<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>24 kasım arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/24-kasim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/24-kasim/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 Dec 2024 20:25:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>24 Kasım Üzerine</title>
		<link>https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emre Ece]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Nov 2024 14:30:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belki bir gün çocuklarımızı eğiten kişiler de daha örgütlü olup, haklarını iyileştirmeyi başarabilirler. Bizler de veliler olarak, öğretmenlerin haklarını, öğrencilerin hakları gibi görmeyi öğreniriz. O zaman 24 Kasım’ı daha coşkulu kutlarız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/">24 Kasım Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F24-kasim-uzerine%2F&amp;linkname=24%20Kas%C4%B1m%20%C3%9Czerine" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F24-kasim-uzerine%2F&amp;linkname=24%20Kas%C4%B1m%20%C3%9Czerine" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F24-kasim-uzerine%2F&amp;linkname=24%20Kas%C4%B1m%20%C3%9Czerine" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F24-kasim-uzerine%2F&amp;linkname=24%20Kas%C4%B1m%20%C3%9Czerine" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F24-kasim-uzerine%2F&#038;title=24%20Kas%C4%B1m%20%C3%9Czerine" data-a2a-url="https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/" data-a2a-title="24 Kasım Üzerine"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Bugün, milletimiz tarafından kutsiyet atfedilen bir mesleğin kutlama günü, “Öğretmenler Günü”. Toplumumuzun yapı taşlarını oluşturan öğretmenlerimiz bir günlüğüne dahi olsa mutlu edilmeye çalışılacak. Peki bugünün dışında düşündüğümüzde öğretmenler mutlu ediliyor mu? Bir soru daha öğretmenler mutlu olmadıklarında, bunun sonuçları neler oluyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarımızın eğitimine çok önem veriyoruz. Bu yüzden bütçemizi aşan ödemeleri, iyi bir eğitim almaları için özel eğitim kurumlarına sistemi hiç sorgulamadan harcamaya da hazırız. Fakat, nedense öğretmenlerin ne kadar maaş aldıkları, onların nasıl seçildikleri, yaşadıkları zorluklar gibi konular bizi ilgilendirmiyor. Mesela çocuğunuzu gönderdiğiniz eğitim kurumlarındaki öğretmenler part-time sigortalı olabilir mi? Ya da asgari ücretin altında maaş alıyor olabilirler mi? Bu ihtimali hiç düşündünüz mü? Çocuğumuzla birebir muhatap olan, işin çekirdeğindeki kişilerin şartlarını düşünmüyoruz. Çünkü o sırada aylık taksiti nasıl ödeyeceğimiz ile meşgulüz. Fakat mutsuz öğretmenlerden parlak nesiller yetiştirmelerini bekliyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel eğitim kurumlarındaki durumlar iç açıcı değil, peki kamuda işler nasıl? Burada özel sektördeki gibi gizli kapaklı işler yok. Her şey açıklanmak zorunda olduğu için biraz geç de olsa maaşları diğer gelişmiş ülkeler ile kıyaslayabiliyoruz. </span><i><span style="font-weight: 400;"> “Avrupa Komisyonu Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansı (EACEA) bünyesindeki (Avrupa Eğitim Bilgi Ağı’nın (Eurydice) yayımladığı rapor öğretmen maaşlarına ilişkin kapsamlı bilgiler sunuyor. Lüksemburg’da </span></i><b><i>69 bin 76 Euro</i></b><i><span style="font-weight: 400;">; Arnavutluk’ta ise </span></i><b><i>4 bin 233 Euro</i></b><i><span style="font-weight: 400;">. Türkiye’de öğretmenler 2020/2021 döneminde yıllık brüt </span></i><b><i>8 bin 330</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> euro kazandı”</span></i><span style="font-weight: 400;">(1) Kaynağın aktardığına göre öğretmen maaşlarını ülkelere göre euro bazında kıyasladığımızda bariz bir uçurum oluşuyor. Yani bir ülkede 69.000 Euro alınırken diğerinde 4200 Euro alınıyor. Türkiye bu sıralamada 36 Avrupa ülkesi arasında </span><b>sondan 9. sırada</b><span style="font-weight: 400;">. Ülkemizde öğretmenlerin şartları son 3 yılda aman aman bir iyileşme göstermediğini düşünürsek günümüzde bu rakamlara yakın şartların içinde yaşıyoruz diyebiliriz.</span> <i><span style="font-weight: 400;">“Temmuz 2024&#8217;ten geçerli olmak üzere öğretmen maaşları</span></i><b><i> 47.433 TL</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> olarak belirlendi.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> (2) Bugünün Euro kuruyla yıllık </span><b>15800 Euro</b><span style="font-weight: 400;"> civarı bir maaşa ulaşıyorlar. Bu açıklanan rakamlara da pek güvenemiyorum, zira genelde evli ve eşi çalışmayan, 2 çocuklu bir öğretmen profilinin maaşını açıklıyorlar. Galiba genelde öğretmenlerin eşleri çalışmıyor ve en az iki çocukları var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de atanamamış ama kamu kurumlarında oluşan öğretmen ihtiyacını hızlıca çözmek için oluşturulan</span><b> ücretli öğretmenlik</b><span style="font-weight: 400;"> diye bir kavram var. Kamudaki şartları en kötü olan öğretmenler ücretli öğretmenler gibi gözüküyor. Asgari ücretin biraz üzerinde maaş alıyorlar, kurumlarda da hiyerarşik olarak altta görülüp hor görülüyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim uzmanı değilim, bu konuda eşimin öğretmen olmasından dolayı birebir gözlemlerim oldu, bunun dışında da çevremden duyduğum tecrübelere ve yayınlanmış açık kaynaklara bakabiliyorum. Hepsinin toplamında kamuda ve özelde öğretmenlerin şartlarının iyileştirilmeden, denetimler sıkılaştırılmadan, eğitim kalitesinin artmasına ihtimal vermiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belki bir gün çocuklarımızı eğiten kişiler de daha örgütlü olup, haklarını iyileştirmeyi başarabilirler. Bizler de veliler olarak, öğretmenlerin haklarını, öğrencilerin hakları gibi görmeyi öğreniriz. O zaman 24 Kasım’ı daha coşkulu kutlarız.</span></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1.</span><a href="https://tr.euronews.com/next/2022/11/24/turkiye-ve-avrupanin-diger-ulkelerinde-ogretmen-maaslari-ne-kadar-grafik"><span style="font-weight: 400;">https://tr.euronews.com/next/2022/11/24/turkiye-ve-avrupanin-diger-ulkelerinde-ogretmen-maaslari-ne-kadar-grafik</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2.</span><a href="https://bigpara.hurriyet.com.tr/ekonomi-haberleri/galeri-sozlesmeli-ogretmen-maasi-ne-kadar-2024-yeni-yilda-uzman-ve-sozlesmeli-ogretmen-maasi-kac-tl-olacak-iste-guncel-ogretmen-maasi_ID1602477/"><span style="font-weight: 400;">https://bigpara.hurriyet.com.tr/ekonomi-haberleri/galeri-sozlesmeli-ogretmen-maasi-ne-kadar-2024-yeni-yilda-uzman-ve-sozlesmeli-ogretmen-maasi-kac-tl-olacak-iste-guncel-ogretmen-maasi_ID1602477/</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">3.</span><a href="https://www.tgrthaber.com/ekonomi/ocak-zamli-uzman-ve-sozlesmeli-ogretmen-maaslari-ortaya-cikti-iste-ogretmen-maaslarinda-son-tablo-2979887"><span style="font-weight: 400;">https://www.tgrthaber.com/ekonomi/ocak-zamli-uzman-ve-sozlesmeli-ogretmen-maaslari-ortaya-cikti-iste-ogretmen-maaslarinda-son-tablo-2979887</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/">24 Kasım Üzerine</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/24-kasim-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cehle karşı bir savaş</title>
		<link>https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alperen Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Nov 2024 13:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler günü]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[yemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tilkiler ortadan çekildiğinde, öğretmenlerimizin hayatına dokunduğu, bir bakış açısı, bir ülkü, bir tavır kazandırdığı aslanlar, işleri düzeltmek için ortaya atılacak.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/">Cehle karşı bir savaş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcehle-karsi-bir-savas%2F&amp;linkname=Cehle%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20sava%C5%9F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcehle-karsi-bir-savas%2F&amp;linkname=Cehle%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20sava%C5%9F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcehle-karsi-bir-savas%2F&amp;linkname=Cehle%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20sava%C5%9F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcehle-karsi-bir-savas%2F&amp;linkname=Cehle%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20sava%C5%9F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcehle-karsi-bir-savas%2F&#038;title=Cehle%20kar%C5%9F%C4%B1%20bir%20sava%C5%9F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/" data-a2a-title="Cehle karşı bir savaş"></a></p><p>Öğretmenlik kutsal mıdır? Saygın bir meslek midir? Günü, saati, izni belli en rahat mesleklerden biri midir? Öğretmen, bir insanın hayatını değiştirecek kadar önemli olabilir mi? Hayatını karartacak ya da aydınlatacak kadar… Yoksa çocukları bir makineden geçirip tek tipleştiren, aynı tuğlalardan bir duvar örmekten başka misyonu olmayan, kendisi de en nihayetinde duvardaki tuğladan ibaret olan kişi midir?</p>
<p>Öğretmenlikle ilgili zaman zaman bu ve benzer sorular sorulur. Kimi olumsuz cevaplarla mesleği kötüler, kimi hakkını teslim eder. Cevaplar her ne olursa olsun, eğitimin gerekliliği ve öğretmenliğin önemi, su götürmez bir gerçektir. Öyle ki eğitim sistemi eleştirisini, despot bir öğretmen karakteriyle anlatarak, efsanevi bir şarkıyla taçlandıran İngiliz Pink Floyd grubunun vokali Roger Waters, “<em>Benden daha çok eğitimi savunanı bulamazsınız</em>.” sözleriyle eğitime verdiği değeri -Türk gibi- vurgulamıştı. Şarkının eğitime değil, insanlar üzerinde yanlış ve haksız bir kontrolü olanlara karşı bir isyan olduğunu söylemişti. Eğitim sistemine karşı olduğu için kızını okula göndermeyen Türk rock müziğinin önemli isimlerinden Erkin Koray da bu kararından pişmanlık duyduğunu açıklamıştı.</p>
<h2>Öğretmenlik kutsal mı?</h2>
<p><a href="https://millidusunce.com/meb-gurultuyle-donen-cark/#google_vignette" target="_blank" rel="noopener">Prof. Dr. Mümtaz Turhan’</a>dan ilhamla, toplumu çarklarla çalışan dev bir makineye benzetebiliriz. Makinenin tasarımını eğitim sistemine, öğretmenleri çarkları hazırlayan ustalara, bireyleri çarklara&#8230; Makinenin düzgün ve kusursuz bir şekilde çalışması için çarklar birbiriyle uyumlu olmalıdır. Bunu sağlaması gereken şüphesiz, çarkları şekillendiren ustalardır. Dolayısıyla bu makinenin en önemli ögesi onlardır. Toplum için düşünürsek öğretmenlerdir. Çünkü işini ne kadar düzgün yapar, çarkları ne kadar kusursuz şekillendirirse, makine o kadar düzgün çalışır. Makine ne kadar düzgün çalışırsa toplum da o nispette ileriye gider.</p>
<p>Kutsal kelimesini ilahî anlamı ile değil de “el üstünde tutulan, kıymetli, dokunulmaz” anlamında kullanırsak bu dev makinenin çalışmasındaki görevi itibariyle, öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu söyleyebiliriz. Girişteki sorulara olumsuz yaklaşanların itirazlarını duyar gibiyim: İnsanların hayatını olumsuz etkileyen, bu kutsal sıfatını taşımaya layık olmayan birçok öğretmen var. İyi ama işini layıkıyla yapmayan kişilerin olması, o mesleğin önemini etkiler mi?</p>
<h2>Candan açtık cehle karşı bir savaş</h2>
<p>Bütün mesleklerde olduğu gibi, öğretmenlerin de mesleğini layıkıyla icra edebilmesi birçok etkene bağlıdır. <a href="https://hurriyetciegitimsen.org.tr/egitim-calisanlarinin-ekonomik-durumlarinin-tespiti-anketimizin-sonuclarini-basinla-paylastik" target="_blank" rel="noopener">Hürriyetçi Eğitim-Sen</a> ve <a href="https://turkegitimsen.org.tr/24-kasimda-ogretmenlerimizin-hal-i-pur-meali/" target="_blank" rel="noopener">Türk Eğitim-Sen’in</a> iki ayrı çalışması bu etkenlerden çoğunun, mesleği olumsuz etkilediğini ortaya koymuş. Öğretmenliğin saygınlığının azalması, toplum nezdinde itibarının düşmesi, liyakatsizlik, kadrolaşma, ekonomik nedenler&#8230; Araştırmaların sonuçları, cehalete karşı savaşan öğretmenlerimizin psikolojik iç direncinin azaldığını gösteriyor. Toplumun öğretmenlik mesleğine karşı bakışının yıllar içinde olumsuza doğru değiştiği de <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2862863" target="_blank" rel="noopener">farklı</a> <a href="https://web.archive.org/web/20240522070706id_/https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3632764" target="_blank" rel="noopener">çalışmalarla</a> ortaya <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/920888" target="_blank" rel="noopener">konmuş</a>.</p>
<h2>Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!</h2>
<p>Öğretmenlerimizin şikâyetçi olduğu konuların tamamı, toplumun çoğunluğunun da rahatsızlık duyduğu konular. Pareto&#8217;nun aslanlar ve tilkiler metaforu, içinde bulunduğumuz durumu pek güzel anlatıyor. Sıkıntılı dönemlerin bitmesiyle geri çekilen aslanların yerini dolduran tilkilerle sıkıntılı günler geri geliyor. Belli bir süre sonra tilkiler bu durumla baş edemeyip ortalıktan çekilecekler. İşte burada öğretmenlerimizin hayatına dokunduğu, bir bakış açısı, bir ülkü, bir tavır kazandırdığı aslanlar, işleri düzeltmek için ortaya atılacak. Bir öğretmen olarak o aslanlardan birinin hayatına dokunabilme ihtimali, meslekî motivasyonumu canlı tutuyor.</p>
<p>Her yıl 24 Kasım’da, adaylık sürecini tamamlayan öğretmenler aşağıdaki yemini eder.</p>
<p>“<em>Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, Atatürk inkılâp ve ilkelerine, anayasada ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları geliştirmek için çalışacağıma; İnsan haklarına ve anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, lâik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranış hâlinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”</em></p>
<p>Yeminini unutmadan, Başöğretmenimiz Atatürk’ün “<em>Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister</em>.” sözünü şiar edinerek, Türk çocuklarını aydınlatmak için yurdumuzun her köşesine büyük bir heyecanla giden, bölücü terör örgütü tarafından canlarına kast edilen şehit öğretmenlerimizin, mesleğini hakkıyla tamamlayan, sürdüren bütün öğretmenlerimizin günü kutlu olsun!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/">Cehle karşı bir savaş</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cehle-karsi-bir-savas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen</title>
		<link>https://millidusunce.com/ogretmen/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ogretmen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şerif Tahsin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2022 16:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[100 bin atama]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzüncü Yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında yüz bin öğretmen atayarak yüzleri güldürün.<br />
Eğitim için kaynak ayırmayın, gelecek yıllarda ekonomiye can suyu olacak zihinler için neyiniz var neyiniz yoksa verin.<br />
Çünkü emin olun, ne verirseniz ileride daha fazlasını alacaksınız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ogretmen/">Öğretmen</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&amp;linkname=%C3%96%C4%9Fretmen" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fogretmen%2F&#038;title=%C3%96%C4%9Fretmen" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ogretmen/" data-a2a-title="Öğretmen"></a></p><p>Yaşam yolculuğunun henüz başındaki bireyi, konuşmalarıyla etkileyebilecek ve ona yapıp ettikleriyle rol model olacak kaç kişi vardır şu hayatta?</p>
<p>Zannımca çok kişi yoktur ve bunlar bir elin parmak sayısı kadardır. Ve kabul edersiniz sanıyorum, parmakların çoğunu da bir öğretmen sembolize eder.</p>
<p>Hayatta hedeflediği noktalara ulaşmış, derin iç huzura sahip kişilerin yaşam öykülerine göz atın lütfen. Hepsinin ortak noktası kendilerine dokunan bir öğretmenin olmasıdır. Söz konusu öğretmenlerin ortak noktası ise icra ettikleri mesleği belirli sınırlara hapsetmemeleri ve karşısına çıktığı öğrencilere çıkacakları hayat yolculuğunda içtenlikle arkadaşlık etmeleridir.</p>
<p>Eğitim hayatı sınavlardan, sıralamalardan, alınan puanlardan ibaret değildir. Bir insanlaştırma süreci olarak eğitim, toplumdaki ilişkilerin sağlıklı şekilde sürmesi ve millî hafızanın muhafazası için de gereklidir. Bana kalırsa eğitimin bu yönü daha da önemlidir.</p>
<p>Bu söylediklerim, bize öğretmenin sadece öğretmediğinin onun daha da fazlasını yaptığının/yapabileceğinin göstergesidir.</p>
<h3><strong>Şanlı miras</strong></h3>
<p>Cumhuriyet kurulurken hatta kurulması dâhi şüpheliyken Maarif Kongresi toplanmış, sözü edilen bu kongrede millî eğitimin temelleri atılmıştır. Çünkü Atatürk’e göre millî eğitim, bağımsızlık savaşı kadar mühimdir. Kongreye, yurdun her tarafından gelen 250’den fazla kadın-erkek öğretmen katılmıştır. Bu tarihî hadiseyi dönemin gazetesi Hâkimiyet-i Milliye şöyle kayda geçirmiştir:</p>
<p><em>“Mustafa Kemal Paşa, üçüncü Yunan taarruzunun en ateşli zamanında muallim ordusunun gelecek vazifesiyle meşgul bulunuyor. Bu asil ve yüce örnek Türk tarihinin benzeri ender bulunan kıymetli hatıralarından biri olacaktır.”</em></p>
<p>Böyle bir mirasa sahip olarak gelinen duruma üzülmemek elde değildir.</p>
<p>Bugün bakıyoruz. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılından gün aldık.  Ortada, elle tutulur bir reçete yok. Eğitimin hiçbir paydaşı gelinen noktadan memnun değil. Gidilecek noktadan da habersiz.</p>
<p>Öğretmenlere bakalım:</p>
<p>Ekonomik olarak müşkül durumdalar. Kuşkusuz öğretmenlik ve para yan yana gelmeyecek kavramlar. Para için öğretmenlik yapılmaz ya da öğretmen olmak maddî refahın garantisi değildir. Ama yine de bunlar bir öğretmen maaşının yoksulluk sınırının altında olmasını gerektirmez.</p>
<p>Bir defa öğrencilerin saygı, sevgi, ait olma, bilme ihtiyacının karşılanabilmesi ve en sonunda kendini gerçekleştirebilmesi için önce, ona bunları sağlayacak olan kişinin -en azından- temel ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. Akıl ve bilim bunu emreder. Atıf yapmaya çalıştığım Maslow’un ihtiyaçlar piramidine göz atarsanız beni teyit edeceksinizdir.</p>
<p>Yine öğretmenlerimiz, ‘Cahil kesimin ferasetine güveniyorum.’ denilerek cehaletin kutsanmasından, mesleklerinin tabiri caizse ayağa düşürülmesinden hoşnut değiller.</p>
<p>Kısa sürede, çok da demokratik sayılmayacak bir biçimde hazırlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu memnuniyetsizlikle karşılıyorlar. Kariyer basamağını tırmanmak ve maaşlarında bir miktar yükselme görmek için sınava girmek istemiyorlar.</p>
<p>Öğrencilerin durumuna göz atalım:</p>
<p>Eğitim hayatlarının 4 ya da 5 şık arasına sıkışmasından bıkmış durumdalar. Veliefendi Hipodromu’ndaki at yarışlarından farksız bir şekilde tasarlanan eğitim sisteminden ciddî anlamda muzdaripler.</p>
<p>Hafta içi tam günü okulda geçiren öğrencilerin çoğu mevcut ekonomik darboğazdan dolayı yemek yeme imkânına sahip değil. Hadi zihinlerini bir şekilde doldururuz fakat ne yazık ki karınlarını doyuramıyoruz.</p>
<p>Velilerin hâli de farksız:</p>
<p>Çocuklarının nitelikli eğitime erişmesi için çabalamaktan yorgunlar. Madden ve manen yaşadıkları zorlukların haddi hesabı yok.</p>
<p>Bizi yönetenlere ve yönetmeye adaylara sesleniyorum:</p>
<p>Ülkece koyulan hedeflerin gerçekleşme yolunun okul sıralarından geçtiğinin ayırdında olun.</p>
<p>Ekranlara çıkın, sokaklara inin ve millî eğitim politikanızı anlatın.</p>
<p>Okulların sadece öğretim alanı değil aynı zamanda yaşam sahası olduğu gerçeğiyle yüzleşin.</p>
<p>Cumhuriyet’in yüzüncü yılında yüz bin öğretmen atayarak yüzleri güldürün.</p>
<p>Eğitim için kaynak ayırmayın, gelecek yıllarda ekonomiye can suyu olacak zihinler için neyiniz var neyiniz yoksa verin.</p>
<p>Çünkü emin olun, ne verirseniz ileride daha fazlasını alacaksınız.</p>
<p>Hayatta nasıl ki ekilen biçiliyorsa, küçük hayat sahaları olan sınıflar ve okullara da ne kadar önem verirsek ileride ancak o kadar değerlenebileceğiz.</p>
<p>Bir seslenişim de öğreteceği her harf için 40 yıl kölesi olacağımız öğretmenlerimize:</p>
<p>Bileğinizin değil ama bilginizin gücüne inanın.</p>
<p>Döktüğünüz akıl terlerine sahip çıkın.</p>
<p>Ebedî liderimiz, yeni nesilleri size emanet etti, bunu hiçbir zaman unutmayın!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ogretmen/">Öğretmen</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ogretmen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehit öğretmenlerimiz</title>
		<link>https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülcan Havva Eraslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2021 21:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[aybüke yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[buminhan temizkan]]></category>
		<category><![CDATA[neşe alten]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler günü]]></category>
		<category><![CDATA[şehit öğretmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36341&#038;preview=true&#038;preview_id=36341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, adını sayamadığımız tüm şehit öğretmenlerimiz gıyabında, öğretmenlerimizin bu gününü kutluyoruz. Kaybettiğimiz öğretmenlerimizin de hatıralarını saygı ile yâd ediyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/">Şehit öğretmenlerimiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsehit-ogretmenlerimiz%2F&amp;linkname=%C5%9Eehit%20%C3%B6%C4%9Fretmenlerimiz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsehit-ogretmenlerimiz%2F&amp;linkname=%C5%9Eehit%20%C3%B6%C4%9Fretmenlerimiz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsehit-ogretmenlerimiz%2F&amp;linkname=%C5%9Eehit%20%C3%B6%C4%9Fretmenlerimiz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsehit-ogretmenlerimiz%2F&amp;linkname=%C5%9Eehit%20%C3%B6%C4%9Fretmenlerimiz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsehit-ogretmenlerimiz%2F&#038;title=%C5%9Eehit%20%C3%B6%C4%9Fretmenlerimiz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/" data-a2a-title="Şehit öğretmenlerimiz"></a></p><p>24 Kasım Öğretmenler Günü&#8230;</p>
<p>Dünyanın en kutsal mesleği sıralamasında ilk sıra kuşkusuz öğretmenliktir. Çünkü ister doktor olun, ister mühendis ya da öğretmen, size mutlaka bir öğreten vardır. Anne ve babamızdan sonra bizi hayatla ilk tanıştıran öğretmendir. Onunla kalemi, kâğıdı, harfleri, heceleri, sözcükleri ve cümleleri keşfederiz. İyi ile kötüyü, aydınlık ile karanlığı ayırt etmeyi öğreniriz. Düşünen, sorgulayan, okuyan, araştıran fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller, cehaletin, feodalitenin, kötülüğün, bağnazlığın, yobazlığın en sevmedikleridir.</p>
<p>Bugün öğretmenliğin fazileti ve kutsallığı adına güzel sözler sarf edilecek. Çiçekler ve hediyelerle öğretmenlerimiz sevindirilecek. Ama öğretmenlere saygı ve sevgi duyan büyük bir kesim olduğu gibi, öğretmenlerden öldürecek kadar nefret eden bir caniler topluluğu da var: PKK. Çoluk çocuk demeden canımıza kastediyor. Boğazımızı düğüm düğüm eden kayıplarımız da var. Öğretmenlerimiz&#8230; Mürtecilerin canına kıydığı Mustafa Fehmi Kubilay’dan Türk milletinin birliğine göz diken ırkçı teröristlerin katlettiği Necmettin Yılmaz’a&#8230; Beşikten mezara&#8230; Sadece birkaçına yer verebileceğimiz Türkiye’nin şehit öğretmenleri. Başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, adını sayamadığımız tüm şehit öğretmenlerimiz gıyabında, öğretmenlerimizin bu gününü kutluyoruz. Kaybettiğimiz öğretmenlerimizin de hatıralarını saygı ile yâd ediyoruz.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36345" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/nuriye-ak.jpg" alt="" width="202" height="267" /></p>
<h2>Nuriye Ak 11 Haziran 1993</h2>
<p>25 yaşındaydı. Adı gibi aydınlık dolu, ışık saçan bir Türk kadınıydı Nuriye. Diyarbakır Merkez Buçuktepe Köyü’nde ilköğretim okulu öğretmenliği yaparken, bölücü, ırkçı terör örgütü PKK tarafından oturduğu lojmanda 11 Haziran 1993’te şehit edildi. Nuriye bir kadındı, zayıftı, eli kanlı alçaklara göre.  Bedenini yok ederek onun adını, cehaleti kalemiyle boğan aydınlığını sileceğini sanan zavallılara inat ölümsüz oldu. Şehitlerin ebedî istirahatgâhı Çanakkale’mizin şehit öğretmeni oldu. Nuriye öğretmen de artık vatan toprağına emanet.</p>
<p>Yaşamasına izin verilseydi, kim bilir kaç çocuğumuzu daha terörün kanlı pençesinden kurtaracaktı. Öğretmenler gününü kutlayamayan, yaşama hakkı elinden alınan Nuriye öğretmen, aziz ruhun şad olsun!</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36347" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/bayram-tekin.png" alt="" width="600" height="749" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/bayram-tekin.png 600w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/bayram-tekin-240x300.png 240w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h2>Bayram Tekin 25 Ekim 1993. Soykırıma tâbi tutulan aile</h2>
<p>Kırşehir’in Çiçekdağı’nda, 18 Nisan 1964’te baharın coşkun günlerinde gözlerini dünyaya açtığında, ailesine bayram sevinci yaşatmıştı. Bozkırın kavruk, yüreği vatan sevgisi ile dolu Türk çocuklarından biriydi. Üstelik hem bilime hem de öğretmenliğe âşıktı. Türkiye’nin hiçbir köyünde çocuklar bilimden, bilgiden uzak kalmasın, karanlıklara hapsolmasın diye, eşiyle birlikte terörün en azgın zamanlarında, terörün en yoğun olduğu yerlerden birine öğretmen olarak gitti. Yakmaya çalıştığı aydınlığın ateşini, 25 Ekim 1993’te Bitlis’in Yolalan beldesine bağlı Düzköy’de PKK’lı teröristlerin kurşunları söndürdü. Bu dünyadan hayalleri yarım kalarak, gözleri önünde 8 aylık hamile karısı ve 3 yaşındaki kızının katledildiğini görerek mahzun gitti. Bir ailenin soyunu kurutmak denir ya Bayram Tekin sadece katledilmemişti, yapılan tam da buydu.</p>
<p>Yasemin Tekin, 29 Temmuz 1962 yılında, Osmaniye’nin sarı sıcak günlerinde, güneşe bile kıskançlık hissettirecek kadar iç ısıtan bir neşe ile aileye katıldı. Adı gibi Yasemin mi kokuyordu, annesi yasemin gibi güzel, berrak, insanın içini ferahlatan aydın bir Türk kadını olsun diye mi bu adı koydu bilinmez. Avuçlarıyla içirdiği aydınlığı 25 Ekim 1993’te, Bitlis’in Düzköy’ünde PKK’lı teröristler kurşunlarıyla söndürdü. Üstelik dünyaya getireceği bir Türk çocuğuna da 8 aylık hamile idi öldürüldüğünde.</p>
<p>Betül Tekin, 1990 yılında onurlu, faziletli eğitim neferi Tekin ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Onurlu, namuslu, faziletli, iffetli kadın demekti Betül. Anne ve babası, insan, adıyla yaşar düsturuyla mı bu adı verdi bilinmez ama 25 Ekim 1993’te, daha 3 yaşında iken doğmamış kardeşi, annesi ve babasıyla birlikte PKK’lı teröristlerin kurşunlarıyla öldürüldü Bitlis Düzköy’de. Adına yaraşır onurlu, faziletli bir hayat kurmasına, alçaklar müsaade etmeden 3 yaşında, ekmek kırıntılarını boğazına dizerek katlettiler dünyalar güzeli Betül’ü.</p>
<p>Bir aileyi âdeta soykırıma tâbi tutarak bölücü ve ırkçı terör örgütü PKK katletti. Bayram öğretmenim, Yasemin öğretmenim size soykırım uygulayan teröristlerin adı kıyamete kadar lanetlenecek. Aziz ruhunuz şad olsun! Adınız Türk milletinin belleğinde ölümsüzlük şerbeti içti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36348" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Nese_Alten.jpg" alt="" width="485" height="598" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Nese_Alten.jpg 485w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Nese_Alten-243x300.jpg 243w" sizes="(max-width: 485px) 100vw, 485px" /></p>
<h2><strong>Neşe Alten 26 Ekim 1993, Diyarbakır, Bismil, </strong></h2>
<p>1972 yılında Tekirdağ Şarköy’de dünyaya geldi Neşe. Mahzun ve masum gülüşlü, beyaz tenli, al yanaklı, Trakya’nın neşesini gözlerinin içinde taşıyan soyadına yaraşır pırıl pırıl bir Türk kadını. Türkiye’nin aydınlık yüzü olarak babasını da alıp Edirne’den Diyarbakır’a koşa koşa gelen Neşe, terör çocukların kaderi olmasın derken, hayatı Türkiye’nin kederi olan Neşe. Gülüşü bir fotoğraf karesinde soluklaşan, bir musalla taşında duası edilen, hayatı 21 yaşında, öğretmenliğinin 26’ncı gününde soldurulan, öldürülen Neşe.</p>
<p>Alten ailesinin en küçük kızı olan Neşe, öğretmen olmak istiyordu. İlk ve ortaokul eğitiminden sonra Sinop Öğretmen Lisesi’ni, ardından Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesini kazandı. 1993 senesinde, henüz yirmi bir yaşında gencecik bir öğretmen adayı olarak mezun oldu. Sinop Öğretmen Lisesi’nde iken 1986 yılında, 24 Kasım Öğretmenler Günü için hayâllerini bir kâğıda şöyle yazıyordu: <em>“Ben tükenmez olayım, tüm insanlara, yolculara yeteyim istiyorum. Korkuyorum bazı geceler, karanlık geliyor her yer bana, karanlık çok karanlık. Üşüyorum yatağımda. O zaman unutayım diye, avunayım diye annemi, babamı, kardeşlerimi düşünüyorum. Yurdumu, binlerce şehidin kanıyla sulanmış yurdumu düşünüyorum.”</em> Nerden bilebilirdi ki birkaç yıl sonra kendi kanının da aziz vatan toprağını sulayacağını.</p>
<p>Ataması, Bismil’e çıkınca ailesi gitmemesi için ısrar ettiyse de Neşe öğretmen “<em>Bayrağımın dalgalandığı her yere giderim.</em>” deyince babası da “<em>Seni yalnız göndermem</em>.” diyerek kızıyla birlikte Diyarbakır’ın Bismil ilçesi Çavuşlu köyüne gitti.</p>
<p>Çavuşlu Köyü’ne ulaşıp görev yapacağı okula gittiğinde okulun hâli içler acısıydı. Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle konuşup eksikleri gidermek, sınıfı onarmak, okulu okul yapmak için yardım isteğinde bulundu. Köyün ileri gelenlerinden isteği, usta bulmalarıydı. Üstelik masraflarını kendisinin karşılayacağını da söylemişti. İlk maaşının önemli kısmını ustalara verip kalanını da borçlandı. Hani aşiretlerin eskiden beri hüküm sürdüğü, düğünde, sünnette, doğumda kilolarca altının takıldığı kültürde, kendi cebinden, kıt kanaat maaşından okulun eksiklerini gideren onlarca öğretmenden biriydi sadece, Neşe. Tıpkı 9 Haziran 2017 günü Batman’da şehit edilen öğretmen Şenay Aybüke Yalçın, 16 Haziran 2017’de Tunceli’de kaçırılarak 21 gün sonra şehit edildiği anlaşılan öğretmen Necmettin Yılmaz gibi.</p>
<p>Harabe hâldeki binayı kendi imkânlarıyla öğrencilerinin okuyabileceği bir okul hâline getirdi. 26 Ekim 1993 akşamı PKK’lı teröristler Neşe öğretmenin babasıyla birlikte yaşadığı evin kapısını “Açın, köydeniz. Hoca hanıma bir şey soracağız.” diyerek çaldılar. Genç öğretmen ve babası kapıyı açtıklarında karşılarında silahlı teröristleri buldular. PKK’lılardan biri, Neşe’nin babası Hasan Alten’i “<em>Biz kamuoyuna açıklama yapmadık mı? T.C.’nin hiçbir öğretmenini, Kürdistan’a sokmayacağız, demedik mi?”</em> diye silahla tartaklayarak yere düşürdü. Ve kızının gözleri önünde silahı kafasına dayayarak Neşe’nin babasını şehit ettiler. Neşe Öğretmeni köyün çıkışına kadar yerde sürüklediler. Önce sol göğsüne 5 mermi, sonra sağ göğsüne 5 mermi sıkarak, onu vahşice katlettiler.</p>
<p>Türk’ün neşesini, Neşe’nin neşesini öldürdüler. Hasan Alten ve Neşe Alten, ruhunuz şad olsun!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36349" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/buminhan.jpg" alt="" width="200" height="325" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/buminhan.jpg 200w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/buminhan-185x300.jpg 185w" sizes="(max-width: 200px) 100vw, 200px" /></p>
<h2>Buminhan Temizkan ve beş yiğit, 11 Eylül 1994</h2>
<p>11 Eylül deyince aklınıza sarkık bıyıklı, gül yüzlü Buminhan öğretmen yerine İkiz Kuleler mi geliyor? Öyleyse “Vah gidene!” dememek için bu tarihi milat kabul edelim belleğimizde. Gök renkli, açık mavi gözlü Türk, adını taşıyan yiğit, sarkık bıyıklı Buminhan ve 5 öğretmen arkadaşı akşam yemeği için bir araya gelmişti Tunceli Mazgirt Darıkent’te. 6 erkek öğretmen o kara gecede sadece karnını doyurmak istemişti.</p>
<p>Tunceli terörün yoğun olduğu bir ildi. Burada üstelik tek bir terör örgütü de yoktu. Buminhan ve arkadaşları, birkaç terör örgütünün yuvalandığı, Türk ve Türkmen şehrine umut olmak istemişlerdi sadece. Çocukların eli silah tutmasın, dağ başlarında çakallara yem olmasın, bilimin, kalemin izinde, mutlu ve yaşanabilir bir hayatları olsun diye mücâdele ediyorlardı. Dışarıdan destekli içeriden beslemeli katil sürüsü PKK’ya karşı, ellerinde kalemden başka bir şey yoktu.</p>
<p>Son akşam. Dağ başında bir lojmanda eşinden ailesinden ayrı 6 erkek öğretmen, gurbette ne temin edebildilerse onunla karınlarını doyurmak için sofraya oturmuştu. Son sofra. Ali İhsan Çetinkaya, Metin Kaynar, Mustafa Karınca, Rüstem Şen ve Vedat İnan’la birlikte sofrada iken evleri basıldı. Sofradan kaldırılıp lojmanın önüne çıkarılıp otomatik tüfeklerle taranarak şehit edildiler. Bugün 11 Eylül Türkiye’de Şehit Öğretmenleri Anma Günü olarak kabul görüyorsa, açık gök mavisi gözlü, Türk adının hakkını aziz bedeni ile veren Buminhan ve beş öğretmen sayesindedir.</p>
<p>Buminhan’ı ve sayısı yüzlerle ifade edilen tüm şehit öğretmenlerimizi unutturmak istemeyen ağabeyi Gökhan Temizkan, 11 Eylül’ü Şehit Öğretmenleri Anma Günü olarak kabul ettirdi. 11 Eylül’ü böyle de hatırlayalım mı? Buminhan Temizkan, Ali İhsan Çetinkaya, Metin Kaynar, Mustafa Karınca, Rüstem Şen ve Vedat İnan öğretmenlerim, aziz ruhlarınız şad olsun!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36350" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/nurullah-sarac.jpg" alt="" width="212" height="267" /></p>
<h2>11 Ekim 1994. Nurullah Saraç ve 3 kahraman</h2>
<p>Karadeniz’in iyot kokan dağları, her daim ağlamaya meyilli bulutları altında yarpuz tarlalarında, piretün toplayarak büyüdü Nurullah. Anadolu’nun cefakâr tüm kadınları gibi; üreten, ürettiği ile evini geçindiren, çocuklarını büyüten annesinin hayâli olan ama gerçekleştiremediği öğretmenliği seçmişti. Karadeniz’in en kuzeyinden Erzurum’un Tekman ilçesinin Taşkesen Köyü’ne bir eğitim neferi olarak gitti. 28 yaşındaki Muğlalı Ersoy Yorulmaz, 27 yaşındaki Trabzonlu Ali Bulut, 26 yaşındaki Silifkeli Ragip Köse’yle birlikte evlerinden çıkartılarak 11 Ekim 1994’te acımasızca katledildiler. 4 öğretmenin aziz naaşlarından her birinin bedeninde 35 adet olmak üzere toplamda 140 kurşun çıkartıldı. Nurullah, memleketindeki hastanenin morgundan al bayrağa sarılı tabut ile alınıp musalla taşına usulca bırakılırken yüzlerce öğrenciye, şehide saygı duymak nasıl olur, kendi defin merasimiyle öğretmeye devam ediyordu.</p>
<p>Bir insanın, üstelik tek gayesi okuma yazma öğretmek olan bir insanın yaşamına 35 mermi ile son vermek. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı an. Aziz ruhun şad olsun Nurullah öğretmenim. Seni öldürdüler ama adının verildiği okullar, kütüphaneler, yurtlar her yıl yüzlerce öğrenci ile adını ölümsüz kıldı.</p>
<p>Sinop Gerzeli Nurullah Saraç, Muğlalı Ersoy Yorulmaz, Trabzonlu Ali Bulut, Mersin Silifkeli Ragip Köse öğretmenlerimiz, isimleriniz Türk tarihine altın harflerle yazılı, sizleri unutmayacak unutturmayacağız…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36351" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/zeki-oduk.jpg" alt="" width="212" height="267" /></p>
<h2>Zeki Ödük, Mahmut Çatalkaya, Erol Ercan, Ali Yıldız, 4 Kasım 1994</h2>
<p>Hiç hak etmediği hâlde sanki terörün yatağı gibi zihnimize kazınmak istenen kadim şehir, Mardin. Sayısız acıya, sevince, kedere tanık olmuştur elbette. Zeki Ödük de Mardinliydi. Karanlığa inat aydınlık tarafta olmayı seçmişti Zeki. Aydınlığa ulaşmanın, 7 başlı 7 düvel ile mücadele edebilmenin yolunu öğretmen olup, insanları eğitmekte bulmuştu. 4 Kasım 1994’te karanlığın, kötülüğün, bölücülüğün temsilcisi PKK, Mardin Savur’da yollarını kesti. Ali Yıldız, Mahmut Çatalkaya ve Erol Ercan öğretmenlerimizle birlikte arabadan indirilip yaylım ateşine tutularak katledildiler. Mahmut ve Erol öğretmenin şark görevi bitmiş, Batı’daki illerimize tayinleri çıkmıştı. Tayinlerini iptal ettirip “Biz burayı teröre teslim etmeyeceğiz.” diyerek Mardin’de kaldılar.</p>
<p>Savur’da aziz bedenleri toprağa savrulurken, aziz ruhları al bayrak ile şehri selâmlıyor. Zeki öğretmenim; doğduğun topraklar karanlığa, cehalete direniyor. Aziz ruhun şad olsun! Ali Yıldız, Mahmut Çatalkaya, Erol Ercan öğretmenlerim, ruhunuz şad olsun!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36352" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/nesrin-unugor.jpg" alt="" width="210" height="267" /></p>
<h2>1 Ekim 1996, Nesrin Ünügör ve üç ışık daha soldu</h2>
<p>Nesrin, gül demektir. Gül gibi insanın içini ısıtan Nesrin, iblislerin, cellatların karanlığa, kötülüğe hapsetmek istediği çocukları, gonca gül gibi tomurcuklandırmak, bilim ışığı ile aydınlatmak istiyordu. Cuma İbiş, Mustafa Sadettin Küçük ve Uğur Gören’le birlikte Diyarbakır Hantepe’de köyün dışına çıkartılarak 1 Ekim 1996’da katledildiler. Kıpkırmızı gül gibi. Al bayrağa kan ve can oldular. Al bayrağın renginin solmasına izin vermediler.</p>
<p>Öldürüleceklerini bile bile korkmadan yürüdüler ölüme, canilerin elinde. Ölümsüzlük şerbeti ile sulanan gonca gülümüz Nesrin öğretmenim ve Cuma İbiş, Mustafa Sadettin Küçük ve Uğur Gören öğretmenlerim, aziz ruhlarınız şad olsun!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36353" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/dilay-kerman.jpg" alt="" width="212" height="267" /></p>
<h2>Dilay Kerman 4 Eylül 2011</h2>
<p>Öğretmen Dilay Kerman Gazi Üniversitesi Görme Engelliler Öğretmenliği bölümü mezunuydu. Mezun olduktan kısa bir süre sonra Komiser Cem Kerman ile evlenmiş aynı yıl Tunceli Rehberlik ve Araştırma Merkezinde göreve başlamıştı.</p>
<p>Kocası Komiser Cem Kerman polis arkadaşlarıyla halı sahada maç yapıyordu. Azıcık eğlenmek, hayata mola vermek Cem Komiserin de hakkıydı. Dilay da biricik sevdiğinin mutlu olduğu anları izleyerek keyif almak istemişti sadece. Hainler hem sahadaki polislere hem de o polislerin eşi olan izleyicilerin üzerine kurşun yağdırdı. PKK ile birileri orada burada masa kurup el sıkışırken 28 yaşında, Tunceli’de şehit edildi Dilay öğretmen. Dilay, hayat arkadaşıyla birlikte, insanlık ve vicdan yoksunlarının kurşunlarıyla ölümsüz oldu. Nurlar içinde uyusun.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-36354" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/aybuke-ogretmen.jpeg" alt="" width="616" height="321" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/aybuke-ogretmen.jpeg 616w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/aybuke-ogretmen-300x156.jpeg 300w" sizes="(max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<h2>Şenay Aybüke Yalçın, 9 Haziran 2017</h2>
<p>Oğuzların Alayunt Boyunun Türk yurdu kıldığı Osmancık ilçesinde 1994 yılında doğdu Şenay Aybüke Yalçın. Memur bir babanın kızıydı. Karabağ’da 1993 yılında yaşanan bir olaydan çok etkilenmişti anne babası. Ermeniler, Karabağ’dan kaçabilen siviller için de çeşitli tuzaklar kurmuşlardı. Azerbaycan Türkü küçük bir çocuk, bulduğu oyuncak bebekle hayatını kaybetmişti. Çünkü Ermeniler oyuncak bebeğe bomba tuzaklamış ve bombanın patlamasıyla da küçük kız çocuğu tüm ailesiyle ölmüştü. Adı Aybüke’ydi. Aybüke’nin babası da o küçük kızın adı yaşasın diye Aybüke adını vermişti yeni doğmuş cennet kokulu kızına. Nereden bilebilirdi ki kaderlerinin benzeyip, iki Aybüke’nin de ölümsüz olacağını.</p>
<p>Öyle ya ölümsüz kılındığı Batman’da, Aybüke gelincik anlamında kullanılıyor. Şehitliğin çiçeği Aybüke.</p>
<p>Tarihî İpek Yolu üzerinde Koyun Baba Köprüsü, Başpınar ve Karaca yaylalarında yankılandı Aybüke’nin o dupduru sesi. Kızılırmak üzerinde allı turnalara az selâm vermedi dilindeki türkülerle. Cıvıl cıvıl bir çocuktu adı gibi Şenay. Babası onun çocukluğundan beri Atatürk’ün öğretmenliğini örnek aldığını anlatıyordu vefatının dördüncü yıl anmasında.</p>
<p>İzci lideriydi aynı zamanda. 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece, Çanakkale’de 57. Alay şehitliğinde izciler bir gece hayk (kamp) yapar. Sırtlarında “Dedeciğim biz geldik” yazılı kırmızı cepken, başlarında Enveriye kabalakları ile sınırlı sayıda izci, şehit mezarlarının üstüne sarılıp sabaha kadar yatar. Aybüke de iki kez hayk yapmış, 57. Alay şehitliğinde bir şehidimizin mezarına sarılıp sabahlamıştı. Sabahında “Ben de bir gün şehit olacağım.” demişti liderine. Çok değil 2 yıl sonra dediği gibi, şehit oldu.</p>
<p>İsmi Aybüke, bu ismin fazlasıyla Türkçü bir isim olduğu için ölmeyi hak ettiğini bile yazan oldu.  Güzel Aybüke’mizin gülüşünü solduranlara methiyeler yazanlara babasının verdiği cevap ise arşı titretir: “Ben Atatürk’ün izinden giden bir insanım. Evladım, Aybüke’m ‘Bayrağımın dalgalandığı her yer Türk yurdudur, vatanımdır.’ derdi. Bu hadsizliğe büyük Atatürk’ün sözüyle cevap vermek istiyorum. Bu memleket tarihte Türk’tü, şimdide Türk kalacak.”</p>
<p>Batman Kozluk’ta bir öğretmen şehit oldu. Tarih, 9 Haziran 2017, akşam üzeriydi. “Öğretmen oldum ben” tivitini görmeye, okumaya başladık bu haberden sonra.  Birkaç dakikalık videoda “Mağusa limanı, limandır liman, seni öldürende yoktur din, iman” diyen buğulu sesini dinledik Aybüke’nin. Gözümüzde yaş, Azerbaycan’daki Aybüke’den adını alan Aybüke’nin, Aybükelerin kaderine ağladık.</p>
<p>Seni öldürende gerçekten de yok din, iman. Seni öldürende yok vicdan. Aziz ruhun şad olsun Aybüke öğretmenim. Vatanımızda dalgalanan en güzel renkli, güzel sesli al bayrak. Aziz ruhun şad olsun, güzel gülüşlü Aybüke’miz.</p>
<p>Bu kahramanlar; devleti en ücra köye bile götürdükleri, devleti en yoksul evle bile tanıştırdıkları için şehit edildiler.</p>
<p>Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi.</p>
<p>“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,</p>
<p>Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”</p>
<p>Aziz ruhunuz şad olsun!..</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/">Şehit öğretmenlerimiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sehit-ogretmenlerimiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Ahmet Mitinginde bir öğretmen: Şükûfe Nihâl</title>
		<link>https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Hayati Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Nov 2021 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[24 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[faruk nafiz çamlıbel]]></category>
		<category><![CDATA[Öğretmenler günü]]></category>
		<category><![CDATA[Şükufe Nihal]]></category>
		<category><![CDATA[sultanahmet mitingi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36316&#038;preview=true&#038;preview_id=36316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şair Abdülbâki Fevzi’nin “Geldikte Şükufe sahnı-ı meclis / Pür zemzeme gülistane döndü.” diyerek anlattığı Şükûfe Nihâl, bulunduğu topluluğu cıvıltılarla dolu bir gül bahçesine döndürmeyi beceren ender insanlardanmış.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/">Sultan Ahmet Mitinginde bir öğretmen: Şükûfe Nihâl</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal%2F&amp;linkname=Sultan%20Ahmet%20Mitinginde%20bir%20%C3%B6%C4%9Fretmen%3A%20%C5%9E%C3%BCk%C3%BBfe%20Nih%C3%A2l" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal%2F&amp;linkname=Sultan%20Ahmet%20Mitinginde%20bir%20%C3%B6%C4%9Fretmen%3A%20%C5%9E%C3%BCk%C3%BBfe%20Nih%C3%A2l" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal%2F&amp;linkname=Sultan%20Ahmet%20Mitinginde%20bir%20%C3%B6%C4%9Fretmen%3A%20%C5%9E%C3%BCk%C3%BBfe%20Nih%C3%A2l" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal%2F&amp;linkname=Sultan%20Ahmet%20Mitinginde%20bir%20%C3%B6%C4%9Fretmen%3A%20%C5%9E%C3%BCk%C3%BBfe%20Nih%C3%A2l" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal%2F&#038;title=Sultan%20Ahmet%20Mitinginde%20bir%20%C3%B6%C4%9Fretmen%3A%20%C5%9E%C3%BCk%C3%BBfe%20Nih%C3%A2l" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/" data-a2a-title="Sultan Ahmet Mitinginde bir öğretmen: Şükûfe Nihâl"></a></p><p><em>“Öğretmenim canım benim,  canım benim, seni ben pek çok severim…”</em> diye başlayan cıvıl cıvıl bir şarkının muhteşem yankısı hâlâ kulaklarımda.  Otuz beş yıllık öğretmenliğimi dört yıl önce sessiz sedasız geride bırakarak sınıflara, kürsülere, tahtalara ve de zil seslerine veda ettim.  Aslında öğretmenlik mekânlarla ve zamanlarla sınırlandırılamayan ömürlük bir şeydir. Yaşadığın sürece seninle vardır ve seninle yürür bu hayatta. Ne senden bir adım önde ne bir adım arkada… Ve en güzeli de öğretmenlik yarın için programlanmış bir meslektir. Dünden yarına, yarınlara doğru uzanan tek meslek.</p>
<p>Şimdi, mevsim sonbahar ya, dallardan düşen yapraklar gibi takvim yaprakları da zamanın boşluğuna bir bir sararıp düşmekte ya…  Bir bakmışsınız birkaç gün sonra hem Kasım gelir hem de Kasım’ın 24’ü.  Başlar yine kulaklarınız çınlamaya “<em>Öğretmenim canım benim,  canım benim, seni ben pek çok severim…</em>” sonrası mâlûmunuzdur. Tatlı bir hüzün sarar ufkunuzu. Ne diyelim, işte böyle bir şeydir öğretmenlik…</p>
<p>Neyse, gelin isterseniz şimdi,  bir öğretmenin bir öğretmene yıllar önce, yine bir Kasım ayında İstanbul’dan Ankara’ya gönderdiği bir mektuptan bazı bölümler okuyalım:</p>
<p><em>15 Kasım 1949</em></p>
<p><em>“Bir tane vefalı, iyi kardeşim, Nusretciğim.“ </em>diye başlamış mektup.  Sonra birtakım arzular ve sıkıntılar bir biri ardına sıralamış, sonra da <em>“Neyse, bu bayağı şeyleri geçelim“ </em>diyerek şöyle devam etmiş:</p>
<p><em>“Senin ve benim hâlimiz nasıl olacak bilmem. Bu Maarif, çok utanmaz bir şey! Bizi bulmuş da bunuyor. Bir aklıma eserse her şeyi göze alıp içyüzlerini ortaya atacağım. Ama biraz daha sabredeyim, diyorum.  Sanki birkaç tane bizim gibi elemanları varmış gibi ellerinde, bize karşı müstağni davranıyorlar. Bütün bunlarla ben, zaten kâfi derecede mektepten soğudum. Daha üç-beş ay evveline kadar hep on altı yaşındaki heyecanımla sınıfa giriyordum… Ben talebeye, talebe bana müştaktı. Hâlâ da arkamdan ağlıyorlar…</em></p>
<p><em>Oraya gelebilsem de bir dertleşsek… Ama artık hiçbir şey yapamayacak hâldeyim, öyle yorgunum, öyle bezginim ki!.. Başım sert kayalara çarpa çarpa artık sağlam yeri kalmadı. Hiçbir ciddî şeyle uğraşmak istemiyorum. Ancak gelişi güzel hayâl mahsulü bir şeyler yazmak ara sıra zevk oluyor, o kadar… Bizim o kadar genç, heyecanlı iradeli zamanlarımızın kıymetini takdir etmeyen; bizi boş yere harcayan bu memlekette artık bir şey yapmak istemiyorum. Bütün mânâsıyla boş yere harcandık farkında olmadılar. Ortada şarlatanlar kendini gösterdi. Biz sinip kaldık, bizi görmelerini bekledik… Nisan’ın beşine kadar raporluyum, ondan sonra da iyi olabileceğimi sanmıyorum.(…) Bu hâlde gidip çalışamam da. Halet-i ruhiye son derece bozuk. Sınıf, vazife dediler mi aklım başımdan çıkıyor. Şu tekaüt kanunu bir çıksa, hemen çekileceğim. Görüyorsun ya artık ne şiir ne bir şey.</em></p>
<p><em>Ankara’ya çok gelmek istiyorum. Lâkin evvelâ havalar çok soğuk. Daha sonra da maddî mesele… Şubat’ın sonunda galiba benim basın kartımı vereceklermiş. İlk fırsatta bilhassa seni görmek için Ankara’ya geleceğim.</em></p>
<p><em> … Çocukların gözlerinden öperiz. </em></p>
<p><em>Şükûfe Nihâl &#8220;</em></p>
<div id="attachment_36321" style="width: 410px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-36321" class="wp-image-36321 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/sukufe.jpg" alt="" width="400" height="576" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/sukufe.jpg 400w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/sukufe-208x300.jpg 208w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><p id="caption-attachment-36321" class="wp-caption-text">Şükûfe Nihâl</p></div>
<p>Bu mektubun kenarında ayrı ayrı günlerde yazılmış iki not varmış:  Birinciyi geçelim, ikinci not şöyle: <em>“Mektubu acele yazdım, şimdi günlerdir evde bekliyor. Zarfım yoktu. Bakalım ne zaman göndereceğim?”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a></em></p>
<div id="attachment_36317" style="width: 464px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-36317" class="wp-image-36317" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret-1024x576.jpg" alt="" width="454" height="255" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret-1536x864.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/halide-nusret.jpg 1920w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" /><p id="caption-attachment-36317" class="wp-caption-text">Halide Nusret Zorlutuna</p></div>
<p>Evet, görüyor musunuz maarif, bildiğimiz maarif, yıllar önce de öğretmenini memnun edememiş. Bugün olduğu gibi öğretmen, dün de dertliymiş. Ve hasretle beklenen emeklilik yine bugünkü gibi zormuş… İşin parasını pulunu bir tarafa bırakalım da mektupta belirtilen “harcanmak” fiilinin üzerinde duralım diyeceğim ama evvelâ mektubun kahramanlarını kısaca bir tanıyalım:</p>
<p>Mektubu alan Halide Nusret Zorlutuna, gönderen Şükûfe Nihâl… Her ikisi de şair, yazar ve eğitimci. Her ikisi de bu memlekete hizmet etmekten zevk alan iki vatansever. Tanıştıkları mekân İstanbul Kız Lisesinin öğretmenler odası.</p>
<p>Halide Nusret’in memleketin işgal edildiği yıllarda yazdığı “<em>Git Bahar</em>” isimli şiirini belki birçoğumuz hatırlar, hatta “<em>Git bahar, git bahar&#8230; Uzaklarda gül;”</em> diye mırıldanarak o kara günlerin Türkiye’sini kapkara bir tablo gibi gözlerimizin önünde canlandırırız. Fakat 30 Mayıs 1919’da işgali protesto etmek için yapılan ikinci Sultanahmet mitinginde konuşmacılardan birinin Şükûfe Nihâl olduğunu ne yazık ki bilenimiz pek azdır.</p>
<div id="attachment_36319" style="width: 1034px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-36319" class="wp-image-36319 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-1024x642.jpg" alt="" width="1024" height="642" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-1024x642.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-300x188.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-768x482.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-1536x964.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/SultanahmetMitingi-2048x1285.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-36319" class="wp-caption-text"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sultanahmet_Mitingleri">Sultanahmet Mitinginden bir fotoğraf</a></p></div>
<p>O günlerde 23 yaşında genç bir Türk kızı olan Şükûfe Nihâl, bir yandan kız kardeşi Muhsine ile birlikte Teşkilat-ı Mahsusa’da<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> gizli evrakları saklama görevi alır, bir yandan da kürsüye çıkıp Türk’ün istiklâl mücadelesini haykırır:</p>
<p><em>&#8221;Aziz vatan, beşiğimiz sendin, mezarımız yine sen olacaksın! İşte ben sabit, en ilahi bir iştiyakla öndeyim; o meş&#8217;um günü görürsem hodkâm ve sefil ellerden, son ve müthiş intikamı alacağım. O zaman şâd ve sakin bir ruhla, serin yeşil kalbinde müebbeden uzanarak eczalarım yine sana karışırken beni artık sefil beşerin hiçbir kuvveti senden ayıramayacak.&#8221; <a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>
<p>Evet, sefil beşerin hiçbir kuvveti onu vatanından ayıramadı, ama ne var ki kendi vatanında kadri kıymeti bir türlü bilinemedi. Gerçekten de Şükûfe Nihal’in hayat hikâyesine kısaca bir göz attığımızda, onun sanki bir ömrü fırtınalı ve çok dalgalı bir denizde geçirdiğini fark ederiz. Sürekli inişler ve çıkışlar… Tıpkı Nâbî’nin mısralarında dediği gibi:</p>
<p><em>Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz</em></p>
<p><em>Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz.”</em></p>
<p>1896’da İstanbul’da, oldukça varlıklı bir ailede dünyaya gelir. Babası asker Miralay Ahmet Bey, annesi ev hanımı Nazire Hanım’dır. Büyüdüğü ortamda askerî bir hava hâkimdir. II. Meşrutiyeti, Mütarekeyi ve Milli Mücadeleyi yaşayıp Cumhuriyete kavuşanlardandır. Babasının görevi sebebiyle memleketin çeşitli bölgelerinde Şam’da, Selanik’te,  Beyrut’ta ikâmet etmek zorunda kalan Şükûfe Nihâl, eğitimini çok sağlıklı bir şekilde sürdürememiştir. İstanbul’a geldiklerinde babası, kızının eğitimindeki eksikliğini gidermek için onu Türk ve Fransız mekteplerine kaydettirir. Aynı zamanda ona özel dersler de aldırır. Arapçayı ve Farsçayı Cenap Şehabettin’den öğrenirken Türkçe ve edebiyat derslerini C. Şehabettin’in küçük kardeşi Osman Fahri’den alır.  Gerçi Osman Fahri Bey’le geçirdiği bu özel saatler ileride, hayatında taşıdığı en ağır yüklerden biri olacaktır.</p>
<p>İstanbul’da Liseyi bitirdikten sonra sadece kız öğrencilerin devam ettiği İnas Darülfünuna kaydolur ve dört yılın sonunda üniversiteden mezun olan ilk kadın unvanını alır. Çeşitli liselerde tarih, coğrafya, edebiyat öğretmenliği yapar.</p>
<p>Edebiyatımızda aruzla yazdığı ince ve duygulu şiirleriyle tanınan Şükûfe Nihâl, ilk şiirlerini 1913’te “<em>Yıldızlar ve Gölgeler” </em>de yayımlar. Şiirde aruzla başladığı yolculuğuna hece ile devam eder. Hikâye ve romanlarının yanı sıra yurt içinde ve yurt dışında yaptığı gezileri  <em>“Finlandiya</em>” ve “<em>Domaniç Dağlarının Yolcusu” </em> adlı kitaplarda anlatır.</p>
<p>Halide Nusret, onun yayımlanan eserleri ile ilgili olarak şunları söyler: …Bir eseri çıkmaya görsün meşhur yazarlardan birçoğu ona sütun sütun övgüler yazarlardı. O bunlara lâyıktı şüphesiz…”<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<p>Mesela, A. Hamdi Tanpınar onun şiirleri için “Bu manzumeler bana ekseriya masallarda dinlediğimiz insan eli dokunmamış kumaşları hatırlatıyor&#8230;” diyordu.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p>Şükufe Nihâl, iki defa evlenir, iki defa boşanır. Çokça hayranı ya da kendisine âşık olanı vardır. Bunlardan biri, Nihâl’in, özel edebiyat dersleri aldığı Osman Fahri Bey’dir. Osman Fahri, aynı zamanda Şükûfe Nihâl’in ilk eşi olan Mithat Sadullah Sander’in de çok yakın arkadaşıdır. Bu durum tek kişilik bir aşkın romanı gibidir. Ailesinin hatırı için evlendiği eşinden, bir süre sonra ayrılan Şükûfe Nihal’in Osman Fahri’ye karşı mesafeli tavrı, onu derinden sarsar. Daha fazla dayanamayıp İstanbul’dan ayrılır ve Elazığ’ın Palu ilçesine yerleşir. Bir çeşit inzivaya çekilse de Şükufe Nihâl’den uzak kalmanın ızdırabına fazla dayanamaz. Bir gün kafasına sıktığı tek kurşunla intihar etmeye kalkar. Ancak ölmez, kafatasında sıkışan kurşunu çıkarmak amacıyla getirildiği İstanbul&#8217; da çıldırarak otuz yaşında hayata gözlerini kapar. Geride sadece Şükufe Nihâl’in onun için dile getirdiği mısralar kalır:</p>
<p><em>&#8220;Nerdesin? Toprakta mı, havada mı, suda mı?</em></p>
<p><em>Nasıl buldun bu vahşi gecelerde odamı?</em></p>
<p><em>Hasretim şefkat, şiir, aşk dolu ellerine&#8230;</em></p>
<p><em>Gelsen de boş gönlüme bir hayat gibi dolsan.</em></p>
<p><em>Sen uyansan, ben yatsam biraz senin yerine&#8230;<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><strong>[6]</strong></a></em></p>
<p>Ne ilginçtir ki Şükûfe Nihâl’e hayran olanların ortak bir kaderi vardır:  Ona yaklaşamayanlar, ondan çok uzaklara kaçarlar. Bunlardan biri de ünlü şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. Gönlü Şükûfe Nihâl’dedir. Ancak Şükûfe Nihâl, o sıralar Ahmet Hamdi Başar’la evlidir ve Faruk Nafiz’in evlilik teklifini reddeder.  Bunun üzerine şair, Şükûfe Nihâl’e <em>“Sana benim gözümle</em>/ <em>Bakan gözler kör olsun” diyerek </em>“Allahaısmarladık” adlı şiiriyle veda eder.</p>
<p><em>Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,<br />
Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.<br />
Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın<br />
Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!</em></p>
<p>Diyerek çekip gider İstanbul’dan Ankara’ya…  Sonra Şükûfe Nihâl’e inat Ankara’da Biyoloji öğretmeni Azize Hanım’la evlenir. Bu sevdadan geriye her ikisinin de aşkları üzerine yazdıkları romanlar kalır: Fâruk Nâfiz Çamlıbel “<em>Yıldız Yağmuru</em>”na,  Şükûfe Nihâl “<em>Yalnız Dönüyorum</em>”a imza atar.</p>
<p>Şükûfe Nihâl’e âşık olup da uzaklara hem de sınırlarımızın ötesine giden bir başka sevdalısı daha vardır. Onu da Halide Nusret’ten dinleyelim:</p>
<p><em>“Bir akşam Şükûfe Nihâl’lerde sekiz-on arkadaş bir masa başında oturmuş şiirler söylüyor, edebî tartışmalar yapıyorduk. Bir ara baktım, şair arkadaş bir kâğıt parçasına bir şeyler yazdı ve benim dizlerimin üstünden usulca Şükûfe Nihâl’e uzattı. O da okuduktan sonra gülerek kâğıdı bana verdi. Bugün gibi hatırlıyorum, kâğıtta şairin o delişmen yazısıyla aynen şu kelimeler yazılıydı: Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz!”<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a></em></p>
<p>İddia o dur ki Şükûfe Nihâl’ için “çıldırıyorum” diyen şair Nâzım Hikmet’tir ve “<em>Bir Ayrılış Hikâyesi</em>”ni onun için yazmıştır: <a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a></p>
<p><em>Erkek kadına dedi ki:<br />
-Seni seviyorum,<br />
ama nasıl,<br />
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp<br />
parmaklarımı kanatarak<br />
kırasıya<br />
çıldırasıya&#8230;</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Sen<br />
yürümelisin,<br />
beni bırakarak&#8230;<br />
Kadın sustu.<br />
Sarıldılar,<br />
Bir kitap düştü yere&#8230;<br />
Kapandı bir pencere&#8230;<br />
Ayrıldılar&#8230;</em></p>
<p>İşte böyle, bir zamanlar eller üstünde tutulan, hatta şair Abdülbâki Fevzi’nin “<em>Geldikte Şükufe sahnı-ı meclis / Pür zemzeme gülistane döndü.” </em>diyerek anlattığı Şükûfe Nihâl, bulunduğu topluluğu cıvıltılarla dolu bir gül bahçesine döndürmeyi beceren ender insanlardanmış.</p>
<p>Fakat öyle bir zaman gelmiş ki işler tersine dönmüş: bu çok sevilen, çok iltifat gören, konaklarda yaşayan Şükufe Nihâl’in tâlihi yaver gitmemiş. Mektubunda dediği gibi boş yere harcanmış, hem öyle harcanmış ki ne edebiyat çevrelerinden ne de oğlu meşhur kitapçı Aydın Sander’den ilgi görmüş. Yokluğun, yoksulluğun ve kimsesizliğin kıskacında çırpınıp dururken ancak birkaç dostunun sayesinde, ömrünün son on yılını bir huzur evinde tamamlayarak 26 Eylül 1973’te bu âlemden göçüp gitmiş.</p>
<p>Tıpkı şiirinde bahsettiği  “<em>o su</em>”  gibi:</p>
<p><em>Kalbinden kalbime akan bir sesti<br />
Akşam gölgesinde çağlayan o su<br />
Sesini en tatlı yerinde kesti<br />
Bizi sonsuzluğa bağlayan o su</em></p>
<p><em> </em><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Halide Nusret ZORLUTUNA, Bir Devrin Romanı, K.Bak. Yay. Ank. 1978, s.140</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Haz. Fatih ARSLAN, Şükûfe Nihâl Başar Hayatı- Eserleri, Yüksek Lisans Tezi, Elazığ, 1995</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Duygu BURUS, Şükûfe Nihâl’in Yazılarında Kadın, Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi, 2017,s.51</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Halide Nusret ZORLUTUNA, a.g.e., s.278</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Haz. Fatih ARSLAN, a.g.e. s.1</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Adile AYDA, Böyle İdiler Yaşarken, Ayyıldız Matbaası, Ank. 1984, s.110</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Halide Nusret ZORLUTUNA, a.g.e., s.280</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> Haz. Fatih ARSLAN, a.g.e. s.5</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/">Sultan Ahmet Mitinginde bir öğretmen: Şükûfe Nihâl</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sultan-ahmet-mitinginde-bir-ogretmen-sukufe-nihal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
