<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Necdet Özkaya arşivleri - Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/category/s5-yazarlarimiz/c118-necdet-oezkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/category/s5-yazarlarimiz/c118-necdet-oezkaya/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Mar 2017 07:50:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>
	<item>
		<title>EL Mİ YAMAN, BEY Mİ YAMAN?</title>
		<link>https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2017 07:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.millidusunce.com/?p=6201</guid>

					<description><![CDATA[<p>2008 ağustos ayında Hürriyet gazetesinde şöyle bir haber vardı. Zamanın başbakanı “Ben çevrecinin daniskasıyım. Esas çevreci benim.” Diyordu. Haberin detayına girmiyorum. Yalnız muhabirin “Evet sen dindar ve kindar bir çevrecisin” demesini hala unutamadım. Ben o günlerden bu günlere bakarken ibretlik bir manzara görüyorum. AKP’nin iktidara gelmesine destek veren Doğan medya grubunun düştüğü duruma bakın. Hükümet [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/">EL Mİ YAMAN, BEY Mİ YAMAN?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fel-mi-yaman-bey-mi-yaman%2F&amp;linkname=EL%20M%C4%B0%20YAMAN%2C%20BEY%20M%C4%B0%20YAMAN%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fel-mi-yaman-bey-mi-yaman%2F&amp;linkname=EL%20M%C4%B0%20YAMAN%2C%20BEY%20M%C4%B0%20YAMAN%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fel-mi-yaman-bey-mi-yaman%2F&amp;linkname=EL%20M%C4%B0%20YAMAN%2C%20BEY%20M%C4%B0%20YAMAN%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fel-mi-yaman-bey-mi-yaman%2F&amp;linkname=EL%20M%C4%B0%20YAMAN%2C%20BEY%20M%C4%B0%20YAMAN%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fel-mi-yaman-bey-mi-yaman%2F&#038;title=EL%20M%C4%B0%20YAMAN%2C%20BEY%20M%C4%B0%20YAMAN%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/" data-a2a-title="EL Mİ YAMAN, BEY Mİ YAMAN?"></a></p><p>2008 ağustos ayında Hürriyet gazetesinde şöyle bir haber vardı. Zamanın başbakanı “Ben çevrecinin daniskasıyım. Esas çevreci benim.” Diyordu. Haberin detayına girmiyorum. Yalnız muhabirin “Evet sen dindar ve kindar bir çevrecisin” demesini hala unutamadım.</p>
<p>Ben o günlerden bu günlere bakarken ibretlik bir manzara görüyorum.</p>
<p>AKP’nin iktidara gelmesine destek veren Doğan medya grubunun düştüğü duruma bakın. Hükümet kurulduktan itibaren medya üzerinde baskılarını artıran iktidar 2015&#8217;e 2016 ve 2017’ye gelince Doğan Medya grubunu ezmeye başladı. Birçok genel müdürü, temsilcileri, yazarları özel talimatlarla, tehditlerle Hürriyet gazetesinden ayrılmak zorunda bıraktılar. Onların yerine iktidara yakın isimler getirilmeye başlandı… Akif Beki, Abdulkadir Selvi gibi.</p>
<p>Bireysel olarak düşüncesini açıklayan Kanal D haber spikeri İrfan Değirmenci “Referandumda ben hayır oyu kullanacağım” dediği için gazeteden uzaklaştırıldı. Ama referandumda evet oyu kullanacaklarını söyleyen gazete, yazar ve mensuplarına dokunulmadı.</p>
<p>Geçenlerde ise Hürriyet gazetesi “Karargâh rahatsız” manşetini kullanınca kıyametler koptu. Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin görevinden alındı. Yerine Fikret Bila getirildi.</p>
<p>Demek ki zaman içerisinde Hürriyet gazetesi iyice ezilerek hizaya sokulmuştur.</p>
<p>El mi yaman, bey mi yaman. Tarihimizde çok çeşitli hadiseler bize elin yaman olduğunu ispat etmiştir. Nice sultanlar el tarafından devrilmiştir. Bir de şunu düşünüyorum zor oyunu bozuyor. Demek ki gücü olmayan imanın fazlaca bir değeri de yoktur. İmansız güç ise çok zalim olur, merhametsiz olur. Rejimi değiştirerek tek adam rejimini getirmek arzusunda olanların akıllarının bir köşesine yazmaları gereken en önemli nokta budur.</p>
<p>Bu bakımdan 16 Nisan referandumu Türkiye&#8217;nin belki de dünya Türklerinin kader oylaması olacaktır. Bu arada enteresan bir şey oldu. Tek Adam rejimine örnek ülke Azerbaycan&#8217;da İlhan Aliyev karısını başkan yardımcısı yaptı.</p>
<p>Allah&#8217;ın bir hikmetidir bu. Görmeden dokunmadan bir şeylere inanmakta zorluk çeken bir kesimin gözünün açılmasına vesile olacak ve Türkiye&#8217;de yüzde 3 civarında “ evet” oyunun “hayır” oyuna dönüşmesini sağlayacaktır. Ve inşallah “hayır”dan hayır çıkacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/">EL Mİ YAMAN, BEY Mİ YAMAN?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/el-mi-yaman-bey-mi-yaman/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FARUK AKKÜLAH</title>
		<link>https://millidusunce.com/faruk-akkulah/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/faruk-akkulah/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Nov 2015 13:03:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ZZManşet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=4056</guid>

					<description><![CDATA[<p>19 Kasım 2015 İki arkadaş kendi aralarında sohbet ederken, üçüncü bir kişiden bahsettikleri zaman; “Ha o adam mı? Şahsına münhasır yani başkalarına pek benzemeyen bir kişi. Diğer insanlardan pek çok yönü ile ayrılan özgün bir kişi. Faruk Hoca bana göre özgün bir kişiliğe sahiptir. Öğretmen olarak Adana Milli Mensucat Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atanmıştım. 1962 yılının [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/faruk-akkulah/">FARUK AKKÜLAH</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffaruk-akkulah%2F&amp;linkname=FARUK%20AKK%C3%9CLAH" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffaruk-akkulah%2F&amp;linkname=FARUK%20AKK%C3%9CLAH" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffaruk-akkulah%2F&amp;linkname=FARUK%20AKK%C3%9CLAH" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffaruk-akkulah%2F&amp;linkname=FARUK%20AKK%C3%9CLAH" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Ffaruk-akkulah%2F&#038;title=FARUK%20AKK%C3%9CLAH" data-a2a-url="https://millidusunce.com/faruk-akkulah/" data-a2a-title="FARUK AKKÜLAH"></a></p><p style="text-align: right;">19 Kasım 2015</p>
<p style="text-align: justify;">İki arkadaş kendi aralarında sohbet ederken, üçüncü bir kişiden bahsettikleri zaman; “Ha o adam mı? Şahsına münhasır yani başkalarına pek benzemeyen bir kişi. Diğer insanlardan pek çok yönü ile ayrılan özgün bir kişi. Faruk Hoca bana göre özgün bir kişiliğe sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">Öğretmen olarak Adana Milli Mensucat Ortaokulu Türkçe öğretmenliğine atanmıştım. 1962 yılının Eylül ayı idi. Adana’ya gitmeden önce İstanbul Çapa’dan arkadaşım olan Hüsnü LİVATYALI ile Türk Ocağı Genel Merkezine gittik. Ocağın idare müdürü Lütfi İKİZ, Hüsnü’nün tanıdığı idi. Benim Adana’ya atandığımı öğrenince kartvizitine “Faruk AKKÜLAH, Şark Halı&#8221; diye yazdı. &#8220;Selamımı söyle” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Adana’ya gidip göreve başladıktan sonra Şark Halı’yı buldum. Lütfi Beyin selamını söyledim. O kartvizit Hoca’ya, fikri yapımı ve ideolojimi anlatan önemli bir mesajdı. Nerde yatıp kalktığımı, bekâr olduğumu öğrenince, birini telefonla aradı. Aradığı kimse Bekir Sapmaz Talebe Yurdunun Müdürü İsmail Hakkı Bey’di.</p>
<p style="text-align: justify;">Sora sora Yurdu buldum, İsmail Hakkı Bey’le tanıştım. Telefonla yetinmeyen Hoca, bir de kart yazmıştı. Onu da İsmail Hakkı Bey’e verdim. Otelde kaldığımı, bekâr olduğumu öğrenince yurtta mütalaa (etüt) öğretmeni olarak çalışmamı istedi. Yatacak yerim olacak, yemek dâhil bütün ihtiyaçlarım karşılanacak ve üstelik aylığım da olacaktı. Yeni öğretmen için bu bulunmaz bir imkândı. Görevi hemen kabul ettim. Akşama kalmadan, bana gösterdikleri odaya taşındım.</p>
<p style="text-align: justify;">Hani halk arasında “Garip kuşun yuvasını Allah yapar.” diye bir söz vardır. Faruk Hoca bir garip öğretmenin arayıp da bulamayacağı bir imkânın elde edilmesine vesile olmuştu. O günden bu güne Faruk Hoca benim hiç unutmadığım kişiler arasında yerini almıştır. Kendisine bu vesile ile rahmet dilerken, oğlu Yağmur’la öğrencisi Hamdi Mert’i de anmak gerekir. Hamdi Mert olmamış olsaydı, Faruk Hoca ile ilgili bu kitap yazılmamış olacaktı. Hamdi Mert’e rahmet dilerken, Yağmura da hayırlı ömürler dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;">Faruk Hoca’nın hayırlı evladı Yağmur’un yanında adı geçmeyen ağabeyi Yusuf’un, Hoca’nın güzel ve vefalı bir başka çocuğu olduğunu da unutmamak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Faruk Hoca, sadece Adana İmam Hatip Okulu ve onun öğrencileriyle sınırlı bir kimse değildir. Rahmetli çok yönlü bir şahsiyetti. Öğretmendi, tüccardı, siyasetçi idi. Öğrencilerinin yazdığı gibi bir <strong>“Dava adamı”</strong> idi. <strong>Dava adamı olduğunu söyleyenler, ne davası olduğunu yazmamışlar</strong>, Hoca kelimenin tam anlamıyla bir Türk Milliyetçisi idi. Türkçüydü, oğluna bundan dolayı “Yağmur” adını koymuştu. O ölçüde Milliyetçi idi ki; İktidar partisinin Merkez İlçe (Adalet Partisi) başkanı iken partisinin milliyetçi politikalar uygulamadığını görünce istifa ederek Alparslan Türkeş’in genel başkan olduğu “CKMP”ye katılmıştır. Demokrat Partili bir aileden ve çevreden geldiği halde, 27 Mayıs askeri darbesini yapan Alparslan Türkeş’in yanında siyaset yapması onun Türk Milliyetçisi olmasından kaynaklanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hocanın bana anlattığı bir hatırası vardı. Babası Isparta Senirkent’in ileri gelen demokratlarındandır. Celal Bayar’ın tanıdığı Yusuf Hocadır. Bayar Parti Genel Başkanı veya Cumhurbaşkanı iken Isparta’yı ziyaret eder, Yusuf Hoca ile karşılaştığında kucaklaşırlar. Bayar iktidara geldik veya geliyoruz deyince Yusuf Hoca, Bayar’ı kucaklayıp belini kuvvetlice sıkar ve kulağına der ki; “Benim oğlum iktidara gelmedikçe biz iktidara gelmiş sayılmayız.”</p>
<p style="text-align: justify;">Babasının gözünde oğlu Faruk, Türklüğü inkâr etmeden Müslümanlığı yaşayacak bir neslin temsilcisidir. Asım’ın nesli gibi olan bir nesil. Böyle bir kuşağın yetişmesi için çalışıp durdu. Ümidini yükselten gençleri gördükçe heyecanlanarak gururlandı, yarınlara güvenle bakmasını sağladı. Güvendiği, ümitlendiği gençliğin sadece İmam Hatip Okulu öğrencileri olduğunu söylemekle, imam hatipliler dışındaki gençliği yok saymak anlamına gelecektir. Nitekim ülkücü gençlerin içerisinde, her tür ve çeşit okullarda, üniversitelerde okuyan öğrenciler vardı. O dönemin gençleri kimileri şahsen, kimileri ismen Hocayı bilir sever, ülkücü bir büyükleri olarak tanırlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hitapta yanlış bulduğum bir başka ifade ise <em>“Suyun öteki tarafından gelenlere gökler dolusu sitem ve öfke gönderirdi.</em> <em>Söz oralara geldiğinde büründüğü ruh hali (gerginleşen çehresi, sıkılan yumrukları ağzından dökülen okkalı hakaretler) onun biz sıradan insanlardan farkını gösterirdi.</em>” Bu satırları yazan öğrencisi onun büyüklüğünü anlatmak için yazmış. Ancak: Hoca’yı çok yakından tanıyan biri olarak söylüyorum ki; o Türklüğün hâkim olduğu coğrafyaların dünü ve bugünü ile kucaklamış bir kimseydi. Sadece Balkanların kaybedilen aziz Vatan topraklarının ızdırabını yüreğinin derinliklerinde duyan bir insandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca, Dünya Türklüğü ile hissi ve fikri olarak yakından ilgilenirdi. Adana’da Türkistanlıların kurduğu bir dernek vardı. Bunların tertiplediği toplantılara onunla ile birlikte giderdik. Orada bulunarak “Esir Türklerin” dertleriyle dertlenerek birlikte ağlaşırdık. O günlerin çaresizliği içinde onlara yardım edemediğimize hayıflanırdık.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca; çok hassas, gözü yaşlı bir adamdı. Bütün hassas ve sessiz adamlar gibi ne zaman kükreyeceği, bir volkan gibi patlayacağı belli değildi. O anını ancak Hoca’yı yakından tanıyanlar bilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir yaz günüydü. Adana sıcağı ortalığı kavuruyordu. Benim gibi Hoca da yaylaya gidemeyenlerdendi. O sırada Hoca, Milliyetçi Hareket Partisinin Adana İl Başkanıydı. Yaz tatili olduğu için gün ortasında Şark Halı’ya uğramıştım. Yağmur çay servisi yapmaya her zaman olduğu gibi hazırdı. Oturduğum sürece boş giden bardak dolu olarak geldi. Erken kalkacak oldum, Hoca engelledi. “Türkeş’in karayolu ile Adana’ya gelmek üzere olduğunu” söyledi. Bu Allah’ın sıcağında Adana’da parti görevlilerini bulmak hemen hemen imkânsızdı. Ben Hoca’ya uğramadan önce, rahmetli Bedri Bey’in dükkânına uğramıştım. Bedri Bey’in Adana’da olduğunu söyledim. Hemen telefonu çevirdi. Bedri Bey’e “Neredesiniz?” diye sorup sitem edince, o da “Kalbim sizinle” dedi. Senin kalbini … diyerek, “Sen bana lazımsın, acele gel” diye cevap verdi. Her şeye sövüldüğünü duymuştum da kalbe sövüldüğünü ilk defa duymuştum.</p>
<p style="text-align: justify;">Reşatbey’deki Adana İmam Hatip Okulunun taş binası henüz bitmiş, iki gözlü WC tamamlanmış. Fakat öğretmenler için ayrı bir WC yok. Öğretmeni, öğrencisi aynı WC’yi kullanmaktadırlar. Bir ders arasında öğrencilerin birkaçı tuvaletin koridorunda sigara içerlerken konuşuyorlar. İçlerinden biri rahmetli Tevfik PAMPAL olacak.</p>
<p style="text-align: justify;">“Yahu arkadaşlar; Faruk Hoca her derste abdestim üzere” diye yemin eder. Bu adamın hiç mi abdesti bulunmaz? Diye sorar.</p>
<p style="text-align: justify;">İçeriden bir ses:</p>
<p style="text-align: justify;">“Tevfik abdest bozmaktayım, dışarı çıkınca senin de ağzına s…..ım.” diyen Hoca’nın kendisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın ağzı pek fermuarlı değildir. Açıldığı zaman öyle bir açılıyor ki duyanları hayrete düşürüyor. Hoca’nın; çok hissi, çok heyecanlı bir insan olduğunu tanıyanların hepsi bilir. Çok çabuk kızar, darılır ve bazen bulunduğu meclisi terk ederdi. Parti toplantıların da bile bu davranışı zaman zaman göstermiştir. Henüz yaşlı sayılamayacak bir çağında, felç geçirmesinin sebeplerinden biri büyük bir ihtimalle bu asabi mizacı olsa gerek…</p>
<p style="text-align: justify;">Bu hali bazen öyle bir yükselir ki, tekbir getirip niyetlendiği namazı tam olarak kılamayıp namazlığı kaldırıp attığını, gören arkadaşlarımız anlatıp dururlardı. Bunlardan birinin şahidi Yaşar OKUYAN’dır. Hoca; 1973 seçimlerinde MHP’nin İstanbul adayı olmuş ama seçilememiştir. O seçimlerde, parti adına radyoda çok içli ve çok hissi bir konuşma yapmıştır. Konuşma mensur bir şiir gibidir. Bu konuşmayı o günlerden kalan ülkücüler hala hatırlarlar. Türk Milletine kendilerini anlatamamış olmalarından dolayı çok üzülmüş, başladığı namazı da bitirememiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1974 senato seçimlerinde de Kayseri’den senatör adayı olmuştur. Seçim dolayısıyla yaptığı konuşmalardan ötürü hakkında dava açılır. Neredeyse mahkûm olmak üzereyken, ’74 Genel Affı imdadına yetişmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">‘69 Milletvekili Seçiminde MHP Adana’da adaylarını önseçimle belirler. Faruk AKKÜLAH birinci olur. Alparslan TÜRKEŞ’de Ankara’dan seçime girecektir. Genel Başkan’ın seçilme şansının çok kuvvetli olmadığını düşünen Hoca, Ankara’ya gider, Türkeş’i ikna eder, Adana’dan seçime girmesini sağlar. MHP o seçimde bir milletvekili kazanır, o da Türkeş’tir.</p>
<p style="text-align: justify;">Seçimlerden sonra Hoca’ya “kendi yerini niye Türkeş’e verdin?” diyenlere:</p>
<p style="text-align: justify;">“Genel Başkan milletvekili seçilmemiş olsa idi, benim seçilmemin ne değeri olurdu.” der. Fedakârlığın ne kadar güzel bir örneği değil mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Faruk Hoca, özel hayatında çok mütevazı çok tutumludur. Fakat topluma açık toplantılar da, tevazuu terk eder, tutumlu olmaktan vazgeçer, toplantının görkemli ve şaşaalı olması için maddi manevi imkânlarını kullanmaktan çekinmezdi. Bunlardan bir tanesi de MHP’nin unutulmaz ‘69 Adana Genel Kongresidir. Bu kongrede CKMP’nin adı MHP, bayrağı da üç hilalli Bayrak olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kongre, Adana kapalı spor salonunda yapıldı. Yanılmıyorsam siyasi partiler o güne kadar kapalı spor salonu toplantıları yapmamış, kongreleri hep sinema salonlarında olurdu. Spor salonunda yapılan ilk toplantı idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Salonun kaça kiralandığını bilmiyorum. Yalnız idareciler salonu vermek istemezler. Çünkü; salon yeni elden geçirilmiş, parkeler boyatılmış, cilalatılmış. Ayakkabı ile girilince döşemeye zarar verileceğini düşünmüşler. Bu gerekçeyle duyulan endişeye karşılık, Hoca çaresini söylemiş: “Halı döşerim.” Salonun tamamen halıyla kaplanacağını belirtince salon partiye tahsis edilmişti. Salon, tamamı, Şark Halı Mağazasından gelen halılarla kaplandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kongre; MHP’nin tarihinde çok önem arz eden bir kongre idi. Bu toplantıda alınan kararlara itirazı olan gençler, öfkelerini halıların üstünde sigaralarını söndürerek çıkarmışlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Yepyeni ticari halıları, yıpranma ihtimaline rağmen, yüzlerce ayakkabının altına sermek, her babayiğidin göze alabileceği bir husus değildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahmetli Hoca ilklerin adamıydı. Adana’da mehter takımını ilk kuran kişidir. Parti toplantılarının birçoğu mehter takımının gösterisi ile açılmıştır. İstanbul adayı iken propaganda maksadı için, kağnı ile birlikte, yalınayak, gençlerle beraber yürümesi de siyasi tarihimizde bir ilktir ve unutulacak cinsten değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın dünürlerinden biri Konya Paşası olarak ün yapmış avukat Tevfik Kılıçkaya’dır. Rahmetli Tevfik Bey’e muhataplarına “Paşa” diye hitap ettiği için namı paşaya çıkmıştır. O da en az Faruk Hoca kadar nevi şahsına münhasır bir adamdı. Onun yeğenini Faruk Hocanın büyük oğlu Yusuf’la evlenmişlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Bence; Milliyetçi Hareket içinde ikisi de yeteri kadar tanınmamış ve kıymetleri bilinmemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">12 Eylül sonrasında Ayvaz Gökdemir öğretmenlikten istifa etmek zorunda kalmıştı. Ötüken Yayınevi ile bir ansiklopedi hazırlamak için anlaşma yapmışlardı. Bu maksatla Ziya Gökalp Caddesine açılan İçel Sokakta bir apartmanın dördüncü katında küçük bir ofis kiralanmıştı. Ansiklopedinin kaç sene içinde tamamlandığını tam hatırlamıyorum ama, iş bitirilinceye kadar ofis milliyetçilerin uğrak yerlerinden bir yeri olmuştu. Ankara’ya dışardan gelen arkadaşlarımızın da buluştukları yerlerden biriydi. Gelen tanıdıkların içerisinde Faruk Hoca ile Konya Paşası da vardı. Gelmeden önce konuşarak, ofiste buluşmak için anlaşırlardı. Kim önce gelirse, <em>“O deli gelmedi mi?”</em> diye sorardı. İkisi de <em>“Deli”</em> olan iki dünür, bize sadece gülmek düşerdi, söyleyecek bir şeyimiz yoktu. Hepimiz bilirdik ki adamın yiğidine deli denirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın Ankara’ya geldiği günlerden birinde, onu bir gece evimiz de misafir etmiştik. Abdest almaya gitmiş, onu salonda bırakmıştım. Salona döndüğümde eşimle karşılıklı oturmuş ağlaşıyorlardı. Bu hallerini görünce ortada, ayakta dona kalmıştım. Biraz sonra anladım ki; Hoca, oğlu Yusuf’un başına gelenleri anlatmaya başlamış, hem ağlayıp hem anlatıyormuş. Hoca ağlayınca, eşim Adalet Hanım da de onunla birlikte ağlamış. Onların sakinleşmesi için epey bir zaman geçmişti. Hoca böyleydi işte. Duygulu, gözü yaşlı, kızgınlığını, kırgınlığını ve küskünlüğünü saklayamayan bir insandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Her genel seçimden sonra, MHP Selamet Partisinin gerisinde kalınca hepimizin canı sıkılır, ama Hoca’nın canı daha fazla sıkılırdı. Çünkü onun bizden farklı olarak siyasi bir misyonu da vardı. Ya il başkanı ya da genel başkan yardımcısı idi.</p>
<p style="text-align: justify;">Her başarısızlıktan sonra suçu hep Genel Başkan’da arar, bunun için kendine göre sebepler bulurdu. Bu konuda maalesef objektif olamazdı. Milliyetçi Hareket Partisinde mutlu olmadığı günlerin birinde, İsmail Hakkı YILANLIOĞLU, Osman Yüksel SERDENGEÇTİ gibi İslami referansları ağır basan arkadaşları ile birlikte, Partiden istifa ederek Milli Selamet Partisi’ne katılmışlardı. Gidenlerin arkasından bir kısım ülkücüler üzülmüştü. ‘69 Kongresinde halılar üzerinde sigara söndürenler ise, “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” değerlendirmesini yapmışlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabii olarak biz, Adana’da Hoca’nın gidişine hem çok üzülmüş, hem de çok kızmıştık. İstifa gerekçesine bizi inandırması ve kendisine hak vermemiz mümkün değildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Fakat gidenler birkaç hafta sonra partiye geri döndüler. Gazeteciler niçin geri döndünüz diye sordular. Serdengeçti; gittikleri yerin Babil Kulesine benzediğini, Türkçe hariç bütün dillerin konuşulduğunu söyledi. Milli Görüş geleneğinden gelenlerin Türk’e, Türk adını taşıyan her şeye karşı niye iyi bakmadığını, Serdengeçti’nin bu nüktesinden anlamak mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın Adana dışından gelen arkadaşları olurdu. Denk geldiğinde onları bizimle tanıştırırdı. Bunlar içinde unutamadıklarımdan birisi Ispartalı olan Kemal CABIOĞLU’dur. O da gerçek bir dava adamıydı. Türkiye’yi geliştirmek, milletin refahını ve mutluluğunu gerçekleştirmek için yazıyor, çiziyor ve konuşuyordu. İmkânları elverdiğince il il, ilçe ilçe dolaşıyor, duygularını, düşüncelerini ve görüşlerini anlatıyordu. Memleket için yoğun çalışmaları arasında ticaret de yaptığı söylenirdi!</p>
<p style="text-align: justify;">Şark Halı’nın vitrininde birkaç radyo duruyordu. Markası dikkatimi çekmişti, “Führer”. O zamana kadar bu isimli bir radyoya rastlamamıştım. İmalatçısının Kemal CABIOĞLU olduğunu Hoca’dan öğrendim. Führer’in Almanca’da lider anlamına geldiğini sözlüğe bakarak öğrenmiştim. Bu kelime Cabıoğlu’nun dünya görüşünü anlatan anahtar bir kelimeydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın arkadaşları da kendisi gibi Türk Milliyetçisiydiler.</p>
<p style="text-align: justify;">Faruk Hoca’yı yakından tanımayanlar yüzündeki ifadeye bakarak onun çok sakin, rahat ve huzurlu bir adam olduğunu zannederlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Libya lideri Kaddafi, kendisine mahsus tavır ve davranışlarıyla dünya kamuoyunun ilgisini çektiği gibi, Faruk Hoca’nın da ilgisini çekmişti. Hoca hem ziyaret hem de ticaret maksadı ile Libya’ya gitmişti. Giderken yanında halıya işlettiği Kaddafi portresi de vardı. Gitmeden önce Libya hakkında bilgiler edinmiş, Kaddafi’yle ilgili yazılar okuyarak başkalarının gözüyle Kaddafi’yi tanımaya çalışmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hatta Kaddafi’nin başarı sırlarını öğrenerek, onlardan MHP için dersler, yöntemler de çıkartmak istiyordu. Pasaport vize vs. işleri çokça zaman almıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca Libya’da ne kadar kaldı? Kaddafi’yle görüşüp resminin bulunduğu halıyı ona takdim edebildi mi? hatırlayamıyorum. Döndüğünde anlattıkları içinde, Arapların çok tembel olduğunu, rahatlıklarına düşkün olduklarını kendi üslubu içinde anlatmıştı. Dindaşlarımızın yaşayışları Hoca’yı çok üzmüştü. Bu hususta “Davulun sesinin uzaktan hoş geldiğini” söylüyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca’nın aklıma bir de “Efendi” hikâyesi geliyor. Sizin de hoşunuza gideceği için anlatmak gereği duydum.</p>
<p style="text-align: justify;">Faruk Hoca MHP il başkanıdır. Yönetiminde üye olarak rahmetli Nuri DELİÇAY da var. Bir yönetim kurulu toplantısında Hoca Nuri DELİÇAY’a birkaç kere “efendi” diye hitap etmiş. Bu hitaba bozulduğunu hissettirmeyen Deliçay, bir gün sonra istifaya karar vererek istifanamesini postayla il başkanlığına göndermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Rahmetli Mustafa YILMAZER’le, Deliçay’ın muhasebe ofisinden içeri girdiğimizden hemen sonra oğlu; “baba dilekçenizi PTT’ye verdim” deyince, Deliçay konuya açıklık getirmek zorunda kaldı. “Partinin yönetim kurulundan istifa ettim” dedi. “Çünkü Faruk Hoca bana hep Nuri Efendi, diye hitap ediyor.”</p>
<p style="text-align: justify;">“Ben hizmetkâr mıyım? Ben odacı da değilim. Köylü de, cahil de değilim. ‘Efendi’ diye nitelemesiyle beni küçük düşürüyor” dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">Nuri Bey’i istifadan vazgeçirmek için bin dereden su getirmeye başladık. “‘Efendi’ unvanında bir küçültme yok. Peygamberimize, padişahlarımıza, din ulularına ‘bey’ diye hitap etmeyiz, hep ‘efendi’ deriz. ‘Peygamber Efendimiz, padişah efendimiz’ gibi. Atatürk de Meclis’te milletvekillerine ‘Efendiler’ diye hitap etmiştir. Eskiden okumuş yazmış kişiye ‘filan efendi’ denirdi.”</p>
<p style="text-align: justify;">Açıklamalarımız bu minval üzere sürdü, nihayetinde oğlunu çağırarak, “Acele olarak postaneye git ve demin verdiğin mektubu geri al.” dedi ve bize de teşekkür etti.</p>
<p style="text-align: justify;">Birkaç gün sonra olayı rahmetli Hoca’ya anlatmıştık. Başını sağa sola sallayarak, yine günlük alışkanlığı içerisinde; “Bak hele, başka bir şey kalmamış da ‘efendi’ dememize mi kızmış Nuri Efendi” demesin mi?</p>
<p style="text-align: justify;">Hâlbuki Hoca’nın içinde fırtınalar kopuyor içi içini yiyordu. Böylesi bir adamla anlaşmak uzlaşmak ne kadar zordu. Bu zorluğu başaran arkadaşlarının başında “ben” geliyordum. Kardeşi Mesut zaman zaman bana “Hocam ağabeyimle nasıl anlaşıyorsun ki sana kızdığını hiç görmedim” diye sorduğu zamanlar olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Hoca gölgesi olan bir adamdı. Hasmı da vardı, dostları da. Dostlukları öylesine güçlüydü ki, dostları onun ticari işlerine de gönüllü olarak yardım ederlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">12 Eylül öncesi Adana’nın en karanlık günlerinde, ülkücü şehitlerin oralarda cenazeleri kaldırılırken Faruk AKKÜLAH MHP il başkanıydı. Komünistlerin tam hedefinde ki adamdı. Korkmadı, yılmadı, dükkânını kapatmadı, Adana’yı terk etmedi. Ülkü adamıydı, ülküsü ile rahmetli oldu. Türkeş siyasi hayata yeniden dönünce, Faruk AKKÜLAH Türkeş’in yanında yer almaktan geri kalmadı.</p>
<p style="text-align: justify;">Nur içinde yatsın.</p>
<p style="text-align: justify;">Unutamadığımız, özlemini duyduğumuz Hoca’ya rahmetler diliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://millidusunce.com/faruk-akkulah/">FARUK AKKÜLAH</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/faruk-akkulah/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KARA KOYUN, AK KOYUN</title>
		<link>https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2015 21:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=3764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kara koyun ak koyun, geçitte belli olur demişler. Öyle bir geçit ki kıldan ince kılıçtan keskin. Bu tariften herhalde bir şeyi hatırladınız: Sırat Köprüsü. İlm-i hâl kitapları sırat köprüsünü kıyamet gününde kurulacağını yazarlar. Yani mahşerde. Türkçesi hesap gününde. Türkiye sahiden sırat köprüsünde. Büyük bir sınavda. Milli Mücadele günlerini işleyen adını Türk’ün Ateşle İmtihanı koymuştur. Bu [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/">KARA KOYUN, AK KOYUN</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkara-koyun-ak-koyun%2F&amp;linkname=KARA%20KOYUN%2C%20AK%20KOYUN" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkara-koyun-ak-koyun%2F&amp;linkname=KARA%20KOYUN%2C%20AK%20KOYUN" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkara-koyun-ak-koyun%2F&amp;linkname=KARA%20KOYUN%2C%20AK%20KOYUN" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkara-koyun-ak-koyun%2F&amp;linkname=KARA%20KOYUN%2C%20AK%20KOYUN" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkara-koyun-ak-koyun%2F&#038;title=KARA%20KOYUN%2C%20AK%20KOYUN" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/" data-a2a-title="KARA KOYUN, AK KOYUN"></a></p><p>Kara koyun ak koyun, geçitte belli olur demişler. Öyle bir geçit ki kıldan ince kılıçtan keskin. Bu tariften herhalde bir şeyi hatırladınız: Sırat Köprüsü. İlm-i hâl kitapları sırat köprüsünü kıyamet gününde kurulacağını yazarlar. Yani mahşerde. Türkçesi hesap gününde.</p>
<p>Türkiye sahiden sırat köprüsünde. Büyük bir sınavda. Milli Mücadele günlerini işleyen adını Türk’ün Ateşle İmtihanı koymuştur. Bu sınavın adını ne koyacağız. Türk’ün terörle sınavı mı? Bu isim yetmez gibime geliyor. Çünkü sadece terörle mücadele etmiyoruz. İşin arka planı var; fikir kavgası, ideoloji savaşı. En çetin meselede bu.</p>
<p>Türk adına, Türk milleti kavramına karşı çıkanlar yanıldıklarını henüz fark edemediler. Sanıyorlar ki devletin adı Türk olunca, birtakım kesimleri kışkırtıyor, onların kışkırtılmasına sebep oluyor. Tarih bilmezliğin tam örneği. Son üç dört asırdır tarihi bilselerdi isyanların, ayaklanmaların sebeplerini öğrenebilirlerdi. O çok zahmetli ve yorucu bir iş. En kolay yolu, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerine karşı çıkmak sanıyorlar ki bu ilkeler ortadan kalksa Türkiye’ye sulh ve sükûn gelecek. Ne aldatıcı bir düşünce. Görmek mi istemiyorlar, yoksa göremiyorlar mı?</p>
<p>Kurucu İlkeler ortadan kalktığı gün Türkiye tuzla buz olur. İnsanlar birbirini boğazlar. Teröre karşı devletin kolluk güçlerini, tankını, topunu, uçağını kullanıyorsunuz. Devletin dağıldığı gün ne topunuz kalır, ne tüfeğiniz. Ne asker kalır, ne polis. Bir hercümerç, tam bir kıyamet yaşarsınız. Böyle bir günü hayal edebiliyor musunuz? Hayali bile insanı korkutuyor. Adamın kanını donduruyor. Bu doğrudan doğruya ateşle oynamaktır. Yurdun birçok yerinde ateşle oynanmaktadır. Bu ateşi körükleyenler, köşelerinde zevkten dört köşe, ellerini ovuşturarak biraz daha, biraz daha diye kışkırtmalarına devam etmektedirler.</p>
<p>Birbirleriyle kavga edenleri tanıyorsunuz. Çok değil üç beş ay önce can ciğerdiler, kuzu sarmasıydılar. Ne oldu? Çıkarlar çatışmaya dönüştü.</p>
<p>“Bu çözüm süreci değil, çözülme sürecidir” diyenlere karşı ağza alınmayan hakaretler yapılıyordu. “Siz barış istemiyorsunuz, siz milletin birliğinden hoşlanmıyorsunuz. Siz demokrasiden yana değil, insanların ana dillerini konuşmalarını bile istemiyorsunuz” diyorlardı.</p>
<p>Şimdi kim demokrasiden yana, kim birlikten yana? Belli mi dersiniz?</p>
<p>İnsanların ayrılık damarlarını tahrik edenler, belki siyasi bir başarı elde edebilirler. Fakat millet, devlet ne hale düşer onu hayal edebiliyor musunuz? Bu birbirlerine kinlenmiş grupların kinlerini, öfkelerini kim, nasıl dindirecek?</p>
<p>Şehit düşünlerin acılarını duymazlıktan gelerek veya onların kahramanlıklarını alkışlayarak bir yere varacağımızı mı düşünüyorsunuz? Ateş düştüğü yeri yakıyor. Siz şahsen bu acıyı hiç yaşadınız mı? Ocağınıza hiç kor ateş düştü mü? Gözleriniz ağlamaktan kan çanağına döndü mü? Onun için kenarda durup şehit övgüleri düzmeyin.</p>
<p>Bu topraklar ezelden beri, bizim bildiğimiz bin yıldan beri kana doymadı. Bu Türk oğlunun kanıdır. Vatan içindir, bayrak içindir, namus içindir bu kan.</p>
<p>Vatanın tarifini bile kanla yapmışız, yapmaya devam ediyoruz; Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Başka vatanları bilmiyorum ama bizim vatanımızın bedeli tarih boyunca ağır oldu, olmaya da devam ediyor.</p>
<p>Öyle inanıyorum ki bu toprakların sahipleri bizim yerimize, başka soyun çocukları olsaydı, bu topraklarda çoktan kaybolup gitmişlerdi. Kaç büyük ateşi sinemiz de söndürdük, kaç büyük ateşi söndürmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Kara koyun, ak koyun günlerindeyiz. Dar geçitteyiz, zor günlerde, kara günlerdeyiz. Böylesi günlerin yiğitleri vardır: ÜLKÜCÜLER!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/">KARA KOYUN, AK KOYUN</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kara-koyun-ak-koyun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR”  Veya Bir Zekâ Oyunu</title>
		<link>https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2015 13:27:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<category><![CDATA[ZZYAZARLARIMIZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=3747</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Bu sözü ben ilk defa Demirel’in ağzından duymuştum. Demirel o zaman başbakandı. Bu sözü başbakan olarak görev yapan birinin ağzından duymak çok garibime gitmiş hatta dalga geçerek alaya almıştık. Ne demekti “dün dündür, bu gün bu gündür.” Sözün kendisi de güzel, manasında güzel. Ama bunu hükümet eden, devlet yöneten bir kimsenin söylenmesi ise ciddiyetsiz [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/">“DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR”  Veya Bir Zekâ Oyunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%9CN%20D%C3%9CND%C3%9CR%2C%20BUG%C3%9CN%20BUG%C3%9CND%C3%9CR%E2%80%9D%20%20Veya%20Bir%20Zek%C3%A2%20Oyunu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%9CN%20D%C3%9CND%C3%9CR%2C%20BUG%C3%9CN%20BUG%C3%9CND%C3%9CR%E2%80%9D%20%20Veya%20Bir%20Zek%C3%A2%20Oyunu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%9CN%20D%C3%9CND%C3%9CR%2C%20BUG%C3%9CN%20BUG%C3%9CND%C3%9CR%E2%80%9D%20%20Veya%20Bir%20Zek%C3%A2%20Oyunu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu%2F&amp;linkname=%E2%80%9CD%C3%9CN%20D%C3%9CND%C3%9CR%2C%20BUG%C3%9CN%20BUG%C3%9CND%C3%9CR%E2%80%9D%20%20Veya%20Bir%20Zek%C3%A2%20Oyunu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu%2F&#038;title=%E2%80%9CD%C3%9CN%20D%C3%9CND%C3%9CR%2C%20BUG%C3%9CN%20BUG%C3%9CND%C3%9CR%E2%80%9D%20%20Veya%20Bir%20Zek%C3%A2%20Oyunu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/" data-a2a-title="“DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR”  Veya Bir Zekâ Oyunu"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Bu sözü ben ilk defa Demirel’in ağzından duymuştum. Demirel o zaman başbakandı. Bu sözü başbakan olarak görev yapan birinin ağzından duymak çok garibime gitmiş hatta dalga geçerek alaya almıştık. Ne demekti “dün dündür, bu gün bu gündür.” Sözün kendisi de güzel, manasında güzel. Ama bunu hükümet eden, devlet yöneten bir kimsenin söylenmesi ise ciddiyetsiz bir ifadeydi.</p>
<p>Bu sözün küçük, büyük idareci olanların dışında herkes kullanabilir. Hatta yerli yerinde kullanılırsa, ibretlik bir söz olarak insana akıl payı da olabilir.</p>
<p>Ama bu sözü hükümetinin başı olan bir zat söylerse orada durup düşünmek lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devletini hangi akıl hangi zihniyet yönetiyor. Bu olsa olsa bir pazarcı aklı ve davranışıdır. Hâlbuki devlet adamı bir pazarcı gibi, bir seyyar satıcı gibi olamaz, olduğu takdirde “vay geldi” o memleketin başına. Başımıza gelen belaların müsebbipleri günlük düşünen bu insanların eline ülkenin kaderini teslim etmemizdir.</p>
<p>Karşılaştığımız, yaşadığımız bu endişeli günlerin tek suçlusu Demirel’dir demek istemiyorum. Onun hata payının ne kadar olduğunu tahmin etmenin, bunu kestirmenin de çok zor olduğunun farkındayım.</p>
<p>“Dün dündür, bugün bugündür” sözü, bugünkü siyasi hayatımızda da geçerliğini korumaktadır. Dün kara sıfatı ile niteledikleri “saray” için aynı politikacı “ak” sıfatını gözümüzün içine baka baka söyleyebilmektedir. Çünkü halkın büyük çoğunluğunun bunları duymayacağını, duysa bile sözü de, söyleyeni de ciddiye almayacağını da biliyor.</p>
<p>Çok kere biz zekâyla aklı eş anlamlı kelimeler olarak kullanırız. İlim adamları bu düşüncede değiller. Onlardan birisi Hüseyin Atay’dır. Hoca diyor ki “akıl geçmişteki bilgiye dayanır. Geleceği onun üzerine düzenler, planlar geçmişi unutmaz. Zekâ ise geçmişi hatırlamaz ve geleceğimizi de düşünmez. İçinde bulunduğu durumu aşmaya çalışır.” Karşılaştığı sorunun içinden kurnazlıkla sıyrılmaya başlar. Zekâ burada kendisini gösterir. Biz de adamın ne kadar akıllı olduğunu söyleriz.</p>
<p>Hüseyin Hoca, Demirel’den başlayarak ardından gelen başbakanların adlarını yazarak, bunlar zekâlarını kullandılar, akıllarını kullanamadılar veya kullanmadıkları için Ülkenin sorunlarını çözemediler, demektedir.</p>
<p>Hoca, bu günkü idarecilerin ismini sayarak siz de öncekiler gibi davranırsanız sorunları çözemezsiniz diye uyarmış. Ama nafile “bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yok” diyen bir zihniyet Türkiye’yi yönetiyor. Ne çare? Çareyi millet bulacak.</p>
<p>Günü kurtarmak elbette önemlidir. Lakin millet ve devlet için yarınlar çok daha önemlidir. Bunu idrak eden devletlerin sorunlarını çok kolaylıkla çözebildiklerini biliyoruz.</p>
<p>Son zamanların moda deyimiyle devlet adamlarının vizyonu ve misyonu olur. Misyonu barış olan bir devlet, ona göre davranarak politikalar takip eder. Misyon olarak genişlemeyi, yayılmayı kendisine amaç olarak seçen devlette ona göre politikalar üretir. Üretilen politikalar akılcı ve gerçekçi ise başarı kazanmak büyük ihtimal dâhilindedir.</p>
<p>Türk tarihinde misyonu, vizyonu yüksek ve gerçekçi projeleri olan devlet adamları vardır. Yakın tarihimiz de buna örnek Mustafa Kemal Atatürk’tür. Daha Milli Mücadele başlamadan kuracağı devletin şeması kafasındadır. Zaman zaman savaş bittikten sonra kuracağı devletin bir cumhuriyet olacağını, bu devletin Türk adını taşıyacağını milli ve tekil (üniter) bir devlet olacağını arkadaşlarına not ettiğini görüyoruz.</p>
<p>Devletimizin temelleri o kadar sağlam atılmış ki, içeriden ve dışarıdan gelen bunca tehlikeye rağmen yoluna devam edebilmektedir. Bu netameli günleri Türk milleti muhakkak aşacaktır. Bu milletinin tarihi tecrübesi, birikimi buna müsaittir. Karanlığın kopkoyu olduğu anlar da şafak olmak üzeredir.</p>
<p>“Dün dündür, bu gün bugündür” masum bir sözdür, hayatın pratiğin içinde de geçerli bir sözdür.</p>
<p>“Dün dünle gitti, bu gün yeni şeyler söylemek lazım cancağızım” diyen Mevlana veya Yunus’un “Biz her gün yeniden doğarız” dizesini hikmetli sözler olarak birbirimize zaman zaman söyleriz.</p>
<p>“Dünya her gün yeniden kurulur” özlü sözü de “dün”ün bugünü olarak ifade edilmiştir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/">“DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR”  Veya Bir Zekâ Oyunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/dun-dundur-bugun-bugundur-veya-bir-zeka-oyunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK FİRAVUN MUYDU?</title>
		<link>https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2015 17:37:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2393</guid>

					<description><![CDATA[<p>02 Ağustos 2015 Yıllar yılı fısıltı yolu ile zeminin ve ortamın uygun olduğu dönemlerde de basın yoluyla Atatürk’e “diktatör, “deccal”, “firavun” dediler. Benim ilk gençlik yıllarım bunları ve benzeri sözleri duymakla geçti. Söylenenlere inanmak, söyleyenleri adeta kutsayarak üstat, diyerek gözümüzde, zihnimizde, gönlümüzde büyüttük. Onları bir kahraman olarak gördük ve gösterdik. İki günden beri gazetelerin birkaçında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/">ATATÜRK FİRAVUN MUYDU?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-08-02-17-41-35%2F&amp;linkname=ATAT%C3%9CRK%20F%C4%B0RAVUN%20MUYDU%3F" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-08-02-17-41-35%2F&amp;linkname=ATAT%C3%9CRK%20F%C4%B0RAVUN%20MUYDU%3F" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-08-02-17-41-35%2F&amp;linkname=ATAT%C3%9CRK%20F%C4%B0RAVUN%20MUYDU%3F" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-08-02-17-41-35%2F&amp;linkname=ATAT%C3%9CRK%20F%C4%B0RAVUN%20MUYDU%3F" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-08-02-17-41-35%2F&#038;title=ATAT%C3%9CRK%20F%C4%B0RAVUN%20MUYDU%3F" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/" data-a2a-title="ATATÜRK FİRAVUN MUYDU?"></a></p><p style="text-align: right;"><span style="font-family: verdana, geneva; font-size: 12pt;">02 Ağustos 2015</span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Yıllar yılı fısıltı yolu ile zeminin ve ortamın uygun olduğu dönemlerde de basın yoluyla Atatürk’e “diktatör, “deccal”, “firavun” dediler. Benim ilk gençlik yıllarım bunları ve benzeri sözleri duymakla geçti. Söylenenlere inanmak, söyleyenleri adeta kutsayarak üstat, diyerek gözümüzde, zihnimizde, gönlümüzde büyüttük. Onları bir kahraman olarak gördük ve gösterdik.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">İki günden beri gazetelerin birkaçında göze çarpan bir haber vardı. Devlet kanalı olan TRT Türk kanalında “Kendi Gök Kubbemiz” adlı belgeselde Osman Yüksel Serdengeçti’nin Samsun’da yaptığı bir konuşma yer aldı. Bu konuşmasında Serdengeçti “…Tam 27 yıl tanrılar gibi konuştular. Firavunlar gibi saltanat sürdüler…” demiş. ( Sözcü Ve Cumhuriyet 13-14 Temmuz 2015 )</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Benim çok zamandan beri gerek arkadaş sohbetlerinde gerekse seyrek de olsa yazdığım yazılarda, “Üstâd” diye bahsi geçen kimselerin bizi ne kadar yanlış yönlendirdiklerini yana yakıla anlatmaktayım. Serdengeçti gibi bir Türk milliyetçisinin Atatürk düşmanlığını kabullenişimizi kendimizi ayıplayarak bu hatadan kurtulmak istiyorum.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Serdengeçti’nin “Bir Nesli Nasıl Mahvettil</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">er?“ İsimli bir kitabı vardı. Onu ve “Mabetsiz Şehir”</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">i senelerce okuduk, her okuyuşumuzda Atatürk ve İnönü’ye kinlendik. Kinlenmekle kalmadık, onlarla aklımız sıra alay ettik. “Beton Mustafa” benzetmesini bir büyük buluş gibi birbirimize aktardık. Şimdiki betonlaşmış canlıları görünce yanlışlığımızın büyüklüğünü daha iyi anlamış oldum.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">***</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">“Bütün Dünya Dergisi”nin 1 Temmuz 2015 sayısında Atatürk ‘ün Balıkesir Hutbesine yer vermiştir. Hutbeyi dikkatlice baştan sonuna kadar okuyunca Atatürk’e firavun, diktatör veya despot demenim yanlışlığı ötesinde bir iftira, hatta büyük bir günah olduğunu belirtmek istiyorum. Mustafa Kemal’in Balıkesir Hutbesi 7 Şubat 1923 tarihinde Zağnos Paşa Camii’nde yaptığı ünlü ve tarihi bir konuşmadır.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">“Ey Millet, Allah birdir, şanı büyüktür, Allah</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">’</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">ın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Peygamber Efendimiz Hazretleri Cenabı H</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">ak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizc</span><span style="line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">e </span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">bilinmektedir ki, yüce Kur’an</span><span style="line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">’</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">daki manası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyiz ruhu vermiş olsun, dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Haktır.”</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Bu ve benzer düşünceleri ve inancı olan Mustafa Kemal Paşa’ya dinsiz imansız demek hiç yakışık alır mı? Bunu her kim söylerse söylesin mutlaka günaha girmiş olacaktır.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Hutbe</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">’</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">nin bir bölümünde de Atatürk</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">,</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"> camilerin niçin ve ne maksatla yapıldığını anlatarak</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">;</span> <span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">“</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">camiler itikat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır.“ Dedikten sonra minberden inmiş çeşitli kişiler tarafından sorulan yirmiden fazla soruya cevap vermiştir.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">“Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin, arzularının, emellerinin ve öğrenmek istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.”</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün böylesi bir davranışın sahibine “firavun” demek kime ne kazandırır? Olsa olsa yetişmekte olan nesillere Türk devletinin kurucusu olan bir zata karşı olumsuz duygular aşılanmasına sebep olur. “Mahvolmuş Bir Nesle” bakarak yeni mahvolmuş kuşaklar yetiştirmek için gayret sarf edenler çok büyük ihtimalle tarih mahkemesinde mahkûm olacaklardır.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Yaşadığımız çok partili bu dönemde lütfen parti liderlerinden hangisi vatandaşın önüne çıkarak “ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncesini ağlamak istiyorum” demek tenezzülünde bulunmuştur.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Mustafa kemal paşa bu konuşmayı yaptığı dönemde yani 1920 yıllarda “çoğulcu, katılımcı demokrasi” kavramı henüz icat edilmemişti. Atatürk sivil bir kimse değildi. Askerdi, hem de </span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">büyük </span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">zaferler kazanmış bir büyük askerdi. Türk ordusunun başkomutanı, Büyük Millet Meclisinin kurucusu idi. Zağnos Paşa Camiindeki yapıldığı tarihte cumhuriyet henüz ilan edilmemişti. Edilip edilmeyeceği de belli değildi.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Bugün milli irade, seçimi kazanıp iktidar olan partinin daha açık ifadeyle onun liderinin tekelindedir. Meclisteki ve dışındaki diğer partilerin varlıkları aldıkları oylar milli iradeye dâhil değildir. Bu anlayışın karşısında 1923 yılında Mustafa Kemal Paşa’nın milli irade perspektifinin genişliğini anlamak hiç de zor bir şey değildir.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Ömür boyu dinlediğimiz Cuma hutbelerinde hatiplerin cemaate “sizlerin de duygu ve düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum” dediğini hiç duydunuz mu, yaşadığınız mı?</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Peygamber efendimizin hutbe anlayışı, cemaatle bakışı bu muydu? İlahiyatçı ve tarihçi bilgiler, Peygamberin bulunduğu topluluklarla, insanların Resülullah’a rahatça, çekinmeden soru sorduklarını ve kendi fikirlerini de açıkça söylediklerini anlatmaktalar. Peygamberden sonra saltanatların kurulduğunu, sultanların zalimce ve merhametsizce davrandıklarını biliyoruz.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Camide hatibin, sınıfta öğretmenin, kışlada komutanların, partilerde genel başkanların, bakanlıklarda bakanların, hükümette ve mecliste başbakanların yetkili ve tek söz sahibi olan bizim gibi ülkelerde yıllardan beri baş gösteren sorunların çözülmeyişinin sebeplerinin en büyüklerinden birisinin de bu olduğunu yaşayarak gördüm ve şahit oldum.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">***</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Milli Eğitim Bakanlığından binbir emek, zaman ve para harcanarak üretilen sistemlerin bakanın “iptal edin, yok edin” emriyle yerle bir edildiğini hazin bir şekilde gördüm. En son örneklerinden birisi de özel dershaneleri kaldıran kanunun anayasa mahkemesi tarafından iptal edilişi dolayısı ile ortaya çıkan kargaşadır.</span></span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Dönemin b</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">aşbakan</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">ının</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"> “dershaneler kapatılmalıdır” emrini yerine getirmek için bakanlık öyle akıl almaz tedbirlere başvurdu ki, işin içinden çıkılacak gibi değildir.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">Benzer bir durumu İstiklal Harbi’nden hemen sonraki günlerde de görüyoruz. Fakat sonuç bugünkü ile çok farklıdır.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Mustafa Kemal Paşa yapılacak bir anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanına büyük millet meclisini kapatma yetkisi iste</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">r</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">. </span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">Ancak b</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">u isteği yerine getirilmemiş</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">tir</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"> çünkü çok yakın kadrosu içinde bulunan Esat Mahmut Bozkurt ile Şükrü Saraçoğlu karşı çıkmışlar</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">dır</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">. Karşı çıkışlarının gerekçesini dinleyen Atatürk onlarla hak vererek isteğinden vazgeçmiştir.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">“Tek </span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">adam” olarak anlatılan Mustafa K</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">emal, “tek ada</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">m” olmayı isteyen Tayyip Erdoğan</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">’ı mukayese ederek kararı siz veriniz.</span></span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"><span style="font-style: inherit; outline: 0px;">Necip Fazıl Kısakürek, Osman Yüksel Serdengeçti gibi y</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">aşça büyük olanlar C</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">umhuriyeti kuran bu kadroyu alabildiğine subjektif ve kışkırtıcı tavırlar yerine</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;">,</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"> objektif davranarak bu insanların hataları ve sevapları ile anlatsalardı, inanıyorum ki toplumumuz</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif; border: 1pt none windowtext; padding: 0cm;"> bu ölçüde ayrışmamış olacaktı.</span></span></span></strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/">ATATÜRK FİRAVUN MUYDU?</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2015-08-02-17-41-35/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜSTAD, OTORİTE, ŞEYH VEYA EFENDİ</title>
		<link>https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2015 18:46:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2387</guid>

					<description><![CDATA[<p>22 Temmuz 2015Â  Hüseyin Atay, iyi niyetle bilime ve Kur’ana uygun olarak tarikat şeyhlerinin bir kısım önerilerde bulunmuş. Hiçbir şeyh bu zamanda müritlerini ne serbest bırakır, ne de okumaya, öğrenmeye, düşünmeye özendirir. “Ne mutlu Müslümanım” yani “Elhamdülillah Müslümanım” sözleri yerine falanca tekkeye ve bu tekkenin reisine bağlı olmayı “hamd” ve “şükür” vesilesi olarak müritler kabul [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/">ÜSTAD, OTORİTE, ŞEYH VEYA EFENDİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-22-18-49-04%2F&amp;linkname=%C3%9CSTAD%2C%20OTOR%C4%B0TE%2C%20%C5%9EEYH%20VEYA%20EFEND%C4%B0" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-22-18-49-04%2F&amp;linkname=%C3%9CSTAD%2C%20OTOR%C4%B0TE%2C%20%C5%9EEYH%20VEYA%20EFEND%C4%B0" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-22-18-49-04%2F&amp;linkname=%C3%9CSTAD%2C%20OTOR%C4%B0TE%2C%20%C5%9EEYH%20VEYA%20EFEND%C4%B0" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-22-18-49-04%2F&amp;linkname=%C3%9CSTAD%2C%20OTOR%C4%B0TE%2C%20%C5%9EEYH%20VEYA%20EFEND%C4%B0" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-22-18-49-04%2F&#038;title=%C3%9CSTAD%2C%20OTOR%C4%B0TE%2C%20%C5%9EEYH%20VEYA%20EFEND%C4%B0" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/" data-a2a-title="ÜSTAD, OTORİTE, ŞEYH VEYA EFENDİ"></a></p><p style="margin: 6pt 0cm; line-height: 150%; text-align: right;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">22 Temmuz 2015Â </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Hüseyin Atay, iyi niyetle bilime ve Kur’ana uygun olarak tarikat şeyhlerinin bir kısım önerilerde bulunmuş. Hiçbir şeyh bu zamanda müritlerini ne serbest bırakır, ne de okumaya, öğrenmeye, düşünmeye özendirir. “Ne mutlu Müslümanım” yani “Elhamdülillah Müslümanım” sözleri yerine falanca tekkeye ve bu tekkenin reisine bağlı olmayı “hamd” ve “şükür” vesilesi olarak müritler kabul etmek zorundadır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tekkeleri, zaviyeleri, dervişleri ve şeyhleri bu ülkenin ilkokulundan üniversitesine kadar istismarların dışında öğrencileri okumaya, araştırmaya, muhakeme etmeğe, akıl yürütmeye özendiren, yeni buluşlar için bu ortam hazırlayan liseler ve üniversiteler var mıdır? Asıl sorun budur. En az üç asırdır karşılaştığımız siyasi, iktisadi, toplumsal ve kültürel meselelerimizin çözemeyişimizin en büyük sebeplerinden birisi ezberci, nakilci ve öğrencilerde hiçbir heyecan uyandırmayan eğitim ve öğretim sistemidir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Sayıları bini aşan, milyonlara varan öğrencileriyle İmam Hatip Liseleri eğitimimizin canına okuyan, ocağına incir ağacı diken son eğitim reformudur(!) Bu sayılarla eğitim millilikten çıkartılacağı gibi İslami olmaktan da çıkacaktır. Sadece ve sadece AKP’nin tam anlamıyla arka bahçesi olacak, başbakanın buyurduğu gibi “hem dindar, hem kindar” bireyler yetiştirilecektir. Kindarlıkla İslamlaşmak ne mene şeydir? Kur’an’a aykırı olarak kindar nesiller yetiştirmek İslam ahlakına, faziletine nasıl uygun düşecektir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Müslümanları binbir parçaya bölmek Kur’an’ın hedeflediği tevhide ve din kardeşliğine aykırıdır. Bu aykırılıkları göz ardı ederek fetva veren üstatların sayıları maalesef her geçen gün artmaktadır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Hüseyin Atay, yukarıda bahsettiğim kitabının 147’nci sayfasında: “Kur’an ilmin şaşmazlığını Allah’a verilmiş, insanın ilim otoritesi (üstad) olamayacağını ortaya koymuştur.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Allah bilir siz bilemezsiniz.“ (Bakara 2/216, 232) Düşünün “siz” kelimesinin içine aklınıza gelen her varlığı, her dinden, mezhepten, soydan tanınmış bütün kişileri sokarsınız. Ayet hiç kimsenin ilmine güvenilemeyeceğini ifade eder. Peygamber de olsa, verdiği bilginin muayene edilmesini anlatır. Hüseyin Atay Hoca’nın belirttiğine göre, ilk Müslümanlar Kur’anın ilimden bu amacını çok iyi anlamışlar ki, kendi Peygamberini de sorguya çekmişlerdir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bugün mensubu olduğumuz partinin liderine, bağlı olduğu tekkenin şeyhine, hatta cami imamının söylediklerini sorgulayacak ve onlara itiraz edebilecek kaç babayiğit vardır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Çalıştığı gazetesinde iktidara muhalif yazı yazan kimselerin, iktidarın emri ile kovulan gazetecileri çok iyi biliyoruz. Bir parti liderinin teşkilatlara genelge göndererek falan gazeteyi almayın, falan köşe yazılarını okumayın diye talimat verdiği bir Türkiye’de, ne demokrasiyi gelişir ne fikir dünyası zenginleşir ne de sanatta ileri bir adım atılabilir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Kalkınmanın en önemli motoru da demokrasidir, hürriyetlerdir. Adalet olmadığı yerde güvensizlik ve korku vardır. Güvensizlik ve korku bir topluma egemen olduğunda, artık bu toplumdan, teşkilatlarından hayır beklemeyiniz. Korkak bireyden olsa olsa dalkavuk, yalaka en kibar ifadesiyle emir kulu olur. Türkiye bugün medyası ile bürokrasisi ile partileriyle korkuyu iliklerine kadar duyuyor. Hatta geleceği için daha da büyük endişe ve korku içindedir. Çocuklarımız, torunlarımız nasıl bir Türkiye ’de yaşayacaklar? Bu korkuya kapılan insanların daha güvenli olacakları bir yerlere sığınmaları kadar tabii ne olabilir? Tekkelere, tarikatlara, cemaatlere giden insanların artışının sebeplerinden birisi de budur. İşsizlik korkusu çeken gençlere iş, aş ve eş kapısı açanların güçlerini kaydetmesi mümkün değildir. İş, aş ve eş bulacaksa, aklını, fikrini, mantığını, vicdanını efendi hazretlerine teslim etmeye hazırdır. Böylece iki cihan saadetine kavuşacaktır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Ne acıdır ki koca Devlet-i Aliye’yi bitirip parçalayan hastalık bugün Türk milletine musallat olmuş vaziyette. Üstatlar, efendiler, hazretler, meşayıh-ı kiram vs. adlarla “yedek ilahlar” gibi faaliyet göstermektedirler.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Kur’ani ifadesini Yaşar Nuri Öztürk’ten öğreniyoruz: Firavunları yaratanlar, zalimlere uşaklık edenlerdir. Firavunları yaratan kültürde, söz söylemenin büyük bedellerinin olduğu tecrübeleri ile bilen toplumlar suskunluğu tercih ederler. Dilinin yüzünden hapishanelere düşen, zindanlara atılan, canına kıyılan nice şairlerin, ilim irfan sahiplerinin hikâyeleri yazılı ve sözlü olarak yüzyıllardan beri anlatılıp durmaktadır. Bir batılı (Bryan Mogee) “söz olmazsa bilgi olmazdı” diyor. Atasözümüz ise “dil kesik, baş selamet”, “söz gümüş ise herhalde sükût altındır.“ bir başka atasözümüzdür.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Hâlbuki doğru olan, doğru zamanda ve doğru insanlar tarafından sözler makbuldür. Kavga etmek için söz söylemenin bir yararı yoktur. Bugüne kadar da olduğuna şahit olmadık. Söz ile savaşı kesmeli, ama baş kesmemeli.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Üstat olarak tanınan şahısların birçoğunu şahsen tanıma imkânım oldu. Tanıdığım günlerde bunlarla tanış olmanın heyecanlı hatıralarını yıllar yılı başkalarına anlatarak, bir bakıma ne kadar önemli bir kimse olduğumu, muhataplarıma hissettirmeye çalıştım. Seneler sonrası büyüklü küçüklü üstatların yazdıkları bu gün milletimizi birbirine düşürmektedir. Ülkeyi tefrikanın eşiğine getireceğini ne yazık ki o günlerde tespit edemedik ki. Meğerse üstatlar Türk milletinin geleceğini tahrip etmek için tahrip kalıpları yerleştirmişler. O gün atılan nifak tohumları serpilmiş, gürleşmiş ve bu devletin kurucu kadrolarına ağza gelen hakaretler ve insafsız mesnetsiz suçlamalar, onların yazıları örnek gösterilerek yapılmaktadır. Her şahıs gibi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının da hataları olmuştur. Bu hataları gösterip terbiye dairesinde eleştirmek başka şeydir. Küfre varan ifadeler kullanarak onlara hakaret etmek başka bir şeydir. Akıl ve ilimin dışına çıkarak atılacak her adımın kur’anı inciteceği hiç unutmamak gerekir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Batılılaşma mikrobu” Osmanlıya bulaşınca Müslüman kalem erbabı buna karşı çıkmış kendi dinimizi ve medeniyetimizi savunmuşlardır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">O günün okullarından, yani medresede, medrese hocalarından, Osmanlının karşılaştığı büyük ve hayati soruları çözebilecek öneriler çıktı da, buna rağmen o günün devlet adamları bu önerilere bağlı tedbirleri almadıkları için mi Osmanlı “mikroba” kapılarak medenileşmeyi seçti.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">II. Abdülhamit döneminde açılan hukuk fakültesinde Avrupa kanunları ve roma hukuku okutuldu.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Ortadoğu modernleşmesinde batılı bilim ve teknolojilerine yönelmekten çok o dünyanın giyim kuşam, batı tarzı konak ve saraylarına önem verildiğini biliyoruz.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Recai Zade’nin “Araba Sevdası” veya Hüseyin Rahmi’nin “Alafranga” yeni adı ile “Şıpsevdi” veya Peyami sefa’nın “Fatih Harbiye” romanları yanlış batılılaşma örnekleri ve anlayışları ile doludur.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/">ÜSTAD, OTORİTE, ŞEYH VEYA EFENDİ</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2015-07-22-18-49-04/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜSTÂD (ÜSTAT)</title>
		<link>https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2015 11:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2383</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Temmuz 2015 Üstat: Farsça bir kelime olmakla beraber, Türkçe‘de ve Arapça’da da kullanılan bir isimdir. Sözlükte: 1. Öğretici, bir bakıma öğretmen, bazı durumlarla rehber ve mürşit anlamında da kullanılır. 2. Bir fen ve hüner, bilhassa sanatta en ilk dereceye erişmiş olan: Üstâd-ı azam: mahir, sanatında mahareti olan, usta: üstad işi. Son zamanda otoriteyle eş [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/">ÜSTÂD (ÜSTAT)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-14-11-22-18%2F&amp;linkname=%C3%9CST%C3%82D%20%28%C3%9CSTAT%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-14-11-22-18%2F&amp;linkname=%C3%9CST%C3%82D%20%28%C3%9CSTAT%29" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-14-11-22-18%2F&amp;linkname=%C3%9CST%C3%82D%20%28%C3%9CSTAT%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-14-11-22-18%2F&amp;linkname=%C3%9CST%C3%82D%20%28%C3%9CSTAT%29" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-14-11-22-18%2F&#038;title=%C3%9CST%C3%82D%20%28%C3%9CSTAT%29" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/" data-a2a-title="ÜSTÂD (ÜSTAT)"></a></p><p style="margin: 6pt 0cm; text-align: right;"><span face="Verdana, sans-serif" style="font-family: Verdana, sans-serif;"><span style="font-size: 16px; line-height: 24px;">14 Temmuz 2015</span></span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12pt; line-height: 150%;">Üstat: Farsça bir kelime olmakla beraber, Türkçe‘de ve Arapça’da da kullanılan bir isimdir. Sözlükte:</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">1. Öğretici, bir bakıma öğretmen, bazı durumlarla rehber ve mürşit anlamında da kullanılır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">2. Bir fen ve hüner, bilhassa sanatta en ilk dereceye erişmiş olan: Üstâd-ı azam: mahir, sanatında mahareti olan, usta: üstad işi. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Son zamanda otoriteyle eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Doktrini ve muhakemeleri genellikle doğru kabul edilen. Bir sahada derinleşmiş şahıs. Kaynak kişi olarak ta düşünülebilinir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Üstat bir tarikat şeyhi, bir cemaatin önderidir. Mesela Nurcular, Said-i Nursi’yi üstat olarak bilir ve tanırlar. Bazen de üstat yerine efendi, efendi hazretleri, ağa, bey, şeyh gibi unvanlar da kullanılabilmektedir. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tarihin her döneminde ve her medeniyet ve kültür dairesinde, her alanda bu unvanlara sahip insanlar vardır. Medeniyetlerin ve kültürlerin gelişmesinde bu kimselerin büyük rolleri olmuştur. Dünya tarihinde büyük devrimlerin oluşumunu incelediğimiz zaman hemen görürüz ki devrimlerin fikir babaları bu otoriteler yani üstatlardır. Bilimin ve teknolojinin her dalında da art arda sıralanacak öncüler vardır. Bunlara genellikle mucit denir. Son zamanlarda bunlara buluşçu da denilmeye başlandı.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Her meslekte, sanatın her kolunda, zanaatta usta çırak münasebeti vardır. Bu münasebet aynı zamanda bir eğitim ve öğretim metodudur. İkisi arasında kişiye de kalfa denir. Eskiden okullarda öğretmenin yanında hademenin üstünde görevli olanlara da kalfa denirdi. Dülger ve duvarcının ikincisi. Osmanlı döneminde devlet dairelerinde kıdemli kâtip, bunların başlarına da ser-hulefâ yani başkâtip denmiştir. Stajyer öğretmen, öğretmen, başöğretmen gibi. Mahkemelerdeki zabit kâtibi, başkâtip gibi. Birçok devlet dairesinde benzer ünvanlar var. Meslekte kıdemi olan yükselen kimselere nezaketen üstat denilir. Günümüzde bunun yerini Fransızca bir isim olan duayen almıştır. Duayen politikacı, duayen hoca, duayen büyükelçi gibi&#8230; Hocaların hocası da bir bakıma aynı kelimeyi ifade etmek içindir. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bizim kültürümüzün bu anlamda kazandığı bir başka unvan da “dede”dir. Büyükbaba anlamında yaygın bir kullanışı vardır. Torun tosun sahibi olan kimseler için verilen bir isimdir. İkinci anlamı: Yol babası: kıdemli derviş ve bilhassa Mevlevi tarikatında çile merasiminden geçmiş derviş. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Dede – Baba, Bektaşi şeyhlerine verilen bir saygı unvanıdır. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Askerlikte bu sivil unvanlar kullanılmaz. Silahlı kuvvetlerde ast-üst münasebeti çıraklık ustalık ilişkisi olarak kabul edilmez. Orduda her rütbenin görev yetkileri kanun ve yönetmelikler ile belirtilmiştir. Amir ve ast ilişkisi sıkı kurallara bağlanmıştır. Ast’ın üstüne komutanım diye hitap etmesi gerekmektedir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Üstat, kimi zaman bir cemaatin, kimi zaman bir tekkenin önderidir. O bazen şeyh, bazen efendi, bazen efendi hazretleri denildiğini daha önce belirtmiştim. Bazen de bir derginin veya derneğin etrafında toplanan insanlarında üstat olarak bildikleri kimseler vardır. Hiç şüphesiz ki bunlar toplumda büyük görevler ifa ederler.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Şüphesiz ki bunlar birer eğitim kurumlarıdır. Resmi eğitim kurumlarının karşın bunlar yaygın eğitim kurumları olarak adlandırılır. İfrata kaçılmadığı takdirde yararlı bir kurum olduklarını kabul etmek gerekir. Tarihimizin belli dönemlerinde tarikatlar gerçekten imrenilecek kurumlardır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tekke edebiyatı, Tekke musikisi kültür hayatımızın, ruh zenginliğimizin ve inceliğinin baş tacı sayılacak örnekleriyle doludur. Tekke edebiyatı hem halk edebiyatımıza hem divan edebiyatımıza ilham vermiştir. Birçok tasavvuf sembolleri, motifleri, temaları, sesleri ve nefesleri her iki edebiyat kolunda da kendisini kuvvetlice hissettirir. Günümüz edebiyatından ve musikisinde tekke seslerinin açık seçik örnekleriyle doludur.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bu olumlu yanlarına rağmen gerek cemaatlerin gerekse tarikatların son zamanlarda, kendi asli gayelerinin dışına çıkarak siyasete ve ticarete yönelişleri aleyhlerinde bir kampanya başlatılmasına sebep oldu. Hatta bir takım karanlık ilişkiler içinde bulunduklarına da dair resmi açıklamalar yapılarak birçok kimse hakkında adli işlemler uygulandı.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Büyük âlim ilahiyatçı Hüseyin Atay’ın “Cehaletin Tahsili” isimli eserinde “Tarikat Şeylerine Önerim” diye bir bölüm var. Bu bölüm dikkatli okunursa ise, tarikatın büyüklerinin hataları çok güzel bir şekilde anlaşılır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">1. Müritlerini yüceltip diğer Müslümanları yok saymasınlar.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">2. Allahın kendileri ile konuştuğunu söyleyip müritler üzerine Allah adına otorite kurmasınlar.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">3. Allah’la insan arasına girmesinler. İnsanların Allaha ulaştırmanın vasıtası olmaktan çıksınlar.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">4. Müritlerini yakından uzaktan kumanda etmesinler. Âlimler gibi insanları serbest bıraksınlar. Herkes kendi başına bayrak olsun. Saygıyı, bağlılığı tapınmacılığa vardırmasınlar.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">5. Müritlerini okumaya, öğrenmeye, düşünmeye özendirerek, yeni buluşlar bulmayı en büyük ve faydalı ibadet olacağını anlatsınlar.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tarikat şeyhlerine yapılan bu önerileri siyasi parti liderlerine ve cemaat önderlerine de yapmak gerekir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Siyasette ben buna benzer davranışlarla karşılaşmıştım. “Liderin yanlışı benim doğrumdan daha iyidir.” İlk duyduğum zaman, o günün zihniyeti içinden çok doğru olarak kabul etmiştim. Aradan şu kadar zaman geçince bu sözün hiç de doğru olmadığını anlıyorum. Söz buradan açılınca rahmetli Türkeş’le bir konu tartışılırken, benim kendisine itirazlarım üzerine Türkeş, “Genel başkanın sözlerinde hikmet vardır böyle kabul et” deyince, ashabın birçok meseleyi Peygamberle tartıştıklarını söyleyerek cevap vermiştim.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Hazreti Peygamber, “Benim dediğimi nasıl anlıyorsanız öyle yapın, her şeyi bana sormayın” demişti. Peygamberi böyle olan bir ümmet yüzyıllar içinde şeyhine, üstadına, siyasi liderine danışmadan ne bir şey yapabiliyor, ne bir şey konuşabiliyor. Kendisine mahsus ne bir düşüncesi, ne de davranışı ve sorusu olmayan kimselerin oluşturduğu siyasi yapılardan sorun çözecek öneriler ve davranışlar beklemek hayal oluyor. Tarikatlar nasıl şeyh merkezli ise partilerde lider merkezlidir. Lidere muhalefet şöyle dursun, önerilerde bulunmak bile affedilmez bir kabahattir. Bunu göze alan kimseler partiden kovulur, teşkilatlar ise kapatılır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Dışarıya karşı demokrat, özgürlükçü, içeride alabildiğine despot. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bir partinin lideri köşe yazarlarından biri ile yaptığı söyleşide: “Parti içi demokrasi bir mikroptur.” demiş. 7 Haziran seçimlerinden sonra yapılanları görünce ancak “trajikomik” ifadesini kullanabiliyorum. Devleti idare ettiğini zannedenler “Bizim kimsenin aklına ihtiyacımız yoktur“ diyebilmeyi bir meziyet olarak görüyor. Kimsenin aklına ihtiyaç duymamayı liderlik şanından kabul ediyorlar.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/">ÜSTÂD (ÜSTAT)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2015-07-14-11-22-18/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK (2)</title>
		<link>https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2015 20:56:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2377</guid>

					<description><![CDATA[<p>06 Temmuz 2015 MHP’nin ve özellikle Devlet Bahçeli’nin öteden beri ifade ettiği “Bin yıllık kardeşliğimizi bozdurmayız.” İlkesi benimsediğim, zannımca da herkes tarafından da çok kabullenilen bir ilkedir. Bu ilkeyi gerçekleştirmek için ne yapmak, nasıl yapmak, ne zaman yapmak hususunda açıkladığı bir yol ve yöntem var mıdır? Var da benim mi haberim yok? Bin yıldan beri [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/">YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK (2)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-06-20-58-13%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK%20%282%29" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-06-20-58-13%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK%20%282%29" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-06-20-58-13%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK%20%282%29" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-06-20-58-13%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK%20%282%29" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-06-20-58-13%2F&#038;title=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK%20%282%29" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/" data-a2a-title="YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK (2)"></a></p><p style="margin: 6pt 0cm; line-height: 150%; text-align: right;"><span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12pt; line-height: 150%;">06 Temmuz 2015</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana, sans-serif; font-size: 12pt; line-height: 150%;">MHP’nin ve özellikle Devlet Bahçeli’nin öteden beri ifade ettiği “Bin yıllık kardeşliğimizi bozdurmayız.” İlkesi benimsediğim, zannımca da herkes tarafından da çok kabullenilen bir ilkedir. Bu ilkeyi gerçekleştirmek için ne yapmak, nasıl yapmak, ne zaman yapmak hususunda açıkladığı bir yol ve yöntem var mıdır?</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Var da benim mi haberim yok? </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bin yıldan beri kardeşliğimiz var da, kardeşlerimiz her dönemde, belli aralıklarla merkezi devlete, bizim kurduğumuz Türk devletlerine karşı niçin başkaldırıyorlar? Başkaldırının hepsinde suç Türk devletinin mi? Hırsızın hiç mi suçu yok. Bu başkaldırışlara sebep olarak hep dış güçleri göstermek tarihi gerçekler ile ne kadar ve ne ölçüde uyuşuyor?</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bu güne kadar bu konularda “ya ak, ya kara” değerlendirmesi ile karşı karşıyayız. Gerçeği, yalnız gerçeği öğrenmek için neler yaptık, neler yapmalıyız?</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">AKP on üç yıllık iktidarı süresince Kürt isyanlarında suçu Türkiye cumhuriyetinin takip ettiği politikalarda aradı. İsyana liderlik yapanların anıtlarının Diyarbakır ve Tunceli’de yapılmasına seyirci kalmanın ötesinde bu davranışları demokrasinin ve özgürlüğünün bir gereği olarak düşünüp kabullendi.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Dersim ve benzeri olayları siyasi gündeme taşıyarak Türkiye cumhuriyetini, Atatürk’ü yine İnönü’yü insafsızca suçlamaktan çekinmedi. 7 Haziran seçimlerine kadar, her seçimde düşündüklerini gerçekleştirerek seçimlerde büyük başarılar elde etti. Beslediği karga şimdi gözünü oydu. Acaba 7 Haziran sonuçları AKP’nin aklını başına getirir mi? Türk devletinin kuruluş felsefesini ve bu felsefeye vücut veren anayasa maddelerini değiştirmek isteğinden vazgeçer mi? Zamanla onu da göreceğiz.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">AKP aklınca Türklük’ ten vazgeçerek, hatta onu ayaklar altına alarak PKK terör örgütünün eylemlerini durdurarak bölgede karşılaşılan sorunların biteceğini sanıyordu. Seçim sonuçları onların yanıldıklarının belgesidir. ‘Güroymak’ ismi yerine cumhurbaşkanı ünvanı ile “Norşin” adını yüksek sesle konuşan Abdullah Gül, hangi siyasi yapı için harcı koyduğunun ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu şimdi düşünüyor mu? Bu davranışın milli bir hata olduğunun farkında mı?</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Ümmetçi politikalarla kendisince “çözüm”le birlikte barışı sağlayacaklarını düşünen AKP’liler, <b>bana göre</b> seslendirmeseler de yanıldıklarını anlamışlardır. Sanıyorlar ki “Türk Milleti” söylemi ümmetdaşlığa engeldir. Halbuki benim milletdaşlığım, ümmet kardeşliğine aykırı değildir. “Türk milletindenim, İslam ümmetindenim” sözü Ziya Gökalp’tan bu tarafa Türk milletince kabul edilmiştir. Cumhuriyet hükümetinin kuruluşundan beri politikasına esas olan ilkelerinden bir de bu olmuştur.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Ne Mutlu Türküm” özdeyişini ilkellik olarak kabul eden, okullardan “andı” kaldıran AKP, bu ve benzeri uygulamalarla “HDP” diye bir gücün karşısına çıkmayacağını düşünüyordu. Yanıldığını anlamış mıdır acaba? Bakalım zaman ne gösterecek? </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">***</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">MHP, “HDP” li hiçbir oluşumda hiçbir suretle onlarla yan yana gelmeyiz sözünü seçim akşamından beri başta genel başkan ve bütün sözcüleri söyleyip gelmişlerdir. HDP’yi yok saymak reel politikayla ne kadar izah edilebilir. Ben ve benim gibi düşünen milliyetçiler MHP’yi çok iyi anlamış olmalarına rağmen, MHP bu davranışı ile yalnızlıktan kurtarmaya yetmeyebilecektir. Her görüşten insanlar televizyonlarda, gazetelerde MHP’nin bu katı tutumunu eleştirmektedirler. Sokaktaki sıradan yurttaşlar dâhil olmak üzere Devlet Bahçeli’yi MHP’liler dışında anlayan bir kimsenin olacağını düşünmek gerçekten çok zor.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Herkes her vesile ile MHP’yi tenkit ederken MHP’liler dışında hiçbir Allah’ın kulu HDP’ye dönüp siz neden bu kadar keskin ve katı tutumunuzu gözden geçirmiyorsunuz? Diye bir soru sormuyor.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Onlar “anayasayı değiştirin, Türk egemenliğine son verin hatta, devlete Kürtleri ve diğer azınlıkları ortak edinin. Doğu ve Güneydoğu bizim olsun, Ankara ’daki devlete de ortak olacağız” demek cesaretini AKP’nin gevşek politikalarından almaktadırlar. ”Türkiye partisiyiz diyen HDP 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkelerine bağlıyız” sözünü katiyen ifade etmemektedir. Selahattin Demirtaş’ı bir parti başkanı olarak kabul edenler yanılıyorlar. Demirtaş Öcalan’ın -öte yandan Kandil’in- tabiri yerinde ise bir memuru olduğunu görmek ve bilmek zorundadırlar. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">HDP ile olmayız diye MHP, AKP ile ne ölçüde anlaşabilir? Bana göre anlaşması çok zor. MHP liderinin demeçlerini dinleyip anlayabilen herkes, HDP ile hangi gerekçelerle anlaşmazlığı varsa, aynı sebeplerle de AKP ile anlaşmazlığa düşeceği açıkça bellidir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bir AKP adayının seçilmesi halinde bu MHP nin örtülü olarak verdiği destek sayesinde olacaktır. Bu böyle değerlendirilmeye başlamıştır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bu şu anlama gelmiş olacaktı: MHP her kritik dönemde olduğu gibi bu sefer de AKP’nin değirmenine su taşıdı denilecektir. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">***</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">MHP 1999 milletvekili seçiminde doğu ve güneydoğu illerinde milletvekili ve belediye başkanlıkları kazanmıştı. Sonraki seçimlerde ne olduysa oldu MHP bu illerin çoğunda ne milletvekili ne de belediye başkanı seçimini kazandı. MHP bu konuda ilmi bir araştırma yaptırıp sebeplerini öğrendi mi bilmiyorum. Kamuoyunun da bildiğini sanmıyorum. MHP bu gerçeği PKK nın silahlı baskısı dolayısıyla bölge halkının MHP ye oy vermediğini ifade etmekten başka bir sebep gösterememiştir. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">AKP’nin güvenlik güçlerini pasifize etmesi sayesinde PKK bölgeye her konuda hâkim olmayı başardı. CHP ve MHP gibi Türkiye ’nin iki köklü partisinin doğu ve güneydoğu da çok az oy almış olması, Türk devleti, milleti, vatanı ve siyasi hayatı açısından çok hazin bir durumdur. Bu siyasi gidiş devam ederse aynı akıbetle AKP de karşı karşıya kalacaktır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">*** </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">7 Haziran seçim sonuçlarının belli olmaya başladığı saatlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı konuşmada: “seçimlerde en karlı çıkan MHP olmuştur. Biz hiçbir partiyle hükümet olmayız. Ana muhalefet oluruz. Hükümet kurulmazsa en kısa zamanda erken seçime gidilir” demişti. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bunları söylerken suratından düşen bin parça olurdu. Çok asabi ve öfkeliydi. Hem kazançlı ve başarılı çıkan partinin MHP olduğunu belirten Devlet Bahçeli’nin bu tavrı, sınıfını geçmiş karnesiyle birlikte teşekkür veya takdir belgesi alan bir öğrencinin evine öfkeli, kızgın girmesi gibiydi. O akşam Devlet Bahçeli’nin tavrını, öfkesini izah etmek mümkün değildi.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Devlet Bahçeli TBMM Başkanlığı seçiminde takındığı tavırla rakiplerinin eline korkunç bir propaganda yapma imkânı vermiş oldu. MHP’nin oldum olası en zayıf yanı kendisini anlatmaktaki tanıtım zaafıdır. AKP iktidarı süresince AKP karşısındaki medya tarafından iyi kötü MHP haberleri, parti sözcülerinin demeçleri yer alıyordu. Bugünden itibaren yandaş medya ile birlikte muhalif medya da MHP nin aleyhinde olacaktır.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">HDP, “biz Türkiye partisiyiz” deyip bizim dışımızdaki çevrelerce alkış alırken, MHP’nin de Türkiye partisi olmasını dileriz temennisinde bulunuyorlar. HDP’nin Türkiye’nin partisi olduğuna dair iddiası çok doğru değildir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devletine kast eden bir partidir. Devletin kuruluş ilkelerine bağlı olmayan bir siyasi varlığın Türkiye partisi anayasamız açısından da hukuk açısından da meşru olamaz, olmamalıdır. Ama bunu nasıl ve hangi vasıtalarla anlatabileceğiz? Aciz kalacağımızdan, nefesimizin yetmeyeceğinden korkmaktayım. Bu korkuyu, endişeyi içinde hisseden biz ülkücüler buna çare aramak ve mutlaka çare bulmak zorundayız. Hastalık her geçen gün yaygınlaşmakta ve derinleşmektedir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Bin yıllık kardeşliğimizi bozdurmayız.” Sözünü açıklamak gerekir: Kardeşliğimiz, ana baba birliği olmadığına göre niçin kardeşiz? </span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Soy birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Dil birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Din birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Vatan birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tarih birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Kültür birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Kader birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Devletin birliği mi?</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bayrak birliği mi?</span></li>
</ul>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bu ve benzeri soruların cevapları açık bir surette verilmelidir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bölge nüfusunun cümlesini Kürt olarak görüp kabul etmek çok yanlıştır. Çünkü Kürtlerin dışında o illerde Türkler ve başka kavimler de asırlardan beri oturmaktadırlar. İhmal eder veya yanlışlıklar yaparsak, tarihte olduğu gibi, bu dönemde de çaresiz kalan Türkler ve diğer nüfuslar Kürtleşirler. HDP bütün gayretiyle Kürtleştirmeyi gerçekleştirmek istiyor. Bunu önlemek şüphesiz ki Türk devletine ve hükümetine düşen asli bir vazifedir. Ne acıdır ki on üç yıldan beri Türk devletini yöneten kadrolar bizimle aynı hassasiyeti paylaşmamaktadırlar. Aksine HDP’ ye yakın bir politika gütmektedirler. Bu ahval karşısında görev tamamı ile milliyetçilere ve ülkücülerle düşmektedir. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Türkçülüğün en yakın mefkûresi Türkiyeliliktir. Yani Türkiye birliğidir. Bu esasen büyük ölçüde gerçekleşmiştir. O bölgede yapılan anketlerin sonuçlarına bakınca halkın büyük çoğunluğu kendisini Türk hissetmekte, Türkçe konuşmakta Türk devletinin yurttaşı olduğunu ifade etmektedir. Türk bayrağını bayrak olarak bilmektedir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Sanıldığının aksine bölge insanı ile asgari değil, büyük paydaşlığımız vardır. O bölgeleri ve bölge insanlarını HDP’ye, PKK’ ya teslim etmek Türk milliyetçileri için özellikle MHP için affedilmez bir hata olacaktır. Oğuz birliği, Nihai ve uzak hedefi olan Turancılığı, Türkiye birliğini koruyamadığımız takdirde sonraki hedeflerin cümlesi gücünü ve ülküsünü kaybedecektir.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/">YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK (2)</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2015-07-06-20-58-13/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK</title>
		<link>https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2015 13:01:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2373</guid>

					<description><![CDATA[<p>29 Haziran 2015 – Yalıkavak 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını başta siyasi kişiler ve partiler olmak üzere bütün aydınların yeniden düşünmeleri ve değerlendirmeleri gerekmektedir. Ama ne zaman bu ve benzeri konular söz konusu olursa, “aydın” diye nitelenen insanların topu hemen taca attıklarını görürüz. Suçu başkasının üzerine atarak, yükten kurtulmaya çalışırlar. Başka çevreleri bildiğimi iddia etmem mümkün [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/">YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-02-13-03-58%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-02-13-03-58%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-02-13-03-58%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-02-13-03-58%2F&amp;linkname=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2F2015-07-02-13-03-58%2F&#038;title=YEN%C4%B0DEN%20D%C3%9C%C5%9E%C3%9CNMEK%2C%20YEN%C4%B0DEN%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RMEK" data-a2a-url="https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/" data-a2a-title="YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK"></a></p><p align="right" style="margin: 6pt 0cm; text-align: right; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">29 Haziran 2015 – Yalıkavak</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını başta siyasi kişiler ve partiler olmak üzere bütün aydınların yeniden düşünmeleri ve değerlendirmeleri gerekmektedir. Ama ne zaman bu ve benzeri konular söz konusu olursa, “aydın” diye nitelenen insanların topu hemen taca attıklarını görürüz. Suçu başkasının üzerine atarak, yükten kurtulmaya çalışırlar. Başka çevreleri bildiğimi iddia etmem mümkün değil, ama Türk Milliyetçisi olduğunu söylenen çevrelerde, durum aynen ifade ettiğim gibidir.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Görev Milliyetçi Hareket Partisine düşer, birinci sorumlu ise Devlet Bahçeli’dir. Bu tespite itiraz edeceklerin sayısı pek azdır. Bahçeli bu konuda bir anket yaptırırsa sonuç benim yazdığım gibi çıkacaktır. Bana kalırsa benim bildiklerimi Devlet Bahçeli de bilmektedir. Gözlerimin içine bakarak “peki niçin gereğini yapmıyor?” diye sorduğunuzu görür gibiyim. Bunun cevabını tam tamına benden istemeye hakkınızın olmadığını söylemek isterim. Bu konuda tahmin yapmak isterim. Sizin yorumlarınızı da aşağı yukarı biliyorum. Buna rağmen ben soru sorarak, sizi düşünmeye ve araştırma yapmaya davet ediyorum. Sorumluluktan kaçmak Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden bir aydına yakışmaz. Derde deva bir davranış da olmaz.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Türkiye haritası ile seçim sonuçlarına bakınız. Kars’tan Van’a, Hakkari’ye, Şırnak’a bakınız. Oradan Siirt, Mardin, Diyarbakır, Batman, Bingöl, Adıyaman’a bakınız. Urfa’yı da bu listeye koyabilirsiniz. Gaziantep, Adana, Mersin sonuçları da bir işaret fişeği gibi ortada duruyor. İzmir’de, İstanbul’da hatta Ankara’da seçim sonuçları ne söylemek istiyor? Bunlara cevap arıyor musunuz? </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Aramak şöyle dursun, ben sonuçların sizi dehşete düşürdüğünden de eminim. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Türkiye’nin nasıl bir belayla karşı karşıya kaldığını anlamak için bu seçim sonuçlarına bir de dönüp Suriye sınırında olup bitenlere bakınız. Sonuçlar herhalde başta on üç yıldan beri Türkiye’yi tek başına yöneten AKP iktidarını memnun ediyor mu? İktidar yetkililerinin konuşmalarına baktığımızda “Türkiye’nin güneyinde bir Kürt devletinin kurulmasına asla izin veremeyiz.” dediklerini görüyoruz.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Peki bunu inandırıcı buluyor musunuz? Oslo, İmralı, Dolmabahçe sözleşmelerinde HDP ile PKK ile Abdullah Öcalan’ın memurları ile görüşüp “çözüm sürecini” kabul eden AKP bugün “güneyde bir Kürt devletinin kurulmasına izin vermeyiz” diyebiliyor. Çünkü bizim aklımızla alay etmenin kendisine fazlaca zarar veremeyeceğine inanıyor.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Kendi sınırlarımız içinde bir Kürt devletinin kurulması için bütün varlığıyla çalışan iktidar, şimdi Suriye sınırları içinde bir Kürt devletinin kurulmasını kabul etmeyeceğini açıklamaktan bir sakınca görmüyor. </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bir başka çelişki de MHP nin tutumunda, HDP ile hiçbir biçimde bir arada olmayacağını her fırsatta belirten MHP, koalisyon konusunda AKP ile HDP’nin anlaşmasını ve hükümeti birlikte kurmalarının isteyebiliyor.</span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Çözüm sürecinin Türkiye’yi devlet ve milletiyle çözeceğini düşünen MHP çözüm konusunda yıllarca birlikte çalışan bu partilerin hükümet kurmaları halinde çözülmenin çok rahatlıkla gerçekleşeceğini tahmin edemiyor mu? Yoksa şöyle mi düşünüyor: “Bütün karşı çıkışlarıma rağmen çözüm sürecini engelleyemediğim için bölünme olacaksa, ‘ben sonucun böyle olacağını yıllarca size anlatmaya çalıştığım halde anlatamadım veya siz bana inanmadınız. Şimdi ne haliniz varsa görün’”. Bunu demek için mi AKP, HDP hükümetinin kurulmasını istiyor? </span></p>
<p style="margin: 6pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana, sans-serif;">Ne yaman çelişki… Lafı bile beni korkutmaya yetiyor. Bu teklifi yapanlar da galiba bizim aklımızla alay ediyorlar.</span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/">YENİDEN DÜŞÜNMEK, YENİDEN DEĞERLENDİRMEK</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/2015-07-02-13-03-58/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;AMA&#8221;SIZ BİR YAZI&#8230;</title>
		<link>https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Özkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2015 14:34:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Necdet Özkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://millidusunce.org/?p=2296</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Bir Hoca, bir üniversite profesörü, bir akademisyen, aynı zamanda bir tarihçi daha ötesi adı “Türk” olan bir kuruluşun başkanı, “Ama”sız bir makale yazmış başında bulunduğu tarihi kuruluşun dergisinde. Merhum Cemil Meriç’i de yazısına bir delil bir şahit olarak almış. “Müstağrip” namında bir Osmanlıca kelime musikisi güzel bir kelime, kulağa hoş geliyor, sesi gibi manası [&#8230;]</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/">&#8220;AMA&#8221;SIZ BİR YAZI&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fqamaqsiz-br-yazi%2F&amp;linkname=%E2%80%9CAMA%E2%80%9DSIZ%20B%C4%B0R%20YAZI%E2%80%A6" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fqamaqsiz-br-yazi%2F&amp;linkname=%E2%80%9CAMA%E2%80%9DSIZ%20B%C4%B0R%20YAZI%E2%80%A6" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fqamaqsiz-br-yazi%2F&amp;linkname=%E2%80%9CAMA%E2%80%9DSIZ%20B%C4%B0R%20YAZI%E2%80%A6" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fqamaqsiz-br-yazi%2F&amp;linkname=%E2%80%9CAMA%E2%80%9DSIZ%20B%C4%B0R%20YAZI%E2%80%A6" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fqamaqsiz-br-yazi%2F&#038;title=%E2%80%9CAMA%E2%80%9DSIZ%20B%C4%B0R%20YAZI%E2%80%A6" data-a2a-url="https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/" data-a2a-title="“AMA”SIZ BİR YAZI…"></a></p><p style="margin-left: 1cm; text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bir Hoca, bir üniversite profesörü, bir akademisyen, aynı zamanda bir tarihçi daha ötesi adı “Türk” olan bir kuruluşun başkanı, “Ama”sız bir makale yazmış başında bulunduğu tarihi kuruluşun dergisinde.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Merhum Cemil Meriç’i de yazısına bir delil bir şahit olarak almış.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Müstağrip” namında bir Osmanlıca kelime musikisi güzel bir kelime, kulağa hoş geliyor, sesi gibi manası da güzel mi? Osmanlıca T<i>ürkçe sözlüğü</i> lütfen açıp bakınız. Madde de şunların yazıldığını göreceksiniz. Garibine giden, şaşa kalan, tuhaf bulunan acayip.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Cemil Meriç den bir paragraf:</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Tanzimat’tan sonra Türk aydınına yakışan sıfat: müstağrip. Edebiyatımız bir gölge edebiyat. düşüncemiz bir gölge düşünce.  Üç edebi nevi itibarda taklit intihal ve tecrübe. “ İntihal: çalma, başkasının malını benimdir diye etme, ikinci olarak da (ed.) birinin yazısının veya şiirinin kendi malı gibi gösterme.” Demek anlamına geliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Yani Tanzimat’tan bu tarafa, Türk aydını kıblesini, istikametini kaybetmiş bir vaziyette. Üç asırlık bir dönem, tarihçi hoca ile Cemil Meriç tarafından reddedilmiş, lanetlenmiş, yerin dibine batırılmış… Demek istiyorlar ki Osmanlı Devleti bu müstağripler tarafından çökertildi, yıkıldı ve bitirildi. </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tanzimatı, Islahat Fermanı’nı, meşrutiyetleri neden yapmak zorunda kaldığımızı anlatmak zahmetine girmektense, topyekûn karalamayı tercih etmek kolaylarına geliyor.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Üç asırlık dönemde nice büyük işler başaran padişahlar, vezirler paşalar vardır. Nice büyük şairler, nice büyük fikir adamları vardır. Musikide, mimaride, hat sanatında hatta resimde seçkin insanlar yetişmiştir. Araştırmadan incelemeden aydın bir tarihçi titizliğini göstermeden üç asırlık Türk tarihini bu tarih içerisinde yetişmiş ve bu tarih içerisinde yetişmiş inşaları bir çırpıda,” Köksüz, ruhsuz” kendi medeniyetine ve o medeniyetin asırlar içerisinde süzülerek gelen billurlarmış değerlerine yabancılaşmış diye bütün münevverlerini mustarip olarak nitelendirmek akla, mantığa, ilim ahlakına sığar mı? </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Sığmasına sığmaz da, fakat Cemil Meriç gibi üstatlar böyle buyurduktan sonra, “acaba demeden, doğru mu?” demeden kesin olarak kabul etmek, milletimizin içine düştüğü bugün ki buhranın sebeplerinden biridir. Herkes kendi ruh iklimine, alışkanlığına, bulunduğu ortamın geleneğine uygun alarak bir tarikata, bir cemaate bağlı olarak asırlardan beri sürüp gelmektedir. Herkes kendisinin imamına, şeyhine, ağabeylerine, üstadına beynini kiraya vererek; büyüğümüz bizim yerimize okur, araştırır, düşünür, bize düşen iş onu sorgusuz sualsiz dinlemek ve aktarmaktadır. Hatta “hoca efendi”nin, “efendi hazretleri”nin” yüzüne bakmayı adaba, terbiyeye aykırı görmektedir. Dışarıya karşı alabildiğine demokrat görünen, demokrasinin genişletilmesini ve gelişmesini isteyen bu kadrolar kendi içlerinde efendilerine karşı elsiz ve ayaksız kesilmektedirler. Bu mürit davranışların dışında üstat ünvanlı kişilere bağlı büyük bir aydın kesiminin varlığını da görmezden gelemeyiz. Onlardan birisi Necip Fazıl diğeri de Cemil Meriç tir. Şüphesiz ki Necip Fazılın şöhreti, tesirleri yankıları Cemil Meriç in şöhretini kıyas kabul etmeyecek şekilde aşmıştır. </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Üstatların en önemli özelliklerinden biri “Ben varım! Benim dışındakilerin cümlesi sıradan insanlardır, cücedirler, bir kısmı ise ‘çukur(!)’dur.” Demeleridir. </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Necip Fazıl’la benzerlerine göre Tanzimat Döneminin devlet adamlarının hiçbiri büyük sıfatına layık değillerdir. Onlar olsa olsa küçük sıfatıyla tavsif edilmelidir. O dönem ve sonradan gelen şairle, edipler ya taklitçi ya intihalci (hırsız) veya tercümecidir. Meşrep veya mezhep bakımından da ya mason ya da dinsiz ve imansız kişilerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">60’lı yıllarda Necip Fazıl’ın, Erzurum’da, ”İman ve Aksiyon” isimli konferansını dinlemiştim. Tanzimat’tan bu tarafa tarihimizde bizim bildiğimiz ne kadar kıymetli devlet adamlarımız varsa, onları müthiş benzetmeleri ile yerin dibine batırdı. O batırdıkça yüzlerce kişi onu çılgınca alkışlıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Konferansın sonunda, büyük ihtimalle milliyetçi, muhafazakar olmayan bir kişi medeni cesaret göstererek;</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Mustafa Kemal de bir iman ve aksiyon adamı değil mi?” diye sordu. Cevap:</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">“Bu suali Erzurumlunun zekasına yakıştıramadım” oldu. Bu cevap ’60 ihtilalinin hassasiyeti içinde suçlu duruma düşmemek için verilmiş bir zeka ve söz örneğidir.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Konferansı dinleyenlerin hepsi şu kanaate vardı ki: Mustafa Kemal ne iman ne de aksiyon adamıdır.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Bugün iktidara sahip olanlar ve yandaşlarının Milli Mücadeleyi yapan, devleti yeniden kuran başta Atatürk ve İnönü olmak üzere bütün kadroyu kötülemek, unutturmak, mümkün olursa tarihten silmek gibi birçok teşebbüsleri var. Bu kinin ve nefretin kaynağında Necip Fazıl ve benzeri kimselerin büyük rolleri vardır. </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Anlı şanlı ve koca bir Cumhuriyet dönemini reklam arası sayan zihniyetin Türk’ü ve onun adını taşıyan devletini tasfiye etmek için ne kadar büyük heyecan duydukları gösterdikleri çabalardan belli olmuyor mu? </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Tanzimat öncesi Türk edebiyatına bakıldığında,” alınan her edebi model Fars ve Araplardan alınmıştır.” O eserlerin sahiplerini; modelleri yabancı bir kültürden alındıklarından dolayı köksüz, ruhsuz, hırsız diye nitelendirmek akla ve ilme aykırıdır. Biçimlerin yabancı oldukları bilinmekle beraber eserlerin Türk olduğu bir gerçektir çünkü Türkçe yazılmışlardır.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;">Beğenilmeyen Tanzimat sonrasında da konuşma dilinin yazıya yansıtılmasında hız kazanılmış, yazılan eserleri halk anlamaya başlamıştır. Yazı dilinin konuşma diline yakınlaşmasının neresi köksüzlük ve ruhsuzluktur.</span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;"> </span></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: Verdana, sans-serif;"> </span></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/">&#8220;AMA&#8221;SIZ BİR YAZI&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/qamaqsiz-br-yazi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
