<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Milli Düşünce Merkezi</title>
	<atom:link href="https://millidusunce.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://millidusunce.com/</link>
	<description>Dünyaya Türkçü bakış</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 12:59:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>Diktatörlüğün Toplum Bilimi</title>
		<link>https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 18:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[601. Tabur]]></category>
		<category><![CDATA[adalet]]></category>
		<category><![CDATA[baskı mekanizması]]></category>
		<category><![CDATA[baskı sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[demokratikleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet kurumları]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük]]></category>
		<category><![CDATA[diktatörlük sosyolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[güç kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk devleti]]></category>
		<category><![CDATA[insan kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[kadrolaşma]]></category>
		<category><![CDATA[kurumsal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[liyakat]]></category>
		<category><![CDATA[liyakatsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[meslek ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[otoriter rejimler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi baskı]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çöküş]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeteneksizlerin hâkimiyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorluyorsunuz. Zorlama tepki doğuruyor. Tepkiyi bastırmak için daha çok zorluyorsunuz. Daha çok zor daha büyük tepki doğuruyor. Şiddet dozunu arttırmaya mecbur oluyorsunuz. Yükselen berbat bir sarmal.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/">Diktatörlüğün Toplum Bilimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdiktatorlugun-toplum-bilimi%2F&amp;linkname=Diktat%C3%B6rl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Toplum%20Bilimi" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdiktatorlugun-toplum-bilimi%2F&amp;linkname=Diktat%C3%B6rl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Toplum%20Bilimi" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdiktatorlugun-toplum-bilimi%2F&amp;linkname=Diktat%C3%B6rl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Toplum%20Bilimi" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdiktatorlugun-toplum-bilimi%2F&amp;linkname=Diktat%C3%B6rl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Toplum%20Bilimi" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fdiktatorlugun-toplum-bilimi%2F&#038;title=Diktat%C3%B6rl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%20Toplum%20Bilimi" data-a2a-url="https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/" data-a2a-title="Diktatörlüğün Toplum Bilimi"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Son zamanlarda Türk entelektüeli, diktatörlüğün sosyolojisi diyebileceğimiz bir alana merak salmaya başladım.</p>
<p>18 Mayıs’ta, New York Times’ta, Amanda Taub isimli bir yazar, diktatörlerin nasıl olup da ülkelere hâkim olduklarını anlatan bir kitabın tanıtımını yaptı. (<a href="https://bit.ly/dikta-ik">https://bit.ly/dikta-ik</a> ) Yazının başlığı, <em>Aslında Demokrasi İnsan Kaynaklarında Ölür</em> idi. Okuyunca “Tamam.” dedim, “Bunu  köşemde özetleyeyim.”. Derken bir baktım, benden önce o iş yapılıvermiş. Daha aynı gün X’te bir yazar, güzel ve uzunca bir özet yayınlamış. (Şimdi onu bulmaya çalıştım, bulamadım.) Ardından T24’te Mehmet Y. Yılmaz, kaliteli bir özet verdi (<a href="https://bit.ly/myyilmaz-ik">https://bit.ly/myyilmaz-ik</a> ). Bana da kala kala, Türk entelektüelinde ve yazarlarında diktatörlük sosyolojisine bu ani merak artışını rapor etmek kaldı.</p>
<h2><strong>DİKTATÖRLÜKLERİN ORTAK TARAFLARI</strong></h2>
<p>Toplum bilimi bu işte. Benzer olayı A, B, C ülkesinde gözlüyorsunuz. “Ortak tarafı nedir?” diye merak ediyorsunuz ve arayıp buluyorsunuz. Hani Wilfredo Pareto dâhisinin “residü” dediği kalanlar, invaryantlar, değişmeyenler ortaya çıkıyor. Taub’un anlattıkları, bir akademik incelemeye, iki Alman öğretim üyesinin, Christian Gläßel ve Adam Scharpf’ın, geçtiğimiz Şubat’ta yayımlanan <em>Diktatörlükte Kariyer Yapmak: Baskı ve Darbelerin Arkasındaki Gizli Mantık</em> kitabına dayanıyor. Özet şöyle: Diktatörlerin hâkim, polis ve benzeri kadrolara ihtiyacı vardır. Ülkelerin köklü kurumlarında bu tipleri bulamazlar. Çünkü köklü devletlerin kurumlarındaki insanlar belli bir kalitenin üstündedir ve meslek ahlakıyla hareket eder. Siyasilerin talimatıyla değil. Onun için bu görevleri yaptıracakları, bu görevleri yapabilmeleri için gereken mevkilere getirip gereken unvanları verecekleri, görece kalitesiz kişileri bulur ve oralara tayin ederler. Onlar da elleri mahkûm, diktatörün taleplerini yerine getirir. Çünkü bu tiplerin kendi yetenekleriyle bu yerlere gelmesi mümkün değildir. Araştırma Arjantin’de başlamış. Oradan Orban’ın Macaristan’ına, Putin’in Rusya’sına uzanmış ve yeteneksizlerin hâkimiyeti hiç aksamadan tekrarlanıp durmuş. Ayrıntı için Sayın Mehmet Y. Yılmaz’ın yukarıda bağlantısını verdiğim yazısını okuyun. Çok merak ediyorsanız kitabın İngilizcesi Amazon’da satışta (<em>Making a Career in Dictatorship: The Secret Logic behind Repression and Coups</em>). Dediğim gibi merak yüksek…</p>
<h2><strong>601. TABUR</strong></h2>
<p>Bir bakıyorsunuz muhaliflerin hepsi, ne tesadüfse, aynı savcı, aynı hâkim ve aynı bilirkişilerce yargılanıyor. Arjantin bunu bir adım öteye götürüp 601. Tabur diye özel bir istihbarat birliği kurmuş. Bilin bakalım, bu birliğe alınanlar sınavla mı yoksa mülakatla mı seçiliyor? İşte Taub’un “HR (Human Resources) &#8211; İnsan Kaynakları” dediği kurum bu kurum, mekanizma bu mekanizma.</p>
<p>Tesadüfe bakın; bu günlerde on yılların ötesinden bir polisiye diziyi, <em>Person of Interest</em>’i tekrar seyrediyorum. Orada da mafya çeteleriyle birlikte çalışan kirli polislere “HR” deniyor.</p>
<p>Pareto’nun residüleri dünya çapında çalışmaya devam ediyor.</p>
<h2><strong>BASKI SARMALI</strong></h2>
<p>Geçen yıldan kalma bir tespit de kanun ihlalinin ve zor kullanmanın kendi kendini beslediği kuralıydı. Zor kullanan, zora düşük seviyede başlasa da bir kere o yola saptı mı, dozu arttırmaya mecbur kalıyor. Uyuşturucu iptilasındaki gibi. Ama bu doz arttırma zorunluluğu bir benzetmeden ibaret değil. Anlaşılır bir mekanizması var. Zorluyorsunuz. Zorlama tepki doğuruyor. Tepkiyi bastırmak için daha çok zorluyorsunuz. Daha çok zor daha büyük tepki doğuruyor. Şiddet dozunu arttırmaya mecbur oluyorsunuz. Yükselen berbat bir sarmal. Nihayet kritik eşik aşılıyor. Artık mahkemeymiş, hâkimmiş, hukukmuş gibi mazeretlere sığınmak mümkün olmuyor. “Önce hapsedelim sonra yargılarız.” diye başlayıp “Önce asalım sonra yargılarız.”a giden bir yol bu…</p>
<p>Hukuktan bu derece sapmış bir yönetim, sonunda devlet olmaktan çıkıyor. “Adalet mülkün (devletin) temelidir.” sözünün anlamı tam da bu olsa gerek. Sadece ve sadece çıplak güce ve yeteneksizlerin toplaştığı 601. Tabur’a dayanan diktatör sonunda yıkılıp gidiyor. Ama bu bayram yapılacak, sevinilecek bir gidiş değil. Bütün bir ülke de uzun süre enkazın altında kalıyor. Gläßel ve  Scharpf’ın Arjantin’i de tarihe karışıp gitti. Arjantin, 1983’ten beri hür ve demokrat bir ülke. Fakat kırk yıldır enflasyonla mücadele ediyor. Genellikle bizimkinin üstünde bir enflasyonla. O kadar ki, bizi dünya birincisi olmaktan kurtarıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/">Diktatörlüğün Toplum Bilimi</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/diktatorlugun-toplum-bilimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milliyetçiliğin iletişim sorunu</title>
		<link>https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Buğra Okur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 06:50:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fikir]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir düşüncenin doğru olması ve etkili olması aynı şey değil. Birçok doğru fikir kendisini anlatamadığı için tarih boyunca etkisiz kalmış, birçok yanlış fikir ise doğru iletişim yöntemleri ile yayılmış.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/">Milliyetçiliğin iletişim sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetciligin-iletisim-sorunu%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ili%C4%9Fin%20ileti%C5%9Fim%20sorunu" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetciligin-iletisim-sorunu%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ili%C4%9Fin%20ileti%C5%9Fim%20sorunu" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetciligin-iletisim-sorunu%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ili%C4%9Fin%20ileti%C5%9Fim%20sorunu" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetciligin-iletisim-sorunu%2F&amp;linkname=Milliyet%C3%A7ili%C4%9Fin%20ileti%C5%9Fim%20sorunu" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmilliyetciligin-iletisim-sorunu%2F&#038;title=Milliyet%C3%A7ili%C4%9Fin%20ileti%C5%9Fim%20sorunu" data-a2a-url="https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/" data-a2a-title="Milliyetçiliğin iletişim sorunu"></a></p><p>Türk milliyetçiliği uzun yıllardır fikirlerini, tezlerini ve eleştirilerini topluma anlatmaya çalışmakta. Ancak fikirleri, tezleri ve eleştirileri güncellendikçe, güçlendikçe anlatma biçimleri sanki bir o kadar eskimekte.</p>
<p>Bir düşüncenin doğru olması ve etkili olması aynı şey değil. Birçok doğru fikir kendisini anlatamadığı için tarih boyunca etkisiz kalmış, birçok yanlış fikir ise doğru iletişim yöntemleri ile yayılmış.</p>
<p>Bugün nesillerin bilgiye ulaşma biçimi geçmiş kuşaklardan oldukça farklı. Gazetelerin, uzun köşe yazılarının ve konferans salonlarının belirleyici olduğu dönem geride kaldı. İnsanlar artık fikirlere, çoğu zaman sosyal medya videoları, kısa içerikler ve podcastlerle ulaşıyor.</p>
<p>Ne var ki büyüğünden küçüğüne milliyetçi çevrelerin önemli bir kısmı, hâlâ eski iletişim alışkanlıklarını sürdürüyor. Bunun sebebi yaşlıların hızlı teknolojiyi yakalayamaması, gençlerin ise nostaljik hisleridir. Kendilerini istibdat zamanı kömürlükte gazete çıkarıyor gibi hissediyorlar. Bu durum, mesajın içeriğinden bağımsız, yeni nesiller ile milliyetçi fikirler arasında görünmez bir mesafe oluşturuyor. Bu sebeple yeni nesilde millî duygulara sahip gençlere bile zor ulaşılıyor.</p>
<p>Çok başarılı gençler görüyorum. Çok iyi çalışmaları var ancak iletişim yöntemleri sorunlu. Mesela çok güzel bir araştırma yapmış, bir konuda reddiye hazırlamış ve bunu Instagram profilinde post olarak paylaşmış. Diyorum ki “Bu hâliyle takipçilerinden başka kimse görmez. Kötü de olsa bir video yapsan bunun yayılma şansı daha fazla olur.” Diyor ki “Böyle daha doğru hissettiriyor, daha keyif alıyorum.”</p>
<p>Burada önemli olan nokta, milliyetçiliğin özünü değiştirmek değildir. Bir fikrin daha iyi anlatılması, o fikrin sulandırılması anlamına gelmez. Aksine, bir fikri çağın araçlarını kullanarak anlatmak onun yaşamasını sağlar.</p>
<p>Birçok milliyetçi aydın için eserini ortaya koymak sürecin sonudur. Oysa günümüz dünyasında eser üretmek başlangıçtır. Asıl mesele, o eserin kimlere ulaştığıdır.</p>
<p>Mesela milliyetçi çevrelerde yüzlerce değerli konuşma yapılıyor, kitaplar ve makaleler yazılıyor. Sorun şu:</p>
<p>Kaç kişi izledi?</p>
<p>Kaç kişi okudu?</p>
<p>Kaç genç gördü?</p>
<p>Kaç kişi ilk kez milliyetçi bir fikirle tanıştı?</p>
<p>Bu sorular genellikle sorulmuyor.</p>
<p>Bir fikrin yazılmış olması ile topluma ulaşmış olması aynı şey değildir. Kimsenin okumadığı bir yazı ile hiç yazılmamış bir yazı arasında topluma etki bakımından hiçbir fark yoktur.</p>
<p>Milliyetçi çevrelerde üretim bazen kendi başına amaç hâline geliyor.</p>
<p>Kitap yazılıyor.</p>
<p>Dergi çıkarılıyor.</p>
<p>Panel yapılıyor.</p>
<p>Sonra görev tamamlanmış kabul ediliyor.</p>
<p>Milliyetçilerin önemli bir kısmı üretimi görevin sonu gibi görüyor. Oysa günümüzde üretim değil, yayma kabiliyeti belirleyici hâle gelmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Geçen yıl YouTube’da rastladığım <em>Bir Sevdadır Ülkü</em> belgesel serisini buna örnek verebilirim. Para harcanmış, emek verilmiş, değerli insanlar toplanmış ancak içerik sadece paylaşılmış ve izlenmesi beklenmiş. Yeterli duyuru ve reklamı yapılmamış.</p>
<p>Milliyetçi çevrelerin temel problemi fikir üretememesi değil, ürettikleri fikirleri dolaşıma sokamamaları.</p>
<p>Peki ne yapılmalı?</p>
<p>Değişmesi gereken fikirler değil, sunuluş biçimleridir.</p>
<p>Bugün dünyanın her yerinde fikir mücadeleleri yalnızca kitaplarla, makalelerle ve konferanslarla yürütülmüyor. Bir saatlik bir konferansın değeri tartışılmaz. Ancak o konferanstan alınan otuz saniyelik etkili bir kesit, binlerce insanın konuşmanın tamamına ulaşmasını sağlayabilir.</p>
<p>Bir makale yalnızca yayımlandığı internet sitesinde bırakılmamalı. Bir yazıdan kısa videolar üretilebilir, podcastlere dönüştürülebilir. İnsanların uzun içeriklere ulaşabilmesi için önce kısa içeriklerle dikkatlerinin çekilmesi gerekir.</p>
<p>Burada amaç insanları kandırmak veya fikrin özünü değiştirmek değil. Amaç, fikre görünürlük kazandırmak.</p>
<p>Belki de bugün milliyetçiliğin önündeki en önemli mesele yeni fikirler üretmek değil, mevcut fikirleri yeni nesillere ulaştırabilecek yöntemleri kullanmaktır.</p>
<p>Çünkü milliyetçi çevrelerin temel problemi fikir üretememek değil, ürettikleri fikirleri dolaşıma sokamamaktır. Bir fikir hareketi yalnızca üreterek değil, ulaştırarak büyür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/">Milliyetçiliğin iletişim sorunu</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/milliyetciligin-iletisim-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermeni Gailesi-Ermenistan Seçimleri</title>
		<link>https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil Akıncı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 21:00:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Paşinyan]]></category>
		<category><![CDATA[Sevk ve İskân]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye ve Azerbaycan, varlıkları, kimliklerini korumaları, Türk düşmanlığına dayalı kinle biçimlenen Ermeni Kilisesi ve Ermeni Diasporası ile mücadeleyi de kazanmalıdırlar.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/">Ermeni Gailesi-Ermenistan Seçimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermeni-gailesi-ermenistan-secimleri%2F&amp;linkname=Ermeni%20Gailesi-Ermenistan%20Se%C3%A7imleri" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermeni-gailesi-ermenistan-secimleri%2F&amp;linkname=Ermeni%20Gailesi-Ermenistan%20Se%C3%A7imleri" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermeni-gailesi-ermenistan-secimleri%2F&amp;linkname=Ermeni%20Gailesi-Ermenistan%20Se%C3%A7imleri" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermeni-gailesi-ermenistan-secimleri%2F&amp;linkname=Ermeni%20Gailesi-Ermenistan%20Se%C3%A7imleri" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fermeni-gailesi-ermenistan-secimleri%2F&#038;title=Ermeni%20Gailesi-Ermenistan%20Se%C3%A7imleri" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/" data-a2a-title="Ermeni Gailesi-Ermenistan Seçimleri"></a></p><h2>Ermenistan Seçimleri</h2>
<p>Osmanlı 19. yüzyılın ortalarına kadar Ermeni milletini “Millet-i Sadıka” diye adlandırır, onları aralarında dinî husumet olan kalabalık Rumlara karşı bir denge unsuru olarak görürdü. Fransız İhtilâli, tüm imparatorluklarda olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nda da azınlık aydınlarında bağımsızlık hevesi uyandırmıştır. Ancak bu duygular, Anadolu’nun birçok yerinde Türklerle iç içe yaşayan, hatta Kilikya Ermenileri gibi Ermenice bilmeyip sadece Türkçe konuşan grupları da içeren Ermeni topluluğuna, ayaklanıp bağımsızlığını kazanan Yunanlıların aksine, yansımamıştı.</p>
<p>Silahlı Ermeni isyanlarının başlaması tamamıyla Rusya ve Avrupa’nın kışkırtması ve Ermenileri himaye altına almasıyla ilgilidir. Sonradan buna Amerika da katılmıştır. Ermeni isyanları daha sonra ayrı teşvike gerek görülmeden kendi dinamikleriyle devam etmiş, ancak aynı himayeyi gören Yunanistan’ın aksine bağımsızlıkla sonuçlanmamıştır. Zîra Türkiye’nin hemen hemen her yerinde mevcut olarak yaşayan Ermeniler, hiçbir vilayette çoğunluğa sahip değillerdi. Sadece Vilâyât-ı Sitte’de kalabalık nüfusları vardı ama çoğunlukta değillerdi. Ayrıca Yunanlıların Mora’da yaptıkları gibi, çoğunluğa geçmek için Türk katliamı yapma gücü ve imkanları da yoktu.</p>
<p>Bağımsızlarını gerçekleştirmek için Avrupa’nın desteği ile tedhişe, yerel silahlı ayaklanmalara başvurmaları, bunların da, devlet tarafından şiddetle bastırılması; 1915 Sevk ve İskân Kanunu ile güvenli başka bir yere yerleştirilmeye tâbi tutulmaları, iki millet arasındaki husûmeti derinleştirmiştir.</p>
<p>Türkiye’de cereyan edenler Azerbaycan’da da tekrarlanmış, Sabir’i “Müselman ve Ermeni vatandaşlara” diye şiir yazmaya sevk etmiştir. Türk ve Ermeni, her iki milletin de bilincine işlemiş bu düşmanlık aradan geçen zamanda özellikle hem Ermenistan hem de Diaspora Ermenilerinde kök salmıştır.</p>
<p>Yine Ermeni okullarında bu düşmanlığı daha da körükleyen ve besleyen söylemler, eğitim adıyla sistemli şekilde Ermenilerin zihinlerine nakşedilmektedir.</p>
<h2>Ermeni Gailesi</h2>
<p>Bütün bunların işaret ettiği tek gerçek Ermenistan’la olan sorunların bir Türk-Ermeni meselesi olarak başladığı ve hâlâ da aynı niteliğini koruduğudur. Bu mesele Azerbaycan- Ermenistan toprak anlaşmazlığından ibaret değildir. Osmanlı’nın isabetle koyduğu isimle “Ermeni Gailesi”dir.</p>
<p>Ermenileri, silahlı çetelerle isyan ettikleri zamanda geliştirdikleri Büyük Ermenistan hayallerini hiç terk etmemişler, bu hayallerinin hiç olmazsa bir kısmını gerçekleştirme imkanına Sovyetlerin dağılmasından sonra, Karabağ başta Azerbaycan topraklarının önemli bir bölümünün işgali ile kavuşmuşlardır. Bu güvenlerini arttırmış, her biri geniş Ermeni Diasporasına sahip, Amerika, Fransa ve Rusya Eş Başkanları yönetimindeki AGİT Minsk Grubu da gayretlerini çatışmaların yeniden başlayarak, Ermeni kazançlarının tehlikeye girmesini önlemeye teksif etmiştir.</p>
<p>Türkiye ise, Azerbaycan topraklarının işgalini protesto ederek, 1993 yılında Ermenistan’la olan sınırlarını kapamıştır. Ancak bu daha sonraki yıllarda Türkiye-Ermenistan ticaretini, uçak seferlerinin yapılmasını, binlerce Ermenistan vatandaşının Türkiye’de iş bulup çalışmasını engellememiştir. Buna rağmen sınır kapalı kalmış, Kars ve Iğdır’ın doğal hinterlandı ile kopukluğu devam etmiştir.</p>
<p>Bu arada Türkiye kesintisiz Ermenistan ile uzlaşma yollarını aramıştır. Burada saik Azerbaycan topraklarının iadesini sağlamak kadar, Ermenistan’la varılacak bir uzlaşının, Türk Düşmanı Ermeni Diasporasının bu tutumunu değiştirteceği inancı idi. Bazı ikazlar göz önüne alınmamış; İsviçre’nin arabuluculuğunda hazırlanan iki protokol, Türkiye ve Ermenistan Dışişleri bakanları arasında Amerika ve Rusya’nın Dışişleri bakanlarının huzurlarında 2009’da Zürih’te imzalanmış, ancak yürürlüğe giremeyerek kadük kalmıştır.</p>
<p>Azerbaycan’ın 2020 savaşı ile Karabağ’da Şuşa ile işgal altındaki topraklarını istirdadı, 2023 yılındaki harekâtta da Karabağ’ı geri alması, Ermenistan’ın uzlaşmaz tutumunu değiştirmeye mecbur kalması sonucunu doğurmuştur. Mağrur Ermenistan mağlup Ermenistan’a evrilmiş, savaş sırasında Rusya’dan veya herhangi bir başka ülkeden yeterli askerî yardım almayışları onları yeni arayışlara sevk etmiştir. Azerbaycan karşısındaki ilk mağlubiyetin sorumlusu sayılan Paşinyan ise öne alınan 2021 seçimlerinde, belki de kendisinden önce gelen liderlere benzemeyip yenilikçi olmasından dolayı, tekrar seçilmiştir.</p>
<p>Paşinyan’ın tarihî saplantılardan kurtulmuş gerçekçi tutumu kendisini bizim açımızdan tercih edilir muhatap konumuna getirmektedir. Zengezur koridorunun ABD’nin yönetimi altında olsa da açılmasının kararlaştırılması, Ermenistan’ın başta Karabağ olmak üzere, toprak iddialarından vazgeçmesini kayıt altına alan &#8220;Azerbaycan-Ermenistan arasında Barış ve Devletlerarası İlişkilerin Kurulmasına ilişkin Anlaşma&#8221;nın 8 Ağustos 2025 tarihinde Vaşington’da parafe edilmesi onun zamanında gerçekleşmiştir.</p>
<p>Öte yandan 2020 ve 2023 savaşlarında, Rusya’dan güvenlikleri ve bölgesel siyasetleri konusunda alışık oldukları desteği alamamaları onları önce hayal kırıklığına uğratmış; siyasi tercihlerini Batı’ya yöneltmiştir. Nitekim Batı da buna olumlu tepki vermiş, Fransa Cumhurbaşkanı, ABD Başkan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı yakın zamanlarda Ermenistan’ı ziyaretle desteklerini göstermişlerdir. Ermenistan da AB’ye üye olma niyetindedir. Bu konuda iç hazırlıklara başlamıştır.</p>
<p>Paşinyan’ın devlet başkanları düzeyinde Astana’da toplanan Avrasya Ekonomik Birliği Toplantısına kendi yerine yardımcısını göndermesi, Putin’in, Ermenistan’ın Batı ile ilişkilerini geliştirmesine karşı tepkisini yeniden ifade etmesi için bir vesile teşkil etmiştir. Putin Gürcistan ve Ukrayna’ya da atıfta bulunarak, Ermenistan’ın örneğin doğal gaz fiyatlarında ayrıcalıklı indirimlerden yararlanmayacağını belirmiştir.</p>
<p>Bu arada Ermenistan’dan meyve sebze ithalatının durdurulması gibi somut tedbirler de uygulanmaya başlamıştır.</p>
<p>Bu tedbirlerin geri teperek Ermenistan’ı cezalandırma yerine, bölgesel ekonomiler ile yoğunlaşma suretiyle zararını telafiye zorlaması ihtimâl dâhilindedir. Bu da Güney Kafkasya ülkeleri arasındaki ekonomik entegrasyonu kolaylaştıracaktır.</p>
<p>Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan arasında güven arttırıcı önlemler kategorisi çerçevesinde de değerlendirilebilecek bazı gelişmeler olmuştur. Azerbaycan, Ermenistan’a yönelik ticarete izin vermiş hatta doğrudan yakıt sağlamıştır.</p>
<p>Türkiye de Ermenistan ile doğrudan ticarete izin vermiş, demiryolu hattını açmıştır Yani Ermenistan sınır kapılarının tümü resmen açıkmış gibi, ihtiyaçlarını doğrudan karşılama imkanına sahip kılınmıştır. Ama yaptırım değeri kalmayan Türkiye Ermenistan sınır kapısı hâlâ kapalıdır.</p>
<p>Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçisi bir söyleşisinde, Türkiye &#8211; Ermenistan sınırı 7 Haziran Ermenistan seçimlerinden sonra anayasa değişikliği yapılınca açılacak demiştir. Bunu anlamak güçtür.</p>
<p>Zîra her iki ülke de Zengezur Koridoru&#8217;nu, Amerika yönetimi altında açarak ondan bir an önce yararlanmak konusunda kararlıdır. Ermenistan’ın anayasa değişikliği usulü ise önce Meclis’ten üçte iki çoğunluğun onayını daha sonra da halk oyuna sunulmasını gerektirir. Bu zaman isteyen bir süreçtir. Ermenistan seçimlerine başbakan adayı olarak gelecek siyasetçiler arasında, anayasa değişikliği taahhütünde bulunan, bu konuda diaspora ile kiliseyi karşısına almaktan çekinmeyen tek kişi Paşinyan’dır.</p>
<p>Öte yandan Zengezur Koridoru bu değişiklik yapılmadan önce işler hâle gelirse, Türkiye kapısı gene mi kapalı kalacaktır? Öyle ise bu koridor nereden Türkiye’yi aşıp, Avrupa’ya, Akdeniz’e ulaşacaktır?</p>
<p>Azerbaycan Ermenistan anlaşmasının parafe edildiği, Zengezur Koridoru&#8217;nun bir an önce açılıp işlemeye başlamasının kararlaştırıldığı bir ortamda sınır kapısının mecburen açılması bir zaman meselesi değil midir?</p>
<p>Ermenistan seçimleri sadece yerel siyasetçiler arasında değil, aynı zamanda Rusya ile AB ve ABD arasında yapılacak gibidir. Türkiye ve Azerbaycan’ın çıkarları da Batı yanlısı Paşinyan’ı destekleyen Batı ile uyuşmaktadır.</p>
<p>Bizim açımızdan konu, barış taraftarı, tarihin yükünü atmış; “Ermenistan, şu gördüğünüz 27000 km² topraktır” diyen ve yakasında Ağrı Dağı’nın yerine, o küçük ülkenin haritasını rozet gibi taşıyan bir Paşinyan’ın desteklenmesidir.</p>
<p>Azerbaycan topraklarını işgal edip, milyon kişiyi topraklarından sürerek sefil bir yaşantıya mecbur eden, katliam yapmaktan çekinmeyen, hâlâ Batı Ermenistan Karabağ bizimdir diyen Sarkisyan, Koçaryan gibileri değil.</p>
<p>Öte yandan Azerbaycan-Ermenistan arasında barış anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Türkiye’nin Ermenistan ile doğrudan diplomatik ilişkiler kurması, sınırların açılması ekonomik entegrasyonun gerçekleşmesi, “Ermeni Gailesi’ni” sonlandırmayacaktır. Türkiye ve Azerbaycan, varlıkları, kimliklerini korumaları, Türk düşmanlığına dayalı kinle biçimlenen Ermeni Kilisesi ve Ermeni diasporası ile mücadeleyi de kazanmalıdırlar. Çünkü onlar bizimle uğraşmaktan, kendi iddialarını zayıflatan, üç ülke arasındaki barışçı ilişkilere rağmen, vazgeçmeyeceklerdir.</p>
<p>Ermenistan Cumhuriyeti ile varılmakta olan uyuşma Türk-Ermeni meselesinin arazi bölümünü tarihe gömmüştür, tamamını değil.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/">Ermeni Gailesi-Ermenistan Seçimleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ermeni-gailesi-ermenistan-secimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’nun &#8220;Düşkün”lüğü</title>
		<link>https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 19:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[ahlaki sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[arınma]]></category>
		<category><![CDATA[bozulma]]></category>
		<category><![CDATA[Cem]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[düşkün ilan etme]]></category>
		<category><![CDATA[düşkünlük]]></category>
		<category><![CDATA[düşkünlük eşiği]]></category>
		<category><![CDATA[hak ve hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[Reha Çamuroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset ve etik]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi mevtâ]]></category>
		<category><![CDATA[sol jargon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal arınma]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal çözülme]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal değerler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Türk karakteri]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yoldan çıkmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kılıçdaroğlu, "düşkün"lük eşiğini dibe çekti. Artık düşkünlüğü seviye olarak anlayacağız diyen çıkarsa hiç şaşırmam!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/">Kılıçdaroğlu’nun &#8220;Düşkün”lüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkilicdaroglunun-duskunlugu%2F&amp;linkname=K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%E2%80%99nun%20%E2%80%9CD%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%E2%80%9Dl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkilicdaroglunun-duskunlugu%2F&amp;linkname=K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%E2%80%99nun%20%E2%80%9CD%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%E2%80%9Dl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkilicdaroglunun-duskunlugu%2F&amp;linkname=K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%E2%80%99nun%20%E2%80%9CD%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%E2%80%9Dl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkilicdaroglunun-duskunlugu%2F&amp;linkname=K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%E2%80%99nun%20%E2%80%9CD%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%E2%80%9Dl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkilicdaroglunun-duskunlugu%2F&#038;title=K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu%E2%80%99nun%20%E2%80%9CD%C3%BC%C5%9Fk%C3%BCn%E2%80%9Dl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/" data-a2a-title="Kılıçdaroğlu’nun “Düşkün”lüğü"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Bizim Alevîlerin &#8220;<em>düşkün</em>&#8221; ilan etme kuralı kanundan güçlüdür. Kişinin düşkünlüğü işlediği suça göredir.  <em>Sürekli </em>veya <em>geçici</em> olabilir. <em>Cinayet, ırza tecavüz, ikrardan dönmek, Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e dil uzatmak</em> ağır suçlardır ve mahşere kalır.</p>
<p>Diğer suçların cezası düşkünlüktür ve zamanlıdır. Diyelim ki birisi eşine, komşusuna, hayvanına iyi davranmıyor veya hakkına girdi, önce uyarılır. Uyarılar sonunda düzelmeyen, Dede’nin teklifi ve Cem’e katılanların onaylamasıyla <em>düşkün</em> ilan edilir. Bir süre verilir, düzelirse affedilir. Yoldan çıktığı kabul edilen kişi düzelinceye kadar da topluluğun normal bir ferdi kabul edilmez.</p>
<p><em>Düşkün’</em>e<em> yolsuz</em> dendiği de olur. Yol önemlidir. <em>Tarikat</em> de yol demektir. Değerleri değişmez. Yol alışları değişir.</p>
<h2>&#8220;DÜŞKÜN&#8221;Ü DE KAZANMAK ESASTIR</h2>
<p>Mesele “<em>yol</em>’dur. <em>Yol ehli</em> olmak lazımdır. <em>Yola girmek, yol almak </em>yüksek kişilik kazanma yolunda girilen uzun yolun kavramlarıdır. <em>Yoldan çıkmak</em> düşkünlüktür. <em>Yollu </em>olmayacaksınız.  Bunlar, Türkçe’nin <em>yol </em>kavramını düşüncemize ve hayatımıza yerleştiren yaygın deyimlerinden bazılarıdır. Aleviliğin-Tahtacılığın-Kızılbaşlığın, resmî din kabulüne mesafeli halde bu yoldan ilerlediği sosyolojik araştırmalardan bellidir. Bu yolda<em> düşkünlük</em>, insanı dizginleyen, gerektiğinde onaran, toplumu arındıran sağlam uygulamalardandır.</p>
<p>Alevîliğin yaşadığı köylerimizde <em>düşkünlük</em> hâlâ geçerlidir. Dikkat edin, bazı bozulmamış alevî köylerinde düzeni sağlayan en başta demokratik yolla <em>düşkün ilan etme</em>dir. Bunun için suçlu azdan az çıkar.</p>
<p>Alevîliğin pratiğinin Türk karakterine uygun kurumlaşmalar arasında sayılması üzerinde durmak lazımdır. <strong>Prof. Dr. E. Ruhi Fığlalı</strong>&#8216;ya göre düzgün insan ve toplum modeli için önemli bir sosyal uygulamadır. Alevî inanış modeli düzeni bozmayı ve topluma zararı karşılıksız bırakmaz. Canların, yani mensupların kararı geciktirilmeden alınır ve uygulanır. Özgürlükler geniş ve kontrollüdür. Yanlış kullanılması önlenir.</p>
<p>“<em>Böyle bir alevîlik kaldı mı?”</em> sorusuna sanırım rahatlıkla <em>“evet”</em> diyemeyeceğiz. Öyle ya, her kesim bozulurken onlar nasıl aynı kalsın?</p>
<h2>ALEVÎLİK DE BOZULDU</h2>
<p>Şehre gelen alevîlerimiz bozuldu. <strong>Reha Çamuroğlu</strong>, 15 yıl önce <strong>Vahit Erdem</strong>’in başkanı olduğu Altay Vakfı’ndaki bir konferansında, “<em>Şehirde alevîlik olmaz</em>” demişti. Evet, olamadı. Belki dönüştürülmesi lazımdı. O da yapılamamıştır. Şehre gelince çok yönlü etkilerin hücumu başladı.</p>
<p>Asıl bozulma, sol ideolojik yapılara giren alevîlerdedir. O yapılarda sol yapılanma ve jargon, alevîliği boğdu. Bunlar üzerinde ciddi çalışmalar henüz yapılmadı. Sosyal alanlarda, değişik disiplinlerden bakarak birçok tez konusu çıkar. Araştırmalar, incelemeler yapılabilir. Hikâyeler, romanlar yazılabilir.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong>, sol jargonun esir aldığı eski alevîlerimizdendir. <em>&#8220;Eski&#8221;</em> deyişimi her manada anlayınız.</p>
<h2>NASIL ARINACAĞIZ?</h2>
<p>Önce<strong> Kılıçdaroğlu </strong>adını düşünmeden değerlendirmeye bakacağız. Bize lazım olan ölçülerdir. Temelden bâtıl butlan kararına bel bağlayacak adamı alevîlikte tutmazlar demek için o dünyayı yüzünden bilmek bile yeter. Yenildiği halde yan yollara sapana, seçimden kaçana, hak hukuk tanımayana <em>alevî </em>denmez. Bırakın alevîliği, siyasetçi ve insan olarak tartıya bile çıkarılmaz.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu, </strong>gücü arkasına alıyor ve  &#8220;<em>arınma</em>&#8220;dan bahsediyor. Temsilde hata olmaz, arındıracak suyu -affedersiniz- lağım kanalına bağlayıp içine düştükten sonra rakiplerine “<em>Hadi gelin arının!”</em> diyor. Nasıl göründüğünü düşünmüyor. <strong>Ziya paşa</strong>, “<em>Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” </em>der ya,  işte öyle.</p>
<p>İç karartmaya gerek yok. Kötülük tohumu kursağımıza ekilmişse yapılacak bellidir. Toplum bu tohumu –yine affedersiniz- kusacak. Oraya doğru gider miyiz? İşaretler var. &#8220;<em>Bu kadar da olmaz!&#8221;</em> diyenler çoğalıyor. Sokakta, okulda, kahvede, evde &#8220;<em>Bu yapılanlar bizi bize düşman edecek</em>&#8221; diyenler çok. &#8220;<em>Cebimizi boşaltan bu haksız hukuksuz işlerdir&#8221;</em> diyenler çoğalıyor. Bu<em> farkına varış </em>kurtuluş ümidine yol açar.</p>
<h2>“ÇUKUR” DA BİR SEVİYE Mİ?</h2>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong>, <strong>Reha Çamuroğlu</strong> dostumuzun X paylaşımında dediği gibi artık <em>&#8220;siyasi mevtâ</em>&#8220;dır. Göreceksiniz, toplumun bu haksızlığı, olmaz işler arasında sayması yakındır. Bu yol çıkmaz sokak. Yönetenler de bu kurgudan dönmeye mecburdur. Dönmeye mecburuz. Dönülecek. Her şeye ve hepimize rağmen dönülecek.</p>
<p>Bir zamanlar, edebiyatta ve siyasette &#8220;<em>çuku</em>r&#8221; tartışması vardı. <strong>Necip Fazıl</strong>’ın retorik şehveti bilinir. &#8220;<em>Bazı kişiler vardır ki, onlara alçak bile diyemem. Çünkü alçaklık bir seviyedir, onlar çukurdur, çukur.&#8221;</em> demişti. Çok konuşulmuştu. Abartı bu ya, sonra &#8220;<em>Çukur da bir seviye, adı geçene başka sıfat lazım</em>&#8221; diyenler olmuştu.</p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu</strong>’na ve süreci kullananlara bakınca onu hatırladım. <strong>Kılıçdaroğlu</strong>, &#8220;<em>düşkün</em>&#8220;lük eşiğini dibe çekti. Artık düşkünlüğü seviye olarak anlayacağız diyen çıkarsa hiç şaşırmam!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/">Kılıçdaroğlu’nun &#8220;Düşkün”lüğü</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kilicdaroglunun-duskunlugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortak Türk ordusu ve savunma</title>
		<link>https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yaşar Yeniçerioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 16:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ASKER]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet stratejileri]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Birliğinin temel taşlarından birisi de “ortak ordu kurulması ve savunma iş birliği” olmaktadır. Bu konuda projeleri hazırlanmalı, ülkemizdeki bazı gelişmeler diğer Türk devletleri ile paylaşılmalıdır.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/">Ortak Türk ordusu ve savunma</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fortak-turk-ordusu-ve-savunma%2F&amp;linkname=Ortak%20T%C3%BCrk%20ordusu%20ve%20savunma" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fortak-turk-ordusu-ve-savunma%2F&amp;linkname=Ortak%20T%C3%BCrk%20ordusu%20ve%20savunma" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fortak-turk-ordusu-ve-savunma%2F&amp;linkname=Ortak%20T%C3%BCrk%20ordusu%20ve%20savunma" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fortak-turk-ordusu-ve-savunma%2F&amp;linkname=Ortak%20T%C3%BCrk%20ordusu%20ve%20savunma" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fortak-turk-ordusu-ve-savunma%2F&#038;title=Ortak%20T%C3%BCrk%20ordusu%20ve%20savunma" data-a2a-url="https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/" data-a2a-title="Ortak Türk ordusu ve savunma"></a></p><p>Geçen yazımda bahsettiğim Baran Yalçın’ın “Soğuk Savaş: Çift kutuplu dünyanın gerginliği” başlıklı araştırma yazısında (9/9/2024, Yeniçağ) özetle şu belirtilmektedir: “Soğuk Savaş terimi, II.Dünya Savaşı’nın hemen ardından ortaya çıkan iki süper güç; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasındaki ideolojik, siyasi, ekonomik ve askeri çekişmeyi tanımlamak için kullanılır. Soğuk Savaş, adı üzerinde sıcak çatışmaların olmadığı, fakat büyük bir gerilim ve rekabetin yaşandığı bir dönemi işaret eder. Bu kavram, nükleer savaş tehdidi altında sürdürülen bu mücadeleyi, diplomasi ve vekalet savaşları üzerinden yürütülen bir savaş olarak tanımlar. Savaşın tarafları doğrudan bir çatışmaya girmemiş ancak Kore Savaşı, Vietnam Savaşı ve Afganistan gibi bölgelerde kendi müttefikleri aracılığıyla mücadele etmişlerdir.”</p>
<p>Emk.Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Türk dünyasının birlikteliği ile ilgili Azerbaycan’da yapılan bir röportajda (17/7/2024, Yeniçağ) görüşlerini özetle şöyle açıklamaktadır: “-Türk Dünyasının tarihten gelen genetik kodları içerisinde askerlik ve silahlı kuvvetler özel bir yer tutmaktadır. ‘Her Türk asker doğar.’ ifadesi toplumlarımızda çok yaygın olarak kullanılmaktadır…</p>
<p>-Türk Savunma Sanayinin üretim ve gelişime yönelik… özgün ve teknolojik açıdan üstün silah sistemlerinin… tercih edildiği ve kardeş ülke silahlı kuvvetleri tarafından da kullanıldığı bir gerçektir. Bu kapsamda Türk dünyasının askeri alana bakış açısı, sayısal üstünlükten daha çok teknolojik üstünlüğü hedefleyen bir bakış açısına dönüşmüştür.</p>
<p>-Türk ülkelerinin ortak tatbikatlar düzenlemesi, askeri alanda bilgi ve tecrübe paylaşımını artırmak adına önemlidir. Birlikte çalışabilirlik, sadece teknolojiyle değil, aynı zamanda askeri doktrin ve eğitimlerin de uyumlu hale getirilmesiyle mümkün olacaktır. Türk Dünyası’nın askeri işbirliği kapsamında daha fazla koordinasyon ve ortak projelere ihtiyacı bulunmaktadır.</p>
<p>-Ülkeler arasında personel değişim uygulaması çerçevesinde Türk devletleri silahlı kuvvetleri içerisinde uzun süreli görev yapacak şekilde karşılıklı personel görevlendirilmesi ve aynı şekilde Türk ülkeleri askeri eğitim kurumlarında uzun süreli akademik personel değişimlerinin ortak bağları artıracağı değerlendirilmektedir.</p>
<p>-Ortak savunma sanayi projeleri geliştirilmesi, ülkelerin askeri yeteneklerini daha da güçlendirecektir. Özellikle insansız hava araçları, siber güvenlik ve elektronik harp gibi ileri teknolojilere yönelik işbirlikleri, her iki ülkenin savunma kapasitesini artıracaktır.</p>
<p>-Türk devletleri arasında ortak tatbikatların artırılması, geniş kapsamlı bir askeri işbirliğinin tesis edilmesi açısından önemli olacaktır.</p>
<p>-Türk devletleri silahlı kuvvetleri arasındaki karşılıklı çalışabilirliğin geliştirilebilmesi için ortak kurulacak birliklerin kendi içerisinde bir bütün olarak ortak çalışabilirliğe ulaşması, ortak çalışma yeteneklere sahip olmalarını sağlayacaktır.</p>
<p>Türk devletlerinin silahlı kuvvetleri arasında tam bir uyum ve karşılıklı çalışabilirliği sağlayacak mekanizmaların kurulması; bu kapsamda ortak eğitim ve tatbikatlar icra edilmesi, kullanılan muhabere ve komuta kontrol sistemlerinin birbirleri ile çalışabilir olacak şekilde standart hale getirilmesi ve ortak harekat icra edebilirliğin sağlanması noktasında taktik, doktrin ve usulleri ortaya koyacak ortak bir ‘Doktrin Merkezi’nin kurulmasının ilk etapta düşünülmesi gereken hususlar arasında olmalıdır.</p>
<p>-Ayrıca, bu sürecin hızlandırılması adına Türk Devletleri arasında bir savunma işbirliği anlaşmasının yapılması, mevcut antlaşmaların geliştirilmesi ve genişletilmesi faydalı olacaktır. Bu anlaşmalar çerçevesinde, yukarıda açıklanan ortak tatbikatların planlanması, savunma sanayi projelerinde işbirliği yapılması ve askeri personel değişim programlarının artırılması, devletler arasındaki askeri entegrasyon daha güçlü bir şekilde sağlanabilir ve bölgesel güvenlik artırılabilir.”</p>
<p>Açıkçası bu ifadelerden anlaşılıyor ki mevcut dünya düzeni içerisinde Türk Birliğinin temel taşlarından birisi de “ortak ordu kurulması ve savunma iş birliği” olmaktadır. Bu konuda projeleri hazırlanmalı, ülkemizdeki bazı gelişmeler diğer Türk devletleri ile paylaşılmalıdır. Hatta özellikle askerî görevlilerin akademik düzeyde yetiştirilmeleri için ortak akademiler kurulmalıdır.</p>
<p>Bilindiği üzere Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları 11.zirvesi “Türk Dünyasının Güçlendirilmesi: Ekonomik Entegrasyon, Sürdürülebilir Kalkınma, Dijital Gelecek ve Herkes için Güvenlik” temasıyla 6 Kasım 2024 tarihinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te toplanmış ve zirve sonrası açıklanan bildiride; “2.Afet ve acil durumlarda ihtiyaçların etkin, koordineli ve hızlı bir şekilde karşılanması için TDT’nin ulusal afet yönetim makamları arasındaki işbirliğini güçlendirecek olan TDT Sivil Koruma Mekanizmasının kurulmasına İlişkin Anlaşmanın imzalanmasını memnuniyetle karşıladıklarını” belirtmişlerdir. (TDT Sitesi, 6/11/2024)</p>
<p>Bu zirve yapılmadan önce Dr.Arslan TEKİN, Kahramanmaraş depremlerinin 1.yıldönümü dolayısıyla “Felâketlere karşı Türk dünyası için bir tez” başlıklı yazısında (8/2/2024, Yeniçağ); “Emekli Kurmay Albay Dr.Mehmet Alkanalka’nın ‘Doğal Afetlere Karşı Uluslararası Türk Gücü’ tezi var…</p>
<p>Dr.Mehmet Alkanalka Türkiye’deki depremler sonrası yaratıcı, yerli ve millî bir vizyona ihtiyaç duyulduğunu, bu sebeple bir inisiyatif geliştirme adına bu projeyi oluşturduğunu belirtiyor…</p>
<p>Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Olağanüstü Zirvesi, 16 Mart 2023’de ‘Afet-Acil Durum Yönetimi ve İnsanî Yardım’ temasıyla Ankara’da gerçekleşti. Bir sonraki TDT 10.Zirvesi’ne kadar ‘Türk Devletleri Teşkilatı Sivil Koruma Mekanizmasının Kurulmasına İlişkin Anlaşma’sının tamamlanmasının planladığı ortak kararlar arasındadır…</p>
<p>Dr.Mehmet Alkanaka, tezinin ‘Sonuç ve Öneriler’ini şöyle sıralıyor: ‘Türkiye’nin liderliğindeki uluslararası büyük Türk doğal afetlerde yardım gücü/kolordusu dünyada ilk kez oluşturulacak vizyoner, geleceğe odaklı büyük bir ortaklık olacaktır. Bu uluslararası birliğin tamamen insanî görevler kapsamında doğal afetlerde arama, kurtarma ve sahra hastaneleri tematik odaklı olmasının hem BM’ye deklare edilmesi hem de dünyanın her yerindeki müdahalelerde Türk marka değeri ile birlikte KKTC’ye sempati duyulmasına da katkı sağlayacaktır. Her ülke tanımlanan bazı modül ve yeteneklerde lider ülke olabilecektir. Bu aynı zamanda diğer alanlarda yapılacak olası iş birliklerinin de potansiyeli açısından değerli olacaktır.</p>
<p>Örneğin; tarafsız devlet statüsündeki Türkmenistan’ın liderliğinde müşterek bir sahra hastanesi yapılanmasının hem Türkmenistan açısından hem de dünyanın her yerine müdahale ederek yumuşak güç ve prestij katkısı sağlayacağını değerlendiriyorum. Çünkü dostlar zor günde belli olur. Örneğin, Özbekistan liderliğinde müşterek bir acil arama kurtarma teşkilatının kurulması da Türkiye’nin yaşadığı son deprem ve gelecekteki olası depremlere karşı da stratejik bir fayda getireceğine inanıyorum.</p>
<p>Yumuşak güç ve yumuşak dengelemenin birlikte ele alınabileceği örnek uygulamalar arasında barışı destekleme harekâtlarına birlikte katılan uluslararası askerî formasyonlar da bulunmaktadır. Doğal afetlere karşı muharebe hizmeti desteği kapsamındaki askerî sahra hastanelerinin kurulması ve doğal afet arama kurtarma birliklerinin birlikte çalışması İLK DEFA çok değerli bir uluslararası organizasyon olan TDT çatısı altında ve asrın felaketi bir deprem sonrası Türkiye’nin liderliğinde gerçekleştirilmesi değerli ve anlamlıdır.</p>
<p>Bu vesileyle Türkiye’de varlığının elzem olduğu bir kez daha anlaşılan askerî hastanelerle sahra hastanelerinin de açılmasına bu proje ile anlam kazandırılacağını değerlendiriyorum. Ayrıca arama kurtarma birimlerinin de tek bir komutanlık (Özel Kuvvetler Komutanlığı) çatısı altında toplanmasının emir komuta birliği açısından ve gelecekteki olası İstanbul depremi başta olmak üzere ülkemize, bu teşkilata üye ülkelere, dünyanın her yerine müdahale ederek yumuşak güç açısından milletimize ve insanlığa faydalı bir katkı sağlayacaktır.’</p>
<p>Dr.Mehmet Alkanaka, ‘Türk dünyası’nı bütünleştirmede, tabiî afetlerde dayanışmanın önemini vurguluyor. Teklifi üzerinde durulmalı.” demektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/">Ortak Türk ordusu ve savunma</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/ortak-turk-ordusu-ve-savunma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhalefet zararlıdır, birliği bozar</title>
		<link>https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İskender Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 19:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[beka meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Birlik ve beraberlik]]></category>
		<category><![CDATA[Demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Ernest Gellner]]></category>
		<category><![CDATA[iskender öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[monarşi]]></category>
		<category><![CDATA[muhalefet]]></category>
		<category><![CDATA[otoriterleşme]]></category>
		<category><![CDATA[parti sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[siyasal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset anlayışı]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi partiler]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi söylem]]></category>
		<category><![CDATA[soyut düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[tek adam yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye siyaseti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evvel emirde birlik ve beraberliğimize zarar şu fırkalardan kurtulalım. Tek yumruk olalım. İki satırlık bir kanuna bakar: Muhalif olmak yasaktır. Muhalifler muhalefetten vazgeçene kadar hapsolunur. Vesselam. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/">Muhalefet zararlıdır, birliği bozar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhalefet-zararlidir-birligi-bozar%2F&amp;linkname=Muhalefet%20zararl%C4%B1d%C4%B1r%2C%20birli%C4%9Fi%20bozar" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhalefet-zararlidir-birligi-bozar%2F&amp;linkname=Muhalefet%20zararl%C4%B1d%C4%B1r%2C%20birli%C4%9Fi%20bozar" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhalefet-zararlidir-birligi-bozar%2F&amp;linkname=Muhalefet%20zararl%C4%B1d%C4%B1r%2C%20birli%C4%9Fi%20bozar" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhalefet-zararlidir-birligi-bozar%2F&amp;linkname=Muhalefet%20zararl%C4%B1d%C4%B1r%2C%20birli%C4%9Fi%20bozar" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fmuhalefet-zararlidir-birligi-bozar%2F&#038;title=Muhalefet%20zararl%C4%B1d%C4%B1r%2C%20birli%C4%9Fi%20bozar" data-a2a-url="https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/" data-a2a-title="Muhalefet zararlıdır, birliği bozar"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p>Bizde parti yok, lider var demiştim. Niçin? Çünkü parti zor bir kavram. Partinin, adı üstünde, diğer partilerden ayrı, onu tarif eden bir anlayışı olur; farklı bir felsefesi olur. Amaaan canım. Kim uğraşacak anlayışla, felsefeyle. Onun yerine Ahmet liderin partisi, Mehmet liderin partisi deriz. Her şey ayan beyan bellidir. Bunlardan birine taraftarları dünya lideri der, öbürüne kâinat lideri; yuvarlanıp gideriz.</p>
<p>Partiydi, anlayıştı, felsefeydi zaten kendileri soyut kavramlar. İçini doldurmak için daha da soyut kavramlar gerekecek. Ünlü Rus nörolog Luria, iptidai toplumlarda soyut kavramların bulunmadığını belirlemişti. Daire yoktu, tabak vardı; dikdörtgen yoktu, kapı vardı… Sonra zekâ testlerinde ölçülen şeyin de büyük çapta soyut kavramlara hâkimiyet olduğu anlaşıldı. Çünkü zekâ testleri aslında soyutun manipüle edilmesi üzerine kurulmuştu. Ülke gerilikten kurtulursa, bu kurtuluşla birlikte çocuklarına soyutu kavratan bir eğitim verebilirse, toplumun ölçülen ortalama zekâsı yükseliyordu. Siyaset hayatımıza, siyaseti anlayışımıza bakılırsa o eğitimin hâlâ verilemediği görülüyor.</p>
<p>Herhâlde çok doğru değildir bu düşüncelerim ama nideyim, düşündükçe bu soyutu kavrayamama ile birçok tersliği açıklayabiliyorum.</p>
<h2><strong>GELLNER DER Kİ</strong></h2>
<p>Bir başka bilim adamı, sosyolog Ernest Gellner’in de bu düşüncelerime yakın tespitleri var. Gellner daha ziyade millet ve milliyet teorileriyle bilinir. Fakat milliyet teorilerine dönmeden önce <em>İslam Toplumu</em> (<em>İslamic Society</em>) adlı bir kitap yazmıştı. Orda, İslam dininin, bilhassa İslam’da Tanrı kavramının mesela Hıristiyanlığa göre daha soyut olduğunu söylüyordu. Öyle ya, Hıristiyanlıkta Tanrı insanları sevdiği için insanlara oğlunu kurban etmiştir. Hatta oğlu mudur, kendi midir hangisi ise ete kemiğe bürünüp insanların arasına inmiş, insanların arasında yaşamış ve ölmüştür. İslamiyet’in Allah’ı Hıristiyanların anlayışıyla mukayese bile edilemez. Kimseye benzemez, doğmamıştır, doğrulmamıştır… Onun için der Gellner, Müslümanlar bu kadar erişilmez – aynı zamanda şahdamarlarından da yakın – Tanrı’ya erişmek için şeyhleri aracı kılıyorlar. Şeyh işte karşılarında, elle tutulur, gözle görülür. Sizi soyutluktan kurtarır. Günahtan da. Olabildiğince somuttur. İşte, orada karşınızdadır.</p>
<p>Şimdi Gellner’in fikirlerini alıp bizim siyasetimize uygulayabiliriz. Demokrasi? Ne demek demokrasi? İşte herkes kendine göre bir demokrasiden bahsediyor. En teröristi de demokrasi diyor, en diktatörü de demokrasi.</p>
<h2><strong>YOK ASLINDA BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ</strong></h2>
<p>Parti ne demek? Bir parti bir partiden farklı bir şeyler söylemeli değil mi? Biri Türkiye’yi şöyle şöyle kalkındıracakken öbürü, “Hayır” demeli, “Böyle böyle kalkındıracağım.” Mesela biri devletçiyken öbürü liberal falan olmalı; değil mi? Bizim partilerimiz arasında böyle farklar görüyor musunuz? Doğrusu ben görmüyorum.</p>
<p>Hepsi aynı şeyi söylüyor. “Memur, emekli, işçi maaşları daha yüksek; domates, hıyar, ekmek fiyatları daha düşük olmalı.” CHP böyle diyor. Peki, AKP ne diyor? Tersini mi söylüyor? Hayır. O da tamamen aynı fikirde de farkı şu, imkânımız şimdilik bu kadar ama bu yüzyıl Türkiye yüzyılı olacak; o zaman maaşlar yükselecek, fiyatlar artmayacak diyor. Nasıl mı olacak? İşte iktidar da muhalefet de bu “nasıl”ı söylemiyor. Hiç söylerler mi… Söylesinler de karşı taraf kopya mı çeksin!</p>
<p>Ha, CHP daha Atatürkçü. Ne demek Atatürkçü? Özgür Özel, Atatürk’ün koltuğunda oturuyormuş. Buna mobilya Atatürkçülüğü diyen bozgunculara bakmayın siz. Bundan daha sağlam bir Atatürkçülük delili olur mu? Daha ne istiyorsunuz? Altı oku mu saysın tek tek? Hele hele “Türk milleti”, “Ne mutlu…” falan desin de DEM’i mi küstürsün maazallah!</p>
<h2><strong>PARTİ NİFAK DEMEKTİR</strong></h2>
<p>Aziz milletim. Bu demokrasi işinin tadı kaçtı. Milleti partilere bölmek son derece tehlikeli bir iş. Bakın “parti” yerine eskiden “fırka” denirdi, bu kelimenin cinsleri arasında “fark”, “tefrik” falan vardır. Yani ayırt etmeye dayanır. Hâlbuki dört tarafımız düşmanlarla çevriliyken, İsrail bize saldırdı saldıracakken; tefrike, hizbe hiç mi hiç ihtiyacımız yok.</p>
<p>İç cepheyi sağlam tutmak beka meselesidir. Fırka ile, hizip ile iç cepheyi nasıl sağlam tutarız? Vazgeçin bu parti, pırtı işlerinden. Muhalefet yapmaktan. Bakın, muhalefet bu farklılıklara o kadar alışmış ki kendi içlerinde bile parça parça olmuş, birbirine girmişler.</p>
<p>Elin gâvuru, fiilî durumu kanuna uygun hâle getirmek için çırpınır durur. Biz, tam tersine, kanunu fiilî duruma uydururuz. Bunu, hatırlayacaksınız, daha önce de yaptık. Gelin, bize meşruiyet lütfeden Tom Barrack’ın sözlerine kulak verelim. Bize yakışan rejimin hangisi olduğunu tekrar düşünelim. Müşfik monarşi miydi? Hemen başlayalım: Evvel emirde birlik ve beraberliğimize zarar şu fırkalardan kurtulalım. Tek yumruk olalım. İki satırlık bir kanuna bakar: Muhalif olmak yasaktır. Muhalifler muhalefetten vazgeçene kadar hapsolunur. Vesselam.</p>
<p>Şimdi bu yazıyı tekrar okudum. Gellner’den sonra zıvanadan çıkmışım. Neyse bu böyle kalsın. İlerde doğrusunu yazarım. Şimdi bu yazdıklarımı “beka meselesi” diye okuyun. “Beka meselesi” deyince yazdığım her zırvayı kabule mecbursunuz.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/">Muhalefet zararlıdır, birliği bozar</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/muhalefet-zararlidir-birligi-bozar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık hiçbir şey gerçek değil</title>
		<link>https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Bican Ercilasun]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 18:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55316&#038;preview=true&#038;preview_id=55316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çaştani Bey Hikâyesi, eski bir Budist hikâye. Tohar dilinden Eski Uygur Türkçesine de çevrilmiş. </p>
<p><a href="https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/">Artık hiçbir şey gerçek değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-hicbir-sey-gercek-degil%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20hi%C3%A7bir%20%C5%9Fey%20ger%C3%A7ek%20de%C4%9Fil" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-hicbir-sey-gercek-degil%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20hi%C3%A7bir%20%C5%9Fey%20ger%C3%A7ek%20de%C4%9Fil" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-hicbir-sey-gercek-degil%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20hi%C3%A7bir%20%C5%9Fey%20ger%C3%A7ek%20de%C4%9Fil" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-hicbir-sey-gercek-degil%2F&amp;linkname=Art%C4%B1k%20hi%C3%A7bir%20%C5%9Fey%20ger%C3%A7ek%20de%C4%9Fil" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fartik-hicbir-sey-gercek-degil%2F&#038;title=Art%C4%B1k%20hi%C3%A7bir%20%C5%9Fey%20ger%C3%A7ek%20de%C4%9Fil" data-a2a-url="https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/" data-a2a-title="Artık hiçbir şey gerçek değil"></a></p><p>Sanal bir dünyada yaşıyoruz. Artık hiçbir şey gerçek değil.</p>
<p>Bütün kurumlar ve kurumları oluşturan bütün insanlar hastalıklı. Ülkenin dört bir yanını sarmış olan şeytanlar bütün insanlara hastalık bulaştırmışlar. Yalnız hastalık değil, türlü türlü dertler, sıkıntılar içinde insanlar bunalıyor, sıkılıyor, sonunda ölüm döşeğine düşüyor. <strong>Çaştani Bey Hikâyesi</strong>’nin konusu bu.</p>
<p><strong>Çaştani Bey Hikâyesi, eski bir Budist hikâye. Tohar dilinden Eski Uygur Türkçesine de çevrilmiş. </strong></p>
<p>Hikâyede şeytanların sadece görünüşleri değil adları bile korkunç. Birinin adı <strong>Kalaşotari</strong>. Hep birlikte bulunan ikisinden birinin adı Uru, diğerininki Agnikişi. Şekilden şekile giren ise Duşta adını taşıyor. Bir başkası Tariçanta. Dahası var: Satagiri, Haymavadi, Pançiki…</p>
<p><strong>Şeytan için Sanskritçede Rakşasa kelimesi kullanılıyor. Eski Uygur Türkçesinde içkek ve yek. Sonuncu kelimeyi Ruh Adam romanından hatırlayabilirsiniz. </strong></p>
<p>Rakşasaların vücutları dağ gibi iri ve kapkara. Betleri benizleri korkunç, sesleri bağırtılı ve cızırtılı. Ağızlarından, gözlerinden, burunlarından ateş saçıyorlar. Bazılarının örgülü saçları kızıl bir alev gibi sırtlarına atılmış. Bedenlerine, bellerine yılanlar sarılmış. Ellerinde üç dişli çatallar, yabalar tutuyorlar. Azı dişleri arasında insanlar parçalanıyor. Ulu bir ağaç üzerinde dolanıp duran rakşasanın üç büyük gözü var, gözbebeklerinde meşaleler parlıyor.</p>
<p><strong>İşte böyle bir sanal dünyada yaşıyoruz. Beti benzi kasılmış rakşasalar bağırıp çağırarak yüzlerine daha da korkunç bir şekil veriyorlar. Kimisinin gözleri belermiş, kimisinin dişleri ileri fırlamış, kimisinin çenesi çatal gibi iki parçaya ayrılmış. </strong></p>
<p>Biri elini tırpan gibi kullanıp önünde ne varsa deviriyor. Biri hırsından gözlerini kıstırmış, dişlerinin arasından fısırdıyor. Birisi dağ gibi vücuduyla ileri doğru eğilip önüne çıkan herkesi eziyor. Onlarca yılan başı ağzına doğru kıvrılmış, ağzından çıkacak olan tıslamaları hücrelerine yazıyor.</p>
<p><strong>Dağ gibi olan rakşasa var ya, yüzü kararmış, kömüre dönmüş. Bir de yürümeyegörsün, alimallah, ayak pençelerinin altında insanlar karınca gibi eziliyor. </strong></p>
<p>Hikâyede Çaştani Bey bütün yeklerin hakkından geliyor, ülkesini kurtarıyor, insanlarını iyileştiriyor. Bizim sanal dünyamızda Çaştani Bey var mı bilmiyorum.</p>
<p><strong>Artık hiçbir şey gerçek değil. Rakşasalarla, içkeklerle, yeklerle dolu bir sanal dünyada yaşıyoruz. Şeytanların en büyüğü Tariçanta. Onun ortağı da Agnikişi. </strong></p>
<p><strong>Aralarına yeni katılmış olan yek Duşta adını taşıyor ve bazen kadın kılığına giriyor, kısılı gözlerinden çıkan yıldızlar uçuşuyor</strong>. İşvelenip “<strong>Sen benimsin</strong>.” diyerek sevgilisinin ardından seğirtiyor. Sonra yeniden kılığını değiştirip eline kocaman bir makas alıyor, bütün demirleri kesip biçiyor. Ağzından burnundan ateş çıkarmak istiyor fakat ateş yerine dumanlar çıkıyor ve her yanı kaplıyor. <strong>Duşta’nın yardakçıları Satagiri, Haymavadi, Pançiki…</strong> Kol kola girip dumanın içinde kayboluyorlar.</p>
<p>Rakşasaların başı Tariçanta şu anda dağa benzer vücudunu öne eğmiş, elindeki üç çatallı yabayı aşağı yukarı oynatarak, azı ve köpek dişleriyle sırıtarak yürüyor ve pençeleri altında kalan insanları ezip geçiyor.</p>
<p><strong>Artık hiçbir şey gerçek değil.</strong></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/">Artık hiçbir şey gerçek değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/artik-hicbir-sey-gercek-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</title>
		<link>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 12:16:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kitap edebiyat sanat]]></category>
		<category><![CDATA[aidiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon Politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekler Büyür]]></category>
		<category><![CDATA[Direniş]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Işınsu]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[iç yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap incelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Yorumu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Analizi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman İncelemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sessizlik Teması]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum Baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[türk romanları]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[Yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emine Işınsu'nun Çiçekler Büyür romanı; Bulgaristan Türklerinin asimilasyon politikalarına karşı mücadelesini, İlay Eminofa'nın iç dünyasını ve kadınların yaşadığı yalnızlığı anlatır. Sessizlik, kimlik, aidiyet ve umut temaları romanın merkezindedir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&amp;linkname=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Femine-isinsu-cicekler-buyur%2F&#038;title=Emine%20I%C5%9F%C4%B1nsu%20%E2%80%93%20%C3%87i%C3%A7ekler%20B%C3%BCy%C3%BCr" data-a2a-url="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/" data-a2a-title="Emine Işınsu – Çiçekler Büyür"></a></p><h2>Bir Romanın İçine Girmek Değil, Onun İçinde Yaşamak</h2>
<p>Bazı kitaplar okunur ve biter. Bazıları ise insanın içine yerleşir. Emine Işınsu’nun Çiçekler Büyür romanı tam da böyle bir eser. Çünkü bu kitap yalnızca bir olay örgüsü anlatmaz, insan ruhunun kırılganlığını, suskunluğunu, bekleyişini ve büyümeye çalışırken verdiği mücadeleyi anlatır. Roman boyunca karakterler konuşur ama aslında onların sustukları yerler daha çok şey söyler. İşte kitabın en güçlü tarafı da burada başlar.</p>
<p>Ancak Çiçekler Büyür yalnızca psikolojik bir roman değil. Roman aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları, kimlik mücadelesini ve parçalanmış hayatları da anlatır. Eserin merkezinde İlay Eminofa vardır. İlay, baskı altında yaşayan Türk toplumunun hem acısını hem de direnişini temsil eden güçlü bir karakterdir. Bulgaristan’da Türklere uygulanan asimilasyon politikaları, isim değiştirme zorunluluğu, dil yasağı, baskılar ve korku atmosferi romanın temel çatışmasını oluşturur. İlay yalnızca kendi hayatıyla değil, ait olduğu toplumun yaralarıyla da mücadele eder.</p>
<p>Çiçekler Büyür, isminden itibaren sembolik bir anlam taşır. Çiçek dediğimiz şey narindir, kolay ezilir, kırılır, solar. Ama aynı zamanda toprağın içinden çıkmayı başaran bir direniştir. Ne kadar sert rüzgâr olursa olsun yeniden büyüme ihtimali taşır. Romandaki insanlar da tam olarak böyledir. Yaralıdırlar ama tamamen yok olmamışlardır. İçlerinde hâlâ yaşama dair küçücük bir ışık vardır.</p>
<p>Emine Işınsu’nun dili ise bu hikâyeyi daha da etkileyici hâle getirir. Çünkü yazar bağırmaz. Büyük cümlelerle gösterişli anlatımlar kurmaz. Onun kalemi daha çok insanın içine usulca dokunur. Bir annenin sessizliğiyle, bir kadının iç çekişiyle, bir insanın gece kendi kendine kaldığında hissettiği boşlukla konuşur. Bu yüzden Çiçekler Büyür yalnızca bir roman değil, insan ruhunun iç haritasıdır.</p>
<h2>İnsan Ruhunun Kırılganlığı</h2>
<p>Romanın temelinde insanın kırılganlığı vardır. Karakterler güçlü görünmeye çalışsalar bile içlerinde büyük yaralar taşırlar. Hayat onları sertleştirmiştir ama tamamen taşlaştırmamıştır. Çünkü insan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde hep anlaşılma isteği taşır.</p>
<p>Kitapta özellikle kadın karakterlerin ruh derinliği dikkat çeker. Emine Işınsu kadınları yalnızca toplum içindeki rolleriyle anlatmaz. Onların iç dünyasını, korkularını, bastırılmış arzularını ve görünmeyen yalnızlıklarını da anlatır. Bu yönüyle roman psikolojik bir derinlik kazanır.</p>
<p>İlay karakteri bunun en güçlü örneğidir. O yalnızca dış baskılarla mücadele eden bir kadın değil, aynı zamanda kendi içinde de büyük çatışmalar yaşar. Sevgi ihtiyacı, aidiyet duygusu, korkuları ve direnişi arasında sıkışır. Mehmet Ali ile yaşadığı duygusal bağ ise romanın en insani taraflarından birini oluşturur. Bu ilişki yalnızca romantik bir hikâye değil, umudun ve insan kalabilmenin sembolüdür.</p>
<p>Karakterlerin çoğu hayatın içinde kaybolmuş gibidir. Sanki herkes bir yere yetişmeye çalışırken kendisini unutmuştur. Fakat roman ilerledikçe şunu görürüz, insan kendisini unuttuğunda aslında hayatı da kaybetmeye başlar. Bu yüzden romanda geçen duygular yalnızca karakterlere ait değildir. Okuyucu da kendi hayatından parçalar bulur. Çünkü herkesin içinde yaralar vardır.</p>
<p>Bazen insan bir cümle okur ve durur. Çünkü o cümle kendi sessizliğini anlatıyordur. İşte Çiçekler Büyür tam olarak bunu yapar.</p>
<h2>Sessizliklerin Romanı</h2>
<p>Bu romanın en etkileyici taraflarından biri sessizliktir. Karakterler çoğu zaman açık açık konuşmaz. Duygularını bağırarak ifade etmezler. Ama tam da bu yüzden daha gerçek görünürler.</p>
<p>Gerçek hayatta da insanlar en büyük acılarını çoğu zaman susarak yaşar. Kimse herkese içini açamaz. Bazı kırgınlıklar anlatılamaz, çünkü kelimeye dönüşünce küçülecekmiş gibi hissedilir. Emine Işınsu bu gerçeği çok iyi bilir. Bu yüzden roman boyunca suskunluk bir dil hâline gelir.</p>
<p>Romanın olay örgüsünde de bu sessizlik dikkat çeker. İnsanlar sürekli korku altında yaşadıkları için açık konuşamazlar. Türk kimliğini korumaya çalışan aileler baskı görür, insanlar birbirlerine bile temkinli yaklaşır. Sessizlik burada yalnızca duygusal değil, aynı zamanda politik bir zorunluluktur.</p>
<p>Karakterlerin bakışlarında, yarım kalan cümlelerinde ve iç monologlarında büyük bir yalnızlık hissedilir. Özellikle kadınların yaşadığı duygusal sıkışmışlık çok çarpıcıdır. Toplumun beklentileri, aile baskıları, sevgi ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme arzusu arasında kalan insanlar vardır.</p>
<p>Romanın ruhu tam da burada ağırlaşır. Çünkü kitaptan burada aldığım hissiyat bize şunu söyler, insan bazen yaşadığı hayatın içinde görünmez olur. Bu görünmezlik zamanla insanın kendi içinden de silinmesine neden olur. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar yalnızca dış dünyadan kaynaklanmaz, kendi iç dünyalarıyla kurdukları savaş da onları tüketir ve bu savaş en çok geceleri hissedilir.</p>
<h2>Kadınlık, Toplum ve İç Mücadele</h2>
<p>Emine Işınsu’nun eserlerinde kadın karakterler her zaman güçlü bir yere sahiptir. Ancak bu güç, dışarıdan görünen sert bir güç değildir. Daha çok dayanabilme gücüdür.</p>
<p>Çiçekler Büyür romanında kadın olmak, sevmek, susmak, beklemek ve çoğu zaman anlaşılmamaktır.</p>
<p>Kadın karakterler toplumun onlara biçtiği rollerin içinde sıkışırken aynı zamanda kendi benliklerini korumaya çalışırlar. Fakat bu hiç kolay değildir. Çünkü toplum çoğu zaman kadının duygularını değil görevlerini önemser.</p>
<p>İlay’ın yaşadığı mücadele de tam olarak budur. Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışırken diğer yandan halkının yaşadığı zulmün ağırlığını taşır. Roman boyunca kadınların yalnızca bireysel sorunları değil, toplumsal baskılar altında nasıl ezildiği de gösterilir.</p>
<p>Roman boyunca kadınların yaşadığı yalnızlık hissi çok derinden işlenir. Kalabalıkların içinde bile yalnız kalmak mümkündür. İnsan bazen en yakınlarının yanında bile anlaşılmaz hissedebilir. İşte Emine Işınsu bu duyguyu olağanüstü bir incelikle aktarır.</p>
<p>Kadın karakterlerin iç dünyasında sürekli bir çatışma vardır:</p>
<p>“Ben kimim?”</p>
<p>Bu soru aslında romanın görünmeyen merkezidir. Çünkü insan yalnızca başkalarının istediği kişi olarak yaşadığında zamanla kendi ruhundan uzaklaşır. Roman bunu dramatik ama çok gerçek bir şekilde anlatır.</p>
<p>Kadınların yaşadığı kırılmalar bireysel olduğu kadar toplumsaldır da. Çünkü toplum bazen insanın ruhunu yavaş yavaş tüketir. Ama yine de çiçekler büyür. İşte romanın umudu burada saklıdır.</p>
<h2>Acının İçindeki Büyüme</h2>
<p>Romanın adı yalnızca bir metafor değil, aynı zamanda temel mesajdır.</p>
<p>Çiçekler nasıl toprağın altında karanlık bir süreçten geçerek büyüyorsa, insanlar da çoğu zaman acılarının içinden dönüşür.</p>
<p>Bu kitapta karakterler mutlu bir hayatın içinde gelişmez. Tam tersine, kırıldıkları yerlerden olgunlaşırlar. Emine Işınsu acıyı romantikleştirmez. Acının gerçekten yorucu ve yıkıcı olduğunu gösterir. Ama aynı zamanda insanın ruhunu derinleştiren bir tarafı olduğunu da hissettirir.</p>
<p>Roman boyunca Bulgaristan’daki Türklerin yaşadığı baskılar giderek ağırlaşır. İnsanlar isimlerini değiştirmeye zorlanır, kendi dillerini konuşmaları engellenir ve kimliklerinden koparılmaya çalışılır. Bu baskılar yalnızca siyasî değil, insanların ruhlarını da parçalar. İşte tam bu noktada karakterlerin yaşadığı iç dönüşüm daha da anlam kazanır.</p>
<p>Roman boyunca karakterlerin yaşadığı her hayal kırıklığı onları başka bir farkındalığa taşır. İnsan bazen kaybettikten sonra görür. Bazen yalnız kaldığında kendisini duyar. Bazen en karanlık gecede içindeki ışığı fark eder. Romanın psikolojik etkisi tam da burada güçlenir.</p>
<p>Çünkü okuyucu şunu hisseder:</p>
<p>Hayat yalnızca mutluluklardan oluşmaz. İnsan bazen parçalanarak büyür.</p>
<p>Bu düşünce romanın her satırında vardır.</p>
<h2>Sonuç: İçimize Sessizce Yerleşen Bir Roman</h2>
<p>Çiçekler Büyür, yalnızca okunacak bir roman değil, hissedilecek bir roman&#8230;</p>
<p>Emine Işınsu bu eserinde insan ruhunun en kırılgan yerlerine dokunurken aynı zamanda Bulgaristan Türklerinin yaşadığı baskıları ve kimlik mücadelesini de anlatır. İlay Eminofa’nın yaşadığı iç çatışmalar, Mehmet Ali ile kurduğu bağ ve toplumun üzerinde dolaşan korku atmosferi romanın olay örgüsünü derinleştirir.</p>
<p>Romanın en etkileyici tarafı bağırmamasıdır. Sessizdir. Ama tam da bu yüzden güçlüdür. Çünkü bazı kitaplar insanın zihnine değil, ruhuna yazılır. Çiçekler Büyür de böyle bir roman&#8230;</p>
<p>Okuyucu kitabı bitirdiğinde yalnızca karakterleri değil, kendi iç dünyasını da düşünmeye başlar. Belki geçmişte sustuğu anları, kırıldığı yerleri, hâlâ büyümeye çalışan tarafını…</p>
<p>Ve insan şunu fark eder:</p>
<p>Hayat bazen insanı çok yorar. Ama yine de içimizde büyümeye devam eden bir şey vardır.</p>
<p>Tıpkı karanlık toprağın altında sessizce filizlenen çiçekler gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/">Emine Işınsu &#8211; Çiçekler Büyür</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/emine-isinsu-cicekler-buyur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bayram Gelmiş Neyime?”</title>
		<link>https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 19:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bizim kalemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[A. Yağmur Tunalı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrışma]]></category>
		<category><![CDATA[Bayram]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[dinî değerler]]></category>
		<category><![CDATA[doğruluk]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[haksızlık]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[MANEVİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[MDM]]></category>
		<category><![CDATA[merhamet]]></category>
		<category><![CDATA[Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal çürüme]]></category>
		<category><![CDATA[vicdan]]></category>
		<category><![CDATA[Yozlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sözün kısası, biz değerlerimizi kese kese bu yıllara geldik. Bayram, bayramı bilenler ve hak edenler içindir. Bayramlar bayram olsun!</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/">“Bayram Gelmiş Neyime?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayram-gelmis-neyime%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBayram%20Gelmi%C5%9F%20Neyime%3F%E2%80%9D" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayram-gelmis-neyime%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBayram%20Gelmi%C5%9F%20Neyime%3F%E2%80%9D" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayram-gelmis-neyime%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBayram%20Gelmi%C5%9F%20Neyime%3F%E2%80%9D" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayram-gelmis-neyime%2F&amp;linkname=%E2%80%9CBayram%20Gelmi%C5%9F%20Neyime%3F%E2%80%9D" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fbayram-gelmis-neyime%2F&#038;title=%E2%80%9CBayram%20Gelmi%C5%9F%20Neyime%3F%E2%80%9D" data-a2a-url="https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/" data-a2a-title="“Bayram Gelmiş Neyime?”"></a></p><p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yahya Kemal</strong>, “<em>Bizim romanlarımız şarkılarımızdır” </em>der. Şarkı, türkü, şiir tadında ve yoğunluğunda muhteşem bir cümledir. <strong>Yahya Kemal</strong>’in talebesi <strong>Tanpınar</strong> bu fikri tekrar ederek düşüncemize yerleştirdi. Üzerinde uzun tahlillere girişilecek bir tespit halinde önümüzdedir.</p>
<p>Şarkılarla türküler öz itibariyle birdir. Aynı haznede yoğrulmuş halkın, görüntüleri şu veya bu olan yaşayışının öz eserleridir. Gören ve anlayan için toplumun sahih aynasıdır. Dolayısıyle isterseniz “<em>Bizim romanlarımız türkülerimizdir</em>” deyin, doğrudur. <em>   </em></p>
<p>Başlığa aldığım “<em>Bayram Gelmiş Neyime?</em>” Urfa türküsüdür.<strong> Cemil Cankat</strong>’tan bize kalmış, hikâyesine hikâyeler yazılacak armağanlardandır. Yine onun derlediği “<em>Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar</em>”la beraber yüreğimizi sızlatır. İlk duyulan manasıyla bir zalime gönül verenin karşılıksız sevgisiyle kara sevdaya tutuluşunun nelere yol açtığını söyler. Yâri gecelerdir. Yüreğine kan damlar. Gelen bayramsa da neyinedir. Bir insanlık durumunu bütün ağırlığıyla duyurur. Türküyü yakanın duygusu olmaktan çıkar ve her dertlinin derdine dokunur. Eserin gücüne bakar mısınız?</p>
<h2>BAYRAMLAR BAYRAMDI</h2>
<p><strong>Yahya Kemal</strong>’in dediği gibi “<em>Biz ölülerimizle beraber yaşarız</em>”.  Çocukluğumdan hatırlarım, öyle hisseder ve öyle sayılırdık. İlk iş gidenlerin anılmasıydı. “<em>Biz yalan dünyadayız, onlar gerçeğindeler.”</em> denirdi.</p>
<p>Bizim Yahyalı’da bir önceki bayramdan sonra gidenlerin evinde “<em>ilki bayramı”</em> edilir.  Memleketin her köşesinde benzer âdetler vardır. Bayramda mezarlıklar insan selini ağırlar. Kalanlar hüzünle hatıralarını anarken anılmakla bayram edenler gidenlerimizdir. Biz, gidenlerimizle yaşar ve bayram ederiz.</p>
<p>Dünyanın, hayatın hakkını vermeye, gülüp eğlenmeye, yemeye-yedirmeye sonra sıra gelir. Orada da fakir fukarayı gözetme ilk iştir. Sonra aileye, yakın çevreye dönülür. Dengeye bakar mısınız? Bunu hakkıyla yapan bir toplumda âhengi düşünün! Husumetin, kıskançlığın, hasedin hızı kesilir. Zenginle fakir arasında akış devamlıdır. Düşmanlık olmaz. Evet, olmazdı.</p>
<p>Bayrama en çok sevinecekler çocuklar, hastalar, dertliler, ihtiyaçlılardır. Benim çocukluğumda onlara bayram ettiren bayrama bayram denirdi.</p>
<h2>“BAYRAM O BAYRAM OLA!”</h2>
<p><em>“Nerede o eski bayramlar?”</em> nostaljisi değil bu. Şimdiki bayramların bayram olamayışı geçmişe özlemin bu türlüsüyle açıklanamaz. İçine düştüğümüz boğaz derdi, ayrışma ve kapışma, yalan dolan, yağma-talan, gücü yeten yetene hâli ve <em>“Atı alan Üsküdar’ı geçti</em>”  kapkaççılığı canımızı yakıyor. Elle gelen düğün bayram değil bu. Onun için bozuyor. Tadınızı daha fazla kaçırmak pahasına bu hatırlatmalarda bulunmazsam vicdan ve insafı kaçırmaktan korkarım.</p>
<p><strong>Müstakımzâde</strong>’nin hat sanatıyla ilgili her harfin bir meleği olduğunu temsil ederek söylemesi ve onu kaybettiğimizi duyurması hayatımız için de doğrudur. Evet, o ruhu kaybettik. Hem de din iman diyerek kaybettik.</p>
<p>Benim çocukluğumda bu ruh henüz tam kaybolmamıştı. Bayram, ışıklı manalarıyla asık yüze güller gönderirdi. Çoğu dertler de bayram sevincine saygıdan verdiği acıya ara vermiş görünürdü. Bazı acılar dinmezdi de bilinir, görünür ve paylaşılırdı.</p>
<h2>BAYRAM MI KALDI?</h2>
<p>Bir bayram daha geçti. Kurban da kurban değil artık. Gösteriş budalalığına kurban ettiğimiz değerlerden bir değer. Borçlanarak araba alanlar, kredi çekerek kurban kesiyorlar. Maaş vererek namaz kıldırmasını sağladığımız imamın, parayla nasihat veren vaizin derdi de hayatımıza yön veren değerler değil. Dertleri müşteri kaybetmemek. Diyanet denen dev yapının manasına dokunmayarak yalnız <em>namaz, cami</em> diyerek çırpınışının iyilikle alakasının kalmayışı iç sızlatıyor.</p>
<p>Evet, samimiyet bizden kaçıyor. İyilik kaçıyor. Doğruluktan eser kalmıyor.</p>
<p>Etrafımız kan ve irin. Camide de sahibinin sesi konuşuyor. Dilimizde bir Gazzedir, Harakan’dır, -nadir de olsa- Doğu Türkistan’dır gidiyor. Onlara zerrece faydası olmuyor. Cumhurbaşkanımızın oğlu, Bosna soykırımını hatırlatarak<em> “Erdoğan olmadığı için yapabildiler. Şimdi sıkı mı yapsınlar?</em>” diyor. Kalabalık alkışlıyor. Birisi çıkıp da <em>“Gazze, Irak, Suriye, İran, Doğu Türkistan Bosna’dan bin beter! Ne diyorsun?”</em> demiyor. Yaşadığını, gözünün önünde olanı ters çevirmeyi alkışlıyor. Hipnoza bakar mısınız?</p>
<p>Bu durumda kurban kanı o kanlara karışmaz mı? Hiçbir kötülüğü, eksikliği kurban etmeden kurban olur mu? Yalanı-talanı, haksızlığı-hukuksuzluğu terk etmeden kurban, kurban olur mu? Asıl kurban, gerçeğe, iyiye, doğruya yakınlık değil mi?</p>
<p>Sözün kısası, biz değerlerimizi kese kese bu yıllara geldik. Bayram, bayramı bilenler ve hak edenler içindir. Bayramlar bayram olsun!</p>
<p>“<em>Zaman değişir ve zamanla her şey değişir”</em> derler. Doğrudur. <em>“Her şey mi?”</em> Evet, her şey. Değişmez dediklerimizi diğer değişkeler değiştirir. Bilenler, değişir ve değişmezleri iki kavram üzerinden giderek açıklıyorlar. Yaşama şekilleri, görünüşler, uygulamalar değişir. Buna “<em>estetik değerler</em>” deniyor. Kısaca yaradılışın ölçüleri, kanunları, değerleri diyebileceğimiz hususlar değişmiyor. Buna da “<em>etik değerler</em>” deniyor.</p>
<p>Taş Devri insanı ile bugünün insanı arasında gördüğümüz fark, sadece görünüşte, yani estetik alanında, giyim kuşamdan tutun da evler barklar ve ev içi donanımlar değişir. Eşya değişir. Sanı değiştirir. Davranışlar değişir. Her nesil, kendi zamanını yaşar. Belki zevkler de değişir. Değişmeyen değerlerdir.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/">“Bayram Gelmiş Neyime?”</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/bayram-gelmis-neyime/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Kesimleri Tamamlandı</title>
		<link>https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/</link>
					<comments>https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MDM]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 10:06:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://millidusunce.com/?p=55308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Millî Düşünce Merkezimiz aracılığıyla vekaletle kurban bağışında bulunan mensuplarımızın gönüldaşlarımızın 39 adet kurbanı kurban bayramının 2. günü Genel Sekreterimiz Veli Taş, Aydın Koloğlu ve Zeki Hıdır nezaretindeki bir ekip tarafından usulüne uygun olarak kesimi yapıldı.</p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/">Kurban Kesimleri Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a class="a2a_button_facebook" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurban-kesimleri-tamamlandi%2F&amp;linkname=Kurban%20Kesimleri%20Tamamland%C4%B1" title="Facebook" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_x" href="https://www.addtoany.com/add_to/x?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurban-kesimleri-tamamlandi%2F&amp;linkname=Kurban%20Kesimleri%20Tamamland%C4%B1" title="X" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_whatsapp" href="https://www.addtoany.com/add_to/whatsapp?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurban-kesimleri-tamamlandi%2F&amp;linkname=Kurban%20Kesimleri%20Tamamland%C4%B1" title="WhatsApp" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_button_facebook_messenger" href="https://www.addtoany.com/add_to/facebook_messenger?linkurl=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurban-kesimleri-tamamlandi%2F&amp;linkname=Kurban%20Kesimleri%20Tamamland%C4%B1" title="Messenger" rel="nofollow noopener" target="_blank"></a><a class="a2a_dd addtoany_share_save addtoany_share" href="https://www.addtoany.com/share#url=https%3A%2F%2Fmillidusunce.com%2Fkurban-kesimleri-tamamlandi%2F&#038;title=Kurban%20Kesimleri%20Tamamland%C4%B1" data-a2a-url="https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/" data-a2a-title="Kurban Kesimleri Tamamlandı"></a></p><p>Millî Düşünce Merkezimiz aracılığıyla vekaletle kurban bağışında bulunan mensuplarımızın gönüldaşlarımızın 39 adet kurbanı kurban bayramının 2. günü (28 Mayıs 2026 Perşembe günü) Genel Sekreterimiz Veli Taş, Aydın Koloğlu ve Zeki Hıdır nezaretindeki bir ekip tarafından usulüne uygun olarak kesimi yapılmıştır.</p>
<p>Kesilen kurban paylarının Ankara’da ihtiyaç sahibi Türkmen kardeşlerimize, ailelerine ve Türk Dünyasından gelen soydaşlarımıza dağıtımı yapılmıştır.</p>
<p>Kurbanlara ait kesim fotoğraf ve videoları kurban sahiplerine iletilerek bilgi verilmiştir.</p>
<p>Kurban bağışında bulunan mensuplarımıza ve gönüldaşlarımıza teşekkür eder iyi bayramlar dileriz.</p>
<p>Kurban kesimleri tamamlandı.<br />
Millî Düşünce Merkezimiz aracılığıyla vekaletle kurban bağışında bulunan mensuplarımızın gönüldaşlarımızın 39 adet kurbanı kurban bayramının 2. günü (28 Mayıs 2026 Perşembe günü) Aydın Koloğlu ve Zeki Hıdır nezaretindeki bir ekip tarafından usulüne uygun olarak kesimi yapılmıştır.</p>
<p>Kesilen kurban paylarının Ankara’da ihtiyaç sahibi Türkmen kardeşlerimize, ailelerine ve Türk Dünyasından gelen soydaşlarımıza dağıtımı yapılmıştır.</p>
<p>Kurbanlara ait kesim fotoğraf ve videoları kurban sahiplerine iletilerek bilgi verilmiştir.</p>
<p>Kurban bağışında bulunan mensuplarımıza ve gönüldaşlarımıza teşekkür eder iyi bayramlar dileriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-55312 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-01-11-at-18.43.36-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-01-11-at-18.43.36-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-01-11-at-18.43.36-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-01-11-at-18.43.36.jpeg 1086w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-55313 size-large" src="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-05-29-at-00.50.24-768x1024.jpeg" alt="" width="768" height="1024" srcset="https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-05-29-at-00.50.24-768x1024.jpeg 768w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-05-29-at-00.50.24-225x300.jpeg 225w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-05-29-at-00.50.24-1152x1536.jpeg 1152w, https://millidusunce.com/wp-content/uploads/2026/05/WhatsApp-Image-2026-05-29-at-00.50.24.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<p><a href="https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/">Kurban Kesimleri Tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://millidusunce.com">Milli Düşünce Merkezi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://millidusunce.com/kurban-kesimleri-tamamlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
