<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Kemal arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/mustafa-kemal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/mustafa-kemal/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 Nov 2024 10:08:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Genç teğmenler vazifelerini yaptılar!</title>
		<link>https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Nov 2024 09:36:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[ASKER]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[TSK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=48802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç teğmenler de Türk Milleti’nin ruhunu temsil etmektedirler. Bu yüksek ruhla ettikleri subay yeminiyle, Büyük Atatürk’ün, “Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” talimatını haykırmışlardır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/">Genç teğmenler vazifelerini yaptılar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvazifelerini-yaptilar%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7%20te%C4%9Fmenler%20vazifelerini%20yapt%C4%B1lar%21" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvazifelerini-yaptilar%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7%20te%C4%9Fmenler%20vazifelerini%20yapt%C4%B1lar%21" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvazifelerini-yaptilar%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7%20te%C4%9Fmenler%20vazifelerini%20yapt%C4%B1lar%21" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvazifelerini-yaptilar%2F&amp;linkname=Gen%C3%A7%20te%C4%9Fmenler%20vazifelerini%20yapt%C4%B1lar%21" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fvazifelerini-yaptilar%2F&#038;title=Gen%C3%A7%20te%C4%9Fmenler%20vazifelerini%20yapt%C4%B1lar%21" data-a2a-url="https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/" data-a2a-title="Genç teğmenler vazifelerini yaptılar!"></a></p><p>İçinde bulunduğumuz günler Türk tarihine kara bir leke olarak geçecek olaylarla doludur.</p>
<p>Bunlardan birisi de Harp Okulu’ndaki mezuniyet töreninde yaşanan yemin meselesidir. Genç teğmenlerin resmî tören sonrasında her yıl yaptıkları gibi subay yemini etmeleri ve Gazi Mareşal Mustafa Kemal’e bağlılıklarını ifade etmeleri kimi rahatsız etmiştir? Tek adam sultasının hâkim olduğu ülkemizde bu genç teğmenler ihraç talebiyle disipline verilmişlerdir.</p>
<p>Türk Milleti’nin en büyük güvenci olan Ordu’muzun, Kara Kuvvetleri ambleminde MÖ 209 tarihi vardır. Türk, tarih sahnesine bu tarihten de önce çıkmıştır. O bilinmeyen dönemlerden bugüne Türk tarihi şanlı zaferlerle doludur. Yüz yıl önceki İstiklal Harbi de bu zaferlerin şahikalarındandır.</p>
<p>Bu kutlu zaferin muzaffer ordusu ve kumandanı Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk, başlangıcı bilinmeyen bu tarihe altın harflerle geçmiştir.</p>
<p>Bu Ordu, bugün içine düşürüldüğü durum ne kadar kötü olursa olsun toparlanacaktır. Büyük Atatürk’ün 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da ifade ettiği “<em>Bir milletin ruhu zaptolunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur.”</em> sözleri hem kılavuzdur hem de en büyük güç kaynağıdır.</p>
<p>Genç teğmenler de Türk Milleti’nin ruhunu temsil etmektedirler. Bu yüksek ruhla ettikleri subay yeminiyle, Büyük Atatürk’ün, <em>“Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” </em>talimatını haykırmışlardır.</p>
<p>Bugün Türk Ordusu’nu yönetenler ise ya İstiklal Harbi’ni yapan ordunun temsilcileri olacaklar ya da bu şerefli mirası reddedeceklerdir. Tarih onları ya altın yaldızlı ya da kapkara harflerle yazacaktır. Tercih onlarındır.</p>
<p style="text-align: left;">Millî Düşünce Merkezi</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/">Genç teğmenler vazifelerini yaptılar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/vazifelerini-yaptilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</title>
		<link>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Hayati Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 17:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[KADIN]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulus]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44998&#038;preview=true&#038;preview_id=44998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asırların ötesinden asırlara uzanan bir ses yankılanıyordu cihanda; lakin sağır sultanın bile duyduğu bu sese Batılı emperyalistler kulaklarını kapamıştı. Fakat biz, haykırmaya devam ediyorduk:<br />
Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,<br />
Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/">1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal%2F&#038;title=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-IX%20Parolam%C4%B1z%3A%20Mustafa%20Kemal" data-a2a-url="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/" data-a2a-title="1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal"></a></p><p><em>“İnsan esirliği, memleketlere sığmaz.</em></p>
<p><em>Millet esirliği, yeryüzüne.”</em></p>
<p>Fazıl Hüsnü Dağlarca</p>
<p>Oğuz Kağan, “Gün tuğ olsun gök kurikan!” diyerek asırlar öncesinden Türk milletinin kulağına şöyle fısıldayıvermiş: “Güneş bayrağınız, gökyüzü çadırınız olsun!”  İşte, o günden bugüne nice devletler kuran Türk, dur durak bilmeden atasının bu kutlu vasiyetini yerine getirmek için doğudan batıya, güneyden kuzeye “Kızılelma’ya hey, Kızılelma’ya!” diyerek bir büyük ideal üzere yürümüş de yürümüş… Lâkin milletler ve devletlerarası bir büyük mücadelenin hâkim olduğu yeryüzünde yürüdüğümüz yol da yapmış olduğumuz yolculuk da öyle her zaman kolay olmamış.</p>
<p>Gün gelmiş kabarıp taşmış, nice sınırları aşmışız; gün gelmiş kendi girdabımızda kendi kendimizle oyalanıp durmuşuz. E, ne yapalım büyük milletler de büyük denizlere benzerler ve zaman zaman med-cezirler yaşarlar… Tıpkı şairin dediği gibi “kâh çıkmışız gökyüzüne seyretmişiz âlemi, kâh inmişiz yeryüzüne seyretmiş âlem bizi.”.</p>
<p>En son maceramız ise iki bölümden meydana gelmiş: Birincisi, Osmanlı’nın çöküşü ki bu durumu Necdet Sevinç şöyle anlatır: “XIX. asrın son çeyreğinde Osmanlı İmparatorluğu bir konfederasyon görünümündeydi. Tanzimat Fermanı’nın Osmanlı azınlıklarına getirdiği hukuki teminatlar, zaten iğreti bir görüntüsü olan Osmanlı mozaiğini parçalamış, her parça gerektiğinde Osmanlı olduğunu iddia ve ifade etmesine rağmen Osmanlı’dan kopmanın ve hatta Osmanlı’yı yıkmanın hazırlıklarına başlamıştı.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><sup>[1]</sup></a></p>
<p>Bu kaçınılması mümkün olmayan bir sonuç gibiydi âdeta. “Hasta adam” dedikleri Osmanlı Devleti’nin çöküşü ile bizi yeryüzünden kaldırmaya niyetlenenler, işlerine sıkı sıkıya sarılmışlardı. Senelerce yedi cephede, yedi düvelle vuruşmak zorunda kalmıştık. 1. Cihan Savaşı’nın ardından gelen o kahredici Mondros antlaşması… Ardından işgal edilen vatan topraklarımız…</p>
<p>Artık bıçak kemiğe dayanmış, maceramızın ikinci bölümünün perdesi aralanmıştı. Türk milleti çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek demeden hep birlikte sahnede yerini almıştı. Bu bir varlık yokluk mücadelesiydi. Asırların ötesinden asırlara uzanan bir ses yankılanıyordu cihanda; lakin sağır sultanın bile duyduğu bu sese Batılı emperyalistler kulaklarını kapamıştı. Fakat biz, haykırmaya devam ediyorduk:</p>
<p><em>Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,<br />
Tarihlere sorun ki bize &#8220;Ölmez Türk&#8221; derler.</em></p>
<p>Sözümüz senetti ve her daim geçerliydi. Lâkin içinde bulunduğumuz zaman, zemin ve şartlar pek de güzel değildi.   Bin bir zorluk ve sıkıntı bizi bekliyordu. Ancak inançlıydık ve korkmuyorduk. Çünkü Türk anaları, milletinin kara talihini aydınlığa çevirecek öyle evlatlar yetiştirmişti ki vakti geldiğinde bütün dünya onların karşısında saygıyla eğilecekti.</p>
<p>Sakarya Savaşı öncesinde, 5 Ağustos 1921’de, TBMM’de ateşli görüşmelerin ardından oy birliği ile “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine Başkumandanlık Tevcihi Hakkında Kanun” kabul edildi. Bu yasaya göre Mustafa Kemal, Meclis’in savaşa hazırlık ve savaşla ilgili tüm yetkilerini üç ay süreyle doğrudan kullanabilecekti. Yasanın kabul edilmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa, düşmanın kesinlikle yenileceğini bildiren bir konuşma yaptı ve savaşın yönetimini doğrudan üstlendi. Türk ordusunun Kütahya-Eskişehir Savaşlarında yenilmesinin esas nedeni, pek çok imkândan yoksun olarak savaşmak zorunda kalmasıydı. Ordunun ihtiyaçları karşılandığı takdirde, Yunan ordusu Anadolu’da yok edilebilirdi.</p>
<p>Göreve başlar başlamaz Başkomutanlık Karargâhı’nı oluşturan Mustafa Kemal Paşa, yasanın kendine tanıdığı yetkiye dayanarak, 7–8 Ağustos 1921 tarihlerinde iki gün içinde, on buyruktan oluşan “Tekâlif-i Milliye Emirleri”ni (Millî Yükümlülükler Emirleri) yayımladı. <a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><sup>[2]</sup></a></p>
<p>Aslında yayımlanan bu emirlerle belki de dünyada eşine benzerine rastlanmayacak bir olay gerçekleşiyordu. O da şuydu: Milletini karanlıktan aydınlığa çıkarmak isteyen bir başkomutan, parası zaferden sonra ödenmek üzere milletinden borç istiyordu.</p>
<p>İşte böyle başlamıştı Anadolu’da esaretten hürriyete doğru amansız bir koşu… Peki, yayımlanan bu emirlerle halktan neler talep ediliyordu gelin birkaç maddeye kısaca bir göz atalım:</p>
<p>Mesela, 3 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle; yünden, tiftikten, bezin her çeşidinden, köseleden, kunduraya; dikilmiş, dikilmemiş potine; yem torbasından, yulara, kaşağıya kadar her şey isteniyordu.</p>
<p>4 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle; buğdaydan samana, una, arpaya; fasulyeden bulgura, nohuta; şekerden tuza, gaza, pirince; çaydan muma kadar, iğneden ipliğe birçok şey talep ediliyordu.</p>
<p>7 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’nde ise şunlar vardı: Halkın elinde bulunan, savaşta işe yarayacak bütün silah ve cephanenin üç gün içinde Tekâlif-i Milliye Komisyonlarına teslim edilmesi…</p>
<p>10 No.’lu Tekâlif-i Milliye Emri’yle: Halkın elinde bulunan dört tekerlekli yaylı araba, dört tekerlekli at ve öküz arabalarıyla kağnı arabalarının bütün donanım ve hayvanlarıyla birlikte; binek ve top çeken hayvanlar, katır ve yük hayvanlarının ordu adına komisyona emanet edilmesi isteniyordu.</p>
<p>Bazı maddelerine kısaca değindiğimiz bu emirlerin harfiyen uygulanması sonucunda Türk milleti 23 Ağustos 1921- 13 Eylül 1921 tarihleri arasında 22 gün ve 22 gece devam eden Sakarya Meydan Savaşı’ndan büyük bir zaferle çıkarken Batılı emperyalist devletlerin maddi ve manevi desteğini alan Yunan ordusu ise meydanı boynu bükük bir şekilde terk ediyordu.</p>
<p>Fakat Türk için henüz tam bir istiklâl kazanılmamıştı. Daha yapılacak çok şey vardı.</p>
<p>Canını, malını, mülkünü hatta canından aziz sevdiklerini seve seve bu vatana feda eden Türk milleti bıkmadan, yorulmadan gecesini gündüzüne katarak Sakarya zaferinden bir yıl sonra, “Büyük Taarruz” için harekete geçer. Tarihler 26 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde Başkomutanlık Meydan savaşı başlar. 30 Ağustos’ta ise Mustafa Kemal Paşa o muhteşem emrini verir: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bundan sonrasını tarihler şöyle kaydetmiştir: Türk milleti, 1919’dan 1923’e kadar süren ölüm kalım mücadelesini kahramanlığı, üstün cesareti ve muhteşem fedakârlığı sayesinde kazanmıştır.</p>
<p>Bakın işte, bir İngiliz diplomatın eşi olan Mary Dolling Lady Sandres, “Ann Bridge” takma adı ile 1952 yılında yayımladığı <em>“</em>The Dark Moment”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><sup>[3]</sup></a> adlı romanında, Mehmetçiğe cephane taşıyan Türk kadınının fedakârlığını nasıl anlatır: <em> </em></p>
<p>“… Sonsuz bir insan selini andıran bir manzaraydı. Birbirlerinden bir buçuk metre mesafelerle ve tek sıra halinde akın akın geliyorlardı. İnsanlar taşıdıkları tüfeklerin, cephane kutularının ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi. Daha şaşırtıcı olanı, bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın olmasıydı. Çoğunluğu pembe eteklikli yöresel kıyafetler ve parlak çiçekli kiraz rengi şalvarlar giyen kadınların bazıları, sırtlarına sarılı yükle beraber kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki ve üç küçük çocuk bulunuyordu. İşte bu şekilde bir gece önce İstanbul’dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme, Küre Dağlarını aşıyordu…”<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yol, İnebolu’dan başlayıp Ankara’ya ulaşan “İstiklâl’e giden” yoldu.  Bu yolda yürümek, karda kışta dağları, tepeleri aşmak, yokuşlarla savaşmak, düz ovada yürümeye hiç benzemiyordu. Zaten yürüyenler de bunu gayet iyi biliyordu; fakat inadına hürriyet, inadına istiklâl diyerek yürüyorlardı. Hatırlayın Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın o muhteşem şiirini, Mustafa Kemal’in Kağnısı’nı… Hatırlayın Elif’i,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Yediyordu Elif kağnısını,<br />
Kara geceden geceden.<br />
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,<br />
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,<br />
İnliyordu dağın ardı, yasla,<br />
Her bir heceden heceden.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Mustafa Kemal&#8217;in kağnısı derdi, kağnısına</em></p>
<p><em>Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.</em></p>
<p><em>Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,</em></p>
<p><em>Nam salmıştı asker içinde.</em></p>
<p><em>Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,</em></p>
<p><em>Doğrulmuştu yola önceden önceden.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sadece Elifcik miydi yürüyen, sadece Elifcik miydi cepheye koşan, değildi elbet… Türk kadını, bağımsızlık uğruna hem cephede hem de cephe gerisinde kendine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirerek dillere destan olan kahramanlıklara imza atıyordu.  Mesela, bir Kara Fatma namlı, Fatma Seher Hanım vardı, bir Nezahat Onbaşı, bir Aydınlı Emir Ayşe Kadın, bir Tayyar Rahmiye, bir Kılavuz Hatice, Şerife Bacı, Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar) ve daha niceleri erkekleriyle birlikte yan yana hatta yana yana cephelerde vuruştular; yeri geldi meydanlarda, kürsülerde konuştular:</p>
<p><em>“Çelik gibi kollu, tunçtan ayaklı/ Türk hiç yılar mı, Türk hiç yılar mı?/ Cihan yıkılsa, Türk yılmaz!”</em> diyerek binlere, on binlere, bütün cihana seslendiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşte size o günlerden bir sahne:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tarih 22 Mayıs 1919, yer Kadıköy-İstanbul. Vatan topraklarının işgal edilişini protesto etmek üzere 15-20.000 kişinin katıldığı mitingde konuşanlar arasında Üniversite öğrencisi Münevver Saime Hanım da vardı ve</p>
<p>“…Ben kendimi hürriyeti gasp edilmiş bir milletin kızı tutarak istiklâlime nasıl yürüyeceğimi söyleyeceğim. Bu beyanat kollarımızı bağlamak isteyenler için dikkate şayan olmalı. Oğlum bana, ‘Ben neyim?’ diye ilk sorduğu gün ona semalardan haykıran bir melek gibi ‘Büyük tarihli bir Türk’sün!’ diye hitap edeceğim. Bu nida, bu sihirli ses, onun ruhunda ne fırtınalar hazırlayacak. Ninnisini söylerken, bu nutukları yanık sesimle ruhuna serpeceğim… Az söylemek, çok iş görmek zamanı hulûl etmiştir (gelip çatmıştır). Biz yalnız ağlıyoruz. Ağlamakla kazanılmış hak, hıçkırıklarımızı dinleyecek kalp yoktur. Teşkilata, nihayet fiiliyata mübaşeret (girişme), harekete geçmek zamanı gelmiştir.”  diyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kürsüden indikten sonra İngilizlerin kontrolündeki polis güçleri, Münevver Saime Hanım’ı, halkı savaşa davet eden bir çağrıda bulunduğu için tutuklamak istemişse de Saime Hanım bir yolunu bulup Anadolu’ya geçmiş, daha sonra da Kurtuluş Savaşı’nda sol kalçasından yaralanmış ve İstiklâl Madalyası’yla onurlandırılmıştır.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul’daki mitingleri, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan mitingler ve faaliyetler takip etmiştir.  Bu faaliyetlerde rol alan kadınlarımız ise milli mücadelemizin en ön saflarında yer almıştır. Mesela, 10 Aralık 1920’de, Kastamonu&#8217;da Kız Muallim Mektebi&#8217;nin bahçesinde Müdâfaa-i Hukuk Kadınlar Şubesi&#8217;nin hazırladığı bir toplantı yapılmış ve bu toplantının ardından da Urfa, Antep ve Maraş’ın işgalini protesto etmek amacıyla 19 Aralık 1920’de bir miting düzenlenmiştir. Bu mitingde alınan kararlar doğrultusunda halifeye, sadrazama, İngiltere ve İtalya kraliçelerine, ABD ve Fransa Cumhurbaşkanlarının eşlerine ve Hindistan İmparatoriçesine, işgalin ve zulmün durdurulması için telgraflar çekilmiştir.</p>
<p>Ve yine mesela, 12 Temmuz 1920 günü, Adana Kız Öğretmen Okulu öğrencileri de okul müdüriyetine bir dilekçe sunarak öğretmenlerinin riyaseti altında, vatan toprakları uğruna vuruşan Mehmetçiklerin yaralarını sarmak ve dikişlerini dikmek üzere geceli gündüzlü çalışmaya hazır olduklarını bildirmişlerdir&#8230;<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><sup>[6]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, tarih böyle büyük bir hazinedir.  İhaneti de kahramanlığı da kaydeden çok değerli bir hazine… O hazinenin sayfalarında gezinirken bazen insanın hafızasından silinmeyecek kareler göze çarpar. Tam da bu noktada İngiliz yazar Ann Bridge’nin anılarına tekrar bir dönelim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çuha Doruğu mevkiinde bir handa dinlendikleri sırada, karşılarındaki, ikiz bebeği olan bir Türk anasının cepheye 6’ncı kez cephane taşıdığını ve nasıl güçlükler çektiğini aktarır.  Sonra da kadının,  “İnsan, memleketi için bu kadar da yapmasın mı?” deyişi ve yeniden yola koyulurken ikizlerini göstererek “Onlara öğreteceğim ilk kelime Mustafa Kemal olacaktır!”<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><sup>[7]</sup></a> deyişi, bir millet için esaretten kurtulmanın parolası gibidir. Dün dillerden düşmeyen “Mustafa Kemal” ismi bugünlerde ve yarınlarda da kesinlikle Türk milletinin ebedî parolası olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cepheye sırtında bebeğiyle silah ve erzak taşıyan fedakâr Türk kadınını gören Fransız diplomat, Franklin Bouillon de büyük bir şaşkınlıkla, dönemin Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşek’e:</p>
<p>“…Öncelikle size şunu haber edeyim. Siz bu savaşta mutlaka başarı elde edeceksiniz. Her ne vakit ki bir millet böyle kadını, genci, ihtiyarı, hatta çoluk çocuğu ile bir işe sarılırsa onu mutlaka başarır. Geçtiğim yerlerde gördüklerim bunu anlatıyor…” <a href="#_ftn8" name="_ftnref8"><sup>[8]</sup></a>demiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk olmayı en büyük şeref ve şan sayan Atatürk’ümüz ise 21 Mart 1923’te, Konya’da Hilâl-i Ahmer Kadınlar Şubesi’nin tertip ettiği çay ziyafetinde,</p>
<p>“Çift süren, tarlasını eken, ormandan odununu kesen, mahsulatı pazara götürerek paraya kalbeden (dönüştüren), aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin mühimmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvî, fedakâr, ilahî Anadolu kadını olmuştur. Binaenaleyh hepimiz bu büyük ruhlu, büyük duygulu kadınlarımızı şükran ve minnetle ebediyen taziz ( sevgiyle analım) ve takdis edelim(saygı gösterelim).”<a href="#_ftn9" name="_ftnref9"><sup>[9]</sup></a> diyerek, Millî Mücadele’de büyük sıkıntılara katlanan ama hiçbir zaman yılmayan, yıkılmayan asil Türk kadınının hakkını böyle teslim etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet,  yazımıza son noktayı koymadan meraklısı için son bir not bırakalım şuraya: Hani demiştik ya, Tekâlif-i Milliye Emirleri’yle milletini karanlıktan aydınlığa çıkarmak isteyen bir başkomutan, parası zaferden sonra ödenmek üzere milletinden borç istiyordu. İşte o borcun tamamı aşağıda belirtildiği şekilde İstiklâl Savaşı’mızdan sonra ödenmiştir efendim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Tekâlif-i Milliye Komisyonları tarafından parası sonradan ödenmek üzere alınan mal ve malzemenin toplam tutarı: 6.003.663 TL olarak hesaplanmıştır. Devlet, bu miktarın 4.340.508 TL (%72,3’ünü)’sini 1923 yılında olmak üzere, 1929 yılı sonuna kadar tamamını ödemiştir.<a href="#_ftn10" name="_ftnref10"><sup>[10]</sup></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1"><sup>[1]</sup></a> Necdet Sevinç, “Osmanlının Yükselişi ve Çöküşü” Hamle Yay. İst. 5.bs. s.444</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2"><sup>[2]</sup></a> https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/tekâlif-i-milliye-emirleri</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3"><sup>[3]</sup></a> Bu roman 1962 yılında Milliyet Yayınları tarafından “İzmir Ateşler İçinde” adıyla Türkçe olarak da yayımlanır.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4"><sup>[4]</sup></a> Haz. Aynur İslam, “Milli Mücadelede Kadın Kahramanlarımız” Bingöl Ü. Sosyal Bil. Ens. 2021,s.95</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5"><sup>[5]</sup></a> Ferhat Uyanıker, “Milli Mücadelede Türk Kadını” Genel Kurmay Baımevi, Ank. 2009,s.26</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6"><sup>[6]</sup></a> Aynur İslam, age, s.94</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7"><sup>[7]</sup></a> Kastamonu Ü.”https://istiklalyoludijitalmuzesi.kastamonu.edu.tr/index.php/hakkimizda/genel-bilgiler</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8"><sup>[8]</sup></a> Aynur İslam, age, s.94</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9"><sup>[9]</sup></a> Atatürk&#8217;ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu I-III, Ankara 2006, s. 317</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10"><sup>[10]</sup></a> https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/tekâlif-i-milliye-emirleri</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/">1923&#8217;ten 2023&#8217;e yüz yıl yazıları-IX Parolamız: Mustafa Kemal</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-ix-parolamiz-mustafa-kemal/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-I</title>
		<link>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[M. Hayati Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[alemdar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ittihat ve terakki]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvayi Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=42262&#038;preview=true&#038;preview_id=42262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sayısız Türk genci, denizciler ta yüz yıl önce “Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” diyerek bir bozkurt gibi hürriyet şarkıları söylediler. Öyle ki işgal edilen vatanın, boynu bükük kalan milletin ve bayrağın umudu oldular… </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/">1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-I</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-I" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-I" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-I" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i%2F&amp;linkname=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-I" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i%2F&#038;title=1923%E2%80%99ten%202023%E2%80%99e%20y%C3%BCz%20y%C4%B1l%20yaz%C4%B1lar%C4%B1-I" data-a2a-url="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/" data-a2a-title="1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-I"></a></p><h2><strong>Alemdar</strong></h2>
<p>Şair Enis Behiç Koryürek 1916’da Budapeşte Başşehbender Vekili olarak görevlendirildiğinde bu şehirdeki Başşehbenderimiz(Konsolos) “Çağlayanlar” ın yazarı Ahmet Hikmet Müftüoğlu’dur.  Bu iki edebiyatçının buluştuğu diyar, 150’yıldan fazla bir süre Osmanlı devletinin hâkimiyetinde yaşamış bir beldedir ki bugün hâlâ bu topraklarda izimiz, sesimiz, sözümüz yankılanmaktadır… Öyle ki biri ne zaman bize Tuna’dan, Budin’den söz etse kulaklarımızda o yaman türkü hemen çınlamaya başlar:</p>
<p>“Estergon kalası bre dilber aman, subaşı durak<br />
Kemirir gönlümü bre dilber aman bir sinsi firak”</p>
<p>Nefes aldığımız sürece gönlümüzü kemiren bu ayrılık türküleri bazen terk ettiğimiz toprakları bazen kendi vatanımıza olan hasreti dile getirir. İşte o günlerin birinde şair Enis Behiç Koryürek de Tuna nehrinin kıyılarında dolaşırken burnunda tüten memleketini “Tuna Kıyısında” isimli şiirinde şöyle anlatır:</p>
<p>Tuna&#8217;nın üstünde güneş batarken<br />
Sevgili yurdumu andırır bana.<br />
Bir hayal isterim Boğaziçi&#8217;nden<br />
Bakarım &#8220;İstanbul! &#8221; diye her yana.</p>
<p>Oysa İstanbul o günlerde çok çalkantılı bir dönem yaşamaktadır. Büyük harbin getirdiği bir yığın dert, içeriden ve dışarıdan gelen baskılar, vaziyeti idare edip bir süre daha ayakta kalmaya çalışan altı asırlık koca çınarın dalını, budağını koparıp onu kökünden sarsmaya başlarken karanlık bir kâbus gibi çöker memleketin üstüne. Şair Enis Behiç Koryürek ise suda hayalini gördüğü Boğaziçi’nin lacivert dalgalarına kapılarak kahraman Türk denizcilerinin hikâyesini anlatır:</p>
<p>“Biz dalgalar, fırtınalar kahramanı yiğitleriz.</p>
<p>Ufuklardan ufuklara haber sorar, gezeriz.</p>
<p>Güneşlerde uyuklayan yamaçları,</p>
<p>Kalbi durgun tarlaları bıraktık.</p>
<p>Gölge veren ağaçları</p>
<p>Sevmiyoruz biz artık.</p>
<p>Sevgilimiz,</p>
<p>Ey deniz!</p>
<p>İşte biz;</p>
<p>Nihayetsiz</p>
<p>Mavilikler yolcusu!</p>
<p>Ruhumuzun kardeşidir</p>
<p>Güneşlerde parlayan bu yeşil su.</p>
<p>Bayrağımız yeşil sular ateşidir.</p>
<p>Biz bayrağın fedaisi sayısız Türk genciyiz.”</p>
<p>Şairin bahsettiği bu sayısız Türk genci, denizciler ta yüz yıl önce “Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” diyerek bir bozkurt gibi hürriyet şarkıları söylediler. Öyle ki işgal edilen vatanın, boynu bükük kalan milletin ve bayrağın umudu oldular…  Bu kınalı yiğitlerin yarattığı mucize hâlâ hafızalarda tazeliğini korurken gelin en iyisi biz Millî Mücadele yıllarına gidelim ve Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla boğuşan <em>Alemdar</em> gemisinin hikâyesini okuyalım.</p>
<p>Tarih 23 / 24 Ocak 1921: Seyri Sefain İdaresi’nin (Deniz Yolları İşletmesi) tahliye (kurtarma) gemisi <em>Alemdar,</em> işgal altındaki İstanbul’dan bir avuç korkusuz Türk denizcisi tarafından kaçırılır.  Kaçırılışın kısa hikâyesi şöyledir:</p>
<p>“Kurtarma gemisi <em>Alemdar</em>, Bafra’da karaya oturan İdare-i Mahsusa’nın yolcu vapurlarından <em>Tirimüjgan</em>’ı kurtarmak için İstanbul’dan olay yerine intikal eder ve kurtarma çalışmalarına başlar. Bu sırada geminin Çarkçıbaşı Osman Efendi Samsun’a gider ve burada Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri ile sohbet eder. Bu sohbet esnasında söz İstanbul’a, devletin merkezine geldiğinde Osman Efendi işgal altındaki İstanbul’da yaşadıkları onur kırıcı davranışları yüreği kanayarak anlatır. Onu can kulağıyla dinleyen Samsun Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti’nden Ömer (Karataş) ve arkadaşları Osman Efendi’nin vatansever biri olduğunu anlayınca, hiç çekinmeden Millî Mücadele için  toplanan silah ve cephaneyi Karadeniz’de taşıyacak <em>Alemdar</em> gibi bir gemiye ihtiyaç duyduklarını anlatırlar. Hatta anlatmakla kalmaz Osman Efendi’den İstanbul’a dönünce <em>Alemdar</em>’ı kaçırıp getirmesini isterler. Bu arada karaya oturan <em>Trimüjgan</em> bütün gayretlere rağmen kurtarılamaz. Bunun üzerine sökmesi, taşıması kolay olan bölümleri <em>Alemdar</em>’a yüklenir ve İstanbul’a dönülür.</p>
<p>Kuruçeşme önlerinde <em>Alemdar</em> demir atar. Osman Efendi ise Samsun’da dinleyip öğrendiklerinden olsa gerek bir türlü kendini dizginleyemez. Ne yapıp edip <em>Alemdar</em>’ı Anadolu’ya kaçırmayı tasarlar. Durumu gemi kaptanı Trabzonlu Osman Efendi’ye açar. Kaptan kendisinin yaşlılığını öne sürerek kendi yerine geminin yağcısı ve lostromosu olan oğlu Hikmet’i götürmesini söyler.</p>
<p>İşte hikâyenin serim bölümü böyle başlar. Aslında bu hikâyenin serim bölümü Karadeniz’de 19 Mayıs 1919’da çoktan başlamıştı ya… Neyse biz dönelim <em>Alemdar</em>’ın hikâyesine. Çarkçı Osman Efendi yanına aldığı sekiz kahraman denizci ile tehlikeli bir yolculuğa yahut “ya istiklal ya ölüm” yolculuğuna çıkar.</p>
<p>Boğaz’da karakol bekleyen İngiliz savaş gemisini atlatarak 12 mil olan hızlarını, 14 mile kadar çıkartıp Ereğli’ye yol verirler.</p>
<p>24 Ocak 1921 sabahı erken saatlerde Karadeniz Ereğlisi’ne gelerek Çobançeşme önüne demirlerler. Karanlığı aydınlığa çeviren bu yiğit denizciler, karaya çıktıklarında artık çocuklar gibi şendiler. Fakat bir süre sonra <em>Alemdar</em>’ın Milli Mücadele saflarında yer aldığı Müttefik kuvvetler tarafından duyulması üzerine Boğaz’da keyif çatan Donanma komutanı İngiliz Amiral Galtrop, İngiliz ve Fransız donamasına her ne pahasına olursa olsun <em>Alemdar</em>’ın yakalanmasını, eğer bu başarılamazsa batırılmasını emreder.</p>
<p>Amiral Galtrop emirlerini yağdıra dursun <em>Alemdar</em>’ın Kuva-yi Millî’ye katılışı büyük bir sevinçle ve 25.1. 1921 tarihli şifre ile Ankara’ya bildirilir.</p>
<p>Bundan sonrası artık “Vatan sizden hizmet bekliyor. Uğurunuz,  yolunuz açık olsun!”  sözleri arasında ilk hedef Trabzon’a ulaşmaktır.  Geminin hemen yola çıkması ve sağ salim hedefe ulaşması için Alemdar’a takviye denizciler de bulunur. Hatta Ereğli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nce ekmek ve katık parası olarak 10’ar lira verilir.</p>
<p>Fransız donanmasının kontrolünde olan bu bölgeden kolayca çıkmanın pek mümkün olmadığı bildiklerinden Alemdar’ın subayları hem Trabzon’a gidişin rotasını hem de yol boyunca yapılması gerekenleri bir bir tespit ederler. Fakat her şeyi planlayan kahramanlar, Ereğli’de yaşayan Rumların yapacağı jurnali kestiremezler.</p>
<p>26/ 27 Ocak gecesi sabaha karşı Sinop veya Trabzon’a gitmek üzere makinelerini harekete geçirip “tam yol ileri” diyen <em>Alemdar</em>’ın yolu kısa bir süre sonra avını bekleyen Fransız C-27 motorgambotu tarafından kesilir. Böylece İstanbul’dan kaçırılan <em>Alemdar</em> gemisi, Fransız kuvvetlerinin kontrolüne geçer.  Mürettebatı esir alınan <em>Alemdar’</em>ın önce Zonguldak’a sonra da İstanbul’a götürülmesi planlanır ve plan uygulanır.  Zonguldak’ta bir Fransız subayı silahlı bir mangayla <em>Alemdar’</em>ın komutasını eline alır. Her şey Fransızların istediği gibi gitmektedir. C-27, <em>Alemdar</em>’ı bir mil geriden izlemektedir. Şimdi istikamet İstanbul’dur. Ancak Fransızların hesap edemedikleri bir şey vardır. Esir aldıkları Türkleri pek yakın tarihte Çanakkale’de gördükleri halde hâlâ iyi tanıyamamışlardır.</p>
<p>Nitekim ölümü göze alan bu kahramanlar bir süre sonra kendi aralarında yaptıkları planı devreye koyarak bir çatışmaya girerler.  <em>Alemdar</em>’daki Fransız askerlerini de onları yakından takip eden hücum botunu da alt etmeyi başarırlar. C-27 ısrarla <em>Alemdar’</em>ı Ereğli’ye kadar kovalar ama bir türlü onu durduramaz. Hele Ereğli limanına yaklaştıklarında halktan aldıkları destekle Fransız hücum botunu şaşkına çevirişleri yok mu başlı başına bir film konusudur.</p>
<p>Nefesleri kesen bu iki saatlik mücadele sonunda bizim bir şehit üç yaralımız vardır. Fransızlar ise 2 ölü 3 yaralı, ayrıca biri yüzbaşı ve 4’ü er olmak üzere 5 de tutsak vermişlerdir.  Bu zafer <em>Alemdar</em>’ın ikinci başarısıdır.</p>
<p><em>Alemdar’</em>ın silahlı bir karakol gemisinin elinden savaşarak kurtulması haberi İstanbul’da bomba gibi patlar.  Bunun üzerine Karadeniz’e çıkan Fransız filosu Ereğli limanına yaklaşır, toplarını kasabaya çevirerek üç maddelik kesin bir uyarı verir.</p>
<p>1)Esir edilen Fransız subayı ile erlerin geri verilmesi,</p>
<p>2) <em>Alemdar</em>’daki personelin kendilerine teslim edilmesi,</p>
<p>3)İstanbul hükümetinin malı olan <em>Alemdar </em>gemisinin verilmesi.</p>
<p>Bu notayı getiren Fransız subayına Ankara Hükümeti’nin bölge komutanı Muhittin Paşa kısa ve net şu cevabı verir: “Fransız esirlerini geri vermeye hazırız, fakat kahramanlar verilmez. Geleneğimiz değildir. <em>Alemdar </em>gemisi bize gereklidir.”</p>
<p>Bu cevap Fransızları memnun etmez. Yakarız, yıkarız nidalarıyla tehditler savurmaları da işe yaramaz. Uzun süren görüşmelerden sonra Fransızlar, Ankara Hükümeti’nin kararlı tutumu karşısında geri adım atarlar. Fransızlarla aramızda bir antlaşma imzalanır. Buna göre <em>Alemdar</em> Ereğli’den çıkmayacak, tutsaklar Fransızlara verilecek, Fransızlar da 10 mil açıklarına kadar gemilerimize dokunmayacak. Bu <em>Alemdar</em>’ın kazandığı üçüncü başarısıdır. Sonraki başarıları ise hareketsiz durduğu Ereğli limanından 24/ 25 Eylül 1921 gecesi fırtınalı bir günde sesiz sedasız uzaklaşıp Trabzon’a ulaşması ve oradan Rus limanına hareket edip cephane getirmesi ve Kuvayı Milliye’nin gücüne güç katmasıdır.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>İşte size Enis Behiç Koryürek ’in denizcileri ve kahraman <em>Alemdar</em> gemisinin hikâyesi… Aslında hemen hemen aynı tarihlerde bir başka<em> Alemdar</em> daha vardır hayatımızda. Lakin onun mekânı işgal altındaki İstanbul’dur ve bu <em>Alemdar</em> mevcut durumdan hiç de rahatsız değildir. Hatta Damat Ferit Paşa hükümeti gibi o da Anadolu’daki Kuva-yı Millîyecilere fena kızmaktadır. Yalnız bu <em>Alemdar </em>bizim denizlerimizde yüzen bir gemi değil, Bâb-ı Âli’nin sularında yüzen bir gazetedir. Serdümeni yoksa da sermuharrirleri vardır. Onlardan biri ve gazetenin sahibi Refi Cevat Ulunay’dır.  Her yazısında İngiliz kuvvetleri gibi Kuvâ-yı Milliye’ye saldırır. Onları İttihatçılık, Bolşeviklik, sahte milliyetperverlik, fitne ve fesat ehli olmak, şakilik, dinsizlik vb. şekilde itham eder.</p>
<p>Mesela, 12 Kanun-ı Sani 1336/1920’de <em>Alemdar </em>gazetesinde yazdığı “Mustafa Kemal Paşa’nın Nutku” isimli makalesinde şöyle der:</p>
<p>“Mustafa Kemal Paşa, ilk defa Teşkilat-ı Milliye’ye taraftar olduğu zaman biz bundan memleketin istifade edebileceğini ümit ediyorduk. Ve Teşkilat-ı Milliye’nin, sırf millî bir teşkilat olacağını zannediyorduk. Tamamen aksi çıktı. Yavaş yavaş gördük ki Teşkilat-ı Milliye’de at oynatanlar hep İttihatçılar oldu. Vaktiyle işkencecilik, sopacılık edenler Teşkilat-ı Milliye’de birer kahraman kesildiler…”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>Ve yine mesela o tarihlerde <em>Alemdar</em> gazetesinde kalem oynatanlardan biri de Refik Halit Karay’dır. O da 1920’nin Şubat’ında şunları yazar:</p>
<p>“Anadolu’da bir patırtı bir gürültü. Beyannameler, telgraflar&#8230; Sanki bir şeyler oluyor, bir şeyler olacak… Ayol şuracıkta her işimiz, her kuvvetimiz meydanda. Dört tarafımız açık. Dünya vaziyetimizi biliyor. Hülyanın, blöfün sırası mı? Hangi teşkilat, hangi kuvvet, hangi kahraman? Hülyanın bu derecesine, uydurmasyonun bu şekline ben de dayanamayacağım. Bari kavuklu gibi ben de sorayım: ne gücün var?</p>
<p>-Kuzum Mustafa, sen deli misin?&#8221;<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>Evet, doğru; Mustafa Kemaller, biraz deliydiler, hırçındılar, çılgındılar pes etmediler, boyun eğmediler,  yeni, yepyeni bir devlet kurdular! Kurulmasına hizmet ettiler… Şimdi bize düşen görev, bu vatan için her türlü belayı göğüsleyenleri, canlarını, mallarını seve seve feda edenleri unutmamak, unutturmamaktır.</p>
<p>Bakın daha o günlerde, Atatürk Samsun’a çıkmadan önce, 1919’un Nisan’ında henüz 19 yaşında, bir Mülkiye öğrencisiyken Mülkiye marşını yazan Cemal Yeşil, hem kendi neslinden hem memleketin yarınından o kadar emin o kadar ümitlidir ki gayet rahat haykırır:</p>
<p>Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,<br />
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.<br />
Gül ki sen, neş’enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz.<br />
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<p>Ha bu arada, ne tesadüftür ki şair Cemal Yeşil de bir vatansever devlet adamı olarak (1956- 1960 yılları arasında) Budapeşte’de Büyükelçi olarak görev yapmıştır.</p>
<p>Evet, Budapeşte’yle başladığımız yazımızı Budapeşte’yle bitirirken gelin yeniden Enis Behiç’e kulak verelim ve</p>
<p>“Geçsin günler, haftalar,<br />
Aylar, mevsimler, yıllar&#8230;<br />
Zaman sanki bir rüzgâr<br />
Ve bir su gibi aksın&#8230;”</p>
<p>diyerek 1923’ten 2023’e, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılını şimdiden kutlayalım!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Erol Mütercimler, <em>Bu Vatan Böyle Kurtuldu, </em>Alfa Yay. İst. 1992, s. 399-421</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Osman Akandere, <em>Damat Ferit Paşa Hükümetleri̇ Döneminde Kuva-yı Millî’ye Hareketine Yöneltilen İthamlar,</em> <em>2006, </em>Selçuk Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2006, s.8</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Turgut Özakman, <em>Şu Çılgın Türkler,</em> Bilgi Yay. İst. 2005, s.20</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mehmet Çınarlı, <em>Sanatçı Dostlarım</em>, Ötüken Neşriyat, İst. 1979, s.302</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/">1923’ten 2023’e yüz yıl yazıları-I</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/1923ten-2023e-yuz-yil-yazilari-i/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihimiz ve Osmanlı</title>
		<link>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürkler]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38981&#038;preview=true&#038;preview_id=38981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarihimiz, bizi Türk olarak yaşatan destansı bir maceradır. Zaferleri de vardır, yenilgileri de. İyi yanları da vardır, kötü yanları da. O tarih bütün bunlarla birlikte, bütünüyle bizimdir. Hiçbir dönemini kesip atamayız. Biz tarihimizin çocuklarıyız.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/">Tarihimiz ve Osmanlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&amp;linkname=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftarihimiz-ve-osmanli%2F&#038;title=Tarihimiz%20ve%20Osmanl%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/" data-a2a-title="Tarihimiz ve Osmanlı"></a></p><p><strong>Osmanlı dönemi tarihimizin önemli bir bölümüdür. Milletler tarihî süreçlerin sonucudur. Bugün biz de Türk adıyla bir millet olarak yaşıyorsak bunu birlikte yaşadığımız tarihî maceraya borçluyuz.</strong></p>
<p>Milletimizin adı en az altıncı yüzyıldan beri Türk’tür. 552 yılında Bumin ve İstemi Kağanla başlayan hanedana biz Göktürk / Köktürk diyoruz. <strong>Fakat onlar kendilerine Köktürk değil sadece Türk diyorlardı. Milletin adı Türk bodun idi. Beylerine Türk begler, hükümdarlarına Türk kagan diyorlardı.</strong> Köl Tigin, Bilge Kağan ve Tunyukuk anıtlarında hep böyle geçiyordu. Komşuları Çinliler de onlara <strong>Tu-kyu</strong> yani <strong>Türk</strong> diyorlardı; yazdıkları hanedan tarihlerinde özel <strong>Türk bölümleri</strong> vardı.</p>
<p>Uygurlar da Türk idiler. Onlardan kalan çeviri eserlerin sonunda hep “<strong>Çin dilinden, Tohar dilinden</strong> <strong>Türk diline çevrildi.</strong>” benzeri kayıtlar vardı.</p>
<p>Karahanlılar, dönemin tarihlerinde <strong>Hakaniyye</strong> olarak anılır. Karahanlı, modern tarihçiliğin ortaya çıkardığı bir terimdir. <strong>O hanedanın da doğru adı Türk Hakanlığıdır</strong>. Dilimizin bilinen ilk sözlüğü, <strong>Dîvânu Lugâti’t-Türk</strong> adını taşır ve Karahanlılar yani Türk Hakanlığı döneminden kalmıştır. Sözlüğün adının anlamı “<strong>Türk Lehçelerinin Divanı</strong>”dır. Aynı dönemden kalan büyük siyaset bilimi kitabımız <strong>Kutadgu Bilig</strong> de Türk diliyle yazılmıştır ve eserin içinde bir atasözüne başvurulacağı zaman daima “<strong>Şimdi bir Türkçe mesel (atasözü) dinle.</strong>” ibaresi kullanılmıştır.</p>
<p>Selçuklular da büyük bir Türk hanedanı idi. Her ne kadar onlardan kalan eserler Arapça veya Farsça ise de onların Türk olduğu konusunda dünya tarihçiliğinde bir şüphe yoktur. Onların Türklüğü, <strong>Selçuk,</strong> <strong>Alpaslan, Kılıçaslan, Sançar</strong> gibi sultan adlarından da bellidir.</p>
<p>1250-1517 yılları arasında Mısır ve Suriye’de hüküm süren Memlüklü hanedanın adı da kendi döneminin Arapça kaynaklarında <strong>Ed-Devletu’t-Türkiyye</strong> yani <strong>Türk Devleti</strong> idi. Onlardan kalan ve Araplara Türkçe öğretmek için yazılan sözlük ve gramerler de “<strong>Türk Dili,</strong> <strong>Türklerin Dili</strong>” anlamlarına gelen adlar taşıyordu.</p>
<p>1370-1507 yılları arasındaki Temürlü hanedanı da Türk idi. Bu hanedanın hükümdarlarından Hüseyin Baykara’nın Türkçe divanı vardı. <strong>Onun veziri Ali Şir Nevayi, Türk edebiyatının en büyük şairlerinden biriydi ve Muhâkemetü’l-Lugateyn adlı eserinde Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu kanıtlamaya çalışmıştı. </strong>Bir beytinde “<strong>Ben Türk şiirinde bayrak kaldırınca bütün o memleketleri birleştirdim.</strong>” diyordu.</p>
<h2>Tarih, dil, kültür</h2>
<p><strong>1299-1922 yılları arasında hüküm süren Osmanlılar da bu zincirin önemli bir halkasıydı. Kanunlarının, hükümdar fermanlarının dili Türkçe idi. Neredeyse bütün hükümdarları şairdi ve Türkçe şiirler yazıyorlardı. Osmanlı döneminden Türkçe yazılmış binlerce yazma eser kalmıştır. 19. yüzyılda Türkçe basılı eserlerin, gazete ve dergilerin koleksiyonları da kütüphanelerimizde hâlâ durmaktadır. Şinasi, Namık Kemal, Ahmed Midhat, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin de hep Türkçe yazmışlardır. </strong></p>
<p>Osmanlı döneminin bazı eserlerinin dili çok ağırdır; Arapça, Farsça kelime ve tamlamalarla doludur. Böyle olduğu için hiç kimse o eserlerden Arapça veya Farsça diye söz etmez. Batılı bilim adamları da o eserleri Türkçe kabul eder ve Türk edebiyatının ürünleri olarak inceler. Bazen de Osmanlıca, Osmanlı Türkçesi, Osmanlı edebiyatı tabirlerini kullanırlar.</p>
<p><strong>Cumhuriyet döneminde âdeta yeniden doğan biz Türkiye Türkleri, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinin devamıyız. Mucizevi İstiklal Savaşını yöneten komutanlar başta Mustafa Kemal olmak üzere hep Osmanlı Türk subayı olarak yetişmişlerdi. Savaşı yürüten erler de Osmanlı Türk tebaası idi. 1922’de saltanatı kaldırdık, 1923’te Türkiye Cumhuriyetini kurduk ve hepimiz Türk vatandaşı olduk. </strong></p>
<p><strong>Daha açık anlatayım. 1922’den önce doğanlar Osmanlı tebaası idi, 29 Ekim 1923’ten sonra Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oldular. Cumhuriyet “kanla, irfanla” fakat aynı zamanda çağdaş bir anlayışla kuruldu; “millî, üniter ve laik” temeller üzerinde yükseldi.</strong></p>
<p><strong>Tarihimiz, bizi Türk olarak yaşatan destansı bir maceradır. Zaferleri de vardır, yenilgileri de. İyi yanları da vardır, kötü yanları da. O tarih bütün bunlarla birlikte, bütünüyle bizimdir. Hiçbir dönemini kesip atamayız. Biz tarihimizin çocuklarıyız. </strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/">Tarihimiz ve Osmanlı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tarihimiz-ve-osmanli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şah Mat</title>
		<link>https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Levent Yener]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2021 19:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[1. Bakü Türkoloji Kurultayı]]></category>
		<category><![CDATA[Latin harflerinin kabulü]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyetler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Stalin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Harfleri ne zaman kabul edildi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=35896&#038;preview=true&#038;preview_id=35896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mustafa Kemal Atatürk, alfabe değişikliğiyle Sovyetlere şah çeker. Yıllar sonra Sovyetler dağılır. Türk cumhuriyetleri kril alfabesinin 50 yıllık tutsaklığından kurtulur. Bugün Türk cumhuriyetlerinin Latin harflerine geçişi, Mustafa Kemal'in Rus milliyetçiliğini mat edişidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/">Şah Mat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsah-mat-latin-harfleri%2F&amp;linkname=%C5%9Eah%20Mat" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsah-mat-latin-harfleri%2F&amp;linkname=%C5%9Eah%20Mat" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsah-mat-latin-harfleri%2F&amp;linkname=%C5%9Eah%20Mat" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsah-mat-latin-harfleri%2F&amp;linkname=%C5%9Eah%20Mat" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsah-mat-latin-harfleri%2F&#038;title=%C5%9Eah%20Mat" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/" data-a2a-title="Şah Mat"></a></p><div id="attachment_35898" style="width: 650px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-35898" class="wp-image-35898 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/04-1.jpg" alt="" width="640" height="459" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/04-1.jpg 640w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/04-1-300x215.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><p id="caption-attachment-35898" class="wp-caption-text">1. Bakü Türkoloji Kongresinde Mehmet Fuat Köprülü ve Hüseyinzade Ali</p></div>
<h2>Ufkun da ötesini görebilmek…</h2>
<p>Bugün sıkça tartıştığımız konulardan biri alfabe. Latin harflerinin kabulünün bizi Müslümanlıktan çıkardığını sanan, neyi muhafaza edip etmeyeceğini bilmeyen bir grup muhafazakâr ve bu grubu sürekli yönlendiren derin fesli bir münevver(?) takımı bu tartışmayı sürekli sıcak tutar. Hayatında Latin alfabesiyle kitap okumamış bu muhafazakâr kitle, &#8220;Bizi kültürümüzden kopardılar.&#8221;, &#8220;Dedelerimizin mezarını okuyamıyoruz.&#8221; diye yakınıp durur. Bu grup sosyal ve kültürel değişimlerin akşamdan sabaha gerçekleşebileceğini sanacak kadar bilinçsizdir. Oysa her sosyal ve kültürel değişim uzun süren tartışmalar, mücadeleler sonunda gerçekleşir. Her 1 Kasım, bu kitlenin karın ağrılarını azdırır.</p>
<p>Her ne kadar Latin alfabesi adıyla tanınsa da kanunda <a href="https://millidusunce.com/yeni-turk-alfabesi/" target="_blank" rel="noopener">Yeni Türk Harfleri olarak geçen bu alfabe değişikliği aslında sadece bir kültürel hamle değildir.</a> Mustafa Kemal Atatürk, kendi söylediği &#8220;Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lâzımdır.&#8221; sözüne uygun olarak yapar bu hamleyi. Nasıl mı?</p>
<h2>Çar ya da yoldaş fark etmez!</h2>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılan Latin alfabesine geçiş hamlesi öyle küçümsenecek basit bir hareket değildir. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, Anadolu topraklarında alfabe reformu tartışılırken İdil-Ural Türkleri arasında da bu tartışma sürer.</p>
<p>Eğitimin çağdaşlaştırılması, Arap alfabesinin öğretim, basım ve yayımda getirdiği güçlükler alfabenin reformu konusunda aydınların tartıştığı konular arasındadır. Azerbaycan aydınlarının başlattığı Latinleştirme çalışmalarını, Kazak ve Tatar aydınlar eleştiriyordu. Türkçülük fikirlerinin temsilcisi olan İsmail Gaspıralı’nın “<em>Dilde, fikirde, işte birlik!</em>&#8221; şeklinde formülleştirilebilecek Türk birliği idealine darbe vurulacağı kaygısı bu eleştirilerin ortak noktasıydı.</p>
<p>Ruslar, Çarlık döneminde özellikle Türk halklarının üzerine Hristiyanlık ve misyonerlik etkinlikleri ile gitmişti. Bu etkinlikler karşısında, millî kimliklerini korumak için dinî kimliklerine sarılan Türkler açısından Arap alfabesinin korunması da önemliydi. Örneğin, <em>Zakir</em> ve <em>Şakir Remiyev</em> kardeşler, Arap harflerinden farklı görünmeyecek fakat okuma ve yazma zorluklarını ortadan kaldıracak tek tip bir Arap alfabesini önermişlerdi.</p>
<h2>Siyaset satrançtır</h2>
<p>Birinci Dünya Savaşı ve Bolşevik Devrimi sonrasında Hristiyan misyonerlerin yerini <em>homosovyeticus </em>yaratmaya çalışan Sovyet propagandistleri aldı. Bu dönemde Latin alfabesini savunan aydınlar kadar, Kiril alfabesini de savunan <em>M. N Kulayev, İbray Altınsarin, Çokan Velihanov</em> gibi aydınlar da çıkmıştır. Sovyetler, Türk aydınları arasındaki bu tartışmalarda Latin alfabesi tarafında yer almıştı. Burada Sovyetlerin çok iyi niyetli olduğu söylenemez. Aralarında kültür bağı bulunan Türk topluluklarını bu bağdan koparmak için Arap alfabesi ciddi bir engeldi. 1922’de Latin alfabesine geçen Azerbaycan, <em>Lenin</em> tarafından desteklenir. 1926’da Bakü Türkoloji Kongresi’nde alfabe konusu ciddi tartışmalara neden olur. Kongrede Kazan Türklerinin temsilcisi <em>Alimcan Şeref</em> ayrıntılı bir rapor sunar ve Latin alfabesine geçilmemesi gerektiğini savunur.</p>
<p>Kongreden Sovyetlerin istediği biçimde Latin alfabesine geçiş kararı çıkar. Kazan delegeleriyle birlikte, 7 kişi red oyu kullanırken Türkiye Cumhuriyeti delegesi <em>Fuad Köprülü,</em> çekimser oy kullanır. <em>Ayaz İshakî</em> ve <em>Zeki Velidî Togan</em>, Latin alfabesi fikrini Anadolu Türklüğü ile Türk toplulukları arasındaki bağın kopacağı endişesiyle eleştirirler. Sovyetler Birliği, 1927’de Türk topluluklarının dillerinin ses özelliklerine uygun düşecek bir alfabenin oluşturulması için komisyon kurulmasını ister. Komisyonun çalışmaları sonucunda 1929’da Türk topluluklarında Latin alfabesinin kullanılmasını emreden kanunu çıkarır. 1927’den sonra Türk toplulukları Latin alfabesini kullanmaya başlar.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, burada Sovyetlere şah çeker. Bakü Türkoloji Kongresi’nin sonuçlarını ve Sovyetlerin hamlelerini yorumlamıştır. Türk topluluklarının kullandıkları alfabeler de incelenerek Türkiye Cumhuriyeti’nde, 1928’de Latin alfabesi kullanılmaya başlanır. Böylece hem 75 yıllık tartışmayı sonuçlandırır hem de zamanlamasını Sovyetlerin ayrıştırma ve koparma politikasına göre ayarlar. Böylece Sovyetlerdeki Türk toplulukları ile bağ kesilmeyecek hem de sorun ve tartışma yaratan Arap alfabesinden de kurtulunmuş olacaktır.</p>
<h2>Stalin Atatürk’e karşı</h2>
<div id="attachment_35899" style="width: 352px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-35899" class="wp-image-35899" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/stalin.jpg" alt="" width="342" height="493" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/stalin.jpg 555w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/stalin-208x300.jpg 208w" sizes="(max-width: 342px) 100vw, 342px" /><p id="caption-attachment-35899" class="wp-caption-text">Stalin</p></div>
<p>Lenin’in ölümü ve II. Dünya Savaşı şartlarında Stalin’in başa geçmesi, Sovyet politikalarını derinden etkiler. 1930’da Komünist Partisi 16. Kongresi’nde, ulusal kültürlerin ortak dil ve kültürle kaynaşması kararı alınır. Ortak dil ve kültür, Rusça ve Rus kültürüdür. 1932’de ulusal kültürler için <em>poligrafık</em> -çok şekilli- alfabeler hazırlanması görüşü öne çıkmaya başlar. 1933’te Sovyet rejimi, Latin alfabesinin Türk lehçelerinin Rusçaya ve Rus kültürüne yaklaşması önünde engel olduğuna karar verir. <em>1938’den itibaren</em> &#8211;<em>tarihe dikkat edin</em>&#8211; Sovyetlerin dört bir tarafında Latin alfabesini terk toplantıları düzenlenir, çeşitli propaganda teknikleriyle de halkın desteği olduğu kanısı uyandırılır.</p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Sovyetlere “şah” çekmesinin ardından Rusya&#8217;da siyasî hava değişir. Bu dönemde, Rusya’nın milliyetçi politikalarına uygun olarak Türk topluluklarının alfabelerinin değiştirilmeye başlanması manidardır. Emperyalizme karşı en büyük silahlı direnişi veren ve zafer kazanan Anadolu Türklüğü hem dış Türkleri cesaretlendirir hem de onlardan cesaret alarak 75 yıllık tartışmayı Latin alfabesiyle sonuçlandırır. 1927-1940 yılları arasında Latin alfabesini kullanan Türk toplulukları 1939’dan itibaren kendileri için ayrı ayrı hazırlanmış, aralarındaki bağları koparacak Kiril alfabesine geçmeye başlar. Stalin’in Latin alfabesine karşı aldığı tavır 1938’den sonra eylemli bir hâle dönüşür.</p>
<p>1938, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün öldüğü yıldır. Artık Türk topluluklarını etkileyecek figür ortadan kalkmıştır. Tıpkı Hitler’in savaşı başlatmak isteyen komutanlarına Mustafa Kemal gibi bir lider yaşarken savaşa girmenin ahmaklık olacağını söylemesine benzer bir şekilde, Stalin de O öldükten sonra eritme programını başlatır. Türk yurtlarının Kiril alfabesi esareti ise 50 yıl sürer. 20. yüzyılın sonlarına doğru Sovyetlerin çöküşüyle birlikte bağımsızlıklarını ya da özerkliklerini kazanan Türk devletleri birer birer Latin alfabesini yeniden kullanmaya başlarlar.</p>
<p>Bugün Türk cumhuriyetleri tek tek Latin temelli alfabeleri kabul etmeye devam ettikçe Gazi’nin bir yerlerde, dudaklarına o çocuksu ve muzır gülümsemesini takmış “<em>Mat</em>!&#8221; dediğini duyar gibiyim.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/">Şah Mat</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sah-mat-latin-harfleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İskender Öksüz: Türkiye&#8217;de Milli Şuur Yükseliyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz Şenyerli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Oct 2021 11:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRK DÜNYASI]]></category>
		<category><![CDATA[ZZTürkçülük]]></category>
		<category><![CDATA[29 Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[millet ve milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmilliyetçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmilliyetçisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Şenyerli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=35853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Edebiyat Vakfı, Araştırmacı Yazar Yağmur Tunalı ve Prof. Dr. İskender Öksüz'le İstanbul'daki vakıf merkezinde "21. yüzyılda Türk milliyetçisi olmak" konulu bir konferans düzenledi; ancak  annesinin vefatı üzerine Sayın Tunalı, konferansa katılamadı. Prof. Dr. Öksüz: Dil, tarih, musiki ve mimari milletin yapı taşlarıdır; Türkçülük, tarihi birikimi ve bilimciliğiyle güçlüdür, açıklamasını yaptı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/">Prof. Dr. İskender Öksüz: Türkiye&#8217;de Milli Şuur Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fprof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor%2F&amp;linkname=Prof.%20Dr.%20%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Milli%20%C5%9Euur%20Y%C3%BCkseliyor" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fprof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor%2F&amp;linkname=Prof.%20Dr.%20%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Milli%20%C5%9Euur%20Y%C3%BCkseliyor" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fprof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor%2F&amp;linkname=Prof.%20Dr.%20%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Milli%20%C5%9Euur%20Y%C3%BCkseliyor" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fprof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor%2F&amp;linkname=Prof.%20Dr.%20%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Milli%20%C5%9Euur%20Y%C3%BCkseliyor" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fprof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor%2F&#038;title=Prof.%20Dr.%20%C4%B0skender%20%C3%96ks%C3%BCz%3A%20T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Milli%20%C5%9Euur%20Y%C3%BCkseliyor" data-a2a-url="https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/" data-a2a-title="Prof. Dr. İskender Öksüz: Türkiye’de Milli Şuur Yükseliyor"></a></p><p>Türk Edebiyat Vakfı, Araştırmacı Yazar Yağmur Tunalı ve Prof. Dr. İskender Öksüz&#8217;le İstanbul&#8217;daki vakıf merkezinde &#8220;21. yüzyılda Türk milliyetçisi olmak&#8221; konulu bir konferans düzenledi; ancak  annesinin vefatı üzerine Sayın Tunalı, konferansa katılamadı.</p>
<p>Konferans, Türk Edebiyatı Vakfı Genel Başkanı Serhat Kabaklı&#8217;nın açılış konuşmasıyla ve Prof. Dr. İskender Öksüz&#8217;ü takdimiyle başladı.</p>
<p>Konferansta 21. yüzyılda Türk milliyetçiliğinin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsatlarını ve tehditlerini değerlendiren Prof. Dr. Öksüz, Türk milliyetçiliğinin güçlü yönlerinin; Bilge Kağan, Kâşgarlı Mahmut,  Yusuf Has Hacip, Namık Kemal, Sadri Maksudi, Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Yahya Kemal ve Mustafa Kemal Atatürk gibi fikir insanlarımız, yani Türk milliyetçiliği fikrini kuranların teorik bilgileri olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türk milletinin tarihî tecrübelerini ve bilime dayanma geleneğini de Türk milliyetçiliğinin güçlü yönleri arasında gösteren Prof. Dr. İskender Öksüz; Yusuf Akçura, Sadri Maksudi, Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör, Ahmed Rıza, Yahya Kemal, Ahmet Ferit Tek gibi Türk milliyetçisi isimleri de bilimsel çalışmaları olanlara örnek gösterdi. Bilimin yol gösterici olduğunu ve neyi nasıl yapacağımızı bilebilmemiz için bilime müracaat edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<div id="attachment_35857" style="width: 333px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-35857" class="wp-image-35857 " src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063-300x243.jpg" alt="" width="323" height="262" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063-300x243.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063-1024x829.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063-768x622.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063-1536x1244.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/IMG-20211027-WA0063.jpg 1863w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" /><p id="caption-attachment-35857" class="wp-caption-text"><strong>Av. Selim Babaoğlu, Gülcan Havva Eraslan, Prof. Dr. İskender Öksüz, Yeliz Şenyerli, Serhat Kabaklı</strong></p></div>
<p>Milleti millet yapanın ortak kültür olduğunu, bunun en başında dilin varlığını; dili, şiirin musikinin, mimarinin takip ettiğini ifade etti.</p>
<p>Ülkemizde hormonlu milliyetçileri 12 Eylül&#8217;ün çıkardığına da vurgu yapan Prof. Dr. Öksüz, bu tahribatı 12 Eylül&#8217;ün yaptığına ve 12 Eylül&#8217;ün görevinin bu tahribatı yapmak olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Türk milliyetçiliğinin zayıf yönlerine; bilimden kopulmasını örnek verdi.</p>
<p>Emperyalizmin zayıflamasının dünyada milliyetçi hareketleri yükselttiğini söyledi.</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de milli şuur yükseliyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Türk milliyetçiliğini tehdit eden unsurları da açıklayan Prof. Dr. İskender Öksüz, milliyetçiliğin anti tezinin kozmopolitlik yani milliyetsizlik olduğunu belirtti.</p>
<p>1960-1980 arası kozmopolitlikle mücadele verdiklerini ve bu mücadeleyi kazandıklarını anlatarak:</p>
<p>&#8220;Bunun ismi komünizmdi. Günümüzde komünizmin yerine başka bir kozmopolitlik geldi,  bunun adı siyasi ümmetçiliktir.&#8221; açıklamasını yaptı.</p>
<div id="attachment_35856" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-35856" class="wp-image-35856 size-medium" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-300x189.jpg" alt="" width="300" height="189" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-300x189.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-1024x644.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-768x483.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-1536x966.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/10/20211027_180215-2048x1287.jpg 2048w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-35856" class="wp-caption-text"><strong>Serhat Kabaklı, Prof. Dr. İskender Öksüz</strong></p></div>
<p>Devletin taşıyıcı kolonlarından birinin Türk milliyetçiliği olduğunun da altını çizdi.</p>
<p>Konferans, Türk Edebiyatı Vakfı Genel Başkanı Serhat Kabaklı&#8217;nın Prof. Dr. İskender Öksüz&#8217;e, Serdengeçti dergilerinin orijinal basımlarını takdim etmesiyle sona erdi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/">Prof. Dr. İskender Öksüz: Türkiye&#8217;de Milli Şuur Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/prof-dr-iskender-oksuz-turkiyede-milli-suur-yukseliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sakarya’da kim dövüştü?</title>
		<link>https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2021 19:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Curzon]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Papulas]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Meydan Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk milliyetçileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=34787</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yukarıda sayılan etmenleri göz önüne alan Genelkurmayın kanaatince Yunan ordusunun Türk milliyetçilerine karar dikte ettirme yeteneği yoktur." İngiliz Genelkurmayından Savaş Bakanına 1.10.1921<br />
“Türk Milliyetçi liderinin Doğu’daki itibarı, Yunan başarısızlığıyla güçlenmiştir.” The Times 14.9.1921</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/">Sakarya’da kim dövüştü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsakaryada-kim-dovustu%2F&amp;linkname=Sakarya%E2%80%99da%20kim%20d%C3%B6v%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsakaryada-kim-dovustu%2F&amp;linkname=Sakarya%E2%80%99da%20kim%20d%C3%B6v%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsakaryada-kim-dovustu%2F&amp;linkname=Sakarya%E2%80%99da%20kim%20d%C3%B6v%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsakaryada-kim-dovustu%2F&amp;linkname=Sakarya%E2%80%99da%20kim%20d%C3%B6v%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fsakaryada-kim-dovustu%2F&#038;title=Sakarya%E2%80%99da%20kim%20d%C3%B6v%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/" data-a2a-title="Sakarya’da kim dövüştü?"></a></p><p>Yüz yıl önce, bu ayın 11. Günü, General Papulas, Yunan kuvvetlerine genel geri çekilme emri verdi. O günün tabiriyle Sakarya Melhame-i Kübrası; bu küçük kıyamet, sona erdi.</p>
<p>Yunan ordusunun büyük kısmı Eskişehir ve Afyon’daki eski mevzilerine çekildi. Bu çekiliş sırasında Yunan, Türk askerine karşı yapamadığını sivil Türklere karşı gerçekleştirdi. Olan biteni ve bunun Türkler üzerindeki etkisini, İngiltere’nin İzmir Konsolosu Sir Harry Lamb anlatıyor:</p>
<h2><strong>İngiltere’nin dostu- düşmanı yoktur, çıkarları vardır</strong></h2>
<p><em>“Yunanlılar Eskişehir ve Afyon’daki eski konumlarına çekilirken yolları üstündeki her şeyi yakıp yıktılar ve tahrip ettiler. </em></p>
<p><em>“Yunanlılar artık gitmeleri gerektiğinin farkına varmışlardı, fakat ne pahasına olursa olsun, kim zarar görürse görsün, arkalarında bir çöl bırakmakta kararlıydılar. Zamanın ve imkânlarının elverdiği ölçüde taşıyabilecekleri her şeyi Yunanistan’a gönderdiler; Türklerin evleri ve yurtları yağmalandıktan sonra yakılacaktı. Anadolu’nun kaderi ancak kan ve ateşle belirlenecektir. Bunun hiçbir istisnası yoktur ve pat diye yok olacakların başında bizim [İngilizlerin inşa ettiği] demiryollarımız geliyor!&#8230; Yunan ordusunun Sakarya Nehri’nden çekilirken uyguladığı sistematik tahrip, evlerinin ve köylerinin yok edilişine şahit olan Anadolu köylüsünü öyle etkiledi ki o, artık Yunan’ı Anadolu’da sürmek için mümkün olan her şeyi yapmağa razıdır.“</em></p>
<p>Bu raporu İngiltere’nin İzmir Konsolosu, İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’a, o da Dışişleri Bakanı, Curzon Markizi George Nathaniel’e vermiş. Bilinen adıyla Lord Curzon’a. Ben de Profesör Stanford Shaw’un, Türk Tarih Kurumunun 21 yıldır çevirtemediği “<em>İmparatorluktan Cumhuriyete</em>” kitabından alıp çevirdim.</p>
<p>Bu raporun ortanca adamı İstanbul’daki işgalin Yüksek Komseri Sir Horace Rumbold, Lamb’ın görüşüne katılmazlar. O, Yunan ordusunun kazanmasını istiyordu. Dinden, imandan falan değil, İngiliz menfaatlerinden. Yıllar önce Lord Palmerstone ne demişti: “<em>İngiltere’nin dostları yoktur; İngiltere’nin düşmanları yoktur. İngiltere’nin menfaatleri vardır!</em>” Ve hâlâ öyleydi; bütün milletler için de hâlâ öyledir. Sir Rumbold, 21 Mayıs’ta şöyle yazmıştı:</p>
<h2><strong>Mustafa Kemal’i kontrol edemeyiz</strong></h2>
<p><em>“Bir taraf kazanacaksa ben Yunan&#8217;ı tercih ederim. Yunanlılar üzerinde baskı kurmak imkânına sahibiz, fakat Yunanlılar’a karşı zafer kazanmış bir Mustafa Kemal’le ne yapabileceğimizi göremiyorum. Eğer büyük bir yanılgı içinde değilsem onu kontrol etmek mümkün olmayacaktır ve buradaki işimiz, gelecek yıllarda çok zorlaşacaktır.“</em></p>
<p>Zorlaştı da. Zafer’den sonra Çanakkale’deki üslerini yeniden harbe girmek pahasına elde tutmak istediler. Başbakan Lloyd George’un harp çağrısına sömürgeler cevap vermedi. İngiltere’nin içinde yükselen muhalefet hükümeti ve Lloyd George’un siyasî hayatını sonlandırdı. Yunan ordusunun Anadolu’da kalmasında İngilizlerin bir çıkarı daha vardı: Türk ordusunun eli serbest kalırsa Misak-ı Millî’ye dâhil olan ve Mondros ateşkes anlaşmasını ve her türlü uluslararası kanunu çiğneyerek işgal ettikleri Musul Vilayeti’ni geri almaya kalkabilirdi. Buna engel olmak için önce Yunan ordusu kullanılacak, o tükenince, Türkiye içinde isyanlar çıkarılacaktır.</p>
<p>Yüzyıl önceye, Sakarya sonrasına dönelim. İngiliz Genelkurmayı, Yunan ordusunun geldiği noktayı, Harp Kabinesi’ne 1 Ekim 1921’de sunduğu raporun sonuç bölümünde şöyle anlatıyor:</p>
<h2><strong>Türk milliyetçileri kazandı</strong></h2>
<p><em>“Yukarıda sayılan etmenleri göz önüne alan Genelkurmayın kanaatince Yunan ordusunun Türk milliyetçilerine karar dikte ettirme yeteneği yoktur.<br />
…</em></p>
<p><em>“Bu sebepler Genelkurmayın kanaatince Yunanlıların askerî harekâta devamla kazanabileceği bir şey yoktur ve onların önündeki tek çıkar yol, üstünde pazarlık yapabilecekleri bir bölgeyi hâlâ ellerinde tutarken onu da riske sokmadan, derhal Mustafa Kemal’le barış görüşmelerine başlamaktır.</em> “</p>
<p>Bu rapordan iki hafta önce, 14 Eylül’de Times, uzun bir inceleme yayımlamış ve Genelkurmay’ınkinden daha sert ifadelerle benzer sonuçlara varmıştı:</p>
<p><em>“Yunanlılar hayal kırıklığı acıdır ve belki bu acı anda bu devasa ve başarılamayacak girişime onları sürükleyenin Avrupalı güçler değil, kendi liderlerinin ihtirasları olduğunu anlayacaklardır.” </em></p>
<p><em>…. </em></p>
<p><em>“Türk milliyetçi liderinin Doğu’daki itibarı, Yunan başarısızlığıyla güçlenmiştir.” </em></p>
<p>Nihayet sıra, başlıktaki soruya geldi: Sakarya Muharebesi’nin tarafları kimlerdi. Bir tarafta Yunan vardı. Karşısında kim vardı? Muhakkak ki Osmanlı Devleti veya Osmanlı güçleri değil. Tam tersine, bunlar ve Teali İslam (İslam’ı yükseltme) Cemiyeti gibiler “<em>Yunan ordusu Halifenin ordusudur.</em>” mealinde ilanlar yayımlıyor; Yunan, uçaklarla, bunların yazıldığı kâğıtları ve kendi ürettikleri yazıları Türk köylerine atıyordu. (<a href="https://millidusunce.com/misak/kurtulus-savasimizda-ihanetin-bir-belgesi-daha/">https://millidusunce.com/misak/kurtulus-savasimizda-ihanetin-bir-belgesi-daha/</a> )</p>
<h2><strong>O hâlde kimdi Yunan işgaline direnenler? </strong></h2>
<p>Bir taraf Yunan da, öbür taraf kim? Shaw’un, Sakarya ile biten 3-1 cildinde bu soruyu aradım. Acaba Avrupa basını, görevlileri, siyasiler, komutanlar, Anadolu’da Yunan’ın karşısına çıkan güce ne diyordu. Şu ibareleri aradım: Osmanlı, Türk, Müslüman, milliyetçi, Türk milliyetçi. Sadece o ciltteki, 383 büyük sayfadaki sonuçlar şöyle:</p>
<p>Türk 1831; Osmanlı 243; Müslüman 95</p>
<p>İsimlerden başka sıfatları da saydım:</p>
<p>millî 1073; milliyetçi: 221; Türk milliyetçi: 117; Kemalist: 89.</p>
<p>Bu kelimeler bugün bambaşka anlamlara geliyor. Bambaşka anlamlara getirildi. Türk demekten, Türk milliyetçisi demekten, utanır olduk.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/">Sakarya’da kim dövüştü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/sakaryada-kim-dovustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün İzinde: Amasya Genelgesi</title>
		<link>https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Konuralp Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2021 07:41:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[Amasya Genelgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Milli mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=33420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 22 Haziran… Amasya Genelgesinin yıldönümü.</p>
<p>Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gitmeye devam ediyoruz. Bu yazımızda Amasya Genelgesine giden yola, genelgeye ve etkilerine bakacağız. Bu yolu Atatürk’le beraber Nutuk’tan takip edeceğiz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/">Atatürk&#8217;ün İzinde: Amasya Genelgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturkun-izinde-amasya-genelgesi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20%C4%B0zinde%3A%20Amasya%20Genelgesi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturkun-izinde-amasya-genelgesi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20%C4%B0zinde%3A%20Amasya%20Genelgesi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturkun-izinde-amasya-genelgesi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20%C4%B0zinde%3A%20Amasya%20Genelgesi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturkun-izinde-amasya-genelgesi%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20%C4%B0zinde%3A%20Amasya%20Genelgesi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturkun-izinde-amasya-genelgesi%2F&#038;title=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20%C4%B0zinde%3A%20Amasya%20Genelgesi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/" data-a2a-title="Atatürk’ün İzinde: Amasya Genelgesi"></a></p><p>Bugün 22 Haziran… Amasya Genelgesinin yıldönümü.</p>
<p>Anadolu’da Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gitmeye devam ediyoruz. Bu yazımızda Amasya Genelgesine giden yola, genelgeye ve etkilerine bakacağız. Bu yolu Atatürk’le beraber Nutuk’tan takip edeceğiz.</p>
<h2>Hükümetle ipler geriliyor</h2>
<p>Havza Genelgesi sonrası yurt çapında işgale karşı mitingler ve protesto gösterilerinin yapılması Atatürk ile İstanbul arasında yoğun bir telgraflaşmaya sebep oldu. İstanbul hükümeti işgal kuvvetlerinin notalarını iletip bilgi istiyor, Atatürk de bunlara gerekli cevapları veriyordu. Tabi bu yoğun soru-cevap faslı nihayet İstanbul hükümetinin dayanamayarak, 8 Haziran’da, Atatürk’ü geri çağırmasına yol açtı. Atatürk ise başladığı işten geri adım atmayacaktı ve İstanbul’a dönmedi. Bu yoğun telgraflaşma ve Atatürk’ün İstanbul’a dönmemesi iplerin giderek gerilmeye başladığını gösteriyordu.</p>
<h2>Millet için milletle birlikte</h2>
<p>Atatürk, Havza’da 12 Haziran’a kadar kaldıktan sonra Amasya’ya gittiğini söylüyor. Bu arada Samsun’a çıkar çıkmaz ülkenin dört bir yanındaki komutanlarla da haberleşmeye başlamıştı. Bu yöndeki ilk haberleşmesi 21 Mayıs’ta Erzurum’a gönderdiği telgraftı.</p>
<p>Atatürk, komutanlarla haberleşmelerine Amasya&#8217;da da devam etti. Bunlar arasında 18 Haziran 1919’da o sırada Edirne&#8217;de bulunan Birinci Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Bey&#8217;e yolladığı telgraf önemlidir. Çünkü bu telgraftaki direktifler, birkaç gün sonra ilan edilecek genelgenin alt yapısının Atatürk’ün zihninde hazır olduğunu gösterir. Telgrafta Atatürk mealen şöyle diyor:</p>
<blockquote><p>“Milli bağımsızlığımızı boğan ve vatanın parçalanması tehlikelerini hazırlayan İtilaf devletlerinin icraatını ve merkezî hükümetin esir ve âciz vaziyetini biliyorsunuz.</p>
<p>Milletin mukadderatını bu mahiyette bir hükümete teslim etmek, yok olmaya boyun eğmektir.</p>
<p>Trakya ve Anadolu millî teşkilatını birleştirecek ve millî sesimizi gür bir sesle dünyaya duyuracak emin bir yer olan Sivas’ta birleşik ve kuvvetli bir heyet teşkili kararlaştırılmıştır.</p>
<p>Trakya-Paşaeli Cemiyeti, salahiyet sahibi olmamak üzere İstanbul&#8217;da bir heyet bulundurabilir.</p>
<p>Ben İstanbul&#8217;da iken Trakya Cemiyeti üyelerinden bazılarıyla fikir alışverişinde bulunmuştum. Şimdi zamanı geldi. İcap edenlerle gizlice görüşerek derhal teşkilat yapınız ve benim yanıma da delege olarak değerli bir iki kişi gönderiniz. Onlar gelinceye kadar, beni Edirne vilayetinin haklarının savunucusu olmak üzere vekil ettiklerine dair imzaları altında bir vesikayı, imzanızla şifreli telgrafla bildiriniz.</p>
<p>Bağımsızlık gayesinin elde edilmesine kadar tamamıyla milletle birlikte, fedakârane çalışacağıma mukaddesatım namına yemin ettim. Artık benim için Anadolu&#8217;dan hiçbir yere gitmemek katidir.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p></blockquote>
<h2>Bağımsızlık için ant içtim</h2>
<p>Bu telgraf bize çok şey söylüyor. Telgraftan anladığımıza göre Cafer Tayyar Bey, aynı zamanda orada teşkil etmiş bulunan Trakya-Paşaeli cemiyetinin önemli kişilerindendir. Nitekim kendisinin, cemiyetin idare heyetinde olduğunu biliyoruz. Ayrıca Atatürk’ün daha İstanbul’dayken vilayetlerin durumuyla yakından ilgilendiğinin ve ilk temasların tohumlarını burada attığının ipuçlarını da görebiliyoruz.</p>
<p>Telgrafta Atatürk’ün kararlılığı nettir. Bütün varlığıyla bağımsızlık için çalışacağına ant içmiştir. “Artık benim için Anadolu’dan hiçbir yere gitmemek katidir” cümlesi birçok şeyi anlatıyor. Telgrafta başka ne görüyoruz? Telgrafta başka Amasya genelgesindeki bazı hususların ön hâlini ve Sivas kongresinin haberini görüyoruz.</p>
<p>Atatürk, telgrafın devamında Trakya’daki direnişçileri Anadolu’nun geri kalanından haberdar ediyor. Milletin tek bir parça hâlinde toplandığını, kararların bütün komuta kademesi tarafından el birliğiyle alındığını, vali ve mutasarrıfların bağımsızlık yolunda çalıştıklarını söylüyor. Hatta millî teşkilatın ilçe ve köylere kadar sirayet ettiğini de ekleyerek Trakya’daki cemiyete moral veriyor.</p>
<h2>Genelge hazırlanıyor</h2>
<p>İşte bu telgraftan üç gün sonra yine mealen şu sekiz maddeyi yaverine not ettiriyor:</p>
<ol>
<li>Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.</li>
<li>Merkezî hükümet üstlendiği sorumlulukların gereklerini yerine getirememektedir. Bu hâl, milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.</li>
<li>Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.</li>
<li>Milletin hal ve vaziyetini göz önünde tutmak ve hakk-ı hukukunu cihana duyurmak için her türlü tesir ve denetimden uzak bir millî heyetin varlığı elzemdir.</li>
<li>Anadolu’nun her bakımdan en emin yeri olan Sivas’ta millî bir kongrenin süratle toplanması kararlaştırılmıştır.</li>
<li>Bunun için bütün vilayetlerin her sancağından milletin itimadına mazhar üç delegenin mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yetişmek üzere hemen yola çıkarılması icap etmektedir.</li>
<li>Her ihtimale karşı, durumun bir millî sır hâlinde tutulması ve delegelerin lüzum görülen yerlerde seyahatlerinin kılık değiştirerek yapılması lazımdır.</li>
<li>Doğu Vilayetleri adına 10 Temmuz&#8217;da Erzurum&#8217;da bir kongre toplanacaktır. Belirtilen tarihe kadar diğer vilayetlerin delegeleri de Sivas’a ulaşabilirlerse, Erzurum Kongresi&#8217;nin üyeleri de Sivas genel toplantısına katılmak üzere hareket ederler.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></li>
</ol>
<p>İşte 22 Haziran 1919’da dört madde hâlinde ilan edilen Amasya Genelgesinin esasını bir gece önce Atatürk tarafından not ettirilen bu hususlar oluşturdu. Buradaki sekiz madde Atatürk’ün Nutuk’ta sona belge olarak eklediği dört maddelik genelgenin ilk iki maddesini oluşturuyor. Genelgenin üçüncü maddesi delegelerin seçilme şekilleri için sancaklara yol gösteriyor. Buna göre delegelerin seçimleri Müdafaa-yı Hukuk-ı Milliye cemiyetlerinin ve belediye başkanlıklarının öncülüğünde uygun görülen şekillerle yapılacaktır. Bu maddede ayrıca delegeler belli olur olmaz isimlerinin bildirilmesi isteniyor. Dört bir tarafa telgrafla gönderilen bu genelgenin dördüncü ve son maddesi ise telgrafın alındığının bildirilmesini isteyen teknik bir maddedir.</p>
<h2>“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”</h2>
<p>Genelgede açık bir bağımsızlık vurgusu ve bu bağımsızlığı elde etmek için mücadele çağrısı var. Hükümetin Türk milletinin yüksek menfaatini savunmadığı belirtiliyor ve milletin kendi kaderini belirlemek için bizzat harekete geçmesi gerektiği hissettiriliyor. “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesi, artık dünyanın girmiş olduğu yeni bir yolu Türk milleti için de işaret ediyor. Bütün dünyada saltanat idareleri ardı ardına yıkılarak hâkimiyetin temsili, ailelerden bizatihi milletlerin kendi ellerine geçmektedir. Söz konusu cümlede bu gidişatın Türk milletine yansımasını görüyoruz. Elbette bu genelgede ana konu hâkimiyet şekli değildir. Fakat Türk milleti için şartlar öyle bir şekilde gelişmiştir ki hâkimiyetin geleneksel temsilcileri milletin varoluş hakkını savunmamaktadırlar. Bu durumda Türk milletinin ayağa kalkarak kendi hakkına sahip çıkması ve dişiyle, tırnağıyla kazıyarak milletler camiasındaki onurlu yerini alması gerekmiştir.</p>
<p>Genelgede ayrıca Anadolu’nun işgal kuvvetleri tarafından en zor ulaşılabilecek bir yeri tespit edilerek, milletin temsilcilerinin burada toplanması çağrısı yapılmıştır. Böylece Sivas Kongresinin çağrısını görüyoruz. Gerçi Sivas Kongresi öncesi ve sırasında yaşanan bazı hadiseler bu bölgenin düşünüldüğü gibi çok da güvenli bir yer olmadığını gösterecektir. Fakat bildiğiniz gibi bütün bu olumsuz olaylar Sivas Kongresinin toplanmasını ve burada etkili kararlar alınmasını engelleyemeyecektir.</p>
<p>Milletin kendi kaderini eline alması, milletin kendi seçtiği temsilcileri vasıtasıyla mümkün olacaktı. Bu sebeple her sancaktan üç delegenin seçilmesi istenmiştir. Bu seçimleri oralardaki Müdafaa-yı Hukuk cemiyetleri, belediye başkanlıkları ve bunlar gibi direnişte öncü rol oynayanlar yürütecek ve vatanseverliklerinden emin oldukları kimseleri göndereceklerdi.</p>
<p>Genelgede hem milletle birlikte hareket etme gereğinin hem de bu işi bir sır olarak tutma mecburiyetinin zorluğu da anlaşılıyor. Bu delegelere icap ettiğinde tebdil-i kıyafet ve hatta gerekirse takma adlarla seyahat edebilecekleri hatırlatılıyor. Gerçekten de ilerleyen zamanda göreceğimiz gibi Sivas Kongresi hazırlıkları duyuluyor. Gerek İtilaf Devletleri gerekse İstanbul hükümeti bu kongreyi engellemek için elinden geleni yapacak, fakat neyse ki başarılı olamayacaktır.</p>
<h2>Genelgeyi imzalayanlar</h2>
<p>Amasya Genelgesi hem içeriği ile hem de imzacılarıyla önemlidir. Çünkü genelge her ne kadar doğrudan doğruya Atatürk’ün fikri olsa da bu fikirlerin daha geniş bir kadro tarafından paylaşılması Millî Mücadele’nin vatan sathına yayılması bakımından önemliydi. Genelgede Atatürk’ten başka onun maiyetinde bulunan Miralay Kazım (Dirik) ve Hüsrev (Gerede) Beylerin imzaları vardır. Fakat ayrıca onun maiyetinde bulunmayan, onunla özel olarak gizlice görüşmeye gelen Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile Rauf (Orbay) Beyler ve yine Refet (Bele) Bey de genelgeyi imzalamıştır. Böylece bu genelge birden çok ileri gelenin ortak bir kararı hâline gelmiş ve kapsayıcı olmuştur.</p>
<p>Görüldüğü gibi Amasya Genelgesinde Sivas Kongresi vardır, Erzurum Kongresi vardır, Müdafaa-yı Hukuk cemiyetleri vardır. Bunlardan daha da önemli olarak hükümetin Türk milletinin haklarını savunmadığı tespiti ve milletin kendi egemenliğini eline alması çağrısı vardır. Yani bu genelge ile hâkimiyet milletindir sözü vücut bulmaya başlamıştır.</p>
<p>Bundan sonra da Atatürk’le birlikte Erzurum’a gidip Erzurum Kongresini takip edeceğiz.</p>
<p>Bütün bu yazdıklarımızı <a href="https://www.youtube.com/watch?v=-QkDM6ualiI">buraya</a> tıklayarak video kanalımızdan da izleyebilirsiniz.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Atatürk&#039;ün İzinde: Amasya Genelgesi - Prof. Dr. Konuralp ERCİLASUN" width="1140" height="641" src="https://www.youtube.com/embed/-QkDM6ualiI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), <em>Nutuk-Söylev 1. Cilt 1919-1920</em>, 10. Baskı, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2019, 28-29; Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), <em>Nutuk</em>, Ankara: Kaynak Yayınları, 2015, 42-43.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), <em>Nutuk-Söylev 1. Cilt 1919-1920</em>, 10. Baskı, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2019, 42-43; Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), <em>Nutuk</em>, Ankara: Kaynak Yayınları, 2015, 50.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/">Atatürk&#8217;ün İzinde: Amasya Genelgesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ataturkun-izinde-amasya-genelgesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk’ü anma -I</title>
		<link>https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İmir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2020 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[10 Kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[diktatör]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Adam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=28264&#038;preview=true&#038;preview_id=28264</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Aralık 1919'da Samsun'da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye üyeleriyle Sivas'tan Ankara'ya geldi. Bunu anmadan geçmek olmazdı...</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/">Atatürk’ü anma -I</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturku-anma-i%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BC%20anma%20-I" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturku-anma-i%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BC%20anma%20-I" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturku-anma-i%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BC%20anma%20-I" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturku-anma-i%2F&amp;linkname=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BC%20anma%20-I" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fataturku-anma-i%2F&#038;title=Atat%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BC%20anma%20-I" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/" data-a2a-title="Atatürk’ü anma -I"></a></p><div id="attachment_28265" style="width: 445px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-28265" class="wp-image-28265" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images.jpg" alt="" width="435" height="396" /><p id="caption-attachment-28265" class="wp-caption-text">Gazi Mustafa Kelam Atatürk, Samsun&#8217;da ateşlediği kurtuluş mücadelesinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini toplayan Mustafa Kemal Paşa, Heyeti Temsiliye üyeleriyle Sivas&#8217;tan Ankara&#8217;ya geldi.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Türk milleti yeniden O’nda kendine geldi</p>
<p style="text-align: center;">Eziklik duygusunu hafızasından sildi</p>
<p style="text-align: center;">Üç yüzyıl unutulmuş asli unsur kadim Türk</p>
<p style="text-align: center;">O’nu bağrına bastı, O’nu ‘Ata – Türk’ bildi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Saymakla bitmese de tarih boyu önderleri</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk uluların seçkinlerinden biri</p>
<p style="text-align: center;">Binlerce yıllık geçmiş Türk’ü farklı kılıyor</p>
<p style="text-align: center;">Her biri anılmalı Türk’ün ortak değeri</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Devlet, millet, memleket; sıkıntılı gündeydi</p>
<p style="text-align: center;">Birinden diğerine savaşlarda öndeydi</p>
<p style="text-align: center;">Dağılma, parçalanma, tarihsel çöküntüde</p>
<p style="text-align: center;">O Osmanlı mülkünde her kıta her yöndeydi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Zamanın güçlüleri Türk’ü tekrar sınadı</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’ün şahsında çırptı Türk’ün kanadı</p>
<p style="text-align: center;">Sömürgeci eliyle çöken bir sultanlıktan</p>
<p style="text-align: center;">Tarihe tescillendi yeni devletin adı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Düşmandan ve dindaştan yenilmiş hazin vurgun</p>
<p style="text-align: center;">Koca Osmanlı ezik; halk yoksun, yoksul, yorgun</p>
<p style="text-align: center;">Her yanda başkaldırı, her tarafta çeteler</p>
<p style="text-align: center;">Ülke paylaşılmışken; saltanat, sultan durgun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Bezgin Anadolu’da, halkta güç oluşturdu</p>
<p style="text-align: center;">Milleti özgüvenle, umutla buluşturdu</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk başbuğluğu, asırlarca beklenen</p>
<p style="text-align: center;">Yeniden silkinişi ruhlara doluşturdu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Cahil ve yılgın halkın aydınlattı yüzünü</p>
<p style="text-align: center;">Cevherini parlattı, hatırlattı özünü</p>
<p style="text-align: center;">Kara günlerimizde, ufkumuzda parlayan</p>
<p style="text-align: center;">Gönlümüze kazıdık her bir veciz sözünü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Çağlarca olguları inceledi derinden</p>
<p style="text-align: center;">Türk’ün izini sürdü dünyanın her yerinden</p>
<p style="text-align: center;">Aydınlık ufuklara açılabilme azmi</p>
<p style="text-align: center;">Arındırdı milleti yobazlığın kirinden</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Yüzyılların yüküne omuz veren can oldu</p>
<p style="text-align: center;">Unutulmuş değere acil taze kan oldu</p>
<p style="text-align: center;">Özgür halk iradesi, çağdaş bilimsel yöntem</p>
<p style="text-align: center;">Karanlık zihniyetten aydınlığa yan oldu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Akıl, bilim, ahlakın uyumlu bütünlüğü</p>
<p style="text-align: center;">Gelişme, ilerleme, çağdaşlıktı günlüğü.</p>
<p style="text-align: center;">O’na göre milletin aydınlık geleceği</p>
<p style="text-align: center;">Ne donuk ne durağan Atatürk düşündüğü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Bir inanç ve imanın kişilik timsaliydi</p>
<p style="text-align: center;">Tarihin kaydettiği nadirler emsaliydi</p>
<p style="text-align: center;">Ne mitolojik ilah ne masal kahramanı</p>
<p style="text-align: center;">Yaşanmış destanların en özgün misaliydi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Tarihte iz bıraktı attığı her adımı</p>
<p style="text-align: center;">Dönemine yön verdi bu siyaset adamı</p>
<p style="text-align: center;">Yirminci yüzyıldaki bağımsızlık çağında</p>
<p style="text-align: center;">Milletlere örnekti egemenlik yordamı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Zaman ruhunu aşan düşüncesi, eylemi</p>
<p style="text-align: center;">Nesillere yön veren özlü ilke söylemi</p>
<p style="text-align: center;">Toplumun sıkıntılı, kaygılı anlarında</p>
<p style="text-align: center;">Milyonların gönlünde hep Atatürk özlemi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Ondan miras bir haktır saygın yurttaşlar olmak</p>
<p style="text-align: center;">Seçmede, seçilmede özgürce karar almak</p>
<p style="text-align: center;">Türkiye Cumhuriyeti, yasalar karşısında</p>
<p style="text-align: center;">Fikri hür vicdanı hür eşit yurttaşlar kalmak</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Hiçbir halka, millete kör düşmanlık etmedi</p>
<p style="text-align: center;">Sonu hüsran olacak hiçbir yola gitmedi</p>
<p style="text-align: center;">Asla taviz vermedi ulusal çıkarlardan</p>
<p style="text-align: center;">Tarihi sınırlara kısa ömrü yetmedi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Akıl, bilim, vicdan ve yüksek insani ahlak</p>
<p style="text-align: center;">Toplum önderlerinde bulunmalı muhakkak</p>
<p style="text-align: center;">Devlet-millet-memleket bütünün unsurları</p>
<p style="text-align: center;">Adalet mülke temel, hukuk olmalı mutlak</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">O günün şartlarından okumak o dönemi</p>
<p style="text-align: center;">Günümüzden görmekten daha öte önemi</p>
<p style="text-align: center;">Bağımsızlık yolunda nice devletlerdeki</p>
<p style="text-align: center;">Yönetimlere örnek Atatürk’ün yöntemi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">O yüzyıl anlayışı tutulmalı akılda</p>
<p style="text-align: center;">Devlet-halk ilişkisi ne sağdaydı ne solda</p>
<p style="text-align: center;">Yarı bağımsız halklar ondan ilham aldılar</p>
<p style="text-align: center;">‘En bilge demokrattı’ yaşadığı yüzyılda</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Dostluk da düşmanlık da uluslar arasında</p>
<p style="text-align: center;">Belli olur ulusal çıkarlar sırasında</p>
<p style="text-align: center;">Tarihi dönemeçler, halkın hafızasında</p>
<p style="text-align: center;">Nesillerce yaşanır kültürel mirasında</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Türk gençleri donuk bir düşünceyle dolmayın</p>
<p style="text-align: center;">Yabancı fikriyatın dar ufkunda kalmayın</p>
<p style="text-align: center;">O kalıpları aşan düşünce insanıydı</p>
<p style="text-align: center;">Söylemde bir Kemalist, Atatürkçü olmayın</p>
<div id="attachment_28266" style="width: 449px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-28266" class="wp-image-28266 " src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images-1.jpg" alt="" width="439" height="246" /><p id="caption-attachment-28266" class="wp-caption-text">Gazi Mustafa Kemal Atatürk</p></div>
<p style="text-align: center;">Tarih boyunca Türk’ün seyrine ilgi duydu</p>
<p style="text-align: center;">Türk’ü tarihindeki özgün yerine koydu</p>
<p style="text-align: center;">Her kültür, uygarlıkta Türk’ten izler aradı</p>
<p style="text-align: center;">Tarihe yön verenler Türk’ten olan bir boydu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Gökten susuz toprağa can veren cömert bağış</p>
<p style="text-align: center;">Bazen gök gürültülü anlık sağanak yağış</p>
<p style="text-align: center;">Sel olup süpürse de toprağın örtüsünü</p>
<p style="text-align: center;">Yağmura lanet etmek kör bir vicdana sığış</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Selden sebep yağmura lanet okurcasına</p>
<p style="text-align: center;">Onur kazandırana kurşun sıkarcasına</p>
<p style="text-align: center;">Az da olsa toplumda bulunur böyleleri</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’e söverler vicdan yakarcasına</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Kendini bilmeyenler deseler de ‘ayyaştı’</p>
<p style="text-align: center;">Aydınlık düşünceler o masada korlaştı</p>
<p style="text-align: center;">Her fikir açıklandı, her konu tartışıldı,</p>
<p style="text-align: center;">Devlet ve millet ruhu gide gide kaynaştı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Az da olsa olacak, ona nefret duyanlar</p>
<p style="text-align: center;">Tapınılan dikili taş yerine koyanlar</p>
<p style="text-align: center;">Soyut mantık yoksunu, bilimin kör tutkunu</p>
<p style="text-align: center;">Yüceltme niyetiyle onu ilah sayanlar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Değişim ve dönüşüm toplumlarda sancıdır</p>
<p style="text-align: center;">Çoğu kıvançlıysa da bir kısmına acıdır</p>
<p style="text-align: center;">Kurunun yanında yaş yansa da ara sıra</p>
<p style="text-align: center;">Benimsenen devrimler tarihte kalıcıdır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Kusur, noksanlık, yanlış bulunur her insanda</p>
<p style="text-align: center;">İnsanlığa kattığı değer olur lisanda</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’ün tutumu devrimler sırasında</p>
<p style="text-align: center;">Toplam değeri katlar tarihteki mizanda</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Dogmatik Atatürkçü, ütopik Kemalistler</p>
<p style="text-align: center;">Yobaz kökten dinciler, siyasi İslamistler</p>
<p style="text-align: center;">Ona, ödünç ölçüyle değer biçmek isterler</p>
<p style="text-align: center;">Bilimin yobazları, ruhsuz materyalistler</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Uydurulmuş tarihle konuşan üfürükçü</p>
<p style="text-align: center;">Ne sözde Kemalistim ne mecbur Atatürkçü</p>
<p style="text-align: center;">Yaşadığım sürece benim yürüdüğüm yol</p>
<p style="text-align: center;">Yürünmesi gereken, Atatürk’çe bir Türkçü</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Demokratik, laik ve toplumsal adli düzen</p>
<p style="text-align: center;">Akıl, bilim, ahlak ve özgür vicdana özen</p>
<p style="text-align: center;">Bağımsız ve bayındır yurtta gönençli yurttaş</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’ü süreğen mantıkla ancak sezen</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">‘Lider mi doğulurdan lider mi olunur’a</p>
<p style="text-align: center;">‘Her yüzyılda bir lider mutlaka bulunur’a</p>
<p style="text-align: center;">Daha nice tanım ve kavram dar gelir O’na</p>
<p style="text-align: center;">Sığmaz basmakalıba, sıradan bir onura</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Türk olmak soydan öte mensubiyet duygusu</p>
<p style="text-align: center;">Ortak kültürel değer sahiplenme doygusu</p>
<p style="text-align: center;">O’na ilham olanlar O’nda mülhem oldular</p>
<p style="text-align: center;">‘Dilde, fikirde, işte birlik’ ilke olgusu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Barışı esas alan uluslar dünyasında</p>
<p style="text-align: center;">Türkiye’nin yeri hep çağdaşlar arasında</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk öngörüsü ilerleme, gelişme</p>
<p style="text-align: center;">Türk birliği ülküsü vardır ilk sırasında</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Milletler arasında çokluk içinde dirlik</p>
<p style="text-align: center;">Her bir millet içinde düzen, onurlu birlik</p>
<p style="text-align: center;">O’nda küresel görüş, savaşmak son seçenek</p>
<p style="text-align: center;">‘Yurtta sulh cihanda sulh’ insanca beraberlik</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">İlke, savaş yerine onurlu bir barıştı</p>
<p style="text-align: center;">Uluslar arasında uygarca bir yarıştı</p>
<p style="text-align: center;">Zamanında dünyaya öğüdü, vasiyeti</p>
<p style="text-align: center;">Küresel bir önderden insanca çağırıştı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Hem etkili kişilik hem hareket zekâsı</p>
<p style="text-align: center;">Hem savaş hem barışta bir öğreti dehâsı</p>
<p style="text-align: center;">Hem tarihi okuyan hem de oluşturandı</p>
<p style="text-align: center;">Görüşü, öngörüsü ve hepsinden dahası</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Gerçekçi bir ülkücü; devletin kurucusu</p>
<p style="text-align: center;">Demokrasi, laiklik, ilkeler koyucusu</p>
<p style="text-align: center;">O’nu aşacak başbuğ onun da dileğiydi</p>
<p style="text-align: center;">Türk’ün geleceğinin bengi taş korucusu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’e saygıyı gönüllere yazmalı</p>
<p style="text-align: center;">Aydınlık ufuklara irfan ile sızmalı</p>
<p style="text-align: center;">Akıl, bilim, ahlakla geleceğe uzanan</p>
<p style="text-align: center;">Her nesil çağlar aşan özgün yollar kazmalı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Atatürk’ü anlamak ilkeli yaşamaktır</p>
<p style="text-align: center;">Devlet-i ebed müddet ülküsü taşımaktır</p>
<p style="text-align: center;">Hem dinde hem bilimde safsatadan arınıp</p>
<p style="text-align: center;">Her türlü bağnazlığı zihinde boşamaktır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Her Türk gencine sözüm; Atatürk’ü anmalı</p>
<p style="text-align: center;">Onu başbuğ bilmeli, saygısını sunmalı</p>
<p style="text-align: center;">Sonsuzluğa uzanan Türklerin geleceği</p>
<p style="text-align: center;">Özünde taşıdığın şevkle aydınlanmalı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;">Anlatmaktan ziyade amacım O’nu anmak</p>
<p style="text-align: center;">Zihnimden geçenlere kısa sözle dokunmak</p>
<p style="text-align: center;">İMİR ’e esin olan büyük Türk Atatürk’e</p>
<p style="text-align: center;">Zaman akıp giderken minnet ve saygı sunmak</p>
<div id="attachment_28267" style="width: 481px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-28267" class="wp-image-28267 " src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/12/images-2.jpg" alt="" width="471" height="264" /><p id="caption-attachment-28267" class="wp-caption-text">10 Kasım 1938&#8217;de aramızdan ayrılan Gazi Mustafa Kelam Atatürk&#8230;</p></div>
<p><a href="https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/">Atatürk’ü anma -I</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ataturku-anma-i/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
