<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>A. Selim Babaoğlu, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/aselimbabaoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/aselimbabaoglu/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Nov 2025 19:01:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/07/icibeyazdoluicon.png</url>
	<title>A. Selim Babaoğlu, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<link>https://millidusunce.com/author/aselimbabaoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>UNESCO&#8217;nun Türk Dili kararı</title>
		<link>https://millidusunce.com/unesconun-turk-dili-karari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/unesconun-turk-dili-karari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 19:04:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51753</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Aralık Dünya Türk Dili ilan edildi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/unesconun-turk-dili-karari/">UNESCO&#8217;nun Türk Dili kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özbekistan&#8217;ın Semerkant şehrinde düzenlenen UNESCO&#8217;nun 43. Genel Toplantısında 15 Aralık Dünya Türk (Turkic) Dili günü ilan edildi. 194 Ülkeden 5000&#8217;in üzerinde katılımcının iştirak ettiği konferanslarda Türk dilinin birleştiriciliğinin yanı sıra genel anlamda dillerin sadece iletişim aracı olmadığı bundan öte medeniyet kurucusu olduğu vurgulandı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/unesconun-turk-dili-karari/">UNESCO&#8217;nun Türk Dili kararı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/unesconun-turk-dili-karari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Entelektüel milliyetçilerin muhakkak okuması gereken iki eser</title>
		<link>https://millidusunce.com/entelektuel-milliyetcilerin-muhakkak-okumasi-gereken-iki-eser/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/entelektuel-milliyetcilerin-muhakkak-okumasi-gereken-iki-eser/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Jun 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap, Sanat ve Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[milli bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Şatlı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Umut Özkırımlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50483</guid>

					<description><![CDATA[<p>Entelektüel bütün Türk milliyetçilerinin okuması gereken iki bilimsel çalışma.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/entelektuel-milliyetcilerin-muhakkak-okumasi-gereken-iki-eser/">Entelektüel milliyetçilerin muhakkak okuması gereken iki eser</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçilik son yüzyılların en başarılı ideolojisi. Öyle ki bütün dünyayı etkisi altına alıp dünyanın en ücra köşesine kadar ulus devlet örgütlenmesini yaydı. Bunun tam tersi de oldu. Bütün dünyayı etkisi altına alan ulus devlet yapılanması insanları uluslara ayırıp son yüzyıllardaki haritaları meydana getirdi. Haritalar değişmeye devam ediyor. Değiştiren ana ideoloji de milliyetçilik.</p>
<p>Milliyetçilik gümrük vergilerimizden tutun benzin istasyonlarımızda her gün baktığımız ama görmediğimiz bayraklarımıza kadar, hayatımızın her ânını ve her yeri dolduran bir fenomen.</p>
<p>Hâliyle bu fenomen her gün ve yine dünyanın her yerinde akademiden günlük sığ siyasete kadar tartışılıyor.</p>
<p>Nitelikli tartışma, nitelikli bilgi ve siyaset üretimi anlamına da geliyor. İşte burada milliyetçilik kuramlarını genel hatlarıyla tanımak ciddi bir önem kazanıyor. Zîra aksi hâlde entelektüel seviyede tartışma, argüman geliştirme mümkün değil. Bu da siyasetin daha da sığlaşması ve geliştirilen politikanın değersizleşmesi, rakiplerine yenilmesi neticesini doğuruyor.</p>
<p>Bu yazıda milliyetçilik kuramı üzerine yayımlanmış iki eserden kısaca bahsedeceğiz.</p>
<p>Milliyetçilik kuramlarını bilmek, kuramlara çalışmak milliyetçiliğinizin eskimiş mi yoksa çağdaş mı olduğunu fark edebilmeniz demek. Milliyetçilik kuramlarına çalışmak çok daha nitelikli milliyetçi argüman geliştirebilmeniz demek. Milliyetçilik hakikaten çok karmaşık bir duygu ve aynı zamanda da ideolojidir. Bütün dünya milliyetçiliklerini kapsayacak bir kuram mevcut değil. Milliyetçilik kuramları birbirlerini eleştirerek geliştiği gibi her bir kuram milliyetçilik fenomeninin belli bir yönünü aydınlatabilme kabiliyetine sahip. Dolayısıyla kuram temelli çalışmanız dahilinde üreteceğiniz milliyetçi argümanda teorik açık daha az bulunacaktır. Öte yandan milliyetçilik ideolojisine muhalif de olabilirsiniz. Ancak bir muhalif olarak milliyetçiliğe safsatadan öteye gidebilen argümanlar ya da eleştiriler yöneltmek isterseniz yine kuram çalışmanız ya da öteki ifadesiyle milliyetçilik kuramlarından haberdar olmanız azami önem taşır. Aksi hâlde sadece safsatalar ileri sürersiniz.</p>
<p>İlk kitap Umut Özkırımlı’nın “Milliyetçilik Kuramları: Eleştirel Bir Bakışı” isimli eseri. Bu bir doktora tezi. Öncelikle Türkçesinin çok iyi olduğunu belirtelim. Yazarın, dilimizde henüz kullanılmayan yabancı terimler için Türkçe karşılık olabilecek uygun teklifleri var. Bunda da çok başarılı doğrusu. Terim önerilerini bilhassa “-sel” ve “-sal” ekleri yerine duru Türkçe ile yapmış. İzah ederken de kısa cümleler kullanarak, çetrefilli teorilerin okuyucu tarafından anlaşılmasını kolaylaştırılmış. Kitapta bahsi geçen her kuramın etraflıca tanıtımından sonra kuramlara yöneltilen eleştirilere de yer verilmesi eserin ayrıca değerini artırmış.</p>
<p>İkinci kitap Onur Şatlı’nın “Milliyetçilik Kuramları” isimli yüksek lisans tezi. Eser yüksek lisans tezi olması bakımından elbette ki Umut Özkırımlı’nın kitabından daha kısa. Ancak yazılma tarihi bakımından Umut Özkırımlı’nın kitabından daha yeni. Dolayısıyla daha güncel kaynak taramasına sahip. Öte yandan Umut Özkırımlı’nın kitabında bulunan kuram eleştirilerinden büyük ölçüde mahrum.</p>
<p>Her iki kitabın da içeriği yukarıda saydığımız farklar hâricinde benzer. Bu sebeple her ikisinin içeriğini özetleyerek bahsedelim.</p>
<p>Üç gelenekleşmiş kuram ve nispeten daha yeni ve eleştirel kuramlar bulunuyor. Yukarıda bahsettiğimiz üzere milliyetçilik fenomenini tam kapsamıyla izah edebilecek bir kuram geliştirmek imkânsız. Bunun yerine Türk milliyetçiliği, Amerikan Milliyetçiliği gibi sınırlayarak tahlil etmek ve çalışmak daha mantıklı. Bu kuramların hemen hepsi duygu ve ideoloji olarak milliyetçiliği belli açılardan izah edebiliyor. Bir kısım kuramların tespitleri ve önermeleri eskimiş vaziyette.</p>
<p>Gelenekleşmiş üç kuram; ilkçiler (primordialistler), modernistler, etnosembolcüler. Bunlar hâricinde eleştirel kuramlar (ya da yeni yaklaşımlar), bunlara ilaveten her iki eserde de bahsi geçen toplumdaki cinsiyetçi (feminist) milliyetçi kuramlar ile sömürge milliyetçiliğinin Avrupa merkezci yorumundan uzak bakış açısını inceleyen kuramlar mevcut.</p>
<p>Her iki eseri de okuduktan sonra milliyetçiliğe en üst gözle bakabileceğinizden ve milliyetçilik teorileri arasında oradan oraya savrulmayacağınızdan emin olabilirsiniz. Milliyetçilik çalışmak için hangi eserden başlamanız gerektiğini, takip ettiğiniz yazarın ya da aydının savunduğu milliyetçilik argümanının günümüz sorunlarına cevap verip veremediğini en üst bakış açısı ile fark edebileceksiniz.</p>
<p>Bir kitap, sizi başka kitaplar okumaya sevk edebiliyorsa paha biçilmezdir. Tanıtımını yaptığımız kitapların ikisi de bu özelliğe sahip. İki eseri ve tanıtılan kuramları referans alarak aşağıda yazarlar ve kitaplar listesi oluşturduk. Bu yazarlar ve eserler tek yönlü okuma listesi değil bilakis birbirini eleştiren araştırmacılar. Böylelikle tek yönlü okumanın sevk edeceği muhtemel düşünce bağnazlığına düşmeyeceksiniz. Yazarlar arasında eleştirel kuramlardan etno-sembolcülere kadar millet ve milliyetçilik fenomenini çok farklı bakımlardan çalışan kimseler mevcut, bir kısım yazar ise kuramcılar arasında sayılmasa da listeye eklemeyi uygun bulduk.</p>
<ul>
<li>Anthony D. Smith (Milli Kimlik, Küresel Bir Çağda Milletler ve Milliyetçilik, Etno-sembolizm ve Milliyetçilik: Kültürel Bir Yaklaşım, Milletlerin Kültürel Temelleri: Hiyerarşi, Ahit ve Cumhuriyet, Seçilmiş Halklar: Ulusal Kimliğin Kutsal Kaynakları, Milletlerin Antik Çağı)</li>
<li>Richard Jenkins (Bir Kavramın Anatomisi &#8211; Sosyal Kimlik, Etnisiteyi Yeniden Düşünmek)</li>
<li>Charles Tilly (Zor, Sermaye ve Avrupa Devletlerinin Oluşumu, A Birdge Halfway: Responding to Brubaker)</li>
<li>Otto Bauer (“The Nation”, Gopal Balakrishnan “Mapping  the Nation”)</li>
<li>Nira Yuval-Davis (Crossfire Nationalism, Racism, And Gender in Euprope)</li>
<li>Azar Gat (Uluslar: Siyasi Etnisite ve Milliyetçiliğin Uzun Tarihi ve Derin Kökleri)</li>
<li>Andrew Parker, Mary Russo, Doris Sommer, Patricia Yaeger (Nationalisms &amp; Sexualities)</li>
<li>Careb Kaplan (Scattered Hegemonies postmodernity and transnationalism feminist practicies) ve  özellikle (Gender, Nation and Critics of Modernity)</li>
<li>Michael Billig (Banal Milliyetçilik)</li>
<li>Benedict Anderson (Hayali Cemaatler: Milliyetçiliğin Kökenleri ve Yayılması)</li>
<li>Ernest Gellner (Uluslar ve Ulusçuluk)</li>
<li>Montserrat Guibernau (Milliyetçilikler (20. Yüzyılda Ulusal Devlet ve Milliyetçilikler) The Identity of Nations)</li>
<li>Craig Calhoun (Nationalism and Ethnicity ve Nationalism)</li>
<li>Phillip Spencer &#8211; Howard Wollman (Milliyetçilik)</li>
<li>Partha Chatterjee (Milliyetçi Düşünce Ve Sömürge Dünyası, Ulus ve Parçaları)</li>
<li>Sylvia Walby (Kadın ve Ulus)</li>
<li>Nira Yuval-Davis (Cinsiyet ve Millet)</li>
</ul>
<p><a href="https://millidusunce.com/entelektuel-milliyetcilerin-muhakkak-okumasi-gereken-iki-eser/">Entelektüel milliyetçilerin muhakkak okuması gereken iki eser</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/entelektuel-milliyetcilerin-muhakkak-okumasi-gereken-iki-eser/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk gambitine düşüyoruz</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-gambitine-dusuyoruz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-gambitine-dusuyoruz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 21:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Milleti sınırlı seçenek arasında tercih yapmaya zorlanıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-gambitine-dusuyoruz/">Türk gambitine düşüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Önce terim! Fil gambiti ya da Türk gambiti bir satranç terimi. Rakibin oyuna devam etmek ya da nihayetinde kazanmak amacıyla oyundaki taşlardan büyük olanını feda etmesi.</p>
<p>Türk milletinin mevcut siyasi geleceğine şekil veren güç odakları (bunlar aksakallılar, at başlılar ya da demonik mason teşkilatı değil) Türk milletini Türk gambitine düşürmeye hazırlanıyor. Mevcut hararetli siyasi gidiş bu neticeyi gösteriyor.</p>
<p>20-25 yıllık ittifak: iç mihraklar olarak İslamcılar, liberal solcular, Kürtçüler, bir kesim Türk Milliyetçileri ve dış mihraklar.</p>
<p>Bu mihrak terimi çok fazla karikatürize edildi ama ciddi bir terimdir esasında. Güç odağı demek. İç mihraklar iç güç odakları ve dış mihraklar dış güç odağı. Her devlet menfaatleri gereği başka devletlerin iç siyasetinde etkin olmaya çalışır. Hem hedef ülkenin güçsüzlüğü hem de kendi gücü oranında da etkili olabilir. Bu size yabancı dışta yuvalanmış güç odağıdır.</p>
<p>Bir de kendi bünyenizdeki iç mihraklar vardır. Ülkenizin sermaye grupları, basın, ideolojik örgütleriniz, partileriniz, dernekleriniz ve benzeri teşkilatlarınız iç mihraklardır. Dolayısıyla iç ve dış mihrak birer vakıa.</p>
<p>20 – 25 yıllık bu güç odaklarının ortak hedefi ulus-devletin zayıflatılması.</p>
<p>İç mihraklardan İslamcı kesim millet-ulus devlet gibi kavramları ne anlar ne de anlamak ister. Ümmet inancına ideolojik bir saplantısı vardır.</p>
<p>Avrupa, Türkiye’de güçlü ulus devleti istemez. Zira Suriyeli, Afgan ve bilumum kaçak ya da sığınmacı Türk ülkesinde büyük kitleler halinde bulunuyor. Ancak güçlü ulus devlet yapısına bu durum ters. Dolayısıyla zayıf ulus devlet ya da ulus devlet sisteminin tamamen ortadan kalkması ile bu kitleler içeride tutulup Avrupa’nın başına dert olmasının önüne geçilebilir. Sol liberaller ulus devlet istemez zira onların da bir çokkültürcülük saplantısı vardır.</p>
<p>Bu iç ve dış mihrakların tamamı aynı zamanda uluslararası sermayenin güdümünde hareket eder.  Uluslararası sermaye de güçlü ulus devleti istemez. Çünkü ulus devlet her şeyden önce sınır ve gümrük demektir. Fazladan vergi ve paranın kolayca ülkeye girip çıkamaması demek.</p>
<p>PKK dahil olmak üzere Türkiye sınırları içinde ve dışındaki kürtçüler açıkça Türk ulus devletini istemiyor. Türk ulus devleti ile doğrudan kavgaları var. Irak ve Suriye’de büyük yol kat eden kürt siyasi yapılanmasının Türkiye’de aynı aşamaya gelmesini isterler.</p>
<p>AKP’ye eklemlenmiş Türk milliyetçilerinin ise her ne kadar ulus devlet ile doğrudan bir kavgaları olmasa dahi ideoloji yozlaşmaları gereği dolaylı olarak ortakları ile birlikte hareket ediyorlar. Bu kesim devletleşmiş AKP’yi devlet olarak görmek gibi bir gaflete düştü.</p>
<p>Sözde Türk muhalefetini destekleyen gruplar dahi benzer mihraklardan oluşur. Halkta birikmiş öfkeyi ve tepkiyi yönlendiren CHP’yi idare eden ana gruplar arasında dış mihraklar, sol liberaller, benzer solcu gruplar, kürtçüler, bir miktar milliyetçiler bulunur.</p>
<p>Her iki kesimde yer alan gruplar arasında doğrudan ve kasten ulus devlet karşıtlığı olmayan küçük ve etkisiz gruplar da elbette mevcut ancak bütünü etkileyen bir kuvvetleri bulunmuyor.</p>
<p>Hasılı yarışan rakipler aslında benzeş ve en büyük hedefleri ortak. Bunları destekleyen mihraklar aralarında kavga da eder, küser de ama ortak hedefe yani ulus devlete karşı her daim beraber hareket ederler.</p>
<p>Ekrem İmamoğlu vakasında kent uzlaşısı adli kontrol sebebi budur.</p>
<p>Açılıma, yani ortak hedef ulus devlet aleyhine harekata zarar vermemek!</p>
<p>Baştaki izahımıza dönelim. Tayyip Erdoğan bu seçim döneminde ya da bir sonraki seçim döneminde fark etmeksizin muhakkak gidecek. Zira biyolojik yaş denen bir olgu dahi var. Erdoğan’a rakip olarak çıkan güç odakları ise yukarıda bahsettiğimiz üzere benzeş gruplar ve ulus devletle kavgalılar.</p>
<p>Toplum nezdinde Tayyip Erdoğan yenilecek, iktidarı kaybedecek ve gidecek ancak aslında toplum aldatılmış olacak. Gambite düşecek. Belki büyük taş feda edilecek ancak Erdoğan yerine gelen benzeş güç odakları oyuna devam edebilecek. Nihayetinde en büyük ortak hedef ulus devlet yapısı başka gruplar, iktidarlar eliyle yıpratılmaya devam edecek.</p>
<p>Ve bunların tamamından ari, üçüncü grup mevcut. Arkasında dış mihrak desteği yok. Sermaye ve basın desteği pek zayıf. Siyasi temsili bulunmayan. Belli insan sermayesine sahip ancak bunu toplayacak ve yönlendirecek teşkilata sahip olmayan ulus devletçi Türk milliyetçileri ve illa ki belirtmek gerekirse ulusalcı sol kesim. Bu grubun esas amacı ulus devlet yapısının korunması. Çünkü ulus devlet henüz muadili olmayan bir yapı. İran’dan Çin’e ve Rusya’dan Fransa’ya kadar çağdaş toplumların tamamı ulus devlet yapısına sahip. Ancak Türkiye’deki bu üçüncü grup siyasi iktidarı elde edecek güce sahip değil. Dolayısıyla gidişatı yönlendiremiyor.</p>
<p><em>Âh yaktık şu mübârek vatanın her yerini</em></p>
<p><em>Saçtık eflâke kadar dûdunu, âteşlerini</em></p>
<p><em>Kapadı gözde olanlar çıkacak gözlerini</em></p>
<p><em>Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini</em></p>
<p><em>Bulunur elbet kurtaracak bahtı kara mâderini!</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-gambitine-dusuyoruz/">Türk gambitine düşüyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-gambitine-dusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cevap Hakkı: Türk Milliyetçiliği Nazarından Kürt Sorunu</title>
		<link>https://millidusunce.com/cevap-hakki-turk-milliyetciligi-nazarindan-kurt-sorunu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cevap-hakki-turk-milliyetciligi-nazarindan-kurt-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Feb 2025 19:36:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap, Sanat ve Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49686</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkbal Vurucu'nun kaleminden son kürt açılımına dair incelikli bir analiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cevap-hakki-turk-milliyetciligi-nazarindan-kurt-sorunu/">Cevap Hakkı: Türk Milliyetçiliği Nazarından Kürt Sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cevap Hakkı &#8211; Türk Milliyetçiliği Nazarından Kürt Sorunu, dünyanın en kanlı ve en çok destek alan terör örgütlerinden olan PKK&#8217;nın elebaşının Gazi Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;ne konuşma yapması için çağrıldığı dönemi yaşayan Türkiye&#8217;nin PKK ve bölücülükle mücadelesi ile münasebetinin özeti niteliğinde.</p>
<p>En kısa özetle kitap siyasetçi &#8211; aydın eliyle ülkede etnik grubun sorunlaştırılmasının çözümlemesi.</p>
<p>Üç bölümden mürekkep kitabın ilk bölümünde Kürt sorununun tanımı ve Türkiye&#8217;deki aydın etiketli İslamcı, liberal ve sol topluluğun genel tutumu gayet teorik biçimde analiz ediliyor.</p>
<p>İkinci bölümde seneler boyunca Kürt unsurunun hem siyasetçiler hem de İslamcı, sol liberal aydın etiketliler eliyle ne şekilde sorun haline getirildiği etraflıca izah ediliyor. Bu bölümde AKP hükümetlerinin Kürt açılımı hususunda yaşadığı gelgitler. Bunların bütün bir Türk toplumuna yaşattığı travmalar tartışılıyor. Burada PKK&#8217;nın nasıl Kürtlerin temsilcisi durumuna getirildiği, terör örgütü ile Kürtlerin iktidarlar ve aydın etiketliler tarafından nasıl özdeşleştirildiği resmediliyor. Uzun yıllar boyunca PKK ile Türk Devleti’nin münasebetini gözler önüne seriyor. Burada “münasebet” kelimesini özellikle kullanıyoruz. Zira PKK’nın ırkçı bir terör örgütü olmasına rağmen AKP iktidarları boyunca Türk Devleti’nin nasıl genel devlet tavrına aykırı biçimde ve kendi varlığının aleyhine hareket etmek zorunda bırakıldığı tespiti bizi bu terimi kullanmaya sevk ediyor. Bu bölümde dahil olmak üzere kitap boyunca Türk siyasetine yön veren AKP iktidarlarının, İslamcı yazarlar ve sol liberallerin PKK’yı adeta meşrulaştırmasına ve yoktan etnik Kürt sorunu inşa etmelerine giden süreci görebiliyoruz.</p>
<p>Üçüncü bölüm bana göre en can alıcı kısım. Bu bölüm Kürt açılımlarına karşı milliyetçi kesimdeki ideolojik eksen kayması tahlil ediliyor. Bu durum öyle ciddi bir hâl alıyor ki artık tamamen devletleşmiş AKP ile birlikte hareket eden ve kendisinin Türkiye&#8217;deki milliyetçilerin tek temsilcisi olduğunu iddia eden parti Kürt açılımı adı altında yapılan etnik ayrım sürecine ön ayak oluyor. Bu parti ve lider kültü sebebiyle PKK ile çarpışırken parçalanarak şehit olan asker arkadaşlarını toplayan milliyetçiler sorgusuzca liderlerinin açıklamalarını desteklediği, yeri göğü inletmeleri gerekirken sessizce köşelerinde oturdukları çarpıcı uyarılarla izah ediliyor.</p>
<p>Kürt açılımı bölümler boyunca ulus devlet temelinde eleştirilere de tâbi tutuluyor. Bu bakımından da ayrıca kıymetli zira sadece çözümleme değil sıfırdan sorunlaştırılan ve etnik bölünmeye giden meselenin ihyası için de tavsiyeler barındırıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cevap-hakki-turk-milliyetciligi-nazarindan-kurt-sorunu/">Cevap Hakkı: Türk Milliyetçiliği Nazarından Kürt Sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cevap-hakki-turk-milliyetciligi-nazarindan-kurt-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bebek katillerini tutuklatan savcı görüntüleri yayınlamasaydı ne olurdu?</title>
		<link>https://millidusunce.com/bebek-katillerini-tutuklatan-savci-goruntuleri-yayinlamasaydi-ne-olurdu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bebek-katillerini-tutuklatan-savci-goruntuleri-yayinlamasaydi-ne-olurdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2024 14:30:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yargının sosyal medyadaki yardım çığlığı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bebek-katillerini-tutuklatan-savci-goruntuleri-yayinlamasaydi-ne-olurdu/">Bebek katillerini tutuklatan savcı görüntüleri yayınlamasaydı ne olurdu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye gündemi bu hafta da ülkeyi şoke eden olaylarla başladı. Hepimizin alıştığı tek şey her hafta başında tekrar şoke olacağımız. Bu tür bir hayat çekilebilir değil. Ancak depremlerin verdiği tahribat ve can kaybından Suriyeli sığınmacılara kadar içinde yaşadığımız her olumsuzluğun müsebbibi AKP iktidarları sayesinde başka hayat sadece hayallerimizde göreceğimiz bir ihtimal.</p>
<p>Bu hafta da nasibimize düşen günahsız bebeklerin para karşılığı kanına giren ve “Yenidoğan Çetesi” ismiyle meşhur bir suç örgütü.</p>
<p>Suç örgütünün yazışmalarından, insanlıktan ne kadar çıktıklarından, masum bebeklerin canlarından bahsederken sağlıklı ve vicdanlı hiçbir insanda bulunmayacak derecede katılaşmalarından hiç bahsetmeyeceğim. Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından bir tanesi ve ancak yamyamlıkla izah edilebilecek bir durum. Söz konusu çete üyelerinin gözleri o kadar dönmüş ki güpegündüz savcı tehdit edebiliyorlar. Bu cesarete ulaşabilmek için kimlerle işbirliği içinde olduklarını hayal bile edemiyoruz. Tabii biz bunu da sadece bir haftalığına gündemde tutabileceğiz. Gelecek haftaki şoke edici olaya kadar bununla meşgul olacağız.</p>
<p>Bahsetmek istediğim bu vahşi suç örgütünü yakalatan savcının temsil ettiği durum. Savcının şahsıyla da ilgili değilim. Bu sadece örnek bir vaka ve bu örnek vaka üzerinden Türk yargısının düştüğü hâli çizeceğim.</p>
<p>Maalesef hastanesinden kasabına Türkiye’nin her resmî ve özel kurum ile kuruluşunda çok büyük problemler mevcut. Bu problemler derin ve yaygın şekilde. Problemlere sebep olan iktidarın çözüm için ortaya koyduğu yöntemler de genellikle problemleri ya büyütüyor ya da kısa süreli çözümlerin ötesine geçmiyor. Sözümüz çok soyut kalmasın diye problemlere sebep olan AKP iktidarının icraatlarından kısaca bahsedelim. Örneğin bu yazının konusu suç örgütünün elebaşı olarak gösterilen PKK terör örgütüne üyelikten hüküm giymiş doktorun yine AKP’nin çıkardığı af ile göreve döndüğü ortaya çıktı. Dediğimiz gibi problemin kaynağı iktidar ve iktidar gibi düşünen, onun gibi hareket eden her türden grup, parti, dernek, vakıf ve benzerleri.</p>
<p>Konumuza dönecek olursak sorumuz şöyle: “Savcı, bebek katillerinin kendisini tehdit ettiğini neden kaydetti ve neden kamuoyu ile paylaşıldı?”</p>
<p>Bu sorunun iki adet cevabı mevcut. İlki savcının tehdit anını kaydetmesinin ceza hukuku bakımından ispat amacıyla kullanılması. Bu hayatın olağan akışı ve yargılamanın sıhhatli yapılıp bu korkunç suçu işleyenlerin eylemlerine uyan ceza ile tecziyeleri için gayet elzem bir hareket.</p>
<p>Ancak ikinci cevap bir hayli can sıkıcı. Görüntülerin kamuoyu ile paylaşılmasındaki amaçlardan bir tanesi yargıya müdahalenin önüne geçilmeye çalışılması. Yani duyan herkesin öfkeye kapılacağı ve telin edeceği bir olay gizli şekilde soruşturulacak olsa örneklerini daha önce sayısız defa gördüğümüz üzere çok rahat biçimde üstü kapatılıp suçluların daha rahat kurtulmaları ihtimali var. Üstelik soruşturmayı yürüten savcının dahi idari yoldan usulüne uygun biçimde cezalandırılma ihtimali var.</p>
<p>Bunların hiçbirisi maalesef kamuoyunun ilk defa karşılaştığı vakalar değil. Olağan şartlarda soruşturmalar gizli yapılırken artık ifşa ediliyor. Çünkü öyle ya da böyle hâkim ve savcılar kamuoyunu arkalarında hissedince hukuku bir miktar uygulayabilecek cesarete sahip hâle getirildi.</p>
<p>Yolsuzluk ve yozlaşma insanlık tarihinin her döneminde ve her coğrafyasında yaşanır. Bumin Kağan dönemi, İslam’ın vahiy dönemi, Atatürk dönemi, 21. Yüzyılın Finlandiya’sı dahil gözümüzde idealleştirdiğimiz her dönemde yolsuzluk ve yozlaşma bulunur. Şöyle düşünelim bu dönemlerin kurumları ve yöneticilerinin ömürleri yolsuzluk ve yozlaşma ile mücadele ile geçmiştir. Yolsuzluğun ve yozlaşmanın hiç olmadığı bir toplum ütopyadan ibarettir.</p>
<p>Elbette ki amaç mümkün olduğu kadar az oranda yolsuzluk ve yozlaşmadır. Ancak pratikte yolsuzluk ve yozlaşmanın sistemin dişlilerinin işlemesine engel olmayacak seviyede bulunması aranır. Bu durumda ortaya çıkan yolsuzluk ve yozlaşma yine sistem içindeki kurum ve insan faaliyeti ile giderilebilir. Önüne geçilebilir. Müsebbipleri cezalandırılabilir. Türkiye’deki yolsuzluk ve yozlaşma uzun müddettir sistemin dişlilerinin işleyişine mâni olmayacak seviyenin çok üzerinde seyrediyor.</p>
<p>O kadar ki artık yargı mensupları dahi sağduyulu çoğunluğu arkalarına almadan kanunları uygulayamaz hâle geldiler.</p>
<p>Yargı ve diğer kurumlardaki bu derin yapı problemleri giderilmediği müddetçe her haftaya şoke eden başka olaylarla başlamamız muhakkak görünüyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bebek-katillerini-tutuklatan-savci-goruntuleri-yayinlamasaydi-ne-olurdu/">Bebek katillerini tutuklatan savcı görüntüleri yayınlamasaydı ne olurdu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bebek-katillerini-tutuklatan-savci-goruntuleri-yayinlamasaydi-ne-olurdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümraniye’de Şehit Edilen Polis: Hatalar ve Ütopyalar</title>
		<link>https://millidusunce.com/umraniyede-sehit-edilen-polis-hatalar-ve-utopyalar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/umraniyede-sehit-edilen-polis-hatalar-ve-utopyalar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Sep 2024 07:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Polis memuru Şeyda Yılmaz cinayeti maalesef ne bir ilk ne de son olacak.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/umraniyede-sehit-edilen-polis-hatalar-ve-utopyalar/">Ümraniye’de Şehit Edilen Polis: Hatalar ve Ütopyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un Ümraniye ilçesinde gencecik bir polis memuru şehit edildi. Toplumda biraz vicdanı olan herkeste derin infiale sebep oldu. Kamuoyu bir yandan şehit Şeyda Yılmaz’a üzülürken öte yandan şüpheli Yunus Emre Geçti’ye karşı büyük öfke kustu.</p>
<p>Meslektaşları şehit edilen polis memurları<strong>, </strong>katil zanlısını emniyetten adliyeye çöp poşetiyle hayvan taşıma aracında götürdüler. Adliye koridorlarında şüphelinin karga tulumba gezdirilmesi milyonlarca kez izlendi. Toplumun büyük çoğunluğu bu elim olayın failine karşı polis memurlarının takındığı tavırdan memnun şekilde vicdanlarını rahatlattı.</p>
<p>Katil zanlısının adliyedeki hâline hiçbir hâkim ya da savcı da müdahale etmedi. Ve nihayetinde ne oldu baştan söyleyelim. Baştan beri hataların, ihmallerin, liyakatsizliklerin sebep olduğu bir olay neticesinde bir cinayet gerçekleşti ve katil zanlısına Avrupa İnsan Haklarına fotoğraflar ve videolarla ispatlanabilecek işkence iddiasıyla müracaat hakkı doğdu. Elimizdeki neticelerden bir tanesi ister kabul edin ister kabul etmeyin bu.</p>
<p>Peki, nasıl olması gerekirdi? Ne olsa bu cinayet hiç işlenmeyebilirdi? Nasıl hareket edilse kahredici olay gerçekleşse dahi bu olay başka türden menfi olaylara ve durumlara yol açmayabilirdi?</p>
<p>Disiplinler arası bakışla adım adım izah edelim.</p>
<p><strong>Türkiye’de cezalar infaz edilmiyor, suçlular elini konulu sallayarak geziyor</strong></p>
<p>AKP’nin sık sık değiştirdiği kanunlardan bir tanesi cezaların infazları hakkında. Türkiye’de adalet sistemi haddinden fazla yavaş işliyor. Cezalar adil de değil. Bunların hepsini bir kenara bıraksak dahi AKP iktidar olduğundan bu yana infaz mevzuatında mütemadiyen değişiklik yaptı. Muhtemel sebepleri arasında oy depolarının alt tabandan olmasından mütevellit bu tabandan beklenen oy karşılığında suça bulaşıklığını gidermek. Cezaların infaz edilmesi aşamasında da laçka bir yöntem var. Örneğin Covid-19 salgını esnasında ve sonrasında hastalığın yayılmasına mâni olmak için hapishaneleri boşalttılar. Cezaları kesinleşmiş kimseleri bazen bir gün bazen hiç hapse atmadan denetimli serbestliğe ayırdılar.</p>
<p>Bu uygulamalar ve mevzuat değişiklikleri uzun süredir devam ediyor. Neticesinde Türk halkı da bu duruma alıştı. Artık suç işlerse ceza yargılamasının çok uzun süreceğini, sonunda alacağı cezanın caydırıcı olmayacağını ve cezanın infazının olmayacağını, içeri girse bile infaz mevzuatında yapılan örtülü aflarla hemen dışarı çıkacağını biliyor. İşte bu sebeplerle suçlular halkın tabiriyle suç işlemede profesyonelleşip elini kolunu sallayarak gezebiliyor.</p>
<p>Cezanın amaçlarından bir tanesi de caydırıcılık. Eğer karşımdakine aşk edeceğim bir tokadın bedelini ödemeyeceğimi bilirsem tokat atmaktan çekinmem. Ancak bir tokat için hiç olmazsa bir günlük dahi içeri gerçekten girip hapis yatacağımı bilirsem o tokadı atmadan öne iki defa düşünürüm.</p>
<p>Bu yazının yazıldığı saatlerde kabarık suç dosyalarına rağmen dışarıda gezenlerin yakalandığı haberleri gündeme düşmeye başladı. Ama bu geçici. Onlar da kısa zamanda serbest kalacak. Çünkü mevzuat ve uygulama bakımından müzminleşmiş meselelerimiz var.</p>
<p><strong>Polislerin eğitimleri yetersiz</strong></p>
<p>Ben aynı zamanda uzun yıllardır yakın dövüş çalışan birisiyim. Bu alandaki bilgi ve tecrübeme dayanarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki polislerin eğitimleri ihtiyacı karşılayacak vasıfta değil.</p>
<p>Teorik olarak bir şüpheliyi zapt etmek ile pratik olarak sokakta zapt etmek birbirinden çok farklı.</p>
<p>Sokakta ortalama ağırlık ve boydaki bir kadının ortalama ağırlık ve boydaki bir erkeği tek başına zapt etmesi imkânsız. Bu orantısız durumu ancak silah türünden güç eşitleyicilerle, sayı üstünlüğüyle ya da mücadele sporları teknikleri ile kapatabilir.</p>
<p>Sokakta görev alan polislerin beden dili okuma, tartışmayı tırmandırmama, şüpheliyi kilitleme, bastırma, yere düşürme, bıçak ve tabanca alma teknikleri, durum farkındalığı gibi gayet karma eğitimleri uygulamalı olarak almaları lazım. Ayrıca polislerin hukuki bilgileri de çok zayıf en basit arama, durdurma işlemlerinin dahi hukuki alt yapısından ve hukuk çerçevesinde uygulamasından habersizler maalesef.</p>
<p>Polisler ölmesin diye polise vur emri vermek meseleleri tıpkı bu olaydaki gibi daha da kötü hâle getirir. Çünkü polis zaten gerektiğinde silah kullanabiliyor. Yalnız, mesele silah kullanması değil. Polisten, hâkimine bütün bir adli teşkilat yetersiz, tecrübesiz, isteksiz ve adalete olan güvenini kaybetmiş durumda. Polis silah kullanınca yaptığı hukuka uygun olsa dahi yargılamanın adil olmayacağını biliyor. Öte yandan polisin silah kullanma işlemlerinin de hukuki bilincinde dahi değil. Yani kendisi dahi bilmiyor. Doğrudan kendisi de ihlal ediyor. Sonrasında hakkı ihlâl edilen kimse hakkını yine mahkemelerde alamıyor.</p>
<p><strong>Polis ceza veremez</strong></p>
<p>Yukarıda kısaca izah ettiğimiz birçok unsur bir araya geldi ve hiç yaşanmaması gereken bir olay bütün Türkiye’den vicdan sahibi insanları günler ve gecelerdir rahatsız ediyor. Ancak bu olay ne ilkti ne de son olacak. Bunun haricinde olaydan hemen sonra şüpheliyi darp ederek yakalayan polisinden adliyeye çöp poşetlerine sarılı şekilde hayvan taşıma aracında sevk edenine, adliye koridorlarında karga tulumba ifadeye götürenine kadar bütün muamele tamamıyla hukuksuzdu. Tamamıyla mevcut kanunlarımıza ve Anayasa’ya aykırıydı. Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere mesela bu arada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine tamamen aykırıydı. Bu muameleyi gören ifade alan hâkim ve savcıların buna seyirci kalması da aynı şekilde yerden göğe kadar maalesef haksız ve hukuksuz ve insanlık dışıydı.</p>
<p>Bu muamele ve buna göz yumulmasının iki büyük neticesi var. İlki kamuoyunun vicdanen rahatlatılması. İşlenen cinayet çok zedeleyici ve polis nasıl da intikam aldı, şeklinde vicdanların rahatlaması. Ama devlet intikam almaz. Yargılar ve ceza verir. Nihayetinde cezayı infaz eder. İnfaz öldürme değil, cezayı suçu kesinleşmiş kimseye uygular, hapse atar ve orada tutar. İkinci büyük neticesi polisinden savcısına ve olaya aynı derecede üzülen sade vatandaşın bu cani adama reva görülen olayı kabul etmesi neticesinde polis teşkilatı dahil elinde yetki bulunan memurun taşkınlıklarına yol açılır.</p>
<p>Polisin bu caniye yaptığı muamele vicdanları rahatlatıyor ama hukuken doğru değil. Bu şekilde sadece kaosa gidilir. Zaten çok kötü olan adalet sistemimiz hiç işlemez hâle gelir.</p>
<p><strong>Peki, ideal olan nedir?</strong></p>
<p>Yazının son bölümünde olayı baştan kurgulayıp bir ütopya hayal edelim. Bunun bir ütopya olacağı AKP iktidarı döneminde böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceği 20 yıllık tecrübeyle sabit hâlde. Buradaki ütopya şartlarımız; düzgün işleyen hukuk sistemine sahip Türkiye, ihtiyaca göre hukuk ve teknik bilgi ile donatılmış polis memurlarının olduğu teşkilat.</p>
<p>Senaryo bir; Yunus Emre Geçti’nin 27 adet şuç kaydı asla olamayacaktı. Çünkü düzgün şekilde işleyen adalet sistemi ilk birkaç suçundan itibaren bu insanı sokağa salmayacaktı. Pişman olacağı şekilde cezalandıracaktı. Aynı zamanda diğer sosyal kurumları vasıtasıyla rehabilite edecekti. Topluma kazandıracaktı. Ve bu olay hiç yaşanmayacaktı. Biz de ne şehit olan polis memurunun adını ne de caninin adını hayatımız boyunca duymayacaktık.</p>
<p>Senaryo iki; 27 olmasa da belli bir miktar suç kaydıyla her nasılsa sokakta gezebilen şüpheliyi ensesinden tutup yere bastırmaya çalışırken silahını kaptıran polisler yerine şüpheliyle karşılaştığından aldığı özel eğitim (bu eğitimler içinde silah kaptırmama senaryoları dahi bulunur) ile şüpheliyi mümkün olan en sakin şekilde kelepçeleyip derdest edebilen memurlar. Daha sonra şüpheliyi mahkemeye sevk edeceklerdi ve yargı süreci adil biçimde işleyecekti. Bunun neticesinde biz yine ne şehit olan polis memurunun ne de katilin adını duyacaktık.</p>
<p>Senaryo üç; adil bir hukuk düzeni, ihtiyaca göre eğitilmiş polis memurlarının olduğu ülkelerde dahi bu türden dehşet verici olaylar maalesef yaşanabilir. Bu üçüncü senaryoda da ütopya Türkiye’deki şartlara rağmen bir şekilde sokakta yakalanan ve yine polislerle boğuşması neticesinde bir tanesinin silahını alan cani diğer polisi öldürecekti. Ancak büyük öfkeye rağmen adil bir hukuk sistemine olan güven sayesinde polislerin cinayete rağmen şüpheliyi çöp torbası ile gezdirmeyeceklerdi. İşi yargıya bırakıp öfkelerine hâkim olacaklardı. Bu senaryoda büyük bir yanlışı silelim derken polisin suçluyu cezalandırmasını onaylamamış ve hukuku ayaklar altına almamış olacaktık. Unutmayalım en kötü hukuk sistemi dahi hukukun hiç olmadığı bir yerden daha iyidir. Aksi hâlde bakkaldan ekmek dahi alamazsınız. Kaos böyle bir ortamdır.</p>
<p>Bu hayali senaryolarımızdan bir tanesinin gerçek olması halinde öyle ya da böyle bu neticelerin önüne geçmiş olacaktık. Ama böyle olmadı tabii. Çünkü başka hiçbir sorumlu olmamak üzere bütün AKP iktidarı sayesinde elimizde, sayfalarca suç kaydına rağmen sokakta gezebilen insanlar, yetersiz eğitimle olaylara müdahale ederken silahını kaptıran polisler, polisten kaptığı silahla gözünü dahi kırpmadan başka bir polisi öldüren muhtemelen psikopat suç makineleri, bundan oluşan öfkeyle caniyi yakalayan ve işkence eden başka memurlar, bunu görüp göz yuman hâkim ve savcılar ve sıra kendisine gelinceye kadar bunu gladyatör dövüşü gibi seyreden yığınlar var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/umraniyede-sehit-edilen-polis-hatalar-ve-utopyalar/">Ümraniye’de Şehit Edilen Polis: Hatalar ve Ütopyalar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/umraniyede-sehit-edilen-polis-hatalar-ve-utopyalar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortak Türk Alfabesi kabul edildi</title>
		<link>https://millidusunce.com/ortak-turk-alfabesi-kabul-edildi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ortak-turk-alfabesi-kabul-edildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Sep 2024 13:16:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumu işbirliğinde 9-11 Eylül'de Azerbaycan'da yapılan toplantılar neticesinde Ortak Türk Alfabesi kabul edildi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ortak-turk-alfabesi-kabul-edildi/">Ortak Türk Alfabesi kabul edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Devletleri Teşkilatınca kurulan Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu Ortak Türk Alfabesi üzerinde bir süredir çalışıyordu. Astana merkezli Türk Akademisi&#8217;nce yapılan açıklamada Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumu işbirliğinde 9-11 Eylül tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü&#8217;de Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonunun 3. toplantısının yapıldığı ve çalışmaların başarı ile neticelendiği bildirildi.</p>
<p>Gerçekleştirilen toplantılarda ilk olarak 1991&#8217;de bilim adamlarınca teklif edilen Latin alfabesi tabanlı Ortak Türk Alfabesi çalışmasının itinalı biçimde gözden geçirildiği ve nihayetinde 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi teklifinde uzlaşıldığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada: &#8220;Bu özverili çalışmanın sonucunda, 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi önerisi üzerinde uzlaşıldı. Önerilen alfabedeki her harf, Türk dillerinde bulunan farklı fonemleri temsil etmektedir&#8221;</p>
<p>Aynı açıklamada Ortak Türk Alfabesinin kullanılmasının ve geliştirilmesinin Türk halkları arasındaki iletişimi ve işbirliğini teşvik edeceği gerçeği üzerinde duruldu.</p>
<p>Kaynak içi <a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/turk-dunyasinin-ortak-alfabesi-kabul-edildi-877107.html" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ortak-turk-alfabesi-kabul-edildi/">Ortak Türk Alfabesi kabul edildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ortak-turk-alfabesi-kabul-edildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşhur fotoğrafta bir de Türk var</title>
		<link>https://millidusunce.com/meshur-fotografta-bir-de-turk-var/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/meshur-fotografta-bir-de-turk-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jun 2024 14:05:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reichstag'a bayrak dikenler arasında bir de Kumuk Türkü var.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/meshur-fotografta-bir-de-turk-var/">Meşhur fotoğrafta bir de Türk var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın meşhur fotoğraflarından bir tanesinde bir de Türk var. Abdülhakim İsmailov Dağıstan&#8217;ın Kumuk Türklerinden. Kızıl Ordu Berlin&#8217;e girip kendi hakimiyetini sağlarken Alman Federal Meclis binası Reichstag&#8217;a Rus Ordusu&#8217;nun askerleri tarafından hücum başlatılır. İsmailov&#8217;un da bulunduğu birlikler bina içinde çatışarak çatıya çıkmayı başarırlar ve bayrağı binanın çatısına dikerler. Abdülhakim İsmailov&#8217;un ifadesine göre bayrağı diktiklerinde bina içinde alt katlarda çatışmalar devam eder. Olaydan yıllar sonra meşhur fotoğraftaki kişileri araştıran gazeteci Nilolay Svanidse Dağıstan&#8217;daki köyünde İsmailov&#8217;a ulaşır. Abdülhakim İsmailov madalya ile ödüllendirirler ve 2010 yılında vefat eder.</p>
<p>Kaynak için <a href="https://media.kpfu.ru/news/aspirant-kfu-rasskazal-o-rodstvennike-vodruzivshem-znamya-pobedy-nad-reykhstagom" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/meshur-fotografta-bir-de-turk-var/">Meşhur fotoğrafta bir de Türk var</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/meshur-fotografta-bir-de-turk-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gucci&#8217;nin güzellikle alakası olmayan modeli Ermeni terör örgütüne katıldı</title>
		<link>https://millidusunce.com/guccinin-guzellikle-alakasi-olmayan-modeli-ermeni-teror-orgutune-katildi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/guccinin-guzellikle-alakasi-olmayan-modeli-ermeni-teror-orgutune-katildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 12:11:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45202</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü Gucci markasının mankeni terör örgütüne katıldı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/guccinin-guzellikle-alakasi-olmayan-modeli-ermeni-teror-orgutune-katildi/">Gucci&#8217;nin güzellikle alakası olmayan modeli Ermeni terör örgütüne katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gucci markasının güzellikle en alakasız modeli olarak bilinen Ermeni asıllı Armine Harutyunyan, Azerbaycan&#8217;a karşı saldırı hazırlığındaki Ermeni terör örgütü VoMa&#8217;ya katıldı.</p>
<p>Harutyunyan&#8217;ın da içinde bulunduğu ve terör örgütüne ait eğitim hazırlıklarının görüntüleri sunuldu.</p>
<p>Kaynak için <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/guccinin-dunyanin-en-cirkin-modeli-olarak-bilinen-ermeni-modeli-armine-harutyunyan-715309h.htm" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a>.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/guccinin-guzellikle-alakasi-olmayan-modeli-ermeni-teror-orgutune-katildi/">Gucci&#8217;nin güzellikle alakası olmayan modeli Ermeni terör örgütüne katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/guccinin-guzellikle-alakasi-olmayan-modeli-ermeni-teror-orgutune-katildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkçe Kerkük&#8217;te resmî dil oldu</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkce-kerkukte-resmi-dil-oldu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkce-kerkukte-resmi-dil-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Selim Babaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 09:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kerkük'te Türkçe resmi dil oldu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkce-kerkukte-resmi-dil-oldu/">Türkçe Kerkük&#8217;te resmî dil oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kerkük Valiliği ile İl Meclisi&#8217;nin 18 Eylül&#8217;de aldığı kararla tabelalarda artık Türkçe&#8217;nin de kullanılması mümkün hale geldi. Kerkük Valisi Rakan El-Cuburi&#8217;nin imzaladığı kararla resmi daireler ile dış mekan tabelalarda Türkçe&#8217;nin de kullanılmasına başlandı. Kararla birlikte şehirdeki bütün okulların tabelaları güncellenecek, resmî yazışmalarda Türkçe de yer alacak. Türkçe&#8217;nin yanı sıra Arapça, kürtçe ve Süryanice de tabelalarda kullanılacak.</p>
<p>Kaynak için <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/service/amp/turk-yurdu-kerkukte-turkce-resmi-dil-oldu-711356h.htm" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız</a></p>
<p>***</p>
<p>(Kazakistan lehçesinde)</p>
<p>Киркукте түрік тілі ресми тілге айналды</p>
<p>Киркук губернаторы мен провинция мәжілісінің 18 қыркүйек күні қабылдаған шешімі бойынша енді маңдайшаларда түрік тілін қолдануға болады.<br />
Киркук губернаторы Ракан Ел-Джубури қол қойған шешімнен кейін ресми кеңселерде және сыртқы маңдайшаларда түрік тілі қолданылатын болады.<br />
Бұл шешімге сәйкес қаладағы барлық мектептердегі маңдайшалар жаңартылып, ресми хат алмасуға түрік тілі енгізіледі. Маңдайшаларда түрікшеден басқа араб, күрд және сирия тілдері де қолданылатын болады.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkce-kerkukte-resmi-dil-oldu/">Türkçe Kerkük&#8217;te resmî dil oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkce-kerkukte-resmi-dil-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
