<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ecevit arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/ecevit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/ecevit/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Nov 2022 17:52:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Hakikat kaybı manzaraları</title>
		<link>https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Nov 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41585&#038;preview=true&#038;preview_id=41585</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güç kimdeyse o projektör altındadır. Vatandaşın parasını harcayan dikkatini kaybetmeyecek, çekinecek ve korkacaktır. Sadece dünyanın medenî memleketlerinde değil, şöyle böyle demokrat ülkelerinde de gücü kullanan diken üstündedir. Halka hesap vermek zorundadır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/">Hakikat kaybı manzaraları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikat-kaybi-manzaralari%2F&amp;linkname=Hakikat%20kayb%C4%B1%20manzaralar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikat-kaybi-manzaralari%2F&amp;linkname=Hakikat%20kayb%C4%B1%20manzaralar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikat-kaybi-manzaralari%2F&amp;linkname=Hakikat%20kayb%C4%B1%20manzaralar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikat-kaybi-manzaralari%2F&amp;linkname=Hakikat%20kayb%C4%B1%20manzaralar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhakikat-kaybi-manzaralari%2F&#038;title=Hakikat%20kayb%C4%B1%20manzaralar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/" data-a2a-title="Hakikat kaybı manzaraları"></a></p><p>İnkılapların, ihtilâllerin her türlüsü iyi veya kötü yönde mutlaka değiştirir. Bu bizim yaşadığımız onlardan değil, adını arayacağımız bir hipnozun bozgunudur. İnsanı ve hayatı sahteliklerle kurgulama girişiminin getirdiği yıkımdır. Kültürsüzlüğün saltanatını yaşıyoruz. Bilesiniz ki kural tanımazlıklar içinde yaşadığımız aynı zamanda bir değer ve kültür katliamıdır.</p>
<p>Bu yazıda bazı <em>illüzyon</em> ve <em>hipnoz</em> manzaralarını hatırlatacağım. Geçen hafta savunma sanayiinde uçuşa geçtiğimizi, ön sıralara geldiğimizi söyleyen piar(propaganda-tanıtım-etkileme) çalışmasından bahsettim. En yeni propaganda hamlesi <em>Yüzyılın Konut Projesi </em>onun kadar da doğru görünmüyor. Savunma Sanayii Başkanlığı gibi Toplu Konut İdaresi’ni de kuran <em>Vahit Erdem</em>, hatıra kitabında kurumun gayesini ve yaptıklarını anlatıyor. Toplu konut, öncelikle dar gelirliye ev edindirmek için kuruldu. İlk uygulamalar öyleydi. Ankara <em>Eryaman</em>, İstanbul <em>Halkalı</em>’da şehirler kuruldu. Yüz binlerce ev, fon tarafından yapıldı ve kira öder gibi taksitlerle sahiplerini buldu. Türkiye iyi bir yolda ilerliyordu.</p>
<p>Bu düzen de bozuldu. Yirmi yılda inşaat üzerinden giden bir ekonomimiz var. Memleketin neredeyse bütün birikimleri, peşpeşe alınan borçlar da eklenerek şehvetle betona yatırıldı. Buna rağmen ağır mesken problemiyle kıvranıyoruz.  Bozulmadık şehir, kasaba manzarası kalmaması dehşet bir estetik yıkımıdır. Nereye gitseniz, eyvah diyerek gözlerinizi kapatmak zorunda kalıyorsunuz. Kolay başarılır bir düşkünlük değildir. Hem paramızın çoğunu inşaata ayırmak ve hem de çok yönlü bozguna sebep olmak, yalnız cehalet ve beceriksizlikle açıklanamaz.</p>
<p>Belli ki trilyonlar harcanan bu inşaat ekonomisinde sosyal konut düşünülmedi. Kooperatifler hariç, ağırlıkla seçilmiş firmalara ve paralı insanlara çalışan bir inşaat vardı. Bilenler, <em>“Cehalet ve beceriksizliğin el ele verdiği kesin”</em> diyorlar. Tamam da bu sonucu tam açıklamaz. “<em>Bile bile girişilen planlı programlı işler</em>” diyenlere “<em>Olur mu hiç?”</em> denemeyeceği de görülüyor.</p>
<p>Bu şartlar altında yirmi yıl sonra <em>Yüzyılın Projesi</em> diyerek sunduğumuz ironik bir iştir. Dar gelirliyi ev sahibi edindirme projesi, 38 yıl önce başlatılmış ve başarılmış bir işti. O gerçekti; şimdiki bir hayal satışına benziyor. Halk da çaresizlikten bu hayale koşuyor. Sonu görünen köydür. Hadi tatsızlığı dillendirmeyeyim, ne olacak göreceğiz.</p>
<h2>YHT illüzyonu</h2>
<p>Bizde hızlı tren projesi, YHT olarak başlatıldı. Bu kara ironiyi yıllardır hayretle, utançla yaşıyoruz. <em>Yüksek Hızlı Tren</em> diye bindiğimiz bırakın yükseği, hızlı bile değil. Ankara-Konya ve Ankara-Eskişehir arasında hızlı tren standardına 15 yılda ulaşıldı. Ankara-Pendik arası otobüsle 4.5 saat, sözüm ona yüksek hızlı trenle hâlâ 4 saat 20 dakika. Hâlbuki dünyadaki örneklerine göre, hızlı trenle Ankara Pendik 2 saatte gidilir. Niçin kendimizi bu kadar yalan yanlış söz ve işlerle aldatıyoruz?  Hem de göz göre göre. Kimse de yüksek sesle söylemedi, kamuoyu “<em>Kimi aldatıyorsunuz?</em>” der hale gelmedi ve bu kandırmaca bugüne kadar geldi. Düştüğümüz hali –hipnozu- düşünebiliyor musunuz?</p>
<p>Normal bir memlekette bu <em>hızlı</em> bile olmayan <em>yüksek hızlı</em> tren aldatmacasına hiçbir yönetici güç cesaret edemez. Bize niçin yalan söylüyorsunuz ve aldatmaya kalkıyorsunuz diye kıyameti koparırlar. Bizde oluyorsa neden olduğunu düşünmek lazımdır. Bunlar, ekonomi ve idare problemi olduğu kadar, onlardan da önce ve hepsini kuşatan, doğrudan doğruya kültür meselesidir. Yaşadığımız kültürdür. Bizimkine kültür mü, benim dediğim gibi kültürsüzlük mü, kültür kaybı mı, bundan dolayı bir ahlakî çözülüş mü diyeceğinizi düşünün!</p>
<h2>Tartışma programlarında illüzyon</h2>
<p>Birkaç akşamdır belli bir saatten sonra kısa aralıklarla tartışma programlarına bakıyorum. Şaşıp kalıyorum: Memlekette yöneticiler, yönetenler döküm döküm dökülürken ne yapıp edip muhalefeti tartışıyorlar. Olacak iş mi?</p>
<p>Güç kimdeyse o projektör altındadır. Vatandaşın parasını harcayan dikkatini kaybetmeyecek, çekinecek ve korkacaktır. Sadece dünyanın medenî memleketlerinde değil, şöyle böyle demokrat ülkelerinde de gücü kullanan diken üstündedir. Halka hesap vermek zorundadır. Meclis denetler, halk denetler, medya denetler, üniversite denetler, hukuk sistemi zaten tetiktedir. Bunların hepsi ortadan kalkmışsa ve bu durum kanıksanmışsa işte tehlikenin büyüğü odur. Bir daha söylüyorum: Oradayız.</p>
<p>Yıllardır süren bir çarpıtmayla uyutma ve uyuşturma akla sığar iş değildir. Mutlaka incelenmesi, anlaşılması ve anlatılması gerekir. Sosyoloji, sosyal psikoloji, siyaset sosyolojisi ve yığınların güdümü açısından esaslı bir laboratuvar haline geldiğimiz açıktır. O kadar açık ki biz, yapanları bırakıp falan veya filan muhalefet mensubunun, dediği ve ettiği ile ekranları dolduruyoruz. İktidara dokunduğunuz anda hazır kuvvetler boğuntuya getirmek için bekliyor.  Din-diyanet laflarından ve tek hakikat nutuklarından geçilmeyen yerde bu hakikat katline-katliâmına alışmış haldeyiz.</p>
<p>Sözüm ona muhalefetten görünenler ayrı bir fâcia. Hep savunmadalar. Diğerleri, ortaya incir çekirdeğini doldurmaz bir şey atıyor ve saatlerce onu tartıştırıyorlar.  Memleket yangın yeri. Servetler kaçıyor, beyinler kaçıyor, kalite kovuluyor, hazine boşalıyor, rüşvet, irtikâp başını almış gidiyor, torunlarımız bile borçlu hale gelmişken milyonlarca insan ülkeye doluyor; bizimkiler baktıracak canbaz arıyorlar. Hakikat kaybının böyle yükselen bir heykeli aransa zor bulunur.</p>
<p>Magazin haberciliğinin dedikodu kumkumasında bile bundan daha ciddi sebepler bulunabilir. Konu başlıkları değişmiyor: “<em>Aday kim?</em> <em>Kılıçdaroğlu</em><em> ne demek istedi? Meral Hanım niye böyle yaptı? Altılı Masa…”</em> Dolu ağız, yer yer ses yükselterek bunları konuşuyorlar. Medyanın yaklaşık yüzde doksanında temel konu bu. Tek tük bazı kanallarda muhalefetten sesler de çağrılıyor. Onların çoğu da ilk mektep çocuğunun parmak kaldırışıyla ezik-büzük, durumu kabullenerek savunmaya geçiyorlar. “<em>Öyle ama..”</em> diyerek başlıyorlar. <em>Türkân Şoray</em>’ın dudak boyasını saatlerce tartışanların durumundan beter halde hakikati beraberce böyle de dövüyorlar.</p>
<h2>Sormuyoruz</h2>
<p>Diyelim ki muhalefet bütünüyle yanlış. Halka faydası zararı nedir ve ne kadardır? İcra kuvvetini, milletin parasını, ordusu, polisini, yargısını.. bütünüyle devlet gücünü elde bulunduran ve keyfince hareket edenleri konuşmayarak, ortaya çıkan binbir suiistimali örtmek için bunları merkeze oturtmanın hangi akla, hangi hakka-hukuka sığar tarafı olur? Hadi onu da diyeyim: Muhalefet, hükümeti denetleyebildiği ve halka anlatabildiği ölçüde değer ve hüküm kazanır. Yok dediğiniz muhalefetle niçin bu kadar uğraşırsınız? Bu nasıl yokluk ki iktidarın ağır gücünü de kullanarak yumruk üstüne yumrukla gözünü açamasın istiyorsunuz? Ayrıca, iyi niyetli olanların muhalefetin daha varlığı için sözü varsa bu da her akşamın konusu olamaz. Yani, hiçbir şey yerli yerinde değil. Hakikat kaybını görüyor musunuz?</p>
<p>Bu konuda fikrimi kısadan söyleyeyim:  Muhalefetin memlekete zararı varsa, sizin konuştuğunuz magazin kılıklı sözlerle karikatürleştirdikleriniz değildir. Hükümet gücünü denetleyemedikleri ve sarsamadıkları için memlekete kötülük ediyorlar. “<em>Hayır kardeşim, gündem bu olamaz! Gündem bizim gücü teslim ettiklerimizin yaptıkları veya yap(a)madıklarıdır. Şunu konuşalım..”</em> diyememeleridir. Yani, problem yine gücü kullananların durumudur. Muhalefet için de netlik ve kararlılık esastır. Bu da inanç ister.</p>
<p>Sun’î gündemlerle esası kaybediyoruz. Tartışma programlarına çıkanların hali şu örneğe benziyor: Tatlı yemek için oturuyorlar. Önlerine baklava yerine patates konuyor. Reddetmek yerine isteksizce kabul ediyorlar. Bir iki üç.. Yine baklava yok. O zaman ne oluyor? Patates on binde birlik tatlı oranıyla baklava yerine geçip oturuyor. Yalnız canbaza baktırılanlara yedirilen bir tatlı olarak menüye dahil oluyor. Diğerleri yağ ile bal içinde baklavayı da “<em>iç ediyorlar</em>”.</p>
<p>Madem hakikatten bahsediyoruz, çarpıklığın mühendisliğini söylememek olmaz. Ekranlarda iktidar adına konuşanlar siyasetçi de değil. Güya gazeteci veya akademisyen veya Piar şirketlerinden kişiler.  Partiliden partililer. Böyle bir durum medeni bir memlekette tasavvur bile edilemez. Analize girmedikleri bir yana asla savunmaya da gerek duymuyorlar. Saldırıyorlar. Kendileri soruyorlar, diğerleri savunma telâşıyla topa giriyorlar. Halk irfânının “<em>Hem suçlu, hem güçlü</em>” dediği işte budur. Siz bunların ısrarlı sorulara muhatap olduğunu ve hiçbirinin arada gelen bir soruya cevap verdiğini gördünüz mü?</p>
<p>Bunu nasıl yapabiliyorlar sorusu önemlidir. Yaptırmayacaksınız. Hiç olmazsa bulunduğunuz ortamda. Yoksa hakikat böyle ezilir, üzülür ve halk bir illüzyona mahkûm halde yaşar.</p>
<h2>Hani demokrasi?</h2>
<p>12 Eylül’ü hazırlayan anarşi yıllarında bile birbirleriyle kanlı-bıçaklı denecek hale gelmiş <em>Demirel</em>’le <em>Ecevit</em>, seçimler öncesinde ekranlarda tartışırlardı.  <em>Türkeş </em>ve <em>Erbakan</em> da aralarındaydı. Belli başlı partiler, temsilcileriyle görücüye çıkarlardı. Bu demokratik kural o şartlarda da işlerdi. Halk merakla radyo veya televizyon başına geçer ve hepsini bir arada tartardı.</p>
<p>Siyasetçinin rakibi siyasetçidir. Demokraside hiçbir siyasetçi, rakibini küçümsese, gururundan çatlayacak hale gelse dahi “<em>Ben onlarla karşı karşıya gelmem! Tenezzül etmem! Adamlarımı da onlarla konuşturmam!”</em> diyemez. Türkiye’de yıllardır bu olmaz işler oluyor. Bu ülkenin insanları, Amerika’da, Avrupa’da, dünyanın birçok ülkesinde siyasetçilerin medenî tartışmalarını görüyor ve imreniyor. Bunu bile yap(a)mayan, yaptırmayan bir ülkede haktan hakikatten bahsedebilir misiniz?</p>
<hr />
<p><em>*Mevlüt Uluğtekin Yılmaz, şairdi, yazardı, duygu ve sezgi adamı bir Türklük sevdalısıydı. Bugün Ankara Karşıyaka&#8217;dan uğurlayacağız. Aziz Ağabeyimin aziz ruhu şâd olsun!</em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/">Hakikat kaybı manzaraları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hakikat-kaybi-manzaralari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Efendilik</title>
		<link>https://millidusunce.com/efendilik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/efendilik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[cuhurbaşkanı adayı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38858&#038;preview=true&#038;preview_id=38858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaba ve hakaretamiz sözler kullanmadan da sert eleştiriler yapmanın yolları vardır. Hırsız demeden hırsızlıklar, yolsuz demeden yolsuzluklar gösterilebilir; yalancı demeden yalanlar ortaya konabilir; rezil, sefil, zavallı, geri zekâlı demeden bir kişinin seviyesi gözler önüne serilebilir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/efendilik/">Efendilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fefendilik%2F&amp;linkname=Efendilik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fefendilik%2F&amp;linkname=Efendilik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fefendilik%2F&amp;linkname=Efendilik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fefendilik%2F&amp;linkname=Efendilik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fefendilik%2F&#038;title=Efendilik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/efendilik/" data-a2a-title="Efendilik"></a></p><p>Bu günlerde herkes cumhurbaşkanı adayında bulunması gereken niteliklerden söz ediyor. Seçilebilirlik, kucaklayıcılık, şu veya bu kesimden oy alabilme potansiyeli… Doğrusu ben çevreme bakınca “efendilik” niteliğini daha fazla önemser oldum.</p>
<p>“<strong>Efendi</strong>” kelimesinin sözlükte birçok anlamı var. Benim üzerinde durduğum anlam şu: “<strong>Görgülü,</strong> <strong>nazik, kibar</strong>”. Yani ben cumhurbaşkanı adayının “<strong>efendi</strong>” bir insan olmasını, “<strong>görgülü, nazik ve kibar</strong>” bir kişi olmasını istiyorum. Bu niteliği, en az diğer nitelikler kadar önemsiyorum.</p>
<p>Tanımdaki niteliklerin zıtlarını düşünürsek kavramı daha iyi anlayabiliriz: <strong>Görgüsüz, sonradan görme,</strong> <strong>nezaketsiz, kaba, terbiyesiz…</strong></p>
<p>Türkçe Sözlük, “<strong>efendilik</strong>” kelimesi için Asaf Halet Çelebi’den bir örnek vermiş: “<strong>Bu azade insanlarda</strong> <strong>her türlü adiliklerden uzak bir efendilik olduğu ne kadar da bellidir.</strong>” O hâlde zıt anlamlar arasına “<strong>adi, bayağı</strong>” kavramını da katabiliriz.</p>
<p>Bazen bir kavramı zıt anlamıyla açıklamak daha çarpıcı oluyor. Cumhurbaşkanı adayı “<strong>efendi</strong>” olmalıdır derken “<strong>sonradan görme, görgüsüz</strong>” olmamalıdır, “<strong>kaba ve terbiyesiz</strong>” olmamalıdır, “<strong>adi biri</strong>” olmamalıdır demek istiyoruz.</p>
<p>Çevremize şöyle bir bakınca hiç de haksız olmadığımızı anlayabiliriz.<strong> Omuz atmalar, omuz eğmeler, elde tespih varmış gibi çeneye, alına dokunmalar, yaylanarak yürümeler… Ağza alınmaması gereken “çöplük, çamur, salya, ulan terbiyesiz, densiz, cibilliyetsiz, yalaka, geri zekâlı, çapsız, zavallı, rezil, hormonlu, zillet, bukalemun, nesebi gayrisahih, dilini koparmak, gaza getirmek, gaz vermek, dibi boylamak, kılavuzu karga olan, yediği kaba pisleyen” gibi ifadeler…  </strong></p>
<p>Sokaklardan, varoşlardan söz etmiyorum. Yukarıda sıraladıklarım, siyaset sahnesinde neredeyse her gün rastlanan sıradan davranışlar ve sözler hâline geldi. Üstelik bunlar televizyon ekranlarından her gün evlerimizin içine saçılıyor. Acaba bazı filmlerden önce yazıldığı gibi bazı siyaset haberlerinden önce de televizyonlara +18 mi yazmalı?</p>
<p><strong>Siyasi rakipler için kaba sözler kullanmak aslında bir âcizliğin de ifadesidir. Rakibinin görüşlerini, sözlerini mantıklı bir şekilde eleştiremeyenler kaba sözlere, hakarete başvururlar. Oysa yapılması gereken, belirtilen görüşlerin yanlış ve yararsız olduğunu ortaya koymak, doğru olanı göstermektir. </strong></p>
<p>Bazı siyasiler, en yüksek yerlerden her gün tekrarlanan hakaretlere karşı benzer bir dili kullanmaya mecbur kaldıklarını düşünebilirler. Bence buna gerek yoktur.<strong> Rakip siyasetçinin kaba ve çirkin sözlerini, hakaretlerini sürekli teşhir etmek en etkili mücadele yoludur. Bir siyasetçinin sürekli kullandığı çirkin sözler her gün kamuoyunun gözlerinin önüne serilmelidir. Bıkmadan, usanmadan, her gün, her hafta. Ta ki kamuoyu kimin kaba ve görgüsüz olduğunu anlasın.</strong></p>
<p>Bir de şu var. Kaba ve hakaretamiz sözler kullanmadan da sert eleştiriler yapmanın yolları vardır. <strong>Hırsız demeden hırsızlıklar, yolsuz demeden yolsuzluklar gösterilebilir; yalancı demeden yalanlar ortaya konabilir; rezil, sefil, zavallı, geri zekâlı demeden bir kişinin seviyesi gözler önüne serilebilir. Bunun için fazla zeki olmaya da gerek yoktur; “eski Türkiye’nin” siyasetçilerine bakmak yeterlidir.</strong></p>
<p>Siyasetçiler, hakarete hakaretle karşılık vermeden, cümleleri eğip bükmeden görüşlerini kesin ifadelerle açıklamalıdırlar. <strong>Kesinlik, siyasi mücadelenin en doğru ve sağlam yoludur. Görüşlerinizi kesin cümlelerle ve bugün söylediklerinizi ertesi gün değiştirmeden açıklarsanız kamuoyu da sizin hakkınızda “doğru, dürüst, güvenilir” gibi yargılara ulaşabilir. </strong>Mesela bir cumhurbaşkanı adayı şunları kesin cümlelerle ifade etmelidir:</p>
<p><strong>Biz Türk’üz, devletimizin Türk kimliği değiştirilemez. Türk milleti etnik kimliklere bölünemez. Bölücülerle ve bölücü teröristlerle pazarlık yapılamaz, onlara taviz verilemez. Ensar denilerek, her isteyenin elini kolunu sallayıp sınırı geçmesine, istediği yere yerleşmesine izin verilerek ülkenin nüfus yapısı değiştirilemez. Laiklikten taviz verilemez. Ülke, siyasal İslamcıların getirmek istedikleri dinî yasalarla idare edilemez. Okullar, siyasal İslamcı eğitim kurumları hâline getirilemez. Yolsuzluk ve hırsızlıklar araştırılıp ortaya çıkarılacak, suçlular cezalandırılacaktır. Şeffaf olmayan bütün ihaleler iptal edilecektir. </strong></p>
<p>Bence seçmenin, efendiliğe yakışmayan söz ve davranışlara değil, kesinliğe ihtiyacı vardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/efendilik/">Efendilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/efendilik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu tek adamlık değer bırakmaz</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38602&#038;preview=true&#038;preview_id=38602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi partilerde, devlette tek adam rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit tek adamlık rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&#038;title=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/" data-a2a-title="Bu tek adamlık değer bırakmaz"></a></p><p>Siyaset kültürümüz problemlidir. Her alana yayılan sahteliğin zirvesi siyasettedir. Doğru. Yalnız o siyasetçiler gökten inmedi. Başka bir toplumdan da gelmediler. Biz ne isek onlar da odur. Konu açıldığında “<em>Tayyip Bey bizim ortalamamızdır</em>” diyorum. “<em>O kadar mı?”</em> diyenlere, “<em>Evet o kadar”</em> diyorum.</p>
<p>Kendine yontma, “<em>Bize de mi bu kural?”</em> diyen bir insan profili siyasete ve hayatımıza hâkimdir. Bu ahlak bozukluğunu görmez ve konuşmazsak dar geçitten geçemeyiz. Dün ahlâkımız daha az bozuktu ama bozuktu. Bugün büsbütün bozulmuştur. Bunu en basit yoldan nasıl anlayacağımız bellidir. Hükûmetimizin herhangi bir üyesi, bürokratı, partilisi sözle, hal diliyle durmadan bize bunu söylüyor. <strong>Nebâtî </strong>Bakan, bizde kanun kural olmadığını elin adamlarına bile ilan etti, daha ne olsun!  Tekrar edeyim, Paris’te onu dinleyenlerin “<em>Bizde ahlâk aramayın!”</em> şeklinde anlayacakları kesindir.</p>
<p>Siyaset bizde eskiden de sıkıntılıydı. Doğru. “<em>Hân-ı yağmâ</em>”ya imrenen, kıskançlıkla karışık ”<em>devlet malı deniz..”</em>  öfkesine katılan halk ve okumuşların çoğunluğuydu. Ancak ahlâklı kalmakta direnen bir halk kitlesi her zaman vardı ve küçük bir aydın grubuyla sigortamızdı. Bu güzel insanlar hala var. Fakat vurgunculuk kaleyi ele geçirdi. Dünle taban tabana zıt bir durumdur.  Ölçü tanımamanın temel uygulama ve tek kural haline geldiği bir uçurumun kenarındayız. Bizim gibi köklü tarihi olan memleketler için dehşetli bir mağlubiyettir.</p>
<p>Evet, eskiden de arızalar vardı ama bozulmanın bu derecesi yenidir. Geçmişi bugünle kıyaslayarak geldiğimiz felaketli durumu anlayacağız. Çıkış yollarını konuşmak memleketin âcil meseleleri arasında belki ilk sıradadır. Bana siyasetin geldiği durumu yazdıran da her şeyimizi ipotek altına alan bu kültür bırakmayan ortamdır.</p>
<h2><strong>Yeniler bilmezler</strong></h2>
<p>Eskiden de lider ağırlıklı siyasetin muhtelif arızalarını yaşardık. Kitle partilerinde halka hoş görünme kılıfı altında kendilerini kollayanlar çoğunlukta görünürdü. Particilik, kasaba anlayışında, hizmetten ziyade menfaat paylaşımını esas alan bir uğraştı. Yani, bir zamanların yaygın tabiriyle “<em>düzen bozuktu</em>”.</p>
<p>Buna rağmen, eskinin sağlam kalan tarafları vardı. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu ön seçimle listeye girerlerdi. Halk delegeleri, delegeler de milletvekili adaylarını seçerlerdi. Zamanla bu sistemin bozulduğunu da gördük.  <em>Delege pazarları</em> oluşmaya başladı. Seçimin adalet ölçüsü zedelendi. Her türlü bozulma, demokrasinin tabana yayılmasını tamamiyle ortadan kaldırmasa da çok engelledi. Sağ iktidarların bu bozulmada başı çektiğini bilmek lazımdır. Gittikçe çoğalan dinin siyasette kullanılmasıyla bozulma son noktaya vardı. Paradoksa dikkat edilmiştir: Din düzelteceği yerde bozucu rol oynuyorsa düşünmek lazımdır. O din din değildir. Din kılıfıyla bir sömürme düzeni kılavuzudur.</p>
<h2><strong>Eskiyi hatırlayalım</strong></h2>
<p>Belli alanlarda liyakate dikkat edilirdi. Yüksek bürokraside yeter sayıda yetişmiş insan istihdam edilirdi. Çok zaman siyasi eğilim gözetmeksizin ehliyetli kimselerin seçildiğini bilirdik. Özellikle üç kuruma titizlenilirdi. Kim gelirse gelsin, <em>Dışişleri, Maliye</em> ve <em>Ordu</em>’da özel ölçülere dokunulmazdı. Şimdiki yönetime kadar bu üç kurumun geleneği iki asırdır bozulmadan gelmiştir. Bunun yanında Planlama gibi uzman kuruluşların yeri de ayrıydı. Belli sayıda üst bürokratla devlet idaresinin sağlam yürütülmesine çalışılırdı. <strong>Demirel</strong> merhumun, “<em>Ben Türkiye’yi 40 kişiyle idare ederim”</em> deyişi bu seçilmiş insanları işaret eder.</p>
<p>Siyasette de bazı ölçüler gözetilirdi.   Milletvekili listeleri oluşturulurken kimlerin bakan olabileceği konuşulurdu. Frenklerin “<em>ministrable</em>” dedikleri bakanlık edebilecek insanların listeye konmasına çalışılırdı. Eğer ön seçimlerde bakanlık edebilecek özellikte kimseler listeye girememişse liderlerin belli bir yüzdeyi geçmeyecek kontenjanlarında böyle isimlere yer verilirdi. Az da olsa, memleketin ilimde, kültürde-sanatta öne çıkmış bazı isimleri de siyasetin anlattığım ön hazırlığına sokulmadan seçilecek yerlere konur ve Meclis’e girerlerdi.</p>
<h2><strong>Liderler tek adam değildi</strong></h2>
<p>Disipliniyle tanınmış MHP’de istişare ve yönetim organlarının yetkiyle çalıştığını söylemek bazıları için şaşırtıcı gelebilir. <strong>Nevzat Kösoğlu</strong> “<em>Çok demokrat bir partiydik</em>” derdi. <strong>Âgah Oktay Güner</strong> de aynı kanaati söylerdi. Yakında ebediyyete uğurladığımız <strong>Sadi Somuncuoğlu</strong> anlatırdı: <strong>Türkeş</strong> gibi bir lider,  Adana yerine Ankara’dan aday olmak istemiş ama heyetin çoğunluğu “<em>Adana’ya vefasızlık etmiş oluruz.”</em> diyerek kabul etmemişti. Parti içi demokrasinin çarpıcı bir örneğidir.</p>
<p>Şimdi partilerde, devlette <em>tek adam</em> rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit <em>tek adamlık</em> rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir. Sistemlerini ölçülerle donatanlar devamlılığı sağlarlar. Konulmuş veya kendi koydukları kurallara önce kendileri uyarlar.  Kabul edilmiş ölçülere uymayanlara saygı duyulmaz.</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim: <strong>Tayyip Bey</strong>’in kullandığı yetkilerin birçoğu Padişahlarımızda yoktu. Ve Padişahlar kanun nizam gözeten insanlardı.  Bunları bilmezsek konuşamaz ve bataktan kurtulamayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevzuubahis Türkiye ise…</title>
		<link>https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[doksanlar]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[erdal inönü]]></category>
		<category><![CDATA[mesut yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[polemik]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman demirel]]></category>
		<category><![CDATA[tansu çiller]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37704&#038;preview=true&#038;preview_id=37704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyaset, şimdiki gibi bir olayı alıp onun üzerinden karşı tarafa ateş etmek değildi. Yani olayları veya insanları değil, daha çok kavramları tartışırlardı. Tekraren: Küçük zekâlar insanları, orta zekâlar olayları, büyük zekâlar kavramları tartışır!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/">Mevzuubahis Türkiye ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmevzuubahis-turkiye-ise%2F&amp;linkname=Mevzuubahis%20T%C3%BCrkiye%20ise%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmevzuubahis-turkiye-ise%2F&amp;linkname=Mevzuubahis%20T%C3%BCrkiye%20ise%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmevzuubahis-turkiye-ise%2F&amp;linkname=Mevzuubahis%20T%C3%BCrkiye%20ise%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmevzuubahis-turkiye-ise%2F&amp;linkname=Mevzuubahis%20T%C3%BCrkiye%20ise%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmevzuubahis-turkiye-ise%2F&#038;title=Mevzuubahis%20T%C3%BCrkiye%20ise%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/" data-a2a-title="Mevzuubahis Türkiye ise…"></a></p><p>Geçen yazımda sözünü ettiğim siyaset atmosferi… Demirel’in, Erdal İnönü’yü hastanede ziyaret edip eli avuçlarında geçmiş olsun dilemesi. Demirel, Ecevit, Türkeş, Deniz Baykal, Erbakan, Çiller, Mesut Yılmaz’ın bazen ikili bazen çoklu televizyon programları. Günümüzden ne kadar farklı! Kimse kimseye hain, yalancı falan demiyor. Zaten o günlerde, seçim dönemlerinde, partilerin devlet radyo ve televizyonunda belirli konuşma saatleri vardı. Hepsi çıkıp tezlerini savunurdu. Bahsettiğim televizyon tartışmaları bunların dışında, gönüllü bir araya gelişlerdi. Lütfen YouTube’a gidin ve yukarıda verdiğim liderlerin isimlerini yan yana yazın. Bu konuşmalara erişeceksiniz. Allahtan elimizin altında internet ve onun bilgi depoları var da kimse “<em>Yok daha neler!</em>” diyemiyor.</p>
<h2><strong>Küçük, orta ve büyük zekâlar- tekrar</strong></h2>
<p>Tartışılan konular, çoğunlukla, her birinin ne yapacağıydı. Projeler anlatılır; planlar, programlar tokuşturulurdu. Zaman zaman sertleşen tenkitler de. Ama fikirlere yönelik tenkitler. Sen hainsin, yok sen geri zekâlısın falan değil.</p>
<p>Siyaset, şimdiki gibi bir olayı alıp onun üzerinden karşı tarafa ateş etmek değildi. Yani olayları veya insanları değil, daha çok kavramları tartışırlardı. Tekraren: Küçük zekâlar insanları, orta zekâlar olayları, büyük zekâlar kavramları tartışır!</p>
<p>Belki hepsinden önemlisi, herkesin eşit olmasıydı. İktidar partisinin başkanıyla diğerleri eşitti. Kimsenin süpermenlik iddiası yoktu. Zaten biri süpermenlik taslamaya kalksa ayıplanırdı.</p>
<p>Gerçi parti liderlerinin üstünde cumhurbaşkanı vardı ama onun yetkileri son derece sınırlıydı. Dünyada da öyledir. Hem icraya yetkili hem de ulaşılamayacak zirvelerde, tenkit edilemeyecek bir siyasî güç, olmaz; olamaz. Demokrasilerde olamaz tabi. Mesela Kuzey Kore’de olur. Veya Suriye’de.</p>
<p>Devlet başkanı yetkisizse denetimden de masundur. Yetkiliyse denetlenir de tenkit de edilir; hem de en sert şekilde. Devletin başının masuniyeti ile icranın başının yetkisini birleştirip, ortaya çıkan garip sisteme, “<em>İşte şimdi kuşa benzedin!</em>” demek kimsenin aklına gelmemiş!</p>
<h2><strong>İngiltere ve ABD</strong></h2>
<p>İngiliz Kraliçesi’ne bakınız. Siyasî partilerin üstündedir. Siyasetin normal akışı içinde parti liderleriyle tartışmaz. Fakat icra yetkisi de yoktur. ABD Başkanı? O icraya yetkilidir ama meclis, senato ve adalet kurumu, başkana her adımında kök söktürür. Senato ve meclis kabul etmezse pek adım da atamaz. Her yaptığı, yaptığı an denetim altındadır. Şiddetli tenkitlerin hedefidir.</p>
<p>İngiliz Kraliçesi demişken: Crown (Taç) dizisini seyrettiniz mi? 40 bölümlük güzel bir yapım… Kraliyet ailesinin her türlü mahremiyetine giriyor. Eşlerin bir birinden soğumasından, ihanetlerine kadar. Senaryo, kraliyetin yatak odalarına kadar uzanıyor. ABD’de Başkan Trump’a, medyada ve meydanda yapılıp edileni izlediniz mi? Düşünüyorum da… Bunların yarısı, hatta onda biri, mesela Kuzey Kore başkanlık ailesi hakkında yazılsa, oynansaydı ne olurdu? Crown’ın yazarları, yönetmeni hatta oyuncuları acaba şimdi neredeydi? Ben de itiraf edeyim; misal verirken bu Kuzey Kore epey işime yarıyor. Zaman zaman da Suriye, Demokratik Kongo Cumhuriyeti falan!</p>
<h2><strong>Bir Ecevit hatırası</strong></h2>
<p>Gelelim partilerin ve liderlerin bir birine karşı tavırlarına… Özlemle anlattığım geçen döneme. Hangi yolu savunurlarsa savunsunlar, fikirleri ne olursa olsun, onların bir kabulü vardı. Bu kabul ortadaydı ve herkesin malumuydu: Solcusu da sağcısı da, devletçisi de liberali de Türk’tü, Türklük için, Türkiye için çalışıyordu.</p>
<p>Birinci Körfez Savaşı sırasında, Türk Ocağı Genel Merkez Yönetim Kurulu’ndaydım. Kerkük konusunda bir muhtıra hazırladık ve bütün parti başkanlarını, başbakan ve cumhurbaşkanını, makamlarında ziyaret edip kendilerine düşüncelerimizi anlattık. Eski başbakan ve DSP Genel Başkanı rahmetli Ecevit’e, Ocak Genel Başkanı, eski devlet bakanı Sayın Sadi Somuncuoğlu ile birlikte gitmiştim. Sadi Bey, 70’li yıllarda Başbakan Ecevit’i TBMM’de en sert tenkit eden milletvekiliydi. O tenkit konuşmalarını “666 Ak Gün” adlı bir kitapta topladı. Ecevit’in sloganı, “Akgünlere!” idi ya&#8230; Ziyarete döneyim. Siyasette birbiriyle bu kadar sert mücadele eden iki isim, Kerkük söz konusu olunca bir araya gelebiliyordu. Ziyaret sırasında gördük ki rahmetli Ecevit’e, Türk Ocağı’nın muhtırasını vermemize hiç gerek yokmuş. O bizim yazdıklarımızı okumadan bizim fikirlerimizi bize anlattı. Şöyle de toparladı: “<em>Milletlerin hayatında fırsat pencereleri vardır. Bu, Misak-ı Millî’yi tamamlamak için bizim fırsat penceremiz olabilir.</em>”</p>
<h2><strong>Tekrar İngiltere</strong></h2>
<p>İngiltere ile bitireyim. Yine kendimden, <em>Millet ve Milliyetçilik</em> (Panama, 2016) kitabımdan intihal eyliyorum:</p>
<p><em>“</em>1940 yılında, İngiltere parlamentosunda İngiliz Komünist Partisi’nin kapatılması tartışılıyordu. Başbakan Winston Churchill, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada kapatmaya karşı çıktı,<em> ‘Bildiğim kadarıyla İngiliz Komünist Partisi’ndekiler İngiliz’dir. Ben İngilizlerden endişe etmem.’ </em>dedi<em>.” </em></p>
<p>Churchill’in sözlerini, ünlü Amerikan sosyolog Seymour Martin Lipset’in bir kitabının, Washington Post’da yayımlanmış bir bölümünden almıştım: <a href="https://wapo.st/3L5yeOg" target="_blank" rel="noopener">Buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>Milletliğini bilen milletlerin demokrasileri böyledir işte&#8230;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/">Mevzuubahis Türkiye ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mevzuubahis-turkiye-ise/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yankı odaları</title>
		<link>https://millidusunce.com/yanki-odalari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yanki-odalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[inönü]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Twittter]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37622&#038;preview=true&#038;preview_id=37622</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&amp;linkname=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyanki-odalari%2F&#038;title=Yank%C4%B1%20odalar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yanki-odalari/" data-a2a-title="Yankı odaları"></a></p><p>İnsanlar, Türk toplumunun birbirini hainleştirmeyen, birbirinden nefret etmeyen günlerine hasret. Rahmetli Demirel’in, rahmetli Erdal İnönü’yü hasta yatağında ziyaret edip ellerini avuçlarının içine aldığı fotoğrafı paylaşıyorlar. Demirel’in, Ecevit fotoğrafı taşıyan çocukla poz verdiği fotoğrafı paylaşıyorlar. İnsanlar, YouTube’da iktidar ve muhalefet liderlerinin televizyonda tartışmalarını seyrediyor. İmrenerek birbirine o bağlantıları veriyor. Ecevit, Çiller, Türkeş, Erbakan, Demirel… Kimse hain değil. Kimse öbürlerinden on arşın daha uzun değil. Kimse kimseyi aşağılamıyor, nefret diliyle ve nefret suratıyla konuşmuyor. “Nefret dili”ni bilirdik de “nefret suratı”nı iktidar siyasilerinden yeni öğrendik.</p>
<h2><strong>Viral saçmalıklar</strong></h2>
<p>İngilizceden ithal bir terim, “<em>echo chamber</em>”: “<em>Yankı odası</em>” veya “<em>aksiseda odası</em>” diye çevirebiliriz. İnsanların mikro cemaatler kurup dünyayı o cemaat içinde düşünülenlerden, konuşulanlardan ibaret saymaları olayına verilen isim. Aşının Bill Gates’in çip takma operasyonu olduğu, Lozan’ın 2023’te yürürlükten kalkacak gizli maddeleri ve daha nice saçmalıklar, herhâlde böyle yankı odalarında kuluçkaya yatıp sonra yumurtadan çıkıyor. “<em>Yankı odası</em>” olup biteni güzel anlatıyor. Siz bir şey söylüyorsunuz veya bugün bizde olduğu gibi bir şeyi bağırıyorsunuz. Bağırdığınız laf, odanın duvarlarına çarpıp size geri dönüyor. “Vay canına” diyorsunuz, “herkes benim gibi düşünüyor!”. Yalnız bu yankı odalarında yankı duvarlardan değil, duvardan farksız yandaşlarınızdan geliyor.</p>
<p>Böyle sapıklıklar bütün toplumlarda meydana gelebilir. Ama şimdikiler farklı, öyle alelade sapkınlıklar değil. Yukarıdaki tarifte “mikro cemaatler” demiştim. İşte bugünküler hiç de mikro değil. Bayağı büyük grupları inandırabiliyor, etkisi altına alabiliyor. Artık bunlar yankı odası değil, yankı salonu veya stadyumu, hatta ülkesi! Hani küçük cemaatlerde kuluçkaya yatıp yumurtadan çıkan saçmalıklar var ya… Bunlar mutasyon geçirmiş, DNA’larına viral bir özellik eklenmiş. Bütün ülkeyi sarıveriyorlar.</p>
<p>Türkiye’nin yankı ülkesi hâline gelişinin iki sürücüsü var. Biri sosyal medya. Fakat dev cemaatlerimizin televizyon kanalları da bir o kadar etkili. Belki yazılı basının da katkısı var.</p>
<h2><strong>Hepsinde aynı yankı</strong></h2>
<p>Tek tek ele alayım. Facebook’ta 5000’e yakın “arkadaşım” var. Facebook, kişi sayfalarını bu sayıyla sınırlıyor zaten. Yeni arkadaşlık istekleri geldikçe tanıyor muyum diye sorgulamıyorum. 5000 kişiyi tanımak ne mümkün. Yeni isteklere, arkadaşlık isteyenle kaç ortak arkadaşımız var diye bakıyorum. Ortak arkadaş sayısı belli bir rakamın üstünde ise kabul ediyorum. Mesela elli veya daha fazla ortak arkadaşımız varsa kabul. Yoksa kabul etmiyorum.  Şu olana bakın: İşte size mükemmel bir yankı odası. Arkadaşları dikkatle aynı camiadan seçen bir evrim mekanizması. Varacağı son nokta: İzolasyon!</p>
<p>Twitter bundan çok farklı değil. Kimleri takip edeceğinizi yine siz seçiyorsunuz. Eh düşüncelerini, fikirlerini sevmediklerimi izleyecek değilim değil mi? Zaten insanların takip ettikleri, genellikle onları takip edenlerden çok fazladır. Şimdi baktım, bendeki oran bire kırk dört. Hadi ben ekstra nobranım diyelim ama hüküm genelde doğrudur. Belki bire yirmi falandır. Buyurun size bir başka yankı odası. Tam değil ama neredeyse “kendi çalar kendi dinler” deyiminde tarif edilen hâl bu. Beni izleyenler beni beğenenler zaten. Kapalı devre. Troller hâriç. Onlar maaşlı çocuklar.</p>
<p>Belki bir zamanlar televizyon ve basın daha renkliydi. Hatta aynı gazetede veya aynı kanalda farklı siyasî görüşlere rastlayabilirdiniz. Sonra yazılısıyla, sözlüsüyle yandaş basın doğdu. Geri kalan birkaç gazete ve kanal da muhalif olmayı seçti. Belki de yandaşların yarattığı tekdüzelik ikraha yol açtı ve yandaş olmayanlar muhalefet yapmaya itildi. Bizzat okuyucu ve seyirci tarafından. Muhalefeti yok etmeğe çalışırsanız, yok edemediklerinizi büyütürsünüz. Nadir hâle getirdiğinizin değeri artar. Muhalif basın bu yüzden büyüdü.</p>
<h2><strong>Nefret milleti yok ediyor</strong></h2>
<p>Bakıyorum, hiçbir eve ortadan yayın yapan gazete girmiyor. Yandaş tirajları sert şekilde düştü. Geriye kalanların okuyucuları ancak alışkanlıktan devam ediyor. Gazetelerin tiraj kaybetmesi sadece bu sebebe bağlı değil tabi… İnternet ve televizyonun da etkisi var. En çok satan gazetenin, “<em>1 Milyonu aştık!</em>” diye manşet attığını hatırlıyorum. Geçen asırda. Şimdi bütün gazetelerin tirajlarının toplamı milyonu bulmuyor. Neyse ki internet nüshaları durumu dengeliyor.</p>
<p>Ben pek televizyon seyretmem. Kırk yılda bir bir diziye veya filme bakmak istersem de tabletimi kullanıyorum. Fakat sabah uyanınca ilk işi televizyonu açmak olan yakınlarım var. Onları izliyorum. Hani yüzlerce kanal var ya… Onların arasından sadece bir veya ikisini seyrediyorlar. Benim dostlarım muhalif kanalları izliyor. Diğerleri ne izliyor bilmiyorum. Bu da bir yankı odası değil mi? İnternet televizyonları da pek farklı değil.</p>
<p>Sonuç: İki dev yankı odası. Birbirinden gittikçe uzaklaşan, birbirinden nefrete itilen iki kalabalık cemaat.</p>
<p>Sonra: Hain o hain! Gülüyorsunuz ama diğer cemaat da sizin için aynen böyle düşünüyor. Nefretiniz milleti yok ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yanki-odalari/">Yankı odaları</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yanki-odalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
