<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milliyetçi arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/milliyetci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/milliyetci/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Dec 2024 17:44:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Milliyetçilik Hattı</title>
		<link>https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik hattı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçülük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48945&#038;preview=true&#038;preview_id=48945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman kadromuzla her türlü sorularınızı açık yüreklilikle cevaplamak için Milliyetçilik Hattı'nın baş ucunda sabırsızlıkla bekliyoruz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/">Milliyetçilik Hattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetcilik-hatti%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ilik%20Hatt%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetcilik-hatti%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ilik%20Hatt%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetcilik-hatti%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ilik%20Hatt%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetcilik-hatti%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ilik%20Hatt%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetcilik-hatti%2F&#038;title=Milliyet%C3%A7ilik%20Hatt%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/" data-a2a-title="Milliyetçilik Hattı"></a></p><p>Millî Düşünce Merkezi, bünyesinde sayısız uzman barındıran bir düşünce kuruluşudur. Her ne kadar uzmanlarımız, çeşitli konferans, panel, söyleşi vb. etkinliklerle bilgi birikimlerini insanlarla paylaşsalar da daha fazla insana ulaşmanın yollarını aramaktayız. Bu maksatla <em><strong>&#8220;Milliyetçilik Hattı&#8221;</strong></em> adını verdiğimiz yeni bir projeye başlıyoruz. Her türden düşünce yapısına sahip herkes, bize milliyetçilikle ilgili akıllarına takılan, öğrenmek istedikleri soruları sorup uzmanlarımızdan bu soruların cevaplarını alabilecekler.</p>
<p>Milliyetçilik ve bağlantılı konularla ilgili sorularınızı bize ulaştırmak için web sayfamızı ziyaret edebilir, sosyal medya hesaplarımızdaki (X/Twitter ve Instagram) DM kutularını kullanabilir veya e-posta gönderebilirsiniz.</p>
<p>Uzman kadromuzla her türlü sorularınızı açık yüreklilikle cevaplamak için Milliyetçilik Hattı&#8217;nın baş ucunda sabırsızlıkla bekliyoruz.</p>
<p><strong>E-posta için</strong>: mdm.misak@gmail.com</p>
<p><strong>X/Twitter DM için</strong>: @MilliDusunceMDM</p>
<p><strong>Instagram DM için</strong>: @mdm.misak</p>
<p><strong>Web için</strong>: <a href="https://millidusunce.com/soru-cevaplar/">https://millidusunce.com/soru-cevaplar/</a></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/">Milliyetçilik Hattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milliyetcilik-hatti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâbusa Dönüşen Rüya</title>
		<link>https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emirhan Gençay Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 19:15:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyen]]></category>
		<category><![CDATA[Arif Nihat Asya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[hidayet romanı]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Nihal Atsız]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[islamcı]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[köpek]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[minyeli abdullah]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=43035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyasal İsâm nasıl bir gençlik istiyor? Bu yazıda dindar nesil projesinin nasıl oluştuğuna göz atacağız. Bir proje onu kurgulayan insanın çocukluğundan hatta bebekliğinden gelen bilgilerle ortaya koyduğu bir birikimden doğar. Bu yazı dindar nesil projesinin tabiri caizse  bebekliğine doğru gidiyor</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/">Kâbusa Dönüşen Rüya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkabusa-donusen-ruya%2F&amp;linkname=K%C3%A2busa%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20R%C3%BCya" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkabusa-donusen-ruya%2F&amp;linkname=K%C3%A2busa%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20R%C3%BCya" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkabusa-donusen-ruya%2F&amp;linkname=K%C3%A2busa%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20R%C3%BCya" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkabusa-donusen-ruya%2F&amp;linkname=K%C3%A2busa%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20R%C3%BCya" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkabusa-donusen-ruya%2F&#038;title=K%C3%A2busa%20D%C3%B6n%C3%BC%C5%9Fen%20R%C3%BCya" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/" data-a2a-title="Kâbusa Dönüşen Rüya"></a></p><h1><strong><em>Kâbusa Dönüşen Rüya</em></strong></h1>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>Bugünün iktidarı, Türk milletini tabandan tavana restore etme projesi diye “dindar nesil rüyası”nı ortaya attı.  Peki, bu rüya neden kâbusa döndü?</p>
<p>Bir ideoloji hiçbir zaman yazılı doktrinlerini ezberleyerek benimsenemez. Bir görüşü  benimsemek için ilk önce bir iç dürtüye ihtiyaç duyarsınız. Bu dürtü hayvanî bir dürtüdür. Misal olarak yavruyken insanlar tarafından şiddete uğramış bir kedi, büyüdüğü zaman insanlardan köşe bucak kaçarken, yavruyken insanların sevip beslediği bir kedi, tüm insanları yavruyken kendisini besleyen insanlar gibi zannederek her pisi pisi diyene gelir. Kediler gibi insanlar da, çocukken, gençken ve yaşlıyken başka insanların kararlarına ve davranışlarına doğrudan(aile, arkadaş, mahalle esnafı, komşu vb.) veya dolaylı(kaymakam, vali, emniyet müdürü, milletvekilleri, bakanlar ve cumhurbaşkanı vb.) maruz kalır. Bu maruz kalma, kişiyi  rahatsız ediyorsa maruz kaldığı kişilerinkine zıt görüşleri benimser. Onlardan haz etmez ve kaçar. Eğer rahatsız hissettirmiyorsa maruz kaldığı kişilerin klonlanmış monoton bir düşünce kuklası olurlar (munis bir ev kedisi). Son olarak, maruz kaldığı görüş, kendisini mutlu ya da enerjik hissetiriyorsa kişi o görüşün ilerideki iyi bir temsilcisi olarak yaşamaya devam eder. Aslında ideolojilerin temel doktrinleri denilen yazılı kurallarda birilerinin maruz kaldığı  zıt ya da uygun fikirleri vakti zamanında içsel hayvani dürtüsüyle  bazı sosyolojik, psikolojik ve siyasi şablonlara oturtarak ortaya koyduğu fikirlerden başka bir şey değildir.</p>
<p>Aslında ideolojilerin temel doktrinleri denilen yazılı kurallar da böyle doğar. Bunlar da kişinin maruz kaldığı ve bir hayvani içgüdüsüyle kuvvetle etkilendiği, nefret ettiği veya beğendiği fikirleri sosyolojik, psikolojik ve siyasi şablonlar şeklinde ortaya koymasından ibarettir.</p>
<p>Bu sebeple siyasi hareketler toplumu hissi (hayvani) seviyede tutarak kolayca taraftar bulma adına sloganlar (miyav miyav, hav hav, cik cik,ai ai ) ve kalıp rol modeller (sürü liderleri) yaratır.  Zaten çoğu zaman ideolojileri parlatan isimlerin  yazarlar, gazeteciler veya halkın diline rahatça inmeyi başaran akademisyenler olduğunu fark edersiniz. Bu üç grubun ortak özelliği yazı yazarken edebiyatın nimetlerinden beslenmeleridir. Edebiyat, insanın kendi sesini merak etmesinden doğan, insana has bir  değerdir. İnsan harici varlıklar seslerini duysa dahi onu merak etmezler. Benim sesim acaba neye benziyor diye düşünen insan ilk önce edebiyatı ardından kulağına hoş gelsin diye müziği keşfeder. Edebiyatın en  kısa ve net  müzikal söylemi sloganlardır. Sloganlar, insanın kendi sesiyle aynı sese sahip bir varlıkla karşılaştığında duyduğu ilk heyecanı hatırlattığı için yüksek bir enerjiye sahiptir. Bir Türk milliyetçisi “yaşasın halkların kardeşliği” sloganı karşısında köpek havlaması duymuş kedi gibi kuyruğunu dikerek kendini korumaya alır. Ama aynı Türk milliyetçisi “Milliyetçi Türkiye” sloganını duyunca kendinden geçerek boğazını yırta yırta bu sloganı tekrarlar. Semavi dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam) peygamberlerinin Cebrail’le ilk karşılaştığındaki şok hâlinde işittikleri ilk sözler o dinin temel sloganı olarak kabul edilir. Ve bu sloganların(ayetlerin) bir araya gelmesinden bir manifesto kitabı(Tevrat, Zebur, İncil, Kuran) meydana gelir. Bu manifestolardan kendine yakın olanı benimseyenler o dine mensup olur. Ve dinin doktrinlerini  (sloganlarını) “Febi-eyyi âlâ-i rabbikumâ tukeżżibân, La ilahe illallah.” gibi tekrar ederek maneviyatını güçlendirir.</p>
<p>İdeolojiler ise aynı sesi çıkaran canlıların bir önad sahibi olmasını sağlar. Geçtiğimiz yıllarda sosyal medyada meşhur olmuş bir çobanın koyunlarını çağırırken bunlar benim koyunum değil. Benim koyunum beni tanıyor. Bunlar beni tanımaz demesine rağmen. muhabirin ısrarı üzerine yabancı koyunları çağırmış, çağırdığı yabancı koyunlarsa çağrıya bir cevap vermemişlerdi. Aradan yıllar sonra o çobanı bulan bir gazeteci bu sefer çobanın kendi koyunlarını çağırmasını söylemiş ve çobanının sesini tanıyan koyunlar akın akın çobanının sesine toplanmıştı.</p>
<p>Sloganlar ve ideolojiler işte tam burada birleşiyorlar. Sürü lideri (çoban) bir slogan (ileti/mesaj) attığında o sloganın atıldığı ortam (bağlam) eğer müsaitse sloganın şifresi(anlamı/kodu) hedef kitleye doğru bir şekilde ulaşır. Bunun sonucunda hedef kitle, slogana uygun bir geri bildirim (dönüt) verir. Bu süreç stadyumlarda açıkça görülür. Amigolar ya da tribün liderleri sessizlik anında bir slogan atar. Eğer maçın heyecanlı bir anıysa herkes tek bir ağızdan o slogana cevap verir. Bordo ! &#8211; Mavi !, Kırmızı ! -Beyaz !, Her zaman ! Her yerde ! En büyük !&#8230; Son zamanlarda bir de, “Hükûmet! İstifa !”, gibi anarşik sloganlar duyuyoruz cıkcıkcık onlara&#8230;</p>
<p>Bu temel bakışla baktığımızda, koyunlar ve insanlar dahil çoğu canlı slogan atar ve bir  ideolojiye mensuptur. Örneğin  sıradan vasat bir kedi “Miyav” sloganını, halinden memnun olmayan bir kedi “Hırr! Tss” sloganını ve halinden  gayet memnun kediyse yatarak  “Trrr” sloganını atar. Bu durumda bir kedi üç farklı ideolojinin mensubu olabilir. Peki, bundan kedilerin haberi var mı? Elbette yok. Bunun farkına varan ve bunlara göre kendisini düzenleyen tek canlı insandır diyoruz. Bazı insanlar hayvanî güdülerle insanları kontrol altına alma zihniyetinden bir santim uzaklaşmıyor.</p>
<h2><strong><em>Edebiyat İnsanı Hayvandan Ayırır.</em></strong></h2>
<p>Edebiyat matbaanın yaygınlaşmasıyla, gazeteler ve dergiler etrafında bir çınar gibi dallanıp budaklanarak alanlara ayrıldı. Bu çınarın kıymetini anlayan milletler ve devletler günümüz modern medeniyetlerinin de sahibidir. Edebiyat insana insan olduğunun bilincini verir. Ses çıkartan varlıklarla aynı olmadığını anlatmaya çalışır. Haliyle de anlayış yönüyle diğer canlılardan insanı ayırmayı amaçlar. Büyük münevver Nihat Sami Banarlı’nın &#8220;Fakat ben şuna inanırım ki, bir milleti yeniden yüceltmek ve ona târihi  büyüklüğüne yakışır bir devamlılık vermek için onun çocuklarını dünkü büyüklerinin edebiyatını, dilini, vicdanını,  imânını anlayabilir, duyabilir, yaşayabilir bir seviyeye ulaştırmak da lâzımdır&#8221; bu sözde geçen vicdan kelimesi kültür anlamına gelmektedir. Bu gün siyasal İslâmcı çevrelerce vicdanın karşılığı dünya görüşü ve hayat üslûbudur. Dindar nesil fiyaskosu da bu üslûpsuzluğun bir neticesidir.</p>
<p>Edebiyat, yazarın toplumun bilinçaltını kontrol etmesin, sağlayan bir propagandadır. Seksen Günde Devri Alem adlı kitap İngiliz çocuğuna Büyük Britanya’nın üstünde güneşin batmadığını anlatır. Thomas More’un Ütopya adlı eseri bugün Avrupa Birliği’nin manevi temellerini medeni ülkelerin (!) gençlerinin bilinç altına atmıştır. Robinson Crusoe medeni(!) bir İngiliz gencinin insanımsı yaratıklar(!) arasında tek başına kalarak o adayı tek başına nasıl medeni(!) hale getirdiğini anlatır. Ve her İngiliz çocuğunun beynine gittiği medeniyetsiz yerleri tek başına medeni hale getirebileceğinin mesajını yerleştirir. Milli Eğitim Bakanlığı, bu eserleri haddinden fazla baş üstünde tutarak ve yerli yersiz listelerine alarak umarım sonucu iyi olacak bir şey yapıyordur&#8230;</p>
<p>Bugün Milli Eğitim’in tavsiye ettiği 100 kitap listesinde Hüseyin Nihal Atsız, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Emine Işınsu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Orhan Şaik Gökyay, Arif Nihat Asya, Orhan Seyfi Orhon, Şükufe Nihal Başar, Selma Rıza Feraceli gibi adlarını tek seferde saydığım yazarların adları dahi geçmemektedir. Biz bu liste sorumsuzluğun bedelini ödüyoruz ödeyeceğiz. Bu kişilerin yerine listelere eklenen kişilerin kaç tanesi bu millete yeni bir ufuk kazandırmaya muktedir eserler yazmıştır? Mesela Sabahattin Ali’nin Son yıllarda balon gibi büyüyen <em>Kürk Mantolu Madonna</em> furyası benim gibi kaç kişiyi illallah ettirdi bilmem ama dindar nesle ve bu neslin dindar öğretmenlerine illallah ettirmediği kesin. Dindar bir gözle baktığımızda gençliğinde Almanya’da ahlâksız gayr-ı meşru bir ilişki yaşamış roman karakterinin bu ilişkiden bir çocuğu olduğunu anlaması sürecini anlatan bu roman anlam veremediğim bir şekilde neredeyse tüm ortaokul ve liselerde sınav kitabı olarak öğretmenlerce okunması zorunlu tutuluyor. Onlarca kitap varken niye bu kitaba bu kadar takıntılılar acaba ? Çok merak ediyorum.</p>
<p>Edebiyatın toplumun şekillenmesinin ve bilinçlenmesinin yegane amili olduğu yıllardan kalan alışkanlıkların bugün bir geçerliliği yoktur. Klasik İslâmcı eserlerde görünen aileye rol model olan, ailenin manevi ihtiyacını karşılayan dede-nine tiplemelerini  gençliğinde okuyarak hülyalara dalmış, sonra kitaplardaki bu Polyanna rol modellerin mâlum TV kanallarında yayınlanan filmlerini  gözü yaşlı seyretmiş günümüzün siyasetteki yaşlı (burada yaşlı hem bedensel hem zihnsel yaşlılık için kullanılmıştır.) siyasal  İslamcıları bu absürd durumun gençler nezdinde artık geçersiz hatta dalga konusu  olduğunu fark etmekten acizdir. Bu acz yüzünden huzurevlerine düşmanlık beslerler, başlarına gelen musibetin banyoya sağ ayakla girmeleri yüzünden olduğuna inanır  ve evinde kedi-köpek bakan gençlere “anne babalarına bakmazlar itlere bakarlar” sloganıyla saldırır, onları horlarlar. Bu İslamcılar okudukları Huzur Sokağı, Pertev Bey’in Üç Kızı, Pertev Bey’in Torunları, Maznun, Minyeli Abdullah, Bir Anne’nin Feryadı gibi “hidayet romanları”nın o kadar etkisinde kalmışlardır ki bugün iktidarın yazdığı toplumu, gençleri ve aileyi konu alan yasa tasarılarının, kararnamelerin ve yönergelerin bilinç altında bu romanlar vardır. Bunlara göre her genç Feyza ve Bilal olmalı, etrafını sözleriyle ve hareketleriyle şekillendiren genç dede-nineler rol modeller olmalıdır. Hâlbuki toplumlar dede-nine tiplemelerini gençlerin üstünden devam ettirerek gelişemezler. Yazımın başında verdiğim maruz kalma ve buna karşılık olarak verilen tepkiler örneğindeki klonlanmışların medeniyet tarihine verdikleri tek şey kendi medeniyetlerinin felaketine sebep olmalarıdır. Bir medeniyet ya da toplumu, ya maruz kaldığı düzeni yıkıp kendi doğrularını topluma maruz bıraktıranlar ya da maruz kaldığı düzeni sevip kendini onun kalkınmasına adayanlar yükseltir. Klonlanmış munis ev kedileriyse kalkınma yolunda toplumun enerjisini emen parazit uyuşuklardır.</p>
<p>Bugün Türk gençliğinin dindar nesil adı altında sokulmak istediği genç dede-nine, Feyza-Bilal veya munis ev kedisi tiplemelerinden kendini sıyırması Türk gençliğinin bir zaferidir. Sürüye liderlik yapan elden ayaktan düşmüş yaşlı bir hayvan nasıl ki genç bir lider adayı tarafından sürü içinde diskalifiye ediliyorsa bazı yaşlı zihinler de aynen bu şekilde toplum içinde diskalifiye olacaklardır. Bu zafer bunun müjdecisidir. Toplumun en küçük parçası olan aile, yaşlı bir kimseyi evinde ağırladığında en az 20 yıl öncesinin toplumsal yaşantısına farkında olmadan geri döner. Ama eve yeni bir bebek ya da küçük bir çocuk geldiğinde büyük aile bireyleri bile çocuklaşıp (çağdaşlaşıp) onunla oyunlar oynar. Buradan rahatlıkla anlayabiliyoruz ki toplumlar zamanının çocuğu olduğunda yol alabilir. Zamanının babası , dedesi ve bunağı olduğunda değil. Hidayet romanları dışında bir şey okumamış İslâmcı gürûhun bunu anlamasının olanaksızlığını “hâla daha yeteri kadar dinî eğitim vermiyoruz ondan oluyor bunlar” sözlerinden anlayabiliyoruz. Zavallılar hâlâ daha sıkıntının dindar nesil denen ütopik fikirde değil kendilerinin eksik uygulamalarında olduğunu düşünüyorlar. Keşke bizim camia İslamcılar kadar hayallerine  bağlı bir camia olsaydı. Bizler bugün bambaşka bir Türkiye’de yaşıyorduk&#8230;</p>
<h2><strong><em>Özetle</em></strong></h2>
<p>İslâmcıların kâbusa dönen dindar nesil rüyası Türk toplumunun dinamikleriyle uyuşmadı. Uyuşmaz. Türk toplumunun anlayışı(sloganı) Mısır ve İran gibi ülkelerden ithâl edilen hidayet romanı karakterleriyle örtüşmüyor. Türklerin dedeye, nineye veya rol modele gösterdiği saygı, onun görüşlerini birebir tekrar ettirmek, gençleri genç görünümlü dede-nine yapma üzerine değil, onların tecrübelerinden yararlanarak çağdaş bir anlayışa sahip olma üzerinedir. Bir ideolojiye ya da dine inanan milletler, o ideolojiye ya da dine kendi üsluplarıyla inanmaz ve ona kendi sanat ve vicdan dünyalarından yeni hamleler katmazlarsa ideolojiler ya da dinler canlılıklarını kaybedip yaratma (çağa ayak uydurma) ve yükselme kudretlerinden uzaklaşırlar.</p>
<p>Anadolu erenleri, Türk milletine körü körüne inanışın değil, düşünerek, arayarak, aşk ve hicrânı gönüller dolduran Allah&#8217;ı kendi vicdanlarında bularak inanmanın sırlarını ögretti. Bu sebeple, dindar nesil, Türk gençliğinin önüne konulacak bir sıfat değil inanların içinde yaşatılacak bir değerdir. Günümüzün Mısır üzerinden ithal edilmiş fikirleri tekrarlayan çağdaş İslâmcı(!) Anadolu Aptalları (Abdal d ile yazılır) bunlardan bihaber oldukları için, Türk milletinin ulumaya alışmış gençlerini miyavlatma peşindedirler. Ama kurt miyavlamaz. Miyavlamayacaktır&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/">Kâbusa Dönüşen Rüya</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kabusa-donusen-ruya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKK ile mücadele imiş!</title>
		<link>https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Etnikçi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41015&#038;preview=true&#038;preview_id=41015</guid>

					<description><![CDATA[<p>PKK ile mücadele eden efendiler, siz ne yapıyorsunuz? Mücadele ettiğiniz örgütün en önemli amaçlarından birini bizzat yerine getirmiş olmuyor musunuz?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/">PKK ile mücadele imiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpkk-ile-mucadele-imis%2F&amp;linkname=PKK%20ile%20m%C3%BCcadele%20imi%C5%9F%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpkk-ile-mucadele-imis%2F&amp;linkname=PKK%20ile%20m%C3%BCcadele%20imi%C5%9F%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpkk-ile-mucadele-imis%2F&amp;linkname=PKK%20ile%20m%C3%BCcadele%20imi%C5%9F%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpkk-ile-mucadele-imis%2F&amp;linkname=PKK%20ile%20m%C3%BCcadele%20imi%C5%9F%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fpkk-ile-mucadele-imis%2F&#038;title=PKK%20ile%20m%C3%BCcadele%20imi%C5%9F%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/" data-a2a-title="PKK ile mücadele imiş!"></a></p><p style="text-align: left;">Tarih ve saat veriyorum. Yer bildiriyorum. Kamuoyunda sansür yasası olarak anılan yasayla bile bu bilgiyi önleyemezsiniz.</p>
<p><b>Yer: Diyarbakır Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi.</b></p>
<p><b>Tarih: 9 Ekim 2022. Saat: 20-21.30. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, yukarıda belirttiğim yer, tarih ve saatte konser veriyor. Devletin kanalı olan TRT2 de konseri canlı olarak yayımlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konser, Kültür Bakanlığının düzenlediği </span><b>Sur Kültür Yolu Festivali</b><span style="font-weight: 400;"> içindeki etkinliklerden biri.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buraya kadar bir şey yok. Orkestranın birbirinden güzel icralarını zevkle izliyorsunuz. Arka plandaki perdeye sık sık programın adı yansıyor: Sur Kültür Yolu Festivali. Ve altında kocaman harflerle bu adın Kurmanççası veriliyor. Evet, Sur Kültür Yolu Festivali ve altında bunun Kurmanççası. </span></p>
<p><b>PKK ile mücadele ediyorlarmış! Beyefendiler, hanımefendiler! PKK, canı sıkıldığı için mi terör eylemlerine başvuruyor? Oyun olsun diye mi sağda solda bombalar patlatıyor? PKK’nın bir amacı yok mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya âlem PKK’nın amacını biliyor. Önce özerk, sonra federe, sonra da bağımsız Kürdistan. Nihai hedef, büyük Kürdistan. Bu hedefi dünya âlem biliyor da yetkililer bilmiyor mu? Amaca ulaşmanın ara merhalelerinin en önemlilerinden biri de Kürtçe dedikleri Kurmanççayı resmî dil hâline getirmek değil mi? </span></p>
<p><b>PKK ile mücadele eden efendiler, siz ne yapıyorsunuz? Mücadele ettiğiniz örgütün en önemli amaçlarından birini bizzat yerine getirmiş olmuyor musunuz? TRT Şeş’i açtınız yetmedi, şimdi de festivallerin Kurmançça adını resmî kanallarda gösteriyorsunuz. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açılım dediniz, çözüm dediniz; birçok isteği yerine getirdiniz. PKK’nın terör eylemleri durdu mu? O hâlde hâlâ nedir bu tavizler? Anayasada bir tek resmî dil var. Yanına ikinci bir resmî dil mi koyacaksınız?</span><b> Yaptığınız bu uygulamalarla üniter devlet yapısının, federatif yapıya dönüşebileceğinin farkında değil misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">PKK’nın ve HDP’nin yaptığı milliyetçilik değil etnikçiliktir, bölücülüktür, ayrılıkçılıktır. Bazı aydınlar Türk milliyetçiliğini de “etnikçilik” kelimesiyle ifade ederken iyi düşünmelidirler. Ya Atatürkçülükten vazgeçmelidirler, ya da milliyetçiliği “etnikçilik” diye etiketlemekten. Şu sözler Atatürk’ün sözleridir ve onun el yazısıyla yazılmıştır: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><b>Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.</b><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atatürk’ün milliyetçiliği bu kadar duygu ve heyecan yüklüdür, bu kadar yüksek dozdadır. Nutuklarında göğsünü kabartarak en çok kullandığı kelimeler Türk, Türklük, Türk ulusu / Türk milleti… kelimeleridir. Cumhuriyet’in onuncu yılında coşkulu bir sesle “</span><b>Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Ne mutlu Türküm diyene!</b><span style="font-weight: 400;">” diyen O değil miydi? </span></p>
<p><b>Öyleyse sevgili aydın dostlarımız, milliyetçilik kavramını “etnikçilik” kelimesiyle etiketleyerek Atatürk’e de “etnikçi” demiş olmuyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasadaki, Atatürk zamanından beri süregelen vatandaşlık maddesi açıktır: “Türk” kavramı hiçbir etnik grubu dışlamamaktadır. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/">PKK ile mücadele imiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/pkk-ile-mucadele-imis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lider olmak için nefret şart mıdır? </title>
		<link>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 May 2021 20:36:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diktatör]]></category>
		<category><![CDATA[lider]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=32546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Liderde olması gerekenler öfke, nefret ve saldırganlık mı? Diktatörler tahtlarını nefret üzerine kurar, fakat sonunda nefret dönüp onları da vurur. Siyasetin temel hedefi, dostları sıkı sıkı dost olarak tutarken, düşmanları da en kısa zamanda dosta dönüştürmenin yollarını aramaktır. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/">Lider olmak için nefret şart mıdır? </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&amp;linkname=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Flider-olmak-icin-nefret-sart-midir%2F&#038;title=Lider%20olmak%20i%C3%A7in%20nefret%20%C5%9Fart%20m%C4%B1d%C4%B1r%3F%C2%A0" data-a2a-url="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/" data-a2a-title="Lider olmak için nefret şart mıdır? "></a></p><p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-32551 size-full aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke.jpg" alt="" width="766" height="321" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke.jpg 766w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/05/Ofke-300x126.jpg 300w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir gençle konuşuyordum. Birisinin liderliğinden bahsediyorduk. &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Yok, o olmaz</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8220;, dedi. Niye olmaz diye sordum. Anlaşıldı ki onun kanaatince liderde öfke, saldırganlık, hatta küfürbazlık vasıfları bulunmalıymış. Bunları taşımayan insandan lider olamazmış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi ben bunu nasıl düzelteyim? Hepimizin makul, mantıklı, olağan, normal dediğimiz ölçüler vardır. Maalesef biz bu ölçülerin çoğunu çevremizi gözleyerek alırız. Demek ki çevremiz böyle. Hiç olmazsa televizyon çevremiz böyle ve televizyon, sımsıkı kuşatan bir çevre. Hele şu yasak günlerinde. Ve gittikçe artan bir çoğunluğun makul, mantıklı, olağan ve normali ne? Öfke, küfür ve saldırganlık! </span></p>
<h2><strong>UÇURUM DA SİZE BAKAR</strong></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kelimeleri ve ifadeleri nefret kusanlar… Liderlik mi? Genç dostuma göre bu, liderlik için gerek şartmış. Galiba yeter şart da. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat bunun bir riski var. Niçe&#8217;nin sözüdür: </span><i><span style="font-weight: 400;">Siz uçuruma bakarsanız, uçurum da size bakar. Canavarlara yoğunlaşan insan sonunda canavarlaşır.</span></i><span style="font-weight: 400;"> Ağır ağır ve kendisi bile farkına varmadan. Bazıları ise pek farkındadır ne yaptığının. Lider olacak ya. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkese canavar diye bakan canavarlaşır. Sonra… Saldırdıkları, hedef tahtasına koydukları muhalifleri de ona iade-i canavar eyler. Ve bütün bir toplum bir birinin gölgesine kurşun sıkan canavarlarla dolar. Diktatörler tahtlarını nefret üzerine kurar, fakat sonunda nefret dönüp onları da vurur. İncil&#8217;de geçer: </span><i><span style="font-weight: 400;">Kılıçla yaşayan, kılıçla ölür</span></i><span style="font-weight: 400;">. Nefretle yaşayan da nefretle ölüyor galiba. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir zamanlar Sovyetler Birliği&#8217;nde Stalin&#8217;e tapılırdı. İktidarını nefret söylemiyle, cinayetler ve hapishaneleri doldurarak sürdürdü.  Kruşçev zamanında hain ve suçlu ilan edildi. Herkesin ondan nefret etmesi sağlandı. Mussolini halkın omuzlarında iktidara geldi. Aynı halk onu ayağından ipe çekti. </span></p>
<h2><b>OSMANLI TÜRK DÜŞMANI MIDIR? </b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın tarihe de o kadar yakın olmayan tarihe de aynı gözlükle bakılıyor. Hangi gözlükle? &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Bunun neresinden nefret etmeliyim acaba?</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; gözlüğüyle.  Mutlaka nefret edilecek bir yeri olmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonunda, &#8220;liderlik&#8221; yolunda yeterince ilerlerseniz, anlaşacağınız, birlikte hareket edeceğiniz kimse kalmıyor. Hepsi nefretlik çünkü. Ve nefret karşılıklı. Uçurum da size bakıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir panelde konuşuyorum. Kısa bir Osmanlı bahsi geçti. Hemen soru: Osmanlı&#8217;nın Türk düşmanlığına ne diyeceksiniz? Osmanlı&#8217;nın hangi Türk düşmanlığına? Osmanlı sultanlarının unvanı nedir? Han, hakan… Bu unvanlar nece? Soruyu sorana ayrıntılı tarih dersi verecek değildim ama Osmanlı Hanedanı, Açina soyundan gelen Türk Hakanları olduklarının şuurundadır. O soydan biri idam edilecekse, kara budun gibi boynu vurulmaz. Kutsal kanı yere akmasın diye boğularak infaz edilir. Mesela propaganda maksadıyla &#8220;Düzmece Mustafa&#8221; dedikleri Yıldırım&#8217;ın Oğlu Mustafa&#8217;yı da asarak idam ettiler. Onun düzmece olmadığını buradan anlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rahmetli Öztuna, hakanın, kızını da yanına alıp yeniçeri ortasında oruç açtığını anlatır. Fakat hanım sultanlar böyle yerlere gidemez. Niçin? Çünkü hakanın kızı da Açina soyundandır. Ona yan bakılması akla bile getirilemez. Hanım sultan öyle değildir. O sarayda oturur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki, Türk düşmanlığı? Aslında konar göçerde Osmanlı&#8217;ya direniş vardır. Osmanlı için de Türk tehlikelidir. Çünkü her an hakanlık iddiasıyla ortaya atılabilir. Onun için karşılıklı bir dikkat ve uzak tutma tabiîdir. Türkçülüklerinden ötürü Osmanlı&#8217;yı sevmediğin beyan edenlerin Atsız&#8217;ın Osmanlı yazılarını, özellikle bütün padişahları tek tek ele aldığı makalesini okumalarını tavsiye ederim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat okumak liderlikte pek işe yaramıyor. Ama nefret, öfke ve küfür… Hem de nasıl yararlı!</span></p>
<h2><b>MİHENK TAŞI, KUCAKLAMAKTIR</b></h2>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Türkçülüğün Mihenk Taşı </span></i><span style="font-weight: 400;">başlıklı bir yazımda, bütün Türk devletlerinin &#8220;bizim&#8221; olduğu şuuruna varmamız gerektiğini yazmıştım. (Bilim, Din ve Türkçülük, Panama 2018, sayfa 343.) Mihenk taşı budur. Bir bu, bir de yalnız zafer ve başarılarımızı değil, yenilgi ve başarısızlıklarımızı da &#8220;bizim&#8221; şuuruyla hatırlamamız. Bütün insanlarımızı da &#8220;bizim&#8221; diye kucaklamamız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benzer şekilde, CHP ile nasıl dost olabiliriz; geçmişte milliyetçiliğe yaptıkları karşısında, diye de bir soru vardı. İyi de milliyetçiliği anayasaya koyduran ve altı okun en uzununu ve yegane çentiklisine &#8220;milliyetçilik&#8221; diyen de Atatürk&#8217;ün CHP&#8217;sidir. O halde tenkitlerinizi bütün bir kitleye genişletmeyin, tek tek insanlarla sınırlayın. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devletlerimiz, partilerimiz, insanlarımız, komşularımız ve yabancı devletler… Canavarlarla çevrili bir dünya mı istiyorsunuz; mümkün mertebe dostlarla dolu bir dünya mı? Siyasetin temel hedefi, dostları sıkı sıkı dost olarak tutarken, düşmanları da en kısa zamanda dosta dönüştürmenin yollarını aramaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lord Palmerstone&#8217;un İngiltere için söylediğini düşününüz: İngiltere&#8217;nin dostları yoktur, İngiltere&#8217;nin düşmanları yoktur; İngiltere&#8217;nin menfaatleri vardır. Bu cümledeki &#8220;İngiltere&#8221; kelimesi yerine Türkiye veya Türkler desek nasıl olur?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün okuyucularımın bayramını kutlarım. </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/">Lider olmak için nefret şart mıdır? </a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/lider-olmak-icin-nefret-sart-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milliyetçi Çizgi günleri ve Suat Başaran</title>
		<link>https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Yıldırım]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 01:51:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[fikir hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçi çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Başaran]]></category>
		<category><![CDATA[Türk ülküsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=31665</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar fikir hayatımızda ülkücü, haftalık bir gazete çıkardı. Adına ‘Milliyetçi Çizgi’ denirdi. Türk milletinin varlığı, birliği, bölünmez bütünlüğü için sevdalı erlerin  buluştuğu, yazdığı, düşüncelerini aktardığı bir haftalık gazete idi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/">Milliyetçi Çizgi günleri ve Suat Başaran</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7i%20%C3%87izgi%20g%C3%BCnleri%20ve%20Suat%20Ba%C5%9Faran" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7i%20%C3%87izgi%20g%C3%BCnleri%20ve%20Suat%20Ba%C5%9Faran" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7i%20%C3%87izgi%20g%C3%BCnleri%20ve%20Suat%20Ba%C5%9Faran" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7i%20%C3%87izgi%20g%C3%BCnleri%20ve%20Suat%20Ba%C5%9Faran" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran%2F&#038;title=Milliyet%C3%A7i%20%C3%87izgi%20g%C3%BCnleri%20ve%20Suat%20Ba%C5%9Faran" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/" data-a2a-title="Milliyetçi Çizgi günleri ve Suat Başaran"></a></p><p>Bir zamanlar fikir hayatımızda ülkücü, haftalık bir gazete çıkardı. Adına ‘Milliyetçi Çizgi’ denirdi. Türk milletinin varlığı, birliği, bölünmez bütünlüğü için sevdalı erlerin  buluştuğu, yazdığı, düşüncelerini aktardığı bir haftalık gazete idi.</p>
<p>Gazetenin yükünü Şefkat Çetin ve Suat Başaran çekiyordu. Aynı zamanda gazetenin değerli iki yazarı, fikir adamları idiler. Ben de aralarına katılanlardan biriydim. Türk ülküsüne yürüyenler arasına katılmak güzel bir duyguydu.</p>
<p>Şefkat Çetin, ülke sorunlarını ülkücü bakış açısından dile getiriyordu. Suat Başaran, akıcı bir Türkçe ile, kısa, fikir yüklü ve vurucu, keskin ve kesinlik belirtici, eğip bükmeden cümleler ile yazılarını yazıyordu. Kimi yazılarında bu üslûp bana Atsız Beğ rahmetliyi hatırlatıyordu. Çok fazla Atsız Beğ’i okumuşsun Suat, derdim; yazılarında buram buram Atsız üslûbu, havası duyuyorum. O da bana, ne yapalım hocam, armut pişer &lt;olgunlaşır&gt;, dibine düşermiş, derler ya, ben de Türk ülküsü ardına düşerken çok okumuş olmalıyım ki bu yüzden yazılarımda böyle bir hava buluyor olsa gerektir, diye cevap verirdi.</p>
<h2><strong>İskelede kalmak&#8230;</strong></h2>
<p>Ara sıra Şefkat Çetin’e ve Suat Başaran’a takılırdım. Bakın çocuklar, burası benim için son liman, iskelede kalmayalım, diye takılırdım. Hepimizin derdi Türk milletinin refah içinde yaşayacağı bir düzeye gelmesi için uğraş vermekten ibaretti.</p>
<p>Aradan günler gelip geçti. Gemi limana yanaştı, Milliyetçi Çizgi basın hayatına veda etti. O koca ekip bir başka yola giriyordu. Kimler yoktu ki… Hele gazetenin mutfağında Murat Çetin ne çileler çekiyordu, ben bilirim. Gemiye güç bela Şefkat Çetin’in bindiğini gördüm. Suat Başaran ise iskelede kalmıştı. İnanılmaz bir manzara, bir acayip kopuş idi. Akıl almaz bir çağın başında Suat Başaran’ın kırgınlık, üzüntü göstermeden, acaba yapabileceğim başka ne var, diye aynı azim ve kararlılıkla Türk ülküsü yoluna çıkmış olduğuna, davanın başarısı için yüksünmeden çalışmalarını sürdürmeden geri durmadığına tanık oldum. Ülkücünün derdi Türk milleti, Türk vatanı, Türk devletinin birliği ve bütünlüğü, kalkınması ve  refaha erişmek hedefiydi. O da aldırmadan her zorluğun altına  yüksünmeden girdi.</p>
<p>Türk ülküsü bir Türk için sadece bir toplum üyesi olmaktan ibaret bir duruma işaret etmez. Türk ülküsü, mensup olunan topluma karşı, onun kalkınması, refahı ve bunların sürekliliği için o yola karşılık beklemeksizin, gönüllü olarak kendini adamak eylemlerinin toplamıdır. Bu yola çıkanların ne mevki, ne ün, ne zenginlik umurlarında değildir. En büyük mutluluk, ülkü yoluna çıkanlar için Türk toplumunun eriştiği başarılara tanık olmaktan ibarettir. Ağır yüklerin altına girmiş, sıkıntıları göğüslemiş,  zorluklara aldırmadan, yolundan dönmeden yürüyen nice ülkü erleri gördüm. Onların sırtlarından geçinen nice sahtekârlar da gördüm ve acı acı gülmek durumunda kaldım. Yüzsüzlerin saltanat sürmesini, üzümcünün ise sırtında üzüm küfesi yokuş çıkışını gördüm. O yürüyüşünü yüksünmeden sürdürürken, arkasından gülüp eğlenenleri, keriz diye aşağılayanları gördüm.</p>
<p>Türk ülküsü öylesine zor ve gerçek erler isteyen bir yoldur ki Türk milletini geleceğe taşıyacak yürek ister, akıl ve bilgi ister. Fırsat ve imkân bulunca hayvanî ihtiyaçları öne çıkanların ülkücü olması düşünülemez. Devletin, milletin ve vatanın bölünmez bütünlüğünü, dilini bir yana itip geçmişini inkâr edip yeni ve anlaşılmaz bir yola girenlerin Türk ülküsü ile uzaktan yakından bir bağı elbette yoktur. Türk milletinin geleceği kaygısı onların kimliğinden kalkıp gider, yerini hayvanî ihtiyaçları karşılayacak efendilerin hizmeti alır. Türk ülkücülüğü böyle bir anlayışa asla yer vermez. Şimdi bakıyorum da çağımız dünyası acayip bir değişim içinde dönmektedir. Türk ülküsüne bağlı olmayan ama ona ihaneti meziyet hâlinde benimseyenleri gördükçe gülmem mi,  üzülmem mi gerekiyor, anlayamıyorum. Diyeceğim, Milliyetçi Çizgi’de gördüğüm Türk ülküsünün safiyetini arıyorum. Güzel günlerdi, hayallerin gerçeğe dönüşme umutları damarlarımızda, kan hücrelerimizde dolaşan enerjimiz oluyordu. Kimler yoktu ki… Hatırladıklarım arasında Ali Uzunırmak, Hayrettin Özdemir, Ahmet B. Ercilasun, Metin Tokdemir pek çok isimden aklımda kalanlar.</p>
<p>Vefa, ne bozanın satıldığı mahalle, ne de içilecek yerdir. Türk ülkücüsünün erdemlerinden biri ülküdaşlarına karşı gösterdiği vefa duygusudur. Bu duygu ülkücüde yitirilmiş ise, ülkücülük de orada kalmış demektir.</p>
<p>Bir zaman sonra, epey zamandır görüşme olanağı verilmeyen Şefkat Çetin’in evine çekilip kendini uzlete çektiğini duydum. Doğru-yanlış, yazdıklarına saldırı yapıldığı kulaklarıma eriştim, üzüldüm. Yılmadan, korkmadan bir Türk ülkücüsü olarak yolunu sürdüren Suat Başaran’ın zaman zaman yazılarını okuma fırsatım oluyordu. Onun da sonunda ifşa olduğunu öğrendim.</p>
<h2><strong>Suat Başaran</strong></h2>
<p>Meğer bir Türk ülkücüsü diye tanıdığım Suat Başaran Almanya’nın çaşıtı değil miymiş!.. Fesubhanallah, dedim, nasıl da bizi uyutmuş!&#8230; Yazısını okudukça,<a style="background-color: #ffffff;" href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ’deşifre’ oldum diye yazdığı  itirafnamesini okudukça, vay canına, demek bizim ülkücü bildiğimiz Suat Başaran  Angela Merkel’i horoz dövüşü günlerine çağıracak kadar işleri ilerletmiş, diye düşünmeye başladım.</p>
<p>Derken, bir anda Atsız Beğ aklıma geldi. Tam Atsızvari bir mizah yazısını bu kez Suat Başaran yazmak mecburiyetinde kalmış. Ben ona, üslûbun ile Atsız Beğ’e benziyorsun diyordum ama, o bana bunun bir de  ‘mizah’ boyutu var hocam, demek istiyordu. Doğrusu Milliyetçi Çizgi’de arkadaşlar arasında tatlı şakalar yapar, takılırdı ama bu yönünü pek göstermezdi.</p>
<p>Miliyetçi Çizgi’den tanıdığım Suat Başaran’ın bir Türk ülkücüsü olarak çıktığı yolda eğip bükmeden, karşılık beklemeksizin yürümesini sürdüren bir kişi olarak kendisini tanıdım ve güvendim. Bugüne dek, bu güveni sarsacak yanlış ve Türk ülküsüne aykırı bir adım attığını görmedim. Milliyetçi Çizgi’de tanıdığım ve gazetenin  yayın hayatını sağlayan iki kişiden biri olarak bildiğim Suat Başaran ile ülkü bağımın ölüme kadar sürecek bağlardan biri olduğunu belirtmek isterim. Atsız Beğ’in her bağlamda bir takipçisi olan Suat Başaran’a sadece başarılar, esenlikler dilemekle  yetineceğim. İlâhi Başaran, ‘ifşa oldum’ yazını şaşkınlıkla okuyup sonunda asık yüzlü beni bile kahkahalarla güldürdün ya, sağ ol!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Suat Başaran’ın yazısı için <a href="https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=1787788044717972&amp;id=239883136175145&amp;_ft_=mf_story_key.1787788044717972%3Atop_level_post_id.1787788044717972%3Atl_objid.1787788044717972%3Acontent_owner_id_new.239883136175145%3Athrowback_story_fbid.1787788044717972%3Apage_id.239883136175145%3Astory_location.4%3Atds_flgs.3%3Aott.AX9hK5vvGO_ESXPW%3Apage_insights.%7B%22239883136175145%22%3A%7B%22page_id%22%3A239883136175145%2C%22page_id_type%22%3A%22page%22%2C%22actor_id%22%3A239883136175145%2C%22dm%22%3A%7B%22isShare%22%3A0%2C%22originalPostOwnerID%22%3A0%7D%2C%22psn%22%3A%22EntStatusCreationStory%22%2C%22post_context%22%3A%7B%22object_fbtype%22%3A266%2C%22publish_time%22%3A1616938452%2C%22story_name%22%3A%22EntStatusCreationStory%22%2C%22story_fbid%22%3A%5B1787788044717972%5D%7D%2C%22role%22%3A1%2C%22sl%22%3A4%2C%22targets%22%3A%5B%7B%22actor_id%22%3A239883136175145%2C%22page_id%22%3A239883136175145%2C%22post_id%22%3A1787788044717972%2C%22role%22%3A1%2C%22share_id%22%3A0%7D%5D%7D%7D&amp;__tn__=%2C%3B">tıklayınız</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/">Milliyetçi Çizgi günleri ve Suat Başaran</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milliyetci-cizgi-gunleri-ve-suat-basaran/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
