Efendilik

Kaba ve hakaretamiz sözler kullanmadan da sert eleştiriler yapmanın yolları vardır. Hırsız demeden hırsızlıklar, yolsuz demeden yolsuzluklar gösterilebilir; yalancı demeden yalanlar ortaya konabilir; rezil, sefil, zavallı, geri zekâlı demeden bir kişinin seviyesi gözler önüne serilebilir.


Bu günlerde herkes cumhurbaşkanı adayında bulunması gereken niteliklerden söz ediyor. Seçilebilirlik, kucaklayıcılık, şu veya bu kesimden oy alabilme potansiyeli… Doğrusu ben çevreme bakınca “efendilik” niteliğini daha fazla önemser oldum.

Efendi” kelimesinin sözlükte birçok anlamı var. Benim üzerinde durduğum anlam şu: “Görgülü, nazik, kibar”. Yani ben cumhurbaşkanı adayının “efendi” bir insan olmasını, “görgülü, nazik ve kibar” bir kişi olmasını istiyorum. Bu niteliği, en az diğer nitelikler kadar önemsiyorum.

Tanımdaki niteliklerin zıtlarını düşünürsek kavramı daha iyi anlayabiliriz: Görgüsüz, sonradan görme, nezaketsiz, kaba, terbiyesiz…

Türkçe Sözlük, “efendilik” kelimesi için Asaf Halet Çelebi’den bir örnek vermiş: “Bu azade insanlarda her türlü adiliklerden uzak bir efendilik olduğu ne kadar da bellidir.” O hâlde zıt anlamlar arasına “adi, bayağı” kavramını da katabiliriz.

Bazen bir kavramı zıt anlamıyla açıklamak daha çarpıcı oluyor. Cumhurbaşkanı adayı “efendi” olmalıdır derken “sonradan görme, görgüsüz” olmamalıdır, “kaba ve terbiyesiz” olmamalıdır, “adi biri” olmamalıdır demek istiyoruz.

Çevremize şöyle bir bakınca hiç de haksız olmadığımızı anlayabiliriz. Omuz atmalar, omuz eğmeler, elde tespih varmış gibi çeneye, alına dokunmalar, yaylanarak yürümeler… Ağza alınmaması gereken “çöplük, çamur, salya, ulan terbiyesiz, densiz, cibilliyetsiz, yalaka, geri zekâlı, çapsız, zavallı, rezil, hormonlu, zillet, bukalemun, nesebi gayrisahih, dilini koparmak, gaza getirmek, gaz vermek, dibi boylamak, kılavuzu karga olan, yediği kaba pisleyen” gibi ifadeler… 

Sokaklardan, varoşlardan söz etmiyorum. Yukarıda sıraladıklarım, siyaset sahnesinde neredeyse her gün rastlanan sıradan davranışlar ve sözler hâline geldi. Üstelik bunlar televizyon ekranlarından her gün evlerimizin içine saçılıyor. Acaba bazı filmlerden önce yazıldığı gibi bazı siyaset haberlerinden önce de televizyonlara +18 mi yazmalı?

Siyasi rakipler için kaba sözler kullanmak aslında bir âcizliğin de ifadesidir. Rakibinin görüşlerini, sözlerini mantıklı bir şekilde eleştiremeyenler kaba sözlere, hakarete başvururlar. Oysa yapılması gereken, belirtilen görüşlerin yanlış ve yararsız olduğunu ortaya koymak, doğru olanı göstermektir.

Bazı siyasiler, en yüksek yerlerden her gün tekrarlanan hakaretlere karşı benzer bir dili kullanmaya mecbur kaldıklarını düşünebilirler. Bence buna gerek yoktur. Rakip siyasetçinin kaba ve çirkin sözlerini, hakaretlerini sürekli teşhir etmek en etkili mücadele yoludur. Bir siyasetçinin sürekli kullandığı çirkin sözler her gün kamuoyunun gözlerinin önüne serilmelidir. Bıkmadan, usanmadan, her gün, her hafta. Ta ki kamuoyu kimin kaba ve görgüsüz olduğunu anlasın.

Bir de şu var. Kaba ve hakaretamiz sözler kullanmadan da sert eleştiriler yapmanın yolları vardır. Hırsız demeden hırsızlıklar, yolsuz demeden yolsuzluklar gösterilebilir; yalancı demeden yalanlar ortaya konabilir; rezil, sefil, zavallı, geri zekâlı demeden bir kişinin seviyesi gözler önüne serilebilir. Bunun için fazla zeki olmaya da gerek yoktur; “eski Türkiye’nin” siyasetçilerine bakmak yeterlidir.

Siyasetçiler, hakarete hakaretle karşılık vermeden, cümleleri eğip bükmeden görüşlerini kesin ifadelerle açıklamalıdırlar. Kesinlik, siyasi mücadelenin en doğru ve sağlam yoludur. Görüşlerinizi kesin cümlelerle ve bugün söylediklerinizi ertesi gün değiştirmeden açıklarsanız kamuoyu da sizin hakkınızda “doğru, dürüst, güvenilir” gibi yargılara ulaşabilir. Mesela bir cumhurbaşkanı adayı şunları kesin cümlelerle ifade etmelidir:

Biz Türk’üz, devletimizin Türk kimliği değiştirilemez. Türk milleti etnik kimliklere bölünemez. Bölücülerle ve bölücü teröristlerle pazarlık yapılamaz, onlara taviz verilemez. Ensar denilerek, her isteyenin elini kolunu sallayıp sınırı geçmesine, istediği yere yerleşmesine izin verilerek ülkenin nüfus yapısı değiştirilemez. Laiklikten taviz verilemez. Ülke, siyasal İslamcıların getirmek istedikleri dinî yasalarla idare edilemez. Okullar, siyasal İslamcı eğitim kurumları hâline getirilemez. Yolsuzluk ve hırsızlıklar araştırılıp ortaya çıkarılacak, suçlular cezalandırılacaktır. Şeffaf olmayan bütün ihaleler iptal edilecektir.

Bence seçmenin, efendiliğe yakışmayan söz ve davranışlara değil, kesinliğe ihtiyacı vardır.

Yazar

Ahmet Bican Ercilasun

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar