<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mersin arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/mersin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/mersin/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 17 Apr 2024 13:04:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Başkalaşan Mersin</title>
		<link>https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Onur Karadayı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 13:04:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kara para7]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Sığınmacıları]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46962</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görünen o ki kaynağı belli olmayan bu para, şehre harcanmaya devam edecek. Ve bu harcama da üretime değil yine binaya, betona yapılacak. Özellikle yeni açılacak imar izinleri için dikkatli olunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/">Başkalaşan Mersin</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaskalasan-mersin%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fkala%C5%9Fan%20Mersin" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaskalasan-mersin%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fkala%C5%9Fan%20Mersin" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaskalasan-mersin%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fkala%C5%9Fan%20Mersin" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaskalasan-mersin%2F&amp;linkname=Ba%C5%9Fkala%C5%9Fan%20Mersin" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaskalasan-mersin%2F&#038;title=Ba%C5%9Fkala%C5%9Fan%20Mersin" data-a2a-url="https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/" data-a2a-title="Başkalaşan Mersin"></a></p><p>Uzun yıllar Mersin&#8217;de yaşadım.</p>
<p>On bir yıldır da Ankara&#8217;dayım. Bu sürede ara sıra Mersin&#8217;e gitsem de bu seferki gidişim beni oldukça şaşırttı. Çünkü son üç yıl içinde şehirde bariz bir değişim vardı. Zaten devam eden değişim sürecinin, son üç yılda neden bu kadar belirginleştiğini yorumlamak ve anlatmak gereği hissettim. Bu vesile ile bayram tatilindeki Mersin izlenimlerimi sizinle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>İlk önce şu tespiti çok rahat yapabilirim: Şehir renk değiştirmiş. Şehre giriş noktalarında bulunan ve Mersin&#8217;in kuruluşundan itibaren uygulanan, dört katlı ve üç daireli bina sistemi çok eskimişti. Bu binalar çok kötü görüntüye sahipti. Şimdi renkli motifler ile boyanarak oldukça şık bir hâle getirilmiş.</p>
<h2><strong>Bilinmeyen kaynak! ve zenginleşen şehir</strong></h2>
<p>Bir diğer görünen ise şehrin çok bariz bir şekilde zenginleştiği. Ancak bu paranın kaynağı belli de değil. Her yerde ultra lüks binalar yükselmiş, her yerde birbirinden şık restoranlar ve barlar açılmış. Üstelik bu mekânların sayısı çok ve yan yana olmasına rağmen oturacak yer bulunamıyor. Burada akla şu soru geliyor: Bu kadar para nasıl kazanıldı da harcanıyor? Çünkü hiçbir şekilde yeni açılan fabrika ve üretim tesisi yok. Bu derece harcama yapabilecek, şehrin geliri en yüksek kesimi olan lojistikçilerini ve tüccarlarını çıkarınca geriye çok ciddi bir nüfus kalıyor. Bu insanların büyük çoğunluğu mağaza sektöründe çalışıyor. Kalanı ise memur ve esnaf. Yani tüketimi besleyen kesimler. Çiftçiler ise şehrin merkezine çok uzaktalar. Yani tüccar ve lojistikçileri çıkarınca geriye kalan kesimin aldıkları paralar bu mekânları finanse etmeye yetmez. Öyle sanıyorum izi takip edilemeyen! bir para akışı var ve bu sistemleşmiş. Ne yazık ki bu durum şehrin geneline de yayılmış.</p>
<h2><strong>Sığınmacılar ve yabancı kaçaklar</strong></h2>
<p>Şimdi gelelim sığınmacılar ve yabancı kaçaklar sorununa&#8230; Yukarıda belirttiğim üzere şehrin çehresinin değişmesi, insanların da çehresini değiştirmiş. Pozcu, Mezitli, Viranşehir, Soli, Göçmen taraflarında oturan sığınmacılar maddi durumları yüksek olanlar. Ağızlarını açana kadar Arap olduklarını artık anlayamıyorsunuz. Ya 8-10 çocuk ve üç kadın ile yanınızdan geçerken fark ediyorsunuz ya da konuşmalarını duyuyorsunuz. Fakat bu durum şehrin kültürüne uyum sağladıkları için değil. Benim tespitim şu ki Mersin&#8217;in sıcak ve nemli havası kendi geleneksel kara çarşaflarını giymeye pek müsaade etmiyor. Yani değişim sadece kıyafette. O da kara çarşaf yerine pantolon. Kedilerine has şallarını yine takıyorlar. Dikkatli bakarsanız Arap olduklarını buradan da anlayabiliyorsunuz.</p>
<p>Özelikle bu kesim nargile kafeleri kapatmaya ve locaları kiralamaya devam ediyor. Türk kızlarına bakışları oldukça rahatsız edici. Zaten Mersin halkı da bu durumdan memnun değil. Çünkü sahil gezintim sırasında pek çok Türk kızını fiziki olmasa da uzun bakışlar ile rahatsız ettiklerine şahit oldum. Türk kızları da bu durumdan memnun olmasa da şu an için yapılacak bir şey göremediği için sesini çıkarmıyor. Ancak memnuniyetsizliklerini net bir şekilde yüz ifadelerinden anlayabiliyorsunuz.</p>
<h2><strong>Gettolar</strong></h2>
<p>Şehrin zengin kesiminde durum böyleyken gelir seviyesi daha düşük bölgeleri ise kaynayan bir kazan durumunda. Özellikle, Yenimahalle, Demirtaş, Çilek, Halkkent, Güneykent ve Siteler bölgesi Kürt vatandaşlarımızın ağırlıklı ikamet bölgesi.</p>
<p>Fakat Nusratiye, İhsaniye, Kuruçeşme ve Çarşı Merkez&#8217;inde gettolaşmalar mevcut. Buralarda Arap nüfusu çok yoğun. Türk&#8217;ü mumla arasanız bulamayacak duruma gelmiş. Bu mahallelerde Türklerin oturduğu apartmanlar neredeyse yok. Olanlarda da Mersin&#8217;in köklüleri yaşıyor. Onlar da ya bir ya iki daire…</p>
<p>Sığınmacı ve yabancı kaçaklar, bu mahallerde de kaldırımları, sokakları fiilen rehin almış durumda. Caddeden geçerken yolu açmadıkları gibi huzurlarını kaçırdığınız(!) için de ters ters bakmayı ihmal etmiyorlar. Üstelik sokaklar da kokuyor.</p>
<p>Bu kadar gettolaşmayı çok tehlikeli buluyorum. Özellikle çözüm sürecini Mersin&#8217;de yaşamış biri olarak bu tarz gettolaşmaların nelere sebep olacağını bizzat tecrübe ettim. Eminim ki emniyet güçlerimiz de durumun farkındadır.</p>
<p>Bununla ilgili tek sevindirici nokta ise belediyenin Türkçe harici tabelaların kullanılmasını yasaklanması. Bu en azından içime bir nebze de olsa su serpti.</p>
<h2><strong>Yeni yollar nereye çıkacak?</strong></h2>
<p>Gelelim şehrin yollarına. Yeni yapılmış asfaltlar hemen dikkat çekiyor. Bunlar şehre bir hava katmış. Şehir, denize paralel uzandığı için Toroslara (Bolkarlar) doğru birbirine bağlı çevre yolları ile ulaşımını sağlıyor. Ancak bu durum, trafiği hafifletmek yerine çok ciddi ışık sorununa neden oluyor ve trafik kilitleniyor. Özellikle iş çıkışı ve öğlen saatlerinde durum çekilmez bir hâl alıyor. Alt ve üst çevreyollarına bağlantı yollarındaki battı çıktılar oldukça yetersiz. Bu da ister istemez ışıklara sebebiyet veriyor. Işıksız, neredeyse üç yüz metre gidemiyorsunuz. 10 yıl önce hiçbir battı çıktı yokken şimdi yine belli başlı bağlantı yollarında battı çıktılar yapılmış. Fakat ne yazık ki yeterli değil.</p>
<p>Mersin, Antalya otoyolunun yapımı da devam ediyor. Akrabalarımla yaptığım sohbetlerde, ileride Mersin&#8217;in ikinci bir Antalya olabileceğini değerlendirdiler. Bu kadar betona dökülen gelir bir alt hazırlık olabilir düşüncesi ağırlık kazandı. Çünkü, kaynağı belli olmayan bu kadar yüksek paraların başka türlü sisteme sokulması o kadar da kolay değil. Zaten Ayaş&#8217;tan itibaren Taşucu&#8217;na kadar dikilen lüks oteller de bunun işaretçisi. Bu durumu yakından takip etmek gerekiyor.</p>
<h2><strong>Medeniyetsiz para ve kültür çatışması</strong></h2>
<p>Genel hatları ile anlatmaya çalıştığım güzel Mersin&#8217;imde değişmeyen şeyler de var tabiî! O da Demirtaş, Yenimahalle yürüyüşü diye tabir ettiğimiz gençlerimizin ellerini kollarını savurarak tabiri caizse &#8220;dayı dayı&#8221; yürümeleri. Bu arkadaşlar aynı zamanda yerlere tüküren medeniyetten nasibini almamış kimseler. Ne yazık ki pek çok yerde karşıma yine çıktılar. Bu kadar kültür çatışmasının iç içe geçtiği bir şehirde her tipten insanı bulmak kolay olduğu için bu tipler de elbette ve ne yazık ki var.</p>
<p>Fakat;</p>
<p>benim hep söylediğim bir şey var. Bir yere medeniyetten önce para gelirse orada bozulma artar. Umarım Mersin, kendi içinde var olan sorunları çözmeden böyle ağır bir yük ile imtihan edilmez. Çünkü görünen o ki kaynağı belli olmayan bu para, şehre harcanmaya devam edecek. Ve bu harcama da üretime değil yine binaya, betona yapılacak. Özellikle yeni açılacak imar izinleri için dikkatli olunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/">Başkalaşan Mersin</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/baskalasan-mersin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremin altında kalan kim?</title>
		<link>https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42865&#038;preview=true&#038;preview_id=42865</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, bu sefer on ilinde büyük çöküntü yaşıyor. Çok büyük bir nüfus etkilendi. İnsanlar geçici barınma ve psikolojik etkiden kaçmak, çocuklarının geleceği gibi düşüncelerle yurdun dört bir yanına dağıldılar. Demografik bir değişime doğru gidiyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/">Depremin altında kalan kim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremin-altinda-kalan-kim%2F&amp;linkname=Depremin%20alt%C4%B1nda%20kalan%20kim%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremin-altinda-kalan-kim%2F&amp;linkname=Depremin%20alt%C4%B1nda%20kalan%20kim%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremin-altinda-kalan-kim%2F&amp;linkname=Depremin%20alt%C4%B1nda%20kalan%20kim%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremin-altinda-kalan-kim%2F&amp;linkname=Depremin%20alt%C4%B1nda%20kalan%20kim%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremin-altinda-kalan-kim%2F&#038;title=Depremin%20alt%C4%B1nda%20kalan%20kim%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/" data-a2a-title="Depremin altında kalan kim?"></a></p><p style="text-align: right;"><em>28 Şubat 2022, ağabeyim Sadi Somuncuoğlu’na İlahî emrin tebliği edildiği gün. Gideli bir yıl oldu. Bu hafta onu yazmak, anmak ve anlatmak vardı. Ama o da olsa yaşadığımız olağanüstü durumu yazardı. Ben de öyle yaptım. Hayatını adadığı Türk Milleti ve Türk dünyası için yazmak aynı zamanda onun izinden gitmek demekti. Biz de bayrağı ileriye taşımaya söz vermiştik. Aziz ruhu şad olsun.</em></p>
<p>Bir hakkı teslim etmek gerekir ki Türk Milleti deprem haberi geldiği andan itibaren ayağa kalkmış ve imdada yetişmiştir.</p>
<p><em>“Depremde ‘İki taş atmaya’ gidenler”</em> yazı dizisinde de bundan bahsetmeye çalıştım. Yazarken yutkundum da. Dikkatli yazmaya çalıştım. Yardıma koşanları da yardım edilenleri de incitmemek gerekiyordu. Ama artık Türkiye’nin özel şartlarına biraz daha mercek tutmak gerekiyor. Hem bugün için hem de Türkiye ve Türk Milleti’nin yarınları için çok önemli.</p>
<h2><strong><em>“Üstte mavi gök çökmedikçe /altta yağız yer delinmedikçe”</em></strong></h2>
<p>İlk andan itibaren “Devlet enkazın altında kaldı” cümlesi sık duyuldu. Görülen o ki enkazın altında kalan devlet değil, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) oldu. Çünkü 16 Nisan 2017’de “Kanunun açık hükmüne aykırı bir içtihatla Türkiye’nin yönetim sisteminin değiştirilmesine karar verilmişti. İşte o zaman <strong><em>mavi gök çökmüş, yağız yer delinmiş,</em> töre (hukuk) bozulmuştu</strong>. <strong><em>Töre bozulunca</em> <em>il (devlet)</em> de bozuldu.</strong> Bilge Kağan 1300 yıl önceden uyarmıştı hani: <strong><em>“Üstte mavi gök çökmedikçe /altta yağız yer delinmedikçe ilini ve töreni kim bozabilir?” </em></strong></p>
<p>Ama 21’inci yüzyıldaki Türklerin yöneticileri Türk’ten farklı kimlik taşıdıklarını düşünüyorlardı. Bizzat kendileri bozdular. Yüzyılların birikiminden vazgeçildi. Hem de hiç ayırt etmeden. Devletimize yeni doğmuş çocuk gibi davrandılar. Her şeyi yeniden öğretme iddiasındaydılar. Koca Türk İl’ini (devletimizi) ağzında emzikle, altı bezli hâle getirdiler. Olmadı tabi.</p>
<p>Türk Milleti böyle âfetlerin ilk saatlerinde, “Türk Silahlı Kuvvetleri ve Kızılay arama &#8211; kurtarma faaliyetlerine başladı. Kızılay bölgeye çadır ve seyyar mutfak sevk etti.” benzeri sözleri duymaya alışkındı. Bu sefer hiç duyulmadı. Bölgenin ihtiyaçları çok büyük oranda Türk Milleti, belediyeler ve gönüllüler tarafından karşılandı. Yemek, yönetim, sevk ve idare, ilk arama kurtarma çalışmaları…</p>
<p>STK görünümlü tarikat ve cemaatler de oldukça fazlaydı. Çok dikkat çekiciydi. Son model ve donanımlı araçlarla oradaydılar. Türkiye’yi yakından tanımayanlar onları devletin kurumları bile sanabilirdi. Sakallı, sarıklı, cüppeli ve şalvarlıydılar. Ordu’ya, Kızılay’a talimat vermeyen Türkiye’yi yönetenler de böyle düşünülmesini istemiş olabilirler miydi sorusunu düşündürecek kadar çok görünür hâldeydiler.</p>
<h2><strong>Devlet şirketleşince, kurumlar holding kurdu</strong></h2>
<p>Kızılay ticari işletmeler kurarak holdingleşmişti. Bu yazı için bilgisayar başına oturduğumda, Kızılay’ın <em>deprem telaşı içinde Ahbap’a ve Türk Eczacılar Birliğine çadır sattığı</em> haberi vardı. Konserve yiyeceklerden de satmıştı. Eğer konserveler bağışlardan hazırlanmış olanlarsa bu satış daha vahim bir durumdur da. Hoş, CHS konuşulurken “Devleti şirket gibi yönetmek” sözü bizatihi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok duyulmuştu. Şirket kâr amaçlıdır ve Kızılay da artık holding sahibi. Ve daha dün (26 Şubat) akşam memleketim Maraş’tan çadır temini için yardım isteyen depremzede beni aradı.</p>
<p>İlk andan itibaren yardıma koşamayan kurumlardan bahsedildi. Özellikle de Türk Milleti’nin gözü askerini aradı. Onun varlığı kendisine güven veriyor, canını ve namusunu emanet ediyordu. Onlar kendi evladıydı ve evladını da yanında istiyordu. 2300 yıllık tarihinde, 1807’deki Kabakçı Mustafa İsyanı ve 15 Temmuz gibi arızî dönemler hariç, böyle de olmuştu.</p>
<p>Bütün bunların yerine, 2009 yılında kurulup, 2018’de İçişleri Bakanlığına bağlanan AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) görev yapıyor. Bütün bu değişiklikler <em>bizden öncesi yanlış </em>anlayışının sonucu olarak yaşanıyordu.</p>
<p>Bu yazıya başlarken geçmiş yazılarıma bir göz attım. Benzer durumlarda hep aynı cümleler kurmuşum. Deprem, sel, yangın… hepsinde de yaşananlar neredeyse aynı. Manavgat yangınında bir yörüğün <em>“Ben devletimi istiyorum” </em>çığlığı arşivlerde duruyor. Değerli ağabeyim Prof. Dr. İskender Öksüz’ün Manavgatlı köylünün yürek yangını üzerinden yok edilen kurum kültürlerinin ne kadar önemli olduğunu <a href="https://millidusunce.com/ben-yorugum-ben-devletimi-istiyorum/">yazmıştı</a>. 21’inci yüzyılın başından beri hızla irtifa kaybeden uçak gibiyiz. Kaptan pilotun yani Türk Milletinin müdahale etmesi zamanı yaklaşmakta.</p>
<h2><strong>Az gittik uz gittik, bir de baktık ki…</strong></h2>
<p>Türkiye, bu sefer on ilinde büyük çöküntü yaşıyor. Çok büyük bir nüfus etkilendi. İnsanlar geçici barınma ve psikolojik etkiden kaçmak, çocuklarının geleceği gibi düşüncelerle yurdun dört bir yanına dağıldılar. Demografik bir değişime doğru gidiyoruz.</p>
<p>Bu kadar büyük problemlerin altından tek adam yönetimi CHS ile çıkabilir miyiz, buna bakmak gerekiyor. Devlette yaşanan başkalaşmanın, yılların birikiminin yok sayılmasının acı sonuçlarını her meselede yaşamaktayız. Deprem haberi geldikten sonra niçin geç kalındığı sorgulanıyor.</p>
<p>İstanbul’daki Balıklı Rum Hastanesi yangınının söndürülmesi dâhil her olayda Cumhurbaşkanı talimatlarından bahsedenler bugün suçlu arıyorlar. Kimileri Cumhurbaşkanı’nı işaret ediyor kimileri İçişleri Bakanı’nı. Ancak kişilere bakmak olayı anlatacaktır. Bizler olguya yani sisteme bakıp geleceğe hazırlanmak durumundayız.</p>
<p><em>“Bugün Türkiye 200 yıllık kadim bir tartışma konusu olan yönetim sistemi konusunda tarihî bir karar vermiştir. Bu karar sıradan bir olay değildir” </em>bu cümleler yazılarımı takip edenler için yabancı değildir. 16 Nisan 2017 referandumunun akşamında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan açıklama. Tarihle hesaplaşan ideolojik bir yönetim anlayışının tezahürü olduğu açıkça görünüyordu.</p>
<p><em>“Cumhurbaşkanı; Devletin başıdır. Yürütme yetkisi cumhurbaşkanına aittir. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğini temsil eder” </em>ifadeleri Bir Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nden. Artık ne Anayasa’da ne de yasalarda bakanlar kurulu yok. Her karar Cumhurbaşkanı’nın sorumluluğu altında. Artık devlet Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan yönetilmekte.</p>
<p>Zaman zaman bakanlıkların günlük hayata müdahale yetkisi tartışılıyor. Eğer sonuç halkın homurdanmasına sebep oluyorsa suçlu aranmakta. Tıpkı askeri kim çıkarmadı sorusuna cevap aranırken yaşananlardaki gibi. Ancak her fırsatta Cumhurbaşkanı’nın başkomutanlık vurgusu yaptığı sistemde suçlanacak sorumlu aranması da oldukça manidar doğrusu.</p>
<h2><strong>Tarih yok sayılsa da vardır</strong></h2>
<p>Müdahalede geç kalan kurumlardan eski davranışları beklerken onların şimdiki yapılarına da bakmak gerekiyor. TSK’nın mevcudu, imkân ve kabiliyetleri, siyasetin yönetimindeki ağırlığı gibi bilgiler, bizi biraz daha sağlıklı düşünmeye yöneltecektir.</p>
<p>Zorunlu askerlik süresi kısaltıldı. Bedelli devam ediyor. AKP Genel Başkanı Erdoğan 12. 06. 2019 tarihli grup toplantısında <em>&#8220;Bugün toplamda 419 bin olan Türk Silahlı Kuvvetleri mevcudunun 200 bine yakın … muvazzaf personelden oluşmaktadır. Kritik görevlerde, özellikle terörle mücadelede vazife üstlenen tüm birliklerimiz, muvazzaf askerlerden teşekkül etmektedir. Yükümlüler daha çok kıta görevlerinde, geri hizmetlerde değerlendiriliyor. Yeni askerlik kanunuyla yükümlülerin yarıya yakını hemen terhis olacak.&#8221; </em>bilgilerini vermişti. 200 bine yakın muvazzaf, 200 binden fazla mükellef. Ve o dönemde yarısı hemen terhis edilmiş. Bu sayılara göre o dönem TSK’nın mevcudu 300 – 310 bin civarında.</p>
<p>Peki, TSK’nın derhal sahaya çıkmamasında bunun etkisi nedir, bu konuda bir sözü olan var mıdır? Dünyanın en güçlü ordularından birisi bu hâle nasıl getirildi? Yaman sorular değil mi?</p>
<p>Gelin konuyu biraz daha açalım. Suriye’de TBMM teskeresiyle asker bulunduran, Yunanistan’a <em>“Bir gece ansızın gelebiliriz” </em>dediğimiz bir dönemde imkân ve kabiliyetlerimiz ne kadardır?</p>
<p>Türk Milleti’nin iftiharı TSK’ya bakışı, AFAD’ın, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)’nda kendini gösteriyor sanki. Planda bakanlıklar ve kuruluşlar ismen yer almakta. Diyanet, MİT, THY, TÜBİTAK… Ama Türk Silahlı Kuvvetleri hep <em>“Millî Savunma Bakanlığı (Genelkurmay Başkanlığı)”</em> diye yazılmış. Bu üslup çok dikkat çekiyor.</p>
<p>2300 yıllık Türk Ordusu Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti’nin gözbebeğidir. Bu vatanın da güvenliğinin teminatı. Üzerine titrenmelidir. Aksi takdirde yine ve yeni paralel devlet yapılanmalarının cesaret bulacağı ortamlar yaratılmış olacaktır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/">Depremin altında kalan kim?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/depremin-altinda-kalan-kim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremde “iki taş atmaya” gelenler 3</title>
		<link>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2023 18:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adana mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[kilis]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genel Başkanımız Hakan Paksoy dört bölümden oluşan yazı serisinin üçüncüsünde, memleketi Maraş'ta deprem sonrasında yaşanan acıları ve bölge insanın dayanışma içinde ayağa kalkma çabalarını aktarıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/">Depremde “iki taş atmaya” gelenler 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%203" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%203" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%203" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%203" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3%2F&#038;title=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%203" data-a2a-url="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/" data-a2a-title="Depremde “iki taş atmaya” gelenler 3"></a></p><h2><strong>Devlet göründü, rahatlama başladı  </strong></h2>
<p>Dördüncü gün (9 Şubat Perşembe) gece Kızılay bir revir çadırı kurdu. Devlet yeniden görünür gibi olmaya başlamıştı. Ama esas rahatlık ertesi gün (10 Şubat Cuma) öğleye doğru geldi. Kampın giriş kapısı önünde bir otobüsten askerlerimiz inmeye başladı. Biraz sonra başlarındaki binbaşıyla işin içine giriverdiler. Hâkî yeşil elbisenin varlığı kendini göstermişti. Hem bir rahatlık hem de kendiliğinden bir düzen getirmişti. Binbaşı da büyük bir sakinlikle davranıyordu. Türk Milleti sevgilisine kavuşmuş gibiydi.</p>
<p>Yapılan işlere yardım ediyorlar, gerektiğinde otoriteyi kullanıyorlardı. Görev paylaşımı yapılmadan herkes birbirine uyum sağlamıştı. Ne yapılması gerekiyorsa o yapılıyordu. Türk, devletine sırtını dayamıştı.</p>
<p>Depremin beşinci günü (11 Şubat Cumartesi) sabahın ilk saatlerinde resmî plakalı araba kampa girdi. Yetkili sormuşlar, nöbetçi askerler de tek uyanık olan beni göstermişlerdi. Gelenler koordinatör Vali Yardımcısıyla koordinatör AFAD müdürüydü. Vali yardımcısı olan sadece unvanıyla kendini tanıtarak “Yetkili <strong><em>sen </em></strong>(!) misin?” diye sordu. Ben de yetkili olmadığımı, kampı yönetenlerin de gönüllüler olduğunu söyledim. Onların Maraş’ı tanımadığı için yardımcı olmaya çalıştığımı anlattım. Üslubuyla o an aklımdan geçen bürokratik vesayet kavramıydı. (Konuşmamızın detayını burada aktarmayı uygun bulmuyorum.)</p>
<p>Ama meğerse kampta bir yetkili varmış. Afet planı uyarınca orada bulunuyormuş. Ki kendisi de depreme maruz kalmış Maraşlı bir devlet memuruydu. Vali yardımcısı ve AFAD müdürü onlarla buluşurken ben, tek ısınma aracımız olan, varil sobanın başına döndüm.</p>
<p>Daha sonra Maraş’ın dışından genç bir AFAD görevlisi de yönetici olarak çalışmaya başladı. Ama kısa zamanda gönüllülerle yakınlaştı. O da yalnız başına olduğunu ve onlarsız bir şey yapamayacağını derhal görmüştü.</p>
<p>Kampta ilginç bir yoğunluk vardı. Mütemadiyen geliyorlardı. Sonradan duyduğumuza göre insanlar bu kampa yönlendirilmekteydi. İlk istekleri çadırdı. Hatta AFAD yetkilileri içinden bile kendilerinden çadır isteyen tanıdıklarına çadır soranlar oluyordu. İlk günlerde altlarına serecek bir şey de yoktu. Zemin de yağan yağmurla ıslak ve yumuşak topraktı. Gelen yardımlar içindeki bir kamyon mat diye tabir edilen zemin örtüsü alta serilecek malzeme imdada yetişti. Rulo hâlindeydi. Polis kardeşlerimizin de yardımıyla genç gönüllüler sabaha kadar kesip çadırlara dağıttılar.</p>
<h2><strong>Köyler ve çocuklar  </strong></h2>
<p>Bu satırları kaleme alırken düzelmiş olabileceğini düşünüyorum ancak hâlâ ulaşılamayan köyler çok fazlaydı. Hatta kampta görev almış bir gönüllü arkadaşımla sohbet ettiğimde, kendisinden çadır isteyen bir gencin dedesinin soğuktan donarak öldüğünü ağlayarak anlattığını söyledi. Beni de bu sözler dondurdu.</p>
<p>Yardım talepleri köylerden daha çok telefonla geliyordu. Gerek gelerek gerek telefonla ulaşan herkese yardım etmeye gayret ettik. Tok gözlü insanlar bizi gayrete getiriyordu. Bana bu kadar yeter diyenler kadar aldıkça almak isteyenler de vardı. Ama bütün gönüllüler büyük bir sabır ve güler yüzle davranıyorlardı.</p>
<p>Kampın yönetimini ele almış gönüllümüz, 1999 depremini yaşamış bir kardeşimizdi. Yaşayarak tecrübe edinmişti. Bir yere gitmemiz gerektiğini söyledi. Kamp’ın yakınındaki Gençlik Merkezi’ne gittik. Depremde yakınlarını kaybetmiş ya da kaybolmuş çocukların korunması gerektiğini söylüyordu. Bu husustaki acı hikâyeleri hepimiz duymuştuk belki ama o şahit olarak yaşamıştı.</p>
<p>Merkezde birkaç sporcu genç vardı. Onlar da depremden çıkmışlardı ama güçlüydüler. Hele birisi 1999’daki depremde annesini kaybetmişti. Ben annesizliği bilirim diyordu. Kendisi de 2,5 yaşındayken onun koynundan sağ alındığını anlatınca başımı diğer yana çevirdim. Onlarla konuşarak organize ettik. Merkeze çocuklardan başka birilerini almayacaklardı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan birileri gelene kadar dikkatli olmalarını söyleyerek ayrıldık. Kampın telaşı içinde daha sonra ilgilenemedim.</p>
<h2><strong>Coğrafyanın sosyolojisi</strong></h2>
<p>Yakın uzak şehirlerden gelenler, “Arabamızı çabuk boşaltalım lütfen. Gidip tekrar geleceğiz.” diyorlardı. Zamanla bir yarış vardı anlayacağınız.</p>
<p>Özellikle ilk günler çok zorluydu. Bir yanda enkazdaki canhıraş mücadele, diğer yanda uzaklara ulaşabilme gayreti. Zorluydu vesselam. Depremzedelerin yardıma ve moral desteğe ihtiyacı kesin bir gerçek. Ama yardım getirenlerin de gayretlerinin desteklenmesi gerekiyor kanaatimce. Bu cümle, kesinlikle, onlara iltifat edilmesi anlamında değil. Teşekkür de değil. Ama sorumluluk sahiplerinin dikkatli davranması anlamında.</p>
<p>Biraz açayım. Dördüncü gündü yanılmıyorsam. Kayseri Yahyalı’dan üç kardeşimiz geldiler. Orta boy kamyonetleri malzeme yüklüydü. Ayrılırken bana “Ne dersiniz, bu işin altından kalkabilir miyiz?” diye sordular. Elbette diye cevap verdim. İkinci soru geldi: “Nasıl?” Bendeki cevap hâlen geçerliliğini koruyor. “Öncelikle siyasiler az konuşmalı.  Özellikle yöneticiler. Sonra millî birlik güçlendirilmeli. Bugün ayrışma hat safhada. Bu yapılırsa altından kalkarız.” dedim. Verdiğim cevaba itiraz gelmedi. Ama Cumhurbaşkanı’nın çok keskin bakışlarla yaptığı ilk konuşma hâlâ hafızalarda. Keşke farklı bir üslup ve sözler olsaydı.</p>
<p>Bu arkadaşlar Beşir Derneği’nin gönüllüleriydiler. Onları üç köye yönlendirdim. Aynı güzergâh üzerindeki ova köyleriydi. Depremden ne kadar etkilendiklerini ve yardım gidip gitmediğini bilmiyordum. Yakındaki diğer köylere de yardım göndermiştim. Hem oralarda dostlarımız vardı hem de sosyolojik dengenin kurulması gerekiyordu. İstemeden de olsa bir hata yapılmamalıydı. Kendilerine bunu da söyledim. Sonra görüştüğümde o köyde birbirlerine sarıldıklarını, köylülerin çok mutlu olduklarını anlattı. Oraya gitmekle kendileri de mutlu olmuşlardı.</p>
<p>Bu gibi durumlarda yardımı organize edenlerin coğrafyanın özelliklerinin bilmesinin çok önemli olduğu ortaya çıkıyordu.</p>
<p><strong>Not:</strong> Dünkü bölümde Kamp’ın yemeğini çıkaranlardan bahsetmiştim. Kamp’taki gönüllülerden sevgili Esma arayıp Beşir Derneği’ni hatırlattı. Haklıydı. Spor Salonu’nun bahçesindeki Beşir Derneği’nin seyyar mutfağının hakkını teslim etmek gerekiyor. Hem çadır kampında hem de enkazda çalışanlarla dışarıdan gelenlere yemek çıkarmışlardı. Bir hakkın teslimi açısından Esma’ya teşekkür ediyorum.</p>
<p>Yarın devam edecek…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/">Depremde “iki taş atmaya” gelenler 3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremde “iki taş atmaya” gelenler 1</title>
		<link>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[kilis]]></category>
		<category><![CDATA[maraş]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42750&#038;preview=true&#038;preview_id=42750</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genel Başkanımız Hakan Paksoy, memleketi Maraş'taydı. Dört bölümlük yazı serisinde, depremin ilk haftasında Türk Milleti’nin nasıl ayağa kalktığını, herkesten ve her şeyden önce, afet bölgesine nasıl sahip çıktığını anlatıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/">Depremde “iki taş atmaya” gelenler 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%201" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%201" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%201" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1%2F&amp;linkname=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%201" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdepremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1%2F&#038;title=Depremde%20%E2%80%9Ciki%20ta%C5%9F%20atmaya%E2%80%9D%20gelenler%201" data-a2a-url="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/" data-a2a-title="Depremde “iki taş atmaya” gelenler 1"></a></p><p>Başlıktaki bu ifade bana ait değil. Emre Hoca ayağa kalkarken: <strong><em>“Şu enkazdan bir ses gelmiş. Varıp iki taş atıp geleyim”</em></strong> diyordu. Duyduğumda derinden etkilendim. Aslında sıradan ama deprem bölgesindeyken ve gece yarısına doğru soluklanmak üzere biraz oturduğunuzda duyunca etkisi yıldırım çarpmış gibi oluyor. Sadece küçük bir izin için ağızdan çıkan bir cümle gibi. Maksadı, yüklendiği mânâyı yaşadığımız mekân anlamlı kılıyor. Taşın biri enkazdan diğeri gönüllerden atılıyordu. Duyulur duyulmaz bir sesle çıktı ama benim beynime çivi gibi girdi. Galiba çok kolay da çıkmayacak.</p>
<p>Bu dört bölümlük yazı serisinde, depremin ilk haftasında Türk Milleti’nin nasıl ayağa kalktığını, <strong>herkesten ve her şeyden önce,</strong> afet bölgesine nasıl sahip çıktığını anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>***</p>
<p>Büyük deprem, yazılarıma iki haftalık ara verdirdi. Maraş benim memleketim. Ata yurdum. Büyüdüğüm, evlendiğim, çocuklarımın doğduğu, anne ve babamın mezarlarının olduğu şehir.</p>
<p>6 Şubat sabah 04.50’de (sonradan telefona baktım) telefon çaldı. Bu saatlerde çalan telefon herkes gibi beni de korkutur. Hızla telefonu açtım. Konya Ereğli’sinde yaşayan bir arkadaşım arıyordu. <em>“Ağabey Maraş’ta deprem oldu. Biz buradan hissettik.” </em>dedi<em>. </em>Derhal televizyonu açtım. Haberler artarak geldi. Maraş Pazarcık merkezli depremi söylüyordu.</p>
<p>Telefonla ilk haberleri almaya çalıştım. Ağabeyim, kardeşlerimiz, kayınpederim, amca ve hala çocuklarım, arkadaşlarım, dostlarım… ve daha fazla dayanamadım ve saat 09.30’da yola çıktım.</p>
<p>Kayınbirader de Maraş’tan çıktı. Adana’da buluşmaya anlaştık. Arabayı değişecektik. Yollar karlıydı ve onun arabasında kış lastikleri yoktu. O Ankara’ya ben Maraş’a gidecektim. Ama Adana’ya ancak 22.30’da gelebildiler. İki saatlik yolu tam 10 saatte katettiler.</p>
<p>Ben ertesi güne kaldım. Benzin deposunu doldurdum. Giderken bir şeyler götürmeliydim. Adana’daki teyze çocuklarının tanıdığı varmış. Orta boy bir marketti. Bisküvi ve atıştırmalık almak için girdim. Arabanın bagajını doldurdular. Parasını ödemek istediğimde: “Borcun yok ağabey, biz de çorbaya tuz atmış oluyoruz. Maraş’a bizden selam söyle.” cevabı geldi. Millî vicdanın harekete geçtiğinin ilk göstergesiydi.</p>
<p>Sonra lastiklerinin havasını kontrol ettirmek için yol üstünde bir lastik tamircisine girdim. Plakayı görünce “Maraş nasıl?” diye sordu. Ben de gidince göreceğimi söyledim. Borcum nedir diye sordum. Aldığım “Var yoluna git. Yolun açık olsun.” cevabı Türk millî vicdanının ikinci işaretiydi.</p>
<p>Bu duygularla ve gözyaşları içinde epeyce yol aldım.</p>
<h2><strong>Deprem kendisini göstermeye başladı</strong></h2>
<p>Osmaniye’ye doğru olağanüstülük fark edilir olmaya başladı. Radyodan otoyolun Nurdağı’na kadar açık olduğuna dair anonslar geliyordu. Bizzat Bakan açıklıyordu. Ancak Bahçe’den itibaren kapalıydı. Osmaniye’den sonra yardım araçları hariç E 5 karayoluna yönlendiriyorlardı. Bahçe’de bütün araçlar eski yola giriyordu. Bahçe’de tünel girişindeki viyadük ayaklarını görünce ürperdim. Devasa boyuttaki taşıyıcı ayaklar yerinden oynamıştı. Çok büyük bir depremle karşı karşıya olduğumuzun işaretlerinden birisiydi.</p>
<p>Bahçe ile Nurdağı arasındaki 17 kilometrelik yolu 7 (yedi) saatte geçtim. Bir yandan deprem bölgesinden çıkanlar, diğer yandan deprem bölgesine ulaşmak isteyenler. Yardım ekiplerinin arabaları, ambulanslar, iş makinalarını taşıyan tırlar, yardım malzemesi götüren kamyonlar ve yakınlarına giden insanlar…</p>
<p>İlk sitemim de burada oldu… Üç şerit iniş ve üç şerit çıkış olan yol, bir anda altı şerit iniş hâlini aldı. Yanlış duymadınız, altı şerit iniş. Bir an önce yetişmek isteyen, özellikle, küçük arabalar yolu kilitlemişti. Aşağıdan araç çıkamayınca iniş duruyordu. Bin bir gayretle açılan yol boyunca hep bu gibi uyanıklar oldu.</p>
<p>Zor bela, dağdaki şoseden verilen yoldan Nurdağı’na indim. Nurdağı; Maraş, Antep, Hatay ve Adana yollarının kavşak noktasıdır. Ama Gaziantep yolu depremden kapanınca Adıyaman, Malatya ve Antep’e Maraş yolundan gidilmeye çalışılmaktaydı. Ve deprem bölgesinden çıkış için sıra bekleyenler yine beş şerit hâlindeydiler. Kuyruk 15 km’yi bulmuştu.</p>
<p>Yol üstündeki Beyoğlu kasabasında yıkım çok büyük görünüyordu. Yollar da toplanmış halı gibiydi. Bazı yerlerde karayolcular işaretleme yapmıştı.</p>
<p>Yarın devam edecek…</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium_large wp-image-42754" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-768x576.jpg" alt="" width="768" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214252-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium_large wp-image-42755" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-768x576.jpg" alt="" width="768" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-768x576.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-300x225.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-1024x768.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-1536x1152.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2023/02/IMG_20230207_214218-1-2048x1536.jpg 2048w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/">Depremde “iki taş atmaya” gelenler 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/depremde-iki-tas-atmaya-gelenler-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> “Kader Planı”nda yaşadığımız kadersizlik</title>
		<link>https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[kilis]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42732&#038;preview=true&#038;preview_id=42732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyeceğim şu ki asıl deprem devlettedir. Bu bozgunla yüzleşeceğiz. Depremde kaybettiklerimize borcumuz bu. Yeni nesillere borcumuz bu. Türkiye'ye ve Türklüğe borcumuz bu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/"> “Kader Planı”nda yaşadığımız kadersizlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CKader%20Plan%C4%B1%E2%80%9Dnda%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%20kadersizlik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CKader%20Plan%C4%B1%E2%80%9Dnda%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%20kadersizlik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CKader%20Plan%C4%B1%E2%80%9Dnda%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%20kadersizlik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CKader%20Plan%C4%B1%E2%80%9Dnda%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%20kadersizlik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CKader%20Plan%C4%B1%E2%80%9Dnda%20ya%C5%9Fad%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%20kadersizlik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/" data-a2a-title=" “Kader Planı”nda yaşadığımız kadersizlik"></a></p><p>Memleketin mayası sağlam. Büyük felakette bir daha gördük. Fakat kurduğumuz yapılar çürük.</p>
<p>Kanunlar sağlam, uygulama çürük. Sağlam kurulmuş devlet yapısını işleten insan yapıları daha çürük. Kurumlar adım adım bozuldu ve yıkıldı. Devlet, depreme dayanıksız hale böyle geldi. O halde bakılacak yer belli: Asıl deprem yönetimdedir, yönetenlerdedir. Devlet aygıtında yaşanan zelzeleye bakacağız. Bu bozgunla yüzleşeceğiz. Depremde kaybettiklerimize borcumuz bu. Yeni nesillere borcumuz bu. Türkiye&#8217;ye ve Türklüğe borcumuz bu.</p>
<h2><strong>Yine o soru: Niçin bu duruma düştük?</strong></h2>
<p>Yönetenlerimiz yine &#8220;<em>kader planı</em>&#8221; dedi. Vatandaşları rahatlatmak için buldukları bir ifade yolu olsa üzerinde durulmayabilir. Ne yazık ki, dinden görünerek, dine dayandırarak yapılan &#8211; en hafif tabirle söyleyeceğim- bir uyutma stratejisinin dili bu. Hep yapılan ve biz uyanmadığımız takdirde hep yapılacak bir kolay ticaretin dili.   Yani, &#8220;<em>Allahtan geldi, bizim suçumuz yok..&#8221;</em> demek istiyorlar. Söze bakar mısınız?  İşte karşı çıkacağımız ve etki alanındakileri düşündürerek etkisiz kılacağımız kafa budur. Suçu Allah&#8217;a havale eden bu kafa kafa değildir. Dini bu hale getirdikse o din de din değildir.</p>
<p>Sözü neresinden tutsanız yanlış ötesi yanlıştır. <strong>Mehmed Âkif</strong>, yüz yıl öncesinde bu dine bühtan eden kafaların kandırma dilini açık etmişti:</p>
<p><em>Kadermiş!” Öyle mi? Hâşâ, bu söz değil doğru: </em></p>
<p><em>Belânı istedin, Allah da verdi&#8230; doğrusu bu. </em></p>
<p>Bu kadar net. Biz belamızı istedik, Allah da verdi. Onun kanunları değişmezdi, değişmedi. Başka türlü söz etmenin gerçekle uzaktan yakından alakası olamaz.</p>
<p>“<em>Kader planı</em>” diyerek insan hatasını savmaya çalışan sıradan birileri değil, başımızdakiler. Başımıza gelenlerin sebebine bakanlar bu sözü ve benzerlerini duyunca halimize bir daha yanacaklar.  Japonya&#8217;da hata eden cezasını kendi veriyor. Bizde kanuna-kurala da yollar tıkalı. Henüz istifa eden de yok. Pişkinlik-yüzsüzlük, en sağlam duvar, yıkılmıyor. Japonya’da &#8220;<em>kader planı</em>&#8221; insan öldürmüyor da <strong>Âkif</strong>’in dediği gibi “<em>Hâşâ!”</em> bize kastı mı var? Bunu bile düşünmeden bu sözü duyup <em>&#8220;Evet öyle&#8221;</em> diyorsak veya susuyorsak dehşettir. Nereden bakarsanız bakın dehşettir.</p>
<p>Bu kafayla her yıkımın insan suçlusu yoktur. Orada düşünme yoktur. Akıl, türlü yollarla etkisiz hale getirilmiş ve susturulmuştur. Aklı bu hale gelen de aklı olmayanla umulmadık yerde birleşir.  Yetkisi-sorumluluğu yoktur. Aklı olduğu halde böyle kullanan veya kullanmayan daha zararlı bir varlık haline dönüşebilir.  Kendimizi böyle mi aklamaya çalışacağız? Depremi insanın önlemesi mümkün değildir, tamam. Bu gücü hiçbir insan aklının icadı alet edevat veya tedbirde bulamayız, doğru. Ancak depreme dayanıklı bina yapmak insanın elinde değil midir? Kader, sağlam bina yapmayı mı önlüyor? Dünyada ve ülkemizde sağlam bina yapan akıllı örnekler kadere karşı mı durdular?</p>
<h2><strong>Suçlu biziz</strong></h2>
<p>Bu sözün eski tabirle bâtıllığı, günlük hayatın kelimeleriyle saçmalığı, sapkınlığı ortada. Yaşadığımız &#8220;<em>Kader Planı&#8221;</em>nı biz ördük. Yıkılan binaları yapanlar ve yaptıranlar bu büyük katliâma yol açtılar. İmar Affı çıkaranlar bu katliâmı büyüttüler. Hiçbir kıvırmaya girmeden denecek bellidir: Bu katliâmın sorumlusu biziz. Susanlar, konuşmayanlar, eleştirmeyenler&#8230; Hepimiz suçluyuz. Yeri mi sırası mı? Evet tam sırası. Belâ içindeyken konuşulmayan sonra dinlenmiyor, duyulmuyor. Belli aralıklarla bu belalara mahkûm oluyoruz. Akıllanmıyoruz.</p>
<p>Hatırlayın, 1999&#8217;u yaşamış olanlar bile <em>İmar Affı</em> denen katliâm habercisi karara karşı çıkmadılar.</p>
<p>Bu depremde yıkılan binaların bir yarısı o affın yapıları çıkarsa şaşılmaz. Diğer yarısı da çalma, yağmalama yapılarıdır. İkisi de derin ahlaksızlıktır. Ahlak.. ahlâk! Bu eksiğimizi tamamlasak çok şey değişir. Suçu Yaradan&#8217;a atmak o derin ahlaksızlığın zirvesidir. Bunlarla ne doğruyu anlarız, ne de kurtarıcı bir yol bulabiliriz. Peki ne olacak? Basitçe söyleyelim: Kurallara uyacağız. Tek çare bu!</p>
<h2><strong>Görünen köy</strong></h2>
<p>Yaratılan ortam, gören göz için gerçeği bütün açıklığıyla ortaya çıkardı. Resmi doğru göreceğiz. Karartmalarla örtülemeyecek bir enkazın ağırlığı altındayız. Algı merkezleri de enkazın altında kaldı. İyi ki kaldı. Takkenin düşüp kelin göründüğü bir yere geldik. Her belanın ardından gelen böyle iyilikler var ki görülmeyi ve gereğinin yapılmasını bekler. Her facia, faciadır ve aynı zamanda bu durumlara düşmemek için düşünme ve hareket etme fırsatı yaratır.</p>
<p>Egemenlerin yarattığı iklime rağmen sorular soracak ve cevabını arayacağız. Başka çaremiz yoktur. Türkiye dünyanın ilk dört deprem ülkesinden biri. Bizim için deprem kaçınılmaz bir sonuç. Ne yapsak, ne etsek depremlerle sarsılacağız. Değiştiremeyeceğimiz ve kader diyeceğimiz yalnızca bu çıplak gerçektir. Sonrası, bizim ördüğümüz kaderin getirdiği tabii sonuçtur. Hiçbir tedbir almazsanız, o deprem sizi yerle bir eder. Tabiatın kanunu(isterseniz ilahi kanun deyin) budur ve değişmez. Fırsatçıların dinden görünme sahtekârlığına kurban edilen o dille “<em>Allah’tan geldi”</em> diyerek kurtulacağınız bir iş değildir. Her yere Allah’tan geliyor. Yine söyleyeceğim, Japonya’da daha büyük depremler oluyor ve can ve mal kaybı neredeyse olmuyor. Bütün binalarını, yollarını, havaalanlarını dayanıklı hale getiriyor ve depremi sıradan bir tabiat olayı gibi karşılıyorlar. Bu mümkün. Görüyor, biliyoruz. Biz de yapabiliriz, yapmıyoruz.</p>
<h2><strong>Tedbirsizlik kurbanıyız</strong></h2>
<p>Bu durumda, onbir ilimizi yerle bir edecek kadar ağır hasara yol açan bu depreme ne diyeceğiz? Hiçbir tedbir alınmamış. Anlatılıyor, bazı namuslu devlet görevlileri bazı binalara ruhsat vermemişler, yine bir yolunu bulup kullanıma açılmış. Önemli bir kısmına resmî denetleme görevlilerince de itiraz edilmemiş. Belli ki onlar –argo tabirle- temelden bağlanmış.  Bir kısmına yıkım kararı verilmiş, yine içinde oturulmuş. Bunun suçlusu kader mi?</p>
<p>Peki, bu dizi dizi yanlışları kim yapmış? Sözü eğip bükmeden söyleme vaktidir: En başta merkezî hükûmet. Kabahatin yüzde doksanı baştakilerdedir. Çok geriye gitmeye gerek yok: Yirmi yıl içinde, baskıyla, talimatla, İhale Kanunu’nu 193 kere değiştirerek müdahale eden onlardır. İhale Kanunu’nun 193 kere değiştiğini söyleyince, esasen başka söze hâcet yoktur. Yalnız bunun üzerinde duran başımıza gelen her türlü yağmalama, eritme-çürütme, bozma ve bozgun haline şaşmaz. Olan bitenlerin hemen tamamına yakını bu yaz-boz keyfiliğinde ve fırsatçının(oportünist) herkesi susturan, susta durduran despotluğunda oldu.</p>
<h2><strong>O Arabesk</strong></h2>
<p>“<em>Kader planı</em>” bana <strong>Orhan Gencebay</strong>’ın meşhur arabeskini hatırlattı.  O, “<em>Bana kaderimin bir oyunu mu bu?”</em> derken, acılara, yokluğa, yoksulluğa karşı biriken öfkeyi-çaresizliği formüle ediyordu. Fert fert bir kesimin insanlarının duygusuna tercüman oluyor, feryadını söylüyor,  şekillendiriyor ve yine arabeske uygun bir argoyla söyleyelim, insanların gazlarını alıyordu. Toplumun ve ferdin bakış açısını söyleyen, aslında gerçek duruma dayanan arabesk gerçekliğinde bir söylemdi.</p>
<p>“<em>Kader Planı</em>” diyenin konuştuğu ve dikkat çektiği yer başka. O, faturayı yukarıya çıkarıyor. Sakın itiraz etmeyin, bu oradan geliyor diyor. <strong>Orhan Gencebay</strong>’ınki topluma, en azından bir kesime tıpatıp oturuşuyla gerçekle bir yerden buluşuyor. “<em>Kader Planı</em>” diyen, üst perdeden, diline-arkasına Tanrı’yı alarak konuşuyor. İnsanı, iradesini, yapıp etme gücünü bağlayarak büsbütün çaresizliğe iterken bilemediğimiz bir aşkın güç adına söz söyleyerek “<em>Bu budur”</em> diyor.  Tanrı’nın bu dile ne diyeceği ayrı bir mesele halinde erbâbının önünde dursun, sorumsuzluk dilinin böylesi düşünenler için dehşettir. Bu kadarla geçilmeyecek kadar önemli bir derdimizdir. Sonuca dair cümlelerime de bu düşünceye benzemez sözün kader yankısı zemin oldu. <em>“Kader planı” </em>diyenlere iyi bakın! Sonraki yazılarımda da, “<em>Kader planı diyenler kendileri niçin kadercilik etmiyorlar? Yaptıklarına bakınca ne görüyoruz?”</em> sorusunu sorarak ve yaşadıklarımızla devam edecek gibiyim. Çünkü bu zelzele bütün sarsıntıların kaynağı.</p>
<p>Diyeceğim şu ki asıl deprem devlettedir. Bu bozgunla yüzleşeceğiz. Depremde kaybettiklerimize borcumuz bu. Yeni nesillere borcumuz bu. Türkiye&#8217;ye ve Türklüğe borcumuz bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/"> “Kader Planı”nda yaşadığımız kadersizlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kader-planinda-yasadigimiz-kadersizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kahramanmaraş&#8217;a çağrı!</title>
		<link>https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yıldırım Üzümcüoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[kilis]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[pazarcık]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42667&#038;preview=true&#038;preview_id=42667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depreme Kahramanmaraş'ta yakalanan İnşaat Mühendisi Yıldırım Üzümcüoğlu, Kahramanmaraşlı hemşehrilerine sesleniyor: "Şehirler vatanımız, kanımızla yoğurup vatan ettiğimiz toprağımızdır. Bu felaket yaşanan şehrimiz en risksiz bölgedir. Terk etmeyelim."</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/">Kahramanmaraş&#8217;a çağrı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasimiz-sag-olsun%2F&amp;linkname=Kahramanmara%C5%9F%E2%80%99a%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasimiz-sag-olsun%2F&amp;linkname=Kahramanmara%C5%9F%E2%80%99a%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasimiz-sag-olsun%2F&amp;linkname=Kahramanmara%C5%9F%E2%80%99a%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasimiz-sag-olsun%2F&amp;linkname=Kahramanmara%C5%9F%E2%80%99a%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbasimiz-sag-olsun%2F&#038;title=Kahramanmara%C5%9F%E2%80%99a%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/" data-a2a-title="Kahramanmaraş’a çağrı!"></a></p><p>Kahramanmaraş merkezli başlayan ve zincirleme reaksiyon gibi gerçekleşen depremler on ili etkiledi. En ilginç ve imkânsız sayılabilecek bir darbe de Elbistan depremi ile yaklaşık 9 saat sonra geldi. Kahramanmaraş merkezli depreme 7.4 ile 8.8 arasında şiddet yazıldı söylendi. Hatta bir anlatımla 11 denildi.</p>
<p>Ben o anı yaşayanlardanım. Her deprem sonrası, mesleğim gereği deprem mahallinde binanın hâline bakarak derhal ikamet ettiğim binaya giren biriyim. Biz daha önce Kahramanmaraş’ta pek çok deprem yaşadık. En şiddetlisi 2020 Elazığ depreminde 6.8 idi. Çünkü aynı fay hattındayız. 24.01.2020 tarihinde akşam 20.55 de uyuyordum. Seyahatten dönmüştüm ve yorgundum, uyumuştum. Aniden kapı çarptı ve sallandık. Sarsıntıdan sonra diğer yanıma dönerek anında uyumuştum.</p>
<p>6 Şubat 2023 sabaha karşı Saat 04.17 de sarsıntı ile uyandım. Her zaman yaptığım gibi diğer yanıma dönerek uyumak istedim. Fakat bir fark vardı; şiddet ve gürültü yükseliyordu. Yataktan fırlayarak mutfaktaki iki buzdolabı arasına cenin pozisyonunda diz üstü yattım. Ellerimle başımı korumaya aldım. Alnım her saniye yere çarpmıyordu, yer alnıma çarpıyordu. Bu arada buzdolaplarının derin dondurucu kapakları açılmış, ağır buzlaşmış yiyecekler bedenime dökülüyordu. Sonra kırılan camların sesini duydum. Fakat yerimden kalkmadım. İki dakikaya yakın sürdü. Çok uzun bir süreydi.</p>
<p>Şiddetin yüksekliğini panik olmadan hissettim. Çünkü Ceyhan depremi sonrası deprem konusuna ve Kahramanmaraş’ın deprem geçmişine ilgim artmıştı. 2003 yılı sonrası o tarihte var olan sivil savunma ile irtibata geçerek genel müdürlüğünü yaptığım firmada, depremde refleks davranışların gelişmesi için çalışmalar başlattım. Zamanı belli olmayan alarmlarla canlı ve gerçeğe yakın saklanma, deprem sonrası yangın, acil tahliye tatbikatları yaptık. Bu geçmiş deneyimlerle Kahramanmaraş 6 şubat 2023 tarihli bu 7.8 depremini yaşadım ve yine yatak odasına giderek yattım. 9 dakika sonra 6.9 ilk artçı geldi, o da hatırı sayılırdı. Bu sefer tedbiren binayı terk etmeye karar verdim. Odaları dolaştım herhangi bir deprem hasarı yoktu. Gaz, su ve elektriği keserek; binayı terk ettim. Binamızdan 60 metre ilerisinde açık alana park ettiğim aracıma yerleştim. Her zaman olağan üstü haller için akaryakıt deposu dolu olurdu, hayatımda ilk defa aracımın deposu boştu&#8230;</p>
<p>Aracımı sadece telefon şarj için çalıştırarak saat 09.30 a kadar bekledim. Çok soğuktu. Binaya girme kararı verdim, çünkü binamı tanıyordum. Bu binayı ben yapmıştım. 8 kat imar izni vardı. Ama ben 4 kat yapmıştım. Maraş’ta bugünkü teknoloji ve işçilik kalitemizle 5 kattan fazla yükseklikte bina yapılması sağlıklı değildir. Mimar, liseden arkadaşımdı. “4 kat olarak proje hazırlayacağız” dediğimde; “Herkes fazla kat almak ister. Yol cephesine bakmayan konutlardan çok zarar edersin.” dedi. Doğru çok zarar ettim. Fakat arkadaşıma şunu söylemiştim “Hiç bir şey insan hayatından önemli değil”. Kendisi de “Para senin proje senin ben senin isteklerine göre proje üretirim.” dedi. Binanın yapımı sırasında da yapı denetim firmasıyla tam denetim yaptırarak ve gereğinde onları uyararak binayı bitirdik. Konutum 4 katlı binamızın üçüncü katında. Yatak odasına girdim ve uyudum.</p>
<p>Öğle saatinde 13.24’de, 7.6 şiddetindeki Elbistan depremi ile uyandım. Kahramanmaraş depremine yakın sürede ve daha az şiddette ama ürkütücü idi. Ben binaya girerken artçıların ilk artçı (6.9) sonrası 6,5 ve 5 aralığında olacağını göze alarak girmiştim. Fakat bu başka bir depremdi. Elbistan depremi biter bitmez kazaklar ve diğer yedekleri çantaya koyarak aracıma gittim. İki gün aracımda kaldım. Yaş altmış üzeri olunca kemikleriniz bu soğukta araçta konaklamaya izin vermiyor. Su yok, yiyecek yok, internet yok, telefon yok. İlk 36 saat durum bu. Sonra Kahramanmaraş’ın meşhur poyrazı başladı. Poyraz iki üç gün sürer mutlaka ve kış ise don olur.  Gece saat 02.30’da, -6 dereceyi gördüm fakat arazide uzun yıllar çalıştığım için biliyordum ki; hissedilen -10 ile -12 arası gibiydi. Aracımdan çıktım ve konutuma döndüm. 10.02.2023, saat 06.44 ve halen evimdeyim.</p>
<h2>Bu zaman zarfında neler gördük</h2>
<p>“Allah çıplakları cezalandırdı” diyenler, Maraşlıların ve Urfalıların ölmesinden mutlu olanlar dâhil deprem kadar yıkıcı pek çok berbat olaya ve insanlıktan daha düşük seviyedeki yaratıkların saçmalıklarına şahit olduk.</p>
<p>AFAD için geliştirme ve iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu gördük.</p>
<p>Akaryakıt temini konusunda sıkıntıları gördük.</p>
<p>GSM operatörlerinin hazırlıksız ve yetersizliğini gördük.</p>
<p>TSK’nın afet anlarında milletimizin emrinde ve hizmetinde olmasının tekrar sağlanması gerektiğini gördük.</p>
<p>Deneyimsiz ve ilgisiz meslekten yöneticilerin acilen 2002 öncesi olduğu gibi liyakat sahibi olanlarla değişmesi gerektiğini anladık.</p>
<p>Afet’in 10 şehirde olması yetersizliklere mazeret değildir. Çünkü her şehrin yapılanması kendi içerisinde olacaktır. Ayrıca AFAD genel merkezi şehirlerde değildir.</p>
<h2>Kehanet mi?</h2>
<p>2003 yılı ile bugün arasında yazdığım pek çok deprem yazısında Kahramanmaraş’ın 7,5-8,5 arası bir şiddet de bir depreme gebe olduğunu belirtmiş, elimden geldiğince uyarmıştım. Çoğu insanın dikkate almadığını şuan anlıyorum. “Lüks tabutlar” yazımı hiç unutmuyorum. Sosyal medya arkadaşım rahmetli sayın Ahmet Vefik Alp de bu tabiri yazımdan sonra kullanmaya başlamıştı. Deprem için 2014’te Habertürk de alıntı yapılarak yayınlanan deprem yazım üzerine o tarihte bölgemiz valileri -Kahramanmaraş hariç- ilgi göstermişlerdi fakat sonra sebepsiz bir şekilde ilgileri sonlanmıştı. Bu yazılardan birisinde “Kahramanmaraş 7’den büyük bir depreme maruz kalmaz” diye bir profesörümüzden eleştiri de almıştım. Ama ben hiç değişiklik yapmadan yazılarıma devam ettim.</p>
<p>Kahramanmaraş’ın 459 yıl optimum ortalama süre ile tekrarlanan periyotlarda 7,5-8,5 şiddetinde tekrarlı depremleri vardı. Geçmişte Maraş haritadan tam anlamıyla silinmişti. “Kara Maraş” denilen bölge ismini bu silinmelerden birinden alıyordu. Kaldı ki Maraş için deprem şehri anlamına gelen Mer’aş ismi verilmişti. M.Ö. 131 yılından günümüze kalan zemin kesitlerinde yapılan zemin profil yorumlama çalışmaları bunu gösteriyordu. Ben konunun uzmanı değilim. Sadece şehrimin felaket senaryosuna hazır olması için çabalayan bir İnşaat Mühendisiyim.</p>
<p>Ne oldu? Beklediğim ve feryatlarla insanları uyarmaya çalıştığım deprem gerçekleşti. 1965 yılı minimum ortalama ve maksimum ortalama 2125 yılı olmak üzere optimum süre de 2005 ve 2050 yılları arasında bu depremin olabileceği düşüncesiyle hareket ettim. Bunlar verilere göre şahsi yorumumdu. Son depremlerle Arabistan plakasına 3 metre girdiğimiz tespit edilmiş. Kahramanmaraştaki bir demiryolu deformasyonu ve bir karayolu deformasyon fotoğrafları da bunu doğruluyor. Bu çok önemli bir olay. Dehşet. Şu an yaşanan facianın yeryüzüne attığı bir çizgidir bir imzadır adeta. Bunlar tüm bilim insanları ve mülki amirler ile devletlerin başındaki insanlar için derstir. On ilde aynı gün olan deprem karşısında çaresiz kalışımızın sebebi felaket senaryolarını iyi çalışmadığımız ve görevlilerin yeterince hazır olmadığını ya da bu senaryo biliniyorsa; ciddiye almadıklarını gösterdi.</p>
<p>Yazmıştım. Söylemiştim demek için yazmadım bu yazıyı.</p>
<p>Bu depremi yaşamayanların bizi anlamasını çok bekleyemeyiz. Fakat yetersizliklerini kabul edip istifalarını beklemek hakkımız vardır.</p>
<p>Bu gün öğrencilerin başka şehirlerdeki okullara nakilleri için hazırlık yapılması dikkatle yaklaşılması gereken bir olaydır.</p>
<p>Sayın Profesör Naci Görür Adana, Hatay, Bingöl için uyarıyor dikkate alınması gereken bir uyarıdır. Maraş için Elazığ depreminden sonra yaptığı uyarıyı unutmadık; YAŞADIK.</p>
<h2>Kahramanmaraşlılar şu an ne yapmalı?</h2>
<p>Kahramanmaraş için en büyük tehlike bu şehrin insanlarının bugün Kahramanmaraş’ı terk ettiği gibi temelli olarak taşınması, göçüp başka şehirlere yerleşmesidir. Kahramanmaraş’ı terk edeceklere tavsiyem şu; Türkiye de yerleşebileceğiniz güncel deprem riski en az 3 adet şehir var. Nereler derseniz; Birinci sırada Kahramanmaraş, ikinci sırada Konya ve üçüncü sırada Gümüşhane var. Yani Kahramanmaraş’ı terk edenler riske taşınmış olur. İstatistiklere göre şehrinizi terk etmemelisiniz. Kahramanmaraş’ta minimum 310 sene maksimum ortalama 459 sene böyle bir deprem olmayacak. Bu sebeple riski en az olan şehir.</p>
<p>Kahramanmaraş’tan giderseniz ne olur?</p>
<p>Sütçü İmam, Rıdvan Hoca, Yörük Selim, Aslan beylerin ve dedelerimizin Fransız dan kurtardığı bu şehri sığınmacıların zahmetsiz işgaline terk etmiş olursunuz.</p>
<p>Çok yönlü düşün Kahramanmaraşlı ve bu şehri el ele imar edecek şekilde yerini koru.</p>
<p>Meşhur atasözünü unutmayalım: Korkunun ecele faydası yok. Bizler ölüm saati geldiğinde ölümden kaçamayız. Savaş halindeki Irak’ta bir yıl, iç savaştaki Irak’ta da bir yıl bulundum. Oraya giderken “Ölüm riski var gitme” diyenlere; “olaylardan kaçtığımızı zannederken ölüme yürüyor olabiliriz” demiştim. Kısaca ölüm Maraş’ta değil de gittiğiniz yerde sizi karşılayabilir.</p>
<p>Kahramanmaraş’ım, Türkiye’m başımız sağ olsun, Gölcük sonrası unuttuklarımızı, Elazığ sonrası unuttuklarımızı artık bu bölge depremleri sonrası unutmayalım.</p>
<p>Şehirler vatanımız, kanımızla yoğurup vatan ettiğimiz toprağımızdır. Bu felaket yaşanan şehrimiz en risksiz bölgedir. Terk etmeyelim. Demografik bozulmaya yol açmayalım; katkı sağlamayalım. Bazılarının hayaline ve amacına hizmet etmeyelim.</p>
<p><em>“Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, </em></p>
<p><em>Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir. </em></p>
<p><em>Tutuşup kül olan ocaklarından, Şahlanıp köpüren ırmaklarından, </em></p>
<p><em>Hudutta gaza bayraklarından Alnına ışıklar vuranlarındır.” </em></p>
<p><em>Orhan Şaik Gökyay</em></p>
<p>Geçmiş olsun Türkiyem.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/">Kahramanmaraş&#8217;a çağrı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/basimiz-sag-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem ve yönetim</title>
		<link>https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanmaraş]]></category>
		<category><![CDATA[malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Osmaniye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42583&#038;preview=true&#038;preview_id=42583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah felakete uğrayan insanlarımıza direnme gücü ve sabır, yöneticilere de bilgi ve bilgelik nasip etsin. Bize de böyle yöneticileri tercih etmeyi, seçmeyi nasip etsin.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/">Deprem ve yönetim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-ve-yonetim%2F&amp;linkname=Deprem%20ve%20y%C3%B6netim" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-ve-yonetim%2F&amp;linkname=Deprem%20ve%20y%C3%B6netim" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-ve-yonetim%2F&amp;linkname=Deprem%20ve%20y%C3%B6netim" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-ve-yonetim%2F&amp;linkname=Deprem%20ve%20y%C3%B6netim" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdeprem-ve-yonetim%2F&#038;title=Deprem%20ve%20y%C3%B6netim" data-a2a-url="https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/" data-a2a-title="Deprem ve yönetim"></a></p><p>Yöneticinin hedefi, kendini gereksiz kılmaktır. İster devlet başkanı olsun ister genel müdür, ister bir iş takımının kaptanı; bu kural hepsi için geçerlidir.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne demek bu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletten bakkal dükkânına kadar her büyüklükteki birim, bir ürün veya hizmet üretir. Yöneticinin gereksiz olması, birimdeki insanların ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını, niçin yaptıklarını, her seferinde talimat almalarına gerek olmadan planlamaları, bilmeleri ve uygulamalarıdır. Dolayısıyla yöneticinin birinci işi, yönetimine verilen birimi bu hâle getirmektir. Bu hâle gelen birimin iç idaresi için artık yöneticiye gerek kalmamıştır; kalmamalıdır. </span></p>
<h2><b>Bizzat yönetmek</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetici gereksizse niçin hâlâ yöneticiler var? Yöneticinin varlık sebebi üçtür. Yukarıda birinci sebebi verdim. Birimi kendi başına işler hâle getirmek. Yöneticinin ikinci işi, birimin stratejisini belirlemektir. Bu belirlemeyi birimdeki insanlarla birlikte yapar. Birimin üyeleri, kendi işlerinin en iyi nasıl yapılacağını yöneticiden daha iyi bilir. Fakat yönetici, yüksek bir yerde konumlanmış ve sahanın tamamını görebilen bir “general” gibidir. O, şu anda mükemmel işlemesini sağladığı biriminin, ilerde nasıl daha verimli çalışacağını, nasıl değişmesi gerektiğini tayin edecektir. Buna planlama diyoruz, strateji diyoruz. “Strateji” kelimesinin etimolojik kökü, “generallerin sanatı”dır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yöneticinin varlığının üçüncü ve son sebebi de biriminin görüşlerini, haklarını, ihtiyaçlarını birimin dışındakilere anlatmak,  birimini savunmaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buraya kadar “birim, birim, birim” deyip durduğum kamunun veya özel sektörün kurumlarıdır; ordudan sağlığa, emniyetten eğitime ve sonunda bütün bir devlete, sonra bütün işlere, şirketlere… Kurum budur, örgüt budur, iş budur. Nihayet çağdaş devlet budur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yönetim bilimi kitabı, eski tip piramit emir-kumanda yapısındaki örgütleri orduya benzetiyordu. Piramit yönetim tarzı, harpte ordu için gerekli olabilir. Ancak çağdaş yönetim teorisinde sıklıkla kullanılan model, emir-kumanda piramidinden ziyade komando birliğine benziyor. Komando birliğine bir hedef, bir harita ve pusula verilir. Sonra o birlik, gider ve görevini yapar. Yoksa mesela ordu komutanı veya genelkurmay başkanı gelip onu “bizzat yönetmeye”  veya “daha iyi işletmeye” kalkmaz.  </span></p>
<h2><b>Milletvekili telefonuyla gelen vinç</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük adamın ve büyük adamların hizmetin verildiği, malın üretildiği seviyeyi “ bizzat” yönetmesi piramit modeline de takım yönetimine de uymaz. Takım yönetimine uymayacağı, komando benzetmesinden anlaşılır. Piramit yönetiminde de insanların üstlerini de astlarını da atlamama kuralı vardır. Ne ast bağlı olduğu kademeyi atlayıp daha yukarılara çıkabilir, ne de üstün altındaki kademeleri atlayıp daha aşağılara talimat vermesi örgüt anlayışına uygundur. En üstteki tek yöneticinin bütün kademelerle doğrudan ilişki kurması hiçbir yönetim teorisinde yoktur. Ben bu tarza simit yönetimi diyorum. Genellikle suç örgütlerinin yönetim modeli simittir. Mafya şefi, bütün çete üyeleriyle, en alttakinden en üsttekine, bire bir temastadır. Astlarını tayin etmekle kalmaz, onların astlarını, hatta onların astlarının astlarını da “bizzat” tayin eder. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem felaketine uğrayan bir mahalle giden Sayın Nurettin Canikli’nin videosu paylaşıldı. Sosyal medya paylaşımlarına göre felaket uğrayan vatandaş, titreyerek, ağlayarak o büyük adama ihtiyacı anlatmaya çalışıyordu. O büyük adam ise onu dinlemek yerine cep telefonunu kurcalamaktaydı. Sonra hikâyenin aslı anlaşıldı. Felaketzede, enkaz altındaki yakınlarının kurtarılması için vinç talep ediyor. İlk talebi değilmiş ama vinç bir türlü gelmemiş. Sonra Canikli, telefonuyla bir yerleri arıyor ve vinç geliyor. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Canikli sağ olsun ama vincin ihtiyaç olan yere gelmesi için bir milletvekilinin, bir başkan yardımcısının telefon mu etmesi lazım?</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyorlar. Birinci itham haksızdı ama bu ikinci tenkit haklıdır. O vinç oraya, milletvekili telefon etmeden gitmeliydi.</span></p>
<h2><b>AFAD kaskı giymek</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük adam, genel müdür, bakan ve her neyse tepedeki insanların kafalarına AFAD kaskı geçirip sahaya inmesinin pek bir yararı yoktur. Yararı olmaması gerektir. Bu davranışın verdiği ilk mesaj, “Benim iş gören birimlerimin aklı kısadır. Kendi kendilerine işi beceremezler. Ben bizzat gidip onlara ne yapacaklarını söylemezsem onlar akıl edemezler.” mesajıdır. İster günlük mesaide, ister bir kriz anında olsun, yöneticinin görevi, işi yapanların ihtiyaçlarını temin etmektir. Bizzat temasın gerekçesi akıl ve talimat vermek değil, onları dinlemek, moral vermek, gerekiyorsa onlara başka birimlerin desteğini temin etmek olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, bırakın kask giysinler, alana insinler; ne zararı var, diyeceksiniz. Birinci zararı, az önce yazdığım, “Siz aptalsınızdır, sizin aklınız ermez.” mesajıdır. İkinci zararı da, işin yapıldığı yere giden büyük adamın bizatihi ziyaretinin bir iş hâline hatta bazen bir felaket hâline gelmesidir. İşin olup bittiği yerdeki imkânların, insanların bir kısmı asıl işlerini bırakıp yöneticiyi karşılamaya yönlendirilecektir. Özellikle kriz anında bu yönlendirmenin sonuçları hayırlı olmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Allah felakete uğrayan insanlarımıza direnme gücü ve sabır, yöneticilere de bilgi ve bilgelik nasip etsin. Bize de böyle yöneticileri tercih etmeyi, seçmeyi nasip etsin.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/">Deprem ve yönetim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/deprem-ve-yonetim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs Mersin&#8217;de Atatürk&#8217;ün sevdiği türkülerle kutlanıyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 May 2022 08:12:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs 1919]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ü anma]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk'ün sevdiği Türküler]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik ve Spor Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39257&#038;preview=true&#038;preview_id=39257</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atatürk'ün sevdiği türkülerden örnekler sunacak sanatçılarla dolu güne davetlisiniz.<br />
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/">19 Mayıs Mersin&#8217;de Atatürk&#8217;ün sevdiği türkülerle kutlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor%2F&amp;linkname=19%20May%C4%B1s%20Mersin%E2%80%99de%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20sevdi%C4%9Fi%20t%C3%BCrk%C3%BClerle%20kutlan%C4%B1yor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor%2F&amp;linkname=19%20May%C4%B1s%20Mersin%E2%80%99de%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20sevdi%C4%9Fi%20t%C3%BCrk%C3%BClerle%20kutlan%C4%B1yor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor%2F&amp;linkname=19%20May%C4%B1s%20Mersin%E2%80%99de%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20sevdi%C4%9Fi%20t%C3%BCrk%C3%BClerle%20kutlan%C4%B1yor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor%2F&amp;linkname=19%20May%C4%B1s%20Mersin%E2%80%99de%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20sevdi%C4%9Fi%20t%C3%BCrk%C3%BClerle%20kutlan%C4%B1yor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor%2F&#038;title=19%20May%C4%B1s%20Mersin%E2%80%99de%20Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20sevdi%C4%9Fi%20t%C3%BCrk%C3%BClerle%20kutlan%C4%B1yor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/" data-a2a-title="19 Mayıs Mersin’de Atatürk’ün sevdiği türkülerle kutlanıyor"></a></p><p>19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Mersin Toroslar Kültür ve Sanat Evi İncirgediği&#8217;nde kutlanıyor. Atatürk&#8217;ün sevdiği türkülerden örnekler sunacak sanatçılarla dolu güne davetlisiniz.</p>
<p>19 Mayıs Atatürk&#8217;ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.mdm</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/">19 Mayıs Mersin&#8217;de Atatürk&#8217;ün sevdiği türkülerle kutlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/19-mayis-mersinde-ataturkun-sevdigi-turkulerle-kutlaniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
