<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>politika arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/politika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/politika/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 10 Jul 2025 18:03:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Kararınızı nasıl alırsınız? Hızlı mı olsun stratejik mi?</title>
		<link>https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Plan]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Vizyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=50748&#038;preview=true&#038;preview_id=50748</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şirket stratejileri belirlenirken dayanak noktalarından biri vizyondur. Vizyon, yönetimin ve çalışanların beş yıl sonra, on yıl sonra, şu kadar yıl sonra kurumlarını görmek istedikleri konumun anlatımıdır. Vizyon ciddî bir şeydir. Vizyon ifadenizde ne demişseniz, o dediğinizi yerine getirmeniz beklenir. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/">Kararınızı nasıl alırsınız? Hızlı mı olsun stratejik mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi%2F&amp;linkname=Karar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1rs%C4%B1n%C4%B1z%3F%20H%C4%B1zl%C4%B1%20m%C4%B1%20olsun%20stratejik%20mi%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi%2F&amp;linkname=Karar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1rs%C4%B1n%C4%B1z%3F%20H%C4%B1zl%C4%B1%20m%C4%B1%20olsun%20stratejik%20mi%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi%2F&amp;linkname=Karar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1rs%C4%B1n%C4%B1z%3F%20H%C4%B1zl%C4%B1%20m%C4%B1%20olsun%20stratejik%20mi%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi%2F&amp;linkname=Karar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1rs%C4%B1n%C4%B1z%3F%20H%C4%B1zl%C4%B1%20m%C4%B1%20olsun%20stratejik%20mi%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi%2F&#038;title=Karar%C4%B1n%C4%B1z%C4%B1%20nas%C4%B1l%20al%C4%B1rs%C4%B1n%C4%B1z%3F%20H%C4%B1zl%C4%B1%20m%C4%B1%20olsun%20stratejik%20mi%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/" data-a2a-title="Kararınızı nasıl alırsınız? Hızlı mı olsun stratejik mi?"></a></p><p>Amerikan ekonomisinde hisse senetleri borsası bizdekinden daha önemlidir. Bir uçta şirket sahiplerinin, diğer uçta küçük yatırımcının gözü şirketlerin borsa değerindedir. Şirketlerin başarı ölçüsü “hissedar değeri”, yani hissedarlara sağladıkları getiridir. İşte bu gelir hissenin borsa değerine, borsa değeri de üç ayda bir açıklanan bilanço ve gelir tablolarına bağlıdır. Şirket beklenenden çok kâr etmişse, insanlar zenginleşir, beklenmedik bir zarar etmişse fakirleşir- hiç olmazsa öyle hisseder. Bu his, büyük sermaye sahiplerinden, birikimlerini borsaya yatıran emeklilere, emeklilik sigortası şirketlerine kadar bütün toplumu kapsar.</p>
<p>İyi, hoş gibi görülen bu hâlin kötü sonuçlarından da söz edilir. Borsa değerine odaklanmanın ABD şirketlerinin kısa vadeli davranmasına yol açtığı eleştirisi vardır. Geçen asrın sonunda, Japonya’nın üretimde ve dünya ticaret rekabetinde Amerika’yı geçeceği konuşuluyordu. İşte bu strateji miyopluğu o dönemde sıkça tartışılır olmuştu. Gerçekten de mesela Japon otomobilleri rekabette Amerika’yı yendi. Bugün Amerika’nın içinde bile Ford’tan çok Toyota görüyorsunuz. Fakat bildiğiniz gibi üretimde bugün ABD’nin baş rakibi Japonya değil Çin.</p>
<h2>Vizyon &#8211; Geleceği görmek</h2>
<p>Şirket stratejileri belirlenirken dayanak noktalarından biri vizyondur. Vizyon, yönetimin ve çalışanların beş yıl sonra, on yıl sonra, şu kadar yıl sonra kurumlarını görmek istedikleri konumun anlatımıdır. Vizyon ciddî bir şeydir. Vizyon ifadenizde ne demişseniz, o dediğinizi yerine getirmeniz beklenir.</p>
<p>Vizyon gerçekleşmiş gibi anlatılır. Mesela: “Ticari araçlarda markalarımız ülkemizin birinci, dünyanın ilk üç sırasında yer alıyor. Bu sektörde en büyük kâr marjı bizde.” diye anlatırsınız. “Yapacağız, edeceğiz, olacağız…” diye değil ve bu olacaklara bir tarih verirsiniz. İşte bu vizyon çalışmalarında ABD firmalarının ortalama 5 yıl sonrasını hedef aldıkları, mesela bugün, yukarıdaki cümleye “2030 yılında” diye başladıkları söylenir. Hâlbuki Japon firmaları aynı çalışmaya, “2075 yılında” diye başlarmış. 50 yıllık bir ufuk! İş strateji olunca acele tercih edilmiyor. Stratejik akıl… Japonya’da acele tercih edilmiyor ama Amerikan firma yöneticisi, değil beş yılı, hatta değil bir yılı, en fazla üç ayı düşünmek zorunda. Önümüzdeki çeyrekte kâr bir önceki yıla göre arttı arttı… Artmadıysa hisselerin değeri, ortakların serveti azalır ve yönetici kendini kapıda buluverir.</p>
<h2>Acele işe&#8230;</h2>
<p>Bu mekanizmanın siyasette de paraleli var. Bir milletvekili veya adayının, daha da üstte bir parti yöneticisinin vizyon menzili ne kadardır dersiniz? Bir asır? On yıl? Bir yıl? Bir ay? Bir gün? En kolay cevap galiba: “Gelecek seçime kadar.” Bu menzil, partinin tepesi için muhtemelen %90 küsur doğrudur da. Müstakbel milletvekili, bugünkü milletvekili adayı için seçimden de kısadır. Aday olması için mahallî teşkilattaki itibarı veya göze gireceği bir faaliyet vizyonu daha da kısa vadeli kılabilir.</p>
<p>1970’lerin başlarında olmalı. Bir MHP kongresine hazırlık yapıyorduk. Sloganlar hazırlanıyordu. Okumalarımda rastladığım hoş bir sözü listeye dâhil ettim: Politikacı gelecek seçimi, devlet adamı gelecek nesilleri düşünür. Benden sonra da birileri beğenmiş olmalı ki bu uzunca sloganı salonun bir duvarında boydan boya asılı gördüğümü hatırlıyorum. Sonra başkaları da kullandı. Bilmem hâlâ kullanılıyor mu? Bizim politikacılarımızı şöyle bir aklınızdan geçirin. Gelecek nesilleri mi, gelecek seçimi mi yoksa sadece gelecek haftayı, hatta bir sonraki günü mü düşünüyorlar.</p>
<h2>Amaaan &#8211; düşünüp de ne olacak</h2>
<p>Bazı arkadaşlarım soruyor: Bilerek ve kasten mi yapıyor, yoksa cahilliğinden, bilmediğinden mi? Doğrusu, yarından sonraki günü göremediğinden yapıyor. Görebilmek için bir araştırma, gerektiği gibi ayrıntılı bir düşünce yok. Satranç tahtasında ama dama oynuyor. Hem de sadece bir sonraki adımı düşünerek dama oynuyor. Sonra işler beklemediği şekilde gelişince, o da başka bir yöne dönüyor. Siz bunu sebatsızlık diye değerlendirebilirsiniz. Aslında matematikte bunun adı sarhoş yürüyüşüdür. Ne şöyle şöyle diye konuşurken laflarının nereye gideceğini hesaplamıştı ne de şimdi tam tersini yapıp böyle böyle derken lafının nereye gittiğinin farkında. Her seferinde topa gelişine vuruyor, sonra kale orda değil şurada olmalıydı diye şikâyet ediyor.</p>
<p>Başka ülkelere bakıyorsunuz. Yüz yıl, iki yüz yıl geriye giden stratejik hedefleri var ve milim şaşmamışlar. Fransa hâlâ Sykes-Picot’ta aldığını sandığı Suriye’de nüfuz sahibi olmak peşinde. Doğu Akdeniz deyince karşımızda önce onu buluyoruz. Hâlâ Türkiye’ye karşı “Ermeni hakları”nın savunucusu. Hani mütarekede Maraş’a, Antep’e saldırırken yanlarında Fransız üniforması giymiş Ermeni teröristler vardı ya. Fransa’nın Orta Doğu stratejisi hâlâ orada.</p>
<p>Bir örnekle bitireyim: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması için çalışalım mı, çalışmayalım mı henüz karar veremedik. Yok sık sık karar veriyoruz. Dün çalışalım diyoruz, yarın “Yok böyle daha iyi.” olduğuna karar veriyoruz. Her iki kararı da çok hızlı alıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/">Kararınızı nasıl alırsınız? Hızlı mı olsun stratejik mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kararinizi-nasil-alirsiniz-hizli-mi-olsun-stratejik-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık büyük derdimiz bellidir</title>
		<link>https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46935&#038;preview=true&#038;preview_id=46935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalabalıklar, memleketin her manada içinin boşaldığını yaşadıkları halde fark edemiyorlarsa cehalettendir.  Konuşamamaktan, tartışamamaktandır. Bakılacak yer burasıdır. Değiştirilecek budur. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/">Artık büyük derdimiz bellidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-buyuk-derdimiz-bellidir%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20derdimiz%20bellidir" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-buyuk-derdimiz-bellidir%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20derdimiz%20bellidir" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-buyuk-derdimiz-bellidir%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20derdimiz%20bellidir" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-buyuk-derdimiz-bellidir%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20derdimiz%20bellidir" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-buyuk-derdimiz-bellidir%2F&#038;title=Art%C4%B1k%20b%C3%BCy%C3%BCk%20derdimiz%20bellidir" data-a2a-url="https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/" data-a2a-title="Artık büyük derdimiz bellidir"></a></p><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de din üzerinden yıkılası bir talan düzeni tutturulmuş görünüyor. Düzensiz düzeni kurduğunu sananlar için dünya cenneti, vatandaş için cehennem böyle geldi. Cehennemi kimin yarattığını gizleyecek bir propaganda ve iletişim kurgusu da beraber geldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mekanizmanın nasıl kurulduğu ve nasıl işlediği önemlidir. Bu işler yeryüzündedir fakat yukardan olur. </span><i><span style="font-weight: 400;">Yukarı</span></i><span style="font-weight: 400;">, evet </span><i><span style="font-weight: 400;">Yukarı</span></i><span style="font-weight: 400;">. Birileri o </span><i><span style="font-weight: 400;">Yukarı</span></i><span style="font-weight: 400;">’yla temasta olduğunu türlü şekillerde söyler durur. Onun adıyla ve onun adına konuşma değişmez kuraldır. </span><i><span style="font-weight: 400;">Yukarı</span></i><span style="font-weight: 400;">’yı bağladığına inandıran her şeye inandırır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşadığımız sosyal çöküşü getiren yağma düzeni böyle geldi. </span></p>
<h2><b>Tanrılık taslama talanı</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Birileri, bu fasıldan tanrılık tasladıklarını bağıra çağıra, kaba dilden, kaba halden gösteriyorlar. Tuhaf bir tezat işliyor: Tanrı’nın tanrılığını kimseye bırakmadığını onlardan da duyarsınız. Hâllerine bakarsanız, Tanrı’yı ve dini tekellerine almışlardır.  O, yarattıkları bir tanrıdır. Tanrılık taslamalarının, haliyle bildiğimiz eşitlikçi tanrıyla ve tanrılıklarla ilgisi yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, onların üzerinden konuştuğu, yarattıkları tanrı, dinlerin tanrılarına benzemiyor. Bir kere hak hukuk gözetmiyor.  Önünde kurallar tuz buz oluyor, kanun nizam kalmıyor. Bunu kullanarak, bastırılmış, korkutulmuş, ürkütülmüş kalabalıklar yaratıyorlar. Tanrı adına konuşunca, sade vatandaşı bağlıyor, bilenlerin konuşmalarını da çeşitli yaftalamalarla kesiyorlar. Alan bunlara kalıyor. İstedikleri gibi at oynatıyorlar. Onun için yağmanın-talanın, yalanın-dolanın ardı arkası kesilmiyor. </span></p>
<h2><b>O hipnoz</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaba softalığın zebanilerden meded uman cami vaizi tipinden bahsetmiştim. Ona benzer bir politikacı tipi camide ve cami önünde devamlı parti siyaseti yaparak hipnozu artırdı. Buraya nasıl geldiğimizi anlamak zorundayız. Din artık din olmaktan çıkmıştır. Bunu görmezsek, -hadi o argoyla söyleyeyim- paçamızı kurtaramayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyanet, dine değil siyasete bakıyor ve ona göre din ayarlıyorsa düşüneceksiniz. Camilerinizde, medyanızda, okullarınızda aynı kurguya göre hareket ediliyorsa burada hakikatten eser kalmaz. Hipnoz uzun sürüyorsa yandınız. Ancak yere çakılınca anlarsınız. Türkiye, dibe batmadan bu felaketi fark ederse kurtuluş yolu açılır. Yoksa gidiş fenadır. </span></p>
<h2><b>“Benim için uydur!”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Dinin, birilerinin hâkimiyet aracı olması elbette yeni değildir. Tarihin kaydettiği zulümler, yıkımlar içinde en fecileri dini kullananlar eliyle gelenlerdir. Bu yeni bir şey değilse de araçları yenidir. İletişim çağının bütün imkânları bu Tanrı adına konuştuğunu zannedenlerin egolarına hizmet için kurgulanmıştır. Kulakları sağır edecek cami mikrofonlarına varıncaya kadar bağıran-bağırtan, baskılayan, despot bir dinden görünme var. Kaba ve itici. Dinin inceliğinden ve özünden uzak bir dindarlık kurgusu altında eziliyoruz. Bu din değil, ideolojidir diyenler bir tarafıyla haklıdırlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İdeolojik kurgular basitlik ister ama hiç olmazsa bir fikir derinliğiyle kurgulanır. Bu bizimkilerin din ideolojisinde dinin derinliğinden eser yok. Üç beş slogana ihtiyaç var. Bir zamanlar “</span><i><span style="font-weight: 400;">Huzur İslâmda” </span></i><span style="font-weight: 400;"> yazıları arabaların arka camlarında görülürdü. Sonra buna “</span><i><span style="font-weight: 400;">Mülk Allahındır</span></i><span style="font-weight: 400;">” eklendi. Buna benzer başka sloganlar da yıllarca gözlerimizi, kulaklarımızı ve bazılarının kafalarını işgal etti. Önemli olan, bunların ne manaya geldiğini kimsenin anlamamasıdır. Üzerinde düşünülmez. Cazibeleri de oradan gelir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son model ciplerin arkasında bunları görürdük. Bir de bizim Yahyalı’daki gibi bilmem kaçıncı el araba ve motosikletlerde görülürdü. Gariban ve samimi halk, din deyince orada durur. Sahtesine bile hürmet eder.  Kolayca aldanır. Hatta bile bile aldanır dediğimiz durumlar çoktur. </span></p>
<h2><b>“Kıl beşi bitir işi”</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu da bir slogan. Cami adamlarının dini indirdiği yerde bazı ritüellerin amaç gibi algılatılması böyle geldi. Namaz kıl da nasıl kılarsan kıl. Camide kılarsan ballı börek. Niçin namaz kılınır, nasıl kılınır. O yapılan namaz kılmak mıdır. Konuşulmaz. Mesele müşteri toplamak. Bana gelin, beni dinleyin, benim dediğimi yapın. Cami ve namaz bahane.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dinden geçinenlerin müşteri edinmelerinin yolu namazdan geçer. Onun için namazı dindarlıkta baraj gibi görürler. “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kıl beşi bitir işi</span></i><span style="font-weight: 400;">” demek tam bir avlama aracı. Madem namaz yetiyor, işi toptan bitireyim diyen sade vatandaş için bundan daha büyük ödül olur mu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşin esasına bakılmaz. Çünkü Kur’an’ın böyle bir mesajı vermesi mümkün değil. Kur’an yapılacak işlerde samimiyet ve dürüstlük esasını koyar. Unutulmaması gereken şudur: Ritüeller dindendir ama din değildir. Namaz, oruç gibi çok öne çıkarılan ibadetler de ritüeldir. Kur’an iyi insan olmayı esas alır. Adaleti, hak hukuk gözetmeyi, fuhşiyattan(kötü huylardan,  sapkınlıktan) arınmayı hedefler. Kötü huylar, kindir, nefrettir, hasettir, kıskançlıktır, cimriliktir. Hırsızlıktır. Hepsinden fenası yalan(lar)dır. Dinin esası bunlardan kurtulmaktır. Herhangi bir ritüel değildir. Ritüeller o hedefe giden yolda araçlardır, amaç değildirler. </span></p>
<h2><b>Yine “müşteri ayartma” kurnazlığı</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Bayramda Yahyalı’daydım. Bayram namazına birkaç dakika kala camiye girdik. Va’z eden kişi namaz da namaz derken girdik. Sonra Cuma günü baktık, hutbe de namaz hakkında. Adamın dilinde namazın niye kılındığı ve neye yarayacağı yine yok. Hutbe şöyle bir hadisle bitti: “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kıyamet günü ilk sorulacak namazdır.</span></i><span style="font-weight: 400;">” Allah Allah! Gel de anla! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kilisede vaaz eden bir papaz buna benzer nasıl bir söz ederdi diye düşündüm. Hıristiyan ayinlerini ve diğer ritüelleri bir bir hatırladım. Papaz, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Yarın kıyamette ilk olarak ayine katılıp katılmadığınız sorulacak.” </span></i><span style="font-weight: 400;">diyebilirdi. Veya “</span><i><span style="font-weight: 400;">İstavroz çıkarmaktan sorumlusunuz.</span></i><span style="font-weight: 400;">” da diyebilirdi. Düşünün, bunları duymak bize ne kadar tuhaf geliyor, değil mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimse çıkıp da, bu Diyanet’e, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Kardeşim namaz araçtır, amaç değildir. Ondan maksat iyi insan olmaya yardım etmesidir. Etmiyorsa zaten o tür bir ibadetin gereği yoktur…”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demedi, demiyor. Biz davranışlarımızla değerlendiriliriz. Kimsenin namazına, orucuna bakarak karar verilmez. Onun ne sonuç verdiği önemlidir. İyi yönde değiştirmiyorsa faydasızdır. İnsanın davranışlarına, insana, canlıya cansıza ve eşyaya karşı tavrına bakılır. </span></p>
<h2><b>İçi boşalanın dışı zararlıdır</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Yatıp kalkmanın böylesini bu kadar üst perdeden teşvik ve dinin direği kabul ediş,  insanımızın içini çürüttü. Namaz dışındakiler gölgelendi. Onlarla kazanılacak değerlerden hemen hiç bahsedilmez oldu. Dinin gayesi unutuldu. Bu propaganda, beş vakit arasında her şey serbest duygusuna yol açtı. Namazı günah çıkarma aracı haline getirdi. Tanrı’yı ve insanları böyle ahlâk dışı bir kanmaya ve kandırmaya götürdü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakınlarda kaybettiğimiz, hocaların hocası </span><b>Prof. Dr. Hüseyin Atay</b><span style="font-weight: 400;">’ın, yıllar önce yaptığı tespit önemlidir. Hoca, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Namaz Müslümanın putu oldu”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demişti. İslam dünyasının düştüğü rezil durumda, bu sözü ettiren öz kaybının etkisi temeldir. Bunu, din içinde tartışmak mümkün olmuyor. O halde sosyal bir mesele olarak tartışmalıyız. Tartışmaz ve anlamazsak bir yere varamayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kalabalıklar, memleketin her manada içinin boşaldığını yaşadıkları halde fark edemiyorlarsa cehalettendir.  Konuşamamaktan, tartışamamaktandır. Şimdi bu satırları okuyanların belki çoğundan gelecek tepkilerin neler olacağını bilerek yazıyorum.  Bakılacak yer burasıdır. Değiştirilecek budur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Millet uyanırsa, kimse yalan dolanla yağmaya talana girişemez ve yaptığının ettiğinin cezasını en ağır şekilde görür. O zaman bu durumlara düşmeyiz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/">Artık büyük derdimiz bellidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/artik-buyuk-derdimiz-bellidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler kültür ve siyasal büyücülük</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Feyzullah Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Dec 2023 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[popüler kültür]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=46148&#038;preview=true&#038;preview_id=46148</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab">Popüler kültür ve siyasal büyücülük</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fpopuler-kultur-ve-siyasal-buyuculuk%2F%23new_tab&amp;linkname=Pop%C3%BCler%20k%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20siyasal%20b%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCl%C3%BCk" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fpopuler-kultur-ve-siyasal-buyuculuk%2F%23new_tab&amp;linkname=Pop%C3%BCler%20k%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20siyasal%20b%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCl%C3%BCk" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fpopuler-kultur-ve-siyasal-buyuculuk%2F%23new_tab&amp;linkname=Pop%C3%BCler%20k%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20siyasal%20b%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCl%C3%BCk" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fpopuler-kultur-ve-siyasal-buyuculuk%2F%23new_tab&amp;linkname=Pop%C3%BCler%20k%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20siyasal%20b%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCl%C3%BCk" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmisak%2Fpopuler-kultur-ve-siyasal-buyuculuk%2F%23new_tab&#038;title=Pop%C3%BCler%20k%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20siyasal%20b%C3%BCy%C3%BCc%C3%BCl%C3%BCk" data-a2a-url="https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab" data-a2a-title="Popüler kültür ve siyasal büyücülük"></a></p><p><a href="https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab">Popüler kültür ve siyasal büyücülük</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/populer-kultur-ve-siyasal-buyuculuk/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cibilliyetsiz</title>
		<link>https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cibilliyetsiz]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun]]></category>
		<category><![CDATA[üslup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41820&#038;preview=true&#038;preview_id=41820</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlar, gerçekten toplum önderlerini, siyasileri örnek alıyor olmalılar ki sosyal medya, yakası açılmadık küfürlerle doluyor. Doğrusu, argo çalışmak isteyen bir dil bilimci için sosyal medya müthiş bir kaynak. Aslında siyasetçilerin konuşmaları da önemli bir kaynak. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/">Cibilliyetsiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcibilliyetsiz%2F&amp;linkname=Cibilliyetsiz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcibilliyetsiz%2F&amp;linkname=Cibilliyetsiz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcibilliyetsiz%2F&amp;linkname=Cibilliyetsiz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcibilliyetsiz%2F&amp;linkname=Cibilliyetsiz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcibilliyetsiz%2F&#038;title=Cibilliyetsiz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/" data-a2a-title="Cibilliyetsiz"></a></p><p>Başlıktan dolayı okuyuculardan özür dilerim. Özür dilerim çünkü yanımda olan birisi, başkaları hakkında <em>cibilliyetsiz, soysuz, zavallı, rezil, sefil, zelil, nasipsiz, kanı</em> <em>bozuk</em>, <em>sütü bozuk, alçak, çukur</em> vb. kelimeleri kullanırsa ben rahatsız olurum. İnsanları sık sık bu kelimelerle niteleyenler beni rahatsız eder. Mümkün olduğu kadar böyle insanlarla bir arada olmak istemem.</p>
<p>Cibilliyetsiz, “yaratılışı bozuk, sütü bozuk, soysuz” demektir; çok ağır bir nitelemedir ve bir insan hakkında böyle konuşmak hiç doğru değildir. Sıradan insanlar dahi konuşmalarına dikkat etmek, başkalarına karşı saygılı olmak zorundadır.<em> Sıradan insanlar için bile şart olan bu tutum, toplum önderleri için ise mutlak şarttır. Siyasiler, bilim adamları, sık sık televizyonlara çıkan aydınlar, sanatçılar konuşmalarına herkesten daha fazla dikkat etmek zorundadırlar. Onlar düzgün, edepli ve saygılı konuşmalıdırlar ki toplum da onları örnek alsın.</em></p>
<p>İnsanlar, gerçekten toplum önderlerini, siyasileri örnek alıyor olmalılar ki sosyal medya, yakası açılmadık küfürlerle doluyor. Doğrusu, argo çalışmak isteyen bir dil bilimci için sosyal medya müthiş bir kaynak. Aslında siyasetçilerin konuşmaları da önemli bir kaynak. Bu konuları çalışan dil bilimciler var mı acaba?</p>
<p><em>Televizyonda haberleri dinlerken bu tür kelimeleri kullananlardan ötürü çok utanıyorum. Konuşanın yüzü kızarmıyor ama benim yüzüm kızarıyor. Böyle konuşan insanlar, benim de vatandaşı olduğum bu ülkeyi nasıl yönetiyorlar? Nasıl oluyor da böyle insanlar yönetim makamlarına gelebiliyor? Yoksa utanmama hâli çok yaygınlaştı da ben mi onlar arasında garip kaldım?</em></p>
<p>Bazen, iyisi mi televizyonu açmayayım, haberleri dinlemeyeyim, diyorum ama bu da mümkün değil. Bu ülkede yaşıyorum ve ne olup bittiğini öğrenmek zorundayım. Ülkede ne olup bittiğini anlamaya çalışırken birden kulağıma, yüreğime darbeler iniyor: <em>Cibilliyetsiz, ahlaksız, yüzsüz, alçak, çukur…</em></p>
<p>Acaba bir gün politikacılarımız, Eski Türkiye’nin politikacıları gibi düzgün konuşan, saygılı insanlar hâline gelebilecekler mi? Yahut da Osmanlı beyefendileri gibi olabilecekler mi? Yoksa Yeni Türkiye’nin politikacıları, Osmanlı’nın tulumbacılarına, Patrona Halil’in külhanilerine, tellaklarına mı özeniyorlar?</p>
<p><em>Çevremizde genel bir kabalık sorunu var galiba. En yukarılardan başlayıp aşağılara doğru yayılan bir kabalık sorunu. Yoksa en aşağılardan başlayıp yukarılara doğru çıkan mı deseydim? Galiba kabalık iki yönlü yayılıyor. </em></p>
<p>Bir de şu var. Bazı insanlar bu tür konuşmaları yiğitlik, efelik, kahramanlık gibi algılıyor. Kendi tuttukları politikacılarla övünüyorlar; “<em>Nasıl da oturttu ama!</em>” filan diyorlar. Bu algı, işin vukuundan da beterdir. Çünkü kabalık revaç görüyor demektir. İnsanların kabalıktan hoşlandıklarını gören siyasetçiler ağızlarını daha da bozuyorlar.</p>
<p>Bir kez yazmıştım, tekrar yazayım. Kaba ve hoyrat dilden yakınan politikacılarımız da var elbette. Onlar rakiplerine “<em>siz</em>” diye hitap etmeye başlasalar ve bunu vurgulasalar. Mesela şöyle deseler: “<em>Politikacılarımızda gittikçe yayılan kaba ve hoyrat dile dikkat çekmek için bundan sonra biz bütün konuşmalarımızda rakiplerimize “siz” diye hitap edeceğiz.</em>” Bence gazeteler, şöyle sütunlar da açabilir: “<em>Filan kişi bugün bu kelimeleri kullandı; falan kişi bugün şu kelimeleri kullandı.</em>” Yani bir tür teşhir.</p>
<p>Etkisi olur mu acaba? Bence denemenin zararı yok.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/">Cibilliyetsiz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cibilliyetsiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tutarsızın Son Sığınağı: Küfür</title>
		<link>https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[bahçeli]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[meral akşener]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=41682&#038;preview=true&#038;preview_id=41682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küfür siyasete o kadar hâkim oldu ki… Hani siyasilerin konuşma yazıcıları olur. Şu salı, bazen de galiba çarşamba konuşmaları için; “grup toplantısı” için. İşte bu toplantılardaki konuşmalar, bir kısım partilerde, konuşmadan çok küfür resitali hâline geldi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/">Tutarsızın Son Sığınağı: Küfür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftutarsizin-son-siginagi-kufur%2F&amp;linkname=Tutars%C4%B1z%C4%B1n%20Son%20S%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%C4%9F%C4%B1%3A%20K%C3%BCf%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftutarsizin-son-siginagi-kufur%2F&amp;linkname=Tutars%C4%B1z%C4%B1n%20Son%20S%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%C4%9F%C4%B1%3A%20K%C3%BCf%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftutarsizin-son-siginagi-kufur%2F&amp;linkname=Tutars%C4%B1z%C4%B1n%20Son%20S%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%C4%9F%C4%B1%3A%20K%C3%BCf%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftutarsizin-son-siginagi-kufur%2F&amp;linkname=Tutars%C4%B1z%C4%B1n%20Son%20S%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%C4%9F%C4%B1%3A%20K%C3%BCf%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ftutarsizin-son-siginagi-kufur%2F&#038;title=Tutars%C4%B1z%C4%B1n%20Son%20S%C4%B1%C4%9F%C4%B1na%C4%9F%C4%B1%3A%20K%C3%BCf%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/" data-a2a-title="Tutarsızın Son Sığınağı: Küfür"></a></p><p>İç veya dış siyasette önce, muhalif olduklarınla daha sonra müttefik olunur mu? Veya tersine, daha önce müttefik olduklarınla daha sonra muhalif olunur mu?</p>
<p>Gayet tabii. Zaman ve zamanların şartlarına göre bir öyle, bir böyle olunabilir. Ama kesinlikle olmaması, yapılmaması gereken şeyler de vardır. İster muhalif ister muvafık olunuz, tutumunuzu Allah’ın emri gibi, nas gibi sunmayın. Kâinatın tek gerçeği gibi avazınız çıktığı kadar bağırarak savunmayın. Sizinle aynı fikirde olmayanları aşağılamayın. Sakın ama sakın küfür etmeyin.</p>
<p>Yapılmaması gereken, ahlak sınırlarını aşan, ahlaksızlık yolundaki dönülmez adım; dün küfrettiğinize bugün öpücükler göndermek, dün öpüp sevdiğinize bugün küfretmektir. Devlet insanı, siyaset insanı ölçülü olmak zorundadır. O, iç veya dış siyasette, siyaseten yaptıklarını Allah’ın emriymiş gibi anlatamaz. Kendisi gibi yapmayanların cehennemlik olduğunu iddia edemez. İşte bir gün o yaptıklarının tersini yapmak zorunda kaldığında, ona “Hani bu yaptığın aşağılıktı?”, “Hani şimdi öptüğün az önce caniydi?” diye sormaya hakkımız olur.</p>
<p>Hakkımız olur da sorumuza nasıl cevap alırız? Ülke siyasetindeki son yılların tecrübesi, cevap alamayacağımızı, ancak küfürle karşılanacağımızı gösteriyor.</p>
<h2>Muhaliflerini değil kendini küçültüyorsun</h2>
<p>Böyle davranınca aklı başında insanlar artık senin kime karşı, kiminle birlikte olduğuna bakmaz. Senin fikirlerine de kulak asmaz. Çünkü bunların durmadan değiştiğini görmüştür.</p>
<p>İnsan belleğinin unutkanlık arızası vardır ama o arızanın da bir sınırı vardır. O sınır geçildikten sonra artık hüküm doğrudan senin hakkında verilir. Artık küçülen, o saldırıp küfrettiklerin değildir. Küçülen sensin!</p>
<p>Siyasetteki insan, yalan söyleyemez. Küfür edemez. Tek yalanı dahi çıksa o, artık devlet insanı değil yalancıdır. Tıpkı tek hırsızlığın bile insanı hırsız yapmaya yetmesi gibi. Küfür de öyledir. Efendi insan küfür edemez. Ederse efendi insan olmaz. Efendi insan olmayan da hiç mi hiç devlet insanı olamaz.</p>
<p>Tutarsızın son sığınağı… Korkağın son sığınağı… Bu son sığınaklar konusunda çok şey söylendi. Bugün bazı siyasetçilerimiz için bu son sığınak ayan beyan ortada. Tutarsızlıklarının, saçmalıklarının, bir türlü gerçekleşmeyen o “garantili” vaatlerinin yüzlerine vurulması hâlinde, son sığınakları, küfür.</p>
<h2>Cevap veremiyorum, bari küfredeyim</h2>
<p>Hani pahalılığın sebebi faizdi? Hani faizler düşünce fiyatlar düşecekti? Faizler düşünce fiyatlar fırladı. Bırakın fiyatları, faiz düşünce faizler de fırladı! Ne diyorsun?</p>
<p>El cevap: Sen aşağılıksın! Sen şerefsizsin! Sen zavallı bir teröristsin! Sen rezilsin! Senin adını ağza almak bile benim ağzımı kirletir!</p>
<p>Bu küfürlerden en vahimi: “Teröristsin!”. Çünkü geçen gün bir siyasinin söylediği gibi, herkese terörist dersen gerçek teröriste çok güzel bir mazeret, sığınacak bir örtü verirsin. Yalancı çoban hikâyesini hatırlayın. Çocukluğumuzda anlatılırdı. Radyo çocuk kulübünde şarkısı bile vardı. İkide bir gece yarısı, “Kurt var!” diye bağırıp köylüleri, elde tüfek, evlerinden dışarı uğratan; sonra da onlarla alay eden çobanın hikâyesi. Bir gün kurt sürüsü gerçekten köye iner ve çobanın “Kurt var!” çığlığına köylü artık kulak asmaz. Sen her muhalife, her beğenmediğin insana ve fikre “terörist” dersen dönüp gerçek teröriste “terörist” dediğin zaman, insanlar buna da inanmaz artık. Ne içerde ne dışarda.</p>
<h2>Küfürde seci sanatı</h2>
<p>Küfür siyasete o kadar hâkim oldu ki… Hani siyasilerin konuşma yazıcıları olur. Şu salı, bazen de galiba çarşamba konuşmaları için; “grup toplantısı” için. İşte bu toplantılardaki konuşmalar, bir kısım partilerde, konuşmadan çok küfür resitali hâline geldi. Çok şükür hepsinde değil ama önemli bir kısmında&#8230; Dolayısıyla konuşma yazarları, hadi söz yazarları diyelim, bol küfür öğrenmek zorunda. Kul sıkışınca Hızır da yetişiyor. Dinleyin bakın, ne secili küfürler var. Seci, düz yazı içindeki kafiyeye denir. Küfür yazma sanatı, en son bu secili küfürlerle zirveye erişti.</p>
<p>Onlar kadar başaramam. Onlar profesyonel!&#8230; Yine de bir deneyeyim: “Sen yampiri, lafı iri, aptalın biri, elimin kiri, halkın siniri, aşağılıkların piri, yamukların miri, ahlakı iğri, aklın zehri, cahilin kibri, pisliğin nehrisin…” Eh idare eder.</p>
<p>Bu saçma sapan laflar, fikir mi şimdi? Siyaset mi? Neden böyle konuşurum? Çünkü, o kişinin tenkitlerine cevap veremiyorum. Onun söyledikleri doğru. Gerçekten benim hatalarımı ortaya koyuyor. O hâlde… O hâlde o teröristtir… Ver küfrü… Çünkü kendimi başka türlü savunamıyorum.</p>
<p>O zaman haydi küfür başına!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/">Tutarsızın Son Sığınağı: Küfür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tutarsizin-son-siginagi-kufur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Devletleri Teşkilatı ve tarımsal iş birliği</title>
		<link>https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Paksoy]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devlet teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk devletleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=39231&#038;preview=true&#038;preview_id=39231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu krizler nasıl aşılabilir? Ne yapılmalı ki hem küresel hem de ülke içinde yaşanan bu ağır problem ortadan kalksın? </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/">Türk Devletleri Teşkilatı ve tarımsal iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Devletleri%20Te%C5%9Fkilat%C4%B1%20ve%20tar%C4%B1msal%20i%C5%9F%20birli%C4%9Fi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Devletleri%20Te%C5%9Fkilat%C4%B1%20ve%20tar%C4%B1msal%20i%C5%9F%20birli%C4%9Fi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Devletleri%20Te%C5%9Fkilat%C4%B1%20ve%20tar%C4%B1msal%20i%C5%9F%20birli%C4%9Fi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi%2F&amp;linkname=T%C3%BCrk%20Devletleri%20Te%C5%9Fkilat%C4%B1%20ve%20tar%C4%B1msal%20i%C5%9F%20birli%C4%9Fi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fturk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi%2F&#038;title=T%C3%BCrk%20Devletleri%20Te%C5%9Fkilat%C4%B1%20ve%20tar%C4%B1msal%20i%C5%9F%20birli%C4%9Fi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/" data-a2a-title="Türk Devletleri Teşkilatı ve tarımsal iş birliği"></a></p><p>Bütün dünya ağır bir küresel krizin etkisinde. İki yıldır devam eden ve sınırların kapanmasına yol açan Covit 19 salgını hem üretimi hem de tedarik zincirini etkiledi. Devletler biriktirdiklerini halkları için harcamaya başladılar. Tabi, ak akçe kara gün içindi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının etkisi geçmeye başlamışken bu sefer de Rusya ile Ukrayna savaşı başladı. İki büyük tarım üreticisinin savaşı dünyanın dengesini bozdu. Salgın yüzünden zaten büyük zorluklarla yapılan tarımsal üretimin yetersizliğine bir de gıdaya erişim ve gıda güvenliği meselesi eklendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkeler buğday ve gübre ihracatlarını ya durdurdular ya da sınırlamaya başladılar. Mesela dünya gübre üretiminde iki önemli ülke, Rusya ve Çin ihracatı durdurdu. Dünyanın buğday üretiminde en büyüklerden Hindistan da “gıda güvenliğine tehdit olarak gördüğü” buğday ihracatını yasakladı. Ukrayna’dan aldığımız ayçiçeği ve buğday ile Rusya’dan buğday tedariği kesintiye uğradı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlar aynı zamanda gittikçe daha da sertleşen küresel güç mücadelesinin araçları hâline gelmiş durumda. Buğday ya da gübre veya doğalgazın, verilecek siyasi tavizlerin karşılığında alınabilecek olması yakın gibi görünüyor. “Basar parasını alırım” yaklaşımı artık geçerliliğini yitirdi. Yerini “dediklerimi yaparsan istediklerini sana satabilirim”e bırakıyor. </span></p>
<h2><b>Açlığı sınayan siyaset</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye de bu krize çok kötü pozisyonda yakalandı. Hâlbuki büyük yokluk Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çok büyük gayretlerle ve topyekûn ama planlı çalışmayla aşılmış, on yıl içinde mucizeler gerçekleştirilmişti. Tarım üretiminde büyük gelişmeler yaşanmış, tohum ve arazi ıslahı yapılmış, sulamalar sağlanmıştı. Türkiye kısa zamanda tarımda kendi kendine yeten bir ülke hâline gelmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bugün tarımda ve hayvancılıkta geldiğimiz aşama oldukça sıkıntılı. Mesela buğdayda ve ayçiçeğinde neredeyse dışa bağımlı hâldeyiz. Hayvan sayısı da yarıdan aşağı düşmüş durumda. Daha önce Ortadoğu’ya canlı hayvan ihraç ederken şimdi bulabildiğimiz yerden ya canlı veya karkas et ithal ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yem ve gübre üretimi büyük oranda özelleştirildi. Halbuki gübrede Türkiye’nin en önemli sorunu dışa bağımlı olması. Gübre ihtiyacının %85’i ithalatla karşılanmakta.  Özelleştirmeler sonucunda şeker üretiminde de dengeyi kuracak güç kalmadı. Bütün piyasalarda denge, “param var nasıl olsa ithal ederim” diyerek kurulmak istendi. Ama paranın her şey olmadığı da ortaya çıktı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz et, kırmızı et, süt ve süt ürünleri, yumurta, meyve sebze üretimi hasılı nereye bakılsa orada büyük krizler görünüyor. Hem her sektörde hem de günlük hayatta, gıda üretimi ve tedariğinde kriz günbegün büyüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu krizler nasıl aşılabilir? Ne yapılmalı ki hem küresel hem de ülke içinde yaşanan bu ağır problem ortadan kalksın? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısa vadedeki çözüm bulunmalıdır. Ancak bu çözüm, hiçbir zaman geleceği daha fazla ipotek altına sokmak olmamalıdır. Zaten gelecekteki yükümüz çok fazladır. Osmanlı’nın borçlarının Cumhuriyet döneminde ödenirken ne kadar zorlandığımız ve nasıl kuruş kuruş hesap yapıldığı unutulmamalıdır. </span></p>
<h2><b>Ne olmalı, nasıl olmalı?</b></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Orta ve uzun vadede Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) devreye girebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009’da Nahçıvan Anlaşması’yla </span><i><span style="font-weight: 400;">Türk Dili konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi</span></i><span style="font-weight: 400;"> olarak başlayan, </span><i><span style="font-weight: 400;">Türk Keneşi</span></i><span style="font-weight: 400;"> adını alan ve son olarak Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) olan birlik, “tarımsal iş birliği” için biçilmiş kaftandır.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT’nin üye, Türkmenistan ve Macaristan gözlemci devletleridir. İnternette kısa bir gezinti bile bu ülkelerin tarım kapasitelerini ortaya koymaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nahçıvan Anlaşması’nda, Teşkilat’ın kuruluş amaçları arasında </span><b><i>“tarafları halklarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla</i></b><i><span style="font-weight: 400;">, eşit ortaklığa dayalı müşterek icraatlarla bölgede kapsamlı ve dengeli bir ekonomik büyüme, sosyal ve kültürel gelişimin sağlanması” </span></i><span style="font-weight: 400;">da vardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce tarım bakanlarının bir araya gelip altyapıyı oluşturarak, konuyu liderler zirvesinin gündemine alınması başlangıç için önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Liderler zirvesinde alınacak bir karar yeterlidir. Arkasından uzmanlar devreye girerek çok etraflı bir proje çok kısa süre içinde hazırlanabilir. Su kaynaklarının yönetimi, topraklara ve coğrafyaya uygun üretim planlaması, hayvancılık kapasitesi ve planlamasıyla gübre ve yem üretimi planlaması çok kısa sürede yapılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu üretimlerin ülkelerin şartlarına uygun bir şekilde dağıtılmasıyla, üretim sonrasında halkların kullanımına sunulması da organize edilerek gıda güvenliği sağlanacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce kendi halklarının ihtiyacını karşılayacak Türk Devletleri, daha sonra komşuları Çin ve Rusya’yla da iş birliği içinde ihracat yaparak refahlarını artıracaklardır. Türkiye bu konuda diğer pazarlara ulaşılmasında önemli bir rol de üstlenebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle bir iş birliği, geçmişten gelen yanlış tarım ve çevre politikalarından kaynaklanan çevre felaketlerinin etkilerini azaltacak, yenilerinin yaşanmasına da mâni olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Devletleri Teşkilatı tarımsal iş birliği üzerinde bir an önce düşünmeye başlamalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Türklerini modern devletine kavuşturan 19 Mayıs 1919’da başlayan istiklâl yolculuğunun 103’üncü yılında, Türk Devletleri Teşkilatı da yeni ve büyük bir hedefe gidebilecek güce sahiptir. Türk halklarının bu iş birliğine ihtiyacı vardır.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/">Türk Devletleri Teşkilatı ve tarımsal iş birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/turk-devletleri-teskilati-ve-tarimsal-is-birligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu tek adamlık değer bırakmaz</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[demirel]]></category>
		<category><![CDATA[ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[parlementer sistem]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Türkeş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38602&#038;preview=true&#038;preview_id=38602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şimdi partilerde, devlette tek adam rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit tek adamlık rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&amp;linkname=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-tek-adamlik-deger-birakmaz%2F&#038;title=Bu%20tek%20adaml%C4%B1k%20de%C4%9Fer%20b%C4%B1rakmaz" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/" data-a2a-title="Bu tek adamlık değer bırakmaz"></a></p><p>Siyaset kültürümüz problemlidir. Her alana yayılan sahteliğin zirvesi siyasettedir. Doğru. Yalnız o siyasetçiler gökten inmedi. Başka bir toplumdan da gelmediler. Biz ne isek onlar da odur. Konu açıldığında “<em>Tayyip Bey bizim ortalamamızdır</em>” diyorum. “<em>O kadar mı?”</em> diyenlere, “<em>Evet o kadar”</em> diyorum.</p>
<p>Kendine yontma, “<em>Bize de mi bu kural?”</em> diyen bir insan profili siyasete ve hayatımıza hâkimdir. Bu ahlak bozukluğunu görmez ve konuşmazsak dar geçitten geçemeyiz. Dün ahlâkımız daha az bozuktu ama bozuktu. Bugün büsbütün bozulmuştur. Bunu en basit yoldan nasıl anlayacağımız bellidir. Hükûmetimizin herhangi bir üyesi, bürokratı, partilisi sözle, hal diliyle durmadan bize bunu söylüyor. <strong>Nebâtî </strong>Bakan, bizde kanun kural olmadığını elin adamlarına bile ilan etti, daha ne olsun!  Tekrar edeyim, Paris’te onu dinleyenlerin “<em>Bizde ahlâk aramayın!”</em> şeklinde anlayacakları kesindir.</p>
<p>Siyaset bizde eskiden de sıkıntılıydı. Doğru. “<em>Hân-ı yağmâ</em>”ya imrenen, kıskançlıkla karışık ”<em>devlet malı deniz..”</em>  öfkesine katılan halk ve okumuşların çoğunluğuydu. Ancak ahlâklı kalmakta direnen bir halk kitlesi her zaman vardı ve küçük bir aydın grubuyla sigortamızdı. Bu güzel insanlar hala var. Fakat vurgunculuk kaleyi ele geçirdi. Dünle taban tabana zıt bir durumdur.  Ölçü tanımamanın temel uygulama ve tek kural haline geldiği bir uçurumun kenarındayız. Bizim gibi köklü tarihi olan memleketler için dehşetli bir mağlubiyettir.</p>
<p>Evet, eskiden de arızalar vardı ama bozulmanın bu derecesi yenidir. Geçmişi bugünle kıyaslayarak geldiğimiz felaketli durumu anlayacağız. Çıkış yollarını konuşmak memleketin âcil meseleleri arasında belki ilk sıradadır. Bana siyasetin geldiği durumu yazdıran da her şeyimizi ipotek altına alan bu kültür bırakmayan ortamdır.</p>
<h2><strong>Yeniler bilmezler</strong></h2>
<p>Eskiden de lider ağırlıklı siyasetin muhtelif arızalarını yaşardık. Kitle partilerinde halka hoş görünme kılıfı altında kendilerini kollayanlar çoğunlukta görünürdü. Particilik, kasaba anlayışında, hizmetten ziyade menfaat paylaşımını esas alan bir uğraştı. Yani, bir zamanların yaygın tabiriyle “<em>düzen bozuktu</em>”.</p>
<p>Buna rağmen, eskinin sağlam kalan tarafları vardı. Milletvekillerinin büyük çoğunluğu ön seçimle listeye girerlerdi. Halk delegeleri, delegeler de milletvekili adaylarını seçerlerdi. Zamanla bu sistemin bozulduğunu da gördük.  <em>Delege pazarları</em> oluşmaya başladı. Seçimin adalet ölçüsü zedelendi. Her türlü bozulma, demokrasinin tabana yayılmasını tamamiyle ortadan kaldırmasa da çok engelledi. Sağ iktidarların bu bozulmada başı çektiğini bilmek lazımdır. Gittikçe çoğalan dinin siyasette kullanılmasıyla bozulma son noktaya vardı. Paradoksa dikkat edilmiştir: Din düzelteceği yerde bozucu rol oynuyorsa düşünmek lazımdır. O din din değildir. Din kılıfıyla bir sömürme düzeni kılavuzudur.</p>
<h2><strong>Eskiyi hatırlayalım</strong></h2>
<p>Belli alanlarda liyakate dikkat edilirdi. Yüksek bürokraside yeter sayıda yetişmiş insan istihdam edilirdi. Çok zaman siyasi eğilim gözetmeksizin ehliyetli kimselerin seçildiğini bilirdik. Özellikle üç kuruma titizlenilirdi. Kim gelirse gelsin, <em>Dışişleri, Maliye</em> ve <em>Ordu</em>’da özel ölçülere dokunulmazdı. Şimdiki yönetime kadar bu üç kurumun geleneği iki asırdır bozulmadan gelmiştir. Bunun yanında Planlama gibi uzman kuruluşların yeri de ayrıydı. Belli sayıda üst bürokratla devlet idaresinin sağlam yürütülmesine çalışılırdı. <strong>Demirel</strong> merhumun, “<em>Ben Türkiye’yi 40 kişiyle idare ederim”</em> deyişi bu seçilmiş insanları işaret eder.</p>
<p>Siyasette de bazı ölçüler gözetilirdi.   Milletvekili listeleri oluşturulurken kimlerin bakan olabileceği konuşulurdu. Frenklerin “<em>ministrable</em>” dedikleri bakanlık edebilecek insanların listeye konmasına çalışılırdı. Eğer ön seçimlerde bakanlık edebilecek özellikte kimseler listeye girememişse liderlerin belli bir yüzdeyi geçmeyecek kontenjanlarında böyle isimlere yer verilirdi. Az da olsa, memleketin ilimde, kültürde-sanatta öne çıkmış bazı isimleri de siyasetin anlattığım ön hazırlığına sokulmadan seçilecek yerlere konur ve Meclis’e girerlerdi.</p>
<h2><strong>Liderler tek adam değildi</strong></h2>
<p>Disipliniyle tanınmış MHP’de istişare ve yönetim organlarının yetkiyle çalıştığını söylemek bazıları için şaşırtıcı gelebilir. <strong>Nevzat Kösoğlu</strong> “<em>Çok demokrat bir partiydik</em>” derdi. <strong>Âgah Oktay Güner</strong> de aynı kanaati söylerdi. Yakında ebediyyete uğurladığımız <strong>Sadi Somuncuoğlu</strong> anlatırdı: <strong>Türkeş</strong> gibi bir lider,  Adana yerine Ankara’dan aday olmak istemiş ama heyetin çoğunluğu “<em>Adana’ya vefasızlık etmiş oluruz.”</em> diyerek kabul etmemişti. Parti içi demokrasinin çarpıcı bir örneğidir.</p>
<p>Şimdi partilerde, devlette <em>tek adam</em> rejimine düştük. Tarihin çeşit çeşit <em>tek adamlık</em> rejimleri var. Acıyla hatırlatacağım: Krallık, Padişahlık bugün bizdekine göre daha ölçüleri belli rejimlerdir. Başarılı olanlara bakarsanız, zalimler değildir. Ancak adalet başarı getirir. Sistemlerini ölçülerle donatanlar devamlılığı sağlarlar. Konulmuş veya kendi koydukları kurallara önce kendileri uyarlar.  Kabul edilmiş ölçülere uymayanlara saygı duyulmaz.</p>
<p>Şu kadarını söyleyeyim: <strong>Tayyip Bey</strong>’in kullandığı yetkilerin birçoğu Padişahlarımızda yoktu. Ve Padişahlar kanun nizam gözeten insanlardı.  Bunları bilmezsek konuşamaz ve bataktan kurtulamayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/">Bu tek adamlık değer bırakmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-tek-adamlik-deger-birakmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu kuyudan çıkacağız</title>
		<link>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[DİN]]></category>
		<category><![CDATA[Fetö]]></category>
		<category><![CDATA[hasan sabbah]]></category>
		<category><![CDATA[hitler]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[nazizm]]></category>
		<category><![CDATA[nebati]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasal İslam]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur tunalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38518&#038;preview=true&#038;preview_id=38518</guid>

					<description><![CDATA[<p>İşin başı tepedekine bağlılıktır. İnsanlar çaresiz kalırmış, olsun! Çaresiz kalsınlar ki tâbi olsunlar. “Sadakat isterim” diyenin sesi kulaklarda çınlarken başka sese gerek yoktur. Sonra olan olur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/">Bu kuyudan çıkacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&amp;linkname=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbu-kuyudan-cikacagiz%2F&#038;title=Bu%20kuyudan%20%C3%A7%C4%B1kaca%C4%9F%C4%B1z" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/" data-a2a-title="Bu kuyudan çıkacağız"></a></p><p>Son yazılarımda yeni dönemin arızalı alışkanlıklarının <em>kültürleşmesi</em> tehlikesinden bahsediyorum. Parti içi demokrasi meselesi ve milletvekili seçimi de onlardandır. Totaliter eğilimlerin gitgide arttığını görüyor, yaşıyoruz. Şu şartlarda bir kişinin yazıp çizdiği bir listeden iyilik beklenmez. O seçilenler milletin vekili olmaz, sahibinin elemanı olur. Böylelikle, milletvekilliği şerefini geçtik, giderek insan haysiyetine ters bir ortam doğmasına şaşılmaz.</p>
<p>Nitekim geldiğimiz yer orasıdır. Çoğunlukla patronun dediği, yaptığı-ettiği doğrudur diyenler siyasettedir. Parti iktidarda ise bakanlık, vekillik, danışmanlık, yüksek memuriyet, çok maaşlılık ve alabildiğine geniş imkân tarlası onlar içindir. Muhalefet partisinde iseler, vekillikler, yöneticilikler ve öne çıkma imkânları onlar için kullanılır. Bu sistemsiz sistemde baraj sorusu “<em>Ben bilmem Reis bilir”</em> dir.  Ve alınacak karşı tutum da kesindir: Haklı haksız, doğru yanlış demeden Genel Başkanın muhaliflerini topa tutmak.</p>
<h2><strong>Ne yapacağını o bilir</strong></h2>
<p>Böyle böyle kurallar rafa kalkar. <strong>Nebâtî</strong>’nin Fransa’da açık ettiği de bu kuralsızlıktır. İşin başı tepedekine bağlılıktır. İnsanlar çaresiz kalırmış, olsun! Çaresiz kalsınlar ki tâbi olsunlar. “<em>Sadakat isterim”</em> diyenin sesi kulaklarda çınlarken başka sese gerek yoktur. Sonra olan olur. Herkesin bir hayatı ve bu hayatın devamı için işe-aşa ihtiyacı var. Evlâd ü ıyal derdi benim diyene diz çöktürür. Kanun-kural, ölçü-ahlak dağılır, <em>bozulma</em> sosyal <em>bozgun</em>a dönüşür. Sadece yetişkinlerin değil, evde okulda çocukların karşısına bu tepedekinin iki dudağı arasından çıkanın kanun olduğu fikri çıkar. Bu durumda iyi olmaya ve iyi yetişmeye gerek kalmaz. Eğitim öğretim görevlileri de dersi, öğretmeyi bırakır, “<em>Kralın alkışçısı</em>” nesiller için çalışır. Gittiğimiz yol budur.</p>
<p>Efendiler, bilesiniz ki bu çıkmaz yoldur. Tarihte yaşanmış benzerlerine bakınız, hepsi lanetle anılır. Çünkü insan ne kadar kolaycı olursa olsun iyiye ve güzele meyillidir. Değer arar. Bu <em>alkışçılık</em> en yüksek değer kaynağı dini kullanmaya başlasa bile değersiz ve ömürsüzdür. Kofluk, boşluk, tekdüze insan ve davranış bekleyen anlayışın iflası için düşmana ihtiyacı yoktur. Çöküşü kendindendir ve kesindir. Fakat bize düşen bu duruma düşmemektir. Düştüysek yıkımı ağırlaşmadan dönecek-döndürecek akıl ve şuura varmaktır.</p>
<p>Kişiye tapınmaya doğru giden yol, yaratılan illüzyona rağmen 21. asır çocuğuna saçma gelir. Uyaranları bol bir dünyada o tür bir bağlanmanın gereksizliği-geçersizliği kolayca anlaşılır. Doğru fakat buna rağmen aldatma devam ettirilebilir. Bu da daha derin kayıplara yol açar: İnsanlar, önce dine soğuklaşır, sonra topluma, millete… Manasızlaşan hayatın mana kazanması için oraya buraya savrulmalar başlar. Memleket içinde bu savrulmayı önleyecek sağlam bir toplum yapısı da kalmayacağı için önlenemez bir yıkıma düşülür. Sağlam insan yetiştirme merkezleri, kendini koruyabilen insan ve gruplar varsa dönüş mümkündür.</p>
<p>Şu var ki, sosyolojik olaylarda başlayan süreç işler. Sembolle anlatırsak, ekilen yanında ayrık otu, diken, zehirli bitki de toprağa verilen sudan faydalanır. Daha fenası, buğday değil ayrık otu iyidir diyen yeni bir çiftçi tipi çıkmasıdır. O takdirde yanlış ekim fark edilmez. Bilinen her şeyi tersine çevirecek bu illüzyona inanılmışsa o zaman vay halinize! Bizdeki durum biraz böyledir.</p>
<h2><strong>Din alanı karanlık</strong></h2>
<p>Toplumlar Batısıyla Doğusuyla bu durumlara düşerler. <strong>Hasan Sabbah</strong>’ın <em>Haşhaşiliği</em> ile <strong>Hitler </strong><em>Nazizmi</em>nin, <strong>Hülâgû</strong> zulmüyle <strong>Stalin</strong> kıyıcılığının farkı sadece kullandıkları âletlerde ve devirlerinin şartlarındadır. Engizisyon gibi saçmalıklar bizde yaşanmadı, yaşanmaz diyenler yanıldıklarını anlarlar. Bir bakarsınız, <em>El-Kaaide, İşid, Taliban, İhvan</em> ve benzerleri pıtırak gibi biter ve bu çağın öldürücü silahlarını din adına kullanırlar. Doğu ve İslamiyet adına ahkâm kesen dinden geçinenler, bizde din savaşları yaşanmadığı zannıyla övünürler. Yeni dünyanın anarşizmini temsil eder hale gelen din grupları birbirini boğazlarken bunu söylemeleri ayrı bir garabettir.</p>
<p>Türkiye, binlerce yıllık inanış geleneği ve bin yıllık Müslümanlık tecrübesiyle bunları yaşamaya uzak diyebilmek isterdim. Yine de Türkiye’de bu anlayış yerleşemez, kültürleşemez diyebiliyorum.  Ama tehlike de kapıda. Yansımaları can yakıyor.  Ülkemiz, bin yılın tersine bir gidişin uygulama alanı haline geldi. Gün günden kötüye giden bir kabuk dindarlığının ve kendi keyfi için dini kullanmanın varacağı yer <em>İşid</em>’den farklı olmayabilir. Bu durumda, bilenlerin, görenlerin tartışacağı konu belli: Türkiye’de sayılarını bilmediğimiz tarikat görünüşlü yapılar, cemaatler, <em>İşid</em> ve benzerlerinin sadece bir adım gerisindedir.</p>
<p>Bu yolda yürüyen siyasetle durum iyice ciddîleşti. <em>Fetö</em>’den sonra değişen bir şey yok. Yarattıkları illüzyon ve hipnoz kanımızı emiyor. Kolay kolay Türkiye’de bunlar olmaz diyenler de “<em>Acaba?”</em> demeye başlayabilirlerdi. Şükür ki oraya varmayacak.  Bu çıkmaz yolun sonuna geldik. Yalnız, bu duruma düşmenin acısını da unutmuyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/">Bu kuyudan çıkacağız</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bu-kuyudan-cikacagiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi partiler, kötü partiler</title>
		<link>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Mar 2022 19:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[cumhur ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[millet ittifakı]]></category>
		<category><![CDATA[mutabakat]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İskender Öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi partiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38490&#038;preview=true&#038;preview_id=38490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önemli olan liderin gözüne girip mutluluk piramidinde önce aşağılarda da olsa bir yer edinmektir. Sonra yavaş yavaş yukarı tırmanılacaktır. Bu tırmanışta aşağınızdakinin üstüne basmak, yanınızdakinin o basamağa doğru hareketlenmesine engel olmak, basamakta biri varsa, onu alaşağı etmek olağandır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/">İyi partiler, kötü partiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&amp;linkname=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fiyi-partiler-kotu-partiler%2F&#038;title=%C4%B0yi%20partiler%2C%20k%C3%B6t%C3%BC%20partiler" data-a2a-url="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/" data-a2a-title="İyi partiler, kötü partiler"></a></p><p>Siyasî partiler Türkiye’nin, Türk milletinin refahı ve kalkınması için farklı yollar, farklı projeler teklif ederler. Temel amaçları birdir. Bu amaca gidiş için tutulmasını teklif ettikleri yollar farklıdır.</p>
<p>Bu ideal durum. Demokrasiler için geçerli tarif.</p>
<p>Bir de pek o kadar demokrasi olmayan haller var. Bunlara daha önce, “Biraz da biz yiyelim” veya “Yeme sırası bizde” rejimleri demiştim. Onlarda da siyasî partilerin amaçları birdir: Ülkenin zenginliklerinin, yandaşlarla birlikte emilip tüketilmesi. Bu “emilmeye”, Acemoğlu ve Robinson, “extraction” diyor, yani istihraç. Limonun sıkılarak suyunun çıkarılması gibi. Amaç, yine bir. Ancak bu rejimlerde, projelerin, programların önemi yoktur. Siyasî partiler, programlarıyla değil, temsil ettikleri yeme gruplarıyla farklılaşır.</p>
<p>Kötüyü sonra ele almak üzere şimdi tekrar ideal hâle dönelim. Bir partiyi parti yapan, ülke için sunduğu farklı reçete, farklı yol haritasıdır. Parti, o yola inanan, o yola ikna olmuş insanları bir araya getirir. Belki önce bir dernekten ibarettirler ve sonra çoğalırlar. Amaçları ülke ve toplum olduğuna göre siyasete girip ülkeyi yönetmeye talip olurlar. Bu amaçla siyasî parti kurarlar. Artık çokturlar. Ülkenin her tarafında aynı düşüncelere sahip arkadaşları vardır. Kendilerine bir yönetim ve bir başkan seçerler.</p>
<h2><strong>Liderlik zor zanaat</strong></h2>
<p>Yöneticilik de başkanlık da zor işlerdir. Külfettir. Yüktür. İnsanın yaşantısına ipotek koyar. Fakat hangi iş, hangi meslek fedakârlık yapmadan size başarının kapısını açar ki… Üstelik siyasetin gayesi şüphesiz ulvîdir. Kendiniz için değil, bütün bir toplum için çalışırsınız. Fakat eninde sonunda yorulursunuz ve yönetime başka fikirdaşlarınız gelir. Hatta, “hadi artık, biraz da siz yüklenin” deyip çekilirsiniz.</p>
<p>Kendi tecrübemden, geçen asırda, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ndeki Teorik Kimya Bölümünü örnek verebilirim. Bölüm başkanı seçme zamanı geldiğinde kavga kopardı. Ama “sen olma, ben olacağım” kavgası değil, “yeter artık başkası olsun” kavgası. Aynı üniversitede başka bir kuruluşun seçimindeydik. Çoğumuzun sevdiği bir hocamıza başkanlık yapmasını teklif ettik. Bütün cana yakınlığıyla verdiği cevabı unutmam: “<em>Yedim kazın etini; unutmam lezzetini!</em>”</p>
<p>İyiydi, kötüydü bu başka konu ama İttihat ve Terakki için yetkin bir tespit beni şaşırtmıştı: “İttihat ve Terakkî’de lider yoktu!” diyor Feroz Ahmed. Zamana göre, şartlara göre, konulara göre önderlik yapanlar vardı. Ama tek ve değişmez lider olmamış.</p>
<h2><strong>Lider ve yönetim neye yarar?</strong></h2>
<p>Partinizin teklif ettiği refah, kalkınma ve ülkenin güçlenme reçetesi, programınızda anlatılmıştır. Fakat kâğıt üstündeki program, güncel problemleri, her an değişen ortamı önceden kestiremez. Sürekli değerlendirme, yön ve yol düzeltmeleri gerekir. Bu iş için gereken bilgi, parti üyelerinden gelir. Milletvekilleri, seçildikleri bölgelerden, parti teşkilatından gelen teklifleri, bildirilen fırsatları, sıkıntıları arkadaşlarıyla ve yönetimle paylaşır. Yönetim sürekli ülkenin bütününü ve şartları gözler, yerelden gelen bilgilerle birlikte değerlendirir ve kararlar alır.</p>
<p>Liderin asıl işlevi, yönetimdeki diğer fikirdaşları ile birlikte partinin ilkelerini canlı tutmaktır. Değişen şartlarda izlenecek stratejinin örgütün en uzak noktalarına kadar içselleştirilmesini sağlamaktır. Bilgi ve düşünce akışını bir fıskiyeye benzetebiliriz. Fıskiye dipten beslenir. Gelen su tepede birleşir ve aşağı yağar. Böylece bütün parti, ortaklaşa geliştirilen, birleştirilen ve icraat planlarına dönen bilgi ve fikir akışına, değerlendirmelere erişebilir.</p>
<p>Bu ideale erişmiş bir siyasî toplulukta, örgüt, her konuyu merkeze sorma gereğini hissetmez. Çünkü bilgi ve değerlendirmeler her an deveran hâlindedir. Üyeler, fikri, programı, stratejiyi yaşarlar. Onu zaten tuğla tuğla kendileri örmüşlerdir. En küçük adımında bile yüce liderin işaretini, talimatını beklemezler.</p>
<h2><strong>Hayrat çeşmesi</strong></h2>
<p>Kötü örneğe, “biraz da biz yiyelim” yapısına dönelim.</p>
<p>Fark en baştan başlar. Bir araya gelinmesinin sebebi paylaştıkları bir fikir, bir reçete değildir. Bir araya gelmelerinin sebebi, iktidarın nimetlerinden yararlanmaktır. En basitinden, bir yerlere seçilip o yerin sunduğu maaş, hakkı huzur veya ne isimle olursa olsun gelir elde etmektir. Bu gelir, emeklilikle ömür boyu garanti altına da alınabilir. Böylece siyaset, bir kazanç kapısı, bir meslek hâlini alır. Fakat asıl büyük ödül, iktidarın sağladığı ek çıkarlardır.</p>
<p>Bu yapıda plan, program, fikir, önemli değildir. Önemli olan liderin gözüne girip mutluluk piramidinde önce aşağılarda da olsa bir yer edinmektir. Sonra yavaş yavaş yukarı tırmanılacaktır. Bu tırmanış için de aşağınızdakinin üstüne basmak, yanınızdakinin o basamağa doğru hareketlenmesine engel olmak, basamakta biri varsa, onu alaşağı etmek olağandır, hatta gereklidir.</p>
<p>Altta veya üstte fikir üretmek gerekmez. Bütün fikirler liderden gelir. Bütün kararlar ona danışılarak alınır. Siz karar almazsınız, lider alır ve size bildirir. Bildirmezse, siz lütfen, talimat vermesini dilersiniz; vakti varsa size dönüp hikmetini paylaşır.</p>
<p>İyi dediğim yapıda bilgi alttan kaynaklanıyor, yukarıda birleştirilip paylaştırılıyordu. Fıskiyeye benzetmiştim. Kötü yapıda aşağıda kuraklık vardır. Rahmet ancak yukarıdan yağar. Felsefedeki südur anlayışı gibi. Tepeye ne kadar yakınsanız o kadar nemalanırsınız. Fıskiye değil, hayrat çeşmesidir onlar. Liderin zekâtı aşağı akar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/">İyi partiler, kötü partiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/iyi-partiler-kotu-partiler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine bakan kazanır</title>
		<link>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[dış güçler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[iktidar]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38422&#038;preview=true&#038;preview_id=38422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu yaşıma kadar devlet ve toplum hayatımızın bu kadar değer ve ölçü kaybettiğini görmedim. İşin başı siyasettedir. Siyaset hiç bu kadar şahsiyetsiz bir duruma düşmemişti. Çok eleştirirdik ama milletvekilliği kendi başına bir değerdi. Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir kader mahkûmu değildi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/">Kendine bakan kazanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&amp;linkname=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkendine-bakan-kazanir%2F&#038;title=Kendine%20bakan%20kazan%C4%B1r" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/" data-a2a-title="Kendine bakan kazanır"></a></p><p>Problem ‘<em>ben</em>’de başlar ve büyük ölçüde de ‘<em>ben</em>’de biter.  İnsan için de toplum için de bu değişmez. Kendinizi düzeltmeden, görüşülecek-konuşulacak, kısaca muhatap alınacak hale gelmeden içeride-dışarıda yol yürümeniz mümkün değildir. Gücünüzü belirleyen diğer faktörler ve onların ifade edeceği değer bu temel üzerinde belli olur.</p>
<p>Türkiye son yıllarda bu gerçeğin tamamen tersi bir görüntü veriyor. Yöneten ekibin din üzerinden topluma pompaladığı illüzyonu yaşıyoruz. İllüzyon, <em>var gibi görünen aslında yok olan</em> demek. Gösterişçi dindarlığa da yakın duruyor. Uygulaması da ilginç. İllüzyona ve hedeflenen hipnoza(uyutmaya) uygun olarak görünmez-bilinmez güçlerin tartışılmaz gücüne bağlanıyor. Kural tek ve kesin: “<em>O ne diyorsa o”</em>. Bu “<em>o</em>” zamirinden zaman zaman Tanrı da kastediliyor. Dilim varmıyor ama onun ve O’nun beraber gibi anılmasının istendiği de açık. Tıpkı bazı sahte tarikat şeyhlerine ve cemaat liderlerine bağlılıklar gibi din dışı bir durum doğmasına yol açan da bu.</p>
<h2><strong>Konu önemli</strong></h2>
<p>Bu kurgu ve algıyla yaşadıklarımız ortada. Kötü bir şey varsa ve üstü örtülemiyorsa hata ondan ve onlardan değildir. Olamaz çünkü ondan kötülük çıkmaz ve zaten “<em>sorumsuz</em>”dur. O halde karşı taraf, yani bu sorumsuz güce tâbî olmayan şeytanın adamları yapmıştır veya onlar gibi dış güçlerin işidir. Yani yine kural tek: Yanlış mı var, o zaman yapılacak belli, yanlış diyene o yanlışı <em>yansıtmak</em>. Psikoloji bilenler bunun nasıl bir hastalık olduğunu söyleyeceklerdir. Sokak röportajlarında bu kör bağlılığın sesini dehşetle duyuyoruz. Mesela, kötü gücü temsil eden bir siyasetçi nasıl oluyorsa <strong>Tayyip Bey</strong>’in elinden değneği alıyor, bizi herkesle düşman ediyor, zam yapıyor, vergi artırıyor, pahalılık yaratıyor ve daha birçok kötü kötü şeyler yapıyor. Hem de bir kamu kurumuna bile sokulmadığı dönemde. Gel de bu hipnozu anla!</p>
<p>Hayatımızı altüst eden bir mesele olduğu için ben de dokunmak zorunda kalıyorum.  Bu derin ahlâksızlığı gidermek zorundayız. Çünkü hâkim güç, <em>kendine bakmamak ve baktırmamak</em> için akıl almaz işlere girişiyor. Örnek için affımı rica ederim: Hani kendi yataklarında başka biriyle eşine yakalanan çapkın fıkrası var ya durum ona benziyor. Bir taraftan giyinmeye çalışırken, “<em>Aaa! Bunu kim getirmiş buraya? Vay edepsizler!..” </em>dermiş ya&#8230;</p>
<p>Efendiler! Siyaset etmenin, bilinen kuralları tanınmaz oldu. Yaşama kültürünün sıkboğaz edildiğini ve gerçek dışı bir kurguyla rafa kaldırıldığını görüyor, yaşıyoruz. Şu veya bu parti gözetmeksizin bakılacak yerdeyiz. Memleketin aydınlarının, anlayan-dinleyenlerinin,  köylere kadar kanaat önderlerinin görüp göstereceği ve dönülmesine çalışacağı bu akı kara gösteren düşüncedir. Akla mantığa ket vuran bu zehirlenmedir. Günlük politikanın alışılmış görüntülerini, türlü türlü hallerini geçiniz. Gerçekle bağını koparmış bir toplum haline getirildik. Böyle bir ortam yaratıldı ve bunu yeterince konuşamıyoruz.</p>
<h2><strong>Susmak olmaz</strong></h2>
<p>Gördüğümüzü söylemezsek, neme lâzımcılığa devam edersek veya korkar-ürkersek bu gidişin sonu bellidir. Günlük siyasetin oyunları yerinde kalsın. Yaşadığımız kirliliği düzelteceğiz.</p>
<p>Yaşama kültürümüz her türlü değerden boşaltıldı. Dikkatleri devamlı dışa, ötekine çekerek kendi istediklerini yapan bir kurnazlığın kıskacındayız. Böyle bir sahtelik kültür haline gelme tehlikesiyle hayatımızı sardı. Bunları yılgınlıkla-ümitsizlikle söylemiyorum. Görülsün tartışılsın diye söylüyorum. Yoksa yönetme kültürü bin yıllara dayanan koca milletin dünyaya yön vermiş idare anlayışının, devlet geleneğinin hatırlanmasıyla her durumdan çıkılır. Yine çıkacağız. İş ki uyanalım. Bu tersine kurgunun sahteliğine nasıl düştüğümüzü anlamak öncelikli meseledir.</p>
<h2><strong>Sosyal bozgun</strong></h2>
<p>Şu yaşıma kadar devlet ve toplum hayatımızın bu kadar değer ve ölçü kaybettiğini görmedim. Medya ve bürokrasinin ne hale geldiğini ana hatlarıyla yazdım. İşin başı siyasettedir. Siyaset hiç bu kadar şahsiyetsiz bir duruma düşmemişti. Belli ölçüleri kaybolmamıştı. Görgüsü, bilgisi vardı. Çok eleştirirdik ama milletvekilliği kendi başına bir değerdi. Ona göre de itibarı vardı. Bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış bir <em>kader mahkûmu</em> değildi. Partiler elbette önemliydi. Grup kararları alındığı olurdu. Fakat milletin vekili her konuyu değilse de birçok konuyu tartışmakta, farklı düşünmekte ve söylemekte serbestti. Başka türlü orada bulunmasının gereği olmazdı. Fikir söyleyecek, yerine göre itiraz edecek, yanlışların düzeltilmesini isteyecek, seçmenin -milletin- istek ve arzularına tercüman olacak, menfaatlerini gözetecekti.</p>
<p>Milletvekilleri için “<em>Kader mahkûmu</em>” tabiri acı gelebilir. Yazarken kalemime düştü ve doğrusu beğendim. Tâbir eskidir ve acıma duygusuyla beraber düşenin durumunu hafifleten mistik bir bakışı gösterir. İnsanın başına her iş gelir. Kültürümüzün, <em>kınamayacak, ibret alacaksın</em> diyen derinliğinin kucaklayıcı sesini duyurur. Şu var ki onlardan olmamak da aynı tabirin yanarak ihtar ettiği bir husustur.</p>
<p>Belli ki bu konuları daha çok konuşacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/">Kendine bakan kazanır</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kendine-bakan-kazanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
