Andımız ve emperyalist kozmopolitlik

Andımızın asıl rahatsız olunan kısmı ilk cümlesi, ilk cümlenin de ilk kelimesidir: Türk’üm! Yoksa kimse yükselmek ve ileri gitmekten, büyüklerini sayıp küçüklerini sevmekten gocunmuyor.

Milletin, millî devletinin tarihi diğer bir konudur. Fakat Batılı devletler, 18. asırdan itibaren açıkça egemenlik milletindir dedi. O tarihten itibaren millî hâkimiyet, devletlerin siyasî meşruiyetinin kaynağıdır. Ve günümüz dünyasından her şey, ama her şey, millet denilen kabın içinde olup bitiyor.

Princeton Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Mark Beissinger’in sözlerini hatırlayalım:

“Modern dünyada, milletlerin içerisinde rekabet ettiği bir milletler evreni icat etmek zorundayız. … bir milliyet yok olsa, bir başka milliyet bu boşluğu hızla doldururdu. Yüksek kültürün yaygınlaştığı bir dünyada millî olmayanı hayal bile edemeyiz. Modern devlet ve ekonomi, işlevini, millet denilen kabın içinde yürütmektedir… Milliyetçilik… yerçekimi gibi önemli ve sarıcı bir kuvvettir.[1]

Bağımsız devlet millî egemenlik demektir. Kimden bağımsız? Başka bir milletin hâkimiyetinden… İşte bu yüzden emperyalist, kendininkinden başka milletin, milliyetçiliğini sevmez.

Kendisine milliyetçi, başkasına kozmopolit

Burada mantık problemi var. Siz, kendiniz için millet devletinin bütün gereklerini sonuna kadar yerine getirirken, başkalarına nasıl, “sen milliyetçilik falan peşinde koşma, gel dünya vatandaşı ol” dersiniz? Çözüm şöyle: Bir üstün ırk, alçak ırk teorisi yumurtlarsınız: Dünyada bir gelişmiş ırklar vardır, bir de ilkel ırklar, dersiniz. İşte kendi kendini yönetmek, yani millî egemenlik, gelişmiş ırkların işidir.

Evelyn Baring, veya asalet ünvanıyla Earl (Kont) Kromer, 1882-1907 arasında Mısır’da İngiliz İmparatorluğu’nun genel valisidir. Baring’in Mısır hakkındaki düşüncelerini Afaf Lütfi Seyyid-Marsot, şöyle anlatıyor[2]: “Baring mahkûm ırkların, kendi kendilerini yönetmekten tamamen âciz olduğuna ve aslında kendi kendilerini yönetmeye ihtiyaç ve istekleri de olmadığına inanıyordu. Onların gerçek ihtiyaçları “karınlarının doyması” politikasıydı; böylelikle susacak, elitlerin para kazanmasına ses çıkarmayacak ve işgal gücüyle iş birliği yapacaklardı.” (Not: mahkûm ~ hüküm altında, hâkim ~ hükmeden, egemen.)

Earl Cromer’in görüşlerini Edward Said de benzer şekilde özetliyor[3]:

“Hükmedenin, mahkûm ırktan gelen teklifleri ne ölçüde ciddiye alacağı Cromer’in Mısır milliyetçiliğine toptan muhale­fetinden bellidir. Cromer, hür yerli müesseseler, yabancı işgalinin kalkması, kendi kendini yaşatan millî egemenlik gibi normal talepleri sürekli reddeder. Şüpheye yer vermeye­cek şekilde şöyle der, ‘Mısır’ın gerçek geleceği… dar milliyet­çilik yönünde değil… daha geniş bir kozmopolitanizmdedir.’ Mahkûm ırklar kendileri için neyin iyi, neyin kötü olduğunu ayırt etme kabiliyetine sahip değildir.”

Millî Eğitime geçit verilmemeli

İngiliz emperyalizminin genel valisi, tıpkı bugün Türk egemenliği düşmanları gibi Mısır’daki millî eğitimin telkinlerini silmeye çalışıyordu.

Cromer Kontu’nun gerekçesini W. L. Cleveland ve M. Bunton’dan okuyalım[4]: “Lord Cromer Hindistan’da kötü bir tecrübe yaşamıştı. İleri eğitim, Hint milliyetçiliğine yol açıyordu ve Raj’ı eleştirmeye başlıyorlardı. [Raj, İngiliz kralına/ kraliçesine Hint dilinde verilen ad- İÖ]. Mısır’da Cromer eğitim bütçesini azalttı, özel eğitim veren orta eğitim sonrası okulların çoğunu kapattı ve müfredatı meslekî konulara odaklandırdı. Eğitimi, Mısırlıların çoğuna kapıyı kapatacak düzeyde pahalılaştırdı.

Genel Vali Hazretleri, milletin devleti inşa edişi gibi, devletin de millî eğitim yoluyla milleti yeniden inşa ettiğini, güçlendirdiğini, lehçelerden bir dil yarattığını bizzat gözlemişti. Bir döngüydü bu; dil, tarih ve edebiyat, milleti yaratıyor, sonra millet teşkilatlanıyor, devletini kuruyordu. Devlet de, millî eğitimi teşkilatlandırıyordu. Millî eğitimin ilk görevi, her şeyden önce yeni nesillere milletinin dilini, edebiyatını ve tarihini öğretmekti. Gençlere, millete mensubiyet şuurunu vermekti.

Mahkûm milletlerde, hâkim millete direnecek Hindî’yim, Arab’ım veya Türk’üm diyen nesiller yetişmemeliydi. İngiliz çocukları İngiliz’im, Fransız çocukları Fransız’ım, Alman çocukları Alman’ım demeli, Amerikan çocukları sağ ellerini kalplerinin üstüne koyup bağlılık andı içmeli, fakat mahkûm milletler, daha geniş bir kozmopolitliğe, tek tipleştirici olmayan bir kültüre yönelmeliydi. Kendi ilkel milletlerinin milliyetçiliği “hayvani” diye aşağılanmalıydı. Tabi istenirse mahkûm millet çocukları da Tanrı kraliçeyi korusun diyebilir veya Amerikan bayrağına bağlılık andı içebilir. Fena mı, hem yabancı dilleri gelişir.

 

[1] Mark Beissinger, “The State of the Nation, Ernest Gellner and the Theory of Nationalism”, sayfa 170, editör: John E. Hall, Cambridge University Press (1998)

[2] Sayyid-Marsot, Afaf Lutfi (1985). A Short History of Modern Egypt. p. 76ISBN 9780521272346

[3] Edward Said, “Orientalism”, Penguin Classics 2003, sayfa 37.

[4] William L. Cleveland, and Martin Bunton. “A history of the middle East.” (4th ed 2009), pp. 105–6.

İskender Öksüz

Prof. Dr. İskender Öksüz Eğitim: 1969 Yale University (Ph.D.) 1968 Yale University (MS) 1966 Ege Üniversitesi (Kimya-Fizik Lisansı) İş hayatı: 2002-2012: Prof., Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü. 1987-2002: Sağlık, bilişim, eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda profesyonel üst yönetici. Çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük, holding genel koordinatörlüğü. 1981-1987: Prof., University of Petroleum and Minerals, Suudi Arabistan’da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği. 1968-1981: Bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı, rektör vekilliği (ODTÜ), kürsü başkanlığı, senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerjisi Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı. Töre-Devlet Yayınevi yöneticisi. Bilimsel yayınlar: 30’un üstünde bilimsel yayını 700’ün üzerinde atıf almıştır. Yönetim uzmanlık alanları: Sağlık, toplam kalite yönetimi, bilişim ve pazarlama. Bilimsel uzmanlık alanları: Teorik kimya, fiziko-kimya, bilgisayar uygulamaları ve programlama. Siyasi - sosyal çalışmalar: KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türkocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazılar. Son Havadis, Yeni Ufuk, Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı. Kitap: - Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi -Teori- (1977; son baskı 2016) - Türk’üm Özür Dilerim (2013, son baskı 2016) - Niçin (Geri Kaldık)? Tarih- Devlet-Ekonomi-Yönetim (2014, son baskı 2017) - Millet ve Milliyetçilik (2016), - Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler (2017) - Bilim, Din ve Türkçülük (2018)

Yazar:
İskender Öksüz

Son Yazılar

Egemenlik Türk milletinindir

Seçmenler, akılcı düşünceyle ve bilinçli bir biçimde oy kullanmadıkları zaman, kurnaz siyasetçilerin kolayca avladıkları birer… Devamını Oku

31.08.2026

Ziya Gökalp ve Birinci Heyet-i İlmiye Toplantısı

Ziya Gökalp hakkında en geniş biyografik eseri kaleme alan Prof. Dr. Ali Duymaz'ın yine Gökalp… Devamını Oku

27.08.2026

Eğitimde yanlış uygulamalar

Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, eğitim sistemlerinin sık sık değişmediği görülmektedir. Devamını Oku

24.08.2026

Son dönem Türk siyasetini bilimsel devrimlerin yapısı bağlamında okumak

Kuhn, bilimin sonunun geleceğine ihtimal vermediğinden siyasette sıkça karşılaşılan çöküşün bilimde yaşanmayacağı kanaatindedir. Devamını Oku

05.08.2026

52 Yıl Sonra Barış Harekâtı Anılarım

1974 Barış Harekâtı ile kurtulduk, özgürlüğe, refaha ve güvenliğe kavuştuk. O nedenle bugünlerin değerini çok… Devamını Oku

27.07.2026

Türk Milliyetçiliğinin 3000 Yıllık Hafızası

Sakin Öner’in “Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi” kitabı üzerine bir değerlendirme Devamını Oku

25.07.2026