<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>rauf denktaş arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/tag/rauf-denktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/tag/rauf-denktas/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 20:44:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/07/icibeyazdoluicon.png</url>
	<title>rauf denktaş arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<link>https://millidusunce.com/tag/rauf-denktas/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’inci Yıl Dönümü</title>
		<link>https://millidusunce.com/kibris-baris-harekatimizin-52inci-yil-donumu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kibris-baris-harekatimizin-52inci-yil-donumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tugay Uluçevik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 20:44:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[1974]]></category>
		<category><![CDATA[20 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Topel]]></category>
		<category><![CDATA[Fazıl Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55908</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’nci yıl dönümü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve halkının Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-baris-harekatimizin-52inci-yil-donumu/">Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’inci Yıl Dönümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Bu mutlu ve anlamlı bayramın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) çatısı altında ilelebet kutlanacağına gönülden inanıyorum.</p>
<p>Kıbrıs Barış Harekâtımız, Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin ne söylerse onu yapma ve gerçekleştirme yeteneğine sahip olduğunu tarihte bir kere daha kanıtlamıştır.</p>
<p>Türkiye Antlaşmalardan kaynaklanan yetkilerini kullanarak sadece Yunanistan’ın Kıbrıs adasını oldubitti şeklindeki “enosis” ilanıyla kendi ülkesine katmasını önlememiş, Kıbrıslı soydaşlarımızı 11 yıl süren Rum mezaliminden, soykırım teşebbüsünden, ada dışına zorla göçten kurtarmıştır.</p>
<p>Türkiye Harekâtın “barış” amaçlı olduğunu dünyaya ilân etmiş; harekâta “Barış” ismini vermiş; sonunda bu ismin anlamına uygun olarak, eski tabirle “ismiyle müsemma” Kıbrıs adasına fiilen istikrarlı güvenlik, sükûnet, huzur ve barış getirmiştir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin (BMGS) Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporlarında “bütün ateşkes hattı boyunca istikrarlı bir sükûnetin hüküm sürdüğü” yıllardır belirtilmektedir.</p>
<p>Ayrıca, BMGS 22 Haziran 1999 tarihli raporunda (S/1999/707, para. 6) “Uzun zamandan beri devam eden ihtilâfa ve devam eden gerginliklere rağmen son 25 yıldır çatışmaların yeniden başlamamış olması Kıbrıs için bir talihtir.” değerlendirmesine yer vermiştir. Rapor 1999 yılına aittir. Bu rapordan 25 yıl geriye gittiğimiz zaman 1974 tarihi ile karşılaşmaktayız. İstikrarlı sükûnet bugün itibariyle de 52 yıldır devam etmektedir.</p>
<p>Günümüzde askerî güç kullanarak barışa ulaşma iddiasında ve sevdasında olan güçlerin ne gibi felâketlere yol açtığını düşünecek olursak Kıbrıs Barış Harekâtımızın emsalsiz değerini ve başarısını o zaman daha iyi anlarız.</p>
<p>Türkiye’nin Kıbrıs Barış Harekâtı Kıbrıs uyuşmazlığını aslında fiilen doğal çözümüne kavuşturmuştur. Çünkü 20 Temmuz 1974 gününden itibaren uyuşmazlığın doğal çözümünün temel taşları yerleştirilmiş, çözümün fizikî haritası Ada’nın sathında çizilmiştir.</p>
<p>13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulmasıyla Kıbrıs Türk halkının öz yönetimi devlet esasına kavuşmuştur. Ağustos 1975’te BMGS Waldheim’ın gözetiminde Denktaş ile Klerides arasında varılan mutabakat ile Ada sathında nüfus mübadelesi yapılmıştır. Böylece Ada’da yönetim, toprak ve nüfus boyutlarıyla iki kesimli siyasî coğrafya gerçekleşmiştir.</p>
<p>15 Kasım 1983 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla da Kıbrıs uyuşmazlığı “egemen eşitlik temelinde iki devletli” doğal çözümüne fiilen ulaşmıştır.</p>
<p>Günümüzde diplomasinin hedefi, Ada’da 1974’ten itibaren ortaya çıkan askerî kuvvet dengesini ve bunun yarattığı askerî çatışmasızlık ve sükûnet ortamı içinde on yıllar boyunca oluşan bu fiilî doğal çözümü yok etmek değil, sağduyu ve basiretle hareket ederek Ada’daki statükodan anlaşmaya dayalı kalıcı çözüm çıkarmak olmalıdır.</p>
<p>Barış Harekâtımız şanlı ve kahraman Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin (TSK) gücünü yüksek kabiliyetlerini ortaya koymuştur. TSK 15 Temmuz 1974 günü Yunanistan’ın Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği askerî darbe üzerine beş gün gibi kısa bir süre içinde hazırlıklarını tamamlamış ve 20 Temmuz 1974 sabahı zıpkın gibi Ada’ya ulaşmış ve çıkmıştır.</p>
<p>Kahraman ordumuzun üstün cesaret ve kabiliyetlerini 1950’lerde Kore savaşında görmüş olan dünya, başarıyla gerçekleştirilen çıkarma harekâtıyla da TSK’nın yüksek niteliklerini ve gücünü anlamıştır. Barış Harekâtımızdan sonra TSK’nın dünyanın çeşitli çatışma noktalarındaki barışı koruma faaliyetine katılıyor olması da bu gerçeği ortaya koymaktadır.</p>
<p>15 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’ta vuku bulan Yunan darbesi üzerine gereken siyasî kararı almak ve TSK’na verilecek siyasî direktifi oluşturmak üzere gerekli iç ve dış temasları hızla tamamlayan dönemin koalisyon hükûmetinin Başbakanı Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı, Hükûmet’e çekincesiz destek veren muhalefet lideri Süleyman Demirel’i, TSK&#8217;nın o dönemdeki Komutanlarını, Barış Harekâtı&#8217;nın Komutanlarını ve ayrıca Ada’da Rum-Yunan baskılarına karşı Kıbrıs Türk halkını dimdik ve dayanışma içinde tutan Dr. Fazıl Küçük’ü ve o zamanki Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı Rauf R. Denktaş’ı rahmet ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun!</p>
<p>Millî Kıbrıs Davamızda dönüm noktası mahiyetinde bir zafer kazanan TSK’nın Harekâtı sırasında şehit olan kahraman askerlerimizi, Kıbrıslı kahraman soydaşlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Gazilerimizi şükran, sevgi ve saygıyla selâmlıyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-baris-harekatimizin-52inci-yil-donumu/">Kıbrıs Barış Harekâtımızın 52’inci Yıl Dönümü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kibris-baris-harekatimizin-52inci-yil-donumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs olmazsa Türkiye kara devleti olur</title>
		<link>https://millidusunce.com/kibris-olmazsa-turkiye-kara-devleti-olur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kibris-olmazsa-turkiye-kara-devleti-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 20:38:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[1974]]></category>
		<category><![CDATA[20 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Barış Harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Unutulmamalıdır ki, günü kurtarmaya yönelik esnek politikalara feda edilecek bir Kıbrıs, Türkiye’nin Akdeniz’deki nefes borusunun kesilmesi ve Anadolu’nun bir kara devletine hapsedilmesi demektir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-olmazsa-turkiye-kara-devleti-olur/">Kıbrıs olmazsa Türkiye kara devleti olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20 Temmuz Türk tarihi için özel bir gün. Özelliği de Kıbrıs Adası ve Adalı Türklerden geliyor. Çektikleri büyük ıstırapların son bulduğu günlerin başlangıcı. Türkiye Türklüğü için de önemli elbette. Çünkü Cumhuriyet tarihinde uğruna savaşa girdiğimiz tek millî dava. Bu yazı; eski Türkiye&#8217;de, iktidarıyla muhalefetiyle, oy vereniyle vermeyeniyle, kadınıyla erkeğiyle, genç yaşlı her yaştan insanıyla millî davalarda nasıl bir araya geldiğimizle de ilgili. Ama önce kısa bir tarih turu&#8230;</p>
<p>1571&#8217;de hâkimiyetimize giren Kıbrıs Adası sayesinde Akdeniz&#8217;in Türk gölü olması tamamlanmıştı. Artık kuş bile Türk&#8217;ten izinsiz uçamıyordu.</p>
<p>Ada&#8217;daki bu dönem tam 307 yıl sürdü. 1878&#8217;de II. Abdülhamit Ada&#8217;yı İngiltere&#8217;ye kiraladı. Şartı da vardı, &#8220;Hâkimiyetim (egemenliğim) devam etmek kaydıyla&#8221; demişti. Ama ok yaydan çıktıktan sonra dönmüyordu tabi. Türkler artık dünün efendileriydiler. Hava kararmaya başlamıştı. İngiltere, 1914&#8217;de Ada&#8217;yı ilhak etti. Artık Ada&#8217;daki Türkler için koyu karanlık yıllar vardı.</p>
<h2>Uzun yıllar sonra</h2>
<p>Türkiye, 1955&#8217;den sonra Kıbrıs Türkleriyle tekrar ilgilenmeye başladı. 1958&#8217;e doğru Ada&#8217;dan gelen karışıklık haberleri artmaya başlamıştı. Batı&#8217;nın şımarık çocuğu Yunanistan Enosis diyordu. Yani Kıbrıs Adası&#8217;nı Yunanistan&#8217;a ilhak etmek istiyordu. Türklere de ciddi baskıları vardı.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu&#8217;nun Başbakan Adnan Menderes&#8217;in bilgisi dahilinde verdiği onayla harekete geçti. Seferberlik Tetkik Kurulu çok gizli bir organizasyonla Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı&#8217;nı (TMT) kurdu. Teşkilat ve teşkilatlanma Türk tarihinin yüz akıydı. Başlarındaki komutanın ünvanı Bayraktar, kod adı Bozkurt idi. (Irak&#8217;ta, Türkmeneli&#8217;nde de niçin denenmediği hep içimizde bir uktedir.)</p>
<p>Yaşlı veya genç ya da çocuk demeden erkek ve kadınlarda müthiş bir teşkilat kurulmuştu. Ev kadınları, genç kızlar, orta okul veya lisede okuyanlar, çocuklar&#8230; Mutlaka deneniyorlardı. Sınavına geceyarısı mezarlıkta giren vardı. Teşkilata giriş ölümüne bir yeminle tamamlanıyordu. Fakat hiçbirinin diğerinden haberi de olmuyordu.</p>
<p>Projeyi, General Daniş Karabelen, Binbaşı İsmail Tansu ile birlikte yürütüyordu. Genelkurmay 2. Başkanı Cevdet Sunay da sıkı takipteydi. Hükümetle ilişkilerde, gerekirse, devreye giriyordu. İlk bayraktar Yarbay Ali Rıza Vuruşkan Kıbrıs&#8217;a görevlendirilmişti. İlerleyen zamanda Ada&#8217;ya silah sevkiyatında sivil denizciler, armatörler hatta kaçakçılar devreye girdiler. Türk Milleti millî davasına asılıyordu.</p>
<p>O zamanki söyleyişiyle Türk cemaatinin başında Dr. Fazıl Küçük vardı. Yardımcısı da Rauf Denktaş&#8217;tı. Kıbrıs Türkleri TMT ile tarihe geçecek bir mücadeleye başlamışlardı.</p>
<p>1959&#8217;da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında imzalan Zürih ve Londra antlaşmaları ile 1960&#8217;ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Ama Rumlar ve Yunanistan bir türlü bunu hazmedememişlerdi. 1963 noeline kadar sabredebildiler. 21 Aralık&#8217;ı 22 Aralık&#8217;a bağlayan gece çok kanlıydı. Kanlı Noel olarak tarihe geçti.</p>
<p>Hafızalara Tabip Binbaşı Nihat İlhan&#8217;ın basılan evinin banyo küvetindeki, eşi ve üç çocuğunun kanlar içindeki fotoğrafı kazınmıştı. Dördü de onlarca kurşunla acımasızca katledilmişti. Rumlar yüzlerce Türk&#8217;ü öldürdü. Türkler daha korunaklı yerlere sığındılar.</p>
<h2>Yıllar zor geçti</h2>
<p>Artık TMT de açığa çıkmıştı. 1974&#8217;e kadar olağanüstü gerginlik hep devam etti. Batı&#8217;nın desteğini her zaman alan Rumlar Enosis&#8217;ten hiç vazgeçmediler. Bu dönemde birisi İstiklâl Harbi ve Lozan Kahramanı İsmet İnönü&#8217;nün (1964), diğeri Süleyman Demirel Başbakanlığı döneminde (1967) olmak üzere iki defa Kıbrıs&#8217;a asker göndermeye teşebbüs ettik. Birincisinde, &#8220;ABD silahlarının bu operasyonda kullanılamayacağı açıkça&#8221; belirten meşhur Jonshon Mektubu geldi. &#8220;Sovyetler Türkiye&#8217;ye müdahale ederse karışmayız&#8221; da diyordu. NATO&#8217;nun meşhur 5. maddesi daha o gün yürürlükten kalkmış görünüyordu. İkincisinde de Yunanistan, Türkiye&#8217;yle savaş tehdidini göze alamayınca geri adım atmışlardı.</p>
<p>15 Temmuz 1974&#8217;te EOKA-B terör örgütü Enosis için harekete geçti. Artık Türkler büyük tehdit altındaydı. En uzun dört gün başladı. Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve Dışişleri Bakanı Turan Güneş devreye girdiler. Sonraki dönemde bütün parti genel başkanlarının da fikirlerinin alındığı, hükümete destek verdikleri açıklandı. Ordumuz da hazırdı. Türk Milleti tam bir birlik içindeydi.</p>
<p>20 Temmuz sabahı havadan indirme birliklerimiz paraşütle atlamaya, çıkarma gemilerimiz de sahile yanaşmaya başladı. Başbakanımız Bülent Ecevit, &#8220;Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kıbrıs&#8217;a indirme ve çıkarma harekâtı başlamış bulunuyor. Allah; milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin&#8230; Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz.&#8221; dediğinde saat sabah 06.10 idi.</p>
<p>Kıbrıs Türkleri göklerden süzülen kurtarıcı meleklerine ağlayarak bakıyorlardı. Hasretle beklemişler, hep &#8220;Bir gece ansızın gelebilirim&#8221; şarkısını dinlemiş ve hayal kurmuşlardı. Artık hayalleri gerçek olmuştu. TMT mücahitleri ve Kıbrıs Türk halkı bütün güçleriyle askerle birlikte savaştılar. İğneyle kazdıkları kuyuda su bulunmuştu, kana kana içtiler. Kıbrıs Türkleri TMT ile tarihe geçecek bir mücadeleyi yüzlerinin akıyla başarmışlardı.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki Türkler de kardeşleri için askerlik şubeleri önünde kuyruğa girdi. Gençler gönüllü yazılıyordu. Aralarında tek ineklerini savaşan askerine vermek üzere getirenler de vardı.</p>
<p>Rumların soykırım yaptığı ve toplu hâlde gömdüğü soydaşlarımızın toplu mezarları bulundu. İçimiz yanmıştı. Johnson mektubundaki tehdit gerçekleşmiş, ABD silah ambargosu koymuştu. Varsın olsun ne gam, Kıbrıs Türklüğü kurtulmuştu. Yeni bir dünya kurulmuş ve Türkiye de bu dünyada yerini almıştı.</p>
<h2>Sadece Rumlar da değildi</h2>
<p>O yıllarda kuruldu Aselsan. Hani bugün ABD&#8217;nin üzerinde derin ve adı gibi koyu siyah bulutlar dolaşan BlackRock Fonu&#8217;nun ilgilendiği haberleri çıkan Aselsan. Anlaşılan dünyanın yeniden kurulmaya başladığı bu dönemde, Türkiye için tedbirler alıyorlar. Savunma sanayi şirketlerimizle ilgileniyorlar. Malum, bu Türklerin ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Şimdilik başlarında &#8220;ben Türk&#8217;üm&#8221; demekte zorlananlar olsa bile tedbir almakta fayda görüyorlar tabi.</p>
<p>Peki millî Kıbrıs davamız ne durumda? Bir kere millî dava tanımı değişti. 24 yıllık AKP iktidarının Erdoğan&#8217;dan sonraki en önemli ismine göre, &#8220;&#8230; tek bir politikanın değil, konuya ilişkin mümkün politika zincirinin ta kendisi&#8221; oldu. Aksi takdirde devletin, &#8220;farkında olunmadan siyasi açıdan kendi içine büzülen bir zemine&#8221; <a href="https://millidusunce.com/devlet-sirket-ve-milli-dava/" target="_blank" rel="noopener">gerileyeceğini</a> söylüyordu. (Ömer Çelik, Sabah Gazetesi, 17 Aralık 2003)</p>
<p>Malum, mümkün olma hâli şartlarla değişkendir. Millî davada da hep değişen politikalarla hareket etmek, sizi mevzi kaybetme durumuna getirir. Hatta davayı kaybetme aşamasına kadar da gelebilirsiniz. Kıbrıs davamızdaki, Doğu Akdeniz&#8217;de ve diğer bölgelerde son 24 yıldaki yaşananlar ve geldiğimiz yer böyle bir anlayışın sonucudur.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki, günü kurtarmaya yönelik esnek politikalara feda edilecek bir Kıbrıs, Türkiye’nin Akdeniz’deki nefes borusunun kesilmesi ve Anadolu’nun bir kara devletine hapsedilmesi demektir. Artık mehtabı sahile kurduğunuz masanızdan seyredersiniz. Tıpkı yakın bir geçmişte, Meis Adası’na ve yanındaki -bizim olmakla birlikte egemenliği tartışmalı- asker çıkarttıkları adacığa ziyarete gelen Yunan Cumhurbaşkanı&#8217;na, sahile kurduğu koltuktan, &#8220;Biz barışçıl siyasi çözüm istiyoruz.&#8221; diye cevap veren 2020 yılının <a href="https://millidusunce.com/tarih-bilmeden-ulke-yonetilemez/" target="_blank" rel="noopener">Millî Savunma Bakanı</a> gibi.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kibris-olmazsa-turkiye-kara-devleti-olur/">Kıbrıs olmazsa Türkiye kara devleti olur</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kibris-olmazsa-turkiye-kara-devleti-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî Kahraman Rauf Raif Denktaş’ı anıyoruz</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/milli-kahraman-rauf-raif-denktasi-aniyoruz/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/milli-kahraman-rauf-raif-denktasi-aniyoruz/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tugay Uluçevik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 06:32:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=52314</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/milli-kahraman-rauf-raif-denktasi-aniyoruz/#new_tab">Millî Kahraman Rauf Raif Denktaş’ı anıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/milli-kahraman-rauf-raif-denktasi-aniyoruz/#new_tab">Millî Kahraman Rauf Raif Denktaş’ı anıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/milli-kahraman-rauf-raif-denktasi-aniyoruz/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak</title>
		<link>https://millidusunce.com/misak/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ilelebet-yasayacaktir/#new_tab</link>
					<comments>https://millidusunce.com/misak/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ilelebet-yasayacaktir/#new_tab#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıdvan Karluk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Jul 2024 16:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MISAK]]></category>
		<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[50. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47810&#038;preview=true&#038;preview_id=47810</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ilelebet-yasayacaktir/#new_tab">Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://millidusunce.com/misak/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ilelebet-yasayacaktir/#new_tab">Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/misak/kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ilelebet-yasayacaktir/#new_tab/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavru vatanı kurtarmak</title>
		<link>https://millidusunce.com/yavru-vatani-kurtarmak/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yavru-vatani-kurtarmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eray Ertürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jul 2024 19:35:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=47755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada, savaştaki son süvari  hücumunu İzmir’de denize dökerken Yunan’a karşı yapan Türk Ordusu, dünyadaki son paraşütle indirme harekatını da yine Yunan’a karşı yapmış oldu.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yavru-vatani-kurtarmak/">Yavru vatanı kurtarmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aslında hiç kolay değildi.</p>
<p>Kolay olmamıştı.</p>
<p>Yıllarca sürdü çıkarma gemisi yapımı ve donanımı.</p>
<p>O sırada alay eden Rum radyolarının bozuk Türkçe’yle</p>
<p>‘Bekledim de gelmedin’ şarkısıyla alay edip Türk Mukavemet Teşkilatı’nın psikolojik direncini kırma faaliyete sabretmek ve hazırlanmak. Evet en zoru buydu. ’Bir gece ansızın gelebilirim’ şarkısını marş gibi dinleyen rahmetli Rauf Denktaş, eminim bugün hâlâ mezarında paraşütçülerimizin gökteki çiçek tarlasına bakarak yaşlı gözlerle Kıbrıs semasının GÖK VATANINA bakıyordur.</p>
<p>Bu niyeti gizli tutmayı yıllarca başarabilmiştik.Öyle davul zurna ile ilan etmedik.</p>
<p>Tüm dünya, niyetimizi ancak Yunan’ın tepesine balyozu gördüğünde anlayabildi.</p>
<p>İlk kez amfibi çıkartma yapıyorduk ve çok riskliydi.</p>
<p>Paraşütlü hava indirme de öyle.</p>
<p>Deniz komandolarımız gece boyu 3 km. teçhizatlı yüzerek ulaşabildiler kıyıya geceyarısı.</p>
<p>Hâkim tepelerdeki düşman unsurlarını sessizce imha etiklerini telsizle bildirdiler.</p>
<p>Harekat başlayabildirdi artık.</p>
<p>Birçok bölgede düşmanın sayı ve konuşlanma üstünlüğü ile karşı karşıyayız. Birlikler arası irtibat kurmak oldukça zordu.</p>
<p>Ağır silahlarla tahkim edilmiş Beşparmak Dağları’nı değil ele geçirmek, kavurucu sıcakta tırmanmak bile insan üstü bir gayret gerektiriyordu.</p>
<p>Canlı ele geçen subaylarımız vahşice işkenceye uğramıştı.</p>
<p>Kadınlarımızın namusuna kasdedildiğini duyunca halkımız, Mehmetçik Ordusuna yazılmak için Edirne’den Hakkari’ye kadar askerlik şubeleri önünde gönüllü kuyrukları oluşturmuştu.</p>
<p>Ayşe’yi tatile çıkaran ince diplomasi ve devlet aklı iktidarı ve muhalefetiyle millî davada bütünleşik hareket etmiş, muhteşem planlama yapan kurmay aklı, ayağa kalkmış, şahlanmış millî iradenin gücüyle, çelik yumruğunu yavru vatanı korumak için indirmişti.</p>
<p>Dünyada, savaştaki son süvari  hücumunu İzmir’de denize dökerken Yunan’a karşı yapan Türk Ordusu, dünyadaki son paraşütle indirme harekatını da yine Yunan’a karşı yapmış oldu.</p>
<p>Muhaberesiz muharebe olmayacağını acı tecrübesini yaşayınca ASELSAN ‘ı kurduk.</p>
<p>Savaşın sonunda gelen baskılar ve ekonomik ambargolarla yavru vatan için bedel ödemeye devam etmekten hiç gocunmadık.</p>
<p>Ama fitne öyle mi ya?</p>
<p>Balyoz,Ergenekon Kumpas savcıları, Türk Donanması’nın Kıbrıs’ın güneyinde tatbikat yapmasını engelleyen Mavi Vatan hainleri olsalar da, çok şükür ki Kıbrıs Türk’ünün Kuvai Milliyesi Türk Mukavemet Teşkilatı döneminden beri mücadele veren kahramanı, diplomasi dehası, KKTC’nin ilk kurucu devlet başkanı Rauf DENKTAŞ’ın kemiklerini Annan çocukları bugün sızlatamıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yavru-vatani-kurtarmak/">Yavru vatanı kurtarmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yavru-vatani-kurtarmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Denktaş&#8217;ın Erenköy günlüğü</title>
		<link>https://millidusunce.com/denktasin-erenkoy-gunlugu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/denktasin-erenkoy-gunlugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sabahattin İsmail]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Erenköy Direnişi]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahattin İsmail]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=44627&#038;preview=true&#038;preview_id=44627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabahattin İsmail, Kıbrıs Gazetesindeki yazılarında, KKKTC Kurucu Cumhurbaşkanı, Erenköy Gazisi Rauf Denktaş’ın Erenköy’de tuttuğu günlüğü paylaştı. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/denktasin-erenkoy-gunlugu/">Denktaş&#8217;ın Erenköy günlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><em>Bu yazı 08/08/2023 ve 09/08/2023 tarihlerinde <a href="https://www.kibrisgazetesi.com" target="_blank" rel="noopener">Kıbrıs Gazetesi</a> internet sitesinde yayımlanmıştır.</em></p>
<p>Bugün şanlı Erenköy direnişimizin 59. Yıldönümü.<br />
Dillirga Türk köylerinin kahraman Halkının Rum saldırganlığına karşı 11 yıllık boyunca sergilediği onurlu direnişi , 5-9 Ağustos arasında yapılan yoğun saldırılara karşı gösterdiği soylu mukavemeti, Anavatan Türkiye’nin son anda 64 savaş uçağı ile gerçekleştirdiği “Sınırlı Polis Harekâtı”nı ve kahraman şehitlerimizi coşkuyla anıyoruz.<br />
Dillirga bölgesindeki Türk köyleri olan Yeşilırmak, Günebakan, Süleymaniye, Selçuklu, Alevkaya, Bozdağ, Mansura, Erenköy, Kurutepe, Şirinköy, Bademeliköy, Ömerli, Madenliköy, Yedidalga, Yörükköy, Aytotoro ve Yağmuralan’da yaşayan Türk Halkı açlığa, sefalete, yokluğa, susuzluğa ve bölgenin zor yaşam şartlarına karşın, 11 yıl boyunca direndi, çoğu köy göç etmek zorunda kaldı.<br />
Göç etmek zorunda kalan köylerin halkı ile, onlara kucak açıp her şeylerini paylaşan sığındıkları köylerin halkı, en sonunda Yeşilırmak ve Erenköy’de toplandılar, mağaralarda, çadırlarda, ağıllarda, camilerde, okullarda aç, sefil, yokluk içinde yıllarca yaşadılar, yok olmanın eşiğine geldiler ama asla teslim olmayı düşünmediler.<br />
Bu direniş gücü, onların Türklük bilincinden, bağımsız ve özgür yaşama azminden, mukavemetçi ruhundan, Rum boyunduruğu altına gitmektense, ölümü göze almalarından, bir gün mutlaka Anavatanın imdadımıza koşacağına dair sarsılmaz inançlarından ve Türkiye’ye sonsuz güvenlerinden kaynaklandı&#8230;</p>
<h2>Teslimiyetçiler ibret almalı!</h2>
<p>Şimdi, KKTC&#8217;nin güvenli şartlarında, bir eli yağda, bir eli balda, güvenlik içinde yaşamalarına, yüksek gelire ve çok yüksek hayat standartlarına sahip olmalarına karşın, Rum’a yama olmaya can atanlara bakarak şaşırıyorum&#8230;<br />
“Federasyon” adı altında, uzun vadede Rum boyunduruğu altına girmekle sonuçlanacak teslimiyetçi bir sözde çözümü savunanları gördükçe, hayretler içinde kalıyorum&#8230;<br />
KKTC Devletinin, teslimiyetçilikte başı çeken çift maaşlı öğretmenlerine, memurlarına, sendikalarına, bu devlette köşeyi dönen federasyoncu tüccarlarına, Rum sevici iş çevrelerine, işbirlikçi medya mensuplarına, iki toplumlu eğitimlerde beyni yıkanan gençliğimize, bu anlamlı günde seslenmek istiyorum:</p>
<p>&#8211; Tuttuğunuz yanlış yoldan dönün! Dillirga bölgesi Mukavemetçi Türk Halkının, yokluklar içinde 11 yıl süren soylu direnişini ve şehitlerimizin, gazilerimizin, üniversite gençliğimizin fedakarlıklarını örnek alın, teslimiyetçi siyasetten vaz geçin!</p>
<p>&#8211; Millî mücadeleye katılmak için, ölümü göze, alarak bölgeye gelen 600 üniversite öğrencimizin, anı kitaplarında anlattıkları onurlu direnişi tekrar tekrar okuyun ve tuttuğunuz yanlış yolu bir an önce terk edin!</p>
<p>&#8211; Şanlı direnişimizde şehit düşen Süleyman Uluçamgillerin, İlmiye Şakirlerin, gazi olan Naci Talatların, Hüseyin Celalların, Özker Özgürlerin, Hüseyin Laptalıların, Rüstem Kökenlerin, Oğuz Yorgancıoğullarının, Ali Fikret Atunların, Ergün Vehbilerin ve ismini sayamadığım tüm Mukavemetçilerin soylu direnişlerini örnek alın!<br />
Bu teslimiyetçilere, yoğun Rum saldırılarının olduğu günlerde Erenköy’de bulunan ve elinde silahı ile direnişe katılan Erenköy Gazisi liderimiz, Kurucu Cumhurbaşkanımız Denktaş tarafından günü gününe yazılan aşağıdaki ERENKÖY GÜNLÜĞÜNÜ okumalarını ve istedikleri teslimiyetçi çözümü gözden geçirmelerini salık veriyorum:</p>
<h2>Denktaş&#8217;ın Erenköy günlüğü</h2>
<p>1 Ağustos 1964:<br />
Burası Türklerin kalesi, yegâne nefes borusu. Lefke’ye kadar toprağı fethetmek isteyenlerin yeri. Erenköy’e iner inmez ilk istihbaratı alıyoruz: Rumlar dört bir tarafta yığınak yapmışlardır. 2-3 güne kadar genel bir hücuma geçeceklerdir&#8230; Yeni komutan Rıza Vuruşkan vakit kaybetmeden vazife başı ediyor. Bu bölgede kuvvetler nelerdir? Teşkilât nedir? Nasıl mevzilenmiştir?&#8230; Küçük bir köy odasındayız. 2 yataklı bu odada Komutan yatıyor ve aynı zamanda karargâh olarak da kullanıyor.</p>
<p>2 Ağustos 1964:<br />
Sabahleyin erken kalktım. Köylülerle, mücahitlerle konuşuyorum. Konu hep aynı: Türkiye yardımımıza gelecek mi? Sonumuz ne olacak? Daha ne kadar dayanacağız, ne kadar zaman dayanabileceğiz? Mücahitlere bakıyorum. Üniversite gençliği en müşkül şartlar altında çarpışıyor. Hepsi de yorgun. Hepsi de ümitli. Köy Mücahitleri de aynı durumda.</p>
<p>3 Ağustos 1964:<br />
Bugünden itibaren tarih ve gün bahis konusu değil artık. Gün doğuyor; mevzilerden ateş başlıyor. Gün batıyor, ateş azalıyor. Yorgun Mücahitler köy kahvesine doluyor, yerlere oturup kendi aralarında konuşuyorlar, şakalaşıyorlar&#8230; Alevkaya’sına gittim. Gençler aslan. Battaniyeleri yok; 80 kişiye 10 yatak. Kış geliyor. Ne olacak? Bu iş kışa kalmaz inşallah. Köylüler ümitli haber istiyor. En iyimser bir şekilde konuşuyorum. Dayanmamız lazım&#8230; Dayanacağız.</p>
<p>4 Ağustos 1964:<br />
Makarios, en son olarak yeniden Birleşmiş Milletlere kesin teminat vermiş, Erenköy bölgesindeki Türklere saldırmayacaklarını teyit etmiş… Bir ülkenin Cumhurbaşkanı yalan söyleyecek değil ya! Bölgeye saldırmak hazırlığı içinde oldukları görülüyor. İsveçlilerden aldığımız habere göre Rumlar yığınaklarını tamamlamak üzeredir. Hücum mukadderdir.</p>
<p>5 Ağustos 1964:<br />
Beklenen saldırılar başlıyor… Rumlar, Piyenya ve Pirgo bölgesinden havan topları, sahra topları ve otomatik silahlarla, Mansura ve Bozdağ bölgelerine saldırdılar.</p>
<p>6 Ağustos 1964:<br />
Rumlar her şeyleri ile Ayyorgi istikametinden saldırıya geçtiler. Selçuklu’ya piyade taarruzu başlatıldı&#8230; Selçuklu köyü etrafındaki mevzilerden Mücahitlerimiz çekilmek zorunda kaldılar&#8230; Mücahitlerimizin boşalttığı mevzilere yerleşen Rumlar, Selçuklu ve Alevkaya köylerini yoğun bir ateş yağmuruna tuttular.</p>
<p>7 Ağustos 1964:<br />
Dillirga bölgesi denizden ve karadan ağır top ateşine tutuldu&#8230;. Mansura, Paşiammo, Alevkaya ve Mosfili bölgelerine karşı Rumların topyekün saldırısı sürmektedir. Aytotoro, Piyenya’dan açılan ağır bir ateş yağmuru altındadır. Öğleden sonra saat 3.30’da Mansura’da elimizde bulunan Mali tepesi düştü. Mansura ve Erenköy, denizden 40 mm.lik toplarla bombardıman edildi&#8230;. Ada sathında yüzlerce otobüs dolusu Rum “Türk’lerin denize dökülüşünü” seyretmek üzere bölgeye doğru yola çıkmışlardır. MAHİ gazetesi “Küçük Asya yenilgisinin intikamı alınacaktır.” diye yazar! Ve bütün gece ateş devam eder.</p>
<h2>Türk anaları çocuklarını denizde boğacaktı</h2>
<p>8 Ağustos 1964:</p>
<p>Alevkaya, Mansur, Bozdağ ve Selçuklu düştü. Mücahitler geri çekiliyor…<br />
Kadın ve çocukları Birleşmiş Milletler kendi kamplarına tahliye etmek ister. Kadınların cevabı;<br />
&#8211; “Biz erkeklerimizle kalacağız.”<br />
Erenköy, bir tabak gibi, Rum mevzilerinin altında mahkum bir arazi hâlinde.<br />
Öyle bir an geldi ki mukavemete devam ümidi yok oldu. Birleşmiş Milletler bize gelerek ne yapacağımızı sordu;<br />
&#8211; “Rum ve Yunan zırhlı birlikleri süratle ilerlemektedirler, teslim olmaktan başka çare yok.” dediler.<br />
Komutan Rıza Vuruşkan’la istişare ettikten sonra kararımızı veriyoruz: Sonuna kadar çarpışmak, teslim olmamak ve intihar etmek…<br />
&#8211; “O hâlde müsaade ediniz kadınları ve çocukları alıp gidelim.” dediler.<br />
&#8211; “Onlara sorunuz, gitmek isterlerse alınız.” dedik.<br />
Birleşmiş Milletler askerleri kadınlara yaklaşarak tekliflerini yaptılar. Kadınlar hep bir ağızdan;<br />
&#8211; “Biz erkeklerimizden ayrılmayız, öleceksek birlikte ölürüz.” cevabını verdiler.<br />
Birleşmiş Milletler askerleri bu kahraman insanları selamlayarak “Good Luck” (bahtınız açık olsun) diyerek zırhlı araçlarına binerek uzaklaştılar.<br />
Durumu Ankara’ya bildiriyoruz. Yarına zor dayanırız. Gelmezlerse Erenköy çökecektir.<br />
Bazı gençler ağlıyor. Korkudan değil. Anavatan’ın bu kadar lakayt kalışına ağlıyorlar.<br />
&#8211; “8 aydır bu yerleri müdafaa ettik, Türkiye gelecek, geldiğinde çıkacağı, yaslanacağı bir yer bulsun diye, meğer boşunaymış.” diyorlar.<br />
Bir Türk anası;<br />
&#8211; “9 çocuğum var. 5’i kız. Rumlara bırakmam onları, denize götürüp boğacağım.” diyor.<br />
Hıçkırıyor. Kadını kollarından tutup sarsıyorum.<br />
Telsiz başında, kan ter içinde telsizci çalışıyor, dinliyor.<br />
Cevap yok.<br />
Bunu etrafa duyurmamak için gayret sarf ediyoruz.<br />
Bir mesaj daha; bir tane de ben gönderiyorum:<br />
&#8211; “Saldırı bütün şiddeti ile devam etmektedir. Rumlar kesin sonuç almak kararındadırlar. Yarın sabaha kadar direnebiliriz. Yardımımıza gelemezseniz, bunu engelleyen büyük millî bir neden olduğuna inanarak öleceğiz. Vatan sağolsun&#8230; “<br />
Birdenbire telsizci canlanıyor. Gözlerinde bir pırıltı var. Yazıyor ve okuyor:<br />
&#8211; “Hava Kuvvetleri hareket emrini aldı, keşif uçuşuna geliyorlar&#8230;”<br />
Telefona sarılıyoruz. Mevzilere müjdeyi veriyoruz. Ne büyük müjde.<br />
Yorgun değiliz artık. Yalnız ve unutulmuş da değiliz. Uçakları bekliyoruz.<br />
Uzaktan bir şeyler görülüyor.<br />
&#8211; “Uçaklar” diye fırlıyoruz.<br />
Gelenler uçaklar değil Turnalar&#8230;<br />
&#8211; “Ebabülbül ordusu yerine, Turna ordusu geliyor.” diye şakalaşıyoruz da.<br />
Ömer Sami Coşar üzüntü komasından çıkmış gibi. Fotoğraf çekiyor:<br />
&#8211; “Bu iş oldu artık.”<br />
Gözlerimiz Anadolu’ya yönelmiş…<br />
Saat 17:00’de uçaklar geliyor. Dağlar inliyor. Sevinçten ağlayanlar, birbirlerine sarılanlar, havaya ateş edenler var… Kurtuluş bayramı… Türk kartallarının gölgesinde yeni bir hayata kavuşan binlerce insan Tanrısına şükrediyor.<br />
Uçaklar bizi selamlayıp uzaklaşıyor.<br />
Rumlar kat’i neticeyi alacaklar&#8230; Ateş şiddetleniyor…</p>
<p>9 Ağustos 1964:</p>
<p>Sabahleyin Rumların hücumu yine şiddetleniyor. Epeyi bekledikten sonra Türk uçakları yine geliyor.<br />
Sevinç içindeyiz. Gelen uçakların 64 olduğunu bilsek!…<br />
Hâlâ, son Türk direniş noktasına akın akın gelen Rum kuvvetleri Pomo, Paşiammo, Limni, Poli, Piyenya, Alevkaya, Süleymaniye, Mansur ve Erenköy dolaylarında devamlı surette takip edilerek ateş altında bırakıldılar.<br />
Gençler, Rumlara geçen mevzileri almayı düşünüyorlar.<br />
Tehlikeli&#8230; Hepsi o kadar yorgun ve bitkin ki. Yeni Komutan<br />
&#8211; “Boşu boşuna can kaybı istemiyorum.” diyor.<br />
Haklı&#8230;<br />
Türk uçakları ayrıldıktan bir süre sonra göklerde yine uçaklar beliriyor. Herkes açığa çıkmış, tezahürat yapıyor.<br />
&#8211; “Saklanın!” diye bağırıyorum, dinleyen yok.<br />
Yunan uçakları saldırıyor ve halkı mitralyöz ateşine tutuyor. 3 şehit, 8 yaralı veriyoruz. Şehitlerden bir tanesi benim yanımda, yaralılardan biri benim ayaklarımın dibinde&#8230; Ölümün nasıl geldiğini, insanları nasıl biçtiğini yakından görüyoruz.<br />
İsveçliler yine meydanda. Yaralıları alıyorlar. Köy kadınları köyü yine terk etmiyor. Herkes<br />
&#8211; “Türkiye bu işe, bu şeklide girdikten sonra canımız helal olsun” diyor.<br />
Ankara’dan haber;<br />
&#8211; “Personel ve malzeme geliyor.”<br />
Daha önce sabahlara kadar iki gece beklemiştik. Seviniyoruz. Haberi yayıyoruz.<br />
Nihayet geldiler, gidip bakıyoruz.<br />
Gelenler dört gün eğitim görmüş olan 40 üniversiteli genç.<br />
Tepemiz atıyor. Bu mahkum bölgeye bu çocukları göndermeye kimin hakkı vardır?<br />
Durumun vahametini demek anlamamışlar.<br />
Bizimle birlikte olan Ömer Sami Coşar elindeki silahı yere vurup, lanetler yağdırarak dağlara çıkıyor. Rıza Vuruşkan yanıma gelip;<br />
&#8211; “Ankara bu işten hiçbir şey anlamış değildir. Ya sen, ya Ömer Coşar gidip anlatmalısınız.” der.<br />
Ve çıkıyoruz Ömer Sami Coşar’ı aramaya. Ama yok… Onu bulamıyoruz. Adam kızgınlıkla dağların yolunu tutup gitmiş.<br />
Üniversiteli gençleri ve malzemeleri getiren gemi hareket etmek üzeredir. Rıza Vuruşkan;<br />
&#8211; “Denktaş Bey, sen gideceksin.” der.<br />
Bunun üzerine silahımı Vuruşkan’a teslim ettim. Ankara’ya gidip tekmil vermek için Erenköy’den ayrılıyorum…</p>
<p>10 Ağustos 1964:</p>
<p>Ankara’ya doğru yolculuğum devam ediyor. Aklım, yüreğim Erenköy’de kaldı… Bizimkiler şimdi ne yapıyor?<br />
Ateşkes antlaşması imzalanmış… Şükür!!</p>
<h2>Gençlere öğretilmeli</h2>
<p>Sonrası biliniyor.<br />
Denktaş Ankara’da Başbakan İsmet İnönü ile görüşür, bölgeye Türk askerinin çıkarılmasının şart olduğunu anlatır. Ama, İnönü “Artık ateşkes sağlandı, Rumlar saldırmaya cesaret edemez.” diyerek asker çıkarmaya gerek olmadığını belirtir.<br />
27 Ocak 1966’da ise üniversiteli mücahitler öğrenimlerine devam etmeleri için geri çekilir. BM Barış Gücü eşliğinde otobüslerle Gemikonağı’na giden gençler, Türkiye’den gelen gemilerle Anavatana dönerler&#8230;<br />
20 arkadaşları eksiktir.<br />
Onlar, savaştıkları ve uğrunda can verdikleri vatan toprağında, Şehitlikte, kanları ile suladıkları toprakları sonsuza dek beklemek için göreve devam ediyorlar.<br />
Şehitlerimizden biri olan ve Rumların hazırladığı bir bubi tuzağının patlaması ile şehit olan Süleyman Uluçamgil’in şu dizeleri bugün de geçerli olan çok güçlü mesajıyla ölümsüzdür:</p>
<p>“İnanıyorum bir tek vatana<br />
Yüreklere değgin dibelikten<br />
Ne çıkar aramızda Akdeniz varsa<br />
Ne fark var aramızda<br />
Hep ayın sınırlarda sıvanmışız<br />
Kimimiz &#8216;ölürken&#8217; diyoruz<br />
Kimimiz &#8216;ölürkana&#8217;.<br />
(Bütün Eserleri,1989,s. 79)</p>
<p>Açlığa, sefalete, yokluklara karşın teslim olmayı asla düşünmeyen ve 11 yıl boyunca direnişi sürdüren Dillirga Türk köylerinin kahraman Halkına, ENOSİS’İ önlemek ve özgür bir vatan için seve seve ölüme koşan 600 üniversiteli gencimize selam olsun<br />
Tüm şehitlerimizi ve aramızdan ayrılan Mukavemetçileri rahmetle, Gazilerimizi minnetle anıyorum.<br />
Bu direniş destanını her gencimize öğretmek Milli Eğitim Bakanlığının aslı görevidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/denktasin-erenkoy-gunlugu/">Denktaş&#8217;ın Erenköy günlüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/denktasin-erenkoy-gunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rauf Denktaş için sanal sergi</title>
		<link>https://millidusunce.com/rauf-denktas-icin-sanal-sergi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rauf-denktas-icin-sanal-sergi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kâmil Engin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Mar 2022 18:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Türkü]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[sanal sergi]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=38143</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Fotoğrafları ve Kendi Sözleri İle Yaşamı: Rauf R. Denktaş” isimli sanal sergide, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın hayatı ve Kıbrıs tarihine ışık tutan sözleri ile yayımlanmamış fotoğraflarının yanı sıra kendi objektifinden çektiği fotoğraflara yer veriliyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rauf-denktas-icin-sanal-sergi/">Rauf Denktaş için sanal sergi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-38161" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden.png" alt="" width="1646" height="876" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden.png 1646w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden-300x160.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden-1024x545.png 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden-768x409.png 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/Denktasin-objektifinden-1536x817.png 1536w" sizes="(max-width: 1646px) 100vw, 1646px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Türk dünyasının önemli devlet adamlarından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu ve  ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş (1924-2012) anısına vefatının onuncu yılı dolayısıyla sanal sergi düzenlendi.</p>
<p><a href="http://www.denktassergi.com/" target="_blank" rel="noopener">www.denktassergi.com</a> web sitesinde yayımlanan “Fotoğrafları ve Kendi Sözleri İle Yaşamı: Rauf R. Denktaş&#8221; isimli sanal sergi, Denktaş ailesinin izni ile Mine Kar ve Cem Kar tarafından hazırlandı. Sergi için Rauf R. Denktaş&#8217;ın Lefkoşa&#8217;da bulunan özel arşivinden yüzlerce fotoğraf özenle seçildi. Bu fotoğraflara Rauf Denktaş&#8217;ın çeşitli kitaplarında ve kaynaklarda yer alan kendi sözleri eşlik ediyor. Sergi, Rauf R. Denktaş&#8217;ın çocukluğu, ailesi ve mücadele yıllarının yanı sıra, Kıbrıs Türklerinin yakın tarihine dair bilgiler de içeriyor.</p>
<p>Sergi hakkında bilgi veren Mine Kar, “Günümüz teknolojisi kullanılarak sanal sergi haline dönüştürülen bu çalışma sayesinde, Kurucu Cumhurbaşkanımızın hayatı ve dolayısıyla Kıbrıs Türk mücadele tarihi, tüm insanlığın kolaylıkla ulaşabileceği bir seviyeye getirilmiştir. Önümüzdeki süreçte sergi, farklı dillere çevrilerek tarih meraklılarının kullanımına sunulacaktır.&#8221; dedi.</p>
<p>Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın ebediyete yolculuğunun onuncu yılı çerçevesinde revize edilen serginin, önümüzdeki günlerde Türkiye’nin çeşitli illerinde de açılacağı belirtildi.</p>
<p>Öte yandan, Lefkoşa Ercan Havalimanı ile Kayseri Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde ocak ayında açılışı yapılan iki sergi halen ziyarete açık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-38162" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/kibris-turk-gencligine.png" alt="" width="1502" height="856" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/kibris-turk-gencligine.png 1502w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/kibris-turk-gencligine-300x171.png 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/kibris-turk-gencligine-1024x584.png 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/03/kibris-turk-gencligine-768x438.png 768w" sizes="(max-width: 1502px) 100vw, 1502px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://millihaber.com.tr/denktas-sergisi-sanal-ortamda/" target="_blank" rel="noopener">https://millihaber.com.tr/denktas-sergisi-sanal-ortamda/</a> (17/02/2022)</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rauf-denktas-icin-sanal-sergi/">Rauf Denktaş için sanal sergi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rauf-denktas-icin-sanal-sergi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</title>
		<link>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hakan Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim Kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ayşenur aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[enosis]]></category>
		<category><![CDATA[eoka]]></category>
		<category><![CDATA[halk tv]]></category>
		<category><![CDATA[kenan çoygun]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs’ın Belası Kızıl EOKA]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvayi Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[mücahitler]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[rıza vuruşkan]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<category><![CDATA[türk mukavemet teşkilatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37876&#038;preview=true&#038;preview_id=37876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kim ki geçmişi bugüne taşıyıp bugünü o ölçülerle tartmak isterse, Türkiye’nin bugünkü meselelerine karşı birlikte hareket etmenin önünü kapatmak istiyor demektir. Özürsüz şuuraltının açığa çıkması da dahil.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/">TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, derin bir devlet krizi içinde bocalıyor. Ağır bir hüküm gibi gelebilir ama maalesef böyle. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine (CHS) geçmesiyle birlikte hızlanan kriz her geçen gün biraz daha derinleşiyor.</p>
<p>Daha önceki bir <a href="https://millidusunce.com/kim-bu-imralinin-muhafizlari/" target="_blank" rel="noopener">yazımda</a> devlet için, “<em>Milletin teşkilatlanmış şekline verilen isim. Bağımsız, soyut bir varlık.  Somut ifadesiyle ise yönetenleri kasteder. Böylece hükümeti, bağlı kurumları ve yargı gibi organların yöneticilerini anlatır. Hükümet derken de, ordu derken de yönetenleri kasteder ve anlarız. Ancak demokrasilerde hükümet anayasaya göre belli bir dönem görev yapar. Diğer ordu, yargı, hazine gibi kurum ve organlar ise yine anayasaya göre süreklidirler.” </em>cümlelerini kurmuştum.</p>
<p>Bu yazıya başlarken de dostlarıma devlet nedir, algı nasıldır diye sorup fikirlerini aldım. Onlardan gelen cevaplar da ilginçti. Birisi; <em>“Ne zaman ve nasıl kurulduğunu bilmediğim, ezelden bugüne gelen soyut bir yapı. Aramızda maddî olmayan bir sözleşme var. Benim ona karşı, onun bana karşı ödevlerimiz, haklarımız ve görevlerimiz var. İzin verdiğim birtakım yetkilerini üzerimde kullanabilir. Ancak bu yetkilerini yasalar, adalet, töreler çerçevesinde kullanır.”</em> diyordu.</p>
<p>Bütün uyarılara rağmen 2018 yılında başlayan yönetim sistemi değişikliğiyle CHS, <em>ezelden bugüne gelen yapıyı</em> ve algıyı bozdu. Artık binlerce yıl içinde olgunlaşarak gelen sistem, bir kişi üzerinden yürümeye çalışıyor. Devletin yönetimi bir kişiye çok ağır gelmekte. Dolayısıyla da ortaya büyük bir yönetememe meselesi çıktı.</p>
<p>Uzun bir giriş oldu biliyorum. Ama içinde yaşadığımız şartları hatırlamak ve hatırlatmak için yazdım. Türk halkı bu büyük krizden çıkışın yollarını arıyor.</p>
<h2><strong>Var olmak kavgas</strong>ı</h2>
<p>Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir cinayet işlendi. Bu cinayet Türkiye’de de ciddi karşılık buldu. Ölen, yasa dışı kumar işlerinin önde gelen isimlerinden ve ismi son dönemde şantaj kasetleriyle gündeme gelmiş birisi.</p>
<p>Türk kamuoyu da çok ilgiliydi. Ne de olsa ölen siyasilerle yakın ilişkisi olan bir isimdi. Gazeteciler de vatandaş da olan bitene yakından bakmakta çok haklıydılar.</p>
<p>Bu ilgi içinde Halk TV’de Ayşenur Aslan programında konuyu işlerken ölen için <em>“…kendini TMT, Türk Mukavemet Teşkilatının üyesi olarak tanıtırdı. Türk Mukavemet Teşkilatı Ada’da ve yakın hinterlandında suikastlarla bilinen bir, illegal diyelim, yarı resmî oluşumdu”</em> dedi. Kamuoyu büyük tepki gösterdi. Bunun üzerine Ayşenur Aslan özür benzeri (!) bir açıklama yaptı; “<em>Özellikle TMT için hayatını kaybedenlerin ailelerini incittiysem onlardan özür diliyorum. Çünkü asla söz konusu değil onları incitmek benim ne haddime zaten. Ben orada başka bir şey söyledim.&#8221;</em></p>
<p>Özür benzeri dedim çünkü Aslan sadece TMT’li şehitlerin ailelerinden özür diliyor. Dolayısıyla TMT için söylediklerine inandığı ve vazgeçmediği anlaşılıyor.</p>
<p>Türk Mukavemet Teşkilatı Kıbrıs Adası’ndaki Türklerin hayatını ve Türklüklerini korumak için kurulmuş bir teşkilat. Kurulduğu şartlar çok önemli.</p>
<p>1878 yılında 2. Abdülhamit idaresindeki Osmanlı, Ada’yı İngiltere’ye kiralar. Kiraya (!) verilen Bir apartman dairesi değildir tabi, devletin topraklarıdır. Üzerinde de vatandaşları yaşamaktadır. Bu bir egemenlik meselesidir.</p>
<p><em>“İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere, sömürgelerinden çekilerek bağımsızlıklarını tanımaya karar verince Kıbrıs’ın ne olacağı bir Kıbrıs sorunu yaratmıştı.” </em>Bu cümleler TMT’yi bilinen yapısıyla kuran Emekli Albay İsmail Tansu’ya ait. TMT’yi ve Kıbrıs Türklerinin var olmak mücâdelesini anlatan <em>Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu </em>kitabının arka kapağından.</p>
<h2><strong>Enosis’e karşı 20 tabanca</strong></h2>
<p>Kıbrıs’taki gelişmelere bakıldığında 1950’de Rum kilisesinin yaptığı Enosis plebisiti var. Sonuç %96 Enosis’e evet çıkıyor. Rumlar, self determinasyon hakkı için 1954’te, BM’ye başvurdular. Maksatları da plebisit sonuçlarıyla belliydi yani Enosis’in gerçekleşmesini istiyorlardı. Ancak Ada’da Türkler de vardı. Başvuru reddedildi. Ama Rumlar artık silahlı mücâdele yoluna girdi. Rum gençleri Yunanistan’a götürülerek eğitilmeye başlandı. Böylece soykırıma doğru giden bir yola girdiler.</p>
<p>TMT ilk olarak Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Mustafa Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957’de kurulmuştur. Hepi topu 20 tabancaları vardır. Kıbrıs Türkleri, Yunanistan’da eğitilen Rumlara karşı kendilerini korumaya çalışmaktadırlar.  Artık devreye Türk Silahlı Kuvvetleri girer ve TMT bugünkü bilinen hâline 1 Ağustos 1958’de gelir.</p>
<p>Uyuyan hücreler hâlinde teşkilatlanan TMT, 20-21 Aralık 1963 Kanlı Noel diye bilinen katliama kadar açığa çıkmadı. Aslında yaşananlar soykırımdı. Çünkü insanlar sadece Türk oldukları için katlediliyorlardı.</p>
<p>Enosis’i gerçekleştireceklerini düşünen Rumlar karşılarında silahlı bir direniş görünce çok şaşırdılar. Türklerin 20 tabancayla başlayan destanı, 1963’ten 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtına kadar sürdü. 10 yıl 7 ay ve 29 gün süren çok ama çok zorlu geçen bir sürede yazıldı. Gözler Toroslara dönük, kulakların biri radyoda diğeri dışarıdan gelebilecek yabancı ayak seslerinde ve eller tetikte… Bugün bir çırpıda söyleniveren bir istiklâl destanı…</p>
<p>Kıbrıs Türkleri verdikleri Türklük mücâdelesini çok büyük zorluklara rağmen başardılar. Hür ve bağımsız bir devlet kurdular. Bir Türk devleti olduğu daha tarihe geçti. Türkiye’den başka tanıyan yokmuş, varsın böyle olsun. Bugün olmazsa yarın mutlaka olacaktır. Can güvenliği içinde, gece nöbetleri tutmadan rahat yataklarında uyuyorlar.</p>
<h2><strong>Fikrî terazinin dirhemleri</strong></h2>
<p>O gün silahla verilen istiklâl mücâdelesinde tıpkı bugünkü demokratik şartlarda olduğu gibi İngiliz’le, ABD ile, Yunanistan’la ya da Rumlarla iş birliği yapanlar çıktı. Mesela <em>Moskova yanlısı bazılarının, Sovyetler Birliği destekliyor diye Makarios’u destekledikleri de tarihe kayıtlı.</em> Bunların bazıları suikasta uğradı. Suikastı yapanların İngiliz veya Yunan gizli servisleri mi yoksa Rumlar mı veya kim oldukları anlaşılamadı.</p>
<p>Öncelikle bu adamlar haindirler. Tıpkı İskilipli Atıf gibi. Gerçek böyleyken, bugünden o güne, fikrî gözlüklerle bakarak, TMT suikastçiydi demek insafa sığmaz. Hem de eski bakış açısını bugüne taşımak anlıma gelir ki Türkiye, Kıbrıs ve Türk Milletinin bugünkü meselelerine büyük zarar verir. Mesele solculuk, sağcılık veya bilmem necilik meselesi değildir. Bugün de öyle. Ve savaş şartlarındaki olaylarla bugün aynı şekilde değerlendirilemez.</p>
<p>Kim ki geçmişi bugüne taşıyıp bugünü o ölçülerle tartmak isterse, Türkiye’nin girişte belirtilen bugünkü meselelerine karşı birlikte hareket etmenin önünü kapatmak istiyor demektir. Özürsüz, şuuraltının açığa çıkması da dahil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/">TMT Kıbrıs’ın Kuvayımilliyesidir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/tmt-kibrisin-kuvayimilliyesidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rauf Denktaş fotoğraflarıyla anılıyor</title>
		<link>https://millidusunce.com/rauf-denktas-fotograflariyla-aniliyor/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/rauf-denktas-fotograflariyla-aniliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kâmil Engin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jan 2022 18:30:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=37342</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin toplum lideri, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, vefatının onuncu yıldönümünde İstanbul'da fotoğraf sergisi ile anılıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rauf-denktas-fotograflariyla-aniliyor/">Rauf Denktaş fotoğraflarıyla anılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, merhum Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş&#8217;ı (1924-2012) ölümünün onuncu yılında fotoğraf sergisi ile anıyor.</p>
<p>&#8220;Kadrajın Ötesinde Rauf R. Denktaş: Fotoğrafla Seksen Yıl&#8221; adıyla düzenlenen sergi, 17 Ocak günü iki ayrı mekânda, Taksim Sanat Galerisi ve Mecidiyeköy Metrosunda ziyarete açıldı.</p>
<p>Sergide yer alan fotoğraflar, Lefkoşa&#8217;da bulunan Denktaş Vakfı’nın arşivinden derlendi. Rauf Denktaş&#8217;ın hayatı boyunca çektiği ve Kıbrıs&#8217;ın coğrafyasını, tarihî ve kültürel varlıklarını belgeleyen fotoğraflar, pek çok sergide yer almış, bunun yanında çeşitli kitaplarda, broşür ve takvimlerde kullanılmıştı.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-37361" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/01/189500.jpg" alt="" width="361" height="266" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/01/189500.jpg 361w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2022/01/189500-300x221.jpg 300w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" /></p>
<p>Rauf Denktaş’ın devlet adamı kimliğinin ötesinde sanatsever kişiliğini ve fotoğraf sanatına ilgisini yansıtan &#8220;Kadrajın Ötesinde Rauf R. Denktaş: Fotoğrafla Seksen Yıl&#8221; isimli sergi, 31 Ocak gününe kadar ziyaret edilebilir.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://kultur.istanbul/etkinlik/kadrajin-otesinde-rauf-r-denktas-fotograflarla-80-yil/" target="_blank" rel="noopener">https://kultur.istanbul/etkinlik/kadrajin-otesinde-rauf-r-denktas-fotograflarla-80-yil/</a> (17/01/2022)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/rauf-denktas-fotograflariyla-aniliyor/">Rauf Denktaş fotoğraflarıyla anılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/rauf-denktas-fotograflariyla-aniliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kod adı: Bozkurt</title>
		<link>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şadiye Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2021 14:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap, Sanat ve Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Topel]]></category>
		<category><![CDATA[erenköy]]></category>
		<category><![CDATA[hamitköy]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[rauf denktaş]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[tmt]]></category>
		<category><![CDATA[türk mukavemet teşkilatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=36238&#038;preview=true&#038;preview_id=36238</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Eğer Kenan Çoygun olmasaydı, o direniş, o güç, o otorite olmasaydı; bizim içimizde bile "Artık bu iş bitmiştir, Türkiye gelmiyor. Teslim olalım, gidelim." diyen insanlar çoktu." Raif Rauf Denktaş</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/">Kod adı: Bozkurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-1536x1536 wp-image-36247" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1018x1536.jpg" alt="" width="1018" height="1536" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1018x1536.jpg 1018w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-199x300.jpg 199w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-678x1024.jpg 678w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-768x1159.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-1357x2048.jpg 1357w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/IMG_20211119_222741-scaled.jpg 1696w" sizes="auto, (max-width: 1018px) 100vw, 1018px" /></p>
<p>Kıbrıs dizisinde Erenköy Savunması’na takılıp kaldığım anda kitaplığımdaki <em>Kod Adı Bozkurt</em> adlı kitap geldi birden aklıma. Okunma sırasını bekleyen birçok kitaptan sadece biriydi. Arka kapağı okuyup Kıbrıs ile ilgili olduğunu hafızama atmışım ki adeta kitaplıktan el salladı “Gerçek kahraman burada, gel!” der gibi. Diziyi bırakıp kitabı okumaya başladım. Kıbrıs Davası ile ilgili bilmediğim birçok ayrıntıyı bu kitaptan öğrendim. O yüzden birkaç kelam ile anlatmak istedim.</p>
<h2><strong>Kenan Çoygun’dan Kemal Coşkun’a</strong></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-36240" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun.jpg" alt="" width="702" height="1104" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun.jpg 400w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/kenan-coygun-191x300.jpg 191w" sizes="auto, (max-width: 702px) 100vw, 702px" /></p>
<p>Yıl 1962&#8230;Apar topar Seferberlik Tetkik Kurulu’na çağrılan Yarbay Kenan aklında bin bir soru ve içinde garip duygularla, Komutanın kapısını çalar. Hoşbeş sohbetten sonra Komutan sadede gelir ve Yarbay Kenan’a hayatı boyunca unutamayacağı yılları yaşatacak gizli görevini açıklar. Görev Kıbrıs’tadır.</p>
<p>1958 yılında Kıbrıs’ta Türklere karşı saldırılar artmış, katliamlar başlamıştır. Türkiye duruma tepkili ise de görünürde fiili bir müdahalede bulunmaz. Bu demek değildir ki Türkiye Kıbrıs’ı yalnız bıraktı. Perde arkasında çok gizli faaliyetler yürütülmektedir. Öyle ki devlet’in yetkili isimlerinin bile çoğu faaliyetten haberi yoktur.</p>
<p>Başlangıçta NATO’nun Rus yayılmacılığına karşı Türkiye’de kurulmasını istediği Seferberlik Tetkik Kurulu, Kıbrıs’taki durumun karışmasıyla birlikte burada NATO’dan gizli  görev yapmaya talip olur. Adnan Menderes’in talimatıyla Kıbrıs’ta gizli bir örgüt kurulması konusunda çalışmalara başlanır. Bu kapsamda Yarbay Rıza Vuruşkan, direnişi örgütlemek amacıyla, Ali Conan kimliği ile İş Bankası Müfettişi göreviyle Ada’ya gönderilir. Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük’ün çabaları ile kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın başına geçerek Kıbrıs Türkü’nün örgütlenmesine büyük katkıda bulunur.</p>
<p>27 Mayıs’a kadar hem Kıbrıs’taki mukamevetçilerin Türkiye’de gayri nizami harp konusunda eğitilmesini hem de Türkiye’den adaya silah sevkiyatını başarıyla yürütür. 27 Mayıs’tan sonra Seferberlik Tetkik Kurulunu destekleyen isimlerin tasfiyesi, Kıbrıs mücadelesini sekteye uğratır. Bu süreçte Rıza Vuruşkan Ada’dan çekilir. Bu organizasyon boşluğunda Rum saldırıları hız kesmeden devam etmektedir. İşte Yarbay Kenan’a burada ihtiyaç duyulur.</p>
<p>Yarbay Kenan’ın görevi Türk Mukavemet Teşkilatını kuran Rıza Vuruşkan’ın kaldığı yerden devam etmek, teşkilatın başına geçmektir. Yarbay Kenan, görevi memnuniyetle ve gururla kabul eder. Görev adı Kemal Coşkun, unvanı Bayraktar, kod adı ise “Bozkurt”tur.</p>
<p>Ailesini Ankara’da bırakarak Kıbrıs’a geçen Kenan Bey burada bir müddet ateşelik göreviyle durum tespiti yapar. Kıbrıslı Türkler ve Rumlarla arkadaşlıklar kurarak istihbarat toplamaya başlar. Sonrasında eşi Behice Hanım ve küçük oğlu Gültekin’i de yanına aldırır. Büyük oğlu İskender ve kızı Lale Ankara’da kalmıştır. Tüm aile fertleri için hasret dolu günler başlamıştır. Kenan Çoygun ve ailesi bu hasrete görev aşkı ve vatan sevgisi ile katlanacaktır.</p>
<h2><strong>Arı Kovanları </strong></h2>
<figure id="attachment_36241" aria-describedby="caption-attachment-36241" style="width: 768px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36241 size-medium_large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-768x432.jpg" alt="" width="768" height="432" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-768x432.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-300x169.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-1024x576.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati-1536x864.jpg 1536w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/Turk-Mukavemet-Teskilati.jpg 1920w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption id="caption-attachment-36241" class="wp-caption-text"><a href="https://hukukmirasim.com/kibris-sorunu/turk-mukavemet-teskilati-ve-kibris-icin-onemi/" target="_blank" rel="noopener">Fotoğraf</a></figcaption></figure>
<p>Kitapta Türk Mukavemet Teşkilatı, kısa adı ile TMT’nin yapılanması da ayrıntıları ile veriliyor. TMT artan Rum saldırılarına karşı bir savunma harekâtı olarak kurulmuştur. Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük kurdukları teşkilat ve eldeki silah stoğu ile başarı sağlanamayacağı düşüncesi ile Türkiye’ye, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya başvururlar. Bunun üzerine Rıza Vuruşkan adaya Bayraktar olarak gönderilir.</p>
<p>Teşkilat o kadar gizli bir yapılanmadır ki, üyeleri bile birbirini tanımaz çoğunlukla. Herkesin bu yapılanmada farklı isimleri ve gerekli yerlerde kod adları vardır. Rıza Vuruşkan, Ali Conan ismiyle bilinir. Kenan Çoygun, Kemal Coşkun; Rauf Denktaş “Toros”; Fazıl Küçük ise “Ağrı”&#8230;</p>
<p>Yapılanmanın en alt kademesinde beşer kişilik hücreler bulunur. Hücrelere “oğul”, üyelerine “arı” denir. Hücreler içindeki beş kişi, diğer hücre üyelerini tanımaz. Hücreler arası iletişimi yalnız hücre lideri sağlar. Oğullar petekleri, petekler kovanları oluşturur. Bölge bazındaki teşkilatlanmanın en üstünde Sancaktar yer alır. Sancaktarlar ise Bayraktar’a bağlıdır. Bayraktar’ın kod adı Bozkurt’tur. Bozkurt’u yalnızca üst düzey yöneticiler bilir. Yapılanmada en önemli esas gizliliktir.</p>
<p>Gizlilik sadece kişilerde değildir. Teşkilatın terminolojisi de şifrelidir. Telsiz, çalgı; istihbaratçı, falcı; tabanca, iğnedir mesela. Silahların genel adı ise berekettir. Çok zor şartlarda elde edildiği ve haklı bir dava için kullanıldığı düşünülünce ismin rastgele seçilmediği anlaşılıyor.</p>
<h2><strong>Kanlı Noel</strong></h2>
<p>Takvimler 20 Aralık 1963’ü göstermektedir. Tabip Binbaşı Nihat 6 gündür evine gidememiş, çatışmalardan yaralı gelen askerler ile uğraşmaktadır. O sıralarda, hafızamıza o acı fotoğrafla kazınacak meşum olayın yaşandığından habersizdir. Üç çocuğu ile birlikte eşi, evlerinde vahşice katledilmiştir. Tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen olayın atmosferi de kitapta iyi bir kurguyla anlatılmış.</p>
<p>Kanlı Noel akşamı yapılan tek katliam bu değildir. Rumlar Türkleri adadan çıkarmak amacıyla önlerine çıkanı katletmektedir.</p>
<p>Dünya kamuoyu Kıbrıs’ta yaşanan vahşeti bir noktaya kadar görmezden gelebilmiştir. Fakat olaylar çığırından çıkınca yabancı basın da Ada’daki katliama yer vermeye başlayacaktır. Rauf Denktaş, Kıbrıs davasının büyük neferi, uluslararası arenada diplomasi yoluyla yaşananları dünyaya anlatmak için olanca gücüyle çalışmaktadır. Fakat Ada’da da Türk’ün sesini duyuracak bir araç gerektir. Böylece,<em> “Bayrak, bayrak, bayrak. Burası Kıbrıs Türk Mücahidi”nin sesi. Bu toprakları Yunan çizmeleri altında ezdirmemeye yemin etmiş insanların sesidir.”</em> anonsu ile Bayrak radyosu yayın hayatına başlar. Bu öyle arkasında büyük medya patronlarının ve maddi kaynakların bulunduğu bir radyo değildir. Kıbrıs Türk’ünün evinde, arabasında bulunan aküler ve telefonlarla mücahitlerin çabasıyla yapılmış çok değerli bir yayın organıdır, Kıbrıs Türkü’nün mazlum ama gururlu sesidir.</p>
<h2><strong>Beşparmak Dağları’nda saz çalan bir Bozkurt</strong></h2>
<p>Kenan Çoygun’un bu mücadelede düsturu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ya istiklâl, ya ölüm!” sözüdür. Mücahitlere de bu sözle moral verir. Rauf Denktaş, Kenan Çoygun ve diğer tüm mücahitler ölümü göze almışlardır. Kenan Çoygun bir taraftan  istihbarat çalışmalarını yürütmekte bir taraftan askeriyle birlikte Kıbrıs sokaklarında, Beşparmak Dağları’nda yiğitçe çarpışmaktadır.. Sadece silahlı değildir mücadele, aynı zamanda psikolojik harp de yürütür.</p>
<p>Mücahitlere, karşılaştıkları Rumlara asla kendi durumları hakkında kötü izlenim yaratacak şekilde konuşmamalarını sıkı sıkı tembihler. Şehirlerdeki hoparlörlerden şarkılar, türküler çalınacak; bu yolla Türklere moral verilecek, Rumların ise motivasyonu düşürülecektir. Şehir merkezlerinde bunu yaptıran Kenan Çoygun’un Beşparmak Dağları’nda nöbetteyken yardımcısından bağlamasını istemesi kimilerini şaşırtsa da o tepkilere aldırmaz. Bağlaması geldiğinde bir Dillirga türküsü tutturur. Gece boyu Beşparmak Dağları saz sesiyle ve askerlerin türküleri ile inler.</p>
<p>Kenan Çoygun Kıbrıs’ta geçirdiği yıllar boyunca kod adının hakkını ziyadesiyle vermiştir. Ergenekon Destanı’nda Bozkurt nasıl Türk Milleti’ne öncülük etmişse, Kenan Çoygun da Kıbrıs Türkü’nün kısılıp kaldığı dar boğazdan çıkmasına öncülük etmiştir.</p>
<figure id="attachment_36244" aria-describedby="caption-attachment-36244" style="width: 694px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36244" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3.jpg" alt="" width="694" height="368" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3.jpg 660w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/11/ea87ad9de0f6a47deadf53c1541dcea3-300x159.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 694px) 100vw, 694px" /><figcaption id="caption-attachment-36244" class="wp-caption-text"><a href="https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/kenan-coygun-yarin-tmt-mucahitler-derneginde-aniliyor-h50957.html" target="_blank" rel="noopener">Kenan Çoygun ailesi ile birlikte</a></figcaption></figure>
<p>Kenan Çoygun iyi bir istihbaratçı, iyi bir savaşçıdır. Bunun yanında çok da iyi bir aile babasıdır. Sadece ailesinin değil, emrindeki askerlerin de babasıdır. Bazen de arkadaşı&#8230; Rum kızı için yanıp tutuşan Remzi’ye kız kaçırma işini organize ettiği olaydaki gibi. Mücahitlerin moralleri, sağlıkları ve aileleri ile yakından ilgilenir. Asker kimliği bir yana sanata, dansa, müziğe ilgilidir. Bağlama çalar, zeybek oynar, çarpışmasını da bilir eğlenmesini de&#8230;</p>
<p>Cüneyt Öztürk tarafından yazılan ve İlgi Kültür Sanat Yayınları tarafından Kasım 2013’te basılan kitapta Kıbrıs’ın 1962-1970 yılları arasındaki mücadele dolu yılları sağlam bir kurgu ile işlenmiş. Yukarıda anlattıklarımızın dışında Rauf Denktaş’ın hukuk ve diplomasi mücadelesi, Kanlı Noel, Erenköy direnişi, Cengiz Topel’in şehit edilişi gibi birçok konu tarih sıralaması içinde anlatılmış ve o dönemin atmosferi başarılı bir şekilde yansıtılmış. Kitabı bitirdiğimde uzun süre o atmosferden çıkamadım, çıkmak da istemedim. Kıbrıs davasını anlamak için roman tadında faydalı bu belgeseli eskilerin deyimi ile tavsiye edeyim: Okuyunuz, okutunuz efendim.</p>
<p>Keyifli okumalar dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/">Kod adı: Bozkurt</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kod-adi-bozkurt/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
