<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. İskender Öksüz arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/prof-dr-iskender-oksuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/prof-dr-iskender-oksuz/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Apr 2026 18:28:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Biraz fütürizm</title>
		<link>https://millidusunce.com/biraz-futurizm/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/biraz-futurizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kirap]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53209&#038;preview=true&#038;preview_id=53209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Niyetim geriye, 1980’e gitmek değil, tam tersine, biraz futurism yapmak, geleceği tahmin etmek. Denir ki gelecek hakkındaki tek kesin tahmin geleceğin tahmin edilemeyeceğidir ama olsun, ben de elimi deneyeyim. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/biraz-futurizm/">Biraz fütürizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiraz-futurizm%2F&amp;linkname=Biraz%20f%C3%BCt%C3%BCrizm" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiraz-futurizm%2F&amp;linkname=Biraz%20f%C3%BCt%C3%BCrizm" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiraz-futurizm%2F&amp;linkname=Biraz%20f%C3%BCt%C3%BCrizm" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiraz-futurizm%2F&amp;linkname=Biraz%20f%C3%BCt%C3%BCrizm" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbiraz-futurizm%2F&#038;title=Biraz%20f%C3%BCt%C3%BCrizm" data-a2a-url="https://millidusunce.com/biraz-futurizm/" data-a2a-title="Biraz fütürizm"></a></p><p>Çocuklar ve gençlerin zevk için okunan kitaba ayırdıkları zaman düşüyormuş. PEW şirketinin ABD’de yaptığı araştırma bunu gösteriyor… Yüzde kırk azalma! Peki bu kayıp zaman nereye gidecek?</p>
<p>Ben daha özel bir soruya cevap arıyorum. Zevk için okunan kitaplardan önemli bir bölümü romanlardır. Roman okuma azalacaksa, romanın yerine ne geçer? Bir şey geçer mi? Geçen yazımda, böyle soruları cevaplarken araca değil amaca, işleve bakın demiştim. Roman, hangi ihtiyacı karşılar? Roman okumanın işlevi, amacı nedir?</p>
<p>Roman bizi, yazarın kurduğu alır götürür. O dünyanın çevresiyle, o dünyanın insanlarıyla tanıştırır, içli- dışlı yapar. Bizi orada yaşatır. Tayyi mekân, tayyi zaman ve en zoru, tayyi insan yeteneğine sahiptir usta romancı. Kendisi bunu yapmakla kalmaz, okuyucusuna da mekân, zaman değiştirir ve onu karakterlerin ruhunda, duygularında, tecrübelerinde gezdirir. Okuyucu da romancının yarattığı dünyanın içine girer.</p>
<h2>Niçin roman?</h2>
<p>Hikâye, deneme gibi daha kısa formlarda bu içine alma hâli yoktur. Hikâyeye dışardan bir gözlemci olarak bakarsınız. Bak neler olmuş, bak neler hissetmişler, diye… Yalnız romanda, başka bir dünyanın içine girersiniz. Demek roman okuyucusunun da istediği budur. Romanın karşıladığı ihtiyaç budur. Romanın işlevi, amacı budur. Roman bu hâli sağlamak için kullanılan bir araçtır.</p>
<p>O halde şimdi sorumuzu tekrar edebiliriz: Böyle bir dünya değişikliği sunan başka hangi araç var? Yeni ortamlardan hangisi bizi çevremizden, zamanımızdan alıp başka insanların yaşadığı bir dünyaya götürüyor; onların hissettirdiklerini hissettiriyor, yaşadıklarını yaşatıyor? Kanaatimce bunu başarmaya en çok yaklaşan tür sinemadır. Video değil. Kısa videoları kastediyorum. Niçin video değil? Video hikâyeye benziyor. Sinema filmi, uzunluğundan ötürü bu tarif ettiğim işleve daha yakın. Sinema derken de binayı, salonu değil, videoyla ifade edilen fakat en az bir saat ve sıklıkla daha uzun olan aracı kastediyorum. Şu yedinci sanat denileni. Kısa filmleri de değil.</p>
<h2>8. Sanat : JR’ı kim vurdu?</h2>
<p>Bir adım daha atayım: Sinema tek aday değil. Farkında mısınız? Aslında bir sekizinci sanat daha doğdu, usulca. Onun anne-babası da televizyon ama o televizyonla sınırlı değil. Sekizinci sanat, dizilerdir. Televizyon dizileri. Onlar da seyirciyi alıp başka mekânlara, başka zamanlara ve – yine en önemlisi – başka insanlara, başka bir çevreye götürüyor. Romanın işlevi bu değil miydi? Dizilerin gayet güçlü bir çekim gücü var ki on yıllardır insanlar dizilerle yatıp dizilerle kalkıyor. 21 Kasım 1980’de, JR’ı kimin vurduğunun açıklanacağı akşam, dünya ekrana kilitlenmişti. Bu içine almak değildir de nedir?</p>
<p>Niyetim geriye, 1980’e gitmek değil, tam tersine, biraz futurism yapmak, geleceği tahmin etmek. Denir ki gelecek hakkındaki tek kesin tahmin geleceğin tahmin edilemeyeceğidir ama olsun, ben de elimi deneyeyim.</p>
<p>İki çizgiyi birlikte düşünelim. Diziler bir bakıma romanla yarış hâlinde. Aynı anda da YouTube gibi internet video platformları, dizilere ayrılan zamanı çalıyor. Bu iki çizgi şimdilik Netflix, Amazon Prime, Disney, Max gibi akış platformlarında birleşiyor. Diziler hâlâ televizyonlarda gösteriliyor ama bu platformlar onlardan ciddî zaman çalmaya başladı. Çalar da. İnsanlar bir sonraki bölüm için bir hafta beklemeye bayılmıyor. Bir saatlik bölümü seyretmek için iki saat reklam seyredip toplamda üç saat harcamaya da. Saydığım akış mecralarında bu duraklamalar olmadığı gibi vaktiniz müsaitse iki, üç veya daha fazla bölümü bir oturuşta seyredebilirsiniz. İşte romanın işlevine sizi en çok yaklaştıran “binge” denilen bu tiryaki seyridir. İçine almak ki ne içine almak. Nerden biliyorum? Ben de öyle yapıyorum da ondan.</p>
<p>Bugünkü TV yapısı dizileri size damla damla vermek üzerine kurulmuş. Ama başka seçenek varken bu damlatma stratejisinin yaşaması zor.</p>
<h2>İki kişilik dizi</h2>
<p>Şimdi fütürizmde son adımım… Haydi Allah rast getire.</p>
<p>Yapay zekânın çılgın gelişme hızıyla ortaya çıkan yepyeni bir imkân var. Yapay zekâ, video üretiminde gittikçe ustalaşıyor. Ortalıkta çok kaliteli çizgi filmler, üç boyutlu animasyonlar dolaşıyor. Bunları yapmak için yüz kişilik insan orduları çalışırdı bir zamanlar. Şimdi bir kişi yetiyor. Yalnız animasyon değil, sanal insanların oynadığı filmler de üretilmeye başlandı. Kusursuz bir Çin filmi seyrettim. Dans eden genç kızları gösteren kısa bir filmdi. Gittikçe daha uzunları gelecek eminim.</p>
<p>Şimdi hepsini birleştirelim. Tayyi mekân, tayyi zaman, tayyi insan… Romanın işlevi. Ve diziler. Akış mecralarında bunların kesintisiz izlenebilmesi. Yoldaki teknoloji: Dizilerin yapay zekâ ile yapımı! Oyuncu, plato, ışık… Hepsi bilgisayarın içinde. Ekip? Senarist, yönetmen ve yapay zekâ operatörü. Öyle mi? İki kişi de yeter. Yönetmen yapay zekâyı bizzat sürer. Aracısız daha verimli olur. İnsanları saatler, günlerce bağlayan dizilerin amatör imkânlarla üretilmesinin eli kulağındadır. Bunun ekonomisini de siz düşünün artık. Akış platformları mı kazanır, YouTube mu, yoksa başka mecralar mı doğar.</p>
<p>Aşure için bütün malzeme hazır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/biraz-futurizm/">Biraz fütürizm</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/biraz-futurizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hülle</title>
		<link>https://millidusunce.com/hulle/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hulle/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[yasa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=53152&#038;preview=true&#038;preview_id=53152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu aklı verenlere de “hukukçu” demiyor muyuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hulle/">Hülle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&amp;linkname=H%C3%BClle" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhulle%2F&#038;title=H%C3%BClle" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hulle/" data-a2a-title="Hülle"></a></p><p>Toplum varsa kanun vardır. İster modern toplumlardaki gibi yazılı ister binlerce yıl önceki gibi sözlü. Toplum varsa dedim, toplum her zaman vardır. İnsan toplumsuz olmaz. Bu başka bahis; bugün kanundan, kuraldan, töreden yazmak istiyorum.</p>
<p>Bir taraftan töreye, kanuna, şeriata nasıl uyulması, itaat edilmesi gerektiğine dair abartılı mı abartılı deyişler, hükümlerimiz var: Şeriatın kestiği parmak acımaz. Hukukun devlet başkanını bile yargıladığı, yargılayabileceği hakkında sayısız anekdotumuz, hikâyemiz var: “İl gider töre kalır!” Demek ki bırakın devlet başkanını, devlet bile yok olabilir ama kanun kalır!</p>
<h2>Hukuk düz olmazsa halk fakirleşirmiş</h2>
<p>Devlet gitse de kanun kalır mı kalmaz mı bilemem ama Yusuf Has Hacib’in, Kutadgu Bilig’de yazdığına göre kanun giderse devlet kalmaz. Birkaç defa tekrarladığım bin yıllık nasihatını bir defa daha yazayım:</p>
<p><em>“Bu il tutguka köp er at sü kerek<br />
Er at tutguka neng tavar tü kerek</em></p>
<p><em>“Bu neng alguka bir kerek bay budun<br />
Budun baylıkınga törü tüz kodun </em></p>
<p><em>“Bularda biri kalsa törti kalur<br />
Bu törti yime kalsa beglik ulur” </em></p>
<p>Günümüz Türkçesi ile şöyle:</p>
<p>“İl tutmak için çok asker ve ordu gerek.<br />
Askeri beslemek için de çok mal (tavar) ve servet gerek.</p>
<p>“Bu malı elde etmek için halkın zengin olması gerektir.<br />
Halkın zenginliği için doğru kanunlar(töre) konulmalıdır.</p>
<p>“Bunlardan biri ihmal edilirse dördü de kalır<br />
Dördü birden kalırsa, beylik çözülmeye yüz tutar.”</p>
<h2>Kanunu dolaşmak</h2>
<p>Ekonominin düzelmesi için faizin çıkması, düşmesi falan tamam da asıl ve asıl hukuka, hukuk devletine ihtiyaç vardır diyenler, işte bu bin yıllık gerçeği tekrarlıyor. Yusuf Has Hacib bin yıl önce bunları yazma ihtiyacını duyduğuna göre herhâlde o günlerde de hukuksuzluk tehlikesini hissetti. Yoksa durup dururken neden “Kanunu doğru koymazsan beylik ulur!” gibi yöneticilerin canını sıkacak laflar etsin?  Bin yıl sonra bunları öğrendik ve hukuk devleti olduk, hukuksuz tek adım atmıyoruz ve koyduğumuz hukuk da doğru hukuk, tüz törü değil mi!</p>
<p>Kanunların bir lafzı bir de ruhu vardır. İş “ruha” bırakılmaz, kanun çıkarılırken gerekçesi de yazılır. Tıpkı ilahi kuralların “sebebi nüzul”ü, iniş sebebi gibi. Kanunlar da hazırlanırken, “Şu yasaktır da niçin yasaktır? Şu sınırdır, haddir; niçin sınırlanmıştır, niçin had konulmuştur?” sorularının izahı gerekçeye yazılır.</p>
<p>Kanunları kendimiz yaptığımıza göre kendi koyduğumuz kurallara uymamız gerektiği de muhakkak. Aksi, topluma “Ben seni önemsemiyorum.” deme edepsizliğidir ve cezalandırılmalıdır.</p>
<p>Kendi koyduğumuz kurala kendimizin uyma gereği… Bu aşikâr. Gel gör ki böyle davranmıyoruz. Sanki o kuralları, o hadleri başkaları, mesela İngilizler koymuş, hatta düşmanlar koymuş, etrafından dolaşmak mübahtır; kurnazlıktır, açıkgözlülüktür. Bu etrafından dolaşma aklını verenlere de “hukukçu” demiyor muyuz!</p>
<h2>Erken seçim hüllesi</h2>
<p>Devlet başkanının seçimle geldiği bütün ülkelerde seçilme sayısı sınırlıdır. Gerçekten seçimle geldikleri ülkeleri kast ediyorum tabii. Yoksa-adı lazımdeğil- seçimi %99 ile kazandıkları, kendilerine emri hak vaki olduğunda yerlerine oğullarının, yine %99 ile “seçildiği” ülkeleri değil.</p>
<p>Seçilme sayısı bizde de sınırlıdır. Bu sınır niçin konmuş? Bir gerekçesi yok mu? Keyfimizden mi anayasayı öyle yapıyoruz? Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçince o süre sıfırlandı, “reset” edildi, dedi bir hukukçu. Bu “hukuk” ile mesela ceza kanununu değiştirsek değiştirdiğimiz maddeden mahkûm olanları tahliye etmemiz gerekir. O reset ediliyor da bu neden edilmiyor?</p>
<p>Aslında sorulacak soru şu: Sistem değişince adaylık sayısına sınır getirilmesinin gerekçesi de reset mi edildi? Gerekçe hâlâ var ki yeni sistemde de sınır var. İstisnaları ile… Mesela meclis erken seçime giderse cumhurbaşkanı seçimi de yenileniyor ve başkan tekrar aday olabiliyor. Makul. Fakat sırf cumhurbaşkanı tekrar aday olabilsin diye erken seçime gitmek kanuna karşı hile değil mi? Neyi hatırlatıyor biliyor musunuz? Hülle’yi. Hülle de kanuna, şeriata karşı hiledir.</p>
<p>Eğlenceli bir konu aslında. Hüllenin yaygın anlamını hatırlatarak bitireyim. Efendim şer’î hukuka göre koca karısını bir kere, iki kere boşayıp tekrar alabilir. Amma üçüncü defa boşarsa “Dur bakalım!” deniyor. “Sen bu işi alışkanlık hâline getirdin. Artık aynı kadını alamazsın.” Yüce ulemamız buna çare bulmuş. Kadın başkasıyla evlenip boşanırsa boşanma sayısı “reset” ediliyor. Onun için üçüncü nikâhı isteyen boşama bağımlısı koca, o hanıma uyduruk bir nikah kıydırıyor. Sahte damattan peşin peşin boşama garantisi alarak tabii. Böylece şeriatı aldatıyoruz. Eğlenceli işler. Tıpkı hülleli erken seçim gibi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hulle/">Hülle</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hulle/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Al birinden…</title>
		<link>https://millidusunce.com/al-birinden/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/al-birinden/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52771&#038;preview=true&#038;preview_id=52771</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar “gardrop devrimciliği” veya “gardrop Atatürkçülüğü” denen bir tavır vardı. Hani düşünceye, değerlere değil de kılık kıyafete dayanan bir “devrimcilik”, “Atatürkçülük”. Şimdiki bunlardan farklı. Ama benziyor. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/al-birinden/">Al birinden…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fal-birinden%2F&amp;linkname=Al%20birinden%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fal-birinden%2F&amp;linkname=Al%20birinden%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fal-birinden%2F&amp;linkname=Al%20birinden%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fal-birinden%2F&amp;linkname=Al%20birinden%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fal-birinden%2F&#038;title=Al%20birinden%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/al-birinden/" data-a2a-title="Al birinden…"></a></p><p>Okuduklarımın ne kadarına inansam. Birkaç gündür haberlerde Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişlerinin bazı okullarda her sınıftan 9 yaş civarındaki iki öğrenciyi sınıftan çıkararak sorguladığı var. “Din dersinde din dersi mi yapılıyor? Yoksa başka şeyler mi? Boş mu geçiyor?” gibi sorular. En garibi ve “Bu kadarı da olmaz!” dedirteni: “Öğretmen sınıfta Cumhurbaşkanı’na hakaret ediyor mu?” Başka bir versiyonunda, “Sokakta Cumhurbaşkanı’na hakaret edildiğini duydun mu?” var. “Evde ana-baban Cumhurbaşanı’na hakaret ediyor mu?” sorusunu henüz duymadım. Bu gidişle eli kulağındadır.</p>
<p>Millî Eğitim Bakanlığı bir devlet kurumu. Bu anlattığım devletle, devlet terbiyesi ile bağdaşır mı? Hele hele pedagojik midir? Sayın Millî Eğitim Bakanı’ndan bir yalanlama işitmedim. Hâlâ bekliyorum.</p>
<h2>Pavlik Morozov</h2>
<p>Haberler doğruysa bunu yapanlara, “Sizin devlet umurundan ve çocuk psikolojisinden anladığınız bu mudur?” diye sorarım. Ve şunu ilave ederim: Cumhurbaşkanı’na hakaretin âlâsı sizin bu hareketinizdir. Aklınız nerede? Dokuz yaşındaki çocuğa verdiğiniz mesaj, “Cumhurbaşkanı’na hakaret edilir. Bakkala, çakkala, öğretmene, müdüre, anne babaya edilmez de Cumhurbaşkanı’na edilir!” değil mi? Sonra, “Bize öğretmenini, arkadaşlarını, çevreni gammazla…” diye devam etmektir telkininiz. Habere göre, sorgu bittikten sonra çocuklardan imza almışlar. Tam bir zıvanadan çıkma hâli.</p>
<p>Aklıma Stalin Dönemi’nin Sovyetler Birliği’nden kalma meşhur Pavlik Morozov hikâyesi geldi. Morozov 13 yaşındayken Pioneer (Öncü) teşkilatının lideri. Babasını GPU’ya (Sonra NKVD-KGB olacak) ihbar ediyor ve tabii, Stalin rejimi babayı affetmeyip infaz ediyor. Resmî hikâye, toprak ağaları da (Kulaklar) Pavlik’i öldürdü diye devam ediyor. Sonra Pavlik, kahraman, örnek öncü ve şehit mertebesine yükseltiliyor. Allah korusun. Türkiye böyle bir diktaya, böyle bir sapkınlığa gitmiyor.</p>
<h2>Ya CHP?</h2>
<p>Muhterem iktidarımız böyle. Ya CHP? Bizi CHP kurtaracak değil mi? Bir arkadaşım söyledi, altı okundan biri milliyetçilik olan CHP’nin parti programında Türk kelimesi geçmiyor diye. 2025 programını alıp saydım. 8 yerde Türk kelimesi var. Ama bunlar, “Türk Ceza Kanunu”, “Türk Lirası”, “Türk Hava Kurumu” gibi tamlamalar. Bir yerde Türk milleti anlamında kullanılıyor: “Atatürk milliyetçiliği, yurttaşlık bağıyla Cumhuriyetimize bağlı olan herkesin eşitliğini savunur. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.” Demek arkadaşım yanılmış. 2025 programında bir yerde geçiyor. Gelelim Atatürk Milliyetçiliği’ne. Programdaki Milliyetçilik maddesine bakarsanız — altı oktan biri ya, sıkıntı; keşke hiç olmasaydı ama olmuş işte — daha çok milliyetçiliğin ne olduğundan ziyade ne olmadığı anlatılıyor ve döne döne Atatürk milliyetçiliğine vurgu yapılıyor. O hâlde madem Atatürk milliyetçiliği, yukarıda 2025 Programı için yaptığımız analizi 1935 programı için de yapalım, bakalım ne çıkacak. Toplam 23 kez. 3’ü tamlama ama 20’si “Türk milleti” anlamına Türk geçiyor. 20 kez. 20’ye 1.</p>
<p>Atatürk’ün bir kere bile “Ben Atatürk milliyetçisiyim” dediği vaki değil. Fakat “<em>Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz: Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsiyle meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet de kuvvetli olur.</em>” dediğini biliyoruz. Şükrü Hanioğlu’nun 1000 sayfalık Atatürk’ün Entelektüel Biyografisi’nin özeti de iki kelimedir: <em>Türkçü ve bilimci</em>. Siz sayın ana muhalefet, Atatürk milliyetçisi olduğuna göre siz de öyle misiniz? Türkçü müsünüz?</p>
<h2>Mobilya Atatürkçülüğü</h2>
<p>Daha çok alıntı var. Hepsini açık kaynaklardan bulabilirsiniz. Fakat yukarıdaki 20’ye 1 gibi, bugün sizin bulunduğunuz nokta ile Atatürk’ün bulunduğu nokta aynı değildir. Lütfen bunu kabul edin ve olur olmaz “Atatürk milliyetçiliği” diye Atatürk’ün aklından geçmemiş düşüncelerle politikanızı cilalamaya kalkmayın.</p>
<p>Bir zamanlar “gardrop devrimciliği” veya “gardrop Atatürkçülüğü” denen bir tavır vardı. Hani düşünceye, değerlere değil de kılık kıyafete dayanan bir “devrimcilik”, “Atatürkçülük”. Şimdiki bunlardan farklı. Ama benziyor. Sık sık, “Ben Atatürk’ün koltuğunda oturuyorum.” diye dillendiriliyor. Buna da “mobilya Atatürkçülüğü” demek lazım herhâlde.</p>
<p>Her yer alıntı doldu. Son bir tane ile kapatayım. “<em>Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.</em>” (Medeni Bilgiler)</p>
<p>Bir tarafa bunu bir tarafa da el yükselten “Atatürk milliyetçisi”ni koyun. Nasıl? Yakışıyor mu?</p>
<p>Not: CHP’de Atatürk’ün fizikî koltuğu mevcut mudur bilmiyorum. Ama yanlış hatırlamıyorsam, Değerli Emine Gürsoy Naskali’nin evinde dedesi Bayar’dan kendisine geçmiş gerçek, deri bir Atatürk baba koltuğu vardı ve Emine Hanım benim o koltuğa oturmama izin verdi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/al-birinden/">Al birinden…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/al-birinden/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan</title>
		<link>https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ChatGPT]]></category>
		<category><![CDATA[gemini]]></category>
		<category><![CDATA[NotebookLM]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52593&#038;preview=true&#038;preview_id=52593</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan zekâsı tek başına sınırlı: yavaş, unutkan, önyargılı. Yapay zekâ ise tek başına amaçsız: neyin önemli olduğunu bilmez, bağlamı kuramaz. Bu ikisini birbirine rakip yapmak, iki bacağın hangisinin daha iyi koştuğunu tartışmaya benziyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/">İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Finsan-yapay-zeka-insan%2F&amp;linkname=%C4%B0nsan%20%2B%20Yapay%20zek%C3%A2%20%3E%20%C4%B0nsan" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Finsan-yapay-zeka-insan%2F&amp;linkname=%C4%B0nsan%20%2B%20Yapay%20zek%C3%A2%20%3E%20%C4%B0nsan" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Finsan-yapay-zeka-insan%2F&amp;linkname=%C4%B0nsan%20%2B%20Yapay%20zek%C3%A2%20%3E%20%C4%B0nsan" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Finsan-yapay-zeka-insan%2F&amp;linkname=%C4%B0nsan%20%2B%20Yapay%20zek%C3%A2%20%3E%20%C4%B0nsan" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Finsan-yapay-zeka-insan%2F&#038;title=%C4%B0nsan%20%2B%20Yapay%20zek%C3%A2%20%3E%20%C4%B0nsan" data-a2a-url="https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/" data-a2a-title="İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan"></a></p><p>“Yapay zekâyı anlıyor muyuz, yoksa yanlış mı anlıyoruz?” diye başlık koyacaktım. Sonra vazgeçtim. Doğrudan bir örnekle derdimi anlatmayı tercih ettim.</p>
<p>Copilot ile aramda geçen bir sohbeti aşağıya aktaracağım. Böylece yazımı yapay zekâya yazdırmaya en yakın geldiğim gün bugün olacak. Yapay zekâ konusunda yanlışlar tek değil. Mesela son zamanlarda “algoritma” kelimesi de çok popüler ve yapay zekâyı algoritma sanan yazılarla karşılaşıyorum. Algoritma yapay zekânın tam zıddı dersem başım ağrımaz. Algoritma – Al Harezmî’ye rahmet dileyerek – adım adım planlanmış bir reçetedir. Algoritma hata yaparsa nerede yaptı diye araştırıp bulursunuz. Yapay zekânın eğitimi ve kullanıcıya sunuluşu elbette algoritmalarla gerçekleşiyor ama kendisi algoritma değil. Bu yüzden hata yaptığında ‘Nerede hata yaptı?’ sorusunun cevabı yoktur. Yapay zekânın hatalarını, daha doğrusu sabuklamalarını – yani halüsinasyonlarını – düzeltmek için yine başka yapay zekâlar kullanılıyor.</p>
<p>Şimdi gelelim sohbete.<br />
____________</p>
<p><strong>YZ:</strong> Ama bilgelik, duygu, sezgi hâlâ insanda.</p>
<p><strong>Ben:</strong> &#8220;Ama bilgelik, duygu, sezgi hâlâ insanda.&#8221; Buna benzer hükümler çok popüler ama ben bunu savunmayı sevmiyorum. Çünkü yapay zekâ hareketli bir hedef. 2026&#8217;da bunu söylüyorsak acaba 2030&#8217;da da söyleyebilecek miyiz? Ben insan zekâsı ile yapay zekânın tokuşturulmasından hoşlanmıyorum. Bence önemli olan (insan + yapay zekâ) &gt; insan denklemi.</p>
<p><strong>YZ </strong>(Bunun ne müthiş bir fikir olduğuna dair bir nutuk attıktan sonra…): <strong>“Geleceğin zekâsı hibrittir: İnsan + Yapay zekâ.” </strong>İstersen bu fikri yazının finaline yerleştirecek kısa, vurucu bir paragraf da yazabilirim.</p>
<p><strong>Ben:</strong> Yaz bakalım.</p>
<p><strong>YZ:</strong> İstersen bunu biraz daha edebî, biraz daha teknik, biraz daha polemikçi bir tonda yeniden yazabilirim. Hangi tona yakın olsun?</p>
<p><strong>Ben</strong>: Üçünü de denersen elime dört versiyon geçer ki bu ayrı bir yazı olur. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong>YZ:</strong></p>
<p><strong>1) Edebî / Deneme Üslubu</strong></p>
<p>Yapay zekâyı insan zekâsının karşısına koymak, gölgenin ışıkla yarışması gibi geliyor bana. Gölge ışığın yokluğunda anlamlıdır; ışık da gölgenin varlığıyla derinlik kazanır. İnsan ve yapay zekâ da böyle: Biri sezgisiyle, kültürüyle, hafızasıyla; diğeri hızıyla, örüntü gücüyle, yorulmazlığıyla birbirini tamamlıyor. Bu yüzden geleceğin zekâsı bir bilek güreşi değil, bir ortaklık. İnsan tek başına ne kadar güçlü olursa olsun, yapay zekâ ile yan yana geldiğinde ufku genişliyor, imkânları çoğalıyor. Denklem basit ama devrimsel: <strong>İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan.</strong> Asıl kırılma, insanın makineyi rakip değil, yol arkadaşı olarak gördüğü anda başlıyor.</p>
<p><strong> 2) Teknik / Analitik Üslup</strong></p>
<p>İnsan zekâsı ile yapay zekâyı karşı karşıya koyan söylem, teknolojik gelişmenin dinamik doğasını göz ardı ediyor. Yapay zekâ, statik bir sistem değil; her yeni modelde kapasitesi, bağlam penceresi, örüntü tanıma yeteneği ve çok dilli performansı genişleyen hareketli bir hedef. Bu nedenle “insan şu alanda üstün, yapay zekâ bu alanda yetersiz” türü hükümler hızla geçersizleşiyor. Daha sağlıklı yaklaşım, iki sistemin tamamlayıcı özelliklerini birlikte değerlendirmektir. İnsan, amaç belirleme, etik değerlendirme, kültürel bağlam kurma gibi yüksek seviye bilişsel süreçlerde güçlüdür; yapay zekâ ise büyük veri işleme, hız, tutarlılık ve örüntü çıkarma konularında çarpan etkisi yaratır. Bu iki kapasite birleştiğinde ortaya çıkan toplam güç, tek başına insan zekâsının erişebileceği sınırların ötesine geçer. Bu nedenle geleceğin en verimli modeli, rekabet değil entegrasyondur: <strong>(İnsan + Yapay zekâ) &gt; İnsan.</strong></p>
<p><strong> 3) Polemikçi / Tartışmacı Üslup</strong></p>
<p>“Bilgelik insanda kalır, duygu insanda kalır. ” gibi cümleler kulağa hoş geliyor ama gerçeği ıskalıyor. Yapay zekâ her yıl sınırlarını genişletirken hâlâ “insan üstünlüğü” masalına sarılmak, teknolojiyi anlamamakla eşdeğer. Asıl mesele üstünlük değil; asıl mesele verimlilik. İnsan zekâsı tek başına sınırlı: yavaş, unutkan, önyargılı. Yapay zekâ ise tek başına amaçsız: neyin önemli olduğunu bilmez, bağlamı kuramaz. Bu ikisini birbirine rakip yapmak, iki bacağın hangisinin daha iyi koştuğunu tartışmaya benziyor. Koşu, ikisi birlikteyken mümkün. Geleceğin kazananı, insanı makinenin karşısına diken değil, yanına koyan yaklaşım olacak. Formül belli: <strong>İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan.</strong> Geri kalan her şey nostalji.<br />
_____________</p>
<p>Ne dersiniz? Hâlâ kuru, mekanik, takır-tukur diyebilir misiniz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/">İnsan + Yapay zekâ &gt; İnsan</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/insan-yapay-zeka-insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Töre-Devlet Kitabevi&#8217;nin Açılış ve İmza Günü</title>
		<link>https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 11:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Açılış]]></category>
		<category><![CDATA[Emrah Varol]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Kallimci]]></category>
		<category><![CDATA[Himmet Kayhan]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[Mahmut Yaraş]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mesut Karakulak]]></category>
		<category><![CDATA[Töre-Devlet Kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Töre-Devlet Kitabevi'nin açılış ve imza gününde Prof. Dr. İskender Öksüz, Yağmur Tunalı, Himmet Kayhan, Mahmut Yaraş, Hasan Kallimci, Emrah Varol ve Prof. Dr. Mesut Karakulak okurlarıyla buluşacak.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/">Töre-Devlet Kitabevi&#8217;nin Açılış ve İmza Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu%2F&amp;linkname=T%C3%B6re-Devlet%20Kitabevi%E2%80%99nin%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C4%B0mza%20G%C3%BCn%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu%2F&amp;linkname=T%C3%B6re-Devlet%20Kitabevi%E2%80%99nin%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C4%B0mza%20G%C3%BCn%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu%2F&amp;linkname=T%C3%B6re-Devlet%20Kitabevi%E2%80%99nin%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C4%B0mza%20G%C3%BCn%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu%2F&amp;linkname=T%C3%B6re-Devlet%20Kitabevi%E2%80%99nin%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C4%B0mza%20G%C3%BCn%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu%2F&#038;title=T%C3%B6re-Devlet%20Kitabevi%E2%80%99nin%20A%C3%A7%C4%B1l%C4%B1%C5%9F%20ve%20%C4%B0mza%20G%C3%BCn%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/" data-a2a-title="Töre-Devlet Kitabevi’nin Açılış ve İmza Günü"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>18 Ekim Cumartesi Saat: 13.00&#8217;te Töre-Devlet Kitabevi&#8217;nin açılışı yapılacaktır. Açılış sonrası imza günü programında Prof. Dr. İskender Öksüz, Yağmur Tunalı, Himmet Kayhan, Mahmut Yaraş, Hasan Kallimci, Emrah Varol ve Prof. Dr. Mesut Karakulak kitaplarını imzalayacaktır.</p>
<p>Adres: Eti Mah. Toros Sok. Nu:23/B Çankaya/Ankara</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-51527" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.07-240x300.jpeg" alt="" width="240" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.07-240x300.jpeg 240w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.07-819x1024.jpeg 819w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.07-768x960.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.07.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 240px) 100vw, 240px" /></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-51528 alignleft" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.06-213x300.jpeg" alt="" width="213" height="300" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.06-213x300.jpeg 213w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.06-727x1024.jpeg 727w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.06-768x1082.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/10/WhatsApp-Image-2025-10-15-at-09.00.06.jpeg 876w" sizes="(max-width: 213px) 100vw, 213px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/">Töre-Devlet Kitabevi&#8217;nin Açılış ve İmza Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tore-devlet-kitabevinin-acilis-ve-imza-gunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Schrödinger’in kedisi</title>
		<link>https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Schrödinger’in kedisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51250&#038;preview=true&#038;preview_id=51250</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Cennetin kapısında Rıdvan bekler diye okumuştuk, sonra da cennetin yedi kapısı olduğunu… Ancak şimdi anladım bir Rıdvan’ın yedi kapıda birden nasıl bekleyebileceğini!”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/">Schrödinger’in kedisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fschrodingerin-kedisi%2F&amp;linkname=Schr%C3%B6dinger%E2%80%99in%20kedisi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fschrodingerin-kedisi%2F&amp;linkname=Schr%C3%B6dinger%E2%80%99in%20kedisi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fschrodingerin-kedisi%2F&amp;linkname=Schr%C3%B6dinger%E2%80%99in%20kedisi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fschrodingerin-kedisi%2F&amp;linkname=Schr%C3%B6dinger%E2%80%99in%20kedisi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fschrodingerin-kedisi%2F&#038;title=Schr%C3%B6dinger%E2%80%99in%20kedisi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/" data-a2a-title="Schrödinger’in kedisi"></a></p><p>Pazar yazımı, bazen Sean Carroll’a bazen Steven Weinberg’e atfedilen, “Determinizmin duvarında Planck sabiti kadar bir çatlak var.” sözüyle bitirmiştim. (Sahi, ay tutulması nasıldı?)</p>
<p>Bazıları, “İşte”, dedi, “Tanrı, kâinata o çatlaktan müdahale ediyor.” Bazıları da buna çok kızdı ve “Siz Tanrı’yı çatlaklarda mı arayacaksınız!” diye çıkıştı. Bir de benim gibiler var. “Bazı değişken çiftlerini aynı anda ölçememek, determinizmi yıkmaz.” diyenler. Bir kere, aynı anda ölçebileceğiniz bir, iki… Çok değişken bulabilirsiniz ve bunlar sistemi eksiksiz tanımlayabilir. Yani tabiatı belirtmek için yer ve hız yegâne parametre değildir. Bir de kuantum mekaniğinde, dalga fonksiyonu dediğimiz bir şey var ki bunu hıza gerek kalmadan, sırf yere göre yazabilirsiniz.  Veya hiç yeri kullanmadan sırf hıza göre de yazabilirsiniz. Dalga fonksiyonunu biliyorsanız sistem hakkında her şeyi biliyorsunuz demektir. Daha da önemlisi, dalga fonksiyonunun zaman içinde nasıl değişeceğini de biliyoruz. Dalga fonksiyonu determinizme uyar.</p>
<h2>Hem orada hem burada</h2>
<p>Çift yarık deneyi Kuantum teorisinin bir başka kapıdır. Işık bazen dalga, bazen tanecik gibi davranır ya. Bunun gibi: Madde de bazen tanecik, bazan dalga gibi davranır. Işıkla ilgili eski bir deney var; Young’ın çift yarık deneyi. Bir levhaya iki ince yarık açın. Levhanın bir tarafına bir ışık kaynağı koyun. Yarıklardan geçen ışığın bazı yerlerde kuvvetlendiğini, bazı yerlerde de karardığını görürüz. Nasıl görürüz? Mesela çıkan ışığı duvara yansıtırız. Veya daha iyisi bir fotoğraf filmi koyarız… Bu deney kimseyi yerinden hoplatmadı. Işık dalgadır deniyordu zaten. Eh, iki yarıktan çıkan dalgalar girişim yapacak ve bazen birbirini kuvvetlendirirken bazen yok edecekti. İzmir Atatürk Lisesinde hocamız girişimi, su yüzeyinde titreşen iki telle bize göstermişti. Şekilde bir Young girişimin gerçek fotoğrafını görüyorsunuz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-51251 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG-20250908-WA0009.jpg" alt="" width="366" height="366" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG-20250908-WA0009.jpg 366w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG-20250908-WA0009-300x300.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/09/IMG-20250908-WA0009-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" /></p>
<p>İnsanları yerinden hoplatan, aynı deneyin ışıkla olduğu gibi maddeyle de yapılabilmesiydi! Çift yarığa ışık değil de elektron yollarsanız yine girişim oluyordu. Daha da heyecanlısı var… Çift yarıktan geçen elektronlar birbiriyle mi girişim yapıyordu? Herhâlde evet. Peki deneyi çok yavaşlatır ve elektronları tek tek yollarsak? Dakikada bir elektron gönderirsek? Bir sonraki elektron yola çıkana kadar bir önceki çoktan işini bitirip fotoğraf filminde görüntüsünü bırakmıştır. Yine girişim. Tekrar soralım: Elektron kiminle girişim yapıyor? Kaçınılmaz cevap: Kendi kendisiyle. Yani elektron aynı anda iki delikten birden “geçiyor” ve birinden geçen kendisiyle öbüründen geçen kendisi girişim yapıyor. Başka bir seçenek yok.</p>
<h2>Kabahat mantığınızda</h2>
<p>Bu hikâyeyi ODTÜ veya Gazi Üniversitesindeki öğrencilerime anlatırken şöyle devam ederdim: O elektron aynı anda hem orada hem burada hem de on kilometre uzakta, Kızılay’da olabilir. Daha bilimcesi şöyle: Elektron, bir yarıktan geçenle öteki yarıktan geçen elektronun üst üste konulmuş hâli gibidir. A yarığından geçen elektronla B yarığından geçen elektronun toplamı gibi. Size bir elektronun aynı anda iki yarıktan birden geçemeyeceğini kim söyledi? Mantığınız değil mi? İşte o, ya biri ya öbürü mantığı. A ise B olamaz, B ise A olamaz mantığı. Hâlbuki Kuantum Teorisi’nde biraz A, biraz da B oluyor. Hata elektronda değil, mantığınızda.</p>
<p>1970’lerde, Diyanet’in Bolu’daki eğitim tesislerinde, il müftülerine Kuantum Teorisi anlatıyordum. Müftülerin galiba en kıdemlisi olan İstanbul Müftüsü konuşmam bittikten sonra yanıma geldi ve şöyle söyledi: “Allah senden razı olsun evladım. Benim bir meselem vardı. Cennetin kapısında Rıdvan bekler diye okumuştuk, sonra da cennetin yedi kapısı olduğunu… Ancak şimdi anladım bir Rıdvan’ın yedi kapıda birden nasıl bekleyebileceğini!”</p>
<h2>Ve kedicik</h2>
<p>Sıra geldi Shrödinger’in kedisine. Düzenek şu: Çift yarık deneyinde elektron sağdaki yarıktan geçerse mesele yok. Ama soldaki yarığın arkasına bir dedektör koyuyoruz. Elektron oradan geçerse dedektör bir devreyi harekete geçiriyor, devre bir siyanür kapsülünü patlatıyor ve kedi ölüyor.</p>
<p>“Şimdi”, diye soruyorlar, “elektron sağ yarıktan geçenle sol yarıktan geçenin toplamı gibi ya, şimdi kedi de ölü kediyle diri kedinin toplamı gibi mi?” Bütün deney bir kutunun içinde ve biz kutuyu açınca sistem iki hâlden birine düşüyor. Gözlem, sistemi seçeneklerden birine atıyor ya teoriye göre…</p>
<p>Cevabım: Ben bu deneyi kafamda kuramadım. Deliklerden birine dedektör koyarsanız artık girişim olmaz. Daha doğrusu sistem hem A hem B sistemi değildir artık. Şöyle de denir: Bir yarığa dedektör korsanız sistem kendini A veya B’den birine atar. Deneyi kurtarmak için dedektörden vazgeçip kutunun içine radyoaktif bir malzeme ve radyoaktif ışımaya hassas bir dedektör koydular. İyi de radyoaktif malzemenin sistemle bir etkileşimi yok ki. Onu rastgele sayı üreticisi gibi kullanıyorsunuz. Onun yerine bir rulet masası da işinizi görürdü.</p>
<p>Velhasıl kedicik sağ ve sıhhattedir.</p>
<p>Epey bitirdim. Üç yazıda… Daha iyisini arayan Richard. P. Feynman’ın Fizik Dersleri Cilt: 3 Kuantum Mekaniği ders kitabına bakabilir. Belki bir ara işin felsefesine girerim. Bakalım ilgi ne kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/">Schrödinger’in kedisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/schrodingerin-kedisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikta adım adım gelir</title>
		<link>https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasal diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[Dikta]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[En karanlık saat]]></category>
		<category><![CDATA[Naziler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51172&#038;preview=true&#038;preview_id=51172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahkeme kararı mı var? Berlin’de hâkimler mi var? İyi de o Berlin’de bizim seçtiğimiz hâkimler de var. Hâkimler denetleyen hâkimler de var ve bize karşı duran kendini anında taşrada bulur. Mahkeme kararı da olsa, bizim mahkemelerden onun tersine karar aldırıveririz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/">Dikta adım adım gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdikta-adim-adim-gelir%2F&amp;linkname=Dikta%20ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20gelir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdikta-adim-adim-gelir%2F&amp;linkname=Dikta%20ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20gelir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdikta-adim-adim-gelir%2F&amp;linkname=Dikta%20ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20gelir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdikta-adim-adim-gelir%2F&amp;linkname=Dikta%20ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20gelir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdikta-adim-adim-gelir%2F&#038;title=Dikta%20ad%C4%B1m%20ad%C4%B1m%20gelir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/" data-a2a-title="Dikta adım adım gelir"></a></p><p>Diktatörlük bazen bir gecede gelir gibi görünür. Ancak bu, genellikle olağanüstü şartların—darbe, iç savaş, işgal—ürünüdür. Tarih bize gösteriyor ki, diktalar çoğunlukla alıştıra alıştıra geliyor.</p>
<p>Darbe, iç harp, işgal muhakkak ki diktanın gelişini kolaylaştırır. Onun için diktalar, bunların taklidini, tiyatrosunu, simülasyonunu da yapıyorlar. Hitler’i ele alalım. Seçimle geldi. Birinci partiydi ama çoğunluğu elde edememişti. İki operasyon onu tartışılmaz lider yaptı.</p>
<p>Biri 27 Şubat 1933’teki Reichstag (Alman Parlamentosu) yangınıdır. Naziler bunu Komünist ihtilal teşebbüsü diye tanıttı. Hemen Reichstag Yangını Kararnamesi çıkarıldı. Söz, basın ve toplanma hürriyeti askıya alındı; iktidara muhalifleri kitle hâlinde tutuklama yetkisi verdi. Birkaç hafta içinde Yetki Yasası (Ermächtigungsgesetz) çıkarıldı. Bir bakıma yapılan kanunsuzluklar hukuk kılıfına sokuldu. Kanunun tam adı öğreticidir: <em>“Halk ve Devletin Sıkıntısını Giderme Yasası.”</em> Kelimelerle kandırma ustalığının örneği.</p>
<h2>Yeni Almanya</h2>
<p>Fakat bu da yetmedi. Almanlar Birinci Harp sonunda haksızlığa uğradıklarına inanıyordu ama henüz demokrasiye toptan elveda demeye hazır değillerdi. 1936 Şubat’ında Rheinland’a ordunun girmesi işi bitirdi. Köln Katedrali’nin önünden kaz adımları ile geçen Alman Wehrmacht’ını bütün Almanların görmesi sağlandı. Bir ay sonra Hitler, dış siyaseti konusunda referandum yaptı. Desteği %99’a çıkmıştı. Alman demokrasisi bitmişti.</p>
<p>Son zamanların pek beğendiğim tarihî filmlerinden biri Münih. İstihbarat merkezli bir İkinci Dünya Harbi filmi.  Netflix’te var. Pek güzel işlenmiş. Tavsiye ederim. Filmde, Oxford’dan sınıf arkadaşı bir Alman ve bir İngiliz iki genç diplomat var. Nazilerin iktidara geliş ve orada kalış ortamı anlatılıyor. Dikkatimi çeken bir slogandı: Yeni Almanya. Eski Almanya perdesi kapanıyor, yeni ve güçlü bir Almanya doğuyordu. Gerçekte demokrasinin sonu, İkinci Harp felaketine gidiş, yıkım… Slogan, Yeni Almanya!</p>
<p>Diktatörlüğe adım adım gidildiğini söyledim. Verdiğim örnek o adım adım gidişi çok yavaş bulan ünlü diktatörün süreci nasıl hızlandırdığının hikâyesi.</p>
<h2>Diktalar birbirine benzer</h2>
<p>Diktatörlüğe adım adım gidiş… Senaryo şöyle: Ülkede bir iktidar ve o iktidarın gücünü sınırlayan siyaset ve hukuk kurumları vardır. Siyasette neyin yapılıp neyin yapılamayacağını, yapılacakların hangi şartlarla, hangi sırayla yapılması gerektiğini belirleyen kurallar vardır. Kuvvetler ayrılığı vardır; hukuk ve mahkemeler vardır.</p>
<p>Bu yapıyı bozan adımlar bu kuralları azar azar çiğneyerek başlar. Siyasi usullerin biri atlanır. Kim karşı çıkacak ki? Yapılamayacak şey yapılır. Kim ‘olmaz’ diyebilir ki? Diyen olursa da kulak asmayız. Bu dinlemeyivermeyi geçmiş yıllarda iktidar partisinden biri gayet veciz bir teşbihle ifade etmişti: Kırmızı ışıkta durmayacağız! Kim ceza yazacak ki? Sıkıysa yazsın. Anında sürülür. Çünkü o cezayı yazanın patronunu biz tayin ettik.</p>
<p>Mahkeme kararı mı var? Berlin’de hâkimler mi var? İyi de o Berlin’de bizim seçtiğimiz hâkimler de var. Hâkimler denetleyen hâkimler de var ve bize karşı duran kendini anında taşrada bulur. Mahkeme kararı da olsa, bizim mahkemelerden onun tersine karar aldırıveririz. Öyle karar alınmaz mı? Kim engel olacak? Kırmızı, yeşil, sarı… Trafik lambasının ışığı ezikleri ilgilendirir. Bizi değil.</p>
<p>Sonuçta ihlaller birikir. Yığınlaşır. İhlallerin müeyyidesi uygulanmaz. Fakat müeyyidesiz kalan ihlaller yine de iktidarı bir başka yönden sıkıştırmaya başlar: Ya yarın iktidarı kaybedersek? Ya Berlin’e hâkimler geri gelirse? O hâkimler ya biriken faturaları bizim burnumuza dayayıp “Öde bakalım!” derse.</p>
<h2>Panik paniği doğurur</h2>
<p>İşte o zaman iktidar panikler. Artık prefrontal korteksle değil amigdalayla tepki vermektedir. Hatırlayın. Amigdala, beynin derinliklerinde, badem biçiminde bir organ. Görevi, tehlikeyi hissettiği anda tepki vermek. Normal şartlarda amigdalanın tepkisini beynin düşünen, anlayan bölgesi, prefrontal korteks değerlendirir, süzer ve makul hâle getirir. Eğer korku ve panik hâli yoksa. Korku ve paniğin baskısı altında beyin kısa devre yapıyor ve emrediyor: Geliyorlar. Alın içeri. Geliyorlar. Tutun, yakalayın, yıkın.</p>
<p>Bu bir sarmal. İhlal korkuya yol açıyor. Korku düşünceyi bloke ediyor, amigdala yeni ihlalleler emrediyor. İhlal yığını büyüdükçe korku dağları bekliyor. İhlal- korku- daha çok ihlal- daha çok korku.</p>
<p>Psikolog Daniel Goleman, ünlü Duygusal Zekâ kitabında, amigdalanın beyni rehin alıp kaçırmasının bir örneğini anlatır. Elbise dolabında bir tıkırtıdan işkillenen baba, tabancasını alır, usul usul dolaba yaklaşır, aniden kapağı açar ve içerde gördüğü harekete silahı boşaltır. Saklambaç oynayan beş yaşındaki oğlu kanlar içinde yere düşer.</p>
<p>Mutlak gücü elinde tutanlar, kırmızıda durmaz, yalnız çocuğu değil, cinayete tanıklık edenleri de vurur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/">Dikta adım adım gelir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dikta-adim-adim-gelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kime oy verir, kime vermezsiniz?</title>
		<link>https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anket]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Çalışmaları Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50641&#038;preview=true&#038;preview_id=50641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acaba bazı partilerle iş birliği yapmak ek oy getirmek yerine oy kaybettirir mi? Bazen iki artı iki, bir buçuk çıkabiliyor. Alo… Sesim geliyor mu?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/">Kime oy verir, kime vermezsiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkime-oy-verir-kime-vermezsiniz%2F&amp;linkname=Kime%20oy%20verir%2C%20kime%20vermezsiniz%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkime-oy-verir-kime-vermezsiniz%2F&amp;linkname=Kime%20oy%20verir%2C%20kime%20vermezsiniz%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkime-oy-verir-kime-vermezsiniz%2F&amp;linkname=Kime%20oy%20verir%2C%20kime%20vermezsiniz%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkime-oy-verir-kime-vermezsiniz%2F&amp;linkname=Kime%20oy%20verir%2C%20kime%20vermezsiniz%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkime-oy-verir-kime-vermezsiniz%2F&#038;title=Kime%20oy%20verir%2C%20kime%20vermezsiniz%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/" data-a2a-title="Kime oy verir, kime vermezsiniz?"></a></p><p>Seçim yakın veya uzak, insanlar değişen eğilimleri merak ediyor. Bu merakı tatmin için en lezzetli soru, “Gelecek Pazar seçim olsa…” diye başlayanı. Geçen yazımda üç ayrı kamuoyu araştırma kurumunun- iki şirket ve bir enstitü- sonuçlarını verdim. Sonuçlardaki ortak noktalardan biri, CHP’nin tekrar ikinci sıraya düşmesiydi.</p>
<p>Elimdeki en ayrıntılı sonuçlar, genç dostlarımın, <a href="https://bit.ly/toplumhaziran" target="_blank" rel="noopener">Toplum Çalışmaları Enstitüsü anketiydi.</a> Video tercih ederseniz o da <a href="https://bit.ly/toplumh" target="_blank" rel="noopener">burada</a>. Partilerin alacakları oyların dökümü şöyleydi:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-50642 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/06/Screenshot_20250626_201336_Docs-1.jpg" alt="" width="1057" height="798" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/06/Screenshot_20250626_201336_Docs-1.jpg 1057w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/06/Screenshot_20250626_201336_Docs-1-300x226.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/06/Screenshot_20250626_201336_Docs-1-1024x773.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/06/Screenshot_20250626_201336_Docs-1-768x580.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1057px) 100vw, 1057px" /></p>
<h2>Kararsızlar nasıl dağıtılıyor?</h2>
<p>İlk sütun ham yüzdeleri, ikincisi “kararsızlar dağıtıldıktan sonra” diye meşhur edilen sonucu gösteriyor.</p>
<p>Bu kararsızlar acaba nasıl dağıtılıyor diye hiç merak ettiniz mi? Gerçekte hiçbir şey dağıtılmıyor. İkinci sütunu hesaplarken “oy kullanmayacağım”, “sandığa gitmeyeceğim”, “kararsızım” gibi cevap verenleri yok sayıp geri kalanların yüzdesini hesaplıyorsunuz. Daha doğrusu birinci sütunda ara toplam diye görünen %90,8 var ya; bunun matematikçesi 0,908. Birinci sütundaki bütün sayıları 0,908’e bölüyorsunuz. Yeni yüzdelerin toplamı, mecbur, 100 çıkıyor.</p>
<p>Bu ankette hata payı %2,5 imiş. Dolayısıyla birinci- ikinci bulgusu da kesin değil. Ama şunu söyleyebiliriz; CHP’nin artık birinci parti olduğu iddiası da artık şüpheli, hem de çok şüpheli. Nitekim Metropoll ve Gezici şirketlerinin yakın tarihlerdeki anketleri de aynı sonuca işaret ediyor.</p>
<p>Herkesin şapkasını önüne koyup derin derin düşünme vaktidir.</p>
<h2>Kime oy vermezsiniz?</h2>
<p>Ben yine Toplum Çalışmaları’nın anketine döneceğim. Onun bazı soruları diğerlerinde yok. İlginç bir soru, “Kesinlikle oy vermem dediğiniz bir parti var mı?” Bu soruya %73,4 “Evet, var.” cevabını vermiş. Benim, yarı şaka, seçim kanunu teklifime geliyor iş. Teklifim şöyle: “Her seçmenin bir oyu vardır. Seçmen bu oyunu isterse bir parti lehine, isterse bir parti aleyhine kullanabilir.” Beklediğim sonuç da şöyle: Seçimi X partisi eksi %12 ile kazanır. Diğerlerinin eksi puanı daha fazladır. Veya adı sanı duyulmamış bir partiye eksi vermek kimsenin aklına gelmediği için o parti birkaç oyla iktidara gelir.</p>
<p>Biraz ciddi olup gerçeğe dönelim. Kesinlikle oy verilmeyecek partiler şöyle sıralanıyor: DEM (%43,3), AKP (%31,5), CHP (%23,8), MHP (%9,3) … Bu soruda DEM, açık ara birinci! DEM’e kesinlikle oy vermeyecekler, DEM’e oy vereceklerin 8 katı gibi. AKP, CHP ve MHP için oy verenlerle, kesinlikle vermeyecekler birbirine yakın. Acaba bazı partilerle iş birliği yapmak ek oy getirmek yerine oy kaybettirir mi? Bazen iki artı iki, bir buçuk çıkabiliyor. Alo… Sesim geliyor mu?</p>
<h2>Ya Cumhurbaşkanlığı!</h2>
<p>Ankette Cumhurbaşkanlığı için 4 adaylı ve iki adaylı seçenekler sorulmuş. Dört adaylısı birinci turu, iki adaylısı ikinci turu ifade ediyor diyebiliriz. İki istisna hariç hepsinde Recep Tayyip Erdoğan bir tık ilerde çıkıyor. İstisnalardan biri, iki adaylı Erdoğan- İmamoğlu karşılaşması. İkisi de %43,3 alıyor. Diğer ve daha kuvvetli görünen istisna, Erdoğan’a karşı Mansur Yavaş’ın adaylığı. Bu takdirde dörtlülerde de ikililerde de Yavaş, epey önde çıkıyor. Mesela Yavaş- Erdoğan karşılaştırmasında yüzdeler 49,0 ve 38,8. “Kararsızlar dağıtıldıktan sonra” bu, %55,8 ve %44,2 demek… Mansur Yavaş cumhurbaşkanı oluyor.</p>
<p>Bu gerçekleşir mi? Pek sanmıyorum. Bir kere CHP, Kılıçdaroğlu stratejisini içselleştirmiş görünüyor. 2023’ü tekrarlama ihtimali, Yavaş’ı aday göstermesinden daha güçlü. İkincisi, AKP’nin seçmendeki DEM hissiyatını, CHP ve MHP üzerine yönlendirmekte elinden geleni yapması beklenebilir. Bu partiler de bu yönlenmeyi teşvik edici davranışlarına devam ederler. Bu durumda bilin bakalım kimlerin oyları biraz daha geriler, kimlerinki biraz daha yükselir?</p>
<p>Bu son soruya tahmini cevap olacak verileri de sağ olsunlar, bana yolladılar. Pazar yazımda şu analizleri vereceğim: Partilerin seçmenlerinin dünya görüşüne göre iç dağılımları nasıl? Yani AKP’de, CHP’de, MHP ve diğerlerinde, kendini Milliyetçi, Atatürkçü, Ülkücü, Demokrat, Sosyalist ve benzeri şekilde tarif edenlerin yüzdeleri ne? Bu kırılım galiba başka anketlerde çıkmıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/">Kime oy verir, kime vermezsiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kime-oy-verir-kime-vermezsiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim bu seçmen?</title>
		<link>https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anket]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50603&#038;preview=true&#038;preview_id=50603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhalefet de iktidar da kendilerini Atatürkçü, milliyetçi ve ülkücü diye adlandıran seçmen bloğuna dikkat etmeli. Ezici çoğunluk onlarda; belki daha önemlisi, gençlik de onlarda. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/">Kim bu seçmen?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkim-bu-secmen%2F&amp;linkname=Kim%20bu%20se%C3%A7men%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkim-bu-secmen%2F&amp;linkname=Kim%20bu%20se%C3%A7men%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkim-bu-secmen%2F&amp;linkname=Kim%20bu%20se%C3%A7men%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkim-bu-secmen%2F&amp;linkname=Kim%20bu%20se%C3%A7men%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkim-bu-secmen%2F&#038;title=Kim%20bu%20se%C3%A7men%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/" data-a2a-title="Kim bu seçmen?"></a></p><p>Peş peşe anketler geliyor. Tekrarlanan bir sonuç var: Ak Parti, tekrar birinci parti konumuna gelmiş. Gerçi bütün anketlerde değil ama son gelen üçünde öyle. Anket şirketleri şöyledir, böyledir; şöyle aldatırlar, böyle kıvırırlar… Böyle lafların bendeki yeri diğer komplo teorilerinin yanıdır. Çünkü anket şirketleri doğru sonuçları sayesinde para ve itibar kazanır. Hiçbirinin de kendi ayağına ateş edeceğini sanmıyorum. Ancak güvenilirlik yüzdeleri, hata sınırları, onların da ötesinde doğru anket tekniklerinin uygulanma derecesi var. Alıştığımız birkaç bin denekli anketlerde hata sınırı artı veya eksi 2,5 civarında. Bunu mesela yüzde 1 yapmak için denek sayısını bir on kat falan arttırmak gerekiyor.</p>
<h2>“Kurucu Lider” puanları götürmüş</h2>
<p>Üç anket şirketinin bulgularını nakledeceğim. Biri bildiğiniz Metropol. Ruşen Çakır’ın Medyaskop’unda Burak Bilgehan Özpek bu şirketin son anketini değerlendiriyordu. Sonuç, dediğim gibi. Birinci parti AKP, ikinci parti CHP. Yer değiştirmişler. Bu yer değişikliğinin en önemli sebebi de MHP’den AKP’ye kayan oylar. Özpek’in değerlendirmesine göre MHP oylarının beşte biri, “kurucu lider” biçimindeki söylemlerden duyduğu rahatsızlıkla göç etmiş. Programı şu <a href="https://bit.ly/cakirozpek" target="_blank" rel="noopener">bağlantıda</a> bulabilirsiniz.</p>
<p>Benzer sonuca varan bir başka anketçi, Gezici. <a href="https://bit.ly/atakligezici" target="_blank" rel="noopener">Can Ataklı</a>, haberi veriyor O sebep söylemiyor ama AKP ile CHP’nin yer değiştirmesinin önemini belirtiyor.</p>
<p>Üçüncüsü, kurucularını ve yöneticilerini tanıdığım ve bilgilerine, dürüstlüklerine ve ciddiyetlerine tereddütsüz güvendiğim kâr gayesi gütmeyen bir kurum: Toplum Araştırmaları Enstitüsü. <a href="https://bit.ly/toplumhaziran" target="_blank" rel="noopener">Onların anketleri</a> halka açık. Özlem Gürses, Enstitü’nün Siyaset Programı Direktörü Hüseyin Raşit Yılmaz’la <a href="https://bit.ly/toplumh" target="_blank" rel="noopener">anketi değerlendirmiş.</a></p>
<h2>Seçmenin dünya görüşü</h2>
<p>Toplum Araştırmaları Enstitüsü, Türkiye Seçmen Eğilimleri Araştırması adlı anketinde diğerlerinde pek rastlanmayan bilgiler de veriyor. Bunlardan biri, deneklerin dünya görüşü. 11 ve 12 Haziran’da konuşulan 1532 kişiye dünya görüşleri sorulmuş. Alınan cevaplar arasında Atatürkçü: %36,0; Milliyetçi: %15,9. Bunlara bir de kendine “Ülkücü” diyenleri eklerseniz toplam %58’i buluyoruz. Bu üç kategorinin içeriği, takdir edersiniz ki birbirinden çok farklı değildir. Dolayısıyla Türkiye’de siyaset yapacaklar bu çoğunluğu hesaba katmak zorundadır.</p>
<p>Diğer tercihler, İslamcı (%10,9), Muhafazakâr (%7,1), Sosyalist (%2,1), Sosyal Demokrat (%4,5), Ülkücü (%6,1), Demokrat (%2,8 ) ve bu kategorilerin dışında cevaplar verenler %3,6. Toplayıp 100 etmediğini gören okuyucularıma, %10,5’un bu soruyu cevapsız bıraktığını söyleyeyim.</p>
<p>Toplum Araştırmaları Enstitüsü’den Yağmur Uzunırmak, İmamoğlu protestoları sırasında protestocuların arasına girerek benzer bir anket yapmıştı. “Kim bu gençler?” başlığıyla yayımladılar. Yukarıda adresini verdiğim sitelerinde bulabilirsiniz. O ankette, toplumumuzun daha genç ve daha muhalif bir kesitinin dünya görüşlerini yakalamayı başardılar. Ankara’da Kızılay’daki protestocuların yüzde yetmişi 18-24 yaş aralığındaydı.  Plastik mermiler, tazyikli su ve biber gazı eşliğinde yapılan ankette yine de 208 eylemciye erişilebilmişti. Hata sınırı muhakkak ki barış şartlarında yapılan anketlerinkinden daha geniştir. Ancak birkaç puan aşağı veya yukarı kaymakla değişmeyecek sonuçlar var. Bu ankette, Atatürkçü + milliyetçi + ülkücü oranı %74,9’a çıkıyor.</p>
<h2>Atatürkçü-Milliyetçi-Ülkücü</h2>
<p>Anketten aldığım şu yorum da kayda değer: <em>“Protestocuları eylemlere katılmaya motive eden en önemli iki unsur sorulduğunda ‘gelecek kaygısı’ %60,6 ile en çok tercih edilen seçenek olmuştur. Bunu %52,9 ile ‘hükümetin anti-demokratik uygulamaları’ seçeneği takip etmiştir. %31,7 ile ‘mevcut siyasi sistemin taleplerime cevap vermemesi’ en çok tercih edilen üçüncü seçenek olmuştur. İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan protestolarda ‘Ekrem İmamoğlu’nun şahsında muhalefete yönelik tutum’ seçeneğini katılımcıların yalnızca %11,1’i işaretlemiştir.”</em></p>
<p>Öyle anlaşılıyor ki gençler şahıslardan çok ilkeler için harekete geçmiş.</p>
<p><em>Türkiye Seçmen Eğilimleri Araştırması</em>’nı bitiremedim ama yerim bitti. Her anketin olmazsa olmazı, “Cumhurbaşkanlığı için kime oy verirsiniz?” ve benim en merak ettiğim, partiler içindeki dünya görüşü dağılımı. Daha sonra ele alacağım.</p>
<p>Muhalefet de iktidar da kendilerini Atatürkçü, milliyetçi ve ülkücü diye adlandıran seçmen bloğuna dikkat etmeli. Ezici çoğunluk onlarda; belki daha önemlisi, gençlik de onlarda.</p>
<p>______</p>
<p>Değerli diplomatımız Büyükelçi Kemal Gür Beyefendi’nin vefat haberi geldi. Onun Gümülcine Başkonsolosluğu hatıralarını <a href="https://bit.ly/KemalGur" target="_blank" rel="noopener">26 Temmuz 2024 tarihli köşemde</a>, Muhammed Murat Arslan’ın Zor Zamanlarda Diplomat Olmak kitabından nakletmiştim. Allah rahmet eylesin. Genç diplomatlarımıza kutup yıldızı olsun, daha niceleri gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/">Kim bu seçmen?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kim-bu-secmen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İskender Öksüz Hocamıza Saygı Programında buluşalım</title>
		<link>https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybars Öztuna]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 May 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurtlaırn ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Peyami Safa]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50429&#038;preview=true&#038;preview_id=50429</guid>

					<description><![CDATA[<p>29 Mayıs Perşembe günü saat 14:00'te Ankara'daki 100.Yıl Salonunda gerçekleştirilecek etkinlikte İskender hocamızla birlikte olacağız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/">İskender Öksüz Hocamıza Saygı Programında buluşalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim%2F&amp;linkname=%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%20Hocam%C4%B1za%20Sayg%C4%B1%20Program%C4%B1nda%20bulu%C5%9Fal%C4%B1m" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim%2F&amp;linkname=%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%20Hocam%C4%B1za%20Sayg%C4%B1%20Program%C4%B1nda%20bulu%C5%9Fal%C4%B1m" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim%2F&amp;linkname=%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%20Hocam%C4%B1za%20Sayg%C4%B1%20Program%C4%B1nda%20bulu%C5%9Fal%C4%B1m" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim%2F&amp;linkname=%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%20Hocam%C4%B1za%20Sayg%C4%B1%20Program%C4%B1nda%20bulu%C5%9Fal%C4%B1m" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim%2F&#038;title=%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%20Hocam%C4%B1za%20Sayg%C4%B1%20Program%C4%B1nda%20bulu%C5%9Fal%C4%B1m" data-a2a-url="https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/" data-a2a-title="İskender Öksüz Hocamıza Saygı Programında buluşalım"></a></p><p>İskender Öksüz Türkiye&#8217;de son “Cumhuriyet aydını” neslinin ender temsilcilerinden biridir. Kimya profesörü olarak tanınan ve yazarlık ile düşünürlük kimliğini bir araya getiren Öksüz Bey, bilimsel disiplin ile millî meseleler arasında köprü kuran nadir şahsiyetlerden biridir ve genç kuşaklar için ilham kaynağı olmuştur. Hayat hikayesi yalnızca akademik başarılarla değil, aynen milletinin hafızasını diriltme azmiyle de doludur.</p>
<p>Öksüz&#8217;ün 1966 yılında Ege Üiversitesi&#8217;nden mezun olduktan sonra TÜBİTAK bursunu alarak Yale&#8217;e gitmesinin kariyerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Burada Türkiye&#8217;nin gururu Oktay Sinanoğlu&#8217;nun rehberliğinde doktorasını yapması sadece bir eğitim fırsatı olmanın ötesinde onun için bir “fikir okulu” haline geldi. Sinanoğlu&#8217;nun “Bye Bye Türkçe” adlı kitabındaki dil savunusu ve Batı&#8217;ya karşı millî kimlik vurgusu Öksüz&#8217;ün düşünce dünyasının şekillenmesine büyük katkı sağladı. Yale&#8217;deki yıllarında laboratuvarda kuantum kimyasal hesaplamaları yapan Öksüz bir yandan da Türkiye Ocakları&#8217;nın ABD&#8217;deki toplantılarda konuşmalar yaptı. Bu ikili kimlik &#8211; bilim insanı ve milliyetçilikle aydın- hayatının gerisinde kalacak izler bıraktığı söylenebilir.</p>
<p>ODTÜ&#8217;de rektör yardımcılığı döneminde bulunduğunda (1968-1979), üniversiteyi sadece bir teknik eğitim kurumu olmanın ötesine taşıyarak bir “düşünce laboratuvarı” haline getirme çabası içindeydi. Bu süreçte Yılmaz Öztuna gibi tarihçilerle Türk kimliğinin kökenleri üzerine tartışırken aynı zamanda İlber Ortaylı ile Osmanlı modernleşmesinin çelişkilerini masaya yatırıyordu. Öztuna&#8217;nın “ Türkiye Tarihi” adlı eserindeki devlet felsefesi ile Ortaylı&#8217;nın “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı&#8221;ndaki analizleri Öksüz&#8217;ün “milli teknoloji” kavramının geliştirilmesinde etkili olmuştur.</p>
<p>1970&#8217;lerde Türkiye Atom Enerjisi Komisyonunda görev almasıyla bilim ile devlet arasındaki yakın ilişkiyi en iyi şekilde yansıtan bir örnek olmuştur. Nükleer enerjiyi sadece teknik bir konu olarak değil “millî bağımsızlık” açısından ele almıştır. Bu dönemde yazdığı makalelerde ise “Enerjiyi ithal eden bir ülkede siyasal tercihler de ithal olur” diyerek günümüzde bile geçerli olan önemli bir uyarıda bulunmuştu.</p>
<p>1980&#8217;lerde Suudi Arabistan&#8217;daki akademik deneyimi onun “Doğu-Batı” sentezine olan bakışını derinleştirdı ve petrol zengini bir ülkede teknolojinin kültürel kimliği nasıl etkileyebileceğini görmüştü. Bu gözlemler daha sonra yazdığı “Niçin Geride Kaldık?” adlı kitabında Batılılaşma ile modernleşme arasındaki ince çizgiyi açıklamasının temelini oluşturdu. Öksüz&#8217;ün dikkat çeken özelliklerinden birisi laboratuvar çalışmaları ile akademik araştırmalar arasındaki dengeydi. 30&#8217;dan fazla bilimsel makalesinin uluslararası dergilerde yayınlanmasının yanı sıra gençleri Türk kimliği hakkında Türk Yurdu ve Töre dergilerinde yazarak bilgilendirmiştir. &#8220;Millî bilinç toplumu bir araya getirdikçe kimya formülleri atomları birleştirir gibi çalışır.&#8221;</p>
<p>2000&#8217;li yıllarda Gazi Ünviersitesinde verdiği “Bilim Tarihi” dersleri öğrenciler için önemli bir dönüm noktasıydı ve bu derslerinde Cemil Meriç&#8217;in “Bu Ülke” eserinden alıntılar yaparak Peyami Safa&#8217;nın “Türklük İnkılâbına Bakışlar&#8221;ını tartışırdı. Öğrencilerine sık sık şunu hatırlatır: “Newton elmanın düşüşünü izlerken sadecede yerçekimini değil İngiliz kimliğini de düşünüyordu ve siz deneyinizdeki reaksiyonları izlerken bu toprakların geçmişini unutmamalısınız.”</p>
<p>Bugün Türkiye&#8217;deki çok yönlü aydınlar arasında Öksüz ve Sinanoğlu gibi isimlerin sayısı ne yazık ki azalmaktadır. Akademi dar uzmanlık alanlarına sıkışıp kalmış durumda ve sosyologlar ile mühendisler arasında büyük bir uçurum var gibi görünmektedir. Ancak Öksüz&#8217;ün hayatı bu parçalanmayı reddeden bir manifestoyu temsil etmektedir.</p>
<p>Biz gençlerin yapması gereken şey bu mirası sahiplenmek olacaktır. Mehmet Kaplan&#8217;ın edebiyatı bir “millî terapi” aracı olarak gördüğü gibi; Erol Güngör de sosyolojiyi Batı taklitçiliğinden kurtarmak için çaba sarf ettiği gibi; günümüz gençleri de disiplinler arası bir bakış açısıyla donanımlı olmalıdır. Öksüz&#8217;ün ifade ettiği gibi; Kod yazarken bilgisayar mühendisi olabilirsiniz fakat Yunus Emre&#8217;nin sözlerini de yanınıza almayı unutmayın.</p>
<p>29 Mayıs Perşembe günü saat 14:00&#8217;te Ankara&#8217;daki 100.Yıl Salonunda gerçekleştirilecek etkinlikte İskender hocamızla birlikte olacağız. Burada öğrencilerinin ve akademisyen dostlarının onun bilimsel mirasını ve Türkiye&#8217;nin düşünce yapısına katılımını tartışacaklar.</p>
<p>İsimlerin taşımasıyla bir milletin “geleneksel değerlerini” aktaran aydınlardır İskender Öksüz gibi entelektüeller. Onlar olmadan Nihal Atsız&#8217;ın “Bozkurtlar” eserindeki ruhunun, Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” kitabındaki ironisinin ve Attila İlhan&#8217;ın “Sisler Bulvarı” eserindeki isyanı kavramamız zorlaşacaktır.</p>
<p>Gençler olarak yapabileceklerimize odaklanmalıyız: Bu isimleri sadece kitaplarda yaşatmamız yetmez; hayatımıza dahil etmemiz gerekir. 29 Mayıs&#8217;taki buluşma bu sürecin ilk adımıdır; hadî geliniz Öksüz hocamızın söylediği gibi “geleceği kurarken kimliğimize sadık kalarak ilerleyelim&#8221;.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-50431 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111.jpg" alt="" width="1131" height="1600" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111.jpg 1131w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111-212x300.jpg 212w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111-724x1024.jpg 724w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111-768x1086.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2025/05/IMG-20250524-WA00111-1086x1536.jpg 1086w" sizes="auto, (max-width: 1131px) 100vw, 1131px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/">İskender Öksüz Hocamıza Saygı Programında buluşalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/iskender-oksuz-hocamiza-saygi-programinda-bulusalim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
