<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inanç arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/inanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/inanc/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Feb 2026 14:28:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</title>
		<link>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[bürokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaatler]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[dinin siyasallaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kırılmalar]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[laikçilik]]></category>
		<category><![CDATA[laiklik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçiler]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[PKK-Dem çizgisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağ-sol]]></category>
		<category><![CDATA[sorgulama]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı adına konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[tarafgirlik]]></category>
		<category><![CDATA[üstenci tavır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir merkezden üflenen mesajlar anında bütün memlekete yayılıyor ve koro halinde aynı şeyler anlamadan söyleniyor. Düşünmeye zaten yer yok. Soru sorulmuyor. “Acaba öyle mi?” diyene küfreder gibi bakılıyor. Benim bitmeyen hipnoz dediğim bu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/">Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&amp;linkname=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur%2F&#038;title=D%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce%20d%C3%B6v%C3%BClmekle%20kalmaz%2C%20kovulur" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/" data-a2a-title="Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Katı bir tarafgirliği söyleyen tavırların kıskacındayız. Oluşan algı kesin ve keskin: <em>Bizden olmayan kötüdür</em>. Karşılaşmalarla anlarsınız ki <em>düşman </em>görüldüğü durumlar da az değildir.</p>
<p>Bu hal, Türkiye için yeni değildir. Yeni olan derecesidir. 12 Eylül’den sonra dövüşen taraflar yumuşamış ve birbirine yaklaşmıştı. <strong>Özal</strong>’ın dört eğilimin partisi olma düşüncesiyle yola çıkması bundan dolayı mümkün olabilmişti. Bir ölçüde başarılı olduğu da söylenebilir. Şimdiki kaskatı ortama rağmen her partide her tip adamın bulunması o zamanın alışkanlığıyla bugüne kadar geldi.</p>
<p>Türkiye, <strong>Erdoğan</strong>’a kadar şu veya bu ölçüde herkesin birbiriyle az çok konuşabildiği bir ülkeydi. Yine kompartımanlar vardı. Çekilmiş kalın duvarlar, en azından o eğilimlerden bazı kesimler arasında aşılabiliyordu. Şimdi kapatılmak istenen bu kapıdır dense yanlış anlamadır denemez.</p>
<h2>İHMAL ETTİĞİMİZ ANLAMA DENEMELERİ</h2>
<p>“<em>İyi de buraya nasıl geldik?”</em> sorusunun hepimiz muhatabıyız. Suçlama kolaydır. Bizim derdimiz anlamak.</p>
<p>Dine dayalı devletler çağının imparatorluğu Osmanlı Türkiyesinde dinden gidenlerin devlette merkeze hâkim olmaları mümkün değildi. Bunu ısrarla hatırlatıyorum. Eğitim öğretimde ve dolayısıyle bürokraside her zaman ağırlıkları vardı. İhtilallerde başı çekerlerdi.  Devlet zayıfladıkça siyaseten de güçlendiler. Cumhuriyet’le merdiven altında kapalılık örtüsüyle başka bir sertliğe büründüler.</p>
<p>Sürece bakarsak, son yetmiş yılın Türkiyesinde en keskin olanlar solcularımızdı. 1964’ten itibaren “<em>ortanın solu</em>”nu takip eden, solun şemsiyesi CHP’de rejimin sahibi görünmenin rahatlığı yer yer tavizsiz ve kırıcı oldu. Hizipler, bölünmeler ve renk farkları durumu değiştirmedi. <strong>Ecevit</strong> gibi geniş düşünen, hemen herkese yakın durabilen bir figürün liderliğine rağmen ana kitle kendini sorgulamadı. Dönüştürmek istedikleri milletin yapısını anlamayı seç(e)medi.</p>
<p>CHP, <em>üstenci davranış</em> yanlışıyla yenildi. Yenilgisini anlamadı. Bu sefer yeni bir yanlışın içine düştü. Kuruluş ilkelerinden uzaklaştı. Şimdi de PKK-Dem çizgisine yakın görünüyor.</p>
<h2>GEÇMİŞ KENDİ ŞARTLARINDA ANLAŞILIR</h2>
<p>Cumhuriyet’in kuruluşu da keskindi diyenler doğru söylüyorlar. Unutulmasın, yakılmış yıkılmış bir memleket, harap bitap düşmüş bir topluluk halindeydik. Sağ kalan bir avuç yetişmiş insanla yeniden kuruluş kolay değildir. Yokluklar, yoksulluklar, hastalıklar ortasında mucize kabîlinden işler görüldü.</p>
<p>Yaşadıklarımıza soğukkanlılıkla bakalım. Özellikle 1960’tan sonra muhalefetteki CHP’den bir kesimin ve ordunun, bu iki öbeğin üstten bakışı Türkiye’nin enerjisini çalmakla kalmadı, kendisinden beter antisini de hazırladı. Etki tepkiyi güçlendirdi. Cemaatler, oy gücüyle sağ partilerden destek aldı. Gizli açık güçlendiler. Tavır açıktı: Osmanlı yenileşmesinin devamı Cumhuriyet değerlerinin karşısındaydılar.</p>
<p>Burada dikkat edilmeyen bir büyük iş var: Türk devletlerinde belki bin yılda olmayan oldu. Şimdi dinden yürüyen fanatiklere kadar her renkten olanlar devletin başında, merkezdeler.</p>
<p>12 Eylül’ün ezdiği sağ ve sol gruplarda da değişmeler oldu. Sol her zaman kaynar. Milliyetçiler bocalamadaydı ve küskündü. Önemli bir bölümü dînî renge katılarak içlerinde saklanan devlete-orduya mesafe koyma fikrini onlar üzerinden tatmin etmeye başladılar ve onlardan oldular. Kırılmalar peş peşe geldi.</p>
<h2>HİPNOZUN HİPNOZU</h2>
<p><em>Erdoğan rejimi</em>, fay hatlarını derinleştirdi. Her zaman kutuplaşmaya oynadı. Yumuşamayı berhava etti.</p>
<p>Geldiğimiz yer dehşettir. Birileri <em>“Biz Müslümanız”</em> diyor. İyi de öteki ne? Bir diğeri “<em>CHP’ye oy verilmez</em>” diyor. Bakıyorsunuz öfkesi duvarlar örmüş.  “<em>Niye?”</em> desen söyleyecek üç cümlesi yok. Müthiş bir ağ kurulmuş görünüyor. Bildiğimiz medya ağlarının ulaşamayacağı etkililikte bir ağ.</p>
<p>Bir merkezden üflenen mesajlar anında bütün memlekete yayılıyor ve koro halinde aynı şeyler anlamadan söyleniyor. Düşünmeye zaten yer yok. Soru sorulmuyor. “<em>Acaba öyle mi?”</em> diyene küfreder gibi bakılıyor. Benim bitmeyen hipnoz dediğim bu.</p>
<h2>FİKİRLER DEĞİL İNANÇLAR KONUŞUYOR</h2>
<p>Ekranlara bakın, gazeteci kılıklı adamlar bile “<em>inanıyorum”</em> diyerek söze başlıyor ve bitiriyorlar. Kardeşim, bu inanç meselesi değil, düşünme meselesi diyen de yok. İnançları kolay tartışamazsınız. Adam birine inanıyor. Onun dediği ve yaptığı her şeyi de inanç meselesi sayıyor veya sanıyor. Gel de karşı çık! Tanrı buyruğu gibi.</p>
<p><em>Tanrı buyruğu</em> senin benim anlamama bağlı diyen yok. Din alanı çok bilen, çok kültürlü olanların elinde değil. Artık siyasetin elinde. Yetişmiş uzmanlar da Diyanet’e, siyasete, temsil alanına yaklaştırılmıyor.  Papağan gibi yüzünden Kur’an oku yeter. İstedikleri gibi anlıyor ve size de <em>din budur</em> diye dayatıyorlar.</p>
<p>Hâsılı, bir uçtan bir uca geçe geçe gidiyoruz. Güzel ülkemde din soslu keskinlik laikçi keskinliği dövüyor. Döver, çünkü din girdiği yerde üste çıkar. Laiklik nasıl laikçilikten başka bir şeyse, din de bu yeni keskinlerin dediğinden başka bir şey.</p>
<p>Siyasette, camide, Meclis’te, meydanda, tekkede, evde, sokakta Tanrı adına konuşanlar ensemizde boza pişirmeye devam ediyorlar. Bakalım Allah Allahlığını kimseye bırakmaz diyenleri ne zaman duyacağız?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/">Düşünce dövülmekle kalmaz, kovulur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dusunce-dovulmekle-kalmaz-kovulur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sermayeyi kediye yükledik</title>
		<link>https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 19:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim adamcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[insanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İskender Pala]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[vesayet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, açılım ve bizim adam seçimi gibi bozgunculuğun dinamitlerinden korunacağı alana geçecekse yolu bellidir. Düzen gözeten yapılarda, nerede ve nereye olursa olsun, "adam" seçiminde ehliyet ve liyakat aranır. Şu veya bu mensubiyet etiketi ölçü değildir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/">Sermayeyi kediye yükledik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsermayeyi-kediye-yukledik%2F&amp;linkname=Sermayeyi%20kediye%20y%C3%BCkledik" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsermayeyi-kediye-yukledik%2F&amp;linkname=Sermayeyi%20kediye%20y%C3%BCkledik" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsermayeyi-kediye-yukledik%2F&amp;linkname=Sermayeyi%20kediye%20y%C3%BCkledik" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsermayeyi-kediye-yukledik%2F&amp;linkname=Sermayeyi%20kediye%20y%C3%BCkledik" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsermayeyi-kediye-yukledik%2F&#038;title=Sermayeyi%20kediye%20y%C3%BCkledik" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/" data-a2a-title="Sermayeyi kediye yükledik"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Sıradan insan olmak rahatlıktır. Sade insanınki beş duyunun hudutlarında belirlenen hayattır. Herhangi bir “<em>canlı</em>”nın yaşama refleksiyle davranışları elbette ayrılır. Sade talepleriyle dar alanda yaşarlar.</p>
<p>İnsan, toplu yaşamasını çerçeveleyen kurallarla çevrilidir. Kalabalıklar istemese, bilmese ve anlamasa da uyar. Bilen ve bildirenler bütün zamanlarda azdır ve onların durumu ayrıdır. Çok bilinen kavramı kullanalım, <em>aydın</em>, toplumun ruhunu duyan ve duyurandır. Sorumluluk duyanlar ve duyuranlar onlardır. Sanat ve sanatçının yaptığı, o ruha ruh vermektir. Bunu hep hatırlatıyorum ama açmaya fırsat olmuyor.</p>
<h2>“NEREDEN NEREYE?”</h2>
<p>Sosyal sermayesi iğdiş edilen bir memleketiz. Son günlerde çok konuşulan <strong>İskender Pala</strong>’nın Telekom yönetim kuruluna atanması böyle bir sosyal çöküşün sonucudur. Örneklerden bir örnek olmaktan ötedir. Onu oraya atayanların hiçbir ölçü tanımadıklarını göstermekle kalmaz. Kabul edenin durumu daha fecidir. Toplum önünde öncü ve örnek görünen ve kendisini öyle gösterenlerin yazdıklarının, konuştuklarının, inandıklarını söylediklerinin tam tersini yapmaları çürümüşlüğün başka bir safhasıdır. İkiyüzlülük bu tavır karşısında ahlâklı kalır.</p>
<p><strong>Midhat Cemal</strong>’in <strong>Mehmed Âkif</strong>’inde bir cümle elli yıldır hiç hatırımdan çıkmadı: Üstad diyor ki: “<em>İkiyüzlü insanları sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar gördüm.” </em>Yüzyıl önce bunu söyleyen <strong>Mehmed Âkif</strong> bu devirde yaşasa ne diyeceği tahmin edilebilir. Şiirlerini salonlarda, meydanlarda okuyanlara, adını dilinden düşürmeyenlere karşı söyleyeceği tokat gibi bir reddiyeden ibaret kalmazdı.</p>
<h2>“MÜSLÜMANLIK NERDE?..”</h2>
<p>Namuskârlığın zirvelerini gösteren bu yüksek karakter adamının, büyük öncü ve önder kişiliğin şimdi adını kullananlara yazacağı tenkidin dili, <em>Safahat</em>’ında okuduklarımızdan kat kat ağır olurdu. <strong>Sâbir</strong>’in hicviyelerindeki “<em>Harda bir Müselman görürem gorharam” </em>şiddetini başka türlü söylerdi. Samimi dindarlığıyla aynı fikri “<em>Müslümanlık mı dedin, tövbeler olsun ne demek?”</em> deyişini yeterli görmeyeceği kesindir:</p>
<p><em>“Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile&#8230;<br />
Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile!<br />
Kaç hakîkî Müslüman gördümse, hep makberdedir;<br />
Müslümanlık, bilmem amma, gâlibâ göklerdedir!” </em></p>
<p>demekle de yetinmezdi. Dilinin kılıcı bugün olsa başka türlü keserdi. Dini diline dolayanın ağzına susturucu biberler sürmede dilinin kudretine; inancının, duygusunun, yüksek karakterinin duygusunu koyarak konuşur ve putları yıkardı.</p>
<h2>ZAMANIN EBÛ CEHİLLERİ</h2>
<p><strong>Âkif</strong>’i sıkça anmam boşuna değil. Müslüman varsa, milliyetçi varsa, insan örneği varsa biri odur. Onun yaşadığı dönemlerde sosyal sermaye gibi tabirler yoktu<em>. “İnsan</em>”dan bahsedilirdi. İnsanı insan yapan unsurlar arasında bilgisi görgüsü öne çıkardı. Çok şey bilen ve iyi insan örneği olmayanlara şeytan da denirdi<strong> Ebû Cehil</strong> de. Hatırlamalıyız, 1400 yıl önce <strong>Ebû Cehil</strong> denen adam cahil biri değildi. Ona cehlin babası sıfatı, hakikati gördüğü halde yanaşmamasından ve karşı durmasından dolayı verilmişti. Onlar her zaman vardır ve değişik görünüşlerle olacaklar. En çok dinden görünenlerin içinden <strong>Ebû Cehil</strong>ler çıkması dehşetli bir paradokstur.</p>
<p>Evet, şaşmayınız, şimdi de şeytanı kıskandıran <strong>Ebû Cehil</strong>lerimiz var. Hak hakikat gözetmezler. Gücü ele geçirinceye kadar türlü kılıklara girerler. Milletin verdiği gücü millete karşı kullanmakta tereddüt etmemeleri tipiktir. Bir zamanlar ordudan bazı paşaların bazı konularda bu tarz bir baskıyı uyguladıkları görülürdü.</p>
<p>Şimdiki dinden görünenlerle onların farkını iyi anlamak lazımdır. Çok kimsenin kabule yanaşmayacağını bildiğim bir fikrimi söylemekten geri durmayacağım. Askerlerin sivillere karşı dikkatleri birkaç konudaydı. Bir bakıma seçilmişlerin laiklik ve cumhuriyet rejimi konusunda haddi aşmalarına karşı fren oluyorlardı. Bunu görev sayıyorlardı. Yönetme dertleri yoktu. Her şeye sahip olmak gibi bir düşünceleri yoktu. Yaptıklarına doğru veya yanlış diyebilirdiniz ama çoğu ilkeli adamlardı.</p>
<h2>VESAYETLER ÇILDIRDI</h2>
<p>Artık bu memleket, onların baskılarından kurtulan bugünkülerin vesayetlerini konuşacak yere geldi. Şimdi yaşadığımız çok yönlü vesayettir. <strong>Âkif</strong> diliyle söylersek, bu dinden görünenler dine fersah fersah uzaktırlar. İyiyi, doğruyu, güzeli arama dönemini bitirme vesayeti her tür kötülüğün anası halinde önümüzdedir. Ancak kendinden olanları ve kendine bağlananları görüp gözeten anlayışın ahlâkı olamaz. Bu kadar nettir.</p>
<p>Türkiye, <em>açılım</em> ve <em>bizim adam</em> <em>seçimi</em> gibi bozgunculuğun dinamitlerinden korunacağı alana geçecekse yolu bellidir. Düzen gözeten yapılarda, nerede ve nereye olursa olsun, <em>&#8220;adam</em>&#8221; seçiminde ehliyet ve liyakat aranır. Şu veya bu mensubiyet etiketi ölçü değildir. &#8220;<em>Bizim adam</em>&#8221; seçimi ruhunu kaybetmiş ülkelerde ve yapılarda olur. Yalnız emir eri ve tetikçi ararlar. Evet, bu tavrın ahlâkı yoktur ve tabiati bozmasından anlarız ki yaradılışa terstir.</p>
<p>Ölçüler hoyratça ortadan kaldırılır. İyiler kenara itilir, hak gözetilmez ve -Hak saklasın!- batırılır.</p>
<p><em>&#8220;Gidiş nereye? Niye bu haldeyiz?&#8221;</em> diyorsak, bir de bu cümleler etrafında düşünmeye mecburuz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/">Sermayeyi kediye yükledik</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sermayeyi-kediye-yukledik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öküzün boynuzu</title>
		<link>https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Göktürk Tunceroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 May 2022 19:25:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Toprak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39143&#038;preview=true&#038;preview_id=39143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eskiler dünya öküzün boynuzunda demişler. İyi de, niye öküz? Bu inanış sadece Budistlerde olsa diyeceğim ki sığır cinsi onların inancında kutsaldır, o yüzden mekânımızı tutan mahlûk da olsa olsa öküz olur!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/">Öküzün boynuzu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fokuzun-boynuzu%2F&amp;linkname=%C3%96k%C3%BCz%C3%BCn%20boynuzu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fokuzun-boynuzu%2F&amp;linkname=%C3%96k%C3%BCz%C3%BCn%20boynuzu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fokuzun-boynuzu%2F&amp;linkname=%C3%96k%C3%BCz%C3%BCn%20boynuzu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fokuzun-boynuzu%2F&amp;linkname=%C3%96k%C3%BCz%C3%BCn%20boynuzu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fokuzun-boynuzu%2F&#038;title=%C3%96k%C3%BCz%C3%BCn%20boynuzu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/" data-a2a-title="Öküzün boynuzu"></a></p><p style="text-align: right;">                                                                                              <em>Boynuzu bazısının ay gibi,</em></p>
<p style="text-align: right;"><em>                                                                                              Kiminin halka halka yay gibi</em> (Şeyhî)</p>
<p>Eskiler dünyanın öküzün boynuzunda olduğunu düşünürlermiş. Gülüp geçiyoruz onlara. Burun kıvırıyoruz. Biz akıllı torunlar! Her şeyi bilen torunlar! Dünyanın hem kendi etrafında, hem güneş etrafında dönen bir küre olduğunu bilen torunlar! Güneş sistemini, Samanyolu galaksisini sular seller gibi öğrenmiş torunlar…</p>
<p>Neden öküz demişler acaba? Neden, meselâ, koçun boynuzunda değil? Ya da atın sırtında değil? Devenin hörgücünde değil?</p>
<p>Biz akıllı torunlar bunu düşünmedik. Dünya öküzün boynuzunda diyen ataları küçümsedik geçtik. Dünya öküzün boynuzunda diyen insanların lâfı üzerine düşünmeye gerek var mıydı ki?! İlkel kafa işte!</p>
<p>Eskiler dünya öküzün boynuzunda demişler. İyi de, niye öküz? Bu inanış sadece Budistlerde olsa diyeceğim ki sığır cinsi onların inancında kutsaldır, o yüzden mekânımızı tutan mahlûk da olsa olsa öküz olur! Fakat Budist olmayan toplumlarda da bu inanç var: Dünya öküzün boynuzunda…</p>
<p>Kartalın kanadında dememelerinin sebebini anlarım. Kartalın ayağı yere basmaz. Atalar kartalı emniyetli görmemiştir.</p>
<p>Balığın yüzgecinde dememelerinin sebebini anlarım. Balık da ayağı toprağa basan bir hayvan değildir. Ayağı bile yoktur. Suya da, balığa da güven olmaz.</p>
<p>Atalar toprağa güvenmiştir. Dünyayı taşıyan hayvan toprak hayvanı olmalıdır.</p>
<p>Dört ayaklı bir kara hayvanı olması akla yakındır ama… Niye, başka memeli hayvanlar değil de, öküz? Tamam, arslan, kaplan, kurt biraz vahşi görünmüş olabilir gözlerine. Yeryüzünü onların üstüne oturtarak, zaten tekin olmayan dünyayı daha da tehlikeli hale getirmekten korktular belki. Gergedan, zürafa, zebra deseniz her iklimde olmayan hayvanlar. Bu sözün doğduğu toprakların halkı belki bu cins hayvanları tanımamıştı. Fil deseniz, pek ağır kanlı. Onun kulakları üzerine oturan bir dünyanın ne kadar ağır döneceğini anlamışlardır. Peki, koyuna, koça, deveye, ata, eşeğe ne oldu? Neden onlar değil de öküz?  Onlar ki hepsi de, ilk medeniyetlerin ve dahi bu inancın doğduğu toprakların insanlarınca iyi tanınan kara hayvanlarıdır.</p>
<p>İlk medeniyetlerin doğduğu topraklar… İnsanoğlunun yerleşik hayata geçtiği topraklar… Orta Doğu, Akdeniz coğrafyası…</p>
<p>Biz, modern insan… Biz akıllı, bilgili, tabiatı yenmiş; yenmek ne kelime, hakkından gelmiş, ununu elemiş, eleğini asmış insan ataların “dünya öküzün boynuzundadır” inancını hep küçümsemişizdir. Ataların akıllarına şaşmışızdır. Biz, yerkürenin küre olmasıyla yetinmeyip bir de “küreselleştiren” insan…</p>
<p>Mecaz bir ifade olmasın bu? Dünya öküzün boynuzundadır! Öküz eski insanın can yoldaşı, eli, ayağı, işi, aşı… Bu inancı geliştiren atalar ekmeklerini fabrikada montaj bandı başında çıkarmıyordu. Ya da masa başında plan proje üretmiyorlardı. Toprak, toprağı işlemek, ürün kaldırmak onların hayatlarını idame ettirmelerinin yegâne yolu idi. Çalışmak toprağı ekip biçmekti. Atalar toprağa güveniyordu. Kazanç topraktan geliyordu. Ürün bereketli ise yüzler gülüyordu. Ürün bereketli ise ülkeler zengindi. Ürün bereketli ise asker tok ve güçlüydü. Medeniyet bereketli topraklar üzerinde doğuyordu. Bu yolda öküz de en sâdık yardımcıları. Evin, toprağı ekip biçen, ürünü kaldıran, ürünü ordan oraya nakleden direği! Evin kıymetlisi! Traktör, biçerdöver, motokultivatör, motorlu çapalar, tırpanlar, öğütme makinaları yerine öküz… Tarım ülkelerinden müteşekkil bir dünyada, nüfusunun kâhir ekseriyeti çiftçi olan bir dünyada, dünya öküzün boynuzunda durmayacak da ya nerede duracaktı? Yerleşik hayata geçen insanın ilk mesleği, çiftçilik. Çift kelimesi  de Farsça <em>cuft</em>’tan gelir ve “toprağı sürmek için birlikte koşulan iki öküz” demektir.</p>
<p>“Eskiden insanlar dünyanın öküzün boynuzunda olduğuna inanırlarmış” deyip burun kıvırmadan önce bir kere daha düşünün. “Dünya öküzün boynuzundadır” diyen atalar “dünya ekip biçenindir” demek istemiş olmasın? “Dünya çiftten, çubuktan, topraktan yüz çevirmeyenindir” demek istemiş olmasın?</p>
<p>Öyle değil midir ya?! İşte, şimdi bütün dünya gıda krizini konuşuyor. 8 milyar insanı doyurmak! Salgınlar, savaşlar, iklim değişiklikleri, kuraklık… derken sağlıkta, hastalıkta, iyilikte, kötülükte  küreselleştirdiğimiz dünyamız açlıkla, yetersiz beslenmeyle karşı karşıya. Her yandan uyarılar gelmekte: Durum ciddi, tedbir alın! Ukrayna Tarım Bakanlığı Rusya’nın işgal ettiği topraklarda bir kaç yüz bin ton tahıl çaldığını bildirdi. Yine işgal altındaki bölgelerde bir buçuk milyon ton tahıl depolandığını, bunların da çalınacağından endişe ettiklerine açıkladılar. Tahıl savaşları… Can boğazdan gelir.</p>
<p>Dünya ekip biçenindir. Atalar bu sözü söylediğinde ilk ve en önemli iş toprağı işlemek olduğundan onlar tarım faaliyetinden ve ekip biçmede baş rolü oynayan öküzden örnek getirmişler. Gerçi hâlâ da ilk iş insanların karnının doymasıdır, yeterli, dengeli beslenmesidir ve hep böyle olacaktır ya, sözü daha geniş anlamalıyız artık. Dünya çalışanındır. Yer yuvarlağı, öküzün halka halka yay gibi boynuzu üzerinde terazilenmiş dumakta değildir. Hayır amma,  dünya alnından ter akıtıp çalışanındır, emek verenindir, üretenindir, malını piyasaya sürenindir, eserini ortaya koyanındır. Öncelikle de aklını işletenindir. Ancak bunlar dünyada söz sahibidir, rey sahibidir, pay sahibidir.</p>
<p>Öyle değil midir?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/">Öküzün boynuzu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/okuzun-boynuzu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahlak dinin nesi oluyor?</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[AHLAK]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38453&#038;preview=true&#038;preview_id=38453</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda dikkat çeken sosyal kurallar ahlak ve dindir. Ahlak, toplumsal aklın, vicdanın ve deneyimin, bazı davranışları iyi veya kötü olarak nitelerken kullandığı kurallardır. Din, doğaüstü bir gücün varlığına, yüceliğine inananların, bu güç tarafından emredildiğine inandıkları ilkeler topluluğudur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab">Ahlak dinin nesi oluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fahlak-dinin-nesi-oluyor%2F%23new_tab&amp;linkname=Ahlak%20dinin%20nesi%20oluyor%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fahlak-dinin-nesi-oluyor%2F%23new_tab&amp;linkname=Ahlak%20dinin%20nesi%20oluyor%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fahlak-dinin-nesi-oluyor%2F%23new_tab&amp;linkname=Ahlak%20dinin%20nesi%20oluyor%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fahlak-dinin-nesi-oluyor%2F%23new_tab&amp;linkname=Ahlak%20dinin%20nesi%20oluyor%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fahlak-dinin-nesi-oluyor%2F%23new_tab&#038;title=Ahlak%20dinin%20nesi%20oluyor%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab" data-a2a-title="Ahlak dinin nesi oluyor?"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab">Ahlak dinin nesi oluyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/ahlak-dinin-nesi-oluyor/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençliğin inanç problemi</title>
		<link>https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Milli Düşünce Merkezi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Dec 2021 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Canlı Yayın]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[problem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36695&#038;preview=true&#038;preview_id=36695</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 Aralık 2021 tarihinde saat 21.00'de canlı yayınımıza bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/">Gençliğin inanç problemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgencligin-inanc-problemi%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7li%C4%9Fin%20inan%C3%A7%20problemi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgencligin-inanc-problemi%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7li%C4%9Fin%20inan%C3%A7%20problemi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgencligin-inanc-problemi%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7li%C4%9Fin%20inan%C3%A7%20problemi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgencligin-inanc-problemi%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7li%C4%9Fin%20inan%C3%A7%20problemi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fgencligin-inanc-problemi%2F&#038;title=Gen%C3%A7li%C4%9Fin%20inan%C3%A7%20problemi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/" data-a2a-title="Gençliğin inanç problemi"></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium_large wp-image-36696" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/mdmIst-768x384.jpeg" alt="" width="768" height="384" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/mdmIst-768x384.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/mdmIst-300x150.jpeg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/12/mdmIst.jpeg 880w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p>Milli Düşünce Merkezi İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen Gençliğin İnanç Problemi adlı programı, 16 Aralık 2021 tarihinde, saat 21.00&#8242; de <a href="https://www.youtube.com/c/Mill%C3%AED%C3%BC%C5%9F%C3%BCnceMerkezi">Youtube kanalımızdan</a> ya da <a href="https://www.facebook.com/millidusuncemerkezi">Facebook sayfamızdan</a> canlı olarak takip edebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/">Gençliğin inanç problemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/gencligin-inanc-problemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim-din çıkmazı</title>
		<link>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Sep 2021 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Yener]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[din nedir]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe nedir]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=35338&#038;preview=true&#038;preview_id=35338</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pozitivizm’in “tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğu” iddiasına saldırıp dururlar. İlahî bilginin ve vahyin yerini hiçbir bilginin alamayacağını savunurlar. Oysa bu ikisi yağla su gibi birbirinden ayrı ve birbiriyle kesinlikle ilgisiz iki alandır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/">Bilim-din çıkmazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&amp;linkname=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbilim-din-cikmazi%2F&#038;title=Bilim-din%20%C3%A7%C4%B1kmaz%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/" data-a2a-title="Bilim-din çıkmazı"></a></p><p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-35343 " src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn.jpeg" alt="" width="744" height="355" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn.jpeg 325w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/kurn-300x143.jpeg 300w" sizes="(max-width: 744px) 100vw, 744px" /></p>
<p>Anlamsız bir inatla çağlar boyunca bilgi ile inancı, bilim ile dini yan yana değerlendirme gafletine düşen insanlar çok oldu. Bu yüzden de bilimde tam bir özgürlük ve dinde tam bir rahatlama yaşayamadılar. Bu gergin ortamdaki toplumlar sivrilip yükselmek yerine eriyip toz oldu. Esasen bilimin kesinlik iddiası ile dinin dogmatizm dayatması, onların bir arada değerlendirilmesini imkânsız hâle getirir. Bu karşıtlık onları aynı kefeye koyma fikrini baştan geçersiz kılar. Ayrıca unutulmamalıdır ki “kesinlikle yanılmam” diyen dindir ve “kimi zaman yanılabilirim” diyen de bilimdir.</p>
<h2><strong>Aklıevvelin Pozitivizm anlayışı</strong></h2>
<p>Bazı aklıevveller, Pozitivizm’in “tek doğru bilginin bilimsel bilgi olduğu” iddiasına da bu sebeple saldırıp dururlar. İlahî bilginin ve vahyin yerini hiçbir bilginin alamayacağını savunurlar. Oysa bu ikisi yağla su gibi birbirinden ayrı ve birbiriyle kesinlikle ilgisiz iki alandır. Öncelikle bilimle dini yarıştırmak nafile bir çabadır. Din ile bilimi ve bilim ile dini açıklamaya çalışmaktan da acilen vazgeçmek gerek. Böyle bir şeyin imkânı olmadığını, birinin kesin olana diğerinin ruhanî dünyaya, dolayısıyla yalnızca ona yürekten inananlara göre kesin olan konulara hitap ettiğini kabullenebilmek bile bir devrim sayılabilir.</p>
<h2><strong>Din düşmanı felsefe</strong></h2>
<p>Felsefenin din düşmanlığı yaptığı iddiasının altının tamamen boş olmasının yanında hiçbir kesin ya da yanlışlanabilir bilgi ortaya koyamayan dinin somuta, ispata ve yanlışlanabilirliğe dayanan bilim üzerine tahakküm kurmaya çalışmasının saçmalığı da bir başka gereksiz kavga. Bu kavganın sonlandırılması hem dine hem de bilime geniş bir çalışma alanı açacakken bu üstünlük kurma savaşı yüzünden ikisinin de yerinde sayması kaçınılmaz. İnancın sorgulanıp yanlışlanamamasının yanında bilimin sınanabilir, sorgulanabilir ve yanlışlanabilir olması da ikisi arasındaki uçurumun derinliğine işaret eder.</p>
<h2><strong><img decoding="async" class="size-full wp-image-35344 alignleft" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya.jpeg" alt="" width="333" height="240" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya.jpeg 333w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/dunya-300x216.jpeg 300w" sizes="(max-width: 333px) 100vw, 333px" />Akıl verilmiş, kullanmak gerek</strong></h2>
<p>İnsan, doğal yapısı nedeniyle öğrenmek isteyen ve sorular soran bir varlıktır. Akıl ve irade sahibi insan, sorgulama gücüne sahiptir. Akıl; insanın duygularından, edindiği bilgilerden, aldığı eğitimden, tecrübelerinden, beklentilerinden, ilişkide bulunduğu insanlardan, biyolojik bir rahatsızlığı olup olmamasından ve toplumun kültüründen etkilenir. Ancak bilimsel bir bilgi ortaya koyacakken kabul edilmiş ve aksi henüz ispatlanamamış bilimsel yasalarla çalıştığı için etkisi altında kaldığı her durumdan ayrı bir çalışma yürütür. Bu bağlamda objektif bir alandır. Oysa dinin objektifliğinden söz edilemez.</p>
<h2><strong>Peygamber ve filozof farklı şeyler</strong></h2>
<p>Olmayan ya da olduğu ispatlanamayan ancak sorgusuz sualsiz doğru kabul edilen bir alanın yanlışlanabilir ve kanıtlanabilir bir alanı açıklama çabası son derece beyhude bir çabadır. Peygambere inen vahyin bilimsel olarak açıklanması ne derece imkân dışıysa suyun maddenin üç haline bürünebilme koşullarının dinle temellendirilmesi de o derece imkân dışıdır.</p>
<p>Bilim, varlığı ve evreni alanlara ayırarak kanıtlanabilir sonuçlara ulaşma çabasındadır. Din ise varlığı ve evreni bir bütün olarak ele alır. Araştırma alanları ve yöntemleri hiçbir koşulda birbirine benzemeyen bu iki alanı birbiriyle açıklamak açıktır ki yanlış ve manasızdır.</p>
<h2><strong>Bilim de dinden elini çeksin</strong></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-35345 alignright" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle.jpg" alt="" width="318" height="159" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle.jpg 318w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/09/rahle-300x150.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />Aynı şekilde bilimden yola çıkarak ilahî konulara açıklık getirilebileceğinin, Tanrı’nın var ya da yok olduğunun ispat edilebileceğinin düşünülmesi de aynı ölçüde imkân dışıdır. İçinde yetiştiği kültürün ve toplumun yanlış yönlendirmelerinden sıyrılamayan bilim adamlarının boşa kürek çekme çabalarıdır. Dini kullanarak her şeye dâhil olmaya çalışanların elini bilimden çekmesi gerektiği açıktır. Aynı zamanda bilimin de dinin alanından uzak durması gereği ortadadır.</p>
<h2><strong>Din Şark ise bilim Garp’tır</strong></h2>
<p>Din ve bilimin farklı alanlar ve farklı koşullarda değerlendirilmesi gereken farklı içerikler olduğunun kabul edilmemesi her iki alan için de ayak bağı olur ve olmaktadır. Tanrı’yı ispatlama gereği duymadan koşulsuz olarak var kabul eden din ile somut, sınanabilir ve yanlışlanabilir olmayan hiçbir şeyi alanına dahil etmeyen bilim için uzlaşmanın tek yolu birbirinin sınırını kabul etmeleridir. Din ve bilim ayrımının kabul edilmesi, beraberinde dinin hayatın diğer alanlarından çekilmesinin de önünü açacaktır. Dinin söz sahibi olmadığı bir siyaset, din etkisinde kalmayan bir eğitim, dinle kısıtlanmayan bir teknoloji, dinsel yasaklara maruz kalmayan bir tıp ve benzeri bir özgürleşme hareketi, gelişmekte olan ya da geri kalmış toplumların tek umudu gibi görünüyor. Din kendi başına değerli bir alandır ama din kıskacından kurtulamayan hiçbir alan asıl değerine kavuşamayacaktır. Bu sebeple din, etki alanını daraltıp gücünü sadece kendi alanı içinde kullanacak kadar mütevazi olmadan birçok toplumun refaha ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşması imkânsızdır.</p>
<h2><strong>Herkes kendi alanında</strong></h2>
<p>Sonuç itibariyle din, bilim, siyaset, felsefe, sağlık gibi toplumsal hayatın kurucu birçok alanı için temiz ve doğru sonuçlara ulaşma koşulu kendi sınırları içinde kalmalarıdır. Basit ve kolay ancak bir o kadar da önemlidir bu fakat yıllardır en çok tartışılan bilim ve din arasındaki durumdur. Böylesi farklı iki kutbun birbirinin alanına müdahale etmemesi gereği açıktır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/">Bilim-din çıkmazı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bilim-din-cikmazi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karar verme reçetesi</title>
		<link>https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Demet Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2021 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[inanç]]></category>
		<category><![CDATA[kararsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kararsızlık hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sezgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=33130&#038;preview=true&#038;preview_id=33130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkes hayatında bazı kararlar vermek zorunda kalır, mutsuz bir evliliği sorgulamak, iş değişikliği yapmak ya da öğle yemeğinde ne yiyeceğini seçmek gibi...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/">Karar verme reçetesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarar-verme-recetesi%2F&amp;linkname=Karar%20verme%20re%C3%A7etesi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarar-verme-recetesi%2F&amp;linkname=Karar%20verme%20re%C3%A7etesi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarar-verme-recetesi%2F&amp;linkname=Karar%20verme%20re%C3%A7etesi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarar-verme-recetesi%2F&amp;linkname=Karar%20verme%20re%C3%A7etesi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkarar-verme-recetesi%2F&#038;title=Karar%20verme%20re%C3%A7etesi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/" data-a2a-title="Karar verme reçetesi"></a></p><p>Herkes hayatında bazı kararlar vermek zorunda kalır, mutsuz bir evliliği sorgulamak, iş değişikliği yapmak ya da öğle yemeğinde ne yiyeceğini seçmek gibi. Tüm insanlar doğru kararı vermek ister ama kaçı bunu başarır? Karar vermek, bir fikrin veya hareketin mümkün diğer seçenek arasından seçilmesiyle sonuçlanan zihinsel bir işlemdir.  Karar verenin tercih ve değerlerine göre alternatifleri belirlemesi ve onlar arasından seçim yapması gerekir. </p>
<p><strong>Neye yarar?</strong><br />
Karar vermek; hayatın tekdüzeleşmiş gidişatında pineklemekte olan insanı ani bir sarsıntıyla uyandırır. Karar vermek aynı zamanda bezgin düşüncelerin uzayıp giden düzenli ve gereksiz sırasını bozar. Yine de her karar verme edimi ciddi bir tehlike barındırır çünkü işin en kolay kısmıdır karar vermek. Uygulamaya geçmeyen her karar, insan için yaralayıcı bir hayal kırıklığı yaratır. Sayıları artan uygulanmamış kararlar, tıpkı bir deve kervanı misali uzadıkça insan hayatı daha da çekilmez olur. Bu sebeple kararın en azılı düşmanı korkaklıktır. Korkularından sıyrılıp harekete geçemeyen insan için yapılabilecek hiçbir şey yoktur.</p>
<p><strong>Ne yapmalı?</strong><br />
Doğru karar vermenin yolu, aslında stresi azaltmaktan geçer. İnsan “kararsız” bir canlıdır çünkü gündelik hayatı içinde önemli önemsiz karar vermek zorunda kaldığı binlerce şey bulunur. Bu binlerce şey de gün içinde insanı boğar. Esasen sezgiler çoğunlukla yanıltmaz. Bir karar alırken içinden gelen sesi dinleyen insan, mantık çerçevesinde karar verme fırsatını yakalayabilir. Ayrıca bir karar alırken, alınan kararın kişiyi nasıl hissettireceği de oldukça önemlidir. “Hangi seçeneği seçmeye yakınım? Hangi seçeneği kendimden uzak tutmaya çalışıyorum?” gibi sorular, kişinin kendi davranışlarını ve eğilimlerini tanımasına yardımcı olur. Kişi, onlarca ihtimali bir arada düşünmek yerine, olabildiğince sade bir düşünme süreci geçirerek ya kendine bir yol bulabilir ya da birilerini takip edebilir.  Her ne yaparsa yapsın sonunda herkes bir seçim yapmak zorunda kalır.<br />
Peki ya seçimler…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/06/images-1.jpg" alt="" width="295" height="171" class="aligncenter size-full wp-image-33132" /></p>
<p>Özgürleşememiş bir köle olarak insanın karar verme konusunda kendini kıstırdığı en çetin kapan, seçim yapamamak ya da yaptığı seçimi uygulayamamaktır. Uygulanmayan karar gibi uygulanmayan seçim de zamanla bir lanete dönüşür.<br />
İnsan ne istediği konusunda kesin olmalıdır. Bu, onu ne istemediği konusunda da netleştirir çünkü belirsizlik tereddüde yol açar ve tereddüt son derece tehlikelidir. Tereddüt bir anlık bile olsa ortaya çıktığında şeytan güçlü, ayartma albenili ve kötülük keskin gözlü olur. Burada tuzak, ayartma ve av ise insan ruhudur.</p>
<p><strong>Sonuç </strong><br />
Yapılamayan ya da istenen sonucu vermeyen her seçim, ardında umutsuzluk ve keyifsizlikten ince bir tortu bırakır. Ulaşılamayan sonlar her zaman can sıkıcıdır. Ve her can sıkıntısı, bir sonraki kararı daha da zorlaştırır. Görünürde basit gibi dursa da aslında ardında sayısız bilinmeyen taşıyan karar soruları, insan hayatının kimi zaman en kolay kimi zaman da en zor seçimlerini oluşturur. Ve her ne olursa olsun insan bir şeyi seçerken diğerlerinde kalır hep aklı…</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/">Karar verme reçetesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/karar-verme-recetesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
