<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Burak Erkan, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/mustafaburakerkan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/mustafaburakerkan/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Fri, 07 Mar 2025 22:25:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Barış, demokrasi ve kardeşlik (!)</title>
		<link>https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Burak Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Mar 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet süreci]]></category>
		<category><![CDATA[imralı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49749&#038;preview=true&#038;preview_id=49749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anayasa’daki tanım çok nettir. Türk devletine bağlılık etnik unsur aramaz, mezhep aramaz. Büyük kurtarıcının dediği gibi: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/">Barış, demokrasi ve kardeşlik (!)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaris-demokrasi-ve-kardeslik%2F&amp;linkname=Bar%C4%B1%C5%9F%2C%20demokrasi%20ve%20karde%C5%9Flik%20%28%21%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaris-demokrasi-ve-kardeslik%2F&amp;linkname=Bar%C4%B1%C5%9F%2C%20demokrasi%20ve%20karde%C5%9Flik%20%28%21%29" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaris-demokrasi-ve-kardeslik%2F&amp;linkname=Bar%C4%B1%C5%9F%2C%20demokrasi%20ve%20karde%C5%9Flik%20%28%21%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaris-demokrasi-ve-kardeslik%2F&amp;linkname=Bar%C4%B1%C5%9F%2C%20demokrasi%20ve%20karde%C5%9Flik%20%28%21%29" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbaris-demokrasi-ve-kardeslik%2F&#038;title=Bar%C4%B1%C5%9F%2C%20demokrasi%20ve%20karde%C5%9Flik%20%28%21%29" data-a2a-url="https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/" data-a2a-title="Barış, demokrasi ve kardeşlik (!)"></a></p><p>27.02.2024 tarihinde eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşı (basın her ne kadar son zamanlarda İmralı dese de) bölücü terör örgütü PKK’nın feshedildiğini ve silah bırakması gerektiğini açıklamıştır. Üstüne üstlük otelde eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşı ve “İmralı Heyeti’nin” çekilmiş olduğu fotoğraf önünde önce Kürtçe olmak üzere anayasaya meydan okurcasına mektup okunmuştur. Mektuba geçmeden önce yansıtılan fotoğrafa dikkat çekmek isterim. 7 kişi olan “İmralı Heyeti” fotoğrafta 10 kişiydi. Fazladan 3 kişi kimdi, yoksa eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşının sıkılmaması için yanına getirilen bölücü terör örgütü sözde yöneticileri miydi? Umuyorum ki böyle bir şeyi gözümüzün içine sokacak kadar yapmamışlardır.</p>
<p>Açıklamanın içeriğine gelince 50.000 kişinin kanı elinde bulunan, milyonlarca kişinin hayatını mahveden, yetim ahı almış bir mahlukun barış, demokrasi, kardeşlik gibi vurgularının samimiyetini tartışmaya gerek yoktur.</p>
<p>Buradaki asıl amaç nedir? Bölücü terör örgütü zaten faaliyet olarak bitmiş, Türkiye ayağı PKK’nın feshini istemiş lakin KCK çatısı altındaki Suriye kolu olan PYD/YPG terör örgütünün cevabı durumu özetler niteliktedir: Feshi istenen PKK’dır. Eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşı ve bu sürece önayak olanlar herhâlde KCK yapılanması ve PKK ile PYD/YPG farkını benden iyi biliyorlardır. Peki sözde barış güvercinleri şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerinin asıl mücadele ettiği örgütü feshetmeden “terörsüz Türkiye” hayaline nasıl erişecek? Gözümüzün içine bakarak alay edildiği ortadır. Çünkü PKK’nın silahlı üyelerinin birçoğu Türkiye’de büyük bir hüsrana uğramış, mühimmatları ile PYD/YPG saflarına geçmiştir. Buna rağmen böylesine bir taviz verilerek zaten Türk devletinin gücü altında ezilen PKK’nın feshi ne anlam ifade etmektedir?</p>
<h2>Anayasa</h2>
<p>Buradaki asıl amaç, karşılıklı pazarlıklar ile al gülüm ver gülüm hesabı bir şeyleri garantilemektir. Söz konusu tavizlerden ilki nedir? Anayasamızdaki millî-üniter devlet yapısıdır. En baştan beri özellikle Anayasa’nın 66. maddesine yönelik bir saldırı mevcut. Peki siyasi ödevler ve haklar bölümü altında incelenen ve Türk vatandaşlığını düzenleyen  bu meşhur 66. madde ne diyor bakalım:</p>
<p><strong><em>MADDE 66- </em></strong><em>Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes </em><em>Türktür</em><em>.</em><em> </em></p>
<p><em>Türk babanın veya Türk ananın çocuğu </em><em>Türktür</em><em>.</em><em> </em></p>
<p><em>Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hâllerde kaybedilir.</em><em> </em></p>
<p><em>Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.</em><em> </em></p>
<p><em>Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.</em><em> </em></p>
<p>Anayasa’daki tanım çok nettir. Türk devletine bağlılık etnik unsur aramaz, mezhep aramaz. Büyük kurtarıcının dediği gibi: “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” Bu netliğe rağmen etnikçilik yapanların amacı bellidir. Türkiye’nin küreselcilere teslimi için çabalamaktadırlar. Türkiye’yi bir bütün olarak sağlam tutan her bir yapıya zarar vererek bu teslimiyete olanak sağlanmaktadır.</p>
<p>Sınırların her gün değiştiği bir bölgede sağlam kalmanın en önemli iki unsuru millî-üniter  devlet yapısı ve laikliktir. Ne hikmetse bu bölgedeki iç karışıklıkların en temel kaynağı da bu iki unsurdur. Bunu herkes çok net biliyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinde nasıl bir ayrımcılık var ki 50 yıl silahlı bölücülük faaliyeti sonucunda 50.000 cana mâl olmuş katillerin sözcüleri bugün TBMM milletvekilleridir? Dünyanın neresinde böyle bir ayrımcılık görülmüştür? Eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşına önder diyecek kadar mı ayrımcılık vardır?  Kürt kökenli Türk vatandaşlarından fazladan vergi mi alınıyor? Memur olamıyorlar mı? Sosyal hizmetlerden yararlanamıyorlar mı? Dillerini konuşamıyorlar mı? Söz hakları mı yoktur? Ayrımcılık nedir? Nasıl bir hak istenmektedir?</p>
<p>Bu topraklarda huzurun ve refahın parolası bellidir: Millî-üniter devlet yapısı ve laiklik. Bu topraklar üstünde emeli olan küresel güçler Türk devletinin 101 yıllık cumhuriyetinin bu iki ilkesine üzerinden saldırmıştır ve saldırmaya devam etmektedir.  Laiklik ortadan kalkarsa din yönetimi ile mezhepsel ayrılıklar ortaya çıkacak veya millî-üniter  devlet yapısı ortadan kalkar ise etnik ayrımlar ortaya çıkacaktır. Ortadoğu buna örnektir. Örneğin Fransa’da ve Almanya’da bir siyahi Fransız olmayı kabul ederken, Türkiye’de Türk kimliğine itiraz nedendir? Günümüzde herhangi bir ayrımcılık yokken binlerce yıldır beraber yaşamışken Avrupa’nın emperyalistleri ile ezdikleri milletler ulus olabiliyor ama biz olamıyoruz öyle mi? Hem de bu emperyal güçlerin tezlerinin desteği ile. Her şey ortada değil midir? Küreselcilerin Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırma ve sömürme amacı bellidir. Eli kanlı bebek katili bölücü terör örgütü elebaşından beklenen barışın, demokrasinin ve kardeşliğin sonu Suriye, Irak, Lübnan Afganistan olur. Türk devleti cumhuriyeti sayesinde, millî-üniter  devlet ve laiklik ile bu emperyal planlara direnmiş ve direnmeye devam etmektedir. Ondandır ki eski sol yeni liberallerin, siyasal İslamcıların, etnik bölücülerin ve ikinci cumhuriyetçilerin savaşı bu iki ilke üstünden dönmektedir. Siyasi çıkar için Anayasa’nın temel ilkelerinden taviz vermek geçmiş değerlere ve geleceğe en büyük ihanetlerden biridir. Türk milletine düşen doğusu ve batısı ile birlikte 85 milyon olarak küreselcilerin bu emeline, 100 sene önceki gibi Anadolu’dan bir yumruk indirerek planlarını alt üst etmektir. Hep birlikte ulus bilinci ile küreselcilerin ve onların hizmetkârlarına karşı durmalıyız. Aksi durumda kaybedecek yine biziz, 85 milyonuz.</p>
<p>Ondan dolayıdır ki başta Türk milliyetçileri, vatanseverler, Atatürkçüler, cumhuriyetçiler olmak üzere 85 milyon olarak üstümüzdeki ölü toprağını atmalı bir ulus bilinci ile küreselcilerle ve maşaları ile mücadele etmeliyiz. Cumhuriyetin ne hayrını gördüm diyen nankörlere 85 milyon olarak cumhuriyeti göstermeliyiz. Gazetecilerin, öğrencilerin, sokak röportajına konuşanların, siyasi parti liderlerinin, akademisyenlerin hapiste olduğu bir ülkede bu düzeni tesis edenler ile bölücülerin barış, demokrasi ve kardeşlik getiremeyeceği ortadadır. Bunların getireceği; kan, gözyaşı ve hiçliktir. Büyük kurtarıcı ve önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize mirası olan bu değerlere sahip çıkmalıyız. Bunun için her zamankinden daha çok ulus bilincimize sarılmalı ve kardeşçe mücadele etmeliyiz. Aksi takdirde yok oluruz.</p>
<p>Ne mutlu Türk’üm diyene!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/">Barış, demokrasi ve kardeşlik (!)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/baris-demokrasi-ve-kardeslik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </title>
		<link>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Burak Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Feb 2025 09:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[ihmaller]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<category><![CDATA[umut hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49459</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi… </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/">Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&amp;linkname=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdunyanin-donusunu-hissetmemek%2F&#038;title=D%C3%BCnya%E2%80%99n%C4%B1n%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC%20Hissetmemek%C2%A0" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/" data-a2a-title="Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek "></a></p><p>Türkiye, her yeni gün bir önceki günü aratmayan gündem ve olaylara gebe oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki Türk milleti artık gündemin hızından etkilenmiyor. İnternette bulduğum bilgiye göre Dünya&#8217;nın kendi etrafında dönüş hızı saatte 1670 kilometre, Güneş’in etrafında ise saatte 107.000 kilometre olarak hesaplanmış olduğu söyleniyor. Bu yüksek hızı hissetmememizin sebebi ise dönüşün dengeli ve sabit olması ile yerçekimi olarak gösterilmektedir. Türkiye’de de durum farklı değildir. Aynı olaylar on yıllar geçse bile aynı şekilde yaşanmaktadır. Güç sahipleri yıllardan bu yana gündemi yönetmektedir. Onların istediği gündemi tartışıyor istemedikleri ise aklımızdan uçup gidecek şekilde ve göz atılacak şekilde gösteriliyor. Böylece toplum aynı şeyleri yaşasa da her defasında öncekinden daha da tepkisizleşiyor ve olaylar hafızasında yer etmemeye başlıyor.</p>
<p>Türkiye, Bahçeli’nin “çözüm süreci” ve “umut hakkı” açıklamalarından bu yana başka bir yola girmiş gibi duruyor. Aslında iş pek de öyle değil. Çünkü yaklaşık 15 yıl önce mevcut iktidar döneminde yine bir “çözüm süreci” girişimi olmuş ve “başarısızlıkla” sonuçlanmıştı. Bugün yine bir “çözüm” ya da “barış” süreci bir dejavu gibi yaşanmaktadır. Yine bu sürece karşı çıkanlar “kötü niyetli”, bu süreci destekleyenler ise “barışı” uzun vadeli olarak yerleştirmek isteyenler olarak sunuluyor. Gerçekten terör ve terörist ile bir süreç bu ülkeye “barış” getirir mi? Yoksa verilen tavizler 15,30,45…  sene önceki tavizler gibi gelecekte acı bir şekilde hissedilir mi? Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışıyoruz ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi…</p>
<p>Bir başka gündem ise iktidarın yargıyı sopa olarak kullanıp karşıt sesleri sindirme çabası. Bu sürede Prof. Dr. Ümit Özdağ, TCK md. 216 (Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu) sebep gösterilerek hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Ardından gazeteci Barış Pehlivan, Serhan Asker, Seda Selek ve Kürşat Oğuz adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Suat Toktaş’ın ve akademisyen Dr. Çiğdem Bayraktar Ör’ün tutuklanmasının dışında bu süreçte oyunculuk sektöründe de tutuklanma ve gözaltılar gerçekleşti. Gerçekleşen süreç bize yine geçmişi çağrıştırıyor. Yaklaşık 15 sene önce fethullahçıların bir operasyon dalgası olan Balyoz ve Ergenekon kumpas taktiklerine benzer yöntemler ile karşıt sesler susturulmaya ve olası sesler ise caydırılmaya çalışılmaktadır. Eflatun’un dediği gibi, “Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.” Türkiye hemen hemen her döneminde iktidarların bu yöntemi ile karşı karşıya kalmıştır. Nasıl ki Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Nemrut Paşa tarafından hukuksuz bir şekilde İngilizlerin gözüne girme amacı ile idam edilmişse; nasıl ki Kurtuluş Mücadelesi’nde emperyalizmi Anadolu’da gömen, başta ulu önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere barut öksüren adamlar idam fermanları ile gezdiyse; nasıl ki 1944’te Atsız hoca ve Turancılar,  Irkçılık-Turancılık davası ile dünya harbinin kazananlarına göstermek için tabutluklara girdiyse; nasıl ki Balyoz ve Ergenekon’da Kemalist, ulusalcı, millliyetçi vatanseverler fethullahçı yargıya teslim olduysa; bugün de bir başkası denenmeye çalışılıyor. Anayasanın üstünlüğünü ve anayasa yargısını etkisizleştirmenin bu yolu, yasaların anayasaya değil, anayasanın yasalara uydurulması anlamına geldiğinden “anayasaya karşı hile” olarak görülebilir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşandıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi…</p>
<p>Bir başka gündem ise teğmenlerimiz. Mezuniyet törenlerinde kılıç çekerek ettikleri yemin o günden bu güne gündemimizdeydi, ta ki ihraçları açıklanana kadar.  MSB’nin açıklaması ise şu şekildedir: “Kara Harp Okulu Sancak Devir Teslim ve Mezuniyet Töreni sonrasında kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından başlatılan idari ve disiplin soruşturmaları kapsamında; Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından sıralı 3 disiplin amirine, Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından 5 teğmene Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği amir hükümleri ile diğer mezkûr mevzuat gereğince “Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası” verilmiştir.</p>
<p>&#8220;Önceliği müesses disiplinin muhafazası ve idamesi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizde; disipline aykırı hiçbir eylem, olay ve duruma müsamaha gösterilmeyeceğinden en ufak bir şüphe duyulmamalıdır.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.&#8221;</p>
<p>Tabii ki bu diğer gündemlere göre farklı bir gündem, çünkü içinde vatan sevgisi olan hiç kimseyi rahatsız etmeyecek bu yemin sonrası disiplinsizlik sebebi ile söz konusu ihraçlar gerçekleşti. Tabii ki akıllara şu soru geliyor: Söz konusu disiplin, ihraç gibi ağır bir sorumluluk içeriyor mu? Bu derece ağır bir sorumluluk net bir şekilde olsaydı komisyonda oylama 5’e 4 bir şekilde çıkmazdı diye düşünüyorum. Bu yapılanlar küresel odakların hoşuna gitse de, şu yaşanan dönemlerde içimizde nifak tohumu sokmak isteyenlerin hoşuna gitse de şu bir gerçektir: Bütün Türkler bir ordu, katılmayan kaçaktır. Tarihin her döneminde Türklere yönelik girişilen bu yöntemler her zaman ordu ve millet anlayışımızı tetiklemiş ve içimizdeki vatanperver duyguları körüklemiştir. En son Anadolu Türklerine yönelik girişilen ve Türkleri devletsiz bırakmaya yönelik planlar, Samsun’da başlayan ve tüm Anadolu’ya yayılan bir Türklük dehşetine dönüşmüştür. Ondandır ki bu kılcal damarlarımızla çok oynamaları böyle bir kültürel ve sosyolojik sonuç doğuracaktır. Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama bu olay içimizdeki millî duyguları dürtüyor ve dengeyi bozuyor. Denge bozulursa dünyanın dönüş hızı hissedilir mi göreceğiz.</p>
<p>Bunların dışında asıl ve en önemli gündem: Yaşam. Bolu’daki yangında 78 canımız öldü. Dile kolay bir ihmalden dolayı 78. Kimin sorumlu olduğunun gündem olduğu kadar keşke giden canlarımız gündem olsaydı. 2. yılına yaklaştığımız depremde ise 53.737 canımız enkaz altında kaldı. Değil 2 yıl 20 yıl geçse de unutulmaması gereken bu olay o yılın nisan ayında çoktan seçim kampanyası uğruna unutulmuştu bile. Türkiye’de sürekli ihmalkârlıktan dolayı canlarımız ölüyor ve unutuluyor. Asıl bu olaylar unutulmamalı, ders çıkarılmalı çünkü canlarına, milletine sahip çıkamayan bir ülke ne bilim adamı, ne gazeteci, ne siyasetçi ne de subay yetiştirebilir. Sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz ama yaşadıkça alışılmışlık oluyor ve toplum da bu olaylara karşı uyuşarak eskisinden daha az tepki veriyor. Tıpkı dünyanın dönüşünü hissetmememiz gibi… Ama buna bir tepki vermemiz lazım, tepki vermez isek kıyameti de hissedemeden yok olur gideriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a>Bülent Tanör, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri, Yapı Kredi Yayınları, 35. Baskı, s. 415.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/">Dünya’nın Dönüşünü Hissetmemek </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dunyanin-donusunu-hissetmemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer</title>
		<link>https://millidusunce.com/alzheimer/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/alzheimer/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Burak Erkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2025 16:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Burak Erkan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=49229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum olarak alzheimer olup dünden ve geçmişten kopuk bir şekilde geleceği çaresizce beklemek yerine Ergenekon’dan çıktığımız gibi, Sevr’i yırtıp atıp yerine Lozan’ı ve ardından 1924 Anayasası’nı direttiğimiz gibi, bu günleri de elbet geçireceğiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alzheimer/">Alzheimer</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falzheimer%2F&amp;linkname=Alzheimer" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falzheimer%2F&amp;linkname=Alzheimer" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falzheimer%2F&amp;linkname=Alzheimer" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falzheimer%2F&amp;linkname=Alzheimer" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Falzheimer%2F&#038;title=Alzheimer" data-a2a-url="https://millidusunce.com/alzheimer/" data-a2a-title="Alzheimer"></a></p><p>Özel bir hastanenin sitesinde Alzheimer tanımı şu şekildedir: Yaygın görülen bir demans türü olup beyin hücrelerinin yok olmasına neden olan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer&#8217;da erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler. Sosyal beceriler, davranışlar ve mantıklı düşünme yeteneği de zamanla olumsuz etkilenir. İleri evre Alzheimer hastaları çoğunlukla bir kişiyle karşılıklı olarak sohbet edebilme yeteneğini kaybeder, kendilerine yöneltilen sorulara ve çevrelerinde gelişen olaylara yanıt vermekte güçlük çekmeye başlar. Hastalık çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki bireyleri etkilese de daha genç başlangıçlı örneklerine de sıklıkla rastlanması nedeniyle bir yaşlılık dönemi hastalığı olarak nitelendirilemez.</p>
<p>Toplumsal Alzheimer ise oldukça farklı bir hastalıktır. Örneğin, bir ülkede daha dün ortalığı kasıp kavuran bir olayın yerini bugün yenisi aldığında, toplum dünkü olayı yavaş yavaş unutur. Kürsülerde, sosyal medyalarda, gündemlerde ortalığı &#8220;kasıp kavuran&#8221; olayı zamanla hiç kimse hatırlamaz. Arada bunu hatırlatan bazı ahmaklar(!) tabii ki ortaya çıkar ama iş bilenler(!) hemen o ahmakları(!) susturur. Ülkede krizler, savaşlar, toplumsal hareketlenmeler olursa da eninde sonunda bir algı operasyonu ile yaşananlar -adeta Alzheimer etkisi ile- toplumun hafızasından silinir. Ve tıpkı halının altına süpürülen pislik gibi etkilerini daha sonrasında göstermeye başlar. Ama iş bilenler(!) bu olayların benzeri sanki daha önce yaşanmamış gibi yeniden, en baştan tartışma gündemi hâline getirir ve sonrasında yine aynı hikâye&#8230; Peki, burada ülkenin ve toplumun gördüğü zarar nedir? Ya da şu soruyu da sorabiliriz: Bu sorunlardan zararı sadece ülke ve toplum mu görür?</p>
<p>Son yaşananlar gösteriyor ki Türkiye’nin; gerek politik, gerek ekonomik, gerek sosyolojik, gerek sportif… kısacası her alanda bir çıkmaza girdiği apaçık ortadadır. Peki yapmamız gerekenler nelerdir? Örneğin sürekli gergin bir şekilde birbirimizle tartışıp yorulmak (?) ya da “Bana ne, derdi olan düşünsün.” edasıyla sıranın bize gelmesini beklemek mi gerekir?</p>
<p>Aslında soruların cevabı büyük Türk Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinde vardır:  “Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyeti‘ni kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”</p>
<p>Bu sorunlardan, problemlerden kurtuluş yolu aslında kuruluş yolundan geçer. Kudretli bir Anadolu Türk devleti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yaptığı hatalar ve sonunda paramparça olan bu imparatorluğun varisi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu en güzel çıkış yoludur. Bunu unutmamak gerekir. 101 sene önce Anadolu’ya dayattıkları Sevr’i yırtıp yerine Lozan’ı direten bir avuç Türk; tarihini, geçmişini unutmadı. Hatırladı ve ders çıkardı. Bize bugün, dünü unutturmaya çalışsalar da özellikle fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür Türk gençleri olarak unutturmaya çalışanlara karşı durup hatırlamaya, araştırmaya, öğrenmeye kendimizi geliştirmeye çalışmalıyız. Çünkü bize “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti‘ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” vasiyetini bırakan büyük Ata’ya, ömürlerini cephede geçiren silah arkadaşlarına, bu vatan için kanını döken aziz şehitlerimize ve yüce Türk milletine bir vefa borcumuz var. Bu borcu yaptığımız işlerde en iyisi olarak, daha iyisi olmak için çalışarak, çabalayarak, millî kültürümüze ve tarihimize bağlı kalarak bu başarı ve mazileri geleceğe aktararak 1000 yıldır bu topraklarda var olan Türk milletinin devamını sağlayarak ödemeliyiz. Toplum olarak Alzheimer olup dünden ve geçmişten kopuk bir şekilde geleceği çaresizce beklemek yerine Ergenekon’dan çıktığımız gibi, Sevr’i yırtıp atıp yerine Lozan’ı ve ardından 1924 Anayasası’nı direttiğimiz gibi, bu günleri de elbet geçireceğiz. Ne diyor Ziya Gökalp:</p>
<p>Düşman yine öz yurduna el attı,<br />
Mezarından ata&#8217;n kılıç uzattı,<br />
Yürü diyor, hakkı zulüm kanattı,</p>
<p>Attilâ&#8217;nın oğlusun sen unutma!<br />
Medeniyet deme, duymaz o sağır;<br />
Taş üstünde taş kalmasın durma kır:<br />
Kafalarla düz yol olsun her bayır,<br />
Attilâ&#8217;nın oğlusun sen unutma!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/alzheimer/">Alzheimer</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/alzheimer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
