Kategoriler: EĞİTİM-KÜLTÜR

Eğitimde yanlış uygulamalar

Ülkemizde uzun yıllardır eğitim alanında yaşanan en büyük sorunlardan biri, kalıcı ve tutarlı bir millî eğitim politikasının oluşturulamamasıdır. Her değişen hükümetin ve buna bağlı olarak göreve gelen millî eğitim bakanlarının kendi anlayışlarına göre eğitim sisteminde değişiklik yapması, eğitimde sürekli bir karmaşa yaşanmasına neden olmuştur. Eğitim gibi bir ülkenin geleceğini doğrudan etkileyen önemli bir alanın, günübirlik kararlarla ve siyasi anlayışlara göre şekillendirilmesi, bugün yaşadığımız birçok sorunun temel sebeplerinden biridir.

Emekli bir eğitimci olarak yıllar içerisinde bu yanlış uygulamaların büyük bölümüne yakından şahit oldum. Eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin çoğu, yeterli altyapı hazırlanmadan ve uzman görüşleri dikkate alınmadan hayata geçirilmiştir. Bunun en belirgin örneklerinden biri, ilkokula başlama yaşının önce 72 aya düşürülmesi, ardından kısa süre sonra yeniden 90 aya çıkarılmasıdır. Henüz fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini tamamlamamış çocukların erken yaşta okul sıralarına oturtulması, birçok öğrencinin eğitim hayatının ilk yıllarında bocalamasına neden olmuştur. Okula uyum sağlayamayan, derslerde başarısızlık yaşayan ve özgüven kaybeden çocukların ilerleyen yıllarda eğitimden uzaklaştığı görülmüştür. Ancak bu yanlış uygulamanın sonuçlarını değerlendiren ve sorumluluğunu üstlenen kimse olmamıştır. Eğitimde yapılan hataların bedelini maalesef çocuklarımız ödemiştir.

Benzer şekilde, ilkokulların sekiz yıla çıkarılması ve yeterli öğretmen altyapısı oluşturulmadan İngilizce derslerinin alt sınıflara indirilmesi de plansız uygulamalardan biri olmuştur. Yeterli sayıda branş öğretmeni bulunmadığı hâlde, sırf sistemi yürütmek adına pedagojik formasyonu olmayan, sadece üniversite mezunu kişiler ücretli öğretmen olarak derslere sokulmuştur. Dil eğitimi gibi uzmanlık isteyen bir alanın bu şekilde geçici çözümlerle yürütülmeye çalışılması, öğrencilerin yabancı dil öğreniminde kalıcı başarı elde edememesine neden olmuştur. Bugün yıllarca İngilizce dersi aldığı hâlde kendini ifade edemeyen gençlerin varlığı, uygulanan yanlış politikaların açık bir göstergesidir.

Daha sonraki yıllarda ise eğitim sistemi yeniden değiştirilmiş, bu kez 4+4+4 sistemi getirilmiştir. Eğitim sisteminin sürekli değişmesi yalnızca öğrencileri değil; öğretmenleri, velileri ve eğitim kurumlarını da olumsuz etkilemiştir. Her gelen yönetimin kendi sistemini kurmaya çalışması, eğitimde istikrarın oluşmasını engellemiştir. Oysa eğitim sistemi, bir deneme tahtası değildir. Eğitim, uzun vadeli planlama isteyen ve sonuçları yıllar sonra görülen ciddi bir devlet politikasıdır.

Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, eğitim sistemlerinin sık sık değişmediği görülmektedir. Bu ülkeler kendi toplumsal yapılarına, kültürel değerlerine ve ekonomik şartlarına uygun bir eğitim modeli oluşturmuş; bu sistemi bilimsel çalışmalarla geliştirerek devam ettirmişlerdir. Bizde ise çoğu zaman eğitim, siyasi tartışmaların merkezine çekilmiş ve her yönetim değişikliğinde yeni arayışlara gidilmiştir. Bu durum eğitimde kaliteyi artırmak yerine sorunları daha da büyütmüştür.

Ülkemizde eğitim çoğu zaman sadece “öğretim” olarak algılanmaktadır. Bilgi yüklemeye dayalı, ezberci bir anlayış ön plana çıkmakta; öğrencilerin düşünme, araştırma, sorgulama ve üretme becerileri geri planda kalmaktadır. Oysa modern eğitim anlayışı, sadece bilgi veren değil; bireyi hayata hazırlayan bir sistem olmalıdır. Yaparak ve yaşayarak öğrenme modeli öğrencilerin başarısını artırmakta, bilgilerin kalıcı hâle gelmesini sağlamaktadır. Laboratuvar çalışmaları, uygulamalı dersler, sosyal etkinlikler, sanat, spor ve doğa faaliyetleri eğitimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Okulların fiziki yapıları da çağın ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmelidir. Kalabalık sınıflar, yetersiz sosyal alanlar ve eksik donanımlar öğrencilerin gelişimini olumsuz etkilemektedir. Eğitim sadece dört duvar arasında ders anlatmaktan ibaret değildir. Öğrencilere sorumluluk alma bilinci kazandırmak, toplumsal görevlerini öğretmek, ahlaklı ve dürüst bireyler yetiştirmek, çevreye duyarlı nesiller oluşturmak eğitimin temel hedefleri arasında olmalıdır. Aynı zamanda çocukların üretme, birlikte çalışma ve problem çözme becerileri geliştirilmelidir.

Bu noktada izcilik faaliyetleri önemli bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde izcilik eğitimi, çocukların kişisel gelişimine büyük katkı sağlayan önemli bir faaliyet olarak görülmektedir. Disiplin, dayanışma, yardımlaşma, doğa sevgisi ve sorumluluk duygusu gibi değerler izcilik aracılığıyla çocuklara kazandırılmaktadır. Ancak ülkemizde izcilik uzun yıllar boyunca gerektiği kadar önemsenmemiş, çoğu zaman sadece törenlerde giyilen bir kıyafet veya bando faaliyeti olarak görülmüştür. Dünya İzcilik Teşkilatına katılım sonrasında bir miktar gelişme yaşansa da bugün izcilik faaliyetlerinin Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinden çıkarılması, bu alandaki eksikliğin devam ettiğini göstermektedir.

Eğitim sistemi, her gelen bakanın veya hükümetin kendi düşüncesine göre değiştireceği bir alan olmamalıdır. Eğitim politikaları; eğitim bilimcilerinin, akademisyenlerin, öğretmenlerin ve alan uzmanlarının ortak çalışmalarıyla hazırlanmalıdır. Gelişmiş ülkelerin başarılı eğitim modelleri incelenmeli, ülkemizin kültürel ve toplumsal yapısına uygun kalıcı bir millî eğitim sistemi oluşturulmalıdır. Daha da önemlisi, oluşturulan bu sistemin keyfî biçimde değiştirilmesini önleyecek yasal güvenceler sağlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en önemli unsurdur. Eğitime yapılan yanlış müdahaleler yalnız bugünü değil, gelecek nesilleri de etkilemektedir. Güçlü bir devlet olmanın yolu, sağlam temeller üzerine kurulmuş millî bir eğitim politikasından geçmektedir.

Halil Rıfat Aydemir

Yorumları Göster

  • *Merhaba Hocam; Sanırım, ''..Bunun en belirgin örneklerinden biri, ilkokula başlama yaşının önce 72 aya düşürülmesi, ardından kısa süre sonra yeniden 90 aya çıkarılmasıdır..'' bilgisi doğru değil.. Halen 69 Ayını dolduran çocukların ilkokula kaydı zorunlu.. Hatta, veli izniyle 66 Aylık çocuklar dahi ilkokula başlıyor..

Son Yazılar

Egemenlik Türk milletinindir

Seçmenler, akılcı düşünceyle ve bilinçli bir biçimde oy kullanmadıkları zaman, kurnaz siyasetçilerin kolayca avladıkları birer… Devamını Oku

31.08.2026

Ziya Gökalp ve Birinci Heyet-i İlmiye Toplantısı

Ziya Gökalp hakkında en geniş biyografik eseri kaleme alan Prof. Dr. Ali Duymaz'ın yine Gökalp… Devamını Oku

27.08.2026

Son dönem Türk siyasetini bilimsel devrimlerin yapısı bağlamında okumak

Kuhn, bilimin sonunun geleceğine ihtimal vermediğinden siyasette sıkça karşılaşılan çöküşün bilimde yaşanmayacağı kanaatindedir. Devamını Oku

05.08.2026

52 Yıl Sonra Barış Harekâtı Anılarım

1974 Barış Harekâtı ile kurtulduk, özgürlüğe, refaha ve güvenliğe kavuştuk. O nedenle bugünlerin değerini çok… Devamını Oku

27.07.2026

Türk Milliyetçiliğinin 3000 Yıllık Hafızası

Sakin Öner’in “Dil ve Edebiyatta Türk Milliyetçiliği Tarihi” kitabı üzerine bir değerlendirme Devamını Oku

25.07.2026

Demokratik İspanya’nın yeni kimliği: Avrupa, NATO ve Akdeniz

Türkiye, İspanya açısından NATO’nun güney kanadında büyük askerî kapasiteye sahip, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’ya… Devamını Oku

23.07.2026