<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Veli Taş, Milli Düşünce Merkezi sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/author/velitas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/author/velitas/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Apr 2021 11:36:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>Yok kanun&#8230; Çok kanun</title>
		<link>https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veli Taş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2021 11:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=31501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanuni’den sonra medreselerde başlayan bozulma bütün topluma sirayet etmiş. Aklî bilimlerin ve felsefenin dışlanması, eğitimin sadece nakli bilgilere -dini bilgiler- alanına kaymasına yol açmış, 17 ve 18 yüzyıllarda padişahlar, yönetim ve ulema yetersiz kalıyor.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/">Yok kanun&#8230; Çok kanun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyok-kanun-cok-kanun%2F&amp;linkname=Yok%20kanun%E2%80%A6%20%C3%87ok%20kanun" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyok-kanun-cok-kanun%2F&amp;linkname=Yok%20kanun%E2%80%A6%20%C3%87ok%20kanun" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyok-kanun-cok-kanun%2F&amp;linkname=Yok%20kanun%E2%80%A6%20%C3%87ok%20kanun" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyok-kanun-cok-kanun%2F&amp;linkname=Yok%20kanun%E2%80%A6%20%C3%87ok%20kanun" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fyok-kanun-cok-kanun%2F&#038;title=Yok%20kanun%E2%80%A6%20%C3%87ok%20kanun" data-a2a-url="https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/" data-a2a-title="Yok kanun… Çok kanun"></a></p><div id="attachment_31502" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-31502" class="wp-image-31502 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Yok-kanun...-Cok-kanun.jpg" alt="" width="1024" height="682" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Yok-kanun...-Cok-kanun.jpg 1024w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Yok-kanun...-Cok-kanun-300x200.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/04/Yok-kanun...-Cok-kanun-768x512.jpg 768w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-31502" class="wp-caption-text">View of The Suleymaniye Mosque Complex and Yeni Cami Mosque in foggy day in Istanbul.</p></div>
<p>‘’Ulusların yazgısını kimler tayin ediyor? Topluma yön veren kendi iç güçleri mi yoksa, dış dinamikler mi ulusların geleceğini belirliyor? ‘’</p>
<p>Bu soru Latif Mutlu’nun ‘’Türkiye Nereye Gidiyor’’ başlıklı makalesinin<a href="#_edn1" name="_ednref1">*</a> giriş cümlesi. Sonraki paragrafta da soruyu genişletiyor: tarihteki büyük dönüşümler kimlerden çıkıp oluşuyor, tek adamlardan ya da kahramanlardan mı yoksa toplumların ortak çabasından mı?</p>
<p>Bu sorunun madalyonun iki yüzü olduğunu belirten yazar, kahramanların toplumu canlandırıp yönlendirebilmesi için toplumun da hazır olması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Nitekim Osmanlının uzun duraklama ve çöküş dönemlerinde, toplumun hazır olmadığı için birkaç yöneticinin giriştiği reform hareketleri sonuçsuz kalmış.</p>
<p>Kanuni’den sonra medreselerde başlayan bozulma bütün topluma sirayet etmiş. Aklî bilimlerin ve felsefenin dışlanması, eğitimin sadece nakli bilgilere -dini bilgiler- alanına kaymasına yol açmış, 17 ve 18 yüzyıllarda padişahlar, yönetim ve ulema yetersiz kalıyor. Çağdaş gelişmelerden koptuğu için teokrasinin çağdışı kaldığını da anlayamamış, ilmî gelişmeleri takip edememiş ve zaman içinde fakirleşerek, kâfir dediği ülkelerden borç dilenir hale gelmiştir.</p>
<p>Latif Mutlu, Fatih kanunnamesinden sonraki hukuk düzenlemesinin Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapıldığını, ondan sonra 300 yıl boyunca hemen hiç yasa çıkarılmadığını -hukuki düzenleme yapılmadığını- belirtiyor. Bu tespit, rahmetli Mehmet Genç’in dönemin mahkeme kayıtlarına dayanarak söylediği ‘’kadimden beri olagelene aykırı iş yapılmaya…’’ tespitinin aynısı gibidir. Aynı zamanda, o dönemlerde layiha yazan Defterdar Sarı Mehmet Paşa gibi devlet adamlarının, bozulmayı ve çürümeyi anlattıktan sonra çözüm olarak neden hep kanuni dönemine dönmeyi önerebildiklerini de anlatıyor.</p>
<p>(Bu ‘’o döneme dönme’’ özleminin, çağdaş Müslümanımızdaki, “Asr-ı saadete dönersek her şey düzelir’’ anlayışının zihin arkasına etkisi var mıdır acaba?)</p>
<p>Hukuk ilmi ile uğraşanlar, ne kadar mükemmel olursa olsun hiçbir kanunun hayatın yaratıcılığını uzun süre kapsayamayacağını söylerler. Yani, hayatın yaratıcılığı ve değişim kanunları da eskitir ve yeni hayata göre hukuki düzenlemelerini zaruri kılar. Aksi, hayatı dondurmayı denemektir ki bu da çürümeyi getirir.</p>
<p>‘’Kanuni’den sonra kanun yapma alışkanlığımızı kaybettiğimiz için, yasalarımızı Tanzimat döneminde Fransa’dan almak zorunda kaldığımızı’’ söyleyen Eğitimci Latif Mutlu, bunun da borç istenilen Fransa’nın 1857’de verdiği bir nota ile mecburi hale geldiğini belirtiyor. Amacı ülkemizdeki yabancıların ve gayrimüslimlerin haklarını korumak olan Fransa, notasında, modern okullar açılması ve müşterek bir üniversite kurulmasını, Hıristiyanların da devlet hizmetine alınması, yabancılara Türkiye’de emlak alma hakkı verilmesi, vakıfların ve vergilerin düzenlenmesi, iç gümrüklerin kaldırılması, büyük şehirlerde belediye teşkilatı kurulması, bütçe usulünün uygulanmasını… istiyordu.</p>
<p>Notada belirtilen isteklerin zaman içerisinde uygulanmış olması bir yana, borç verenin düzenleme istekleri de hiç bitmemektedir.</p>
<p>Yazar, Osmanlı’da eğitim konusundaki eksiklikleri ana başlıklar halinde tespit eden Fransa Eğitim Bakanı Viktor Duruy’un, emekli olduktan sonra on yıl kalmak üzere İstanbul’a geldiğini söyler.</p>
<p>Duruy’un,</p>
<ul>
<li>Eğitim bakanlığının kurulması ve eğitim temel kanununun çıkarılmasında çalıştığını,</li>
<li>Açılan modern okulların aydın bir kadronun yetişmesine önayak olduğunu,</li>
<li>Yüzyıl boyunca yaşanılan yenilgiler ve faciaların toplumda yarattığı travma ile de toplumun değişime açık ve hazır hale geldiğini,</li>
<li>Modern okullarda yetişen bu aydın kuşağın imparatorluğun çöküşünü önleyemese bile Cumhuriyeti kurduğunu,</li>
</ul>
<p>Ayrıca belirtmektedir.</p>
<p>Viktor Duruy’un yapılması gerekenlere ilişkin tespitleri kısaca şöyle:</p>
<ul>
<li>İlkokullar için öğretmen yetiştirilerek ilköğretimin geliştirilmesi,</li>
<li>Bazı illerde ortaöğretim kurumları açılıp bu okullara Hristiyan tebaanın da alınması,</li>
<li>Muhtelif mesleklere hazırlayacak kurumların açılması,</li>
<li>Hâlen mevcut askeri okullara Hristiyan tebaanın da alınarak subay yetiştirilmesi,</li>
<li>Müslüman ve Hristiyan tebaanın birlikte devam edeceği bir üniversite kurularak halen mevcut tıp eğitimi yanında fen tarih hukuk gibi ilimlerin verilmesi,</li>
<li>Genel kütüphane kurulması…</li>
</ul>
<p>Burada, Mustafa Fazıl Paşanın Sultan Abdülaziz’e yazdığı 18 sayfalık mektubundaki tesbit ve önerileri ile Viktor Duruy’un tesbitlerinin örtüşmesi ayrıca dikkate değer bir husustur. Tanzimat döneminin önemli bir aydını olan Mustafa Fazıl Paşa mektubunda, ülkedeki okur yazar oranının ve eğitim kalitesinin düşüklüğünden yakınır. Paşa’nın söz konusu mektubu ayrı bir yazı konusu olabilecek değerdedir.</p>
<p>Uzun asırlar boyunca bir hukuki düzenleme yap(a)mayan ecdadımızın aksine, şimdi torba kanunlarla torba torba kanun çıkarma durağını bile geçip, tek imza ile kanun çıkarma noktasına geldik. 1980’li yıllarda mevzuatın ayıklanıp sadeleştirilmesi için rahmetli bakan Adnan Kahveci DPT bünyesinde komisyonlar oluşturmuş ancak bir sonuca ulaşılamamıştı. Şimdi Allah muhafaza…</p>
<p>Dilerim şimdi de çok kanunda boğulmayız.</p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">*</a> Latif Mutlu, Bilgi Üniversitesi kurucusu-vakıf başkanı. Yazısı Erol Mütercimler-Akıl Oyunu kitabında yayınlanmış.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/">Yok kanun&#8230; Çok kanun</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/yok-kanun-cok-kanun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesele sadece Ayçiçek yağı değil, hâlâ anlamadık mı?</title>
		<link>https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veli Taş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2021 21:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=29691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gelinen noktada açlık pandemisi yanında gıda milliyetçiliği kavramı da dillendirilmekte. Bunun anlamı tarım imkânlarınıza sahip çıkıp üretemiyorsanız, paranız olsa bile gıdaya ulaşmanın zor olacağıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/">Mesele sadece Ayçiçek yağı değil, hâlâ anlamadık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi%2F&amp;linkname=Mesele%20sadece%20Ay%C3%A7i%C3%A7ek%20ya%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20h%C3%A2l%C3%A2%20anlamad%C4%B1k%20m%C4%B1%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi%2F&amp;linkname=Mesele%20sadece%20Ay%C3%A7i%C3%A7ek%20ya%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20h%C3%A2l%C3%A2%20anlamad%C4%B1k%20m%C4%B1%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi%2F&amp;linkname=Mesele%20sadece%20Ay%C3%A7i%C3%A7ek%20ya%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20h%C3%A2l%C3%A2%20anlamad%C4%B1k%20m%C4%B1%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi%2F&amp;linkname=Mesele%20sadece%20Ay%C3%A7i%C3%A7ek%20ya%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20h%C3%A2l%C3%A2%20anlamad%C4%B1k%20m%C4%B1%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi%2F&#038;title=Mesele%20sadece%20Ay%C3%A7i%C3%A7ek%20ya%C4%9F%C4%B1%20de%C4%9Fil%2C%20h%C3%A2l%C3%A2%20anlamad%C4%B1k%20m%C4%B1%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/" data-a2a-title="Mesele sadece Ayçiçek yağı değil, hâlâ anlamadık mı?"></a></p><p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-29694 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Mesele-sadece-Aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi.jpg" alt="" width="1000" height="541" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Mesele-sadece-Aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi.jpg 1000w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Mesele-sadece-Aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi-300x162.jpg 300w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2021/02/Mesele-sadece-Aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi-768x415.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Çalışmaya başladığımda ilk işyerim büyük bir bankanın mali analiz sevisi idi. Bankaya gelen kredi taleplerinin mali yönünü hem talep eden hem de sektör açısında analiz ederek, verilecek kredinin geri dönüp dönemeyeceğini tahmin edip raporlayarak, kredi verilip verilmemesi kararına yardımcı olmaya çalışıyorduk.</p>
<p>Dönem ülkemize ambargo uygulandığı, döviz girişlerinin azaldığı, zamanın Başbakanının yetmiş cente muhtaç olduğumuzu belirttiği dönemdi. Bu durumda kredi talepleri de azdı.</p>
<p>Gelen taleplerden biri de yağ fabrikası kurmak isteyen bir sanayicinin kredi talebiydi. İdare, dosyayı üstadımla birlikte bakmamız için bize göndermişti. İş bölümü yapan kıdemli, kendisinin şirketin mali durumunu incelerken benim de sektörün durumuna bakmamı istemişti.</p>
<p>Piyasada çok canlı bir talep görünüyordu, herkes yağ bulup alabilmek için bakkalların önünde kuyruk bekliyordu. Dosyasında devlet teşvik belgesi vardı ve her şey uygun gibiydi.</p>
<p>Odalar Birliğinde bir hanımefendinin sektör konusunda uzman olduğunu öğrendim ve ziyaretine gittim. Bana bir saatten fazla zaman ayıran hanımefendi sektörün bütün fotoğrafını önüme koymuştu. Görünen, dışardaki canlı talebe ve yağ kıtlığına rağmen, kurulu kapasitenin yüzde 30 ile çalıştığıydı. Sektörün niye bu kadar düşük kapasite ile çalıştığı, buna rağmen devletin neden hala kapasite ilavesini teşvik ettiğini anlamaya çalışırken, uzman gülmüş ve izah etmişti:</p>
<p><em>&#8221;Bizim ekonomi bürokrasimiz genelde ABD&#8217;de talim ettirildiği için buradaki işleyişin de oradaki gibi olacağını varsayar. Eğer kapasite ilavesi olursa veya yeni bir fabrika yapılırsa, fabrikayı yapan sanayici etraftaki çiftçiyi teşvik edecek, kredilendirecek, teknik bilgi ve alet temin edecektir.  Bu şekilde ekim alanı artacak, dışsal ekonomi yaratılacak, sektör ve ülke ekonomisi genişleyecektir&#8230; Oysa bizde öyle olmaz, teşvik alan, krediyi bulan sanayici fabrikayı yapar, yağı ham yağ olarak ithal eder ve burada ambalajlayıp satar. Bir döviz sıkıntısı olduğunda da fabrikasını kapatır, anahtarını cebine koyar&#8221;</em> diye de ilave etmişti.</p>
<p>O zaman öğrenmiştim ki, yeterli ayçiçeği üretemiyorduk ve ham yağ ithal edecek paramız da yoktu. Dolayısıyla yağ hem yeteri kadar piyasaya arz edilemiyordu hem de olan pahalıydı ve karaborsa vardı.</p>
<h2><strong>Değişmeyenler ölülerle aptallardı hani?</strong></h2>
<p>Kırk yıldan önceki bu yaşadıklarımı usta gazeteci Yılmaz ÖZDİL&#8217;in 31.01.2021 günlü köşe yazısını okurken hatırladım.</p>
<p>Özdil, tarım yazarı Ali Ekber YILDIRIM&#8217;dan aldığı bilgileri aktarıyor ve son günlerde fahiş artış gösteren ayçiçeği yağı fiyatlarının artış nedenini irdeliyordu.</p>
<p>Verilen bilgiler şöyleydi:</p>
<ul>
<li>Dünyada en çok ham yağ ithal eden ülkeydik. Dünya ithalatının yüzde 37 sini biz yapıyorduk. Bu 28 Avrupa ülkesinin ithalinin neredeyse iki katıydı.</li>
<li>İhracatçı ülkeler virüs salgını sebebiyle kendi gıda güvenliklerini sağlama almak için ihracatlarını sınırladılar. Satanlar da fırsattan istifade fiyatı ikiye katlamışlardı&#8230;</li>
</ul>
<p>Kırk yıl sonra da Türkiye kendi ihtiyacı olan ayçiçeğini üretir hale gelememiş ve sektörde değişen bir şey olmamıştı.</p>
<p>BBC Türkçe&#8217;de Özge ÖZDEMİR imzalı 29.01.2021 tarihli haberde ise,</p>
<ul>
<li>Ayçiçeği üreticilerine göre Türkiye ihtiyacının ancak %25-35 i kadarının üretilebildiği,</li>
<li>2020 yılında ayçiçeğinin de içinde bulunduğu yağlı tohumlara 3,5 milyar dolar ödendiğini,</li>
<li>Bunun 2021 yılı için bütçede öngörülen bütün tarım desteklerine nerede ise eşit olduğu, yani 2021 yılı için kendi çiftçimize öngördüğümüz bir miktarı sadece yağlı tohumlar için ihracatçı ülkelerin çiftçisine aktarmış olduğumuzu</li>
</ul>
<p>Aktarılıyordu.</p>
<h2><strong>Tehdit bir değil, çeşit çeşit… </strong></h2>
<p>Yeniçağ Gazetesi yazarı Aslan BULUT, 19 Ocak 2021 tarihli &#8221;BİL GATES, TARIM ARAZİLERİNİ TOPLUYOR&#8221; başlıklı yazısında: BM Dünya Gıda Programı Başkanının <em>&#8221;sorunu gideremezsek 3 aylık süreçte her gün 300 bin kişi açlıktan ölecek. Açlık pandemisinin sonuçları virüs pandemisinden çok daha büyük olacak&#8221;</em> dediğini aktardı.</p>
<p>Aslan Bulut Türkiye açlık pandemisine hazır mı, diye sorduktan sonra İngiltere ile yapılan serbest ticaret anlaşmasını irdelemiş. Türkiye&#8217;nin tarım arazileri konusunda İngiltere’ye taviz verdiğini düşündüğünü belirtmekte.2021 Yatırım Programında, tarım yatırımlarına ayrılan payın % 8,7 olduğunu da belirten yazar, yatırımların yabancılardan beklendiğini iddia ediyor.</p>
<p>Gelinen noktada açlık pandemisi yanında <em>gıda milliyetçiliği</em> kavramı da dillendirilmekte. Bunun anlamı <em>tarım imkânlarınıza sahip çıkıp üretemiyorsanız, paranız olsa bile gıdaya ulaşmanın zor olacağı</em>dır. Çünkü konu sadece ayçiçeği için değil bütün tarım ürünleri için geçerlidir.</p>
<h2><strong>Türk idare sistemindeki başkalaşım</strong></h2>
<p>2005 Yılından bu yana tarımda atılan yanlış adımlar ve mevzuat değişiklikleri ile köy ve mera kanunları kadük edilmiş, 2012 Yılındaki Büyükşehir Yasası ile de Türkiye’deki köylerin yarısı köy statüsünden çıkarılmış, mahalle haline getirilmiş, köy arazi ve meraları yapılaşmaya ve maden şirketlerinin talanına açılmıştır.</p>
<p>Tarım yazarı Ali Ekber YILDIRIM, Dünya gazetesindeki 12 Ocak 2021 tarihli yazısında, mevzuata yapılan (Ekim 2020) ekleme ile büyükşehirlere bağlı mahalle yapılan eski köylerin, müracaat ederler ve büyükşehirlerce kabul edilirse &#8221;kırsal mahalle&#8221; statüsüne geçirileceğini (eski köy statüsü avantajlarının bir kısmının iade edileceği) haber vermektir.  Ama ortada küçük(!) bir sorun var; Köy tüzel kişiliklerinin ellerinden alınan varlık ve meraların, yapılaşmaya ve yabancı şirketlerin maden talanına açılan tarım arazileri nasıl geri döndürülecektir? Sorusuna cevap alınamamaktadır…</p>
<p>Bütün bunlara, yerli üreticiyi perişan edecek şekilde çalıştırılan gümrük vergi indirimleri de eklenirse, tarım konusunda yıllardır Bİ-NA okuduğumuz ortadadır.</p>
<p>Ancak, hedeflenen sadece rant mıdır? Yoksa toplum açlık ile hürriyeti ve egemenliği arasında seçim yapmaya zorlanacağı bir yere doğru mu savrulmaktadır?</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/">Mesele sadece Ayçiçek yağı değil, hâlâ anlamadık mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/mesele-sadece-aycicek-yagi-degil-hala-anlamadik-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetin sıvış yılları(mı)?</title>
		<link>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veli Taş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2020 13:03:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=28472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gene yüksek vergiler, köylü nüfusun şehirlere yığılması ve tarımın terk edilmesi, harcamalarda savurganlık, borçlanmalar…Toplum hayatımızı esir almış durumdadır. Bu durumun yaratacağı sonuçları görme açısından kendi tarihimizden alacağımız çok ders var görünmektedir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/">Cumhuriyetin sıvış yılları(mı)?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-sivis-yillarimi%2F&amp;linkname=Cumhuriyetin%20s%C4%B1v%C4%B1%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1%28m%C4%B1%29%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-sivis-yillarimi%2F&amp;linkname=Cumhuriyetin%20s%C4%B1v%C4%B1%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1%28m%C4%B1%29%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-sivis-yillarimi%2F&amp;linkname=Cumhuriyetin%20s%C4%B1v%C4%B1%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1%28m%C4%B1%29%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-sivis-yillarimi%2F&amp;linkname=Cumhuriyetin%20s%C4%B1v%C4%B1%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1%28m%C4%B1%29%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fcumhuriyetin-sivis-yillarimi%2F&#038;title=Cumhuriyetin%20s%C4%B1v%C4%B1%C5%9F%20y%C4%B1llar%C4%B1%28m%C4%B1%29%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/" data-a2a-title="Cumhuriyetin sıvış yılları(mı)?"></a></p><p><img decoding="async" class="size-full wp-image-27190 aligncenter" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Zaman-Algisi-Insanlarda-Nasil-Degisiyor.jpg" alt="" width="768" height="496" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Zaman-Algisi-Insanlarda-Nasil-Degisiyor.jpg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/11/Zaman-Algisi-Insanlarda-Nasil-Degisiyor-300x194.jpg 300w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" />Karikatür sanatı birkaç çizgi, birkaç cümle ile hatta çoğunlukla sözsüz kitaplar dolusu anlatım yapan muhteşem bir sanat dalıdır. Bir karikatür gördüğüm yerde mutlaka ilgilenir yorumlamaya çalışırım.</p>
<p>Birkaç ay önce gördüğüm karikatür de bana daha önce okuyup bir yere koyduğum bir makaleyi hatırlattı. Karikatürde, dedesi ile matematik dersi çalışan küçük bir çocuk yaptığı işlemi anlatmaktadır: 2020&#8217;den 1923&#8217;ü çıkardım. 97 kaldı, cumhuriyetin yaşını buldum dede. Dede; tamam şimdi de ondan 18&#8217;i çıkar.</p>
<p>Sanatçı yaşadığımız son 18 seneyi cumhuriyetten sayma diyordu ki, bana Osmanlı döneminin sıvış yıllarına ilişkin makaleyi hatırlatan da bu idi.</p>
<p>Teknoloji sağolsun, bilgisayar Doç. Dr. Halil Sahillioğlu&#8217;nun ‘’<em>Sıvış Yılı Buhranları</em>’’ makalesini buldu. Makalenin incelediği konu, Osmanlı döneminde kullanılan takvim ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sorun ve buhranlardı.</p>
<p>Konu kısaca şu şekilde özetlenebilir: Osmanlı Devletinde de önceki müslüman devletlerinde olduğu gibi, ağırlıklı olarak ay yılını esas alan Hicrî takvim kullanılmakta idi. Devlet masrafları-ödemeleri bu takvime göre yapılmaktadır. Mesela 1400&#8217;lü yıllardan başlayarak Devletin en önemli ödemesi-masrafı hâline gelen yeniçeri ulufeleri-mevacip-üçer aylık dönemler itibarıyla dört defa ödenmekte idi. Sorun şurada idi ki, ay takvimi 354 gün çekmektedir ve güneş yılına göre 11 gün kısadır. Yani ödemeleri her sene 11 gün önceden yapmak gerekmektedir. Bu 11 günlük fark, 33 senede 1 seneye varmaktadır.</p>
<p>Oysa ekonomi tarıma bağlıdır ve ürünlerin hasadı vergilerin toplanması döngüsü güneş yılına göre cereyan etmektedir. Ürünleri her sene 11 gün önceden hasat mümkün olmadığı gibi, ekonominin diğer sektörlerinde de mevsimin müsait olması-nakliyecilikte, madencilikte, gümrük gelirlerinde vb. gerekmektedir.</p>
<p>Bu, giderlerin ay yılına göre yapılırken, gelirlerin güneş yılına göre toplanması gibi bir sonuç doğurmaktadır. Sonuçta, güneş yılına göre ay yılı hesabıyla her yıl ödenen 11 günlük fazlalık birikimli olarak 33 yılda, bir gelir yılı bütçesine karşılık iki gider yılı bütçesi yapmak gibi bir durumla karşılaşılmakta ya da 33. ay yılı gelirsiz kalmaktadır.</p>
<p>Maliye ile ilgilenenlerin, bu durumu uyumlaştırmak için aldıkları ilk tedbir, o ay yılını tashih etmek, daha doğrusu yaşanmamış bir yıl olarak atlamaktır.</p>
<p>İşte atlanılan bu yıl sıvış yılı olarak adlandırılmıştır.</p>
<p>Makale yazarı H.Sahillioğlu, konunun bidayetten beri bilindiği ve tashihlerin yapılageldiğini, 76. sayfa dipnotunda da, Abbasi döneminde, Hicrî 208 (miladi 823), Hicrî 241 (m.855), Hicrî 247 (m.887) yıllarının sıvış yılı olarak tashih edildiğini, yani atlandığını belirtmektedir.</p>
<p>Osmanlı dönemine ilişkin olarak da, Hicrî sıvış yılı 852 (miladi 1448)yılından, Hicrî 1121 (miladi 1710) yılına kadar olan dönemdeki sıvış yılları listelenmiş ve bu yıllarda –veya yakın dönemlerinde- oluşan buhranlar incelenmiştir.</p>
<p>Zaten makalenin ana tezi, takvim uyumsuzluğu nedeniyle ortaya çıkan gelir gider farkının, daha doğrusu gelirsiz kalan sıvış yıllarının mali buhranlara neden olduğu, bunun yeniçeri isyanlarından başlamak üzere iktisadi ve içtimai alanlara sirayet ederek derinleştiğidir. Buçuktepe isyanından başlamak üzere ortaya çıkan buhranlarda, özellikle geciken-ödenemeyen mevaciplerin tetikleyici rol oynadığını belirtmektedir. (Daha önceki devirlerde sükut etmiş müslüman devletlerde de sıvış yılları etkisinin muhakkak olduğunu, o devletlerin sükut sebeblerinin bu açıdan da incelenebileciğini ayrıca not etmektedir.)</p>
<p>Eğer daha önceden tedbir alınmamışsa-hazine de gelir fazlası yaratarak hazırlıklı olmak, 7-8 yılda bir 4 ödeme yerine 5 ödeme yaparak gün birikmesinden doğacak farkı izale etmek vb. idarenin yapacağı, yaptığı uygulamalar şöyledir:</p>
<p>Vergilere zam yapmak,</p>
<p>Yeni vergiler koymak,</p>
<p>Borçlanmaya gitmek,</p>
<p>Parayı tağşiş etmek,</p>
<p>Piyasadaki parayı toplayıp yeniden darp etmek (Genellikle padişah değişiminde piyasadaki para toplanıp yeniden basılıyor olmakla birlikte sıkıntı olduğunda da bu işleme başvurulmaktadır. II. Mehmet döneminde hem devalüasyon yapıldığı gibi 4 kere de yeniden basım yapılmıştır. Bu işlem sırasında para saklayan olmasın diye arayıcılar çıkarılmaktadır. Yeniden basımda %15 masraf alınmaktadır.)</p>
<p>Bunların dışında yapılan mukataa satışlarına zam yapmak(tefavüt uygulaması)gibi bir munzam gelir uygulaması da vardır ancak, yıl tashihi gibi amaca ulaşmaktan uzak tedbirlerdir.</p>
<p>Yazar, söylenen bu uygulamaları sıvış yılları itibarıyla izlemekte ve ortaya çıkardığı buhranlar konusunda önemli örnekler vermektedir. Mevaciplerini almak hususunda huzursuz olan yeniçeri, Selim ayaklanmasını desteklemiş ve II. Beyazit tahttan feragat etmiştir. Sultan Selim Mısır seferine çıkarken ikrazata gitmiş, Mısırın fethi mali olarak rahatlık sağlamış ancak mali buhran Mısırda şiddetlenmiştir. Bütçe açıklarının çoğalması üzerine sadarete getirilen Rüstem Paşanın çok fazla vergi toplaması sonucu çiftçi yığınları şehirlere akın etmeye ya da eşkıyalığa başlamıştır.</p>
<p>Bu vesair şekillerde sıvış yılları ödemelerinin yarattığı mali buhranlar ve bunun iktisadi ve içtimai alana yansıması bütün dönemler itibarıyla sürmüştür ve yazar bunları sıvış yılları perspektifinden değerlendirmektedir.</p>
<p>Hicrî takvim uygulaması, Tanzimattan sonra rumi takvim uygulanmış olmakla birlikte Cumhuriyete kadar sürmüştür. Cumhuriyet Devrimleri kapsamında 1 Ocak 1926&#8217;dan itibaren miladi takvime geçilmiş ve bu suretle bütçe gelir-gider yılı eşit hâle getirilmiştir ki bunun zarureti açıktır.</p>
<p>Yukarıda belirtilen uygulamalar ne yazıkki bu gün de yabancısı olmadığımız uygulamardır. Gene yüksek vergiler, köylü nüfusun şehirlere yığılması ve tarımın terk edilmesi, harcamalarda savurganlık, borçlanmalar…Toplum hayatımızı esir almış durumdadır. Bu durumun yaratacağı sonuçları görme açısından kendi tarihimizden alacağımız çok ders var görünmektedir</p>
<p>Cumhuriyeti reklam arası sayan zihniyetin aksine, Cumhuriyetin tashih edilmesi zaruri hâle gelmiş sıvış yılları içinde yaşıyor gibiyiz.</p>
<p>Tez zamanda olması umudunu taşıyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/">Cumhuriyetin sıvış yılları(mı)?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/cumhuriyetin-sivis-yillarimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclis… İlla ki Meclis</title>
		<link>https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Veli Taş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2020 19:01:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=21713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarih, yöneticiler ve devlet adamları için bir repertuvar ise (Prof. Dr. Kemal Üçüncü), geçmişinde böyle bir fevkalade meclis inşası olan bir toplumun Meclis Başkanı’nın, dünya yangın yeri olmuşken “meclisin gündeminde acil bir şey yok” deme lüksü yoktur.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/">Meclis… İlla ki Meclis</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmeclis-illa-ki-meclis%2F&amp;linkname=Meclis%E2%80%A6%20%C4%B0lla%20ki%20Meclis" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmeclis-illa-ki-meclis%2F&amp;linkname=Meclis%E2%80%A6%20%C4%B0lla%20ki%20Meclis" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmeclis-illa-ki-meclis%2F&amp;linkname=Meclis%E2%80%A6%20%C4%B0lla%20ki%20Meclis" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmeclis-illa-ki-meclis%2F&amp;linkname=Meclis%E2%80%A6%20%C4%B0lla%20ki%20Meclis" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmeclis-illa-ki-meclis%2F&#038;title=Meclis%E2%80%A6%20%C4%B0lla%20ki%20Meclis" data-a2a-url="https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/" data-a2a-title="Meclis… İlla ki Meclis"></a></p><p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-21714 size-full" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/MECLİS…-İLLA-Kİ-MECLİS.jpg" alt="" width="642" height="355" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/MECLİS…-İLLA-Kİ-MECLİS.jpg 642w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2020/05/MECLİS…-İLLA-Kİ-MECLİS-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></p>
<p>Ay aya…</p>
<p>Yıl yıla….</p>
<p>Yüzyıl yüzyıla mı benziyor?</p>
<p>Yoksa bana mı öyle geliyor? Zihnim tehlikeli, yanılsamalı hatırlamalarla beni yanıltacak benzetmeler mi yapıyor?</p>
<p>Söylenirken önünde 20 olan yüzyılın ilk 20 yılı, geçen yüzyılın söylerken önünde 19 olan yüzyılın ilk 20 yılı gibi felaketlerle dolu görünüyor.</p>
<p>Sanki bazı insanlar ve bazı sorular ile cevaplar da benziyor:</p>
<p>Bir virüs salgını nedeniyle bütün insanlar eve kapanmış, kilit altında iken tedbirlerin gevşetilmesi babında AVM’lerin açılması, buna karşılık TBMM’nin kapalı olmasının nedenini soran gazeteciye, Meclis Başkanı kızgınlıkla, “<em>gündemimizde acil bir şey yok ki, niye toplanalım”</em> diyor.</p>
<p>Bu cevabın yüz yıl önceki soru şeklini hatırlıyorum birden: yıl geçen yüzyılın 20’si, ay Nisan. Bütün memleket sevdalılarının boynunda idam fermanı ile canhıraş bir şekilde bozkırın ortasında bir MECLİS toplamak için çalıştığı dönem. Böylesine sıkıntılı ve karanlık dönemde, hep yakınında bulunan Yunus Nadi Bey <em>ne gerek var şimdi Meclis’e</em> anlamına da gelebilecek şekilde sormuştu:</p>
<p>“Her kerameti meclisten beklemek niyetinde miyiz?”</p>
<p>Aldığı cevap açık,açıklayıcı ve nettir:</p>
<p>“<em>Ben her kerameti meclisten bekleyenlerdenim. Bir devreye yetiştik ki onda her iş meşru olmalıdır. Millet işleri de ancak millî kararlara istinat etmekle, milletin hissiyat-ı umumiyesine tercüman olmakla hâsıldır. Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım. O, esaret ve zillet kabul etmez. Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine ‘Ey millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin’ diye sormak lazımdır. Ben milletin vereceği cevabı biliyorum… Bizim bildiğimiz hakikatler milletçe de malum olunca,onun kararlar bahsinde de bizim gibi düşüneceği neden kabul edilmemelidir? Ben, bilakis milletin bu hususta daha salim, daha kati kararlar vereceğine kaniim.” </em>(İsmet Giritli, Atatürk ve Halkçılık/185)</p>
<p>Ve yüz yıl sonra, hocaların hocası namı verilen bir ilahiyat profesörü, onun <em>milletin işleri millî kararlara istinat etmelidir</em> diye kurduğu bu meclisi işaret ederek: “Kur’an-ı Kerim’deki <em>“onların işleri şura iledir-onlar işleri ni şura ile görürler” </em>hükmünün, bin yılda ilk defa ve kısa süreliğine Türkiye’de hayata geçtiğini işaret etmiştir.</p>
<p>Hoca, telif ettiği eserini beş kelimelik bir hüküm cümlesi ile noktalar:</p>
<p><em>“Tek kişi yönetimi kabile yönetimidir.” </em>(Hüseyin Atay / Ben)</p>
<p>Demek ki, bir meclis inşa etmek, kabile düzeninden çıkmak, millî düzene yükselmek, meclis üzerinden millete bir güven inşa etmektir.</p>
<p>Tarih, yöneticiler ve devlet adamları için bir repertuvar ise (Prof. Dr. Kemal Üçüncü), geçmişinde böyle bir fevkalade meclis inşası olan bir toplumun Meclis Başkanı’nın, dünya yangın yeri olmuşken <em>“meclisin gündeminde acil bir şey yok”</em> deme lüksü yoktur.</p>
<p>Kasıp kavuran bu yangına müdahaleye başlama noktası yüz yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği o güven inşası noktasıdır.</p>
<p>O nedenle, yetkilerinden soyulmuş ve varlığı, var sanılsın diye kuru bir söğüt gibi yerinde bırakılmış meclisin, acilen yetkilerine sahip çıkması ve kabile düzenini aşması gerek ve şarttır.</p>
<p>Toplumun ana dayanağı olması gereken Meclis, kampanya açan bir belediyenin ismini bile vermeyen insanlardan 24 saatte 7.5 milyon TL toplayabilmesinde görünür hale gelen toplumdaki “güven açlığı”nı görmeli, değerlendirmeli ve gereğince hareket etmelidir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/">Meclis… İlla ki Meclis</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/meclis-illa-ki-meclis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
