“Türk’üm” diyorsan

Anadolu insanı sıcaktır, samimidir. (Muğla, 2018)

Evvela, Türk olmaktan gurur duyuyorum. Türk’ün dilini, coğrafyasını, tarihini, insanını karşılıksız seviyorum. Fakat kuru sevgiyle Türk olunmuyor. Milletimizin geleceği için birisinin “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü diline pelesenk etmesi değil, bu cümlenin hakkını vermesi önemlidir. Hakkını verip, bir de bu cümleyi göğsünü gere gere söylerse alnından öperim.

Mesela Türk kimdir? Karakalpakistan’ı, Güney Azerbaycan’ı, Kuzey Kıbrıs’ı, Dağlık Altay’ı, Çuvaşistan’ı, Karabağ’ı duyduk mu? Ya Tuva, Hakasya, Doğu Türkistan, Türkmenistan?

Türk’üm” diyorsan buralarda yaşayan kardeşlerini bileceksin, dilini anlayacaksın. Dil? Evet, çünkü aynı dili konuşuyoruz onlarla. Önce bunu anla! İlk dersin bu!

Peki, “dili anlamak zor” diyorsan, o zaman gönül dilini anlayacaksın. Mesela Doğu Türkistan’da bir baba, toplama kampına götürülünce empati yapacaksın. O babayı kendi baban yerine koyacaksın. Gök bayrak, gökte özgür değilken sen kendini özgür olarak düşünmeyeceksin. Uygur Türk’ü ile aynı çarpacak yüreğin.

İran liginde mücadele eden Türk futbol takımı Tractor maç kazanınca coşkuya kapılacaksın. Yine, İran’da yaşayan Kaşkay Türk’ü kardeşlerimizin düğünlerini seyredeceksin. Onlarla halka olacaksın.

Arabayla seyahat ederken Kongar-ool Ondar, Azerin, Héyit, Jamala dinleyeceksin. “Anlamıyorum, neden dinleyeyim!” demeyeceksin. Bizim acılarımız da sevinçlerimiz de ezgilerde. “Ey Güzel Kırım” çalarken uzaklara dalacaksın. 1944 yılındaki Ahıska ve Kırım sürgününü gözünün önüne getireceksin. Buz gibi Saha Yeri’nde Saha Türkleri ile içini ısıtacaksın. Kerkük’te, Bayırbucak’ta gök bayrağı rüzgâra kafa tutturacaksın.

Bunlarla da yetinmeyeceksin. Öğrenci değişim programları ile Türkistan (şehir olan değil) topraklarına gidince kımız, şaşlık, beşparmak, şubat aklına gelmeyecek hemen. Bunlar da olacak tabii. At da bineceksin uçsuz bucaksız bozkırda ama Ata Beyit önünde gözlerin dolacak, Çon Taş’a gözlerin dolu dolu bakacak ve Törekuloğlu’nu, Tınıstanoğlu’nu, 137 Türk aydınını rahmetle anacaksın.

Ata-Beyit (Bişkek- KIRGIZİSTAN, 2016)

Âşık oynayan Ak Kalpaklılar ile âşık atacaksın, Kara Corgo oynamayı bilmesen bile el çırpacaksın. Bağdaş kurup Manas Destanı’nı dinleyeceksin. Ürkün’ü, Kızıl Kırgın’ı, 1944’ü, Aytmatov’u, Dağcı’yı, Çolpan’ı, Tukay’ı, Gapıralı’yı, Manas’ı, Yedigey’i, Ötkür’ü okuyacaksın.

Mankurt nedir bileceksin ve mankurtlaşmayacaksın. Atanı tanıyacaksın. Abay’ın Kara Sözler’inden haberdar olacaksın. Türkiye’deki kardeşleri için “Alıstağı Bavrım” adlı içli şiiri yazan Mağjan Cumabeyoğlu’nu okuyacaksın.

Altın Qün Aspanı (Kazakistan Milli Marşı) demeye başlayınca İstiklâl Marşı’ndaki asil duruş ile sağ elini kalbinin üstüne koyup eşlik edeceksin.

Türkoloji’yi ek kök tahlil etmekten ibaret bir alan olarak görmeyeceksin. Genel Türk edebiyatından kült eserleri okumaya başlayacaksın. Yazarları ve eserlerini tanıyacaksın. Diploma için Türkoloji okumayacaksın. Sadece yazılanları okumakla kalmayıp öğrendiklerini çevrene de aktaracaksın. Durağan Türk değil; ataları gibi dört bir yana nam salan bir Türk olmaya çalışacaksın. Yazacaksın, okuyacaksın, dinleyeceksin. 1300 yıl evvel taşa kazınanları beynine kazıyacaksın.

Kardeş Türklerin sofrasında onlar ne yiyorsa mırın kırın etmeden yiyeceksin. Yemiyorsan da ses etmeyeceksin. Teşekkür edeceksin. Eski devirlerde aynı ailenin, aynı sofranın bir ferdi olduğunu aklından bir an bile çıkarmayacaksın.

Kımız sofrasında Kırgız Türkleri ile (Bişkek, KIRGIZİSTAN, 2016)

Tebessüm evrensel dildir. Kardeşinle bu dilde de konuşacaksın. Acıları acın, sevinçleri sevincin olacak. Arabanın arkasına Runik alfabeyle “Türk” yazdırmakla Türk olunmadığının şuurunda olacaksın. Açıp Türk’ü okuyacaksın, dinlenirken de türkü dinleyeceksin.

Abdurehim Heyit (şimdi Kızıl Çin’in toplama kamplarında tutsak.) Giresun, 2016.

Bugün Türklük senden çok şey beklerken, zindanlar mazlum Türkler ile doluyken, Çin kıyım yaparken elinle, dilinle, kalbinle mücadelede bulunacaksın.

Yatağında ölmeyi aklından çıkaracaksın. Türk olmanın bedelini ödeyecek ve huzurunu tadacaksın.

Türk’üm” demeyi diline değil gönlüne ezberleteceksin.

Onur Tarlacı

Kayseri doğumlu olan Onur Tarlacı, Pamukkale Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü'nde "Eski Türkçe ve Kazak Türkçesinde Karşılaştırmalı Söz Varlığı (Temel Kelimeler)" adlı yüksek lisans tezini hazırlamaktadır. Zaman zaman çeşitli dergilerde köşe yazıları ile birlikte akademik dergilerde yayınlanmış bilimsel makaleleri bulunmaktadır. Uzmanlık alanı Kazak Türkçesi olmakla birlikte genel olarak Türkoloji ile ilgilenmektedir. 2013 ve 2016'da Kazakistan ve Kırgızistan'da pratik ve araştırma yapmak için bulunmuştur. Kazak ve Kırgız Türkçesini orta seviyede konuşup anlayabilmektedir.

Yazar:
Onur Tarlacı

Son Yazılar

İletişimde adres: Televizyon mu, radyo mu, sosyal medya mı?

Televizyon geniş kitleleri bir araya getiriyor, sosyal medya siyasi mesajı kişiselleştirip hızla dolaşıma sokuyor, radyo… Devamını Oku

06.09.2026

Umutsuzluğun konforu ve Türk Milliyetçileri

Milliyetçilik sadece parti tabelasında değil, ders kürsüsünde, araştırma konularında, kitaplarda, arşiv çalışmalarında, öğrencilerin zihninde ve… Devamını Oku

05.09.2026

Egemenlik Türk milletinindir

Seçmenler, akılcı düşünceyle ve bilinçli bir biçimde oy kullanmadıkları zaman, kurnaz siyasetçilerin kolayca avladıkları birer… Devamını Oku

31.08.2026

Ziya Gökalp ve Birinci Heyet-i İlmiye Toplantısı

Ziya Gökalp hakkında en geniş biyografik eseri kaleme alan Prof. Dr. Ali Duymaz'ın yine Gökalp… Devamını Oku

27.08.2026

Eğitimde yanlış uygulamalar

Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, eğitim sistemlerinin sık sık değişmediği görülmektedir. Devamını Oku

24.08.2026

Son dönem Türk siyasetini bilimsel devrimlerin yapısı bağlamında okumak

Kuhn, bilimin sonunun geleceğine ihtimal vermediğinden siyasette sıkça karşılaşılan çöküşün bilimde yaşanmayacağı kanaatindedir. Devamını Oku

05.08.2026