<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hükümet arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/hukumet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/hukumet/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Apr 2025 11:23:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50171&#038;preview=true&#038;preview_id=50171</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab">Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&amp;linkname=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fyonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu%2F%23new_tab&#038;title=Y%C3%B6netim%20yetersizli%C4%9Fi%20ve%20kibir%20sendromu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab" data-a2a-title="Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab">Yönetim yetersizliği ve kibir sendromu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/yonetim-yetersizligi-ve-kibir-sendromu/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Madde madde</title>
		<link>https://millidusunce.com/madde-madde-2/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/madde-madde-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47203&#038;preview=true&#038;preview_id=47203</guid>

					<description><![CDATA[<p>AKP ve Recep Tayyip Erdoğan iktidarı, daha önceki hiçbir iktidarla mukayese edilemez. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/madde-madde-2/">Madde madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmadde-madde-2%2F&amp;linkname=Madde%20madde" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmadde-madde-2%2F&amp;linkname=Madde%20madde" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmadde-madde-2%2F&amp;linkname=Madde%20madde" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmadde-madde-2%2F&amp;linkname=Madde%20madde" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmadde-madde-2%2F&#038;title=Madde%20madde" data-a2a-url="https://millidusunce.com/madde-madde-2/" data-a2a-title="Madde madde"></a></p><p>1.AKP ve Recep Tayyip Erdoğan iktidarı, daha önceki hiçbir iktidarla mukayese edilemez.</p>
<p>2. AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla tescil edilmiştir. Bizatihi Erdoğan, Fethullah Gülen örgütüyle menzillerin aynı olduğunu ifade etmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı, tarikat bağlantılı birçok dernek ve vakıfla protokoller imzalamıştır; bunu bakanın kendisi bizzat söylemiştir. Daha önceki hiçbir iktidar döneminde bunlar olmamıştır.</p>
<p>3. Daha önceki hiçbir iktidar döneminde açılım / çözüm politikası uygulanmamış; bölücülük hiçbir zaman bu kadar görünür hâle gelmemiştir.</p>
<p>4. AKP iktidarından önce hiçbir zaman “Türk, Kürt, Çerkez, Arap…” denilerek Türk milleti parçalara ayrılmamış, Türk milleti etnik gruplarla bir ve eşit tutulmamıştır.</p>
<p>5. İlk kez bu iktidar döneminde TRT Şeş / TRT Kürdi adıyla bir kanal açılmış ve resmî dili Türkçe olan devletin bir kanalı Kurmanç lehçesine ayrılmış; ülkemizdeki bir lehçe, etnik bir grubun millet hâline gelmesine yol açacak şekilde devlet eliyle desteklenmiştir. Bu uygulama, bu destek hâlen devam etmektedir.</p>
<p>6. Daha önceki hiçbir iktidar döneminde ihale ile ilgili yasalar bu kadar değiştirilmemiş ve bu yolla kazançlar sağlanmamıştır.</p>
<p>7. Daha önceki hiçbir iktidar döneminde ülke varlıkları bu ölçüde yabancılara satılmamıştır.</p>
<p>8. Daha önceki hiçbir iktidar döneminde adaletin terazisi bu kadar yerinden oynamamıştır. Hiçbir dönemde yargıçlar ve savcılar iktidarın istediği kararı vermeme durumunda yerlerinden olacakları korkusuna kapılmamıştır. Hiçbir dönemde bir parti yönetiminin değişmesi mahkeme kararlarıyla engellenmemiştir ve nihayet hiçbir cinayet davasında suçlular bu kadar açık bir şekilde kollanmamıştır.</p>
<p>9. Daha önceki hiçbir iktidar, birbirinden tamamen farklı grup ve partilerle iş birlikleri yaparak ömrünü uzatmamıştır. Liberal solcular, Fethullahçılar, MHP, HÜDA PAR… Şimdi de sıra Özgür Özel’in CHP’sine gelmiştir.</p>
<p>10. Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti Devletidir, resmî dili de Türkçedir. Türkçeden başka hiçbir dil, resmî dil muamelesi göremez. İş yerlerindeki Arapça levhalar, doğrudan doğruya bu iktidarın sebep olduğu göçler dolayısıyla ortaya çıkmıştır. Bu göçler Türkiye’nin nüfus yapısını değiştirecek kadar yani Türkiye’yi Türk olmaktan çıkarak ölçüde büyük bir tehlike arz etmektedir. Türkiye’nin şu andaki en büyük sorunu budur ve bu sorunu da AKP iktidarı yaratmıştır. Buna karşı gösterilecek her türlü müsamaha tehlikenin boyutlarını artırır. Dolayısıyla bir muhalefet lideri şu veya bu gerekçeyle Arapça levhaları savunmamalıdır. Tam tersine tehlikeye dikkat çekmesi ve tehlikeyi yaratan bu iktidarı sürekli eleştirmesi gerekir.</p>
<p>11. Bir muhalefet liderinin görevi halktaki yanlış algıyı bahane olarak ileri sürmek değil, yanlış algıyı düzeltmektir. Arapça evet, Kur’an’ın dilidir ama bütün diller gibi Arap dili de en müptezel işler için kullanılabilmektedir. Muhalefetin görevi, örnekler göstererek bunu halka anlatmaktır.</p>
<p>12. CHP lideri Özgür Özel ve partinin ileri gelenleri, İYİ Parti’nin hür ve müstakil olarak seçimlere girmesini hep AKP’ye ve Erdoğan’a destek diye eleştirdiler. Şimdi aynı işi şu veya bu bahaneye sığınarak, normalleşme, yumuşama diyerek yapmaya hakları yoktur. Aldıkları oyun büyük bir kısmı AKP ve Erdoğan iktidarına karşı oldukları için kendilerine verilmiştir; bunu asla unutmamalıdırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/madde-madde-2/">Madde madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/madde-madde-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>180 yıl önceden gelen uyarı</title>
		<link>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Aug 2023 18:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[Risale]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onun Müntehabât-ı Âsâr (eserlerden seçmeler) adlı kitabı ölümünden sonra oğlu tarafından bastırılmış. Eserin içinde bir yazı var ki sanki bugünün siyasilerine hitap ediyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/">180 yıl önceden gelen uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&amp;linkname=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F180-yil-onceden-gelen-uyari%2F&#038;title=180%20y%C4%B1l%20%C3%B6nceden%20gelen%20uyar%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/" data-a2a-title="180 yıl önceden gelen uyarı"></a></p><p>180 yıl önce. 1840’lar, 1850’ler. Tanzimat döneminin önemli devlet adamlarından biri olan Sadık Rifat Paşa 1807-1857 yılları arasında yaşamış. Hariciye nazırlığı ve elçilikler yapmış. Döneminin devlet adamlarına da çekinmeden diyeceğini demiş.</p>
<p>Onun <strong><em>Müntehabât-ı Âsâr</em></strong> (eserlerden seçmeler) adlı kitabı ölümünden sonra oğlu tarafından bastırılmış. Eserin içinde bir yazı var ki sanki bugünün siyasilerine hitap ediyor. Yazının başlığı şöyle: <strong><em>İdâre-i Hükûmetin Bazı Kavâid-i</em></strong> <strong><em>Esâsiyyesini Mutazammın Risale.</em></strong> Başlığı bugünkü Türkçeye şöyle aktarabiliriz: Hükümet yönetiminin bazı temel kuralları hakkında risale.</p>
<p>Yeni Türk edebiyatı hocamız Mehmet Kaplan, asistanları İnci Enginün, Birol Emil ve Zeynep Kerman’la birlikte büyük işler yapmışlar. Bunlardan biri de her biri 600-800 sayfa tutan, beş ciltlik <strong><em>Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi</em></strong>. Sadık Rifat Paşanın yazısını da birinci ciltten okudum.</p>
<p>Bakalım Paşa, 280 yıl kadar önce neler yazmış. Bugünkü Türkçeye aktararak ve sadeleştirerek veriyorum:</p>
<p><strong>&#8220;Her devlet ve hükümetin hayatının esası ve bekası adalettir; çöküşünün ve yok olmasının esası ise zulümdür…</strong> Hükümetler halk için vardır, yoksa halk, hükümetler için yaratılmış değildir. Hükümet etmenin ilk şartı, adalet, sorumluluk ve kanunlara riayettir.</p>
<p><strong>Devlet ve asker, rical (devlet adamları) ile, rical ise mal ile bulunur. Mal da ahali ve tebaadan hasıl olur. Ahali ise adalet ve hakkaniyet ile düzenli hâle gelir…</strong></p>
<p><strong>Gaddar bir yönetim, hasımlarından çok kendi tebaasından çekinmelidir…</strong></p>
<p>Servet sahipleri tam bir güven hissine sahip olurlarsa para ve sermayelerini yatırım için kullanırlar ve bundan da devlet ve millet mamur hâle gelir. Eğer güven bulamazlarsa sermayelerini yatırım için kullanmazlar ve sadece korumaya çalışırlar. Bundan da umumi bir fayda elde edilemez.</p>
<p>Yönetim işlerinde en zararlı şey, mühim işlerin düzenlenmesindeki kararsızlıktır. Hükümetten zuhur eden pek çok fenalık, kötü tedbirlerden veya iyi tedbirlerde sebat edilmemesindendir…</p>
<p>Beşer tabiatına aykırı olan hüküm ve madde, sürekli olarak cari ve payidar olamaz. Velev bir vakit için cari olsa bile ancak cebrî kuvvetle devam eder; kuvvet ortadan kalkınca mahvolur. Tabiata aykırı olan şey de hiçbir zaman iyi olamaz…</p>
<p><strong>Sefahat ve ihtişamın artması bir devletin son bulmasına ve yıkılmasına yol açar. Çünkü devletlerde sefahat ve israf, maliyenin kuvvetini yok eder; mali kuvvet yok olunca da o hükümetin itibarına halel gelir… </strong>(Allah Allah, biz itibardan tasarruf olmayacağını öğrenmiştik.)</p>
<p>Bir hükümette ki fazilet ve adalet yoktur, onda hürriyet ve refah bulunması mümkün değildir…<strong> Zulüm hükümleri, düşmanlık tohumları eker ve onu da isyan biçer… İnsanların kalplerinde, bir devlet hakkında kin ve nefret oluşması, karışıklık ve fitnenin ortaya çıkmasına yol açar. Bu hâl de çoğunlukla yönetici ve avenelerinin halkı aşağılamasından ve halka hakaret etmesinden kaynaklanır… </strong>Fitneyi harekete geçiren şey, yöneticilerin insanlar hakkında kindar davranmaları ve yumuşamamalarıdır… <strong>Böyle devletlerde kötü</strong> <strong>adamlar iş başına getirilir ve övülür; iyi adamlar ise terk edilir ve yerilir.&#8221;</strong></p>
<p>Rahmetler olsun Sadık Rifat Paşa! O zaman da mı böyle yöneticiler varmış?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/">180 yıl önceden gelen uyarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/180-yil-onceden-gelen-uyari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî Düşünce Merkezi Duyurusu!</title>
		<link>https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jul 2023 19:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bakan]]></category>
		<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İki Gözüm Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Düşünce Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk dili ve edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Düşünce Merkezi'nin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Türkçe, İngilizce, Arapça ve Kürtçe olarak yaptığı bayram tebriği hakkındaki duyurusudur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/">Millî Düşünce Merkezi Duyurusu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-dusunce-merkezi-duyurusu%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Merkezi%20Duyurusu%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-dusunce-merkezi-duyurusu%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Merkezi%20Duyurusu%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-dusunce-merkezi-duyurusu%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Merkezi%20Duyurusu%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-dusunce-merkezi-duyurusu%2F&amp;linkname=Mill%C3%AE%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Merkezi%20Duyurusu%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilli-dusunce-merkezi-duyurusu%2F&#038;title=Mill%C3%AE%20D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20Merkezi%20Duyurusu%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/" data-a2a-title="Millî Düşünce Merkezi Duyurusu!"></a></p><h2><strong> </strong><em style="font-size: 16px;"><strong>Resmî Dilimiz Türkçedir Bay Şimşek!</strong></em></h2>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kurban Bayramı’nı dört dilde kutlamış: Türkçe, Kürtçe, Arapça, İngilizce.</p>
<p>Açılım sürecinin mimarı, FETÖ ile iş birliğinin heveskârı, yabancı istilasının sebepkârı olan AKP iktidarı, bu iktidarın Mehmet Şimşek adlı bakanı, şimdi de yabancı dillerde bayram tebriki yayımlayarak anayasanın değiştirilemez maddelerine karşı tavır koymuştur.</p>
<p>AKP iktidarının başı, bakanları, yöneticileri, destekçileri bilmelidirler ki Türkiye, Türk ülkesi, Türkçe de resmî dil olmaktan çıkarılamaz. TRT’de Kurmançça kanal açılması, andımızın okullardan kaldırılması, anayasanın değiştirilemez maddelerinin tartışılabileceğinin söylenmesi, yeni bir anayasadan söz edilmesi, Kürtçe, Arapça bayram tebriki… Bunların hiçbiri masum hareketler değildir. İktidar da destekçileri de kendilerine gelmeli, bu ülkenin bir Türk ülkesi, resmî dilinin de Türkçe olduğunu hatırlamalıdırlar.</p>
<p>Bir daha uyarıyoruz, kendinize gelin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>      MİLLÎ DÜŞÜNCE MERKEZİ</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/">Millî Düşünce Merkezi Duyurusu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milli-dusunce-merkezi-duyurusu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</title>
		<link>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emirhan Gençay Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 10:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[kakistokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[maraş]]></category>
		<category><![CDATA[nepotizm]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yetkililer iktidara gelme hevesi taşıyan partiler eğer gerçek bir yenilik yapmak istiyorlarsa, bataklığın üstünde uçan sinekleri öldürmeyi vaat etmekten öte bataklığı kurutmayı vaat etmelidirler.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/">Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&amp;linkname=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-degil-nepotizm-oldurur%2F&#038;title=Deprem%20De%C4%9Fil%2C%20Nepotizm%20%C3%96ld%C3%BCr%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/" data-a2a-title="Deprem Değil, Nepotizm Öldürür"></a></p><h2><strong>DEPREM DEĞİL, NEPOTİZM ÖLDÜRÜR!</strong></h2>
<p>Ülkemiz 6 Şubat 2023 tarihinde büyük bir deprem âfetiyle karşılaştı. Kahramanmaraş merkezli bu depremden 10 ilimiz önemli bir şekilde etkilenirken diğer illerimiz ise sallantıyı ciddi bir şekilde hissetiler. Milletimizin başı sağ olsun(!)Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Bu yazıda depremin özelliklerini vb. uzun uzadıya ele almayacağım. Zira şu sıralar neredeyse  bütün köşe yazılarının konusu depremin kendisini anlatır mahiyette yazılıyor. Bu yazıda ben nacizane deprem öncesi gerçekleşen ama kimsenin hissetmediği büyük bir depremi sizlere tanıtacağım. Zira Kahramanmaraş merkezli bu deprem bir artçı depremdir(bilimsel olarak bahsetmiyorum) bu depremi tetikleyen esas büyük deprem nepotizm (kakistokrasi) merkezli depremidir.</p>
<h2><strong>Dayı da Uncle, Amca da Uncle </strong></h2>
<p>Merak ettiğim bir husustur bu İngilizler neden dayılarına da uncle amcalarına da uncle derler? Hiç anlam veremezdim. Sonra diğer Avrupa dillerinde de bu akrabalık bağının aynı adla kullanıldığını fark ettim. Almancada dayı ve amca onkel, Fransızcada ise oncle şeklinde kullanılıyor. Bu diğer akrabalık bağlarında da böyle teyze ve hala aunt olarak ifade ediliyor. Bu hususta bilhassa klasik (veya eski) İngilizce üzerine biraz araştırma yaptım. Sonuç olarak şunu farkettim. Eskiden İngilizcede bu akrabalık bağlarını ifade etmek için farklı kelimeler varmış. Klasik İngilizce de amca için faedera dayı için ise eam kelimeleri kullanılıyormuş .Sonra zamanla bu kavramlar unutulmuş yerine  uncle kelimesi iki akrabalık bağını ifade etmek için kullanılır hâle gelmiş. Bu kullanımın yaygınlaşmaya başladığı tarih ise dikkatinizi çekerim hemen hemen  sanayi devrimi sonrası yıllardır. Peki sanayi devriminden sonra ne oldu?</p>
<p>+Şehirlerin nüfusu arttı. Sanayi sayesinde  büyük şehirler ve metropoller ortaya çıktı.</p>
<p>+Tren yollarının yapılmasıyla ulaşım sıkıntısı çözüldü.</p>
<p>+İşçi sınıfı ortaya çıktı.</p>
<p>+Mesai, haftalık izin gibi haklar zamanla ortaya çıktı.</p>
<p>+Özellikle Avrupa’dan Dünya’ya apartmanlaşma ve apartman hayatı kavramları yayıldı.</p>
<p>+Yeni bir sosyete kavramı ortaya çıktı.</p>
<p>+Şehir hayatıyla köy hayatı arasındaki fark gözle görülür düzeyde arttı.</p>
<p>Bu yukarıda saydığım bazı değişiklikler, maalesef Türkiye’ye hâlâ daha tam istenilen  mânasıyla (Avrupa’yla aynı seviyeye gelme anlamıyla) gelmiş kavramlar değildir. Peki bunların nepotizm ile alâkası nedir?</p>
<h2><strong><a href="https://sozluk.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">Nepotizm</a>: i</strong><strong>sim, Fransızca népotisme</strong></h2>
<h2><strong>Akraba ve yakın arkadaşları kayırma(</strong><strong>TDK)</strong></h2>
<p>Türk Dil Kurumu’nun tanımını yaptığı nepotizmin, en uygun yaşam alanı sıkı sıkıya girift bir bağ ile bağlanmış aile bağlarıdır. Türkçe de yukarıda karşılaştırılması İngilizce ile verildiğinde Türkçe de akrabalık bağlarını ifade etmek için kullanılan kelime sayısının ne kadar fazla olduğu hemen göze çarpar.</p>
<p>Örneğin: Bibi, hala, teyze, elti, yenge, görümce, birader, ağabey, kayınbirader, dünür, güvey, gelin, bacanak, sağdıç, kuma&#8230;(Bu <a href="https://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423933425.pdf" target="_blank" rel="noopener">bağlantıdan</a> Türkçe sözlükteki akrabalık adlarının tasnifi adlı Selim Emiroğlu’nun yazdığı makaleye ulaşabilirsiniz.)</p>
<p>Sanayi devrimini hakikaten ülkesinde yaşatmış olan Avrupa’nın lokomotif ülkelerinin (Birleşik Krallık, Almanya, Fransa) konuştuğu dillerde(İngilizce, Almanca ,Fransızca)  akrabalık bağlarını ifade eden kelimelerin bizdekine nazaran sığ olduğu göze çarpar. Bunun nedeni iyi şehirleşmenin ve doğru sanayileşmenin getirmiş olduğu şehirli aile yapısıdır. Bu aile yapısı Avrupa’da ve Amerika’da neredeyse  şu yıllarda 200.Yılına girmiş hâldedir. Bu tip aileler Gündüzleri işe giden ebeveynlerden ve okula giden çocuklardan oluşur .Akşam olduğunda  ise herkes diğer gün için dinlenir ve günlerini genellikle bu şekilde geçirirler. Bu aile yapısı şehirlerde apartmanlarda yaşar ve akrabalarıyla genellikle özel günlerde(dinî bayramlar) buluşurlar.</p>
<p>Peki tüm  bunların nepotizmle ne alâkası var öyle değil mi? Çok alâkası var sayın okuyucu. Senede ancak 2 defa görüştüğün geniş aile bireylerinle kuracağın samimiyetin derecesi, ancak tokalaşma seviyesinde kalacaktır. Senede iki defa görüştüğün kişiyi de kayıracak kadar tanımak mümkün değildir. Medeni  ülkelerde akrabalık bağları yerine güçlü dostluk bağları vardır(comunity amity).Bu dostluk bağları çeşitli düşünce kuruluşları ve klüpler etrafında şekillenir. Ve  bu topluluklara girmenin ve orada yükselmenin belirli şartları ve  liyakat ölçüleri vardır .Bu topluluklarda kişiler belirli vazifeler için hazırlanır veya eğitilirler. O kişiler bir makama oturduğunda, o makamın yükünü artık  omuzlayacak hâle gelmiştirler. Örneğin (Mason locası, Rottary Club, Rotaract Club, Lions Club, Büyük Klüp&#8230;) gibi fikir veya hizmet klüpleri bu amaca hizmet ederler. Türkiye’de ise bu durumun tam tersine aşiret veya Ankara’da dayı(gerçek uncle olmasa da olur ,ama gerçek uncleın ise ne mutlu(!)) ayarlama yolu tercih edilir. Bu durum ise akrabayı araya sokma, kayırma yoludur. Yani nepotizmdir. Soruyorum.</p>
<h2><strong>Temeli Çürümüş  Olan Üç Kelimelik  Kavramın Adı Nedir? Türk Aile Yapısı Doğru Cevap!</strong></h2>
<p><em>Millî Düşünce Merkezi’nin geçtiğimiz aylarda yaptığı şiddet konulu sempozyumunda sunduğum “Aile İçi Şiddetin Domino Etkileri” adlı sunuda bu konuya da dikkat çekmiştim. Sunumumun dosyasını ek olarak yazımın sonunda paylaşacağım. O sunumda bence en önemli konu köy derneklerinin doğurduğu kültürel şiddet ve nepotizm  konusudur. Temeli çürümüş bir bina nasıl ki ilk depremde yerle bir olacaksa Türk aile yapısı da her gün sallanmaktan ötürü elbet bir gün çökecektir. Hatta bu tarih hiç de uzak bir tarih değildir. Ama bu sevinilecek bir durum kesinlikle değildir. Neden mi? Bir binanın çürüdüğü anlaşıldığında o bina boşaltılıp yıkıldığında sonra yeniden yapmak en sağlıklı yoldur .Ama binanın çürüdüğünü fark edip yıkılması için deprem olmasını beklemek ölümcül sonuçlara sebep olur. Bu gün artık görüyoruz ki Türk aile yapısı modern Dünya’ya uygun değildir.</em></p>
<p><em>+Annenin dediği doğrudur</em></p>
<p><em>+Babanın sözü üstüne söz denmez</em></p>
<p><em>+Bizim münasip gördüğümüz en doğru olandır.</em></p>
<p><em>Bu cümlelerin kurulduğu bir ortam gelecekte bilimsel araştırmalar yapacak bireylerin yetişmesinin önüne set çekecektir. Çekmektedir . Hatta çekmiştir. Bu durumdan kurtulmanın ve bu yapının yıkılması için kültürel bir deprem beklemek bu yapının bir daha ortaya çıkamayacak şekilde yok olmasına sebep olabilir. Bizim şu zamanda yapmamız gereken şey Atatürk’ün cumhuriyet devrimlerinde yaptığı gibi ciddi bir kültürel devrim programı oluşturup. Oluşturulan programı ivedilikle gerçekleştirmektir. Atatürk şu sözünde bu konuya önem verdiğini göstermiştir.</em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-42648" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483-300x150.jpg" alt="" width="494" height="247" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483-300x150.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/483.jpg 625w" sizes="(max-width: 494px) 100vw, 494px" /></p>
<p>Buradaki sosyete kelimesi bizim anladığımız manada jet sosyete  değil, Türk milletinin şehir kültürünü benimsemesi gerektiğini savunan bir cümledir. Ama maalesef hiçbir parti ya da yetkili bu işi fark etmemektedir. Olsun! Biz enkazdan ceset çıkarmaya alıştık. Bu yapıda çöktüğünde oturur  milletçe yine  ağlarız&#8230;</p>
<h2><strong><em>Özetle</em></strong></h2>
<p>Yazımın giriş paragrafında bilimsel olmayan bir tabirle belirtiğim Kahramanmaraş depremi bir artçı depremdir sözünün ne anlama geldiğini, Millî Düşünce Merkezi’nin kıymetli okuyucuları buraya kadar yazdıklarımdan kanaatimce hissetiler. Nepotizm depremi bizim ülkemizi ilk defa vurmuyor. Çandarlı Halil Paşa’nın akrabalarını devlete sokmasından, 1.Selim’in sırdaşı ve veziri Hasan Can’ın oğlu olan Hoca Sadettin Efendi’nin ilmiyenin başı seçildiğinde önemli yerlere kendi oğullarını ve akrabalarını müderris ve kadılığa atamasından, 2.Mustafa’nın hocası Feyzullah Efendi’yi kayırması bundan sonraysa Feyzullah Efendi’nin ise kazaskerlik ve kadılık makamlarına iki oğlunu getirdiği yılardan  günümüz hükûmetini destekleyenlerin oğullarını, kızlarını ve yeğenlerini bir yerlere yerleştirmesine gelen bilmem kaç yüzyıllık olaylar silsilesinin içindeyiz.</p>
<p>Bu olaylar silsilesinin kesildiği dönemler incelendiğinde ise görürüz ki, ne zaman nepotizm duraklama devrine girmiş, Türk devleti yükseliş veya yeniden kuruluş devrini yaşamıştır. Eğer Çandarlı Halil Paşa idam edilmeseydi Fatih Sultan Mehmet gibi bir lider kendini altın harflerle tarihe yazdıramazdı. Bu gün biz ülkece enkazlar başında bir umut arıyorsak. Nepotizmi duraklama devrine sokmalıyız, hatta nepotizm, bir daha çarklarını bu kadar hızlı döndüremesin diye bir iki yere çomak sokmak zorundayız! Yetkililer iktidara gelme hevesi taşıyan partiler eğer gerçek bir yenilik yapmak istiyorlarsa, bataklığın üstünde uçan sinekleri öldürmeyi vaat etmekten öte bataklığı kurutmayı vaat etmelidirler. Ama şöyle bir gerçek vardır ki bu bataklık bir yerde kurutulsa ,kuruyan bataklığın yakınlarında bir yerde yeniden toprak üstüne sızmaya ve insanları içine çekmeye başlayacaktır. Önemli olan burada devletin bürokrasisini ayakta tutmaktır. Bir sonraki seçimi düşünen hiçbir siyasi yeniden ortaya çıkacak bu bataklıkları görmekte zorluk çekecektir. Çünkü  orman içinde bir bataklığı kurutan siyasi, bataklıkların sadece orman içinde oluşabileceğine inanır. Onu ovada da bataklık  olduğuna ikna etmek için ovadaki bataklıktan gelen sineğin onu sokması gerekir. Bunun yakın dönemdeki en bilinen örneği 15 Temmuz darbe girişimidir. Bu gün FETÖ yok ama başka FETÖ’ ler yok değiller. Ama siyasilerin başka FETÖ’ lerin olduğuna inanması için en iyi ihtimalle bir sinek vızıltısına daha ihtiyaç duyacağa benziyoruz. Hülasa Deprem değil, bina değil  binaların yapımına göz yuman nepotizm öldürür. Ölme artık Türkiyem&#8230;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Millî Düşünce Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Şiddet konulu Sempozyumda sunduğum bildiri: <a href="file:///C:/Users/123/Desktop/Sempozyum%20Haz%C4%B1rl%C4%B1k%20Sunumu.pdf">Sempozyum Hazırlık Sunumu.pdf</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/">Deprem Değil, Nepotizm Öldürür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deprem-degil-nepotizm-oldurur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölçülecekse biz ölçeriz, size ne oluyor!</title>
		<link>https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38958&#038;preview=true&#038;preview_id=38958</guid>

					<description><![CDATA[<p>İktidar hiç hata yapmadığı için Türkiye uçmaktadır. Daha doğrusu, bu kadar mükemmel bir iktidarın yönetiminde, Türkiye’nin uçmaktan başka bir seçeneği yoktur. Ufak tefek teklemeler varsa bile onlar dış güçlerdendir, hâşâ iktidarın kusuru değildir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/">Ölçülecekse biz ölçeriz, size ne oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Folculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor%2F&amp;linkname=%C3%96l%C3%A7%C3%BClecekse%20biz%20%C3%B6l%C3%A7eriz%2C%20size%20ne%20oluyor%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Folculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor%2F&amp;linkname=%C3%96l%C3%A7%C3%BClecekse%20biz%20%C3%B6l%C3%A7eriz%2C%20size%20ne%20oluyor%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Folculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor%2F&amp;linkname=%C3%96l%C3%A7%C3%BClecekse%20biz%20%C3%B6l%C3%A7eriz%2C%20size%20ne%20oluyor%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Folculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor%2F&amp;linkname=%C3%96l%C3%A7%C3%BClecekse%20biz%20%C3%B6l%C3%A7eriz%2C%20size%20ne%20oluyor%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Folculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor%2F&#038;title=%C3%96l%C3%A7%C3%BClecekse%20biz%20%C3%B6l%C3%A7eriz%2C%20size%20ne%20oluyor%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/" data-a2a-title="Ölçülecekse biz ölçeriz, size ne oluyor!"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Bir akıl hastalığı olan siyah-beyaz sendromu bizim iç siyasetimizde hâkim. Ne konuşuyorsak, hangi olaydan, hangi partiden, hangi siyasiden bahsediyorsak o ya apaktır yahut kapkara. Öyle düşünmüyor musun? Yoksa sen öbür taraftan mısın? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biliyorsunuz Hazreti Peygamber, hata yapmıştır. Kur’an’da- benim kıt bilgimle- bir defa, hadislerde birden fazla yerde onun hataları anlatılır. Fakat siz hiç siyasî liderlerimizin hata yaptığını duydunuz mu? Galiba bir kere “Allah ve milletim affetsin!” diye bir şey telaffuz edilmişti. Ama o da aslında hata değildi.  Herkesi kendi gibi dürüst bildiğinden maruz kaldığı masum bir aldatılmaydı. </span></p>
<h2>Akıl sağlığımız tehlikede</h2>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidar hiç hata yapmadığı için Türkiye uçmaktadır. Daha doğrusu, bu kadar mükemmel bir iktidarın yönetiminde, Türkiye’nin uçmaktan başka bir seçeneği yoktur. Ufak tefek teklemeler varsa bile onlar dış güçlerdendir, hâşâ iktidarın kusuru değildir. Nitekim Batı ülkeleri bizden vahim durumdadır. Bakınız Almanya’da enflasyon azmış, yüzde yediye tırmanmıştır. ABD de onu takip ediyor. Bizde gerçi bunların on katı civarındadır ama onların yüzde 7 veya 8 enflasyonu kadar vahim değildir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu garip söylemler, zararlı olmaya zararlı. Fakat ülkenin düşünme, akıl yürütme sağlığında sebebiyet verdikleri yıkım, bu abuk lafların tek başına yaptığı tahribattan daha büyük. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, bu akla ziyan tutum ve duruş yüzünden olayları ve sıkıntılarımızı tartışamıyoruz. Bir bakkal dükkânında da, bir şirkette de, bir devlet dairesinde de, devletin tepesinde de yanlış yapılabilir. Biz de her insan gibi hata yapıyoruz. Fakat maalesef, hatamızı görüp, eleştirip, düzeltemiyoruz. Bir tarafın her yaptığı mükemmel, öbür tarafın her yaptığı berbat olunca, yapılanları değerlendirmek, hatayı bulup düzeltmek, doğruyu görüp teşvik etmek mümkün değil. ‘Ben şahsım’dan ve ‘onlar’dan bağımsız, gerçeği şöyle karşımıza alıp ona dışarıdan ve birlikte bakmamız mümkün değil. Çünkü olup biten, objektif gerçeklikten çıkıp insanların şahsiyeti haline geliyor. Gerçeği şahsiyetlerden ayırt edemeyince “tenkit eşittir hakaret” denklemi devreye giriyor. </span></p>
<h2><b>Ölçemezsen iyileştiremezsin</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetim biliminde sık dile getirilen bir ilke vardır: Ölçemezseniz iyileştiremezsiniz. Tabii bütün bunlar yapılan ölçümün sonucuna hepimizin güvenmesine bağlı. Hatayı görünce, çoğu zaman düzeltmek için özel tedbir almaya gerek kalmıyor. Sadece ölçmek ve ölçümün rakamlarını paylaşmak, hataların yüzde yetmiş- seksen oranlarında giderilmesine yetiyor.  Tabii hatanın da falanın hatası, filancanın kusuru diye değil, sadece “hata” diye değerlendirilmesi şartıyla.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir Yönetim Bilimi kitabında, Excel programının yönetimde ne kadar yararlı olduğunu okumuştum. Sebep, yöneticilerin, bu program sayesinde, “Ne yaparsak ne olur?” analizlerini, perdeye yansıttıkları tablolara bakarak birlikte değerlendirebilmeleriydi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat ölçülecek şey hatasız bir kulun eylemi ise bu mümkün mü? Ölçtüğünüz olgu onun şahsiyeti ise bu mümkün mü? Ölçüm onun dediğinden farklı çıkarsa bu ona hakaret olmaz mı? Hakaret de suçtur, hatta terördür; değil mi? </span></p>
<h2><b>TÜİK ve gerisi </b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef abartmıyorum. Bakınız, TÜİK’in verdiği enflasyon rakamlarından farklı enflasyon rakamı vermek, kanunen suç hâline getirilmek üzereymiş. Enflasyondan bahsedecekseniz, ağzınızı açmadan önce bulgularınızı TÜİK sansüründen geçirmeniz lazım imiş. Buyurun, okuyun:</span></p>
<p><a href="https://www.karar.com/ekonomi-haberleri/tuikten-tartisma-yaratacak-duzenleme-izinsiz-rakama-hapis-1660964" target="_blank" rel="noopener">Bağlantı için tıklayınız.</a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Standart and Poors gibi, Moody’s gibi derecelendirme kuruluşlarının da bize karşı kötü niyetli davranıp notumuzu kırdığını biliyorsunuz. Onun için biz, yerli ve millî, söz dinleyen bir derecelendirme kurumu oluşturup onun verdiği sonuçlar dışındaki sözleri yasaklamalıyız. Türkiye’nin kredi notu kesinlikle: AAA+. Değildir demek 1 ilâ 3 yıl arasında hapsi gerektirir. Tıpkı TÜİK’inkinden başka enflasyon rakamı verenlerin hapsi gibi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim anketleri de enflasyon yasağını izleyeceğe benzer. Kamuoyu araştırmalarının yasaklanması, bunları yapanların cezalandırılmasından söz edilmeye başlandı bile. Kamuoyu araştırma sonuçlarını da filtreleyip düzeltecek bir kuruma ihtiyaç duyacağız. “Yanlış ve halkı yanıltıcı” sonuç ilan eden şirketler kapatılıp, yöneticileri hapse mahkûm edilebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sonraki adım, seçim sonuçlarının da denetimden geçtikten sonra geçerlik kazanmasıdır. Bunun için de söz dinleyen bir kurum oluştururuz ve gereksiz şüphelerden kurtuluruz. Suriye’de, Kuzey Kore’de ve daha nice ülkede iktidarlar nasıl %99 oy alıyor dersiniz? Oralarda da iktidarlar apak, muhalifler kapkaradır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/">Ölçülecekse biz ölçeriz, size ne oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/olculecekse-biz-olceriz-size-ne-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taksi ne olur beni evime götür</title>
		<link>https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Arap]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Rant]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı]]></category>
		<category><![CDATA[taksi]]></category>
		<category><![CDATA[UKOME]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38838&#038;preview=true&#038;preview_id=38838</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazarımız İskender Öksüz, Türkiye'deki büyük şehirlerde ve özellikle de İstanbul'da terörize olmuş bir soruna parmak basıyor: Taksiciler... İktidarın da duruma dâhil olmasıyla kangrene dönüşen bu durumun adeta bir rant savaşı hâline geldiğine vurgu yapan yazar, çözüm önerisini de ihmâl etmiyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/">Taksi ne olur beni evime götür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftaksi-ne-olur-beni-evime-gotur%2F&amp;linkname=Taksi%20ne%20olur%20beni%20evime%20g%C3%B6t%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftaksi-ne-olur-beni-evime-gotur%2F&amp;linkname=Taksi%20ne%20olur%20beni%20evime%20g%C3%B6t%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftaksi-ne-olur-beni-evime-gotur%2F&amp;linkname=Taksi%20ne%20olur%20beni%20evime%20g%C3%B6t%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftaksi-ne-olur-beni-evime-gotur%2F&amp;linkname=Taksi%20ne%20olur%20beni%20evime%20g%C3%B6t%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftaksi-ne-olur-beni-evime-gotur%2F&#038;title=Taksi%20ne%20olur%20beni%20evime%20g%C3%B6t%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/" data-a2a-title="Taksi ne olur beni evime götür"></a></p><p>Gazetelere geçen bir haberdi. İstanbul’da, hastaneden çıkan yaşlı bir teyze, taksilere yalvarıyordu: “Taksi, ne olur beni evime götür.” Fakat yüce hazreti taksi, sözde taksi esnafı, teyzenin gideceği mesafeyi beğenmediği için bu yalvarışa cevap vermiyordu. Problemin mesafede oluşu gazetenin yorumuydu bence.</p>
<p>Bir Ankaralı olarak bundan on yıllar önce, İstanbul’da insanların geçen taksilerin penceresine eğilip sürücülere gidecekleri yeri beğendirmeye çalışmalarını hayretle izlemiştim. Bunun öfkesiyle olacak, AŞTİ’de bir taksinin kapısını açarken, şoförün, “Nereye?” sorusuna sertçe “Sana ne?” diye çıkıştığımı hatırlıyorum. (Garip değil bu cevap. Bavulum yerleşir, ben otururum, araba hareket eder- zaten tek çıkış yolu var- nereye gideceğimi ondan sonra söylerim.)</p>
<h2><strong>Başka ülkelerde rantiye taksi var mı?</strong></h2>
<p>Bu on yıllar önceydi. Şimdi durum büsbütün değişmiş. Eminönü’nde, meydanda, üç taksi bekliyor. Her birine tek tek gidiyorum- birinin kapısı açık- fakat içinde şoför yok. Şoför olduğunu tahmin ettiğim zata, “Bu arabanın şoförü nerede?” diye soruyorum, omuzlarını kaldırıp ellerini iki yana açarak, bilmiyorum işareti yapıyor. Nihayet, yanımdaki engelli arkadaşıma acıyan ve oranın taksisi olmayan bir başka araba bizi alıyor. “Bunlar ne yapıyor? Uyuşturucu ticareti mi?” diye soruyorum.  “Hayır” diyor “Arap bekliyorlar.”. Eh tıpkı bizim ekonomimiz gibi!</p>
<p>Taksi sistemine bir daha bakmamızda yarar var. Benzeri başka ülkelerde var mı, bilmiyorum. ABD’de, İngiltere’de yok. Bizim mevcut sakat yapımızın aklı başında bir memlekette hayatını devam ettirdiğini öğrenirsem çok şaşarım. Mesela ABD’de şehir çapında çalışan taksi şirketleri vardır. Bizim taksilerin rengini kopyaladığımız Sarı Taksi (Yellow Cab) bunlardan sadece biridir. Londra’da taksi şoförleri Londra’nın bir noktasından diğerine en kısa hangi yolla gideceklerinin sorulduğu sıkı bir sınavdan geçirilir. Şimdi Google devrinde bu sınav ne oldu bilmiyorum.</p>
<h2><strong>Rantiyelik için nas var mı?</strong></h2>
<p>Bizde taksi esnafı diye bir esnaf grubu sadece lafta var. Eskiden vardı. Fakat hızla yok oluyor. Mevcut bir esnaflık işi değil. Plaka kapitaline dayanan bir rant düzeni. Taksi ama illa plaka sahipleri genellikle evlerinde oturuyor. İlla plaka diyorum, çünkü o plakaların fiyatı, otomobil fiyatlarının çok üstünde.  Bu rantiyeler, arabaları şoför olarak çalıştırdıkları bir-iki adama veriyorlar. Genellikle iki adama, çünkü bu iki vardiyayla daha fazla gelir elde ediliyor. Bazıları ise şoförün yüzünü görmeden plakalarını “kiralıyor”. Kiralamayı, plaka kapitalistinin vekalet verdiği biri, genellikle bir otomobil galerisi yapıyor.</p>
<p>Faizin nasla yasaklandığını söyleyenlerin bu mekanizmaya da bir bakmalarını tavsiye ederim. İşin özü, “insanın iki eliyle kazandığından gayrı” bir gelir elde etmemesi değil midir? Rant, riba ile aynı şey değil mi? Fakat faize karşı kükreyenler rantı bağrına basıyor. Ama, Buharî’de taksi plakası yoktu değil mi!</p>
<p>Son tahlilde, taksicilik bir tekel, daha doğrusu bir oligopoli işi. Devlet sektöre girişi, piyasaya bırakmıyor, yapay yollarla sınırlıyor. Böylece plaka kapitalistleri, plaka rantiyeleri cari kazançlarını emniyete alıyorlar. Bir taraftan da ellerindeki rant aracını, devletçe sınırlanmasından başka hiçbir değeri olmayan T harfli plakalarının değerini koruyorlar.</p>
<p>Peki neden Arap bekliyorlar? Çünkü Arapları kandırıyorlar. Taksimetreye düğme bağlayıp daha fazla yazmasını sağlayanlar mı istersiniz, yazan rakamın TL değil Euro olduğunu söyleyenler mi… Veya Arab’a nereye gideceğini sorup fiyatı kendi belirleyenler mi…</p>
<p>Sonuçta çifte kazanç var. Hem daha fazla gelir sağlanıyor, hem de arabanın kilometre saatinin gösterdiğinin dışında, fazladan bir gelir elde ediliyor. Bu yolla kira değil de ortak kazanç yoluyla çalışan plaka rantiyesine de birazcık kazık atılıyor.</p>
<h2><strong>Müsebbip ve çözüm</strong></h2>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki taksi yokluğunu gidermek için bilmem kaçıncı defa yeni plaka verme teklifini UKOME denilen ve iktidar kontrolündeki kurula getiriyor ve kaçıncı defa ret alıyor. Galiba İstanbulluların çektikleri eziyetten muhalefetin elindeki Büyükşehir belediyesini sorumlu tutacaklarını sanıyorlar. Fakat halk bu derece akılsız değil. “Taksi beni ne olur beni evime götür.” diye yalvaran teyze de bu rezaletin müsebbibini biliyor. Halkın tamamı da.</p>
<p>Başka ülkelerde seçilmiş yönetimlere saldırılmasını, haklı olarak, demokrasiye tecavüz diye değerlendiren ve yapanları – hiç olmazsa birkaç yıl boyunca- affetmeyen iktidarımız, seçilmiş yönetim kendilerinden değilse, aksini yapmakta bir beis görmüyor. Halk iradesi mukaddestir; bizi seçtiği sürece. Başkasını seçmeye görsün, cezalandırırız, eziyet ederiz, göz açtırmayız. Ta ki seçmen bizden başkasına oy verilmeyeceğini öğrensin.</p>
<p>Musibetler, insanın aklına yeni çözümler getirir.</p>
<p>Taksilerde plaka sahibinden başkasının çalışmasını yasaklasak? Veya daha namuslu bir çözüm: Plaka kısıtını kökten kaldırsak. Belki İngiltere’deki gibi bazı sınavlardan ve bazı filtrelerden de geçmek şartıyla isteyen taksicilik yapabilse. Uber ve benzerleri gibi farklı sistemler, şirketler de bu alana girebilse. Bütün sokaklar taksi dolar diyeceksiniz. Hayır dolmaz. Bakkal veya kasap veya manav sayısında kısıtlama var mı? Yok. Her taraf bakkal, kasap, manav mı doldu?</p>
<p>Kesin olan şu: Sıkıntı kalmaz. Edepsizlik ve rantçılık biter.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/">Taksi ne olur beni evime götür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/taksi-ne-olur-beni-evime-gotur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl bir Cumhurbaşkanı adayı?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 16:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı adayı]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38025&#038;preview=true&#038;preview_id=38025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderlik ve devlet adamlığı özelliklerinden birisi olan “yalan söylememek” listenin en başında olmalı… “Yalan söylememek” listenin başında olunca da özellikler listesini istediğiniz kadar kısaltın buna uygun bir tane siyasi lider ismi çıkaramazsınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab">Nasıl bir Cumhurbaşkanı adayı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnasil-bir-cumhurbaskani-adayi%2F%23new_tab&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20aday%C4%B1%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnasil-bir-cumhurbaskani-adayi%2F%23new_tab&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20aday%C4%B1%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnasil-bir-cumhurbaskani-adayi%2F%23new_tab&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20aday%C4%B1%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnasil-bir-cumhurbaskani-adayi%2F%23new_tab&amp;linkname=Nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20aday%C4%B1%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnasil-bir-cumhurbaskani-adayi%2F%23new_tab&#038;title=Nas%C4%B1l%20bir%20Cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1%20aday%C4%B1%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab" data-a2a-title="Nasıl bir Cumhurbaşkanı adayı?"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab">Nasıl bir Cumhurbaşkanı adayı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/nasil-bir-cumhurbaskani-adayi/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben yörüğüm! Ben devletimi istiyorum!</title>
		<link>https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2021 18:30:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangını]]></category>
		<category><![CDATA[Yörüğüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=34212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski AKP'li bir tanıdığım şikâyet ediyordu: "Yangını önlemenin tekniğini konuşamıyoruz. İnsanlar öfke içinde, öfke hâkim." Ona soramadım, ortam müsait değildi. Cevabını bildiğimiz soru şu: Acaba neden?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/">Ben yörüğüm! Ben devletimi istiyorum!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum%2F&amp;linkname=Ben%20y%C3%B6r%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%21%20Ben%20devletimi%20istiyorum%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum%2F&amp;linkname=Ben%20y%C3%B6r%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%21%20Ben%20devletimi%20istiyorum%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum%2F&amp;linkname=Ben%20y%C3%B6r%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%21%20Ben%20devletimi%20istiyorum%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum%2F&amp;linkname=Ben%20y%C3%B6r%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%21%20Ben%20devletimi%20istiyorum%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum%2F&#038;title=Ben%20y%C3%B6r%C3%BC%C4%9F%C3%BCm%21%20Ben%20devletimi%20istiyorum%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/" data-a2a-title="Ben yörüğüm! Ben devletimi istiyorum!"></a></p><p>Bir önceki yazımda, kültür bir insan ömründe inşa edilemez demiştim. İster bir kişi, ister bütün bir toplum gayret etsin, kültür, bir ömürde yapılanamıyor. Kültüre ancak nesilden nesile aktarılarak, üst üste konularak, biriktirilerek, işlenerek ulaşılıyor. O zirvelere ancak böyle tırmanılıyor.</p>
<p>Gerçek dağların zirveleri gibi, çıkmak zor ama gerisin geri düşmek kolay.</p>
<p>Bundan yarım asır önce, yönetim biliminde &#8220;<em>kurum kültürü</em>&#8221; denilen şeyin ne kadar önemli olduğunu okuyunca hayret etmiştim. Fakat bu tespit, birçok şeyi de açıklayıveriyordu. Üniversite deyince dünyada niçin Harvard, Yale, Oxford, Cambridge her zaman tepelerde anılır? Yurt içinde niçin ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ ve daha birkaçı? Niçin dünyada ordu deyince akla öncelikle Türk ordusu gelir? Türkiye&#8217;nin en güzide kurumları sayılırken niçin Dışişleri ilk akla gelenlerdendir? Çünkü bunların arkasında bir kişi, bir nesil değil; nesiller ve ömürler; nesilleri ve ömürlerin birikimiyle inşa edilmiş kültür var. Tıpkı milletlerin kültürü gibi kurumların da kültürü&#8230;</p>
<p>Ve az önce söylediğim gibi kurmak zor, yıkmak kolaydır. Üniversitelerimizin hızla düşüşte olduğunu yazmayan kalmadı. Eyyyy esasına göre yönetilen dışişlerimiz de pek parlak görünmüyor.</p>
<h2><strong>Yanan ormanlar, çöken kurumlar</strong></h2>
<p>Evi, tarlası, bağı, hayvanları yanmış köylülerin videolarını seyrediyorum. Buyurun bir tane de siz seyredin:  Her şeyini kaybetmiş çiftçi haykırıyor: <em>Ben yörüğüm, hükümet istemiyorum, devletimi istiyorum!</em> Çiftçi &#8220;hükümet&#8221; derken hükümeti değil- hükümetsiz devlet olmaz- yangına çayla giden siyasîleri kastediyor. Yörüğün aradığı devlet de bir kurumdur. Devlet; kurumlara dayanan, kurumlar üstünde yükselen kurumların kurumudur. Onun da nesillerin mirası bir kültürü vardır. O kurumları çökertirseniz, tekrar kurmak, yeniden yükseltmek nesiller alır. Son tahlilde milletlerin gücü de zenginliği de kültüre dayanır: Milletin, devletin ve kurumlarının kültürüne… Geri kalmışların bir türlü kalkınamaması bundandır. Üstünlük ve refahın asırlarca sürmesi de…</p>
<p>Kurumların bir amacı vardır. Yönetim biliminde amaca bazen &#8220;misyon&#8221; deniyor. Kurumu kuranın, yönetenin yapması gereken; kurumun bütün mensuplarını, tepeden tırnağa o amaç etrafında kilitlemektir. İşte o kilitlenme, kurum kültürü ile hedefi yücelten ve her mensubu saran ruh ile sağlanır. Çoğu insanın sandığı gibi denetimle değil. Kurum kültürü, her ferdin içine bir denetim elemanı yerleştirir. İslamiyet&#8217;te &#8220;takva&#8221; denilen şey de budur. Dıştan gelen yap, yapma talimatları değil, gönüllere yerleşen kontrol memuru.</p>
<h2><strong>Kurumların çöküşü</strong></h2>
<p>Kurumlara siyaset, nepotizm, kayırmacılık girince hedef yok olur. Çalışanların dikkati artık kurumun yapması gerekende değil, kimin hangi torpille girdiğinde, nereden ne avantaj sağlanacağında, kendilerini bu işe sokanlara nasıl çıkarlar sağlayabileceklerinde, başka hangi yandaşları işe alabileceklerindedir. Bir arkadaşım anlattı. Orman Mühendisi akrabası, yangından birkaç hafta önce istifa etmiş. Sebebi, &#8220;<em>Mühendis çalışanlara talimat veremiyor. Çünkü birçoğunun parti teşkilatından torpili var.</em>&#8221; Başında bulunduğum bir kurumda da aynı olayı gözlemiştim. Çalışanların morallerinin ve işlerine bağlılıklarının sarsılmasına bir kişinin, sadece bir kişinin yukarıdan torpille bir noktaya tayin edilmesi yetmişti. İşte böyle çökülür.</p>
<p>Eski AKP&#8217;li bir tanıdığım şikâyet ediyordu: &#8220;<em>Yangını önlemenin tekniğini konuşamıyoruz. İnsanlar öfke içinde, öfke hâkim.</em>&#8221; Ona soramadım, ortam müsait değildi. Cevabını bildiğimiz soru şu: Acaba neden?</p>
<p>Bir zamanlar parti liderlerinin televizyona çıkıp halkın karşısında memleket meselelerini tartıştıkları bir Türkiye vardı. Hani eski Türkiye! Ecevit, Demirel, Türkeş ve başka liderler. Birlikte oturur, birçok meselede anlaşamaz, bazılarında anlaşır fakat hiçbir zaman bir birlerini aşağılamazlardı. &#8220;<em>Sen yalancısın, her dediğin yalan</em>&#8220;, &#8220;<em>senin akıl sağlığın bozulmuş, doktora git</em>&#8220;, &#8220;<em>sen teröristlere kol-kanat geriyorsun, aslında sen de teröristsin</em>&#8221; ve benzeri itibarsızlaştırmaları, aşağılamaları onlardan duymazdık. Normal demokrasi ile yönetilen bir ülkenin liderleri gibi konuşurlardı. Bakınız 1991&#8217;e ait bir liderler açık oturumu: <a href="https://youtu.be/iooiiwunWlM">https://youtu.be/iooiiwunWlM</a>   Bu da 1989&#8217;dan İnönü, Özal, Demirel: <a href="https://youtu.be/HwxfPi_U4o0">https://youtu.be/HwxfPi_U4o0</a>  Gençler hatırlamaz, Türkiye hep böyle değildi. Bir zamanlar bütün liderler eşitti.</p>
<h2><strong>Allah Allah, herkes niçin öfkeli?</strong></h2>
<p>Her şeye yetkili, fakat hiçbir şeyden sorumlu olmayan; bütün hayırları şahsına tapulayan, bütün şerlerden ya Allah&#8217;ı yahut da muhalefeti sorumlu tutan bir iktidarımız var. Yangında bile muhalefet aşağılanıyor. Siz iktidarın hiç öfkesiz konuştuğunu duydunuz mu? O, öfkeyle besleniyor, öfke soluyor.</p>
<p>Teknik konuşmuyoruz; öfke hâkim! Öyle mi? Acaba neden? Rüzgâr eken ne biçerdi?</p>
<p>Sıkıntılı günler, sıkıntılı konular. Bir fıkra ile bitireyim. İlgisi var mı, yok mu, siz karar verin. Hiç olmazsa efkâr dağıtırsınız:</p>
<p>Bir zamanlar Sümerbank diye bir devlet kuruluşu ve onun dokuma, basma fabrikaları vardı. Bunlardan birinde nizamiye nöbetçileri, bir işçinin zayıf girip, şişman çıktığını fark etmiş. Günlerce… Sonunda adamı yakalayıp paltosunu çıkartmışlar ve vücuduna sarılı top top kumaş bulmuşlar. Bekçiler kumaşın ucundan çekiyor, adam kendi ekseni etrafında dönüyor ve şöyle söyleniyormuş: Allah, Allah! Kim sardı bunları bana böyle!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/">Ben yörüğüm! Ben devletimi istiyorum!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
