<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erzurum kongresi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/erzurum-kongresi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/erzurum-kongresi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sun, 22 Oct 2023 21:35:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</title>
		<link>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44408&#038;preview=true&#038;preview_id=44408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük Gazi, her şeyi Türk halkına ve Türk Milleti’ne bakarak gerçekleştirdi. Onun içindir ki bir siyasi deha olarak tarihe geçti. Onun içindir ki fikirleri ve eserleri saldırılar karşısında kıpırdamadan ayakta duruyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/">Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&amp;linkname=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdevlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler%2F&#038;title=Devlet%20kuran%20milliyet%C3%A7ilik%20ve%20milliyet%C3%A7iler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/" data-a2a-title="Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Son yazım, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milliyetçiler devlet kuran ayarlarına dönmelidir”</span></i><span style="font-weight: 400;"> başlığını taşıyordu. Zihnim bu konuya devam etmekle meşgul. (Aslında Erzurum Kongresi, Lozan Antlaşması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Hatay’ın Anavatan’a katılmasının yıldönümleri bu hafta içinde. Bunlardan birisini yazmak da vardı. Ancak yaşadığımız ağır sorunların temelinde bu fikri dönüşümün olduğunu düşündüğüm için bu konuya devam etmeyi tercih ettim.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet kuran milliyetçiler mi ayarlarına dönmeli, yoksa tanımı değiştirilmeye çalışılan milliyetçilik mi, diye çok düşündüm. Ama bu değişikliğin faili sadece milliyetçiler. Değişen de milliyetçiliğin tanımına eklemeler yapan da milliyetçiler. Dolayısıyla failin toparlanması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">21’inci yüzyılda da değişmekle başkalaşmak arasında bir yere gelmiş durumdalar. En azından eylemler ve siyasi davranışlarda eksen kayması var. Bu eksen kayması hem devleti kuran fikir ve kadronun siyasi varislerinde var hem de bugünkü fikri devamcılarında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu gerçeği bir kere daha vurgulamak gerekir. Devleti kuran fikir milliyetçiliktir, kuranlar da milliyetçilerdir. Başlarında da Atatürk vardır. Fikirlerin olgunlaştığı mutfağın büyük şefi de Ziya Gökalp’tır.</span></p>
<h2><b>Ülkü sahibi olmak</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazımda, “</span><i><span style="font-weight: 400;">milliyetçilik </span></i><span style="font-weight: 400;">(Türkçülük)</span><i><span style="font-weight: 400;"> bir camia meselesi değildir. Milliyetçilik bir fikir meselesidir. </span></i><span style="font-weight: 400;">Milliyetçilik, cumhuriyetin kurucu fikridir.” demiştim. </span><i><span style="font-weight: 400;">Türkçülük siyasi bir fırka</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">değildir</span></i><span style="font-weight: 400;">;</span><i><span style="font-weight: 400;"> ilmî, felsefi, bediî bir mekteptir </span></i><span style="font-weight: 400;">de der</span> <span style="font-weight: 400;">Gökalp</span><i><span style="font-weight: 400;">.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Dolayısıyla milliyetçilik hayata hâkim olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atatürk’ün yaptığı da budur. Cumhuriyetin ilk 15 yılına baktığımızda Gökalp’ın, </span><i><span style="font-weight: 400;">Türkçüğün Esasları</span></i><span style="font-weight: 400;">’nda ortaya koyduğu fikirler var. Fethi Tevetoğlu, Atatürk </span><i><span style="font-weight: 400;">“Milliyetçilik ülküsünü gerçekliğe çeviren”</span></i><span style="font-weight: 400;"> insandır derken ne kadar da haklı. Ama buna bir de Türklerin istiklâl aşkının </span><i><span style="font-weight: 400;">ideale döndürülmesini de eklemek</span></i><span style="font-weight: 400;"> gerekir (Hikmet Özdemir, Atatürk’ün Liderliği, s 117).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük Gazi, her şeyi Türk halkına ve Türk Milleti’ne bakarak gerçekleştirdi. Onun içindir ki bir siyasi deha olarak tarihe geçti. Onun içindir ki fikirleri ve eserleri saldırılar karşısında kıpırdamadan ayakta duruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gökalp bunu, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Allah’ın kılıcı halkçıların pençesinde ve Allah’ın kalemi Türkçülerin elindeydi. Türk vatanı tehlikeye düşünce, bu kalemle kılıç izdivaç ettiler. Bu izdivaçtan bir cemiyet doğdu ki adı Türk Milletidir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye tanımlamıştı. (Türkçülüğün Esasları, Siyasi Türkçülük)</span></p>
<h2><b>Merkezler kayarsa</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Binalar yapılırken, rijit (kuvvet altında şekil değiştirmeyen) ve ağırlık merkezi hesapları önemlidir. Rijit merkezi hesabında deprem, rüzgâr gibi yatay kuvvetlerin, ağırlık merkezinde de yerçekiminin (düşey kuvvet) etkisi dikkate alınır. İki merkezin uzaklığı hesaplanır. Açıklık ne kadar az olursa etkilere dayanıklılık o kadar fazla olacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet, halk ve millet arasında da böyle bir ilişki vardır. Gücünü de millî kimlik aidiyetinden alır. Halk, milletin yaşayan üyeleri, millet ise geçmiş ve bugün yaşayanlarla gelecekte yaşayacak olanlardır. Eğer halkın millî kimliğiyle ilişkisi farklılaşırsa devlet zayıflamaya başlar. Bu da gelecekle bugünün, dolayısıyla geçmişin arasında bağı etkiler. Bu etki zamanla bağı koparacak kadar güçlüdür olabilir de. Veya en azından topluma başkalaşma yaşatacaktır.</span></p>
<h2><b>Ülkü sahiplerinin yaptıkları</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Milliyetçiler, 20’nci yüzyılın başında sosyolojik ve siyasi şartları toparlayabilmek için çok çaba sarf etmiştir. İstanbul Üniversitesi rektörü Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli’nin, Hamdullah Suphi Tanrıöver’in cenazesinde yaptığı konuşma bu çabaları çok güzel anlatır. Egeli Hoca konuşmasında Tanrıöver’e seslenir. </span><b><i>“Yıkılan devlet kurulabilir. Fakat çözülmüş, dağılmış bir milleti toplamak, mümkün olamazdı.”</i></b> <span style="font-weight: 400;">dedikten sonra devam eder:</span></p>
<p><b><i>“Bunu duyan senin hocan Ziya Gökalp, ümmetçilikten, milletçiliğe ve milliyetçiliğe yönelecek bir Türk toplumu hazırlamanın çabası içine girmişti. Bunun felsefesini yapmak lazımdı, bunun edebiyatını yapmak lazımdı, bunun hikâyesini yapmak lazımdı, bunun şiirini yazmak lazımdı. Türk’e tarihini, Türklüğünü ve büyüklüğünü gösterecek, küllenmiş mefahirini ortaya çıkartıp ‘Sen buydun; senin eserin budur; ve senin bu olman lazımdır’ demek icap ediyordu. </i></b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu vazifelerin her birini çeşitli arkadaşlarına veren Gökalp sana da Türk Sanat Tarihinin incelenmesi ve büyük eserin ortaya çıkarılması konusunu vermişti.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atatürk’ün önderliğinde bu Türkçülerin her biri de görevini bihakkın yerine getirdi. Büyük Gazi’nin, </span><b><i>“Türk Milleti’nin içtimaî nizâmını bozmaya müteveccih didinmeler boğulmaya mahkûmdur”</i></b> <span style="font-weight: 400;">dediği gibi, kimliği değiştirmeye yönelik gayretler bertaraf edildi.</span></p>
<p><b>Kurdukları devlet de “</b><b><i>milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçı bir cumhuriyettir”.</i></b></p>
<p><b>Devam edeceğiz…</b></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/">Devlet kuran milliyetçilik ve milliyetçiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/devlet-kuran-milliyetcilik-ve-milliyetciler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey Gaziler yol göründü…</title>
		<link>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[9 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[amasya tamimi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[sivas kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40536&#038;preview=true&#038;preview_id=40536</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçmişten bugüne farklı siyasi çizgilerde yol alırken, bugün aynı kulvarda yürünmediği takdirde gelecekte kaldırılacak yük daha da ağırlaşacak görünüyor. Hem de bu tehdit geleceğin kaybedilme tehlikesine kadar ulaşabilecek kadar büyük.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/">Ey Gaziler yol göründü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&amp;linkname=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fey-gaziler-yol-gorundu%2F&#038;title=Ey%20Gaziler%20yol%20g%C3%B6r%C3%BCnd%C3%BC%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/" data-a2a-title="Ey Gaziler yol göründü…"></a></p><p>Geçtiğimiz Pazar Sivas Kongresi’nin yıl dönümüydü. <em>Görünen yola çıkan</em> <em>gazilerin,</em> 4 Eylül 1919’da Sivas’ta başlattığı, bir hafta süren ama dünya tarihine geçen bir kongre. Kongrenin delege sayısı çok fazla da değildir. Hatta üçü toplantılara yetişememiştir. Malûm hem yollar hem de dönemin ulaşım araçları bugünkü gibi değildir.</p>
<p>Erzurum’da yapılan Doğu Vilayetleri Kongresi’nin kararları Sivas’ta bütün vatanı kapsayacak şekilde genişletilir. Yüce Türk Milleti için bir kelimeye bile önem vererek çalışırlar. Mesela <em>“Heyet-i Temsiliye, Şarkî Anadolu’nun <strong>heyet-i</strong> umumiyesini temsil eder”</em> yerine <em>“<strong>Vatan-ı</strong> umumiyesini temsil eder”</em> diye değişir.</p>
<p>Özellikle Erzurum kararlarının dördüncü maddesinde <em>“Hükümeti Osmaniye bir tazyik-i düveli karşısında <strong>buraları (doğu vilayetlerini) </strong>terk ve ihmâl etmek ısrarında bulunduğu anlaşıldığı takdirde alınacak idarî, siyasi, askerî vaziyetlerin tayin ve tespiti”</em> ifadesi vardır. “<strong><em>Buraları</em></strong>” kelimesi <em>“<strong>Mülkümüzün</strong> </em>(devlet)<em> <strong>herhangi bir cüzünü</strong> </em>(parçasını)<em> terk ve ihmâl etmek…”</em> olarak değişir.</p>
<p>Kongre’nin ilk işi reis seçmektir. Daha sonra <em>fırkacılık</em> (particilik) ve <em>İttihatçılık yapmayacaklarına</em> dair yemin etme tartışması yapılır. Bu tartışmalarda, Kongre Reisi seçilen Mustafa Kemal Paşa’nın tutanaklardaki cümlesi bugüne önemli bir derstir. <em>“<strong>Gayenin istihsaline kadar cemiyetimiz her türlü fırka fikrinden tamamiyle âzâdedir.</strong></em> <em>Fakat tâ Meclis-i Mebusan’ın küşadına</em> (toplanmasına)<em> kadar siyasiyat ile iştigalden menolunmak doğru değildir. <strong>Herkesin içtihadatını </strong></em>(düşünceler, hükümler)<strong><em> tahdit etmeyelim.</em></strong><em>”</em></p>
<p>Yemin metni Kongre süresince yapılmayacağa göre düzenlenir ve yemin edilir. Daha sonra manda yönetimi de konuşulur. Hepsi de sabırla tartışılmış ve İrade-i milliyeye dayanan harekete karar verilmiştir.</p>
<p>İşgale karşı koyup savaşırken, en zor şartlarda dahi hukuktan ayrılmayan anlayış en başta kendini göstermektedir.</p>
<p>Bundan sonraki aşama Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir ve değişik düşüncelerdeki insanlar bir araya gelmiştir. Yani Büyük dâhi Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi  <strong><em>“Kimsenin içtihadatı sınırlanmamıştır”</em></strong> yani <strong>s<em>öz konusu vatandır ve gerisi teferruattır</em></strong><em>.</em></p>
<h2><strong>Yeni yol ama nereye?</strong></h2>
<p>İçinde bulunduğumuz şartlarda da yeni bir yol görünüyor, ama nereye? Elbette kimse bu soruya rahatlığa, huzura dışında bir cevap vermeyecektir. Ancak yirmi yıldır devam eden iktidar bu verdiği bu cevapların hiçbiri de doğru çıkmadı. Hep daha fazla karışıklığa doğru yol aldık.</p>
<p>Tek adam sisteminin başımıza açtığı felaketleri her geçen gün ağırlaşarak hissediyoruz. Eğer, yaklaşan seçimlerde bu sistemin devamı çıkarsa nereye kadar savrulacağımız çok belli değil. Kamuoyu, siyasi magazin programları kıvamında tartışmalarla yönlendiriliyor.</p>
<p>Özellikle ana akım medyada tartışılanlar sadece bugüne ait. Yirmi yıldır her sektörde büyük bir yıkım yaşanıyor. Eğitim çökmüş. Sağlıkta iflasa sürükleniyoruz. TÜİK enflasyonu %80 ama çarşıda %200’e yaklaşmış. Dış meselelerde kurt kapanından kurtulmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Sanki dün hiç yaşanmamış gibi konuşuluyor. Kamuoyu sadece aday kim olacak sorusuna kilitlemiş vaziyetteyiz.</p>
<p>Türkiye’nin, çok çabuk kim aday olacak tartışmasının dışında başka şeyler de yapması gerekiyor. Türk Milletinin geçmişten bugüne gelen siyasi fikir ve duruş farklılıklarının azaltılması gerekiyor. Bunun için yol ve yöntemler geliştirilmesi önem arz ediyor.</p>
<p>Geçmişten bugüne farklı siyasi çizgilerde yol alırken, bugün aynı kulvarda yürünmediği takdirde gelecekte kaldırılacak yük daha da ağırlaşacak görünüyor. Hem de bu tehdit geleceğin kaybedilme tehlikesine kadar ulaşabilecek kadar büyük.</p>
<h2><strong>Yola çıkıştaki kararlılık</strong></h2>
<p>Yazının başlığı içimizi titreten bir marşımızın adı.  Bestesi III. Selim’e ait bir marş. İlk dörtlüğü de “Ey gaziler yol göründü / yine garip serime / dağlar taşlar dayanamaz / benim ah u zarıma” şeklinde. Kıymetli âlim Prof. Dr. Hikmet Özdemir’in <em>Mustafa Kemal’le Anadolu’da Yolculuk </em>kitabının bir bölümünün de başlığı.</p>
<p>Erzurum Kongresi bitmiş, görüşmeler 21 gün daha sürer. Gazi Paşa’nın görüşmeleri yoğun bir şekilde devam etmiştir. Ama Sivas’a gelen delegelerden artık nerede kaldılar serzenişleri kulaklarına gelir. Büyük Atatürk de sabırsızlanmaya başlamıştır. O da geç kaldıklarını düşünmektedir. Hareket hazırlıkları başlar.</p>
<p>Yaylı arabalar kiralanır, otomobiller için benzin temin edilir. Ve yola çıkılır.</p>
<p>Yolda Mazhar Müfit (Kansu) Bey bir şarkı söylemeye başlamıştır. Bunu duyan Gazi Paşa yüksek sesle diye işaret eder. Bu sefer Mazhar Müfit daha yüksek sesle <em>“Ey gaziler Yol Göründü”</em> marşını söylemeye başlar. Beraberindekiler de eşlik ederler.</p>
<p>Hikmet Hoca’nın kitabındaki manzarayı özetlemeye çalıştım. Ben o kısma geldiğimde artık otomobildeydim ve birlikte <strong><em>“dağlar taşlar dayanamaz / benim ah u zarıma”</em></strong> diyordum.</p>
<p>İnternetten <em>“Ey Gaziler Yol göründü” </em>marşını bulun ve bir dinleyin, sanıyorum, siz de o kahramanları hatırlayacaksınız.</p>
<p>Bütün bu tehlikeler karşısında, Türk Milletinin ölümsüz evladı Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivas Kongresi’nde dediği bugüne ışık tutmakta. “<strong><em>Gayenin istihsaline kadar cemiyetimiz her türlü fırka fikrinden tamamiyle âzâdedir.”</em> </strong>deme zamanı gelmedi mi, ne dersiniz?</p>
<p>Bize bu vatanı emanet edenlere selam olsun…</p>
<p><iframe title="Atatürk&#039;ün İzinde: Sivas Kongresi - Prof. Dr. Konuralp Ercilasun" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/QHc7igU8_5w?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/">Ey Gaziler yol göründü…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ey-gaziler-yol-gorundu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</title>
		<link>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Onur Karadayı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 15:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Tekalifi milliye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=20275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku. Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/">Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&#038;title=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/" data-a2a-title="Tek millet, Bağış ve Türk Milleti"></a></p><p><strong>3 Temmuz 1919 Erzurum.</strong></p>
<p>Ilıca’ya 8 km. Erzurum’a girmek üzereydiler. 9&#8217;ncu Ordu Müfettişi Tümgeneral Mustafa Kemal, arabayı durdurdu. Şehre girmeden bir nefes almak istiyordu, girişine yakın mola verdiler. Yaver Muzaffer Kılıç ve Rauf Orbay Erzurum’un nemsiz havasına rağmen terlemişlerdi. Yüklendikleri görevin ağırlığının farkındaydılar. Geleceğin şekillenmesindeki görev ve sorumluluklarının yükü, ter olarak şakaklarından aşağı iniyordu. Alınlarındaki teri ellerinin tersiyle sildiler. Çıktıkları kurtuluş yolunda Mustafa Kemal ile birlikte yorulmamak üzere çalışacaklarına söz vermişlerdi. “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” kararı açıklandığında onlar da bu uğurda çalışacaklarına yemin etmişlerdi. Mustafa Kemal Paşa, otomobilin kenarına yaslanmış gök mavisi gözlerini ufka dikmişti. Alnı kırışmış, yüzünde, düşünceli ancak keskin bir bakış vardı. Bir müddet ufku seyretti. Erzurum bozkırlarına dalıp gitmişti.</p>
<h2>5 Temmuz 1919, Erzurum PTT Binası</h2>
<p>23 Haziran 1919’da Dâhiliye Nazırı Ali Kemal, bir genelge yayınlayarak Mustafa Kemal Paşa’nın görevden alındığını duyurdu. Bunun stresi altındayken Erzurum Kongresi toplanacaktı. Paşa gergindi. Kahve söylemişti kendine. Gelen kahvesinden evvela bir yudum aldı. Kahvenin telvesinin ağzında bıraktığı tadı bir süre damağında hissettikten sonra sigarasından bir nefes çekti ve âni bir hareket ile kalkarak sigarasını söndürdü. Yaveri Muzaffer Bey endişeli gözlerle, Paşa&#8217;ya baktı. Mustafa Kemal Paşa paltosunu sırtına geçirdi ve gidiyoruz dedi.</p>
<p>Yanındakiler ile birlikte Erzurum PTT Binasına geldiler. Muzaffer Bey’e “Siz binanın güvenliğini alarak binayı boşaltınız ve burada bekleyiniz.” dedi. Muhabere subayı Osman Bey’i de yanına alarak telgraf odasına çıktı. Sırasıyla Tevfik Paşa, sonra Galip Paşa ve daha sonra sadrazam Damat Ferit Paşa telgrafın başına gelerek Mustafa Kemal Paşa’ya ne istediğini sordular. Paşa, ısrarla “Zat-ı Şahane” ile görüşmek istediğini bildirdi. Bir saat sonra padişah telgrafın başına geldiğinde konuşma başlamıştı. Yapılan konuşmalarda Mustafa Kemal Paşa dört talebini “Zat-ı Şahane ”ye iletti. Bunlardan üçüne hemen cevap verilirken dördüncü talebine ise üç gün sonra cevap verileceği bildirildi. Bunun üzerine konuşma kesildi ve binayı terk ettiler.</p>
<h2>8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece. (1919) Erzurum PTT Binası</h2>
<p>PTT Binası tamamen boşaltıldığı zaman Paşa’ya haber verildi. Haberi alır almaz, merdivenleri hızlı ve keskin adımlarla çıktı. Telgrafın başına geçtiği, İstanbul’a bildirildi. Dördüncü talebine cevap gelecekti. Paşa fevkalade gergindi. Bir sigarayı söndürmeden diğerini yakıyordu. Derken telgraf çalışmaya başladı. Şifreli metinler gelmeye başlıyordu. Bilgi akışı tamamlanınca şifreler çözülüp, metin olarak Paşa’ya sunuldu. Paşa, telgrafı eline aldığında üzerinde yazılanları okudu. Derhal İstanbul’a dönmesi emrediliyordu.[1] Bir an tereddüt etmeden yaz çocuk dedi:</p>
<p><em>9 Temmuz 1919, Erzurum </em></p>
<p><em>….Bu gaye-i mukaddese (kutsal amaç) için milletle beraber sonsuza kadar çalışmağa mukaddesatım (kutsal şeylerim) adına söz vermiş olduğum cihetle, pek âşıkı bulunduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra millî ve kutsal gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin bağrında) bir ferd-i mücahit (savaşçı kişi) suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilan eylerim. </em>[2]</p>
<p>Mustafa KEMAL</p>
<p>Binaya gelirken general olarak gelmişti. Çıkarken kendini milletin bağrına emanet etmiş, sivil Mustafa olarak çıktı.</p>
<h2>10 Temmuz 1919, Erzurum</h2>
<p>Mustafa Kemal Paşa artık sivildi. Çok sevdiği asker üniformasını çıkarıp halkına sivil olarak hizmet edecekti. Takvimler yazı gösteriyordu ancak Mustafa Kemal’in etrafına sonbahar gelmiş, yaprak dökümü başlamıştı. Resmî görev bitince, geriye sadece gerçek dostlar kalacaktı. Rütbelerini kendi rızasıyla bir kenara bırakan Mustafa Kemal’in yanına Müfettişlik Kurmay Albayı Mustafa Dirik gelerek “<em>Paşam siz askerlikten istifa ettiniz. Benim bundan sonra bu vazifeye devam imkânım kalmadı. Müsaadenizle Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’dan askerî bir vazife isteyeceğim. Evrakı kime teslim etmemi emrediyorsunuz</em>.”[3] dedi.</p>
<h2>12 Temmuz 1919, Erzurum</h2>
<p>Kendisi hakkında yakalama emri çıkarılmıştı. Emir de Kâzım Karabekir Paşa’ya bildirilmişti. Mustafa Kemal, bu emrin Karabekir Paşa’ya gittiğini biliyordu. Karabekir Paşa, yanında bir bölük asker ile Mustafa Kemal Paşa’nın yanına geliyordu. Sinirler gergindi. Herkes tutuklama olup olmayacağını merak ediyordu. Millî mücadelenin kırılma anlarından biriydi. Kazım Karabekir Paşa kapının önüne gelerek durdu ve önemsiz bir şeymiş gibi sükûnetle: “<em>Emrinizdeyim Paşam! Ben, subaylarım  erlerim, kolordum, hepimiz emrinizdeyiz!</em>&#8221; dedi. [4]</p>
<h2>2 yıl sonra.</h2>
<h2>10 Temmuz 1921. Karacahisar</h2>
<p>Mustafa Kemal, Erzurum’dan ayrıldıktan sonra, Sivas Kongresi’ni yaparak Ankara’ya geldi. Meclis&#8217;in Ankara’da açılması için çabalarını tamamladıktan sonra sıra düzenli orduya gelmişti. Ankara hükümeti, siyasî varlığını kabul ettirdikten sonra sıra askerî varlığındaydı. 1. ve 2. İnönü muharebeleri kazanılmış sıra Eskişehir- Kütahya savaşına gelmişti. Türk ordusunu imha için Yunan ilerleyişi başlamıştı. Düzenli Yunan orduları karşısında, Türk Ordusu, geri çekilmek zorunda kalmıştı. Haber Mustafa Kemal’e iletildi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, Karacahisar’a gelerek durumu yerinde gözlemledikten sonra, İsmet Paşa&#8217;ya, dört meşhur emrinden biri olarak tarihe geçen “<em>Orduyu Sakarya Nehri’nin doğusunda 100 km geriye çek!</em> ” emrini verdi.</p>
<p>Bu emri sonrası Meclis&#8217;te ciddi tartışmalar başladı. Meclis&#8217;in Kayseri’ye taşınması da dâhil olmak üzere birçok görüş ortaya atıldı. Bütün görüşmeler sonrası Mustafa Kemal’e ordunun başına geçmesi teklif edildi.</p>
<h2>4 Ağustos 1921, Ankara, Büyük Millet Meclisi.</h2>
<p>Yoğun tartışmalar sonrası Mustafa Kemal bir şart ile ordunun başına geçeceğini, gizli oturumda Meclis&#8217;e sundu. O da meclisin bütün yetkilerinin geçici süreliğine kendisi verilmesiydi.</p>
<h2>5 Ağustos 1921, Ankara, Büyük Millet Meclisi.</h2>
<p>13 red oyuna karşılık 169 kabul ile Mustafa Kemal Paşa, meclis tarafından Türk Ordularının Başkomutanı ilân edildi!</p>
<p>9 Temmuz gecesi, çıkardığı şerefli üniformasına aradan geçen 2 yıl 26 gün sonra tekrar kavuştu. Üstelik bu sefer tümgeneral değil başkomutandı. Sorumluluğu çok büyüktü. Karşısında Türk ordusunu tamamen imha etmek isteyen Yunan birlikleri vardı. Ordu, geri çekilmişti ve 30 bin kişi askerden kaçmıştı. Cephane, yoktu. Para, yoktu. Savaşmak için gereken hiçbir şey yeteri kadar yoktu. Türk halkı fakirdi ancak ordunun da savaşa hazır hâle getirilmesi gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa eksikleri tespit etti ve planlarını tamamladıktan sonra Türk Ordularının Başkomutanı olarak ilk emrini verdi!</p>
<h2>7 Ağustos 1921, Tekâlif-i Milliye Emirleri</h2>
<p>Sakarya Savaşı öncesi Ordu&#8217;nun eksiklerinin tamamlanması gerekiyordu. Bunun için ihtiyaç sırasına göre belirlenen 10 maddelik bir emir yayımlandı. Bu emirlere göre;</p>
<p>1. Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.</p>
<p>2. Vatanda her hane, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayarak bu komisyonlara verecek</p>
<p>3. Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının yüzde 40&#8217;ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.</p>
<p>4. Yiyecek ve giyecek maddelerinin yüzde 40&#8217;ına el konacak.</p>
<p>5. Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km&#8217;lik mesafeye, ücretsiz askerî ulaşım sağlayacak.</p>
<p>6. Ordunun giyim ve iaşesine yarayan sahipsiz mallara el konulacak</p>
<p>7. Halkın elinde savaşta kullanılmağa elverişli silâh ve cephanenin üç gün içinde komisyona teslimi istenecek.</p>
<p>8. Akaryakıt ve yağları, vazelin, otomobil, kamyon lastiği, çeşitli yağlar ve yapıştırma malzemesi, telefon makinesi, kablo, pil. çıplak tel ve benzeri malzeme, sülfürik asit stoklarının %40&#8217;ının komisyonların emrine verilecek</p>
<p>9. Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.</p>
<p>10. Halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyle kağnı arabalarının bütün donatım ve hayvanlarıyla birlikte binek ve top çeken hayvanlar, katır, deve, eşek miktarlarının %20&#8217;sine ordu noksanlarının ikmali için el konulacak.</p>
<p>İşte bu zor şartlar altında verilen emirler bunlardı.</p>
<div id="attachment_20296" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-20296" class="wp-image-20296 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-300x233.jpg" alt="" width="300" height="233" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-300x233.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-1024x795.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-768x596.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028.jpg 1156w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-20296" class="wp-caption-text">Askerlerimize sınırlı imkanlarıyla yemeni hazırlayan yemeniciler esnafı</p></div>
<h2>10 Ağustos 1921, Anadolu, Tekâlif-i Milliye Komisyonu</h2>
<p>Bayram, Balkan Savaşları&#8217;nda babasını kaybetmişti. Aklı tam kesmemekteydi. Hayatta tek tutunduğu dal ise annesi Zehra Ana’ydı. Zehra Ana, kendi el örgülerini ev ev gezerek komşularına gösterip, beğenenlere satarak geçimini sağlamaktaydı. Komşuları da durumlarını bildiklerinden her geldiğinde yardımcı olmak için muhakkak alırlardı. Zehra Ana, yine bir gün komşularından dönerken kurulan Tekâlif-i Milliye komisyonunu gördü. Bir memur yüksek sesle emirleri okumaktaydı. Ordu&#8217;nun, milletinin desteğine ihtiyacı vardı. Kayıtsız kalamazdı. Hızlıca evin yolunu tuttu ve ceviz ağacından yapılma sandığını açtı. İçinde kendi elleri ile ördüğü çoraplar ve kazaklar vardı. Bayram’ı için örmüştü ama ha Bayram ha Mehmet’ti! Oğluna teslim etti hepsini. Ederken de bir güzel nereye götüreceğini ve kime vereceğini, niçin vereceğini anlattı. &#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;mız bizden asker giydirmemizi istemiş Bayram’ım, cephede Mehmet’imizin sırtı yalınken biz burada nasıl bunları giyeriz? Götür ver abilerin giysin, babanın kemikleri sızlamasın.&#8221; demişti.</p>
<p>Bayram kazakları, çorapları kutsal emanet sahiplenir gibi sahiplenerek hızlıca köyün meydanına koştu. Ellerindekileri görevli memurlara verdi. &#8220;Paşa&#8217;ma benden selam söyleyin, olur mu? Kurtarsın vatanı!&#8221; dedi. Memurlar, Bayram’ın gülerek yüzlerine baktığını görünce içleri burkuldu, bir şey diyemediler. Bayram, arkasını dönüp giderken durdu ve tekrar memurların önüne geldi. Ayağındaki yün çorapları çıkararak memurlara uzattı.  Bunları da alın dedi. Ben yalınayak da gezerim ama şehit babamın kardaşları yalın ayak gezmesin. &#8221; dedi.</p>
<p>Nasırlı ayakları ile soğuk toprağa bastı, bir asker selamı çaktı geldiği gibi geri dönerek evinin yolunu tuttu.</p>
<h2>Ekim 1927. Atatürk’ün Çalışma Odası</h2>
<p>Cumhuriyet ilan edilmiş, türlü zorluklara göğüs gerilmişti. Cumhurun başı olarak devletin temellerini güçlendirmeye çalışıyordu. İçeride, yeni kurulan Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar vardı. Bir yandan bunlarla uğraşırken bir yandan da Cumhuriyeti geleceğe taşıyacak olan eserinin son satırlarını yazıyordu. Cumhuriyet’in hep genç kalması gerekiyordu. Bu devlet kurulurken nice ihanetlerle kahramanlıkları birlikte görmüştü. Atatürk, ülkesini karış karış gezmiş milletini tanımıştı. Tehlikelere her daim hazır olması için onları her zaman diri tutacak uyarılarda bulunması gerekiyordu. Bu görevi de Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonu olacak gençlere verecekti. Durdu, kahvesinden bir yudum daha aldı. Hafif kırlaşmış saçlarını geriye doğru tarayarak önünde duran kâğıtlara baktı. Erzurum’a girerken daldığı gibi yine ufka daldı. Bir müddet sonra gözleri hafif buğulandı ve peşi sıra çelikten bir pırıltı gelip gözlerine yerleşti. Dolma kalemini elini alarak Kurtuluş Savaşı’nı birinci ağzından anlattığı eserinin son sayfasını yazmaya başladı:</p>
<p>EY TÜRK GENÇLİĞİ!</p>
<p>BİRİNCİ VAZİFEN…</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>03.04.2020, Ankara.</h2>
<p>Koranavirüsü ile ilgili yeni tedbirlerin açıklanması</p>
<p>&#8220;<em>Her ne kadar CHP Genel Başkanı başta olmak üzere </em>kimi kesimler bu kampanyayı itibarsızlaştırmaya çalışmışsa da görüldüğü gibi milletimiz bu fitne odaklarına kulak vermemiştir. Hâlbuki bizim tarihimizde çok sayıda bu tür ve hatta daha ötesi dayanışma örnekleri vardır. Mesela Kurtuluş Savaşı başlarken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Tekâlif-i Millîye denilen 10 maddelik bir emir yayımlamıştır. Bu emirle milletimizin elinde bulunan silahtan cephaneye giysiden yiyecek içeceğe, makineden binek hayvanlarına kadar savaşta ihtiyaç duyulan hemen her malzemenin belirli bir oranı talep edilmiştir. Milletimiz bu dayanışma çağrısına mecburiyetin ötesinde bir gönüllülükle iştirak ederek, kendisinin ve evlatlarının geleceği için varını yoğunu devletine vermekten çekinmemiştir. Kendi tarihlerini bilmeyenler, bugün devletimizin yürüttüğü yardım kampanyasını dahi sabote etmeye çalışarak milletten ne kadar uzak olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.&#8221;</p>
<h2>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün izinde</h2>
<p>Hakkında idam kararı var, yakalandığı yerde idam edilsin deniyor. Buna rağmen bütün yetkilerini devrederek kendisini milletine vakfediyor. Gece uyumuyor, gündüz durmuyor mücadeleye devam ediyor. Gâh at sırtında gâh yayan cephelerde gezerek ordusunun başında savaşıyor. Neyi var neyi yoksa Türk Milletine veriyor. Uçurumun kenarındaki bir ülkeyi alıyor, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruyor. Milletinin karşısına çıktığında göğsünü gere gere Türk Milleti diyor. &#8220;<em>Varlığım Türk varlığına armağan olsun</em>.&#8221; diyor. Varlığını Türk Milletine armağan eden bir liderin peşinden giden için; Türk Milletini anmaktan geri durmayanların çalışmalarını da çağrılarını da karşılıksız bırakmayan yine Türk Milletidir. Tarihini iyi bilmekte Atasının emanetine sahip çıkmaktadır. Bu yüzden karşılıksız kalan kampanyaların, bu millet nezdinden neden cevap bulmadığını yine cümle içinde bulmak gerekir. Çünkü biz ne bu milletiz, ne aziz milletiz, ne de tek milletiz! Biz, Atatürk’ün izinde, Türk ordularının ebedi başkomutanının emrinde her zaman göreve hazır korkusuz Türk Milletiyiz!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1)Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, S.94, Atatürk’ün istifasını bildiren genelge yayınlaması.</p>
<p>2)Atatürk&#8217;ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, A A M, Ankara, 2006. ISNB: 975-16-1682-4. Sayfa: 58</p>
<p>3) Haz. Selek, Salahaddin, Ulusal Kurtuluş Savaşı, C. 1, Mart 1970, s. 218-219; Karebekir, İstiklal Harbimiz, s. 62-64.</p>
<p>4) Şefket Sürayya Aydemir – Tek adam</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/">Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
