<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Namık Kemal Bayar, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/namikkemalbayar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/namikkemalbayar/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Sep 2019 08:26:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Rusya Federasyonunda “Dil Soykırımı”</title>
		<link>https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Namık Kemal Bayar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 08:26:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[RUSYA VE KAFKASLAR]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRK DÜNYASI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=15141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rusya yeniden Sovyetlerin yoluna girmeye başladı. Bağımsız birer devlet iken Rus işgali ile hürriyetini kaybeden milletler, 90'da sonra elde ettikleri haklarını 2018 Ağustos'unda çıkarılan bir yasa ile tekrar kaybetme yoluna girdiler. Rusya tekrar SSCB olma yolunda.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/">Rusya Federasyonunda “Dil Soykırımı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frusya-federasyonunda-dil-soykirimi%2F&amp;linkname=Rusya%20Federasyonunda%20%E2%80%9CDil%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frusya-federasyonunda-dil-soykirimi%2F&amp;linkname=Rusya%20Federasyonunda%20%E2%80%9CDil%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frusya-federasyonunda-dil-soykirimi%2F&amp;linkname=Rusya%20Federasyonunda%20%E2%80%9CDil%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frusya-federasyonunda-dil-soykirimi%2F&amp;linkname=Rusya%20Federasyonunda%20%E2%80%9CDil%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Frusya-federasyonunda-dil-soykirimi%2F&#038;title=Rusya%20Federasyonunda%20%E2%80%9CDil%20Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/" data-a2a-title="Rusya Federasyonunda “Dil Soykırımı”"></a></p><div id="attachment_15145" style="width: 778px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-15145" class="wp-image-15145 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/Rusyada-Dil-soykırımı-768x549.jpg" alt="" width="768" height="549" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/Rusyada-Dil-soykırımı-768x549.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/Rusyada-Dil-soykırımı-300x214.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/Rusyada-Dil-soykırımı-1024x732.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/09/Rusyada-Dil-soykırımı.jpg 1030w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-15145" class="wp-caption-text">3 Ağustos 2018 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun Rusya’nın kültürel soykırım suçunu alenen işlemesi anlamına gelmektedir.</p></div>
<p>Ulu Orda Kağanlığının dağılarak Kırım, Kazan, Ejderhan, Kasım ve Sibir Hanlıkları gibi çeşitli hanlıklara bölünmesinden doğan egemenlik boşluğundan faydalanan Moskova Knezliği, 1552 yılında Kazan şehrini işgal ederek tarihte ilk kez Türk topraklarını ele geçirmiş oldu. 1552 yılı bu açıdan Rusya ve Doğu Avrupa tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. Kazan’ın işgalinin ardından geçen yıllar ve asırlar boyunca Rusya’nın doğu ve güney istikameti durdurulamadı. Kırım’ın 1783’te işgalinin ardından Kafkasya’nın Rus Çarlığının eline geçmesi ile Türkistan illerinin kapısı da açıldı ve nihayet XIX. yüzyılda Türkistan da düştü.</p>
<p>İşgal sürecinin tamamlanmasını takiben Kremlin işgal ettiği topraklarda kalıcılık sağlamak için asimilasyon süreçlerini de başlattı. İlk adım, işgal edilen toprakların demografik yapısını değiştirmek şeklinde atıldı. Çarlık, bir taraftan işgal ettiği topraklardaki Türk halklarını zorunlu göçe mecbur kılacak uygulamalar geliştirerek topraksız ve işsiz kalan Türk halklarının güneye, yani Osmanlı topraklarına kitleler halinde gitmesini sağlarken, diğer taraftan da Türklerden ve diğer Müslüman halklardan boşalan topraklara, köylere ve kasabalara Rusya içlerinden getirdiği Slav unsurları iskan ederek kolonizasyon uyguladı. Zorunlu göçleri Sovyetler döneminde suni açlıklar, kitlesel katliamlar ve sürgünler gibi insanlık suçu sayılan eylemler takip etti. Böylelikle bu bölgelerin demografik yapısı XIX. ve XX. yüzyıllarda Türklerin aleyhine, Rusların ise lehine bir şekilde değişti.</p>
<p>Tarihî süreç içinde, zorunlu göçlerden insanlık suçu sayılan eylemlere doğru evrilen demografik değişim kasıtlı bu uygulamaların arkasında ise bu ağır suçların gölgesinde kalan bir başka uygulama daha gelişti. XIX. yüzyılın ikinci yarısında tamamen planlı ve maksatlı olarak gelişen bu uygulamalar Nikolay Ivanoviç İlminsky tarafından metodolojik hale getirilen asimilasyon politikaları olarak karşımıza çıktı.</p>
<p>Çok basit ve özet şekilde Rus İmparatorluğunda yaşayan Türk soylu halkların, daha doğru ifade ile Rus olmayan, ki buna diğer Slav halkları da dahildir, her birinin genel Türk adı yerine yerel isimleri ile adlandırılması, her biri için ayrı bir dil ve ayrı bir alfabe oluşturularak birbirlerinden kopmasını sağlamaktı. Bu da sonuç olarak bu halkların ortak dil, ortak edebiyat, ortak alfabe gibi birlikteliğini sağlayacak araçlardan uzaklaşarak bölünmeleri ve böylelikle hayatın artık bütün alanlarına hakim olmaya başlayan Rus dili ve kültürü altında asimile olmalarını doğuracaktı.</p>
<p>İlminsky ve onun çalışma ekibinin metodolojisini oluşturduğu bu sistem Rus Çarlığı tarafından uygulamaya konuldu ve hatta 1905 Meşrutiyeti döneminde Rus Duması tarafından kanunlaştırılarak yasal zemine oturtuldu. İsmail Bey Gaspıralı ve onun takipçilerinin bütün karşı çıkış ve mücadelelerine karşın Rusya İmparatorluğunda yaşayan Türk halkları içinde dil birliği, alfabe ve edebiyat birliği bu suretle yasal zeminde ortadan kaldırıldı. Buna rağmen, Gaspıralı ve takipçilerinin etkileri ve gücü Sovyetler Birliğinin 1936 ve 1937 yılında gerçekleştirdiği “Ziyalılar Katliamı”na kadar devam etti. Ziyalılar Katliamı ile Sovyet rejimi kadar katledilen onbinlerce Türk aydını, Rusya’nın “Ruslaştırma” politikası önündeki son engeldi ve bu tarihten sonra geçen yarım yüzyıldan daha fazla bir süre içinde birkaç cılız ses dışında İlminsky politikalarının başarısı görüldü.</p>
<p>Sovyetler Birliğinin yıkılmasının ardından Türk soylu bağımsız ve federe cumhuriyetlerin birer birer ortaya çıkması, Gaspıralı’nın Türkiye’deki takipçileri açısından ortak dil, ortak alfabe, ortak edebiyat, ortak tarih gibi konuları yeniden canlandırmak için bir ışık gibi görüldüyse de artık ortak Türkçe yerine Kazakça, Kırgızca, Başkurtça, Tatarca, Özbekçe, Türkmence, Başkırtça ve daha pek çok birbirinden kopmuş; çarşıda pazarda, handa hamamda, orada burada birbiriyle zor anlaşabilen dil gruplarına sahip halklar bulunmaktaydı. Üstelik bu gruplar ya da halklar için artık Rusça dediğimiz bir yabancı dilde birbiriyle anlaşıyorlardı.</p>
<p>Bugün bağımsız olarak nitelendirdiğimiz Türk soylu cumhuriyetlerde resmî dil olması hasebiyle en azından Türkçenin bazı kollarını hayatını sürdürebiliyor olsa da Rusya Federasyonu denilen imparatorluk için, sayıları milyonlarla ifade edilen Türk soylu halkların dilleri için durum hiç de umutvar değildir. Üstelik, bu halkların dillerine ve aslında bu imparatorluk içinde yaşamak zorunda kalan Rus olmayan bütün halkların dillerine Kremlin tarafından öldürücü darbeler vurulmaktadır.</p>
<p>Kremlin rejimi, özellikle 2002 yılından itibaren federasyonda konuşulan tek dilin Rusça olması gayesiyle çeşitli uygulamalar geliştirmiştir. Federasyon anayasası ve anlaşmalarına aykırı olarak yürütülen bu uygulamalar, federe devletlerin ve otonom halkların anadilde eğitim, resmi yazışmalarda anadili kullanabilme hakkı gibi anayasa ve federasyon anlaşmaları ile güvence altına alınan hak ve yetkilerin kısıtlanması ile başlamıştır. Gerçekte, Rusya Federasyonu Anayasasına göre Federasyonu oluşturan tüm federe devletlerin ve otonom halkların anadillerinin okullarda eğitimi zorunludur ve gerek merkezî hükümet gerekse yerel hükümetler ve yönetimler anadilde eğitim konusunda her türlü yatırımı ve ihtiyacı karşılamak zorundadırlar.</p>
<p>Bu anayasal hüküm, 2002 yılından itibaren eğitimin tamamen merkezileştirilmesi, anadilde eğitim için mecburi ders saatlerinin kısaltılması, eğitmen ve öğretmen yetiştiren kurumların azaltılması, ders alet ve araçlarının üretiminin azaltılması gibi uygulamalarla bugün artık neredeyse kağıt üzerinde kalmıştı ama bu dahi Kremlin rejimine yetmedi.</p>
<p>Nihayet 2018 yılının Ağustos ayında Rusya Federasyonu Parlamentosu olan Duma, kabul ettiği bir kanunla federe devletler ve otonomilerde anadilde eğitim zorunluluğunu kaldırdı. Kanun, yine anayasaya aykırı bir işlemle aynı gün içinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. Böylelikle anadilde eğitim zorunlu olmaktan çıkartılarak seçmeli ders haline getirildi.</p>
<p><em>“Peki bunda ne zarar var? İnsanlar bir araya gelerek çocuklarının anadilde eğitimi için müracaat ederler ve böylelikle anadilde eğitim de seçilerek devam edebilir.”</em> diyenler için bu konuya iki noktadan cevap vermek burada gereklidir. İlk olarak edebiyat, sanat, kültür, eğitim, yargı, idare organları ile ilişkiler, ticaret, sağlık, kısacası hayatın her alanına hakim olan Rus dili karşısında çocuklarının anadillerini de öğrenmelerini isteyecek ebeveyn sayısının ne olacağı meçhuldür ve anadilde eğitim Kremlin’in insafına kalmış olur.</p>
<p>İkinci olarak diyelim ki anadilde eğitimi seçen bir grup idealist ve cesur ebeveyn bu defa 2014 yılında bir kez daha işgale uğrayan Kırım’daki uygulamalarla karşılaşacaktır. Doğrudan Kırım’da yaşayan bazı idealist ve cesur ebeveynlerin aktarımına göre, çocuğunun anadilde eğitim almasını isteyen bir aileye okul tarafından verilen ilk cevap, dersi seçen yeterli öğrenci olmadığıdır. Yeter sayıya ulaşıp bir kez daha müracaat eden ailelere verilen cevap, ders kitabı ve diğer eğitim araç gereçlerinin olmadığıdır. Öğretmeni ve eğitim araçlarını temin ederek tekrar müracaat edilen aileye bu defa okulda anadilde eğitim sınıfı için derslik olmadığı cevabı verilir. Şansını bir kez daha zorlayan ailenin reisi bu defa okula davet edilir ve okul yöneticisi tarafından kendisine, <em>“müracaatlarını geri çekmesi, aksi takdirde hakkında Federal Güvenlik Bürosu (FSB adını alan eski KGB) tarafından soruşturma başlatılmak üzere şikayette bulunulacağı”</em> ihtar edilir. Israrınızın sonucu, FSB soruşturması, gözaltı ve hakkında <em>“ayrılıkçılık”</em> suçlaması ile dava açılması olarak karşınıza çıkar. Dava sonucunu kestirmek ise çok da zor değildir.</p>
<p>Neticede, 3 Ağustos 2018 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun Rusya’nın kültürel soykırım suçunu alenen işlemesi anlamına gelmektedir. Federasyon toprakları içinde yaşayan Rus olmayan hiçbir halkın, bir millet olabilmenin temel özelliği olan dil unsurunu koruma, yaşatma ve gelecek nesillere aktarma imkanı bu yasa ile ortadan kalkmış bulunmaktadır.</p>
<p>Birkaç nesil sonra, ne yazık ki bölünerek parçalanmış Türkçe’nin dil gruplarının adını taşıyan dillerin dahi konuşulmayacağı, yok olacağı sosyolojik bir gerçeklik ve etkisini doğuran bir tehdit olarak bütün sorunlarla birlikte karşımızda durmaktadır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne, 20 Aralık 1993 tarihli ve 47/135 sayılı Birleşmiş Milletler Ulusal veya Etnik, Dinsel veya Dinsel Azınlıklara Mensup Olan Kişilerin Haklarına Dair Bildiri’ye, 13 Eylül 2007 tarihli ve 61/295 sayılı Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve daha da ötesi Rusya Federasyonu Anayasası’na aykırı, insan hak ve hürriyetlerine doğrudan tecavüz eden nitelikteki bu yasaya karşı ne yazık ki bugüne kadar Dünya Kırım Tatar Kongresi, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi ve Türkiye’de kurulu 200 civarındaki Kırım, Nogay ve Kafkas derneklerinin yayınladıkları deklarasyonlar dışında herhangi bir tepki gelmemiştir.</p>
<p>Rusya Federasyonunun işlediği “dil soykırımı” suçunun başta Türkoloji ve Türk dili üzerine çalışmalar yapan bilim çevreleri ve insanları olmak üzere gündeme alınıp, en ağır tepkilerin verilmesi sadece gerekli değil aynı zamanda esasında bir “ölüm kalım” meselesidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/">Rusya Federasyonunda “Dil Soykırımı”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rusya-federasyonunda-dil-soykirimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım: dünyanın hukuksuzluk yarımadası</title>
		<link>https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Namık Kemal Bayar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 07:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=13130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırım Rusya tarafından uluslararası hukuk hiçe sayılarak işgal edildi. Bugün ise insan hakları ihlalleri git gide artmaktadır. Çok az sayıdaki radikal İslamcı bahane edilerek, hiç ilgileri olmadığı halde, işgale karşı olan Kırım Tatar Halkının neredeyse tamamı üzerinde baskı kuruluyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/">Kırım: dünyanın hukuksuzluk yarımadası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi%2F&amp;linkname=K%C4%B1r%C4%B1m%3A%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20hukuksuzluk%20yar%C4%B1madas%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi%2F&amp;linkname=K%C4%B1r%C4%B1m%3A%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20hukuksuzluk%20yar%C4%B1madas%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi%2F&amp;linkname=K%C4%B1r%C4%B1m%3A%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20hukuksuzluk%20yar%C4%B1madas%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi%2F&amp;linkname=K%C4%B1r%C4%B1m%3A%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20hukuksuzluk%20yar%C4%B1madas%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi%2F&#038;title=K%C4%B1r%C4%B1m%3A%20d%C3%BCnyan%C4%B1n%20hukuksuzluk%20yar%C4%B1madas%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/" data-a2a-title="Kırım: dünyanın hukuksuzluk yarımadası"></a></p><div id="attachment_13142" style="width: 778px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-13142" class="wp-image-13142 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/04/Kırım-768x444.jpeg" alt="Kırım: dünyanın hukuksuzluk yarımadası" width="768" height="444" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/04/Kırım-768x444.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/04/Kırım-300x174.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2019/04/Kırım.jpeg 800w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><p id="caption-attachment-13142" class="wp-caption-text">Kırım Özerk Cumhuriyeti 2014 yılının Şubat ayında Rusya tarafından işgal edildi.</p></div>
<p>Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin 2014 yılının Şubat ayında Rusya Federasyonu tarafından işgali, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan ve Soğuk Savaşın bitmesi ile bir şekilde kurumsallaşmaya başlayan uluslararası sistemin ve bu sistemin oluşturduğu kurumların çok ciddi bir sarsıntı geçirmesine sebep oldu.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Ana Tüzüğü ile sonraki yıllarda imzalanarak yürürlüğe giren Helsinki Nihai Senedi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması gibi Avrupa’da barışın sürdürülmesini amaçlayan çok taraflı antlaşma ve sözleşmelerin <em>“bir devletin başka bir devlete ait toprağı silah zoruyla işgal etme”</em> yasağı, Rusya Federasyonu tarafından gerçekleştirilen bu eylemle açıkça çiğnenmiş oldu. Üstüne üstlük, Rusya Federasyonu 1994 Budapeşte Memorandumu ile Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün garantörü olmasına rağmen bu işgali gerçekleştirmişti.</p>
<p>Yasa düzenlemesi açık, yasaya aykırı eylem çok açık ve eylemi gerçekleştiren çok daha açık iken, yani suç ve suçlu kesin olarak belli iken bu konuyu <em>“ama, fakat, lakin”</em> gibi sözcüklerle başlayan cümlelerle açıklamaya çalışmak ise 2014 yılında başlayan <em>“Melez (hibrid) Savaş”</em>ın bir yöntemi olarak karşımıza çıkmıştır. Oysa ki suç da bellidir, suçlu da…</p>
<p>Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi uluslararası kurumlar ve devletler, işgalin hemen ardından yaptıkları değerlendirmeler ve başlattıkları yaptırımlarla, Rusya Federasyonunu işlediği bu suç nedeniyle cezalandırmaya başladılar.</p>
<p>Konunun uluslararası kamu hukuku ya da devletler hukuku yönü bu şekilde gelişirken, Kırım’ın içinde ise doğrudan bireylere, birey gruplarına ve millî gruplara yönelik eylemler başladı.</p>
<p>İşgale karşı uluslararası kuruluşlar ve devletler tepkilerini verirken, Kırım’da yaşayan, yarımadanın asli ve yerli halkı Kırım Tatarları ile Kırım’da yerleşik Ukrainler de içeride işgale karşı direnmeye başladılar. Bu direniş uluslararası hukukun işgali suç olarak görmeye başlaması ile küresel anlamda hukuksal ve yasal zemine de sahip oldu. Özellikle Kırım Tatarlarının direnişi iki yüz yılı aşkın tarihî gerçeklik ve yaşanmışlıklar gibi haklı gerekçelere de dayalıydı.</p>
<p>Buna karşılık işgalci Rusya rejimi, işgale karşı direnen Kırım Tatarlarına ve Ukrainlere karşı oldukça planlı ama daha önceki yıllarda da defalarca uygulamış olduğu bir baskı ve yıldırma politikası izlemeye başladı.</p>
<p>İşgalin ilk yılında Kırım Tatarlarına karşı izlenen baskı ve yıldırma hareketi öncelikle doğrudan millî kurumlara karşı uygulandı. Kırım Tatar halkının millî kahramanı ve lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov’un yarımadaya girişinin yasaklanması ile başlayan bu uygulamalar Kırım Tatar halkının özyönetim organı olan ve seçimle işbaşına gelmiş Kırım Tatar Millî Meclisi’nin “aşırıcılık ve bölücülük” suçlamasıyla kapatılarak yasaklanması ile devam etti. Ülkeye giriş yasakları Kırım Tatar Millî Meclisi’nin bir kısım başka üyelerine de uygulandı ve kapsamı Kırım Tatar millî hareketi aktivistlerini de içine alacak şekilde genişletildi. Aynı yıl Kırım Tatarlarına ait yazılı ve görsel basın yayın organları yasaklandı ya da kapatıldı. Bunlardan imkân bulabilenler Ukrayna anakarasına giderek faaliyetlerini sürdürmek zorunda kaldı. 2014 yılı içinde kapatılan ve faaliyetleri yasaklanan Kırım Tatarları ve Ukrainlere ait yayın organlarının sayısı üçyüze ulaşmıştı.</p>
<p>Yine işgalin yılında Kırım Tatar Millî Meclisi Başkan Yardımcıları Ahtem Çiygöz ve İlmi Umerov ile çeşitli mahalli Meclis üyeleri ile millî hareket aktivistlerine karşı gözaltı ve tutuklama eylemleri yapıldı. Pek çoğu hakkında mahkemelerde “aşırıcılık, bölücülük, halkı isyana teşvik” gibi çeşitli gerekçelerle davalar açıldı.</p>
<p>İşgale karşı direnen Kırım Tatar millî hareketi aktivistlerine karşı yapılan baskı ve yıldırma uygulamaları gözaltı, tutukluluk ve dava açma gibi yöntemlerde bırakılmadı. Kırım Tatar ve Ukrain kamuoyu tarafından bilinen 15 aktivist kaçırıldı. Bunların hiç birinden 4-5 yıldır halen haber alınamıyor. Öldürülen aktivist sayısı ise hapishanelerde bir şekilde ölü bulunanlar hariç bugüne kadar 17 olarak kayda geçti.</p>
<p>Bireylerin özgürlüğü, yaşama hakkı ve vücut bütünlüğüne karşı işlenen insan hakları ihlallerinin çarpıcı örnekleri adam öldürme, adam kaçırma ve gözaltı/tutuklama olarak gerçekleşti. İşgalin 5.yılı itibarıyla toplam tutuklama sayısı 147’si Kırım Tatarları olmak üzere 207 olmuştur. Gözaltına alınıp sorgulananlar, çeşitli baskınlarla evleri ya da işyeri arananlar gibi hak ihlalleri ile karşılaşanların sayısı ise binlerle ifade edilmektedir.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en önemli temel hak ve hürriyetler arasında saydığı “adil yargılama hakkı” ihlalleri ise Kırım’da oldukça yüksek sayıdadır. Sadece 2018 yılında 367’si Kırım Tatarlarına karşı açılmış davalarda olmak üzere 492 adil yargılama hakkı ihlali gerçekleşmiştir.</p>
<p>İşyerlerinde Kırım Tatarca konuştuğu, işgale karşı eleştiri yaptığı, bir şekilde işgale karşı yapılan eylemlere destek verdiği için işlerinden atılan Kırım Tatarlarına karşı yürütülen bu uygulama ise çalışma hakkının doğrudan ihlali örnekleri olarak yaşanmış ve yaşanmaktadır. Okulda, toplu taşımada, kamusal alanlarda Kırım Tatarcası ile konuştuğu için darp eylemine maruz kalınan pek çok vaka da kayda geçmiştir.</p>
<p>Zorla vatandaşlık değiştirme de dahil olmak üzere işgalin ilk iki yılında doğrudan Kırım Tatar Millî Meclisi, millî kurumlar ve millî hareket aktivistlerine karşı yapılan bu uygulamalar neticesinde yirmi binden fazla Kırım Tatarı vatanından ayrılarak Ukrayna anakarasına yerleşmek zorunda kalmış, Kırım Tatar Millî Meclisi ve çeşitli millî kuruluşlar da aynı akıbeti yaşamıştır.</p>
<p>İşgalin üçüncü yılından itibaren Kırım Tatarlarına karşı yapılan baskılara işgalci rejim tarafından yeni bir kılıf bulunmuştur. Bu tarihten sonra artık ev baskınları, gözaltı ve tutuklama eylemleri rejimin “aşırıcılar” olarak adlandırdığı kişi ve gruplara yönelik olarak uygulanmaya başlanmıştır. Ukrayna yasalarına göre yasak olmayan ancak Rusya Federasyonu yasalarına göre faaliyetlerinin yasak olduğunu öğrendiğimiz “Hizb-ut Tahrir” adlı teşkilata yönelik olduğu iddia edilen bu eylemler, son birkaç yıldır süregelmektedir. Hemen hemen her hafta bu örgüt üyesi olduğu iddia edilen Kırım Tatarlarının evlerine baskınlar yapılmakta, ev sahipleri gözaltına alınmakta veya tutuklanmakta; haklarında “terör örgütü üyesi olma, terör eylemine katılma” suçlaması ile davalar açılmaktadır.</p>
<p>Hukuksal zeminde bu olayların gelişimine bakıldığında ortaya hiçbir somut delil konulmadan yapılan bu uygulamaların doğrudan adil yargılanma hakkının ihlali olduğu görülmektedir. Suçlamalarla karşı karşıya kalanların suç unsuru içerir eylemleri olup olmadığı şüphelidir ve haklarındaki iddialar soyut gerekçelere dayandırılmaktadır. Bunların yargılama süreçleri de bu soyut gerekçeler üzerinden uzayıp gitmekte, işgalci Rus rejiminin “olağan şüphelileri” her türlü adlî yardım olanağından mahrum bir şekilde tutuklu olarak cezaevlerinde hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır.</p>
<p>Meselenin en dikkat çekici tarafı şudur ki işgal öncesinde Kırım’daki Hizb-ut Tahrir örgütünün üye ya da sempatizan sayısı en fazla bin kişi olarak tespit edilmişti ve bunların önemli bir kısmı ise işgalden hemen sonra Ukrayna anakarasına sığınmak zorunda kalmıştı. Buna karşın son üç yılın istatistiklerine bakıldığında bu kadar yoğun ve yüksek sayıda baskınlar, gözaltı ve tutuklamalarla rejimin Kırım Tatarlarının neredeyse tamamını radikal İslamcı olarak göstermeye ve böyle bir algı oluşturmaya çalıştığı gözlerden kaçmamaktadır.</p>
<p>Bu noktada şu tespiti yaparak konunun altını çizmekte fayda bulunmaktadır. Rusya, tıpkı Çeçenistan ve diğer Kafkas yurtları ile aslî halkı Türk ve Müslüman olan bölgelerde uyguladığı millî hareketlerin itibarını yok etme taktiğini Kırım’da çok yoğun bir şekilde uygulamaktadır.</p>
<p>Rus algı yönetimi, Kırım Tatarlarını ve onların millî hareketlerini radikal İslamcı yaftasıyla itibar kaybına uğratmayı ve böylelikle uluslararası alanda itibar gören, hukuksal ve siyasî zemin bulan, işgale karşı direnişin ve Kırım Tatar millî hareketinin desteğini yok ederek Kırım’ın işgalinin kabul edilmesini amaçlamaktadır.</p>
<p>Meselenin hukuksal boyutuna dönersek, öncelikle temel bir tespit ve önerme ile konuyu ele almak doğru olacaktır. Bugün, Kırım yarımadası hukuken Ukrayna toprağıdır ve uluslararası hukuk bunu kabul etmektedir. O halde, yarımada da işgalci güç sıfatıyla bulunan Rusya Federasyonu tarafından yapılan hiçbir yargılamanın hukuksal varlığı ya da geçerliliğinin kabul edilmesi mümkün değildir çünkü Rusya Federasyonu yargı erkinin Kırım’da yargılama hak ve yetkisi esasen yoktur.</p>
<p>Buna ilaveten, Cenevre Sözleşmesi hükümleri uyarınca işgal edilmiş bir toprakta işgalci güç kendi iç hukukunu uygulayamaz. Bu sözleşme, geçici olarak işgal edilmiş topraklarda işgal öncesi hukukun uygulanması gerektiğini hükme bağlamıştır. O halde, Kırım’da Rusya kanunlarına göre yargılama yapılması da hukuka bizatihi aykırıdır.</p>
<p>Bu durum, buraya kadar belirtmiş olduğumuz gerekçesi, dayanağı ve hatta varsa delili ne olursa olsun Kırım Tatarlarına ve Ukrainlere karşı Kırım yarımadası içinde açılmış tüm kovuşturma, soruşturma ve davaları “yok” hükmüne getirmektedir. Gerek Ukrayna devleti, gerekse Kırım Tatar Millî Meclisi salt uluslararası hukuka açıkça aykırı ve “yok” hükmündeki işgalci rejimin bu işlemlerine karşı ister millî hareket mensuplarına ister millî ya da dinî teşkilatların mensuplarına karşı yapılan bu ihlallere karşı topyekün karşı çıkmak durumunda ve kararındadır. Çünkü, yapılan ihlaller öyle ya da böyle işgalci rejimin soyut gerekçe, dayanak ya da iddiaları bağlamında değil sadece ve sadece “insan hakları” ve “hukuk” bağlamında değerlendirilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak, Kırım’da devam edegelen insan hakları ihlalleri bir ihlal olmaktan çıkmış, insanlık suçu kategorisine girmeye başlamıştır. Uzmanların artık “insan haklarının yeryüzündeki Kara Deliği” olarak adlandırdığı Kırım, bugün dünyanın hukuksuzluk yarımadasıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/">Kırım: dünyanın hukuksuzluk yarımadası</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kirim-dunyanin-hukuksuzluk-yarimadasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
