<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Terörsüz Türkiye arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/terorsuz-turkiye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/terorsuz-turkiye/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 08:27:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</title>
		<link>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 08:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akdemhp]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bölgesel fırtınalara karşı en büyük zırhımız olan millî varlığımızı, egemenlik yapımızı tartışmaya açarak nasıl koruyacağız? Türkiye Yüzyılı vizyon belgesi ile bölücübaşının mektubu hangi ortak koordinatta buluşuyor? Türkiye bugün ne kadar tarih şuuruyla yönetiliyor?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/">Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&amp;linkname=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fates-cemberindeki-milli-varligimiz%2F&#038;title=Ate%C5%9F%20%C3%87emberindeki%20Mill%C3%AE%20Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/" data-a2a-title="Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!"></a></p><p><em>“Lozan’da varlığını tescilleyen, Kıbrıs’ta kardeşinin imdadına yetişen, terörle mücadelede dağları titreten, Adalar Denizi’nde baskılar ve hukuksuzluklar karşısında geri adım atmayan, enginlere Türk mührünü vuran Türkiye; bugün de aynı tarihî şuurla ayaktadır.”</em></p>
<p><em>“Terörsüz Türkiye, bölgesel fırtınalar karşısında millî varlığımızın zırhıdır.”</em></p>
<p><em>“&#8230; bugün yakın coğrafyamızda harlanan ateş &#8230; kapımıza kadar dayanan tehlikeli bir yangına dönüşmüştür.”</em></p>
<p>Bu ifadeler MHP Grup Toplantısından.</p>
<p>Özellikle terörden arındırılmış bir hayat çok önemli, ama terör nasıl sonlanacak?</p>
<p>***</p>
<p>Lozan’da varlığını tescilleyen Türkiye bugün de ayakta mı?  Evet, ayakta… Ancak aynı tarihî şuura mı sahip? Bakalım…</p>
<p>Bugün, 3 Kasım 2002’de iktidar olan ve o günden itibaren Lozan’ı tartışan / tartıştıran bir ideolojik yapı tarafından yönetiliyoruz. Lozan’ın gizli maddeleri yalanı yüzüncü yıl 2023’te dolunca bitti. Ama tartışma bitmedi.</p>
<p>Türk Milleti dün Kıbrıs’ta kardeşinin imdadına yetişmişti, doğru. Ancak darmadağınık Kıbrıs politikasıyla önce Annan Planı tehlikesi yaşandı. Bugün de Garantörlük hak ve yetkilerine rağmen Ada’da İsrail, ABD ve Fransız askerleri konuşlandı. Buna da ses çıkarılmadı.</p>
<p>Adalar Denizi’nde, Türkiye, dün <em>“etrafı titretirken ve geri adım atmazken</em>”, bugün 22 ada ve adacığımız 2004 yılından beri Yunan işgali altında.</p>
<p>Dün, <em>“terörle mücadelede dağları titreten</em>” Türkiye bugün, teröristle müzakere yani pazarlığa oturuyor.</p>
<p>Dünün bebek katili, cani başı denen teröristlerin elebaşına bugün <em>“kurucu önder</em>” deniyor ve <em>“barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü”</em> statüsü teklif ediliyor. Peki, bugün etrafımız ateş çemberi de onun için mi bunları yaşıyoruz?</p>
<p>O zaman tekrar düne bakalım…</p>
<p>Öncelikle Terörsüz Türkiye, 2009’dan beri iki defa derin dondurucuya kaldırılan açılım süreçlerinin dondurucudan çıkarılmış hâli. Ama biz daha yakına bakmakla yetineceğiz.</p>
<p>Üç yıl önce, 28 Ekim 2022’de, Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi’ni, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan okudu. Cumhur İttifakı’nın seçim beyannamesiydi.</p>
<p>İçerisinde bir kere geçen <em>Türk Silahlı Kuvvetleri dışında hiç Türk,</em> <em>beka meselesi</em> ya da <em>çevremiz ateş çemberi</em> ifadesi geçmeyen Vizyon Belgesi’nden arka arkaya gelen iki cümle.</p>
<p><em>“Gelin, Türkiye Yüzyılını, yeni bir millî mutabakat zemini hâline dönüştürelim.”</em></p>
<p><em>“Gelin, Türkiye Yüzyılında, demokrasimizi katılımcı demokratik bir Cumhuriyet kimliğiyle taçlandıralım.” </em></p>
<p>Cumhur İttifakı’nın <em>yeni bir kimlik</em> ve <em>yeni bir millî mutabakat</em> arayışı, aynı zamanda, mevcuttan rahatsızlığı da gösteriyor.</p>
<p>Dönemin HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın, üç gün sonra, 1 Kasım 2022’de, TBMM’de grup konuşmasında verdiği cevap: <em>“Cumhuriyetin demokratikleşmesi tarihsel bir çözüm önerisidir.”  </em></p>
<p>Buldan devam ediyor:<em> “ilerlemenin yolu bu meseleyi demokratik siyasetle, diyalog ve müzakereyle çözüme kavuşturmaktan geçer.” </em></p>
<p>Bugün artık yeni dönem için söz sahibi edilen bebek katili, “Yeni Anayasa” tartışmalarına katılıyor. 9 Mayıs 2026 tarihli yeni mektubundan cümleler:</p>
<p>Bölücü başı “<em>Son iki yüz yıllık merkeziyetçi ulus devlet modelinin krizler ürettiğini” ve “Türkiye’nin rolünün başat olduğu Orta Doğu’da yerel ve bölgesel olana demokratik ifade şansı tanınırsa, sorunların büyük bir kısmı daha kolay aşılacaktır.” </em>diyor<em>. </em></p>
<p>ABD Büyükelçisi Tom Barrack da “<em>ulus devlet modelinin bölge dinamikleri için yetersiz ve engelleyici olduğunu”</em> söylemişti.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın Türkiye Yüzyılı Vizyon Belgesi’nden benzer bir cümle: <em>“Yönetim sistemini değiştirerek iki asırlık arayışa cevap verecek bir büyük reformu hayata geçirdik.” </em>(Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, H.P).</p>
<p>Görülen iki yüz yıllık arayış bitmemiş olmalı ki müzakereler devam ediyor. Yani bugün, Türkiye’yi yönetenler teröristlerle, ABD&#8217;nin de projesi olduğu anlaşılan, Türkiye’nin egemenlik yapısını tartışıyor. Yani bugün, Türkiye’yi yönetenler, terörist elebaşıyla, ABD&#8217;nin de isteği olduğu anlaşılan bir projeyle, Türkiye’nin egemenlik yapısını tartışıyor.</p>
<p>Şimdi iki soru soralım cevabını da aziz Türk Milleti versin&#8230;</p>
<p>1- Bu şartlarda millî varlığımızı nasıl korumuş oluyoruz?</p>
<p>2- Bugünkü Türkiye’yi yönetenler ne kadar tarih şuuruyla hareket ediyorlar?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/">Ateş Çemberindeki Millî Varlığımız!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ates-cemberindeki-milli-varligimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>28 yıllık kehanet(!) 1</title>
		<link>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 18:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Bölücü terör]]></category>
		<category><![CDATA[kehanet]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, Terörsüz Türkiye diye başlayan "Üçüncü Nesil PKK Açılımı" uygulamaya sokuldu. 28 yıl önce ABD'de ortaya konan kehanetler (!) gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Tabi, Türk Milleti'ni aşabilirlerse...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&amp;linkname=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F28-yillik-kehanet-1%2F&#038;title=28%20y%C4%B1ll%C4%B1k%20kehanet%28%21%29%201" data-a2a-url="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/" data-a2a-title="28 yıllık kehanet(!) 1"></a></p><p><strong>Aşağıdaki yazı 15 yıl önce, 2 Ekim 2011’de MDM internet sitesinde yayınlanmıştır. </strong></p>
<p><strong> Bugünlerde (Şubat- Mart 2026) sosyal medyada ortaya çıkan; bölücü PKK terörünü, neredeyse, kutsayan <em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi” </em>isimli kitapla ilgilidir.  2021 Temmuz’unda da Pankuş Yayınları’ndan çıkan <em>Türkiye’nin Rotası </em>isimli kitabımda da yer almıştır (s. 31). </strong></p>
<p><strong><em>“Türkiye’nin Kürt Meselesi”</em></strong><strong>,  CİA’nın 1998&#8217;de hazırlattığı bir rapordur. Bütüne baktığınızda bir projenin uygulama planı da denebilir. CİA’nın yan kuruluşu olan Carnegie Ölümcül Çatışmaları Önleme Komisyonu’nun bir çalışmasıdır. Başka bir CİA kuruluşu olan RAND da malî destek sağlamıştır. </strong></p>
<p><strong>Kitap, Türk Milleti’nin itirazı aşılamayınca yarım kalan önceki (2009 Habur ve 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Sarayı) PKK açılımlarının ve 2024’te başlayıp hâlen devam eden Terörsüz Türkiye sürecinin, ya da daha doğru ifadeyle, <em>Üçüncü Nesil PKK Açılımının </em>rotasıdır. Anlayacağınız kahinlerin (!) 28 yıllık kehanetlerini gerçekleştirmeye çalışanlar var. Tabi, Türk Milleti&#8217;ni aşabilirlerse&#8230;</strong></p>
<p><strong>Hakan Paksoy</strong></p>
<p><strong>8 Mart 2026</strong></p>
<h2><strong> Türkiye’de olan biteni on üç yıl önceden bilen kâhinler: Morton Abromowitz, Graham Fuller, Henry Barkey </strong></h2>
<p>ABD ne planlamıştı, Türkiye’de neler oluyor? Çok çarpıcı ve aynı zamanda kırıcı bir soru değil mi? Ama “<em>Türkiye’nin Kürt Meselesi</em>”<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a> kitabını okumaya başlayınca bu soru tam yerine oturuyor.</p>
<p>Kitabın yazarları Graham Fuller ve Henri Barkey. Bu kişilerin kimler olduğu hakkında açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum. Konuyla biraz(cık) ilgili olanlar için bile çok tanıdık isimler.</p>
<p>Kitabın ilk baskısı 1998 yılında ABD’de yapılmış, ön sözü ise 1991 yılında Türkiye’den ayrılan eski ABD Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz tarafından yazılmış. Kitap, Türkçeye Eylül 2011’de çevrilerek Profil Yayınları tarafından basıldı.</p>
<p>Kitabevinde dolaşırken yazarları dikkatimi çeken, kısacık incelemede diğer alacaklarımı unutturan kitabı aldım ve çıktım. Daha ön söz(ler) ve giriş bölümünde beynime çiviler, yüreğime oklar saplandı, daraldım… İçimde volkanlar patladı. Kitabın ilk sayfasını geçemeden bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettim.</p>
<p>Yazarlar kendi ön sözlerine “<em>Her şeyden önce bu bir siyasi çalışmadır</em>” diyerek başlıyorlar. 1998’de, hem de Türkiye için yapılmış böyle bir çalışmanın 2011’de, yani 13 yıl sonra Türkçe olarak yayımlanması çok dikkat çekici. Bana vaktin geldiğini düşündürdü. Hani infaz günü idam mahkûmunun hücresine sabah gün doğmadan gelirler, kararı yüzüne okurlar ya… Her neyse…</p>
<h3><strong>Özel Bir İsimden İlginç Sözler</strong></h3>
<p>Abramowitz ön söze, <em>“Bu kışkırtıcı kitabın konusu, Türkiye Kürtlerinin sorunlarının nasıl aşılabileceğidir”</em> diye başlıyor. (Burada dikkatinizi yeniden tarihe çekmek istiyorum. 1998’de Irak’ta hâlâ Saddam işbaşındadır.) Bu demektir ki, Irak’ta yaşayan Kürtlerin problemleri ya çözülmüş (!) ya da ABD için Türkiye’de yaşayan Kürtlerinki kadar önemli değildir.</p>
<p>Büyükelçi, yazarların; <em>“Ülkenin mevcut sınırları içerisinde (1) yasal bir Kürt kimliğini ortaya koyan, (2) güneydoğudaki mevcut askerî yaklaşımı çarpıcı biçimde azaltan ve değiştiren, (3) Kürt siyasi partilerini taciz eden veya koruyan, (4) Kürtlerin kendi dillerinde eğitim almalarına imkân veren ve (5) merkezi idareden yerel idareye geçen bir çözüm talep ettiklerini</em>” söyledikten sonra, <em>“</em><em>Benim bunlardan daha iyi bir önerim yok”</em> cümlesini ekliyor.</p>
<p>Devamında, <em>“Bugün çok sayıda Türk hâlâ ABD’nin Türkiye’yi bölmeye ve ülke toprakları üzerinde bir Kürt devleti kurmaya çalıştığına inanmaktadır(…) Bu tür bir planın varlığını ne kadar inkâr ettiysem de insanlar buna belirli ölçüde kuşkuyla yaklaşıyorlardı (…)</em><em>” </em>satırları geliyor.</p>
<p>Haydi bu satırlar üzerine kuşkularınızı yok edin bakalım, ne kadar başarılı olabileceksiniz?</p>
<p>Büyükelçi, “Terör ve terörist” ifadelerini hiç kullanmıyor; hep <em>“Kürt isyancılar” </em>diyerek <em>“İnsan hakları ihlallerinin yapıldığını”</em> vurguluyor. <em>“İsyancılar (…) ihtiyaç duyduklarında Irak’ta uluslararası denetim altındaki uçuşa kapalı bir alana sığınıyorlar”</em> cümlesiyle de; ABD’nin teröre desteğini zımnen de olsa resmileştiriyor.</p>
<h3><strong>Kim Bu Türk Politika Yapıcıları?</strong></h3>
<p>Yazarların kendi ön sözlerinde; <em>“Her şeyden önce, bu eser siyasi bir çalışmadır. Türk politika yapıcıları ve Türk toplumu, ayrıca Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin ülkenin Kürt nüfusu arasındaki huzursuzluktan kaynaklanan sorunlarını incelemek üzere tasarlanmıştır”</em> denmekte. Burada, hemen art arda sorulması gereken sorular ortaya çıkıyor:</p>
<ol>
<li>Böyle bir konuda <em>“Siyasi çalışma” </em>yapmanın anlamı, Türkiye’nin iç işlerine karışmak değil midir? Yoksa bu çalışma ısmarlanmış bir çalışma mıdır? Ismarlandıysa ısmarlayanlar kim ya da kimlerdir?</li>
<li>Bu <em>“Türk politika yapıcıları”</em> kimdir?</li>
<li>Bu çalışma o <em>“Türk politika yapıcılarına”</em> verilmiş midir?</li>
<li><em>“Türk politika yapıcıları”</em> bu çalışmaları değerlendirmişler midir?</li>
<li>Bu çalışmadaki <em>“Çözüm teklifleri”</em>ne yönelik plan uygulanmakta mıdır?</li>
<li><em>“Türk toplumu”</em> için yapıldığı söylenen bu çalışma, neden tam on üç yıl sonra <em>“Türk toplumu”</em>nun bilgisine sunulmuştur?</li>
<li><em>“Türkiye’nin dostları ve müttefiklerinin Türkiye’nin Kürt nüfusu içindeki huzursuzluktan kaynaklanan sorunları”</em> nelerdir?</li>
</ol>
<p>Bunlar, Türkiye’de olan biten hakkında biraz kafa yorup düşünen herkes tarafından cevapları verilebilecek/verilmesi gereken sorular.</p>
<p>Yazarlar; <em>“Türk yönetiminin Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyetinin korunması gerektiğinin”</em> altını çizerek <em>“Toprak bütünlüğünün korunmasına çok önem veriyoruz; dünyada pek çok ülkenin yıkıcı etnik isyanlar ve ayrılıkçı eğilimlerle boğuştuğu bir çağda eğer mümkünse birleşik bir Türk devleti içerisinde çözüme kavuşulmasından yanayız. Çatışma nedeniyle Türk ve Kürt taraflarındaki can kayıplarından da endişe duyuyoruz”</em> demekteler.</p>
<p>Tek başına <em>“Kabiliyetin korunması”</em> ifadesi için bile sayfalarca yorum yapılabilecekken, neredeyse, üzerine kitap yazılabilecek bir paragraf var karşımızda. Mesaj da alenen ve fütursuzca veriliyor.</p>
<h3><strong>Birleşik Türk Devleti ama Kiminle?</strong></h3>
<p>Öncelikle <em>“Toprak bütünlüğünün korunması”</em>na önem veren <em>“Dostlarımız (!)”</em> karşımızdadır ki; bu cümle, “Dediklerimiz yapılmazsa <em>‘toprak bütünlüğü’</em>nüz tehdit altındadır” şeklinde okunmalıdır. Çözüm olarak da nihai teklif (Dayatma),<em>“Birleşik bir Türk Devleti”</em>dir. “Aksi takdirde can kayıpları” tehdidi de açıkça yer almakta.</p>
<p><em>“Birleşik Türk Devleti”</em> ifadesinde, hemen -adı Türk ya kardeşim…- hissi uyanıyor ama bunu diyecekler de birleşmenin kiminle olacağını açıklamalılar. Tabii cevabı da bellidir, <em>“Kürtlerle”</em>. İşte o devlet artık Türk devleti değildir, ortaklık (Federasyon) devletidir ama adı açıklanmıyor. Herhâlde ona sıra daha gelmemiş olsa gerek.</p>
<p>Ön sözde tehdit devam etmektedir. <em>“İnsan haklarını ihlal etmesi, Türkiye’ye Avrupa ve Washington’da siyasi bedeller ödetecektir. (…) Devlet politikaları bu insanların </em>(Kürtlerin) <em>temel ihtiyaçlarını layıkıyla karşılayamazsa Türkiye’nin devlet olarak bütünlüğü tehlikeye girecektir. (…) Türkiye’nin istenmeyen bir sonuçla karşılaşmasını hiç ümit etmiyoruz.</em><em>”</em></p>
<p>Aslında her şey yorum bile yapmaya gerek kalmadan gayet net, açık ve anlaşılır bir biçimde ortada. <em>“Uzun yıllarını Türkiye üzerine profesyonel çalışmalara ayırmış ve yine uzun süreler Türkiye’de kalmış” </em>yazarlar tarafından,<em> “Özellikle Kürt meselesiyle ilgilenen, hatta meselede aktif rol oynayan Kürtlerle </em>(Sorunun asıl kaynağı)<em>”</em> görüşülerek yapılan bu çalışmanın en doğru cümlesi, <em>“Yaptığımız çalışmalar sonunda Kürt çatışmasının esasen etnik bir sorun olduğu”</em> cümlesidir. Bu cümle aynı zamanda bir itiraftır çünkü bütün gayretleri bu yöndedir ve <em>etnik, ırkçı</em> bir terör yaratmış oldukları apaçık ortadadır.</p>
<h3><strong>Eğri Cetvelden Doğru Çıkmaz</strong></h3>
<p>Çalışmada İsrail-Filistin sorunu ile benzerlikler kurulmaktadır. Bu yaklaşım doğru değildir. İsrail ve Filistin halkları kadim tarihten bu yana farklıdır, çatışma içindedirler; dinleri, dilleri ve mensup oldukları medeniyet daireleri ayrılığı olan iki toplumdur.</p>
<p>Türk ve Kürt &#8211; ki ben bu ayrımı bile incitici buluyorum &#8211; en az bin yıldır birlikte “Biz” olmuşlardır. Yazarlar da <em>“75 yıldır yasal eşitlik temelinde”</em> yaşandığını kendileri vurgulamaktadırlar.</p>
<p><em>Gerilla</em> (!) <em>örgütlerinin geçirdikleri evrim</em> vs. de denmekte. Filistin’de işgal edilmiş topraklar ve dolayısıyla bir özgürlük hareketi vardır. Fakat Türkiye’de sahip olunan vatanın birliği söz konusudur.</p>
<p>Ön sözün en çarpıcı cümlelerinden birisi de; <em>“Türk devleti zaman içerisinde hamlelerini yaparak kendi seçimlerini gerçekleştirecektir”</em> ifadesidir. “Ümit ederiz, umarız” gibi temenni içeren ifadeler kullanılmayan bu cümlenin yaptırım gücünde hissedilen keskinlik, öfkeden gözlerimizi yuvasından fırlatacak cinstendir. <em>“(…) Türkiye’deki Kürt meselesi bugün ABD için çok önemli bir ülkedeki etnik şiddet olgusunun en önemli örneklerinden biridir” </em>ifadeleriyle birlikte anlam daha da derinleşiyor.</p>
<h3><strong>Türkiye Neden Bu Kadar Önemli?</strong></h3>
<p>Çalışmanın giriş bölümü bu soruyla başlıyor.</p>
<p>Sorun, <em>“Anayasasına göre etnik ayrımda bulunmadan yalnızca ‘Türkiye vatandaşlarından’ oluşan bir devlette etnik ve dilsel farklılıklara sahip büyük Kürt azınlığının rolüyle ilgili bir mesele” </em>şeklinde tanımlanmakta. Anayasasında etnik ayrımcılık olmayan bir devletin, yapısını etnik ayrılıklar üzerine<em> yeniden kurgulamasının doğru olacağı</em> söyleniyor. Bu,<em> “Etnik azınlıkların </em>(Kürtler)<em> asimile</em><em> edildiği”</em> iddia edilerek, <em>“Asimilasyon sürecini yürütmekte ne kadar başarılı olunabilir?”</em> diye soruluyor.</p>
<p>Aslında bu sorunun cevabı yine yazarlar tarafından verilmiş. Çalışmanın esasına girilirken ilk cümlelerde, <em>“Kürtler elbette bin yıldan aşkın süredir farklı bir halk ve topluluk olduklarının bilincindedirler</em><em>”</em> diyerek bir gerçeği açığa çıkarıyorlar da. <em>“Asimile”</em> edilen halk nasıl böyle bir farkındalık içinde olabilir? Sorulacağını düşündükleri bu sorunun cevabını da bugünü anlatırken <em>“Yeniden”</em> kelimesini kullanarak suçu gizlice Cumhuriyet’e yükleyerek vermekteler.</p>
<p>Meselenin etnik olarak Türkiye ve komşularının sorunu olduğunu söyleyip ardından, <em>“Böylece, bir ülkedeki halkın istekleri doğrudan sınırın ötesindeki azınlık gurubunun istekleri ile eylemlerini de etkilemektedir. Bu halklardan herhangi birinin etnik birleşme hususunda bulunacağı hak iddiası bir ülkenin topraklarının ayrılmasından öte, söz konusu bölgedeki uluslararası sınırların geniş ölçüde yeniden çizilmesi anlamını taşır”</em> diyerek aba altından sopa göstermeye devam ediyorlar.</p>
<p>Coğrafyamızda yaşananlar, bu bilgilerden sonra tekrar bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.</p>
<p>Türkiye gibi devletler <em>“(…) etnik grubun</em>(ların) <em>her türlü isyancı milliyetçilik ve ayrılık hareketlerini önleyebilmek adına (…) ya özgürlükçü politika geliştirmeyi öğrenecekler ya da sürekli isyan, şiddet olayları yaşayacak</em><em>”</em>lardır.</p>
<p>Kırk katır mı kırk satır mı? Fakat daha bitmedi…</p>
<h3><strong>İçerideki Ortaklar</strong></h3>
<p>Yazarların ön sözdeki, <em>“Kürt sorununu tatmin edici biçimde ortadan kaldırma kabiliyeti” </em>söylemleri, giriş bölümünde <em>“Devlet yönetiminin yapısını ve iç etnik çatışmayı çözebilme kabiliyeti”</em>ne dönüşmüş. <em>“Devlet yönetiminin yapısı”</em> ifadesi oldukça manidar. <em>“İç etnik çatışma”</em> tehdidiyle beraber kullanılması, yazılı olmamakla birlikte yapılmama ihtimaline karşı tehdit algılaması yaratmak için olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Devamında; <em>“Türkiye’nin (…), Anayasa’da homojen olarak ifade edilen toplum yapısından resmen tanınmış çok uluslu bir yapıya geçişin kolaylaştırılmasında demokratik kurumlara büyük sorumluluklar düşecektir” </em>cümleleri var. Bu ifadelerden nelerin kastedildiğini, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bir ay içinde iki defa kabul edilerek çalışmaları hakkında bilgi veren ve talimatlarını aldıklarını söyleyen Ekopolitik Derneği Genel Koordinatörü Tarık Çelenk’in <em>“Türkiye, iç yapısını dış politikasına uygun geliştirmek zorunda. Orta Doğu’da yaşayan 30 milyon Kürt’ün hamiliğine soyunacaksak iç yapımızı buna göre düzenlemek zorundayız”</em><a href="#_edn2" name="_ednref1">[ii]</a> sözlerinde anlamak mümkündür.</p>
<p>Politik Psikoloji Derneği’nin <em>Akil Adamlar </em>Toplantısı<a href="#_edn3" name="_ednref2">[iii]</a> organizasyonu, TESEV’in hazırlattığı raporlar ve teklifler<a href="#_edn4" name="_ednref3">[iv]</a>, <em>Açık Toplum Vakfı</em> ve daha onlarcasıyla örnekler çoğaltılabilir.</p>
<p>Giriş bölümünün sonuna doğru, <em>“Osmanlı İslam yasasına göre Kürtler asla bir azınlık sayılmamışlardı (…) Türkiye’nin çağdaş milliyetçilik ile çağdaş azınlık ve insan hakları normlarını geleneksel İslami görüşlerle bağdaştırmaya yönelik çabası, etnik ya da dinî azınlıklar konusunda sorunlar yaşayan diğer Müslüman ülkelere örnek teşkil edecektir. (…) İslamcı Refah Partisi’nin eline, milliyetçi Türklerin hassasiyetlerini rahatsız etmeden, Kürtlerin farklı bir etnik grup olarak kabul edilmelerini sağlayacak ‘İslamcı bir formül’ geliştirme fırsatı geçmişti. Ne var ki; (…) başaramayacaktı”</em> denilmektedir.</p>
<p>Burada, yazarların teklifi biraz daha belirginleşmekte; öncelikle farklılığın kabul ettirilip sonra din üzerinden tekrar birleşmenin sağlanması arzu ediliyor.</p>
<h3><strong>Bu Kadar İlginin Sebebi Ne?</strong></h3>
<p>Son olarak iki soru sorulmuş; birincisi <em>“ABD insan hakları, demokratik yaşam ve en önemlisi Türkiye’nin gelecekteki varlığını sürdürebilmesi hususlarındaki kaygıları nedeniyle Türkiye’yi çözüme itme konusunda ne kadar baskı uygulamalıdır?”</em></p>
<p>İkincisi; <em>“Batı’nın yakın bir müttefikiyle dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik grubu içeren bu sorun gelip Batı’nın eşiğine dayanmıştır. Bu sorun Türkiye’nin mevcut sınırları içerisinde çözülebilir mi?”</em></p>
<p>Batı ile Türk medeniyeti ve İslam medeniyetinin, kadim tarihten bu yana devam edegelen hesaplaşmasının en önemli anlarından birisi yaşanmaktadır.</p>
<p>Adamların meseleleri Müslüman ile değil İslam’la; İslam’ın en güçlü, en mukavim, en cengâver ve en haklı temsilcisi Türk’ün bizzat kendisi ile. Dolayısıyla Türk milleti zayıflatılmalı, bölünmeli ve hatta yok edilmelidir. Eğer Türk milleti çökertilirse İslam da çökecektir.</p>
<p>Hiçbir yoruma gerek kalmaksızın tehdidin büyüklüğü, baskının ne kadar ve nasıl olduğu, hangi aşamaya gelindiği yaşananlarla ortadadır. Burada Türk politikacılarına düşen görev durumu yeniden değerlendirmek, Türk aydınına düşen de şapkasını önüne alıp düşünmek ve bu plan karşısında dimdik ayakta durmaktır.<a href="#_edn4" name="_ednref4">*</a></p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a>  Graham E. Fuller, Henri J. Barkey, “<em>Türkiyenin Kürt Meselesi”</em>, (İstanbul: Profil Yayınları, 2011)</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> https://www.hurriyet.com.tr/gundem/15520153.asp</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> 24 Eylül 2011, Ankara toplantısı.u</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[iv] Cengiz Çandar, <em>“Dağdan İniş”</em> – <em>“PKK Nasıl Silah Bırakır? Kürt Sorunu’nun Şiddetten Arındırılması”</em>, Haziran 2011, TESEV Rapor</a></p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4">*</a> 2 Ekim 2011 tarihinde Millî Düşünce Merkezi internet sitesinde yayımlanmıştır.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1"></a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/">28 yıllık kehanet(!) 1</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/28-yillik-kehanet-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2026 18:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye süreci denen üçüncü nesil açılımı bütün hızıyla devam ediyor. Ama Komisyon'da görev alanlar yaptıklarından emin değiller ki kendileri için yasal güvence de istiyorlar. Peki, süreç Meclis'e gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu%204" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4"></a></p><p><em>Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun raporunun bölümlerini incelemeye devam ediyoruz. Bu yazıda da önce “</em><em>Sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri” </em>başlıklı altıncı bölüme bakacağız.</p>
<p>Bölüm, <em>“Komisyon raporu yasa yapım süreçlerine rehberlik edecek temel ilkeleri ortaya koymaktadır” </em>diye başlıyor. Büyük bir ihtimalle yasa tasarıları da hazırdır. Sadece zamanı bekleniyor olsa gerek.</p>
<p>Komisyon <em>süreçteki en kritik eşiği “… PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit” edilmesi </em>olduğunu belirtiyor. <em>“… yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin” </em>bu durumda hayata geçeceğini belirtiyor.</p>
<p>Bununla da yetinmiyor. Terör <em>örgütünün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi, bu süreçte ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler </em>hususlarında <em>anlayış birliği var </em>diyor.</p>
<p><em>“Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”</em></p>
<p>Bu konuda kamuoyunda da çok fazla itiraz var. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da silah bırakılması hususunu teyit etme ihtiyacı duymuş olmalı ki X hesabında <a href="https://x.com/YildizFeti/status/2024415508099932195?s=20" target="_blank" rel="noopener">paylaştı</a> (19 Şubat 2026).</p>
<p>Bu yazılanlarla, terör örgütünün Türkiye dışındaki yapılanmalarını düşündürmek istiyorlar. Ama PYD (SDG)  – PKK’nın yeni Suriye yönetimiyle anlaştığını da hiç gündeme getirmiyorlar. PYD (SDG), PKK’nın bir <em>unsuruysa</em> silahı bırakmadıkları ve bırakmayacakları da gayet açık.</p>
<p>Eğer, Suriye yönetimine entegre oldukları düşünülüyorsa, bu, şu anki yapılarıyla olacak. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de bunu ortaya koyuyor. <em>“SDG&#8217;yi düşman olarak değil, ortak olarak görüyoruz. Bu nedenle onların Suriye hükümetinin bir parçası olmalarına yardım etme konusunda oldukça istekliyiz.&#8221;</em> (14 Şubat 2026)</p>
<p>ABD Dışişleri Bakanının SDG’lilerle Münih’te verdiği fotoğrafın mesajı da Suriye’deki tartışmaları -şimdilik- sonlandırmış görünüyor.</p>
<p>Bütün bunlar bir araya geldiğinde Hiç kimse, “Terör örgütü tüm unsurlarıyla silah bırakmazsa süreç ilerlemez” gibi sözler etmesin. Eğer bunda kararlılarsa komisyon derhal sonlamalıydı. Tabi, “SDG, PKK’dan ayrı kardeşim” demezlerse… Ya da “plana sadık kalmaya” devam etmiyorlarsa…</p>
<h2><strong>Bütünleşme için yasa: hem müstakil hem geçici</strong></h2>
<p><em>“Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere … amaca özgülenmiş, <strong>müstakil ve geçici</strong> mahiyette bir yasal düzenlemeye” ihtiyaç</em> varmış. (Koyu vurgu rapordan.) Müstakilliğin de özellikle FETÖ -ve varsa başka terör örgütlerinin- bu süreç dışında tutulması tartışmalarının sonucu olduğu anlaşılıyor.</p>
<p>Bu <em>düzenleme<strong> “demokratik siyaset zemini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı”</strong> olmalıymış. </em>Çünkü<em> <strong>demokratik siyaseti güçlendirecek ve “sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak</strong></em>(mış)<strong><em>”. </em></strong>Sonucu ortadan kalkacak olan da<strong> <em>“Silahların bırakılması süreci”</em>. </strong>Anlaşıldığı kadarıyla teröristlerin ceza davasından kurtulması ve siyaset yapabilmesinin önü açılıyor.</p>
<p>Rapor bunu, “<em>Kanun; silahı ve şiddeti reddedenlerin topluma kazandırılmasını … meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.” </em>diye ifade ediyor. Aynı zamanda da <em>“…ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesi sağlanmalı” </em>diyor. Haklarını da teslim etmek lazım <em>“kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli”</em> ifadesi de var. Türk Milleti’nin itirazının hafifletilmesi uyarısı hissediliyor.</p>
<p>Habur’daki çadır mahkemesi tiyatrosunun milletin vicdanında açtığı derin yara hiç akıldan çıkarılmamalı. Yeni ve yeniden, “dağdan memleketlerine dönen kahramanlar(!)” fotoğrafları şimdiden zihinlerde canlanmaya başlamış durumdadır.</p>
<p>Komisyon, <em>toplumsal bütünleşme</em> için <em>“her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dâhil”</em> olması gerektiğini <em>“kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların”</em> belirlenmesinin zorunlu olduğunu belirtiyor. Bunu da, <em>“toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine … kamu düzenine uyumuna” </em>yardımcı olacağı gerekçesine dayandırıyor.</p>
<p>Silah bırakma süreci için <strong><em>izleme ve raporlama</em></strong><em> <strong>mekanizması</strong> oluşturulması</em> öngörülüyor. “<em>Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde” denetim </em>yapılacağı <em>ve “sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin”</em> <em>alınabileceği </em>belirtiliyor.</p>
<p>Tabi, mekanizma çalışırken, istenmeyen davranışların önlenmesi de akla gelmiyor değil doğrusu. Hani Habur’da, çadır mahkemesinde, teröristin “pişman mısın?” sorusuna “hayır” cevabını, “yaz, pişmanım dedi” yaşanmışlıkları arşivlerde duruyor.</p>
<h2><strong>Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması </strong></h2>
<p>Altıncı bölümün hatta Rapor’un en dikkat çekici ara başlığı. Onun için olduğu gibi aldım. Tek paragraflık bir kısım.</p>
<p><strong><em> </em></strong><em>“Yürütülen süreçte görev alanlar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir.”</em></p>
<p>Rapor çok dikkatli bir dille yazılmış. Yukarıdaki paragraf da bu dikkatin eseri. <strong>“Yürütülen süreçte görev alanlar”</strong> diyor, yürütülecek süreçten de bahsetmiyor.</p>
<p>Yasal güvence verilmesi istenenler ayrı ayrı belirtilmiş. <strong>“G<em>üvence”</em></strong> istenenler arasındaki <strong><em>“Komisyon çalışmalarında yer alanlar”</em></strong>, TBMM Başkanı ve komisyon üyesi milletvekillerini, <strong><em>“ve görevliler”</em></strong> de onlara yardımcı olan Meclis ve devlet görevlilerini işaret ediyor.</p>
<p>İyi de bu komisyon üyeleri zaten dokunulmazlık sahibi. Komisyonun kurulması ve çalışması Meclis faaliyetleri kapsamında değil mi ki? Neden çekiniyorlar da ek bir yasal güvence talepleri var? Yaptıklarından emin değiller de ondan mı? Bu sorumluluğun, Komisyon’un TBMM İçtüzüğüne aykırı bir şekilde kurulduğuna dair tartışmalarla birlikte başladığını mı düşünüyorlar acaba?</p>
<p>Peki, velev ki süreç Meclis Genel Kurulu’na gelmeden kesilirse ne olacak?</p>
<p>Yine yerimiz yetmedi. Yedinci bölüm için devam edeceğiz&#8230;</p>
<p>Daha sonra da bölücübaşı, bebek katili, ağırlaştırılmış müebbet mahkûmu iken Cumhur İttifakı’nın üstün gayretleriyle (!) ”Kürt Halk Önderi” hâline getirilen öcalan’ın açıklamalarını inceleyeceğiz. (Bu yazı yayına gönderilirken yapılan açıklamayı Pervin Buldan okudu. Okumaya da “Kürt Halk Önderi” diye başladı. 27 02 2026)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu 4</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-4/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demokrasi ve Barış tüm insanların…</title>
		<link>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52746&#038;preview=true&#038;preview_id=52746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Terörsüz Türkiye sözünden dostlarınız rahatsız. Şimdi ne yapacaksınız? Yine Çözüm Süreci’ne mi döneceksiniz. İçimiz kalkıyor ama çare yoksa ister istemez öyle diyeceksiniz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/">Demokrasi ve Barış tüm insanların…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&amp;linkname=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdemokrasi-ve-baris-tum-insanlarin%2F&#038;title=Demokrasi%20ve%20Bar%C4%B1%C5%9F%20t%C3%BCm%20insanlar%C4%B1n%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/" data-a2a-title="Demokrasi ve Barış tüm insanların…"></a></p><p>Biri sövüp sayarsa kızarsınız. Bu doğal. Ama sövüp sayılmasından daha çok kızdığım bir başka davranış aptal yerine konmak. Aptal yerine konmanın yanında küfür daha bir mertçe kalıyor. Hâl böyle iken halkı sürekli aptal yerine koyan siyaset lafazanlıklar kesilmiyor. Bunlara hak ettikleri kadar kızılmıyor. Niçin derseniz, galiba insanlar bir takım siyaset erbabının yarı yalanlarını kanıksamış. O kadar kanıksamış ki kırk yılda bir doğru bir söz söyleseler, onu da “Acaba bunun da altında ne yalan var?” diye dinliyor. Dosdoğru siyasetçiler alınmasın. Kastim daha onlara değil.</p>
<p>Bakınız, “Terörsüz Türkiye” diye bir lafla işe başlandı. Dikkatli ve nefis bir seçim. “Çözüm süreci” denemezdi. Çünkü Çözüm Süreci’nin hendek terörü ve akıttığı şehit kanı henüz hafızalarda tazeydi. Onun için “Terörsüz Türkiye” dendi. Kim karşı çıkabilirdi ki? Yoksa siz terör mü istiyorsunuz? Terör yanlısı mısınız? Bugün yaptığınız aslında çözüm sürecinin ısıtılıp masaya tekrar servis edilmişidir diyenlere tam bu sorularla saldırıldı.</p>
<h2>Biz terörist değildik ki</h2>
<p>Fakat ilk birkaç haftadan sonra bu kelimeler patinaj yapmaya başladı. Çünkü muhatap alınan teröristler yaptıklarının terör olduğunu kabul etmiyordu ki. Onlar hani şu “halk öz savunma birlikleri”ndeki gibi öz savunma, nefis müdafaası yaptıkları iddiasındaydı. PKK öz savunma teşkilatıydı. Meşhur- doğrusu bednam – son komisyon raporunda da “terör” kelimesinin geçtiği her yere itiraz ettiklerini bildirdiler. Terörü yapsa yapsa emperyalist Türk devleti yapardı. Zaten mesele emperyalist Türk devletini yıkıp yerine “demokratik toplum” kurmaktı. Türk ulus devleti ortadan kaldırılmalıydı. Adı üstünde “Türk” olunca ulus oluyor, millet oluyor, dolayısıyla ırk ve ırkçı oluyor.</p>
<p>Aslında Orta Doğu’daki bütün ulus devletler ortadan kaldırılmalıydı. Yerine ne mi konmalıydı? Bunun cevabı Kurucu Önder’in cilt cilt kitaplarında verilmiştir. Özeti de Genel Vali Barrack’ın beyanlarında vardır. Kurucu Önder’in ve Barrack’ın Demokratik Toplum’u Osmanlı’nın millet sistemi gibi bir şeydi. Gerçi Osmanlı’da “millet” din ve mezhep demekti ama olsun. Yüz yıldır milletle ırkı ayırt edemeyen kafalar bunu yutardı. Mesele ulus devleti ortadan kaldırmaktı. Barrack, ekliyordu: İsrail bölgede ulus devlet istemiyor. Eh ABD de istemiyor. PKK da istemiyor. Siyasi İslamcılar da istemiyor. Demokratik uzlaşma sağlanmıştır. Haklılar da. “Bakın”, diyor Barrack, “ulus devletler 1923’ten beri bölgenin zenginliklerinin dünyaya açılmasına engel oluyor.” Bir sorun kendi kendinize, bu hükümdeki “dünya” kim?</p>
<h2>Halk &#8211; Barış &#8211; Demokrasi</h2>
<p>Bütün bu tartışmalar geldi geçti. Nasıl? Ne kadar aptal yerine konduğunuzu şimdi anladınız mı? Bir daha bu tuzağa düşmemek için şu ipuçlarını ezberleyin: Birisi size durup dururken “demokrasi” veya “barış” veya “halk” derse, derhal oradan uzaklaşın! Ya samimiyse? Bunun da testi var. Diyene, diyenin partisine veya çetesine bakın. Geçmişi veya bugünü demokrat mı, demokrasi mi dolu? Geçmişinde barışçı mıydı? Şimdi de barışçı mı? Ve unutmayın. Dünyadaki en vahşi, en ceberrut rejimler “Demokrat” etiketi taşır. Hâkim oldukları ülkelerin devletin adında da “Demokrat” vardır. “Halk”ı da ihmal etmezler. Demokratik Alman Cumhuriyeti bunlardan biriydi. Şimdi de birkaç tane var. Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti gibi. Wikipedia’nın “Democratic Republic” maddesine bir göz atın. Epey eğlenceli. Demokratik ve Halk sıkça bir arada bulunuyor.</p>
<h2>Beka meselesi</h2>
<p>Gelelim sonuca… Terörsüz Türkiye sözünden dostlarınız rahatsız. Şimdi ne yapacaksınız? Yine Çözüm Süreci’ne mi döneceksiniz. İçimiz kalkıyor ama çare yoksa ister istemez öyle diyeceksiniz. Hiç olmazsa “Âkil Adam” yerine başka bir şey bulalım. Demokratik Adam mesela? Barış Adamı olmaz mı?</p>
<p>Geriye bir sihirli sözcük kaldı: “Beka Meselesi” Bunu lütfen olur olmaz yerlerde ve olur olmaz durumlarda kullanmayalım. İnsanlar aptal yerine konulduklarını hissederler. Bakınız şimdiden bu lafın, “sebebini söyleyemem”, “bana gelen talimat böyle”, “iyi saatte olsunlar”, “devlet aklı” gibi anlamlarda kullanıldığı dedikoduları yaygın. Onun için “beka meselesi”ni ancak tamamen çaresiz kaldığınız hâllerde kullanın. Günlük hayatta halk, demokrasi, barış ve kardeşlik’le idare edin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/">Demokrasi ve Barış tüm insanların…</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/demokrasi-ve-baris-tum-insanlarin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</title>
		<link>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 18:44:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Taslak rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm kesimlerin isimlerini sayacak bir komisyon üyesi var mıdır dersiniz? Ardından da makul talebin ne olduğunu söylemeliler. Bu taleplerin kimlik, dil, egemenlik ile devlete ve vatana ortaklık olduğu ortada değil mi?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&amp;linkname=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3%2F&#038;title=Yeni%20devlet%20kurma%20haz%C4%B1rl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%3A%20Komisyon%20raporu-3" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/" data-a2a-title="Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3"></a></p><p>Bir önceki yazıda bugünün, geçmişte yaşananlarla ilişkisini kurmuştuk. Rapor’da, tarihi ve hukuku değiştirmeye çalıştıklarıyla <em>kurucu iradeye, kurucu çerçeveye ve birlikte yaşama iradesinin somutlaşma hedefine</em> dikkat çekmiştik. Değerlendirmeye devam ediyoruz.</p>
<p>Dördüncü bölüm dinlenen kişilerle ilgili. Başlığı da <em>“Dinlenen kişilerin mutabakat alanları”</em>.</p>
<p>Aslında, daha çok, hedeflerine uygun kişileri çağırdıkları bir gerçek. Farklı düşünenlerden çağırdıkları kişileri de sadece dinlemiş olmalılar. Rapor’da o düşünceleri ifade eden tek bir cümle de yok. Eğer <strong>daha çok farklı düşünenleri çağırsalardı çoğunluk düşüncesi olarak onları vermeleri gerekirdi</strong> değil mi? Yani, bu sonucu elde etmek için kurulmuş bir komisyon. Maçın sonucu daha baştan belli.</p>
<p>Yine de yazılanlara bakmakta fayda var.</p>
<p>Bölümün girişinde <em>“toplumun farklı kesimlerini buluşturan güçlü bir ortak zeminin”</em> varlığı vurgulanıyor.</p>
<p>Peki, bu ortak zemin neye yarayacakmış? <em>“… farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesi altında <strong>kardeşlik hukuku</strong> ve ortak acıyı ortak umuda ve gelecek hayaline dönüştürme yaklaşımı etrafında birleştiğini”</em> gösteriyormuş (kardeşlik hukuku koyu vurgulu yazılmış).</p>
<p>İyi de en azından son yüzyıl boyunca, Türk vatandaşı olarak, kardeş olamadık (!) da şimdi nasıl olacağız? Bunun da cevabı, <em>“Bu çerçevede kardeşlik hukuku, <strong>eşitlik temelli vatandaşlık anlayışını</strong> besleyen; <strong>onuru ve haysiyeti koruyan dilin yerleşmesini</strong>, adalet duygusunun tahkim edilmesini, güvenin güçlenerek inşa edilmesini ve <strong>birlikte yaşam iradesinin kurumsal bir zemine bağlanmasını</strong>”</em> ifade ediyormuş.</p>
<p>Buradan da anlaşılan yeni bir vatandaşlık tanımı geliyor. Bölücübaşı da bunu istiyor zaten. Ve Devlet Bahçeli de <strong><em>“Kimlik siyasetini öne çıkarmak yerine kapsayıcı Türk vatandaşlığı üzerinde <a href="https://millidusunce.com/terorsuz-turkiye-cagrisindaki-ayrintilar-1/" target="_blank" rel="noopener">mutabakat</a>”</em></strong> vurgusu yapmıştı (2 Nisan 2025 <a href="https://www.turkgun.com/siyaset/mhp-lideri-devlet-bahceli-her-parti-turkiye-partisi-olmak-zorunda/280200" target="_blank" rel="noopener">Türkgün Gazetesi</a>).</p>
<p>Sonra da <em>“Birlikte yaşam iradesi kurumsal bir zemine”</em> bağlanacak yani artık anayasa ve yasalara işlenecekmiş.</p>
<p>Son soru: Bu kardeşler kimler ve isimleri ne olacak? Rapor’a göre kardeşler; “Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler ve Aleviler”. Gerçi çok daha öne çıkan Kürt kökenli vatandaşlarımız ama bu kalıp kullanılıyor.</p>
<p>Peki, ikisi millet birisi etnisite. Diğer ikisi de inanç yapılanması. Her birinin içinde diğeri de var. Yani Alevi Türk, Alevi Kürt ve Alevi Arap da var, Sünni Türk, Kürt ve Arap da var. Bu nasıl olacak? Alevi Türkler, Sünni Türkler; Alevi Kürtler, Sünni Kürtler; Alevi Araplar, Sünni Araplar diye mi yapılanacaklar? “Ortak (!)” isimleri ne olacak? Ortak isimde farklılıklar vurgulanmayacaksa, farklılıkları bu kadar öne çıkarmanın ne anlamı olacak?</p>
<h2>Eşitler daha mı eşit olacak, yoksa&#8230;</h2>
<p><em>“Demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesi beklenmektedir.”</em></p>
<p>Anayasamız herhangi bir grubu ya da etnisiteyi de tanımıyor. Hak ve ödevler birey üzerinden tanımlı. Her yurttaş (vatandaş/birey) zaten birbirine eşit. Hiç kimsenin bir diğerine göre hak ve ödevlerinde eksiği ya da fazlalığı yok. Ama hepsinin adı da Türk… Hepsi de birbirine eşit. O zaman bu “eşit yurttaşlık” ne oluyor?</p>
<p>PKK’nın kurulduğu günden bugüne talebi <em>“eşit yurttaşlık”</em>. Bölücübaşı’nın da ısrarla üzerinde durduğu konu. Anayasanın 66. Maddesindeki vatandaşlık yani “Türk” tanımı.</p>
<p>Anayasa’nın 66’ncı maddesi, <em>“Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür.”</em> diyor.</p>
<p>Bölücübaşı da, cezaevinde, Sırrı Süreyya Önder’e yazdırdığı metinde: <em>&#8220;Ulus aidiyeti ile devlet aidiyetini karıştırmayın … Devlete aitiz ama Türk ulusçuluğuna ait değiliz … Tekilden uzağız. Ortak bir milletin <a href="https://millidusunce.com/terorle-mucadele-mi-terorizmle-mucadele-mi/" target="_blank" rel="noopener">üyesiyiz.’&#8221;</a></em> demişti.</p>
<p>Peki, 66’ncı madde değişmeden de bu mümkün mü? Türk Milleti’nin <a href="https://millidusunce.com/bunalimdan-cikisin-sarti-kavramlarda-birliktir/" target="_blank" rel="noopener">tarifini</a> “Halkların bileşkesi” hâline getirirlerse mümkün görünüyor. Atatürk’ün, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ahaliye Türk Milleti denir.” sözünden hareketle Türkiye ahalisi çeşitli halklardan müteşekkildir diyerek buna teşebbüs edilebilir.</p>
<p>O zaman Türk halkı ve Kürt halkı ile diğer etnik unsurların halkları (!) birleşecek. Bir de Alevi ile Sünni halkları (!) da eklenecek. Bütün bunlar bir araya gelince Türk Milleti (!) olacak. Dolayısıyla eşit yurttaşlık olacak. Bu şekilde de egemenliği bu ortaklar arasında <a href="https://millidusunce.com/terorsuz-turkiye-cagrisindaki-ayrintilar-2/" target="_blank" rel="noopener">paylaştıracaklar.</a> Özellikle bugün CHP’yi yönetenlerin içinde büyüdüğü <em>“Yaşasın Türkiye halklarının kardeşliği” </em>sloganını da birlikte düşünmekte fayda da var<a href="#_edn1" name="_ednref1">*</a>.</p>
<p>Bu yaklaşım <a href="https://millidusunce.com/bunalimdan-cikisin-yolu-kavramlarda-birliktir-ii/" target="_blank" rel="noopener">doğru değildir</a>. Birlik duygusunun sonu demektir. Türkiye’nin nüfusunun tamamı anlatılırken tek bir halk olarak tanımlanır o da Türk halkıdır. Aksi takdirde bunun ucu -şimdi olmasa bile çok uzak olmayan bir gelecekte- ortaklık bozulduğunda, toprak yani vatan paylaşımına kadar gider.</p>
<p>Dördüncü bölümü, <em>“Ortak zemin, ayrıca toplumsal rıza ve sürecin toplumca sahiplenilmesi konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu; katılımcılık, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerinin siyaset kurumu, sivil toplum ve akademi çevrelerince güçlü biçimde desteklendiğini ortaya koymaktadır.”</em> ifadesiyle bitirelim. Bunun gerçek olup olmadığı Türk Milleti’ne sorduklarında ortaya çıkacaktır.</p>
<h2>Terörle yaşamak isteyen el kaldırsın</h2>
<p>Beşinci bölüm, <strong><em>PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması</em></strong> başlıklı.</p>
<p>Türkiye’de bir kişi bile terörün bitmesine itiraz etmez. Elbette, “Bitsin kardeşim” der. Der de, terör örgütünün siyasi emellerine teslim olmayı, egemenliğini, devletini ve vatanını paylaşmaya razı olmaz. Kimliğini değiştirmek hatta kaybetmek olamaz. Tarihi bilen buna itiraz eder. Hoş onun için <em><strong>“tarihi bugünün anlayışıyla yeniden yorumlamak” gerektiğini söylüyorlar ya</strong></em>.</p>
<p>Neyse biz devam edelim.</p>
<p><em>“En başından itibaren ‘Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu’ korumayı esas alan bir yaklaşım benimsenmiştir.”</em> cümlesi onuru da gururu da darmadağın ediyor. Bu aynı zamanda Türk Milleti’ne bühtandır. Hem de bu ifade ayrımcılığı ve ayrılığı en güçlü şekilde vurguluyor. <strong>Aslında var olan kardeşlikten öte olan birliği ve bu birliğin yerine yeniden kurmak istedikleri kardeşliği de yok ediyor.</strong></p>
<p>Bu bölüm, <em>“Maşerî vicdanı derinden etkileyen terör gerçeği göz ardı edilmeden, toplumun tüm kesimlerinin makul taleplerine karşılık verilmesi esas alınmaktadır.”</em> paragrafıyla bitiyor. Terör karşısında, onun her istediğini karşılayacağını belirten raporun, <em>“Maşerî vicdanı derinden etkileyen”</em> bir cümlesi daha…</p>
<p>Tüm kesimlerin isimlerini sayacak bir komisyon üyesi var mıdır dersiniz? Ardından da makul talebin ne olduğunu söylememeliler. Bu taleplerin kimlik, dil, egemenlik ile devlete ve vatana ortaklık olduğu ortada değil mi? Bunların neresi <em>makul talep</em>?</p>
<p>Bu yazılanlardan, yapılanlardan ve yapılacak olanlardan sonra artık “vatan sağ olsun” anlayışını da kaybettirmek üzere olduklarını da biliyor olmalılar.</p>
<p>Devam edecek…</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> İspanya’nın yaşadıklarına dikkatli bakılmalıdırlar. Bu hususta Nilgün Cerrahoğlu’nun Cumhuriyet Gazetesindeki Ocak-Şubat 2013 tarihli seri yazıları önemlidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/">Yeni devlet kurma hazırlığı: Komisyon raporu-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yeni-devlet-kurma-hazirligi-komisyon-raporu-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatandaş ve insan olabilmek</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Töre Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 09:01:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[akpmhpkk]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[da ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Şener]]></category>
		<category><![CDATA[PKK Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[trafik polisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52051</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab">Vatandaş ve insan olabilmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fvatandas-ve-insan-olabilmek-2%2F%23new_tab&amp;linkname=Vatanda%C5%9F%20ve%20insan%20olabilmek" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fvatandas-ve-insan-olabilmek-2%2F%23new_tab&amp;linkname=Vatanda%C5%9F%20ve%20insan%20olabilmek" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fvatandas-ve-insan-olabilmek-2%2F%23new_tab&amp;linkname=Vatanda%C5%9F%20ve%20insan%20olabilmek" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fvatandas-ve-insan-olabilmek-2%2F%23new_tab&amp;linkname=Vatanda%C5%9F%20ve%20insan%20olabilmek" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fvatandas-ve-insan-olabilmek-2%2F%23new_tab&#038;title=Vatanda%C5%9F%20ve%20insan%20olabilmek" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab" data-a2a-title="Vatandaş ve insan olabilmek"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab">Vatandaş ve insan olabilmek</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/vatandas-ve-insan-olabilmek-2/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koşar adım kaosa gidiş</title>
		<link>https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 18:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[akpmhpkk]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DAM ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[imralı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet uçum]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[PKK Açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Terör açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir yanda İmralı mukimi teröristbaşı katile heyet giderken diğer yanda da yeni PKK açılımının yol haritası üzerine işaretler ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/">Koşar adım kaosa gidiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkosar-adim-kaosa-gidis%2F&amp;linkname=Ko%C5%9Far%20ad%C4%B1m%20kaosa%20gidi%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkosar-adim-kaosa-gidis%2F&amp;linkname=Ko%C5%9Far%20ad%C4%B1m%20kaosa%20gidi%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkosar-adim-kaosa-gidis%2F&amp;linkname=Ko%C5%9Far%20ad%C4%B1m%20kaosa%20gidi%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkosar-adim-kaosa-gidis%2F&amp;linkname=Ko%C5%9Far%20ad%C4%B1m%20kaosa%20gidi%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkosar-adim-kaosa-gidis%2F&#038;title=Ko%C5%9Far%20ad%C4%B1m%20kaosa%20gidi%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/" data-a2a-title="Koşar adım kaosa gidiş"></a></p><p>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı’na yazdığı <a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gecis-surecinde-yeni-gelismeler/3751292#" target="_blank" rel="noopener">makalesiyle</a> önemli ipuçları veriyor. Tabiri caiz ise aydınlatma fişekleri…</p>
<p>Zaten A.A da <em>“Terörsüz Türkiye sürecini ve bu süreçte atılan hukuki, siyasi ve toplumsal adımların önemi”</em> için yazıldığını belirtiyor.</p>
<p>Aslında daha en baştan her şey belli. Uçum, biraz daha belirgin hâle getirmiş. <em>“Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci”</em> dese de bu PKK açılımı. Adını değiştirmekle gerçek değişmiyor. Tamamen bir algı yönlendirmesi.</p>
<p>Çok da dikkatli bir dil kullanılıyor. Ancak millî egemenlik konusunda ve devletin yapısında önemli değişiklikler yapacak adımları da ortaya koyuyor. Türkiye’yi, etnik ve dinî unsurlara bölüştürülmüş, Lübnanlaştıracak bir devlete doğru götürüyorlar.</p>
<p>Öncelikle gerçekleri hiç yansıtmayan ifadeler var.</p>
<h2>Bugünün cevap anahtarları</h2>
<p><em>“<strong>Devlet içindeki bazı odakların</strong> Kürtlere yönelik inkâr ve ret tutumları”</em>ndan bahsediyor Uçum. Bu cümle konuyla ilgilenenler için hiç yabancı değil. Benim aklıma Şemdinli Davası geldi. Hani, sonradan kumpas olduğu ortaya çıkan, Yaşar Büyükanıt ile kırkı aşkın subay ve astsubayın yargılandığı ilk kumpas davası. Aşağıdaki paragraf bu davanın iddianamesinden (3 Mart 2006).</p>
<blockquote><p><em>“Bu değerlendirmeler, ‘Terör Nedir? Kim, Ne İçin Terör Yapar?’ başlığı altında devam eder. Bu sorulara da, ‘Devlet içi birtakım organizasyonlar’ cevabı verilmektedir. Sonra da bölüm, altı çizilmiş olan yeni bir soru ile bitirilir: ‘<strong>Devlet içerisindeki odaklar</strong> neden terör eylemi gerçekleştirmektedirler?’ Sorunun içinde ‘Kim?’in olduğu da vardır aynı zamanda. ‘Neden?’in cevabı da ‘İstikrarsızlaştırma’ olarak verilmekte.”</em>[1]</p></blockquote>
<p>Gelin, bugüne, Şemdinli İddianamesinden bir başka paragrafla bakalım.</p>
<blockquote><p><em>“… Bu değerlendirmeler ışığında bölgede yaşanmakta olan terör olaylarının ancak bölgenin siyasî, ekonomik, sosyal, kültürel yapısının ıslah edilmesi ile birlikte olacağı düşünülmektedir. Bu yapının ıslah edilmesi hâlinde örgütün tüm gücüne rağmen terörün sona erdirilmesi çok kolay bir iş hâline gelecektir. Yine belirtildiği üzere yüzyıllardır akrabalık ilişkileri içerisinde harmanlanan Suriye, İran ve Irak’taki yapılar büyük ölçüde Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu ile benzerlik taşımaktadır ve etkileşim içerisindedir. Dolayısıyla bölgeye yönelik çözümlerin buraları da içine alacak bütüncül projeler üretmeksizin mümkün olamayacağı düşünülmektedir. Bu ise ancak devletin en üst organları tarafından alınacak kararlar ve uzun vadeli stratejiler ile mümkündür. Oysaki küresel ve ulusal güçlerin farklı yaklaşımları sebebiyle bu politikaları oluşturmak çok da mümkün olamamaktadır.”</em>[2]</p></blockquote>
<p>Artık küresel güçlerle anlaşma sağlanmış olmalı.</p>
<p>Neyse, biz yine bugüne dönelim.</p>
<p><em><strong>“Türkiye’de Devlet ile Kürtler arasındaki gündem(de) … Geldiğimiz aşama, Devletin Kürtlerle ilişkisinin sorunlar değil konular olduğu yeni bir aşama olarak tanımlanabilir.”</strong></em> diyor Mehmet Uçum. Ve ekliyor: <em>“Ayrılıkçı eğilimlerinin kökten yok edilerek <strong>Kürtlerin tamamının Devletle eksiksiz bütünleşmesi</strong> başat konudur.”</em></p>
<p>Hâlbuki eski Türkiye’nin sadece bir terör sorunu varken. Yeni Türkiye’de, “Devletle Kürtlerin tamamı arasındaki soruna” dönüştürüldü. Dönüşüm, AKP’nin etnik kimlikçi politikalarıyla gerçekleşti.</p>
<h2>Özgürleştirilecek (!) diller</h2>
<p>Mehmet Uçum,</p>
<p><em>“Türk Milletinin <strong>tüm unsurları (Türkiye halkının tüm kümeleri, Türkiye toplumunun tüm kesimleri)</strong> gibi Kürtlerin tamamının … Türkiye perspektifine sıkıca sarılması ve Türkiye’yi tereddütsüz sahiplenmesi temel doğrultu…”</em> diyor. Ve ekliyor:</p>
<p><em>“Egemenliğin ve milli birliğin dili Türkçenin kapsayıcılığı ile Kürtçe ve diğer dillerin özgürlüğü arasında bir uyumsuzluk yoktur. Bu bağlamda Kürtçenin özgürlüğü güçlendirilecek ve kalıcılaştırılacaktır. Kürtçenin özgürlüğüyle ilgili Devletin yapıcı yaklaşımına rağmen sapma denilebilecek bazı kötü pratikler varsa bertaraf edilecektir.”</em></p>
<p>Peki, bu nasıl olacak? Hem <em>“egemenliğin ve millî birliğin dili”</em> Türkçe olacak hem de Kürtçe nasıl özgürleşecek? Bunun cevabı da Uçum’un AA’daki 26 Ekim 2025 tarihli <a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bir-kez-daha-vurgulayalim-egemenligin-ve-birligin-dili-turkce/3726823" target="_blank" rel="noopener">yazısında</a>. Bu yazıda, <em>“Türkçe egemen ve birleştirici tek dil(dir) … devletin dili, yani resmi dil Türkçedir.”</em> vurgusu vardır. <em>“Eğitimde zorunlu tek dil de Türkçedir.”</em> diyor. <em>“Bunun dışında bu topraklarda kullanılan Kürtçe dahil bütün yaşayan ve geleneksel anadil ile lehçelerin öğrenilmesi ve kullanılması özgürlüğü hukuken düzenlenmiştir. Bu özgürlüğün anayasal seviyede de güvence altına alınması mümkün hale gelmiştir.”</em> diye bitiriyor.</p>
<p>Peki, eğer bu dillerin “kullanılması” yasayla konmuşsa niçin anayasaya girecek ki? Düğüm burada.</p>
<p>Uçum <em>“Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırması konusu ise sadece belli il ve ilçelerin değil Türkiye’nin tüm illeri ve ilçelerinin ihtiyacıdır.”</em> da diyor.</p>
<p>Anayasa’nın 175. Maddesindeki <em>merkezin idarî vesayeti sonlandırılıp idarenin bütünlüğü</em> kaldırıldığında, <em>kamu görevlerinde birliğin</em> de kalmayacağı açıktır. Bu da eğitim dilinin ve müfredatın yerel yönetimlerce belirlenmesinin önünün açılması demektir.</p>
<p>Gerisi artık yeni bir anayasa demektir. Tabi, en baştan bu yapılmazsa…</p>
<p>Esas soru, 2005 Şemdinli’den bu yana yapılamayanın, 2015’te Dolmabahçe’deki açıklamaya rağmen başarılamayanın aynısı niçin hayata geçirilmeye çalışılıyor.</p>
<p>Bu federalizme yelken açmak değil midir?</p>
<p>Gidiş kaosa doğrudur. Yol yakınken dönülmelidir.</p>
<p>[1] Hakan Paksoy, Türkiye’nin Rotası, S. 172, Pankuş Yayınları, Temmuz 2021</p>
<p>[2] A.g.e, S. 174</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/">Koşar adım kaosa gidiş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kosar-adim-kaosa-gidis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedir bu &#8220;Terörsüz(!) Türkiye&#8221;?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Oct 2025 14:06:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[akpmhpkk]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=51586</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab">Nedir bu &#8220;Terörsüz(!) Türkiye&#8221;?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnedir-bu-terorsuz-turkiye%2F%23new_tab&amp;linkname=Nedir%20bu%20%E2%80%9CTer%C3%B6rs%C3%BCz%28%21%29%20T%C3%BCrkiye%E2%80%9D%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnedir-bu-terorsuz-turkiye%2F%23new_tab&amp;linkname=Nedir%20bu%20%E2%80%9CTer%C3%B6rs%C3%BCz%28%21%29%20T%C3%BCrkiye%E2%80%9D%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnedir-bu-terorsuz-turkiye%2F%23new_tab&amp;linkname=Nedir%20bu%20%E2%80%9CTer%C3%B6rs%C3%BCz%28%21%29%20T%C3%BCrkiye%E2%80%9D%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnedir-bu-terorsuz-turkiye%2F%23new_tab&amp;linkname=Nedir%20bu%20%E2%80%9CTer%C3%B6rs%C3%BCz%28%21%29%20T%C3%BCrkiye%E2%80%9D%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fnedir-bu-terorsuz-turkiye%2F%23new_tab&#038;title=Nedir%20bu%20%E2%80%9CTer%C3%B6rs%C3%BCz%28%21%29%20T%C3%BCrkiye%E2%80%9D%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab" data-a2a-title="Nedir bu “Terörsüz(!) Türkiye”?"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab">Nedir bu &#8220;Terörsüz(!) Türkiye&#8221;?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/nedir-bu-terorsuz-turkiye/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt olsaydım</title>
		<link>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Süreç]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50849&#038;preview=true&#038;preview_id=50849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu manzara karşısında hâkimiyet kimde gibi görünüyor? Kim suçluydu? Şimdi kim güçlü? Yoksa “Hem suçlu hem güçlü” sözümüz bu günler için mi söylenmiş.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/">Kürt olsaydım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&#038;title=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/" data-a2a-title="Kürt olsaydım"></a></p><p>Şimdi ne olacak?</p>
<p>Olmaya başladı bile. Bugüne kadar dağa çıkmayan Kürtler,, dağdan inenler aşağılayacak, hakaret edecek. ““İşte”, diyecekler, “Biz çarpıştık, öldürdük ve statü aldık.” Hatta bir tanesi söyledi bile, “Korucular silahları bırakır, silahları yerine onlara birer sopa veririz, hayvan güderler.”</p>
<p>İktidarlar, PKK ortaya çıktığından beri, cinayetlerine başladığından beri, şu söylemle yürüdü: “Kürt demek PKK demek değildir”. Bu değerlendirme doğruydu. Ne zamana kadar biliyor musunuz? Birinci çözüm süreci denilen ve yüzlerce şehide mal olan büyük fiyaskoya kadar. İşte o zaman iktidar, kucağını açtı. Kucağını kime açtı? Kürtlerle mi? Hayır, askeri, polisi ve bu arada bol bol Kürdü öldüren terör örgütüne açtı. Terörist başının mektubunu meydanlarda, bayram havasında okuttu. Örgüt de zafer kutlamalarına başladı, bayraklarıyla donatılmış zafer alayları şehirlerde yürüdü Kendilerine, “Canınızı sıkan vali varsa bildirin, icabına bakalım.” dendi. Geçen asrın sonuna doğru bitme noktasına gelen örgüte böylelikle bir hayat öpücüğü bahşolundu. PKK’nın tarihinde en önemli dönüm noktası buydu.</p>
<h2>Süreçler geçiyor sarılı yeşilli</h2>
<p>“Türkiye bir hukuk devletidir!” ya. Hani Sayın Adalet Bakanımız her hafta söylüyor. O zaman da tıpkı bugünkü gibi hukuk devletiydi. Dağdan inen teröristlere zahmet olmasın diye ayaklarına mahkeme kuruldu ve şöyle yargılamalar yapıldı:</p>
<p>&#8211; (Hâkim, üniformalı teröriste) Pişmansın değil mi?</p>
<p>&#8211; (Terörist) Hayır pişman değilim.</p>
<p>&#8211; (Hâkim) Yaz kızım, “Pişmanım” dedi. Beraatine.</p>
<p>Güneydoğumuzdaki Kürtler için de “Süreç” bir başka dönüm noktasıydı. Bizzat kendi devletleri onlara, “PKK güzeldir, hastır, ona boyun eğin.” diyordu. PKK’ya katılmayan Kürtler üst üste hayal kırıklığı yaşadı. Aşağılandı. Onların gözünde devlet, Kürt eşittir PKK, Kürt eşittir DEM (o tarihte adı neyse) diyor, öyle görüyor, öyle davranıyordu. Dolmabahçe’de kimle konuştular? Yerel halkın temsilcileri ile mi?</p>
<h2>Dahice slogan: Terörsüz Türkiye</h2>
<p>Bakınız, PKK, PKK yoksa DEM, katı disipline sahip “devrimci” bir örgüttür. “Reel sosyalizm” sizlere ömür olmamışken PKK’ya “Stalinist örgüt” denirdi. Düşmanları değil, kendilerinin de kabul ettiği bir etiketti bu. Birinci çözüm sürecinden hemen sonra, disiplinini, hâkimiyetini şehirlerin her köşesinde perçinlemek için tünel kazmaya başladı. O tüneller kazılırken halka nasıl davrandı dersiniz? Bir düşünün.</p>
<p>Hafızamda, gazetelerde yayımlanan bir fotoğraf var. Güneydoğu’da bir köyle, bir sivil, oy kullanılan binanın kapısına oturmuş, elinde tüfekle eşitlikçi demokrasi aşığı örgüt sandıklara tecavüz etmesin diye nöbet tutuyor.</p>
<p>Şimdi birinci fiyaskoyu hatırlatır diye “Çözüm” kelimesi kullanılmıyor. Hatta “süreç” bile başlangıçta yasaklıydı. “Terörsüz Türkiye”yi bulan dahi kimdir merak ediyorum. Acaba bu ifadeyi kaç günde ürettiler. Öyle bir şey diyeceksiniz ki tersini söylemek ayıp olacak. “Çözüm” öyleydi. Ne yani çözümsüzlük taraftarı mısınız? Terörsüz Türkiye! Ne yani, terör mü istiyorsunuz? Tamamdır. Bu işimizi görür. Troller de eleştirenlere rahat rahat küfreder: “Kandan beslenenler!”, “Terör seviciler!”</p>
<p>NE GÖRÜP İŞİTİYORUZ?</p>
<p>Adını ne koyarsanız koyun olan biten birincinin tıpkısı. Şimdi lütfen kendinizi, PKK’ya direnmiş, belki köyüyle, çevresiye birlikte koruculuk yapmış Kürtlerin yerine koyunuz. Onların gözüyle bakın. Onlar ne görüyor? Altı yıldır, “Oğlumu, kızımı PKK dağa kaldırdı; kurtarın onu” diye feryad eden Diyarbakır Anneleri ne görüyor? Ne işitiyor? Sizin görüp işittiğinizi: “Sayın Abdullah Öcalan”ı işitiyor. Daha vahimini, “Kurucu Önder Abdullah Öcalan”ı işitiyor. “Rojava’da statü aldık, burada da alacağız”ı işitiyor.</p>
<p>Meclis kürsüsünden, “Türkler katildir”i işitiyor. “Bizim sularımızdan elde ettiğiniz elektriği bize pahalı pahalı satıyorsunuz”u işitiyor. Meclis kürsüsünden bela okunduğunu ve meclis başkan vekilinin bunu tercüme etmesini işitiyor. İktidar, “Pazarlık yok.” derken, DEM’in “Ellerine 20 madde verdik. Tek tek yapsınlar, ondan sonra.” dediğini işitiyor.</p>
<p>Bu manzara karşısında hâkimiyet kimde gibi görünüyor? Kim suçluydu? Şimdi kim güçlü? Yoksa “Hem suçlu hem güçlü” sözümüz bu günler için mi söylenmiş.</p>
<p>Siz Kürtler: Ne oldu? Devleti tuttunuz, Türk Devleti’ne sahip çıktınız da ne oldu? Şehit oldunuz, gazi oldunuz da ne oldu? O çok sevdiğiniz Türk Devleti sizi yarı yolda bıraktı mı? Bıraktı. Gelin bakalım. Gelin bizim kucağımıza. Bundan sonra belki hayvan güdersiniz. İzin verirsek!</p>
<p>İnşallah kasten değil ama aptallıktandır. Belki de ideologyadandır. Kürtler adım adım Türk Devleti’nden uzaklaştırılıp bir başka disipline, PKK’nın, DEM’in, Apo’nun, KCK’nın disiplinine, onun hâkimiyetine doğru itildi, teslim edildi. Hem de iki defa.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/">Kürt olsaydım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşler karıştı</title>
		<link>https://millidusunce.com/isler-karisti/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/isler-karisti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 19:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Terör]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-Kürt-Arap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50842</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu karanlık tabloya rağmen Türkiye, bilinen hedeflere yol vermeyecek iyi yetişmiş yiğitler çıkarır. Bizi koca tarih bırakmaz! Belki daha acılar çekilir. Kazılan çukurdan yine çıkarız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/isler-karisti/">İşler karıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisler-karisti%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9Fler%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisler-karisti%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9Fler%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisler-karisti%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9Fler%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisler-karisti%2F&amp;linkname=%C4%B0%C5%9Fler%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fisler-karisti%2F&#038;title=%C4%B0%C5%9Fler%20kar%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/isler-karisti/" data-a2a-title="İşler karıştı"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Artık yalanlarla, yanlışlarla kuşatılmış bir hayatımız var. Başa getirdiklerimiz, doğruları söyleme ve yapma gereği duymuyor. Çünkü ne derlerse kabul ettirebildiklerini düşünüyorlar. &#8220;<em>Kanun nizam varsa da artık biz varız, ne istersek yapabiliriz&#8230;&#8221; </em>havasındalar.</p>
<p>Demek ki artık bir sistemden bahsedemiyoruz. Ortada uyulan ve uyulacak bir düzen kalmadı. Onlar için <em>hakk</em>ın tarifi değişti. “<em>Benim istediğim benim hakkımdır</em>” diyen yağmacı-talancı bir güruh oluştu. Baksanıza <em>zeytin, ağaç, tabiat, çevre</em> dinlemeyen azgın iştahları topraklarımızı keyfince deşiyor. Devlet gücü de arkalarında. Meclis’in son çıkardığı kanun, <em>kör kazma</em>larını bir yerde daha serbest bıraktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>GÜCÜ TEK KİŞİYE VERMEK HERŞEYİ BOZDU</h2>
<p>Yapanların yanına kâr kalacağını düşündüren bir güç baskısı halkı canından bezdiriyor. Görüyoruz. Demokrasilerde halka hesap verilir. O devir bitmiş değilse de askıda. Eskiden siyasetçi vatandaşa karşı diklenemezdi. Hele gazeteciye diklenmek, soru soranı azarlamak görülmüş şey değildi. Şimdi baştakilere soru bile sorulamıyorsa düşüneceksiniz. Bilesiniz ki böyle bir karartmaya razı olanların başına her türlü bela gelir.</p>
<p>İktidarın, siyasetçinin patronu millettir. Vatandaşın görevi oy vermekle bitmez. Verdiğiniz gücü nasıl kullandığını denetlersiniz. Denetimsiz iktidar yularsız attır. Sizi otlağına veya sulağına götürür.</p>
<p>Bugün devlette görev alan herkese bunu hatırlatmak lazımdır. Nasıl göründüklerini ve sorumluluklarını bilsinler. Başımıza gelenlerden elbette birinci dereceden siyasetçiler sorumludurlar. Unutmayalım, tarih önünde sorumluluk aydındadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>YENİ DÜZEN, DÜZENSİZLİK</h2>
<p>Geldiğimiz yerde iyiyi, doğruyu ve güzeli ara ki bulasın!</p>
<p>Yeni düzen, düzensizlik getirdi. Otoriteye tam itaat ve her dediğine şeksiz şüphesiz inanılması bekleniyor. Hipnoza uğratıldıklarını düşündüğümüz böyle bir kesim var. <strong>Fetullah Gülen</strong> tecrübesini yaşamış bir memleket hâlâ nereden aldatıldığına uyanmadı. Din mayınlı saha. Fetölerin sosyal hayatımızı esir aldığı yerde siyaset de öyle şekillendi. Siyasetçi şeyhlere tam inanan ve bağlananlar yağma ve talan kapılarını ardına kadar açtılar.</p>
<p>Siyasette <em>“O ne derse o!” </em>diyenler seçmen değil kesin inançlı kördür.  Öyle diyerek verdiğiniz güçle efendinizin sahteliğe düşmemesi kolay değildir. “<em>Güç bozar</em>” kaidesi siyasette kesindir. Hayatta da çoğunlukla doğrudur. Çünkü <em>insan beşer ve şaşar</em>. Bunları düşünecek, görüp gösterecek aydındır. Sorular soracak ve cevaplarını arayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>BU KAÇINCI ALDATILIŞ?</h2>
<p>Devlet hayatında aldatıldım demekle de özür dilemekle de suçlar affedilmez. Hata eden hatasının faturasını öder. Başka türlü düzen sağlanamaz. Şimdi bu fatura kesilmediği için yaz-boz serbest. O olmazsa o, olmazsa diğeri. “<em>Keyfî yönetim</em>” diyoruz ya, işte o var. Bu duruma düşen bir toplumda insan kalitesi devre dışıdır.</p>
<p>Şaşkınlığımı mazur görün! Bunca dünya görmüşlerimiz varken &#8220;<em>One minute</em>&#8220;lü sokak jargonunu, bize kaybettirdiklerini soran sorgulayan yok. &#8220;<em>Faiz sebep enflasyon sonuç</em>&#8221; denebilen bir memleket haline gelişimiz ve kayıplara kayıplar eklenen süreç, söyleyen ve ayak direyene itibar kaybettirmiyor. Bakan gibi bir bakanımız yok. Millî Eğitim Bakanı, sokak argosunu utandıracak sözler ediyor. Bu durumda, bozdukça bozmanın her gün, her saat bir örneğini görmemize şaşılmaz.</p>
<p>Türkiye’de ideolojik bakımdan en iyi yetişenler, ne iktidardaki siyasi ümmetçiler ne de milliyetçi-solcu ve liberallerdir.  Büyük güçler tarafından desteklenen Stalinist ve dinbaz Kürtçülerin “<em>ideolojik bilinç düzeyi</em>”nin nelere yol açacağını görmek lazımdır. Onların dilinin hâkim olduğu bir bombardıman hali var. <em>Yeni açılımda</em> kafalarda bölünme tamamlanacak. Yaşananlar o hazırlığı gösteriyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>TERÖRSÜZ TÜRKİYE Mİ?</h2>
<p>Bu kurnazlık projesinden kimin kârlı çıkacağını anlamak için en iyi yetişen ve en teşkilatlı ekibe bakmak lazım. Tekrar söylüyorum, bunlar gücü elinde bulunduran iktidardaki İslamcı görünenler değil, Kürtçülerdir.</p>
<p>İktidar ve paydaşları, diğer katılanlar o ayrımcı dili konuşuyor. Bu dil böler. “<em>Türk, Kürt, Arap&#8230;”</em> derseniz büyür görünerek bölersiniz. Yüz, yüz elli yıl önce yaşadıklarımızı hatırdan çıkarmadan bakmak lazım. İstiklâl Harbi sonunda giriştiğimiz millî devlet (ulus devleti) bizim için sadece çağın gereği değildi. Bakın, bütün saldırılar orayadır.</p>
<p>Azıcık tarih bilen olacakları daha net görür. Söylenenler Lübnan modelini işaret ediyor. Koca Türkiye&#8217;yi sınırları cedvelle çizilen uydu ülkeler seviyesine indirme hedefidir. Ortadoğululaşmanın en fecisi Lübnanlaşmaktır. Bu dilden iyilik çıkmaz.</p>
<p>İlim ve fikir hayatımızın durumu açık: Bağımsız, bağlantısız, fikrinin namusu gâlib okumuş nesilleri iki yüz yıldır özlüyoruz. Gördüğümüz açık: Komşularda, uzak-yakın yerlerde ve en önemlisi Türkiye&#8217;nin doğusunda &#8220;<em>Atı alan Üsküdar&#8217;ı geçerken</em>&#8220;, hâlâ çok bağıranlar ve sonunda bağırtanlar kazanıyor. Vahimdir.</p>
<p>Bu karanlık tabloya rağmen Türkiye, bilinen hedeflere yol vermeyecek iyi yetişmiş yiğitler çıkarır. Bizi koca tarih bırakmaz! Belki daha acılar çekilir. Kazılan çukurdan yine çıkarız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/isler-karisti/">İşler karıştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/isler-karisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
