<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cumhur ittifakı arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/cumhur-ittifaki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/cumhur-ittifaki/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jul 2025 19:03:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kürt olsaydım</title>
		<link>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[Süreç]]></category>
		<category><![CDATA[Terörsüz Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50849&#038;preview=true&#038;preview_id=50849</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu manzara karşısında hâkimiyet kimde gibi görünüyor? Kim suçluydu? Şimdi kim güçlü? Yoksa “Hem suçlu hem güçlü” sözümüz bu günler için mi söylenmiş.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/">Kürt olsaydım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&amp;linkname=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurt-olsaydim%2F&#038;title=K%C3%BCrt%20olsayd%C4%B1m" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/" data-a2a-title="Kürt olsaydım"></a></p><p>Şimdi ne olacak?</p>
<p>Olmaya başladı bile. Bugüne kadar dağa çıkmayan Kürtler,, dağdan inenler aşağılayacak, hakaret edecek. ““İşte”, diyecekler, “Biz çarpıştık, öldürdük ve statü aldık.” Hatta bir tanesi söyledi bile, “Korucular silahları bırakır, silahları yerine onlara birer sopa veririz, hayvan güderler.”</p>
<p>İktidarlar, PKK ortaya çıktığından beri, cinayetlerine başladığından beri, şu söylemle yürüdü: “Kürt demek PKK demek değildir”. Bu değerlendirme doğruydu. Ne zamana kadar biliyor musunuz? Birinci çözüm süreci denilen ve yüzlerce şehide mal olan büyük fiyaskoya kadar. İşte o zaman iktidar, kucağını açtı. Kucağını kime açtı? Kürtlerle mi? Hayır, askeri, polisi ve bu arada bol bol Kürdü öldüren terör örgütüne açtı. Terörist başının mektubunu meydanlarda, bayram havasında okuttu. Örgüt de zafer kutlamalarına başladı, bayraklarıyla donatılmış zafer alayları şehirlerde yürüdü Kendilerine, “Canınızı sıkan vali varsa bildirin, icabına bakalım.” dendi. Geçen asrın sonuna doğru bitme noktasına gelen örgüte böylelikle bir hayat öpücüğü bahşolundu. PKK’nın tarihinde en önemli dönüm noktası buydu.</p>
<h2>Süreçler geçiyor sarılı yeşilli</h2>
<p>“Türkiye bir hukuk devletidir!” ya. Hani Sayın Adalet Bakanımız her hafta söylüyor. O zaman da tıpkı bugünkü gibi hukuk devletiydi. Dağdan inen teröristlere zahmet olmasın diye ayaklarına mahkeme kuruldu ve şöyle yargılamalar yapıldı:</p>
<p>&#8211; (Hâkim, üniformalı teröriste) Pişmansın değil mi?</p>
<p>&#8211; (Terörist) Hayır pişman değilim.</p>
<p>&#8211; (Hâkim) Yaz kızım, “Pişmanım” dedi. Beraatine.</p>
<p>Güneydoğumuzdaki Kürtler için de “Süreç” bir başka dönüm noktasıydı. Bizzat kendi devletleri onlara, “PKK güzeldir, hastır, ona boyun eğin.” diyordu. PKK’ya katılmayan Kürtler üst üste hayal kırıklığı yaşadı. Aşağılandı. Onların gözünde devlet, Kürt eşittir PKK, Kürt eşittir DEM (o tarihte adı neyse) diyor, öyle görüyor, öyle davranıyordu. Dolmabahçe’de kimle konuştular? Yerel halkın temsilcileri ile mi?</p>
<h2>Dahice slogan: Terörsüz Türkiye</h2>
<p>Bakınız, PKK, PKK yoksa DEM, katı disipline sahip “devrimci” bir örgüttür. “Reel sosyalizm” sizlere ömür olmamışken PKK’ya “Stalinist örgüt” denirdi. Düşmanları değil, kendilerinin de kabul ettiği bir etiketti bu. Birinci çözüm sürecinden hemen sonra, disiplinini, hâkimiyetini şehirlerin her köşesinde perçinlemek için tünel kazmaya başladı. O tüneller kazılırken halka nasıl davrandı dersiniz? Bir düşünün.</p>
<p>Hafızamda, gazetelerde yayımlanan bir fotoğraf var. Güneydoğu’da bir köyle, bir sivil, oy kullanılan binanın kapısına oturmuş, elinde tüfekle eşitlikçi demokrasi aşığı örgüt sandıklara tecavüz etmesin diye nöbet tutuyor.</p>
<p>Şimdi birinci fiyaskoyu hatırlatır diye “Çözüm” kelimesi kullanılmıyor. Hatta “süreç” bile başlangıçta yasaklıydı. “Terörsüz Türkiye”yi bulan dahi kimdir merak ediyorum. Acaba bu ifadeyi kaç günde ürettiler. Öyle bir şey diyeceksiniz ki tersini söylemek ayıp olacak. “Çözüm” öyleydi. Ne yani çözümsüzlük taraftarı mısınız? Terörsüz Türkiye! Ne yani, terör mü istiyorsunuz? Tamamdır. Bu işimizi görür. Troller de eleştirenlere rahat rahat küfreder: “Kandan beslenenler!”, “Terör seviciler!”</p>
<p>NE GÖRÜP İŞİTİYORUZ?</p>
<p>Adını ne koyarsanız koyun olan biten birincinin tıpkısı. Şimdi lütfen kendinizi, PKK’ya direnmiş, belki köyüyle, çevresiye birlikte koruculuk yapmış Kürtlerin yerine koyunuz. Onların gözüyle bakın. Onlar ne görüyor? Altı yıldır, “Oğlumu, kızımı PKK dağa kaldırdı; kurtarın onu” diye feryad eden Diyarbakır Anneleri ne görüyor? Ne işitiyor? Sizin görüp işittiğinizi: “Sayın Abdullah Öcalan”ı işitiyor. Daha vahimini, “Kurucu Önder Abdullah Öcalan”ı işitiyor. “Rojava’da statü aldık, burada da alacağız”ı işitiyor.</p>
<p>Meclis kürsüsünden, “Türkler katildir”i işitiyor. “Bizim sularımızdan elde ettiğiniz elektriği bize pahalı pahalı satıyorsunuz”u işitiyor. Meclis kürsüsünden bela okunduğunu ve meclis başkan vekilinin bunu tercüme etmesini işitiyor. İktidar, “Pazarlık yok.” derken, DEM’in “Ellerine 20 madde verdik. Tek tek yapsınlar, ondan sonra.” dediğini işitiyor.</p>
<p>Bu manzara karşısında hâkimiyet kimde gibi görünüyor? Kim suçluydu? Şimdi kim güçlü? Yoksa “Hem suçlu hem güçlü” sözümüz bu günler için mi söylenmiş.</p>
<p>Siz Kürtler: Ne oldu? Devleti tuttunuz, Türk Devleti’ne sahip çıktınız da ne oldu? Şehit oldunuz, gazi oldunuz da ne oldu? O çok sevdiğiniz Türk Devleti sizi yarı yolda bıraktı mı? Bıraktı. Gelin bakalım. Gelin bizim kucağımıza. Bundan sonra belki hayvan güdersiniz. İzin verirsek!</p>
<p>İnşallah kasten değil ama aptallıktandır. Belki de ideologyadandır. Kürtler adım adım Türk Devleti’nden uzaklaştırılıp bir başka disipline, PKK’nın, DEM’in, Apo’nun, KCK’nın disiplinine, onun hâkimiyetine doğru itildi, teslim edildi. Hem de iki defa.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/">Kürt olsaydım</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kurt-olsaydim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oyları bölmeyin!</title>
		<link>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahri Çelebi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 19:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[iyii parti]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sinan oğan]]></category>
		<category><![CDATA[zafer partisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43208&#038;preview=true&#038;preview_id=43208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dört adaylı bu seçimin ilk turda bitmesi zor görünüyor. İkinci tura kalmasının da Erdoğan lehine olacağı söyleniyor. Bu bağlamda Sinan Oğan ve Muharrem İnce destekçilerine “Oyları bölüyorsunuz.” suçlaması yapılıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/">Oyları bölmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&amp;linkname=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Foylari-bolmeyin%2F&#038;title=Oylar%C4%B1%20b%C3%B6lmeyin%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/" data-a2a-title="Oyları bölmeyin!"></a></p><p>Ülkemizin geleceği için kritik bir seçimin eşiğindeyiz. 20 yıllık tek parti rejimi, son 5 yılda tek adam rejimine evrildi. Bu süreçte ülkemizin yaşadığı buhranları yazmaya bu satırlar yetmez. Hafıza tazelemek isteyenler, bu dönemi yakından izleyen ve Türkiye’ye çizilmek istenen yol haritasını detaylıca anlatan Millî Düşünce Merkezi Genel Başkanı Hakan Paksoy’un “Türkiye’nin Rotası” kitabını okuyabilirler.</p>
<p>Son 5 yıldır, özellikle kaçak sığınmacıların yarattığı ortam ve ekonomik kriz, diğer sorunları çok da önemsemeyen vatandaşlarımızın bile dikkatini çekmeye başladı. Rastgele izleyeceğiniz siyasi içerikli bir sokak röportajında bunu görebilirsiniz. O kadar ki bu röportajların neredeyse hepsinde mevcut koşullardan şikâyetçi olan iktidar seçmenlerini görmek mümkün. Ancak, yine de kurtarıcı olarak bu duruma sebep olan kişi ve kadroları görüyorlar. Yani ülkemizin durumundan fanatikler ve zenginliklerini iktidar destekçiliğine borçlu olanlar dışında herkes şikâyetçi.</p>
<h2>Muhalefet</h2>
<p>Toplumun büyük bir kesiminin yönetimden şikâyet ettiği bir ortamda muhaliflerin avantajlı olduğunu söylemek mümkün. Peki ama gerçekten öyle mi?</p>
<p>Muhalefet olarak İYİ Parti, CHP, Demokrat Parti ve Saadet Partisinin 2018 seçimlerinde oluşturdukları Millet İttifakı, 2022’de Gelecek ve DEVA Partilerini de içine alarak genişledi! Bu iki partinin genel başkanlarının, ülkemizin geldiği durumun aktörlerinden olduğunu bir kenara koyarsak, oy oranlarına bakıldığında ne kadar genişlediği de tartışılır. Yine de bir muhalefet bloğu oluşturduğu için bu ittifakın avantajı su götürmez bir gerçek… Aslında “Gerçekti.” demeliyiz. Çünkü günden güne bu avantajlı konumlarını nasıl kötüye kullandıklarını gördük. Bu sırada muhalefet açısından yeni bir gelişme de Zafer Partisinin kuruluşu oldu. Ana akım medyada yer alamasa da tartışma programlarında görevli konuşmacılar tarafından yok sayılsa da özellikle göç politikalarında iktidara ve muhalefete söylem değiştirtmeyi başardı.</p>
<h2>Azami müşterek</h2>
<p>Yaklaşık bir yıldır müzakereler sürdüren Millet İttifakının bu avantajını kullanması aslında çok kolaydı: Azami müşterekte birleşerek, kazanabilecek bir cumhurbaşkanı adayı belirlemek. Peki kim olmalıydı? Bu da çok basitti; kamuoyu yoklamalarında sürekli önde çıkan bir kişi. Tabii siyaset meydanında; kişisel hırslar, koltuk ve yetki dağılımı, rant paylaşımı, AB ve ABD ile yapılan bazı planların devamlılığı vs. birçok değişken devreye girdiğinde bu basit durum karmaşıklaştı. Sonunda beklenen aday açıklandığında muhalefetin bu avantajını kullanmaktaki isteksizliğini anladık. Çünkü aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu, yapılan anketlerde tek kaybeden ya da zorla kazanan kişiydi. Üstelik iktidarın gazeteci ve televizyoncuları bir süredir, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hak ettiğini, iyi ve güçlü bir lider olduğunu anlatıyordu. İktidar rakibini belirlemeye çalışıyordu yani. Ancak İYİ Parti, seçimi kazanmaya istekli olduğunu Meral Akşener’in ittifaktan ayrılma sinyali veren açıklamalarıyla gösterdi. İYİ Parti’de kalan milliyetçiler, <em>Bozkurtların Ölümü</em> romanından iktibas “Kurt Kaya elini çöz!” sloganıyla bu açıklamalara destek verdi. Ama Kurt Kaya elini çözmedi! Neticede <em>ölümle sıtma arasında</em> <em>bir tercihe zorlanarak kıskaca alınan </em>İYİ Parti, bazı isteklerini kabul ettirerek sıtmayı tercih etmek zorunda kaldı. Kalan milliyetçilerin bir kısmı daha partiden ayrıldı. Sonuçta doğru bir adayla, kazanılma ihtimali yüksek olan bir seçim tehlikeye atıldı. Oysa İYİ Parti bu çıkışını daha önce yapsaydı belki de iktidardan şikâyetçi AKP seçmeninin de Erdoğan’a oy vermek istemeyen MHP seçmeninin de oyunu alabilirdi. Ama işte siyaset meydanı… Tabii bunlar bir tahmin, belki de hepsi fuzuli. Ama ortada gerçekler var.</p>
<h2>Muhalefete mi muhalefet?</h2>
<p>Bu arada Zafer Partisi ne yaptı? Cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecinin en başından beri açık ara kazanma ihtimali en yüksek aday lehine söylemlerde bulundu. Aday gösterilmesi hâlinde hiçbir talepte bulunmadan destekleyeceklerini beyan etti. Bu adaylığa millî bir görev vasfı yükledi. Zaten Erdoğan karşısında kazanacak adaya oy vermek, birçok Türk milliyetçisi için millî bir görev olarak algılanıyor. Kılıçdaroğlu aday olursa da belli şartlar sağlandıktan sonra destekleyeceklerini açıkladı. Neydi bu şartlar: FETÖ, PKK uzantılarının ve kritik görevlerde bulunmuş eski AKP’lilerin uzaklaştırılması ve 1921 değil 1924 anayasasına atıf yapılması. Bu şartların hiçbiri karşılanmayınca “ölüme de sıtmaya da razı değiliz.” diyerek Sinan Oğan’ı aday gösterdi. Şöyle bir bakınca siyaset meydanında pek sık rastlamadığımız bir tutarlılık görüyoruz.  Yalnızca muhalefete muhalefet ediyor eleştirilerinin de söylemlerini takip ederek haklılık payı var mı yok mu görülebilir.</p>
<h2>İlk turda bitmezse&#8230;</h2>
<p>Sonuç olarak, dört adaylı bu seçimin ilk turda bitmesi zor görünüyor. İkinci tura kalmasının da Erdoğan lehine olacağı söyleniyor. Bu bağlamda Sinan Oğan ve Muharrem İnce destekçilerine “Oyları bölüyorsunuz.” suçlaması yapılıyor. Evet böyle önemli bir seçimde muhalefet oylarının bölünmemesi iyi olur. Ama burada sorumluluğu seçmene atmak doğru mu? Ayrıca Sinan Oğan’ın Millet İttifakından ziyade Cumhur İttifakı bileşenlerinden oy alma ihtimali daha fazladır. Sinan Ateş olayına ve Hizbullah Terör Örgütünün siyasi kanadıyla ittifak yapılmasına karşı çıkan ama Kılıçdaroğlu’na eli gitmeyecek MHP seçmeninin oyunu almayacağını kim söyleyebilir.</p>
<p>Muhalefet içinde şimdiki düzenin sorumluları, temsil kabiliyeti sıfıra yakın partiler, ılımlı şeriatçılar, PKK’nın siyasi uzantısı HDP, Atatürk ve cumhuriyet düşmanları vs. Kısacası devletin kurucu fikrinin savunucusu Türk milliyetçileri dışında kim varsa hepsinin hassasiyetleri gözetildi. Üstelik Türk milliyetçilerinin beklentileri yalnızca, devletin kurucu ve temel vasıfları ile ilgiliydi. Dolayısıyla bu seçmenlerin, insan psikolojisi gereği kendi içlerinden çıkan birine yönelmeleri kadar doğal bir sonuç yoktur.</p>
<p>Seçim ikinci tura kalırsa muhalefet bloğu, Türk milliyetçilerinin devletin kurucu ve temel vasıflarıyla ilgili beklentilerini dikkate almak zorunda kalır. Tabii eğer gerçekten düzenin değişmesini istiyorlarsa…</p>
<p>Son zamanlarda ve bu yazıyı yazarken aklımda sürekli bir Osman Öztunç şarkısı çalıyordu:</p>
<p><em>Namert sofralarda aşlar devrilsin</em></p>
<p><em>Temeller duvarlar taşlar devrilsin</em></p>
<p><em>Siyaset meydanında başlar devrilsin</em></p>
<p><em>Kahrolsun devran&#8230;  </em></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/">Oyları bölmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/oylari-bolmeyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKP&#8217;lileşen ülkücüler</title>
		<link>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[aday]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43188&#038;preview=true&#038;preview_id=43188</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Adayımızı bulduk.” diyenlere de sözüm var. Büyük resim ortadadır. Seçimi kazanmayacağı açık olan bir adayla yarışa girmek demek, Türkiye’yi felakete sürükleyecek olan büyük resimdeki iş birlikçilere hizmet etmek demektir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/">AKP&#8217;lileşen ülkücüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&amp;linkname=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fakplilesen-ulkuculer%2F&#038;title=AKP%E2%80%99lile%C5%9Fen%20%C3%BClk%C3%BCc%C3%BCler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/" data-a2a-title="AKP’lileşen ülkücüler"></a></p><p>Öncelikle “<b>Biz neden iktidar olamıyoruz? Niçin bizim cumhurbaşkanı adayımız yok?</b>” diye hayıflanan ülkücüleri anlayamadığımı belirtmeliyim. On parçaya bölünmüş, oraya buraya dağılmış bir yapı iktidar olabilir mi?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu hayıflanmaları her hâlde psikolojik bir durum olarak görmek gerekiyor. Geçmişi özlemle hatırlama, geçmişte takılıp kalma psikolojisi. Oysa her dönemin kendi şartları vardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parçalardan bir bölümünün “</span><b>Nihayet bizim de bir adayımız oldu.</b><span style="font-weight: 400;">” diye sevinmelerini de anlamıyorum. Sanki bizim adayımız dedikleri kişi seçilecekmiş gibi. Seçileceğine inananların hesabı kitabı çok zayıf olmalı. Seçilemeyeceğini bile bile destekleyenler ise kendilerini tatmin ediyor olmalılar.  </span></p>
<p><b>Yapı, AKP’lileşmeyle parçalanmaya başladı. Bir bölüm ülkücü fiilen AKP’lileşti, bir bölümü de zihniyet olarak AKP’lileşti. Kendilerini ana parça kabul edenler de AKP’ye eklemlendi. </b></p>
<p><b>Oysa AKP’lileşmek demek, milliyetçiliği ayaklar altına alan zihniyetle aynı olmak demektir. Dolayısıyla milliyetçilikten vazgeçmek demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, “Türküm, doğruyum” diye başlayan andımızı okullarımızdan kaldıranlarla bir olmak demektir. Dolayısıyla Türküm diye gurur duymaktan vazgeçmek demektir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, Oslo’da PKK ile görüşmeyi, Habur’da kurulan sınır mahkemelerinde PKK’lıları affetmeyi, Diyarbakır meydanında Öcalan’ın nutkunu okutmayı,  PYD lideri Salih Müslim’i kırmızı halılarla karşılamayı, Suriye’deki PYD’ye yardım etsinler diye Barzani’nin peşmergelerini topraklarımızdan geçirmeyi kabul etmek demektir. </span><b>Dolayısıyla çözüm politikasının bütün günahlarına ortak olmak, bu politika sonucu şehit olan insanlarımızın vebalini taşımak demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP’lileşmek demek, Fethullah’la aynı menzile yürüdüklerini söyleyen yapıya katılmak, Ergenekon ve balyoz davalarıyla Türk ordusunu tasfiye etmeye çalışan yapıya dâhil olmak, her istediğini Fethullah’a vermenin sonunda yüzlerce insanımızın şehitliğine yol açan uğursuz darbe girişimine yol açanlarla aynı yolda yürümek demektir. </span><b>Dolayısıyla Cumhuriyet değerlerini, Atatürk’ün Türklük vurgusunu ortadan kaldırmak isteyenlerle bir ve beraber olmak demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük resim budur. Bugünün manzarası budur. Ülkücüler böyle bir yapının içinde yer almamalıdırlar. Eğer bu yapıyla kendilerini benzer kabul ediyorlarsa milliyetçi olduklarını iddia etmemelidirler. Hâlâ milliyetçilik iddiasında iseler kendilerini kandırıyorlar demektir. Yahut da milliyetçilik kavramına başka anlamlar yüklemişler demektir. </span></p>
<p><b>“Adayımızı bulduk.” diyenlere de sözüm var. Büyük resim ortadadır. Seçimi kazanmayacağı açık olan bir adayla yarışa girmek demek, Türkiye’yi felakete sürükleyecek olan büyük resimdeki iş birlikçilere hizmet etmek demektir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki arada sıkıştırılmak, dayatmalara maruz kalmak, bize şöyle davrandılar, böyle davrandılar demek… Bunların hiçbiri mazeret değildir. Türkiye’nin geleceğinin söz konusu olduğu büyük manzara karşısında “sen, ben, bizim adamımız” gibi küçüklüklerin yeri yoktur. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/">AKP&#8217;lileşen ülkücüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/akplilesen-ulkuculer/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzerine alanın&#8230;</title>
		<link>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43155&#038;preview=true&#038;preview_id=43155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazıyı okumaya başlamadan önce nefretinizi kapının önünde çıkarıp, ülkünüzü ve sabrınızı kuşanınız; zira yolumuz uzun, mücadelemiz pek çetindir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/">Üzerine alanın&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&amp;linkname=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fuzerine-alanin%2F&#038;title=%C3%9Czerine%20alan%C4%B1n%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/" data-a2a-title="Üzerine alanın…"></a></p><p>Yazılı basın yoluyla sizlere seslendiğim için gözlerinizi kapatıp düşünün diyemiyorum. Ama siz, zihninizi dış etkenlerden uzak tutup düşüncelerinizi serbest bırakabilirsiniz. Onlar doğru yolu bulacaktır.</p>
<p>Gönül isterdi ki, tozpembe hayaller kurduracak bir yazı yazayım. Gençliğimizin, hayallerimizin hasat edildiği şu ortamlarda ne mümkün! O yüzden yaşadığımız buhranın küçük bir aksisedası olsun diye yazıyorum. Ateşle sınanmış bir neslin, ateşle sınanan çilekeş torunlarının elinden başka bir şey de gelmiyor maalesef. Hayatın içinden geçip dibine vuruşlarımız; tam yükseliyoruz derken tepe üstü çakılışlarımız; daha beteri olamaz dediğimiz yerde iddialarımızdan vurulduğumuz buz gibi gerçekler, kor gibi acılar var kucağımızda.</p>
<p>&#8220;Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanla çevrili güzel ülkemiz&#8221; güzellemesini izin verirseniz bir kez de ben kullanayım. Dört tarafımızı da geçtim artık sağ gözümüzün sol gözümüze, sol kolumuzun sağ kolumuza düşman olduğu; kör bir nefretin hâkimiyet kurduğu bu dönemde nefretten sıyrılmak ne kadar kolay bilmiyorum.</p>
<p>“Memleketimin yarısı hâlâ yasta, geri kalanının yarısı her daim keyifte, diğer yarısı da aklî dengesini korumakta zorlanırken &#8220;ülkü&#8221; gibi büyük bir kavramdan söz etmenin sırası mı?” der misiniz? Demeyin ne olur. Çünkü akıl sağlığını korumaya çalışan o güruhu ayakta tutacak şey o olacak.</p>
<p>Zirveye tırmanırken&#8221;<em>ilke</em>&#8220;lerini dağın eteklerinde bırakanlar ve oturdukları koltuktan (haşa) Allah&#8217;ın emriymiş gibi kalkmayı kabul etmeyenleri gördükçe zihnime o ilkeler ve ülküler birer diken olup batıyor, uzun zamandır. Sadece benim zihnime mi batıyor, bu kör kuyuda sadece ben mi debelenip duruyorum derken sesler duyuyorum; ilke ve ülkü sahiplerinden. Kimi zaman gür, kimi zaman fısıltı hâlinde…</p>
<p>Önceliği her daim vatanın bütünlüğü ve milletin birliği olanlar, yıllardır türlü maskelerle kandırılmaya çalışılıyor. Çoğunlukla kendilerinden görünenler tarafından. Aralara serpiştirilen nifak tohumları yer yer filiz verip; aynı ülküde buluşanları ayrı yollara sürükleyebiliyor.</p>
<p>Derleyici, toparlayıcı olması gereken bu ruhun bunalımları, kendi içinde büyüttüğü kavgalar görünür/görünmez düşmanlara el ovuştururken, bize de bu yangın yerinde beyhude zaman ve enerji kaybettiriyor.</p>
<p>Bizler ki birleşecek azami sayıda ortak özelliğimiz varken, bir bakıyoruz asgarî müşterekte bile birleşemiyoruz. Bunun adına düşünce özgürlüğü diyebilirsiniz elbette, olağan zamanlarda kabul görür bir ifade olabilir. Ya olağanüstü hâllerde? O zaman da mı &#8220;Ama onun …&#8221; ile başlayan cümleler kurup mükemmeli arayacağız?</p>
<p>Siyaset matematiğinde 2+2&#8217;nin 4 etmediğini, insan gibi karmaşık bir faktörün bulunduğu her durumda, öngörüyü gerçekten saptıran birçok etken olduğunu hesaba katmıyor muyuz? (Siyaset uzmanı değilim. Hatta bir önceki yazımda belirttiğim gibi hiçbir şeyin uzmanı da değilim. Bir siyaset uzmanı aksini iddia ederse belki ikna olabilirim.)</p>
<p>Gördüğüm o ki düşman dediklerimiz bile birbirimizle uğraştığımız kadar bizimle uğraşmıyor.</p>
<p>O zaman derdimiz ne? Bugüne kadarki duruşumuzu ülkümüz ve ilkelerimiz belirlemedi mi? Kırmızı çizgilerimizi hangi ikbal derdi sildi? Hepimizin ülküsü, ilkesi farklı mıydı ki bu kadar ayrı yollara saptık?</p>
<p>Ya gerçekten hiçbir şey öğrenemedik ya da bildiğimiz her şeyi unuttuk. Silik, bulanık bir hafızayla gün dolduruyoruz. Bugünü kurtarırsak kâr sayıyor, geleceğe dair hiç hesap yapmıyoruz. Hani bir laf var ya yuvarlanıp gidiyoruz diye. Tam olarak öyle; ya yuvarlanıp gidiyoruz ya da kuru yapraklar gibi savruluyoruz.</p>
<p>İslam&#8217;da teslimiyet Allah&#8217;a diye öğrendik ama biz önce çaresizliğe, sonra kadere, sonra da rahmetli Akif&#8217;in dediği gibi yeise teslim oluyoruz. Bazen de iki elimizi önümüzde bağlayıp erk sahibine teslim oluyoruz. Celladımız yağlı urganı gösterirken sehpaya kendimiz çıkmayı gurur sayıyoruz.</p>
<p>Kurtuluşu kendimizde gördüğümden çuvaldızı kendimize batırayım dedim bu sefer. Zülfü yare dokunup rahatınızı bozduysam affola.</p>
<p>Umutla kalınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/uzerine-alanin/">Üzerine alanın&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/uzerine-alanin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu dil dil değil</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Sandık]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[Seçmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42449&#038;preview=true&#038;preview_id=42449</guid>

					<description><![CDATA[<p>Devlet, birlik için çalışır. Devletin başına geçenler o birlik dilini titizlikle korurlar. Hangi kavramları nerede ve nasıl kullanacakları yerleşik nizama göre bellidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/">Bu dil dil değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&amp;linkname=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-dil-dil-degil%2F&#038;title=Bu%20dil%20dil%20de%C4%9Fil" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/" data-a2a-title="Bu dil dil değil"></a></p><p>Gün yirmi dört saat <i>Kürt</i> ve <i>Kürt siyaseti</i>, hele hele <i>Kürt seçmen</i> dediğiniz anda ayrışma, kamplaşma kaçınılmazdır. Öyle bir yere gelinir ki &#8220;<i>Kürtler bizim kardeşimizdir..&#8221;</i> demek de bölücü bir dile yardım eder hale dönüşür. Dikkat edin, <b>Meral Hanım</b>&#8216;ın HDP&#8217;ye sert tavrını dengelemek için savunma refleksiyle bu sözü sıkça etmesi böyle bir psikolojiyi tetikler mahiyetteydi. Son Diyarbakır konuşmasında bu sefer diğer uca geçer gibi göründü. Demek ki kafalar net değil. Kavramları eğip bükerek konuşuyoruz. Affedersiniz, “<i>karından konuşma</i>” dedikleri ikiyüzlü dil içimizi yara yara ilerliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal psikolojiyi ihmal edemezsiniz. Her gün bu dille konuşulunca, sade vatandaş da demek ki bir keskin fark ve ayrılık var demeye başlar. Kendisini o etnisiteden bilenlerin veya onlardan olmayanların kafası büsbütün karışır. Bunu yıllarca hiç durmadan yaparsanız varılacak yer bellidir. Kafalarda, gönüllerde birlik harcı dağılır, ayrılık-gayrılık kompartımanları oluşur. </span><i><span style="font-weight: 400;">Öteki</span></i><span style="font-weight: 400;">ne karşı devamlı bir savunma halini besleyen o farklılık psikolojisi yerleşir. Dahasını demeyeyim.</span></p>
<h2><b>Herkes Fransız, herkes Alman</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın oturmuş ülkelerinde böyle bir durum kabul edilemez. Mesela, Fransa&#8217;da, çoğu Mağripli altı milyon Müslüman var. Yüzde ona(%10) karşılık gelen büyük bir nüfustur. Hepsi de </span><i><span style="font-weight: 400;">Fransızım</span></i><span style="font-weight: 400;"> der. Alt kimlik siyasetine girmezler, giremezler. Almanya&#8217;da durum daha keskin şekilde böyledir. Bizimkiler gibi, sabah-akşam, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Burada şunlar şunlar yaşıyor”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyeni ve millî kimliğe eş gibi ananı duyamazsınız. O alt kimlikler yaşanır ve yeri geldiğinde siyasetçi de adını edebilir. O kadardır. </span></p>
<p><b>Cemal Öztaş</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ın, Feyst&#8217;te şöyle bir paylaşımı olmuştu: &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">30 yıldır Almanya&#8217;da yaşıyorum. Hiç bir Alman siyasetçi çıkıp da, ‘Biz bu Devleti Şıvaben&#8217;i, Ostfrize’si, Zaksen’i, Bayer&#8217;lisi.. Alman&#8217;ı ile birlikte kurduk&#8230;’ demedi, demez de&#8230;&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> Evet, o ayrıştırma diline itibar edilmek şöyle dursun, o yola girenler mahkûm edilir. Kimse Alman üst kimliğini zedeleyecek bir hareketi aklından geçirmez. Bizde birliği temsil edecek konumdaki </span><b>Tayyip Bey</b><span style="font-weight: 400;"> başta, </span><b>Kılıçdaroğlu</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;na, </span><b>Bahçeli</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;ye, son zamanlarda bu dile zorlanan </span><b>Meral Akşener</b><span style="font-weight: 400;">&#8216;e, diğerlerine, konuşanlara-yazanlara, hepimize bu gerçeği hatırlatmak isterim.</span></p>
<h2><b>Ne siyaseti?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda çok duyduğumuz isimlendirmeler var. Söylemiştim, &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt siyaseti böyledir. Kürtler buna razı olmazlar. Kürt seçmen bunu kabul etmez..&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> ve benzeri cümleler gün yirmi dört saat kulaklarımıza çakılıyor. Bu sözler devamlı edilirken, niçin birbirimize şüpheyle bakıyor, sevmiyor, güvenmiyoruz sorusuna başka sebep ve cevap aramaya gerek yoktur. Devamlı patlatılan bu dinamitle darmadağın oluşumuza şaşılmaz. Bilesiniz ki bundan daha büyük bölücülük yoktur. Türkiye böyle ayrıştırılır, bölünür, kavgaya hazır hale getirilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet, birlik için çalışır. Devletin başına geçenler o birlik dilini titizlikle korurlar. Hangi kavramları nerede ve nasıl kullanacakları yerleşik nizama göre bellidir. O mekanizma başa geçenlere bunları öğretir. Taç giyen baş böyle akıllanır. Akıllanmaz ve burada şu kadar etnik vesair kimlikli topluluklar yaşıyor demeyi politika haline getirirseniz, ayrışma-ayrıştırma kapısını ardına kadar açarsınız. Zaten fırsat kollayan etnikçi ve sözüm ona liberal sol gruplar, “</span><i><span style="font-weight: 400;">halklarımız”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demeye başlar. Ülkenizde adında “</span><i><span style="font-weight: 400;">halklar</span></i><span style="font-weight: 400;">” geçen bir parti varsa bu alan zaten alabildiğine genişler. Yanına diğer etnik vesair ayrıştırmaları eklemek artık kolaydır. Herkes birbirine bu farklılık ve ayrılık düşüncesiyle bakmaya başlar. Çıkmaza girersiniz. Nitekim gidiş orayadır.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h2 style="text-align: left;"><b>Bir olacağız da böyle mi?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Birlik mesajı bunları kullanmamakla verilir. Aynı gemideysek bir olacağız. Şu seçmen bu seçmen ayrımı birliği dinamitler. Olanı görmek ve açıkça söylemek görevdir: Bugün bizimkilerin bu tabirleri bile isteye kullandıkları açıktır. Olacak iş değildir. Çözülme getirir. Söylemiştim, kullananlar ne yaptıklarını biliyorlar. Problem buna itiraz etmeyenlerdedir. İtiraz bir yana aynı dille konuşanlardadır. Bilesiniz ki itiraz etmeyenler de, devletten milletten habersiz hale gelmiş kimselerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanunlar önünde hepimiz biriz, hepimiz Türküz.  Kürt vesair kimlikler Türkiye’de alt kimliktir. Fransa’da, Almanya’da da Türklük alt kimliktir. Bir farkı da söylemem gerek:  Başka ülkelerdeki Türk kimliğini yukarda tutan bir Türkiye gibi büyük bir devlet ve Türk Dünyası var. Bu da hissedilir ve yaşanır. Yine diyeceğim o ki, alt kimlikleri üst kimlik haline getirmek çatışma sebebidir. Bunları söylemek Kürtlüğü veya diğer aidiyetleri inkâr demek değildir. Üzerinde birleştiğimiz kuruluş ilkelerinin, kanun ve kuralların işaret ettiği o tek devletin vazgeçilmez kabulüdür. Birliğin, huzurun ve devlet olmanın gereğidir.</span></p>
<h2><b>Birlik aşındı</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdiki yöneticiler, ilk yıllardan beri bunu bilmediler. Hatta körükledirler. Türkiye böyle böyle bu tabirlere ısındırıldı. Seçmene “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;">” deme garabetine kadar böyle gelindi. Yine söyleyeceğim, tersten düşünüp, şu seçmen bu seçmen ve onların diliyle </span><i><span style="font-weight: 400;">Türk seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;"> demenin bu ayrımcılıkta ne manaya geleceğini düşündüren çıkmadı. Seçmen seçmendir kardeşim. Aynı oyu veriyoruz. Kime verdiğimiz ayrı meseledir. Anlamak ve anlatmak gerektiğinde </span><i><span style="font-weight: 400;">&#8220;İç Anadolu seçmeni şu temayülde, Doğu Anadolu&#8217;da ağırlık şöyle.. &#8220;</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyebilirsiniz. Hatırlayın, on yıl önceki açılım yıllarında ne Dersim kalmıştı, ne soykırım, ne doğudaki aslı Türk Kürtlere güya ne zulümler ettiğimiz. İşte bu levha onların devamıdır. Daha eskidir ama böyle cılız hamlelerle semirtilerek hortlatılan bir cehalettir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gün yirmi dört saat </span><b>Kürt seçmen</b><span style="font-weight: 400;"> diye diye beyin yıkıyorlar. Yaptıklarının ne manaya geldiğini tartışan da pek çıkmıyor. Millet ve milliyetçilik uzmanı </span><b>İskender Öksüz</b><span style="font-weight: 400;">’e göre bu düpedüz ırkçılıktır ve suçtur. Sosyolojiyi geçtik, kanunen böyle bir tabir kullanmak mümkün değildir.  Yirmi yıl önce bu dilin bu kadar işlenmemiş ham örneklerini yalnız PKK&#8217;lılar, uzantısı parti ve destekçileri sözüm ona liberaller kullanırdı. Eski Türkiye&#8217;de devlet, bölücülüğün diline hassastı. Uygulayıcıların aynı dikkatte oldukları söylenemezdi. Şimdi bu hassasiyet aşındı.</span></p>
<h2><b>Yapılacak bellidir</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;"> İsimleri ve kavramları yerli yerinde kullanmaya dikkat edeceğiz. Bizi PKK, PYD, HDP bölemez. Gün boyu </span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt, Kürt siyaseti, Kürt seçmen, Kürtler.. </span></i><span style="font-weight: 400;">demek bizi kesinlikle böler. Bu tabirleri kullananlar bilseler de bilmeseler de onlara hizmet ediyorlar. Ve gafletleri aynıyla ihanettir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düşman işiyse o biziz. Biz bunları kullananlarız. Amerika, Rusya, varsa başka rakip veya düşman ülke bu tabirleri kullandırmak için trilyonlar harcar. Bu kadar isteyecekleri bir iştir. Kendi içlerinde yaptırmazlar. Amerika&#8217;da İspaniklere, Anglo-saksonlara, İtalyanlara, Almanlara veya başka bir etnisiteye göre konuşun da olacakları görün. Bu işler miting meydanlarında, mikrofonlarda yapılmaz, hoş görmezler. Elbette yaşar, yaşatılır. Bizdeki hemşehrilik sempatisine benzer durumlar gibi değerlendirilir. Bunu da yüksek sesle dillendirmezler. Vardır ama dillendirmezler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimlik ve alt kimlik siyaseti olmaz. Seçmen seçmendir. Geçen haftadan başlayarak ilk defa ve anlatmak için bu tabirleri kullanıyorum. Bir daha da inşallah kullanmam. Çünkü eleştirerek de olsa kullanmak ayrışmaya hizmettir. Bu dili bırakacağız. Arada o etnik durumu özellikle belirterek kullanmak gerekecek yerler olabilir. Hayır, başka bir ifade bulmalıyız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kim &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt seçmen</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; veya &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Kürtler</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; diye söze başlıyorsa bilse de bilmese de bize, birliğe-bütünlüğe hizmet etmiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Spot: Bizi PKK, PYD, HDP bölemez. Gün boyu </span><i><span style="font-weight: 400;">Kürt, Kürt siyaseti, Kürt seçmen, Kürtler.. </span></i><span style="font-weight: 400;">demek bizi kesinlikle böler. Bu tabirleri kullananlar bilseler de bilmeseler de onlara hizmet ediyorlar. Ve gafletleri aynıyla ihanettir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/">Bu dil dil değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-dil-dil-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title> “Susarsam sen mâtem et!”</title>
		<link>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[6lı masa]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[babacan]]></category>
		<category><![CDATA[baykar]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Egemenlik]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[iha]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[siha]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42369&#038;preview=true&#038;preview_id=42369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlerce, aylarca, yıllarca, "Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var.." diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&amp;linkname=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsusarsam-sen-matem-et%2F&#038;title=%C2%A0%E2%80%9CSusarsam%20sen%20m%C3%A2tem%20et%21%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/" data-a2a-title=" “Susarsam sen mâtem et!”"></a></p><p>Türk egemenliğine sistemli hücumun şifreleri halinde bir propaganda bombardımanı yürütülüyor. Onlar harıl harıl çalışırken biz seyrediyoruz. Açılım günlerinde devamlı konuşulan Anayasa’dan Türk ismini çıkarma ve egemenliği paylaşma-paylaştırma, Türkiye’yi parçalara bölme girişimi yeniden hortlatılıyor. Güya HDP tartışılırken, konuyu doğrudan doğruya buraya çeken malum eski-yeni tüfekler ekranları doldurdu. Çok yönlü hücumdalar. <em>Türk Edebiyatı</em> demeyelim, <em>Türkçe Edebiyat</em> diyelim diyenler de o fasıldan yine meydan aldılar. Kasıtları açıktır. Türkiye için <em>beka meselesi</em> arıyorsanız öncelikle bu egemenlik paylaşımı hareketidir.</p>
<h2><strong>Beyin yıkama</strong></h2>
<p>Biraz genişten alarak buraya gelmek resmi daha iyi görmeye yardım edebilir. Sistematik bir algı hareketi, yeniden, planlı-programlı bir iletişim stratejisine bağlı olarak uygulanıyor. <em>Algı yönetimi</em> demek yetmeyecek durumlar yaşıyoruz. Eskiden totaliter ideolojilerin <em>beyin yıkama usulleri</em>nden bahsedilirdi. İşte o, yeni zamanların iletişim araçlarıyla dört taraftan değil, eskilerin dediği gibi şeş cihetten (altı taraftan) yapılıyor. Bu o kadar ileri götürülüyor ki, her gün devam ettirilen suçlamalara karşılık verilmeye verilmeye o yalanlar doğru gibi algılanıyor. Bu sürecin sonunda bazı dokunulmazlık alanları oluşuyor. Zihinler kıskıvrak bağlanıyor.</p>
<p>Dinden hareketle günlük hayatımızla ilişkilendirildiği halde yasak ilan edilen alanları ve uydurmalar hakkında konuşamayışımızı bu sütunlarda haftalarca yazdım. Din bir paravan ve maksat başka. Oradan kurulan tuzaklarla iş ve siyaset alanlarında tabularla yol alır hale geliyoruz. Eleştirilmeye eleştirilmeye öyle bir yere geliniyor ki birisi ne yapsa sorgul(a)namıyor. Yakınları ve işaret ettiği herkes ve her durum için de derece derece bu dokunulmazlık zırhı geçerli hale geliyor. Ona ve adamlarına dokunulamıyor. Hep söylüyoruz, kanunlar kurallar varsa bunlar olacak işler değil. Kamuoyunda, medyada da bunların doğruluğu- yanlışlığı sağlıklı konuşulamıyor, tartışılamıyor. Yakın zamana kadar “<em>Dokunma yanarsın!”</em> deniyordu; şimdi onu da aşan bir kilit var. Düşünceyi boğan, beterin beteri bir oto sansürle birleşerek el kol bağlayan da o.</p>
<p>Nemelazımcılıkla geldiğimiz yer dehşettir. Bunu göreceğiz. Vazgeçilmez bir aydın görevini hatırlatıyorum. Günlük siyasetin dar sokaklarına girmeden siyasetten bahsediyorum. Siyaset kültürü ve hayatımıza yansımaları üzerinde değerlendirmelerde bulunmak, doğrudan doğruya ilim- kültür-sanat adamlarının işidir. Onlar konuşmazsa kantarın topuzu kaçar. Nitekim kaçmıştır. Hep beraber yaşadıklarımıza farklı yerlerden bakan, farklı düşünenlerin sesi çıkmazsa fenadır. <em>Mehmed Emin </em>Bey’in , “<em>Şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir</em>” dediği bu suskunluktur. Kültür adamları için(kültür insanları denmesine alışmayacağım) görüneni göstermek, çektikleri zihin ve gönül sancılarının kaçınılmaz sonucudur. Ancak meselesi olanların, memleket derdiyle içi yananların anlayacağı bir durumdur. Biz, şu parti bu parti, o grup bu grup demeden o sancıyla denecekleri deriz.</p>
<h2><strong>Konuşulmuyor</strong></h2>
<p>Diyeceğim o ki, zincirleme yanlış(lık)ların bizi getirdiği yer bu kadar açıkken konuşulamıyor. Cuma günü<em> İsmail Küçükkaya</em>’nın programında <em>Aytun Çıray</em> vardı. Siyasetçi ve bürokrat sıfatlarıyla düzgün bir insan bilinir. Uzaktan benim de böyle gördüğüm bir devlet adamıdır. Ekranda görünce dinlemek istedim. Dediğim algıyı aşan peşin kabulün bir örneğine <em>İsmail Küçükkaya</em> gibi objektifliği ağır basan bir gazeteci bile kapılmış göründü. <em>“Ali Babacan’ın Baykar’ı eleştirmesine ben karşıyım. O bizim millî övüncümüzdür.”</em> mealinde sözler etti. İyi ki <em>Aytun Bey</em> doğru yerden girdi: <em>”Babacan, imkânların bir yere akıtılmasını-aktarılmasını ve rekabetin engellenmesini kastetti”</em> dedi.</p>
<p>Evet, konuşulacak mesele bu çoğu yanlış, kurulmuş senaryolara bağlı propagandalarla gelen peşin kabullerdir ve yıkıcı etkisi kesindir. 1985 yılında Savunma Sanayii Başkanlığını kuran ve sekiz yıl yöneten <em>Vahit Erdem</em> Bey’in hatıra kitabını yayına hazırladığım ve dostum <em>Turgay Bostan</em>’ın yaptığı altı bölümlük Türk Havacılığının Yüzüncü Yılı belgeselinin metinlerini yazdığım için biliyorum: Türkiye’de <em>Baykar</em>’dan önce onlarca firma vardı. <em>Baykar</em> yirmi yıl önce küçük bir atölye halindeydi, sermayesi de yoktu, imkânları da. Sonra nasıl ilerlediği açıktır, konuşulur. <em>Vahit Bey</em>’in hatıratında da var.</p>
<p>1930’lara, uçak yapıp sattığımız yıllara kadar gitmiyorum, devletin savunma sanayiinde neredeyse altmış yılı aşan bir yeni zamanlar tecrübesi var. Onlarca devlet ve özel firmamız var. <em>İha</em> ve <em>Siha</em>ları ilk yapan ve en yüksek seviyeyi temsil eden <em>Tusaş</em> gibi, teknolojik destek veren <em>Aselsan, Havelsan, Roketsan</em> gibi devlet firmalarımız lokomotif kurum ve kuruluşlardır. Bu firmalar yirmi yıl önce de, kırk yıl önce de büyüktü. Bunları anmadan, varsa yoksa <em>Baykar </em>derseniz kaç türlü problemi ateşlersiniz. Arkasından savunma sanayiinde <em>“Yüzde yetmiş kendimize yetiyoruz” </em>balonunu uçurursanız memlekete iyilik etmezsiniz. Özürle söylüyorum, yalan yanlış işleri göklere çıkararak daha nereye kadar batacağız?</p>
<h2><strong>Bir başka beyin yıkama</strong></h2>
<p>Alt kimlikler elbette önemlidir. İnkârını geçtik, küçümsenmesi bile düşünülemez. Etnik aidiyetler de, meslekî ve kadın-erkek olmak gibi cinsî mensubiyetler de böyledir. Övünülür, el üstünde tutulur. Fakat hiçbiri hepimiz için üst kimlikle bir tutulmaz. Hiçbiri ortak kimliğin eşiti değildir. Üst kimliğin ortağı yoktur. Toplumun harcıdır, tutkalıdır. Oraya hücum ancak dışardan gelir. Evet, zayıf noktanıza vururlar.</p>
<p>Bu topraklarda yaşayan herkes, vatandaş ise <em>Türk</em>tür. Fransa&#8217;da her vatandaşın <em>Fransız</em>, Almanya&#8217;da <em>Alman</em>, İtalya&#8217;da <em>İtalyan</em> olduğu gibi. Hatta 50 devletli Amerika&#8217;da <em>Amerikan</em> olduğu gibi. Kimlik şüphesi ve zaafı yaratırsanız toplumu bir arada tutmak zorlaşır. Hücum, kalp mesabesindeki Türk kimliğinedir. Kim ki alt kimlikler üzerinden konuşuyor ve onu üst kimlikle yarıştırıyor, çatıştırıyor, gafilse uyandırılmalıdır. Uyanmıyorsa Türkiye&#8217;nin hayrına çalışan biri olmadığına kesinlikle hükmedebilirsiniz. Kim ki yerli yersiz , &#8220;<em>Bu ülkede şunlar.. şunlar yaşıyor&#8230;&#8221;</em> diyorsa ya cahildir, ya gafildir, ya da bilerek-bilmeyerek düşmana çalışan bir köstebek veya yancısıdır.</p>
<p>Günlerce, aylarca, yıllarca,<em> &#8220;Türkiye bir mozaiktir.. 36 etnik grup var..&#8221;</em> diyenlere iyi bakmak lazımdır. Kimlik krizi yaratmaya çalışan ve bozgun havası goygoyuna giren onlardır. Ayrıştıran onlardır. Bölenler onlardır. Asla Türkiye&#8217;ye çalışmıyorlar. Ünvanları ne olursa olsun, Türk&#8217;ten ve Türkiye&#8217;den yana değillerdir. İsterlerse milliyetçiyiz desinler. Türkiye bu bölücülüğü bir an önce bitirmelidir. Bütün partilerden ilk bekleyeceğimiz budur. Özellikle HDP ve PKK&#8217;dan dolayı girişilen bölücülük dili herkesi sardığı için bunları tekrar hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.</p>
<h2><strong> </strong><strong>“Seçmen” ortak sıfat</strong></h2>
<p>HDP&#8217;yi eleştirecek veya savunacaklar bir parti hakkında konuştuklarını bilecekler. Etnik köken vurgusu üzerinden konuşmak ayrışmayı ve ayrıştırmayı pekiştirir. Maksadı bu olanlar ısrarla etnik dil kullanıyorlar; onlara cevap verdiğini zannedenler de aynı kavramlarla konuşarak o maksada hizmet ediyorlar. Yıllardır yaşadığımız budur.</p>
<p>Kavramları doğru ve yerli yerinde kullanmak lazımdır. Kim, HDP diyecek olsa o bölücü dille konuşuyor. Bazı kanalları açıyorum, <em>Kürt seçmen</em> diyerek başlıyor ve öyle bitiriyorlar. Dikkat edin, başkaları seçmen, birileri <em>Kürt seçmen. Kürt seçmen</em> karşı, <em>Kürt seçmen </em>ona oy vermez, <em>Kürt seçmen</em> kabul etmez. O dedikleri kimlerse…  “<em>Peki diğerleri ne seçmeni?”</em>  deseler, o soru bu sözü ettirmez. Çünkü o parçalama dilinin seçim ve seçmen çeşitliliğinde tutmayacağını biliyorlar. Bu kadar titiz bir piar çalışması yapıldığını bilecek insanlarımız da neden susuyorlar, bilmiyorum.</p>
<p>Diyeceğimiz şudur: Seçmen seçmendir. <em>Şu seçmen bu seçmen</em> diyerek bir yere projektör tutmak ve onlara bir yol çizmek isteyenler hep oldu. Bu “<em>Kürt seçmen..”</em> dili yenidir ve bir aşamayı ifade eder. Adım adım gidilen bir yol haritasının gereğidir. Dostça değildir. Komployu sevmem ama komploya benzer bir doğruyu söyleyeceğim: Bu yapılanlar, bizim verdiğimiz fırsatlarla büyüyen yabanın işidir. Kimseyi hedef almadan, şahsiyata dökmeden, doğrudan bu dilin yanlışlığını yüksek sesle konuşmak lazımdır.</p>
<p>Partiler çeşit çeşittir. Seçmen meyli de öyledir. Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez. Mesela Fransa’da, “<em>Ben Fransız değilim</em>” deyin,  “<em>Arap seçmen</em>”, “<em>Ermeni seçmen</em>”, <em>“Türk seçmen”</em> diyerek propaganda yapın da başınıza neler geliyor, görün!</p>
<p>Spot:</p>
<p>Seçmenin partisi olur; şu veya bu partinin seçmeni olur. <em>Kürt seçmen, Roman seçmen olmaz.</em> Seçmene <em>seçmen </em>denir. Bu bölücü dile normal memleketlerde müsaade edilmez.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/"> “Susarsam sen mâtem et!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/susarsam-sen-matem-et/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</title>
		<link>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2023 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ali babacan]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[deva]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42273&#038;preview=true&#038;preview_id=42273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benim yarı şaka, yarı ciddî iki anayasa değişikliği önerim vardır. Eh, maşallah anayasamızı, sık değiştirilmek konusunda geçen tek kanun, galiba İhale Kanunu. “Anayasa mı? Değiştir gitsin.” Öyle anlaşılıyor ki benim önerimin gerçekleşmesi ihtimali sıfırdan büyük.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/">İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&amp;linkname=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim%2F&#038;title=%C4%B0ttifak%20cebri%20ve%20anayasa%20de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi%20tekliflerim" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/" data-a2a-title="İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim"></a></p><p>İttifak her zaman oy kazandırır mı? Kazandırır değil mi? Öyle ya, sizin A kadar oyunuz var, müstakbel müttefikinizin de B kadar. A ile B’yi toplayın. A + B, A’dan da B’den de büyük olduğuna göre, ittifak oy kazandırmıştır, eğer… Eğer ne? Eğer diğer etmenler sabit kalmışsa. Bu “diğer etmenler sabit kalmışsa” ekonomi biliminde pek sık kullanılır ve herkes anlamasın ve fiyakalı görünsün diye bunun Latincesi söylenir: Ceteris paribus. Diğer şeyler aynı kalmak şartıyla. Gel gör ki, ceteris’ler, yani diğer şeyler hemen hiçbir zaman paribus olmaz, sabit kalmaz.</p>
<p>Ne yani, A + B, A’dan büyük değil midir? Her zaman değil. Bizim siyasetimizde bir fikri, bir lideri, bir partiyi tuttukları için ona oy verenler kadar, diğer partiden nefret ettikleri için birincisine oy verenler de vardır. Hatta belki bu ikinci itici güç, sevgiden kuvvetlidir. Şimdi diyelim ki, A’yı ehveni şer görüp ona oy veren insanlar var. Dediğim gibi, muhtemelen bunlar A’yı sevdiklerinden ötürü oy verenlerin yanında hiç de az değildir, hatta sevenlerden fazla bile olabilir. Şimdi bu ehveni şer grubu, B’yi o kaçındıkları şerlerden biri olarak görüyorsa, B’nin kazandırdığı oylardan daha fazlası, “Şer geldi, hadi bana müsaade.” diyecektir. Bu B için de doğrudur. B’nin içindekilerden A’yı sevmeyenler bu koalisyondan rahatsız olacak, onlar da başka bir yerlere doğru yelken açacaktır.</p>
<h2>Eksi oy da verebilelim</h2>
<p>Sonuçta, A+B, A’dan küçük olabilir. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ve aynı partinin Kurumsal İletişim ve Tanıtım Başkanı Sanem Oktar’ın Türk Devleti’nden Türk’ü çıkarmak yolundaki çıkışlarının Altılı Masa’ya ne kazandırıp ne kaybettirdiğini düşünürken aklıma bu ittifak cebri denklemleri geldi.</p>
<p>Benim yarı şaka, yarı ciddî iki anayasa değişikliği önerim vardır. Eh, maşallah anayasamızı, sık değiştirilmek konusunda geçen tek kanun, galiba İhale Kanunu. Diğerleri ya hiç değişmez yahut pek az değişir. Mesela sağlık hizmetlerini düzenleyen 1928 tarihli kanuna uzun yıllar hiç dokunulmadı. İsminden belliydi antikalığı: “Tababet ve şuabatı san’atlarının tarzı icrasına dair kanun.” Ama “Anayasa mı? Değiştir gitsin.” Öyle anlaşılıyor ki benim önerimin gerçekleşmesi ihtimali sıfırdan büyük.</p>
<p>Birinci önerim şu: İnsanlar bir partiyi sevip ona bağlanmaya pek gönüllü değil. Daha çok öbürü kazanmasın diye berikine oy veriyorlar. O hâlde fiiliyattaki gerçeği hukukî hâle getirelim. Nasıl mı? Şöyle: Her Türk vatandaşı, bir oy hakkına sahiptir. Bu hakkını isterse bir parti lehine, isterse bir parti aleyhine kullanabilir.</p>
<p>Tahminin o ki, bu yeni düzenlemeye göre bütün partilerimiz eksi oy alacaktır. Biz de en az eksi alanı birinci parti, en azdan biraz daha fazla eksi oy alanı ikinci parti falan yapar, milletvekillerini de ona göre dağıtırız.</p>
<h2>Yasak olmayan her şey zorunludur</h2>
<p>Anayasa değişikliği uzun ve zahmetli iş. Hazır bir yerini değiştirmeye kalkmışken teklife, torba kanun misali birkaç değişiklik daha ekleyelim. Mesela bizim disiplinli Partiler Kanunu’nun şartlarında, kim ne derse desin, isteyen aksini söylesin ama herkes bilir ki milletvekillerini parti başkanı seçer. Seçmen sadece hangi partinin kaç milletvekili çıkaracağını belirliyor. Kimlerin milletvekili olacağını değil. Siyasi faaliyete gelince, bir milletvekilinin parti disiplinine rağmen bir şey yapması pek mümkün değil. Hatta hiç mümkün değil dersem, gerçeğe çok ters bir şey söylemiş olmam. Daha da ileri gideyim, bir milletvekilinin parti yönetimin emri dışında bir iş yapması da pek vaki değildir. Biraz karışık oldu. George Orwell’in <em>1984</em> romanının deyişiyle izah edeyim: Yasak olmayan her şey zorunludur!</p>
<h2>İtibarı tavan yaptırmak</h2>
<p>O hâlde? O hâlde, milletvekili aşamasını atlayalım. İkinci anayasa değişikliği teklifim de bu: Seçimden sonra parti liderlerine her birinin aldığı oyun, kaç milletvekiline eşdeğer olduğunu belirten bir mazbata verelim. Her lider mazbatası kadar konuşsun, vesselam. İsterseniz o mazbatada işaret edilen miktarda mühürlü fiş de verebiliriz. Hani bazen bir parti diğerine ödünç milletvekili falan veriyor veya biri diğerinin listesinden giriyor ya. Öyle durumlarda bir lider elindeki fişlerin bir kısmını seçim işbirliği yaptığı lidere verir. Bazı hâllerde mühürsüz fiş de geçerli sayılabilir mi bilemem? Hukukçu değilim.</p>
<p>Rahmetli Demirel’in dediği gibi demokrasilerde çare tükenmez.</p>
<p>Hay aklımla bin yaşayayım. Düşünün ne kadar maaş ve diğer giderlerden tasarruf sağlıyorum. İş yalnız milletvekili maaşlarında değil, her birinin danışmanlarını, onlara hizmet veren sekreterleri, santral görevlilerini, lokantayı falan göz önüne alın. Bütün bu tasarrufları başka bir yere, mesela itibara harcadığımızı hayal edin. Şüphesiz itibar alanında güneyimizdeki zengin krallıklarla aynı seviyeye geliriz. Öyle ya, onlarda milletvekili mi var?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/">İttifak cebri ve anayasa değişikliği tekliflerim</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ittifak-cebri-ve-anayasa-degisikligi-tekliflerim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi partiler, kötü partiler</title>
		<link>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakat]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi partiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38490&#038;preview=true&#038;preview_id=38490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önemli olan liderin gözüne girip mutluluk piramidinde önce aşağılarda da olsa bir yer edinmektir. Sonra yavaş yavaş yukarı tırmanılacaktır. Bu tırmanışta aşağınızdakinin üstüne basmak, yanınızdakinin o basamağa doğru hareketlenmesine engel olmak, basamakta biri varsa, onu alaşağı etmek olağandır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/">İyi partiler, kötü partiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&#038;title=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/" data-a2a-title="İyi partiler, kötü partiler"></a></p><p>Siyasî partiler Türkiye’nin, Türk milletinin refahı ve kalkınması için farklı yollar, farklı projeler teklif ederler. Temel amaçları birdir. Bu amaca gidiş için tutulmasını teklif ettikleri yollar farklıdır.</p>
<p>Bu ideal durum. Demokrasiler için geçerli tarif.</p>
<p>Bir de pek o kadar demokrasi olmayan haller var. Bunlara daha önce, “Biraz da biz yiyelim” veya “Yeme sırası bizde” rejimleri demiştim. Onlarda da siyasî partilerin amaçları birdir: Ülkenin zenginliklerinin, yandaşlarla birlikte emilip tüketilmesi. Bu “emilmeye”, Acemoğlu ve Robinson, “extraction” diyor, yani istihraç. Limonun sıkılarak suyunun çıkarılması gibi. Amaç, yine bir. Ancak bu rejimlerde, projelerin, programların önemi yoktur. Siyasî partiler, programlarıyla değil, temsil ettikleri yeme gruplarıyla farklılaşır.</p>
<p>Kötüyü sonra ele almak üzere şimdi tekrar ideal hâle dönelim. Bir partiyi parti yapan, ülke için sunduğu farklı reçete, farklı yol haritasıdır. Parti, o yola inanan, o yola ikna olmuş insanları bir araya getirir. Belki önce bir dernekten ibarettirler ve sonra çoğalırlar. Amaçları ülke ve toplum olduğuna göre siyasete girip ülkeyi yönetmeye talip olurlar. Bu amaçla siyasî parti kurarlar. Artık çokturlar. Ülkenin her tarafında aynı düşüncelere sahip arkadaşları vardır. Kendilerine bir yönetim ve bir başkan seçerler.</p>
<h2><strong>Liderlik zor zanaat</strong></h2>
<p>Yöneticilik de başkanlık da zor işlerdir. Külfettir. Yüktür. İnsanın yaşantısına ipotek koyar. Fakat hangi iş, hangi meslek fedakârlık yapmadan size başarının kapısını açar ki… Üstelik siyasetin gayesi şüphesiz ulvîdir. Kendiniz için değil, bütün bir toplum için çalışırsınız. Fakat eninde sonunda yorulursunuz ve yönetime başka fikirdaşlarınız gelir. Hatta, “hadi artık, biraz da siz yüklenin” deyip çekilirsiniz.</p>
<p>Kendi tecrübemden, geçen asırda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ndeki Teorik Kimya Bölümünü örnek verebilirim. Bölüm başkanı seçme zamanı geldiğinde kavga kopardı. Ama “sen olma, ben olacağım” kavgası değil, “yeter artık başkası olsun” kavgası. Aynı üniversitede başka bir kuruluşun seçimindeydik. Çoğumuzun sevdiği bir hocamıza başkanlık yapmasını teklif ettik. Bütün cana yakınlığıyla verdiği cevabı unutmam: “<em>Yedim kazın etini; unutmam lezzetini!</em>”</p>
<p>İyiydi, kötüydü bu başka konu ama İttihat ve Terakki için yetkin bir tespit beni şaşırtmıştı: “İttihat ve Terakkî’de lider yoktu!” diyor Feroz Ahmed. Zamana göre, şartlara göre, konulara göre önderlik yapanlar vardı. Ama tek ve değişmez lider olmamış.</p>
<h2><strong>Lider ve yönetim neye yarar?</strong></h2>
<p>Partinizin teklif ettiği refah, kalkınma ve ülkenin güçlenme reçetesi, programınızda anlatılmıştır. Fakat kâğıt üstündeki program, güncel problemleri, her an değişen ortamı önceden kestiremez. Sürekli değerlendirme, yön ve yol düzeltmeleri gerekir. Bu iş için gereken bilgi, parti üyelerinden gelir. Milletvekilleri, seçildikleri bölgelerden, parti teşkilatından gelen teklifleri, bildirilen fırsatları, sıkıntıları arkadaşlarıyla ve yönetimle paylaşır. Yönetim sürekli ülkenin bütününü ve şartları gözler, yerelden gelen bilgilerle birlikte değerlendirir ve kararlar alır.</p>
<p>Liderin asıl işlevi, yönetimdeki diğer fikirdaşları ile birlikte partinin ilkelerini canlı tutmaktır. Değişen şartlarda izlenecek stratejinin örgütün en uzak noktalarına kadar içselleştirilmesini sağlamaktır. Bilgi ve düşünce akışını bir fıskiyeye benzetebiliriz. Fıskiye dipten beslenir. Gelen su tepede birleşir ve aşağı yağar. Böylece bütün parti, ortaklaşa geliştirilen, birleştirilen ve icraat planlarına dönen bilgi ve fikir akışına, değerlendirmelere erişebilir.</p>
<p>Bu ideale erişmiş bir siyasî toplulukta, örgüt, her konuyu merkeze sorma gereğini hissetmez. Çünkü bilgi ve değerlendirmeler her an deveran hâlindedir. Üyeler, fikri, programı, stratejiyi yaşarlar. Onu zaten tuğla tuğla kendileri örmüşlerdir. En küçük adımında bile yüce liderin işaretini, talimatını beklemezler.</p>
<h2><strong>Hayrat çeşmesi</strong></h2>
<p>Kötü örneğe, “biraz da biz yiyelim” yapısına dönelim.</p>
<p>Fark en baştan başlar. Bir araya gelinmesinin sebebi paylaştıkları bir fikir, bir reçete değildir. Bir araya gelmelerinin sebebi, iktidarın nimetlerinden yararlanmaktır. En basitinden, bir yerlere seçilip o yerin sunduğu maaş, hakkı huzur veya ne isimle olursa olsun gelir elde etmektir. Bu gelir, emeklilikle ömür boyu garanti altına da alınabilir. Böylece siyaset, bir kazanç kapısı, bir meslek hâlini alır. Fakat asıl büyük ödül, iktidarın sağladığı ek çıkarlardır.</p>
<p>Bu yapıda plan, program, fikir, önemli değildir. Önemli olan liderin gözüne girip mutluluk piramidinde önce aşağılarda da olsa bir yer edinmektir. Sonra yavaş yavaş yukarı tırmanılacaktır. Bu tırmanış için de aşağınızdakinin üstüne basmak, yanınızdakinin o basamağa doğru hareketlenmesine engel olmak, basamakta biri varsa, onu alaşağı etmek olağandır, hatta gereklidir.</p>
<p>Altta veya üstte fikir üretmek gerekmez. Bütün fikirler liderden gelir. Bütün kararlar ona danışılarak alınır. Siz karar almazsınız, lider alır ve size bildirir. Bildirmezse, siz lütfen, talimat vermesini dilersiniz; vakti varsa size dönüp hikmetini paylaşır.</p>
<p>İyi dediğim yapıda bilgi alttan kaynaklanıyor, yukarıda birleştirilip paylaştırılıyordu. Fıskiyeye benzetmiştim. Kötü yapıda aşağıda kuraklık vardır. Rahmet ancak yukarıdan yağar. Felsefedeki südur anlayışı gibi. Tepeye ne kadar yakınsanız o kadar nemalanırsınız. Fıskiye değil, hayrat çeşmesidir onlar. Liderin zekâtı aşağı akar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/">İyi partiler, kötü partiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</title>
		<link>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[başkanlık sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[devlet bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilmiş parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakat metni]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38447&#038;preview=true&#038;preview_id=38447</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Milletinin granitten sağlam yapısını aşmaya çalışanların başvurduğu 1921 Anayasası, hem tam olarak bir anayasa değildir hem de orada geçen “muhtariyet” bugünkü özerklik anlamına gelmemektedir. Buradaki muhtariyet, sınırları belirlenmiş bir irade kullanma yetkisidir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/">Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&amp;linkname=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Faranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur%2F&#038;title=Aranan%20%C3%B6zerklik%201921%20Anayasas%C4%B1%E2%80%99nda%20yoktur%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/" data-a2a-title="Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!"></a></p><p>Millet İttifakı, ne kadar gerekli olduğu tartışılan bir genişlemeyle 6 partiye çıktı. Çıktı çıkmasına ama genişleyecek mi yoksa daralacak mı, zaman gösterecek. Ancak partilerin imzaladığı mutabakat metninde Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti için çok tehlikeli cümleler var.</p>
<p>Yeni Millet İttifakı <strong><em>yeni bir sistem öneriyoruz</em></strong> diyor. Yeni sistemin anlatıldığı bölümde de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu anayasası olan 1924 Anayasası yok. Cumhuriyet’in kuruluşu, bir anayasa olup olmadığı tartışılan 1921 Teşkilatı Esasî’siye eklenen <em>“Devletin şekli hükümeti cumhuriyettir” </em>ile ilan edilmekle birlikte 1924 Anayasası’yla olmuştur. Kurdum demekle de olmamış, kuruluş 1937’ye kadar sürmüştür. Dolayısıyla 1924 Anayasası’ndan bahsetmeyen bir metni daha dikkatli incelemek gerekir. Bu devleti kuranlar, o zorlu savaş içinde dahi bu dikkati göstermişlerdir. Millet İttifakı’nın mutabakat metnine imza koyanlar da oy verecekler de en az Birinci Meclis’tekiler kadar dikkatli olmalıdırlar.</p>
<h2><strong>Felsefesi farklı, kültürü farklı, anlayışı farklı</strong></h2>
<p>İttifak partileri, <strong><em>“Bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır”</em></strong> da diyor ve ekliyor, <strong>“… </strong><em>Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi ile</em> <strong><em>özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti tesis etmeyi hedefliyoruz.”</em> </strong></p>
<p>2018 yılı Temmuz’unda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilirken, <a href="https://millidusunce.com/misak/yeni-turkiye-yeni-bir-devlet/" target="_blank" rel="noopener"><em>Yeni Türkiye Yeni bir Devlet</em></a> başlıklı yazımda <em>“Anlaşılan o ki <strong>her değişimde devletimizi yeniden kuracağız</strong>, her seçimde yeniden doğmuş olacağız</em><a href="#_edn1" name="_ednref1"><em>*</em></a><em>” </em>demiştim. CHS’ye geçtikten sonraki ilk seçimde de <strong>yeni devlet</strong> vaadiyle karşı karşıyayız. O zaman <strong><em>“Bizler geçmişin bu dar kalıplarını reddediyoruz”</em> </strong>diyen mutabakatın <strong>anlayışı nedir </strong>diye bakmamız gerekiyor.</p>
<p>Teknik hususları bir yana koyarak felsefesini anlamaya çalıştığımız metinde birbiriyle bağlı iki cümle karşımıza çıkıyor. <strong>Birincisi,</strong> <strong>“<em>1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir.”</em></strong></p>
<p>İkincisi de <strong>“</strong><em>Din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan … laik hukuk devleti … sistemin temelidir. <strong>Herkesin inancına</strong>, kanaatine ve yaşam tarzına saygı duyulduğu, kişilerin din, inanç ve yaşam tarzı fark etmeksizin özgürce yaşadığı<strong>, herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecektir</strong>.” </em>cümleleridir.</p>
<p>Mutabakatı hazırlayanlar tarafından “<em>Din ve vicdan özgürlüğü” </em>başlığı altına sıkıştırılan bu cümle, metnin en önemli bölümlerindendir. Eğer, din özgürlüğü ifade ediliyorsa, <strong>“<em>dinin kamusal ve siyasal yaşama katılması”</em></strong> din devleti anlamına gelir ki laiklikten bahsedilemez. Ayrıca <em>herkesin inancı</em> tek bir dini değil birden fazla dini ifade eder. Dolayısıyla dinler devleti gibi anlaşılmaz bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla paragrafın ikinci kısmı din ve vicdan özgürlüğüyle alakalı değildir.</p>
<p>Bu ifadeler gizlenmeye çalışılan hedefi ortaya koyuyor. Bu cümledeki <strong><em>herkesin kendi kimliğiyle</em> <em>toplum, kamu ve siyasette var</em></strong> olması doğrudan doğruya egemenlik meselesidir. <strong><em>Herkesin kendi kimliğiyle eşit şekilde</em></strong> olması da <strong>kimliklere eşitlik ve statü vermek demektir</strong>. <strong>Böyle bir <em>sistem inşası</em> da hedeflenen devletin </strong>anlayışını açığa çıkarmaktadır. Bu anlayış geçmişte denenmiş olan ittihad-ı anasır yani unsurların birliğidir. Bu cümlelerle, egemenliğin Türk milletinden alınıp etnik kimlikler arasında paylaştırılacağı söylenmektedir.</p>
<h2><strong>1921 Anayasası’na ve onu yapanlara atılan iftira</strong></h2>
<p>Türk Milletinin granitten sağlam yapısını aşmaya çalışanların başvurduğu 1921 Anayasası, <a href="https://millidusunce.com/1921-anayasasinin-ruhu-turktur-cagirmayla-gelmez/" target="_blank" rel="noopener">hem tam olarak bir anayasa değildir</a> hem de orada geçen <em>“muhtariyet”</em> bugünkü özerklik anlamına gelmemektedir. Buradaki muhtariyet, sınırları belirlenmiş bir irade kullanma yetkisidir. Sınırları da apaçık ortaya konmuştur.</p>
<p>Bir yasayı geniş ve tam anlamıyla kavrayabilmek için gerekçesine ve yasa çıkarken yapılan tartışmalara bakmak gerekiyor. 18 Kasım 1336 (1920) tarihli kanunun ilk Meclis’e geldiği gün ile çıktığı 21 Ocak 1337 (1921) tarihleri arasındaki zabıtlara bakıldığında her şey çok ama çok açık bir şekilde kayıt altında.</p>
<p>Teşkilat-ı Esasîye Kanunu (1921 Anayasası), Burdur Mebusu İsmail Suphi Bey’in Meclis’e sunduğu komisyon raporunda: <em>“… <strong>vilâyetler kendi başına bir devlet değildir</strong>, Amerika Hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilâyetin haiz olduğu muhtariyet mahallî işlere münhasırdır. O işler ki, yalnız o vilâyeti alâkadar eder. … Meselâ küçük nafia işleri, meselâ bir kanal hafri, bir köprü inşası, sonra yine böyle maarif, ziraat, orman ve saire işleri bunlar, mahallerine bırakılmıştır. Yalnız büyük, devletin esas teşekkülüne ait işler, tamamiyle merkeze alınmıştır. </em>(18 Kasım 1920, TBMM)” diye anlatılarak tartışılmaya başlar.</p>
<p>Bunlar büyükşehirlerle Türkiye’nin bir kısmında terk edilen, diğer kısmında da biraz farklılaşan il özel idareleri uygulamaları anlamına gelmektedir. Okul, köprü, menfez, yol, mezarlık veya başka mahallî ihtiyaçların karşılanmasıdır. Bugün de öyledir. Mesela öğretmen, sağlık çalışanı gibi merkezden yapılan atamalar il emrine depo tayini yapılır, oradan görev yerlerine valilikler dağıtır.</p>
<p>Millet İttifakı’nın mutabakatını yazanların kapsayıcı olarak değerlendirdikleri muhtariyet budur. Buradan da özerklik, otonomi çıkmaz. Zaten İsmail Suphi Bey de <strong><em>“vilâyetler</em></strong> [ya da oluşturulacak bölgeler H.P]<strong><em> kendi başına bir devlet değildir”</em></strong> diye açıkça belirtmektedir.</p>
<p>1921 Anayasası’ndaki muhtariyet kavramına bakarak etnik kimliklere statü (egemenlik) verilebileceğini söyleyenlerin aynı zamanda il, ilçe, mahalle ve köylerdeki bütün muhtarlara da otonomi vermeleri gerekmez mi? Eğer özerklik, muhtar olma yani muhtariyet tanınmaya dayanacaksa Türkiye’deki her mahallenin özerk bir yapıya kavuşturulması da ortaya çıkmaz mı?</p>
<h2><strong>Üniter millî devletin temelleri</strong></h2>
<p>Sivas’tan Ankara’ya 10 günde ulaşıldığı, vatan topraklarının -başkent dahil- işgal altında olduğu şartlarda, işgalcilerle ve onların işbirlikçileriyle canhıraş mücâdele ediliyordu. Bu durumda, zaten yüzyılların kötü yönetimiyle biriken problemlerle uğraşmaya ne vakitleri vardı ne de imkanları buna elveriyordu. Bütün dikkatlerini düşmanlara çevirmiş, güçlerinin tamamını istiklâl için harcıyorlardı. Yapacakları tek şey herkesin günlük işleri bir müddet kendilerinin görmesini sağlamaktı. Bunu yaptılar.</p>
<p>Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun görüşmeleri esnasında Erzurum mebusu Hüseyin Avni Bey, <strong>“<em>Meclis’in yetkilerini belirlemeye ne hacet?”</em></strong> diye sorunca Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey <em>“12’nci maddede bahsolunan <strong>birtakım hükümler haricinde vilâyet şûraları,</strong> kanunlar ve saire vazına kalkışırsa ne yaparsınız?” </em>diye karşılık veriyor. Bununla da -yüz yıl sonrası değilse de o gün için(!)- her ihtimâli hesaba kattıkları anlaşılmıyor mu?</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa, 21 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasî kabul edilirken <strong><em>“… ifade etmek lâzımdır ve bu zan olunduğu gibi Meclisi Âlinizin salâhiyetini tahdit </em>(kısıtlama)<em> değil, tevsi </em>(genişleme)<em> ediyor”</em></strong> sözleriyle Meclis’in yetkilerinin genişlediğini ortaya koyar. Gazi Hazretleri haklıdır da, çünkü egemenliği hanedandan alıp millete veren, <strong>millet adına yürütme ve yasama yetkisini üstlenen bir Meclis ve Teşkilat-ı Esasiye Kanunu</strong> söz konusudur.</p>
<p>Başka bir önemli hususta, tek dertleri istiklâli kurtarmak olan Birinci Meclis’teki vekillerin fikrî yapısıdır. Çoğunluğu İttihatçı isimlerdir. Bunlar Jön Türkler içindeki, 1902 ve 1907’de sert tartışmalardan sonra Prens Sabahattin ve grubuyla ayrılanlardır. Bu ayrılığın sebebi bir grubun, Abdülhamit’i devirmek için Ermenilere özerklik vermek şartıyla dış güçlerle anlaşma yapmak ve adem-i merkezî bir idarî yapıya geçmek istemesidir. Birinci Meclis’tekiler, dış güçlerle iş birliğine ve Ermenilere özerklik verilmesine şiddetle karşı çıkmışlardır. Merkezî yapıdan yana olanlardır.</p>
<p>1921 Anayasası’ndan bugünkü anlamıyla özerklik ve otonomi çıkararak, bugünkü meselelere dayanak yapmak, başta Mustafa Kemal Paşa ve Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kahraman üyelerine iftiradır.</p>
<p>Genişletilmiş Millet İttifakı’nın mutabakat metnini yazanlar ya o dönemin Meclis tartışmalarını okumamışlar ya da bilerek ve isteyerek böyle yazmışlar. Okumadan yazılmışsa, milletin kaderiyle oynamaya hakları yoktur, derhal bulundukları görevden alınmalıdırlar. Yok bilerek yapıyorlarsa bu Türk Milletinin egemenliğine bir saldırıdır. Partileri adına imzalayan genel başkanlar da bu sorumluluğu taşımaktadırlar. Ya gereğini yapmalıdırlar ya da…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> Hakan Paksoy, Türkiye’nin Rotası, s. 130, Pankuş Yayınları 2021</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/">Aranan özerklik 1921 Anayasası’nda yoktur!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/aranan-ozerklik-1921-anayasasinda-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
