<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşam arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/yasam/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 Feb 2025 00:00:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </title>
		<link>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Burak Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 09:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[ihmaller]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[umut hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi… </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/">Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&#038;title=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/" data-a2a-title="Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek "></a></p><p>Türkiye, her yeni gün bir önceki günü aratmayan gündem ve olaylara gebe oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki Türk milleti artık gündemin hızından etkilenmiyor. İnternette bulduğum bilgiye göre Dünya&#8217;nın kendi etrafında dönüş hızı saatte 1670 kilometre, Güneş’in etrafında ise saatte 107.000 kilometre olarak hesaplanmış olduğu söyleniyor. Bu yüksek hızı hissetmememizin sebebi ise dönüşün dengeli ve sabit olması ile yerçekimi olarak gösterilmektedir. Türkiye’de de durum farklı değildir. Aynı olaylar on yıllar geçse bile aynı şekilde yaşanmaktadır. Güç sahipleri yıllardan bu yana gündemi yönetmektedir. Onların istediği gündemi tartışıyor istemedikleri ise aklımızdan uçup gidecek şekilde ve göz atılacak şekilde gösteriliyor. Böylece toplum aynı şeyleri yaşasa da her defasında öncekinden daha da tepkisizleşiyor ve olaylar hafızasında yer etmemeye başlıyor.</p>
<p>Türkiye, Bahçeli’nin “çözüm süreci” ve “umut hakkı” açıklamalarından bu yana başka bir yola girmiş gibi duruyor. Aslında iş pek de öyle değil. Çünkü yaklaşık 15 yıl önce mevcut iktidar döneminde yine bir “çözüm süreci” girişimi olmuş ve “başarısızlıkla” sonuçlanmıştı. Bugün yine bir “çözüm” ya da “barış” süreci bir dejavu gibi yaşanmaktadır. Yine bu sürece karşı çıkanlar “kötü niyetli”, bu süreci destekleyenler ise “barışı” uzun vadeli olarak yerleştirmek isteyenler olarak sunuluyor. Gerçekten terör ve terörist ile bir süreç bu ülkeye “barış” getirir mi? Yoksa verilen tavizler 15,30,45…  sene önceki tavizler gibi gelecekte acı bir şekilde hissedilir mi? Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışıyoruz ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi…</p>
<p>Bir başka gündem ise iktidarın yargıyı sopa olarak kullanıp karşıt sesleri sindirme çabası. Bu sürede Prof. Dr. Ümit Özdağ, TCK md. 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu) sebep gösterilerek hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Ardından gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker, Seda Selek ve Kürşat Oğuz adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Suat Toktaş’ın ve akademisyen Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün tutuklanmasının dışında bu süreçte oyunculuk sektöründe de tutuklanma ve gözaltılar gerçekleşti. Gerçekleşen süreç bize yine geçmişi çağrıştırıyor. Yaklaşık 15 sene önce fethullahçıların bir operasyon dalgası olan Balyoz ve Ergenekon kumpas taktiklerine benzer yöntemler ile karşıt sesler susturulmaya ve olası sesler ise caydırılmaya çalışılmaktadır. Eflatun’un dediği gibi, “Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.” Türkiye hemen hemen her döneminde iktidarların bu yöntemi ile karşı karşıya kalmıştır. Nasıl ki Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Nemrut Paşa tarafından hukuksuz bir şekilde İngilizlerin gözüne girme amacı ile idam edilmişse; nasıl ki Kurtuluş Mücadelesi’nde emperyalizmi Anadolu’da gömen, başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere barut öksüren adamlar idam fermanları ile gezdiyse; nasıl ki 1944’te Atsız hoca ve Turancılar,  Irkçılık-Turancılık davası ile dünya harbinin kazananlarına göstermek için tabutluklara girdiyse; nasıl ki Balyoz ve Ergenekon’da Kemalist, ulusalcı, millliyetçi vatanseverler fethullahçı yargıya teslim olduysa; bugün de bir başkası denenmeye çalışılıyor. Anayasanın üstünlüğünü ve anayasa yargısını etkisizleştirmenin bu yolu, yasaların anayasaya değil, anayasanın yasalara uydurulması anlamına geldiğinden “anayasaya karşı hile” olarak görülebilir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşandıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi…</p>
<p>Bir başka gündem ise teğmenlerimiz. Mezuniyet törenlerinde kılıç çekerek ettikleri yemin o günden bu güne gündemimizdeydi, ta ki ihraçları açıklanana kadar.  MSB’nin açıklaması ise şu şekildedir: “Kara Harp Okulu Sancak Devir Teslim ve Mezuniyet Töreni sonrasında kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından başlatılan idari ve disiplin soruşturmaları kapsamında; Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından sıralı 3 disiplin amirine, Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 5 teğmene Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği amir hükümleri ile diğer mezkûr mevzuat gereğince “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası” verilmiştir.</p>
<p>&#8220;Önceliği müesses disiplinin muhafazası ve idamesi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.&#8221;</p>
<p>Tabii ki bu diğer gündemlere göre farklı bir gündem, çünkü içinde vatan sevgisi olan hiç kimseyi rahatsız etmeyecek bu yemin sonrası disiplinsizlik sebebi ile söz konusu ihraçlar gerçekleşti. Tabii ki akıllara şu soru geliyor: Söz konusu disiplin, ihraç gibi ağır bir sorumluluk içeriyor mu? Bu derece ağır bir sorumluluk net bir şekilde olsaydı komisyonda oylama 5’e 4 bir şekilde çıkmazdı diye düşünüyorum. Bu yapılanlar küresel odakların hoşuna gitse de, şu yaşanan dönemlerde içimizde nifak tohumu sokmak isteyenlerin hoşuna gitse de şu bir gerçektir: Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır. Tarihin her döneminde Türklere yönelik girişilen bu yöntemler her zaman ordu ve millet anlayışımızı tetiklemiş ve içimizdeki vatanperver duyguları körüklemiştir. En son Anadolu Türklerine yönelik girişilen ve Türkleri devletsiz bırakmaya yönelik planlar, Samsun’da başlayan ve tüm Anadolu’ya yayılan bir Türklük dehşetine dönüşmüştür. Ondandır ki bu kılcal damarlarımızla çok oynamaları böyle bir kültürel ve sosyolojik sonuç doğuracaktır. Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama bu olay içimizdeki millî duyguları dürtüyor ve dengeyi bozuyor. Denge bozulursa dünyanın dönüş hızı hissedilir mi göreceğiz.</p>
<p>Bunların dışında asıl ve en önemli gündem: Yaşam. Bolu’daki yangında 78 canımız öldü. Dile kolay bir ihmalden dolayı 78. Kimin sorumlu olduğunun gündem olduğu kadar keşke giden canlarımız gündem olsaydı. 2. yılına yaklaştığımız depremde ise 53.737 canımız enkaz altında kaldı. Değil 2 yıl 20 yıl geçse de unutulmaması gereken bu olay o yılın nisan ayında çoktan seçim kampanyası uğruna unutulmuştu bile. Türkiye’de sürekli ihmalkârlıktan dolayı canlarımız ölüyor ve unutuluyor. Asıl bu olaylar unutulmamalı, ders çıkarılmalı çünkü canlarına, milletine sahip çıkamayan bir ülke ne bilim adamı, ne gazeteci, ne siyasetçi ne de subay yetiştirebilir. Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi… Ama buna bir tepki vermemiz lazım, tepki vermez isek kıyameti de hissedemeden yok olur gideriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a>Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi Yayınları, 35. Baskı, s. 415.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/">Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[refah]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48890&#038;preview=true&#038;preview_id=48890</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab">Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyede-hayat-nasil%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20hayat%20nas%C4%B1l%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyede-hayat-nasil%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20hayat%20nas%C4%B1l%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyede-hayat-nasil%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20hayat%20nas%C4%B1l%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyede-hayat-nasil%2F%23new_tab&amp;linkname=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20hayat%20nas%C4%B1l%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fturkiyede-hayat-nasil%2F%23new_tab&#038;title=T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20hayat%20nas%C4%B1l%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab" data-a2a-title="Türkiye’de hayat nasıl?"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab">Türkiye&#8217;de hayat nasıl?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/turkiyede-hayat-nasil/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğan Cüceloğlu&#8217;ndan Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler</title>
		<link>https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Doğukan Altıparmak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2021 14:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Bayramoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Cüceloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[HAYAT]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29376</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında bir söz vardır, “Bakamayacağın çocuğu yapma!” diye. Kısmen doğru olduğunu kabul etmekle beraber yeterli bulmuyorum. Bence, “Bakamayacağın, ‘birey’ olmasını sağlayamayacağın, kişilik kazandıramayacağın çocuğu yapma!” şeklinde olmalıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/">Doğan Cüceloğlu&#8217;ndan Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler%2F&amp;linkname=Do%C4%9Fan%20C%C3%BCcelo%C4%9Flu%E2%80%99ndan%20G%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20Bir%20Ya%C5%9Fam%20%C4%B0%C3%A7in%20%C3%96neriler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler%2F&amp;linkname=Do%C4%9Fan%20C%C3%BCcelo%C4%9Flu%E2%80%99ndan%20G%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20Bir%20Ya%C5%9Fam%20%C4%B0%C3%A7in%20%C3%96neriler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler%2F&amp;linkname=Do%C4%9Fan%20C%C3%BCcelo%C4%9Flu%E2%80%99ndan%20G%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20Bir%20Ya%C5%9Fam%20%C4%B0%C3%A7in%20%C3%96neriler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler%2F&amp;linkname=Do%C4%9Fan%20C%C3%BCcelo%C4%9Flu%E2%80%99ndan%20G%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20Bir%20Ya%C5%9Fam%20%C4%B0%C3%A7in%20%C3%96neriler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler%2F&#038;title=Do%C4%9Fan%20C%C3%BCcelo%C4%9Flu%E2%80%99ndan%20G%C3%BC%C3%A7l%C3%BC%20Bir%20Ya%C5%9Fam%20%C4%B0%C3%A7in%20%C3%96neriler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/" data-a2a-title="Doğan Cüceloğlu’ndan Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-29378 size-full aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/var-misin-dogan-cuceloglu__0902843193213576.jpg" alt="" width="450" height="450" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/var-misin-dogan-cuceloglu__0902843193213576.jpg 450w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/var-misin-dogan-cuceloglu__0902843193213576-300x300.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/var-misin-dogan-cuceloglu__0902843193213576-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></p>
<p>Elimde bir kitap var: Var mısın?: Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler (Cüceloğlu, 2021)</p>
<p>Psikolog Doğan Cüceloğlu’nun Kanal D ana haber bülteninden tanıdığımız Deniz Bayramoğlu ile yaptığı sohbet serilerinden oluşan bir söyleşi kitabı.</p>
<p>Doğan Hoca, ön sözde kitabın amacına yönelik şöyle demekte:</p>
<p>“<em>Gönlümden geçen; yaşamın önemli boyutlarına ilişkin sorular soran ve –tıpkı benim de bir zamanlar ihtiyaç duyduğum gibi- bu konuda bir mentorla sohbet eksikliği çeken okuyucunun, bu kitapla aradığı sohbete ulaşmış hissetmesi.</em>”</p>
<p>Kitapla ilgili yorumumu sona bırakmadan peşinen söyleyeyim; Hoca’nın bahsettiği sohbet eksikliği doyurucu biçimde gideriliyor ve yaşamın önemli boyutlarına dair sorulara söyleşi havası eşliğinde farklı pencerelerden bakılıyor. Okuyucuya her anlamda farkındalık kazandırılıyor.</p>
<p>Bu yorum havasındaki tespitim sizi ikna ettiyse yazının geri kalan kısmını okumanıza gerek yok. Derhâl, yeni bir sekme açıp alışveriş yaptığınız kitap sitesine girmenizi ve kitabın siparişini vermenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Şimdi, geri kalanlarla devam edebiliriz.</p>
<p>Kitap, on dört (14) bölümden oluşuyor.</p>
<p>Bölümlerin başlığı birer soru cümlesinden meydana gelmekte.</p>
<p>Aslında bu soruların çoğu, kendimizle baş başa kaldığımızda &#8216;içimizdeki ben&#8217;e sorduğumuz sorular. Ancak, bu sorulara cevap verebiliyor muyuz ya da verebiliyorsak ne kadarını hayatımıza yansıtabiliyoruz emin değilim.</p>
<p>İşte bu kitap cevap vermemizi, adım atmamızı sağlayacak deneyimleri içeriyor bir bakıma. Bunu sadece Doğan Hoca’nın nüfus kâğıdında yazan sayıya bakarak değil geride bıraktığı meslek yaşantısına ve bizlere de çoğu zaman yansıttığı anlam arayışına dayanarak söylüyorum.</p>
<p>Yazıyı çok uzun tutmadan içerikten de bahsetmeliyim.</p>
<p>On dört bölüm demiştik.</p>
<p>Birinci bölüm vurucu: <em>“Hayatın Anlamı Nedir?”</em></p>
<p>Bu bölümde ‘birey’in ne kadar önemli olduğundan bahsediyor Hoca. Toplum, ana-baba, eğitim sistemi olarak bireye odaklanmamız ve bu bireyi her an bir ekibin parçası olduğunun farkında, bunun sorumluluğunu taşıyacak şekilde yetiştirmemiz gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Kültürü daha sonraki konuşmalarına temel teşkil edecek şekilde ikiye ayırıyor: Denetim odaklı korku kültürü ve gelişim odaklı değerler kültürü. Toplumumuzda hangi kültürün ağır bastığını tahmin edersiniz zannediyorum. İşte Doğan Hoca hayatta karşılaştığımız çoğu problemin kaynağının bu kültür olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Somut örnek vereyim: Polisin ve mobesenin olmadığı bir noktada kırmızı ışıkta geçen şoförün ya da sonradan af çıkacağını bildiği için vergisini ödemeyen vatandaşın beslendiği kültürü bahsedilen denetim odaklı korku kültürüyle açıklayabiliriz. Çünkü bu kültür ortamında neyi nasıl yaptığının bir önemi yoktur. Neyin, nasıl göründüğünün önemi vardır.</p>
<p>Bölümün sonunda başlıktaki vurucu soru soruluyor: Hayatın anlamı nedir?</p>
<p>Hoca şöyle cevaplıyor: “<em>Bana göre hayatın anlamı ‘keşif’tir. Hayat bir keşif yolculuğudur. Neyi keşfedeceksin? Özünü, kendini.”</em></p>
<p>Diğer bir bölümde <em>-İnsan Kendini Nasıl Geliştirir?-</em> insanın keyifli olabilmesi için yaşamda kendi olarak var olması gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Başka bir bahiste çocukluktaki tanıklığın çok önemli olduğu, küçük yaşlardaki utandırılmanın insanın bütün hücrelerine işlediği tespitinde bulunuyor. Örnek veriyor: “<em>Mesela biri çocukluğunda keyifli bir keşif ortamındayken, dışarıdaki tanıklık, ‘Kikirdeyip durma, öyle bağırma, anladın değil mi?’ demişse… Büyüdüğünde ne zaman mutlu olsa içinde bir korku, kaygı belirir; farkında değildir ama kendisine aşağılayıcı bir laf geleceğini bekler, mutluluğunda bile tereddüde düşer.”</em></p>
<p>Aslında bu tespiti kendimize yönelerek yapamasak bile televizyon dizilerine ve işledikleri konulara bakarak yapabiliriz. Bakınız; Masumlar Apartmanı, Kırmızı Oda.</p>
<p>Hakikaten, çocukluk dönemi çok mühim bir evre. Bu yüzden aile ve okul kültürünün sağlıklı bir hâle gelmesi şart. Bunun sadece sözle de yazıyla da olmayacağı muhakkak.</p>
<p>Halk arasında bir söz vardır, “Bakamayacağın çocuğu yapma!” diye. Kısmen doğru olduğunu kabul etmekle beraber yeterli bulmuyorum. Bence, “Bakamayacağın, ‘birey’ olmasını sağlayamayacağın, kişilik kazandıramayacağın çocuğu yapma!” şeklinde olmalıdır.</p>
<p><em>“Yaşam Neleri Ödüllendirir?”</em> adlı bölümde Hoca, bir araştırmaya atıf yaparak ‘mutluluk’ kavramını irdeliyor. Atıf yaptığı araştırmaya göre mutluluğun beş şeyle ilgisi yok; yaş, cinsiyet, görünüş, zekâ seviyesi ve eğitim düzeyi.</p>
<p>Okurken burada biraz duraksadım, şöyle dedim kendi kendime: “Demek ki mutluluğun parayla ilgisi varmış (!)”</p>
<p>Sonra Hoca, mutlulukla ilgisi olan faktörleri sıralarken para faktörünü şöyle açıklamış: Belirli bir miktara kadar gelir seviyesi.</p>
<p>Buradaki belirli miktardan kasıt, insanın kendi yaşamını idame ettirebileceği bir gelirinin olması. Hoca, bunu şöyle örneklendirmiş: &#8220;<em>Mesela ABD&#8217;de o zamanki çerçeve içerisinde, kişinin yıllık geliri altmış bin doların üstüne çıktığı zaman ister iki milyon dolar kazansın ister on milyon fark etmiyor.&#8221;</em></p>
<p>Buradan ben, mutlu olma yolunda para dediğimiz şeyin sadece bir araç olduğu sonucuna varıyorum ve para kazanmayı hayatının yegane amacı hâline getirenlerin mutlu olamayacağını tahmin ediyorum.</p>
<p>Mutlulukla ilgisi olan diğer faktörler de şunlar: Aile ilişkileri, icra edilen mesleğin kişi için anlamlı olması, arkadaş-dost-komşu ilişkisi, “Cesur ve bağımsız biri miyim?” sorusuna verilen yanıt, sağlık, “Değerlerimle vicdanım rahat mı?” sorusuna verilen yanıt.</p>
<p>Araştırmada ilginç olan diğer husus, her şeyin başı olan sağlığın mutlulukla ilgisi olan faktörler sıralamasında ilk sırada yer almaması. Zannediyorum, bu araştırma bugün bir daha yapılsa birinci sıraya yükselecektir.</p>
<p>Başka bir bölümden daha bahsedeyim: “<em>Nasıl Eş Seçilir?”</em></p>
<p>Bu bölümde kadın-erkek ilişkilerine değiniliyor. Cinsellik ele alınıyor. Ve daha birçok şey.</p>
<p>Başlarda aktarmıştık. Hoca, hayatın anlamını “keşif” olarak nitelendirmişti. İşte kadın-erkek ilişkilerini de bu keşif üzerine temellendiriyor.</p>
<p>Hoca sağlıklı bir evlilik hayatında çoğu zaman insan-insan ilişkisinin rol oynaması gerektiğini söylüyor. Çünkü ona göre kadın da erkek de her şeyden önce insan.</p>
<p>Bu noktada şöyle diyebiliriz sanırım: Esas olarak kadın-erkek ilişkisi kurmanın yolu insan-insana ilişkiyi öğrenmekten geçiyor.</p>
<p>Kitabın bu bölümünde Hoca&#8217;nın şu sözlerini okuyunca dönüp dolaşıp aynı noktaya geldiğimizi de fark ediyoruz: “Kadının saygı görmediği, eşit olmadığı bir evliliğin içinde büyümüş bir çocuğa istediğiniz kadar eşitlikten bahsedin; yerleşmiş davranış kalıbı başka olacaktır.”</p>
<p>Ne demek gerekir? Sanırım şu: Çocukluk, çocukluk, çocukluk!</p>
<p>Uzattığımın farkındayım, bahsettiklerimi ve daha fazlasını kitapta bulacaksınız zaten.</p>
<p>O hâlde Doğan Cüceloğlu’nun ‘sevgi’ tanımını aktararak bitireyim:</p>
<p><em>“Sevgi, ‘besbelli ki aradığın ben değilim, o zaman sen de benim sevgili/eş olarak artık yoldaşım değilsin ama ben seni sevdiğim için senin kendin olabileceğin bir yolculuğa çıkmanı istiyorum’ diyebilmektir. Birlikte çıktığın yolculukta kendin olarak var olmana önem verildiğini görmek… İşte gerçek sevgi budur.”</em></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-29383 size-medium aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/WhatsApp-Image-2021-01-24-at-3.55.22-AM-1-e1611451084502-300x232.jpeg" alt="" width="300" height="232" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/WhatsApp-Image-2021-01-24-at-3.55.22-AM-1-e1611451084502-300x232.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/WhatsApp-Image-2021-01-24-at-3.55.22-AM-1-e1611451084502-768x594.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/01/WhatsApp-Image-2021-01-24-at-3.55.22-AM-1-e1611451084502.jpeg 936w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<h1 style="text-align: left">Kaynakça</h1>
<p>Cüceloğlu, D. (2021). <em>Var Mısın? : Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler.</em> İstanbul: Kronik Kitap.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/">Doğan Cüceloğlu&#8217;ndan Güçlü Bir Yaşam İçin Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dogan-cuceloglundan-guclu-bir-yasam-icin-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
