bildik ama çok yanılacağımızı hesap edemedik.</p>
<p>Sıkı sıkıya sarılmamız gereken laiklik hedef tahtasına oturtuldu.</p>
<p>Farklılıklarımız ayrılıklarımıza dönüştü.</p>
<p>Yurtdışına gitmek memlekete daha iyi hizmet etmek için vasıtaydı, artık boğucu atmosferden kurtulmak için esaslı bir gaye.</p>
<p>Ne mutlu Suriyeliyim diyene oldu.</p>
<p>Liyakat rafa kaldırıldı, kamuya alımlarda sadakat esas kılındı.</p>
<p>Felsefe; itaat et, rahat et’e dönüştü.</p>
<p>Tabiri caizse Cumhuriyet yüz’üldü yüz’üldü kuyruğuna gelindi.</p>
<p>Üçüncü ve en önemli soru: Ne olacağız?</p>
<p>Zaten şöyle bir söz yok mu?: Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.</p>
<p>Bu soruya cevabım kısa ve net:</p>
<p>Ya yüz yıl öncesini hatırlayıp ayağa kalkacağız ya da mevcut korku ve baskı iklimine teslim olup yok olacağız!</p>
<p>Yüz’üncü yılda ikinci ihtimale boyun eğersek çocuklarımızın yüz’üne artık nasıl bakarız, bilemiyorum.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/">Yüzüncü yıl</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yuzuncu-yil-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
