<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/gazi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/gazi/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jun 2023 13:52:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Gazi Koşusu</title>
		<link>https://millidusunce.com/gazi-kosusu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/gazi-kosusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğukan Altıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 13:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[At yarışı]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[TJK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, 97. kez düzenlenecek bu koşu vesilesiyle Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anar, kalbimiz at’tıkça gösterdiği hedefe durmadan, dörtnala koşacağımıza ant içeriz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gazi-kosusu/">Gazi Koşusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgazi-kosusu%2F&amp;linkname=Gazi%20Ko%C5%9Fusu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgazi-kosusu%2F&amp;linkname=Gazi%20Ko%C5%9Fusu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgazi-kosusu%2F&amp;linkname=Gazi%20Ko%C5%9Fusu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgazi-kosusu%2F&amp;linkname=Gazi%20Ko%C5%9Fusu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgazi-kosusu%2F&#038;title=Gazi%20Ko%C5%9Fusu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/gazi-kosusu/" data-a2a-title="Gazi Koşusu"></a></p><p>16 Mayıs 1919’da motorlarını özgürlüğe çalıştıran Bandırma Vapuru’nda Mustafa Kemal’in yanında 18 silah arkadaşını görürüz. Fakat vapurun yolcuları arasında es geçemeyeceğimiz, Türk tarihindeki yerini anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği bir canlı daha vardır. O da attır.</p>
<p>Yolculuğa atların da iştirak etmesinin sebebi, Sinop’a gelindiğinde şayet Mustafa Kemal’e karşı bir suikast veya faaliyette bulunacak olunursa bundan kurtulmak içindir.</p>
<p>Asırlardan beri Türk’e yoldaşlık etmiş atlar, millî egemenlik ve ulusun bağımsızlığı mücadelesinde de üzerine düşeni yapmıştır.</p>
<p>Türk milletinin, hayvan demeye dilimizin varmadığı atlara olan sevgisinin, onlarla kurduğu kader ortaklığının Atatürk’te de vücût bulduğunu eylem ve demeçlerinden görebiliriz.</p>
<p>Mustafa Kemal’in çok yakın arkadaşı Fikrîye Hanım’a ilk hediyesi attır ve adı da ‘Zafer’dir.</p>
<p>Latife Hanım ile evlendiği zaman, ona da ilk hediyesi attır. Hatta bu atın İzmir’e gidişini yaveri Salih Bozok sağlamıştır.</p>
<p>Tarhçi-yazar Eriş Ülger, Mustafa Kemal’in bir gün yeni doğmuş tayla annesini misafirlerin görebilmesi için Çankaya Köşkü’nün salonuna getirdiğini aktarır.</p>
<p>Üzerine titrediği, en çok değer verdiği atının ismi ‘Sakarya’dır.</p>
<h3>Yarışlar</h3>
<p>Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırasında at yarışlarının düzenlenmesini arzu etmiştir. Bunun başlıca sebebi ata zaten düşkünlüğü bilinen milletin, bir araya geldiğinde bazı söylemlerle bilinçlenmesini istemesidir. Ayrıca, ona göre, <em>“At yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır.”</em></p>
<div id="attachment_44052" style="width: 550px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-44052" class="wp-image-44052 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/111-1.jpg" alt="" width="540" height="390" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/111-1.jpg 540w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/111-1-300x217.jpg 300w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /><p id="caption-attachment-44052" class="wp-caption-text">Atatürk, Fevzi Çakmak ve yabancı ülke temsilcileriyle at yarışlarını izliyor.                                                                                 Ankara, 4 Aralık 1921</p></div>
<p>Ülkemizi resmî konuk olarak ziyaret eden ilk devlet başkanı, Pakistan Kralı Amanullah Han’ın onuruna, genç Cumhuriyet’in çağdaş yüzünü göstermek amacıyla at yarışı düzenlenmesi, uluslararası tasarım yarışması açarak Avrupa’nın en iddialı hipodromlarından birini Başkent Ankara’ya yaptırması, Atatürk’ün at yarışlarına bakışını ortaya koyar.</p>
<div id="attachment_44053" style="width: 795px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-44053" class="wp-image-44053 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/222.jpg" alt="" width="785" height="671" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/222.jpg 785w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/222-300x256.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/222-768x656.jpg 768w" sizes="(max-width: 785px) 100vw, 785px" /><p id="caption-attachment-44053" class="wp-caption-text">Atatürk, Çocuk Esirgeme Kurumu için düzenlenen at yarışlarını izlerken. 1921.</p></div>
<p>Cumhuriyet’in ilanından sonra kurulan Atatürk Orman Çiftliği’nde atların yetiştirildiği özel bir yer vardır.</p>
<div id="attachment_44054" style="width: 646px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-44054" class="wp-image-44054 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-at-binerken-10-haziran-1927.jpg" alt="" width="636" height="416" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-at-binerken-10-haziran-1927.jpg 636w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-at-binerken-10-haziran-1927-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /><p id="caption-attachment-44054" class="wp-caption-text">Atatürk, Gazi Orman Çiftliği’nde at binerken.</p></div>
<p>Devlet eliyle yurttaki at ırkını bir an önce ıslah etmek, at sayısını çoğaltmak ve atçılığın yayılmasını sağlamak için Cumhuriyet Dönemi’nin ilk harası, 1924 yılı yaz aylarında Bursa Karacabey’de kurulmuştur.</p>
<p>Atatürk’ün yol göstericiliği ile 1926 yılında Başvekâlete bağlı “Yüksek Yarış ve Islah Encümeni” oluşturulmuştur. Reisicumhur’un koruması altında olan bu encümende; Süvari Generali Fahrettin (Altay) Bey, Şûrayı Devlet üyesi Ali Rıza Bey, Merkez Bankası Genel Müdürü İhsan Abidin Bey ve Başvekâlet Başyaveri Binbaşı Atıf (Esenbel) yer almıştır.</p>
<h3>At koşar baht kazanır</h3>
<p>At yarışları başlangıç itibarıyla bir kumar organizasyonu değildir. Büyük toplulukları bir araya getiren, sosyalleşmeyi sağlayan ve ‘biz’ duygusunu güçlendiren şölenlerdir, denebilir.</p>
<p>Günümüzde her ne kadar spor müsabakaları bahise indirgenmiş olsa da Mustafa Kemal Atatürk’ün adıyla şereflenen bir yarışma dikkate değerdir.</p>
<p>Bu anlamda her yıl Haziran ayının son pazar gününde gerçekleşen Gazi Koşusu’ndan bahsetmek gerekir.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’daki at yarışlarını kendi himayesinde yaptıran Mustafa Kemal, 1927 yılında talimat vererek Gazi Koşusu’nun düzenlenmesini istemiştir.</p>
<p>Ali Muhiddin Hacıbekir&#8217;in sahibi olduğu ‘Neriman’ adlı kısrağın 1927 yılında kazandığı ilk Gazi Koşusu’nu Atatürk ile İsmet İnönü birlikte izlemişlerdir.</p>
<div id="attachment_44055" style="width: 523px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-44055" class="wp-image-44055 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/AtaturkGazikosusunda.jpg" alt="" width="513" height="374" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/AtaturkGazikosusunda.jpg 513w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/AtaturkGazikosusunda-300x219.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 513px) 100vw, 513px" /><p id="caption-attachment-44055" class="wp-caption-text">Atatürk ve İnönü Gazi Koşusu’nu izlerken.</p></div>
<p>1928’deki 2. Gazi Koşusu’nu Atıf Bey’in ‘Primerole’, 1929’daki 3. Gazi Koşusu’nu Celâl Bayar’ın ‘Cap Griz Nevz’, 1930’daki 4. Gazi Koşusu’nu İsmet İnönü’nün ‘Olga’ adlı atı kazanır. Böylece, iki büyük devlet adamının atları da birer kez bu yarışın galibi olmuşlardır.</p>
<p>1980 yılına kadar Ankara’da yapılan Gazi Koşusu bu tarihten itibaren İstanbul Veliefendi Hipodromunda koşulmakta.</p>
<p>Çim pistte, 2400 metre mesafede gerçekleşen, 3 yaşlı İngiliz taylarına mahsus Türk yarışçılığının derbisi bu yıl 25 Haziran Pazar gününe denk geliyor ve yarışın başlama saati, 17.15.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, 97. kez düzenlenecek bu koşu vesilesiyle Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle anar, kalbimiz at’tıkça gösterdiği hedefe durmadan, dörtnala koşacağımıza ant içeriz.</p>
<p>At sahipleri ve de jokeyler için katılmanın onur, kazanmanın büyük bir şeref olduğu bu koşunun galibi bakalım kim olacak?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-44056 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927.jpg" alt="" width="1618" height="960" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927.jpg 1618w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927-300x178.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927-1024x608.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927-768x456.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/06/ataturk-gazi-kosusu-1927-1536x911.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1618px) 100vw, 1618px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gazi-kosusu/">Gazi Koşusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/gazi-kosusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vaziyet böyleyken böyle</title>
		<link>https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=40914&#038;preview=true&#038;preview_id=40914</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz açık milletiz. Yönetenlere ve uygulamalara bakarız. Dedikleri gibi olmayanlar bizi bozar. İkiyüzlülüğe alışmış görünmemize bakmayınız. Aradığımız netlik ve açıklıktır. İçimizdeki tembel şeytanı, kolaycılığı, fırsatçılığı uyandıran kuralsızlığın tetiklediği bu belirsizliktir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/">Vaziyet böyleyken böyle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvaziyet-boyleyken-boyle%2F&amp;linkname=Vaziyet%20b%C3%B6yleyken%20b%C3%B6yle" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvaziyet-boyleyken-boyle%2F&amp;linkname=Vaziyet%20b%C3%B6yleyken%20b%C3%B6yle" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvaziyet-boyleyken-boyle%2F&amp;linkname=Vaziyet%20b%C3%B6yleyken%20b%C3%B6yle" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvaziyet-boyleyken-boyle%2F&amp;linkname=Vaziyet%20b%C3%B6yleyken%20b%C3%B6yle" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvaziyet-boyleyken-boyle%2F&#038;title=Vaziyet%20b%C3%B6yleyken%20b%C3%B6yle" data-a2a-url="https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/" data-a2a-title="Vaziyet böyleyken böyle"></a></p><p>Bugün dokunsan patlayacak hale gelen toplum manzaramız dehşettir. Sebepleri üzerinde derinlemesine düşünmek lazımdır. Vardığım sonuçlar arasında birini çok önemsiyorum: Dünyaya hükmetmiş, ülkeler kaybederek bugünkü Türkiye topraklarıyla yetinmek zorunda kalmış bir büyük milletin yarası kolay iyileşmez. İyileşme geciktikçe de bunlar olur.</p>
<p>Yeni devletimizin kurucu önderi<strong> Atatürk</strong>’ün aşıladığı Türklüğe iman ruhu devam etseydi içine düştüğümüz buhranı yenmemiz kolaydı. “<em>Bir Türk dünyaya bedeldir</em>” sözü bu inancın ifadesiydi. Ham hayal veya gerçek dışı bir görüşün açığa vuruluşu değildi. Büyük <strong>Gazi</strong>, yaralanmış millet şuurunu böyle ayağa kaldırmak istiyordu. Nitekim halkı inandırmış ve dünyayı şaşırtan başarılar elde etmişti.</p>
<p>Bilsek de bilmesek de, büyüklüğümüzü elimizden alan derdin acısı var. Kaybettiğimiz değerlerin hasretiyle yanıyoruz. Yaşadıklarımızda bunun etkisini düşünmemek olmaz. Böyle olmakla beraber,   her yerde çoğunluğa geçen mutsuz insan yüzlerini, gergin ve tedirgin toplumu anlamak için buralara kadar gitmek gerekmeyebilir. Etrafımıza bakınca o kadar kötü değiliz de denebilir. Böyle bir görüşe de yanlış denemez. Ancak çok gerilerde seyreden ekonomileriyle ve yaşama standartlarıyla bizden daha mutlu görünen ülkeleri, insanlarını görünce içinizde başka bir düşüncenin endişeli kıpırtıları hissedilmez mi?</p>
<h2><strong>Zor kıyaslama</strong></h2>
<p>Üç yıl yaşadığım, ayrıca yıllarca gidip geldiğim, haklarında yayınlar yaptığım Sovyet ülkeleri Türkiye’den daha iyi sosyal şartlarda değildi.  Oralarda ne güven duygusu, ne de önünü görebilme imkânı vardı. Buna rağmen, nasıl oluyor da Türkiye’de insanlar daha gergin ve tedirgin görünüyorlar?  Soru budur.</p>
<p>İnsanlar ve toplumlar için belirsizlik ve güvensizlik belirleyicidir. Eski Sovyet ülkelerinde güvensizlik ve belirsizlik tam manasıyla hayata hâkim. İnsanlar ne devlete, ne de birbirlerine güvenebiliyorlar. Gelecek endişeleri düne göre daha çok arttı. Yine söylüyorum, nasıl oluyorsa, ağır bir durumda olduklarını yüzlerinde, davranışlarında görmüyorsunuz.</p>
<p>Elbette sosyalist dönemden kalan, “<em>Bizim elimizden bir şey gelmez, olana razı olalım ve mevcut şartlara göre kendimizi ayakta tutalım</em>” görüşü herkeste var. Görüş değil, aslında mecburi kabulleniş. Bu varılmış karar, davranış kargaşasını önler. Netleşen duruma göre çizilen hareket alanı içinde kişilerin yapabilecekleri de sınırlıdır. “<em>Sovyet insan(lar)ı</em>”nın, kaba bir bencillikle alanlarını korumaya çalışırken, ne yaptıkları ve nasıl yaptıkları sosyal psikologlar için ilginç veriler saklar.</p>
<p>Bizde de flu alanlar az değil! Düşüncelere vurulan prangalar ve gelir dağılımı bozukluğu gibi doğurgan olumsuzluklar var. Sosyal hareketlilik ve çalkantılar var. Huzursuzluk sendromu’nu tetikleyen anlayış değişmeleri var. Evet bizde de çok şey değişti. Kültürümüz, ağırlıkla nesilden nesile aktarılan çok kuvvetli bir şifahi kültürdü. Teorik değildi, yaşanıyordu. Bu kültürü kaybettik. Kültür zaafı yüzünden, aldıklarımızı kendimize benzetemiyor ve hayatımızın malı yapamıyoruz. Yeni zamanlara göre bir kültür yaratıcılığı gösteremediğimiz de açık. Bunlar önemli problemlerimizdir.</p>
<p>Dolayısıyla insanımız değişti. Mesela, bulduğuyla yetinen <em>kanaatkâr insan tipi</em> yavaş yavaş hayatımızdan çekildi. O bir yaşama kültürüydü ve kaybettik. Türk’ün en büyük gücü, değişen şartlara uyum sağlamasıdır. Hareket halindeki bir milletin bu özelliği bulunduğu yere çakılı yaşayanlarda bulunmaz. Bu özelliğimiz henüz kaybolmamıştır. Değişime uğrayan temel özelliklere rağmen ayaktaysak bundandır. Peki o halde bu kargaşa, bu telaş, bu endişeli halin kırıp dökücülüğe dönüşmesini nasıl izah edeceğiz?</p>
<h2><strong>Belirsizlik bize göre değil</strong></h2>
<p>Biz açık milletiz. Yönetenlere ve uygulamalara bakarız. Dedikleri gibi olmayanlar bizi bozar. İkiyüzlülüğe alışmış görünmemize bakmayınız. Aradığımız netlik ve açıklıktır. İçimizdeki tembel şeytanı, kolaycılığı, fırsatçılığı uyandıran kuralsızlığın tetiklediği bu belirsizliktir.</p>
<p>Yönetenlerin günde on yalan söylediği yerde halkın yapacağı bellidir. Onların kavga ettiği yerde halkın ne düşüneceğini ve nasıl davranacağını kestirmek zordur. Kanunları, kuralları koyanlar bozuyorlarsa orada halkın yapacağı yine bellidir. Diyeceksiniz ki onları seçen de halk. Bu doğru, bize gerçeği tam vermez. Biz yukardakine bakarız. İmamın ne ettiği cemaati kat kat fazlasına iter. O argo atasözü bunu söyler. İmam dediğiniz baştakidir, baştakilerdir. Biz başa bakarız. Bizde balık, her zaman baştan kokar.</p>
<p>Herkesin diline ve haline dikkat etmesi gereken yerdeyiz. Şaşılacak o ki, hiç dikkat edilmeyen bir zamandayız. Her türlü konuşulabilir ve her türlü hareket edilebilir. Birileri için bu serbestlik vardır. Özellikle baştakiler için. Devletin başındaki kişi, sokak dilini utandıracak sözler edebilir.</p>
<p>Şu var ki hiç unutulmayacak yıkıcı gerçek de devrededir. Yerleşik düzene karşı hareket, yönetenlerden gelirse orada kargaşa kaçınılmazdır. Yıkmak kolaydır, yıkabilirler. Yapma enerjisi,  yıkmaya odaklı yaşayanlarda bulunmaz. Yaşadığımız budur. Asıl yıkılan dil ve uygun davranıştır. Devlet adamı kabadayı üslubuna özeniyor. Kabadayı argosu güzeldir fakat o seviyede, kabul edilemez bir seviyesizliktir. Devletin tepesinde kof efelenme boşluk ve kaos yaratır.</p>
<p>Huzursuzluğu, tedirginliği ve şiddeti besleyen de bu dildir diyene kolayına itiraz edilemez.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/">Vaziyet böyleyken böyle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/vaziyet-boyleyken-boyle/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</title>
		<link>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Onur Karadayı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2020 15:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Başkumandan]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Millet Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Tekalifi milliye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=20275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku. Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/">Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&amp;linkname=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftek-millet-bagis-ve-turk-milleti%2F&#038;title=Tek%20millet%2C%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%20ve%20T%C3%BCrk%20Milleti" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/" data-a2a-title="Tek millet, Bağış ve Türk Milleti"></a></p><p><strong>3 Temmuz 1919 Erzurum.</strong></p>
<p>Ilıca’ya 8 km. Erzurum’a girmek üzereydiler. 9&#8217;ncu Ordu Müfettişi Tümgeneral Mustafa Kemal, arabayı durdurdu. Şehre girmeden bir nefes almak istiyordu, girişine yakın mola verdiler. Yaver Muzaffer Kılıç ve Rauf Orbay Erzurum’un nemsiz havasına rağmen terlemişlerdi. Yüklendikleri görevin ağırlığının farkındaydılar. Geleceğin şekillenmesindeki görev ve sorumluluklarının yükü, ter olarak şakaklarından aşağı iniyordu. Alınlarındaki teri ellerinin tersiyle sildiler. Çıktıkları kurtuluş yolunda Mustafa Kemal ile birlikte yorulmamak üzere çalışacaklarına söz vermişlerdi. “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” kararı açıklandığında onlar da bu uğurda çalışacaklarına yemin etmişlerdi. Mustafa Kemal Paşa, otomobilin kenarına yaslanmış gök mavisi gözlerini ufka dikmişti. Alnı kırışmış, yüzünde, düşünceli ancak keskin bir bakış vardı. Bir müddet ufku seyretti. Erzurum bozkırlarına dalıp gitmişti.</p>
<h2>5 Temmuz 1919, Erzurum PTT Binası</h2>
<p>23 Haziran 1919’da Dâhiliye Nazırı Ali Kemal, bir genelge yayınlayarak Mustafa Kemal Paşa’nın görevden alındığını duyurdu. Bunun stresi altındayken Erzurum Kongresi toplanacaktı. Paşa gergindi. Kahve söylemişti kendine. Gelen kahvesinden evvela bir yudum aldı. Kahvenin telvesinin ağzında bıraktığı tadı bir süre damağında hissettikten sonra sigarasından bir nefes çekti ve âni bir hareket ile kalkarak sigarasını söndürdü. Yaveri Muzaffer Bey endişeli gözlerle, Paşa&#8217;ya baktı. Mustafa Kemal Paşa paltosunu sırtına geçirdi ve gidiyoruz dedi.</p>
<p>Yanındakiler ile birlikte Erzurum PTT Binasına geldiler. Muzaffer Bey’e “Siz binanın güvenliğini alarak binayı boşaltınız ve burada bekleyiniz.” dedi. Muhabere subayı Osman Bey’i de yanına alarak telgraf odasına çıktı. Sırasıyla Tevfik Paşa, sonra Galip Paşa ve daha sonra sadrazam Damat Ferit Paşa telgrafın başına gelerek Mustafa Kemal Paşa’ya ne istediğini sordular. Paşa, ısrarla “Zat-ı Şahane” ile görüşmek istediğini bildirdi. Bir saat sonra padişah telgrafın başına geldiğinde konuşma başlamıştı. Yapılan konuşmalarda Mustafa Kemal Paşa dört talebini “Zat-ı Şahane ”ye iletti. Bunlardan üçüne hemen cevap verilirken dördüncü talebine ise üç gün sonra cevap verileceği bildirildi. Bunun üzerine konuşma kesildi ve binayı terk ettiler.</p>
<h2>8 Temmuz’u 9 Temmuz’a bağlayan gece. (1919) Erzurum PTT Binası</h2>
<p>PTT Binası tamamen boşaltıldığı zaman Paşa’ya haber verildi. Haberi alır almaz, merdivenleri hızlı ve keskin adımlarla çıktı. Telgrafın başına geçtiği, İstanbul’a bildirildi. Dördüncü talebine cevap gelecekti. Paşa fevkalade gergindi. Bir sigarayı söndürmeden diğerini yakıyordu. Derken telgraf çalışmaya başladı. Şifreli metinler gelmeye başlıyordu. Bilgi akışı tamamlanınca şifreler çözülüp, metin olarak Paşa’ya sunuldu. Paşa, telgrafı eline aldığında üzerinde yazılanları okudu. Derhal İstanbul’a dönmesi emrediliyordu.[1] Bir an tereddüt etmeden yaz çocuk dedi:</p>
<p><em>9 Temmuz 1919, Erzurum </em></p>
<p><em>….Bu gaye-i mukaddese (kutsal amaç) için milletle beraber sonsuza kadar çalışmağa mukaddesatım (kutsal şeylerim) adına söz vermiş olduğum cihetle, pek âşıkı bulunduğum yüce askerlik mesleğine bugün veda ve istifa ettim. Bundan sonra millî ve kutsal gayemiz için her türlü fedakârlıkla çalışmak üzere sine-i millette (milletin bağrında) bir ferd-i mücahit (savaşçı kişi) suretiyle bulunmakta olduğumu tamimen arz ve ilan eylerim. </em>[2]</p>
<p>Mustafa KEMAL</p>
<p>Binaya gelirken general olarak gelmişti. Çıkarken kendini milletin bağrına emanet etmiş, sivil Mustafa olarak çıktı.</p>
<h2>10 Temmuz 1919, Erzurum</h2>
<p>Mustafa Kemal Paşa artık sivildi. Çok sevdiği asker üniformasını çıkarıp halkına sivil olarak hizmet edecekti. Takvimler yazı gösteriyordu ancak Mustafa Kemal’in etrafına sonbahar gelmiş, yaprak dökümü başlamıştı. Resmî görev bitince, geriye sadece gerçek dostlar kalacaktı. Rütbelerini kendi rızasıyla bir kenara bırakan Mustafa Kemal’in yanına Müfettişlik Kurmay Albayı Mustafa Dirik gelerek “<em>Paşam siz askerlikten istifa ettiniz. Benim bundan sonra bu vazifeye devam imkânım kalmadı. Müsaadenizle Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’dan askerî bir vazife isteyeceğim. Evrakı kime teslim etmemi emrediyorsunuz</em>.”[3] dedi.</p>
<h2>12 Temmuz 1919, Erzurum</h2>
<p>Kendisi hakkında yakalama emri çıkarılmıştı. Emir de Kâzım Karabekir Paşa’ya bildirilmişti. Mustafa Kemal, bu emrin Karabekir Paşa’ya gittiğini biliyordu. Karabekir Paşa, yanında bir bölük asker ile Mustafa Kemal Paşa’nın yanına geliyordu. Sinirler gergindi. Herkes tutuklama olup olmayacağını merak ediyordu. Millî mücadelenin kırılma anlarından biriydi. Kazım Karabekir Paşa kapının önüne gelerek durdu ve önemsiz bir şeymiş gibi sükûnetle: “<em>Emrinizdeyim Paşam! Ben, subaylarım  erlerim, kolordum, hepimiz emrinizdeyiz!</em>&#8221; dedi. [4]</p>
<h2>2 yıl sonra.</h2>
<h2>10 Temmuz 1921. Karacahisar</h2>
<p>Mustafa Kemal, Erzurum’dan ayrıldıktan sonra, Sivas Kongresi’ni yaparak Ankara’ya geldi. Meclis&#8217;in Ankara’da açılması için çabalarını tamamladıktan sonra sıra düzenli orduya gelmişti. Ankara hükümeti, siyasî varlığını kabul ettirdikten sonra sıra askerî varlığındaydı. 1. ve 2. İnönü muharebeleri kazanılmış sıra Eskişehir- Kütahya savaşına gelmişti. Türk ordusunu imha için Yunan ilerleyişi başlamıştı. Düzenli Yunan orduları karşısında, Türk Ordusu, geri çekilmek zorunda kalmıştı. Haber Mustafa Kemal’e iletildi.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, Karacahisar’a gelerek durumu yerinde gözlemledikten sonra, İsmet Paşa&#8217;ya, dört meşhur emrinden biri olarak tarihe geçen “<em>Orduyu Sakarya Nehri’nin doğusunda 100 km geriye çek!</em> ” emrini verdi.</p>
<p>Bu emri sonrası Meclis&#8217;te ciddi tartışmalar başladı. Meclis&#8217;in Kayseri’ye taşınması da dâhil olmak üzere birçok görüş ortaya atıldı. Bütün görüşmeler sonrası Mustafa Kemal’e ordunun başına geçmesi teklif edildi.</p>
<h2>4 Ağustos 1921, Ankara, Büyük Millet Meclisi.</h2>
<p>Yoğun tartışmalar sonrası Mustafa Kemal bir şart ile ordunun başına geçeceğini, gizli oturumda Meclis&#8217;e sundu. O da meclisin bütün yetkilerinin geçici süreliğine kendisi verilmesiydi.</p>
<h2>5 Ağustos 1921, Ankara, Büyük Millet Meclisi.</h2>
<p>13 red oyuna karşılık 169 kabul ile Mustafa Kemal Paşa, meclis tarafından Türk Ordularının Başkomutanı ilân edildi!</p>
<p>9 Temmuz gecesi, çıkardığı şerefli üniformasına aradan geçen 2 yıl 26 gün sonra tekrar kavuştu. Üstelik bu sefer tümgeneral değil başkomutandı. Sorumluluğu çok büyüktü. Karşısında Türk ordusunu tamamen imha etmek isteyen Yunan birlikleri vardı. Ordu, geri çekilmişti ve 30 bin kişi askerden kaçmıştı. Cephane, yoktu. Para, yoktu. Savaşmak için gereken hiçbir şey yeteri kadar yoktu. Türk halkı fakirdi ancak ordunun da savaşa hazır hâle getirilmesi gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa eksikleri tespit etti ve planlarını tamamladıktan sonra Türk Ordularının Başkomutanı olarak ilk emrini verdi!</p>
<h2>7 Ağustos 1921, Tekâlif-i Milliye Emirleri</h2>
<p>Sakarya Savaşı öncesi Ordu&#8217;nun eksiklerinin tamamlanması gerekiyordu. Bunun için ihtiyaç sırasına göre belirlenen 10 maddelik bir emir yayımlandı. Bu emirlere göre;</p>
<p>1. Her ilçede bir tane Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.</p>
<p>2. Vatanda her hane, birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayarak bu komisyonlara verecek</p>
<p>3. Ticaret adamlarının elindeki her türlü giyim eşyasının yüzde 40&#8217;ına el konacak ve bunların karşılığı daha sonra geri ödenecek.</p>
<p>4. Yiyecek ve giyecek maddelerinin yüzde 40&#8217;ına el konacak.</p>
<p>5. Halkın elindeki araçlar bir defa olmak üzere 100 km&#8217;lik mesafeye, ücretsiz askerî ulaşım sağlayacak.</p>
<p>6. Ordunun giyim ve iaşesine yarayan sahipsiz mallara el konulacak</p>
<p>7. Halkın elinde savaşta kullanılmağa elverişli silâh ve cephanenin üç gün içinde komisyona teslimi istenecek.</p>
<p>8. Akaryakıt ve yağları, vazelin, otomobil, kamyon lastiği, çeşitli yağlar ve yapıştırma malzemesi, telefon makinesi, kablo, pil. çıplak tel ve benzeri malzeme, sülfürik asit stoklarının %40&#8217;ının komisyonların emrine verilecek</p>
<p>9. Tüm demirci, dökümcü, nalbant, terzi ve marangoz gibi iş sahipleri ordunun emrinde çalışacak.</p>
<p>10. Halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyle kağnı arabalarının bütün donatım ve hayvanlarıyla birlikte binek ve top çeken hayvanlar, katır, deve, eşek miktarlarının %20&#8217;sine ordu noksanlarının ikmali için el konulacak.</p>
<p>İşte bu zor şartlar altında verilen emirler bunlardı.</p>
<div id="attachment_20296" style="width: 310px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-20296" class="wp-image-20296 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-300x233.jpg" alt="" width="300" height="233" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-300x233.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-1024x795.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028-768x596.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/04/IMG-20200404-WA0028.jpg 1156w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-20296" class="wp-caption-text">Askerlerimize sınırlı imkanlarıyla yemeni hazırlayan yemeniciler esnafı</p></div>
<h2>10 Ağustos 1921, Anadolu, Tekâlif-i Milliye Komisyonu</h2>
<p>Bayram, Balkan Savaşları&#8217;nda babasını kaybetmişti. Aklı tam kesmemekteydi. Hayatta tek tutunduğu dal ise annesi Zehra Ana’ydı. Zehra Ana, kendi el örgülerini ev ev gezerek komşularına gösterip, beğenenlere satarak geçimini sağlamaktaydı. Komşuları da durumlarını bildiklerinden her geldiğinde yardımcı olmak için muhakkak alırlardı. Zehra Ana, yine bir gün komşularından dönerken kurulan Tekâlif-i Milliye komisyonunu gördü. Bir memur yüksek sesle emirleri okumaktaydı. Ordu&#8217;nun, milletinin desteğine ihtiyacı vardı. Kayıtsız kalamazdı. Hızlıca evin yolunu tuttu ve ceviz ağacından yapılma sandığını açtı. İçinde kendi elleri ile ördüğü çoraplar ve kazaklar vardı. Bayram’ı için örmüştü ama ha Bayram ha Mehmet’ti! Oğluna teslim etti hepsini. Ederken de bir güzel nereye götüreceğini ve kime vereceğini, niçin vereceğini anlattı. &#8220;Mustafa Kemal Paşa&#8217;mız bizden asker giydirmemizi istemiş Bayram’ım, cephede Mehmet’imizin sırtı yalınken biz burada nasıl bunları giyeriz? Götür ver abilerin giysin, babanın kemikleri sızlamasın.&#8221; demişti.</p>
<p>Bayram kazakları, çorapları kutsal emanet sahiplenir gibi sahiplenerek hızlıca köyün meydanına koştu. Ellerindekileri görevli memurlara verdi. &#8220;Paşa&#8217;ma benden selam söyleyin, olur mu? Kurtarsın vatanı!&#8221; dedi. Memurlar, Bayram’ın gülerek yüzlerine baktığını görünce içleri burkuldu, bir şey diyemediler. Bayram, arkasını dönüp giderken durdu ve tekrar memurların önüne geldi. Ayağındaki yün çorapları çıkararak memurlara uzattı.  Bunları da alın dedi. Ben yalınayak da gezerim ama şehit babamın kardaşları yalın ayak gezmesin. &#8221; dedi.</p>
<p>Nasırlı ayakları ile soğuk toprağa bastı, bir asker selamı çaktı geldiği gibi geri dönerek evinin yolunu tuttu.</p>
<h2>Ekim 1927. Atatürk’ün Çalışma Odası</h2>
<p>Cumhuriyet ilan edilmiş, türlü zorluklara göğüs gerilmişti. Cumhurun başı olarak devletin temellerini güçlendirmeye çalışıyordu. İçeride, yeni kurulan Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar vardı. Bir yandan bunlarla uğraşırken bir yandan da Cumhuriyeti geleceğe taşıyacak olan eserinin son satırlarını yazıyordu. Cumhuriyet’in hep genç kalması gerekiyordu. Bu devlet kurulurken nice ihanetlerle kahramanlıkları birlikte görmüştü. Atatürk, ülkesini karış karış gezmiş milletini tanımıştı. Tehlikelere her daim hazır olması için onları her zaman diri tutacak uyarılarda bulunması gerekiyordu. Bu görevi de Cumhuriyet’in taşıyıcı kolonu olacak gençlere verecekti. Durdu, kahvesinden bir yudum daha aldı. Hafif kırlaşmış saçlarını geriye doğru tarayarak önünde duran kâğıtlara baktı. Erzurum’a girerken daldığı gibi yine ufka daldı. Bir müddet sonra gözleri hafif buğulandı ve peşi sıra çelikten bir pırıltı gelip gözlerine yerleşti. Dolma kalemini elini alarak Kurtuluş Savaşı’nı birinci ağzından anlattığı eserinin son sayfasını yazmaya başladı:</p>
<p>EY TÜRK GENÇLİĞİ!</p>
<p>BİRİNCİ VAZİFEN…</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>03.04.2020, Ankara.</h2>
<p>Koranavirüsü ile ilgili yeni tedbirlerin açıklanması</p>
<p>&#8220;<em>Her ne kadar CHP Genel Başkanı başta olmak üzere </em>kimi kesimler bu kampanyayı itibarsızlaştırmaya çalışmışsa da görüldüğü gibi milletimiz bu fitne odaklarına kulak vermemiştir. Hâlbuki bizim tarihimizde çok sayıda bu tür ve hatta daha ötesi dayanışma örnekleri vardır. Mesela Kurtuluş Savaşı başlarken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Tekâlif-i Millîye denilen 10 maddelik bir emir yayımlamıştır. Bu emirle milletimizin elinde bulunan silahtan cephaneye giysiden yiyecek içeceğe, makineden binek hayvanlarına kadar savaşta ihtiyaç duyulan hemen her malzemenin belirli bir oranı talep edilmiştir. Milletimiz bu dayanışma çağrısına mecburiyetin ötesinde bir gönüllülükle iştirak ederek, kendisinin ve evlatlarının geleceği için varını yoğunu devletine vermekten çekinmemiştir. Kendi tarihlerini bilmeyenler, bugün devletimizin yürüttüğü yardım kampanyasını dahi sabote etmeye çalışarak milletten ne kadar uzak olduklarını bir kez daha göstermişlerdir.&#8221;</p>
<h2>Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün izinde</h2>
<p>Hakkında idam kararı var, yakalandığı yerde idam edilsin deniyor. Buna rağmen bütün yetkilerini devrederek kendisini milletine vakfediyor. Gece uyumuyor, gündüz durmuyor mücadeleye devam ediyor. Gâh at sırtında gâh yayan cephelerde gezerek ordusunun başında savaşıyor. Neyi var neyi yoksa Türk Milletine veriyor. Uçurumun kenarındaki bir ülkeyi alıyor, modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruyor. Milletinin karşısına çıktığında göğsünü gere gere Türk Milleti diyor. &#8220;<em>Varlığım Türk varlığına armağan olsun</em>.&#8221; diyor. Varlığını Türk Milletine armağan eden bir liderin peşinden giden için; Türk Milletini anmaktan geri durmayanların çalışmalarını da çağrılarını da karşılıksız bırakmayan yine Türk Milletidir. Tarihini iyi bilmekte Atasının emanetine sahip çıkmaktadır. Bu yüzden karşılıksız kalan kampanyaların, bu millet nezdinden neden cevap bulmadığını yine cümle içinde bulmak gerekir. Çünkü biz ne bu milletiz, ne aziz milletiz, ne de tek milletiz! Biz, Atatürk’ün izinde, Türk ordularının ebedi başkomutanının emrinde her zaman göreve hazır korkusuz Türk Milletiyiz!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1)Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, S.94, Atatürk’ün istifasını bildiren genelge yayınlaması.</p>
<p>2)Atatürk&#8217;ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, A A M, Ankara, 2006. ISNB: 975-16-1682-4. Sayfa: 58</p>
<p>3) Haz. Selek, Salahaddin, Ulusal Kurtuluş Savaşı, C. 1, Mart 1970, s. 218-219; Karebekir, İstiklal Harbimiz, s. 62-64.</p>
<p>4) Şefket Sürayya Aydemir – Tek adam</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/">Tek millet, Bağış ve Türk Milleti</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tek-millet-bagis-ve-turk-milleti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
