Kategoriler: Genel

İran yönetiminin kaos planı

İran yönetiminin interneti tamamen kesmesinin ardından, ülkede daha önce benzeri görülmemiş bir şiddet dalgası baş göstermiştir. Rejime yakın medya organları, insanların yakıldığına ve infaz edildiğine dair dehşet verici iddiaları dolaşıma sokarken; kafa kesme ve toplu öldürme sahnelerinin yaşandığına dair bir korku iklimi inşa etmektedir. Tahran başta olmak üzere birçok kentte bankalar, camiler ve devlet daireleri tahrip edilmekte; sosyal yaşamın kalbi olan çarşı ve pazarlar ateşe verilmektedir. Ancak yaşanan bu olayların niteliği, hızı ve uygulama biçimi, bunların sivil protestocular tarafından gerçekleştirilme ihtimalini rasyonel düzlemde imkansız kılmaktadır.

Dikkat çekici bir şekilde, bizzat Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ve İran Ulusal Güvenlik Konseyi bu eylemleri “IŞİD benzeri yöntemler” olarak tanımlamaktadır. Oysa kafa kesme, insan yakma ve sivillere yönelik rastgele ateş açma gibi radikal terör eylemlerinin, İran’ın on yıllardır süregelen geleneksel protesto repertuvarı ile hiçbir şekilde örtüşmediği açıktır. Bu ölçekteki yıkıcı ve karanlık olayların tamamının, dış dünya ile bağın koptuğu internet kesintisi döneminde yoğunlaşması, sürecin en azından bir bölümünün bizzat İran yönetimi tarafından kurgulandığını veya yönlendirildiğini düşündürmektedir.
Elinizdeki bu çalışma; İran yönetiminin “kurgulanmış kaos” stratejisinin tarihsel arka planını, bu stratejinin dayandığı fıkhi ve siyasal zemini ve sokağın kriminalize edilmesi yoluyla ulaşılmak istenen stratejik hedefleri incelemektedir.

En Üstün Kutsal

İran yönetiminin temel tezi, “İslam Cumhuriyeti’nin korunması, tüm vaciplerin (dini gerekliliklerin) en üstünüdür” ilkesi üzerine kuruludur. Devrimin kurucu lideri Humeyni, İslam Cumhuriyeti’ni korumak adına gerekirse en temel dini vecibelerin bile askıya alınabileceğini savunuyordu. Hatta bir konuşmasında, rejimi korumak uğruna –teorik bir örneklem olarak– beklenen Mehdi’nin dahi feda edilebileceğini ifade etmiştir.

İslam tarihindeki “Mescid-i Dırar” (Zarar Camii) olayından yola çıkarak; rejimi korumak için gerekirse camilerin yıkılabileceği, hatta kutsal türbelerin bile gözden çıkarılabileceği mantığı yürütülmektedir. Kurucu lider ve halefleri açısından İslam Cumhuriyeti, yaşatılması gereken en yüce ve kutsal değerdir; onun bekası uğruna her şey feda edilebilir.

İtibarsızlaştırma Hakkı

Şii fıkhi literatürde düşmanları itibarsızlaştırma, onlara iftira atma veya haklarında asılsız iddialar uydurma konusu “Mübahete” kavramı ile ilişkilendirilir. İmamiyye fıkhında yer alan bir terim olan Mübahete; Müslümanların “din düşmanları”, “şüpheciler” ve “bidat ehli” ile nasıl muhatap olması gerektiğini ele alır. Bu kavrama göre, özellikle “din düşmanı” veya “bidatçı” olarak görülen kişilere karşı itibar zedeleme, ifşa etme ve asılsız suç isnat etmenin ahlaki ve dini bir meşruiyeti olduğu kabul edilmiştir.

İran yönetimi, düşmanlarını etkisiz hale getirme imkanını bu Mübahete ilkesine dayandırmaktadır. İslam Cumhuriyeti’nin ayakta kalması doğrultusunda, düşmanlara karşı yalan, iftira ve asılsız isnatta bulunma hakkını mezhepsel bir zeminde kendilerinde görürler. Mübahete kavramı, özellikle 1997 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ciddi şekilde gündeme gelmiştir. O dönemde yönetimin muhafazakar kanadı, Muhammed Hatemi’nin kazanmasını engellemek amacıyla “Aşura Karnavalı” olarak bilinen provokatif olayları başlatmış; ancak daha sonra bu olayların kimler tarafından tezgahlandığı ortaya çıkmıştır.

İtibarsızlaştırma Girişimleri

İran yönetimi, 1979 yılından bu yana defalarca yalan ve iftiraya dayalı yöntemlerle muhaliflerini ve düşmanlarını tasfiye etme yoluna gitmiştir. İslam Cumhuriyeti’nin tarihi bu tür olaylarla doludur.

Bu olayların ilki olarak Sinema Rex Yangını’nı hatırlamak gerekir. 19 Ağustos 1978 Cumartesi gecesi Abadan’da meydana gelen bu yangın, aslında Pehlevi yönetimine karşı olan devrimciler tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir saldırıydı. Sinemada Mesud Kimiai’nin yönettiği “Geyikler” (Gavaznha) filmi gösterildiği sırada kapılar kilitlenerek bina ateşe verilmiş ve 677 kişi yanarak can vermiştir. Humeyni, saldırıyı derhal Pehlevi yönetiminin üzerine atmış; bu durum halkın öfkesini artırarak sokakların daha da radikalleşmesine neden olmuştur. Saldırının şah yönetimine atfedilmesi, 1979 Devrimi’ni tetikleyen en büyük unsurlardan biri olmuştur. Ancak daha sonra saldırının bizzat Humeyni yanlıları tarafından gerçekleştirildiği ortaya çıkmış, fakat Humeyni bu konuda herhangi bir düzeltme yapmamış veya özür dilememiştir.

1979 Devrimi’nden sonra, dönemin en büyük dini otoritelerinden biri olan Ayetullah Muhammed Kazem Şeriatmedari’ye yönelik bir itibar suikastı düzenlenmiştir. Şeriatmedari’ye, darbe planlamak ve Humeyni’yi öldürmeye teşebbüs etmek gibi asılsız suçlamalar yöneltilmiş; bu iftiralar sonucunda dini otoritesi sarsılmaya çalışılan Şeriatmedari, hayatının geri kalanını ev hapsinde geçirmeye mahkum edilmiştir.
Benzer bir başka olay ise 20 Haziran 1994’te İmam Rıza Türbesi’nde meydana gelen patlamadır. Can kaybını artırmak amacıyla, Şiiliğin en kutsal günlerinden biri olan Aşura gününde gerçekleştirilen bu patlamada, türbe anma törenleri için gelen binlerce kişiyle doluydu. Yaklaşık 4,5 kilogram TNT gücündeki bu saldırıda 26 kişi hayatını kaybetmiş, 300’den fazla kişi yaralanmıştır. Yönetim bu saldırıyı “Halkın Mücahitleri Örgütü”ne (MEK) yüklemişti. Ancak 1997’den sonra devlet içinden sızan bilgiler ve itiraflar, bu saldırının bizzat İstihbarat Bakanlığı (İtlaat) tarafından tezgahlandığını ortaya koydu. O dönem gözaltına alınan ve suçlarını “itiraf eden” kişilerin ise olayla hiçbir bağlantısı olmadığı, bu itirafların işkence altında zorla alındığı anlaşıldı.

Sistemin İçinden Bir İtiraf: Ahmedinejad’ın İfşaatları

İran yönetiminin bu stratejisi sadece bir analiz veya dış gözlemcilerin bir iddiası değildir; bizzat sistemin en üst kademelerinde görev yapmış isimler tarafından da teyit edilmiştir. Bu konudaki en kritik tanıklık, eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a aittir.
Ahmedinejad, protesto dönemlerinde yaşanan kamu malına zarar verme, yakma ve yıkma eylemlerinin bizzat yönetim bünyesindeki güvenlik görevlileri ve sivil giyimli unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini açıkça ifade etmiştir. Ahmedinejad’ın açıklamalarına göre bu “kontrollü yıkım” operasyonları, olayları protestocuların ve muhaliflerin üzerine yıkarak onları halkın gözünde itibarsızlaştırmak ve sert müdahale için meşru bir zemin oluşturmak amacıyla devlet eliyle organize edilmektedir. Sistemin merkezinden gelen bu ifşaat, rejimin kendi bekası için kamu düzenini bizzat bozmaktan çekinmediğini göstermesi açısından hayati bir önem taşımaktadır.

İran Yönetimi Neyi Amaçlıyor?

İran yönetimi, protestocuları önce “vandal”, ardından “terörist” olarak nitelendirmiştir. Bu söylemsel dönüşümün temel amacı, sokağı kriminalize ederek protesto sürecinin siyasal ve toplumsal niteliğini ortadan kaldırmaktır. Bu stratejiyle, öncelikle güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen öldürmeler ve ağır ihlaller protestocuların üzerine yıkılmaktadır. İkinci olarak, rejimin kendi toplumsal tabanı ve sadık destekçileri daha güçlü biçimde konsolide edilmektedir. Üçüncü olarak, toplum nezdinde protestoların meşruiyeti aşındırılmakta ve sorgulanır hâle getirilmektedir. Dördüncü olarak, baskı aygıtının ve güvenlik bürokrasisinin motivasyonu artırılmakta, olası çözülmelerin ve saf değişimlerinin önüne geçilmektedir. Beşinci olarak, aileler korkutularak çocuklarını protestolardan uzak tutmaları hedeflenmektedir. Altıncı olarak, çarşı ve pazarların hedef alınmasıyla ticaret burjuvazisi yeniden rejimin yanına çekilmeye çalışılmaktadır. Yedinci olarak, toplumun geleceğe dair umut ve beklentileri sistematik biçimde yok edilmektedir. Sekizinci olarak, bu tür eylemler ülkeyi iç çatışma ve iç savaş ihtimaline doğru sürükleyen bir zemin oluşturmaktadır. Dokuzuncu olarak, uluslararası kamuoyuna “kontrolsüz şiddet” ve “terör tehdidi” mesajı verilmekte, dış müdahale veya baskı ihtimalleri bu gerekçeyle etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır. Onuncu olarak, mesele bilinçli biçimde politik ve toplumsal bir kriz olmaktan çıkarılarak saf bir güvenlik ve asayiş sorunu hâline dönüştürülmektedir.
On birinci olarak, sokaktaki aktörlerin İran halkı değil, “yabancı”, “paralı” ve “eğitimli unsurlar” olduğu iddia edilerek toplumsal meşruiyeti tamamen ortadan kaldırılmak istenmektedir. On ikinci ve nihai aşamada ise, protestocular halkın bir parçası olmaktan çıkarılıp “paralı yabancı unsurlar” olarak sunulmakta; böylece rejimin sınırsız şiddet kullanımı hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. On üçüncü ve en kritik amaçlardan biri, dindar kesimin dini duygularını harekete geçirmektir. Tasnim gibi devlet güdümlü haber ajansları üzerinden sürekli “camilerin yakıldığı” yönünde görüntüler servis edilerek, toplumun muhafazakar kesimi protestolara karşı kutsalları savunma refleksiyle provoke edilmektedir.

Bu tablo, İran’da yaşananların sıradan bir protesto bastırma sürecinin çok ötesine geçtiğini ve rejimin bilinçli olarak kaotik, yıkıcı ve karanlık bir güvenlik senaryosunu devreye soktuğunu göstermektedir.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Son tahlilde, İran yönetiminin bu stratejik hamleleri, sadece protestoları bastırma hedefinin ötesine geçerek ülkeyi içinden çıkılması imkânsız bir kaosa sürüklemektedir. Rejim, sokağı kontrol altına alma hırsıyla toplumsal şirazeyi yıkmakta, sosyal fay hatlarını tetikleyerek ülkeyi adeta bir “yanık toprağa” çevirmektedir.

Bu kurgulanmış kaos stratejisi, sadece içeride bir baskı aracı işlevi görmemekte, aynı zamanda tehlikeli bir dış müdahale zeminini de beslemektedir. Ülke içinde yaratılan bu ölçekteki bir istikrarsızlık ve “terör tehdidi” söylemi, uluslararası sistemde askeri müdahale yanlılarının elini güçlendirebilecek bir potansiyele sahiptir. Özellikle Donald Trump gibi liderlerin geçmişte İran’a yönelik dile getirdiği sert askeri seçenekler ve “rejim değişikliği” senaryoları hatırlandığında; İran yönetiminin, iktidarını korumak adına başvurduğu bu yöntemlerle aslında kendi eliyle ülkeyi bir ateş çemberinin ortasına attığı görülmektedir.

Kendi halkına karşı yürüttüğü bu asimetrik savaşla toplumsal meşruiyetini bütünüyle yitiren rejim, ironik bir şekilde “bekasını korumak” için başvurduğu her yöntemle İran’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü daha büyük bir dış tehdide açık hale getirmektedir.

Arif Keskin

Arif Keskin İran'ın Erdebil Eyaleti'nin Muğan ilçesinde doğmuştur. Lise eğitimini Muğan'da tamamlamıştır. 1993 yılında Tebriz Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümünden mezun olmuştur. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Biliminde Yüksek lisans eğitimine başlayan Keskin, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde doktora yapmıştır. Arif Keskin, 1999'dan itibaren ASAM(Avrasya stratejik Araştırmalar Merkezi), TÜRKSAM, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü ve ORSAM gibi düşince kuruluşlarında ortadoğu uzmanı olarak çalışmıştır. 1999’dan günümüze kadar Türkiye basınında (Stratejik Analiz, Avrasya Dosyası, Radikal, Aktüel, Tempo, Vatan, 2023, Global Strateji ve....) 100’den fazla makalesi yayınlanmıştır. Yazıları Türkiye dışında Azerbaycan Türkçe’si, Farsça ve İngilizce dillerine çevrilerek Türkiye’deki makalelerinin tercümesi İran'da kitap şeklinde de yayınlanmıştır. CNN-Türk, TRT, Habertürk gibi TV kanallarında İran ile ilgili programlara katılmıştır. Güney Azerbaycan Milli Direniş Harekatı, [National Resistance Movement in Southern Azerbaijan], Avrasya Dosyası [Eurasia Report]; Special Issue on Iran, Vol.5, No.3 (1999) Siyaset Gölgesinde İran Ekonomisi, [Iranian Economy in the Shadow of Politics] Jeoekonomi [Jeoeconomics] Vol.2, No.1 (2000) İran Siyasal Sistemi Çıkmazda, [The Iranian Political System in Deadlock] Stratejik Analiz [Strategic Analysis] Vol.1, No.1 (2000) Hamaney ve Cumhuriyet Projesinin Dönüşümü, [Khamenei and the Transformation of the Republican Project] Stratejik Analiz, Vol.1, No.2 (2000) İran Siyasal Sistemi Nereye? [Where is the Iranian Political Sytem Going Towards?] Stratejik Analiz, Vol.1, (2000) İran’da Reformistler Çıkmazda, [Reformists in Dilemma in Iran] Stratejik Analiz, Vol.1, No.4 (2000) İran’da Dini Aydın Hareketi: Abdülkerim Suruş Örneği, [The Religious Intellectuals Movement in Iran: The Example of Abdulkerim Surus] Stratejik Analiz, Vol.1, No.7 (2000) Değişen Fars Milliyetçiliği ve “İranlılık” Düşüncesine Giden Yol, [Changing Persian Nationalism and Move Towards the “Iranianess” Thinking] Stratejik Analiz Vol.2, No.9 (2001) İran’da Fars Milliyetçiliğinin Üç Dalgası: "İranlılık" Düşüncesine Giden Yol, Stratejik Analiz, Ocak 2001, Sayı 9 Tahran'da ikinci raund: Reformculara Rağmen Reforma Devam, Stratejik Analiz Temmuz 2001, Sayı 15 İran’da Muhafazakarların Değişim Paradoksu: Olmak veya Olmamak, Stratejik Analiz Ağustos 2001, Sayı 16 Tehdit Merkezli Bir Dış Politika: İran'ın Azerbaycan Politikası, Stratejik Analiz, Ekim 2001, Sayı 18 Tehdit ve Fırsat Karmaşasında Pasif Komşu İran'ın Afganistan Krizindeki Durumu, Stratejik Analiz, Kasım 2001, Sayı 19 İki Düşman Arasında "Pragmatist Tarafsız": ABD’nin Olası Saddam’ı Devirme Operasyonunda İran’ın Tutumu, Stratejik Analiz, Ocak 2002, Sayı 21 Orta Doğu Barış Süreci, Oyuncuları ve İran, Stratejik Analiz, Şubat 2002, Sayı 22 ABD-Iran Gerginliğinde AB-Iran ilişkilerine Analitik Bir Bakış, Stratejik Analiz, AĞUSTOS 2002, Sayı 28 İran’ın Irak politikası, Turkish News Reformcuların Başarısızlığındın Nedenleri, Turkish News ( Ocak 2003) Tüm Boyutları ile İran Türkiye İlişkileri, Stratejik Analiz, Eylül 2004 Iraklı Şiilerin Sosyal-Siyasal Davranışlarının Temelleri, Stratejik Analiz, Mayıs 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Strateji Analiz, Mart 2004 Bir Halkın Öze Dönüş Töreni, Stratejik Analiz, Ağustos 2004 11 Eylül Sonrası İran-Türkiye İlişkileri, Avrasya Dosyası, Yaz 2004 Iraklı Şiiler, 2023 Dergisi, Haziran 2004 ABD-Güney Azerbaycan ve İranlılık Kimliğinin Krizi, 3.Sector Dergisi, Kış 2004-N.4 (Bakü’de yayınlanmaktadır) Güney Azerbaycan Milli Hareketine Tarihsel Bakış, Genç Birikim, 11 Sayı Reform Yapamayan Reformcular, Azerbaycan Dergisi, Sayı 27–28 İran - Türkiye İlişkilerinde PKK Sorunu, Parmak İzi Web Sitesinde Türkdirlik Web Sitesi- İran Nükleer Çalışmaları-(Değerlendirme Yazısı) Iraklı Şiirler (yazının Farsça tercümesi verildi), Baztab Web Sitesi ( Farsça) Türkiye ve İran'ın Nükleer Çalışmaları, Haberanaliz, 14 Ekim 2004 Hatemi'nin Ertelenen Türkiye Ziyareti Üzerine, Haberanaliz, 27 Eylül 2004 Türkiye-İran Arasında Güven Krizi, Haberanaliz, 5 Haziran 2004 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bakış, Haberanaliz, 27 Nisan 2004 Mukteda Sadr Niye Geri Adım Attı? Haberanaliz, 17 Nisan 2004 ABD ve Iraklı Şiiler Arasında Yeni İlişki Modeli, Haberanaliz, 7 Nisan 2004 Türkiye'nin Irak Merkezli Diplomatik Atakları, Haberanaliz, 12 Ocak 2004 Orta Doğu'da İlişkiler Düzeni Değişiyor: İran ve Mısır İlişkileri Örneği, Haberanaliz, 8 Ocak 2004 İKÖ Toplantısı Sonuçları, Haberanaliz, 24 Haziran 2004 Orta Doğu'da Şiddet Dalgası Artabilir: Hamas Lideri Şeyh Yasin Öldürüldü, Haberanaliz, 26 Mart 2004 Türkiye – İran İlişkilerini Belirleyen Yapısal ve Dönemsel Faktörler, Avrasya Dosyası, Cilt 10, Sayı 1 (11 Eylül Sonrası Türk Dış Politikası Özel Sayısı), İlkbahar 2004 İranlılık Paradigmasının Çöküşü ve Güney Azerbaycan Millî Hareketinin Yükselişi, Stratejik Analiz, Cilt 4, Sayı 47, Mart 2004 İran Devleti’nin Ermeni Desteği, Stratejik Analiz, Cilt 5, Sayı 50, Haziran 2004 İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri: Ayrışımlar, Adaylar ve Tartışmalar, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 62, Haziran 2005 ABD-İran Gerginliğinde Yeni Bir Dönem: ABD-AB Yakınlaşması, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 60, Nisan 2005 İran’ın Nükleer Çabaları: Hedefler, Tartışmalar ve Sonuçlar, Stratejik Analiz, Cilt 5 Sayı 59, Mart 2005 Devrim İçinde Yeni Bir Devrim Arayışı: Ahmedinejad ve Radikal Muhafazakâr Akım, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 69, Ocak 2006 Ahmedinejad Dönemi İran Dış Politikası: “Saldırganlığın Rasyonelleşmesi”, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 70, Şubat 2006 İran’ın Nükleer Sorunu: Güven Bunalımı ve Beka Mücadelesi, Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 71, Mart 2006 ABD-İran Gerginliği Çerçevesinde İran’da Etnik Milliyetçilik , Stratejik Analiz, Cilt 6 Sayı 72, Nisan 2006 İran Ne Yapmak İstiyor? Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 73, Mayıs 2006 İran'da Azerbaycan Milliyetçiliği ve Karikatür Krizi, Stratejik Analiz,Cilt 7 Sayı 75, Temmuz 2006 İran Nasıl Yönetiliyor?, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 76, Ağustos 2006 İran 2023’de, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 79, Kasım 2006 Irak’ta “ABD-İran Savaşı”, Stratejik Analiz, Cilt 7 Sayı 82, Şubat 2007 İran-Suudi Arabistan İlişkileri ve Şii Jeopolitiği,Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 85, Mayıs 2007 İran ve Şii Jeopolitiği / Avrasya Dosyası, Şii Jeopolitiği Özel Sayısı, Cilt 13 Sayı 3, 2007 İran’ın Kuzey Irak Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 86, Haziran 2007 İran Nereye? Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 87, Temmuz 2007 PJAK: PKK’nın Bölgedeki Yeni Misyon Arayışı, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 92, Aralık 2007 İran’ın Kafkasya Politikası, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 94, Şubat 2008 İran’daki Meclis Seçimleri: Görünenler ve Gerçekler, Stratejik Analiz, Cilt 8 Sayı 96, Nisan 2008 Iraklı Şiilerin Siyasal Davranışlarına Genel Bir Bakış , Stratejik Analiz,Cilt 9 Sayı 97, Mayıs 2008 İran-Suriye İlişkileri, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 100, Ağustos 2008 İran-Türkiye İlişkileri , Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 101, Eylül 2008 İran’ın Doğal Gaz Siyaseti ve Türkiye, Stratejik Analiz, Cilt 9 Sayı 103 Kasım 2008

Yazar:
Arif Keskin

Son Yazılar

Kardeşliği hedef alanların asıl derdi ne?

Karabağ sürecinde ortaya çıkan dayanışma, iki ülke arasındaki siyasi ve stratejik iş birliğinin önemini göstermiştir.… Devamını Oku

19.10.2026

Türkiye Azerbaycan’ı ne zaman, neden ve ne ölçüde yalnız bıraktı?

Türkiye de Azerbaycan da zaman zaman hata yaptı, zaman zaman birbirinin yanında durdu; fakat bu… Devamını Oku

14.10.2026

Açılım Eleştirilerinde Yöntem Tartışması

Kurumsal değişimden söz edebilmek için talebin yasal düzenlemelere, idarî kararlara, bütçe uygulamalarına veya kamu hizmetlerinin… Devamını Oku

09.10.2026

Kardeşlik sınavda: Ankara ile Bakü birbirine değil, aralarındaki fİtneye bakmalı

Bugün yapılması gereken, birbirine bağırmak değil; birbirini dinlemektir. Ankara ile Bakü'nün stratejik iletişim mekanizmalarını güçlendirmesi… Devamını Oku

07.10.2026

1980 Darbesinin örtülü amaçları ve sonuçları

Kenan Evren 32.Gün’de Birand’a verdiği cevapta: “12 Eylül Darbesi 24 Ocak kararlarını uygulamak için değil,… Devamını Oku

06.10.2026

Azerbaycan’da Şah İsmail tartışmaları

Son haftalarda Azerbaycan’da Şah İsmail ve Safeviler etrafında başlayan yeni tartışma, ilk bakışta ani ve… Devamını Oku

03.10.2026