Milliyetçiliğin iletişim sorunu

Bir düşüncenin doğru olması ve etkili olması aynı şey değil. Birçok doğru fikir kendisini anlatamadığı için tarih boyunca etkisiz kalmış, birçok yanlış fikir ise doğru iletişim yöntemleri ile yayılmış.


Paylaşın:

Türk milliyetçiliği uzun yıllardır fikirlerini, tezlerini ve eleştirilerini topluma anlatmaya çalışmakta. Ancak fikirleri, tezleri ve eleştirileri güncellendikçe, güçlendikçe anlatma biçimleri sanki bir o kadar eskimekte.

Bir düşüncenin doğru olması ve etkili olması aynı şey değil. Birçok doğru fikir kendisini anlatamadığı için tarih boyunca etkisiz kalmış, birçok yanlış fikir ise doğru iletişim yöntemleri ile yayılmış.

Bugün nesillerin bilgiye ulaşma biçimi geçmiş kuşaklardan oldukça farklı. Gazetelerin, uzun köşe yazılarının ve konferans salonlarının belirleyici olduğu dönem geride kaldı. İnsanlar artık fikirlere, çoğu zaman sosyal medya videoları, kısa içerikler ve podcastlerle ulaşıyor.

Ne var ki büyüğünden küçüğüne milliyetçi çevrelerin önemli bir kısmı, hâlâ eski iletişim alışkanlıklarını sürdürüyor. Bunun sebebi yaşlıların hızlı teknolojiyi yakalayamaması, gençlerin ise nostaljik hisleridir. Kendilerini istibdat zamanı kömürlükte gazete çıkarıyor gibi hissediyorlar. Bu durum, mesajın içeriğinden bağımsız, yeni nesiller ile milliyetçi fikirler arasında görünmez bir mesafe oluşturuyor. Bu sebeple yeni nesilde millî duygulara sahip gençlere bile zor ulaşılıyor.

Çok başarılı gençler görüyorum. Çok iyi çalışmaları var ancak iletişim yöntemleri sorunlu. Mesela çok güzel bir araştırma yapmış, bir konuda reddiye hazırlamış ve bunu Instagram profilinde post olarak paylaşmış. Diyorum ki “Bu hâliyle takipçilerinden başka kimse görmez. Kötü de olsa bir video yapsan bunun yayılma şansı daha fazla olur.” Diyor ki “Böyle daha doğru hissettiriyor, daha keyif alıyorum.”

Burada önemli olan nokta, milliyetçiliğin özünü değiştirmek değildir. Bir fikrin daha iyi anlatılması, o fikrin sulandırılması anlamına gelmez. Aksine, bir fikri çağın araçlarını kullanarak anlatmak onun yaşamasını sağlar.

Birçok milliyetçi aydın için eserini ortaya koymak sürecin sonudur. Oysa günümüz dünyasında eser üretmek başlangıçtır. Asıl mesele, o eserin kimlere ulaştığıdır.

Mesela milliyetçi çevrelerde yüzlerce değerli konuşma yapılıyor, kitaplar ve makaleler yazılıyor. Sorun şu:

Kaç kişi izledi?

Kaç kişi okudu?

Kaç genç gördü?

Kaç kişi ilk kez milliyetçi bir fikirle tanıştı?

Bu sorular genellikle sorulmuyor.

Bir fikrin yazılmış olması ile topluma ulaşmış olması aynı şey değildir. Kimsenin okumadığı bir yazı ile hiç yazılmamış bir yazı arasında topluma etki bakımından hiçbir fark yoktur.

Milliyetçi çevrelerde üretim bazen kendi başına amaç hâline geliyor.

Kitap yazılıyor.

Dergi çıkarılıyor.

Panel yapılıyor.

Sonra görev tamamlanmış kabul ediliyor.

Milliyetçilerin önemli bir kısmı üretimi görevin sonu gibi görüyor. Oysa günümüzde üretim değil, yayma kabiliyeti belirleyici hâle gelmiştir.

Geçen yıl YouTube’da rastladığım Bir Sevdadır Ülkü belgesel serisini buna örnek verebilirim. Para harcanmış, emek verilmiş, değerli insanlar toplanmış ancak içerik sadece paylaşılmış ve izlenmesi beklenmiş. Yeterli duyuru ve reklamı yapılmamış.

Milliyetçi çevrelerin temel problemi fikir üretememesi değil, ürettikleri fikirleri dolaşıma sokamamaları.

Peki ne yapılmalı?

Değişmesi gereken fikirler değil, sunuluş biçimleridir.

Bugün dünyanın her yerinde fikir mücadeleleri yalnızca kitaplarla, makalelerle ve konferanslarla yürütülmüyor. Bir saatlik bir konferansın değeri tartışılmaz. Ancak o konferanstan alınan otuz saniyelik etkili bir kesit, binlerce insanın konuşmanın tamamına ulaşmasını sağlayabilir.

Bir makale yalnızca yayımlandığı internet sitesinde bırakılmamalı. Bir yazıdan kısa videolar üretilebilir, podcastlere dönüştürülebilir. İnsanların uzun içeriklere ulaşabilmesi için önce kısa içeriklerle dikkatlerinin çekilmesi gerekir.

Burada amaç insanları kandırmak veya fikrin özünü değiştirmek değil. Amaç, fikre görünürlük kazandırmak.

Belki de bugün milliyetçiliğin önündeki en önemli mesele yeni fikirler üretmek değil, mevcut fikirleri yeni nesillere ulaştırabilecek yöntemleri kullanmaktır.

Çünkü milliyetçi çevrelerin temel problemi fikir üretememek değil, ürettikleri fikirleri dolaşıma sokamamaktır. Bir fikir hareketi yalnızca üreterek değil, ulaştırarak büyür.

 

 

Yazar

Burak Buğra Okur

Yorum Yap

Kayıt olmadan yorum yapabilirsiniz.




Benzer Yazılar