<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>açılım arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/acilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/acilim/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 08:27:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</title>
		<link>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 08:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akdemhp]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bölgesel fırtınalara karşı en büyük zırhımız olan millî varlığımızı, egemenlik yapımızı tartışmaya açarak nasıl koruyacağız? Türkiye Yüzyılı vizyon belgesi ile bölücübaşının mektubu hangi ortak koordinatta buluşuyor? Türkiye bugün ne kadar tarih şuuruyla yönetiliyor?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/">Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&#038;title=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/" data-a2a-title="Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!"></a></p><p><em>“Lozan’da varlığını tescilleyen, Kıbrıs’ta kardeşinin imdadına yetişen, terörle mücadelede dağları titreten, Adalar Denizi’nde baskılar ve hukuksuzluklar karşısında geri adım atmayan, enginlere Türk mührünü vuran Türkiye; bugün de aynı tarihî şuurla ayaktadır.”</em></p>
<p><em>“Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında millî varlığımızın zırhıdır.”</em></p>
<p><em>“&#8230; bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş &#8230; kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür.”</em></p>
<p>Bu ifadeler MHP Grup Toplantısından.</p>
<p>Özellikle terörden arındırılmış bir hayat çok önemli, ama terör nasıl sonlanacak?</p>
<p>***</p>
<p>Lozan’da varlığını tescilleyen Türkiye bugün de ayakta mı?  Evet, ayakta… Ancak aynı tarihî şuura mı sahip? Bakalım…</p>
<p>Bugün, 3 Kasım 2002’de iktidar olan ve o günden itibaren Lozan’ı tartışan / tartıştıran bir ideolojik yapı tarafından yönetiliyoruz. Lozan’ın gizli maddeleri yalanı yüzüncü yıl 2023’te dolunca bitti. Ama tartışma bitmedi.</p>
<p>Türk Milleti dün Kıbrıs’ta kardeşinin imdadına yetişmişti, doğru. Ancak darmadağınık Kıbrıs politikasıyla önce Annan Planı tehlikesi yaşandı. Bugün de Garantörlük hak ve yetkilerine rağmen Ada’da İsrail, ABD ve Fransız askerleri konuşlandı. Buna da ses çıkarılmadı.</p>
<p>Adalar Denizi’nde, Türkiye, dün <em>“etrafı titretirken ve geri adım atmazken</em>”, bugün 22 ada ve adacığımız 2004 yılından beri Yunan işgali altında.</p>
<p>Dün, <em>“terörle mücadelede dağları titreten</em>” Türkiye bugün, teröristle müzakere yani pazarlığa oturuyor.</p>
<p>Dünün bebek katili, cani başı denen teröristlerin elebaşına bugün <em>“kurucu önder</em>” deniyor ve <em>“barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü”</em> statüsü teklif ediliyor. Peki, bugün etrafımız ateş çemberi de onun için mi bunları yaşıyoruz?</p>
<p>O zaman tekrar düne bakalım…</p>
<p>Öncelikle Terörsüz Türkiye, 2009’dan beri iki defa derin dondurucuya kaldırılan açılım süreçlerinin dondurucudan çıkarılmış hâli. Ama biz daha yakına bakmakla yetineceğiz.</p>
<p>Üç yıl önce, 28 Ekim 2022’de, Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi’ni, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan okudu. Cumhur İttifakı’nın seçim beyannamesiydi.</p>
<p>İçerisinde bir kere geçen <em>Türk Silahlı Kuvvetleri dışında hiç Türk,</em> <em>beka meselesi</em> ya da <em>çevremiz ateş çemberi</em> ifadesi geçmeyen Vizyon Belgesi’nden arka arkaya gelen iki cümle.</p>
<p><em>“Gelin, Türkiye Yüzyılını, yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.”</em></p>
<p><em>“Gelin, Türkiye Yüzyılında, demokrasimizi katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım.” </em></p>
<p>Cumhur İttifakı’nın <em>yeni bir kimlik</em> ve <em>yeni bir millî mutabakat</em> arayışı, aynı zamanda, mevcuttan rahatsızlığı da gösteriyor.</p>
<p>Dönemin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın, üç gün sonra, 1 Kasım 2022’de, TBMM’de grup konuşmasında verdiği cevap: <em>“Cumhuriyetin demokratikleşmesi tarihsel bir çözüm önerisidir.”  </em></p>
<p>Buldan devam ediyor:<em> “ilerlemenin yolu bu meseleyi demokratik siyasetle, diyalog ve müzakereyle çözüme kavuşturmaktan geçer.” </em></p>
<p>Bugün artık yeni dönem için söz sahibi edilen bebek katili, “Yeni Anayasa” tartışmalarına katılıyor. 9 Mayıs 2026 tarihli yeni mektubundan cümleler:</p>
<p>Bölücü başı “<em>Son iki yüz yıllık merkeziyetçi ulus devlet modelinin krizler ürettiğini” ve “Türkiye’nin rolünün başat olduğu Orta Doğu’da yerel ve bölgesel olana demokratik ifade şansı tanınırsa, sorunların büyük bir kısmı daha kolay aşılacaktır.” </em>diyor<em>. </em></p>
<p>ABD Büyükelçisi Tom Barrack da “<em>ulus devlet modelinin bölge dinamikleri için yetersiz ve engelleyici olduğunu”</em> söylemişti.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi’nden benzer bir cümle: <em>“Yönetim sistemini değiştirerek iki asırlık arayışa cevap verecek bir büyük reformu hayata geçirdik.” </em>(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, H.P).</p>
<p>Görülen iki yüz yıllık arayış bitmemiş olmalı ki müzakereler devam ediyor. Yani bugün, Türkiye’yi yönetenler teröristlerle, ABD&#8217;nin de projesi olduğu anlaşılan, Türkiye’nin egemenlik yapısını tartışıyor. Yani bugün, Türkiye’yi yönetenler, terörist elebaşıyla, ABD&#8217;nin de isteği olduğu anlaşılan bir projeyle, Türkiye’nin egemenlik yapısını tartışıyor.</p>
<p>Şimdi iki soru soralım cevabını da aziz Türk Milleti versin&#8230;</p>
<p>1- Bu şartlarda millî varlığımızı nasıl korumuş oluyoruz?</p>
<p>2- Bugünkü Türkiye’yi yönetenler ne kadar tarih şuuruyla hareket ediyorlar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/">Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MHP ve PKK açılımları</title>
		<link>https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 18:30:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akmhpkk]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek katili]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[PKK Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55095</guid>

					<description><![CDATA[<p>PKK açılımlarında önemli işler yapan bir kuruluş var: SETA Vakfı. Kurucu başkanı İbrahim Kalın. Ondan sonraki başkan da Taha Özhan. Özhan da 2014’e kadar başkan ve sonra AKP’den milletvekili de oluyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/">MHP ve PKK açılımları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmhp-ve-pkk-acilimlari%2F&amp;linkname=MHP%20ve%20PKK%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmhp-ve-pkk-acilimlari%2F&amp;linkname=MHP%20ve%20PKK%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmhp-ve-pkk-acilimlari%2F&amp;linkname=MHP%20ve%20PKK%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmhp-ve-pkk-acilimlari%2F&amp;linkname=MHP%20ve%20PKK%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmhp-ve-pkk-acilimlari%2F&#038;title=MHP%20ve%20PKK%20a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/" data-a2a-title="MHP ve PKK açılımları"></a></p><p>Dünkü (5 Mayıs 2026) MHP Grup Toplantısıyla birlikte üçüncü nesil PKK açılımı yeni bir safhaya geçti. Bu toplantıda ırkçı bölücü terör örgütü PKK’nın elebaşına verilecek statünün adı kondu: “Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü”.</p>
<p>Artık terörist başına siyasi bir görev verildi. Bu şimdiye kadar gizli yürüttükleri müzakerelere bundan sonra açıktan devam edecekleri anlamına geliyor. Pazarlık da terör örgütünün siyasi talepleri üzerine olacak. İstedikleri kadar “Teröristle müzakere etmiyoruz.” desinler, mızrak çuvalı delip geçti.</p>
<p>Müzakerelerin öncesi var mı sorusunun cevabı, elbette var. Doğru soru ne zamandan beri devam ediyor olmalı. Yakın geçmişten geriye doğru gidelim. Bakalım nereye kadar gidebileceğiz.</p>
<p>En yakın işaret medyascope’ta Ruşen Çakır imzalı haberdeydi (21 Nisan 2026). Bebek katilinin, statüsünün netleştirilmesini istediği belirtiliyordu. “Aksi takdirde…” tarzında tehditleri de içeriyordu.</p>
<p><em>“Bana bebek katili denemez”</em> diyen bebek katilinin, <em>“Şimdi de bu süreç boşa çıkarılırsa … 500 bin Kürt silah altına alınır … Bunu Türkiye’ye yönlendirirler ve onu yıkarlar. Bu tehdit değil, uyarıyorum.”</em> mesajı vardı. <em>“Davul boynumda ve her gelen vuruyor … İcranın başında benim olmam lazım.”</em> diyerek uygun bir statü talep etmişti.</p>
<p>Devlet Bahçeli’nin <strong><em>“Siyasallaşma koordinatörlüğü”</em> </strong>teklifi de bebek katilinin, <em>“Bazı arkadaşlar için sınırlı bir siyaset yasağı da olabilir. Örneğin beş yıl gibi. Meclis’e gelmeyeceğiz, ancak diğer siyasi haklarımızı koruyacağız. Sürekli siyaset yapacağız. Bunların hepsini kapsayan bir demokratik siyaset koşulu gerekir. Meclis buna dair bir karar alırsa, süreç uzamaz.”</em> talebinin tam karşılığı olarak görünüyor. Ve çok da önemli bir eşik.</p>
<h2>Biraz daha eski ilişkiler</h2>
<p>Bugünün başlangıcı yaklaşık dört yıl öncesinden. Cumhur İttifakı’nın seçim beyannamesinden. İttifak’ın küçük ortağı “Türk ve Türkiye Yüzyılı” diyor ama adı “Türkiye Yüzyılı” vizyonu. 28 Ekim 2022’de Ankara Spor Salonu’nda AKP Genel Başkanı tarafından <a href="https://millidusunce.com/turkiye-yuzyili-egemenlik-el-degistiriyor/" target="_blank" rel="noopener">okundu</a>.</p>
<p>Erdoğan, <em><strong>“Gelin, Türkiye yüzyılını yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.</strong></em></p>
<p><em><strong>Gelin, Türkiye yüzyılında demokrasimizi, katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım.”</strong></em> demişti.</p>
<p><strong>Var olanın yerine yeniden ve yeni bir millî mutabakat teklif edilmişti. </strong><strong>Bununla da yetinmemiş,</strong><em><strong> “demokratik bir Cumhuriyet kimliği”</strong></em>de demişti. Yeni olduğuna göre eskisinden vazgeçiliyordu. Yani vazgeçilecek olan Türk kimliği üzerindeki mutabakattı ve yeni kimlik üzerinden de yeni bir egemenlik yapısıydı.</p>
<p>Buna cevap hiç gecikmeden o zamanki adı HDP olan etnik ırkçı partinin grup toplantısında Pervin Buldan’dan <a href="https://millidusunce.com/hdpye-yapilan-teklif-turkiye-yuzyili/" target="_blank" rel="noopener">gelmişti</a>:</p>
<p><em><strong>“Cumhuriyetin demokratikleşmesi tarihsel bir çözüm önerisidir. HDP,</strong> Kürt sorununun demokratik çözümü … konusunda <strong>üzerine düşen her şeyi yapmaya hazırdır</strong> … HDP’nin bu yapıcı ve müzakereci siyaseti bugün Türkiye’nin tüm sorunlarının ortak çözüm yoludur. <strong>Temel hedefimiz bu cumhuriyetin demokratikleştirilmesidir</strong>.”</em> demişti. Buldan aynı toplantıda, <em><strong>“ilerlemenin yolu bu meseleyi</strong> <strong>demokratik siyasetle, diyalog ve müzakereyle</strong> çözüme kavuşturmaktan geçer.”</em> de dedi</p>
<p>Sonrası kamuoyunun malumu. MHP Genel Başkanı bebek katilini TBMM’ye çağırdı (22 Ekim 2024) . Daha sonra da “kurucu önder” ilan etti (11 Mart 2025).</p>
<p>Bir konuda dikkat çekmek istiyorum. 28 Ekim 2022’de bölgede savaş genişlememiş, Suriye’de daha iç savaş devam ediyordu. Esat rejimi yıkılmamış, Hamas 7 Ekim 2023 saldırısını yapmamış, Gazze’de soykırım başlamamıştı.</p>
<p><strong>Türkiye’de, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimleri olmamıştı. 31 Mart 2024 Yerel Genel Seçimleri de yapıldı ve süreç ondan sonra başlatıldı.</strong></p>
<p style="text-align: left;">Peki, bu bilgiler ışığında bakıldığında bugünkü PKK açılımına sebep olarak bölgedeki savaş ve kargaşanın yarattığı beka tehlikesi demek ne kadar gerçekçi acaba?</p>
<p>Bu kadar mı? hayır daha da var.</p>
<h2>Daha öncesi</h2>
<p>28 Kasım 2015. Bölücülerle 10 maddelik bir devlet mutabakatının açıklandığı gün oldu. İkinci PKK açılımıydı. Bir yandan da seçime gidiliyordu. Seçim 7 Haziran 2015’te yapıldı. Seçimden hiçbir parti tek başına çoğunlukla çıkamadı. Koalisyon görünüyordu.</p>
<p>Ama seçim gününün gece yarısında, tarih 8 Haziran’a dönerken MHP Genel Merkezinde yapılan basın açıklaması ülkenin ve Türk Milleti’nin kaderini farklı yönlendirdi.</p>
<p>Devlet Bahçeli’nin, konuşmasında birçok koalisyon seçeneğini değerlendirmişti ama MHP bunların hiçbirinde yoktu. Hâlbuki MHP’li ihtimaller daha kolay görünüyordu. Ancak daha sonuçlar alınmadan, gece yarısı, bütün kapılar kapatılmıştı. Son söz <em>“seçimse seçim”</em> idi. Tarih artık farklı yazılacaktı.</p>
<p>Sonra anayasa gereği seçim hükümeti ve 1 Kasım 2015’te seçim yenilendi. AKP yeniden tek başına iktidar oldu. Ve ardından 15 Temmuz ihaneti yaşandı ve Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi geldi.</p>
<p>(Bu yazının konusu da farklı. Bu süreç de daha geniş işlenmeyi hak ediyor.)</p>
<h2>Çok daha öncesi</h2>
<p>PKK açılımlarında önemli işler yapan bir kuruluş var: SETA Vakfı. Kurucu başkanı İbrahim Kalın. Ondan sonraki başkan da Taha Özhan. Özhan da 2014’e kadar başkan ve sonra AKP’den milletvekili de oluyor. Elimdeki kitap Taha Özhan’ın yazarı olduğu “Normalleşme Sancısı”. Kitap 2014 ve 2015’te iki baskı yapmış.</p>
<p>Özhan, medyayı sorumlu bir dil kullanmaya çağırıyor. <em>“Gazete manşetlerinden dizilere, tartışma programlarından köşe yazılarına kadar azami dikkat &#8230; <a href="#_edn1" name="_ednref1"><strong>[i]</strong></a>” </em>diyor. Ve devam ediyor, <em>&#8220;benzer hassasiyeti muhalefet parti liderlerinin de sergilemeleri</em> …” gerektiğini söylüyor. Tarihi tekrar edelim de bugün anlaşılmasın. 2009 – 2010. Birinci açılım süreci</p>
<p><em>“Bu çerçevede, özellikle MHP’yi”</em> göz ardı etmemekten bahsediyor. Aksi takdirde <em>“Türkiye’de iç konsolidasyonun sağlanması</em> <em>gecikir&#8221; </em>uyarısını yapıyor. Önemli cümle bu uyarıdan sonra: <em>“MHP’nin üstüne düşen ve son 5-6 yıldır oldukça başarılı ve sabırlı bir şekilde oynadığı rolünün yeni süreçte tahkim edici bir etkisi olacaktır”.</em></p>
<p>Özhan aynı parafta devam ediyor. <em>“Bahçeli’nin, Bakan Atalay’ın açıklamalarına verdiği sert tepkiyi de süreci baltalamak girişimi olarak değil, aksine çalışmalarda hak ettiği rolü kervan yola çıkmadan talep etmesi olarak okumak yerinde olacaktır. </em>(Açıklamalarda bir yandan çok sert karşı çıkarken diğer yandan da bir şey yapılmayacağı anlamına gelen sözler ediliyordu<a href="#_edn1" name="_ednref1">[ii]</a>)<em>” </em></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1"></a></p>
<p>Aynı yazıdan son alıntı da <em>“Mevcut Kürt açılımını, milliyetçilik testiyle mahkûm etmenin Türkiye’ye bir faydası olmayacaktır. Bu nedenle gerek iktidar partisinin MHP’siz bir açılımın muhtemel faturasını doğru değerlendirip MHP’yi sürece katmasına, gerekse de MHP’nin sürecin akamete uğramasının Türkiye’ye muhtemel faturasının doğru değerlendirip sürece katkıda bulunmasına azami ihtiyaç vardır.”</em></p>
<p>Çok uzattım biliyorum. Ancak yıllardır devam eden açılım sürecinin sonuca en yakın olduğu dönemdeyiz. Geçmiş de bugüne ayna teşkil ediyor. Görüldüğü üzere uzak geçmişte başlatılan süreçler hep kaldığı yerden devam ettirilmiş. Bir kenarda bekleyen güçler devreye girmiş ve yeniden başlamışlar. Demek ki etraftaki savaşla, kargaşa ya da yangınla da hiç ilgisi yokmuş…</p>
<p>Bakmaya devam edeceğiz…</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> Taha Özhan, Normalleşme Sancısı Açılım’dan Çözüm Süreci’ne Kürt Meselesi (2008-2015), Özgür Yayınları, s 69-70,</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[ii]</a> 28 07 2010 tarihli MHP Grup toplantısı konuşmasında açılım karşısındaki tavır ortaya konmaktadır.</p>
<p><em>“Kürtçülüğe karşı olduğu kadar, Türkçülüğe da karşı olduğunu söyleyen Recep Tayyip Erdoğan’a <u>hatırlatmak isterim ki;</u></em></p>
<p><em>Karşı olduğun Türkçülük hiçbir zaman <u>bölücü ve ayırıcı bir yanlışa düşmemiştir</u></em></p>
<p><em>Kan dökmek ve bölünmek için <u>dağlara çıkmamıştır.</u></em></p>
<p><em>Irkçılıktan uzak kalmış, birleştirici ve <u>bütünleştiricilikten ödün vermemiştir.”</u></em></p>
<p>(İfadelerin altındaki çizgiler orijinal metinden.)</p>
<p><a href="https://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/1002/index.html">https://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/1002/index.html</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/">MHP ve PKK açılımları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mhp-ve-pkk-acilimlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 yıllık kehanet(!) 1</title>
		<link>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Bölücü terör]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, Terörsüz Türkiye diye başlayan "Üçüncü Nesil PKK Açılımı" uygulamaya sokuldu. 28 yıl önce ABD'de ortaya konan kehanetler (!) gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Tabi, Türk Milleti'ni aşabilirlerse...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&#038;title=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" data-a2a-url="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/" data-a2a-title="28 yıllık kehanet(!) 1"></a></p><p><strong>Aşağıdaki yazı 15 yıl önce, 2 Ekim 2011’de MDM internet sitesinde yayınlanmıştır. </strong></p>
<p><strong> Bugünlerde (Şubat- Mart 2026) sosyal medyada ortaya çıkan; bölücü PKK terörünü, neredeyse, kutsayan <em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi” </em>isimli kitapla ilgilidir.  2021 Temmuz’unda da Pankuş Yayınları’ndan çıkan <em>Türkiye’nin Rotası </em>isimli kitabımda da yer almıştır (s. 31). </strong></p>
<p><strong><em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi”</em></strong><strong>,  CİA’nın 1998&#8217;de hazırlattığı bir rapordur. Bütüne baktığınızda bir projenin uygulama planı da denebilir. CİA’nın yan kuruluşu olan Carnegie Ölümcül Çatışmaları Önleme Komisyonu’nun bir çalışmasıdır. Başka bir CİA kuruluşu olan RAND da malî destek sağlamıştır. </strong></p>
<p><strong>Kitap, Türk Milleti’nin itirazı aşılamayınca yarım kalan önceki (2009 Habur ve 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Sarayı) PKK açılımlarının ve 2024’te başlayıp hâlen devam eden Terörsüz Türkiye sürecinin, ya da daha doğru ifadeyle, <em>Üçüncü Nesil PKK Açılımının </em>rotasıdır. Anlayacağınız kahinlerin (!) 28 yıllık kehanetlerini gerçekleştirmeye çalışanlar var. Tabi, Türk Milleti&#8217;ni aşabilirlerse&#8230;</strong></p>
<p><strong>Hakan Paksoy</strong></p>
<p><strong>8 Mart 2026</strong></p>
<h2><strong> Türkiye’de olan biteni on üç yıl önceden bilen kâhinler: Morton Abromowitz, Graham Fuller, Henry Barkey </strong></h2>
<p>ABD ne planlamıştı, Türkiye’de neler oluyor? Çok çarpıcı ve aynı zamanda kırıcı bir soru değil mi? Ama “<em>Türkiye’nin Kürt Meselesi</em>”<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a> kitabını okumaya başlayınca bu soru tam yerine oturuyor.</p>
<p>Kitabın yazarları Graham Fuller ve Henri Barkey. Bu kişilerin kimler olduğu hakkında açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum. Konuyla biraz(cık) ilgili olanlar için bile çok tanıdık isimler.</p>
<p>Kitabın ilk baskısı 1998 yılında ABD’de yapılmış, ön sözü ise 1991 yılında Türkiye’den ayrılan eski ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz tarafından yazılmış. Kitap, Türkçeye Eylül 2011’de çevrilerek Profil Yayınları tarafından basıldı.</p>
<p>Kitabevinde dolaşırken yazarları dikkatimi çeken, kısacık incelemede diğer alacaklarımı unutturan kitabı aldım ve çıktım. Daha ön söz(ler) ve giriş bölümünde beynime çiviler, yüreğime oklar saplandı, daraldım… İçimde volkanlar patladı. Kitabın ilk sayfasını geçemeden bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettim.</p>
<p>Yazarlar kendi ön sözlerine “<em>Her şeyden önce bu bir siyasi çalışmadır</em>” diyerek başlıyorlar. 1998’de, hem de Türkiye için yapılmış böyle bir çalışmanın 2011’de, yani 13 yıl sonra Türkçe olarak yayımlanması çok dikkat çekici. Bana vaktin geldiğini düşündürdü. Hani infaz günü idam mahkûmunun hücresine sabah gün doğmadan gelirler, kararı yüzüne okurlar ya… Her neyse…</p>
<h3><strong>Özel Bir İsimden İlginç Sözler</strong></h3>
<p>Abramowitz ön söze, <em>“Bu kışkırtıcı kitabın konusu, Türkiye Kürtlerinin sorunlarının nasıl aşılabileceğidir”</em> diye başlıyor. (Burada dikkatinizi yeniden tarihe çekmek istiyorum. 1998’de Irak’ta hâlâ Saddam işbaşındadır.) Bu demektir ki, Irak’ta yaşayan Kürtlerin problemleri ya çözülmüş (!) ya da ABD için Türkiye’de yaşayan Kürtlerinki kadar önemli değildir.</p>
<p>Büyükelçi, yazarların; <em>“Ülkenin mevcut sınırları içerisinde (1) yasal bir Kürt kimliğini ortaya koyan, (2) güneydoğudaki mevcut askerî yaklaşımı çarpıcı biçimde azaltan ve değiştiren, (3) Kürt siyasi partilerini taciz eden veya koruyan, (4) Kürtlerin kendi dillerinde eğitim almalarına imkân veren ve (5) merkezi idareden yerel idareye geçen bir çözüm talep ettiklerini</em>” söyledikten sonra, <em>“</em><em>Benim bunlardan daha iyi bir önerim yok”</em> cümlesini ekliyor.</p>
<p>Devamında, <em>“Bugün çok sayıda Türk hâlâ ABD’nin Türkiye’yi bölmeye ve ülke toprakları üzerinde bir Kürt devleti kurmaya çalıştığına inanmaktadır(…) Bu tür bir planın varlığını ne kadar inkâr ettiysem de insanlar buna belirli ölçüde kuşkuyla yaklaşıyorlardı (…)</em><em>” </em>satırları geliyor.</p>
<p>Haydi bu satırlar üzerine kuşkularınızı yok edin bakalım, ne kadar başarılı olabileceksiniz?</p>
<p>Büyükelçi, “Terör ve terörist” ifadelerini hiç kullanmıyor; hep <em>“Kürt isyancılar” </em>diyerek <em>“İnsan hakları ihlallerinin yapıldığını”</em> vurguluyor. <em>“İsyancılar (…) ihtiyaç duyduklarında Irak’ta uluslararası denetim altındaki uçuşa kapalı bir alana sığınıyorlar”</em> cümlesiyle de; ABD’nin teröre desteğini zımnen de olsa resmileştiriyor.</p>
<h3><strong>Kim Bu Türk Politika Yapıcıları?</strong></h3>
<p>Yazarların kendi ön sözlerinde; <em>“Her şeyden önce, bu eser siyasi bir çalışmadır. Türk politika yapıcıları ve Türk toplumu, ayrıca Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin ülkenin Kürt nüfusu arasındaki huzursuzluktan kaynaklanan sorunlarını incelemek üzere tasarlanmıştır”</em> denmekte. Burada, hemen art arda sorulması gereken sorular ortaya çıkıyor:</p>
<ol>
<li>Böyle bir konuda <em>“Siyasi çalışma” </em>yapmanın anlamı, Türkiye’nin iç işlerine karışmak değil midir? Yoksa bu çalışma ısmarlanmış bir çalışma mıdır? Ismarlandıysa ısmarlayanlar kim ya da kimlerdir?</li>
<li>Bu <em>“Türk politika yapıcıları”</em> kimdir?</li>
<li>Bu çalışma o <em>“Türk politika yapıcılarına”</em> verilmiş midir?</li>
<li><em>“Türk politika yapıcıları”</em> bu çalışmaları değerlendirmişler midir?</li>
<li>Bu çalışmadaki <em>“Çözüm teklifleri”</em>ne yönelik plan uygulanmakta mıdır?</li>
<li><em>“Türk toplumu”</em> için yapıldığı söylenen bu çalışma, neden tam on üç yıl sonra <em>“Türk toplumu”</em>nun bilgisine sunulmuştur?</li>
<li><em>“Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin Türkiye’nin Kürt nüfusu içindeki huzursuzluktan kaynaklanan sorunları”</em> nelerdir?</li>
</ol>
<p>Bunlar, Türkiye’de olan biten hakkında biraz kafa yorup düşünen herkes tarafından cevapları verilebilecek/verilmesi gereken sorular.</p>
<p>Yazarlar; <em>“Türk yönetiminin Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyetinin korunması gerektiğinin”</em> altını çizerek <em>“Toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz; dünyada pek çok ülkenin yıkıcı etnik isyanlar ve ayrılıkçı eğilimlerle boğuştuğu bir çağda eğer mümkünse birleşik bir Türk devleti içerisinde çözüme kavuşulmasından yanayız. Çatışma nedeniyle Türk ve Kürt taraflarındaki can kayıplarından da endişe duyuyoruz”</em> demekteler.</p>
<p>Tek başına <em>“Kabiliyetin korunması”</em> ifadesi için bile sayfalarca yorum yapılabilecekken, neredeyse, üzerine kitap yazılabilecek bir paragraf var karşımızda. Mesaj da alenen ve fütursuzca veriliyor.</p>
<h3><strong>Birleşik Türk Devleti ama Kiminle?</strong></h3>
<p>Öncelikle <em>“Toprak bütünlüğünün korunması”</em>na önem veren <em>“Dostlarımız (!)”</em> karşımızdadır ki; bu cümle, “Dediklerimiz yapılmazsa <em>‘toprak bütünlüğü’</em>nüz tehdit altındadır” şeklinde okunmalıdır. Çözüm olarak da nihai teklif (Dayatma),<em>“Birleşik bir Türk Devleti”</em>dir. “Aksi takdirde can kayıpları” tehdidi de açıkça yer almakta.</p>
<p><em>“Birleşik Türk Devleti”</em> ifadesinde, hemen -adı Türk ya kardeşim…- hissi uyanıyor ama bunu diyecekler de birleşmenin kiminle olacağını açıklamalılar. Tabii cevabı da bellidir, <em>“Kürtlerle”</em>. İşte o devlet artık Türk devleti değildir, ortaklık (Federasyon) devletidir ama adı açıklanmıyor. Herhâlde ona sıra daha gelmemiş olsa gerek.</p>
<p>Ön sözde tehdit devam etmektedir. <em>“İnsan haklarını ihlal etmesi, Türkiye’ye Avrupa ve Washington’da siyasi bedeller ödetecektir. (…) Devlet politikaları bu insanların </em>(Kürtlerin) <em>temel ihtiyaçlarını layıkıyla karşılayamazsa Türkiye’nin devlet olarak bütünlüğü tehlikeye girecektir. (…) Türkiye’nin istenmeyen bir sonuçla karşılaşmasını hiç ümit etmiyoruz.</em><em>”</em></p>
<p>Aslında her şey yorum bile yapmaya gerek kalmadan gayet net, açık ve anlaşılır bir biçimde ortada. <em>“Uzun yıllarını Türkiye üzerine profesyonel çalışmalara ayırmış ve yine uzun süreler Türkiye’de kalmış” </em>yazarlar tarafından,<em> “Özellikle Kürt meselesiyle ilgilenen, hatta meselede aktif rol oynayan Kürtlerle </em>(Sorunun asıl kaynağı)<em>”</em> görüşülerek yapılan bu çalışmanın en doğru cümlesi, <em>“Yaptığımız çalışmalar sonunda Kürt çatışmasının esasen etnik bir sorun olduğu”</em> cümlesidir. Bu cümle aynı zamanda bir itiraftır çünkü bütün gayretleri bu yöndedir ve <em>etnik, ırkçı</em> bir terör yaratmış oldukları apaçık ortadadır.</p>
<h3><strong>Eğri Cetvelden Doğru Çıkmaz</strong></h3>
<p>Çalışmada İsrail-Filistin sorunu ile benzerlikler kurulmaktadır. Bu yaklaşım doğru değildir. İsrail ve Filistin halkları kadim tarihten bu yana farklıdır, çatışma içindedirler; dinleri, dilleri ve mensup oldukları medeniyet daireleri ayrılığı olan iki toplumdur.</p>
<p>Türk ve Kürt &#8211; ki ben bu ayrımı bile incitici buluyorum &#8211; en az bin yıldır birlikte “Biz” olmuşlardır. Yazarlar da <em>“75 yıldır yasal eşitlik temelinde”</em> yaşandığını kendileri vurgulamaktadırlar.</p>
<p><em>Gerilla</em> (!) <em>örgütlerinin geçirdikleri evrim</em> vs. de denmekte. Filistin’de işgal edilmiş topraklar ve dolayısıyla bir özgürlük hareketi vardır. Fakat Türkiye’de sahip olunan vatanın birliği söz konusudur.</p>
<p>Ön sözün en çarpıcı cümlelerinden birisi de; <em>“Türk devleti zaman içerisinde hamlelerini yaparak kendi seçimlerini gerçekleştirecektir”</em> ifadesidir. “Ümit ederiz, umarız” gibi temenni içeren ifadeler kullanılmayan bu cümlenin yaptırım gücünde hissedilen keskinlik, öfkeden gözlerimizi yuvasından fırlatacak cinstendir. <em>“(…) Türkiye’deki Kürt meselesi bugün ABD için çok önemli bir ülkedeki etnik şiddet olgusunun en önemli örneklerinden biridir” </em>ifadeleriyle birlikte anlam daha da derinleşiyor.</p>
<h3><strong>Türkiye Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h3>
<p>Çalışmanın giriş bölümü bu soruyla başlıyor.</p>
<p>Sorun, <em>“Anayasasına göre etnik ayrımda bulunmadan yalnızca ‘Türkiye vatandaşlarından’ oluşan bir devlette etnik ve dilsel farklılıklara sahip büyük Kürt azınlığının rolüyle ilgili bir mesele” </em>şeklinde tanımlanmakta. Anayasasında etnik ayrımcılık olmayan bir devletin, yapısını etnik ayrılıklar üzerine<em> yeniden kurgulamasının doğru olacağı</em> söyleniyor. Bu,<em> “Etnik azınlıkların </em>(Kürtler)<em> asimile</em><em> edildiği”</em> iddia edilerek, <em>“Asimilasyon sürecini yürütmekte ne kadar başarılı olunabilir?”</em> diye soruluyor.</p>
<p>Aslında bu sorunun cevabı yine yazarlar tarafından verilmiş. Çalışmanın esasına girilirken ilk cümlelerde, <em>“Kürtler elbette bin yıldan aşkın süredir farklı bir halk ve topluluk olduklarının bilincindedirler</em><em>”</em> diyerek bir gerçeği açığa çıkarıyorlar da. <em>“Asimile”</em> edilen halk nasıl böyle bir farkındalık içinde olabilir? Sorulacağını düşündükleri bu sorunun cevabını da bugünü anlatırken <em>“Yeniden”</em> kelimesini kullanarak suçu gizlice Cumhuriyet’e yükleyerek vermekteler.</p>
<p>Meselenin etnik olarak Türkiye ve komşularının sorunu olduğunu söyleyip ardından, <em>“Böylece, bir ülkedeki halkın istekleri doğrudan sınırın ötesindeki azınlık gurubunun istekleri ile eylemlerini de etkilemektedir. Bu halklardan herhangi birinin etnik birleşme hususunda bulunacağı hak iddiası bir ülkenin topraklarının ayrılmasından öte, söz konusu bölgedeki uluslararası sınırların geniş ölçüde yeniden çizilmesi anlamını taşır”</em> diyerek aba altından sopa göstermeye devam ediyorlar.</p>
<p>Coğrafyamızda yaşananlar, bu bilgilerden sonra tekrar bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.</p>
<p>Türkiye gibi devletler <em>“(…) etnik grubun</em>(ların) <em>her türlü isyancı milliyetçilik ve ayrılık hareketlerini önleyebilmek adına (…) ya özgürlükçü politika geliştirmeyi öğrenecekler ya da sürekli isyan, şiddet olayları yaşayacak</em><em>”</em>lardır.</p>
<p>Kırk katır mı kırk satır mı? Fakat daha bitmedi…</p>
<h3><strong>İçerideki Ortaklar</strong></h3>
<p>Yazarların ön sözdeki, <em>“Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyeti” </em>söylemleri, giriş bölümünde <em>“Devlet yönetiminin yapısını ve iç etnik çatışmayı çözebilme kabiliyeti”</em>ne dönüşmüş. <em>“Devlet yönetiminin yapısı”</em> ifadesi oldukça manidar. <em>“İç etnik çatışma”</em> tehdidiyle beraber kullanılması, yazılı olmamakla birlikte yapılmama ihtimaline karşı tehdit algılaması yaratmak için olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Devamında; <em>“Türkiye’nin (…), Anayasa’da homojen olarak ifade edilen toplum yapısından resmen tanınmış çok uluslu bir yapıya geçişin kolaylaştırılmasında demokratik kurumlara büyük sorumluluklar düşecektir” </em>cümleleri var. Bu ifadelerden nelerin kastedildiğini, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir ay içinde iki defa kabul edilerek çalışmaları hakkında bilgi veren ve talimatlarını aldıklarını söyleyen Ekopolitik Derneği Genel Koordinatörü Tarık Çelenk’in <em>“Türkiye, iç yapısını dış politikasına uygun geliştirmek zorunda. Orta Doğu’da yaşayan 30 milyon Kürt’ün hamiliğine soyunacaksak iç yapımızı buna göre düzenlemek zorundayız”</em><a href="#_edn2" name="_ednref1">[ii]</a> sözlerinde anlamak mümkündür.</p>
<p>Politik Psikoloji Derneği’nin <em>Akil Adamlar </em>Toplantısı<a href="#_edn3" name="_ednref2">[iii]</a> organizasyonu, TESEV’in hazırlattığı raporlar ve teklifler<a href="#_edn4" name="_ednref3">[iv]</a>, <em>Açık Toplum Vakfı</em> ve daha onlarcasıyla örnekler çoğaltılabilir.</p>
<p>Giriş bölümünün sonuna doğru, <em>“Osmanlı İslam yasasına göre Kürtler asla bir azınlık sayılmamışlardı (…) Türkiye’nin çağdaş milliyetçilik ile çağdaş azınlık ve insan hakları normlarını geleneksel İslami görüşlerle bağdaştırmaya yönelik çabası, etnik ya da dinî azınlıklar konusunda sorunlar yaşayan diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir. (…) İslamcı Refah Partisi’nin eline, milliyetçi Türklerin hassasiyetlerini rahatsız etmeden, Kürtlerin farklı bir etnik grup olarak kabul edilmelerini sağlayacak ‘İslamcı bir formül’ geliştirme fırsatı geçmişti. Ne var ki; (…) başaramayacaktı”</em> denilmektedir.</p>
<p>Burada, yazarların teklifi biraz daha belirginleşmekte; öncelikle farklılığın kabul ettirilip sonra din üzerinden tekrar birleşmenin sağlanması arzu ediliyor.</p>
<h3><strong>Bu Kadar İlginin Sebebi Ne?</strong></h3>
<p>Son olarak iki soru sorulmuş; birincisi <em>“ABD insan hakları, demokratik yaşam ve en önemlisi Türkiye’nin gelecekteki varlığını sürdürebilmesi hususlarındaki kaygıları nedeniyle Türkiye’yi çözüme itme konusunda ne kadar baskı uygulamalıdır?”</em></p>
<p>İkincisi; <em>“Batı’nın yakın bir müttefikiyle dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu içeren bu sorun gelip Batı’nın eşiğine dayanmıştır. Bu sorun Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde çözülebilir mi?”</em></p>
<p>Batı ile Türk medeniyeti ve İslam medeniyetinin, kadim tarihten bu yana devam edegelen hesaplaşmasının en önemli anlarından birisi yaşanmaktadır.</p>
<p>Adamların meseleleri Müslüman ile değil İslam’la; İslam’ın en güçlü, en mukavim, en cengâver ve en haklı temsilcisi Türk’ün bizzat kendisi ile. Dolayısıyla Türk milleti zayıflatılmalı, bölünmeli ve hatta yok edilmelidir. Eğer Türk milleti çökertilirse İslam da çökecektir.</p>
<p>Hiçbir yoruma gerek kalmaksızın tehdidin büyüklüğü, baskının ne kadar ve nasıl olduğu, hangi aşamaya gelindiği yaşananlarla ortadadır. Burada Türk politikacılarına düşen görev durumu yeniden değerlendirmek, Türk aydınına düşen de şapkasını önüne alıp düşünmek ve bu plan karşısında dimdik ayakta durmaktır.<a href="#_edn4" name="_ednref4">*</a></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a>  Graham E. Fuller, Henri J. Barkey, “<em>Türkiyenin Kürt Meselesi”</em>, (İstanbul: Profil Yayınları, 2011)</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15520153.asp</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> 24 Eylül 2011, Ankara toplantısı.u</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[iv] Cengiz Çandar, <em>“Dağdan İniş”</em> – <em>“PKK Nasıl Silah Bırakır? Kürt Sorunu’nun Şiddetten Arındırılması”</em>, Haziran 2011, TESEV Rapor</a></p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4">*</a> 2 Ekim 2011 tarihinde Millî Düşünce Merkezi internet sitesinde yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1"></a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 18:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye süreci denen üçüncü nesil açılımı bütün hızıyla devam ediyor. Ama Komisyon'da görev alanlar yaptıklarından emin değiller ki kendileri için yasal güvence de istiyorlar. Peki, süreç Meclis'e gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4"></a></p><p><em>Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun raporunun bölümlerini incelemeye devam ediyoruz. Bu yazıda da önce “</em><em>Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” </em>başlıklı altıncı bölüme bakacağız.</p>
<p>Bölüm, <em>“Komisyon raporu yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koymaktadır” </em>diye başlıyor. Büyük bir ihtimalle yasa tasarıları da hazırdır. Sadece zamanı bekleniyor olsa gerek.</p>
<p>Komisyon <em>süreçteki en kritik eşiği “… PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit” edilmesi </em>olduğunu belirtiyor. <em>“… yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin” </em>bu durumda hayata geçeceğini belirtiyor.</p>
<p>Bununla da yetinmiyor. Terör <em>örgütünün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler </em>hususlarında <em>anlayış birliği var </em>diyor.</p>
<p><em>“Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”</em></p>
<p>Bu konuda kamuoyunda da çok fazla itiraz var. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da silah bırakılması hususunu teyit etme ihtiyacı duymuş olmalı ki X hesabında <a href="https://x.com/YildizFeti/status/2024415508099932195?s=20" target="_blank" rel="noopener">paylaştı</a> (19 Şubat 2026).</p>
<p>Bu yazılanlarla, terör örgütünün Türkiye dışındaki yapılanmalarını düşündürmek istiyorlar. Ama PYD (SDG)  – PKK’nın yeni Suriye yönetimiyle anlaştığını da hiç gündeme getirmiyorlar. PYD (SDG), PKK’nın bir <em>unsuruysa</em> silahı bırakmadıkları ve bırakmayacakları da gayet açık.</p>
<p>Eğer, Suriye yönetimine entegre oldukları düşünülüyorsa, bu, şu anki yapılarıyla olacak. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de bunu ortaya koyuyor. <em>“SDG&#8217;yi düşman olarak değil, ortak olarak görüyoruz. Bu nedenle onların Suriye hükümetinin bir parçası olmalarına yardım etme konusunda oldukça istekliyiz.&#8221;</em> (14 Şubat 2026)</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanının SDG’lilerle Münih’te verdiği fotoğrafın mesajı da Suriye’deki tartışmaları -şimdilik- sonlandırmış görünüyor.</p>
<p>Bütün bunlar bir araya geldiğinde Hiç kimse, “Terör örgütü tüm unsurlarıyla silah bırakmazsa süreç ilerlemez” gibi sözler etmesin. Eğer bunda kararlılarsa komisyon derhal sonlamalıydı. Tabi, “SDG, PKK’dan ayrı kardeşim” demezlerse… Ya da “plana sadık kalmaya” devam etmiyorlarsa…</p>
<h2><strong>Bütünleşme için yasa: hem müstakil hem geçici</strong></h2>
<p><em>“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere … amaca özgülenmiş, <strong>müstakil ve geçici</strong> mahiyette bir yasal düzenlemeye” ihtiyaç</em> varmış. (Koyu vurgu rapordan.) Müstakilliğin de özellikle FETÖ -ve varsa başka terör örgütlerinin- bu süreç dışında tutulması tartışmalarının sonucu olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Bu <em>düzenleme<strong> “demokratik siyaset zemini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı”</strong> olmalıymış. </em>Çünkü<em> <strong>demokratik siyaseti güçlendirecek ve “sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak</strong></em>(mış)<strong><em>”. </em></strong>Sonucu ortadan kalkacak olan da<strong> <em>“Silahların bırakılması süreci”</em>. </strong>Anlaşıldığı kadarıyla teröristlerin ceza davasından kurtulması ve siyaset yapabilmesinin önü açılıyor.</p>
<p>Rapor bunu, “<em>Kanun; silahı ve şiddeti reddedenlerin topluma kazandırılmasını … meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.” </em>diye ifade ediyor. Aynı zamanda da <em>“…ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesi sağlanmalı” </em>diyor. Haklarını da teslim etmek lazım <em>“kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli”</em> ifadesi de var. Türk Milleti’nin itirazının hafifletilmesi uyarısı hissediliyor.</p>
<p>Habur’daki çadır mahkemesi tiyatrosunun milletin vicdanında açtığı derin yara hiç akıldan çıkarılmamalı. Yeni ve yeniden, “dağdan memleketlerine dönen kahramanlar(!)” fotoğrafları şimdiden zihinlerde canlanmaya başlamış durumdadır.</p>
<p>Komisyon, <em>toplumsal bütünleşme</em> için <em>“her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dâhil”</em> olması gerektiğini <em>“kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların”</em> belirlenmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Bunu da, <em>“toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine … kamu düzenine uyumuna” </em>yardımcı olacağı gerekçesine dayandırıyor.</p>
<p>Silah bırakma süreci için <strong><em>izleme ve raporlama</em></strong><em> <strong>mekanizması</strong> oluşturulması</em> öngörülüyor. “<em>Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde” denetim </em>yapılacağı <em>ve “sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin”</em> <em>alınabileceği </em>belirtiliyor.</p>
<p>Tabi, mekanizma çalışırken, istenmeyen davranışların önlenmesi de akla gelmiyor değil doğrusu. Hani Habur’da, çadır mahkemesinde, teröristin “pişman mısın?” sorusuna “hayır” cevabını, “yaz, pişmanım dedi” yaşanmışlıkları arşivlerde duruyor.</p>
<h2><strong>Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması </strong></h2>
<p>Altıncı bölümün hatta Rapor’un en dikkat çekici ara başlığı. Onun için olduğu gibi aldım. Tek paragraflık bir kısım.</p>
<p><strong><em> </em></strong><em>“Yürütülen süreçte görev alanlar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.”</em></p>
<p>Rapor çok dikkatli bir dille yazılmış. Yukarıdaki paragraf da bu dikkatin eseri. <strong>“Yürütülen süreçte görev alanlar”</strong> diyor, yürütülecek süreçten de bahsetmiyor.</p>
<p>Yasal güvence verilmesi istenenler ayrı ayrı belirtilmiş. <strong>“G<em>üvence”</em></strong> istenenler arasındaki <strong><em>“Komisyon çalışmalarında yer alanlar”</em></strong>, TBMM Başkanı ve komisyon üyesi milletvekillerini, <strong><em>“ve görevliler”</em></strong> de onlara yardımcı olan Meclis ve devlet görevlilerini işaret ediyor.</p>
<p>İyi de bu komisyon üyeleri zaten dokunulmazlık sahibi. Komisyonun kurulması ve çalışması Meclis faaliyetleri kapsamında değil mi ki? Neden çekiniyorlar da ek bir yasal güvence talepleri var? Yaptıklarından emin değiller de ondan mı? Bu sorumluluğun, Komisyon’un TBMM İçtüzüğüne aykırı bir şekilde kurulduğuna dair tartışmalarla birlikte başladığını mı düşünüyorlar acaba?</p>
<p>Peki, velev ki süreç Meclis Genel Kurulu’na gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p>Yine yerimiz yetmedi. Yedinci bölüm için devam edeceğiz&#8230;</p>
<p>Daha sonra da bölücübaşı, bebek katili, ağırlaştırılmış müebbet mahkûmu iken Cumhur İttifakı’nın üstün gayretleriyle (!) ”Kürt Halk Önderi” hâline getirilen öcalan’ın açıklamalarını inceleyeceğiz. (Bu yazı yayına gönderilirken yapılan açıklamayı Pervin Buldan okudu. Okumaya da “Kürt Halk Önderi” diye başladı. 27 02 2026)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi ve Barış tüm insanların…</title>
		<link>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52746&#038;preview=true&#038;preview_id=52746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye sözünden dostlarınız rahatsız. Şimdi ne yapacaksınız? Yine Çözüm Süreci’ne mi döneceksiniz. İçimiz kalkıyor ama çare yoksa ister istemez öyle diyeceksiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/">Demokrasi ve Barış tüm insanların…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&#038;title=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/" data-a2a-title="Demokrasi ve Barış tüm insanların…"></a></p><p>Biri sövüp sayarsa kızarsınız. Bu doğal. Ama sövüp sayılmasından daha çok kızdığım bir başka davranış aptal yerine konmak. Aptal yerine konmanın yanında küfür daha bir mertçe kalıyor. Hâl böyle iken halkı sürekli aptal yerine koyan siyaset lafazanlıklar kesilmiyor. Bunlara hak ettikleri kadar kızılmıyor. Niçin derseniz, galiba insanlar bir takım siyaset erbabının yarı yalanlarını kanıksamış. O kadar kanıksamış ki kırk yılda bir doğru bir söz söyleseler, onu da “Acaba bunun da altında ne yalan var?” diye dinliyor. Dosdoğru siyasetçiler alınmasın. Kastim daha onlara değil.</p>
<p>Bakınız, “Terörsüz Türkiye” diye bir lafla işe başlandı. Dikkatli ve nefis bir seçim. “Çözüm süreci” denemezdi. Çünkü Çözüm Süreci’nin hendek terörü ve akıttığı şehit kanı henüz hafızalarda tazeydi. Onun için “Terörsüz Türkiye” dendi. Kim karşı çıkabilirdi ki? Yoksa siz terör mü istiyorsunuz? Terör yanlısı mısınız? Bugün yaptığınız aslında çözüm sürecinin ısıtılıp masaya tekrar servis edilmişidir diyenlere tam bu sorularla saldırıldı.</p>
<h2>Biz terörist değildik ki</h2>
<p>Fakat ilk birkaç haftadan sonra bu kelimeler patinaj yapmaya başladı. Çünkü muhatap alınan teröristler yaptıklarının terör olduğunu kabul etmiyordu ki. Onlar hani şu “halk öz savunma birlikleri”ndeki gibi öz savunma, nefis müdafaası yaptıkları iddiasındaydı. PKK öz savunma teşkilatıydı. Meşhur- doğrusu bednam – son komisyon raporunda da “terör” kelimesinin geçtiği her yere itiraz ettiklerini bildirdiler. Terörü yapsa yapsa emperyalist Türk devleti yapardı. Zaten mesele emperyalist Türk devletini yıkıp yerine “demokratik toplum” kurmaktı. Türk ulus devleti ortadan kaldırılmalıydı. Adı üstünde “Türk” olunca ulus oluyor, millet oluyor, dolayısıyla ırk ve ırkçı oluyor.</p>
<p>Aslında Orta Doğu’daki bütün ulus devletler ortadan kaldırılmalıydı. Yerine ne mi konmalıydı? Bunun cevabı Kurucu Önder’in cilt cilt kitaplarında verilmiştir. Özeti de Genel Vali Barrack’ın beyanlarında vardır. Kurucu Önder’in ve Barrack’ın Demokratik Toplum’u Osmanlı’nın millet sistemi gibi bir şeydi. Gerçi Osmanlı’da “millet” din ve mezhep demekti ama olsun. Yüz yıldır milletle ırkı ayırt edemeyen kafalar bunu yutardı. Mesele ulus devleti ortadan kaldırmaktı. Barrack, ekliyordu: İsrail bölgede ulus devlet istemiyor. Eh ABD de istemiyor. PKK da istemiyor. Siyasi İslamcılar da istemiyor. Demokratik uzlaşma sağlanmıştır. Haklılar da. “Bakın”, diyor Barrack, “ulus devletler 1923’ten beri bölgenin zenginliklerinin dünyaya açılmasına engel oluyor.” Bir sorun kendi kendinize, bu hükümdeki “dünya” kim?</p>
<h2>Halk &#8211; Barış &#8211; Demokrasi</h2>
<p>Bütün bu tartışmalar geldi geçti. Nasıl? Ne kadar aptal yerine konduğunuzu şimdi anladınız mı? Bir daha bu tuzağa düşmemek için şu ipuçlarını ezberleyin: Birisi size durup dururken “demokrasi” veya “barış” veya “halk” derse, derhal oradan uzaklaşın! Ya samimiyse? Bunun da testi var. Diyene, diyenin partisine veya çetesine bakın. Geçmişi veya bugünü demokrat mı, demokrasi mi dolu? Geçmişinde barışçı mıydı? Şimdi de barışçı mı? Ve unutmayın. Dünyadaki en vahşi, en ceberrut rejimler “Demokrat” etiketi taşır. Hâkim oldukları ülkelerin devletin adında da “Demokrat” vardır. “Halk”ı da ihmal etmezler. Demokratik Alman Cumhuriyeti bunlardan biriydi. Şimdi de birkaç tane var. Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti gibi. Wikipedia’nın “Democratic Republic” maddesine bir göz atın. Epey eğlenceli. Demokratik ve Halk sıkça bir arada bulunuyor.</p>
<h2>Beka meselesi</h2>
<p>Gelelim sonuca… Terörsüz Türkiye sözünden dostlarınız rahatsız. Şimdi ne yapacaksınız? Yine Çözüm Süreci’ne mi döneceksiniz. İçimiz kalkıyor ama çare yoksa ister istemez öyle diyeceksiniz. Hiç olmazsa “Âkil Adam” yerine başka bir şey bulalım. Demokratik Adam mesela? Barış Adamı olmaz mı?</p>
<p>Geriye bir sihirli sözcük kaldı: “Beka Meselesi” Bunu lütfen olur olmaz yerlerde ve olur olmaz durumlarda kullanmayalım. İnsanlar aptal yerine konulduklarını hissederler. Bakınız şimdiden bu lafın, “sebebini söyleyemem”, “bana gelen talimat böyle”, “iyi saatte olsunlar”, “devlet aklı” gibi anlamlarda kullanıldığı dedikoduları yaygın. Onun için “beka meselesi”ni ancak tamamen çaresiz kaldığınız hâllerde kullanın. Günlük hayatta halk, demokrasi, barış ve kardeşlik’le idare edin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/">Demokrasi ve Barış tüm insanların…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</title>
		<link>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 19:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[propaganda]]></category>
		<category><![CDATA[sevr]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Türk egemenliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52211</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi PKK’nın Piar gücü, AKP’nin partide ve devlette kurduğu propaganda örgütlerinin gücünden fazladır. Adımları hesaplanarak atılıyor. Tam Batı desteğiyle yürüyorlar. Ak Parti ve diğer kuruluşlarımızı Batı’nın sadece bu konulara destek vermesi de uyandırmıyor. Tarihçiler, bilenler susuyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/">Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&amp;linkname=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsureclerin-surecinde-acilan-matruska%2F&#038;title=S%C3%BCre%C3%A7lerin%20S%C3%BCrecinde%20A%C3%A7%C4%B1lan%20Matru%C5%9Fka" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/" data-a2a-title="Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Yine söylüyorum, PKK’nın feshini konuşurken güç kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Türkiye, yine söylenenlerin tersinin yaşandığı bir sürecin içinde. <em>Terör bitecek</em> derken bu nasıl olur derseniz cevabı gayet açık: Zaaf gösterildiği algısı terör örgütlerine yarar. PKK sırt sıvazlamalarla semirdikçe semirdi. Dem Raporuna bakın anlarsınız. Terörü bitirecek bir kafadan eser yoktur. Türk devletine meydan okuyan zehir zakkum bir metindir.</p>
<p>Olanları iyi anlamak lazım. Bir kere PKK PKK’dan ibaret değil. Muazzam bir yapı kurdular. KCK’nın altında PKK, PYD, YPG, SDG gibi yapılar var. Dem Parti gibi partiler var. İçerde dışarda şirketleri var. Narkotik raporlara göre uyuşturucudan sekiz milyar dolarlık bir pazarı ellerinde bulunduruyorlar. Bu yapılanmayı bitirdinizse bir süre sonra -terör değilse de- <em>örgütlü terör</em> biter.</p>
<h2>“ALGI HER ŞEYDİR”</h2>
<p>İddia ile söylüyorum, şimdi Türkiye’de en büyük propaganda gücü Ermenilerden sonra PKK’lılardadır. Doğrusunu arasanız bulamayacağınız tarihi yeniden yazmalar, iftira kılıklı çıkışlar, uydurmalar, yalanlar dâhil çok yönlü kara propaganda devam ediyor. Çok mesafe aldılar. Bir dostum, son komisyon toplantılarını konuşurken “<em>Çok şımardılar”</em> dedi. Ben, “<em>Çok teşkilatlılar ve dünya güçlerine yaslanarak aynı yere, Türk egemenliğine vuruyorlar, oraya bakmak lazım</em>” dedim.</p>
<p>Halkla ilişkiler(Piar) nasıl işliyor ona bakacaksınız. Bir görüşe göre <em>propaganda</em> ve <em>yaratılacak algı</em> her şeydir. Söylediklerinin doğru olması gerekmiyor. <strong>Apo</strong>’nun, Malazgirt başta tarih uydurmalarını son “<em>Perspektif Metni”</em>nde gördük. Tarihinden habersiz hükûmet ve ana muhalefet partisi de bu yalanlara uyuyor. Hep beraber kökleri sarsacak bir algıya çalışıyorlar.</p>
<p>Şimdi PKK’nın Piar gücü, AKP’nin partide ve devlette kurduğu propaganda örgütlerinin gücünden fazladır. Adımları hesaplanarak atılıyor. Tam Batı desteğiyle yürüyorlar. Ak Parti ve diğer kuruluşlarımızı Batı’nın sadece bu konulara destek vermesi de uyandırmıyor. Tarihçiler, bilenler susuyor. Türkiye’nin talihsizliği, olanları fark edecek şuurdur ve söyleyecek cesaret-inanç eksikliğidir.</p>
<h2>BU GÜCE NASIL GELİNDİ?</h2>
<p>Türkiye’de her açılım benzeri sözün ayrımcılığı, kampçılığı ve bölücülüğü tetikleme sonucunu doğurmasına şaşılmaz. Basit anlatımla topu kendi kalesinde oynatmaktır. Türkiye Türk egemenliğine karşı her hareket için serbest meydan sunar hale böyle geldi. Din derken cemaat çöplüğüne döndü. Sadece PKK değil, Işid ve benzeri dinden yürüyen terör ve mafyavari yapılanmalar aldı başını yürüdü.</p>
<p>Buraya nasıl geldiğimize çeşitli açılardan bakılabilir. Ak Parti’nin iktidara gelişi eşik atlamaydı. Fetö başta, türlü emeller peşinde koşanlar birleştiler. On benzemezli koalisyon çalıştı. Aynı yere vurdular.</p>
<p>PKK ve türevleri özel örnektir. Kenara atıldıklarında da güçlenmeye devam ettiler. Toplantılarında bayrak kullanmadılar. İstiklâl Marşı okutmadılar. Göz yumuldu. Her yerde elleri, adamları vardı. <strong>Dengir Mir Mehmet Fırat</strong> AK Parti’nin ikinci adamıydı. Sonra DEM’in eski adı HDP’den milletvekili oldu. <strong>Celâl Doğan</strong> CHP’nin efsane belediye başkanıydı. O da HDP’den milletvekili oldu. Bunların sıradan parti değiştirmeler gibi görülmesi mümkün değildir. Partilerin çoğunda o kafada yüzlercesi var. İktidarın ve açılımların büyük destekçileri <strong>Cengiz Çandar</strong> ve <strong>Hasan Cemal</strong> gibi isimler sahaya DEM’li olarak döndüler. Bu süreçleri iyi anlamak lazımdır.</p>
<p>Müthiş bir halkla ilişkiler faaliyeti yürütüldü. Kadrolu elemanlar yıllarca beyin yıkadılar. Yapılacak bir araştırma, 2005’le 2025 arasında geçen yirmi yılda ana akım medyamızın en çok zaman ayırdığı konuyu görür:  <em>Mozaik teorisi</em>, dolayısıyle <em>Türk antipatisi</em> ve en başta <em>PKK ayrılıkçılığı</em>dır. Diğer konulardan kat kat fazla çıkacağı kesindir.</p>
<p><em>Kürt meselesi</em> deyip durdular. Nedir bu <em>Kürt meselesi</em> diyenleri konuşturmadılar. “<em>Bütün vatandaşlar eşittir, öyle bir mesele yok, ayrılıkçı terör var”</em> diyenleri ekranlara yanaştırmadılar. Yalnızca PKK diliyle konuşuldu. Kafalar işgal edildi. Düşünceler baskılandı. Bütün kalelerin kapıları bağlandı. Türkiye bu propaganda gücünü durdurmak için sistemli bir çalışmaya girecek savunma refleksini göster(e)medi.</p>
<h2>“DAHA DÜN DERSİM’DE NE OLDU?”</h2>
<p>Rejim değiştirmek isteyen iktidarımızın durumu da onlara yardım etti. Zamanın Başbakanı’nın, 2013’e kadar, neredeyse çıktığı her toplantıda “<em>Daha dün Dersim’de neler oldu?”</em> diyerek kuruluş yıllarına yüklendiğini duyduk. Kendisine bölgenin milletvekili rahmetli <strong>Kamer Genç</strong> cevap verdi: “<em>Bunlar durup dururken mi oldu? İsyan ederseniz devlet müdahale eder. Ölçüyü kaçırdığı, orantısız güç kullandığı da olur.”</em> dedi. Eski bir hâkim ve devlet adamı olarak devletin ne olduğunu hatırlatarak konuştu.</p>
<p>Ve süreçler bitmedi. Son süreçte <em>Lozan düşmanlığı</em> öne çıktı. Hedef doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti’dir.  <strong>Demirel</strong>, “<em>Zayıflarsanız Sevr’i masanın altından çıkarırlar”</em> derdi. Evet, zamana yayacakları yeni bir planla <em>Sevr</em>’i çıkardılar. İyi ki oyunu açık ettiler. Şimdi devletimiz ve halkımızla yaratılmak istenen çatışmayı nasıl önleyeceğimize, ne diyeceğimize ve ne yapacağımıza bakacağız.</p>
<p>Türkiye’mizin yılları yenilensin ve yenilerden yeni gelsin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/">Süreçlerin Sürecinde Açılan Matruşka</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sureclerin-surecinde-acilan-matruska/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</title>
		<link>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[apo]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[etnik aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kaos]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[Türk kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milletin devletin yanlış yaptığı algısına kapılması dehşettir. Devleti yönetenlerin rehin alındıkları algısı büsbütün dehşettir. İş başa düştü düşüncesine yol açar. Şimdi oraya epeyce yakın görünüyoruz. Benim korkum ve endişem budur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/"> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CT%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20i%C3%A7%20b%C3%BCnyesiyle%20oynan%C4%B1rsa%E2%80%A6%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/" data-a2a-title=" “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Anayasaya göre, vatandaş olarak kimliğimiz -dünyanın medenî ulus devletlerinde olduğu gibi- tektir. Fransa’da vatandaş olan herkes <em>Fransız</em>, Almanya’da <em>Alman</em>, Amerika’da <em>Amerikan</em>, Türkiye’de de <em>Türk</em>’tür. Şu veya bu kimlikler bu ana kimlikle kavga etmeye kalkamaz. Kalkarsa anarşi doğar ve gereği yapılır. Türkiye Cumhuriyeti, egemen bir devlet olarak her türlü teröre, kanunsuzluğa karşı çıkar. Kural budur. Budur da, ya tam tersi bir yola giriliyorsa? İşte orada tam bir kaos doğar. Ortadoğululaştırılmaya çalışılan Türkiye, şimdi bu cehenneme sürüklenmiş görünen bir ülkedir.</p>
<p>Devlet güçleri, PKK ile anayasa çerçevesinde mücadele etmiş ve bugüne kadar sonuç almaları önlenmiştir. Şartlara bakılırsa dünyaya karşı büyük güvenlik başarısıdır. Peki, şimdi ne oldu da devleti dize getirmiş gibi eskilerinden beter sonuçlar doğuracak bir açılımın yolu açılıyor?</p>
<p>TBMM’deki meşruluğu, tartışmalı komisyona sunulan Dem Raporu’na bakarsanız görürsünüz. Açılımlarla bölücülüğe sunulan imkânlar bu rapordaki dile yol açacak kadar –bugün için- imkânsızı yokluyor. Elli yılda elde edemeyecekleri bir psikolojik zemin sağlandı. PKK’ya mesafeli duran, “<em>Biz Türk devletinin eşit vatandaşlarıyız”</em> diyen vatandaşlar ne yapacağını bilemez hale getirildi. Sosyal ayrışma hedefine kapı açıldı.</p>
<h2>HAVADA UÇUŞAN TALEPLER</h2>
<p>Olanı dosdoğru görelim: Bu yeni açılım, PKK’ya devletin karşısında pazarlığa oturacak güç pozisyonunu kazandırdı. Meclis üyelerinin İmralı’ya gidişi bu pozisyonun somutlaşması için gerekliydi. Nasıl oluyor da razı olunuyor derseniz, iş orada çatallaşıyor. Yine bütün yollar <strong>Trump</strong>’a ve İsrail’e mi çıkıyor? Takip edenler diyorlar ki, “<em>Onlar istedi”.</em> Peki, biz niye kabul ettik veya hangi yanlışlarla zora düştük? Cevabı aranacak soruların başında zaten bu geliyor.</p>
<p>Olan açık: PKK kendisini feshediyor derken tersini yaşıyoruz. PKK kendisini feshetmiyor, statüsü olmayacak yere yükseliyor. Gün yirmi dört saat “<em>barış</em>”tan söz ederseniz savaştığınızı kabul ettikleriniz muhatabınızdır. Kastınız PKK’yı masanın diğer yanına oturtmak değilse adını doğru koyacaksınız. Onların dilini benimseme yenilgisine düşmeyeceksiniz.  <em>Barış, </em>devletler arasında olur. Baksanıza <strong>Apo</strong>,  partisi Dem tarafından “<em>Baş Müzakereci</em>” ilan ediliyor. O da şart üstüne şart dayatıyor. Olacak iş mi?</p>
<p><strong>Apo</strong>’nun manifestosuyla ayrı bir devlet olmak fikrini bir defa daha ertelediler. Niye erteledikleri açık: Henüz halkın ayrılığa evet demeyeceğini biliyorlar. İkinci sebep daha önemli. Türkiye içinde kalarak semirmeye devam edecekler. Tabii fırsat verilmeye devam edilirse.</p>
<h2>OLANI ANLAYALIM</h2>
<p>Türkiye’de Kürtlerle Türkler arasında bir çatışma yaşanmadıkça ayrışmanın olmayacağı anlaşıldı. İnsanlar bu zamana kadar yaşadıklarına baktılar. Türk’le Kürt’ün farkı yok. İnandıramadılar ki çatışma da yok. Ancak bundan sonra olmayacağı garanti edilemez. Çünkü açılımlar içerde can çekişen PKK’yı diriltiyor. Halka, benim olduğu gibi senin muhatabın da PKK’nın Dem’i deniyor.</p>
<p><em>Eşit yurttaşlık </em>dedikleri <em>yurttaşlık</em> değil, <em>devlete</em> <em>ortaklık </em>talebiydi, Dem raporunda açık ettiler. Ortaklık talebiyle bölünelim demekten daha tehlikeli bir yol açıldı. Yine söyleyeyim, bir kadınla iki erkeğin evlenmesi ne ise bu <em>ortaklık</em> fikri de odur. Egemenlik paylaşılmaz. Batı Türklerinin tarihinde kısa manda dönemleri vardır, bu yoktur. Yani bu durumda kavga kaçınılmaz. Bunu biliyorlar.</p>
<p>Bu son açılımın birincisinden beter sonuçları olacağını yazmıştık. Doğrudan PKK’yı muhatap alır ve “<em>Hadi gel konuşalım</em>” derseniz, onun dili değişmez. İyice şımarır ve tepenize çıkmaya kalkar. Azgınlığı artar. Nitekim artıyor, görüyoruz. Halk tedirgin olur. Doğu’da panik, Batı’da bağımsızlığa saldırı endişesi başlar.</p>
<h2>HALKA “İŞ BAŞA DÜŞTÜ” DEDİRTMEMEK LAZIM</h2>
<p>Devletin kuralları açıktır: Etnik aidiyetler üzerinden ortaklık iddia edilemez. Birliği dinamitler. Ülkeyi parçalama sonucunu doğurur. Açılımcılar, orayı geçtik diyorlarsa, onu da söylemelidirler. Yalnız, bilsinler ki milletin karakteri açıktır. Bursa Stadyumu’nda işaretleri görülen değişmeyecek şeyler var. Onları da unutmamak lazımdır.</p>
<p>Milletin devletin yanlış yaptığı algısına kapılması dehşettir. Devleti yönetenlerin rehin alındıkları algısı büsbütün dehşettir. <em>İş başa düştü</em> düşüncesine yol açar. Şimdi oraya epeyce yakın görünüyoruz. Benim korkum ve endişem budur.</p>
<p><strong>Süleyman Demirel</strong>’in “<em>Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa.. “</em> ifadesiyle başlayan bir <a href="https://www.youtube.com/watch?v=0QYWhctb0Tw">video kaydı</a> dolaşıyor. Süreçle ilgilenen herkesin seyretmesi ve düşünmesi lazım. Orada, “<em>Türkiye bomboş bir ülke değildir”</em> diyor. Türk Milliyetçiliği büyük bir güçtür; sabırla gözler, ülkeyi tehlikede gördüğü yerde harekete geçer diyor. Buna yol açılmamasını ihtar ediyor. Her cümlesi, tarih bilen bir devlet adamının süzülmüş sözleridir.</p>
<p><strong>Demirel</strong>’in dediklerini yaşadıklarımızdan da biliyoruz. 12 Eylül öncesinde bizim duygumuz tam da buydu. Büyük millete mensubiyet, tarihin heybetli gerçeğidir. Duygusu halkın bağrında saklıdır ve büyüklüğünü kritik dönemlerde şaşılacak fedakârlıklarla gösterir. Biz de hatırlatalım: İşi oraya vardırmamak aklını göstermemiz gerek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/"> “Türkiye’nin iç bünyesiyle oynanırsa…”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turkiyenin-ic-bunyesiyle-oynanirsa/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Türkiye Trajedisi</title>
		<link>https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[barrack]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükelçi]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52123&#038;preview=true&#038;preview_id=52123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kritik 101 serimizin 23. bölümünde PKK Açılımında ABD'nin rolü ve Türkiye'nin tutumunu ele aldık.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/">Bir Türkiye Trajedisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-turkiye-trajedisi%2F&amp;linkname=Bir%20T%C3%BCrkiye%20Trajedisi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-turkiye-trajedisi%2F&amp;linkname=Bir%20T%C3%BCrkiye%20Trajedisi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-turkiye-trajedisi%2F&amp;linkname=Bir%20T%C3%BCrkiye%20Trajedisi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-turkiye-trajedisi%2F&amp;linkname=Bir%20T%C3%BCrkiye%20Trajedisi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbir-turkiye-trajedisi%2F&#038;title=Bir%20T%C3%BCrkiye%20Trajedisi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/" data-a2a-title="Bir Türkiye Trajedisi"></a></p><p>Kritik 101 serimizin 23. bölümünde <strong>Öcalan Açılımı&#8217;nın Türkiye&#8217;yi sürüklediği trajedik durumu </strong>ele aldık.</p>
<p>Video içeriğinde, Yunan felsefesinde yer alan tragedya tanımlamasının tarihteki örneklerinden yola çıkarak, hükûmetin Türkiye&#8217;deki terör sorununu çözme biçimini eleştirdik. Ayrıca ABD&#8217;nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack&#8217;ın haddi aşan açıklamalarını değerlendirdik.</p>
<p><strong>PKK gibi terör örgütlerinin devlet tarafından muhatap alınmasının hiçbir sorunu çözmeyeceğini, </strong>aksine toplum vicdanın büyük yaralar açtığına vurgu yaptık.</p>
<p>Ayrıca, Türk milletinin birincil sorunlarının çok daha temel problemler olduğunu ele aldık.</p>
<p>Bütün bunlar olurken Türkiye&#8217;yi iki kutuplu siyasete indirgenmesi ve bu kutuplar arasına sıkıştırılmış Türk milletinin bir çıkış yolu bulması için neler yapabileceğini konuştuk.</p>
<p>Programın tamamını izlemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Kanalımıza abone olmayı ve yayını beğenip paylaşmayı unutmayınız. Yorumlarınızla katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p><iframe title="BİR TÜRKİYE TRAJEDİSİ - Kritik 101 - 23 Bölüm ." width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/XbWSH1cS6MA?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/">Bir Türkiye Trajedisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bir-turkiye-trajedisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Açılımlarla her yerimiz açıldı</title>
		<link>https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 19:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenlik güçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korucular]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[özerk bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[özerklik]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konuşulmayan, üstü örtülen çok şey var. Terörle bir devlet kur(dur)mak istiyorlar. Bu hedef değişmedi, bir daha revize edildi. Şimdi şartlar tam olgunlaşıncaya kadar özerk bölgeler ve ona göre yapılanmalar istiyorlar.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/">Açılımlarla her yerimiz açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Facilimlarla-her-yerimiz-acildi%2F&amp;linkname=A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlarla%20her%20yerimiz%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Facilimlarla-her-yerimiz-acildi%2F&amp;linkname=A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlarla%20her%20yerimiz%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Facilimlarla-her-yerimiz-acildi%2F&amp;linkname=A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlarla%20her%20yerimiz%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Facilimlarla-her-yerimiz-acildi%2F&amp;linkname=A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlarla%20her%20yerimiz%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Facilimlarla-her-yerimiz-acildi%2F&#038;title=A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1mlarla%20her%20yerimiz%20a%C3%A7%C4%B1ld%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/" data-a2a-title="Açılımlarla her yerimiz açıldı"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Türkiye’de açılım benzeri söz ve davranışlar, her zaman ayrımcılığı, kampçılığı ve bölücülüğü tetikledi. Daha baştan yazdık: Son açılımda da farklı olmayacağı belliydi.</p>
<p>Bir kere bu işler böyle yapılmaz. Devlet, egemenliğin bölüşülmesini hedef alan çıkışlara karşı yapısı gereği temel değerlerini kıskançlıkla korur. Biz bunu unutmuş görünüyoruz. Sonra alınacak tedbirler çok yönlü değerlendirmelere dayanır. Açılımlar, böyle bir devlet dikkatinden uzaktı ve sonuçları ağır oldu. Sonuncusu da iyi düşünülmemişti. Öngörüye, hesaba kitaba dayanmıyordu. Sonuç görünen köydü. En kârlı çıkanların Dem, PKK ve türevleri olmasına şaşılmaz. En teşkilatlı ekiptiler ve arkalarında dünya güçleri var.</p>
<p>Konuşulmayan, üstü örtülen çok şey var. Terörle bir devlet kur(dur)mak istiyorlar. Bu hedef değişmedi, bir daha revize edildi. Şimdi şartlar tam olgunlaşıncaya kadar özerk bölgeler ve ona göre yapılanmalar istiyorlar. <em>“Madem ayrılma düşüncesi yok, konuşabiliriz”</em> derseniz, böyle iyi sonuç alınacağını düşünüyorsanız tuzağa tam düşersiniz.</p>
<p>Biz bu oyunu yüz yıl önceye kadar çok gördük.</p>
<h2>BAKIN BAŞKA NELER YAPARSINIZ?</h2>
<p>Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğu terörist harekete destek vermedi. Evet, ülkeye ve değerlerine bağlı insanlarımız bugüne kadar çoğunluktu. Siz teröristleri çağırıp Meclis’i açarak, bağırış çağırışlara meydan açarak vatandaşlarınızı da güya silah bırakmış teröristlerin insafına terk edersiniz.</p>
<p>İlk açılımda gördük,  devlete yakın olanlara, ülkeye bağlı olanlara türlü eziyetler edildi. Devlet susunca vatandaş sindirildi. Listelenenler kendisini koruyamadı. Korucular ve sade vatandaşlardan, baskı ve işkenceler görenler yanında, canına kıyılanlar, şehit edilenler oldu. Bunlar açık bilgiler. Haberlere yansıdı, ekranlarda canlı seyredildi.</p>
<h2>DAHA DÜNDÜ HATIRLAYIN!</h2>
<p>Askerlerimizin bölgeden tahliyesi sırasındaki görüntüleri hatırlayanlar, utançtan ve öfkeden kızararak konuşuyorlar. Birikmiş kalabalıkların arasından 20 yaşındaki Mehmetçiklerin çekilişleri sırasında edilen hakaretleri nasıl anlattıklarını dinlemeye dayanamazsınız.</p>
<p>Bunları unutmayanlar var. Sadece Doğudaki vatandaşlarımız arasında değil, ülkenin her yerinde hatırlatanlar var. Utanç ve kızgınlıkla anlatanlar var. O görüntüler bir değil, iki değildir. Şehirlerde hâkimiyet sağlamaya çalışırken tuzaklar kurdular. Ana yolları asfaltlayıp altına bomba düzenekleri koydular.</p>
<p>Güvenlik güçleri, kural dışı işlere hemen müdahale ederdi.  Açılım sırasında müdahale yetkisi valinin müsaadesine bırakılınca onlara da “<em>Karışmayın!”</em> dendi. Teröristler göz göre göre şehirlerimizi böyle esir aldı, talan etti. Diyarbakır’da Sur ilçesinde neler olduğunu hatırlayın! O süreç bize ayrıca 753 şehide mal oldu. Albay <strong>Orkun Özeller</strong>, o şehir yapılanmasının terörünü bertaraf eden güvenlik güçlerimizin komutanlarındandı. Onu hapse koyduk, teröristleri çıkarmanın yollarını arıyoruz. Yaptığımıza bakar mısınız?</p>
<p>Şimdi adı bile kon(a)mamış açılımlar dönemini açanlar, bölücülüğü ve ayrımcılığı doğrudan muhatap aldılar. Bu akıl almaz başlangıçla terörcülerin iddialarını örtülü onaylama gerçekleşti. Hassas bir meseledir, bu yoldan giderek kafalarda ayrışmayı pekiştirirsiniz. Anayasada ifadesini bulan vatandaşlık tarifini fiilen bozarsınız. Bu oyunu kuranların dertleri zaten sadece şu veya bu etnik kitleden millet yaratmak değil, doğrudan doğruya Türklüktür.</p>
<h2>ÖCALAN BAŞ MÜZAKERECİ</h2>
<p>Temel hata PKK ve uzantılarını Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi gibi algılatmaktır. Şimdi yapılan akıl almaz iş budur. PKK’lılar güvenlik güçlerini yenmediler ama yenmiş kadar önemli bir pozisyon elde ettiklerini düşünüyorlar. Şımarmaları normal bir sonuçtur.</p>
<p>Açtığınız yoldan girenler bakın başka neler yaptılar: DEM’in ilk Meclis grup toplantısında “<em>Biji serok Apo!”</em> sloganları atıldı. Düşünebiliyor musunuz, bu slogan atıldı. Devleti kuran Meclis’in temeline koymaya çalıştıkları dinamit, <em>Terörsüz Türkiye</em> süslemeleriyle paketlenerek VİP kişiler eliyle törenle Meclis’e getirildi ve böyle patladı. “<em>Artık o Meclis’in hayrını görün!”</em> demek yanlış değildir.</p>
<p>Bunlar daha başlangıçtır. Turpun büyüğü geridedir.</p>
<p>DEM’lilerin yaptıkları gösterilere bakınız. “<em>Öcalan’a özgürlük</em>!” diyorlar. Tabii derler, hükûmetimiz o yolu açtı. Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Bitlis’te, Van’da neler olduğuna iyi bakmak lazımdır. Koruculara, devlete yakın kimselere bakmak lazımdır. Bu zamana kadar DEM’li olmayan sade vatandaşa bakmak lazımdır. Onların üzerinde giderek ağırlaşan bir baskı var mıdır? Tehdit ve şantaj var mıdır?.. Bakmak lazımdır.</p>
<p>Bunlar, o ilk açılım denen yıkımlarda olduysa şimdi neden olmasın? Gelen haberler de bu yönde. Örgütlü küçük azınlığın kitlelere hâkim olması ve istediğini kabul ettirmesi kolaydır. Akıllanmazsak bunun sayısız örneklerinden biri daha kapımızdadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/">Açılımlarla her yerimiz açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/acilimlarla-her-yerimiz-acildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öcalan başkan yardımcısı olur mu?</title>
		<link>https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[bölücülük]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtçülük]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[ulus devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50949&#038;preview=true&#038;preview_id=50949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peki, “Biz”e, ne oldu? Türk milletine ne oldu? Siyasi İslamcı şöyle cevap verir: “Millet mi? Ne o? Millet, ümmet demektir. Milliyetçilik de ırkçılık demektir. Büyüklerimiz bize böyle öğretti.”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/">Öcalan başkan yardımcısı olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Focalan-baskan-yardimcisi-olur-mu%2F&amp;linkname=%C3%96calan%20ba%C5%9Fkan%20yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1%20olur%20mu%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Focalan-baskan-yardimcisi-olur-mu%2F&amp;linkname=%C3%96calan%20ba%C5%9Fkan%20yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1%20olur%20mu%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Focalan-baskan-yardimcisi-olur-mu%2F&amp;linkname=%C3%96calan%20ba%C5%9Fkan%20yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1%20olur%20mu%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Focalan-baskan-yardimcisi-olur-mu%2F&amp;linkname=%C3%96calan%20ba%C5%9Fkan%20yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1%20olur%20mu%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Focalan-baskan-yardimcisi-olur-mu%2F&#038;title=%C3%96calan%20ba%C5%9Fkan%20yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1%20olur%20mu%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/" data-a2a-title="Öcalan başkan yardımcısı olur mu?"></a></p><p>Aranızda hiç mi siyaset bilimci yok? Hiç mi sosyolog yok?</p>
<p>Böyle sormuştum birkaç hafta önce. Soru sorarsanız ne olur? Cevap alırsınız diye mi düşünüyorsunuz? Tekrar düşünün. Soru sormanın karşılığında size haddinizi bildirirler. Hem de secili kafiyeli şekilde haddinizi bildirirler. Biz buna cevap değil küfür diyoruz ama onlar “sert cevap” diyorlar. Yetmezse “çok sert cevap” verirler. Herkesin ölçüsü kendine. Sert adamlar. Bir tek DEM ve Öcalan’a yumuşaklar.</p>
<p>Hatırlar mısınız? Şu sözü sık sık duyardık: “PKK’lı eşittir Kürt değildir”. Sonra HDP, DEM falan, o andaki adı ne ise onun PKK ile arasında mesafe koymasını, kınamasını isterdik. Denklem de doğruydu, talep de haklıydı.</p>
<h2>İyi ki Öcalan var, DEM var</h2>
<p>PKK eşittir Kürt değildir, DEM, terörle, yani PKK ile arasında mesafe koymalıdır söylemlerini bir tarafa koyunuz. Bir tarafta da bizim adı her ne ise şu anda içine düştüğümüz hâli. Bu ikisini lütfen bir karşılaştırır mısınız? Evet, bir zamanlar PKK ile Kürt eşit değildi. Fakat iktidarın şu andaki tutumu ile devlet eliyle PKK’nın Kürt’e eşitlendiğini görmüyor musunuz? Hadi o kendini fesh etmiş, yanlış konuşmayalım: “Kurucu Önder”in Kürtlerin önderi hem de kurucu önderi kabul edildiğini görmüyor musunuz? DEM Kurucu Önder’le arasına mesafe mi koydu? Nerde efendim. Tam tersine, DEM-Öcalan kankalığına şükrediyoruz. O yakınlık, o içiçelik olmasaydı “Terörsüz Türkiye” mümkün olur muydu? Hani biri vardı, Öcalan’ı paşa yapacaktı. O zamandan bugüne çok yol aldık. Acaba başkan yardımcısı mı yapsak? Lütfedip kabul eder mi?</p>
<p>PKK, tükendiği için, çaresizlikten mi silah bıraktı? Pişmanlıktan olmasın.</p>
<p>Öyle ya on binlerin kanı vardı elinde. Açıklamalar tam tersine işaret ediyor: Kurucu Önder ne diyor mealen: “Silahlı mücadelemiz hedefine ulaştığı için artık silaha gerek kalmamıştır. Silahı bu yüzden bırakıyor, silahlı gücümüz olan PKK’ye onun için fesh ediyoruz.” Bir nevi, düşman yenildiği için askerlerimizi terhis ediyoruz açıklaması. Hadi daha yumuşak ifade edeyim: Silah kullanarak siyasi hedeflere vardık, bundan sonra siyasetle aynı hedef için mücadeleye devam edeceğiz. Hiç pişmanlık, özür falan var mı bu sözlerde?</p>
<p>Galiba özür dilemek sonunda bize düşecek.</p>
<h2>Başka vasıtalarla devam</h2>
<p>Strateji biliminin kurucusu Carl von Clausewitz’in Savaş Hakkında (On War) kitabının ana fikrini bilirsiniz: Savaş, siyasetin başka vasıtalarla devamıdır. Bunun tersi de doğrudur. Öyle barışlar vardır ki onlar da savaşın siyaset vasıtasıyla devamıdır. Olan bundan ibarettir. Bu tahmin veya gizli bir plan falan değil. Açık açık söylenen budur. “Artık demokrasi mücadelemizi siyaset yoluyla sürdüreceğiz.” Söylenmeyen de şu: Suriye’deki 85 000 mevcutlu, eğitimli, ağır silahlı grup hâriç. Çok soruldu, Suriye’deki PKK ne olacak diye? Cevap geldi. “Silah bırakmak gündemimizde yok.” Buna cevaben çirkef diye küfretmek problemi çözmüyor.</p>
<p>Yoksa PKK itibarsızlaştığı için mi silah bıraktı? Mesela Diyarbakır’da? O Diyarbakır ki tam tarihini hatırlamıyorum, MHP, pek az farkla belediye seçimini kaybetmişti. Şu anda bırakın PKK’nın veya DEM’in itibarsızlaşmasını, bırakın MHP’nin (bu hâliyle bile) oy almasını, AKP, Diyarbakır’da geçen seçimde aldığı oyu bile hayalinde görür. Alırsa, o oyu verenlerden hesap sorulur. Ellerine sopa verilip hayvan gütmeye yollanırlar. İtibarsızlaşan Kurucu Önder ve DEM dışındaki herkestir. TC’dir itibarsızlaşan.</p>
<h2>Burada kim var, kim var, kim var</h2>
<p>Diyarbakır’da neredeyse belediyeyi kazanan MHP… Kürt ülkücüler. Onların 1970’lerde çıkardığı Kon Dergisi… Sonra ne oldu? Sonra iktidarın en tepesindekiler, kalkıp oturup şu konuşmaları yaptılar: Burada Kürt var, Türk var, Arap var, Çerkes var…</p>
<p>Dünyanın hiçbir yerinde devlet, vatandaşlarına dönüp, siz millet değilsiniz, siz bir ırklar karışımısınız diye nutuk atmaz. Mesela ABD Cumhurbaşkanı’nın, “Burada Amerikan var, İngiliz var, Alman var, Afrikalı var, Fransız var, Kızılderili var…” diye konuşacağını düşünebilir misiniz? Bunların hepsi vardır ama hepsi Amerikan’dır.</p>
<p>Siz Fransız başkanının halkına, “Burada Fransız var, Brötön var, Bask var, Oksitan var, Arap var…” diye konuştuğunu düşünebilir misiniz? Onlar vardır ama hepsi Fransızdır. Mitterand olmalı, bir başkanlarının dediği gibi, “Fransa’da sadece Fransızlar vardır.”</p>
<p>Milli birlik için ulus devletin söyleyeceği sadece tek söz vardır: Biz. Biz sözde Türkiye Yüzyılı’nda (Türk Yüzyılı değil ha!) bunun tam tersini yaptık, yapıyoruz: Onlar ve onlar ve onlar… Yani her biri için diğeri “onlar”.</p>
<p>Peki, “Biz”e, ne oldu? Türk milletine ne oldu? Siyasi İslamcı şöyle cevap verir: “Millet mi? Ne o? Millet, ümmet demektir. Milliyetçilik de ırkçılık demektir. Büyüklerimiz bize böyle öğretti.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/">Öcalan başkan yardımcısı olur mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ocalan-baskan-yardimcisi-olur-mu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
