<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>H. Nihal Atsız arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/h-nihal-atsiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/h-nihal-atsiz/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Oct 2023 09:44:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Türk Birliği=Turan-3</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 18:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[H. Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[turan]]></category>
		<category><![CDATA[Turan birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Turancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[Ziya Gökalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45530</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez."</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/">Türk Birliği=Turan-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligituran-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3DTuran-3" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligituran-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3DTuran-3" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligituran-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3DTuran-3" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligituran-3%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3DTuran-3" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-birligituran-3%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Birli%C4%9Fi%3DTuran-3" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/" data-a2a-title="Türk Birliği=Turan-3"></a></p><p>Atatürk, her konuşmasında <em>“Türk, Türklük, Türk Milleti”</em> ifadelerini kullanıyor ve <em>“Türk Milliyetçisi”</em> olduğunu belirtiyordu. <em>“Dış Türkler ve Türk Dünyası”</em> konusunda akıllı, mantıklı, sabırlı bir strateji uyguluyordu. İstihbaratı ve diplomasiyi çok iyi kullanıyordu. Orta Asya’daki aydınları biliyor ve onlarla irtibatını sürdürüyordu. Bağlantıları çok güçlüydü. Zaten birçok aydın Rus zulmünden kaçarak Anadolu’ya gelmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli görevler almışlardı.</p>
<p>Geçen hafta, Ercilasun hocanın <em>“Turan Kavramı ve Turancılık”</em> başlıklı makalesinden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün meclis konuşmalarını aktarmıştım. Hoca aynı makalede; <em>“ Atatürk’ün ve Cumhuriyet hükümetlerinin Turan kelimesini kullanmadan yürüttüğü ‘ortak Türk kültürü, tarihi’ ve ihtiyatlı ‘dış Türkler’ politikasına karşılık, 1930’ların başında Turancılık ülküsünü hararetle savunan bir akım, yeniden gündeme gelmiştir. Bu akımın öncüsü Hüseyin Nihâl Atsız’dır.” </em>demiştir. Atsız konusuna daha sonraki yazımda gireceğim.</p>
<p>Atatürk, Cumhuriyetin 10. yılı kutlamaları dolayısıyla 29 Ekim 1933 gecesi halkla birliktedir. Bu esnada Zeki isimli bir doktor gencin <em>“ideal olarak bize ne bıraktınız?”</em> sorusuna karşılık, duvardaki haritayı göstererek; <em>“Düşün bir kere Osmanlı İmparatorluğu ne oldu? Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ne oldu? Dünyayı ürküten Almanya’dan bugün ne kaldı? Demek ki hiçbir şey sürgit değildir. Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir; bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, öz kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.</em></p>
<p><em>Hazır olmak, yalnız o günü susup beklemek değildir; hazırlanmak lâzımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak! Dil bir köprüdür; inanç bir köprüdür; tarih bir köprüdür. Bugün biz, bu kitlelerden dil bakımından, gelenek, görenek, tarih bakımından uzak düşmüşüz. Bizim bulunduğumuz yer mi doğru, onlarınki mi? Bunun hesabını yapmakta fayda yoktur. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir. Tarih bağı kurmamız lazım, folklor bağı kurmamız lazım… Bunları kim yapacak? Elbette biz. Nasıl yapacağız? İşte görüyorsunuz dil encümenleri, tarih encümenleri kuruluyor. Dilimizi onların diline yaklaştırmaya böylece birbirimizi daha kolay anlar hale gelmeye çalışıyoruz. Ortak bir mazi yaratmak peşindeyiz. Bunlar açıktan yapılmaz, adı konularak yapılmaz, bunlar devletlerin ve milletlerin düşünceleridir.”</em> demiştir.</p>
<p>Tekrar Prof. Dr. <a href="https://millidusunce.com/misak/author/bican/">Ahmet Bican Ercilasun</a>’un makalesine dönersek; <em>“…Yüz milyon Türk’ün bir millet hâlinde birleşmesi, Türkçüler için en kuvvetli bir vecit membaıdır. Turan mefkûresi olmasaydı, Türkçülük bu kadar sür’atle intişar etmeyecekti. Mamafih kim bilir? Belki istikbalde Turan mefkûresinin husûlü de mümkün olacaktır. Mefkûre, istikbalin hâlikidir (Ziya Gökalp 2014: 43).</em></p>
<p><em>Turan’ın, geçmişte birkaç kez gerçekleştiğini belirttikten sonra, Gökalp devam eder: ‘Turan, bütün Türklerin mâzide ve belki de istikbalde bir şeniyet olan büyük vatanıdır (Ziya Gökalp 2014: 44).</em></p>
<p><em>Görüldüğü gibi Türkiye’nin yeni şartlarında Gökalp, Turan’ı bir ‘uzak mefkûre’ olarak ele almış fakat gelecekte bir gün gerçekleşebileceğinden de tamamen ümidini kesmemiştir. Gökalp’ın Turan ülküsünü bir vecit kaynağı olarak değerlendirmesi de üzerinde önemle durulması gereken bir düşüncedir.</em></p>
<p><em>Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Osmanlı hükümetiyle bağlantılar kuran Macar Turancıları, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı’nı da desteklemişlerdir. Budapeşte’de, Hamit Zübeyir’in başkanlığında Turan Haber Ajansı kurulmuş ve bu ajans Avrupa’da Kurtuluş Savaşı’nın propagandasını yapmıştır (Demirkan 2020: 69).</em></p>
<p><em>Resulzade, mücadelesini Türkiye ve Avrupa’da sürdürmüştür. Azerbaycan muhaceretinin, 1920’lerin sonunda ve 1930’ların başında, İstanbul’da yayımladığı Odlu Yurd mecmuasında Resulzade, Ermeni ve Rus iddialarına karşı yürüttüğü kalem mücadelesinde de Panturanizm üzerinde durur.</em></p>
<p><em>19.yüzyıldan itibaren ‘Turan’ terimi Avrupa’da diller, ırklar ve kültür çevreleri için de kullanılmıştır. …F.M.Müller’in kullandığı ‘Turan dilleri’ kavramı, özellikle Macar Turancılığı üzerinde etkili olacaktır.</em></p>
<p><em>1929-1945 yılları arasında Japonya’da da Turancılık hareketi vardır. Japonya’nın ünlü avukatlarından Sumioka Tomoyoshi, Daidosha adlı bir dernek kurar ve Nisan 1929 ile Ağustos 1931 arasında yayımladığı Daido dergisinde, Turancılığın propagandasını yapar.”</em></p>
<h2><strong>Türk Dünyasında Repressiya</strong></h2>
<p>Dr. Arslan Tekin, köşe yazısında (19/08/2023, Yeniçağ); Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB)’nca yayınlanan “<em>Türk Dünyasında Repressiya-Sovyetler Döneminde Türk Halklarına Yapılan Baskılar ve Zulümler</em> (Editörü: Prof. Dr. İbrahim Dilek)” isimli -21 makaleden oluşan- kitaptan bahsetmişti. YTB sitesindeki tanıtım yazısını okudum. Kitap, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un <em>Önsöz’</em>ü ile çıkmış.</p>
<p>Önsöz’de; <em>“Stalin Rejimi döneminde (1924-1953) Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) sınırları içinde gerçekleştirilen ve Repressiya olarak adlandırılan baskıcı uygulamalar, milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, işkence görmesine ve sürgün kamplarına gönderilmesine yol açtı. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen arifesinde, 1936-1938 yılları arasındaki Repressiya siyaseti ise ne yazık ki daha şedit bir boyut kazandı. ‘Büyük Terör’, ‘Büyük Temizlik’ ve ‘Büyük Tasfiye’ olarak da adlandırılan bu devrede, Sovyetler Birliği vatandaşlarının yanı sıra Rejim’in hükümranlığı altında bulunan Türk toplulukları da büyük acılar çekti. Rejimin kendisine tehdit olarak gördüğü unsurları sindirmek ve bu suretle kendisini yeniden üretmek maksadıyla yürüttüğü bu elim uygulamalar, tarih sahnesinin hüzün verici perdelerinden birini teşkil etti.</em></p>
<p><em>SSCB Gizli Polis Teşkilatı’nın(NKVD) on dört paragraftan oluşan ve sorgu komiserlerine sınırsız yetkiler veren dönemin Ceza Kanunu’nun mahut 58.maddesine dayanarak gerçekleştirdiği bu uygulamalarla, sıradan vatandaşların yanı sıra on binlerce Türk münevveri de ‘halk düşmanı’, ‘Pantürkist’, ‘Panislamist’ ve ‘Japon ajanı’ olmak gibi asılsız ithamlarla yargılandı, infaz edildi, kamplara yollandı. Türk dünyasının maşerî vicdanında derin ve kapanmaz bir yara açan, sızısını bugün dahi yüreklerimizde hissettiğimiz bu haksız uygulamalar bir kimliğin, bir kültürün hangi badireleri atlatarak bugüne ulaştığını göstermesinin yanında sağduyusunu bir şekilde yitiren rejimlerin izlediği politikalar ekseninde ne denli aşırıya gideceğini izhar etmesi bakımından da önem arz etmektedir.”</em></p>
<p>Henüz kitabı okumadım ama benzer birçok kitap ve makale okudum. Özellikle belirtmek istediğim bu kişilerden biri -Türk solunun da sahip çıktığı- Mir Seyit Sultan Galiyev’dir.</p>
<p>Yazımı, Yılmaz Öztuna’nın <em>“Büyük Türkiye Tarihi”</em> adlı eserindeki; <em>“…Turancılık: Bütün dünya Türkleri’nin tek devlet altında toplanmasını ideal sayan ideoloji. Turan Dilleri: Ural-Altay dilleri, yani Türkçe ve onunla akraba olan diğer diller (Macaristan’da Turancılık’ın manası: Bütün Turanî kavimlerin (Türk, Moğol, Mançu, Tunguz, Macar, Fin, Eston, Lap vs) siyasi birleşmesi.</em> (c.7/s.371)” ifadeyle bitiriyorum.</p>
<p>Haftaya devam…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/">Türk Birliği=Turan-3</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-birligituran-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatıraları Yazmak</title>
		<link>https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Cura]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 08:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[H. Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[Hatıralar]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Cahit Yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Necdet Cura]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihyazımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=45358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatıralar, her şeyden önce insanın zihninde canlananlardır. Yaşadıklarıdır. Fakat sadece yaşadıkları değil aynı zamanda kendi tasarımına ait olan olayları yine kendine has şekilde anlatmasıdır da. Aslında bir çeşit kurgudur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/">Hatıraları Yazmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhatiralari-yazmak%2F&amp;linkname=Hat%C4%B1ralar%C4%B1%20Yazmak" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhatiralari-yazmak%2F&amp;linkname=Hat%C4%B1ralar%C4%B1%20Yazmak" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhatiralari-yazmak%2F&amp;linkname=Hat%C4%B1ralar%C4%B1%20Yazmak" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhatiralari-yazmak%2F&amp;linkname=Hat%C4%B1ralar%C4%B1%20Yazmak" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fhatiralari-yazmak%2F&#038;title=Hat%C4%B1ralar%C4%B1%20Yazmak" data-a2a-url="https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/" data-a2a-title="Hatıraları Yazmak"></a></p><p><em>İnsan ona derler ki yaşar hatıralarla…</em></p>
<p>Bu dize merhum mütefekkir H. Nihal Atsız’ın “<em>Hatıralar</em>” isimli şiirinde geçmektedir. Hatta bu isme sahip olan bir armağan kitap da mevcuttur. Bu kitap hocalarımızın hocası, Atsız’ın Yamtar’ı Mustafa Kafalı adınadır.</p>
<p>Hatıra, sadece kişinin kendi yaşadıklarından ibaret değildir. Kendi ile beraber olan herkesin ortak hikâyesidir. Hatıralar, her şeyden önce insanın zihninde canlananlardır. Yaşadıklarıdır. Fakat sadece yaşadıkları değil aynı zamanda kendi tasarımına ait olan olayları yine kendine has şekilde anlatmasıdır da. Aslında bir çeşit kurgudur. Hatıra yazımındaki önemli hususlardan biri de kişinin kullandığı dil ve olayları aktarım şeklidir. Türk Edebiyatı’nın en güçlü hatıra/anı türündeki çalışmaları arasında Namık Kemal’in “Magosa Hatıraları”, Hüseyin Cahit Yalçın’ın “Edebi Hatıralar” isimli eserlerini zikredilebileceğimiz gibi yabancı dillerde de hatıra eserleri fazlasıyla mevcuttur. Hatıraların kendilerinden sonra gelecek kuşaklara da yol göstermesi bakımından önemli olduğunu ifade etmek gerekir. ABD Başkanlığını iki dönem ifa eden Barack Obama, pek çok defa tecrübelerini, yaşadığı önemli olayları anlatmak adına uzun yıllardan beri geziyor. Hatta bu konuda kitaplar bile yazdı. Avrupa’daki pek çok siyasetçi kısa veya uzun olsun kendi yaşadığı olayları tek tek yazıp çeşitli söyleşilerle anlatma yolunu tutuyor. Ben anlatısı meselesi başlı başına uzun bir mesele. En basitinden günlük tutma alışkanlığını bir ilkokul ödevi olarak gören Türk milleti, maalesef yaşadıklarını anlatmak konusunda biraz çekimser. Biraz mı dedim? Yok, epeyce çekimser. Maalesef yakın dönem Türk siyasi tarihinde izi olan kişilerde hatıralarını yazma kaygısı pek de yoğun bir şekilde görünmemektedir. 1960 Darbesi, 1971 Muhtırası, 1975-1980 yılları arasındaki çatışmalar, 1980 Darbesi ile ilgili olaylara bizzat şahitlik etmiş ve yaşamış kişiler bugün tek tek aramızdan ayrılmaktadır. Aramızdan ayrılan kişiler öte dünyaya göç ederken yine kendi hatıralarıyla beraber gitmektedirler. Bunun içindir ki, etraflarındaki kişiler onları yaşadıklarını anlattırmaya ve önemli olayları yazdırma gayretinde olması sosyal bilim araştırmacılarının oldukça hoşuna gidecektir. Yazdıkları ya da sesli bir şekilde aktardıkları kayıtlar, aslında sözlü tarih çalışmasına da birebir şahitlik etmekte ve modern Tarihyazımına da katkıda bulunmaktadır. Bu bakımdan hem yerel hem de büyük çaplı siyasi olaylarda payı bulunan ve birebir şahitlik etmiş kişilerin hatıralarını öyle ya da böyle bir şekilde aktarması son derece önemlidir. Artık dijital çağ ile birlikte hatıralar yalnızca tozlu matbuat işlerinde değil aynı zamanda YouTube üzerinden de epey geniş kitlelere ulaşmaktadır.</p>
<p>Dijital dünyanın getirdiği güzellikler yalnızca YouTube ile sınırlı değil. Facebook bana kalırsa bu noktada amiral gemi olma vazifesini üstleniyor. Zamanında kim ne paylaşmış? Nereye gitmiş? Facebook sayesinde bunların hepsi bulunabiliyor ve sizin şahsi hatırlarınızı da bu sosyal medya uygulaması rahatlıkla sizlere hatırlatıyor. Aslında bir çeşit doğal alarm, hatırlatıcı…</p>
<p>Bu bakımdan yeni bir kavram olarak<em> “stalker”</em> türünde olan kişiler, yeni tanıştıkları ya da merak ettikleri kişilerin geçmişlerini sağlam bir şekilde deşmek için hatıraları epeyce inceliyor. Artık olaylara ve kişilere bakışın da değişmesiyle birlikte yeni yazım üslubu ve dil özellikleri ilgi ile karşılanmıyor değil.</p>
<p>***</p>
<p>Hapishanenin Doğuşu, Bilginin Arkeolojisi gibi çalışmalarıyla pek çok konuda öncü kabul edilen Michel Foucault geçen asırda epey ilginç çalışmalara imza attı. Bu çalışmalar hiç şüphesiz değişen bakış açılarını yansıtmakla beraber literatüre farklı perspektifler de katmadı değil. Türkiye gibi mazisi büyük bir ülkenin mensupları da krizler, darbeler, seçimler dolu hayatlarını olabildiği kadarıyla bizlerle paylaşırsa ziyadesiyle mesut oluruz. Bunu Sadece bir Tarihçi olarak değil aynı zamanda içinde bulunduğum ülkenin bir mensubu olarak da ifade etmek istiyorum.</p>
<p>Somut bir örnek vermek gerekirse bütün bir ülke olarak 2023 Genel Seçimlerini atlattık. Yaşayan siyasilerimiz bugün çeşitli demeçler veriyor, propaganda süreçlerini, aday belirleme aşamalarını, seçim kampanyalarını anlatıyor. Dijital dünya sağ olsun telefonlarımızdan arattığımız ufak birkaç arama ile hepsini görebiliyoruz. Peki ya geniş kitlelerin düşüncelerini nasıl bilebiliriz? Bu noktada ise yardımımıza bence Google Arama Trendleri düşüyor ki kalabalıkların arama tercihlerinin seçim sonucunu evvelden gördüğünü söyleyen teoriler de yok değil. Yani, yıllar sonra bir kişi 18-24 yaş aralığındaki kişilerin hangi adayı daha çok arattığını, aratılan adaya göre TV izleme alışkanlıklarını rahatlıkla görebilecek. Bu bir gerçek. Ama bunun aynısını 1977 Seçimlerini yaşayanlar için göremiyor olmamız son derece kötü bir olay değil mi? Kalabalık kitlelerin siyasi eğilimindeki faktörleri Google Trends üzerinden bulamayız belki ama o günleri gören kişilerin hatıralarından bazı ipuçları çıkarabiliriz. Modern Tarihyazımı ile birlikte her insanın bir hayat hikâyesine sahip olduğu ve herkesin hikâyesi biricik olduğu için, hatıraların yazılması önemlidir. Karşınızdaki kişinin ufkuna ve fiziki imkânlarına bağlı olarak yazılacak hatıralar yalnızca Tarih Bilimi için değil Sosyoloji, Siyaset Bilimi, Etnoloji, Folklor gibi bilimlere de ziyadesiyle hizmet edecektir.</p>
<p>Şehirlerin esnafları, yerel oda ve dernek mensupları, belediye meclis üyeleri ve belediye başkanları başta olmak üzere en alt düzey idari birimden en üst düzey idari birime kadar herkes, gördüklerini, o an hissettiklerini fakat çekindiklerini, kendilerini şaşırtan hususları aktarabilirse son derece güzel olacak. Ve gelecekte de işe yarayacak malzemeleri bizlere teslim edecektir. Bu malzemeler şayet herhangi bir şekilde kanıtlanması zor ve şahidi yoksa bile tarih onun şahidi olacaktır.</p>
<p>Tarihin şahitliğinde var olmak için hatıralarda buluşalım…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/">Hatıraları Yazmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/hatiralari-yazmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
